İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Ceza Hukuku ve Ceza Yargılaması

Bölge Adliye Mahkemesinin Kesin Ceza Kararlarına Karşı CMK 308/A İtirazı: Şartlar ve Başvuru Stratejisi

Bölgesel kanun yolu incelemesini temsil eden dosya ve mimari çalışma alanı.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 11 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Bölge adliye mahkemesinin kesin ceza kararlarına karşı CMK 308/A itirazı; başvuru yetkisi, süre, sanık aleyhine itiraz güvenceleri ve dilekçe düzeni açıklanıyor.

Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin kararında “kesin” yazması, kararın her türlü hukuki denetimin dışında kaldığı anlamına gelmez. CMK 308/A, belirli koşullarla bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının kesin nitelikteki ceza dairesi kararına itiraz etmesine imkân verir. Bununla birlikte bu yol, sanığın doğrudan kullanabildiği yeni bir temyiz hakkı değildir. Başvurunun hangi kararı hedeflediği, itiraz yetkisinin kimde bulunduğu ve ileri sürülen hatanın hükme etkisi doğru kurulmalıdır.

Kısa cevap: CMK 308/A itirazını bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı yapar. İlgili kişi, bu yetkinin kullanılmasını isteyebilir. Güncel kuralda başsavcılığın itiraz süresi kararın kendisine verilmesinden itibaren bir aydır; sanık lehine itirazda süre aranmaz. Sanık aleyhine itiraz için kararı etkileyecek esaslı hata gerekir ve sanık veya müdafiine tebliğden itibaren iki haftalık cevap imkânı tanınır. [1]

CMK 308/A hangi kararlar için kullanılabilir?

Kesin nitelikteki bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararı

İlk aşamada, kararın gerçekten CMK 308/A kapsamındaki kesin nitelikte bir ceza dairesi kararı olup olmadığı belirlenmelidir. Kararın mahkemesi, hüküm türü, cezanın niteliği ve temyize ilişkin CMK 286 düzenlemesi birlikte incelenir. Bazı suçlar ve kararlar için özel temyiz hükümleri bulunduğundan, yalnızca ceza miktarına veya kararın sonundaki kısa bildirime bakılması yeterli değildir.

Temyiz yolu açık olduğu hâlde kullanılmamış bir karar ile kanunen kesin nitelikteki karar aynı şekilde değerlendirilmez. Olağan başvuru süresinin kaçırılması, her durumda CMK 308/A üzerinden yeni bir temyiz olanağı yaratmaz. Tebligat veya kanun yolu bildiriminde hata varsa bunun ilgili usul araçlarıyla değerlendirilmesi gerekir.

Hedef kararın doğru seçilmesi

Bir dosyada ilk derece hükmü, istinaf kararı, sonradan verilen ek karar ve infaz işlemi birlikte bulunabilir. CMK 308/A talebinin hedefi açıkça gösterilmelidir. Örneğin ilk derece mahkemesindeki bir hukuka aykırılık, istinaf denetiminde giderilmediği için kesin BAM kararına yansımış olabilir. Başvuru, bu bağlantıyı kurmalıdır.

Başka bir ilamdaki hata, mevcut kararın tekerrür hesabını etkiliyor olabilir. Bu durumda yalnızca mevcut dosyaya itiraz edilmesi, önceki ilamın kendisini ortadan kaldırmaya yetmeyebilir. Her kararın hukuka aykırılığı ve o aykırılığı giderecek yol ayrı değerlendirilmelidir. Böylece yanlış kararı hedefleyen, fakat doğru şikâyeti içeren dilekçelerin doğuracağı gecikme önlenir.

Kim başvurur, itirazı kim yapar?

İlgilinin istemi ile başsavcılığın itirazı

CMK 308/A, başsavcılığın resen veya istem üzerine itiraz etmesini düzenler. Hükümlü, müdafii veya hukuki konumu itibarıyla ilgili kişi, başsavcılığa gerekçeli istem sunabilir. Ancak kişinin dilekçesi, başsavcılık tarafından düzenlenmiş bir itiraznameyle aynı hukuki işlem değildir. Ceza dairesinin 308/A incelemesini başlatan işlem, başsavcılığın yetkisini kullanmasıdır.

Bu ayrım, dilekçenin dilini de belirler. Başsavcılıktan kararın doğrudan kaldırılması değil, gösterilen hukuka aykırılıklar nedeniyle itiraz yetkisinin kullanılması istenir. Talep, BAM Cumhuriyet başsavcılığına yöneltilmeli; kararı veren ceza dairesi ve kararın tarih, esas ve karar numaraları açıkça yazılmalıdır.

Her istem itiraz edilmesini zorunlu kılar mı?

Kanunda ilgilinin her talebi üzerine mutlaka itiraz edileceği düzenlenmemiştir. Başsavcılık, gösterilen nedenleri dosya kapsamında değerlendirir. Bu sebeple istemin etkisi, dilekçenin uzunluğundan çok hatanın açık, doğrulanabilir ve sonuca etkili biçimde ortaya konulmasına bağlıdır.

İstemin benimsenmemesi, esas hükmün yeni bir olağan kanun yolu incelemesinden geçtiği anlamına gelmez. Başvurunun işlem numarası, dosya akıbeti ve varsa verilen cevap izlenmeli; fakat bu bekleme diğer başvuru sürelerinin kendiliğinden durduğu düşüncesiyle yürütülmemelidir.

Başvuru süreleri nasıl işler?

Bir aylık süre kime aittir?

Güncel madde, başsavcılığın kararın kendisine verildiği tarihten itibaren bir ay içinde itiraz edebileceğini belirtir. Bu tarih, kararın sanığa tebliğ edildiği tarihle zorunlu olarak aynı değildir. Sürenin başlangıcı araştırılırken kararın başsavcılığa verilme kaydı incelenmelidir. Ayrıca “bir ay” ile “otuz gün” her takvimde aynı sonucu doğurmaz. [1]

7499 sayılı Kanun'la yapılan süre değişikliklerinin uygulanmasında CMK geçici 6 dikkate alınır. 1 Haziran 2024 öncesi kararların eski rejimi ayrı değerlendirilmelidir. Bu nedenle eski içtihattaki otuz gün veya yedi gün ifadeleri, bugünkü bütün başvurular için kullanılmamalıdır.

Sanık lehine itirazda süre aranmaz

Lehe itiraz için kanuni süre aranmaması önemli bir güvencedir. Bununla birlikte başvurunun geciktirilmesi her bakımdan sonuçsuz değildir. İnfazın devamı, belgeye erişim güçlüğü, tanıkların bulunması ve diğer hak arama yollarının süreleri ayrı önem taşır. “Süre yok” ifadesi, dosyanın herhangi bir hukuki kayıp olmaksızın süresiz bekletilebileceği şeklinde anlaşılmamalıdır.

Lehe ve aleyhe niteliği, dilekçeye verilen başlıktan değil talebin gerçek sonucundan belirlenir. Bir kişinin lehine görünen istem, başka sanığın aleyhine sonuç doğurabilir. Çok sanıklı dosyalarda taleplerin kişilere göre ayrılması ve aleyhe etki bakımından ilgili güvencelerin değerlendirilmesi gerekir.

Sanık aleyhine itirazda özel güvenceler

Kararı etkileyecek nitelikte esaslı hata

Güncel CMK 308/A, aleyhe itirazı esaslı hata koşuluna bağlar. Bu, kesin hükmün sanık aleyhine yeniden ele alınmasını sınırlayan önemli bir eşiği ifade eder. Her yorum farklılığı veya aynı delile ilişkin başka bir değerlendirme isteği, kendiliğinden bu koşulu oluşturmaz. Hatanın kararın sonucuna nasıl etki ettiği açıklanmalıdır.

Sanık lehine bir karara karşı başsavcılık itirazında savunma, önce bu eşik üzerinde durmalıdır. İleri sürülen neden gerçekten sonucu etkileyen esaslı hata mıdır, yoksa daha önce yapılmış değerlendirmeye katılmama mıdır? Bu sorunun cevaplanması, yalnızca suçun esasına ilişkin savunmadan ayrı bir güvence sağlar.

Tebliğ ve iki haftalık cevap

Aleyhe itiraz sanık veya müdafiine daire tarafından tebliğ edilir. Kanun, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine yapılacak tebligata ilişkin özel düzenleme içerir. Bu nedenle dosyadaki adres ve temsil bilgilerinin güncelliği önemlidir. Cevap süresi, güncel metinde tebliğden itibaren iki haftadır.

Cevap dilekçesi, itiraznamenin her belirleyici nedenini ele almalıdır. Süre, yetki, kararın kesin niteliği, esaslı hata koşulu ve esasa ilişkin savunmalar gerektiğinde ayrı başlıklarda tartışılır. Başsavcılığın başvurusunun karşı tarafın sıradan görüşü gibi görülmesi veya cevap verilmemesi, sanığın lehine kesinleşmiş durumun korunması bakımından önemli bir imkânın kullanılmaması anlamına gelebilir.

İtiraz hangi mercilerde incelenir?

Önce kararı veren ceza dairesi

Başsavcılık itirazı kararı veren daireye yöneltir. Daire mümkün olan en kısa sürede inceleme yapar; itirazı yerinde görürse kararını düzeltir. Burada başlangıçtaki bireysel istemin kabul edilmesiyle, başsavcılığın itirazının dairece kabul edilmesi ayrı aşamalardır.

İtirazın kapsamına göre yapılacak işlem değişebilir. Kararın düzeltilmesi, gerekli yeni değerlendirme veya duruşmalı inceleme sonucunda farklı hüküm kurulması gibi sonuçlar dosyanın özelliğine bağlıdır. Her kabul kararının doğrudan beraat veya tahliye anlamına geldiği söylenemez.

Ceza daireleri başkanlar kurulu

Daire itirazı yerinde görmezse dosyayı ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderir. Kararına itiraz edilen dairenin başkanı veya görevlendirdiği üye rapor hazırlar. Kurul itirazı kabul ederse karar gereği için daireye gönderilir. Kanun, kurulun kararlarının kesin olduğunu belirtir ve kurulun oluşumuna ilişkin özel düzenleme içerir. [1]

Bu kesinlik, daha sonra ihlal iddiasıyla kullanılabilecek anayasal başvuru yollarının bütün koşullarını ortadan kaldıran bir ifade değildir. Ancak kurul kararına karşı sıradan bir ikinci istinaf veya temyiz bulunduğu da varsayılmamalıdır. Başvuru yolunun niteliği her yeni kararın içeriğine göre değerlendirilmelidir.

Hangi hatalar somutlaştırılabilir?

Maddi kabul ile dosya kaydı arasındaki açık uyumsuzluk

Kararda bir tanığın belirli sözü söylediği kabul edilmiş, oysa duruşma tutanağında farklı anlatım bulunuyor olabilir. Bir raporun sanığı teşhis ettiği belirtilmiş, rapor gerçekte kesin eşleştirme yapmamış olabilir. Dilekçe, kararın ilgili paragrafını ve karşılaştırılan kaydı göstererek hatayı görünür hâle getirmelidir.

Bu yaklaşım, yalnızca “deliller yanlış değerlendirildi” demekten daha somuttur. Bununla birlikte her farklı yorumun hukuki hata olduğu peşinen kabul edilmemelidir. Belirleyici mesele, hangi kabulün dosyadaki hangi veriyle bağdaşmadığı ve bunun mahkûmiyet, beraat veya ceza sonucu üzerindeki etkisidir.

Suç vasfı, ceza ve savunma güvenceleri

Fiilin kanuni unsurları, iştirak biçimi, lehe hükmün uygulanması, ceza hesaplaması ve savunma hakkının kısıtlanması gibi konular somut dosyada itiraz gerekçesi oluşturabilir. Örneğin sanığa farklı hukuki nitelendirme için gerekli savunma imkânı verilmemişse, hatanın yargılamanın bütününe ve sonuca etkisi açıklanır.

İçtihat sunulurken sadece beraatle sonuçlanan bir karar seçmek yeterli değildir. O kararın olgusal temeli ve uygulanmış kanun dönemi karşılaştırılmalıdır. Sonradan yürürlüğe giren lehe kanunun değerlendirilmesi gerekiyorsa uyarlama yolu; yeni olay veya delil varsa yenileme yolu ayrıca incelenir. CMK 308/A bütün bu yolların tek başlık altında toplanacağı bir mekanizma değildir.

Gerçek kararlar nasıl yol gösteriyor?

AYM'nin 26 Ocak 2022 tarihli iptal kararı

AYM, E.2021/48, K.2022/7, 26 Ocak 2022 tarihli kararında önceki CMK 308/A düzenlemesini sanığın aleyhine itirazlar yönünden incelemiştir. Mahkeme, kesin kararın sanık aleyhine yeniden ele alınmasının sınırları ile itirazdan haberdar edilme ve cevap verebilme güvencelerinin eksikliğini değerlendirmiştir. Özellikle §§ 18–30, aynı fiilden yeniden yargılanmama ve çelişmeli yargılama bakımından önemlidir. [2]

Bugünkü maddede bulunan esaslı hata, tebliğ ve cevap güvenceleri, bu anayasal tartışma dikkate alınarak okunmalıdır. Karar, 308/A yolunun bütünüyle kaldırıldığı anlamına gelmez. İptal edilen tarihsel düzenlemeyle yürürlükteki metni karıştırmak, hem lehe başvuru imkânını hem aleyhe itiraza karşı savunmayı yanlış yönlendirir.

İtiraz sonrası beraatin onanması: 30 Mart 2026 kararı

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin E.2025/7758, K.2026/3079, 30 Mart 2026 tarihli kararında; ilk derece mahkûmiyeti hakkında istinafın esastan reddinden sonra BAM Cumhuriyet başsavcılığının CMK 308/A itirazı kabul edilmiş, duruşmalı inceleme sonunda beraat kararı verilmiştir. Katılanın temyizi üzerine Yargıtay, bu beraat hükmünü onamıştır. [3]

Karar, 308/A'nın somut bir mahkûmiyetin yeniden değerlendirilmesine imkân verebildiğini gösterir. Ancak dosya, kişisel verilere görev kapsamında erişimle ilgili özel olgulara dayanır; her veri sorgusunun hukuka uygun olduğu veya her 308/A talebinin beraatle sonuçlanacağı sonucu çıkarılamaz. Usul örneği ile suçun esasına ilişkin özel değerlendirme ayrılmalıdır.

Kesinleşmiş başka ilamdaki hatanın ayrı giderilmesi

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin E.2025/7762, K.2025/9628, 26 Aralık 2025 tarihli kararı, BAM kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkindir; doğrudan bir 308/A itiraz kararı değildir. Kararda tekerrüre esas ilamın geçerliliği ve kesinliğinin araştırılması, önceki ilamdaki hukuka aykırılığın gerektiğinde kendi olağan veya olağanüstü yolu içinde giderilmesi açıklanmıştır. [4]

Bu ayrım başvuru stratejisi açısından değerlidir. Mevcut dosyada tekerrür uygulamasına itiraz etmekle, tekerrüre esas alınan önceki hükmü ortadan kaldırmak aynı işlem değildir. Yanlış yol seçimi, doğru tespit edilmiş bir hukuka aykırılığın giderilmesini geciktirebilir.

CMK 308, 308/A, 309 ve 311 karşılaştırması

CMK 308/A İtirazı
YolHedeflenen durumYetki ve inceleme
CMK 308Kanunun kapsamındaki Yargıtay ceza dairesi kararlarıYargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı; daire ve gerekirse CGK
CMK 308/ABAM ceza dairesinin kesin nitelikteki kararıBAM Cumhuriyet başsavcılığının itirazı; daire ve gerekirse başkanlar kurulu
CMK 309İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş karar veya hükümAdalet Bakanlığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve ilgili Yargıtay dairesi
CMK 311Kesin hüküm için kanunda sayılan yenileme nedenleriKural olarak hükmü veren mahkeme

CMK 308'deki 2026 değişikliği

7589 sayılı Kanun'la değişen güncel CMK 308, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararlarını kapsam dışında bırakarak Yargıtay ceza dairelerinin diğer kararlarına itirazı düzenler. Süre dosyanın başsavcıya tesliminden itibaren üç aydır; sanık lehine itirazda süre aranmaz. İstem hakkına ilişkin dördüncü fıkra da eklenmiştir. Bu güncel düzenleme, CMK 308/A'daki bir aylık süreyle karıştırılmamalıdır. Eski kararlar ayrıca kendi yürürlük ve geçiş koşullarıyla incelenir. [1]

Kanun yararına bozmayla sınır

İstinaf incelemesinden geçmiş kesin BAM kararını, sırf kesin olduğu için CMK 309 kapsamına almak doğru değildir. Buna karşılık aynı dosyada sonradan verilen ve kendi başına CMK 309 koşullarını taşıyan ayrı karar bulunabilir. Kararın hangi denetimden geçtiği tek tek belirlenmelidir. Bu nedenle kullanıcıların sıklıkla kullandığı “Adalet Bakanlığına başvuru” ifadesi, her kesin ceza hükmü için aynı hukuki yolu anlatmaz.

İnfaz ve bireysel başvuru süreleri

İstem sunulması infazı durdurmaz

CMK 308/A kapsamında başsavcılığa dilekçe verilmesi, cezanın infazını kendiliğinden durdurmaz. İnfaza ilişkin acil durum varsa, talebin dayanağı ve karar verebilecek merci ayrıca incelenmelidir. Başsavcılığın dosyayı incelemeye alması ile tahliye veya infazın durdurulması kararı aynı değildir.

AYM süresi ayrıca korunmalıdır

İlgilinin başsavcılıktan olağanüstü itiraz yetkisinin kullanılmasını istemesi, kural olarak bireysel başvuru süresini durduran veya yeniden başlatan olağan bir başvuru değildir. Bu nedenle başsavcılığın cevabı beklenirken Anayasa Mahkemesine başvuru süresi ihmal edilmemelidir. İtirazın kabulüyle yeni yargısal süreç oluşması ise o sürecin kararları bakımından ayrıca değerlendirilir. [5]

AYM bireysel başvurusunda süre ve öğrenme ile ceza davasında bireysel başvuru başlıkları bu nedenle 308/A dosyasıyla birlikte ele alınmalıdır. Aynı anda birden fazla yolun değerlendirilmesi, her yolun amacını ve süresini açık tutmayı gerektirir.

Dilekçenin kurulması ve eklerin düzeni

Karar, hata, belge ve sonuç

Başvuru; hedef BAM kararını, kesinlik nedenini, istemin lehe veya aleyhe niteliğini ve hukuka aykırılıkları göstermelidir. Her hata için kararın ilgili kabulü, dosyadaki karşı belge, uygulanacak hukuk ve istenen sonuç açıklanır. Aynı olayın uzun tekrarları yerine dosya kayıtlarına erişimi kolaylaştıran ek numaraları kullanılmalıdır.

Örneğin bilirkişi raporunun belirli kişiye aidiyet tespiti yapmadığı hâlde kararın böyle bir tespit varmış gibi kurulması iddia ediliyorsa, ilgili rapor sayfası ve hüküm paragrafı yan yana gösterilir. Talep, bu farkın suçun ispatına nasıl etki ettiğiyle tamamlanır. Gerekçeli ilk derece ve BAM kararları, tebliğ kayıtları ve önceki başvurular temel ekler arasındadır.

Karşı görüşü de ele almak

Başvurunun güçlü olması, dosyadaki aleyhe delillerin gizlenmesine bağlı değildir. İtirazı zayıflatabilecek tanık, rapor veya kabul varsa neden sonuca yeterli olmadığı açıklanmalıdır. Lehe kararın benzerliği kadar farklılığı da gösterildiğinde, istem bir sonuç beklentisinden denetlenebilir hukuki değerlendirmeye dönüşür.

Konuyla bağlantılı ayrıntılar için kanun yararına bozma, ceza davasında yargılamanın yenilenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) yazılarımıza da bakabilirsiniz.

Sonuç

CMK 308/A, kesin nitelikteki BAM ceza kararlarında önemli bir düzeltme imkânıdır. Etkili kullanım; doğru kararın hedeflenmesini, başsavcılığın itiraz yetkisi ile ilgilinin isteminin ayrılmasını ve hatanın sonuca etkisinin somutlaştırılmasını gerektirir. Aleyhe itirazda esaslı hata ve cevap güvenceleri, lehe başvuruda ise diğer başvuru süreleri ve infaz durumu özellikle gözetilmelidir.

Ceza yargılaması ve infaz süreçlerinde hukukî destek için ceza avukatlık hizmetlerimize göz atabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

CMK 308/A başvurusunu sanık doğrudan yapabilir mi?

Sanık veya müdafii, BAM Cumhuriyet başsavcılığından itiraz yetkisinin kullanılmasını isteyebilir. Ancak kanundaki itirazı yapan merci başsavcılıktır; kişinin dilekçesi tek başına itirazname yerine geçmez.

Lehe başvuruda bir aylık süre var mı?

Sanık lehine itirazda süre aranmaz. Güncel bir aylık süre, başsavcılığın aleyhe itiraz yetkisi bakımından kararın kendisine verilmesine bağlanmıştır. Diğer başvuru süreleri ayrıca korunmalıdır.

Aleyhe itirazdan haberdar edilmek gerekir mi?

Evet. Güncel düzenlemede sanık veya müdafiine tebliğ ve tebliğden itibaren iki hafta içinde yazılı cevap imkânı vardır. Esaslı hata koşulu da ayrıca aranır.

Dilekçe verilince infaz durur mu?

Hayır. İstem sunulması kendiliğinden infazı durdurmaz. İnfaza ilişkin talep, hukuki dayanağı ve yetkili merci bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

308/A ile kanun yararına bozma aynı yol mudur?

Hayır. 308/A kesin BAM ceza kararlarıyla; 309 ise istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen karar veya hükümlerle ilgilidir. Yetkili merciler ve inceleme süreci farklıdır.

Başsavcılığın cevabını beklemek AYM süresini korur mu?

Kural olarak hayır. Olağanüstü itiraz yetkisinin kullanılmasını istemek, bireysel başvuru süresini kendiliğinden durdurmaz. Nihai kararın öğrenilmesi ve varsa sonradan açılan yeni süreç ayrı değerlendirilmelidir.

Kaynakça

1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m.286, 308, 308/A, 309, 311 ve geçici m.6; 7589 sayılı Kanun değişiklikleri. Güncel metin kontrolü: 12 Ekim 2026.

2. AYM, 26.1.2022, E.2021/48, K.2022/7, özellikle §§ 18–30.

3. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 30.3.2026, E.2025/7758, K.2026/3079, hukuki süreç ve hüküm bölümleri.

4. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 26.12.2025, E.2025/7762, K.2025/9628, özellikle gerekçe §§ 9–12. 5235 sayılı Kanun kapsamında uyuşmazlığın giderilmesi kararıdır.

5. 6216 sayılı Kanun, m.45 ve 47; AYM, Rafet Ünal, B. No: 2013/1610, 13.06.2013, olağanüstü başvuru istemi ile bireysel başvuru süresinin ilişkisine ilişkin değerlendirme. Karar CMK 308'e ilişkindir; 308/A hakkında verilmiş gibi sunulmamıştır.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları