İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Alacak Davaları

Hukuk Davasında Bilirkişi Raporuna İtiraz: Süre, Gerekçeler ve Yeni Rapor Talebi

Bilirkişi raporunu ve itiraz dilekçesini ofiste birlikte inceleyen avukat ile müvekkil.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 19 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Hukuk davasında bilirkişi raporunu nasıl değerlendirmeli? Tebligat ve süre hesabından somut itiraz gerekçelerine, uzman görüşünden yeni rapor talebine kadar başvuru seçeneklerini inceleyen rehber.

Mevzuat ve kaynak inceleme tarihi: 11 Ekim 2026

Bilirkişi raporuna itiraz, hukuk davalarında kural olarak raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde, davanın görüldüğü mahkemeye yapılır. İtirazda hangi tespitin neden hatalı olduğu, dosyadaki hangi belgeyle çeliştiği ve mahkemeden hangi işlemin istendiği gösterilmelidir. Süresinde ve gerekçeli başvuruyla ek rapor, bilirkişinin açıklaması veya yeni bilirkişi incelemesi istenebilir. Raporun aleyhe çıkması, davanın kaybedildiği anlamına gelmez; rapora itiraz edilmesi de kendiliğinden yeni bir inceleme yapılmasını sağlamaz. [1]

Bir tazminat hesabında yanlış gelir kabulü, yapıdaki hasarın nedeninin araştırılmaması veya bir ödemenin hesap dışında bırakılması davanın sonucunu değiştirebilir. Bu nedenle etkili itirazın odağında bilirkişinin kişiliği değil, raporun verisi, yöntemi, gerekçesi ve sonucu bulunur. Hukuki nitelendirmeyi ise mahkeme yapar.

Bu rehber, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamındaki hukuk davalarını ele alır. Ceza yargılaması, idari yargı ve icra dosyasındaki kıymet takdirine yönelik başvuruların özel kuralları ayrıca incelenmelidir. Buradaki iki haftalık süre bütün yargı yollarına aynen taşınamaz.

Bilirkişi raporu mahkemeyi bağlar mı?

Teknik incelemenin görevi ve sınırı

Bilirkişi, çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren bir konuda mahkemeye yardımcı olur. HMK m.266 uyarınca genel bilgiyle, tecrübeyle veya hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek meselelerde bilirkişiye başvurulamaz. Bir binadaki su sızıntısının teknik nedeni uzmanlık gerektirebilir; bu nedenin sözleşmeye aykırılık oluşturup oluşturmadığı ve kimin hangi hukuki sebeple sorumlu tutulacağı ise hâkimin değerlendirmesindedir. [1]

Bu ayrım, hesap raporlarında da önemlidir. Bilirkişi, mahkemenin belirlediği farklı hukuki ihtimallere göre seçenekli hesap yapabilir. Fakat hangi hukuki seçeneğin uygulanacağına karar veremez. Raporda “davanın reddi gerekir” denilmesi, teknik hesabın doğruluğunu tek başına ispatlamaz. HMK m.279/4 ve Bilirkişilik Kanunu m.3, hukuki nitelendirme ve değerlendirmeyi bilirkişinin görev alanı dışında tutar. [1] [3]

Gerekçeli ve denetlenebilir rapor ne demektir?

HMK m.279, raporda incelenen olayların, gerekçenin ve sonucun bulunmasını ister. Raporun denetlenebilir olması; hangi belgelerin kullanıldığının, hangi varsayımla hangi yöntemin uygulandığının ve sonuca nasıl ulaşıldığının anlaşılmasıdır. Sadece bir tutar veya kusur yüzdesi açıklayan metin, bu sonucun doğruluğunu incelemeye her zaman elverişli değildir.

Kanunun ölçüsü açıktır: “Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.” (HMK m.282.) Bu yetki, raporu gerekçesiz biçimde benimseme veya teknik sorunu uzmanlık desteği olmadan kişisel kanaatle çözme serbestisi değildir. Mahkeme, belirleyici itirazları ve dosyadaki diğer delilleri birlikte değerlendirmelidir. [1]

Önce bilirkişiye verilen görevlendirme kararı okunmalıdır. Mahkemenin sorusunun dışında kalan bir konu ile sorulduğu hâlde yanıtsız bırakılan konu aynı değildir. HMK m.273 uyarınca incelemenin kapsamı ve sorular açık olmalıdır. Belirsiz bir görev, eksik raporun başlangıç nedeni olabilir; bu durumda itiraz, inceleme sorusunun da açıklığa kavuşturulmasını istemelidir.

Bilirkişi raporuna itiraz süresi nasıl hesaplanır?

İki haftalık süre hangi tarihte başlar?

HMK m.281/1’deki süre, raporun tebliğinden itibaren iki haftadır. Raporun düzenlenme, mahkemeye sunulma veya UYAP dosyasına yüklenme tarihi kendiliğinden tebliğ tarihi sayılmaz. Bu nedenle ilk bakılacak belge raporun kapağı değil, tebligat kaydıdır. Vekille takip edilen işlerde Tebligat Kanunu m.11’deki vekile tebliğ kuralı da dikkate alınmalıdır. [1] [2]

Hafta olarak belirlenen süre, HMK m.92’ye göre başladığı güne son haftada denk gelen günde sona erer. Tatiller sürenin içindedir; son günün resmî tatile rastlamasında HMK m.93 uygulanır. Fiziksel başvuruda çalışma saati, elektronik işlemlerde ise HMK m.445/4’teki gün sonu kuralı önemlidir. Elektronik gönderim, kaydedilmiş bir taslakla tamamlanmaz; evrakın gönderildiği ve işlem kaydının oluştuğu kontrol edilmelidir.

Usulsüz tebligat iddiasında ayrıca Tebligat Kanunu m.32 değerlendirilir. Tebligatı usulsüz bulmak, belgenin hiç öğrenilmediği anlamına gelmez. Öğrenme tarihi ve bunun dosyaya etkisi somut belgelerle açıklanmalıdır. “Tebligat yanlıştı” düşüncesiyle dosyayı bekletmek süre tartışmasını ağırlaştırabilir.

Raporun taraflara bildirilmesi, sadece süre hesabının konusu değildir. HMK m.27’deki hukuki dinlenilme hakkı, kişinin hükme etkili delili öğrenip görüş bildirebilmesini de içerir. HMK m.280’in raporun duruşmadan önce tebliğine ilişkin düzenlemesi bu açıdan önem taşır. Raporu inceleme ve süresinde açıklama yapma imkânı tanınmadan hüküm kurulmasına yönelik itiraz, ilgili tutanak ve tebligat kayıtlarıyla gösterilmelidir.

UETS üzerinden gelen raporda beşinci gün kuralı

Elektronik tebligat, Tebligat Kanunu m.7/a uyarınca elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Mesajın UETS’ye ulaşması, SMS bildirimi ve kanuni tebliğ tarihi birbirinden ayrılmalıdır. Hesap, elektronik tebligatın delil kaydı üzerinden kurulmalıdır. [2]

Örneğin raporun UETS adresine 2 Kasım 2026 Pazartesi günü ulaştığı varsayılsın. Kanuni tebliğ tarihi 7 Kasım Cumartesi gününün sonudur. İki haftanın sonu 21 Kasım Cumartesiye denk geldiğinden, araya başka bir özel durum girmediği varsayımıyla son gün 23 Kasım Pazartesi olur. Bu, süre hesabını anlatan örnektir; gerçek dosyada tebligatın muhatabı, kaydı ve uygulanacak özel hükümler ayrıca incelenir.

Ek süre ve adli tatil birbirinden farklıdır

İtirazın hazırlanması çok zor veya imkânsızsa ya da özel yahut teknik çalışma gerektiriyorsa, ilk iki hafta içinde ek süre istenebilir. HMK m.281/1’e göre verilebilecek ek süre, asıl sürenin bitiminden başlar; bir defaya mahsustur ve iki haftayı geçemez. Ek süre otomatik değildir. Talepte, örneğin yüzlerce satırlık hesabın hangi nedenle uzman incelemesi gerektirdiği açıklanmalı; mahkemenin verdiği süre ve karar takip edilmelidir. [1]

Sadece “uzman görüşü alacağım” demek ayrıca süre hakkı doğurmaz; HMK m.293/1 bunu açıkça sınırlar. Teknik çalışmanın neden zorunlu olduğu ve m.281’deki şartların nasıl oluştuğu gösterilmelidir. Süre uzatımının kabul edildiği varsayımıyla sessiz kalmak yerine, mevcut somut itirazları süresinde sunmak ve ek talebin sonucunu izlemek gerekir.

Adli tatilde ise her dosya için aynı sonuç çıkmaz. HMK m.103’te tatilde görülen işler, m.104’te adli tatile tabi dava ve işlerdeki süre uzaması düzenlenir. Bu ikinci grupta kanunun belirlediği sürenin sonu tatile rastlıyorsa, süre adli tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzamış sayılır. Önce davanın hangi grupta olduğu belirlenmelidir.

Hangi gerekçelerle bilirkişi raporuna itiraz edilebilir?

Eksik veri, yanlış varsayım ve hesap hatası

İtiraz, raporun tamamını reddeden genel bir cümleyle sınırlanmamalıdır. İncelemeye alınmayan banka dekontu, yanlış kabul edilen çalışma dönemi, taşınmazla ilgisi açıklanmayan emsal veya aynı tutarın iki kez hesaba eklenmesi ayrı ayrı gösterilmelidir. Her itirazda raporun sayfası, dosyadaki belgenin tarihi ve sonucu etkileyen bağlantı yazılmalıdır.

Karşı taraf, gösterilen ödemenin başka bir borca ilişkin olduğunu veya kullanılan emsalin uygun olduğunu savunabilir. Bu nedenle sadece belgeyi işaret etmek yeterli olmayabilir. Dekont açıklaması, sözleşme maddesi, dönem bilgisi veya emsalin fiziksel özellikleriyle aradaki ilişki kurulmalıdır. Alternatif hesap sunuluyorsa hangi verilerle üretildiği açık olmalıdır; açıklanmayan bir hesap tablosu, açıklanmayan raporu düzeltmez.

Yöntem, uzmanlık alanı ve gerekçe eksikliği

Bir yöntemin beğenilmemesi, tek başına bilimsel yanlışlık değildir. İtiraz; yöntemin olayın özelliklerine neden uymadığını, gerekli ölçümün neden yapılmadığını veya rapordaki sonucun kendi verileriyle neden uyuşmadığını anlatmalıdır. Özellikle mühendislik, değerleme ve tıbbi değerlendirmelerde bu açıklama uygun alandaki uzman görüşüyle desteklenebilir.

Bilirkişinin uzmanlık alanı da incelenmelidir. Muhasebe incelemesi yapabilen bir kişinin yapısal hasarın nedenini çözümlemesi beklenemez. Ancak rapor aleyhe olduğu için “uzman değildir” denilmesi de yeterli olmaz. İncelenen teknik soru, gereken uzmanlık ve mevcut görevlendirmenin bu ihtiyaçla neden uyumsuz olduğu somutlaştırılmalıdır. Bilirkişinin görevini veya uzmanlık sınırını bildirme yükümlülüğü HMK m.275’te düzenlenir. [1]

Hata, belge ve talep aynı yerde gösterilmeli

Aşağıdaki tablo, itiraz hazırlanırken kullanılabilecek bir çalışma düzenidir. Örnekler, belirli bir davanın sonucu hakkında kanaat içermez.

Raporda tartışılan hususDayanak ve açıklamaMahkemeden istenebilecek işlem
Ödeme hesapta görünmüyor.Dekontun tarihi, tutarı ve dava konusu borçla bağlantısı gösterilir.Ödemenin etkisinin incelenmesi ve gerekçeli ek hesap.
Kullanılan emsalin neden uygun olduğu açıklanmıyor.Konum, tarih, nitelik ve büyüklük farkları belirtilir.Emsal seçiminin ve uyarlamaların açıklanması.
Teknik neden incelenmeden sonuç yazılmış.Fotoğraf, ölçüm, proje ve ilgili rapor bölümü birlikte gösterilir.Uygun uzmanlıkla inceleme; gerekirse keşif ve yeni heyet.
İki rapor farklı sonuçlara ulaşıyor.Çelişen veri, yöntem ve sonuç yan yana konur.Çelişkinin açıklanması; giderilemezse yeni inceleme.
Bilirkişi doğrudan hukuki sonuca karar veriyor.Teknik tespit ile hukuki nitelendirme ayrılır.Hukuki meselenin mahkemece değerlendirilmesi.

Bir hata doğru tespit edilse bile davanın sonucunu değiştirmeyebilir. Tarihteki yazım yanlışı hesabı etkilemiyorsa bununla, hesap dönemini değiştiren bir tarih hatası aynı ağırlıkta değildir. İtirazın gücü, yanlışlığı ve sonuca etkisini birlikte açıklamasındadır. Bununla bağlantılı olarak Adi Ortaklıkta Tasfiye Payı Nasıl Hesaplanır? konusu da birlikte değerlendirilmelidir.

Ek rapor mu, bilirkişinin dinlenmesi mi, yeni heyet mi?

HMK m.281, eksikliğin tamamlanmasını, belirsizliğin açıklanmasını ve gerekli hâllerde yeni bilirkişi incelemesini mümkün kılar. Mahkeme ek rapor alabilir, bilirkişiyi duruşmada dinleyebilir veya gerçeğin ortaya çıkması için yeni bir bilirkişi görevlendirebilir. Her itiraz otomatik olarak yeni heyet kurulmasını gerektirmez. [1]

Ek rapor, mevcut uzmanın yeterli olduğu fakat bir belgenin tartışılmadığı, bir hesabın açıklanmadığı veya sorunun yanıtsız kaldığı durumlarda uygun olabilir. Talep “ek rapor alınsın” şeklinde bırakılmamalı; bilirkişiye sorulması istenen somut sorular yazılmalıdır. Sözlü açıklama ise özellikle yöntemin veya kullanılan verinin duruşmada açıklığa kavuşturulmasına hizmet edebilir.

Yeni bilirkişi veya heyet talebi; uzmanlık uyumsuzluğu, giderilmeyen esaslı çelişki veya incelemenin yeniden kurulmasını gerektiren teknik eksiklik bakımından gerekçelendirilebilir. Her durumda önce ek rapor, sonra sözlü açıklama, en sonunda yeni heyet şeklinde zorunlu bir sıra yoktur. İlk uzmanın alanı baştan uygunsuzsa aynı kişiden tekrar tekrar rapor almak sorunu çözmeyebilir.

Ek raporun alınması, tarafın o rapordaki yeni veya tamamlayıcı değerlendirmeleri tartışma hakkını kaldırmaz. Tebliğ edilen ek rapora karşı da HMK m.281 çerçevesinde iki haftalık süre gözetilerek başvurulabilir. Dilekçede önceki itirazın hangi yönden yanıtsız kaldığı veya yeni hesabın hangi hatayı doğurduğu açıklanmalıdır. Bununla birlikte ek rapor, önceki rapora ilişkin bütün süre ve usul sorunlarını kendiliğinden yeniden açmaz.

Alihocagil’in çalışması, itirazın mahkemece değerlendirilmesi ile bilirkişiden ek açıklama veya yeni inceleme alınmasını birbirinden ayırır. Bu yaklaşım, dilekçenin yalnız sonuca itiraz etmemesini, eksikliğin nasıl giderileceğini de açıklamasını destekler. Çalışmanın 2018 tarihli olduğu, bugünkü ek süre hükmünün ise 2020 değişikliğiyle getirildiği unutulmamalıdır. [9]

Uzman görüşü bilirkişi raporuna karşı nasıl kullanılır?

Tarafın aldığı bilimsel mütalaa ne işe yarar?

HMK m.293, taraflara dava konusu olay hakkında uzmanından bilimsel mütalaa alma imkânı tanır. Bu görüş, mahkemenin atadığı bilirkişi raporuyla aynı yoldan oluşmaz; fakat sırf tarafça alındığı için gerekçeleri incelenmeden önemsiz sayılamaz. Yararı, tartışmalı teknik noktayı denetlenebilir bir açıklamaya dönüştürmesidir. [1]

Görüş alınacak uzmana yalnız aleyhe raporun son sayfası verilmemelidir. Görevlendirme kararı, ilgili belgeler, raporun ekleri ve önceki itirazlar birlikte sunulmalıdır. Uzmanın hangi veriye ulaşamadığı da açıklanmalıdır. Eksik dosyayla hazırlanmış iddialı bir mütalaa, karşı tarafın yönteme ve veri bütünlüğüne yönelik itirazını güçlendirebilir.

Mahkeme, uzmanı duruşmaya çağırıp sorular yöneltebilir. Çağrılan uzmanın geçerli mazereti olmadan gelmemesi hâlinde görüşü değerlendirmeye alınmaz. Ayrıca teknik görüş sunulması, süresinde ileri sürülmeyen her vakıa veya belgenin kendiliğinden dosyaya girmesini sağlamaz. Sonradan delil gösterilmesinde HMK m.145’in şartları ayrıca gözetilmelidir.

Yargıtay: Esaslı teknik çelişki açıklanmadan bırakılmamalı

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 10.11.2016 tarihli, E.2015/5127, K.2016/4635 sayılı kararı, bir yapıda su yalıtımıyla ilgili uyuşmazlığı ele alır. Mahkeme raporları ile sunulan uzman görüşü arasındaki ciddi teknik farklılıkların yeterince araştırılmaması bozma nedeni olmuştur. Daire, olayın özelliklerine uygun uzmanlardan oluşan yeni heyetle inceleme yapılmasını istemiştir. [8]

Kararın pratik önemi, “uzman görüşü varsa mutlaka yeni rapor alınır” şeklinde bir otomatik sonuç değildir. İncelenmesi gereken; görüşün hangi teknik soruyu ortaya koyduğu ve mevcut raporun bu soruyu neden yanıtsız bıraktığıdır. Aynı konuya farklı sözcüklerle değinilmesi ile sonuca etkili yöntem veya neden uyuşmazlığı birbirinden ayrılmalıdır.

Kaplan’ın akademik incelemesi de rapor ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin açıklama, ek inceleme ve gerektiğinde yeni bilirkişiyle giderilmesini tartışır. Alman yargı uygulamasından yararlanan bu değerlendirme, Türk hukukunda değişmez bir işlem sırası getiren kanun hükmü olarak okunmamalıdır. Esas olan, teknik çelişkinin anlaşılır biçimde çözülmesi ve mahkemenin gerekçesinin denetlenebilmesidir. [10]

Rapora itiraz edilmezse ne olur? Güncel kararların gösterdiği ayrım

İtiraz süresini kaçırmak ile hakkından vazgeçmek farklıdır

Süresinde itiraz, delili tartışma ve eksikliğin giderilmesini isteme bakımından önemini korur. Bununla birlikte “itiraz yoksa rapor kesinleşir ve hâkimi her yönüyle bağlar” cümlesi, güncel kararların ortaya koyduğu ayrımı yansıtmaz. Süreye bağlı usul imkânı ile dava konusu maddi hak aynı şey değildir.

Mahkemenin HMK m.281/2–3 ve m.282 kapsamındaki yetkileri, tarafın süresinde başvuru yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Buna karşılık tarafın sessizliği de raporu kesin delile dönüştürmez. Tartışma, özellikle ilk tazminat hesabına itiraz edilmemesinin sonraki yüksek hesabın dikkate alınmasını engelleyip engellemeyeceği üzerinde yoğunlaşmıştır.

2021 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararı: Genel itirazın riski

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarihli, E.2018/94, K.2021/111 sayılı kararında, iş kazası nedeniyle açılan davada farklı kusur oranları içeren raporlar tartışılmıştır. İlk kusur raporuna yönelik somut itiraz içermeyen ve dosyanın hesap bilirkişisine gönderilmesini isteyen beyanın, kusur dağılımına itiraz olarak kabul edilmemesi; karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak değerlendirmesine yol açmıştır. Direnme kararı bozulmuştur. [7]

Bu kararın dilekçe bakımından öğretici yönü, “aleyhe hususları kabul etmiyoruz” sözünün hangi bulguya neden itiraz edildiğini açıklamamasıdır. Ancak kararın usuli kazanılmış hak yaklaşımı, sonraki Anayasa Mahkemesi ve 2026 tarihli Hukuk Genel Kurulu değerlendirmeleri incelenmeden bugün için değişmez, genel bir kural gibi aktarılmamalıdır.

Anayasa Mahkemesi ve 2026 tarihli Hukuk Genel Kurulu yaklaşımı

Anayasa Mahkemesinin Ahmet Özgan ve Şule Özgan kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.05.2026 tarihli, E.2026/129, K.2026/299 sayılı kararı, sessizliğe bağlanan sonuçların maddi hak ve mahkemeye erişim bakımından sınırlarını gündeme taşır. İlk hesap raporuna itiraz edilmemesinin, daha sonra belirlenen yüksek zarar tutarının değerlendirilmesini kendiliğinden engellediği yaklaşımı sorgulanmıştır. [5] [6]

21.12.2023 tarihli, B. No: 2020/21347 sayılı Anayasa Mahkemesi kararında olay, trafik kazasında yakınlarını kaybeden kişilerin destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir. Başvurucular, sonradan belirlenen daha yüksek zarar için ek dava açmış; ilk rapora itiraz etmedikleri gerekçesiyle bu miktarın incelenmesi engellenmiştir. Mahkeme, bu uygulamanın kanuni dayanağını ve ölçülülüğünü incelemiş; mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama öngörülmüş, bireysel başvuruda istenen tazminat ayrıca kabul edilmemiştir. Bu karar, itiraz süresini kaldırmaz; sürenin kaçırılmasına maddi hakkı ortadan kaldıran bir sonuç bağlanmasının sınırını gösterir. [5]

2026 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararında uyuşmazlık, iş kazasından doğan maddi tazminat hesabına ilişkindir. Çoğunluk, rapora itiraz edilmemesini onun açıkça kabulüyle eş tutmamış; bilirkişi raporunun takdiri delil niteliğini ve hâkimin değerlendirme yetkisini vurgulamıştır. Karşı görüş, ilk rapora itiraz edilmemesine bağlı usuli kazanılmış hak yaklaşımını savunmuş, ancak çoğunluk tarafından benimsenmemiştir.

Kararda açık, kesin ve koşulsuz kabul beyanı ile sessiz kalınması ayrıca ayrılmıştır. Bu yüzden raporun tümünü kabul ettiğini veya belirli hesapla bağlı kalacağını açıklayan beyanın sonuçları, yalnız sürenin geçirilmesiyle aynı biçimde değerlendirilemez. “İtiraz etmiyorum” şeklindeki ifadenin anlamı da dosyanın bütünü ve beyanın içeriği dikkate alınarak incelenmelidir.

Hukuk Genel Kurulu, direnme gerekçesini uygun bulmuş ve incelenmeyen diğer temyiz itirazları için dosyayı ilgili daireye göndermiştir. Bu sonuç, davadaki bütün hesapların ve taleplerin kesin olarak doğrulandığı anlamına gelmez. Karar ayrıca her türlü süreyi, talep sınırını ve kanun yolu kuralını ortadan kaldıran bir izin olarak okunamaz.

Pratik yaklaşım şudur: Süre henüz açıksa somut itiraz derhâl hazırlanır. Süre geçmişse tebligat, açık kabul bulunup bulunmadığı, hatanın niteliği, yargılamanın aşaması ve güncel içtihat birlikte incelenir. Elde olmayan nedenle işlem yapılamamışsa HMK m.95–97’deki eski hâle getirme şartları ayrıca değerlendirilir; bu yol sırf unutulan her süreyi yeniden başlatmaz. Engel kalktıktan sonraki iki haftalık başvuru süresi ile yapılamayan işlemin de bu sürede tamamlanması gereği gözetilir. [1]

Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi nasıl hazırlanır?

Dosyanın incelenmesi ve dilekçenin kurulması

Dilekçe, raporu düzenleyen kişiye veya bilirkişilik bölge kuruluna değil, davayı gören mahkemeye sunulur. Mahkeme ve esas numarası, taraf bilgileri, rapor tarihi, tebliğ tarihi, itirazlar, belge bağlantıları ve talep sonucu açıkça yazılır. Birden fazla rapor varsa hangisine itiraz edildiği tereddüt bırakmamalıdır.

Çalışma sırası, raporun bütününü okumak; mahkemenin sorularıyla karşılaştırmak; kullanılan belgeleri incelemek; hata ve eksikleri ayırmak; ardından bunlara uygun talepleri kurmaktır. Duruşmanın daha ileri tarihte olması, tebliğle başlayan süreyi değiştirmez. Sadece duruşmada açıklama yapmayı beklemek yerine süreli başvurunun tamamlanması gerekir.

Delil bakımından dosyada zaten bulunan belge ile ilk kez sunulacak belge ayrılmalıdır. İlki için dosyadaki yer ve önceki sunum tarihi gösterilir. İkincisinde neden daha önce sunulamadığı ve HMK m.145 bakımından kabul şartları açıklanır. Sonradan belge sunmanın kabul edileceği varsayımı üzerine bütün itirazı kurmak risklidir.

Örnek: Hesaba alınmayan ödeme nasıl açıklanır?

Varsayımsal bir alacak hesabında rapor 120.000 TL anapara belirlesin. Davalı, bu borca ilişkin 30.000 TL ödemenin daha önce dosyaya sunulduğunu ileri sürsün. İtiraz, sadece “hesap yüksek” demek yerine, dekontu ve hangi borca ilişkin olduğunu göstermelidir. Ödemenin bu borca ait olduğu kabul edilirse, yalnız anapara bakımından aritmetik sonuç 90.000 TL olur; faiz ve diğer kalemler ayrıca değerlendirilir.

Karşı taraf, ödemenin farklı bir faturaya ait olduğunu savunabilir. Bu nedenle alternatif hesap, ödemenin aidiyeti kabul edilirse sonucu gösterir; tartışmalı hukuki ve olgusal sorunu tek başına çözmez. Dilekçenin bunu açıkça belirtmesi, hesabın kanıtlanmış olgu gibi sunulmasını önler.

Uyarlanması gereken örnek dilekçe düzeni

Aşağıdaki düzen bir hazırlık örneğidir. Parantezli alanlar gerçek dosyaya göre doldurulmalı; dosyada bulunmayan olay, belge veya talep metne eklenmemelidir.

[İlgili hukuk mahkemesine] — Dosya No: [esas numarası]

İtiraz eden / vekili: [bilgiler]. Konu: [tarih] tarihli bilirkişi raporuna süresinde itirazlarımız ile [somut inceleme talebi]. Tebliğ tarihi: [tebligat kaydına göre tarih].

İtirazın açıklanması: Raporun [sayfa ve bölüm] kısmında [tespit] esas alınmıştır. Oysa dosyaya [tarih] tarihinde sunulan [belgenin adı ve ek numarası], [somut farklılık] göstermektedir. Raporda bu belgenin neden hesaba alınmadığı açıklanmamıştır. Farklılık, [hesap kalemi veya teknik sonuç] bakımından sonucu etkilemektedir.

İnceleme sorusu: [Belgede yer alan ödemenin, raporda incelenen borçla ilişkisinin; ilişki bulunması hâlinde hesap üzerindeki etkisinin; ilişki bulunmadığı düşünülüyorsa bunun teknik ve belgeye dayalı gerekçesinin açıklanması] talep olunur.

Sonuç ve istem: Açıklanan itirazların değerlendirilmesine; [belirlenen sorular yönünden ek rapor alınmasına / bilirkişinin açıklama yapmasına / somut nedenle uygun uzmanlıkta yeni bilirkişi veya heyet görevlendirilmesine] karar verilmesini arz ederiz. Ekler: [belge listesi]. Tarih ve imza.

Talepler dosyanın ihtiyacına göre seçilir. İhtimalli veya kademeli talep kullanılabilir; fakat bütün seçenekleri gerekçesiz sıralamak, hangi eksikliğin nasıl giderileceğini belirsizleştirir. Özellikle yeni heyet isteniyorsa mevcut incelemenin neden yeterli olmayacağı anlatılmalıdır.

Konunun ayrıntıları için yat bakım ve refit sözleşmesi bölümüne bakılabilir.

Bilirkişinin reddi ve şikâyet, rapora itirazın yerine geçer mi?

Geçmez. Rapora itiraz, teknik görüşün eksikliği veya hatasına; bilirkişinin reddi ise kişinin tarafsızlığına etki eden kanuni sebeplere yönelir. Aleyhe sonuç, tek başına tarafsızlık sorunu değildir. Tarafla ilişki veya başka bir ret sebebi ileri sürülüyorsa, somut olay ve öğrenme tarihi gösterilmelidir.

HMK m.272’ye göre ret talebi, sebebin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmalıdır. Yasaklılık sebeplerine ilişkin düzenleme ayrıca değerlendirilir. Bilirkişinin reddi isteminin reddine karşı kanun yolu, esas hakkındaki kararla birlikte kullanılabilir. Bu bir haftalık süre, rapora itirazdaki iki haftalık süreyle karıştırılmamalıdır. [1]

Bilirkişilik bölge kuruluna başvuru ise mevzuata ve meslek ilkelerine uygunluk denetimiyle ilgilidir. Bilirkişilik Kanunu m.14 uyarınca kurul, raporu özel veya teknik bilgi yönünden denetleyemez; sırf bu içeriğe ilişkin başvuruları incelemez. Dolayısıyla “hesap yanlış” iddiasını mahkemeye sunmak yerine kurula şikâyet etmek, rapora yönelik yargısal incelemenin yerini tutmaz. Şikâyet, davadaki itiraz süresini kendiliğinden durdurmaz. [3]

Ek rapor ve yeni bilirkişi incelemesinde ücret nasıl belirlenir?

Her ek rapor için mutlaka yeni ücret ödeneceği söylenemez. 2026 Yılı Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesi m.11, görev kararında yer alan soruların yanıtsız bırakılması ile görevin dışında yeni sorular yöneltilmesini ayırır. [4]

İncelemenin nedeniTarife bakımından durumDosyada izlenecek nokta
Mevcut rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesiAyrıca bilirkişi ücreti ödenmez.Talebin mevcut görevin tamamlanması olduğu açıklanır.
Başlangıçta sorulan sorunun yanıtsız kalmasıAyrıca bilirkişi ücreti ödenmez.Görevlendirme kararındaki soru gösterilir.
Görev kararındaki sorular dışında yeni bilgi istenmesiTalebin içeriğine göre ek ücret takdir edilebilir.Yeni incelemenin kapsamı ve gider kararı izlenir.

Yeni bilirkişi görevlendirilmesi, keşif veya başka inceleme giderleri ayrıca gündeme gelebilir. Tarifeye göre ücretin belirlenmesinde görevlendirme tarihinde yürürlükteki tarife esas alınır. Eksik rapor için ayrıca ücret alınmaması, bütün yargılama giderlerinin ortadan kalkması anlamına gelmez.

Mahkeme delil için avans yatırılmasına karar vermişse ara karardaki miktar, süre ve ihtar incelenmelidir. HMK m.324 uyarınca avansın yatırılmaması, şartları varsa o delilden vazgeçilmiş sayılmaya yol açabilir. Bu sonuç, her durumda davanın otomatik reddi değildir; ancak gerekli ispatın yapılamamasına neden olabilir. Tarafların serbestçe tasarruf edemediği işlere ilişkin m.325 hükümleri ayrıca saklıdır. [1]

İtiraz reddedilirse nasıl ilerlenir?

Mahkemenin yeni inceleme talebini reddetmesi, aynı aşamada her zaman ayrı bir istinaf başvurusu yapılabileceği anlamına gelmez. Raporun kendisi mahkeme kararı değildir. İnceleme taleplerine ilişkin ara kararların hukuka aykırılığı, kural olarak kanun yoluna açık nihai hükümle birlikte ileri sürülür. Dosyanın niteliği, kararın türü ve kanuni sınırlar ayrıca değerlendirilir. [1]

Kanun yolu dilekçesinde sadece önceki itirazı tekrarlamak yerine; hangi belirleyici hususun incelenmediği, bunun hangi delille ilgili olduğu ve hükmün sonucunu nasıl etkilediği gösterilmelidir. HMK m.355’teki inceleme sınırı ve m.357’deki yeni iddia, savunma ve delile ilişkin sınırlamalar gözetilmelidir. Kamu düzenine ilişkin inceleme ile sıradan teknik itiraz aynı kategoriye sokulmamalıdır.

Bu nedenle bilirkişi raporundaki itirazları ilk kez istinafta açıklamayı planlamak sağlıklı bir yöntem değildir. 2026 tarihli kararın sessizliği açık kabulden ayırması da bütün eksikliklerin kanun yolunda sınırsız biçimde giderilebileceği anlamına gelmez. Rapora karşı beyan, talep ve mahkemenin bunlara ilişkin kararlarının dosyada izlenebilir olması önemlidir.

Görüşme veya bağımsız dosya değerlendirmesi için raporun tamamı, ekleri, tebligat kaydı, bilirkişi görevlendirme kararı, önceki rapor ve itirazlar ile ilgili deliller birlikte hazırlanmalıdır. Güneş & Güneş Hukuk Bürosunun Müvekkil Merkezi, başvuru ve belge hazırlığına ilişkin açıklamalara ulaşmayı sağlar. Süreli evrakta raporun ne zaman ve nasıl tebliğ edildiği özellikle belirtilmeli; dosya paylaşımı için e-Devlet veya UYAP şifresi gönderilmemelidir.

Belgeler, büronun belirttiği güvenli kanal üzerinden, hukuki değerlendirme amacıyla ve meslek sırrı ile kişisel verilerin korunması ilkeleri gözetilerek paylaşılmalıdır. İlk başvuru veya belge gönderimi tek başına işin kabulü değildir; süreli işlemin üstlenildiği ayrıca teyit edilmelidir.

Konunun ayrıntıları için malpraktis davasında bilirkişi ve adli tıp raporuna itiraz yazımıza bakabilirsiniz.

Konunun ayrıntıları için yat ve tekne satın alırken hukuki kontrol bölümüne bakılabilir.

Sonuç

Bilirkişi raporuna etkili itiraz, rapora karşı çıkmanın ötesinde bir inceleme gerektirir: Doğru süre hesaplanmalı, hata belgesiyle gösterilmeli ve eksikliği giderecek işlem açıkça istenmelidir. Dosyanın niteliğine göre bu işlem ek açıklama, yeni hesap, uzman görüşünün değerlendirilmesi veya uygun uzmanlıkta yeni bir inceleme olabilir.

Güncel kararlar, sessiz kalmanın her durumda hakkından vazgeçmek veya raporu kesin biçimde kabul etmek sayılamayacağını gösterir. Buna rağmen süresinde itirazın değeri devam eder. Hakkı koruyan yaklaşım, süreyi ihmal etmeden raporun veri ve gerekçesini tartışmak; mahkemenin önüne sonuca etkili, somut ve denetlenebilir bir açıklama koymaktır.

İyi hazırlanmış bir itiraz, yalnızca raporun yanlış olduğunu söylemez; yanlışın nerede bulunduğunu ve nasıl giderilebileceğini gösterir.

İlgili yazılar: Adi Ortaklıkta Bilirkişi Raporuna İtiraz.

Sıkça Sorulan Sorular

Bilirkişi raporuna itiraz kaç gün içinde yapılır?

Hukuk davalarında HMK m.281’e göre süre, raporun tebliğinden itibaren iki haftadır. Kanun süreyi hafta olarak belirlediği için tebliğ, tatil ve elektronik işlem kuralları birlikte uygulanır. Diğer yargı yollarındaki özel süreler ayrıca incelenmelidir. Ayrıntı için süre hesabı bölümüne bakılabilir.

UYAP’ta raporu görmek itiraz süresini başlatır mı?

Raporun dosyada görünmesi, tek başına kanuni tebligatın yerini tutmaz. Tebligat kaydı, muhatap ve varsa usulsüz tebligatın öğrenilmesine ilişkin hükümler incelenir. UETS’de ise elektronik adrese ulaşmayı izleyen beşinci günün sonu kuralı esas alınır.

İki haftalık itiraz süresi uzatılabilir mi?

Evet; ancak HMK m.281’deki güçlük veya özel yahut teknik çalışma şartları bulunmalı ve ilk iki hafta içinde mahkemeye başvurulmalıdır. Verilebilecek ek süre bir defalık, en fazla iki haftalıktır ve asıl sürenin bitiminden başlar. Talepte bulunmak, sürenin uzatıldığı anlamına gelmez.

“Aleyhe hususları kabul etmiyoruz” demek yeterli mi?

Bu ifade tek başına hangi tespitin neden yanlış olduğunu göstermez. Rapordaki bölüm, dayanak belge ve istenen işlem açıklanmalıdır. Beyanın somut dosyadaki etkisi ayrıca değerlendirilse de dilekçeyi yalnız bu cümleyle sınırlamak önemli bir risktir. Dilekçe bölümünde örnek düzen yer almaktadır.

Mahkeme mutlaka yeni bilirkişi atamak zorunda mı?

Hayır. Mevcut uzmandan açıklama veya ek rapor alınması yeterli olabilir. Yeni inceleme talebi, uzmanlık uyumsuzluğu veya giderilmeyen esaslı çelişki gibi somut nedenlerle açıklanmalıdır. Her dosyada uygulanacak zorunlu bir işlem sırası yoktur.

Rapora süresinde itiraz edilmezse dava kaybedilir mi?

Hayır, bu sonuç otomatik değildir. Bununla birlikte süreye bağlı başvuru imkânı ve delillerin tartışılması bakımından sonuç doğabilir. Güncel kararlarda sessizlik ile açık, kesin ve koşulsuz kabul ayrılır. Dosyanın aşaması, itirazın niteliği ve taraf beyanları birlikte incelenmelidir.

Uzman görüşü almak mahkeme bilirkişisinin raporunu geçersiz kılar mı?

Hayır. Bilimsel mütalaa, teknik itirazı açıklamak ve esaslı çelişkiyi göstermek için kullanılabilir. Mahkeme gerekçeleri değerlendirir; gerekli görürse uzmanı dinler veya yeni inceleme yaptırır. Uzmanın çağrıldığı duruşmaya geçerli mazereti olmadan gelmemesinin HMK m.293’te ayrıca sonucu vardır.

Ek bilirkişi raporu için yeniden ücret ödenir mi?

Her durumda ödenmez. 2026 Tarifesi m.11’e göre mevcut eksikliğin veya belirsizliğin giderilmesi ve başlangıçta sorulan soruların tamamlanması için ayrıca bilirkişi ücreti verilmez. Görev dışındaki yeni sorular ile yeni görevlendirme ve diğer giderler ayrıca değerlendirilir.

Bilirkişiyi şikâyet etmek itiraz süresini durdurur mu?

Hayır. Bölge kuruluna şikâyet, mahkemeye yapılacak rapor itirazından farklıdır ve süreyi kendiliğinden durdurmaz. Kurul, raporun özel veya teknik içeriğini denetleyemez. Tarafsızlığa ilişkin ret talebinde de HMK m.272’deki ayrı koşul ve süreler gözetilir.

Ek rapora da itiraz edilebilir mi?

Evet. Ek raporun yeni veya tamamlayıcı değerlendirmelerine karşı, tebliğden itibaren HMK m.281 çerçevesinde başvurulabilir. Ancak ek raporun gelmesi, önceki rapora ilişkin bütün süre ve usul sorunlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Hangi tespitin yeni olduğu ve hangi itirazın sürdüğü açıkça gösterilmelidir.

Kaynakça

1. Türkiye Cumhuriyeti, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu; özellikle m.27, 33, 90–104, 145, 266–282, 293, 324–325, 341, 355, 357 ve 445. Güncel kanun metni.

2. Türkiye Cumhuriyeti, 7201 sayılı Tebligat Kanunu; m.7/a, 11 ve 32. Güncel kanun metni.

3. Türkiye Cumhuriyeti, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu; özellikle m.3 ve 14. Güncel kanun metni.

4. Adalet Bakanlığı, 2026 Yılı Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesi, Resmî Gazete, 26.12.2025, sayı 33119; özellikle m.5, 11 ve 15. Tarife metni.

5. Anayasa Mahkemesi, Ahmet Özgan ve Şule Özgan [GK], B. No: 2020/21347, 21.12.2023; özellikle §§ 51–56, 68–77 ve hüküm sonucu. Kararlar Bilgi Bankası.

6. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.05.2026, E.2026/129, K.2026/299; özellikle gerekçe §§ 26–34 ve 52–58 ile hüküm sonucu. UYAP İçtihat.

7. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.02.2021, E.2018/94, K.2021/111. UYAP İçtihat.

8. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 10.11.2016, E.2015/5127, K.2016/4635. UYAP İçtihat.

9. Alihocagil, Ömer Buğra, “Medeni Usul Hukukunda Bilirkişi Raporunun Hazırlanması ve Bilirkişi Raporuna İtiraz”, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XXII, S.3–4, 2018, s.547–588; özellikle s.575–583. Makale tam metni.

10. Kaplan, Mikail Bora, “Medenî Usûl Hukukunda Bilirkişi Raporu ile Uzman Görüşü Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi”, Türk-Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 4(2), 2022, s.557–586; özellikle s.570–576. Dergi kaydı ve tam metin.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları