İmar kirliliğine neden olma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesinde düzenlenmiş olup, uygulamada özellikle ruhsatsız bina yapılması, ruhsata aykırı ilave kat veya bağımsız bölüm oluşturulması, teras kapatma, balkon kapatma, kaçak kat çıkılması, şantiye bağlantıları ve yapı kullanma izni bulunmayan yapılarda sınai faaliyete izin verilmesi gibi uyuşmazlıklarda gündeme gelmektedir. Buna karşılık her imar aykırılığı otomatik olarak ceza hukuku anlamında “imar kirliliği suçu” oluşturmaz. Suçun oluşup oluşmadığı, TCK m.184 metni, İmar Kanunu’ndaki “bina” kavramı, yapının bulunduğu yer, imalatın niteliği, ruhsat durumu, yapım tarihi, deliller ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Bu nedenle, imar kirliliği suçu dosyalarında yalnızca belediye tutanağına bakmak yeterli değildir. İmar mevzuatındaki aykırılık ile ceza hukuku anlamında suç arasındaki farkın doğru kurulması; “yapı” ile “bina” ayrımının yapılması; belediye sınırı, mücavir alan veya özel imar rejimi unsurlarının araştırılması; suç tarihinin saptanması; bilirkişi incelemesinin sağlıklı yapılması ve varsa TCK m.184/5 kapsamındaki etkin pişmanlık imkânının zamanında değerlendirilmesi gerekir.
1. İmar Kirliliği Suçu Nedir?
TCK m.184, topluma karşı suçlar bölümünde ve çevreye karşı suçlar arasında yer almaktadır. Korunan hukukî değer yalnızca ruhsat düzeni değil; kentleşme disiplini, çevrenin korunması, planlı yapılaşma ve kamu düzenidir.
Maddenin temel işlevi, ruhsat sistemini ihlal eden her davranışı cezalandırmak değil; imar mevzuatına aykırı bina faaliyetlerinin ceza hukuku sınırını belirlemektir. Bu nedenle her idarî aykırılık ceza sorumluluğu yaratmaz; buna karşılık Kanun’daki unsurları taşıyan aykırılıkların idarî yaptırımlarla birlikte ceza hukukî sonuçları da olabilir.
2. TCK 184 Madde Metni ve Fıkralar
TCK m.184’ün ana yapısı şöyledir:
2.1. Birinci fıkra
Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2.2. İkinci fıkra
Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
2.3. Üçüncü fıkra
Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2.4. Dördüncü fıkra
Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.
2.5. Beşinci fıkra: özel etkin pişmanlık
Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hâle getirmesi hâlinde birinci ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz; açılmış olan kamu davası düşer; mahkûm olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
2.6. Altıncı fıkra
İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.
3. Suçun Unsurları
3.1. Fail
Birinci fıkrada fail, ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapan ya da yaptıran kişidir. Fiilin bizzat yapılması şart değildir. Malik, yüklenici, fiilen yaptıran, ruhsatsız imalata iradî olarak karar veren kişi veya birden fazla kişinin iştiraki somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.
İkinci ve üçüncü fıkralarda fail tipi daha özeldir: şantiye bağlantısına müsaade eden kişi veya yapı kullanma izni alınmamış binada sınai faaliyete izin veren kişi söz konusudur.
3.2. Mağdur ve korunan menfaat
Bu suçta belirli bir bireysel mağdurdan çok, kamunun çevre ve planlı kentleşme düzeni korunmaktadır. Bununla birlikte suçtan doğrudan zarar görme ve davaya katılma hakkı bakımından her somut olayda ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
3.3. Fiil
Birinci fıkra bakımından fiil, ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapmak veya yaptırmaktır. Buradaki anahtar kavram “bina”dır.
3.3.1. Her “yapı” suç konusu değildir
İmar mevzuatında çok geniş bir “yapı” kavramı vardır. Ancak TCK m.184, her yapıyı değil binayı esas alır. Bu nedenle ceza yargılamasında şu sorular kritik önemdedir:
- Suça konu imalat bağımsız kullanılabilir nitelikte midir?
- Üstü örtülü müdür?
- İnsanların içine girebileceği bir hacim yaratmakta mıdır?
- Oturma, çalışma, dinlenme, depolama veya benzeri bir kullanım yaratmakta mıdır?
- Hafif, geçici veya bina vasfı taşımayan bir müdahale mi söz konusudur?
3.3.2. “Bina” kavramı neden belirleyicidir?
Yargıtay uygulaması, örneğin yalnız duvar örülmesi, çok hafif malzemeyle kapatma veya taşıyıcı sistemi etkilemeyen kimi eklentilerde doğrudan suç sonucuna gidilmesini çoğu kez yeterli görmemektedir. Buna karşılık kapalı alan oluşturan, kullanılabilir yeni bir hacim yaratan, bağımsız mekân etkisi doğuran imalatlarda suçun oluşabileceği kabul edilmektedir.
3.4. Ruhsatsızlık veya ruhsata aykırılık
Suçun oluşumu için ya hiç ruhsat alınmamış olması ya da mevcut ruhsata aykırı imalat yapılması gerekir. Dolayısıyla dosyada şu belgelerin varlığı ve içeriği önem taşır:
- yapı ruhsatı,
- onaylı mimarî proje,
- tadilat ruhsatı,
- yapı tatil zaptı,
- belediye encümen kararları,
- teknik tespit ve fotoğraflar,
- keşif ve bilirkişi raporları.
Ruhsatın kapsamı ile fiilî imalatın karşılaştırılması yapılmadan hüküm kurulması sağlıklı değildir.
3.5. Yer unsuru: belediye sınırı veya özel imar rejimi
Dördüncü fıkra uyarınca, üçüncü fıkra hariç madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır. Bu nedenle uygulamada şu savunma başlıkları önem taşır:
- İmalat belediye sınırları içinde midir?
- Mücavir alan durumu nedir?
- Özel imar rejimine tabi yer söz konusu mudur?
- Olay tarihinde bu statü mevcut mudur?
Yer unsurunun eksik araştırılması, hükmün bozulmasına yol açabilir.
3.6. Manevî unsur
Suç genel kastla işlenebilir. Failin ruhsat düzeninden haberdar olmaması her zaman sorumluluğu kaldırmaz; ancak somut olayda malik sıfatı, fiilî yapım iradesi, yaptırma ilişkisi, teknik hata ihtimali, iyi niyet iddiası ve yetki devri savunmaları değerlendirilebilir.
3.7. Suç tarihi ve devam eden imalat
İmar kirliliği suçu dosyalarında en tartışmalı konulardan biri suç tarihidir. Özellikle 12.10.2004 yürürlük tarihi bakımından ve zamanaşımı hesabında şu sorular kritik olur:
- İnşaat ne zaman başlamıştır?
- Suç konusu imalat hangi tarihte tamamlanmıştır?
- Tutanak tarihinde fiilen yapım devam etmekte midir?
- Daha sonra yapılan işler ilk inşanın devamı mı yoksa onarım niteliğinde midir?
Yargıtay, inşaatın devamı ile basit onarımın birbirine karıştırılmamasını özellikle vurgulamaktadır.
4. Hangi Eylemler Suç Oluşturabilir?
Aşağıdaki örnekler, somut olaya göre suç oluşturabilecek tipik hallerdir:
- ruhsatsız olarak müstakil bina yapmak,
- mevcut yapıya ruhsata aykırı ilave kat çıkmak,
- ruhsatta öngörülmeyen bağımsız bölüm oluşturmak,
- teras katı kullanılabilir kapalı mekâna dönüştürmek,
- bodrum, çatı arası veya eklentiyi bağımsız yaşam/alışveriş/depo alanı haline getirmek,
- ruhsatsız şantiyeye bağlantı verilmesine izin vermek,
- yapı kullanma izni bulunmayan binada sınai faaliyete müsaade etmek.
Buna karşılık somut eylemin suç oluşturup oluşturmadığı, “fiilen yeni bir bina veya bina niteliğinde ilave oluşup oluşmadığına” göre belirlenir.
5. Hangi Eylemler Otomatik Olarak Suç Sayılmaz?
TCK m.184 bakımından uygulamada sıkça karıştırılan nokta, her imar aykırılığının suç sayılmasıdır. Oysa şu tür durumlarda ayrıntılı teknik değerlendirme gerekir:
5.1. Sadece duvar örülmesi
Kapalı hacim ve bina niteliği oluşturmayan duvar örme eylemi, tek başına suç oluşturmayabilir.
5.2. Balkon kapatma
PVC, cam, alüminyum veya benzeri hafif malzemelerle balkon kapatılması dosyalarında Yargıtay, çoğu kez bunun otomatik olarak “bina” niteliğinde sayılmaması gerektiğini; taşıyıcı sisteme etki, alan kazanımı ve yapının niteliğinin bilirkişiyle saptanmasını istemektedir.
5.3. Hafif malzemeli kapatmalar
Çelik konstrüksiyon, hafif panel, sundurma veya benzeri imalatlarda kullanılan malzeme, taşıyıcı sisteme etkisi, kalıcılık derecesi, kapalı alan yaratıp yaratmadığı ve ruhsat gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir.
5.4. Basit onarım mı, inşaatın devamı mı?
Önceden var olan yapı üzerindeki sıva, tadilat veya onarımın; ilk yapım sürecinin devamı mı, yoksa sonradan yapılan basit bir bakım işi mi olduğu önemlidir. Bu ayrım suç tarihi ve suçun oluşumu bakımından belirleyici olabilir.
6. Deliller ve İspat
İmar kirliliği suçu dosyalarında mahkûmiyet veya beraat çoğu kez teknik delil kalitesine bağlıdır. Başlıca deliller şunlardır:
6.1. Yapı tatil tutanağı ve belediye kayıtları
Yapı tatil zaptı, tespit tutanağı, encümen kararları ve belediyenin fotoğraf ekleri önemlidir; ancak bunlar tek başına tartışmasız sonuç doğurmaz. Düzenlenme usulü, kim tarafından tutulduğu, olayın hangi bölümünü kapsadığı ve teknik açıklık düzeyi incelenmelidir.
6.2. Ruhsat ve proje
Ruhsatın hiç bulunmaması ile mevcut ruhsata aykırı imalat yapılması birbirinden farklıdır. Ayrıca onaylı proje ile fiilî durum karşılaştırılmadan “ruhsata aykırılık” sonucuna varılması sağlıklı değildir.
6.3. Keşif ve bilirkişi raporu
Çoğu dosyada en kritik delil bilirkişi raporudur. Raporda şu hususların açıklığa kavuşturulması gerekir:
- yapının bina niteliği,
- kapalı alan ve kullanım fonksiyonu,
- taşıyıcı sisteme etki,
- ruhsata tabi olup olmadığı,
- ruhsata aykırılık bulunup bulunmadığı,
- yapım tarihi,
- belediye sınırı / özel imar rejimi ilişkisi,
- imar planına ve ruhsata uygun hale getirmenin teknik olarak mümkün olup olmadığı.
6.4. Tanık ve komşu beyanları
Yapım tarihinin, inşaatın devam edip etmediğinin ve fiilen kimin yaptırdığının belirlenmesinde komşu, tutanak mümzileri ve diğer ilgililerin beyanları da önem taşıyabilir.
7. Emsal Yargı Kararlarının Ortaya Koyduğu İlkeler
Kullanıcının paylaştığı önceki içerik, bu alanda yol gösterici çok sayıda karara yer vermektedir. Bu kararların tamamı aynen aktarılmaksızın, uygulamada öne çıkan ilkeler aşağıda özetlenmiştir.
7.1. Belediye sınırı ve mücavir alan araştırması zorunludur
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin eski kararlarında, imar planı bulunmayan alanlarda dahi ruhsat zorunluluğunun sürebileceği ve yalnız “imar planı yok” gerekçesiyle beraat verilemeyeceği; mücavir alan ve belediye yetki alanı araştırmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır.
7.2. Teras kat veya ilave kat bina niteliği taşıyorsa suç oluşabilir
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 08.02.2010 tarihli 7912/1544 ve 08.06.2010 tarihli 14021/11140 sayılı karar çizgisinde, teras kat veya ilave katın kullanılabilir, üstü örtülü ve bina vasfında olduğu hâllerde beraat için yeterli gerekçe bulunmadığı; mahkemenin yapı niteliğini teknik olarak tartışması gerektiği belirtilmiştir.
7.3. Suç tarihi açıklığa kavuşturulmalıdır
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 05.04.2010 tarihli 10054/5938 ve 30.03.2010 tarihli 8677/5610 sayılı kararlarında, 12.10.2004 yürürlük tarihi sonrasında inşa faaliyetinin devam edip etmediğinin tanık ve teknik verilerle belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
7.4. Basit duvar örme, her durumda “bina” değildir
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 05.03.2012 tarihli 2010/1854 E., 2012/4870 K. sayılı kararında, yalnız duvar örme eyleminde “üstü örtülü bina” niteliğinin bulunup bulunmadığına dikkat çekilmiştir.
7.5. Balkon kapatma dosyalarında bilirkişi kritik rol oynar
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 01.06.2011 tarihli 2009/3046 E., 2011/7468 K. sayılı kararı ile Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2019/2810 E., 2019/15073 K. sayılı kararı, balkon kapatma ve alan kazanımı dosyalarında yapının bina niteliği, hafif malzeme, taşıyıcı sisteme etki ve kapalı kullanım alanı kazanımı yönlerinden teknik incelemeyi öne çıkarmaktadır.
7.6. Tek eylemde birden fazla suç normu dikkatle ayrıştırılmalıdır
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2016/7608 E., 2019/8277 K. sayılı kararında, tek bir eylem hakkında iki ayrı suçtan iki ayrı hüküm kurulmasının sorun yaratabileceği; özel norm-genel norm ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
7.7. Doğal sit ve benzeri koruma alanlarında ilgili idarenin davadan haberdar edilmesi gerekebilir
Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2018/7925 E., 2019/15422 K. sayılı kararında, doğal sit alanına ilişkin davalarda ilgili idarenin katılma hakkı bakımından usul güvencelerinin gözetilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
8. TCK 184/5 Kapsamında Özel Etkin Pişmanlık
İmar kirliliği suçu bakımından en önemli özel düzenlemelerden biri TCK m.184/5’tir.
8.1. Bu kurumun sonucu nedir?
Kişi, ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yaptığı ya da yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hâle getirirse:
- kamu davası açılmaz,
- açılmış kamu davası düşer,
- verilmiş mahkûmiyet cezası bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
8.2. Hangi hâllerde uygulanır?
Bu hüküm yalnızca “pişman oldum” demekle uygulanmaz. Sonucun elde edilmesi için fiilen şu durumlardan birinin gerçekleşmesi gerekir:
- aykırılığın ortadan kaldırılması,
- yapının projeye ve ruhsata uygun hâle getirilmesi,
- gerekirse aykırı kısmın yıkılması,
- belediye ve teknik kayıtlarla uygunluğun tespiti.
8.3. HAGB ile farkı nedir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2015/167 karar çizgisinde, imar kirliliği suçu bakımından TCK m.184/5’te özel bir onarıcı düzenleme bulunduğu; bu özel mekanizmanın göz ardı edilerek otomatik biçimde HAGB tartışılmasının yeterli olmayacağı kabul edilmektedir. Bu nedenle dosyada öncelikle, aykırılığın giderilip giderilmediği ve m.184/5 koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır.
9. Yapı Kayıt Belgesi İmar Kirliliği Suçunu Ortadan Kaldırır mı?
Bu soru, 2018 sonrası uygulamada en çok karıştırılan başlıklardan biridir.
9.1. Genel çerçeve
3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen Geçici 16. maddeyle “Yapı Kayıt Belgesi” kurumu getirilmiştir. Belirli şartlarla düzenlenen bu belge, bazı idarî sonuçlar doğurmuş; yıkım ve para cezaları ile ceza yargılaması bakımından da etkiler tartışılmıştır.
9.2. Ceza dosyasındaki etkisi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2019/2714 E., 2019/6042 K. sayılı kararında, yapı kayıt belgesi ve ilgili geçici madde karşısında sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesi; belge geçerli ise düşme sonucunun tartışılması gerektiği belirtilmiştir.
Ancak şu noktalar unutulmamalıdır:
- Yapı Kayıt Belgesi her yapı için düzenlenemez.
- Belgenin geçerliliği ve kapsamı ayrıca incelenmelidir.
- Sonradan iptal edilen, kapsam dışı kalan veya 31.12.2017 sonrası imalatları kapsayan durumlarda farklı sonuçlar doğabilir.
- Ceza yargılamasında, hangi imalatın hangi tarihte yapıldığı ve belgenin gerçekten o imalatı kapsayıp kapsamadığı ayrı değerlendirilir.
9.3. Uygulamada dikkat edilmesi gereken nokta
Savunmada yalnız “yapı kayıt belgesi aldık” demek yetmez. Belgenin:
- numarası,
- düzenleme tarihi,
- kapsadığı yapı,
- hangi imalatı kapsadığı,
- aktif veya iptal durumu,
- yapı tarihine ilişkin dayanağı,
- mahallin kapsam dışı olup olmadığı
somut evrakla ortaya konulmalıdır.
10. Savunma Stratejileri
İmar kirliliği suçu dosyalarında savunma, sırf inkâr veya sırf idarî itiraz ekseninde kurulmaz. Dosya hem ceza hukuku hem imar hukuku bilgisi gerektirir.
10.1. Bina niteliği yok savunması
En temel savunmalardan biridir. Özellikle:
- duvar,
- hafif kapatma,
- sundurma,
- açık balkon müdahalesi,
- taşıyıcı sisteme etki yaratmayan basit eklentiler
bakımından bina vasfı teknik olarak tartıştırılmalıdır.
10.2. Ruhsata tabi olmayan veya basit onarım savunması
Somut imalatın ilk yapım sürecine ait değil, bakım-onarım veya küçük tadilat niteliğinde olduğu ileri sürülebilir. Bu savunmanın teknik temeli mutlaka bilirkişiyle desteklenmelidir.
10.3. Suç tarihi ve yürürlük savunması
Özellikle eski yapılar bakımından suçun yürürlükten önce tamamlandığı, sonradan yalnız basit bakım yapıldığı veya zamanaşımı koşullarının oluştuğu ileri sürülebilir.
10.4. Fail sıfatına itiraz
Taşınmaz maliki olmak tek başına her zaman fiili yaptıran kişi olunduğu anlamına gelmez. Fiilen inşaatı yaptıran, yöneten veya karar veren kişinin belirlenmesi gerekir.
10.5. Belediye sınırı / özel imar rejimi savunması
Maddenin dördüncü fıkrası göz ardı edilerek hüküm kurulması doğru değildir. Yer unsurunun resmî kayıtlarla ispatı gerekir.
10.6. TCK 184/5 koşullarının gerçekleştiği savunması
Aykırı kısmın kaldırılması veya ruhsata uygun hâle getirme gerçekleşmişse, bu durum dosyada açık ve belgeli biçimde ortaya konulmalı; ilgili belediye yazıları, keşif ve teknik raporlarla düşme talebi desteklenmelidir.
10.7. Yapı kayıt belgesine dayalı yeniden değerlendirme talebi
Geçerli bir yapı kayıt belgesi varsa, bunun ceza dosyasına etkisi ayrıca incelenmelidir. Ancak belge kapsamının teknik olarak uyuşmazlık konusu imalatı kapsayıp kapsamadığı somutlaştırılmalıdır.
11. Soruşturma ve Kovuşturmada Dikkat Edilmesi Gereken Belgeler
11.1. Belediyeden temin edilebilecek belgeler
- yapı tatil tutanağı,
- encümen kararı,
- yıkım kararı,
- para cezası kararı,
- ruhsat dosyası,
- onaylı proje,
- imar çapı,
- imar durumu,
- yapı kullanma izni,
- denetim fotoğrafları.
11.2. Savunma açısından önemli diğer belgeler
- tapu kayıtları,
- kira veya kullanım sözleşmeleri,
- önceki dava dosyaları,
- tarihli fotoğraf ve videolar,
- usta/yüklenici kayıtları,
- elektrik/su abonelik tarihleri,
- tadilat ruhsatı başvuruları,
- yapı kayıt belgesi ve ekleri,
- belediyeden alınan uygunluk yazıları.
12. İdarî Yaptırımlar ile Ceza Yargılaması Arasındaki İlişki
İmar kirliliği suçu dosyasında çoğu kez ceza davası ile birlikte şu idarî sonuçlar da bulunur:
- mühürleme,
- yıkım,
- idarî para cezası,
- kullanım yasağı,
- elektrik/su kesintisi,
- ruhsat iptali veya uygunluk sorunları.
Ceza yargılamasında beraat verilmesi her zaman idarî yaptırımların da kalkacağı anlamına gelmez; aynı şekilde idarî aykırılığın bulunması da her zaman TCK m.184 anlamında suçun oluştuğunu göstermez. Bu nedenle iki alan birbirine karıştırılmamalıdır.
13. Sık Sorulan Sorular
İmar kirliliği suçu ile her kaçak yapı ceza davasına konu olur mu?
Hayır. Her imar aykırılığı otomatik olarak TCK m.184 kapsamına girmez. Suçun oluşması için bina niteliği, ruhsatsızlık veya ruhsata aykırılık, yer unsuru ve diğer unsurların birlikte bulunması gerekir.
Balkon kapatma imar kirliliği suçu mudur?
Her durumda değil. Kullanılan malzeme, kapalı alan kazanımı, taşıyıcı sisteme etki ve bina niteliği gibi hususlar bilirkişi incelemesiyle değerlendirilir.
Sadece duvar örmek suç sayılır mı?
Kapalı bina niteliği oluşturmayan duvar örme eyleminde suçun oluşmadığı yönünde Yargıtay kararları bulunmaktadır. Ancak somut imalatın niteliği mutlaka ayrıca incelenmelidir.
Yapı kayıt belgesi alınırsa ceza davası kesin düşer mi?
Otomatik ve her olayda değil. Belgenin geçerliliği, kapsamı ve somut imalata etkisi değerlendirilmelidir. Geçerli belgenin dosyaya etkisi elbette önemlidir; fakat kapsam dışı veya sonradan iptal edilen belgeler farklı sonuç doğurabilir.
İmar planına ve ruhsata uygun hâle getirme ne zaman sonuç doğurur?
TCK m.184/5 uyarınca, aykırılığın gerçekten giderilmesi ve yapının imar planına ve ruhsata uygun hâle gelmesi hâlinde özel etkin pişmanlık hükümleri uygulanır. Bunun belge ve teknik raporlarla ispatı gerekir.
HAGB mi, TCK 184/5 mi?
Dosyada öncelikle TCK m.184/5 koşulları araştırılmalıdır. Çünkü bu madde, imar kirliliği suçuna özgü özel bir düzenlemedir. HAGB tartışması bundan sonra ve somut dosya koşullarına göre değerlendirilir.
14. Sonuç
İmar kirliliği suçu dosyaları, uygulamada göründüğünden çok daha teknik dosyalardır. Başarılı bir hukukî değerlendirme için yalnız belediye tutanağına veya yalnız ruhsat dosyasına bakmak yeterli değildir. “Yapı” ile “bina” ayrımı, yer unsuru, suç tarihi, bilirkişi kalitesi, fiilin gerçekten ruhsata tabi olup olmadığı, failin sıfatı, özel etkin pişmanlık ve yapı kayıt belgesi etkisi” birlikte ele alınmalıdır.
Özellikle ceza soruşturması veya davası başlamışsa, hem idarî dosya hem ceza dosyası birlikte incelenmeli; belediyeden gelen teknik kayıtlarla Yargıtay içtihadı arasında sağlıklı bir savunma hattı kurulmalıdır. Birçok dosyada belirleyici sonuç, ayıkırı kısmın bina niteliğinde olup olmadığı, aykırılığın gerçekten giderilip giderilmediği ve suçun zaman–yer–fail unsurlarının doğru kurulup kurulmadığı üzerinden ortaya çıkmaktadır.
Hukukî Dayanaklar ve Seçilmiş Kararlar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.184
- 3194 sayılı İmar Kanunu
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 08.02.2010, 7912/1544
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 08.06.2010, 14021/11140
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 05.03.2012, 2010/1854 E., 2012/4870 K.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 01.06.2011, 2009/3046 E., 2011/7468 K.
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2018/7925 E., 2019/15422 K.
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/2810 E., 2019/15073 K.
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2019/2714 E., 2019/6042 K.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2016/7608 E., 2019/8277 K.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/167