İncelemenin Temel Sorusu: İspat Standardı Gerçekten Değişti mi?
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Bakımından Cevap Büyük Ölçüde Evet
6. Hukuk Dairesinin 2024-2026 dönemindeki kararlarında, yüksek enflasyon ortamında yalnız kişiye özgü somut zarar belgesi arayan yaklaşımın terk edildiği veya önemli ölçüde esnetildiği görülmektedir. Daire, ekonomik göstergelerin temerrüt faizini aşması halinde zarar karinesine ve bilirkişi sepet hesabına dayanılabileceğini kabul etmektedir.
Kararlar Birbirini Tekrarlayan Süreklilik Oluşturuyor
14.11.2024 tarihli E.2023/1766, K.2024/4097 sayılı kararın ardından; 13.01.2025 tarihli E.2024/3534, K.2025/15, 11.03.2025 tarihli E.2024/360, K.2025/978, 23.09.2025 tarihli E.2025/544, K.2025/3055, 13.11.2025 tarihli E.2024/3553, K.2025/3873, 16.04.2026 tarihli E.2025/1988, K.2026/1547, 22.04.2026 tarihli E.2025/4148, K.2026/1670 ve 01.07.2026 tarihli E.2025/2406, K.2026/2915 sayılı kararlar aynı yönelimi geliştirmiştir.
Tek Bir Münferit Bozma Kararından Söz Edilemez
Karar dizisinin sürekliliği, 6. Hukuk Dairesi bakımından bir uygulama çizgisine işaret eder. Ancak bu çizgi, Yargıtay'ın bütün daireleri ve Hukuk Genel Kurulu tarafından benimsenmiş ortak ilke değildir.
Yargıtay'ın Geneli Bakımından Cevap Hayır
Hukuk Genel Kurulunun E.2021/938, K.2022/401 sayılı kararı, munzam zararın genel ekonomik göstergeler dışında alacaklının kendi durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiğini kabul etmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.03.2024 tarihli E.2023/1897, K.2024/1099 sayılı kararı ve sonraki kararları bu yaklaşımı sürdürmektedir.
İçtihat Ayrılığı Devam Etmektedir
Bir tarafta ekonomik sepet ve fiilî karine; diğer tarafta kişiye özgü, açık ve ölçülebilir somut zarar standardı vardır. Bu iki yöntem, zararın varlığı ve ispat yükünün kapsamı bakımından farklı sonuçlar doğurur.
"Yerleşik İçtihat" Nitelemesi Ölçülü Kullanılmalıdır
6. Hukuk Dairesi yönünden istikrarlı bir çizgiden söz edilebilir; fakat Yargıtay genelinde içtihadın birleştiği veya Hukuk Genel Kurulu yaklaşımının bütünüyle terk edildiği ileri sürülemez.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 01.07.2026 Tarihli Kararındaki Olay
Uyuşmazlık Restorasyon İşinden Doğan Bakiye Bedeline İlişkindir
Taraflar arasında 2007-2009 yıllarında bir külliyenin restorasyon uygulama işine ilişkin sözleşme kurulmuş; sözleşme ve ilave işler davacı yüklenici tarafından tamamlanarak teslim edilmiştir. İş bedelinin eksik ödenmesi üzerine davacı 02.08.2011 tarihli ihtarnameyi göndermiş, davalı 19.08.2011 tarihinde temerrüde düşmüştür.
Asıl Alacak Önceki Davalarda Belirlenmiştir
Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki ilk davada davacının 1.304.293,23 TL alacaklı olduğu belirlenmiş; ancak bozmadan sonra ıslah yapılamaması nedeniyle 20.000 TL üzerinden hüküm kurulmuştur. Bakiye alacak için başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası da davacı lehine kesinleşmiştir.
Alacak Yaklaşık Dokuz Yıl Sonra Tahsil Edilmiştir
Davacı 1.284.293,23 TL bakiye asıl alacağını, 1.053.587,82 TL işlemiş faizle birlikte 2020 yılında tahsil etmiş; buna rağmen faizin gerçek kaybı karşılamadığını ileri sürmüştür.
İlk Derece Mahkemesi Ekonomik Sepet Üzerinden Davayı Kabul Etmiştir
Bilirkişi raporunda 19.08.2011 temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar:
- TEFE ve TÜFE/ÜFE,
- banka mevduat faizleri,
- döviz kurları,
- devlet tahvili faizleri,
- işçi ücretleri,
- diğer yatırım araçları
üzerinden sepet hesabı yapılmış ve faizle karşılanmayan zarar 3.004.279,87 TL olarak belirlenmiştir. Mahkeme, davalının zarar karinesinin aksini ve kusursuzluğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Somut Zarar ve Kusur Yokluğu Gerekçesiyle Davayı Reddetmiştir
BAM; davacının yeni iş alamama, kredi kullanma veya borçlarını ödeyememe iddialarını somut delille ispatlamadığını; ek iş bedelinin yargılamayla belirlendiğini; kamu idaresinin kesinleşmiş karar olmadan ödeme yapmasının beklenemeyeceğini ve borçlunun kusurlu temerrüdünden söz edilemeyeceğini kabul etmiştir.
BAM Temerrüt Tarihini Yeniden Tartışmıştır
Önceki kesinleşmiş kararlarda 19.08.2011 temerrüt tarihi belirlenmiş olmasına rağmen BAM, alacağın miktarı yargılamayla belirlendiği için usulüne uygun temerrüt bulunmadığı sonucuna yönelmiştir.
BAM Katı Somut İspat Yaklaşımını Uygulamıştır
Ekonomik sepet raporuna rağmen davacının kendi özel durumuna özgü zarar belgesi sunmaması, ret kararının temel gerekçelerinden biri olmuştur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Kararı Neden Bozdu?
Kesinleşmiş Temerrüt Tespiti Göz Ardı Edilemez
Daire, önceki davalarda alacağın ve temerrüt tarihinin kesinleştiğini dikkate almıştır. Alacağın miktarının yargılama sonunda belirlenmesi, kesinleşmiş temerrüt tespitini sonraki davada kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Alacağın Tartışmalı Olması Kusursuzlukla Aynı Değildir
Borçlunun borcu veya miktarı tartışmış olması, temerrüde düşmekte hiçbir kusurunun bulunmadığını otomatik olarak göstermez. Özellikle borçlunun yapılan işleri bildiği, teslim aldığı ve ödeme yapmamakta direndiği olaylarda kusursuzluk savunması somutlaştırılmalıdır.
Önceki Kesin Hükmün Maddi ve Hukuki Etkisi Ayrı İncelenmelidir
Munzam zarar davasında asıl alacak yeniden yargılanmaz. Önceki hükmün alacak, temerrüt ve faiz başlangıcı yönünden neyi kesinleştirdiği tespit edilmelidir.
Yüksek Enflasyon Döneminde Ekonomik Karine Kabul Edilmiştir
Daire, yüksek ve sürekli enflasyon ortamında makul kişinin parasını atıl tutmayacağını; en azından değer kaybını önlemek için döviz, altın, vadeli mevduat veya devlet tahviline yöneleceğini hayatın olağan akışına uygun görmüştür.
Paranın Değer Kaybı Malvarlığı Eksilmesi Olarak Ele Alınmıştır
Temerrüt faizinin enflasyon ve diğer ekonomik getirilerin gerisinde kalması, alacaklının malvarlığındaki reel azalmaya işaret eder. Bu azalma, ekonomik göstergelerle ölçülebiliyorsa zararın ayrıca yalnız kişisel kredi belgesiyle ispatlanması zorunlu görülmemiştir.
Fiilî Karine İspat Yükünü Tamamen Ortadan Kaldırmaz
Alacaklı temerrüt dönemini, asıl alacağı, ödemeleri ve uygulanacak ekonomik verileri ortaya koymalıdır. Borçlu da karinenin aksini, kusursuzluğunu, illiyet kopukluğunu veya hesabın hatalarını ileri sürebilir.
Mahkemeden Uzman Bilirkişi veya Bilirkişi Kurulu İstenmiştir
Bozma kararına göre BAM, ekonomik unsurlardan oluşturulacak sepet hesabıyla alacaklının temerrüt faizini aşan zararının bulunup bulunmadığını belirlemelidir.
Hesapta Kullanılacak Altı Veri Grubu
- Her yıl gerçekleşen TEFE-TÜFE oranları,
- Bankaların üç aylık ortalama vadeli mevduat faizleri,
- Devlet tahvili faizleri,
- ABD Doları ve Euro değişim oranları,
- Asgari ücret artışı,
- Altın fiyatlarındaki artış.
Sepet Ortalaması Somut Döneme Uygulanmalıdır
Ekonomik verilerin temerrüt tarihinden ödeme tarihine kadar dönemsel ve karşılaştırılabilir biçimde işlenmesi; kısmi ödemeler ve fiilen tahsil edilen faizlerin ayrı gösterilmesi gerekir.
Kararın En Yenilikçi Yönü: İspat Kolaylığı ile Mahsup Disiplini Birlikte Kuruldu
Tahsil Edilen Temerrüt Faizi Sepet Zararından Düşülecektir
Munzam zarar, toplam değer kaybı değil, temerrüt faizini aşan net kayıptır. Daire, ekonomik sepet hesabıyla bulunan tutardan davacı tarafından tahsil edilen temerrüt faizinin çıkarılmasını istemiştir.
Brüt Değer Kaybı ile Net Munzam Zarar Ayrılmıştır
Bilirkişi yalnız alacağın hangi değere ulaşacağını hesaplayıp bu tutarı hükme esas alamaz. Anapara, tahsil edilen faiz ve varsa diğer giderimler ayrıştırılmalıdır.
Mükerrer Tazmin Önlenmelidir
Aynı ekonomik kaybın hem faiz hem sepet hem de somut kredi maliyeti altında iki kez tazmin edilmesine izin verilmemelidir.
Davacının Yanlış Faiz Seçiminin Sonucu Kendisine Yüklenmiştir
Kararın ayırt edici noktası, davacının önceki alacak davasında avans faizi isteyebilecekken yasal faiz istemiş olmasıdır.
Talep Edilebilecek Faiz ile Talep Edilen Faiz Arasındaki Fark
Daire, davacının seçim hakkı sonucu eksik tahsil ettiği temerrüt faizinin munzam zarar hesabına borçlunun yükümlülüğü olarak eklenemeyeceğini kabul etmiştir.
Munzam Zarar Alacaklının Usul Tercihlerini Telafi Eden Sınırsız Bir Araç Değildir
TBK m.122, borçlunun temerrüdünden doğan kaybı giderir; alacaklının önceki davadaki eksik veya hatalı talep sonucunu bütünüyle borçluya aktarmak için kullanılamaz.
Karar Alacaklının Zararı Artırmama Yükümlülüğünü Güçlendirmiştir
Alacaklı, uygun faiz türünü talep etmek, takip ve dava yollarını zamanında kullanmak ve mükerrer zarar yaratmamak zorundadır. Bu yönüyle karar yalnız alacaklı lehine bir ispat kolaylığı getirmemekte, aynı zamanda hesapta öz sorumluluk denetimi kurmaktadır.
Eski Katı İspat Yaklaşımı Hangi Gerekçelere Dayanıyordu?
Hukuk Genel Kurulu E.2021/938, K.2022/401
Hukuk Genel Kurulu, enflasyon, yüksek faiz ve döviz artışı gibi genel ekonomik olguların tek başına munzam zarar sayılamayacağını; alacaklının geç ödeme nedeniyle bizzat uğradığı fiilî zararı somutlaştırması gerektiğini kabul etmiştir.
Kanuni Faiz Rejiminin Yasama Tercihi Olduğu Kabulü
HGK'ya göre ekonomik göstergeler, faiz oranları belirlenirken kanun koyucu tarafından dikkate alınmıştır. Aynı göstergelere dayanılarak her olayda ek tazminat verilmesi, kanuni faiz oranını yargısal yolla değiştirme sonucuna yol açabilir.
HMK m.194 Somutlaştırma Yükü
Zarar doğuran vakıaların açıkça ileri sürülmesi; kredi, kur farkı, kaçırılan işlem veya başka malvarlığı eksilmesinin yasal delillerle kanıtlanması gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/1897, K.2024/1099
3. Hukuk Dairesi, yüksek enflasyonun, dolar kurunun ve serbest piyasa faizlerinin alacaklıya herhangi bir ispat kolaylığı sağlamayacağını; davacının kendi somut durumuna özgü zararı kanıtlaması gerektiğini belirtmiştir.
Salt Satın Alma Gücü Kaybı Yeterli Görülmemiştir
Bu çizgide alacağın reel değer kaybı, temerrüt faizi dışında ayrıca kanıtlanmış kişisel bir zarar olmadıkça TBK m.122 kapsamında tazmin edilmez.
Caner Şafak Başvurusuna Giden Yol
3. Hukuk Dairesinin bu kararı, daha sonra AYM Genel Kurulunun Caner Şafak pilot kararına konu olmuş ve mevcut hukuk yollarının değer kaybını gidermede etkisiz kaldığı tespit edilmiştir.
Diğer Dairelerdeki Süreklilik
Yargıtay 9. ve 10. Hukuk Dairelerinin 2025 tarihli kararlarında da genel ekonomik olumsuzluklar dışında ölçülebilir ve kişiye özgü zarar aranmıştır. AYM, Caner Şafak kararında 6. Hukuk Dairesi dışındaki hukuk dairelerinin ağırlıklı olarak HGK çizgisini izlediğini açıkça değerlendirmiştir.
Ekonomik Sepet Yaklaşımının Tarihsel Dayanakları Vardır
Hukuk Genel Kurulunun 10.11.1999 Tarihli Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E.1998/13-353, K.1999/929 sayılı kararında hiperenflasyon ortamında makul kişinin parasını atıl tutmayacağı; vadeli mevduat veya döviz gibi araçlara yönelmesinin hayatın olağan akışına uygun fiilî karine oluşturduğu kabul edilmiştir.
Maruf ve Meşhur Vakıa Yaklaşımı
Ekonomik göstergelerin kamuca bilinen ve kolayca doğrulanabilen olgular olması nedeniyle ayrıca kişisel ispat gerektirmediği değerlendirilmiştir.
Karinenin Aksini Borçlu İspatlayabilir
Borçlu, alacaklının zarar görmediğini veya parayı zamanında alsa da değerini koruyamayacağını somut olayın özellikleriyle gösterebilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012-2013 Kararları
11. Hukuk Dairesi, enflasyon, mevduat, devlet tahvili ve döviz verilerinin ortalamasına dayalı sepet hesabını kabul eden kararlar vermiştir. Bu kararlar, 6. Hukuk Dairesinin güncel yaklaşımının yeni yaratılmış bir teori olmadığını; eski bir içtihat hattının yeniden güçlendiğini göstermektedir.
Kapatılan 15. Hukuk Dairesi E.2018/3765, K.2018/4907
Daire, temerrüt ve tahsil tarihleri arasındaki ekonomik göstergelerin resmî kurumlardan alınmasını; alacağın bu araçlardan oluşan sepete yatırılması halinde ulaşacağı tutarın hesaplanmasını ve tahsil edilen faizle karşılaştırılmasını istemiştir.
Güncel 6. Hukuk Dairesi Yaklaşımı Bu Metodolojiyi Devralmıştır
6. Hukuk Dairesinin 2024-2026 kararları, kapatılan 15. Hukuk Dairesinin eser sözleşmeleri alanındaki sepet hesabını daha ayrıntılı ve hak temelli gerekçelerle sürdürmektedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi İçindeki Geçiş de Tek Düz Çizgi Değildir
E.2023/3584, K.2025/692 Sayılı Kararda Çoğunluk Ret Kararını Onamıştır
24.02.2025 tarihli kararda davacı; kredilerin iptali, taşınmazların satılması ve ihalelere girilememesi gibi somut zararlar ileri sürmüş, çoğunluk ilk derece ve BAM ret kararını onamıştır.
Muhalefet Şerhi Ekonomik Sepet Yaklaşımını Savunmuştur
Karardaki muhalefet şerhi, yüksek enflasyonda ekonomik sepet ve fiilî karine yönteminin uygulanması gerektiğini ayrıntılı biçimde açıklamıştır.
Geçiş Döneminin İşareti
Aynı yıl içinde Dairenin daha sonra ekonomik sepeti benimseyen bozma kararları vermesi, 2025'in içtihat yöneliminin belirginleştiği geçiş yılı olduğunu göstermektedir.
E.2025/1988, K.2026/1547 Sayılı Karar Yöntem Seçimini Sınırlandırmıştır
16.04.2026 tarihli kararda Daire, somut ve soyut ispat yöntemlerini ayırmış; aynı zarar için her iki yöntemin mükerrer biçimde bir arada kullanılamayacağını belirtmiştir.
Somut Zarar Varsa Belge Bağlantısı Kurulmalıdır
Kredi, kart borcu, üçüncü kişi borcu veya inşaat maliyeti iddiaları; tarih ve nedensellik bakımından asıl alacağın gecikmesine bağlanmalıdır.
Soyut Sepet Yöntemi Alternatif Hesap Olarak Kurulabilir
Somut zarar ispatlanamıyorsa yüksek enflasyon dönemine özgü sepet yöntemi tartışılabilir; ancak iki hesabın toplamı istenemez.
Anayasa Mahkemesinin Caner Şafak Pilot Kararı Dengeleri Değiştirmiştir
Olay Özel Hukuk Kişileri Arasındaki Banka Alacağına İlişkindir
Başvurucu 2010 yılında 48.854 TL asıl alacak üzerinden takip başlatmış; alacağını yıllık yüzde 9 faizle yaklaşık on yıl sonra tahsil etmiştir. Munzam zarar davası, kişiye özgü somut zarar ispatlanmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesince onanmıştır.
AYM Statik Faiz Rejimini Yetersiz Bulmuştur
Mahkeme, 3095 sayılı Kanun'daki faiz oranlarının uzun dönemler boyunca enflasyonun altında kaldığını; bu nedenle alacağın gerçek değerini korumaya teorik düzeyde dahi elverişli olmadığını tespit etmiştir.
Borçlunun Gerçek Değerin Altında Ödeme Yapması Adil Dengeyi Bozar
Alacaklının gerçek değere ulaşamaması, borçlunun ise borcunu reel değerinin altında ödemesi taraflar arasındaki dengeyi alacaklı aleyhine bozar.
Devletin Pozitif Yükümlülüğü Özel Hukuk İlişkilerine de Uzanır
AYM, özel hukuk kişileri arasındaki uyuşmazlıklarda da devletin mülkiyet hakkını koruyan etkili hukuki altyapı kurması gerektiğini kabul etmiştir.
AYM Munzam Zarar Davasını Etkili Bir Yol Olarak Görmemiştir
Mahkeme, TBK m.122'nin lafzen bir giderim yolu sunduğunu; ancak HGK ve çoğu dairenin somut zarar yaklaşımı nedeniyle enflasyondan doğan değer kaybını karşılamada teorik ve pratik başarı şansı oluşturmadığını değerlendirmiştir.
6. Hukuk Dairesi İstisna Olarak Gösterilmiştir
Caner Şafak kararının 64. paragrafında, 6. Hukuk Dairesi dışındaki hukuk dairelerinin HGK çizgisine uygun karar verdiği belirtilmiştir. Böylece AYM, içtihat ayrılığını açıkça kayda geçirmiştir.
Yapısal Sorun Tespiti
AYM, etkili hukuk yolu eksikliğinin tekil bir mahkeme hatasından değil, yasal ve içtihadi yapıdan kaynaklandığı sonucuna varmıştır.
Pilot Karar ve TBMM'ye Bildirim
AYM, ihlalin çözümü için açık kanuni düzenleme gerektiğini belirterek kararın TBMM'ye bildirilmesine ve aynı konuda yapılan başvuruların altı ay süreyle ertelenmesine karar vermiştir.
Karar Doğrudan Belirli Bir Hesap Formülü Koymamıştır
AYM, her alacakta hangi endeksin veya hangi sepetin kullanılacağını belirlememiştir. Yasama organına ve yargıya, reel değer kaybını etkili biçimde giderecek mekanizmayı kurma yükümlülüğünü göstermiştir.
6. Hukuk Dairesinin Kararı Pilot Karardan Sonraki İlk Güçlü Uygulamalardandır
01.07.2026 tarihli 6. Hukuk Dairesi kararı, Caner Şafak pilot kararından yaklaşık bir yıl sonra ekonomik sepet yöntemini somut bir eser sözleşmesi uyuşmazlığında ayrıntılı biçimde uygulamaktadır.
AİHM Kararları Nasıl Okunmalıdır?
Ahmet Nihat Özsan AŞ/Türkiye İçtihat Tutarsızlığını Tespit Etmiştir
AİHM, aynı hukuki sorun hakkında iki kalıcı yaklaşım bulunduğunu belirlemiştir:
- Enflasyonun temerrüt faizini aşmasının zarar karinesi sayıldığı yaklaşım,
- Faizi aşan somut maddi zararın ayrıca ispatlandığı yaklaşım.
Sorun Tek Başına Farklı Karar Bulunması Değildi
AİHM açısından ihlal, derin ve sürekli içtihat farklılığının ulusal sistemde etkili biçimde giderilememesinden doğmuştur.
Mülkiyet Şikâyeti Hakkında Ayrı Hüküm Kurulmamıştır
Mahkeme, adil yargılanma hakkı yönünden vardığı sonuç nedeniyle mülkiyet şikâyetini ayrıca incelemeyi gerekli görmemiştir. Bu nedenle karar, enflasyon farkının her durumda tazmin edileceği şeklinde okunmamalıdır.
Denizci/Türkiye İç Hukuk Yolunun Tüketilmesini Aramıştır
AİHM, başvurucunun TBK m.122'ye dayalı munzam zarar davasını açmadığını ve bu yolun o tarihte makul başarı şansı sunduğunu değerlendirerek başvuruyu kabul edilemez bulmuştur.
Caner Şafak Kararı Sonraki Etkinlik Tartışmasını Değiştirmiştir
AYM'nin 2025 tarihli pilot kararı, munzam zarar yolunun enflasyon kaybını gidermede etkili olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu yeni anayasal tespit, iç hukuk yolunun etkinliği bakımından sonraki değerlendirmelerde dikkate alınmalıdır.
31 Temmuz 2026 Tarihli Faiz Reformu İçtihat Tartışmasını Sona Erdirmemiştir
7589 Sayılı Kanun Kanuni Faizi Dinamik Formüle Bağlamıştır
3095 sayılı Kanun'un 1. maddesi 31.07.2026 tarihinde değiştirilmiş; kanuni faiz, TCMB kısa vadeli reeskont oranının yüzde 80'ine bağlanmıştır. 30 Haziran oranı önceki 31 Aralık oranından en az beş puan farklıysa yılın ikinci yarısında yeni oran uygulanacaktır.
30 Ekim 2026 İtibarıyla Kanuni Faiz Yüzde 31'dir
20.12.2025 tarihli reeskont oranı yüzde 38,75 olduğundan yeni formülün karşılığı yüzde 31'dir. Ticari işlerde şartları varsa avans oranı yüzde 39,75 olarak ayrıca dikkate alınabilir.
Reform Ana Yargıtay Kararından Sonradır
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E.2025/2406, K.2026/2915 sayılı kararı 01.07.2026 tarihinde verilmiştir. 7589 sayılı Kanun ise 31.07.2026 tarihinde yayımlanmıştır. Bu nedenle karar, eski sabit kanuni faiz rejiminin yürürlükte olduğu dönemde kurulmuştur.
Kararın Tarihsel Dönemi 2011-2020'dir
Somut zarar dönemi yeni faiz sisteminden çok önceye aittir. Yeni düzenleme, geçmiş dönemde oluştuğu ileri sürülen munzam zararı geriye dönük olarak ortadan kaldırmaz.
Yeni Dinamik Oran Gelecekteki Zarar Farkını Azaltabilir
Faiz oranının ekonomik koşullara daha hızlı uyarlanması, alacağın reel değer kaybını azaltabilir. Ancak temerrüt faizi yine somut finansman maliyeti veya ekonomik sepetin altında kalabilir.
AYM E.2024/24, K.2025/164 ile Bağlantı
AYM, 3095 sayılı Kanun'un eski 1. maddesini sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden iptal etmiş; sabit oranın alacağı enflasyon karşısında koruyamadığını belirtmiştir. 7589 sayılı Kanun, iptal hükmünün yürürlüğe girmesinden önce yeni formülü kabul etmiştir.
Pilot Kararın Yapısal Sorunu Tamamen Çözülmüş Sayılamaz
Yeni faiz formülü önemli bir yasama yanıtıdır; ancak:
- geçmiş dönem zararları,
- sözleşmesel ve ticari finansman maliyetleri,
- faiz oranının enflasyondan yine düşük kalabileceği dönemler,
- katı somut ispat ile ekonomik sepet arasındaki içtihat ayrılığı
devam etmektedir. Yeni kararlarla sistemin etkili olup olmadığı ayrıca görülecektir.
2026 Sonrası Dava Stratejisi Nasıl Kurulmalıdır?
Alacaklı Sadece Enflasyon Tablosuna Dayanmamalıdır
6. Hukuk Dairesinin sepet yaklaşımı önemli bir ispat kolaylığı sağlasa da diğer dairelerin katı yaklaşımı devam etmektedir. Bu nedenle mümkün olan bütün somut zarar belgeleri dosyaya kazandırılmalıdır.
Somut Yöntem İçin Delil Dosyası
- Kredi ve finansman belgeleri,
- üçüncü kişi borçları,
- kur farkı kayıtları,
- vergi ve prim gecikmeleri,
- ticari defterler,
- nakit akışı,
- kaçırılan sözleşme ve ihaleler.
Soyut Yöntem İçin Ekonomik Veri Dosyası
- TÜİK endeksleri,
- TCMB mevduat ve kur verileri,
- devlet borçlanma getirileri,
- altın serileri,
- asgari ücret ve ücret endeksleri,
- ilgili dönemin kanuni ve ticari faiz oranları.
Dilekçede İki İçtihat Açıkça Tartışılmalıdır
Alacaklı, yalnız lehine kararları sıralamak yerine karşıt HGK ve 3. Hukuk Dairesi yaklaşımını açıklamalı; somut dosyada neden 6. Hukuk Dairesinin ve AYM'nin hak temelli yaklaşımının uygulanması gerektiğini gerekçelendirmelidir.
Dairenin Görev Alanı ve Uyuşmazlık Türü Önemlidir
Eser sözleşmesi dosyalarının 6. Hukuk Dairesine gelmesi, bu içtihat çizgisinin o alanda daha görünür olmasına yol açmıştır. Başka hukuki ilişki ve görev dairesinde farklı yaklaşım riski sürmektedir.
AYM Pilot Kararı Bağlayıcı Anayasal Çerçevedir
Derece mahkemeleri, AYM'nin ihlal ve pilot kararındaki mülkiyet hakkı ile etkili başvuru değerlendirmesini görmezden gelemez. Bununla birlikte AYM belirli bir tazminat formülü emretmediğinden, somut hesap ve TBK m.122 şartları yine tartışılmalıdır.
Temerrüt Tarihi ve Faiz Talebi İlk Davadan İtibaren Doğru Kurulmalıdır
01.07.2026 tarihli karar, önceki davadaki faiz tercihinin sonraki munzam zarar hesabına doğrudan etki edebileceğini göstermektedir.
Ticari Faiz İmkânı Araştırılmalıdır
Tarafların tacir olması, işlemin ticari iş niteliği, sözleşmede faiz hükmü ve 3095 sayılı Kanun m.2 birlikte incelenmelidir.
Talep Sonucu İlerideki Mahsup Riskini Belirler
Daha yüksek faiz isteyebilecekken düşük yasal faiz talep edilmesi, sepet hesabından düşülecek alacaklı kaynaklı eksik tahsilat oluşturabilir.
Bilirkişi İncelemesi Hukuki Soruları Gizlememelidir
Mahkeme önce hangi içtihat yaklaşımını uygulayacağını, temerrüt tarihini, faiz türünü ve mahsupları belirlemelidir. Bilirkişiye yalnız "munzam zararı hesapla" şeklinde soyut görev verilmesi yetersizdir.
Bilirkişiye Yöneltilecek Temel Sorular
- Her alacak kaleminin temerrüt ve ödeme tarihi nedir?
- Kısmi ödemelerden sonra kalan anapara ne kadardır?
- Tahsil edilen temerrüt faizi ne kadardır?
- Dönemsel ekonomik sepet hangi resmî verilere dayanmaktadır?
- Basit ve bileşik hesap farkı nedir?
- Alacaklının daha yüksek faiz isteme imkânı var mıydı?
- Somut zarar kalemleri sepet hesabıyla çakışıyor mu?
- Net munzam zarar hangi mahsuplardan sonra kalmaktadır?
Seçenekli Rapor Alınabilir
İçtihat ayrılığı nedeniyle bilirkişiden:
- yalnız somut zarar yöntemi,
- yalnız ekonomik sepet yöntemi,
- farklı sepet ağırlıkları,
- yasal ve ticari faiz alternatifleri
üzerinden seçenekli hesap istenebilir. Hukuki tercihi mahkeme yapmalıdır.
Borçlu Savunması Sadece "Somut Delil Yok" Cümlesine Dayanmamalıdır
6. Hukuk Dairesi çizgisinde bu savunma tek başına yeterli olmayabilir. Borçlu:
- yüksek enflasyon karinesinin somut olayda neden uygulanmayacağını,
- kusursuzluğunu,
- illiyet bağının kesildiğini,
- alacaklının zarar artırıcı davranışını,
- yanlış faiz ve takip tercihlerini,
- sepet metodundaki teknik hataları,
- mükerrer tazmin riskini
ayrıntılı biçimde ortaya koymalıdır.
Kararların Karşılaştırmalı Haritası
- Yargıtay HGK E.2021/938, K.2022/401: Kişiye özgü somut zarar yaklaşımını benimser; genel enflasyon ve kur artışını tek başına yeterli görmez.
- Yargıtay 3. HD E.2023/1897, K.2024/1099: Katı somutlaştırma standardını uygular; bu ret yaklaşımı daha sonra AYM'nin Caner Şafak pilot kararına konu olmuştur.
- Yargıtay 6. HD E.2023/3584, K.2025/692: Çoğunluk ret kararı verirken muhalefet ekonomik sepet yöntemini savunmuştur; karar, Daire içindeki geçişi ve görüş ayrılığını gösterir.
- Yargıtay 6. HD E.2024/360, K.2025/978: Ekonomik sepet yöntemini benimsemiş; somut zarar bulunmadığı gerekçesiyle verilen BAM ret kararını bozmuştur.
- Yargıtay 6. HD E.2025/544, K.2025/3055: Yüksek enflasyon döneminde karine ve sepet yaklaşımını kabul etmiş; katı somut delil zorunluluğundan uzaklaşıldığını açıkça belirtmiştir.
- AYM Caner Şafak, B. No:2024/41763: Mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkı yönünden yapısal sorun tespit etmiş ve pilot karar vermiştir.
- Yargıtay 6. HD E.2025/1988, K.2026/1547: Somut ve soyut yöntemleri ayırmış; aynı zarar için mükerrer biçimde iki yöntemin uygulanamayacağını belirtmiştir.
- Yargıtay 6. HD E.2025/2406, K.2026/2915: Ekonomik sepeti mahsup disipliniyle birleştirmiş; tahsil edilen faizin ve alacaklının yanlış faiz seçiminden doğan farkın hesaptan düşülmesini istemiştir.
Bu Karardan Çıkarılabilecek ve Çıkarılamayacak Sonuçlar
Çıkarılabilecek Sonuçlar
6. Hukuk Dairesi Yüksek Enflasyonda Sepet Yöntemini Benimsemiştir
Birden fazla karar, ekonomik göstergeler üzerinden zarar karinesi ve bilirkişi hesabını kabul etmektedir.
Katı Somut İspat AYM Kararları Işığında Sorunludur
Özellikle alacağın uzun süre enflasyonun altında faizle tutulduğu olaylarda, kişiye özgü ek belge yokluğu nedeniyle bütün giderim yollarının kapatılması mülkiyet ve etkili başvuru sorununa yol açabilir.
Mahsup ve Alacaklı Davranışı Hesabın Ayrılmaz Parçasıdır
Sepet yaklaşımı sınırsız tazminat değildir. Fiilen tahsil edilen faiz ve alacaklının kendi tercihiyle doğan kayıplar düşülür.
Çıkarılamayacak Sonuçlar
Her Enflasyon Farkı Otomatik Olarak Munzam Zarar Değildir
Para borcu, temerrüt, zarar, illiyet ve kusur şartları varlığını sürdürür. Normal veya düşük enflasyon döneminde somut ispat gerekliliği güçlenebilir.
Bütün Yargıtay Daireleri Aynı Görüşte Değildir
HGK ve diğer dairelerin somut zarar yaklaşımı yürürlüktedir. İçtihat birliği sağlandığı söylenemez.
Tek Bir Yatırım Aracının En Yüksek Getirisi Talep Edilemez
Sepet yaklaşımı makul değer korumasını amaçlar; alacaklının geçmişe bakarak en yüksek getirili aracı seçmesine izin veren bir kazanç maksimizasyonu yöntemi değildir.
AYM Doğrudan Belirli Tutarda Tazminat Formülü Koymamıştır
Pilot karar, etkili hukuk yolu kurulmasını istemiştir; hesap yöntemi ve TBK m.122 şartları derece mahkemelerince ve yasama organınca somutlaştırılmalıdır.
İlgili yazılar: Gerçekleşmeyen Fon İade Talimatlarında Temerrüt Faizi ve Aşkın Zarar Talepleri.
Sonuç
Yüksek enflasyonda munzam zararın ispatı Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bakımından belirgin biçimde değişmiştir. Daire, 2024-2026 döneminde kişiye özgü somut zarar belgesini tek geçerli ispat yolu olarak görmekten uzaklaşmış; ekonomik sepet ve fiilî karine yöntemini sürekli biçimde uygulamaya başlamıştır. 01.07.2026 tarihli E.2025/2406, K.2026/2915 sayılı karar bu çizgiyi en ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır.
Ancak değişiklik Yargıtay'ın bütünü bakımından tamamlanmış değildir. Hukuk Genel Kurulu ile 3., 9. ve diğer bazı hukuk daireleri somut zarar yaklaşımını sürdürmektedir. AYM'nin Caner Şafak pilot kararı, bu ayrılığın yalnız teknik ispat meselesi olmadığını; özel hukuk alacaklarının enflasyon karşısında gerçek değerini koruyan etkili hukuk yolu bulunmaması nedeniyle yapısal hak sorunu doğurduğunu tespit etmiştir.
31.07.2026 tarihli faiz reformu önemli bir gelişmedir; fakat geçmiş zararları, farklı finansman maliyetlerini ve içtihat ayrılığını kendiliğinden çözmez. Bugün munzam zarar davası hazırlanırken en güvenli strateji; somut zarar belgelerini eksiksiz sunmak, ekonomik sepet hesabını alternatif ve denetlenebilir biçimde kurmak, doğru faiz türünü ilk davadan itibaren talep etmek ve karşıt içtihatları açıkça tartışmaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Yargıtay munzam zarar konusunda içtihat değiştirdi mi?
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bakımından belirgin bir değişim vardır. Ancak Hukuk Genel Kurulu ve diğer bazı daireler somut zarar yaklaşımını sürdürdüğünden Yargıtay genelinde tam içtihat birliği oluşmamıştır.
01.07.2026 tarihli karar neyi değiştirdi?
Karar ekonomik sepet yöntemini uygulamış; tahsil edilen temerrüt faizinin ve alacaklının daha yüksek faiz isteyebilecekken yasal faiz istemesi nedeniyle doğan farkın zarardan düşülmesini istemiştir.
Yüksek enflasyon tek başına ispat için yeterli midir?
6. Hukuk Dairesi, yüksek ve sürekli enflasyonda ekonomik göstergeleri zarar karinesi olarak değerlendirebilir. HGK ve diğer daireler ise kişiye özgü somut zarar aramaktadır. Bu nedenle tek başına enflasyon tablosuna güvenmek risklidir.
Ekonomik sepette hangi veriler kullanılır?
TEFE-TÜFE, üç aylık vadeli mevduat, devlet tahvili, ABD Doları, Euro, altın ve asgari ücret artışları Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin saydığı başlıca göstergelerdir.
Alacaklı hem kredi faizini hem sepet zararını isteyebilir mi?
Aynı ekonomik kayıp iki kez tazmin edilemez. Somut kredi zararı ile sepet hesabının kapsadığı dönem ve kayıp ayrılmalı; çakışan tutarlar mahsup edilmelidir.
Önceki davada yasal faiz istenmişse munzam zarar tamamen reddedilir mi?
Hayır. Ancak daha yüksek faiz talep etme imkânı varken yasal faiz seçilmişse, bu tercihten doğan eksik faiz tutarı hesaplanan munzam zarardan düşülebilir.
Caner Şafak kararı özel kişiler arasındaki borçlara uygulanır mı?
Evet. Karar doğrudan özel hukuk kişileri arasındaki bir banka alacağından doğmuştur ve mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkı yönünden pilot ihlal kararıdır.
AYM munzam zarar davalarının kabul edilmesini mi emretti?
Hayır. AYM, mevcut faiz ve içtihat sisteminin değer kaybını giderecek etkili yol sunmadığını tespit etti ve yasal düzenleme gerektiğini belirtti. Her davada otomatik kabul veya belirli hesap formülü öngörmedi.
7589 sayılı Kanun içtihat ayrılığını çözdü mü?
Henüz böyle bir sonuç çıkarılamaz. Dinamik faiz oranı değer kaybını azaltabilir; fakat geçmiş dönemler, somut finansman zararları ve ispat standardı tartışması devam etmektedir.
Bu karar hangi davalar için özellikle önemlidir?
Uzun yıllar süren eser ve ticari alacak davaları, kamu kurumu veya özel borçluya karşı kesinleşmiş para alacakları, düşük faizle tahsil edilen tüketici alacakları ve yüksek enflasyon dönemine yayılan icra takipleri bakımından önemlidir.
Bilirkişi raporunda en sık yapılan hata nedir?
Dönem ve kısmi ödemeleri ayırmamak, resmî veri kaynağını göstermemek, tahsil edilen faizi düşmemek, tek yatırım aracının en yüksek getirisini esas almak ve hukuki değerlendirme yapmaktır.
Karar borçlu aleyhine sınırsız sorumluluk mu getiriyor?
Hayır. Borçlu kusursuzluğunu, illiyet kopukluğunu, alacaklının zarar artırıcı davranışını, hesap hatalarını ve mükerrer tazmini ileri sürebilir.
Davada hangi içtihat mutlaka tartışılmalıdır?
Lehe 6. Hukuk Dairesi kararları yanında HGK E.2021/938, K.2022/401 ve 3. Hukuk Dairesi E.2023/1897, K.2024/1099 sayılı karşıt kararlar; ayrıca AYM Caner Şafak pilot kararı birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynakça
İncelenen Temel Kararlar
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2025/2406, K.2026/2915, T.01.07.2026
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2025/1988, K.2026/1547, T.16.04.2026
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2025/4148, K.2026/1670, T.22.04.2026
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2025/544, K.2025/3055, T.23.09.2025
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2024/3553, K.2025/3873, T.13.11.2025
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2024/360, K.2025/978, T.11.03.2025
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2023/3584, K.2025/692, T.24.02.2025
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2023/1766, K.2024/4097, T.14.11.2024
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2021/938, K.2022/401, T.29.03.2022
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2023/1897, K.2024/1099, T.12.03.2024
- Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E.2018/3765, K.2018/4907, T.06.12.2018
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.1998/13-353, K.1999/929, T.10.11.1999.
Anayasa Mahkemesi ve AİHM
- Caner Şafak [GK], B. No:2024/41763, T.08.07.2025
- ANO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. [GK], B. No:2014/2267, T.21.12.2017.
- AYM, B. No:2017/24810, T.27.11.2019.
- AYM, E.2024/24, K.2025/164, T.22.07.2025
- AİHM, Ahmet Nihat Özsan Anonim Şirketi/Türkiye, B. No:62318/09, T.09.02.2021.
- AİHM, Denizci/Türkiye, B. No:57031/12, T.17.03.2022.
Mevzuat ve Resmî Veriler
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.117-122
- 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun
- 7589 sayılı Kanun, m.10
- TCMB Reeskont ve Avans Faiz Oranları
Kaynak ve hukuk kontrol tarihi: 30 Ekim 2026. İçtihat ayrılığı sürdüğünden, somut dosyada görevli daire ve sonraki tarihli kararlar yeniden kontrol edilmelidir.