Yabancı bir mahkemenin nafaka kararı, Türkiye’de cebrî icra için kural olarak uygun tanıma ve tenfiz sürecinden geçirilmelidir. Hangi koşulların aranacağı yalnız MÖHUK’a bakılarak belirlenmez. Kararın verildiği ülke, nafaka türü, kararın niteliği ve ilgili milletlerarası sözleşmeler birlikte incelenir. Boşanmanın nüfus kaydına işlenmiş olması, nafaka alacağının Türkiye’de tahsil edilebilir hâle geldiğini tek başına göstermez.
Bu rehber, yabancı ülkede verilmiş nafaka kararına dayanarak Türkiye’de sonuç elde etmek isteyen alacaklıya ve tenfiz talebine karşı savunma yapacak borçluya yöneliktir. Tenfiz mahkemesi nafakayı baştan hesaplayan bir üst derece mahkemesi değildir; yabancı kararın Türkiye’de etkili olmasının koşullarını inceler. [1, 2]
Tanıma ve tenfiz hangi sonuçları doğurur?
Tanıma, yabancı kararın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin kabul edilmesiyle ilgilidir. Tenfiz ise kararın Türkiye’de icra edilmesini sağlar. Yabancı karar yalnız bir hukuki durumun varlığını ortaya koyuyorsa tanıma yeterli olabilir; para ödenmesi hükmüne dayanılarak haciz ve tahsil isteniyorsa tenfiz gündeme gelir. Kararın kaldırma, artırma veya iade hükümleri içermesi hâlinde her hükmün niteliği ayrı değerlendirilir. [1, m.50, 57–59]
Bir boşanma kararında boşanma, velayet, nafaka ve masraf hükümleri birlikte bulunabilir. Bunların hepsinin aynı sözleşmeye veya aynı başvuru yöntemine tabi olduğu varsayılmamalıdır. Nafaka bölümünün ayrılabilirliği varsa kısmi tenfiz istenebilir. Talep, hangi kişi lehine hangi dönem ve tutar için icra istendiğini açıkça göstermelidir.
Önce hangi sözleşmenin uygulanacağı belirlenmelidir?
2007 Lahey Sözleşmesi kapsamındaki başvurular
Türkiye bakımından 1 Şubat 2017’de yürürlüğe giren 2007 Lahey Nafaka Tahsili Sözleşmesi; taraf devletler, zaman ve nafaka türü bakımından kapsam koşulları gerçekleştiğinde uygulanır. Çekirdek kapsam, ebeveyn-çocuk ilişkisinden doğan ve 21 yaşından küçük kişiye yönelik nafakadır; taraf devletlerin izin verilen çekinceleri kontrol edilmelidir. Eş nafakasının çocuk nafakasıyla birlikte veya bağımsız ileri sürülmesi, özellikle merkezî makam desteğinin kapsamını etkiler. [2, m.2][3]
Türkiye’nin eğitim süren 25 yaş altındaki çocuklar ve bazı diğer aile nafakaları yönündeki genişletici beyanları, başka ülkede otomatik olarak aynı sonucu doğurmaz. Genişletmenin karşılıklılığı, ilgili devletin aynı yükümlülük ve Sözleşme bölümleri bakımından beyanı üzerinden kontrol edilir. Bu beyanlar Türk maddi hukukunda herkes için 25 yaşa kadar nafaka hakkı yaratan bir kural değildir.
Türkiye, tanıma ve tenfizde m.24’teki alternatif usulü seçmiştir. Bu nedenle Sözleşmenin diğer usulüne ait süre ve aşamalar Türkiye’deki bütün başvurulara aynen aktarılmamalıdır. Ayrıca Türkiye’nin m.30 kapsamındaki nafaka düzenlemelerine ilişkin çekincesi vardır. Mahkemenin onayladığı sulhun m.19 anlamında karar niteliği ile m.30’daki ayrı nafaka düzenlemesi kategorisi birbirine karıştırılmamalıdır. [3]
1973 Sözleşmesi ve MÖHUK’un yeri
2007 Sözleşmesi iki devlet arasında ve somut talep bakımından uygulanıyorsa, önceki sözleşmelerle ilişkisi m.48–49 ve diğer ilgili hükümler üzerinden çözülür. Kapsam dışında kalan bir talepte 1973 Nafaka Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Sözleşmesi, diğer anlaşmalar veya MÖHUK gündeme gelebilir. 1956 New York Sözleşmesi tek başına her yabancı ilamı doğrudan icra edilebilir kılan bir düzenleme değildir. İşbirliği ile tanıma-tenfiz koşulları ayrı incelenir. [2, 4, 5]
| Uygulanabilecek çerçeve | Temel kontrol | Kaçınılacak genelleme |
|---|---|---|
| 2007 Lahey | Taraflık, kapsam, beyan ve kararın icra edilebilirliği | Her nafaka ve belge aynı kapsamdadır |
| 1973 tanıma-tenfiz | İki devletin taraflığı ve sözleşme koşulları | Her zaman MÖHUK’un bütün şartları eklenir |
| MÖHUK | Kesinleşme ve m.54 şartları | Sözleşmeler hiç dikkate alınmaz |
| 1956 New York | İletim ve tahsil yardımı | Yabancı karar doğrudan Türk icra ilamıdır |
Görevli ve yetkili mahkeme nasıl belirlenir?
MÖHUK m.51’deki genel düzenleme ile aile mahkemelerinin özel görev alanı birlikte değerlendirilir. Aile hukukuna ilişkin nafaka kararlarının tanınması ve tenfizi, aile mahkemesi düzeni içinde ele alınır. Aile mahkemesi bulunmayan yerde ilgili mahkeme aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. [7] Yer itibarıyla, kendisine karşı tenfiz istenenin Türkiye’deki yerleşim yeri; yoksa sakin olduğu yer; bunlar da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri gündeme gelir. [1]
Bu sıra, yeni nafaka davasında yetkiyi belirleyen kurallarla karıştırılmamalıdır. Merkezî makam üzerinden başvuru yapılması da yargısal karar ihtiyacını her durumda ortadan kaldırmaz; başvuru dosyasının ilgili makama iletilmesini ve gerekli işbirliğini sağlar.
Başvuru dosyasında hangi belgeler bulunmalıdır?
Yabancı kararın tam ve okunaklı örneği başlangıç belgesidir. Ancak yalnız ilk sayfa veya ödeme tutarını gösteren bölüm yeterli olmayabilir. Kararın kimler arasında verildiği, hangi tarihten itibaren ne ödeneceği, artış formülü ve hükmün sonraki kararlarla değişip değişmediği anlaşılmalıdır.
| Belge | Gösterdiği konu | Özel kontrol |
|---|---|---|
| Kararın onaylı örneği | Hükmün kapsamı ve tarafları | Doğru tarih ve dosya numarası |
| Kesinleşme veya icra edilebilirlik belgesi | Uygulanacak rejimin aradığı etki | İkisi her rejimde aynı şart değildir |
| Tebliğ ve savunma belgeleri | Usulüne uygun çağrı ve savunma imkânı | Özellikle yoklukta verilen karar |
| Dönemsel borç hesabı | Birikmiş alacak ve ödemeler | Endeks, faiz ve mahsup ayrı |
| Tercüme ve gerekli tasdik | Belgenin anlaşılması ve doğrulanması | Sözleşmedeki tasdik muafiyeti |
Kesinleşme her durumda aynı şekilde mi aranır?
MÖHUK m.50 yabancı ülke hukukuna göre kesinleşmiş ilamı esas alır. Buna karşılık 2007 Sözleşmesi m.20/6, tanıma için kararın verildiği devlette etkili olmasını; tenfiz için orada icra edilebilirliğini arar. 1973 Sözleşmesi de geçici icra edilebilir kararlar ve geçici önlemler bakımından özel hüküm içerir. Bu nedenle “Kesinleşme belgesi yoksa hiçbir yabancı nafaka kararı kullanılamaz” ifadesi bütün rejimler için doğru değildir. [1, 2, 4]
Apostil ve tercüme otomatik bir paket değildir
2007 Sözleşmesi m.38, sözleşme kapsamında tasdik veya benzeri formalite aranmasını kaldırır. 1973 tanıma-tenfiz sözleşmesinde de belge tasdikine ilişkin muafiyet vardır. Bu nedenle her dosyada zorunlu apostil listesi vermek gereksiz masrafa yol açabilir. Muafiyetin somut belge ve başvuru yoluna uygulanması kontrol edilmeli; tercüme ihtiyacı ise tasdikten ayrı ele alınmalıdır. [2, m.38, 44][4, m.17]
Tenfiz hangi gerekçelerle reddedilebilir?
Uygulanacak rejime göre kamu düzenine açık aykırılık, savunma hakkı eksikliği, bağdaşmayan kararlar ve ilgili yetki koşulları önem taşır. MÖHUK yolunda karşılıklılık da tenfiz bakımından incelenir; tanımada aynı karşılıklılık koşulu aranmaz. Buna karşılık sözleşme kapsamındaki başvuruda sözleşmenin şartları esas alınır. [1, m.54, 58][2, m.20–22]
Borçlunun yabancı duruşmaya katılmamış olması tek başına ret nedeni değildir. Usulüne uygun çağrılıp çağrılmadığı, savunmasını hazırlayabilmesi ve ilgili rejimin itiraz koşulları araştırılır. Yabancı nafaka miktarının Türkiye’de alışılmış tutardan yüksek olması da tek başına kamu düzenine aykırılık oluşturduğu şeklinde sunulmamalıdır.
Tenfiz incelemesinde kararın esası yeniden görülmez. Gelirin sonradan azalması, kural olarak miktarın değiştirilmesine yönelik ayrı başvurunun konusu olur. Buna karşılık ödeme yapıldığı veya borcun sona erdiği savunması, uygulanacak usul içinde ve belgesiyle ileri sürülmelidir. Aynı ödeme hem yabancı hesapta hem Türk icra dosyasında görünüyorsa çift tahsili önleyen mahsup düzeni kurulmalıdır.
Yargıtay kararları hangi uygulama hatalarını gösteriyor?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30 Kasım 2023 tarihli, E.2023/3939, K.2023/5839 sayılı kararında, yabancı nafakanın kaldırılması ve geçmiş ödemelerle ilgili hükmün Türkiye’de tanınması-tenfizi incelenmiştir. Dosyanın önceki aşamasında talep edilen yabancı karar yerine farklı tarihli karar üzerinden hüküm kurulması bozma nedeni olmuş; doğru karar esas alınarak verilen sonraki hüküm onanmıştır. [6]
Bu karar, yabancı nafakanın kaldırıldığı her olayda geçmiş ödemelerin otomatik iade edileceği anlamına gelmez. Uygulama bakımından önemli olan, talebe konu yabancı hükmün kimliğini ve kapsamını doğru belirlemektir. Karar metnindeki ilk derece gerekçeleri ile Yargıtayın sonuç değerlendirmesi de ayrı okunmalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2 Nisan 2024 tarihli, E.2024/2612, K.2024/2311 sayılı kararının yargılama geçmişinde, borçlunun bilinen yurt dışı adresi yerine Türkiye’deki adrese yapılan tebligatın doğurduğu savunma hakkı sorunu ve 1956 Sözleşmesine dayanılarak tenfizde hukuki yarar bulunmadığı sonucuna gidilmesinin hatalı görülmesi anlatılmaktadır. 2024 tarihli nihai incelemenin konusu ise tavzih sürecine ilişkin karar düzeltme istemidir. Eski yargılama aşamalarındaki değerlendirmeler, 2007 Sözleşmesinin bugünkü bütün başvurularına ait yeni bir içtihat gibi sunulmamalıdır. [5]
Tenfizden sonra icra ve değişiklik talepleri nasıl ayrılır?
Tenfiz edilen hükmün hangi dönemleri ve kişileri kapsadığı icra talebine doğru aktarılmalıdır. Örneğin karar yalnız çocuk nafakasının belirli dönemini kapsıyorsa başka bir eş nafakası veya sonraki dönem kendiliğinden eklenemez. Artış formülü varsa hesapta kullanılan endeks ve ödeme tarihleri açıklanmalıdır.
Nafakanın azaltılması veya kaldırılması isteniyorsa tenfiz dosyasında miktarı yeniden tartışmak yerine, yetkili ülkede değişiklik yolu değerlendirilir. Yeni yabancı kararın Türkiye’de sonuç doğurması da ayrıca ele alınır. Kanun yolu ve icranın durmasına ilişkin sonuçlar MÖHUK ile uygulanabilir sözleşmenin usulüne göre kontrol edilmelidir; bütün dosyalarda aynı otomatik durma sonucu varsayılmamalıdır.
Sonuç
Yabancı nafaka kararının Türkiye’de tahsilinde doğru sözleşmenin seçilmesi, doğru kararın sunulması ve savunma hakkının belgelenmesi belirleyicidir. Tanıma, tenfiz ve miktarın değiştirilmesi birbirinden ayrıldığında hem başvuru hem savunma somutlaşır. Belgeler, uygulanacak rejim belirlenmeden standart bir apostil ve kesinleşme listesine indirgenmemelidir.
İlgili yazılar: Yurt Dışında Yaşayan Eşten veya Ebeveynden Nafaka: Yetkili Mahkeme, Uygulanacak Hukuk ve Tebligat; Türkiye’de Verilen Nafaka Kararının Yurt Dışında Tahsili: Başvuru Yolları ve Gerekli Belgeler; Yabancı Nafaka Kararının Artırılması, Azaltılması veya Kaldırılması: Hangi Ülkede Dava Açılır?; Yabancı Mahkeme Alacak Kararları Türkiye’de Nasıl İcra Edilir? Tenfiz ve Tahsilat Rehberi; Yurt Dışından Çocuk Nafakası Nasıl Tahsil Edilir?.
Sıkça Sorulan Sorular
Yabancı boşanmanın nüfusa işlenmesi nafakanın icrasına yeter mi?
Hayır. Medeni hâl kaydı ile para hükmünün cebrî icrası farklı sonuçlardır; nafaka için uygun tenfiz yolu incelenir.
Tanıma ile banka hesabına haciz konulabilir mi?
Para ödeme hükmünün cebrî icrası için kural olarak tenfiz gerekir. Yalnız tanıma kararı bu sonucu kendiliğinden sağlamaz.
Her yabancı karar için apostil gerekir mi?
Hayır. Uygulanabilir sözleşmenin tasdik muafiyetleri kontrol edilmelidir; tercüme ihtiyacı ayrı konudur.
Borçlu yabancı davaya katılmadıysa tenfiz reddedilir mi?
Katılmamak tek başına yeterli değildir. Usulüne uygun çağrı, savunma olanağı ve ilgili itiraz koşulları araştırılır.
Türk mahkemesi nafaka miktarını tenfizde düşürebilir mi?
Tenfiz esasa ilişkin yeniden yargılama değildir. Değişiklik talebi uygun yetki ve hukuk kurallarıyla ayrı değerlendirilir.
Nafakanın yalnız bir bölümünü tenfiz ettirebilir miyim?
Ayrılabilir hüküm ve uygulanacak rejim elveriyorsa kısmi tenfiz mümkündür. İstenen bölüm açıkça gösterilmelidir.
Karşılıklılık bütün tanıma taleplerinde aranır mı?
MÖHUK m.58, tanımada m.54/1-a koşulunu dışlar. Sözleşme kapsamındaki talepler ise kendi hükümleriyle incelenir.
Merkezî makam başvurusu mahkemeyi ortadan kaldırır mı?
Hayır. İşbirliği ve başvuru desteği ile tanıma-tenfiz kararı verme yetkisi farklıdır.
Yabancı ülkede yapılan ödemeler dikkate alınır mı?
Ödemeler dönem ve amaçlarıyla belgelenmelidir. Aynı alacağın ikinci kez tahsil edilmesini önleyecek hesap hazırlanır.
Tenfiz kararı sonraki yabancı değişiklikleri de kapsar mı?
Her yeni hükmün etkisi ayrıca incelenir. Önceki tenfiz, sonradan verilen yabancı kararın bütün sonuçlarını otomatik olarak taşımaz.
Kaynakça
- 5718 sayılı MÖHUK, m.1/2 ve 50–59. Adalet Bakanlığı metni.
- HCCH, 2007 Nafaka Tahsili Sözleşmesi, özellikle m.2, 19–30, 38, 44 ve 48–49. Tam metin.
- HCCH, 2007 Sözleşmesi taraflık tablosu, Türkiye beyan ve çekinceleri. Resmî kayıt.
- HCCH, 1973 Nafaka Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Sözleşmesi, m.4–7, 12 ve 17. Tam metin.
- Yargıtay 2. HD, 02.04.2024, E.2024/2612, K.2024/2311. Karar tam metni.
- Yargıtay 2. HD, 30.11.2023, E.2023/3939, K.2023/5839. Karar tam metni.
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m.2 ve 4; eski 2675 sayılı Kanuna yapılan atıflar için MÖHUK m.64. Adalet Bakanlığı metni.
Kaynak kontrol tarihi: 14 Ekim 2026.