Seçme ve seçilme hakkı, vatandaşın oy kullanmasını, aday olmasını ve seçildiği görevi hukuka uygun biçimde yerine getirebilmesini güvence altına alır. Siyasi faaliyette bulunma özgürlüğü ise demokratik sürece seçim günü dışındaki katılımı da kapsar. Bir seçmen kaydı, adaylık engeli, propaganda sınırlaması veya milletvekilinin görevini yapamaması aynı başvuru usulüne tabi değildir. Etkili hukuki çalışma, seçim türünü, müdahaleyi ve yetkili mercii ayrı ayrı belirlemekle başlar. [1]
Anayasa’da korunan her siyasi hak şikâyeti AYM bireysel başvurusunda doğrudan incelenmez. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ortak koruma alanı, başvurunun konusu ve diğer kabul edilebilirlik koşulları önemlidir. Özellikle yerel seçim uyuşmazlığını milletvekili seçimiyle aynı kabul etmek ciddi bir başvuru hatasıdır. [2; 3]
Seçme ve seçilme hakkının kapsamı nedir?
Oy kullanma ve aday olma
Anayasa’nın 67. maddesi, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme, bağımsız veya siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma haklarını düzenler. Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli ve genel oy esaslarına göre yapılır; sayım ve döküm açık olup yargı yönetim ve denetimi altında gerçekleşir. [1] Askerî personelin siyasi tarafsızlık yükümlülüğü askerlerin ifade özgürlüğü yazısında ele alınmıştır.
Oy kullanma yeterliğiyle adaylık yeterliği aynı değildir. Milletvekilliği, yerel yönetim adaylığı ve diğer seçimlerde ilgili özel düzenlemeler incelenir. Yaş, vatandaşlık, görevden ayrılma, mahkûmiyet ve yasaklılık gibi koşullar hakkında tek bir genel listeye dayanmak yeterli olmaz. Özellikle adli sicil kaydının varlığı ile seçilme engelinin bulunması aynı hukuki sonuç değildir; suç, hüküm, kesinleşme ve ilgili özel düzenleme birlikte değerlendirilir. [1; 4]
Seçildikten sonra görevi sürdürebilme
Seçilme hakkının koruması seçim sonucunun ilanıyla tükenmez. Temsil yetkisinin kullanılmasını engelleyen bir tutma veya başka kamu işlemi, seçmenin iradesine de etki edebilir. Bununla birlikte seçilmiş olmak bütün ceza soruşturmalarını ve koruma tedbirlerini kendiliğinden hukuka aykırı hâle getirmez. Yasama dokunulmazlığı, bunun istisnaları, tedbirin gerekçesi ve somut etkileri ayrı incelenir. [1; 5; 6]
Siyasi faaliyetin diğer haklarla ilişkisi
Bir toplantının engellenmesi, siyasi görüş açıklaması nedeniyle ceza verilmesi veya parti faaliyetine müdahale edilmesi; ifade, toplantı ve örgütlenme özgürlükleri bakımından da sorun doğurabilir. Ancak başvuruya yalnız hak adları eklemek yeterli değildir. Hangi sözün, hangi toplantının veya hangi faaliyetin hangi işlemle sınırlandığı gösterilmelidir. [1; 3]
Sınırlamalar nasıl denetlenir?
Siyasi hakka müdahalenin kanuni temeli, Anayasa’daki ilgili güvenceler ve somut olayla bağlantısı ortaya konulmalıdır. Tedbirin ağırlığı ve süresi, seçimin veya temsil görevinin zaman bakımından hassasiyetiyle birlikte değerlendirilir. Kısa görünen bir engel bile adaylık süresini veya seçim dönemini tamamen tüketebilir. Sonradan verilecek kararın hangi sonucu gerçekten giderebileceği bu nedenle önemlidir. [1; 5]
Bir adayın siyasi görüşünün tartışmalı olması, onun bütün hukuki güvencelerinin kaldırılmasını haklı kılmaz. Öte yandan seçime katılma koşulları, seçim güvenliği ve hukuka uygun yaptırımlar da görmezden gelinemez. İtiraz dilekçesi, hakkın önemini anlatmanın yanında uygulanan somut koşulun neden yanlış yorumlandığını veya sınırlamanın neden ölçüsüz olduğunu göstermelidir.
Seçim uyuşmazlığında nereye başvurulur?
Seçimlerin genel yönetim ve denetimi Yüksek Seçim Kuruluna aittir. Anayasa’nın 79. maddesine göre YSK kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz. İlgili seçim kanunu, güncel seçim takvimi, YSK genelgeleri ve kararları; şikâyetin hangi seçim kuruluna, kim tarafından, hangi aşamada yapılacağını belirler. [1; 7]
| Sorun | Öncelikle belirlenmesi gereken | Korunacak kayıt |
|---|---|---|
| Seçmen listesinde hata | İlgili askı ve itiraz dönemi, yetkili kurul | Liste, başvuru ve teslim kaydı |
| Adaylığın reddi | Seçim türü, yeterlik hükmü, itiraz sırası | Adaylık belgeleri ve ret gerekçesi |
| Sandık işlemi veya sayım uyuşmazlığı | O aşamaya özgü şikâyet ve itiraz usulü | Tutanak, itiraz kaydı ve somut fark |
| Propaganda müdahalesi | Müdahalenin niteliği ve yetkili makam | İşlem, içerik, tarih ve bağlam |
| Seçilmiş kişinin tutukluluğu | Ceza yargısındaki etkili yollar ve temsil etkisi | Tutuklama kararları, itirazlar, görev bilgisi |
Seçim uyuşmazlıklarında genel dava sürelerine güvenerek beklenmemelidir. Bazı başvurular çok kısa ve belirli saatlerde sona eren sürelerle sınırlandırılabilir. Bu nedenle bu yazıda bütün seçimler için tek bir gün sayısı verilmemektedir. Somut seçimde yürürlükteki takvim ve düzenleme, resmî YSK kaynağından kontrol edilmelidir. Bir önceki seçimin takvimi yeni seçime uygulanamaz. [7]
Seçim kuruluna yapılacak başvurunun CİMER’e veya genel bir e-posta adresine gönderilmesi, usulüne uygun itirazın yerine geçtiği varsayımıyla kullanılmamalıdır. Yetkili mercii, başvuru ehliyeti, imza ve teslim kaydı ayrı kontrol edilir. Yanlış başvuru kanalı, uyuşmazlığın esasına geçilmeden hak kaybına yol açabilir.
AYM bireysel başvurusunun sınırları
Ortak koruma alanı neden belirleyicidir?
AİHS Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi yasama organının seçimiyle bağlantılı serbest seçim güvencesini düzenler. Anayasa’nın 67. maddesindeki bütün siyasi hakların aynı genişlikte bireysel başvuruya konu olacağı sonucu buradan çıkarılamaz. Başvuru, Anayasa ile Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu protokollerin ortak koruma alanında bulunmalıdır. [2; 3; 9]
6216 sayılı Kanun’un 45. maddesi ayrıca doğrudan başvuruya kapalı işlem ve kararları düzenler. YSK kararlarıyla ilgili Anayasa’nın 79. maddesindeki hüküm de dikkate alınır. AYM, seçim sonucunu yeniden hesaplayan genel bir seçim itiraz mercii olarak gösterilmemelidir. [1; 2]
Yerel seçim şikâyetinde kabul edilemezlik örneği
Mansur Yavaş ve Cumhuriyet Halk Partisi kararında, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine ilişkin iddialar incelenmiştir. AYM, şikâyetin özünü seçilme hakkı olarak değerlendirmiş; yerel seçimle ilgili bu iddianın Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanına girmemesi nedeniyle konu bakımından yetkisizlik kararı vermiştir. Kararda ifade özgürlüğüne ilişkin somut açıklama ve kanıt eksikliği de belirtilmiştir. [3, §§ 27–37]
Bu kararın gerekçesi doğru aktarılmalıdır: AYM o dosyada Anayasa’nın 79. maddesi ve 6216 sayılı Kanun’un 45/3. maddesi bakımından ayrıca değerlendirme yapmamıştır. Dolayısıyla kararı yalnız “YSK kararı olduğu için reddedildi” biçiminde özetlemek hatalıdır. Siyasi bir uyuşmazlıkta gerçekten ayrı bir ifade özgürlüğü müdahalesi varsa bunun olayları ve etkili başvuru yolları ayrıca ortaya konulmalıdır. [3, § 28]
Seçilmiş kişinin tutukluluğuna ilişkin AYM kararları
Mustafa Ali Balbay: temsil yetkisi ve uzun tutukluluk
Mustafa Ali Balbay kararında AYM, uzun tutuklulukla birlikte seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını değerlendirmiştir. Milletvekilinin temsil görevini yerine getirememesi ve tedbirin devamına ilişkin gerekçeler önem taşımıştır. Buna karşılık ilk tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiası aynı sonuçla kabul edilmemiştir. [5]
Karar, seçilmiş kişiye uygulanan bütün tedbirlerin otomatik olarak kaldırılması gerektiği şeklinde okunamaz. Dilekçede kuvvetli belirti, tutma nedeni, süre, alternatif tedbirler ve yasama görevinin yerine getirilememesi ayrı tartışılmalıdır. Kararın farklı şikâyetlerde farklı sonuçlara ulaşması, dosyanın tek bir sloganla anlatılamayacağını gösterir. [5, §§ 94–119, 132–134]
Kadri Enis Berberoğlu (3): ihlal kararının uygulanması
Kadri Enis Berberoğlu (3) kararında, önceki AYM ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yeniden incelenmiştir. AYM, kendi kararlarının bağlayıcılığını ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi zorunluluğunu vurgulamıştır. [6]
Bu örnek, başvurunun yalnız ilk ihlal tespitiyle bitmediğini gösterir. Yeniden yargılama, durma veya diğer giderim işlemlerinin kararda belirtilen gerekçeye uygun yürütülüp yürütülmediği izlenmelidir. Ancak her siyasi dosyada aynı dokunulmazlık sonucu bulunduğu varsayılamaz; başvurucunun hukuki durumu ve ilgili anayasal hükümler belirleyicidir. [6]
Başvuru dosyası nasıl hazırlanmalıdır?
Önce müdahale tanımlanır: Seçmen kaydına mı, adaylığa mı, propaganda faaliyetine mi, temsil görevinin kullanılmasına mı yöneliktir? Ardından yetkili makam, karar tarihi ve öğrenme ya da tebliğ tarihi kaydedilir. Seçim takviminin ilgili sayfası, başvuru belgesi ve teslim alındısı korunur.
AYM aşamasına uygun bir şikâyette olağan etkili yolların tüketildiği ve anayasal itirazın önceki merciler önünde öz itibarıyla ileri sürüldüğü gösterilir. Kural olarak otuz günlük bireysel başvuru süresi, şikâyete ilişkin nihai kararın öğrenilmesiyle bağlantılı olarak hesaplanır. Seçim itiraz süresiyle AYM süresini birbirine karıştırmamak gerekir. [2]
Avukatlar 1 Ekim 2025’ten beri UYAP Avukat Portalı üzerinden bireysel başvuru yapabilmektedir. Portalda form taslağı oluşturmakla başvuruyu imzalayıp göndermek aynı değildir. Başvuru kaydı, ekler ve gönderim sonucu kontrol edilmelidir. Bu kanal, bütün seçim itirazlarının AYM’ye gönderileceği anlamına gelmez. [8]
Sık yapılan başvuru hataları
En ağır hata, bütün siyasi hak ihlallerinin aynı mercide inceleneceğini varsaymaktır. Buna seçim takvimini kaçırmak, itiraz ehliyetini incelememek, sayıma ilişkin iddiayı somut tutanaklarla ilişkilendirmemek ve ifade özgürlüğünü yalnız başlık olarak eklemek eşlik eder.
Bir diğer hata, eski bir kararın siyasi bağlamını güncel anayasal düzenlemelerden bağımsız aktarmaktır. Kararın tarihi, uygulanan anayasal ve kanuni düzenleme ile başvurucunun durumu birlikte belirtilmelidir. İhlal tespiti, otomatik seçim yenilenmesi veya kendiliğinden adaylık kazanılması gibi sunulmamalıdır.
Başvurunun talep kısmı somut olmalıdır: İlgili seçim işleminin düzeltilmesi, hukuka aykırı sınırlamanın kaldırılması veya anayasal ihlalin sonuçlarının giderilmesi, yetkili merciin verebileceği kararlarla ilişkilendirilir. AYM kabul edilebilirlik koşulları yazısı bu ön incelemeyi tamamlar.
Seçilme yeterliliği, dokunulmazlık ve temsil hakkı ayrı incelenmelidir
Adli sicil kaydı tek başına yeterli değerlendirme sağlamaz
Adayın mahkûmiyeti söz konusuysa suçun türü, cezanın niteliği, kesinleşme ve seçimin özel koşulları birlikte incelenmelidir. Milletvekili seçilme yeterliği Anayasa’nın 76. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Bir cezanın infaz edilmiş olması, adli sicilde görünmemesi veya genel bir hak yoksunluğunun sona ermesi ile seçilme engelinin kalkması aynı mesele değildir. Başvuruda ilgili hükmün aslı, kesinleşme ve infaz bilgisi ile varsa hakların iadesine ilişkin karar birlikte değerlendirilmelidir. [1; 4]
Hukuki itirazın hangi gerekçeye yöneldiği açık olmalıdır: Mahkûmiyetin ilgili seçimde engel oluşturmaması mı, belgenin yanlış okunması mı, kararın kesinleşmemesi mi, yoksa engelin sona erdiği iddiası mı? Bu ayrım kurulmadan hazırlanmış genel bir dilekçe, kısa seçim takvimi içinde telafisi güç eksiklikler doğurabilir. Önceki bir aday hakkındaki sonucun her aday için aynı olacağı varsayılmamalıdır.
Yasama sorumsuzluğu ile dokunulmazlık
Anayasa’nın 83. maddesindeki yasama sorumsuzluğu, Meclis çalışmalarındaki oy, söz ve düşünce açıklamalarına ilişkin güvenceyi; yasama dokunulmazlığı ise tutulma, sorgulanma, tutuklanma ve yargılanmaya ilişkin korumayı düzenler. Bunların kapsamı, istisnaları ve hukuki sonuçları farklıdır. Bir konuşmanın korunması tartışmasıyla seçilmiş kişinin tutukluluğunun devamı tartışması aynı metinle çözülemez. [1]
Hasan Tahsin Fendoğlu, yasama dokunulmazlığı ve yargısal aktivizme ilişkin çalışmasında Anayasa’nın 14 ve 83. maddeleri çevresindeki görüş ayrılıklarını incelemektedir. Bu tartışmanın makale açısından katkısı, dokunulmazlığın kapsamı konusunda farklı hukuki yorumlar bulunduğunu göstermesidir. Bununla birlikte doktrindeki eleştiri ile yürürlükteki AYM ihlal kararının bağlayıcılığı ayrı meselelerdir. Bir görüşe katılmamak, Anayasa’nın 153. maddesindeki bağlayıcılık hükmünü ortadan kaldırmaz; uygulanacak kararın hüküm ve giderim gerekçesi esas alınmalıdır. [1; 6; 10]
Siyasi faaliyete müdahalede doğru hukuki nitelendirme
Parti toplantısının yasaklanması, siyasi açıklama nedeniyle yaptırım uygulanması ve adaylık başvurusunun reddi farklı hakları öne çıkarabilir. Başvuru yolunu seçerken müdahalenin yalnız siyasi bağlamına değil, işlemin hukuki niteliğine bakılır. Seçim kurulunun yaptığı işlem ile idarenin toplantı yasağı ya da ceza mahkemesinin verdiği karar aynı usule tabi değildir. Her birinin etkili itiraz yolu ve süresi ayrı kaydedilir.
Yerel seçim uyuşmazlığının ortak koruma alanı dışında kalması, aynı kişinin gerçekten yaşadığı bağımsız bir ifade veya toplantı özgürlüğü müdahalesini hukuken önemsiz kılmaz. Ancak siyasi hak şikâyetini başka hak adıyla tekrar etmek yeterli değildir. Ayrı müdahalenin olayları, yaptırımı, mağduriyeti ve önceki başvuruları gösterilmelidir. Mansur Yavaş kararının kabul edilemezlik gerekçesi bu ayrım bakımından dikkatle okunmalıdır. [3]
Seçim döneminde etkili çalışma, itirazın verildiğini söylemekle tamamlanmaz. Başvurunun alındı kaydı, saat bilgisi, yetkili kurul kararı ve sonraki itiraz aşaması izlenir. Vekilin yazdığı hukuki görüş, başvuru hakkı bulunan kişinin usulüne uygun ve zamanında yaptığı işlemin yerine geçmez.
Siyasi hak uyuşmazlığında önce işlemin niteliği belirlenmelidir
Siyasi hayatla bağlantılı her uyuşmazlık, seçim sonucuna itiraz niteliğinde değildir. Adaylığın değerlendirilmesi, propaganda faaliyetine müdahale, tutukluluk, parti faaliyeti veya seçilmiş görevin yerine getirilmesinin engellenmesi farklı işlemlerdir. Başvurunun “seçilme hakkı” başlığı taşıması bu farkları ortadan kaldırmaz. İşlemi yapan makam, işlemin dayanağı ve doğrudan etkilediği hak saptanmalıdır. Bu başlangıç incelemesi, yanlış mercie yönelme riskini azaltır. [1, 2, 4]
Örneğin siyasi içerikli bir toplantıya müdahale, toplantı veya ifade özgürlüğü bakımından ayrıca değerlendirilebilir. Ancak seçim sonucuna ilişkin bir şikâyete yalnız başka bir hak adı verilerek bireysel başvurunun kapsam sınırları aşılamaz. İleri sürülen hakkın somut olayla bağı ve başvurucunun kişisel etkilenmesi açıklanmalıdır. Soyut olarak demokratik düzenin zarar gördüğünü söylemek, bireysel başvuruda mağdur sıfatını tek başına kurmaz. [1, 2]
Seçim takvimi ile olağan dava süreleri karıştırılmamalıdır
Seçim işlemlerinde süreler, ilgili seçim türü ve itiraz konusu bakımından özel düzenlemelere bağlı olabilir. Genel idari dava süresinden hareketle bütün seçim itirazlarının zamanında yapılacağı varsayılmamalıdır. Uygulanacak seçim takvimi, ilgili karar ve başvuru mercii birlikte incelenmelidir. Önceki seçimde kullanılan dilekçenin tarih ve merci kısmını değiştirerek yeniden kullanılması, güncel takvim ve işlem türü kontrol edilmedikçe güvenli değildir. [1, m.79; 7]
Başvurucu, itiraz konusu tutanağın veya kararın örneğini, öğrenme bilgisini ve yaptığı başvurunun alındığını gösteren kaydı saklamalıdır. Başvurunun hazırlanması ile yetkili mercie usulüne uygun sunulması farklı aşamalardır. Başka kuruma gönderilen genel bir şikâyet, özel seçim itirazını otomatik olarak gerçekleştirmez. Özellikle kısa süreli süreçlerde belge toplama ile başvuru hazırlığının birlikte yürütülmesi gerekir; eksik kalan her belgenin süreyi kendiliğinden uzattığı kabul edilemez.
Temsil hakkına müdahalede kişisel ve toplumsal etki
Seçilmiş bir kişinin görevini yerine getirememesi, yalnız o kişinin mesleki veya kişisel durumunu etkilemez; seçmenlerin temsil edilmesi bakımından da sonuç yaratır. Mustafa Ali Balbay kararındaki değerlendirmede bu boyut önemlidir. Ancak temsil yetkisi, ceza soruşturması veya koruma tedbirlerine karşı sınırsız bağışıklık değildir. Sınırlamanın hukuki temeli, gerekçesi, süresi ve temsil üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilmelidir. [1, 5]
Başvuruda seçilme tarihi, temsil görevinin kapsamı ve yerine getirilemeyen görevler somutlaştırılabilir. Yalnız kişinin siyasi kimliğinin vurgulanması yeterli değildir. Tedbirin neden gerekli görüldüğü, daha hafif önlemlerin tartışılıp tartışılmadığı ve yargılamanın seyri de sunulmalıdır. Ceza dosyasındaki bütün itirazları siyasi hak başlığına taşımak yerine özgürlük şikâyeti ile temsil şikâyetinin ayrı etkileri açıklanmalıdır. Bu ayrım, aynı olaydan doğan birden fazla hakkın birbirine karışmasını önler.
Mansur Yavaş ve CHP kararındaki kabul edilebilirlik sınırı
Mansur Yavaş ve Cumhuriyet Halk Partisi kararında yerel seçim şikâyetinin ortak koruma alanı bakımından değerlendirilmesi, anayasal hak ile bireysel başvuruda incelenebilir hak arasındaki farkı gösterir. Bir hakkın Anayasa’da güvence altında bulunması, her görünümünün otomatik olarak AYM bireysel başvurusunun konusu olacağı anlamına gelmez. Bu nedenle kabul edilebilirlik analizi, esas hakkındaki hukuka aykırılık tartışmasından önce yapılmalıdır. [2, 3, 9]
Kararda incelenmeyen bir konu da incelenmiş gibi sunulmamalıdır. Özellikle YSK kararları ve ilgili kanuni sınırlamalar hakkında, kararın gerekçesinin ötesine geçen genel sonuçlar çıkarılması doğru değildir. Başvurucu kendi şikâyetinin hangi seçim türüne, hangi işleme ve hangi koruma alanına girdiğini göstermelidir. Emsal kararın başlığının benzer olması, başvuruların aynı kabul edilebilirlik koşullarına tabi bulunduğunu kanıtlamaz. [3]
İhlal kararının uygulanması ayrı bir anayasal sorundur
Kadri Enis Berberoğlu (3) kararı, önceki ihlal kararının etkili biçimde uygulanmasının önemini ortaya koyar. Bir ihlal kararının varlığı ile ihlalin sonuçlarının fiilen giderilmesi aynı değildir. Uygulama aşamasında ilgili mahkemenin aldığı karar, gerekçesi ve devam eden sonuçlar incelenmelidir. Başvurucu önceki ihlal kararını eklemekle yetinmemeli, sonrasında hangi işlemlerin yapıldığını ve hangi etkinin devam ettiğini açıklamalıdır. [1, m.153; 6]
Bu aşamada istenen giderim de önceki kararın belirlediği ihlalle uyumlu olmalıdır. Anayasal inceleme, mahkemeler arasındaki soyut görüş ayrılığını çözmek için değil, başvurucunun hakkının etkili korunması için yapılır. Önceki ihlal gerekçesinin karşılığı olmayan işlemlerle yetinilmesi veya gerekli sonucun sağlanmaması somut biçimde gösterilmelidir. Böylece başvuru, yalnız kararın uygulanmadığına ilişkin genel bir iddia yerine denetlenebilir bir olay ve işlem dizisine dayanır.
Konunun ayrıntıları için eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı yazımıza da bakabilirsiniz. Büromuzun bu alandaki çalışmaları için Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvuruları sayfasına bakabilirsiniz.
Sonuç
Siyasi hakların korunmasında ilk iş, seçim türüyle müdahalenin hukuki niteliğini doğru belirlemektir. Kısa seçim süreleri, YSK sisteminin özel yapısı ve AYM’nin ortak koruma alanı birlikte değerlendirilmelidir. Somut işlem, doğru merci, zamanında itiraz ve uygun giderim talebi başvurunun temelini oluşturur.
Sıkça Sorulan Sorular
Her seçim uyuşmazlığı AYM’ye götürülebilir mi?
Hayır. Ortak koruma alanı, işlem türü ve başvuruya ilişkin özel sınırlamalar ayrıca incelenir.
Yerel seçimler milletvekili seçimiyle aynı kapsamda mıdır?
AYM’nin Mansur Yavaş ve Cumhuriyet Halk Partisi kararında yerel seçime ilişkin şikâyet konu bakımından yetkisizlikle sonuçlanmıştır.
Seçim itirazları için genel bir süre var mı?
Bütün işlemler için tek süre yoktur. Güncel seçim takvimi ve ilgili itiraz hükmü kontrol edilmelidir.
Seçilmiş kişi hiçbir durumda tutuklanamaz mı?
Böyle genel bir kural yoktur. Dokunulmazlık, tedbir koşulları ve temsil görevine etkisi değerlendirilir.
UYAP üzerinden AYM başvurusu yapılabilir mi?
Avukatlar UYAP Avukat Portalından başvurabilir; bu işlem seçim kuruluna yapılması gereken itirazın yerine geçmez.
İhlal kararı doğrudan seçim sonucunu değiştirir mi?
Böyle otomatik bir sonuç yoktur. Kararın kapsamı ve yetkili makamın uygulayacağı giderim belirleyicidir.
Kaynakça
[1] Anayasa, m. 13, 67, 76, 79, 83, 148, 153. Metin.
[2] 6216 sayılı Kanun, m. 45–50. Metin.
[3] AYM, Mansur Yavaş ve Cumhuriyet Halk Partisi, B. No: 2014/5425, 23/7/2014. Karar.
[4] 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu. Metin.
[5] AYM, Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013. Karar.
[6] AYM Genel Kurulu, Kadri Enis Berberoğlu (3), B. No: 2020/32949, 21/1/2021. Karar.
[7] Yüksek Seçim Kurulu, güncel seçim takvimleri, genelgeler ve kararlar. Resmî site, Genelgeler.
[8] AYM, UYAP Avukat Portal başvuru kılavuzu. Kılavuz.
[9] AİHS Ek 1 No.lu Protokol, m. 3. Metin.
[10] Hasan Tahsin Fendoğlu, “Yasama Dokunulmazlığı ve Yargısal Aktivizm”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 15/57, 2024, s. 1–50. Çalışma.