Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, düşüncelerin başkalarıyla birlikte barışçıl biçimde açıklanmasını korur. Anayasa’ya göre silahsız ve saldırısız toplantı için önceden izin alınması gerekmez. Bununla birlikte kanuni bildirim ve düzen kuralları bulunur. Bildirim eksikliği, toplantının barışçıl niteliği, kolluk müdahalesi ve sonradan verilen ceza ayrı değerlendirilmelidir. Bir usul eksikliği her türlü güç kullanımını veya cezayı kendiliğinden haklı kılmaz. [1; 2]
Bu yazı genel bilgilendirme içindir. Toplantının yeri, zamanı, katılımcının kişisel davranışı ve uygulanan işlemin hukuki niteliği sonucu değiştirebilir.
Barışçıl toplantı hangi korumadan yararlanır?
Anayasa’nın 34. maddesi ve AİHS’nin 11. maddesi, toplantının düzenlenmesini ve toplantıya katılmayı güvence altına alır. Toplantı, ifade özgürlüğünün toplu kullanım biçimlerinden biridir. Kamu makamlarının müdahale etmeme yükümlülüğünün yanında, katılımcıları üçüncü kişilerin saldırılarından koruma görevi de gündeme gelebilir. [1; 3]
Koruma yalnız sessiz ve rahatsızlık vermeyen etkinliklerle sınırlı değildir. Toplantılar günlük yaşamı belirli ölçüde etkileyebilir. Bununla birlikte başkalarının güvenliği, ulaşım ve hizmetlere erişim gibi menfaatler de değerlendirilir. İncelemede rahatsızlığın derecesi, süresi, alternatif yer veya yöntemlerin etkisi ve müdahalenin ağırlığı önem taşır.
Bir katılımcının şiddeti, bütün katılımcıların davranışının aynı kabul edilmesini gerektirmez. Başvurucu kendi eylemini, bulunduğu yeri ve müdahaleyle bağlantısını açıklamalıdır. Buna karşılık kişinin şiddete katılması veya şiddeti teşvik eden davranışları, barışçıl toplantı savunmasının değerlendirilmesini değiştirebilir. [5; 6]
İzin ve bildirim birbirinden farklıdır
2911 sayılı Kanun, kapsamına giren toplantılar için düzenleme kurulu, bildirim, yer ve zaman gibi usuller öngörür. Kanunun 10. maddesinde toplantıdan en az kırk sekiz saat önce bildirim düzenlenmiştir. Kanundaki istisnalar, etkinliğin niteliği ve ani gelişen olaylara yönelik barışçıl tepkilerin anayasal değerlendirmesi ayrıca dikkate alınır. [2]
Bildirim sistemi, idarenin toplantıya keyfî biçimde izin verip vermemesine dönüşmemelidir. Bildirimin alınması da bütün davranışların hukuka uygunluğu hakkında önceden verilmiş bir güvence değildir. Organizatörlerin bildirim belgesini, teslim kaydını, varsa güzergâh görüşmelerini ve idarenin cevabını koruması gerekir.
Yasak kararında hangi hususlar aranır?
Yasak veya ertelemenin kanuni yetkiye dayanması, somut tehlikeyi açıklaması ve kapsamı bakımından ölçülü olması gerekir. İl genelindeki bütün etkinlikleri kapsayan uzun veya tekrarlanan yasaklar, tek bir toplantıya özgü riskten farklı ağırlık taşır. Kamu düzeni veya güvenlik ifadesi tek başına gerekçe değildir; hangi olayların hangi tehlikeyi doğurduğu gösterilmelidir. [1; 2]
Karşı görüş olarak idare, ciddi saldırı istihbaratı veya çatışma riski ileri sürebilir. Başvuruda bu gerekçenin gerçekliği, güncelliği, toplantıyla bağlantısı ve daha hafif önlemlerle yönetilip yönetilemeyeceği tartışılır. Mahkemenin güvenlik belgesini hiç değerlendirmemesi kadar, içeriğini sorgulamadan genel ifadeyle yeterli bulması da denetim sorunu yaratabilir.
Kolluk müdahalesinin değerlendirilmesi
Toplantının sona erdirilmesi, dağıtılması, güç kullanılması, yakalama ve idari para cezası farklı işlemlerdir. Her biri için ayrı kanuni koşullar aranır. Uyarı yapılıp yapılmadığı, uyarının duyulabilirliği, ayrılmak için imkân tanınıp tanınmadığı ve kullanılan gücün zorunluluğu incelenir. [2; 7]
Başvurucu, yalnız kalabalığın genel durumunu değil kendi konumunu da göstermelidir. Zaman damgalı görüntüler, farklı açılardan kayıtlar, tanıklar, sağlık raporları ve kolluk tutanakları birlikte değerlendirilir. Kısa bir video kesiti, olayın tamamını açıklamayabilir. Resmî tutanakla görüntü arasındaki çelişki somut olarak belirtilmelidir.
Kötü muamele düzeyindeki güç kullanımı ayrıca Anayasa 17 kapsamında incelenir. Toplantının hukuka aykırı olduğu iddiası, bu yasağı ortadan kaldırmaz. Yakalama veya tutuklama şikâyeti ise kişi hürriyeti güvenceleri yönünden ayrı yol ve süre gerektirebilir.
Osman Erbil ve Ferhat Üstündağ kararları
Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015 kararında barışçıl basın açıklamasına müdahale ve verilen ceza değerlendirilmiştir. AYM, hükmün açıklanması geri bırakılmış olsa da ceza tehdidinin caydırıcı etkisini dikkate alarak toplantı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Özgürlük hakkı şikâyeti ise zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. [5, §§ 65–79 ve hüküm]
Bu kararın temel katkısı, cezanın hemen infaz edilmemesinin müdahaleyi önemsiz hâle getirmediğini göstermesidir. Kararın verildiği tarihteki HAGB usulü ile bugün uygulanacak kanun yolu aynı kabul edilmemelidir.
Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018 kararında ise AYM, başvurucunun söz ve davranışlarının şiddeti teşvik eden niteliğini değerlendirerek ihlal bulunmadığına karar vermiştir. Bu sonuç bütün protestolara genellenemez; kişinin somut davranışı ve toplantının niteliği belirleyicidir. İki karar birlikte, “toplantıya katıldım” açıklamasının tek başına yeterli olmadığını gösterir. [6, §§ 79–86]
Hangi işleme hangi başvuru yapılır?
| İşlem | Başlıca yol | Korunacak belge |
|---|---|---|
| Yasaklama veya erteleme | İdari dava ve koşulları varsa yürütmenin durdurulması | Yasak kararı, bildirim, gerekçe, tebligat |
| İdari para cezası | Yaptırımın dayandığı kanundaki görevli merci | Ceza tutanağı ve tebliğ kaydı |
| Yakalama veya tutuklama | CMK’daki özel denetim ve itiraz yolları | İşlem, sorgu ve kararlar |
| Ceza mahkûmiyeti | Uygulanabilir istinaf veya temyiz | Gerekçeli karar, savunmalar ve delil talepleri |
| Kötü muamele | Savcılık ve etkili soruşturma yolları | Sağlık raporu, görüntü, tanık |
İdari davada genel altmış günlük süre, özel düzenleme yoksa yazılı bildirimden itibaren değerlendirilir. Toplantı tarihi yaklaştığı için dava açmak tek başına yeterli olmayabilir; İYUK 27 kapsamındaki açık hukuka aykırılık ve telafisi güç veya imkânsız zarar koşulları somutlaştırılarak yürütmenin durdurulması istenebilir. Dava açılması yasak kararını kendiliğinden durdurmaz. [4]
İdari para cezasında doğrudan idare mahkemesine veya doğrudan sulh ceza hâkimliğine başvurulacağı varsayılmamalıdır. Özel hüküm ve birlikte tesis edilen diğer işlemler görevli yargı yerini değiştirebilir. CMK itirazlarında güncel genel iki haftalık süre ile idari dava süresi farklıdır. [4; 7] Toplantı duyurusu niteliğindeki afişler nedeniyle verilen idari para cezaları afiş asma nedeniyle idari para cezası ve toplantı hakkı yazısında ele alınmıştır.
Etkili savunma ve AYM başvurusu
Savunma, müdahalenin kanuni temelini, barışçıl niteliği, kişisel davranışı ve ölçülülüğü ayrı incelemelidir. Başvurucu, idarenin veya savcılığın ileri sürdüğü en güçlü olguyu cevaplandırmalıdır. Örneğin yol kapatma iddiasında süre, alternatif geçiş ve eylemin etkisi; şiddet iddiasında kişinin davranışı ve görüntülerin bütünlüğü açıklanmalıdır.
AYM’ye başvurmadan önce ilgili etkili yolların tüketilmesi gerekir. Aynı olaya ilişkin idari dava sürerken ceza kararının kesinleşmiş olması, bütün şikâyetlerin aynı anda hazır olduğu anlamına gelmez. Her müdahale için nihai karar ve öğrenme tarihi ayrı kaydedilir. Otuz günlük süre, bu ayrım gözetilerek hesaplanır. [8]
Avukatlar UYAP Avukat Portalı üzerinden bireysel başvuru yapabilir. Başvuru formuna olayın gereksiz ayrıntıları yerine ihlalle ilgili kronoloji, kararlar, önceki iddialar ve deliller eklenir. İhlal tespiti, yeniden yargılama ve varsa tazminat talepleri gerekçelendirilir. Bireysel başvuru, henüz yapılmamış bütün toplantılar için genel izin talebine dönüştürülemez. [8; 9]
Giderim yalnız para olmayabilir. Mahkûmiyetin veya idari işlemin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama önem taşıyabilir. Buna karşılık yasak süresinin dolması, ortaya çıkan mağduriyetin her durumda sona erdiği anlamına gelmez. Ceza tehdidi, kayıtlar ve kişisel sonuçlar ayrı açıklanmalıdır.
Savunmanın karar gerekçesiyle ilişkisi için adil yargılanma hakkı, yanlış yol seçiminin sonuçları için mahkemeye erişim hakkı yazıları incelenebilir.
Toplantı öncesinde ve sonrasında hukuki hazırlık
Bildirim, yer seçimi ve yabancıların durumu
2911 sayılı Kanun’un 3. maddesi, yabancıların bu Kanun kapsamında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemesini İçişleri Bakanlığının iznine bağlar. Yabancıların topluluğa hitap etmesi ve kanunda belirtilen araçları taşıması için de özel bildirim düzenlemesi vardır. Bu nedenle “hiçbir toplantıda hiçbir kişi için izin aranmaz” biçiminde mutlak bir ifade kullanılmamalıdır. Genel anayasal güvence, kişinin statüsü ve etkinliğin Kanun kapsamına girip girmediği birlikte incelenir. [1; 2]
Toplantı yeri yalnız teknik ayrıntı değildir; mesajın muhatabına ulaşması bakımından önem taşıyabilir. Yer değişikliği talebinde ulaşılabilirlik, güvenlik, katılımı zorlaştıran koşullar ve toplantının amacı açıklanmalıdır. Buna karşılık her yer seçiminin koşulsuz kabul edilmesi gerektiği de söylenemez. Organizatörün önerdiği tedbirler ve idarenin neden alternatifleri yeterli görmediği, yargısal denetimde somut tartışma konusu yapılmalıdır. [1; 2; 3]
Kolluk kuvvetinin amacı cezalandırmak değildir
Devrim Aydın, toplantılara müdahaleyi incelediği çalışmasında zor kullanmanın son çare olması, somut dirence göre gerekli ölçüde uygulanması ve cezalandırma aracına dönüştürülmemesi üzerinde durur. Bu doktrinel yaklaşımın uygulamadaki sonucu, yalnız kullanılan aracın adını değil, kullanım biçimini ve müdahale anındaki koşulları incelemektir. Uyarı, ayrılma imkânı, kişinin davranışı ve güç kullanımının devam süresi dosyada ayrı gösterilmelidir. [10]
Göz yaşartıcı gaz kullanılması, basınçlı su uygulanması veya yakalama yapılması hakkında tek bir genel değerlendirme yeterli değildir. Aynı etkinlikte bir kişinin zor kullanmaya maruz kalması ile başka bir kişinin sonradan para cezası alması farklı delil ve talepler gerektirir. Başvuru yapılırken ilgili işlem, işlemden sorumlu makam ve o işleme özgü kanun yolu belirlenir. Avukat bütün sonuçları tek bir iptal talebi altında toplarsa görev ve kabul edilebilirlik sorunları ortaya çıkabilir.
Etkinlik sona ermişse başvurunun amacı nasıl kurulur?
Toplantı tarihi geçmiş olsa da uygulanan yaptırım, katılımcı hakkında tutulan kayıt veya benzer faaliyetten caydırıcı etki devam edebilir. Bunların somut etkisi gösterilmelidir. Buna karşılık gelecekteki her etkinliğe ilişkin varsayımsal engeller üzerinden genel bir bireysel başvuru yapılamaz. Başvurucunun kişisel, güncel ve doğrudan etkilendiği işlem açıklanır. [8]
İdari işlem hakkındaki dosyayla ceza soruşturması arasında belge paylaşımı gerekiyorsa ilgili karar ve kayıtlar sunulur. Bir yargı kolundaki olumlu sonucun diğerini kendiliğinden ortadan kaldırdığı varsayılmaz. İhlal tespitinden sonra da yeniden yargılamanın yürütülmesi ve yaptırımın sonuçlarının gerçekten giderilmesi takip edilir. Başvuru stratejisinin son aşaması karar almak kadar kararın etkisini sağlamaktır.
Toplantının yeri, zamanı ve mesajı arasındaki ilişki
Toplantı özgürlüğü, yalnız kişilerin herhangi bir yerde bir araya gelebilmesi olarak değerlendirilmemelidir. Seçilen yer ve zaman, açıklanmak istenen düşüncenin duyurulması bakımından önem taşıyabilir. Bir kararın yıldönümü, belirli bir kurumun önünde yapılacak açıklama veya güncel olaya tepki niteliğindeki etkinlik bakımından erteleme, mesajın etkisini değiştirebilir. Başvurucu bu bağlantıyı somutlaştırmalıdır. Bununla birlikte yer seçiminin mutlak ve hiçbir düzenlemeye tabi olmayan bir yetki olduğu da söylenemez. [1, m.34; 2, 3]
Yasak veya yer değişikliği kararına karşı başvuruda, idarenin gösterdiği risk ile etkinliğin özellikleri karşılaştırılmalıdır. Katılımcı sayısı, beklenen süre, ulaşımın etkilenmesi ve çevredeki hizmetler değerlendirmeye dâhil edilebilir. İdare alternatif yer göstermişse, o yerin mesajın hedef kitlesine ulaşmasına elverişli olup olmadığı açıklanmalıdır. Sadece önerilen yerin beğenilmemesi ile toplantının amacını fiilen etkisiz bırakan bir değişiklik aynı nitelikte değildir. Dava dilekçesinde bu farkın ortaya konulması, ölçülülük değerlendirmesini somutlaştırır.
Yasak kararının kapsamı nasıl sorgulanır?
Belirli bir etkinliğe yönelik yasak ile geniş bir bölgede uzun süre bütün toplantılara uygulanan yasak aynı ağırlıkta değildir. Kararın kapsadığı tarih, yer, etkinlik türü ve istisnalar incelenmelidir. Genel güvenlik gerekçesinin neden daha dar bir tedbirle sağlanamadığı sorusu önemlidir. Bunun yanında dayanak kanunun verdiği yetki, kararı alan makam ve gerekçe ayrı denetlenir. Yetki sorunu ile ölçülülük sorunu birbirinin yerine yazılmamalıdır. [1, 2, 4]
Aciliyet iddiası da belgeye dayanmalıdır. Etkinlik tarihi, duyuru, organizasyon hazırlığı ve yasak kararının öğrenildiği gün gösterilirse gecikmenin doğuracağı sonuç anlaşılır. Yürütmenin durdurulması talebinde sadece “telafisi güç zarar” ifadesinin tekrarı yerine etkinliğin sonradan yapılmasının neden aynı etkiyi sağlamayacağı anlatılmalıdır. Mahkemenin incelemesi, İYUK m.27’deki koşullar çerçevesindedir; dava açılması tek başına yasağın uygulanmasını durdurmaz. [4]
Katılımcının bireysel davranışı neden belirleyicidir?
Kalabalık içinde şiddet olayı yaşanması, her katılımcının aynı davranışı gerçekleştirdiğini göstermez. Kişinin olay yerinde bulunması, hangi zaman diliminde bulunduğu ve ne yaptığı ayrı araştırılmalıdır. Buna karşılık toplantının bütünüyle barışçıl başladığının gösterilmesi de başvurucunun daha sonraki şiddet içeren davranışını kendiliğinden koruma altına almaz. Anayasal değerlendirme somut davranışı, bağlamı ve uygulanan yaptırımı birlikte ele alır. [3, 5, 6]
Bu nedenle görüntü delilinin yalnız kısa bir kesitine dayanılması sorun yaratabilir. Görüntünün olaydan önceki ve sonraki bölümleri, çekim zamanı, kişinin teşhisi ve kayıt sürekliliği önemlidir. Savunma, “görüntü incelensin” demekle yetinmeyip hangi saniyelerde hangi olgunun görüldüğünü açıklayabilir. Resmî tutanak ile görüntü arasında fark varsa bu fark açıkça gösterilmelidir. Görüntünün bulunmaması hâlinde tanık anlatımı, konum bilgisi ve diğer kayıtların neyi aydınlatabileceği belirtilmelidir.
Slogan veya konuşma bağlamından koparılmamalıdır
Toplantı sırasında söylenen sözlerin değerlendirilmesinde içeriğin tamamı, söylendiği ortam ve şiddetle ilişkisi önemlidir. Sadece rahatsız edici veya sert eleştiri içeren bir ifade ile şiddete yönlendiren bir açıklama aynı değildir. Başvuruda tartışmalı sözün tam metni ve yaptırımın gerekçesi sunulmalıdır. Sözün yalnız başlığını aktarmak ya da bazı bölümlerini çıkarmak, olayın anayasal boyutunun anlaşılmasını zorlaştırır. Ferhat Üstündağ kararının sonucu da somut konuşma ve olay bağlamından ayrılarak genellenmemelidir. [6]
Osman Erbil ve Ferhat Üstündağ kararlarından uygulama sonuçları
Osman Erbil kararında barışçıl toplantıya katılım nedeniyle uygulanan yaptırımın toplantı hakkı üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Ferhat Üstündağ kararında ise şiddetle bağlantılı içerik ve somut olay farklı sonuca yol açmıştır. Bu iki kararı birlikte kullanmanın amacı, bütün toplantı yaptırımlarını hukuka aykırı göstermek değildir. Asıl mesele, barışçıl davranışın neden cezalandırıldığı veya yaptırımın hangi somut şiddet bağlantısına dayandığının açıklanmasıdır. [5, 6]
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi bir sonuç, toplantı hakkı üzerindeki etkiyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak eski tarihli bir kararın usulü, güncel dosyada uygulanacak kanun yolu bakımından aynen kopyalanmamalıdır. Ceza kararının verildiği tarih, tabi olduğu usul ve somut başvuru imkânı ayrıca belirlenmelidir. Emsal karar, anayasal değerlendirmeyi destekler; güncel kanun yolu incelemesinin yerine geçmez.
Aynı olayda üç ayrı talebin birbirine karıştırılması
Bir gösteride yasak kararı, gözaltı ve fiziksel müdahale birlikte gerçekleşebilir. Yasağın iptali talebi, kişinin tutulmasının hukuka aykırılığı iddiası ve kötü muamele şikâyeti farklı işlemlere yönelir. Bu nedenle tek bir dilekçeyle bütün hukuki yolların tüketildiği düşünülmemelidir. Her işlem için görevli merci, süre, kanıt ve istenen giderim ayrı saptanmalıdır. Ortak olay anlatımı kullanılabilir; fakat başvuru yollarının hukuki işlevleri korunmalıdır. [4, 7, 8]
Etkinlik sona ermişse de uygulanan yaptırım veya müdahalenin etkileri devam edebilir. Başvuruda güncel menfaat, devam eden sonuçlar ve talep edilen giderim açıklanmalıdır. Gelecekteki toplantılara katılım üzerindeki caydırıcı etki ileri sürülüyorsa bunun dayandığı yaptırım somut olarak gösterilmelidir. Böylece yalnız geçmişte yaşanmış bir tartışmanın anlatımı yerine, anayasal inceleme gerektiren belirli bir müdahale ortaya konulur.
Konunun ayrıntıları için toplantı ve gösteri yürüyüşünde yasaklama ve müdahalenin hukuki sınırları, örgütlenme özgürlüğü ve AYM kararlarıyla nitelikli haklar yazılarımıza da bakabilirsiniz. Büromuzun bu alandaki çalışmaları için Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvuruları sayfasına bakabilirsiniz.
Sonuç
Toplantı hakkı dosyasında bildirim, barışçıl davranış, yasak kararı, güç kullanımı ve ceza ayrı değerlendirilmelidir. Etkili başvuru, kişisel eylemi görünür kılar ve müdahalenin neden gerekli ya da ölçülü olmadığını somut delillerle açıklar. Toplantının belirli tarihte yapılacak olması, geçici hukuki korumanın zamanında istenmesini özellikle önemli hâle getirir.
Sıkça Sorulan Sorular
Toplantı için önceden izin gerekir mi?
Genel anayasal kural önceden izin aranmamasıdır. Kanuni bildirim usulleri ile yabancıların düzenleyiciliğine ilişkin özel izin hükmü ayrıca değerlendirilir.
Bildirim eksikliği her müdahaleyi haklı kılar mı?
Hayır. Barışçıl nitelik, somut tehlike ve müdahalenin ölçülülüğü ayrıca değerlendirilir.
Başka katılımcının şiddeti herkese yüklenebilir mi?
Otomatik olarak yüklenemez. Başvurucunun kişisel davranışı ve olayla bağlantısı araştırılır.
Yasak kararına dava açmak kararı durdurur mu?
Kural olarak durdurmaz. Koşulları varsa yürütmenin durdurulması ayrıca istenmelidir.
HAGB varsa hak ihlali iddiası anlamsız mıdır?
Hayır. Ceza tehdidi ve caydırıcı etki önem taşıyabilir; olay tarihindeki kanun yolu ayrıca belirlenir.
Aynı olay için birden fazla başvuru gerekir mi?
Gerekebilir. İdari yasak, ceza yaptırımı, tutma ve kötü muamele farklı yollar gerektirebilir.
Kaynakça
1 — Anayasa, m. 13, 17, 19, 26, 34. Metin.
2 — 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu. Metin.
3 — AİHS, m. 11. Metin.
4 — 2577 sayılı Kanun, m. 7, 27. Metin.
5 — AYM, Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015. Karar.
6 — AYM, Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018. Karar.
7 — 5271 sayılı CMK, m. 90–109, 267–268. Metin.
8 — 6216 sayılı Kanun, m. 45–50. Metin.
9 — AYM, UYAP Avukat Portal başvuru kılavuzu. Kılavuz.
10 — Devrim Aydın, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşlerine Müdahalenin Esasları”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65/4, 2016, s. 3283–3308. Çalışma.