Şirketin ihyası, ticaret sicilinden silinen şirketin tamamlanmamış hukuki işlemler için yeniden tescil edilmesini sağlar. Unutulan bir taşınmaz, tahsil edilmemiş alacak veya sonuçlanmamış dava, ek tasfiyeyi gerektirebilir. İzlenecek yol, şirketin nasıl silindiğine ve yapılacak işleme bağlıdır. Beş yıllık ihya süresinin kaldırılması, asıl alacağın zamanaşımını ortadan kaldırmaz; ek tasfiye kararı da şirketi kendiliğinden olağan ticari faaliyetine döndürmez. Dava hazırlığında sicil dosyası, hukuki yarar, doğru taraflar ve istenen tescilin kapsamı birlikte değerlendirilir.[1][2][4]
Şirketin kapanması, sicilden silinmesi ve ihya farklı aşamalardır
Vergi kaydının kapatılması, işyerinin boşaltılması veya ortakların işi bırakması, tek başına şirketin ticaret sicilinden silindiğini göstermez. Sona eren ve tasfiyeye giren anonim şirket, tasfiye amacıyla sınırlı olarak tüzel kişiliğini korur. Limited şirketin tasfiye usulünde de anonim şirket hükümleri uygulanır. Bu nedenle ilk soru, şirketin gerçekten terkin edilip edilmediğidir.[1]
Şirket hâlen tasfiye durumunda kayıtlıysa, unutulan alacağı tahsil etmek veya davada temsil sağlamak için mutlaka ihya gerekmez. Mevcut tasfiye memurunun işlemi yapması, temsil sorununun giderilmesi veya gerektiğinde yeni memur atanması gündeme gelebilir. İhya ihtiyacı, sicilden silinme ile tamamlanması gereken işlem arasındaki engelden doğar.
Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesindeki ek tasfiye, kapanmış tasfiyenin eksik kalan kısmını tamamlamaya yöneliktir. TTK m.548'deki tasfiyeden dönme ise şartları varsa tasfiye devam ederken şirketin varlığını sürdürmesine ilişkin ayrı bir kurumdur. İhya dilekçesi, tasfiyeden dönme şartlarını aşmanın aracı olarak kullanılamaz. Tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığın tasfiyesi de bu sicil ihyası mekanizmasıyla karıştırılmamalıdır.[1] Bununla bağlantılı olarak Limited ve Anonim Şirket Tasfiyesi konusu da birlikte değerlendirilmelidir.
Terkinin dayanağı, istenecek hukuki korumayı belirler
Olağan tasfiye sonrasında TTK m.547 uygulanır
Tasfiye kapanmış, unvan sicilden silinmiş; buna karşılık yerine getirilmesi zorunlu bir işlem kalmışsa yeniden tescil istenebilir. İşlemin kapanışta unutulması kadar, sonradan ortaya çıkması da mümkündür. Şirkete ait banka bakiyesinin bulunması, taşınmazın devredilememesi veya şirketin taraf olmasını gerektiren bir yargılama, ihtiyacın somut örnekleridir.[1][2]
Başvuranın yalnızca geçmişte ortak veya alacaklı olduğunu söylemesi yeterli değildir. Hangi işlemin yapılamadığı, bunun kendi hukuki durumunu nasıl etkilediği ve yeniden tescilin neden gerekli olduğu açıklanmalıdır. İhya, mevcut olmayan malvarlığını yaratmaz; tartışmalı bir alacağı kesinleştirmez. Mahkeme öncelikle tamamlanacak işlem için şirketin yeniden temsil edilmesine ihtiyaç bulunup bulunmadığını inceler.
Geçici m.7 kapsamında resen terkin ayrıca incelenir
TTK geçici m.7, belirli şirket ve kooperatiflerin olağan tasfiye usulünden farklı bir yöntemle sicilden çıkarılmasını düzenlemiştir. Bu madde, her kapanmış şirket için uygulanabilen genel bir kapatma hükmü değildir. Sicil dosyasından terkinin dayanağı, ihtar ve ilan işlemleri, şirketin o tarihteki durumu anlaşılmalıdır.[1][2]
Geçici m.7 kapsamında silinen şirket bakımından iki amaç ayrılmalıdır: usulsüz terkinin sonuçlarını bütünüyle gidermek ve belirli bir dava yahut malvarlığı işlemi için sınırlı temsil sağlamak. İkinci amaç, somut olayda TTK m.547 çerçevesindeki ek tasfiye ile karşılanabilir. Dolayısıyla bu iki hüküm arasında, terkinin dayanağına bakılarak her durumda birbirini dışlayan bir ilişki kurulamaz.[4]
| Sicildeki durum | Somut ihtiyaç | İncelenecek yol | Kararın amacı |
|---|---|---|---|
| Tasfiye sürüyor | Eksik işlem veya temsil | Mevcut tasfiye ve temsil hükümleri | Tasfiyeyi tamamlamak |
| Olağan tasfiye sonrası terkin | Unutulan mal veya dava | TTK m.547 | Ek işlemle sınırlı tescil |
| Geçici m.7 ile terkin | Belirli davada taraf olmak | İhya ve ek tasfiye koşulları | Gereken temsili sağlamak |
| Usulsüz resen terkin iddiası | Önceki hukuki durumu geri kazanmak | Terkinin hukuka uygunluğunun incelenmesi | İddia ve yarara uygun koruma |
Tablo, dilekçeye yalnızca bir madde numarası yazmanın yeterli olmadığını gösterir. Hukuki nitelendirme mahkemeye ait olsa da maddi olayın, talep sonucunun ve delillerin belirgin olması gerekir. Yanlış maddeye atıf ile hukuki yararın veya gerekli talebin bulunmaması aynı sorun değildir.[5]
İhya süreleri ve masrafları bakımından AYM kararları neyi değiştirdi?
Beş yıllık süre 2023'te kaldırıldı
Anayasa Mahkemesi, 22.06.2023 tarihli E.2023/33, K.2023/117 sayılı kararıyla geçici m.7/15'teki “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” ibaresini iptal etti. Karar, 15.09.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı; iptal için ayrıca ertelenmiş yürürlük öngörülmedi. Mahkeme, hak sahibinin talebini öğrenmesinden bağımsız başlayan sürenin başvuru yolunu işlevsiz bırakabilmesini değerlendirdi.[2]
Bu karar, öğrenmeden itibaren yeni bir beş yıllık süre getirmedi. TTK m.547'de de ek tasfiye başvurusu için özel bir süre bulunmaz. Bununla birlikte ihyaya dayanak alacağın zamanaşımı, vergi işlemine karşı dava süresi veya devam eden dosyada verilen usul süresi ayrıca korunmalıdır. Başvuruya ilişkin engelin kalkması, bütün maddi hakların süresiz hâle gelmesi değildir.
Hazineye on yıl sonra intikal kuralı 23 Eylül 2026'da yürürlükten kalktı
AYM'nin 10.09.2025 tarihli E.2025/31, K.2025/183 sayılı kararı, 23.12.2025 tarihli ve 33116 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Geçici m.7/15'in ikinci cümlesindeki on yıl sonunda Hazineye intikal kuralı iptal edildi. Bu iptalle bağlantılı olarak üçüncü cümledeki Hazinenin borçlardan sorumsuzluğu ve geçici m.7/4-b'deki aynı intikali ihtarda bildirme ibaresi de kaldırıldı. Bu üç sonuç için dokuz aylık erteleme öngörüldüğünden yürürlük tarihi 23.09.2026 oldu.[3]
Dolayısıyla 14 Ekim 2026 itibarıyla eski on yıllık düzenleme güncel kural olarak aktarılamaz. Bununla birlikte karar, geçmiş bütün tapu işlemlerini kendiliğinden düzeltmez; Hazinenin şirket borçlarının tamamını üstlendiği anlamına da gelmez. Önceden yapılmış bir intikal veya kesinleşmiş karar varsa, işlem tarihi ve başvurulabilecek hukuki yol ayrıca incelenmelidir.
Sicil müdürlüğünün gider muafiyeti için farklı yürürlük tarihi vardır
Aynı AYM kararı, 7511 sayılı Kanun'la geçici m.7/15'e eklenen, usule uygun terkinle ilgili ihya yargılamasında sicil müdürlüğüne yargılama gideri ve vekâlet ücreti yüklenmesini engelleyen altıncı cümleyi de iptal etti. Bu iptal ertelenmedi; 23.12.2025 tarihinde yürürlüğe girdi. Giderlerin kime yükletileceği artık iptal edilen genel engelle açıklanamaz. Somut dosya ve genel gider hükümleri değerlendirilir; sicil müdürlüğünün her davada mutlaka gider ödeyeceği sonucu da çıkarılamaz.[3][5]
| Düzenleme | İptal kararı | Etkili tarih | Uygulama sonucu |
|---|---|---|---|
| Terkin tarihinden beş yıllık başvuru sınırı | AYM 2023/117 | 15.09.2023 | Bu süre engeli kaldırıldı |
| Sicil müdürlüğünün özel gider muafiyeti | AYM 2025/183 | 23.12.2025 | Genel gider değerlendirmesi gerekir |
| On yılda Hazineye intikal ve bağlantılı hükümler | AYM 2025/183 | 23.09.2026 | Eski intikal kuralı yürürlükte değildir |
Unutulan malvarlığı ve borç, farklı deliller gerektirir
Malvarlığı iddiasında, değerin şirkete ait olduğu ve tasfiyede hangi nedenle sonuçlandırılamadığı gösterilmelidir. Güncel tapu ve takyidat kaydı, araç tescili, banka yazısı veya sözleşme dosyası bu nedenle önemlidir. Eski bir muhasebe kaydıyla yetinmek, varlığın daha önce devredildiği veya alacağın ödendiği savunmasını cevapsız bırakabilir.
Şirketin kendi alacağının tahsili ile şirketten alacaklı kişinin talebi birbirinden ayrılır. İlkinde tasfiye memuru şirket adına tahsil işlemini yürütür; elde edilen tutar doğrudan eski ortağın kişisel parası olmaz. İkincisinde alacaklı, şirketin taraf ve temsil sorununu aşarak alacağını uygun yargılama veya takip yolunda ileri sürer. İhya hükmü, tek başına ödeme emri ya da alacağın kabulü değildir.[1][4]
Borç daha önce ödenmişse, aynı işlem tamamlanmışsa veya talep şirkete değil başka bir kişiye aitse hukuki yarar tartışması doğabilir. Buna karşılık, alacağın miktarının tartışmalı olması tek başına yeniden tescil ihtiyacını ortadan kaldırmaz. İhya mahkemesinden asıl alacak davasını bütünüyle çözmesi beklenmez. İki dosyanın konusu ayrı tutulmalıdır.
Varsayımsal olarak, sicilden silinmiş limited şirket adına bir depo bulunduğunu öğrenen ortak, yalnız ortaklık belgesiyle taşınmazı kendi adına alamaz. Tapu kaydı, kapanış belgeleri, mevcut borçlar ve ek tasfiye ihtiyacı birlikte değerlendirilir. Taşınmazın paraya çevrilmesi veya dağıtımı; şirket alacaklılarının hakları ve ilgili işlem koşulları gözetilerek yürütülür. Aynı şirketin başka bir davası da varsa, bu ihtiyacın tescil kapsamına alınması ayrıca istenmelidir.
İhya davasını kim açar, kime yöneltir?
TTK m.547, son tasfiye memurlarına, yönetim kurulu üyelerine, pay sahiplerine ve alacaklılara yeniden tescil isteme imkânı verir. Limited şirkette atıf yapılan tasfiye hükümleri şirketin yapısına uygun uygulanır. Geçici m.7/15 ise alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanları esas alır. Her başvuran, kendi sıfatını ve tamamlanacak işlemle bağlantısını belgelemelidir; şirketle geçmişte herhangi bir ilişki kurmuş olmak yeterli sayılmaz.[1][2]
Olağan tasfiye sonrası açılan ihya davalarında uygulama, ilgili ticaret sicili müdürlüğüne ve son tasfiye memuruna husumet yöneltilmesi yönündedir. Tasfiye memuru atanmadan yapılan resen terkinde ise bulunmayan bir memurun davalı gösterilmesi beklenmez. Sicil müdürlüğünün davada yer alması, şirket borcunun borçlusu olduğu anlamına gelmez. Şirketin eski ortakları da sırf ortak oldukları için bütün ihya dosyalarının zorunlu davalısı hâline gelmez.[3][6]
Silinmiş şirketin yalnızca kendisini davalı göstererek temsil sorununun çözüldüğü varsayılmamalıdır. Son memurun ölümü, birden çok memurun bulunması veya terkinin başka bir hukuki sebebe dayanması taraf düzenini etkileyebilir. Önce sicil kayıtları alınmalı, taraflar bu kayıt ve istenen koruma üzerinden kurulmalıdır. Eksik taraf teşkili, başvurunun uzamasına ve asıl dosyada verilen sürenin tehlikeye girmesine yol açabilir. Benzer bir durumla karşılaşan okuyucular için Tasfiye Memurunun Sorumluluğu ve Görevden Alınması yazısı yol gösterebilir.
Görevli mahkeme, yargılama usulü, harç ve arabuluculuk
TTK m.547, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesini gösterir. Ayrı asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerde görevli asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla inceleme yapar. Altta yatan işçilik, vergi veya taşınmaz uyuşmazlığı başka bir mahkemede görülse bile yeniden tescil ihtiyacı ile asıl uyuşmazlığın görevi birbirinden ayrılmalıdır.[1][4]
Hukuk Genel Kurulu, 13.12.2018 tarihli E.2017/11-2924, K.2018/1935 sayılı kararında, tasfiye edilmiş şirketle ilgili hizmet tespiti yargılamasının devamı için açılan ihya davasında basit yargılama usulünü kabul etmiştir. Akademik incelemesinde Merve Hayran Polat da ek tasfiye amacıyla yeniden tescili çekişmesiz yargı işi olarak değerlendirerek basit usul ve resen araştırma ilkesini savunur. Usulün niteliği hakkındaki tartışma, taraf ve delilleri hazırlama yükünü önemsizleştirmez.[6][7]
Yalnızca yeniden tescil isteyen başvuru, bir miktar paranın ödenmesine ilişkin ticari alacak davası değildir; bu nedenle TTK m.5/A'daki parasal uyuşmazlıklara ilişkin zorunlu arabuluculuk kapsamına sırf ihya adıyla girmez. Ayrı bir ticari alacak, tazminat veya diğer parasal talep de ileri sürülecekse o talebin dava şartı ayrıca değerlendirilir.[1]
Salt ihya ve ek tasfiye talebinde maktu harç esası gözetilir; ayrıca gider avansı, tebligat, tescil ve ilan işlemleri ile gerektiğinde tasfiye memuru ücreti planlanır. Parasal talep eklenmesi harç değerlendirmesini değiştirebilir. Harç ve ücretin başvuru tarihindeki tarifesi kullanılmalıdır; önceki yılların tutarları güncel masraf olarak alınamaz.[8]
Devam eden dava varken ihya süresi nasıl korunur?
Şirketin davacı veya davalı olduğu dava, geçici m.7 kapsamında terkin tarihinden önce zaten devam ediyorsa, aynı maddenin ikinci fıkrasındaki terkin engeli incelenmelidir. Terkin sonrasında açılan bir dava ise önceki terkin işlemini yalnız bu nedenle geriye dönük olarak hukuka aykırı hâle getirmez. Bu kronolojik ayrım, hem talebin kapsamını hem de sicil müdürlüğüne yöneltilen iddiaları etkiler.[4]
Asıl mahkeme taraf ehliyeti sorununu gidermek için ihya başvurusu yapılmasına süre vermişse, kararın tam içeriği izlenmelidir. Süresinde başvuru yapıldığına ilişkin belge ve dosya numarası sunulmalı; gerektiğinde ihya dosyasının sonucunun beklenmesi istenmelidir. Kanunda beş yıllık sürenin kaldırılmış olması, mahkemenin verdiği usul süresini etkisiz kılmaz. Giderilebilir dava şartı eksikliği ve bekletici sorun hükümleri somut aşamaya göre uygulanır.[5]
İhya davasının açılmasıyla asıl alacağın bütün sürelerinin otomatik durduğu kabul edilmemelidir. Alacak türü, önceki dava veya takip, zamanaşımını kesen işlemler ve tebligatlar ayrı bir takvimde izlenmelidir. Ek tasfiye için verilen karar da esas davadaki savunma, delil sunma veya kanun yolu sürelerinin yerine geçmez. Daha geniş çerçeve için Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler yazısı okunabilir.
Yeniden tescil kararı hangi işlemleri kapsamalıdır?
Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2024 tarihli E.2023/338, K.2024/3 sayılı kararında, resen silinmiş şirket hakkında sonradan açılan rücuen tazminat davası nedeniyle ihya istenmiştir. Kurul, somut amacın ek tasfiye yoluyla karşılanabileceğini; yeniden tescilin ilgili yargılamayla sınırlandırılması ve tasfiye memuru atanması gerektiğini kabul etmiştir. Kararın önemi, resen terkinde de talebin gerçek amacına uygun sınırlı çözümü göstermesidir. Her usulsüz terkin iddiasını otomatik olarak bu kapsama indirmez.[4]
Talep sonucunda şirketin sicil bilgileri, tamamlanacak işlem, ilgili dava veya takip ve tasfiye memuru atanması ihtiyacı belirgin olmalıdır. Davanın sonunda hükmün uygulanması için işlem gerekecekse, bu ihtiyaç da açıklanmalıdır. Yalnız bir dosyada temsil için verilen karar, şirketin bütün malvarlığını tasarruf yetkisiyle yönetme veya başka ticari işlere başlama izni olarak kullanılamaz.
Mahkeme, ek tasfiye için son memuru veya yeni bir ya da birkaç kişiyi atar; tescil ve ilanı sağlar. Önceki memurun eksik işlemden sorumlu tutulması ihtimali varsa, uygun temsil ve olası menfaat çatışması değerlendirilmelidir. Memurun atanması, geçmişteki işlemlerinin hukuka uygun bulunduğu anlamına gelmez.[1]
Ek işlemler tamamlanınca kapanış ve sicilden silinme işlemleri yürütülür. Bir yargılama için sınırlı tescilin yıllarca sürmesi, şirkete genel faaliyet yetkisi kazandırmaz. Buna karşılık usulsüz terkinin iptaliyle önceki hukuki durumun geri verilmesi, sınırlı ek tasfiyeden farklıdır; kararın hüküm fıkrası okunmadan sonuç çıkarılmamalıdır.[4]
Vergi ve SGK borçları ihya kararından ayrı değerlendirilir
Sicilden silinme, vergi ve prim borçlarının kendiliğinden sona erdiğini göstermez. Vergi Usul Kanunu m.10, tasfiye edilerek silinen mükelleflerin geçmiş dönem tarhiyatları ve cezaları bakımından kanuni temsilci ile tasfiye memuruna ilişkin özel hükümler içerir. Dolayısıyla her vergi işlemi için mutlaka önce şirketin ihyası gerektiği varsayılamaz; işlemin kimin adına tesis edileceği ve hangi döneme ait olduğu incelenir.[9]
Kamu alacağında limited şirket ortağının 6183 sayılı Kanun m.35 kapsamındaki sorumluluğu ile kanuni temsilcinin sorumluluğu aynı değildir. SGK alacaklarında ise 5510 sayılı Kanun m.88, şartları oluştuğunda belirli yönetici ve temsilcilerin işverenle birlikte sorumluluğunu düzenler. İhya kararı, kişisel sorumluluk şartlarının kendiliğinden gerçekleştiğini tespit etmez; bunları da ortadan kaldırmaz.[10][11]
Vergisel işlemlerde yeniden tescilin amacı ayrıca önemlidir. Sadece eski bir davada temsil sağlanması ile bulunan taşınmazın satılması veya başka bir tasfiye işlemi yapılması aynı değildir. Tescil kararı, gerçekleşen işlem ve ilgili dönem birlikte mali müşavirle değerlendirilmelidir. Her ihyada bütün beyannamelerin zorunlu olduğunu söylemek kadar, hiçbir vergisel yükümlülük doğamayacağını söylemek de kapsamı aşar. Konunun ayrıntıları için Şirket Tasfiyesinde Vergi ve SGK Borçları yazısına bakılabilir.
Başvuru dosyası, hukuki yararı ve karşı savunmaları birlikte göstermelidir
Başvuru hazırlığında terkin belgesinin yanına yalnızca bir dilekçe eklemek yeterli olmayabilir. Tam sicil dosyası ile talebin dayandığı dava, malvarlığı veya borç belgeleri birbirini tamamlamalıdır. Aşağıdaki çalışma tablosu, her iddianın hangi somut soruya cevap vermesi gerektiğini gösterir.
| Başvuranın iddiası | Temel belge | Olası karşı savunma | Açıklanacak nokta |
|---|---|---|---|
| Şirkete ait mal unutuldu | Güncel tapu, banka veya tescil kaydı | Mal devredildi, bakiye yok | Güncel aidiyet ve eksik işlem |
| Dava sonuçlandırılamıyor | Dava dosyası ve ara karar | Şirket taraf değil | Temsilin neden gerektiği |
| Alacak takip edilemiyor | Sözleşme, fatura, takip kaydı | Ödeme veya yanlış borçlu | Şirketle hukuki bağlantı |
| Terkin usulsüz yapıldı | Sicil ihtarı ve tebliğ belgeleri | Usul tamamlandı | Somut eksiklik ve tarih |
| Dava varken resen terkin yapıldı | Dava açılış ve terkin tarihleri | Dava daha sonra açıldı | Kronolojinin karşılaştırılması |
| Belirli işlem için ihya gerekli | İşlemi reddeden kurum yazısı | Daha dar çözüm yeterli | İstenen kapsamın gerekliliği |
Güneş & Güneş Hukuk Bürosu'na iletilen bilgi ve belgeler, hukuki değerlendirme ve üstlenilen hizmet amacıyla, meslek sırrı ve kişisel verilerin korunması ilkeleri çerçevesinde ele alınır. Hassas belgeler gönderilmeden önce uygun güvenli paylaşım kanalı öğrenilmelidir. İlk iletişim tek başına işin kabul edildiği anlamına gelmez.
<!-- grup-3-baglantilari -->
İlgili konularda tasfiye sürecinde alacaklıların hakları ve tasfiyeden dönme ile ihya arasındaki farklar hakkındaki incelemelerimize bakabilirsiniz.
Sonuç
Şirketin ihyasında doğru başlangıç, sicilden silinmenin dayanağını ve tamamlanması gereken işlemi belirlemektir. Sınırlı ek tasfiye, usulsüz terkinin giderilmesi ve tasfiyeden dönme farklı ihtiyaçlara cevap verir. Güncel değerlendirmede beş yıllık sınırın kaldırılması, Hazineye intikal hükümlerinin 23 Eylül 2026'da yürürlükten çıkması ve sicil müdürlüğünün özel gider muafiyetinin daha önce iptal edilmesi ayrı ele alınmalıdır. Başvurunun başarısı yalnız yeniden tescile değil, asıl dosyanın sürelerini koruyan ve kararın uygulanmasını sağlayan bir hazırlığa bağlıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Şirketin kapanmasının üzerinden beş yıl geçtiyse ihya istenebilir mi?
Geçici m.7/15'teki silinmeden itibaren beş yıllık başvuru sınırı iptal edilmiştir. TTK m.547'de de özel bir başvuru süresi bulunmaz. Ancak hukuki yarar ile asıl alacağın zamanaşımı ve ilgili dosyanın usul süreleri ayrıca incelenir.[1][2]
Kapanan şirket adına bulunan taşınmaz doğrudan ortaklara geçer mi?
Hayır. Ortaklık sıfatı, şirket malını doğrudan kişisel malvarlığına geçirmez. Yeniden tescil ve ek tasfiye gerekliliği, şirket borçları ve dağıtım koşulları birlikte değerlendirilir. İhya kararı da kendiliğinden tapu devri değildir.[1][3]
İhya davasında yalnız ticaret sicili müdürlüğünü davalı göstermek yeterli mi?
Terkinin türüne bağlıdır. Olağan tasfiye sonrasında son tasfiye memurunun da taraf olarak yer alması uygulamada önem taşır. Memursuz resen terkin ile memur tarafından kapatılmış tasfiye aynı şekilde değerlendirilmez; sicil dosyası incelenmelidir.[3][6]
İhya edilen şirket yeniden fatura kesip ticaret yapabilir mi?
Sınırlı ek tasfiye kararı genel ticari faaliyete dönüş izni değildir. Karardaki işlemler yürütülebilir; bunların gerektirdiği belge ve vergisel yükümlülükler ayrıca incelenir. Usulsüz terkinin iptali yoluyla önceki durumun geri verilmesi farklı bir değerlendirme gerektirir.[1][4]
Vergi veya SGK borcu için ihya şart mıdır?
Her işlemde değil. Şirketin taraf olması gereken bir yargılama için ihya gerekebilir; buna karşılık özel kanunların temsilci veya diğer sorumlular adına işlem yapılmasına imkân verdiği durumlar bulunur. Borcun dönemi, muhatabı ve takip dayanağı belirleyicidir.[9][10][11]
İhya davası ne kadar sürer ve masrafları kim öder?
Bütün dosyalar için sabit bir sonuçlanma süresi yoktur. Sicil belgeleri, taraf teşkili, tebligatlar ve kanun yolu süreci etkili olur. Giderler somut dosyaya göre kararlaştırılır; sicil müdürlüğüne ilişkin iptal edilen özel muafiyet, güncel kural olarak uygulanamaz.[3][5]
Kaynakça
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, özellikle m.5, 5/A, 533–548, 643, 1521 ve geçici m.7. Ticaret Bakanlığı mevzuat kopyası; geçici m.7 için aşağıdaki AYM kararlarıyla birlikte: Kanun metni.
- Anayasa Mahkemesi, 22.06.2023, E.2023/33, K.2023/117; Resmî Gazete: 15.09.2023, 32310. Resmî karar kaydı.
- Anayasa Mahkemesi, 10.09.2025, E.2025/31, K.2025/183; Resmî Gazete: 23.12.2025, 33116. Özellikle §§37–39, 43–49, 62–64 ve hüküm bölümü. Resmî karar kaydı.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.01.2024, E.2023/338, K.2024/3. Tam metnin ikincil yeniden yayımı: Limited şirketin ek tasfiyesi.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.33, 50–52, 114–115, 165, 323, 326, 330, 382 ve 385. Adalet Bakanlığı mevzuat kopyası: Kanun metni.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.12.2018, E.2017/11-2924, K.2018/1935. Tam metnin ikincil yeniden yayımı: İhya davasında basit yargılama usulü.
- Merve Hayran Polat, “Ek Tasfiye Amacıyla Şirketin Yeniden Tescilinin Talep Edildiği Yargılamada Uygulanacak Olan Yargılama Usulünün Değerlendirilmesi”, Adalet Dergisi, 2022/2, sayı 69, s.491–512, DOI:10.57083/adaletdergisi.1217844. Makale.
- 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (1) sayılı tarife, A/III-1 ve A/III-2; nispi ve maktu harç ayrımı. Gelir İdaresi Başkanlığı: Tarife metni.
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.10. Gelir İdaresi Başkanlığı: Kanun.
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m.32–35 ve mükerrer m.35. Hazine ve Maliye Bakanlığı: Kanun metni.
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.88. Orman Genel Müdürlüğü mevzuat kopyası: Kanun metni.