Hangi velayet uyuşmazlıkları yabancı unsur taşır?
Ebeveynlerden birinin yabancı vatandaş olması en görünür örnektir. Bununla birlikte anne, baba ve çocuk Türk vatandaşı olduğu halde çocuğun yıllardır başka ülkede yaşaması da uluslararası yetki ve uygulanacak hukuk sorunu doğurabilir. İki yabancı ebeveynin çocuğunun Türkiye’de okula gitmesi, başka ülkede verilmiş velayet kararı bulunması veya çocuğun sınır aşan biçimde götürülmesi de aynı araştırmayı gerektirir.
Dosyanın başlangıcında vatandaşlıklar, çocuğun doğum ve yerleşim geçmişi, fiilî bakım düzeni, önceki kararlar ve devam eden yabancı davalar belirlenmelidir. İkamet izni, nüfus kaydı ve pasaport önemlidir; ancak bunlardan yalnız biri bütün hukuki soruları cevaplamaz. Çocuğun velayeti hakkında karar verilmesi de yabancının oturma izni veya vatandaşlık durumunu kendiliğinden çözmez.
Önce 1996 Lahey Sözleşmesi mi, MÖHUK mu incelenir?
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.1/2, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmeleri saklı tutar. Bu nedenle önce uyuşmazlığın ilgili sözleşmenin kişi, konu, yer ve zaman bakımından kapsamına girip girmediği belirlenir. 1996 Lahey Sözleşmesi Türkiye bakımından 1 Şubat 2017’de yürürlüğe girmiştir. Çocukların korunması ve ebeveyn sorumluluğuna ilişkin geniş bir sistem kurar. [1] [2] [3]
Sözleşmenin velayet, kişisel ilişki ve çocuğa yönelik koruma tedbirlerini kapsaması; boşanma, soybağının kurulması, nafaka veya göçmenlik hakkında bütün sorunları da düzenlediği anlamına gelmez. Bu konuların her birinin ayrı kapsam ve bağlama kuralları vardır. Aynı aile hakkında tek dosyada birden fazla hukuki düzenlemenin uygulanması bu nedenle mümkündür.
Taraflık tablosunda neye bakılır?
Bir ülkenin sözleşmeyi imzalamış olması yürürlüğe girmesiyle aynı değildir. Başvuru tarihinde yürürlük bilgisi, ülkesel kapsam, çekince ve beyanlar; katılım yoluyla taraf olan devletlerde gerekli karşılıklı uygulama koşulları kontrol edilmelidir. Çocuğun mutat meskeninin taraf olmayan bir ülkede olması da Sözleşme’nin bütün hükümlerini kendiliğinden devre dışı bırakmaz. Acil tedbirler veya uygulanacak hukuka ilişkin bazı hükümler ayrıca değerlendirilebilir. [2]
Öğretide Ulusu Karataş da Sözleşme’nin coğrafi uygulamasının tek bir “iki ülke de taraf mı?” sorusuna indirgenemeyeceğini; yetki, uygulanacak hukuk ve tanıma hükümlerinin ayrı kapsamlarının bulunduğunu açıklamaktadır. Bu ayrım, özellikle taraf olmayan ülkelerde yaşayan çocuklar için önemlidir. [4]
Çocuğun mutat meskeni nasıl belirlenir?
Mutat mesken, çocuğun yaşamının fiilen merkezileştiği yeri ifade eder. Okul ve kreş devamı, bakım veren kişiler, sağlık hizmetleri, sosyal çevre, kalışın düzenliliği ve aile hayatının organizasyonu birlikte değerlendirilir. Küçük çocukta bakım veren kişiyle kurulan gündelik bağın ağırlığı farklı olabilir; okul çağında eğitim düzeni ve sosyal ilişkiler ayrıca önem kazanır.
Adres kaydının Türkiye’ye alınması veya çocuğun Türk pasaportuna sahip olması tek başına Türkiye’yi yaşam merkezi yapmaz. Aynı şekilde yabancı ülkede bir ev kiralanmış olması, çocuk henüz orada düzenli yaşam kurmamışsa sonucu tek başına belirlemez. Tatil, geçici ziyaret, sağlık amacıyla kalış ve kalıcı yerleşim farklıdır. Her olay için geçerli sabit bir altı aylık veya bir yıllık süre varsayımı kullanılmamalıdır.
Yaşam merkezi hangi belgelerle ortaya konulabilir?
Okul devam çizelgesi, kreş sözleşmesi, sağlık ve aşı kayıtları, konut düzeni, seyahat tarihleri, ebeveynlerin çalışma saatleri ve çocuğun bakım geçmişi birlikte sunulabilir. Belgelerin yalnız sayısı değil hangi dönemi ve hangi olguyu gösterdiği önemlidir. Yalnız dava açılmadan hemen önce oluşturulmuş bir kayıt ile uzun yıllara yayılan yaşam düzeni aynı ağırlıkta olmayabilir.
Karşı tarafın “buraya yalnız tatil için gelindi” savunması varsa dönüş bileti, okuldan izin, seyahatin yazılı amacı ve daha önceki planlar incelenir. Diğer taraf kalıcı yerleşme üzerinde anlaşıldığını ileri sürüyorsa konut, okul ve iş düzenine ilişkin somut adımları göstermelidir. Çocuğun götürülmesinin hukuka uygunluğu da ayrı bir inceleme konusudur; fiilen bulunulan yer ile hukuken yetkili yer her zaman örtüşmez.
Velayet davasını hangi ülkenin mahkemesi görür?
1996 Lahey Sözleşmesi m.5’in temel kuralı, çocuğun mutat meskeninin bulunduğu taraf devlet makamlarının yetkisidir. Bunun yanında hukuka aykırı götürme veya alıkoyma, yetkinin başka makam tarafından üstlenilmesi, boşanma mahkemesinin özel koşullarla yetkisi ve acil tedbirler için ayrı hükümler vardır. Bu istisnalar araştırılmadan “çocuk şu an Türkiye’de, öyleyse yalnız Türk mahkemesi yetkilidir” sonucuna gidilemez. [2]
| Aile ve yaşam düzeni | İlk inceleme | Tek başına yeterli olmayan olgu |
|---|---|---|
| Türk ve yabancı ebeveyn; çocuk Türkiye’de yerleşik | Mutat mesken, Sözleşme kapsamı, önceki kararlar | Yabancı ebeveynin vatandaşlığı |
| İki yabancı ebeveyn; çocuk Türkiye’de yerleşik | Türk makamlarının Sözleşme kapsamındaki yetkisi | Her iki ebeveynin yabancı olması |
| Türk ebeveynler; çocuk başka taraf devlette yerleşik | O devletin temel yetkisi ve istisnalar | Türkiye’de nüfus kaydı |
| Çocuk Türkiye’ye kısa ziyaret için gelmiş | Ziyaretin niteliği; varsa acil koruma ihtiyacı | Türkiye’de fiziksel bulunma |
| Çocuk izinsiz götürülmüş veya geri dönmemiş | m.7 ve varsa 1980 Lahey iade yolu | Yeni adreste kayıt yaptırılması |
Türkiye’de boşanma davası açılması velayet için de yetki sağlar mı?
Her zaman sağlamaz. Çocuğun başka bir taraf devlette mutat meskeni varsa, 1996 Sözleşmesi m.10’daki özel koşullar incelenir. Davanın başında ebeveynlerden birinin boşanma davasının açıldığı ülkede mutat meskeninin bulunması, ebeveynlerden birinin ebeveyn sorumluluğuna sahip olması, ilgili sorumluluk sahiplerinin yetkiyi kabulü ve bunun çocuğun yararına olması gibi koşullar birlikte önem taşır. Bu yetki boşanma yargılamasının sona ermesiyle bağlantılı sınırlar içerir.
Dolayısıyla protokole “bütün uyuşmazlıklar Türk mahkemelerinde görülür” yazmak sınırsız bir uluslararası yetki yaratmaz. Çocuğun korunmasına ilişkin yetki, sıradan bir ticari sözleşmedeki mahkeme seçimi gibi serbestçe düzenlenemez. Yetkinin kabulü veya başka devlete aktarılması ancak ilgili hukuki çerçevenin koşulları içinde sonuç doğurur.
MÖHUK m.40 ve m.41 ne zaman önem kazanır?
Sözleşmelerin uygulanabilir hükümleri dışında kalan yetki değerlendirmesinde MÖHUK m.40 iç hukukun yer itibarıyla yetki kurallarına gönderme yapar. Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin m.41 ise yabancı mahkemede dava açılmamış veya açılamamış olması gibi kendi koşulları ve kademeli yer bağlantılarıyla uygulanır. Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleri her uluslararası aile davasında ilk ve serbest seçenek değildir.
İki yabancı ebeveyn bakımından m.41, sırf uyuşmazlık aile hukukuna ilişkin olduğu için kullanılamaz. Öte yandan “yabancıların velayet davası Türkiye’de açılamaz” demek de yanlıştır. Milletlerarası yetki, Türkiye içinde görevli mahkeme ve yer bakımından yetki ayrı ayrı belirlenmelidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ilgili asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. [1] [5]
Yetkili mahkeme hangi ülkenin hukukunu uygular?
1996 Sözleşmesi’nin yetki hükümleri uyarınca koruma tedbiri alan makam, m.15 gereğince kural olarak kendi hukukunu uygular. Çocuğun korunması gerektiriyorsa önemli bağlantısı bulunan başka bir devlet hukuku istisnai olarak uygulanabilir veya dikkate alınabilir. Bu nedenle Türk mahkemesinin Sözleşme’ye dayalı yetkisiyle aldığı velayet tedbiri, ebeveynlerin yabancı olması nedeniyle mutlaka yabancı hukuka tabi değildir.
Ancak ebeveyn sorumluluğunun bir mahkeme kararı olmadan kanun gereği doğması ve bu sorumluluğun kullanılması farklı hükümlere tabidir. Sözleşme’nin m.16–17 hükümleri çocuğun mutat meskenini esas alan ayrı düzenlemeler içerir. Koruma tedbiri, sorumluluğun doğumu ve günlük kullanımı tek bir bağlama kuralıyla açıklanmamalıdır. [2]
MÖHUK’un boşanma ve soybağı hükümleri tamamen işlevsiz mi kalır?
Hayır. Sözleşme kapsamı dışında kalan konular ve durumlarda MÖHUK hükümleri incelenmeye devam eder. MÖHUK m.14/3, boşanma içindeki velayeti boşanmaya uygulanacak hukuka bağlar; m.17 soybağının hükümleri için farklı bir düzen kurar. Hangi hükmün uygulanacağı, talebin niteliği ve öncelikle uygulanabilir sözleşme hükümleri belirlendikten sonra değerlendirilir.
Yabancı hukuk uygulanacaksa hâkim içeriğini resen araştırır; taraflardan yardım isteyebilir. MÖHUK m.2 uyarınca gerekli araştırmaya rağmen yabancı hukukun tespit edilememesi halinde Türk hukuku uygulanır. Yalnız bir tarafın tercüme sunmamış olması, araştırma yapılmadan bu sonuca gidilmesini haklı kılmaz. Güncel kanun metni, geçiş hükümleri ve ilgili yabancı uygulama güvenilir kaynaklarla ortaya konulmalıdır. [1]
Yabancı anne veya babaya velayet verilebilir mi?
Vatandaşlık tek başına ebeveynlik yeterliliğinin ölçüsü değildir. Çocuğun bakım sürekliliği, güvenliği, gelişimi ve diğer ebeveynle ilişkisi somut olarak değerlendirilir. Yabancı ebeveynin ikamet durumu, çalışma düzeni, dil desteği ve yaşayacağı yerin koşulları bakım planıyla bağlantılı olduğu ölçüde önem taşır; bunlar soyut bir milliyet üstünlüğüne dönüştürülemez.
“Çocuk Türk olduğu için Türkiye’de kalmalıdır” veya “yabancı ülkedeki gelir daha yüksek olduğu için velayet orada yaşayan ebeveyne verilmelidir” biçimindeki tek nedenli çıkarımlar yetersizdir. Çocuğun iki dilde eğitim görmesi, akrabalarıyla ilişkisi, sağlık hizmetlerine erişimi ve kültürel bağları, kendi yaşamı içindeki gerçek etkileriyle değerlendirilmelidir.
Yargıtay’ın 2024 tarihli kararında sınır aşan bakım düzeni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.03.2024 tarihli, E.2024/617, K.2024/2202 sayılı kararı, ebeveynlerin farklı ülkelerde yaşadığı bir boşanma dosyasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemesi; çocukların anne yanında alıştıkları düzeni, ortak velayetin somut olayda doğuracağı güçlükleri ve ülkeler arasındaki tatil farklılıklarını değerlendirmiş; kişisel ilişki takvimini yeniden düzenlemiştir. Yargıtay bu kararı onamıştır. [6]
Karar, yabancı ülkede yaşayan bütün ebeveynler için ortak velayeti yasaklayan veya her dosyada aynı görüşme takvimini zorunlu kılan bir hüküm değildir. Ayrıca 1996 Sözleşmesi’ne ilişkin genel bir yetki kararı olarak okunmamalıdır. Uygulama bakımından gösterdiği nokta, sınır aşan ailelerde bakım ve temas düzeninin okul takvimi, sağlık ve mesafe dikkate alınarak somutlaştırılması gerektiğidir.
Çocuk Türkiye’deyse acil koruma tedbiri alınabilir mi?
1996 Sözleşmesi m.11, çocuğun veya ilgili malvarlığının bulunduğu taraf devlet makamlarına acil durumda gerekli koruma tedbirlerini alma yetkisi verir. Bu, velayetin esası hakkında sınırsız ve kalıcı yetki anlamına gelmez. Aciliyetin nedeni, tehlikenin niteliği ve istenen tedbirin koruyacağı menfaat açıklanmalıdır. Çocuğun Türkiye’de bulunması, asıl yetki başka ülkedeyken bütün velayet uyuşmazlığının burada çözüleceği sonucunu doğurmaz.
Hukuka aykırı götürme veya alıkoyma varsa m.7’deki yetkinin devamı hükümleri ayrıca önem taşır. 1980 Lahey Sözleşmesi kapsamındaki iade başvurusu da çocuğun velayetinin hangi ebeveyne verilmesi gerektiğini doğrudan belirleyen bir dava değildir. İade süreci ile esas velayet davasının amacı ayrıdır. Koruma talebi, iade yargılamasını kendiliğinden hükümsüz hale getiren bir araç olarak görülmemelidir.
Yurt dışı tebligat, tercüme ve yabancı belgeler nasıl planlanır?
Karşı tarafın yurt dışındaki doğru adresi, kullanılan dil ve uygulanacak tebligat usulü başlangıçta araştırılmalıdır. Usulüne uygun tebligat yalnız dosyanın ilerlemesi için değil, kararın başka ülkede tanınabilmesi bakımından da önemlidir. Bir e-posta veya mesajla davadan söz edilmiş olması, her durumda resmî tebligatın yerine geçtiği kabul edilerek kullanılmamalıdır.
Yabancı okul ve sağlık kayıtlarında belgenin düzenleyeni, tarihi, kapsadığı dönem ve tercümenin doğruluğu kontrol edilir. Onay veya tasdik gerekliliği, belgenin kullanılacağı işleme ve geçerli sözleşmeye göre belirlenir. Özellikle 1996 Sözleşmesi kapsamında gönderilen belgelerde m.43’teki tasdikten muafiyet dikkate alınmalıdır; her belge için otomatik apostil listesi hazırlanması doğru değildir.
Başka ülkede verilmiş geçici veya kesin kararlar ve devam eden davalar gizlenmemelidir. Sözleşme m.13 kapsamındaki eş zamanlı yargılama ve m.14 kapsamındaki mevcut tedbirin devamı meseleleri araştırılır. Önceki kararın tarihi, yetki gerekçesi, uygulanabilirliği ve daha sonra değiştirilip değiştirilmediği, yeni talebin nasıl kurulacağını etkiler.
Dava açılmadan önce hangi sorular cevaplanmalı?
Önce çocuğun son yıllardaki yaşamı tarih sırasıyla çıkarılmalıdır. Hangi ülkede ne kadar yaşadığı, bakımın kim tarafından sağlandığı, taşınmanın nasıl kararlaştırıldığı ve devam eden kararların neler olduğu belirlenir. Ardından esas velayet talebi, geçici koruma, kişisel ilişki ve gerekiyorsa iade başvurusu birbirinden ayrılır.
Türkiye’de verilecek kararın başka ülkede kullanılma ihtiyacı da başlangıçta düşünülmelidir. Açık yetki gerekçesi, tarafların ve uygun yaş ile olgunluktaki çocuğun dinlenmesi, uygulanabilir bir takvim ve eksiksiz karar nüshası, sonraki aşamada önem kazanır. Yalnız dava açılabilecek bir ülke bulmak yeterli değildir; kararın çocuğun gerçek hayatında uygulanabilir olması gerekir.
Sonuç
Yabancı unsurlu velayet dosyasında vatandaşlık, yaşam merkezi, yetki ve uygulanacak hukuk ayrı ayrı belirlenmelidir. Öncelikle sözleşmelerin kapsamı incelenmeli, ardından gerekiyorsa MÖHUK hükümlerine başvurulmalıdır. Çocuğun yaşam geçmişini, mevcut kararları ve acil ihtiyaçlarını gösteren düzenli bir dosya, hem yanlış ülkede dava açılması riskini azaltır hem de kurulacak bakım düzeninin uygulanabilirliğini güçlendirir.
Sıkça Sorulan Sorular
Çocuğun Türk vatandaşı olması Türk mahkemesini yetkili yapar mı?
Tek başına yapmaz. Mutat mesken ve uygulanabilir sözleşme hükümleri incelenir. Türk vatandaşlığı, bazı yetki veya bağlantı değerlendirmelerinde önem taşısa da genel ve sınırsız bir yetki sebebi değildir.
İki yabancı ebeveyn Türkiye’de velayet davası açabilir mi?
Uygulanabilir yetki koşulları varsa mümkündür. Çocuğun Türkiye’deki yaşam merkezi ve Sözleşme hükümleri önemlidir. Türk vatandaşlarına ilişkin MÖHUK m.41 bütün yabancılara otomatik uygulanmaz.
Mutat mesken için mutlaka altı ay yaşamak gerekir mi?
Her olay için geçerli böyle bir sabit süre kuralı yoktur. Kalışın niteliği, bakım, eğitim ve sosyal çevre birlikte değerlendirilir. Geçici ziyaret ile kalıcı yaşam düzeni ayrılır.
Boşanma Türkiye’de görülüyorsa velayet de mutlaka burada mı görülür?
Hayır. Velayet bakımından uluslararası yetki ayrıca incelenir. Çocuğun başka taraf devlette yaşadığı olaylarda 1996 Sözleşmesi m.10 gibi özel koşullar gündeme gelebilir.
Çocuğu Türkiye’ye getirip adres kaydı yaptırmak yeterli mi?
Yeterli değildir. Getirmenin hukuka uygunluğu, önceki yaşam merkezi ve yetkinin devamı kuralları incelenir. Adres kaydı, hukuka aykırı götürme veya alıkoymayı kendiliğinden hukuka uygun hale getirmez.
Yabancı hukuk gerektiğinde kim araştırır?
Hâkim uygulanacak yabancı hukuku resen araştırır ve taraflardan yardım isteyebilir. Tarafların güvenilir kaynak ve tercüme sunması yararlıdır; son hukuki değerlendirme mahkemeye aittir.
Kaynakça
1 — 5718 sayılı MÖHUK; özellikle m.1–2, 14, 17, 40–41 ve 47. Resmî metin.
2 — HCCH, 19 Ekim 1996 tarihli Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunması Hakkında Tedbirler Yönünden Yetki, Uygulanacak Hukuk, Tanıma, Tenfiz ve İşbirliğine Dair Sözleşme; özellikle m.2–5, 7–17, 20 ve 43. Resmî Sözleşme metni.
3 — HCCH, 1996 Sözleşmesi taraflık ve yürürlük tablosu. Ülke, tarih, beyan ve karşılıklı uygulama durumu somut başvuruda yeniden kontrol edilmelidir.
4 — Ayşe Elif Ulusu Karataş, “Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunması Hakkında Tedbirler Yönünden Yetki, Uygulanacak Hukuk, Tanıma, Tenfiz ve İşbirliğine Dair 1996 Tarihli Lahey Sözleşmesi ve Türk Milletlerarası Özel Hukukuna Etkisi”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, 37(2), 2017, s.911–1003; özellikle s.917–918 ve 973–974. Açık erişim makale.
5 — 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun. Resmî metin.
6 — Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 28.03.2024, E.2024/617, K.2024/2202. Tam karar kaydı (erişim oturum gerektirebilir).