İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Sözleşmeler Hukuku

Borçlunun Temerrüdünde Alacaklının Seçimlik Hakları: TBK 125

Sözleşme ve dolma kalemin bulunduğu çalışma masasında saat; pencerede tamamlanmamış inşaat.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 40 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Borçlu temerrüdünde hak seçiminin koşulları, müspet ve menfi zarar hesabı, ihtar ve süreler, özel sözleşmeler ve dava hazırlığı. Doğrulanmış kararlar ve aynı olay üzerinden üç seçenek.

Araştırma ve hazırlık tarihi: 10 Ekim 2026. Konu: Borçlar hukuku, sözleşmenin ifası ve tazminat.

Bir borcun zamanında yerine getirilmemesi, alacaklıya her istediği talebi aynı anda ileri sürme yetkisi vermez. Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede borçlu temerrüdünün koşulları gerçekleştiğinde alacaklı, kural olarak aynen ifa ve gecikme tazminatını isteyebilir; gerekli ek süreyi verip sonuç alamadıktan veya ek süre gerektirmeyen bir hâli ortaya koyduktan sonra ifadan vazgeçerek müspet zararının giderilmesini yahut sözleşmeden dönerek edimlerin iadesini ve koşulları varsa menfi zararını talep edebilir. TBK 125’in üçlü yapısı budur. [M1]

Bu seçenekler arasında karar vermek, yalnız bir dilekçe başlığı seçmek değildir. İstenen ekonomik sonuç, borçlunun ödeme gücü, eldeki teminat, karşı edimin durumu, zararın kanıtlanabilirliği ve sözleşmenin özel hükümleri birlikte değerlendirilir. Aynı olayda teslimi beklemek anlamlı olabilir; başka bir olayda beklemek zararı büyütür. Dönmek borçtan kurtarabilir, ancak beklenen sözleşme kazancının aynen korunacağı anlamına gelmez.

Bu yazı, temerrüdün oluşmasından ihtar ve ek süreye, hak seçiminin bağlayıcılığından net zarar hesabına, dava hazırlığından tahsile kadar bu kararın nasıl kurulacağını açıklar. Sayısal örnekler varsayımsaldır. Somut uyuşmazlığın sözleşmesi, tarihleri ve belgeleri ayrıca incelenmelidir.

TBK 125 hangi sözleşmelerde uygulanır?

TBK 125, karşılıklı edimlerin birbirinin karşılığını oluşturduğu sözleşmelerde borçlu temerrüdüne bağlanan seçimlik hakları düzenler. Satışta malın teslimi ile bedelin ödenmesi; eser sözleşmesinde eserin meydana getirilip teslimi ile ücret; kira ilişkisinde kullanımın sağlanması ile kira bedeli bu karşılıklılığın tipik örnekleridir. Bir kişinin hem borçlu hem alacaklı olması tek başına yeterli değildir; ihlal edilen borcun sözleşmenin edim değişimi içindeki yeri incelenmelidir.

Madde, bütün sözleşme sorunlarını çözen genel bir iptal yetkisi değildir. Sözleşmenin başlangıçtan itibaren geçersizliği, ayıplı ifa, sonradan imkânsızlaşma, aşırı ifa güçlüğü veya alacaklı temerrüdü farklı koşullara bağlanmıştır. Özel sözleşme türünde farklı bir düzenleme varsa önce onun uygulama alanı belirlenir. Genel hükümler, özel hükümle çatışmadıkları ve düzenlenmeyen alanı tamamladıkları ölçüde devreye girer.

Kaynak şemadaki eski Borçlar Kanunu m.106 atfı, seçimlik hakların tarihsel düzenlemesini gösterir. Eski karar okunurken o kararın uyguladığı kanun ile bugün ele alınan TBK 125 birbirinden ayrılmalıdır. Sözleşmenin ve ihlalin tarihi, geçiş hükümleri yönünden ayrıca önem taşıyabilir.

TBK 125 yalnız para dışındaki borçlara özgü değildir. Karşılıklı sözleşmedeki para borcunun ödenmemesi de ilgili özel hükümler gözetilerek seçimlik hakları gündeme getirebilir. Buna karşılık para borcunda gecikmenin faiz ve aşkın zarar sonuçları ayrıca TBK 120–122 ve ilgili faiz mevzuatına tabidir. Bir satış bedelinin ödenmemesi ile bağımsız bir para alacağının geç ödenmesini aynı üçlü tabloya koşulsuz yerleştirmek doğru olmaz. [M1, M2]

Gecikme, temerrüt, ayıp ve imkânsızlık nasıl ayrılır?

Gecikme, borcun zamanında yerine getirilmediğini anlatan olgudur. Temerrüt ise kanunun aradığı şartlarla oluşan hukuki durumdur. Her gecikmede otomatik olarak dönme hakkı doğmaz. Önce borcun istenebilir hâle gelip gelmediği, ifanın mümkün olup olmadığı, ihtar gerekip gerekmediği ve borçlunun ifadan kaçınmakta haklı olup olmadığı belirlenir.

Ayıplı ifada bir edim sunulmuştur; fakat sözleşmede kararlaştırılan veya hukuk düzeninin aradığı nitelikler eksiktir. Hiç teslim edilmeyen makine ile teslim edilip üretim kapasitesini karşılamayan makine aynı hukuki incelemeyi gerektirmez. Eksik işte de teslimin kapsamı, tamamlanmayan bölümün önemi ve sözleşmenin niteliği belirleyicidir. Ayıp ihbarı ve zamanaşımı gibi özel kuralların temerrüt başlığı altında kaybolmasına izin verilmemelidir.

İmkânsızlıkta ise edimin yerine getirilmesi artık mümkün değildir. Borçlunun sorumlu tutulamayacağı sonraki imkânsızlık TBK 136; kısmi imkânsızlık TBK 137 kapsamında değerlendirilir. Borçlunun sorumlu olduğu imkânsızlıkta tazminat sorumluluğu ayrıca incelenir. Geçici engelin ne zaman sürekli imkânsızlığa dönüşeceği; sözleşmenin amacı, engelin süresi ve beklemenin taraflar için anlamı üzerinden belirlenir. Para bulamamak, tek başına para borcunu imkânsızlaştırmaz.

Alacaklının usulüne uygun sunulan ifayı haklı sebep olmadan kabul etmemesi veya gerekli hazırlık fiillerini yapmaması, TBK 106 ve devamındaki alacaklı temerrüdünü gündeme getirebilir. Teslim için işyerini açmayan, projeyi onaylamayan veya borçluya gerekli erişimi sağlamayan kişinin yalnız karşı tarafın gecikmesine dayanması yeterli olmayabilir. Fiilî iş akışı ile sözleşmedeki iş birliği yükümlülükleri bu nedenle birlikte incelenir. [M1]

Borçlu temerrüdünün oluşması için hangi şartlar gerekir?

Muacceliyet ve ifanın mümkün olması

Muacceliyet, alacaklının edimi istemeye yetkili olduğu zamanı ifade eder. Sözleşmedeki teslim tarihi, ödeme takvimi, gerçekleşmesi gereken koşul, hakedişin onaylanması veya bir ön edimin yerine getirilmesi bu zamanı etkileyebilir. Sözleşme eki iş programı ile ana sözleşme farklı tarihler içeriyorsa hangi metnin üstün olduğu ve sonradan süre uzatılıp uzatılmadığı araştırılır.

Muacceliyet doğmadan gönderilen bir yazı, kural olarak henüz muaccel olmayan borç için temerrüt sonuçlarını başlatmaz. Borçlunun gelecekte ifa etmeyeceğini söylemesi de her sözleşmede vadenin kendiliğinden öne gelmesi demek değildir. Önceden ihlal ve teslim tarihini beklemeden dönme imkânı bakımından özellikle eser sözleşmesinin TBK 473 hükmü gibi özel düzenlemeler değerlendirilir.

Alacaklının kendi edimi ve ödemezlik def’i

TBK 97 uyarınca karşılıklı borç yükleyen sözleşmede ifa isteyen tarafın, sözleşmenin niteliği veya hükümleri nedeniyle önce ifa yükümlülüğü bulunmaması hâli dışında, kendi borcunu yerine getirmiş veya yerine getirmeyi önermiş olması gerekir. Teslimle eş zamanlı ödenecek bedeli ödemeye hazır olmayan alıcı, satıcının teslim etmemesini tek başına haksız gecikme olarak gösteremez.

Bu konu yalnız sözleşmedeki bir cümleyle kapanmaz. Banka ödeme dekontları, hazır olma bildirimi, teslim randevusu, karşılıklı yazışmalar ve tarafların önceki uygulaması önem taşır. Borçlu ödemezlik def’ine dayanıyorsa hangi karşı edimin yerine getirilmediğini açıklamalıdır. Alacaklı da ifa sırasının neden farklı olduğunu veya edimini usulüne uygun önerdiğini belgelerle ortaya koymalıdır.

Karşı taraf ifa güçsüzlüğüne düşerse güvence istenebilir

TBK 98, karşılıklı borç yükleyen sözleşmede bir tarafın ifa güçsüzlüğü nedeniyle diğer tarafın hakkının tehlikeye düşmesine özgü bir koruma sağlar. Özellikle iflas veya sonuçsuz haciz gibi olgularla ortaya çıkan bu durumda, hakkı tehlikeye düşen taraf karşı edim güvenceye alınana kadar kendi edimini yerine getirmekten kaçınabilir. İstenen güvence uygun süre içinde verilmezse sözleşmeden dönme imkânı da doğabilir. Buradaki güvence istemi ve süre, TBK 123’teki gecikmiş ifaya yönelik ek süreyle aynı hukuki işlevi taşımaz.

Örneğin teslimden önce ikinci taksidi ödemesi gereken alıcı, satıcının ifa güçsüzlüğünü gösteren somut kayıtlar karşısında ödeme ve teslim riskini birlikte değerlendirmelidir. Soyut söylenti veya her nakit sıkışıklığı tek başına yeterli kabul edilemez. Mevcut teminatın kapsamı, ifanın gerçekten tehlikede olup olmadığı ve önerilen yeni güvencenin yeterliliği incelenir. Borçlu yeterli güvence sunduğunu savunuyorsa bunun belgesi ve tahsil edilebilirliği tartışılmalıdır. Koşullar oluşmadan ödeme kesilmesi, bu kez alacaklı konumundaki tarafın kendi temerrüdüne yol açabilir. [M1]

Kusur, temerrüdün kendisiyle aynı şey değildir

Borçlu temerrüdünün oluşması için borçlunun kusurlu olması genel bir ön koşul değildir. Kusur, özellikle zararların tazmini ve beklenmedik hâlden sorumluluk bakımından önemlidir. Aynen ifanın istenebilmesi ile gecikme zararının ödetilmesi bu nedenle ayrı değerlendirilir. Borçlu kusursuzluğunu kanıtlasa bile, bundan bütün borçlarının ortadan kalktığı sonucu çıkmaz. [M1]

Konunun ayrıntıları için yat inşa sözleşmesi bölümüne bakılabilir.

İhtar ne zaman gerekir, nasıl ispatlanır?

TBK 117’nin genel kuralına göre muaccel borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. İhtar, yerine getirilmesi istenen borcu yeterince belirleyen ve ifa talebini açıkça ortaya koyan bildiridir. “Gereğini yapınız” gibi belirsiz bir ifade, hangi teslimin veya ödemenin istendiği anlaşılamıyorsa tartışma yaratır. Hukuki sonuç, belgenin başlığına değil içeriğine bağlıdır.

İfa günü taraflarca birlikte belirlenmişse veya sözleşmede saklı tutulan yetkiye dayanılarak usulüne uygun bildirimle belirlenmişse, günün geçmesi temerrüt bakımından yeterli olabilir. TBK 117/2, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede de ayrı başlangıçlar öngörür; iyiniyetli sebepsiz zenginleşen bakımından bildirim istisnası korunur. Bu hâller, sözleşmeye dayalı her ödeme borcunda ihtarın gereksiz olduğu şeklinde genişletilemez.

İhtar gerekmemesi, ek süre gerekmemesiyle aynı değildir. Sözleşmede teslim gününün açık olması temerrüdü ihtarsız başlatabilir; fakat ifadan vazgeçme veya dönme için TBK 123 kapsamında ek süre verilmesi yine gerekebilir. Bu iki aşamanın birbirine karıştırılması, hak seçiminin erken yapıldığı savunmasına yol açar.

İhtarın düzenlenme veya postaya verilme tarihi tek başına yeterli olmayabilir. Beyanın borçluya ulaşması, muhatabın kimliği, temsil yetkisi ve sözleşmesel bildirim adresi önemlidir. Noter belgesi, tebliğ şerhi, KEP teslim kayıtları ve bildirimin ekleri birlikte saklanmalıdır. Ekran görüntüsü, asıl elektronik kayıtların ve gönderi bilgilerinin yerini her durumda tutmaz.

Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshetmeye veya sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarlar yönünden TTK 18/3 ayrıca dikkate alınır. Noter, taahhütlü mektup, telgraf ve güvenli elektronik imzalı KEP düzenlemesi göz ardı edilmemelidir. Hükmün şekil ve ispat etkisine ilişkin tartışmalar bulunsa da işlem güvenliği bakımından kanundaki yolları kullanmak; içeriği, eki ve ulaşmayı birlikte belgelemek gerekir. Her WhatsApp yazışmasının kendiliğinden yeterli sayılacağı veya her durumda değersiz olduğu biçiminde kesin bir yaklaşım kurulamaz. [M1, M3]

Ek süre ne kadar olmalı, hangi hâllerde gerekmez?

Uygun süre, her dosyada aynı gün sayısı değildir

TBK 123, temerrüde düşen borçluya ifa için uygun süre verilmesini veya bu sürenin hâkimden istenmesini düzenler. Ek süre, borçlunun zaten muaccel olmuş edimini son kez yerine getirebilmesine hizmet eder. “Bütün sözleşmelerde yedi gün” yahut “her ihtarda on beş gün” biçiminde genel bir kural yoktur.

Uygunluk; edimin türü, yapılmış işin seviyesi, temin edilmesi gereken malzeme, ulaşım ve kurulum koşulları, tarafların önceki davranışları ve alacaklının meşru ihtiyacıyla değerlendirilir. Uzun zamandır hazırlığı tamamlanmış bir teslim ile teknik testleri eksik bir sistem aynı süreyi gerektirmeyebilir. Borçluya sıfırdan sözleşme süresi kazandırılması da alacaklıya gerçekte yerine getirilemeyecek bir süre dayatma yetkisi tanınması da amaçlanmaz.

İhtarda edim, süre başlangıcı, son gün ve ifa yeri belirgin olmalıdır. Uygun olmayan kısa sürenin sonuçları öğretide ve uygulamada tartışılabilse de alacaklı, tartışmalı bir sürenin dolmasını kesin dönme yetkisi doğurmuş gibi kabul etmemelidir. Sürenin neden uygun olduğunu teknik ve fiilî verilerle açıklayabilmek önemlidir. Ek süre üzerine yapılan akademik çalışma da sürenin yalnız takvim hesabı değil, ifaya son imkân verme işlevi üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. [A1]

Muaccel bir borç için ifa ihtarı ile ek süre bildiriminin aynı belgede birleştirilmesi kabul edilmektedir; önemli olan her iki işlemin koşullarının ve işlevinin açık olmasıdır. Temerrütten önce ek süre tayininin etkisine ilişkin öğretide farklı görüşler bulunduğundan, bu imkân koşulsuz bir geçerlilik kuralı gibi sunulmamalıdır. Borcun muacceliyeti, ifa talebi ve verilen son imkân anlaşılmalıdır. Bildirimdeki her ödeme veya teslim tarihi otomatik olarak TBK 123 anlamında ek süre değildir. Sürenin başlangıcı ile temerrüdün başlangıcı metnin içeriğinden ayrı ayrı belirlenir. Aynı belgenin kullanılması, ek süre sonunda gereken hak seçimi açıklamasını her olayda kendiliğinden tamamlamaz. [M1, A4]

TBK 124’teki üç istisna

Borçlunun durumu veya tutumu süre vermenin etkisiz kalacağını gösteriyorsa; gecikme yüzünden ifa alacaklı için yararsızlaşmışsa; yahut zamanında ifa olmazsa artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa ek süre gerekmeyebilir. Bu istisnalara dayanan taraf, yalnız kanun maddesini tekrarlamakla yetinemez. Kesin ifa reddi, üretimin tümüyle bırakılması, sözleşmenin zamanla bağlantılı amacı veya kesin vade kaydı ilgili delille gösterilmelidir.

Belirli vade ile kesin vade ayrımı burada önem kazanır. Bir tarihin yazılmış olması, gecikmiş ifanın hiçbir şekilde kabul edilmeyeceğini her zaman göstermez. Sözleşmenin amacı ve ifadeleri birlikte yorumlanır. Alacaklının sonradan vazgeçmesi veya ekonomik tercihinin değişmesi de temerrüt nedeniyle ifanın yararsızlaşmasıyla özdeş değildir.

Aynen ifa için de mutlaka ek süre gerekir mi?

Ek sürenin asıl işlevi, ifadan vazgeçme ve dönme seçeneklerinin kullanılmasına zemin hazırlamaktır. Muaccel edimi istemek ve temerrüdün şartları varsa gecikme zararını talep etmek, her durumda önce TBK 123 süresi tanınmasına bağlı değildir. Alacaklı, yalnız ifayı sürdürmek istiyorsa bunu açıkça belirtmeli; farkında olmadan dönme anlamına gelebilecek bir dil kullanmamalıdır. [M1]

Seçimlik haklar karşılaştırması

Üç seçeneğin hukuki sonucu
TercihAlacaklının temel amacıKarşı edimin durumuZararın ölçüsü
Aynen ifa ve gecikme tazminatıSözleşmedeki edimi elde etmekİfa dengesi sürerZamanında ifa ile geç ifa arasındaki net kayıp
İfadan vazgeçme ve müspet zararİfa menfaatinin parasal karşılığını elde etmekHesap yöntemine göre ifa veya değer mahsubu gerekirGereği gibi ifa edilseydi bulunulacak durum ile mevcut durum arasındaki fark
Dönme, iade ve menfi zararİfa ilişkisinden çıkmak, verilenleri geri almakYerine getirilmemiş karşılıklı edimlerden kurtulma ve tasfiyeSözleşmeye güvenilmeseydi uğranılmayacak kayıp; iade ayrıca hesaplanır

Tablo genel çerçevedir. Özel sözleşme hükümleri, bölünebilirlik, geçerli ceza koşulu ve teminatın kapsamı ayrıca incelenir. İkinci seçenek dönmeyle aynı hukuki işlem değildir; üçüncü seçenekte avansın geri verilmesi de kendiliğinden zarar tazmini sayılmaz.

Aynen ifa ve gecikme tazminatı ne sağlar?

Aynen ifa, borçlanılan edimin sözleşmeye uygun biçimde yerine getirilmesidir. Alacaklı hâlâ makineyi, tamamlanmış eseri veya kararlaştırılmış teslimi istiyorsa sözleşme ilişkisinin sürmesi esastır. Sözleşme bedelini ödeme, teslimi kabul etme ve gerekli iş birliğini sağlama gibi karşı yükümlülükler de buna göre devam eder.

Gecikme tazminatı, edimin kendisinin değeri değildir. Zamanında ifa gerçekleşseydi oluşmayacak net kaybı karşılamaya yöneliktir. Makinenin geç teslimi nedeniyle zorunlu olarak kiralanan ikame makinenin makul bedeli, ispatlanan atıl kapasite gideri veya net kazanç kaybı gündeme gelebilir. Aynı üretim açığı hem kiralık makine gideri hem o makineyle zaten elde edilen üretimin kâr kaybı şeklinde iki kez yazılamaz.

Alacaklı zararını, gecikmeyle bağlantısını ve hesap unsurlarını ortaya koyar. TBK 118 uyarınca borçlu, temerrüde düşmekte kusuru bulunmadığını ispat ederek bu tazminattan kurtulabilir. Kusursuzluk savunması soyut “tedarik sorunu vardı” cümlesinden ibaret kalmamalıdır. Engelin ne olduğu, ne zaman ortaya çıktığı, öngörülebilirliği ve hangi önlemlerin alındığı incelenir.

İfanın hâlen yararlı olması kadar elde edilebilir olması da önemlidir. Borçlu üretimi tamamen durdurmuş ve gereken organizasyonu kaybetmişse, yalnız aynen ifa kararı alınması ekonomik sonucu sağlamayabilir. Buna karşılık ikame edilemeyen bir eser veya özel üretim söz konusu olduğunda ifayı sürdürmek alacaklı için en anlamlı tercih olabilir. TBK 113 çerçevesinde başkasına yaptırma imkânı, gerekli izin ve giderlerin yükletilmesi yönünden ayrıca değerlendirilir. [M1]

İfadan vazgeçme ve müspet zarar nasıl hesaplanır?

Müspet zarar, beklenen sözleşme menfaatidir

Müspet zarar, sözleşme gereği gibi ifa edilmiş olsaydı alacaklının malvarlığının bulunacağı durum ile ihlal nedeniyle bulunduğu durum arasındaki farktır. Amaç alacaklıyı sözleşmenin sağlayacağı ekonomik konuma ulaştırmaktır. Sözleşmenin toplam bedeli, brüt ciro veya geleceğe ilişkin her beklenti kendiliğinden tazminat değildir.

İkame işlem fiyat farkı, sözleşmeye uygun ifayı elde etmek için katlanılan makul ek giderler ve ispatlanmış net kazanç kaybı bu hesapta değerlendirilebilir. Her kalem için “zamanında ifa edilseydi bu gider yine yapılacak mıydı?” ve “bu gelir gerçekten elde edilecek miydi?” soruları sorulur. Yapılmayan iş nedeniyle tasarruf edilen malzeme, işçilik, taşıma ve komisyon gibi giderler göz önünde bulundurulur.

Net kazanç kaybı ileri sürülüyorsa önceki dönem verileri tek başına otomatik sonuç doğurmaz. Kesinleşmiş siparişler, üretim kapasitesi, stoklar, pazar koşulları, alternatif iş imkânları ve satış için gerekli giderler birlikte değerlendirilir. Aynı kapasitenin başka bir işte kullanılmasıyla elde edilen menfaatin hesapta etkisi olabilir. Varsayımsal en yüksek ciro üzerinden talep kurmak, bilirkişi incelemesinde ciddi bir açıklık yaratır.

Karşı edim ve avans hesapta unutulamaz

İfadan vazgeçme, alacaklının kendi karşı ediminin ekonomik etkisinin yok sayılması anlamına gelmez. Değişim yaklaşımında alacaklının karşı edimini yerine getirmesi karşılığında ifa menfaatinin tazmini; fark yaklaşımında karşı edimin değerinin hesaptan düşülmesi gündeme gelir. Sözleşmenin türü ve somut talep yapısına uygun yöntem seçilir. Aynı dosyada iki yöntemin avantajları üst üste eklenemez.

Önceden ödenen avans, henüz ödenmeyen bakiye, elde tutulan kısmi edim ve borçluya kalan ekonomik değer ayrı satırlarda gösterilmelidir. Avans hem fark hesabının içinde hem ikinci kez bağımsız tazminat kalemi olarak yazılırsa çift tahsil doğar. Hesap raporu, hangi kalemin tazminat hangisinin karşı edim hesaplaşması olduğunu açıkça göstermelidir.

Gecikme zararlarıyla mükerrerlik nasıl önlenir?

İfadan vazgeçildiğinde bağımsız aynen ifa ve gecikme tazminatı seçeneği sürdürülmez. Bununla birlikte ifa etmeme zararının kapsamı belirlenirken vazgeçme öncesi ve sonrası ekonomik kayıpların hangi ölçüde aynı ifa menfaatine dâhil olduğu araştırılır. Daha önce oluşmuş kaybı yok saymak da aynı kaybı iki başlıkla toplamak da hatalıdır.

Bu nedenle zarar hesabı dönemlere ve sebeplere ayrılmalıdır. “Teslim beklenirken yapılan geçici kiralama”, “ikame sözleşmenin fiyat farkı” ve “yeni teslim tarihine kadar ispatlanan üretim kaybı” ayrı incelenir; çakışan dönem veya menfaat varsa mahsup yapılır. Hukuki nitelendirme hâkime, teknik hesap uzman bilirkişiye aittir. Bilirkişiden hangi seçimlik hakkın kullanıldığına kendisinin karar vermesi istenmemelidir. [M1, M4]

Sözleşmeden dönme, iade ve menfi zarar arasındaki fark

Dönme, ifa ilişkisinin tasfiyesini başlatır

TBK 125/3’e göre dönme hâlinde taraflar henüz yerine getirmedikleri karşılıklı ifa yükümlülüklerinden kurtulur; önceden verdikleri edimleri geri isteyebilir. Peşin ödenen bedelin geri verilmesi, teslim edilen eşyanın iadesi ve elde edilmiş menfaatlerin hesabı bu tasfiyenin konularıdır. İade borcunun kapsamı, edimin niteliği ve geri vermenin mümkün olup olmadığı somutlaştırılır.

Dönmenin hukuki niteliği konusunda klasik geriye etkili sona erme yaklaşımı ile sözleşmenin tasfiye ilişkisine dönüşmesi yaklaşımı arasında öğretisel ayrılıklar bulunur. Bu ayrılık, iade talebinin hukuki sebebi, zamanaşımı ve teminatlar bakımından sonuç doğurabilir. Uygulama metninde yalnız “sözleşme hiç yapılmamış olur” denilmesi, bütün sonuçları açıklamaya yetmez.

Dönme yetkisi için borçlunun kusuru genel bir şart değildir; buna karşılık menfi zararın tazmininde kusursuzluk savunması önem taşır. Bu nedenle “kusursuzum” savunmasının kabulü, geçerli dönme üzerine alınan bedelin hiçbir şekilde geri verilmeyeceği anlamına gelmez. İade talebi ve zarar talebi ayrı hukuki temelleriyle kurulmalıdır.

Menfi zarar güven kaybını karşılar

Menfi zarar, alacaklının sözleşmenin hüküm ifade edeceğine duyduğu güven yüzünden uğradığı kayıptır. Sözleşmenin yapılması için boşa çıkan giderler, başka yerde kullanılamayan hazırlık masrafları ve kanıtlanan alternatif sözleşme fırsatının kaçırılması buna örnek olabilir. Her masraf makbuzu tek başına yeterli değildir; giderin sözleşmeyle bağlantısı, boşa çıkıp çıkmadığı ve elde kalan yararı araştırılır.

Kaçırılan fırsat, dönülen sözleşmenin vaat ettiği kârın başka adla istenmesi değildir. Gerçekten mevcut bir alternatif teklif, bu teklifin kabul edilebilir koşulları, ifa zamanı ve alacaklının o imkândan yararlanabilecek durumda olduğu gösterilmelidir. Sonradan görülen piyasa yükselişi, geçmişte belirli bir fırsatın bulunduğunu tek başına kanıtlamaz.

Avansın iadesi ile menfi zarar birlikte talep edilebilir; ancak avansın kendisi tekrar zarar olarak eklenemez. Dönülen sözleşmenin tam ifasından beklenen kâr ile aynı sözleşmeye hiç güvenilmemiş olsaydı oluşacak durumun toplamı da alacaklıya iki farklı varsayımsal dünyanın kazancını birden sağlayamaz. [M1, K1]

Yargıtay, iki fiyat arasındaki farkı nasıl denetliyor?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.12.2022 tarihli, E.2021/563, K.2022/1659 sayılı kararı bu konuda öğreticidir. Taşınmaz ihalesinde kazanan kişinin bedeli ödememesi üzerine yapılan ikinci ihalede fiyat ciddi biçimde düşmüştür. Ancak ikinci ihalede ödeme süresi kısaltılmış, ayrıca yüksek ceza koşulu getirilmiştir. Kurul, iki satış bedelini mekanik biçimde çıkarmayı yeterli bulmamıştır.

Kararın önemli ayrıntısı şudur: Şartların değişmiş olması, çoğunluk bakımından davanın doğrudan reddi için yeterli görülmemiştir. İkinci ihale ilk ihaleyle aynı koşullarda yapılsaydı hangi bedelin elde edilebileceğinin ve gerçek zararın nedeninin uzman incelemesiyle ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir. Karar, farklı gerekçeyle bozma sonucuna ulaşmıştır. Değiştirilen şartlardan doğan kayıp, borçlunun eylemine otomatik olarak yüklenemez.

Karşı oyda ise 2886 sayılı Kanunun özel hükümleri, yazılı sözleşmenin kurulup kurulmadığı ve geçici teminat yaptırımı üzerinden farklı bir hukuki çözüm savunulmuştur. Dolayısıyla bu karar “her satışta ilk fiyat eksi ikinci fiyat menfi zarardır” önermesine indirgenemez. Genel uygulama dersi, karşılaştırılan işlemlerin koşullarını eşitlemek ve zarar ile ihlal arasındaki bağlantıyı ayrı kanıtlamaktır. [K1]

Aynı olayda üç seçeneğin sayısal karşılaştırması

Bir kişinin kendi kullanımındaki taşınmaz için özel bir teknik sistemin yapılması ve kurulması konusunda yükleniciyle anlaştığını düşünelim. Örnekte genel TBK 123–125 koşullarının oluştuğu; ilgili özel hükümlerin sonucu değiştirmediği; temerrüt, uygun ek süre ve zamanında hak seçiminin kanıtlandığı varsayılmıştır. Bu bir faiz hesaplama veya somut dava sonucu tahmini değildir.

Sayısal örneğin ortak verileri
Ortak veriVarsayım
Sözleşme bedeli1.000.000 TL
Ödenen avans ve kalan bedel200.000 TL avans; 800.000 TL bakiye
Zamanında ifa1 Eylül; ek süre sonu 15 Eylül; gerekli hak bildirimi 16 Eylül
Fiilî çözüm tarihiYüklenicinin geç ifası veya eşdeğer ikame işin tamamlanması 1 Ekim
Eşdeğer ikame işMakul koşullarda 1.180.000 TL; proje dâhil
İlk sözleşme yapılırken mevcut gerçek alternatif1.060.000 TL; proje dâhil; 1 Eylül teslimli, belgelenebilir teklif
İlk sözleşmeye özel proje gideri15.000 TL; başka işte kullanılamıyor; ilk yüklenici zamanında ifa etseydi de yapılacaktı
Geçici çözüm ve net gecikme kaybı40.000 TL kiralama + 10.000 TL ek gider − 5.000 TL tasarruf = 45.000 TL

Aynen ifa seçilirse: Alacaklı sistemi sözleşmedeki yükleniciden alır; 800.000 TL bakiye borcu, sözleşmedeki ödeme koşullarıyla devam eder. Kanıtlanan net gecikme zararı 45.000 TL’dir. 1.180.000 TL tutarlı ikame işlem yapılmadığı için fiyat farkı ayrıca istenmez. Başlangıçtaki 15.000 TL proje gideri zamanında ifada da yapılacağından sırf gecikme zararı olarak eklenmez.

İfadan vazgeçilip müspet zarar seçilirse: Eşdeğer işi temin etmenin fiyat farkı 180.000 TL’dir. Bununla çakışmayan ve aynı ihlale bağlı 45.000 TL net kayıp varsayımıyla ifa menfaati kaybı 225.000 TL olur. Önceden ödenmiş 200.000 TL’nin de hesaba katıldığı fark yöntemi örneğinde net parasal hesap 1.180.000 + 45.000 − 800.000 = 425.000 TL olur. Bu tutarın 200.000 TL’lik kısmı avansın hesaplaşmaya etkisidir; ikinci kez menfi zarar eklenmesi değildir. Bakiye 800.000 TL’yi ayrıca borçluya ödeyip aynı fark hesabını kullanmak doğru olmaz. İlk sözleşmenin proje gideri, zamanında ifa hâlinde de mevcut olacağı için bu hesapta yeniden eklenmemiştir.

Dönme seçilirse: Önce 200.000 TL avansın iadesi değerlendirilir. Menfi zarar bakımından karşılaştırma ilk yüklenicinin 1.000.000 TL bedeliyle değil, gerçekten kaçırılmış 1.060.000 TL’lik alternatifle yapılır. Makul ikame bedeliyle fark 120.000 TL’dir. Boşa çıkan 15.000 TL proje gideri ve alternatif zamanında ifa edilseydi doğmayacak, ayrıca kanıtlanan 45.000 TL net gecikme kaybı eklendiğinde menfi zarar 180.000 TL olur. İade ile birlikte toplam 380.000 TL’lik talep gündeme gelir. Alternatif teklif veya bu giderlerin nedensel bağlantısı kanıtlanamazsa sonuç değişir.

Üç seçeneğin ekonomik sonucu
SeçenekÖrnekteki ekonomik sonuçKaçınılması gereken hata
Aynen ifaSistem teslimi + 45.000 TL net gecikme zararı; bakiye bedel yükümlülüğü sürerYapılmayan ikame işlemin fiyat farkını eklemek
Müspet zarar225.000 TL ifa menfaati kaybı; avans hesaba dâhil edilince fark yöntemiyle 425.000 TLAvansı ikinci kez eklemek veya bakiye karşı edimi unutmak
Dönme200.000 TL iade + 180.000 TL kanıtlanan menfi zararİlk sözleşmenin bütün beklenen kazancını menfi zarar diye istemek

Örnekte vergi, faiz, ceza koşulu, teminat tahsilatı ve yargılama giderleri ayrıca hesaplanmamıştır. Bunların herhangi biri varsa netleştirme yeniden yapılır. Tablodaki rakamların amacı, en yüksek görünen tutarı seçtirmek değil, her hakkın farklı bir karşılaştırma kurduğunu göstermektir.

Hak seçimi ne zaman ve nasıl bildirilmelidir?

TBK 125/2, aynen ifa ve gecikme tazminatından vazgeçmenin hemen bildirilmesini öngörür. “Hemen” için her olaya uygulanabilecek sabit bir üç, yedi veya otuz günlük süre yoktur. Ek sürenin sona ermesi, ek süre gerekmeyen durumun ortaya çıkması, bildirimin hazırlanıp ulaşması için gereken makul zaman ve somut koşullar birlikte değerlendirilir. Genel dava zamanaşımının uzun olması, bu bildirimin yıllarca bekletilebileceği anlamına gelmez.

Bildirim açık olmalıdır. Alacaklı aynen ifada ısrar mı etmektedir, ifanın yerine tazminat mı istemektedir, yoksa sözleşmeden mi dönmektedir? “Sözleşmeyi feshediyor, malın teslimini ve bütün zararlarımı istiyorum” gibi bir ifade birbiriyle uyuşmayan iradeler içerebilir. İhtardaki terimden bağımsız olarak beyanın bütün içeriği yorumlanacağından, hazırlık aşamasında ekonomik ve hukuki hedef tekleştirilmelidir.

İfadan vazgeçme beyanıyla sonraki tazminat veya dönme tercihinin ilişkisi ve zamanlaması öğretide ayrıntılı tartışmalara konu olur. Uygulama güvenliği için yalnız belirsiz bir vazgeçme beyanı gönderip sonucu sonraya bırakmak yerine, dosyanın koşulları elverdiğinde seçilen sonuç açıkça belirtilmelidir. Her hak saklı tutma cümlesi bütün seçenekleri süresiz açık tutmaz.

Geçerli biçimde karşı tarafa ulaşmış dönme veya ifadan vazgeçme beyanının tek taraflı geri alınabileceği varsayılmamalıdır. Tarafların yeni anlaşması, beyanın geçerliliğini etkileyen bir neden veya özel bir hukuki durum ayrı değerlendirilir. Buna karşılık alacaklının önce ifayı beklemesi, borçlunun yeni temerrüt davranışı veya yeni uygun süre sonrasında doğabilecek bütün imkânları sonsuza kadar ortadan kaldırdığı anlamına gelmez. Somut bildirim dizisi incelenmeden “hak bir kez kullanıldı, artık hiçbir şey yapılamaz” sonucu da kurulamaz. [M1, A1]

Kusur, nedensellik ve zararı azaltma yükü nasıl ayrılır?

Zararın bulunması, miktarı ve sözleşme ihlaliyle uygun nedensel bağlantısı kural olarak talep eden tarafından ortaya konulur. Borçlunun kusursuzluğunu ispat etmesi ise TBK 112 ve temerrüde ilişkin özel tazminat hükümlerinin düzenlediği ayrı bir konudur. Kusur karinesi, alacaklıyı zararını açıklama ve kanıtlama gereğinden kurtarmaz.

TBK 114’ün yollamasıyla zarar ve tazminatın belirlenmesinde ilgili haksız fiil hükümleri de uygulanır. Zararın miktarı tam olarak ispatlanamıyorsa TBK 50 çerçevesindeki değerlendirme gündeme gelebilir; ancak bu, hiçbir veri sunmadan tahminî bir meblağın kabul edileceği anlamına gelmez. Sipariş, kapasite, maliyet ve piyasa kayıtları gibi ulaşılabilir veriler toplanmalıdır.

Alacaklının zararın doğmasına veya artmasına katkısı TBK 52 çerçevesinde tazminatı etkileyebilir. Makul bir ikame imkânı varken aylarca hiçbir önlem almamak; değişen ihale şartlarının maliyetini borçluya yüklemek; lüks veya farklı nitelikteki bir ürünü eşdeğer ikame diye göstermek karşı savunmaya açıktır. Zararı azaltma, alacaklının her riski üstlenmesi veya kendi zararına bir anlaşmayı kabul etmesi demek de değildir.

Borçlu; alacaklının proje değişikliği yaptığını, gerekli ödeme veya onayı geciktirdiğini, teslimi kabul etmediğini, zararın piyasanın bağımsız hareketinden doğduğunu ya da aynı kaybın sigorta veya üçüncü kişi tarafından karşılandığını ileri sürebilir. Bu savunmaların her biri tarih ve belge üzerinden cevaplanmalıdır. Dosyanın kronolojisi kurulmadan düzenlenen zarar hesabı, teknik olarak doğru rakamlara rağmen hukuken hatalı olabilir.

TBK 119, temerrüde düşen borçlunun beklenmedik hâlden doğan zarardan sorumluluğunu da düzenler. Borçlu temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu veya zamanında ifa edilseydi de beklenmedik olayın ifa konusu şeye zarar vereceğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Bu hüküm “temerrütten sonra gerçekleşen her olaydan koşulsuz sorumluluk” diye okunmamalıdır. [M1]

Taşeron veya tedarikçi gecikmesi sorumluluğu kendiliğinden kaldırmaz

Borçlu, ifayı üçüncü kişiye bırakmış olmasını tek başına sorumsuzluk gerekçesi yapamaz. TBK 116 kapsamında yardımcı kişinin ifayla bağlantılı davranışı, üstlenilen iş ve zararla ilişkisi üzerinden değerlendirilir. Bir tedarikçinin her olayda otomatik olarak ifa yardımcısı sayılması da doğru değildir; sözleşmedeki organizasyon, malın niteliği ve tedarikçinin edimin yerine getirilmesindeki rolü incelenmelidir. Alacaklı sipariş, sevk, alt yüklenici görevlendirmesi ve gecikme yazışmalarını dosyaya almalı; borçlu ise ileri sürdüğü dış engelin ve aldığı önlemlerin somut dayanağını göstermelidir.

“Tedarik zincirindeki bütün gecikmelerden sorumlu değiliz” kaydının sözleşmede bulunması da incelemeyi bitirmez. TBK 115’te ağır kusura ilişkin önceden sorumsuzluk anlaşmasının geçersizliği; izinle yürütülen uzmanlık hizmetleri bakımından özel sınırlar; yardımcı kişiler yönünden TBK 116’nın ayrı rejimi gözetilir. Kaydın uygulanabilirliği belirlenmeden kusursuzluk veya mücbir sebep sonucu kurulamaz. [M1]

Para borçlarında temerrüt faizi ve aşkın zarar

Faiz alacağı ile zarar ispatı ayrı meselelerdir

Para borcunda temerrüt faizi, koşulları oluştuğunda alacaklının ayrıca somut zararını kanıtlamasına bağlı değildir. Borçlunun kusursuz olduğunu söylemesi de tek başına faiz borcunu ortadan kaldırmaz. Buna karşılık temerrüt tarihinin ve uygulanacak oranın doğru belirlenmesi gerekir. Sözleşmedeki faiz hükmü, işlemin ticari veya tüketici niteliği, para birimi ve özel düzenlemeler araştırılır.

TBK 120’deki sınırlar, ticari işlerde faiz serbestisi ve özel kanun hükümleriyle birlikte değerlendirilir. Bütün borçlara aynı sözleşmesel üst sınırı veya aynı faiz oranını uygulamak doğru değildir. TBK 121’in faiz, irat ve bağışlama borçları için getirdiği özel başlangıç kuralı da gözden kaçırılmamalıdır. Temerrüt faizine yeniden temerrüt faizi yürütülmesine ilişkin yasak ve kanunen kabul edilen özel bileşik faiz hâlleri ayrı tutulur. [M1, M2, M3]

2026’daki faiz değişikliği eski sabit oran tablolarını etkiliyor

7589 sayılı Kanunun 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi değiştirilmiştir. Yeni düzenlemede sözleşmede oran belirlenmemişse kanuni faiz, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenine bağlanmıştır. 30 Haziran oranının önceki 31 Aralık oranından beş puan veya daha fazla farklılaşması hâlinde ikinci yarıyıl için ayrıca hesap yapılması öngörülmüştür. Düzenleme 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir. [M2, M5]

Bu nedenle eski bir internet tablosundaki tek yüzdeyi bütün gecikme dönemine uygulamak güvenilir değildir. Ticari temerrüt faizi, yabancı para faizi, geçerli sözleşme hükmü ve dönem geçişleri ayrıca kontrol edilmelidir. Burada her borca uygulanacağı izlenimi verecek tek oran verilmemiştir. Hesap çizelgesinde anapara, başlangıç ve bitiş, kısmi ödemeler, gün sayısı, ilgili oran ve oran kaynağı ayrı sütunlarda bulunmalıdır.

Aşkın zarar ve Caner Şafak kararı

TBK 122, temerrüt faizinin karşılamadığı zararı düzenler. Finansman maliyeti, değer kaybı veya başka ekonomik sonuçlar ileri sürülüyorsa faizle karşılanan bölüm ayrılır. Aynı kaybın hem faiz hem aşkın zarar adıyla iki kez tahsili mümkün değildir. Borçlu kusursuzluğunu ispat ederek aşkın zarar sorumluluğundan kurtulabilir; zarar ve nedensellik tartışması ayrıca yürütülür.

Anayasa Mahkemesinin Caner Şafak [GK], B. No: 2024/41763, 08.07.2025 kararı, özel kişiler arasındaki alacağın enflasyon karşısında değer kaybı ve etkili giderim sorunu bakımından önemlidir. Mahkeme mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlaline karar vermiş; çoğunluk yapısal sorun saptayarak pilot karar usulünü uygulamıştır. Karşı oylar, sorunun kanuni yol yokluğundan değil mevcut düzenlemenin yorumlanmasından kaynaklandığını ve yeniden yargılamayla giderilebileceğini savunmuştur. [K2]

Karar, her alacakta açıklanan enflasyon oranının doğrudan ve koşulsuz tazminata dönüştüğü biçiminde sunulamaz. Alacağın dönemi, tahsil edilen faiz, ileri sürülen zarar yöntemi ve sonraki mevzuat değişiklikleri birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle 2026’daki faiz değişikliği dikkate alınmadan 2025 tarihli tartışmayı bugüne aynen taşımak eksik olur. Aşkın zararın somut ve soyut ispat yöntemlerine ilişkin akademik inceleme de bu ayrımın önemini ortaya koymaktadır. [A2]

Dövizli alacak ve kısmi ödeme hesabı ayrıca kurulmalıdır

Geçerli biçimde yabancı para üzerinden belirlenmiş borçta TBK 99 uygulanırken sözleşmede aynen ödeme kaydı bulunup bulunmadığı incelenir. Böyle bir kayıt yoksa ve borç vadesinde ödenmemişse alacaklı, kanundaki koşullarla yabancı paranın aynen ödenmesini veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk lirası karşılığını isteyebilir. Hangi para biriminin ve hangi kur tarihinin seçildiği, faiz türüyle birlikte açıkça yazılmalıdır. Birbirinden farklı kur ve faiz yöntemlerinin avantajları aynı hesapta gelişigüzel birleştirilemez. Özel kambiyo sınırlamaları veya tüketici hükümleri varsa sözleşme kaydının geçerliliği ayrıca incelenir.

Kısmi ödemede de gelen tutarın her durumda doğrudan anaparadan indirileceği varsayılamaz. TBK 100 kapsamında faiz ve giderlerin durumu; birden çok borçta TBK 101–102 uyarınca borçlunun ödeme açıklaması, makbuz ve kanuni mahsup sırası önem taşır. Dekonttaki açıklama ile alacaklının hesap çizelgesi karşılaştırılmalı; her ödeme hangi borca, hangi kaleme ve hangi tarihte işlendiği gösterilerek kaydedilmelidir. Bu inceleme, kalan anaparayı ve sonraki faiz hesabını değiştirebilir. Aynı tahsilatın hem anaparadan hem tazminattan ikinci kez düşülmesi de önlenmelidir. [M1, M2]

Ceza koşulu, çekince ve teminatlar sonucu nasıl değiştirir?

Ceza koşulunun türünü belirlemek gerekir

Sözleşmedeki “gecikme cezası” ifadesi tek başına yeterli nitelendirme değildir. TBK 179’da ifa yerine veya ifayla birlikte istenebilen ceza koşullarının farklı sonuçları vardır. Özellikle belirli zamanda veya yerde ifa etmeme için öngörülen cezada, alacaklının hakkından açıkça vazgeçmesi veya ifayı çekincesiz kabul etmesi önem taşır. Teslim tutanağına imza atılırken saklı tutulacak hakkın türü ve kapsamı açık olmalıdır.

Ceza koşulu talebiyle gerçek zarar talebi de otomatik olarak toplanmaz. TBK 180 kapsamında ceza tutarını aşan zararın koşulları ve kusurun ispatı ayrıca incelenir. Aşırı cezanın indirilmesi, tacir borçluya ilişkin TTK 22 ve emredici sınırlar da göz önünde bulundurulur. Her ceza kaydının olduğu gibi tahsil edileceği veya her cezanın mutlaka indirileceği söylenemez.

TBK 131, asıl borç sona erdiğinde bağlı hakların durumu ile işlemiş faiz ve ceza koşulunun saklı tutulmasına ilişkin çerçeve sunar. Her zarar kalemi için aynı çekince rejimi geçerli değildir. Bununla birlikte ödeme ve teslim sırasında kullanılan genel “hiçbir alacağım kalmadı” ibareleri, sonradan talep edilmek istenen haklar bakımından ciddi yorum sorunları yaratabilir. [M1, M3]

Kefalet, rehin ve teminat mektubu aynı değildir

Kaynak şemalarda sık rastlanan “ilk iki seçenekte bütün teminatlar sürer, dönmede hepsi kalkar” genellemesi yeterli değildir. Önce hangi borcun hangi araçla güvence altına alındığı sorulmalıdır. Kefaletin geçerlilik şartları, azami tutarı, kapsamı ve süresi; rehnin veya ipoteğin güvence altına aldığı alacak; bağımsız garanti niteliğindeki teminat mektubunun metni farklı değerlendirmeler gerektirir.

TBK 589, kefilin sorumluluğunun kapsamını ve özellikle ceza koşulu ile sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zarara ilişkin sınırlamayı düzenler. Bu nedenle sözleşmeden dönme sonrası ileri sürülen her iade veya menfi zarar kaleminin, asıl borcun kefiline de aynen yöneltilebileceği varsayılamaz. İfa yerine tazminata geçildiğinde de kefaletin azami tutarı ve kapsamı aşılmaz.

İpotek belgesinde gelecekteki veya şarta bağlı alacaklar ile iade borçları açıkça güvence altına alınmış olabilir. Başka bir dosyada güvence yalnız belirli asli borçla sınırlıdır. Teminat mektubunda ise ödeme çağrısının koşulları ve süre ayrı önem taşır. Hak seçimi yapılmadan önce teminatın kaybedilip kaybedilmeyeceği veya hangi alacağı karşılayacağı metin üzerinden incelenmelidir. Dönmenin teorik niteliğine ilişkin tartışma, bu somut belge incelemesinin yerini tutmaz. [M1]

Özel sözleşmelerde genel tablonun değiştiği durumlar

Satış sözleşmesinde satıcının ve alıcının temerrüdü

Satıcının teslim borcunda TBK 212–213 önem taşır. Zilyetliğin devri için belirli süre konulmuş ticari satışta satıcının temerrüdü üzerine alıcının devir isteminden vazgeçerek ifa etmeme zararını istediğine ilişkin özel kabul vardır. Alıcı teslimi istemeye devam edecekse bunu sürenin bitiminde hemen bildirmelidir. Genel TBK 125 anlatısındaki sessizliğin sonucu, bu özel durumda aynen uygulanamaz.

TBK 213, satıcının kusursuzluğunu ispat edememesi hâlinde zarar sorumluluğunu ve ticari satışta ikame alım veya piyasa fiyatı üzerinden hesabın koşullarını düzenler. Malın cinsi, eşdeğerliği, ikame işlemin zamanı ve iyi niyetli biçimde yapılması önemlidir. Piyasa fiyatı bulunan mal bakımından soyut hesap imkânı, kanunun koşulları incelenmeden her eser veya hizmet sözleşmesine genişletilemez.

Alıcının bedeli ödememesinde TBK 235–236 devreye girebilir. Malın ancak bedel ödenince veya ödeme anında devredilmesi gereken satışlarda dönme ve bunun hemen bildirilmesi; malın bedelden önce teslim edildiği durumlarda ise dönme hakkının açıkça saklı tutulması gibi ayrımlar vardır. “Bedel ödenmedi, sözleşme kendiliğinden bitti” cümlesi bu ayrımları ortadan kaldırmaz. [M1]

Eser sözleşmesinde teslimden önceki gecikme

TBK 473, yüklenicinin işe zamanında başlamaması, işi sözleşmeye aykırı geciktirmesi veya iş sahibine yüklenemeyen gecikme nedeniyle eserin zamanında bitirilemeyeceğinin açıkça anlaşılması durumunda teslim gününü beklemeden dönme imkânını düzenler. İnşaatın ya da imalatın teknik gerçekleşme seviyesi, kalan süre ve kalan iş miktarı birlikte değerlendirilir. Yalnız takvimde geri kalınması, her olayda koşulların tamamlandığını göstermez.

İşin ilerleyişi nedeniyle gereği gibi yerine getirilmeyeceği anlaşılmışsa TBK 473/2’deki uygun süre ve giderime ilişkin mekanizma ayrıca değerlendirilir. İş sahibinin teslimden önce sözleşmeyi sona erdirmesi, her durumda yüklenici temerrüdüne dayalı dönme değildir. TBK 484’teki, yapılan kısmın karşılığını ve yüklenicinin bütün zararlarını gidererek sona erdirme yetkisinin mali sonucu farklıdır. Yanlış hukuki dayanak, alacaklı olduğunu düşünen iş sahibini önemli bir tazminat yüküyle karşılaştırabilir.

Kira borcunda özel yazılı bildirim ve asgari süre

Kiralanan teslim edildikten sonra muaccel kira bedeli veya yan gider ödenmezse TBK 315’in özel düzenlemesi gözetilir. Yazılı bildirimin, tanınan süre içinde ifa olmazsa sözleşmenin feshedileceğini içermesi gerekir. Süre en az on gün; konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gündür. Başlangıç, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen gündür.

Bu asgari süreler, TBK 123’teki genel “uygun süre” ifadesiyle kısaltılamaz. Kira alacağının tahsili ile tahliye koşulları da aynı değildir. Dava şartı arabuluculuk ve ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin istisna ayrıca incelenir. Kira ilişkisinin niteliği ve kullanılan yol bilinmeden standart bir tahliye ihtarı hazırlanması güvenli değildir. [M1, M6]

Sürekli edimli sözleşmelerde dönme yerine fesih

İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde TBK 126, aynen ifa ve gecikme tazminatının yanında fesih ve sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle uğranılan zararın giderilmesini düzenler. Geçmişte kullanılmış bir hizmetin tümünü sanki hiç alınmamış gibi geri vermek çoğu durumda mümkün değildir. Bu yüzden ileriye etkili sona erme ve geçmiş dönemin hesabı ayrılır.

Bir işin aylar sürmesi, tek başına onu sürekli edimli sözleşme yapmaz. İnşaatın uzun hazırlık süreci ile sözleşmenin ekonomik edim yapısı aynı şey değildir. Sözleşmenin hukuki niteliği ve özel hükümler incelenmeden TBK 125 ile 126 arasında seçim yapılmamalıdır. [M1]

Konunun ayrıntıları için yat alım satım sözleşmesi bölümüne bakılabilir.

Arsa payı karşılığı inşaatta üçüncü kişilerin hakları

Arsa payı karşılığı inşaatta yüklenicinin gecikmesi; tamamlanma oranı, teslim şartları, tapu devirleri, üçüncü kişilere satışlar ve ipoteklerle birlikte incelenir. İnşaatın seviyesi ve dürüstlük kuralı, sona ermenin etkisi bakımından ayrıca değerlendirme gerektirebilir. Dönme beyanı gönderilmiş olması, bütün tapu kayıtlarının kendiliğinden eski hâline geldiği anlamına gelmez.

Konunun ayrıntıları için arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ve tapu iadesi yazısına bakılabilir.

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.2025 tarihli, E.2024/1, K.2025/2 sayılı kararı özellikle önemlidir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazın tapuda yükleniciye devrinden sonra yüklenicinin üçüncü kişilere mülkiyet veya ipotek hakkı sağlaması; ardından sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ya da geriye etkili sona ermesi durumunda, üçüncü kişinin tapuya güvenerek iyiniyetle ayni hak edindiği iddiası dinlenmelidir. Karar oy birliğiyle verilmiştir. [K3]

Dolayısıyla “yükleniciye yapılan her devir avanstır; sözleşme bozulunca üçüncü kişinin tapusu her durumda iptal edilir” yaklaşımı güncel kararın yerine geçirilemez. İktisap anındaki iyiniyet, tapu kaydı ve şerhler, taraflar arasındaki ilişki ve somut olayda gerekli özen değerlendirilir. Kötüniyet saptanırsa taşınmazın arsa sahibine dönmesi mümkün olabilir; iyiniyetli kazanım ise korunabilir.

Bu karar, yükleniciden yalnız kişisel alacak hakkı elde etmiş kişinin durumuyla tapuda ayni hak kazanmış üçüncü kişinin durumunun da ayrılmasını gerektirir. Her satış vaadi veya harici ödeme, tapuya güvenerek mülkiyet edinmeyle aynı değildir. Arsa sahibinin yükleniciye karşı sözleşmesel tazminat talebi, üçüncü kişiye karşı ayni hak talebi ve ipoteğin durumu ayrı ayrı kurulmalıdır. Kararın sonuçlarını inceleyen akademik çalışma da iyiniyet ve tapuya güven tartışmasını bu çerçevede ele almaktadır. [A3]

Kısmi ifa, geç teslim ve değişen koşullar

Kısmi ifada hangi bölümün yerine getirildiği, eksik kısmın ekonomik olarak ayrılabilir olup olmadığı ve kalan bölüm olmadan alacaklının menfaatinin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılır. Küçük bir eksik nedeniyle bütün sözleşmeden çıkmakla, sözleşmenin temel amacını boşa çıkaran eksikliği aynı düzeyde görmek doğru değildir. Dönmenin kapsamı, kısmi edimin iadesi veya elde kalan yararın hesaba katılması ayrıca belirlenir.

Geç ifanın kabulü de bütün haklardan vazgeçme anlamına otomatik olarak gelmez. Bununla birlikte ceza koşulu, faiz, ibra ve hak saklı tutma bakımından özel sonuçlar doğabilir. Teslim tutanağında eksikler, teslim tarihi, test sonuçları ve saklı tutulan haklar açıkça belirtilmelidir. Teknik kabul ile mali hesaplaşma mümkün olduğunca ayrı kayıt altına alınmalıdır.

TBK 138’deki aşırı ifa güçlüğü ise temerrüdü ortadan kaldıran genel bir mazeret değildir. Sözleşme kurulurken öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü durum, borçludan kaynaklanmama, edimler dengesindeki ağır değişim ve ifanın durumu gibi şartlar birlikte değerlendirilir. Uyarlama talebi, borçluya her olayda kendiliğinden ifayı durdurma hakkı vermez. Döviz veya maliyet artışı da tek başına bütün şartların gerçekleştiğini göstermez.

Mücbir sebep maddesi varsa kapsamı, bildirim yükümlülüğü, engelin etkisi ve sözleşmede üstlenilen riskler incelenir. Aynı olay bir edimi imkânsızlaştırırken başka bir edimi yalnız pahalılaştırmış olabilir. Temerrüt, imkânsızlık ve uyarlama sonuçlarını ayrı kurmak, karşı tarafın savunmasına doğru cevap verebilmek için gereklidir. [M1]

İhtar ve dava öncesi dosya nasıl hazırlanır?

İyi hazırlanmış dosya, belge yığını değildir. Her belge belirli bir hukuki soruyu cevaplamalıdır. Sözleşmenin imzalandığı günden itibaren değişiklikler, ödeme ve teslim aşamaları, bildirimler, süreler, geçici çözümler ve zarar kalemleri tek kronolojide birleştirilmelidir.

Delil ve belge kontrolü
İncelenecek meseleTemel belge veya kayıtÖzellikle kontrol edilecek nokta
Sözleşmenin kapsamıİmzalı metin, ekler, teklif ve teknik şartnameBelge önceliği, temsil yetkisi, şekil şartı
Muacceliyet ve ifa sırasıİş programı, ödeme planı, hakediş ve onaySüre uzatımı, ön koşul, alacaklının kendi edimi
Temerrüt bildirimiİhtar, ekleri, tebliğ veya KEP kayıtlarıMuhatap, içerik, ulaşma ve tarih
Ek süre ve istisnaSüre yazısı, teknik durum, kesin ret kaydıSürenin uygunluğu veya TBK 124 gerekçesi
Hak seçimiDönme veya ifadan vazgeçme bildirimiÖnceki beyanlarla tutarlılık ve zamanlama
Gecikme ve eksik işTeslim tutanağı, fotoğraf, üretim ve şantiye kayıtlarıOrijinal veri, tarih, teknik kapsam
Zarar ve mahsupFatura, dekont, teklif, defter, sipariş ve maliyetNet zarar, tasarruf, alternatif gelir, çifte sayım
Teminat ve tahsilKefalet, ipotek belgesi, teminat mektubuKapsam, azami tutar, süre, çağrı koşulu

Elektronik delillerde yalnız seçilmiş birkaç mesajın görüntüsü yerine, mümkün olduğunda bütün konuşma dizisi, dosya ekleri ve özgün kayıtlar korunmalıdır. Belgenin kimden geldiği, değişip değişmediği ve hangi bağlamda üretildiği tartışılabilir. Hukuka aykırı delil edinilmemeli; üçüncü kişilerin verileri gereksiz yere dosyaya veya kamuya açık makaleye taşınmamalıdır.

Delil kaybolacak veya elde edilmesi güçleşecekse HMK 400 ve devamındaki delil tespiti değerlendirilir. Şantiyeye yeni yüklenici girmeden mevcut imalat seviyesinin; makine onarılmadan arızanın; ürün elden çıkarılmadan niteliğinin belirlenmesi gerekebilir. Delil tespiti, ihtar veya hak seçimi bildiriminin yerine geçmez. Teknik incelemeye yöneltilecek sorular da hukuki sonucu peşinen kabul ettirmeye değil, ölçülebilir olguları belirlemeye yönelik olmalıdır. [M4]

Talep sonucu ve dava türü nasıl kurulmalı?

Talep doğru alacaklı tarafından doğru borçluya yöneltilmelidir

Temerrüt iddiasından önce sözleşmenin tarafları ve işlemi yapan kişinin temsil sıfatı belirlenmelidir. TBK 40 çerçevesinde yetkili temsilcinin başkası adına ve hesabına yaptığı işlemin sonuçları doğrudan temsil olunana aittir. Bu nedenle yalnız imzayı atan kişiyi, görüşmeyi yürüten çalışanı veya şirket ortağını sözleşme borcunun kişisel borçlusu saymak hatalı olabilir. Kişisel taahhüt, kefalet, yetkisiz temsil veya farklı bir sorumluluk sebebi ileri sürülüyorsa bunun koşulları ayrıca gösterilmelidir.

Alacaklı tarafında da ödeme yapan kişi ile sözleşmeden hak sahibi olan kişinin her durumda aynı olduğu varsayılmamalıdır. Sözleşme, ödeme talimatı, dekont, temsil belgesi ve varsa alacağın devri birlikte okunur. TBK 183–184 kapsamındaki bir alacak devrinin bulunması, sözleşmenin bütünüyle devredildiği veya her yenilik doğuran hakkın aynı kapsamda geçtiği sonucunu tek başına vermez; devrin konusu ve seçilen hakkı kullanma yetkisi ayrıca incelenir. Birden çok kişi bulunan ilişkide talebin her birine yöneltilmesinin hukuki sebebi açıklanmalıdır. Yanlış tarafa gönderilmiş ihtarın, yalnız aynı şirketler grubunda yer alma veya akrabalık nedeniyle gerçek borçlu bakımından etkili olduğu kabul edilemez. [M1]

Birlikte istenebilen ve bağdaşmayan talepler

Aynen ifa ile koşulları bulunan gecikme tazminatı bağdaşır. Geçerli dönme üzerine iade ile menfi zarar da birlikte değerlendirilebilir. Buna karşılık aynı edim için hem ifanın aynen yerine getirilmesini hem bu edimin ifasından kesin olarak vazgeçilmesine dayalı tam karşılığını kümülatif istemek; yahut dönmeyle aynı sözleşmenin tam ifa kazancını koşulsuz birleştirmek hukuki tutarsızlık yaratır.

Talep sonucu; edimi, miktarı, faiz türünü ve başlangıcını, iade veya mahsup kalemlerini açıkça göstermelidir. Hâkimin hukuku kendiliğinden uygulaması, ileri sürülmemiş bütün vakıaları tamamlayacağı veya talep edilmeyen bir ekonomik sonucu sağlayacağı anlamına gelmez. HMK 26 ve 33 çerçevesinde taleple bağlılık ile hukuki nitelendirme ayrılır.

HMK 111’deki terditli dava, asli talep kabul edilmezse yardımcı talebin incelenmesi için usulî bir araçtır. Önceden geçerli biçimde kullanılmış ve bağlayıcı hâle gelmiş bir maddi hukuk tercihini kendiliğinden geri aldırmaz. Dönme geçerli olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmasıyla alacaklının aynı anda bağdaşmayan bütün hakları elinde tuttuğunu varsayması farklıdır. Terdit sırası, hukuki bağlantı ve önceki bildirimlerin etkisi birlikte incelenmelidir.

31 Temmuz 2026 sonrasında miktarı belirsiz alacaklar

Bu konuda eski dilekçe örneklerinin aynen kullanılması özellikle sakıncalıdır. 7589 sayılı Kanun ile HMK 107 yürürlükten kaldırılmış, HMK 109’a eklenen dördüncü fıkrada kısmi davada talep konusunun aynı davada bir kez, tahkikat sonuna kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilmesi düzenlenmiştir. Artırılan kısım bakımından da zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılması öngörülmüştür. Geçiş hükmü, kaldırılmadan önce açılmış davalar yönünden HMK 107’nin uygulanmasını sürdürür. [M4, M5]

Dolayısıyla “zarar bilirkişiyle hesaplanacaksa her zaman HMK 107’ye göre belirsiz alacak davası açılır” şeklindeki eski genel öneri güncel değildir. Dava açılış tarihi, talebin bölünebilirliği, kısmi talep, artırma zamanı, harç ve karşı tarafın savunma hakkı yeni düzenlemeyle birlikte değerlendirilmelidir. Bilirkişi incelemesini beklemek, maddi hukuktaki hemen bildirim şartını veya dava şartlarını askıya almaz.

Konunun ayrıntıları için yat bakım ve refit sözleşmesi bölümüne bakılabilir.

Görev, yetki, arabuluculuk ve süreler

“Temerrüt davası” için tek bir görevli mahkeme yoktur

Görev, sözleşmenin ve taraf ilişkisinin niteliğine göre belirlenir. Genel özel hukuk uyuşmazlığında asliye hukuk; ticari dava niteliğinde asliye ticaret; tüketici işleminde tüketici mahkemesi; kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ilgili istisnalarla sulh hukuk mahkemesi gündeme gelebilir. Yalnız taraflardan birinin tacir olması, her uyuşmazlığı otomatik olarak ticari dava yapmaz. Tüketici hakem heyetine başvuru sınırları gibi değişken parasal kurallar ayrıca kontrol edilmelidir.

Yetki yönünden davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, geçerli yetki sözleşmesi ve kesin yetki kuralları incelenir. Taşınmazın aynına ilişkin talep ile yalnız sözleşmesel para alacağı aynı yetki değerlendirmesine tabi olmayabilir. Yabancılık unsuru veya tahkim kaydı varsa mahkeme yetkisi ve uygulanacak hukuk ayrıca ele alınır. [M3, M4, M7]

Dava şartı arabuluculuk talebin niteliğine bağlıdır

TTK 5/A kapsamındaki, konusu bir miktar para olan ticari alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava öncesi arabuluculuk kuralı gözetilir. Tüketici uyuşmazlıklarında 6502 sayılı Kanunun 73/A maddesi ve istisnaları; kira ilişkisinde ise 6325 sayılı Kanunun 18/B maddesi ayrıca değerlendirilir. Kira bakımından ilamsız icra yoluyla tahliye istisnası, bütün kira uyuşmazlıklarının arabuluculuk dışında kaldığı anlamına gelmez. [M3, M6, M7]

Arabuluculuk başvurusu, muhatabı temerrüde düşüren veya dönme iradesini açıklayan her gerekli bildirimin otomatik yerine geçmez. Maddi hukuk işlemleri ile dava şartı birbirinden ayrılmalıdır. Taraf, borç ilişkisi ve taleplerin başvuru formunda doğru tanımlanması; son tutanağın kapsamıyla dava talebinin uyumu önemlidir.

Birbirine karıştırılmaması gereken süreler

Sürelerin işlevleri
Süre veya tarihİşleviDosyada yapılacak işlem
İfa vadesiBorcun istenebilirliğini belirlerSözleşme ve sonradan değişiklikleri birlikte oku
Temerrüt başlangıcıGecikme sonuçlarının başlangıcını etkilerİhtar gerekip gerekmediğini ve ulaşma tarihini saptayın
TBK 123 ek süresiİfaya son uygun imkânı tanırEdime uygunluğu ve son günü gerekçelendirin
TBK 125 hemen bildirimiİfadan vazgeçme tercihinin zamanını ilgilendirirEk süre sonrasındaki beyanı geciktirmeyin
Özel kanuni asgari süreKira gibi özel ilişkide ön koşul oluştururGenel süreyle değiştirmeyin
Zamanaşımı ve hak düşürücü süreTalebin yargısal ileri sürülmesini etkilerAlacağın türü, başlangıç, durma ve kesilmeyi ayrı hesaplayın

TBK 146’daki genel on yıllık süre, özel süre bulunmayan alacaklar içindir. TBK 147’de ve özel sözleşme hükümlerinde farklı süreler bulunur. Her tazminat ve iade talebine aynı süreyi, aynı başlangıçtan uygulamak doğru değildir. Arabuluculuğun süre hesabına etkisi, dava açılması veya takip yapılmasıyla oluşabilecek kesilme ve borcun ikrarı ayrıca kaydedilir. İhtar göndermek, genel olarak zamanaşımını tek başına kesen bütün işlemlerin yerine geçmez. [M1, M6]

Geçici koruma, icra ve tahsil aşaması

Hak seçimi yapılırken yalnız davanın kazanılması değil, hükmün uygulanması da düşünülmelidir. İhtiyati haciz para alacağını güvenceye almaya; ihtiyati tedbir uyuşmazlık konusu hakkın korunmasına hizmet eder. Bunların koşulları, ispat ölçüsü ve teminatı farklıdır. Her alacak iddiası borçlunun bütün malvarlığını sınırsız bloke ettirme hakkı vermez. Rehinle güvence altındaki alacak ve vadesi gelmemiş alacak yönünden özel şartlar ayrıca incelenir. [M4, M8]

İcra takibinde istenen asıl alacak, faiz başlangıcı, oran dönemleri, ödeme mahsubu ve takip yolunun seçilen hakla uyumu kontrol edilmelidir. Avans iadesi talebiyle aynen ifa talebinin kapsamı farklıdır. Taşınmazla ilgili hükümlerde kesinleşme gereği; edimin kişisel niteliği; başkasına yaptırma imkânı ve ilamın açıklığı infaz sonucunu etkileyebilir.

Sulh görüşmelerinde de hesap düzeni korunmalıdır. Ödeme planı yeni vade tanıyor mu, önceki temerrüt haklarını nasıl etkiliyor, teminat ne zamana kadar geçerli, ilk taksit ödenmezse ne olacak, hangi faiz ve zarar kalemleri saklı tutuluyor? Bu soruların cevabı yazılı metinde bulunmalıdır. Tahsil edildiği görülen bedel, başka bir zarar kaleminde ikinci kez talep edilmemelidir.

Yabancılık unsuru bulunan sözleşmelerde ek kontrol

Yabancı taraf bulunması, yabancı para kullanılması veya ifanın başka ülkede gerçekleşmesi hâlinde Türk hukukunun uygulanacağı varsayımı önce sınanmalıdır. Hukuk seçimi, milletlerarası yetki, tahkim şartı, kararın tanınması ve icrası ayrı konulardır. Milletlerarası mal satışlarında CISG’nin uygulama alanı ve tarafların dışlama iradesi de incelenmelidir.

CISG uygulanıyorsa ihlal, ek süre ve sözleşmeden kaçınma koşulları Türk Borçlar Kanununun terimleriyle birebir özdeşleştirilemez. Türkçe sözleşmede “fesih” yazması da uygulanacak hukuk sorununu tek başına çözmez. Bu yazı Türk hukukundaki genel çerçeveyi açıklar; sınır aşan sözleşmede aynı ihtar metnini doğrudan kullanmak yerine önce hukuk ve yetki analizi yapılmalıdır. [M9, M10]

Sıkça Sorulan Sorular

Borç zamanında ödenmediyse sözleşme kendiliğinden sona erer mi?

Genel olarak hayır. Gecikme, temerrüt ve sona erme farklı aşamalardır. Muacceliyet, ihtar veya istisnası, gerekli ek süre ve seçilen hakkın usulüne uygun bildirimi değerlendirilir. Kanunun özel hükmü veya geçerli sözleşme kaydı ayrıca incelenir. Ayrıntılı açıklama: Gecikme, temerrüt, ayıp ve imkânsızlık nasıl ayrılır.

İhtar çekmeden dava açılabilir mi?

İhtar, her davanın genel ön şartı değildir; ancak temerrüdün başlangıcı ve buna bağlanan haklar bakımından gerekli olabilir. Dava veya takip bildiriminin etkisi ayrıca değerlendirilse bile bu yol, geçmiş dönem için eksik ihtarı ve gerekli ek süreyi her durumda geriye dönük tamamlamaz. Dava şartı arabuluculuk da ayrı kontrol edilir. Ayrıntılı açıklama: İhtar ne zaman gerekir, nasıl ispatlanır.

Sözleşmede tarih yazıyorsa hemen dönebilir miyim?

Yalnız tarihin bulunması her zaman yeterli değildir. Belirli vade temerrüt ihtarını gereksiz kılabilir; ek süre gerekip gerekmediği ise TBK 123–124 ve özel hükümler çerçevesinde ayrıca incelenir. Kesin vade ve ifanın yararsızlaşması somut olgularla ortaya konulmalıdır. Ayrıntılı açıklama: Ek süre ne kadar olmalı, hangi hâllerde gerekmez.

Müspet zarar ile menfi zarar birlikte istenebilir mi?

Aynı ihlal ve aynı seçim bakımından, sözleşme ifa edilseydi elde edilecek tam menfaat ile sözleşmeye hiç güvenilmeseydi oluşacak durumun zararları kümülatif biçimde birleştirilemez. Ayrı kalemlerin hukuki niteliği ve mükerrerliği incelenmelidir. Terditli dava, bağlayıcı hak seçimini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ayrıntılı açıklama: Talep sonucu ve dava türü nasıl kurulmalı.

Avansın geri verilmesi menfi zarar mıdır?

Hayır. Dönme üzerine avansın geri verilmesi edimlerin iadesine ilişkindir. Sözleşmeye güven nedeniyle ayrıca doğmuş ve kanıtlanmış kayıp menfi zarardır. Avansın hem iade hem zarar olarak iki kez hesaplanması doğru olmaz. Ayrıntılı açıklama: Sözleşmeden dönme, iade ve menfi zarar arasındaki fark.

Borçlu kusursuzsa hiçbir ödeme yapmak zorunda değil midir?

Hayır. Kusursuzluk bazı tazminat taleplerini etkileyebilir; aynen ifa, geçerli dönme sonrası iade ve para borcunda temerrüt faizi bakımından aynı sonucu doğurmaz. Her talebin koşulu ayrı değerlendirilir. Ayrıntılı açıklama: Kusur, nedensellik ve zararı azaltma yükü nasıl ayrılır.

Geç teslimi kabul edersem bütün haklarım biter mi?

Her durumda bitmez. Ancak ceza koşulu, işlemiş faiz, ibra ve çekinceye ilişkin özel hükümler önemlidir. Teslimin niteliği, eksikler ve saklı tutulan haklar tutanakta açıkça yazılmalıdır. Tek bir genel çekince, doğmamış veya süresinde kullanılmamış bütün hakları yaratmaz. Ayrıntılı açıklama: Ceza koşulu, çekince ve teminatlar sonucu nasıl değiştirir.

Enflasyon farkını mutlaka alabilir miyim?

Koşulsuz bir sonuç söylenemez. Temerrüt faizi, aşkın zarar, alacağın dönemi, ispat yöntemi ve güncel mevzuat birlikte incelenir. Caner Şafak kararı etkili giderim sorununu ortaya koyar; her dosya için hazır bir tazminat oranı belirlemez. 2026’daki faiz değişikliği de hesaba katılmalıdır. Ayrıntılı açıklama: Para borçlarında temerrüt faizi ve aşkın zarar.

Zarar miktarı bilinmiyorsa eski HMK 107 örneği kullanılabilir mi?

Yeni davalar bakımından eski şablon doğrudan kullanılmamalıdır. HMK 107’nin 31 Temmuz 2026’da kaldırılması, HMK 109/4’teki artırma imkânı ve önce açılmış davalara ilişkin geçiş hükmü dikkate alınmalıdır. Dava tarihi ve talebin yapısı belirleyicidir. Ayrıntılı açıklama: 31 Temmuz 2026 sonrasında miktarı belirsiz alacaklar.

Yükleniciden alan üçüncü kişinin tapusu her zaman iptal edilir mi?

Hayır. 16.05.2025 tarihli içtihadı birleştirme kararı çerçevesinde tapuya güvenerek iyiniyetle kazanıldığı ileri sürülen mülkiyet veya ipotek hakkı değerlendirilmelidir. Ayni hak edinimi, iktisap anındaki iyiniyet ve somut deliller önemlidir; yalnız yükleniciyle sözleşme yapılmış olması aynı statüyü sağlamaz. Ayrıntılı açıklama: Arsa payı karşılığı inşaatta üçüncü kişilerin hakları.

Kavram sözlüğü

Muacceliyet: Borcun alacaklı tarafından istenebilir hâle gelmesi.

Temerrüt: İfa mümkünken ve gerekli koşullar oluşmuşken borcun zamanında yerine getirilmemesiyle ortaya çıkan hukuki durum.

İhtar: İfanın istendiğini muhataba açıkça bildiren irade açıklaması.

Ek süre veya mehil: Temerrüt sonrasında borçluya ifa için tanınan uygun son süre.

Aynen ifa: Borçlanılan edimin sözleşmeye uygun biçimde yerine getirilmesi.

Müspet zarar: Gereği gibi ifa edilmiş sözleşmenin sağlayacağı malvarlığı durumuyla mevcut durum arasındaki kayıp.

Menfi zarar: Sözleşmeye duyulan güven nedeniyle, bu güven bulunmasaydı uğranılmayacak kayıp.

Dönme: Kanuni veya sözleşmesel koşullarla ifa ilişkisinden çıkılması ve karşılıklı edimlerin tasfiyesi.

Fesih: Özellikle sürekli borç ilişkilerinin geleceğe yönelik sona erdirilmesi.

Aşkın zarar: Para borcundaki temerrüt faizinin karşılamadığı, ayrıca değerlendirilmesi gereken zarar.

Ödemezlik def’i: Karşı edimini yerine getirmeyen veya önermeyen tarafa karşı, koşulları içinde ifadan kaçınma savunması.

Terditli talep: Asli talep kabul edilmezse yardımcı talebin incelenmesini sağlayan usulî talep düzeni.

Hak seçimini sağlam bir dosyaya dönüştürmek

TBK 125’in sunduğu seçenekler, doğru sırayla kullanıldığında alacaklının ifa, tazminat veya tasfiye amacına hizmet eder. Önce sözleşmenin türü ve ifa sırası, sonra muacceliyet ve temerrüt, ardından ek süre veya istisna ve nihayet hak seçiminin içeriği belirlenmelidir. Zarar hesabı bu seçimin ardından kurulmalı; istenen sonuca göre olaylar değiştirilmemelidir.

Her talebin yanında dayandığı belge, hukuki sebep, karşı savunma ve hesap yöntemi bulunmalıdır. İade, faiz, ceza koşulu ve teminatlar ayrı satırlarda kontrol edilmelidir. Böyle bir hazırlık, hukuki görüşün yanında müvekkilin neyi neden istediğini, hangi riski üstlendiğini ve olası sonuçları anlayabilmesini de sağlar.

İlgili genel çerçeve için büronun Borçlar hukuku sayfasına bakılabilir. Bu makale genel hukuki bilgilendirmedir; somut olayın sözleşmesi ve belgeleri incelenmeden işlem önerisi yerine geçmez.

Konunun ayrıntıları için yat kiralama sözleşmesi bölümüne bakılabilir.

Kaynaklar ve inceleme notları

M1 — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu. Özellikle m.40–48, 50–52, 97–102, 106–126, 131, 136–138, 146–147, 179–184, 212–213, 235–236, 315, 473, 484, 589. Adalet Bakanlığı metni ve UYAP mevzuat kaydı. Bakanlık PDF’si eski konsolidasyon tarihli olduğundan yeni değişiklikler ayrıca kontrol edilmiştir; tek başına 2026 konsolide nüsha olarak sunulmamıştır.

M2 — 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun. Özellikle m.1, 2 ve 4/a. UYAP güncel mevzuat kaydı. 2026 değişikliği için M5.

M3 — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu. Özellikle m.4, 5/A, 8, 18/3 ve 22. UYAP mevzuat kaydı.

M4 — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu. Özellikle m.2, 4, 6, 10, 12, 17, 26, 33, 109, 111, 190, 199, 389 ve 400 ve devamı. UYAP mevzuat kaydı. Kaldırılan m.107 ve yeni m.109/4 için M5.

M5 — 7589 sayılı Kanun. Kabul: 16.07.2026; Resmî Gazete: 31.07.2026, sayı 33326. Özellikle m.10, 19–20, geçici m.1/10 ve m.26. TBMM kabul metni. Faiz ve dava türü bakımından güncellik kontrolünde kullanılmıştır.

M6 — 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu. Özellikle m.16, 18/A ve 18/B. UYAP mevzuat kaydı ve Adalet Bakanlığı arabuluculuk açıklamaları.

M7 — 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun. Özellikle m.68, 73 ve 73/A. Ticaret Bakanlığı mevzuat sayfası ve güncel başvuru açıklaması. Değişken parasal başvuru sınırı bu yazıda sabit rakam olarak verilmemiştir.

M8 — 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu. Özellikle m.257 ve devamı; alacak ve edimin niteliğine uygun takip hükümleri. Adalet Bakanlığı kanun ve yönetmelikler sayfası ve Bakanlık metnindeki ilgili hüküm.

M9 — 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun. Özellikle sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde uygulanacak hukuka ilişkin m.24. Adalet Bakanlığı metni.

M10 — Birleşmiş Milletler Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Antlaşma (CISG). Uygulama alanı ve taraf iradesi yönünden m.1 ve 6; alıcının başvuru yolları yönünden ilgili hükümler. UNCITRAL resmî metin ve durum sayfası.

K1 — Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.12.2022, E.2021/563, K.2022/1659. Tam metinde özellikle §47–59, hüküm ve karşı oy incelenmiştir. Karar kaydı. Menfi zarar, karşılaştırılabilir işlem koşulları ve nedensellik bakımından kullanılmıştır.

K2 — AYM, Caner Şafak [GK], B. No: 2024/41763, 08.07.2025. Özellikle §60–66, 77–83, hüküm ve karşı oy incelenmiştir. AYM resmî karar kaydı · Tam metin erişim kaydı. Karardaki tarihsel erteleme dönemi, bugün devam eden genel bir yasak veya süre olarak aktarılmamıştır.

K3 — Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 16.05.2025, E.2024/1, K.2025/2. Gerekçenin tapuya güven ve iyiniyet bölümleri ile sonuç kısmı incelenmiştir. Tam metin kaydı · Resmî Gazete yayımı. De Jure karar bağlantıları hesapla giriş gerektirebilir.

A1 — Gizem Görmez, Tam İki Tarafa Borç Yükleyen Sözleşmelerde Borçlu Temerrüdünde Ek Süre Tayini, doktora tezi, Ankara Üniversitesi, 2024. Ek sürenin işlevi, kesin vade ve seçim zamanına ilişkin bölümler incelenmiştir. Üniversite arşivindeki tam metin.

A2 — İlyas Sağlam, Aşkın Zarar ve Bu Zararın İspatı, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 28/1, 2026, s.473–523. DOI: 10.33717/deuhfd.1842082. Genel şartlar ve ispat tartışmasına ilişkin bölümler kullanılmıştır. Dergi tam metni.

A3 — İlyas Sağlam, “Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun T. 16.05.2025, E.2024/1, K.2025/2 Sayılı Kararının…” (başlık kısaltılmış), Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 31/2, Aralık 2025, s.1661–1699. DOI: 10.33433/maruhad.1793613. Çalışma, arsa sahibinin dönmesi hâlinde yükleniciden bağımsız bölüm alan üçüncü kişinin hukuki durumunu inceler. İyiniyet ve tapuya güvene ilişkin bölümler kullanılmıştır. Dergi tam metni. Kararın künyesi tam karar kaydıyla ayrıca doğrulanmıştır.

A4 — Derya Ateş, Borçlu Temerrüdünde İhtar ve Ek Süre Kavramları, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, sayı 52, 2022, s.383–406. DOI: 10.54049/taad.1183667. Özellikle s.390 ve 401–402’deki ihtar, süre ve aynı bildirimde birleşme tartışması incelenmiştir. Dergi tam metni.

Kaynak şema — Av. Hakan Dimdik, Temerrüt ve Seçimlik Haklar, 30.01.2026. Kullanıcının ilettiği görsel şema çalışmanın başlangıç kaynağıdır. Üç seçenek korunmuş; para borçlarının kapsamı ve teminatların sonucu gibi genellemeler açıklanarak geliştirilmiştir. Bu atıf, yeni makalenin veya eklenen değerlendirmelerin Av. Hakan Dimdik tarafından yazıldığı ya da incelendiği anlamına gelmez.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları