Miras sebebiyle istihkak davası, yasal veya atanmış mirasçının üstün miras hakkına dayanarak, terekeyi veya terekeye ait malları elinde bulunduran kişiden geri istemesini sağlayan davadır. Türk Medenî Kanunu’nun 637–639. maddelerinde düzenlenir. Ancak miras kalan bir evin, banka parasının veya eşyanın başkasında bulunması, uyuşmazlığı kendiliğinden bu dava türüne dönüştürmez. Önce mirasçılık hakkının mı, malın mülkiyetinin mi, bir borcun ödenmesinin mi yoksa mirasın paylaşılmasının mı tartışıldığı belirlenmelidir.
Bu ayrımın pratik sonucu büyüktür. Gerçek anlamda miras sebebiyle istihkak davasında iyiniyetli davalıya karşı bir ve on yıllık, iyiniyetli olmayana karşı yirmi yıllık zamanaşımı gündeme gelir. Mülkiyete dayanan adi istihkak, paylaşma ve kişisel alacak taleplerinde aynı süreler doğrudan uygulanmaz. Görevli mahkeme, kesin yetki, mirasçıların birlikte hareket etmesi ve arabuluculuk gerekip gerekmediği de talebin niteliğine göre değişebilir. TMK m. 637–640.
Bu yazı; veraset ilamı, muris muvazaası, tenkis ve mirasta denkleştirme konularını, malın veya yerine geçen değerin fiilen geri alınması yönünden tamamlar. Özellikle banka işlemleri, yanlış mirasçılık belgesine dayanılarak yapılan devirler, üçüncü kişilerin kazanımları ve mirasçının tek başına dava açmasının sınırları üzerinde durur.
Miras sebebiyle istihkak davası neyi sağlar?
Mirasın kazanılması ile malın teslimi farklıdır
Miras, kanuni istisnalar saklı kalmak üzere, ölümle birlikte mirasçılara geçer. Mirasçılık belgesi bu hakkı açıklayan bir ispat aracıdır; bütün tereke değerlerinin nerede bulunduğunu veya kimin elinde olduğunu göstermez. Belgede tek mirasçı görünen kişi dahi taşınmazı kullanamıyor, banka parasına ulaşamıyor veya değerli eşyayı teslim alamıyor olabilir. Böyle bir durumda belgenin alınması ile iade talebinin kurulması ayrı işlemlerdir. TMK m. 598–600.
Davacının hedefi, yalnız mirasçı olduğunun tespiti değil, terekenin veya belirli değerlerin teslimidir. TMK m. 637, hâkime mirasçılık sıfatına ilişkin çekişmeyi de çözme yetkisi tanır. Bu nedenle mirasçılık belgesinin dosyada bulunması, karşı tarafın ileri sürdüğü bütün mirasçılık itirazlarının önceden ve kesin olarak çözüldüğü anlamına gelmez.
Terekenin tamamı veya belirli değerler istenebilir
Dava bir ev, otomobil, ziynet eşyası veya hesapta tutulan para hakkında kurulabileceği gibi, davalının elindeki tereke bütününü de kapsayabilir. Mal yerine geçen satış bedeli, kamulaştırma bedeli veya belirli bir sigorta ödemesi de bağlantısı ortaya konularak incelemeye alınabilir. Öğretide bu özellik, davanın küllî niteliği ve ikame değerlerin iadesi üzerinden açıklanır. Eren, s. 1048–1050, 1060.
Bununla birlikte “bütün mirasımı istiyorum” ifadesi, uyuşmazlığın somutlaştırılması yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bilinen taşınmazların tapu bilgileri, banka ve hesap ilişkileri, taşınırların ayırt edici özellikleri, davalının bu değerleri ne zaman ve hangi yolla elde ettiği açıklanmalıdır. Henüz bilinmeyen kayıtların hangi kurumdan, hangi dönem için isteneceği gösterilmelidir. Hüküm, uygulanabilir bir teslim veya ödeme yükümlülüğü içermelidir. HMK m. 194, 219–221, 297.
Hangi uyuşmazlıkta hangi dava değerlendirilir?
Üstün miras hakkı ile ortak mirasçılık ayrımı
Üstün hak, her zaman daha yüksek miras payı anlamına gelmez. Örneğin kendisini tek mirasçı sayan uzak bir hısma karşı mirasbırakanın çocuğu, o kişiyi mirastan dışlayan veya hakkını daraltan bir mirasçılık ilişkisine dayanabilir. Buna karşılık iki kardeşin de mirasçı olduğu kabul ediliyor, yalnız evin kime bırakılacağı tartışılıyorsa mesele çoğu zaman paylaşmadır.
Yargıtay’ın bazı kararları, mirasçılık sıfatında çekişme bulunmayan uyuşmazlıkları adi istihkak veya paylaşma olarak nitelendirir. Öğretide davanın davalı çevresini daha geniş ele alan görüşler de vardır. Bu nedenle yalnız dava başlığından hareket edilmez; iddia, savunma, malın terekeye girişi ve istenen hüküm birlikte incelenir. Eren, s. 1054–1056; 14. HD, 09.01.2018, E. 2017/5151, K. 2018/95.
| Uyuşmazlığın temel sorusu | Değerlendirilecek hukuki yol | Belirleyici ayrım |
|---|---|---|
| Terekeyi elinde tutana göre üstün miras hakkı kimdedir? | Miras sebebiyle istihkak | Mirasçılık hakkı ve haksız elde bulundurma |
| Mirasçıların sıfatı tartışmasız; mal haksız tutuluyor mu? | Adi istihkak, elatmanın önlenmesi veya uygun alacak talebi | Mülkiyet, zilyetlik ve iade borcunun kaynağı |
| Ortak miras malları nasıl bölüşülecek? | Paylaşma veya ortaklığın giderilmesi | Ortaklığın sona erdirilmesi |
| Satış görünümü altında bağış yapılarak mal kaçırıldı mı? | Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil | İşlemin gerçek niteliği ve geçerliliği |
| Geçerli kazandırma saklı payı ihlal ediyor mu? | Tenkis | Saklı pay ve tasarruf edilebilir kısım |
| Sağlıkta yapılan kazandırma miras payına mahsup edilmeli mi? | Mirasta denkleştirme | Kazandırmanın niteliği ve denkleştirme yükümlülüğü |
Tablo bir dava seçme otomatiği değildir. Aynı olayda birden fazla talep gerekebilir. Örneğin vasiyetnamenin iptaliyle birlikte, bu tasarrufa dayanılarak teslim alınmış malın geri verilmesi de istenebilir. Dilekçede her talebin dayandığı olay ve beklenen hüküm ayrı açıklanmalıdır. Hâkim hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar; fakat tarafın istemediği farklı bir edaya sınırsız biçimde karar veremez. HMK m. 26, 33, 110–111.
Veraset ilamının düzeltilmesi neden tek başına yeterli olmaz?
Yanlış mirasçılık belgesinin iptali, hak sahibinin kimliğini ve payını belirlemeye yarar. Bu karar, üçüncü kişiye devredilmiş taşınmazın tapusunu veya daha önce yapılmış banka ödemesini kendiliğinden geri çevirmez. Tapu kaydının düzeltilmesi, teslim veya para talebi gerekiyorsa uygun kişilere yöneltilmelidir. Belgenin nasıl alınacağı ve hatalı belgenin iptali, veraset ilamı ve mirasçılık belgesi incelemesinin konusudur.
Kimler dava açabilir ve davalı kim olur?
Yasal mirasçı ile atanmış mirasçı
TMK m. 637’de yasal ve atanmış mirasçılar gösterilmiştir. Davacı, soybağı, evlilik veya mirasçı atama tasarrufu gibi hukuki dayanağını ortaya koymalıdır. Mirasçılığı etkileyen ret, feragat, yoksunluk veya çıkarma uyuşmazlığı varsa bunların sonucu ayrıca değerlendirilir. Saklı paylı olmak ile mirasçı olmak aynı şey değildir; istihkak davası yalnız saklı paylı mirasçılara özgülenmiş değildir.
Belirli mal vasiyeti lehtarı, sırf bu nedenle atanmış mirasçı sayılmaz. Kendisine belirli bir ev veya para bırakılan vasiyet alacaklısının talebi kural olarak vasiyet borcunun yerine getirilmesine ilişkindir. Buna karşılık terekenin tamamı veya belirli oranı üzerinde mirasçı atanmış kişi farklı bir sıfata sahiptir. Vasiyetname metnindeki günlük ifadeler yerine tasarrufun hukuki içeriği esas alınır. TMK m. 516–517, 600, 637.
Terekeyi elinde tutan kişi ve temsil sorunu
Davalı, istenen tereke değerini elinde bulunduran ve kendisine yöneltilen iade yükümlülüğü tartışılan kişidir. Tapu iptali isteniyorsa güncel kayıt maliki; ödeme isteniyorsa parayı alan, tutan veya ilgili borcu üstlenen kişi belirlenmelidir. Banka, sırf hesabı tuttuğu için müşterinin el koyduğu her paranın iade borçlusu hâline gelmez. Bankanın kendi işlemiyle bağlantılı sorumluluk iddiası varsa bunun ayrı hukuki temeli açıklanır.
Birden fazla mirasçı bulunduğunda tereke, paylaşmaya kadar elbirliği ortaklığına tabidir. Ortaklığın malının iadesini istemek, yalnız davacının kişisel payını tahsil etmek ve tereke hakkının korunması için önlem istemek aynı talep değildir. Gerektiğinde diğer mirasçıların katılımı veya muvafakati sağlanmalı, sulh hukuk mahkemesinden tereke temsilcisi atanması değerlendirilmelidir. Temsilcinin atanmış olması ile davayı usulüne uygun biçimde yürütmesi de ayrı denetlenir. TMK m. 640, 701–702.
Tek mirasçının para davasında farklı kararlar
Yargıtay 7. HD’nin 09.01.2025 tarihli, E. 2024/1033, K. 2025/175 sayılı kararında, mirasbırakanın banka parasının üçüncü kişiye geçtiği iddiasıyla miras payı oranında tahsil istenmiştir. Mahkemeler bütün mirasçıların birlikte hareket etmediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, talebin bölünebilir para alacağına ilişkin olduğunu belirterek ret kararını bozmuştur. Bu karar, paranın haksız alındığının kesinleştiği anlamına gelmez; esasa girilmesi gerektiğini belirtir. Kararın tam metni.
Aynı dairenin 24.12.2025 tarihli, E. 2025/1896, K. 2025/5600 sayılı kararında ise mirasbırakanın hesaplarından çekildiği ileri sürülen paranın, tek mirasçıya payı oranında ödenmesi talebinde ret kararı oyçokluğuyla onanmıştır. Karşı oy, TMK m. 637 uyarınca mirasçının tek başına dava açabileceğini ve esasa girilmesi gerektiğini savunmuştur. Çoğunluk gerekçesi kısa olduğundan iki dosya arasındaki farkların tamamı kamuya açık metinden çıkarılamamaktadır. Bununla birlikte karşı oy, çoğunluğun benimsediği sonuç gibi aktarılamaz. Kararın tam metni ve karşı oy.
Yargıtay 3. HD’nin 26.03.2026 tarihli, E. 2026/1187, K. 2026/1706 sayılı kararında borçlunun da mirasçı olması belirleyicidir. Mirasbırakanla sözleşmesinden doğan borcu kabul eden mirasçıya karşı diğer mirasçıların kendi payları için takip ve dava açabileceği kabul edilmiştir. Bu karar, üçüncü kişiye karşı her tereke alacağının tek mirasçı tarafından tahsil edilebileceği biçiminde genellenemez. Kararın tam metni.
Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, “para bölünebilir, taraf teşkiline gerek yoktur” şeklinde otomatik bir çözüm güvenilir değildir. Borçlunun mirasçı olup olmadığı, alacağın kaynağı, istemin kişiye mi terekeye mi yöneldiği ve davanın doğru niteliği dilekçede açıklığa kavuşturulmalıdır.
Davanın şartları ve ispat planı nasıl kurulur?
Mirasçılık, terekeye aidiyet ve elde bulundurma
Davacı öncelikle mirasçılık dayanağını, talep ettiği malın terekeye ait olduğunu ve davalıyla iade borcu arasındaki ilişkiyi somutlaştırmalıdır. Mirasbırakanın geçmişte varlıklı olması, belirli bir paranın ölüm tarihinde mevcut olduğunu ve davalıda kaldığını tek başına ispatlamaz. Bir transferin varlığı da işlemin bağış, borç ödeme, emanet veya temsil kapsamında yapıldığını kendiliğinden açıklamaz.
Davalı ise ödeme, geçerli satış veya bağış, paylaşma, kendi mülkiyeti ya da malı elinde tutmasına izin veren sözleşme gibi savunmalar ileri sürebilir. İspat yükü, her vakıadan kimin kendi lehine sonuç çıkardığına ve kanuni karinelere göre belirlenir. Davalının parayı aldığını kabul edip geri ödediğini savunması, teslim alma vakıası ile ödeme vakıasının ayrı incelenmesini gerektirir. TMK m. 6–7; HMK m. 190, 194.
| İspatlanacak konu | Başlıca kayıt ve deliller | İncelemede sorulacak soru |
|---|---|---|
| Mirasçılık ve pay | Nüfus kayıtları, mirasçılık belgesi, vasiyetname ve ilgili kararlar | Davacı hangi hukuki sebeple mirasçıdır? |
| Malın terekeye aidiyeti | Tapu ve araç kayıtları, hesap hareketleri, sözleşme ve faturalar | Ölüm tarihinde hak kime aitti? |
| Paranın izlediği yol | Gönderen ve alıcı hesapları, işlem talimatları, vekâletname | Para kimden çıktı, kime ve ne amaçla geçti? |
| Öğrenme ve iyiniyet | Tebligat, yazışma, önceki dava veya takip, belge kullanım tarihleri | Kim hangi olguyu ne zaman öğrendi? |
| Teslim, gelir ve gider | Teslim tutanağı, kira kayıtları, onarım faturaları, bilirkişi incelemesi | Ne iade edilecek; hangi kalemler mahsup edilecek? |
Tanık, elektronik yazışma ve banka kayıtları
Tanıklar, malın kim tarafından kullanıldığını, teslimin nasıl yapıldığını veya aile içi görüşmeleri açıklayabilir. Ancak hukuki işlemlerde senetle ispat, senede karşı tanık yasağı, delil başlangıcı ve kanuni istisnalar ayrıca uygulanır. “Miras davasında her şey tanıkla ispatlanır” denilemez. İşlem tarihi ve tarafların hukuki konumu, uygulanacak ispat kuralını etkiler. HMK m. 199–203.
E-posta ve mesajlar, paranın kime ait görüldüğünü veya geri verme borcunun kabul edildiğini gösterebilir. İletinin bütünlüğü, gönderenin kimliği ve diğer kayıtlarla uyumu önemlidir. Bir ekran görüntüsünün varlığı tek başına içeriğin doğruluğunu kesinleştirmez. Banka kayıtları da tek taraflı seçilmiş birkaç işlem yerine, iddia edilen hareketi açıklayacak dönem ve ilişkili hesaplarla birlikte incelenmelidir.
Banka havalesinin bağış sayılmadığı karar
Yargıtay 14. HD, 16.02.2021, E. 2020/3483, K. 2021/955: Davacı, tek mirasçı olduğunu ve mirasbırakanın parasının mirasçı olmayan kişilerin hesaplarında bulunduğunu ileri sürmüştür. Banka hareketleri ile e-postalar, parayı gönderen mirasbırakanın bu para üzerinde tasarruf etmeyi sürdürdüğünü göstermiştir. Bağış yapıldığı belirlenmeden tenkis hesabına gidilmesi uygun bulunmamış; istihkak talebinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Transfer, tek başına bağış iradesini ispatlayan bir işlem değildir. Bu dosyanın sonraki yargılama sonucu bu karar metninde yer almamaktadır. Kararın tam metni.
Miras sebebiyle istihkak davasında süreler
Bir, on ve yirmi yıllık zamanaşımı
TMK m. 639’daki süreler zamanaşımıdır. Hak düşürücü sürelerle aynı biçimde uygulanmaz; zamanaşımı usulüne uygun ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz. Durma ve kesilme sebepleri, özel düzenlemenin niteliğiyle birlikte değerlendirilir. TMK m. 639; TBK m. 151, 153–154, 161.
| Davalının durumu | Süre | Başlangıç ve uygulama |
|---|---|---|
| İyiniyetli davalı | Bir yıl | Davacının mirasçı olduğunu ve davalının terekeyi veya ilgili malı elinde tuttuğunu öğrenmesi |
| İyiniyetli davalı | Her hâlde on yıl | Mirasbırakanın ölümü veya ilgili vasiyetnamenin açılması; bir yıllık süre ayrıca gözetilir |
| İyiniyetli olmayan davalı | Yirmi yıl | Mirasın veya ilgili vasiyetnamenin açılması esas alınır; yalnız öğrenmeye bağlı yeni bir yirmi yıl verilmez |
Yasal mirasçılıkta başlangıç kural olarak ölüm tarihidir. Vasiyetnameyle mirasçı atamada vasiyetnamenin açılması önem taşır; miras sözleşmesiyle atama, vasiyetnamenin açılmasıyla aynı olay değildir. Kötüniyetli davalıya karşı bir yıllık kısa sürenin otomatik uygulanması doğru olmadığı gibi, kötüniyet iddiasında bulunmak da yirmi yıllık süreden yararlanmak için yeterli değildir. Kötüniyeti gösteren olgular açıklanmalıdır.
Varsayımsal örnek: Mirasbırakan 4 Mart 2024’te ölmüş; yasal mirasçı, kendi mirasçılığını bilmesine rağmen belirli bir koleksiyonun iyiniyetli davalıda bulunduğunu 18 Eylül 2026’da öğrenmiştir. Kesilme veya durma yoksa bir yıllık süre 18 Eylül 2027 esas alınarak hesaplanır; on yıllık dış sınır ölüm tarihinden itibaren değerlendirilir. Öğrenmenin daha eski bir yazışmayla kanıtlanması bu hesabı değiştirir. Yasal tatil ve süre hesabı kuralları ayrıca uygulanır.
Öğrenme tarihi nasıl ispatlanır?
Ölüm tarihi, mirasçılık belgesinin alındığı tarih ve malın davalıda olduğunun öğrenildiği tarih aynı olmak zorunda değildir. Önceki bir dava, icra takibi, banka başvurusu veya yazışma, sonraki davada daha önce öğrenildiğinin delili olabilir. Zamanaşımı savunmasına dayanılan başlangıç olguları ile davacının ileri sürdüğü daha geç öğrenme, kesilme veya durma sebepleri ayrı ayrı somutlaştırılmalıdır.
Yargıtay 14. HD, 09.12.2019, E. 2019/3156, K. 2019/8389: Ortak hesaptaki paranın ölümden sonra başka hesaplara aktarılmasına ilişkin uyuşmazlıkta asıl dava kabul edilmiş, birleşen dava reddedilmiştir. Daire, önceki dava tarihi olan 2 Haziran 2009’u öğrenmenin ortaya konduğu tarih olarak değerlendirmiş; 11 Aralık 2012’de açılan birleşen dava yönünden bir yıllık süreyi esas almıştır. Ret sonucunu korumuş, tenkise ait TMK m. 571 gerekçesini TMK m. 639 zamanaşımı olarak düzeltmiştir. Bu, aynı dosya grubunda kabul ve süre nedeniyle ret sonuçlarının birlikte doğabileceğini gösterir. Kararın tam metni.
Her miras alacağı bir yılda zamanaşımına uğramaz
Yargıtay 14. HD, 09.01.2018, E. 2017/5151, K. 2018/95: Mirasbırakanın kardeşleri, sağ kalan eşin ortak hesaptan çektiği para için talepte bulunmuştur. Mirasçılık sıfatları tartışılmadığından uyuşmazlık adi istihkak sayılmış; TMK m. 639 uygulanarak verilen ret kararı bozulmuştur. Daire, malın mevcut olmasıyla bağlantılı mülkiyet korumasını esas almıştır. Kararın tam metni.
Bu yaklaşım, bütün miras bağlantılı para alacaklarının süresiz olduğu anlamına gelmez. Sözleşmeden doğan ödeme, sebepsiz zenginleşme, tazminat veya ecrimisil isteminin kendine özgü süreleri olabilir. Önce hakkın kaynağı ve talebin niteliği belirlenmeli, sonra süre hesaplanmalıdır. Yalnız dava adını değiştirmek, sona ermiş bir süreyi yeniden başlatmaz.
İhtarname, delil tespiti veya veraset ilamı başvurusu da bütün iade alacakları için kendiliğinden zamanaşımını kesmez. Hangi hak ve kişiye ilişkin dava veya takip yapıldığı önemlidir. Görevsizlik gibi nedenlerle sonuçlanan başvurularda HMK m. 20 ile TBK m. 158’in farklı koşulları ayrıca incelenmelidir. TBK m. 154, 158.
Görevli mahkeme, yetki ve arabuluculuk
Asliye hukuk ile sulh hukuk ayrımı
Miras sebebiyle istihkak davasında genel olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Ancak talep gerçekte terekenin paylaşılması veya ortaklığın giderilmesi ise sulh hukuk mahkemesi gündeme gelir. Terekenin tespiti ve korunması işlemi, çekişmeli teslim veya tahsil davasıyla özdeş değildir. HMK m. 2, 4.
Yargıtay 20. HD, 16.06.2016, E. 2016/4569, K. 2016/7092: Terekedeki hayvanlardan miras payına düşen bedelin istendiği uyuşmazlık, mirasçılık sıfatlarında çekişme bulunmaması ve talebin paylaşma niteliği nedeniyle sulh hukuk mahkemesine bırakılmıştır. Karar bir yargı yeri belirleme kararıdır; davacının bedel alacağının kabul edildiğini göstermez. Metinde davalının aile içindeki konumuna ilişkin çelişkili ifadeler bulunduğundan, karar bu ayrıntı üzerine kurulu bir genellemeye dayanak yapılamaz. Kararın tam metni.
Mirasbırakanın son yerleşim yeri
Gerçek anlamda miras sebebiyle istihkak davasında mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Uyuşmazlık başka yerdeki bir taşınmazla ilgili olsa dahi dava niteliği bu özel yetki bakımından belirleyicidir. Buna karşılık doğrudan taşınmazın aynına ilişkin başka bir dava açılıyorsa HMK m. 12 ayrıca incelenir. HMK m. 11/2’deki, terekenin yazımı ve tespiti sırasında malın bulunduğu yere ilişkin seçenek de her miras davasını serbestçe istenen yerde açma imkânı değildir. TMK m. 576; HMK m. 11–12.
Yargıtay 5. HD, 03.06.2024, E. 2024/3183, K. 2024/6786: İstanbul ve Ankara mahkemeleri arasındaki yetki uyuşmazlığında, mirasbırakanın son yerleşim yeri Kadıköy olduğundan İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili belirlenmiştir. Dosyada sonradan açıklanan tapu talebinin usulüne uygun talep değişikliği oluşturup oluşturmadığı da tartışılmıştır. Karar, talep sonucunun ve dava niteliğinin yetki incelemesinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir. Kararın tam metni.
Arabuluculuk hangi durumda gerekir?
Salt TMK m. 637’ye dayanan dava için genel bir zorunlu arabuluculuk şartı öngörülmüş değildir. Fakat uyuşmazlık taşınır veya taşınmazın paylaştırılması, ortaklığın giderilmesi ya da kira ilişkisi kapsamındaysa 6325 sayılı Kanun m. 18/B değerlendirilir. Ticari veya tüketici işleminden doğan ayrı bir alacak iddiasında, o ilişkinin özel dava şartları da önem kazanabilir. Aynı dilekçede birden fazla talep bulunması hâlinde her talep ayrı denetlenmelidir. 6325 sayılı Kanun m. 18/B.
Bağış, tenkis, denkleştirme ve istihkak nasıl ayrılır?
Mal ölüm tarihinde terekeye ait miydi?
Mirasbırakanın sağlığında geçerli biçimde sattığı veya bağışladığı mal, yalnız mirasçılar devri uygun bulmadığı için tereke malı sayılamaz. Geçerli kazandırma saklı payı zedeliyorsa tenkis; miras payına mahsuben kazandırma söz konusuysa denkleştirme koşulları incelenir. İşlem gerçekte görünürdeki satıştan farklıysa muris muvazaası veya başka geçersizlik nedenleri gündeme gelebilir.
Banka parasında da aynı yöntem uygulanır. Para davalıya emanet veya vekâlet ilişkisiyle verilmiş ve mülkiyeti mirasbırakanda kalmışsa iade incelemesi yapılır. Geçerli karşılıksız kazandırma saptanırsa tenkis veya denkleştirme farklı koşullarla değerlendirilir. Davalının yasal mirasçı olup olmaması, denkleştirme bakımından ayrıca önemlidir. Her üçüncü kişiye bağışı “mirasta denkleştirme” diye nitelendirmek doğru değildir. TMK m. 560, 565, 669–671.
Vasiyetnamenin iptali ile iade talebi
Davalı, malı mirasçı atama içeren bir vasiyetnameye dayanarak teslim almış olabilir. Davacı bu tasarrufun geçersizliğini ileri sürüyorsa, iptal sebebi ve iptal süresi ayrıca incelenmelidir. İptal veya tenkis istemiyle malın teslimi, tapu kaydının düzeltilmesi ya da bedel talebi gerektiğinde birlikte kurulabilir. Fakat bu davalardan birinin süresine uyulması, diğer bütün taleplerin de süresinde olduğu anlamına gelmez. TMK m. 557–559, 560, 571, 637–639.
Örneğin geçerli vasiyetname bir kişiyi mirasçı atıyorsa, yalnız “ben yasal mirasçıyım” demek o kişinin kazanımını ortadan kaldırmaz. Davacı, iptal sebebini veya saklı pay ihlalini somutlaştırmalıdır. İade talebi de iptal edilen tasarrufun ve davacının hakkının kapsamına uygun kurulmalıdır; terekenin tamamı her davacıya kişisel mülkiyet olarak verilemez.
Dava sürerken miras malları nasıl korunur?
İhtiyati tedbir ve tapuya şerh
TMK m. 637, davacının istemi üzerine güvence gösterilmesi veya tapu kütüğüne şerh verilmesi gibi koruma önlemlerine imkân tanır. HMK m. 389 ve devamı uyarınca, hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya gecikmeden ciddi zarar doğması riski ve talebin yaklaşık ispatı açıklanmalıdır. Güncel satış ilanı, hızlı devir girişimleri veya malın kaybolma tehlikesi somut belgeyle gösterilebilir.
Dava açılması kendiliğinden satış yasağı doğurmaz. Mahkeme kararı, hangi mal üzerinde ne tür önlem uygulanacağını açıkça göstermeli; ilgili tapu veya uygulama birimine ulaştırılmalıdır. “Bütün malvarlığına tedbir” talebi, dava konusu ve ölçülülük açıklanmadan yeterli olmaz. Para alacağı için genel malvarlığının güvenceye alınması amaçlanıyorsa ihtiyati haczin İİK m. 257’deki koşulları ayrıca değerlendirilir. HMK m. 389–392; İİK m. 257.
Teminat, uygulama ve esas davayı açma süreleri
Davacıdan, haksız tedbirin doğurabileceği zararlar için teminat istenebilir. Kanuni istisnalar ve gerekçeli teminatsız tedbir imkânı vardır. TMK m. 637’de davalıdan istenebilen güvence ile HMK m. 392’de tedbir isteyenin göstereceği teminat birbirinden farklıdır.
| İşlem | Genel süre | Başlangıç |
|---|---|---|
| Tedbirin uygulanmasını isteme | Bir hafta | Kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliği |
| Dava öncesi tedbirden sonra esas davayı açma | İki hafta | Tedbirin uygulanmasının talep edildiği tarih |
| Yoklukta verilen tedbire karşı tarafın itirazı | Bir hafta | Uygulamada hazırsa uygulama; değilse uygulama tutanağının tebliği |
Esas davanın açıldığı evrakın uygulayan memura verilmesi ve dosyaya konulmasının sağlanması da HMK m. 397’deki yükümlülüğün parçasıdır. Bu işlemler yapılmazsa tedbir kendiliğinden kalkabilir. Tedbire itirazın icrayı otomatik durdurduğu varsayılmamalıdır. HMK m. 393–394, 397.
Tereke tespiti ve delil tespiti
Malları belirlemek için terekenin korunması önlemleri; kaybolabilecek kanıt için delil tespiti istenebilir. Tespit, malın bulunduğu yeri veya fiziksel durumunu belgeleyebilir; fakat çekişmeli mülkiyet ve ödeme sorunlarını her durumda kesin hükümle çözmez. Delil tespiti, esas dava ve süre takibinin yerine geçmez. TMK m. 589–590; HMK m. 400–403.
Mal üçüncü kişiye devredilirse ne olur?
Tapuya güvenen iyiniyetli alıcı
Yanlış mirasçılık belgesine dayanılarak yapılan tescil veya devir zincirinde sonraki alıcının kazanımı ayrıca incelenir. Tapu siciline iyiniyetle güvenerek ayni hak kazanan üçüncü kişinin korunması TMK m. 1023 kapsamında gündeme gelebilir. Yolsuzluğu bilen veya bilmesi gereken kişi ise TMK m. 1024’e dayanılarak korunamaz. İlk işlemin sakat olması, bütün sonraki kazanımların otomatik geçersiz olduğu anlamına gelmez.
İyiniyet; devir tarihindeki bilgi, taraflar arasındaki ilişki, taşınmazın fiilî kullanımı, uyuşmazlığa ilişkin bildirimler ve somut işlem koşullarıyla değerlendirilir. Akrabalık veya düşük bedel gibi bir olgu tek başına her dosyada kesin sonuç yaratmaz. Davacı, sonraki alıcıya yönelik istemini de somut vakıalarla desteklemelidir. TMK m. 3, 1023–1025.
Satış bedeli, ikame değer ve tazminat
Aynen geri alma mümkün olmadığında, malı devredenin elinde kalan satış bedeli veya başka ikame değerler araştırılabilir. Tazminat isteniyorsa, sorumluluğun hukuki kaynağı, zarar, değerleme tarihi, davacının payı ve mahsuplar açıklanmalıdır. Aynı kayıp için hem malın tamamını hem onun yerine geçen bedelin tamamını almak mümkün değildir.
Yargıtay 14. HD, 10.12.2019, E. 2019/2793, K. 2019/8511: Bazı mirasçıların dışarıda bırakıldığı belgeye dayanılarak taşınmazlar devredilmiş, bunlardan biri sonraki işlemle vakfa bağışlanmıştır. İlk derece mahkemesi bu taşınmaz yönünden gelir elde edilmediği gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Daire, gerçek mirasçıların bağışta iradesi bulunmadığını belirterek, dava tarihindeki değer üzerinden payları oranında tazminat değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur. Dosya adi istihkak olarak nitelendirilmiştir; bu değerleme tarihi bütün tazminat davalarına uygulanacak değişmez kural değildir. Kararın tam metni.
Dava açıldıktan sonraki devir
Davalı dava konusunu yargılama sırasında devrederse HMK m. 125’teki seçenekler değerlendirilir. Davacı, koşulları çerçevesinde devralana karşı devam etmeyi veya devredene yönelik tazminat talebine dönüşmeyi seçebilir. Bu usul imkânı, üçüncü kişinin maddi hukuktan doğan iyiniyet savunmasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Güncel tapu ve hesap kayıtları yargılama boyunca izlenmeli, yeni devir üzerine taraf ve talep düzeni gecikmeden ele alınmalıdır. HMK m. 125.
Gelirler, ecrimisil ve giderler nasıl değerlendirilir?
İyiniyet iadenin kapsamını etkiler
TMK m. 638, geri verme bakımından zilyetlik hükümlerine gönderme yapar. İyiniyetli zilyedin hakkı bulunduğu inancıyla yararlanması ve gider talepleri ile kötüniyetli zilyedin sorumluluğu aynı değildir. Zorunlu ve yararlı giderler, elde edilen ürünler, mahsup ve geri vermekten kaçınma savunması ayrı hesaplanmalıdır. Kötüniyetli zilyedin gider talebi daha sınırlıdır; elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler bakımından sorumluluğu doğabilir. TMK m. 993–995.
Kira geliri, tarımsal ürün, kullanım tazminatı veya faiz talebi, ana malın iadesine eklenirken dönem ve hukuki sebep belirtilmelidir. Özellikle ortak mirasçılar arasındaki ecrimisilde yararlanmadan men ve bunun istisnaları ayrıca araştırılır. Malın iadesine karar verilmesi, bütün geçmiş kullanımlar için otomatik ve aynı miktarda ecrimisil ödeneceği anlamına gelmez.
Bedel talebinin kısmen kabulünün onandığı karar
Yargıtay 7. HD, 06.02.2023, E. 2021/6202, K. 2023/674: Bir mirasçı, mirasbırakandan kalan taşınmaz nedeniyle diğer mirasçının tahsil ettiği bedelden payını istemiştir. Taşınmazın mirasbırakandan kaldığı, geçerli paylaşmanın ispatlanamadığı ve bedeli alanın kötüniyetli zilyet olduğu değerlendirilmiştir. Davacının payı ve giderlerin niteliği incelenerek kurulan kısmen kabul hükmüne yönelik istinafın reddi onanmıştır. Daire uyuşmazlığı adi istihkak olarak ele almıştır. Kararın değeri, yalnız “mirasçı haklı çıktı” sonucunda değil, önceki beyanların, paylaşma savunmasının ve gider hesabının birlikte incelenmesindedir. Kararın tam metni.
Varsayımsal hesap: İade hesabına dahil olduğu kabul edilen 1.200.000 TL anapara ile 120.000 TL gelirden, hukuken indirilebileceği belirlenmiş 20.000 TL gider çıkarılırsa net değer 1.300.000 TL olur. Davacının bireysel tahsil hakkı ve dörtte bir payı ayrıca kabul edilmişse pay hesabı 325.000 TL’dir. Bu örneğe faiz, vergi, vekâlet ücreti veya diğer giderler eklenmemiştir. İade terekeye yapılacaksa bu matematik, tutarın doğrudan tek mirasçıya ödenmesini haklı kılmaz.
Talep sonucu ve 2026 usul değişikliği
Teslim, tescil ve para istemi açık yazılmalıdır
Dilekçede olay anlatımı ile istenen hüküm birbirini izlemelidir. Taşınmazda ada, parsel, bağımsız bölüm ve istenen pay; taşınırda ayırt edici özellik; parada miktar, para birimi, dayanak işlem ve faiz istemi belirlenmelidir. Aynen iade ile bedel arasındaki ilişki açıklanmalı; gerekiyorsa terditli talep, HMK m. 111’in koşullarına uygun kurulmalıdır.
Dosyaya göre düzenlenecek talep sırası şu unsurları içerebilir:
- Davacının üstün miras hakkına dayanan isteminin kabulü ve belirtilen tereke değerinin uygun hak sahibine teslimi veya gerekli tapu düzeltmesi.
- Aynen iadenin hukuken ya da fiilen mümkün olmaması için ileri sürülen alternatif bedel veya tazminat istemi.
- Somutlaştırılmış gelir, faiz veya zarar kalemleri; gerekli mahsupların yapılması.
- Dava konusuyla ölçülü geçici koruma ve yargılama giderleri.
Bu sıra hazır bir dava dilekçesi değildir. Davalılar, talep türleri ve dayanaklar değiştikçe birlikte veya alternatif ileri sürülebilecek istemler de değişir. Aynı malın hem bütünü hem bedeli için çifte tahsil yaratacak hüküm talep edilmemelidir.
HMK m. 107 ve m. 109 bakımından güncel durum
31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, HMK m. 107’yi yürürlükten kaldırmış ve kısmi davayı düzenleyen m. 109’a yeni bir fıkra eklemiştir. Güncel m. 109/4 uyarınca alacağın bir kısmının dava edildiği durumda talep, aynı davada bir defa, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan tahkikat sona erene kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden kesilmiş sayılır. 7589 sayılı Kanun m. 19–20 ve 26.
Geçici m. 1/10, kaldırılma tarihinden önce açılan davalarda eski m. 107’nin uygulanmasını sürdürür. Dolayısıyla eski kararın dava tarihi ile bugün açılacak davanın tarihi ayrılmalıdır. Yeni kısmi dava düzenlemesi de başlangıçtaki hukuki ilişkiyi açıklama, talebi belirleme, harcı tamamlama ve artırımın zamanını izleme yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Artırılmamış bütün alacakların her koşulda korunmuş olduğu varsayılmamalıdır.
Belirsiz alacak davasının kanundan çıkarılmasının dava tipolojisi üzerindeki sonuçları öğretide tartışılmaktadır. Bu tartışma, yürürlükten kalkmış m. 107’yi yeni açılacak bütün davalara aynen uygulanabilir bir hüküm gibi göstermeyi haklı kılmaz. Yeni bedel talepleri güncel usul metni ve geçiş hükmü esas alınarak kurulmalıdır. Özekes, s. 2, 6–8.
Yabancılık unsuru, gaiplik ve Hazine
Yurt dışındaki miras ve Türkiye’deki taşınmaz
Mirasbırakanın yabancı olması veya malların farklı ülkelerde bulunması hâlinde önce uygulanacak hukuk ve Türk mahkemelerinin yetkisi belirlenmelidir. MÖHUK m. 20, mirası kural olarak ölenin millî hukukuna bağlar; Türkiye’deki taşınmazlar için Türk hukuku uygulanır. Mirasın açılması, iktisabı ve taksimi bakımından aynı maddenin ikinci fıkrası da değerlendirilir. MÖHUK m. 43, ölenin Türkiye’deki son yerleşim yerini, bu yoksa tereke mallarının bulunduğu yeri esas alır. 5718 sayılı Kanun m. 20, 43. Yabancı mirasbırakan ve yurt dışındaki mirasçılar için yabancılar ve yurt dışında yaşayanlar için miras intikali yazısı da incelenebilir.
Yabancı mirasçılık belgesi, vasiyetname ve mahkeme kararının Türkiye’deki etkileri belge türüne göre incelenir. Her yabancı belge için aynı tanıma veya tenfiz işlemi gerekmez. Tercüme, tasdik ve gerektiğinde tanıma incelemesi ayrı konulardır. Yabancı hukuk uygulanabilecek bir ihtilafta Türk hukukundaki bir, on ve yirmi yıllık süreler araştırılmadan doğrudan bütün taleplere taşınmamalıdır. Yabancı belgelerin tanınması ve tenfizi ayrıntıları için yabancı mirasçılık belgesinin Türkiye’de kullanımı yazısına bakılabilir.
Gaibin dönmesi veya gerçek mirasçının sonradan ortaya çıkması
Gaiplik üzerine tereke teslim edilmişse gaibin ortaya çıkması veya üstün hak sahibinin sıfatını ispatlaması hâlinde TMK m. 585’teki geri verme düzenlemesi değerlendirilir. İyiniyetli teslim alanların geri verme borcu için miras sebebiyle istihkak zamanaşımına yapılan gönderme önemlidir. Hazineye intikalde ise gaiplik üzerine geçiş ile mirasçının bilinmemesi nedeniyle devletin konumu aynı olay değildir. TMK m. 588 ve 594’teki şartlar ayrı incelenmelidir. TMK m. 585, 588, 594. Mirasın Devlete geçişi ve sonradan ortaya çıkan mirasçının durumu için mirasçıların bilinmemesi ve mirasın Devlete geçmesi yazısına bakılabilir.
Devlet adına bir kayıt bulunması, sonradan ortaya çıkan kişinin mirasçılık iddiasını kendiliğinden sona erdirmez. Buna karşılık nüfus bağlantısını göstermek de tek başına bütün taşınmazlarda üstün hak sağlamaz. İntikalin hukuki sebebi, önceki hüküm, malın kimliği, kişinin mirasçılık zinciri ve süreler birlikte araştırılmalıdır.
Dava giderleri, kanun yolları ve kararın uygulanması
Harç ve giderler talebe göre belirlenir
Malvarlığına ilişkin istemlerde dava değeri ve nispi harç gündeme gelir. Birden çok istemde hangi değerlerin bağımsız olduğu, hangilerinin aynı ekonomik sonuca yöneldiği denetlenmelidir. Bilirkişi, keşif, tebligat ve tercüme giderleri dosyaya göre değişir. Teminat ayrı bir kalemdir. Harç, avukatlık ücreti ve diğer masraflar birbirinin yerine kullanılamaz; doğrulanmış güncel tarife ve dava değeri olmadan tek bir kesin toplam verilemez. 492 sayılı Harçlar Kanunu; HMK m. 323–326.
Kısmen kabulde giderler haklılık oranına göre paylaştırılabilir. Usulden ret veya yanlış kişiye yöneltilmiş talep de gider sonucu doğurabilir. Bu nedenle güçlü delil kadar doğru taraf ve talep düzeni önem taşır. Dosyanın genel miras süreciyle ilişkisi, miras hukuku hizmetleri kapsamında birlikte değerlendirilebilir.
İstinaf ve temyiz her kararda aynı değildir
İstinaf ve temyizde genel başvuru süresi usulüne uygun tebliğden itibaren iki haftadır; başvurunun açık olup olmadığı karar türü, parasal sınırlar ve güncel geçiş kurallarına bağlıdır. HMK m. 362’de 2026’da yapılan değişiklikler nedeniyle yalnız eski temyiz sınırına bakılarak sonuç çıkarılmamalıdır. Eski Yargıtay kararlarının sonunda yazan karar düzeltme yolları da yeni davalara doğrudan uygulanmaz. HMK m. 341, 345, 361–362.
Bir kararın bozulması, davacının sonunda mutlaka kazanacağı anlamına gelmez. Bozma; görev, taraf teşkili, yanlış süre veya eksik inceleme nedeniyle verilmiş olabilir. Yeniden görülen davada deliller ve diğer savunmalar hakkında ayrıca karar verilir.
Tapu, teslim ve tahsil aşaması
Taşınmazın aynına ilişkin kararlar kesinleşmeden yerine getirilemez. Para hükümlerinde ise kanun yoluna başvuru kural olarak icrayı kendiliğinden durdurmaz; icranın geri bırakılması ve özel hükümler ayrıca değerlendirilir. Taşınır teslimi, taşınmaz teslimi ve para tahsili farklı icra işlemleri gerektirir. HMK m. 350, 367; İİK m. 24, 26, 36.
Hükümde malın ve hak sahibinin açık gösterilmesi bu aşamada önem kazanır. İcra sırasında taşınırın bulunamaması hâlindeki bedel işlemi ile baştan bağımsız tazminat talep edilmesi aynı şey değildir. Mahkeme kararının kapsamı, eldeki malın durumu ve İİK m. 24 birlikte incelenir. Teslim veya tahsil sağlandıktan sonra devam eden tedbirlerin akıbeti ve mahsup işlemleri de takip edilmelidir.
Sonuç
Miras sebebiyle istihkak davasında başarıya elverişli bir hukuki kurgu, önce mirasçılık hakkı, malın terekeye aidiyeti ve istenen iade biçimini açıklığa kavuşturur. Banka havalesi her zaman bağış değildir; yanlış veraset ilamının iptali bütün devirleri kendiliğinden geri almaz; mirasla ilgili her para talebi de aynı zamanaşımına tabi değildir.
Dava hazırlığında ölüm ve öğrenme tarihleri, devir zinciri, hesap hareketleri, mirasçıların katılımı ve geçici koruma ihtiyacı birlikte incelenmelidir. Özellikle tek mirasçının para talebi ve 2026 usul değişiklikleri bakımından, eski bir kararın genel cümlesiyle yetinilmemelidir. Malın geri alınmasını sağlayacak karar; doğru kişiye yöneltilmiş, somut delillere dayanan ve teslim ya da tahsil aşamasında uygulanabilecek açıklıkta kurulmuş taleple elde edilebilir.
Konunun ilgili yönleri için mirastan yoksunluk yazımıza da bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Miras sebebiyle istihkak davası için saklı paylı mirasçı olmak gerekir mi?
Hayır. TMK m. 637 yasal veya atanmış mirasçıya dayanır. Saklı pay, özellikle tenkis bakımından önemlidir. Davacının somut olayda mirasçılık ve üstün hak dayanağı bulunmalıdır. Ayrıntı: Taraflar.
Kardeşim miras malını vermiyorsa doğrudan bu davayı açabilir miyim?
Her durumda aynı dava açılmaz. İkinizin mirasçılığı tartışılmıyor ve sorun paylaşmaysa paylaşma; belirli bir malın veya paranın haksız tutulması söz konusuysa uygun iade veya alacak talebi değerlendirilir. Görev ve süre buna göre değişir. Ayrıntı: Dava türleri.
Bir yıllık süre her zaman ölüm tarihinde mi başlar?
Hayır. İyiniyetli davalıya karşı kısa süre, mirasçılığın ve davalının ilgili tereke değerini elinde tuttuğunun öğrenilmesine bağlıdır. Ölüm veya vasiyetnamenin açılması, uzun süre bakımından ayrıca önemlidir. Ayrıntı: Süreler.
Davalı kötüniyetliyse yirmi yıl öğrenme tarihinden mi hesaplanır?
Kural olarak hayır. Yirmi yıllık süre mirasın veya ilgili vasiyetnamenin açılması esas alınarak değerlendirilir. Kötüniyet, başlangıç ve kesilme veya durma sebepleri somut olaya göre incelenir. Ayrıntı: Süreler.
Tek mirasçı yalnız kendi payını isteyebilir mi?
Talebin niteliğine göre mümkündür; ancak genel bir serbestlik yoktur. Borçlunun diğer mirasçı veya üçüncü kişi olması, para alacağının kaynağı ve terekeye iade istenip istenmediği önemlidir. Makalede incelenen 2025 ve 2026 kararları bu ayrımları gösterir. Ayrıntı: Tek mirasçının davası.
Dava açınca taşınmazın satışı otomatik olarak durur mu?
Hayır. Uygun tedbir istenmeli, mahkeme kararı alınmalı ve uygulanması sağlanmalıdır. Tedbirin uygulanması ve dava öncesi tedbirden sonra esas davanın açılması için ayrı süreler vardır. Ayrıntı: Geçici koruma.
Başka hesaba gönderilen para mutlaka bağış mıdır?
Hayır. Transferin amacı ve parayı gönderenin tasarruf etmeyi sürdürüp sürdürmediği araştırılır. Banka kayıtları, vekâlet ilişkisi, yazışmalar ve taraf açıklamaları birlikte değerlendirilir. Ayrıntı: Banka kayıtları.
Mal iyiniyetli üçüncü kişiye satılmışsa bütün haklar sona erer mi?
Hayır. Aynen geri alma ve üçüncü kişinin korunması ayrı incelenir. Malı devreden kişiye karşı satış bedeli, ikame değer veya koşulları bulunan tazminat istemleri gündeme gelebilir; çifte tahsil yapılamaz. Ayrıntı: Sonraki devirler.
Tereke tespiti yaptırmak dava açma süresini korur mu?
Tek başına bütün süreleri koruduğu kabul edilemez. Tespitin amacı mal ve delilleri belirlemektir. Esas talep, zamanaşımını kesen işlemler ve gerekiyorsa koruma tedbirleri ayrıca izlenmelidir. Ayrıntı: Tespit işlemleri.
Bedel bilinmiyorsa eski belirsiz alacak dilekçesi kullanılabilir mi?
Dava tarihi kontrol edilmeden kullanılmamalıdır. HMK m. 107, 31 Temmuz 2026’da kaldırılmış; önce açılmış davalar için geçiş hükmü getirilmiştir. Yeni para taleplerinde güncel m. 109/4 ve dosyanın özellikleri değerlendirilmelidir. Ayrıntı: 2026 usul değişikliği.
Kaynakça
Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu, özellikle m. 3, 6–7, 516–517, 557–571, 576, 585, 588–590, 594, 598–600, 637–642, 669–671, 683, 701–702, 993–995, 1023–1025.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m. 2, 4, 11–12, 20, 26, 33, 109–111, 125, 190, 194, 199–203, 219–221, 297, 323–326, 341, 345, 350, 361–362, 367, 389–403.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 82, 146, 151, 153–154, 158, 161.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/B.
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m. 7, 20, 43, 50 ve 58.
- 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu, m. 24, 26, 36 ve 257; 492 sayılı Harçlar Kanunu, yargı harçlarına ilişkin hükümler.
- 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, kabul: 16.07.2026; Resmî Gazete: 31.07.2026, sayı 33326; m. 19–20, 25–26, geçici m. 1/10.
Yargıtay kararları
- 7. Hukuk Dairesi, 09.01.2025, E. 2024/1033, K. 2025/175: Bölünebilir para alacağı ve pay oranında dava; bozma.
- 7. Hukuk Dairesi, 24.12.2025, E. 2025/1896, K. 2025/5600: Tek mirasçının tahsil talebinde ret kararının onanması; karşı oy.
- 3. Hukuk Dairesi, 26.03.2026, E. 2026/1187, K. 2026/1706: Borçlu mirasçıya karşı diğer mirasçıların payları için dava açması; onama.
- 14. Hukuk Dairesi, 16.02.2021, E. 2020/3483, K. 2021/955: Hesaplar arası para aktarımı, e-posta ve bağış iradesi; bozma.
- 14. Hukuk Dairesi, 09.12.2019, E. 2019/3156, K. 2019/8389: Asıl davada kabul, birleşen davada zamanaşımı; düzelterek onama.
- 14. Hukuk Dairesi, 09.01.2018, E. 2017/5151, K. 2018/95: Adi istihkakta TMK m. 639’un uygulanmaması; bozma.
- 20. Hukuk Dairesi, 16.06.2016, E. 2016/4569, K. 2016/7092: Paylaşma niteliğindeki uyuşmazlıkta sulh hukuk; yargı yeri belirleme.
- 5. Hukuk Dairesi, 03.06.2024, E. 2024/3183, K. 2024/6786: Son yerleşim yeri ve dava niteliği; yargı yeri belirleme.
- 14. Hukuk Dairesi, 10.12.2019, E. 2019/2793, K. 2019/8511: Yanlış belgeyle devir, sonraki bağış ve miras payı oranında tazminat; bozma.
- 7. Hukuk Dairesi, 06.02.2023, E. 2021/6202, K. 2023/674: Adi istihkak, paylaşma savunması, kötüniyet ve giderler; onama.
Akademik kaynaklar
- Fikret Eren, “Miras Sebebiyle İstihkak Davası”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2016, c. 22, sy. 3, s. 1045–1061; özellikle s. 1048–1056, 1060.
- Muhammet Özekes, “HMK’da 7589 s.K. Değişikliği Sonrası Kısmî Dava ve Belirsiz Alacak Davası”, Türkiye Barolar Birliği sunucusunda erişilebilir sunum, özellikle s. 2, 6–8; erişim 12.10.2026.