Mahkemeye erişim hakkı, kişinin hukuki uyuşmazlığını yetkili bir mahkemeye taşıyabilmesini ve etkili bir yargısal inceleme talep edebilmesini güvence altına alır. Dava açma süresinin öngörülemez biçimde hesaplanması, ödeme gücü araştırılmadan adli yardımın reddedilmesi veya giderilebilir bir eksiklik yüzünden kanun yolu incelemesinin engellenmesi bu hakkı ihlal edebilir. Buna karşılık, usul kurallarına uygun her ret kararı anayasal ihlal oluşturmaz. Somut engelin dayanağı, amacı, uygulanış biçimi ve kişiye yüklediği külfet birlikte değerlendirilir. [1; 25; 14]
Bir başvurunun başarıyla yapılabilmesi için yalnız haklı olduğunu anlatmak yeterli değildir. Doğru merci, geçerli başvuru yöntemi, süre, başvuru ehliyeti, harç ve belge düzeni birlikte ele alınmalıdır. Hak kaybı doğduğunda da önce olağan başvuru yolları, ardından koşulları varsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru değerlendirilir. Anayasa Mahkemesi, olağan mahkemelerin yerine geçerek her uyuşmazlığı yeniden çözmez. [2; 3; 4; 9]
Bu yazı, Türkiye’de hukuk, idari yargı ve ceza yargılamaları arasındaki temel ayrımları 12 Ekim 2026 itibarıyla açıklar. Süre ve parasal sınır değerlendirmesinde, dosyaya uygulanacak özel hüküm ile değişikliklerin yürürlük tarihleri ayrıca dikkate alınmalıdır.
Mahkemeye erişim hakkının kapsamı
Dava açmak, savunma yapmak ve etkili bir karar elde etmek
Anayasa’nın 36. maddesi, yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunmada bulunmayı ve adil yargılanmayı güvence altına alır. Anayasa’nın 13. maddesi ise hakka getirilen sınırlamaların anayasal koşullarını belirler. Mahkemeye erişim, yalnız adliye binasına girebilmek veya dilekçe teslim etmekle sınırlı değildir. Başvurunun hukuken değerlendirilebilir hâle gelmesi ve hakkın kullanılmasını anlamsızlaştıran engellerin bulunmaması gerekir. [1]
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Golder/Birleşik Krallık kararında, cezaevindeki bir kişinin hakaret iddiası nedeniyle hukuk davası açmak üzere avukata danışmasının engellenmesini incelemiştir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesindeki güvencelerin kullanılabilmesi için mahkemeye erişimin de korunması gerektiğini kabul etmiştir. Kararın önemi, bir davanın görülüş biçimi kadar o davayı başlatabilme imkânını da korumasıdır. [25, §§ 35–40]
Erişim hakkı davanın kazanılmasını, bütün delillerin kabulünü veya her kararın temyiz edilebilmesini garanti etmez. Delilin tartışılması, gerekçeli karar, makul sürede yargılanma ve kararın icrası birbiriyle bağlantılı fakat ayrı inceleme gerektiren güvencelerdir. Dilekçede hangi engelin hangi hakkı etkilediği açıklanmalıdır. Öğretide de erişim, karar elde etme ve kararın icrası arasındaki bu ilişki üzerinde durulmaktadır. [14, §§ 45–46; 28, s. 39–40]
Ceza yargılamasında sanık ile şikâyetçinin konumu
Ceza yargılamasında, hakkında suç isnadı bulunan kişinin mahkemeye ulaşması ve kanunun tanıdığı savunma ve kanun yolu imkânlarını kullanması adil yargılanma güvenceleri içindedir. Şikâyetçi veya mağdurun kanuni itiraz ve katılma hakları da vardır; ancak bunlar AYM’ye bireysel başvurunun koruma alanıyla aynı şey değildir. [4]
Onurhan Solmaz kararında AYM, talebi yalnız üçüncü kişinin cezalandırılmasıyla sınırlı başvuruyu adil yargılanma hakkının ortak koruma alanı dışında değerlendirmiştir. Bu yaklaşım, mağdurun hiçbir anayasal korumadan yararlanamayacağı anlamına gelmez. Yaşam hakkı veya kötü muamele yasağı kapsamında etkili soruşturma yükümlülüğü, olayın niteliğine göre ayrıca incelenir. Başvurunun hukuki niteliği doğru kurulmalıdır. Öğretide, şikâyetçinin adil yargılanma güvencesi dışında bırakılmasını eleştiren görüşler bulunmakla birlikte bu eleştiri mevcut içtihat yerine kullanılamaz. [1, m. 17; 24, §§ 23–27; 28, s. 39–40]
Hangi sınırlamalar hak ihlaline dönüşebilir?
Mahkemeye erişim hakkı sınırsız değildir. Dava açma süreleri hukuki belirliliğe, harçlar yargı hizmetinin finansmanına, dilekçe koşulları uyuşmazlığın anlaşılmasına ve karşı tarafın savunma hakkına hizmet eder. Ancak bir usul kuralının kanunda bulunması, somut uygulamanın her durumda anayasal olduğu anlamına gelmez. [14, §§ 48–71]
İnceleme, önce erişimi zorlaştıran müdahalenin ne olduğunu belirlemelidir. Dava hiç açılamamış mı, dilekçe usulden reddedilmiş mi, istinaf nedenleri incelenmemiş mi, yoksa uyuşmazlık esastan incelenip talep haksız mı bulunmuştur? Sonuncu durumda erişim hakkından farklı bir hukuki sorun bulunabilir.
Sonra kanuni dayanak ve öngörülebilirlik araştırılır. İlgilinin hangi işlemi hangi sürede yapacağını anlayabileceği bir düzenleme ve uygulama bulunmalıdır. Açık kanun hükmüne aykırı bir süre hesabı, kanunilik sorununa dönüşebilir. Son aşamada meşru amaçla kullanılan araç arasında ölçülü ilişki aranır. Daha hafif bir işlemle giderilebilecek eksiklik için davanın bütünüyle sona erdirilmesi ile gerekli bir dava şartının hiç yerine getirilmemesi aynı değildir. [16, §§ 11–24; 19, §§ 16–22]
Karşı tarafın güçlü savunması çoğu zaman usul güvenliği, gecikmenin önlenmesi ve süresinde savunma yapabilme ihtiyacıdır. Bu nedenle ihlal iddiası, yalnız “şekilcilik yapıldı” ifadesine dayandırılmamalıdır. Eksikliğin neden ağır bir yaptırımı gerektirmediği, hangi davranışla giderildiği ve karşı tarafın hangi güvencesinin korunabildiği gösterilmelidir. [18, §§ 36–43; 26, §§ 85–99]
Başvuru nereye ve nasıl yapılmalıdır?
Uyuşmazlık türüne göre doğru merci
Görev, uyuşmazlığı hangi tür mahkemenin inceleyeceğini; yetki, aynı tür mahkemeler arasında hangi yer mahkemesine başvurulacağını ifade eder. Hukuk davası, idari dava, suç duyurusu ve bireysel başvuru birbirinin yerine kullanılamaz. Başvurunun adını değiştirmek de yanlış seçilmiş yolu kendiliğinden düzeltmez. [2; 3; 4; 9]
| İşlem veya ihtiyaç | Başvuru mercii ve yöntem | Öncelikli kontrol |
|---|---|---|
| Özel hukuk uyuşmazlığı | Görevli ve yetkili hukuk mahkemesi; usulüne uygun dilekçe, fiziki teslim veya güvenli elektronik imzayla UYAP | Özel mahkeme, kesin yetki, arabuluculuk, taraf ve talep |
| İdari işlem veya eylem | Görevli idare/vergi mahkemesi veya kanunen ilk derece görevli Danıştay; İYUK m. 3–4 uyarınca dilekçe | Özel süre, ön idari başvuru, işlem/eylem ayrımı |
| Suç ihbarı veya şikâyeti | CMK m. 158’deki merciler; özellikle Cumhuriyet başsavcılığı veya kolluk | Şikâyete bağlı suç, süre, somut olay ve deliller |
| Hukuk yargısında adli yardım | Asıl işin görüleceği mahkeme; icra ve iflasta takibin yapılacağı yer icra mahkemesi | Mali belgeler ve açıkça dayanaksız olmayan talep |
| Avukat görevlendirilmesi için adli yardım | İlgili baronun adli yardım bürosu veya temsilcisi | Baro süreci ile mahkemenin gider muafiyeti ayrı incelenir |
| AYM’ye bireysel başvuru | Usulüne uygun form; kanuni teslim kanalları veya avukat için UYAP Avukat Portalı | Başvuru yollarının tüketilmesi, 30 gün, ekler, harç/adli yardım |
Bu tablodaki yolların dayanakları HMK m. 2, 4, 6, 336 ve 445; İYUK m. 3–4; CMK m. 158; Avukatlık Kanunu m. 176–179 ve 6216 sayılı Kanun m. 47’dir. İdari dava dilekçesi, kanunda sayılan teslim yerlerine de verilebilir; yetkisiz herhangi bir kamu birimine belge bırakılması aynı sonucu doğurmaz. [2; 3; 4; 8; 9; 10]
CİMER başvurusu, kuruma gönderilen genel şikâyet e-postası veya avukata iletilen taslak, kendiliğinden dava açılması anlamına gelmez. İdari başvurunun dava açma süresini durdurup durdurmadığı, özellikle İYUK m. 10–13 ve ilgili özel kanun üzerinden belirlenir. Her idari yazışmanın süreyi yeniden başlattığı varsayılamaz. [3]
Yanlış mahkemeye başvurmanın sonuçları
Hukuk yargısında görevsizlik veya yetkisizlik kararı verildiğinde HMK m. 20’deki iki haftalık gönderme talebi süresi önemlidir. Başlangıç; kararın verildiğinde kesin olup olmamasına, kanun yoluna başvurulup başvurulmamasına ve tebliğe göre değişir. Karar verildiği anda kesinse tebliğden; kanun yoluna gidilmeden kesinleşmişse kesinleşmeden; kanun yolu başvurusu reddedilmişse ret kararının tebliğinden itibaren işlem yapılır. Süresinde gönderme istenmezse dava açılmamış sayılır. [2, m. 20]
İdari yargının görevine giren uyuşmazlığın adli yargıda açılması ise ayrı kurala tabidir. İYUK m. 9, görevsizlik kararının kesinleşmesini izleyen günden itibaren 30 gün içinde görevli idari yargı merciinde dava açılmasını düzenler. Koşulları varsa ilk başvuru tarihi korunur. Bu 30 günlük süre geçirilse bile asıl idari dava açma süresi dolmamışsa o süre içinde dava açılabilir. Dolayısıyla her görev hatası için tek bir süre veya otomatik dosya aktarımı kuralı yoktur. [3, m. 9] İdari işlemin iptali yoluyla sınav sonucuna itiraz edilen bir dosya için eş değer sınava çağrılma ve eğitim hakkı yazısına bakılabilir.
Ceza muhakemesinde CMK m. 264, kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolu veya merciin belirlenmesindeki yanılmanın hakları ortadan kaldırmayacağını düzenler. Bu güvence, süresi geçmiş veya diğer kabul koşullarını taşımayan her başvuruyu geçerli hâle getiren genel bir af değildir. [4, m. 264]
Elektronik işlemde teslimin ispatı
HMK m. 445 uyarınca güvenli elektronik imza ile dava açılabilir, harç ve avans ödenebilir; elektronik işlemlerde süre gün sonunda biter. Bununla birlikte dilekçeyi bilgisayarda hazırlamak, sisteme yüklemek ve başvuruyu tamamlayarak kaydettirmek ayrı aşamalardır. İşlemin tamamlandığına ilişkin kayıt, evrak numarası, tarih-saat bilgisi ve ödeme belgesi saklanmalıdır. [2, m. 445]
Sistem arızası iddiasında yalnız sonradan hazırlanmış bir açıklamaya dayanmak yerine, arızanın tarihi, hata ekranı, varsa kurum duyurusu ve destek başvurusu birlikte sunulmalıdır. Bu kayıtların bulunması da kendiliğinden süre uzatımı sağlamaz; ilgili usul kanunundaki mazeret veya eski hâle getirme koşulları ayrıca değerlendirilir. [2, m. 95–101; 4, m. 40–42]
Harçlar, yargılama giderleri ve adli yardım
Ödeme yükümlülüğü ne zaman ölçüsüz olur?
Harç, gider avansı, delil avansı ve avukatlık ücreti aynı kalem değildir. Harç yargısal işlemle ilgili mali yükümlülüktür; gider avansı yargılamanın yürütülmesine ilişkin giderler için alınır; delil avansı belirli bir delilin incelenmesiyle ilgilidir. Avukat ile müvekkilin ücret sözleşmesi de karşı taraf lehine hükmedilebilecek vekâlet ücretinden ayrılır. Bu ayrımlar, eksik ödemenin hangi sonuç doğuracağını belirler. [2, m. 120, 323–326; 8, m. 164]
Örneğin HMK m. 120’de gider avansının tamamlanması için iki haftalık kesin süre öngörülür. HMK m. 324’teki delil avansının yatırılmaması ise koşullarına göre ilgili delilden vazgeçilmiş sayılma sonucunu doğurur. Her eksik ödeme doğrudan davanın bütünüyle reddi sonucuna bağlanamaz. Mahkemenin istediği tutarın niteliği ve ihtarın içeriği incelenmelidir. [2]
AİHM’in Kreuz/Polonya kararında, davacının ödeme gücü yeterince araştırılmadan istenen yüksek harç, uyuşmazlığın hiç incelenememesine yol açmıştır. İhlalin nedeni harcın varlığı değil, tutarın kişinin durumuna ve yargılamanın aşamasına göre ağır olmasıdır. Mahkeme, hukuk davalarında koşulsuz ücretsiz yargılama hakkı bulunduğunu kabul etmemiştir. Dolayısıyla mali engel iddiasında harç tutarı, gelir, giderler ve ödeme imkânı birlikte açıklanmalıdır. [27, §§ 59–67]
Adli yardımın koşulları ve belgeleri
HMK m. 334/1 kapsamında iki temel koşul vardır: kişinin, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeden gereken giderleri kısmen veya tamamen ödeyememesi ve talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması. Başvurucu tamamen malvarlıksız olmak zorunda değildir. Buna karşılık yalnız “maddi durumum kötü” demek de yeterli değildir. [2, m. 334–336]
Mali tablo; ücret veya emekli aylığı kayıtları, SGK bilgileri, banka hareketleri, tapu ve araç kayıtları, kira, bakmakla yükümlü olunan kişiler, zorunlu sağlık giderleri ve somut borçlarla açıklanabilir. Bu liste her dosyada aynı belgelerin zorunlu olduğu anlamına gelmez. Mahkemeden istenen, mevcut ekonomik imkânlarla somut yargılama gideri arasında değerlendirme yapılmasıdır. Bir taşınmazın bulunması hâlinde pay oranı, kullanım amacı, gelir getirip getirmediği ve fiilen kullanılabilir kaynak oluşturup oluşturmadığı da açıklanmalıdır. [2, m. 336; 14, §§ 67–71]
Talebin hukuki ve olgusal dayanağı da gösterilir. Sözleşme, ödeme kaydı, iş kazası belgesi veya idari işlem gibi uyuşmazlığın temeline ilişkin belgeler, talebin bütünüyle temelsiz olmadığını ortaya koyabilir. Bu aşamada uyuşmazlığı kesin biçimde ispat etme yükü ile adli yardımın kabul koşulu birbirine karıştırılmamalıdır.
Hasan Hüseyin Algün kararında, dolandırıldığını ileri süren kişi icra takibi için adli yardım istemiş; banka kayıtları ve suç duyurusuna dayanmıştır. Ödeme gücünün bulunmadığı kabul edildiği hâlde, henüz ceza davası açılmaması ve havalelerde açıklama bulunmaması nedeniyle haklılığını ispat edemediği gerekçesiyle talebi reddedilmiştir. AYM, “açıkça dayanaktan yoksun olmama” koşulunun daha ağır bir haklılık ispatına dönüştürülmesini ölçüsüz bulmuştur. Bu karar borcun kesinleştiği veya dolandırıcılık suçunun işlendiği anlamına gelmez; yalnız adli yardım incelemesinin sınırını gösterir. [16, §§ 2–7, 20–28]
Avukatla temsil, şirketler ve yabancılar
Kişinin avukatla temsil edilmesi, yargılama giderlerini ödeyebildiğini tek başına kanıtlamaz. Fatih Kökçinar kararında AYM, bu kategorik ret gerekçesinin gerçek mali durumun değerlendirilmesini engellediğini belirtmiş ve ihlal bulmuştur. Avukatlık ilişkisinin bulunması gizlenmemeli; bunun somut mali durumla ilişkisi açıklanmalıdır. [15, §§ 3–5]
Özel hukuk tüzel kişileri bakımından da eski metinlerin tekrarlanması sakıncalıdır. AYM’nin 24 Eylül 2024 tarihli E.2024/78, K.2024/164 sayılı kararıyla HMK m. 334/2 iptal edilmiş; iptal 21 Ağustos 2025’te yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle “ticaret şirketleri hiçbir şekilde adli yardım alamaz” genellemesi güncel değildir. Ödeme güçlüğü; finansal tablolar, denetim raporları ve borçluluk durumuyla somutlaştırılmalıdır. İptal kararı bütün şirketlere otomatik muafiyet tanımaz. [2; 17, §§ 24–34]
Öğretide, tüzel kişiyle ekonomik bağlantısı bulunan kişilerin giderleri finanse etme imkânının da yeni bir düzenlemede değerlendirilmesi önerilmektedir. Bu, kanunda açıkça düzenlenmiş bağımsız bir koşul gibi sunulmamalıdır. Akademik öneri ile yürürlükteki hukuk ayrılmalıdır. [29, s. 715]
Yabancılar yönünden HMK m. 334/3’teki karşılıklılık koşulu, ilgili uluslararası sözleşmeler ve özel düzenlemelerle birlikte incelenir. Örneğin 6458 sayılı Kanun m. 81/2, belirtilen uluslararası koruma başvuruları bakımından avukatlık hizmetine ilişkin özel güvence içerir. Mahkemenin harç ve gider muafiyeti ile barodan avukat görevlendirilmesi yine ayrı değerlendirmelerdir. [2; 11]
Talep, itiraz ve giderlerin sonradan tahsili
Adli yardım asıl talebin karara bağlanacağı mahkemeden istenir. İcra ve iflas takiplerinde talep, takibin yapılacağı yer icra mahkemesine yöneltilir. Kanun yolu aşamasında yeni talep bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. HMK uyarınca kabul edilen yardım, kural olarak hükmün kesinleşmesine kadar devam eder; mahkeme yardımın kapsamını sınırlayabilir. İdari yargıda İYUK m. 31’in adli yardıma ilişkin atfı dikkate alınır. [2, m. 335–336; 3, m. 31]
Adli yardımın reddine karşı HMK m. 337/2’deki güncel itiraz süresi, tebliğden itibaren iki haftadır. Eski kararlarda veya eski rehberlerde görülen bir haftalık süre güncel başvurulara aynen taşınmamalıdır. İtiraz dilekçesi kararı veren mahkemeye sunulur; incelemeyi kanunda gösterilen diğer mahkeme yapar. Ret kararında, sunulan bilgi ve belgelerin neden yeterli görülmediği açıklanmalıdır. [2, m. 337]
İtirazda ret gerekçesinin her belirleyici unsuruna cevap verilmelidir. Gelir varsayımı yapılmışsa gerçek gelir belgeleri; malvarlığına dayanılmışsa o malın ekonomik kullanılabilirliği; talep dayanaksız görülmüşse uyuşmazlığın somut dayanakları gösterilir. Ödeme gücünde sonradan ciddi azalma meydana gelirse yeniden talep mümkündür. [2, m. 336–337]
Adli yardım, bütün giderlerin kesin olarak silinmesi değildir. Geçici muafiyet, avans ve gerektiğinde avukat yardımı sağlayabilir; talepten önceki giderleri kapsamaz. Dava veya takip sonunda haksız çıkan taraftan tahsil, adli yardımdan yararlanan kişi bakımından taksitlendirme ve mağduriyet hâlinde kısmi ya da tam muafiyet HMK m. 339’a göre ayrıca değerlendirilir. Barodan avukat atanması da mahkemenin harç muafiyetini kendiliğinden sağlamaz. Öğretide mali kolaylık ile avukat yardımının birlikte ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır. [2, m. 335, 337, 339–340; 8, m. 176–179; 30, s. 212–214]
Dilekçenin reddi ve aşırı şekilcilik
Giderilebilir eksiklik ile dava şartının yokluğu
Hukuk davasında dilekçe; tarafı, olayı, delilleri ve açık talep sonucunu ortaya koymalıdır. HMK m. 119/2’de sayılan eksiklikler için bir haftalık kesin tamamlama süresi öngörülmüştür. Bu düzenleme bütün dilekçe eksikliklerine sınırsız düzeltme hakkı tanımaz. Dava şartındaki giderilebilir eksikliklerde HMK m. 115; idari dava dilekçelerinde ise İYUK m. 3, 5 ve 15 ayrı uygulanır. İdari yargıda dilekçenin reddi üzerine yeniden dilekçe verilmesi için öngörülen 30 günlük süre ile uyuşmazlığın esastan reddi birbirine karıştırılmamalıdır. [2; 3]
Eksiklik bildirimi alındığında önce hangi işlemin istendiği, kesin sürenin başlangıcı ve yerine getirmemenin sonucu belirlenir. İstenen açıklama gereksiz veya hukuka aykırı görülüyorsa buna ilişkin itiraz dosyaya sunulmalıdır. Bununla birlikte bildirim görmezden gelinerek yalnız ileride AYM’ye başvurulacağı düşüncesiyle hareket edilmesi, olağan yolların usulüne uygun kullanılması bakımından sorun yaratır. [9, m. 45]
Dava değeri ve talep artırımı bakımından da güncel hukuk esas alınmalıdır. 31 Temmuz 2026’da HMK m. 107 yürürlükten kaldırılmış; m. 109/4 ile kısmi davada talebin tahkikat sona erinceye kadar, aynı davada bir defa ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılmasına ilişkin düzenleme getirilmiştir. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Eski “belirsiz alacak davası” şablonlarının yeni davalarda denetimsiz kullanılması, dava türü ve talep bakımından hata doğurabilir. Önceden açılmış dosyalarda tamamlanmış işlemler ve zaman bakımından uygulama ayrıca incelenir. [2, m. 107, 109, 448]
Zorunlu arabuluculukta iki ayrı eksiklik
Arabuluculuğun genel işleyişi, Arabuluculuk Nedir? yazısında ayrıca açıklanmaktadır. Dava şartı arabuluculukta ise aşağıdaki özel ayrım önemlidir.
Dava şartı arabuluculuğun uygulandığı bir uyuşmazlıkta hiç arabulucuya başvurulmaması ile süreç tamamlandığı hâlde son tutanağın dilekçeye eklenmemesi farklıdır. 6325 sayılı Kanun m. 18/A/2, tutanağın sunulmaması hâlinde bir haftalık kesin süre ve ihtar öngörür. Arabulucuya başvurmadan dava açıldığı anlaşılırsa kanundaki kural, dava şartı yokluğundan usulden rettir. İş uyuşmazlıklarında 7036 sayılı Kanun m. 3 de dikkate alınır. [6; 7]
Coşkun Arıcan ve diğerleri kararında ise mesele basitçe arabuluculuğun atlanması değildir. Davacı, bağlantılı şirketler arasında işverenin unvanında yanılmış; ilk derece mahkemesi yanılgıyı kabul edilebilir bulmuş, gerçek işverenle arabuluculuk tamamlandıktan sonra taraf değişikliğiyle davaya devam etmiştir. İstinaf mercii bu özellikleri yeterince değerlendirmeden davayı dava şartı yokluğundan reddetmiştir. [18, §§ 5–12]
AYM, şirketler arasındaki bağ, yanılgının kabul edilebilirliği ve taraf değişikliği imkânı karşısında kurulan dengenin yetersizliğini ve yorumun aşırı katılığını esas alarak ihlal bulmuştur. Karar, “arabuluculuk her zaman davadan sonra yapılabilir” sonucunu doğurmaz. Taraf araştırmasının yapıldığını, yanılgının nedenini ve eksikliğin hangi aşamada giderildiğini gösteren kayıtlar önemlidir. Karşı tarafın ayrı tüzel kişilik ve ön koşul savunması da bu belgeler ışığında tartışılmalıdır. [18, §§ 36–43]
Süre, tebligat ve UYAP’tan öğrenme
Her başvurunun süre başlangıcı aynı değildir
Süre hesabı dört ayrı bilgiyi gerektirir: uygulanacak hüküm, süreyi başlatan olay, bu olayın gerçekleştiği tarih ve son gün. Tebliğ, öğrenme, tefhim ve kesinleşme aynı tarih olmak zorunda değildir. Takvim günü ile iş günü, hafta ile belirli sayıda gün de birbirine dönüştürülmeden ilgili usul kuralına göre hesaplanmalıdır. Son günün resmî tatile rastlaması ve adli tatil etkisi, kullanılan yolun kendi hükümlerine göre incelenir. [2, m. 90–94, 104; 3, m. 8; 4, m. 39]
| Başvuru | Genel süre | Başlangıç ve önemli ayrım |
|---|---|---|
| HMK kapsamında istinaf | İki hafta | İlamın usulüne uygun tebliği; özel hükümler saklı |
| HMK kapsamında temyiz | İki hafta | Temyize elverişli kararın tebliği |
| İdari dava | Genel olarak 60 gün; vergi mahkemesinde 30 gün | İYUK m. 7 ve özel kanun; işlem/eylem ile ön başvuru ayrımı |
| İdari yargıda istinaf ve temyiz | Genel olarak 30 gün | Kararın tebliği; özel ve ivedi usuller ayrıca incelenir |
| Ceza yargısında istinaf ve temyiz | Güncel rejimde iki hafta | Gerekçeli hükmün tebliği; 1 Haziran 2024 öncesi kararlar için geçiş hükümleri |
| HMK adli yardım ret kararına itiraz | İki hafta | Ret kararının tebliği |
| AYM’ye bireysel başvuru | 30 gün | Başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin nihai kararın öğrenilmesi; yol yoksa ihlalin öğrenilmesi |
Tablo genel kuralları gösterir. İşe iade, icra, sınır dışı etme veya ivedi yargılama gibi özel alanlarda farklı süreler bulunabilir. Özel süre araştırılmadan tablodaki genel süreyle işlem yapılmamalıdır. [2, m. 337, 345, 361; 3, m. 7, 20/A, 20/B, 45–46; 4, m. 273, 291, geçici m. 6; 9, m. 47]
UETS’te beşinci gün ile AYM’de öğrenme ayrımı
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 7/a uyarınca elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Kanunun tebliğe bağladığı sürede bu hukuki tebliğ tarihi önemlidir. Usulsüz tebligatta ise m. 32’deki öğrenme kuralı ve usulsüzlüğün ilgili yargısal yolda ileri sürülmesi ayrıca değerlendirilir. [5]
Star İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. kararında elektronik tebligat hesaba 25 Kasım 2020’de ulaşmış, hukuki tebliğ tarihi 30 Kasım olmuştu. Buna rağmen ilk tarih esas alınarak itirazın süre aşımından reddedilmesini AYM, kanunilik koşuluna aykırı bulmuştur. Karardaki sonuç, o başvurunun tebliğe bağlı süresine ilişkindir. [19, §§ 18–22]
AYM’ye bireysel başvurunun 30 günlük süresi bakımından yalnız tebligatın beklenmesi güvenli bir yaklaşım değildir. Nihai gerekçeli karar daha önce UYAP’tan açılıp okunmuşsa öğrenme bu tarihte gerçekleşmiş olabilir. Salt kararın sisteme yüklenmesi ile başvurucunun veya vekilinin kararı açıp okuduğunu gösteren kayıt birbirinden ayrılır. [21, §§ 2–6]
Umut Oruç kararında başvurucunun kararı UYAP’tan 9 Aralık 2021’de okuduğu, bireysel başvuruyu 13 Ocak 2022’de yaptığı saptanmış; başvuru süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Avukatla temsil edilen kişinin kendisinin kararı daha önce öğrenmesi de önem taşır. Büro içindeki süre takibi bu nedenle müvekkilin öğrenme bilgisini de içermelidir. [21, §§ 5–7]
İstinaf ve temyize erişim
Parasal sınır ile hükmün denetlenmesi hakkı
Her uyuşmazlığın sınırsız sayıda üst mahkeme tarafından incelenmesi zorunlu değildir. AİHM, mevcut kanun yollarının Sözleşme güvencelerine uygun işletilmesini arar. Türk anayasa hukukunda ise hükmün başka bir yargı mercii tarafından denetlenmesini talep etme hakkı, güncel AYM içtihadı ışığında ayrıca değerlendirilmelidir. Bu iki değerlendirme, “üst mahkemeye başvurmak hiçbir zaman anayasal hak değildir” biçiminde birleştirilemez. [26, §§ 80–85; 22, §§ 9–17]
HMK Ek m. 1/2 ve İYUK Ek m. 1/2’nin güncel metinleri, ilgili istinaf ve temyiz parasal sınırlarında davanın açıldığı tarihteki sınırı esas alır. Dava değeri, aleyhe olan miktar, kısmi dava ve özel kesinlik kuralları da incelenmelidir. İnternette bulunan bugünkü tek bir rakam, geçmişte açılmış her dosyanın kanun yolu durumunu belirlemez. [2; 3]
AYM’nin 26 Şubat 2026 tarihli E.2026/49, K.2026/48 sayılı kararı, HMK m. 362/1-a’yı istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hâli yönünden iptal etmiştir. AYM, istinaf merciinin ilk kez farklı bir esas kararı vermesine rağmen bunun denetlenememesini incelemiştir. Sonraki 7589 sayılı Kanun değişikliği de dikkate alınmadan yalnız iptal kararından hareketle bütün kararların temyize açıldığı söylenemez. [22]
31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren HMK m. 362/3, istinafın kısmen veya tamamen kabulüyle yeniden esas hakkında verilen kararlarda, kabul veya ret kısmının istinaf sınırının üzerinde olması koşuluyla temyiz imkânı düzenler. Ancak normal temyiz sınırının altında kalan kararlarda iki önemli istisna vardır: yeni karar ile ilk derece kararı arasındaki farkın istinaf sınırını geçmemesi ve yeni kararın yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması. Kararın türü ve bu koşullar birlikte incelenmelidir. [2, m. 362]
İdari yargıda aynı tarihte eklenen İYUK m. 46/2, birinci fıkra kapsamı dışındaki davalarda istinaf merciinin ilk derece kararını kaldırıp yeniden karar vermesi hâlinde temyiz imkânını ve istisnalarını düzenler. Tek hâkimle görülen davalar, kanunda belirtilen bazı özel uyuşmazlıklar, belirli fark sınırının altında kalan kararlar ve yalnız vekâlet ücreti/gider kararları açısından ayrı sınırlamalar vardır. Hukuk yargısındaki kural idari yargıya aynen uygulanamaz. [3, m. 45–46; 12]
Ayrıca kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin HMK m. 362/1-a iptalinin yürürlük tarihi 20 Ekim 2026’dır. Bu tarih, yazının mevzuat inceleme tarihi olan 12 Ekim 2026’da henüz gelmemiştir. İptal kararının verildiği, yayımlandığı ve yürürlüğe girdiği tarihler ayrı tutulmalıdır. [2; 23]
Gerekçesiz başvuru ve avukatın özen yükümlülüğü
İstinaf başvurusunda hangi maddi veya hukuki değerlendirmenin hatalı olduğu gösterilmelidir. HMK m. 342/3, belirli temel bilgileri taşıyan dilekçenin diğer eksiklikler nedeniyle doğrudan reddedilmesini önleyen bir güvence içerir; ancak HMK m. 355 uyarınca incelemenin başvuru sebepleriyle sınırlı olması önemini korur. Kamu düzenine ilişkin inceleme ayrıca yapılır. [2]
İbrahim Demirci kararında başvurucu süre tutum dilekçesi vermiş, gerekçeli istinaf nedenlerini ise ilgili süreden sonra sunmuştur. AYM, başvuru iradesinin açıklanmasının nedenleri süresiz sunma imkânı yaratmadığını değerlendirmiş ve ihlal bulmamıştır. Karardaki eski iş mahkemesi süreleri bugün için genel süre olarak kullanılmamalıdır; günümüze taşınan ilke, başvuru nedenlerini usulüne uygun ve zamanında sunma yükümlülüğüdür. [20, §§ 40–49]
AİHM’in Zubac/Hırvatistan Büyük Daire kararında da parasal sınır, izlenecek yolun öngörülebilirliği ve usul hatasının kimden kaynaklandığı birlikte değerlendirilmiştir. Başvurucu tarafın ve avukatın önleyebileceği hataların ağırlığı nedeniyle ihlal bulunmamıştır. Bu kararın 2016 tarihli Daire kararı ile 2018 tarihli Büyük Daire sonucu karıştırılmamalıdır. [26, §§ 109–125]
Ceza kanun yollarındaki özel kurallar
Ceza yargılamasında güncel istinaf ve temyiz süreleri, CMK m. 273 ve 291’de gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki hafta olarak düzenlenmiştir. Ancak geçici m. 6 nedeniyle özellikle 1 Haziran 2024 öncesinde verilen kararların eski süre rejimi ayrıca kontrol edilir. “Ceza kararında süre her zaman duruşmada başlar” şeklindeki eski genelleme güncel değildir. [4]
İstinaf ve temyiz dilekçelerinin içerik koşulları da özdeş değildir. CMK m. 273/4’te belirtilen kişilerin istinaf nedenlerini göstermemesi incelemeye engel olmazken, temyiz bakımından m. 294 ve 298’deki neden gösterme ve ret hükümleri ayrıca önem taşır. Kanun yolu adının doğru yazılması kadar, ilgili yolun kendi içerik koşullarının sağlanması gerekir. Tutukluların başvurusunda CMK m. 263’teki özel teslim imkânı da gözetilir. [4]
Başvurularda ve avukatlık uygulamasında sık yapılan hatalar
Avukatın her hatası doğrudan devlete yüklenebilen anayasal ihlal sayılmaz. Hatanın tarafın veya temsilcisinin davranışından mı, mahkemenin yönlendirmesinden mi, yoksa yargısal işleyişten mi kaynaklandığı araştırılır. Yanlış kanun yolu bildirimi de tek başına sınırsız yeni süre oluşturmaz; kanuni düzenleme, kişinin özeni ve yanılgının somut etkisi birlikte değerlendirilir. [1, m. 40/2; 20, §§ 37–48; 26, §§ 109–125]
- Eski süreyi kullanmak: Güncel hüküm ve geçiş düzenlemesi birlikte kontrol edilmeli; eski emsal kararın olay tarihindeki süre bugüne taşınmamalıdır.
- Adli yardım ile gider ihtarını birbirine karıştırmak: Ret itirazı için iki hafta ile HMK m. 344’teki eksik istinaf harcı ve giderlerini tamamlama için verilen bir haftalık kesin süre ayrı izlenmelidir.
- Mali güçsüzlüğü belgesiz bırakmak: Gelir ve zorunlu giderler somut yargılama maliyetiyle ilişkilendirilmelidir.
- UYAP taslağını tamamlanmış başvuru sanmak: İmzalı gönderim, başvuru kaydı, eklerin açılabilirliği ve ödeme durumu doğrulanmalıdır.
- Yanlış kişiyi veya şirketi davalı göstermek: Sözleşme, SGK, ticaret sicili ve temsil belgeleri üzerinden taraf araştırması yapılmalıdır.
- AYM’ye ilk kez yeni şikâyet taşımak: İhlalin özü, giderilmesine elverişli olağan yollarda zamanında ileri sürülmelidir.
- Sadece karar isimlerini sıralamak: Emsalin olayla benzerliği, ayrılan yönü ve istenen sonuca etkisi açıklanmalıdır.
- Bütün dosyayı açıklamasız eklemek: Başvuru formunda olay ve ihlal anlatılmalı; ekler numaralandırılarak belirleyici belgeye yönlendirme yapılmalıdır.
Bu kontrollerin amacı bir ret ihtimalini bütünüyle kaldırmak değildir. Usulden kayba yol açabilecek hataları önlemek ve hak ihlali doğmuşsa nedenini denetlenebilir hâle getirmektir. [2, m. 336, 344; 9, m. 45–49]
Etkili bir ihlal iddiası nasıl hazırlanır?
Olay, hak, belge ve talep arasındaki bağlantı
Bir erişim şikâyeti, davanın bütün geçmişinin tekrarıyla başlamamalıdır. Önce hangi karar veya işlemin hangi incelemeyi engellediği belirtilmelidir. Ardından uygulanan kural, engelin somut etkisi, olağan yollarda ileri sürülen itiraz ve istenen giderim açıklanır. Başvurucunun kusuru bulunduğu ileri sürülebilecek noktalar da yanıtlanmalıdır. [9, m. 47]
| İddia | Gösterilecek temel kayıt | Hukuki açıklama ve uygun talep |
|---|---|---|
| Süresinde başvuru süre aşımından reddedildi | Karar, UETS delil kaydı/tebliğ mazbatası, UYAP işlem kaydı, başvuru alındısı | Başlangıç ve son gün hesabındaki hata; ret kararının kaldırılması ve inceleme |
| Adli yardım somut durum incelenmeden reddedildi | Mali belgeler, talep, gerekçeli ret, itiraz ve sonucu | Ödeme gücü ile gider arasındaki ilişki; adli yardımın yeniden değerlendirilmesi |
| Dilekçe eksikliği için ağır yaptırım uygulandı | Eksik olduğu söylenen dilekçe, ihtar, tamamlama evrakı | Eksikliğin türü, giderilebilirliği, tamamlamanın tarihi; erişimi sağlayacak işlem |
| Kanun yolu parasal sınır gerekçesiyle kapatıldı | Dava tarihi/değeri, ilk derece ve istinaf kararları, aleyhe miktar | Uygulanacak tarih ve karar türü; ilgili kanun yolu incelemesi |
| Başvuru yargısal işleyişte kayda alınmadı veya geç aktarıldı | Usulüne uygun teslim belgesi ve tarih-saat kayıtları | Başvurucuya yüklenemeyen aksama; süresinde yapılan işlemin tanınması |
Belgeler, ileri sürülen iddiayı doğrulamalıdır. Bir mali belgenin varlığı, tek başına adli yardımın kabulünü; bir hata ekranı, tek başına kusursuzluğu; bir dilekçe örneği de tek başına süresinde teslimi kanıtlamaz. Kaydın içeriği, tarihi ve ilgili işlemle bağı açıklanmalıdır.
Varsayımsal örnek
Bir kişi, 150.000 TL peşin gider istenen davasında sınırlı emekli aylığı, kira ve zorunlu sağlık giderlerini belgeleyerek adli yardım istesin. Mahkeme yalnız avukatı bulunduğu gerekçesiyle talebi reddetsin. İtirazın ağırlık noktası, dava konusu alacağın mutlaka kazanılacağı değil, gerçek ödeme gücünün araştırılmaması olmalıdır. Ücret ilişkisi, gelir-gider belgeleri ve gider tutarı birlikte sunulur. Buna karşılık dosyada kullanılabilir yüksek tutarlı mevduat bulunuyorsa aynı sonuca otomatik biçimde ulaşılamaz. Bu örnek gerçek bir büro dosyası değildir; değerlendirmenin hangi bilgilerle değişebileceğini gösterir. [2, m. 334–337; 15]
AYM’ye bireysel başvuru ve AİHM yolu
Kabul edilebilirlik ve doğru başvuru kanalı
AYM’ye başvuruda, Anayasa ile Sözleşme’nin ortak koruma alanında bulunan bir hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiği ileri sürülmelidir. Başvurucu güncel ve kişisel olarak etkilenmeli; ulaşılabilir ve etkili olağan başvuru yolları usulüne uygun tüketilmelidir. Sadece kanun yorumuna katılmamak veya davanın yeniden görülmesini istemek yeterli değildir. [9, m. 45–49]
Formda olayların tarih sırası, ihlal gerekçesi, başvuru yolları, öğrenme tarihi ve talepler bulunmalıdır. İhlale yol açtığı ileri sürülen kararlar, bunlara karşı yapılan başvurular, tebligat/öğrenme belgeleri, temsil belgesi ve harç belgesi veya gerekçeli adli yardım talebi sunulmalıdır. Kanundaki eksiklik tamamlama imkânı, süresinde hiçbir somut şikâyet içermeyen başvurunun sonradan sınırsız genişletilebileceği anlamına gelmez. [9, m. 47]
Avukatlar 1 Ekim 2025’ten itibaren UYAP Avukat Portalı üzerinden AYM’ye bireysel başvuru yapabilmektedir. Bu imkân, vatandaşın sıradan e-posta veya herhangi bir elektronik form aracılığıyla geçerli başvuru yapabildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanundaki doğrudan başvuru, mahkemeler ve yurt dışı temsilcilikler aracılığıyla teslim yolları ile elektronik başvurunun kendi kuralları birlikte değerlendirilir. [9, m. 47; 10]
Başvurunun harca tabi olması nedeniyle, ödeme gücü bulunmayan kişi AYM önünde de adli yardım istemini somut belgelerle açıklamalıdır. Önceki yargılamada adli yardım verilmiş olması veya reddedilmesi, bireysel başvurudaki koşulların ayrıca değerlendirilmesini gereksiz kılmaz. [9; 14, §§ 24–25]
Adli yardımın reddinde yargılama sonu her zaman beklenir mi?
Genel kural, olağan sürecin tamamlanmasıdır. Ancak Tacettin Ceylan kararında AYM Genel Kurulu, adli yardım ret kararına itirazın da reddedilmesinden sonra, yalnız bu ret işlemi yönünden bireysel başvuru yapılabileceğini kabul etmiştir. Davanın devam etmesi veya giderlerin güçlükle ödenmiş olması, bu özel şikâyetin mutlaka yargılama sonuna bırakılmasını gerektirmemiştir. [14, §§ 29–44]
Kararda, giderlerin ödenmesinin delil sunma ve yargılamayı sürdürme üzerindeki caydırıcı etkisi değerlendirilmiştir. Karşıoyda ise giderlerin fiilen ödenmesi ve aşırı külfetin açıklanması gereği vurgulanmıştır. Bu nedenle “bütün ara kararlarına hemen AYM’ye gidilebilir” sonucu çıkarılamaz. Hangi kararın hangi hak yönünden süreci tükettiği ve 30 günlük sürenin hangi öğrenmeyle başladığı ayrı belirlenmelidir. [14, §§ 41–43, 68–72 ve karşıoy]
Kabul edilemezlik riskleri ve AİHM’e geçiş
Süre aşımı, başvuru yollarının tüketilmemesi, koruma alanı dışında kalan şikâyet, kişisel mağduriyetin bulunmaması ve açıkça dayanaktan yoksunluk, esas incelemesine geçilmesini engelleyebilir. Umut Oruç süre aşımına; Onurhan Solmaz ise ortak koruma alanı sorununa örnektir. Kabul edilemezlik, ileri sürülen maddi olayın hiç yaşanmadığı anlamına gelmez; başvurunun anayasal denetim koşullarını taşımadığını ifade eder. [9; 21; 24]
AYM sonrasında AİHM başvurusu, kendi kabul edilebilirlik ve şekil koşullarına tabidir. Genel süre, tüketilmesi gereken iç hukuk yolundaki nihai karardan itibaren dört aydır. Başvurunun süresinde, Mahkeme İçtüzüğü’nün 47. maddesine uygun eksiksiz form ve eklerle yapılması gerekir. AYM’deki giderilebilir usul hataları AİHM’e gidilerek kendiliğinden düzeltilemez. [13]
İhlal kararı ne sağlar, neyi kendiliğinden değiştirmez?
AYM ihlali tespit ederse 6216 sayılı Kanun m. 50 uyarınca ihlalin ve sonuçlarının giderilmesine karar verir. İhlal mahkeme kararından kaynaklanmışsa, giderim için yeniden yargılama yapılmak üzere karar ilgili mahkemeye gönderilebilir. Bu yol, usul kanunlarındaki olağanüstü yargılamanın yenilenmesi kurumuyla tamamen aynı koşullara tabi değildir. [9; 14, §§ 74–80]
Erişim hakkının ihlali, asıl davanın otomatik kazanılması anlamına gelmez. Harç veya süre engeli kaldırıldıktan sonra uyuşmazlık incelenir ve delillere göre karar verilir. Hasan Hüseyin Algün kararında AYM bunu açıkça belirtmiştir. Yeniden yargılama yeterli giderim sağlıyorsa ayrıca tazminat verilmeyebilir; maddi zarar talebi bakımından zarar ile ihlal arasındaki bağ ayrıca gösterilmelidir. [16, §§ 26–28]
Bireysel başvurunun yapılması da tek başına icrayı, infazı veya idari işlemi durdurmaz. Gerekliyse hukuk yargısındaki geçici koruma, idari yargıda yürütmenin durdurulması veya ilgili özel usuldeki koruma ayrıca istenmelidir. AYM’nin tedbir yetkisi de ayrı koşullara bağlıdır; başvuru alındısı durdurma kararı yerine geçmez. [2, m. 389 ve devamı; 3, m. 27; 9, m. 49]
Sonuç
Mahkemeye erişim hakkının korunması, dava açma imkânının kâğıt üzerinde bulunmasından fazlasını gerektirir. Başvuru yolu anlaşılır olmalı, ödeme güçlüğü somut biçimde değerlendirilmeli ve usul kuralları kişiye gereksiz ölçüde ağır bir engel yüklememelidir. Bunun yanında tarafın ve avukatının süreleri izlemesi, doğru mercie başvurması ve istenen belgeleri sunması gerekir.
İncelenen kararlar iki sınırı birlikte göstermektedir. Adli yardımın avukatla temsil nedeniyle otomatik reddi veya elektronik tebligatta açık kanun hükmüne aykırı süre hesabı ihlale yol açabilir. Buna karşılık gerekçeli başvurunun süresinde verilmemesi veya AYM başvurusunda UYAP’tan öğrenme tarihinin gözden kaçırılması hak kaybını önlemeyebilir. Somut başvurunun gücü, bu ayrımların belge ve tarihlerle açıklanmasından doğar.
Bu nedenle dosya incelemesinde önce görev, yetki ve ön başvuru koşulları; ardından süre, mali yük, dilekçe içeriği ve kanun yolu imkânı belirlenmelidir. Anayasal şikâyet de olağan yargı sürecinden koparılmadan hazırlanmalıdır. Özellikle 2025–2026 değişiklikleri karşısında eski şablon ve süre tablolarının güncel olduğu varsayılmamalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Mahkemeye erişim hakkı nedir?
Hukuki uyuşmazlığın yetkili mahkemeye götürülebilmesini ve etkili yargısal inceleme talep edilebilmesini koruyan güvencedir. Harç, süre veya şekil kuralı yoluyla hakkın kullanımının ölçüsüz biçimde engellenmesi bu kapsamda incelenebilir. Davanın kazanılması garanti edilmez. Ayrıntılı açıklama.
Davamın usulden reddedilmesi mutlaka hak ihlali midir?
Hayır. Usul kuralının dayanağı, öngörülebilirliği, amacı ve somut etkisi değerlendirilir. Giderilebilir eksiklik için ağır yaptırım uygulanması ile gerekli bir koşulun ilgilinin ihmaliyle yerine getirilmemesi farklı sonuçlar doğurabilir. Ayrıntılı açıklama.
Dava açacak param yoksa nereye başvurmalıyım?
Harç ve yargılama giderleri için ilgili mahkemeden adli yardım istenebilir. Avukat görevlendirilmesi ihtiyacı için baronun adli yardım bürosuna da başvurulabilir. Bu iki mekanizma birbirinin yerine geçmez; mali durum ve talebin dayanakları belgelenmelidir. Ayrıntılı açıklama.
Adli yardım reddine itiraz süresi kaç gündür?
HMK m. 337/2’de güncel süre tebliğden itibaren iki hafta olarak düzenlenmiştir. Eski emsal kararlarda yer alan bir haftalık süre güncel başvurulara aynen uygulanmamalıdır. İtiraz dilekçesi kararı veren mahkemeye sunulur. Ayrıntılı açıklama.
Avukatımın olması adli yardım almamı engeller mi?
Tek başına engellemez. AYM, yalnız avukatla temsil edildiği gerekçesiyle ret verilmesini yeterli görmemiştir. Kişinin gerçek ödeme gücü, zorunlu giderleri ve talep edilen yargılama maliyeti birlikte değerlendirilmelidir. Ayrıntılı açıklama.
Şirketler adli yardım isteyebilir mi?
Özel hukuk tüzel kişilerini kategorik olarak dışlayan HMK m. 334/2 iptali 21 Ağustos 2025’te yürürlüğe girmiştir. Şirketlerin talepleri somut koşullarla değerlendirilmelidir. Şirket olmak otomatik muafiyet de oluşturmaz; ödeme güçlüğü uygun mali belgelerle açıklanmalıdır. Ayrıntılı açıklama.
Adli yardım kabul edilirse bütün masraflar silinir mi?
Hayır. Yardımın kapsamına göre geçici muafiyet ve gider avansı sağlanabilir. Dava sonunda giderlerin kime yükletileceği, taksitlendirme veya mağduriyet nedeniyle muafiyet ayrıca değerlendirilir. Talepten önceki giderler de yardımın kapsamına kendiliğinden girmez. Ayrıntılı açıklama.
Yanlış mahkemeye dava açarsam ilk başvuru tarihim korunur mu?
Bu, yanlışlığın türüne ve ilgili usule bağlıdır. HMK m. 20’de dosyanın gönderilmesini istemek için iki haftalık süre; İYUK m. 9’da ise belirli görevsizlik kararları sonrasında idari dava açmak için 30 günlük süre vardır. Her yanlış başvuru otomatik düzeltilmez. Ayrıntılı açıklama.
Arabuluculuk tutanağını eklemeyi unutursam dava hemen reddedilir mi?
Arabuluculuk yapılmış fakat son tutanak sunulmamışsa kanunda bir haftalık kesin süre ve ihtar mekanizması vardır. Hiç arabulucuya başvurulmaması farklıdır. Taraf yanılgısı gibi özel durumlar da somut koşullarıyla değerlendirilir. Ayrıntılı açıklama.
UETS tebligatı geldiği gün tebliğ edilmiş sayılır mı?
7201 sayılı Kanun m. 7/a kapsamında, elektronik adrese ulaşmayı izleyen beşinci günün sonunda tebliğ yapılmış sayılır. Buna karşılık AYM bireysel başvurusunda daha önce gerçekleşen öğrenme, 30 günlük süreyi başlatabilir. İki kural aynı değildir. Ayrıntılı açıklama.
UYAP’tan kararı okumam AYM süresini başlatır mı?
Nihai gerekçeli kararın başvurucu veya vekili tarafından açılıp okunduğunu gösteren kayıt, öğrenme tarihi bakımından esas alınabilir. Sadece sisteme yüklenme tarihi ile fiilen öğrenme ayrılmalıdır. Avukatla temsil edilen kişinin kendisinin daha önce okuması da önemlidir. Ayrıntılı açıklama.
AYM’ye UYAP üzerinden başvurulabilir mi?
Avukatlar 1 Ekim 2025’ten beri UYAP Avukat Portalı üzerinden bireysel başvuru yapabilir. Form, ekler, temsil, harç veya adli yardım ve tamamlanmış gönderim koşulları birlikte yerine getirilmelidir. Sıradan e-posta gönderimi bu başvurunun yerine geçmez. Ayrıntılı açıklama.
İstinaf kararının altında kesin yazması yeterli midir?
Kanun yolunun bulunup bulunmadığı ilgili kanun, karar türü, dava tarihi ve parasal sınır hükümlerine göre belirlenir. Özellikle 2026 değişiklikleri ve AYM iptal kararları nedeniyle, yalnız karar sonundaki ibareye veya eski bir tabloya dayanılması uygun değildir. Ayrıntılı açıklama.
Süre tutum dilekçesi vermek bütün başvuru nedenlerini korur mu?
Her durumda korumaz. Hukuk yargısında gerekçeli istinaf sebepleri süresinde sunulmalıdır. Ceza istinafı ile temyizinin içerik kuralları da farklıdır. Kullanılan kanun yolunun kendi hükümleri ayrıca incelenmelidir. Ayrıntılı açıklama.
Adli yardımın reddinden sonra davanın bitmesini beklemeli miyim?
AYM’nin Tacettin Ceylan yaklaşımı, adli yardım ret kararına itiraz da sonuçlandıktan sonra yalnız bu karar yönünden bireysel başvuruya imkân tanıyabilir. Bu özel durum bütün ara kararlarına genellenemez. Süre ve tüketilmesi gereken yol ayrıca belirlenmelidir. Ayrıntılı açıklama.
AYM ihlal kararı verirse davam kesin kazanılır mı?
Hayır. İhlal kararı, erişimi engelleyen hukuka aykırılığın ve sonuçlarının giderilmesini sağlar. Yeniden yargılamada uyuşmazlığın esası ilgili mahkemece değerlendirilir. Ayrıca tazminat verilmesi veya işlemin durdurulması da kendiliğinden gerçekleşmez. Ayrıntılı açıklama.
Kaynakça
Mevzuat ve resmî başvuru kaynakları
[1] Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 2709 sayılı Kanun, özellikle m. 13, 17, 36, 40, 125, 148 ve 153. Güncel metin.
[2] Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Kanun, özellikle m. 20, 90–101, 107, 109, 114–120, 124, 323–340, 342–366, 389, 445, 448 ve Ek m. 1. Güncel metin.
[3] İdari Yargılama Usulü Kanunu, 2577 sayılı Kanun, özellikle m. 3–15, 20/A, 20/B, 27, 31, 45–48 ve Ek m. 1. Güncel metin.
[4] Ceza Muhakemesi Kanunu, 5271 sayılı Kanun, özellikle m. 39–42, 158, 263–264, 273, 291, 294, 298 ve geçici m. 6. Güncel metin.
[5] Tebligat Kanunu, 7201 sayılı Kanun, m. 7/a ve 32. Güncel metin.
[6] Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 6325 sayılı Kanun, özellikle m. 18/A–18/B. Güncel metin.
[7] İş Mahkemeleri Kanunu, 7036 sayılı Kanun, özellikle m. 3 ve 9. Güncel metin.
[8] Avukatlık Kanunu, 1136 sayılı Kanun, m. 164 ve 176–179. Güncel metin.
[9] Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, 6216 sayılı Kanun, m. 45–50. Güncel metin.
[10] Anayasa Mahkemesi, “Bireysel Başvurular UYAP Avukat Portalı Üzerinden Alınmaya Başlandı”, uygulama başlangıcı 1 Ekim 2025. Resmî duyuru.
[11] Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 6458 sayılı Kanun, m. 81. Güncel metin.
[12] Adalet Bakanlığı, Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü, “7589 Sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmî Gazete’de Yayımlandı”, 2026; 31 Temmuz 2026 tarihli değişiklikler. Resmî açıklama.
[13] Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucular için bilgiler, dört aylık süre ve başvuru formu koşulları. Resmî başvuru sayfası.
Anayasa Mahkemesi kararları
[14] AYM Genel Kurulu, Tacettin Ceylan, B. No: 2017/39062, 10.11.2021; özellikle §§ 29–44, 67–72, 74–81 ve karşıoy. Tam metin.
[15] AYM İkinci Bölümü, Fatih Kökçinar, B. No: 2021/52647, 13.04.2023, §§ 3–5. Tam metin.
[16] AYM Birinci Bölümü, Hasan Hüseyin Algün, B. No: 2022/50367, 04.12.2025; özellikle §§ 20–28. Tam metin.
[17] AYM, E.2024/78, K.2024/164, 24.09.2024; özellikle §§ 24–34. Resmî Gazete: 21.11.2024, sayı 32729; iptal hükmünün yürürlüğü 21.08.2025. Tam metin.
[18] AYM İkinci Bölümü, Coşkun Arıcan ve diğerleri, B. No: 2022/52228, 18.02.2026; özellikle §§ 36–43. Resmî Gazete: 06.08.2026, sayı 33332. Tam metin.
[19] AYM Birinci Bölümü, Star İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2021/18493, 07.01.2025, §§ 13–22. Tam metin.
[20] AYM İkinci Bölümü, İbrahim Demirci, B. No: 2017/31717, 30.06.2020; özellikle §§ 40–49. Tam metin.
[21] AYM Birinci Bölümü, Umut Oruç, B. No: 2022/3730, 04.12.2025, §§ 2–7. Tam metin.
[22] AYM, E.2026/49, K.2026/48, 26.02.2026, §§ 9–17. Resmî Gazete: 21.05.2026, sayı 33260. Tam metin.
[23] AYM, E.2025/124, K.2025/203, 08.10.2025; özellikle §§ 14–27. Resmî Gazete: 20.01.2026, sayı 33143; iptal hükmünün yürürlüğü 20.10.2026. Tam metin.
[24] AYM Birinci Bölümü, Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26.03.2013, §§ 23–27. Tam metin.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları
[25] AİHM, Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21.02.1975, §§ 35–40. HUDOC tam metin.
[26] AİHM Büyük Dairesi, Zubac/Hırvatistan, B. No: 40160/12, 05.04.2018; özellikle §§ 80–99, 109–125. HUDOC tam metin.
[27] AİHM Birinci Dairesi, Kreuz/Polonya, B. No: 28249/95, 19.06.2001, §§ 59–67. HUDOC tam metin.
Akademik kaynaklar
[28] Kıran, Aleyna, “Mahkemeye Erişim Hakkının Anayasa Mahkemesi Kararları Ekseninde İncelenmesi”, Trabzon Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 3, S. 1, 2025, s. 1–44; özellikle s. 39–40. Tam metin.
[29] Erzeybek, Hakan, “Hukuk Yargılamasında Özel Hukuk Tüzel Kişilerinin Adlî Yardımdan Yararlanması Meselesi”, Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 7, S. 3, 2024, s. 697–719; özellikle s. 715. DOI: 10.51120/NEUHFD.2024.137. Tam metin.
[30] Yılmaztekin, Ahmet Ertan, “Hukuk Muhakemesinde Adli Yardım”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 170, 2024, s. 181–222; özellikle s. 212–214. Tam metin.