Bir bilimsel görüşün tartışmalı veya bir sanat eserinin rahatsız edici bulunması, tek başına yaptırım için yeterli değildir. İncelemede eserin türü, bağlamı, ifade biçimi ve hedef kitlesi gözetilmelidir. Bunun yanında bilim ve sanat özgürlüğü, başkalarının haklarını ve kanuni koruma hükümlerini bütünüyle etkisizleştiren sınırsız bir ayrıcalık değildir. Müdahalenin gerekçesi, uzmanlık ve ölçülülük temelinde kurulmalıdır.
Bu makale, Anayasa'nın 26. ve 27. maddelerini, yayın yönünden ilgili olduğunda 28. maddeyi ve İrfan Sancı (2), B. No: 2018/5652, 30/3/2022 kararını esas alır. Kararın somut konusu edebî bir eserin yayımlanmasıdır. Bilimsel araştırma ve akademik açıklamalara ilişkin değerlendirmeler, bu olayın bütün ayrıntılarının başka alanlara aynen taşınması anlamına gelmez.
Bilim ve sanat özgürlüğü neyi korur?
Anayasa'nın 27. maddesi bilim ve sanatı serbestçe öğrenme, öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda araştırma yapma hakkını düzenler. İfade özgürlüğü, yalnız açıklanan görüşün içeriğini değil, açıklanma biçimini de korur. Roman, şiir, görsel eser, araştırma ve eleştiri aynı anlatım araçlarını kullanmadığından, bağlamlarına uygun incelenmelidir.
Bir roman karakterinin sözü, her zaman yazarın gerçek hayattaki çağrısı olarak nitelendirilemez. Bir bilimsel çalışmada incelenen görüşün aktarılması da araştırmacının bu görüşü benimsediğini kendiliğinden göstermez. Aktarım, eleştiri, kurgu ve doğrudan savunma arasındaki ayrım, eserin bütününden hareketle yapılmalıdır.
Korumanın kapsamı, her ürünün mutlaka yüksek estetik değer taşımasına bağlı değildir. Kamu makamlarının kişisel beğenisi, hangi düşüncenin açıklanabileceğini belirleyen ölçüye dönüştürülemez. Bununla birlikte belirli bir kanuni istisna bakımından eserin bilimsel, sanatsal veya edebî niteliğinin belirlenmesi gerekiyorsa, bu mesele uygun uzmanlık ve gerekçeyle ele alınmalıdır.
Özgürlük ile sınırsız sorumsuzluk arasındaki fark
Bilimsel veya sanatsal etiket kullanılması, her davranışı otomatik olarak hukuka uygun kılmaz. Çocukların korunması, kişilik hakları, özel hayat ve diğer hukuki değerler somut olayda gündeme gelebilir. Araştırma etiği, kişisel veriler ve fikrî haklar bakımından da ayrı yükümlülükler bulunabilir.
Hukuki nitelendirme: Bir yayının korunması gerektiği ile bu yayına ilişkin hiçbir sınırlama getirilemeyeceği farklı önermelerdir. Sınırlama varsa kanuni dayanak, ilgili amaç ve daha hafif araçların yeterliliği incelenmelidir. Eserin rahatsız edici bulunması, bu aşamaların yerine geçmez.
İrfan Sancı (2) kararının konusu ve hükmü nedir?
Başvurucu, yayımladığı edebî eser nedeniyle müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etme suçundan yargılanmış ve hakkında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmişti. Yargılama sırasında eserin niteliği konusunda farklı bilirkişi değerlendirmeleri ortaya çıkmıştı. AYM, bu değerlendirmelerin uzmanlığını, yöntemini ve eserin bütününü ele alıp almadığını irdelemiştir.
Mahkeme, sanat eserlerinde anlamın tek ve kolay belirlenebilir olmayabileceğine dikkat çekmiştir. Eserin bazı bölümlerinin bağlamdan koparılması, kurgusal niteliğin göz ardı edilmesi ve kişisel ahlak veya beğeni ölçülerinin belirleyici hâle getirilmesi, anayasal değerlendirmeyi sakatlayabilir (§§ 57–68).
Karardan doğrudan alıntı
“Bir eserin çocuklara zararlı içeriği olması ile 5237 sayılı Kanun’un 226. maddesi anlamında müstehcenlik suçunu oluşturması iki ayrı hukuksal olgudur.”
Alıntının yeri: AYM, İrfan Sancı (2), B. No: 2018/5652, 30/3/2022, § 72.
Bu ayrım, çocukların korunması ihtiyacını önemsizleştirmez. Tam tersine, hangi koruma aracının hangi koşulda uygulanacağını açıklığa kavuşturur. Yaşa uygun erişim tedbiri ile ceza sorumluluğu aynı şartlarla kurulamaz. Birinin gerekçesi, diğerinin bütün unsurlarının gerçekleştiğini göstermez.
AYM'nin hükmü: Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiş; yeniden yargılama ve manevi tazminat öngörülmüştür. Kararın gerekçesinde bilim ve sanat özgürlüğü tartışılsa da hüküm, ayrıca 27. madde yönünden verilmiş ayrı bir ihlal sonucu olarak sunulmamalıdır.
Değerlendirmemiz: Karar, “edebî eserde her içerik serbesttir” sonucuna indirgenemez. Asıl önem, eserin niteliğinin yetkin incelemeyle belirlenmesi ve çocukları korumaya yönelik daha hafif seçenekler değerlendirilmeden ağır ceza tehdidine başvurulmamasıdır.
Bilirkişi incelemesinde hangi eksiklikler önem taşır?
Uzmanlık alanının uyuşmazlıkla ilişkisi
Bir kişinin bilirkişi olarak görevlendirilmesi, tartışılan bütün konularda uzman olduğunu göstermez. Edebî tür, dil, tarihsel bağlam veya bilimsel yöntem hakkında değerlendirme yapılacaksa, uzmanlığın bu alanla ilişkisi açıklanmalıdır. AYM, İrfan Sancı (2) kararında bu ilişkiyi ve raporların hangi bilgiyle sonuca ulaştığını sorgulamıştır.
Bilirkişi hukuki hükmü veren makamın yerine geçmez. Rapor, teknik ve özel bilgi gerektiren konuyu açıklar; hukuki nitelendirme ve karar sorumluluğu mahkemeye aittir. Mahkeme, farklı raporlar arasından neden birini benimsediğini gerekçelendirmelidir.
Yöntem ve eserin bütünü
Eserden seçilen birkaç ifade, eserin amacı ve anlatım biçimiyle ilişkisi gösterilmeden tek başına yeterli olmayabilir. Yazarın kimliği, üretildiği dönem, tür, hedef kitle ve eserin diğer bölümleri değerlendirilmelidir. AYM'nin § 58'deki yaklaşımı bu bağlamsal incelemeyi öne çıkarır.
Raporun “değersiz”, “yararsız” veya “rahatsız edici” gibi sonuç sıfatlarından oluşması, yöntemin açıklandığı anlamına gelmez. Hangi ölçütün neden kullanıldığı ve eserdeki hangi özelliklerin bu ölçütle ilişkilendirildiği gösterilmelidir. Böylece taraflar rapora etkili biçimde itiraz edebilir, mahkeme de denetlenebilir karar verebilir.
Çocukların korunması ile yetişkinlerin erişimi nasıl dengelenir?
Çocukların zararlı içerikten korunması önemli bir hukuki amaçtır. Ancak hedef kitlesi yetişkinler olan bir eserin bütün dolaşımının engellenmesi veya yayıncının ağır ceza tehdidi altında bırakılması ayrıca gerekçelendirilmelidir. Erişim düzenlemesi, sunum biçimi ve yaşa yönelik tedbirler gibi araçların yeterliliği somut olayda incelenebilir.
İrfan Sancı (2) kararında 1117 sayılı Kanun'daki koruma araçları ile TCK 226 kapsamında ceza sorumluluğu ayrılmıştır. Karar, eserin basım ve sunum özelliklerini, görsel içerik bulunup bulunmadığını ve küçüklerin içeriğe maruz kalma ihtimalini birlikte ele almıştır (§§ 70–74).
Bu olayın sonucu, gerçek çocukların istismarını içeren içerikler veya başka suçların unsurları hakkında genel bir serbestlik olarak kullanılamaz. Edebî kurguya ilişkin hukuki değerlendirme ile gerçek kişilere yönelik zararların korunması ayrı meselelerdir. Her ikisinin de kendi normları ve somut koşulları vardır.
Akademik eleştiri ve bilimsel tartışma nasıl değerlendirilir?
Bilimsel görüşün yanlış veya tartışmalı bulunması ile bu görüşün yaptırıma konu edilmesi farklı konulardır. Bilimsel tartışmanın doğal araçları, karşı görüş, yöntem eleştirisi ve gerekçeli değerlendirmedir. Yaptırım uygulanacaksa hangi somut yükümlülüğün ihlal edildiği açıklanmalıdır.
Akademisyenlerin kamusal tartışmalara katılması da ifade özgürlüğü kapsamında önemlidir. AYM'nin Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri kararındaki §§ 110–113, akademisyenlerin yalnız uzmanlık alanlarında konuşabileceği şeklindeki dar yaklaşımı kabul etmemektedir. Bununla birlikte bu kararın konusu belirli bir bildiri nedeniyle ceza sorumluluğudur; araştırma etiği veya akademik yükseltme uyuşmazlıklarının tamamını çözmez.
Bilimsel çalışma eleştirisi ile intihal, veri uydurma veya kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması iddiaları aynı başlık altında eritilmemelidir. Bu iddialar varsa fiil, delil ve uygulanacak özel usul ayrıca belirlenmelidir. Özgürlüğün korunması, bilimsel dürüstlüğün veya diğer kişilerin haklarının göz ardı edilmesi anlamına gelmez.
Yaptırıma karşı dosya nasıl hazırlanır?
Eserin veya çalışmanın tam sürümü, yayın tarihi, hedef kitle, dağıtım biçimi, uzman raporları ve kararın dayandığı bölümler birlikte korunmalıdır. Kısa alıntıların özgün metindeki yeri gösterilmelidir. Rapora itiraz ediliyorsa yalnız sonuca değil, uzmanlık ve yöntem eksikliğine de açıklama getirilmelidir.
İddia edilen zararın niteliği ile seçilen yaptırım karşılaştırılmalıdır. Daha hafif aracın neden elverişli olduğu açıklanabiliyorsa bu seçenek somutlaştırılmalıdır. Yalnız eserin tanınmış olması veya yazarın itibarı, incelemenin yerine geçmez; bunlar bağlamın unsurları olabilir.
Ceza, idari işlem veya özel hukuk davası farklı başvuru yolları gerektirir. Olağan mercilere anayasal itirazın özü sunulmalıdır. AYM'ye bireysel başvuru etkili yollar tüketildikten sonra kural olarak otuz günlük süre içinde yapılır. Giderim, ihlalin kaynağına ve kararın hükmüne göre belirlenir; her dosyada aynı tazminat veya yeniden yargılama sonucu garanti edilemez.
Konunun ayrıntıları için AYM kararlarıyla nitelikli haklar, ifade özgürlüğü ve hakaret arasındaki sınır ve basın özgürlüğü ile şeref ve itibar dengesi yazılarımıza da bakabilirsiniz. Büromuzun bu alandaki çalışmaları için Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvuruları sayfasına bakabilirsiniz.
Sonuç
Bilim ve sanat özgürlüğünün sınırları, kişisel beğeniyle veya eserden koparılmış birkaç ifadeyle belirlenemez. İrfan Sancı (2) kararı; uzmanlık, yöntem, bütünsel inceleme ve daha hafif koruma araçlarının önemini ortaya koymaktadır. Çocukları koruma ihtiyacı ile ceza sorumluluğunun unsurları ayrı kurulmalı; akademik veya sanatsal nitelik de her türlü sorumluluğu ortadan kaldıran bir etiket olarak kullanılmamalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Bir eserin rahatsız edici olması yasaklanması için yeterli midir?
Tek başına yeterli değildir. Kanuni dayanak, ilgili amaç, eserin bağlamı ve müdahalenin gerekliliği incelenmelidir. Kişisel beğeni anayasal ölçütün yerine geçmez.
Bilirkişi eserin hukuka aykırı olduğuna kesin olarak karar verir mi?
Bilirkişi teknik ve özel bilgi sunar; hukuki hüküm mahkemeye aittir. Mahkeme raporun yöntemini, uzmanlığını ve itirazları değerlendirmelidir.
Çocuklara uygun olmayan her eser müstehcenlik suçunu oluşturur mu?
Hayır. AYM, çocuklara zararlı içerik ile TCK 226 kapsamında suçun oluşmasını ayrı hukuki olgular olarak değerlendirmiştir. Her biri kendi koşullarıyla incelenir.
İrfan Sancı (2) kararında hangi hakkın ihlaline hükmedildi?
Hüküm, Anayasa'nın 26. maddesindeki ifade özgürlüğünün ihlaline ilişkindir. Sanatsal ifade özgürlüğüne ilişkin gerekçe, hükümde bulunmayan ayrı bir hak ihlali gibi aktarılmamalıdır.
Akademisyen yalnız uzmanlık alanında mı görüş açıklayabilir?
Hayır. Kamusal konularda açıklama yapmak da ifade özgürlüğünün parçasıdır. Bununla birlikte somut açıklamanın içeriği ve varsa ayrı mesleki yükümlülükler ayrıca değerlendirilir.
Kaynakça
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.13, 26, 27 ve 28.
- AYM, İrfan Sancı (2), B. No: 2018/5652, 30/3/2022, §§ 51–74 ve hüküm.
- AYM, Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, §§ 110–113. Karar bağlantıları oturum gerektirebilir.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.226; 1117 sayılı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu, kararda değerlendirilen koruma hükümleri.
- AYM, Nitelikli Haklar: Karar Özetleri, Haziran 2025, bilim ve sanat özgürlüğü bölümü.