İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Ceza Hukuku ve Ceza Yargılaması

Banka Hesabının Dolandırıcılıkta Kullanılması: Kast, İştirak ve Hesap Sahibinin Cezai Sorumluluğu

Hesap ve işlem incelemesini temsil eden isimsiz kart, telefon ve hesap belgesi.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 12 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Banka hesabının dolandırıcılıkta kullanılması hâlinde hesap sahibinin sorumluluğu; kast, aldatılma savunması, iştirak ve TCK 158/4 değişikliği güncel kararlarla ele alınıyor.

Bir dolandırıcılık olayında paranın belirli kişinin banka hesabına gönderilmesi, soruşturma açısından önemli bir başlangıçtır. Ancak hesap sahipliği ile dolandırıcılık suçuna bilinçli katılım aynı olgu değildir. Hesabın kim tarafından kullanıldığı, hesap sahibinin neyi bildiği, para hareketleri üzerindeki kontrolü ve diğer kişilerle ilişkisi araştırılmalıdır. Buna karşılık hesabın bir arkadaş veya iş ilişkisi içinde kullandırıldığı savunması da her dosyada tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Kısa cevap: Hesabın dolandırıcılıkta kullanılması nedeniyle ceza sorumluluğu için suçun unsurları, kast ve iştirak biçimi kişiye özgü olarak ispatlanmalıdır. 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren TCK 158/4, belirli hesap ve ödeme aracı bilgilerinin haksız menfaat amacıyla verilmesiyle sınırlı iştirak hâlinde yarı oranında ceza indirimi düzenler. Bu hüküm, her hesap sahibini otomatik olarak suçlu sayan veya her hesap kullandırma olayını cezasız bırakan bir düzenleme değildir. [1]

Hesap sahipliği neden tek başına yeterli değildir?

Paranın ulaştığı hesap ile suçu işleyen kişi

TCK 157'de dolandırıcılık, hileli davranışlarla aldatma, zarar ve kendisine veya başkasına yarar sağlama unsurlarıyla düzenlenir. Bilişim sistemlerinin veya banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması gibi durumlarda TCK 158'deki nitelikli hâller gündeme gelebilir. Somut nitelikli hâlin gerçekleşip gerçekleşmediği, paranın yalnızca bankadan geçmesine bakılarak belirlenmez; suçun işlenişinde kullanılan yöntem incelenir.

Hesabın belirli kişiye ait olduğunun bankaca bildirilmesi, hesap aidiyetini gösterir. Bu bilgi tek başına sahte ilanı kimin yayımladığını, mağdurla kimin konuştuğunu veya hesabı suç amacıyla kimin yönettiğini açıklamaz. Mahkûmiyet için hesap hareketlerinin diğer delillerle ilişkilendirilmesi ve kişiye isnat edilen fiilin ortaya konulması gerekir.

Ceza sorumluluğunun şahsiliği

TCK 20 uyarınca kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Hesabın kullanımını mümkün kılan kişinin kendi davranışı ve manevi unsuru incelenir. Aile bağı, arkadaşlık veya hesap üzerinde hukuki sahiplik, diğer kişinin dolandırıcılık fiilini otomatik olarak hesap sahibine yüklemeye elverişli değildir.

Bu ilke, hesap sahibinin hiçbir araştırmaya tabi tutulamayacağı anlamına gelmez. Hesap bilgilerini verme, kartı teslim etme, doğrulama kodlarını paylaşma, parayı çekme veya aktarma gibi davranışlar soruşturulabilir. Hukuki sonuç, bu davranışların hangi bilgi ve iradeyle gerçekleştirildiğine göre belirlenir. Delilin anlamı ile bu delilden çıkarılan sonuç arasındaki gerekçe görünür olmalıdır.

Kast ve aldatılma savunması nasıl değerlendirilir?

Bilme ve isteme unsuru

TCK 21'deki kast, suçun kanuni unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesini ifade eder. Hesap kullandırma olayında kişinin dolandırıcılık fiiline bilinçli katkısı araştırılır. Failin bütün mağdurların kimliğini veya kanundaki madde numarasını bilmesi aranmaz; fakat somut suçla bağlantılı bilgi ve iradesi delillerle ortaya konulmalıdır.

Bir kişinin gerekli özeni göstermemiş olması ile dolandırıcılığa kasten katılması farklıdır. Dolandırıcılığın taksirli biçimi ayrıca suç olarak düzenlenmediğinden, salt dikkatsizlik kastın yerine geçirilemez. Bununla birlikte mahkeme, kişinin bilgi düzeyini yalnızca kendi beyanından değil, işlem düzeninden ve diğer delillerden de değerlendirebilir.

Olası kast ile soyut şüphe

Olası kast değerlendirmesinde, kişinin suçun unsurlarının gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen davranışını sürdürmesi önem taşır. Her olağandışı işlem veya sonradan anlaşılabilen risk, baştan itibaren olası kast bulunduğunu göstermez. Hangi bilgilerin hangi tarihte hesap sahibine ulaştığı ve kişinin bu bilgiye rağmen ne yaptığı açıklanmalıdır.

Örneğin banka veya mağdur bildirimi sonrasında aynı kişilere hesap ve doğrulama imkânı sağlamaya devam edilmesi, ilk işlemden farklı değerlendirme gerektirebilir. Buna karşılık gerçek bir iş ilişkisi izlenimi veren yazışmalar ve olay öğrenilir öğrenilmez yapılan bildirimler, savunmanın incelenmesini gerektirebilir. Hiçbir tek belirti bütün dosyalar için kesin sonuç üretmez. [5]

İş teklifi veya arkadaşlık ilişkisi

Hesap sahibinin uzaktan iş, komisyon, borç tahsilatı veya arkadaşına yardım gerekçesi ileri sürmesi hâlinde bu ilişkinin gerçekliği araştırılır. Yazışmaların tamamı, teklifin koşulları, tarafların tanışıklığı, yapılan iş ve ödemelerin açıklamaları değerlendirilir. Savunma, olaydan sonra oluşturulmuş genel bir anlatımdan ibaret kalmamalıdır.

Aleyhe olgular da gözden kaçırılmamalıdır. Çok sayıda yabancı kişiden gelen paraların süratle çekilmesi, devamlı farklı hesaplar sağlanması veya savunmada belirleyici çelişkiler bulunması açıklama gerektirebilir. Ancak bu olguların varlığı, devletin erişebileceği lehe delillerin toplanmasına ilişkin taleplerin gerekçesiz reddini haklı kılmaz.

Müşterek faillik ve yardım etme ayrımı

Suçun işlenişindeki gerçek rol

TCK 37 kapsamında müşterek faillik değerlendirmesi, birlikte suç işleme kararı ve fiilin icrasındaki rol üzerinden yapılır. Sahte ilanı hazırlayan, mağdurla görüşen ve para akışını yöneten kişiyle yalnızca belirli hesap bilgisini veren kişinin davranışları aynı şekilde nitelendirilmeyebilir. Her sanığın katkısı ayrı gösterilmelidir.

TCK 39'daki yardım etme ise suçun işlenmesini kolaylaştıran, fakat müşterek faillik ölçüsünde olmayan katkılar için gündeme gelebilir. Hesabın vazgeçilmez görülmesi, tek başına her hesap sahibinin fiilin tümü üzerinde ortak hâkimiyet kurduğunu göstermez. Buna karşılık katkının görünüşte hesap vermekten ibaret olması, dosyadaki diğer organizasyon ve yönlendirme delillerinin göz ardı edilmesini de gerektirmez.

İştirak sıfatı neden önemlidir?

İştirakin niteliği cezanın belirlenmesine ve uygulanacak hükümlere etki eder. Savunmada yalnızca “parayı ben almadım” denilmesi yeterli olmayabilir; paranın alınmasından önceki anlaşma, hesap kullanımındaki kontrol ve sonraki davranışların suçla bağlantısı tartışılmalıdır. Suç tamamlandıktan sonraki bir işlem, daha önceki anlaşmanın kanıtı olabileceği gibi başka bir hukuki değerlendirme de gerektirebilir.

Öğretide hesap kullandırmanın hangi koşullarda yardım etme sayılacağı tartışılmıştır. Kantarcı'nın 2025 tarihli çalışması bu ayrımı ayrıntılı olarak ele alır. Ancak bu çalışma, 2026'da eklenen TCK 158/4'ten önce yayımlanmıştır; güncel düzenlemenin yerine geçirilemez. [5]

2026 değişikliği: TCK 158/4 ne getirdi?

Sınırlı iştirak için yarı oranında indirim

7589 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle eklenen TCK 158/4, TCK 157 ve 158 kapsamındaki suçlara iştirakin belirli bir davranışla sınırlı olması hâlini düzenler. Kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla, kendisine veya başkasına ait ödeme araçlarını ya da hesap kullanımını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına verme fiiliyle sınırlı iştirak söz konusuysa ceza yarı oranında indirilir. [1]

Düzenlemede banka ve kredi kartı gibi ödeme araçlarının yanında banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ve kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesaplar da yer alır. Bu nedenle inceleme yalnızca klasik banka kartıyla sınırlı değildir. Yine de her bir aracın somut kullanım biçimi ve kişinin katkısının sınırı belirlenmelidir.

Hükmün uygulanmasında hangi sorular sorulmalıdır?

Önce suçun ve kişinin bu suça iştirakinin ispatlanıp ispatlanmadığı incelenir. Ardından haksız menfaat amacı ve katkının maddede sayılan verme fiiliyle sınırlı olup olmadığı tartışılır. Dolandırıcılık planını yöneten veya aldatma fiiline ayrıca katılan kişinin durumu, yalnızca hesap bilgisini veren kişiyle eşitlenemez.

Kanundaki “kendisine veya başkasına” ifadesi nedeniyle, hesap sahibinin kişisel komisyon almaması tek başına yeni fıkranın dışında kalındığını göstermez. Buna karşılık sıradan bir yardım ilişkisi içinde suçtan habersiz hareket edilmesi iddiasında, önce kast araştırılmalıdır. İndirim hükmü, suçun manevi unsurunu varsayan bir kısayol olarak kullanılamaz.

Yardım etme indirimiyle ilişki ve önceki fiiller

TCK 39 ile TCK 158/4'ün aynı somut olaya nasıl uygulanacağı, iştirak sıfatı ve özel düzenlemenin amacı üzerinden gerekçelendirilmelidir. İki yarı indirimin her hesap kullandırma dosyasında otomatik olarak art arda uygulanacağı yönünde genel bir hesap yapmak doğru değildir. Bu yazıda yeni fıkraya ilişkin yerleşik Yargıtay içtihadı varmış gibi bir kabul kullanılmamıştır.

Önceki tarihte işlenmiş fiiller bakımından TCK 7'deki lehe kanun ilkesi değerlendirilir. Eski ve yeni düzenlemenin somut olaya bütün hâlinde uygulanmasının doğuracağı sonuç karşılaştırılır. Kesinleşmiş dosyalarda da uygun uyarlama ve infaz hükümleri araştırılmalıdır. Kanun değişikliği, tek başına “yeni delil bulundu” şeklinde nitelendirilmemelidir; hukuki değişiklik ile maddi olay farklıdır.

Hangi deliller belirleyici olabilir?

Banka kayıtları ve işlem yetkisi

Hesabın açılış belgeleri, hesap hareketleri, işlemlerin tarih ve saatleri, kullanılan kanallar ve mevcutsa cihaz veya oturum kayıtları talep edilebilir. Para ATM'den çekilmişse görüntüler; şubeden çekilmişse işlem belgeleri; başka hesaba aktarılmışsa bu hesabın bilgileri araştırılmalıdır. Bankanın tutabildiği veri türü ve saklama süresi her kayıt için aynı olmayabilir.

İşlem kayıtlarının kişinin hesabını göstermesiyle fiilî işlemi kimin yaptığı ayrılır. Bir cihaz, IP veya telefon bağlantısı, paylaşımlı kullanım ve teknik koşullar dikkate alınarak değerlendirilir. Bu kayıtların tek başına insan kimliğini kesin biçimde belirlediği varsayılmamalıdır. Gerekirse bilirkişi raporuna itiraz kapsamında incelemenin yöntemi sorgulanır.

Yazışmalar, aramalar ve kamera görüntüleri

Mağdurla yapılan görüşmeler, hesap sahibine verilen talimatlar ve tarafların önceden tanışıp tanışmadığı önemlidir. Ekran görüntüsü sunulmuşsa konuşmanın bütünlüğü, hesap aidiyeti ve elde edilme biçimi açıklanmalıdır. Yalnızca seçilmiş birkaç mesajdan sonuç çıkarmak, bağlamın kaybolmasına neden olabilir. Benzer bir durum ceza yargılamasında dijital deliller ve ekran görüntüleri yazısında ayrıca ele alınmıştır.

HTS verisi iletişim ilişkisini gösterebilir; görüşmenin içeriğini kendiliğinden ortaya koymaz. ATM veya çevre kamera kayıtları bakımından tarih aralığı ve yer mümkün olduğunca belirli yazılmalıdır. Görüntülerin saklanma süresinin dolması riski bulunduğundan, erişimi yalnızca yetkili mercilerle mümkün olan kayıtlar için talepler geciktirilmemelidir.

Olaydan sonraki davranışlar

Hesabın kapatılması talebi, bankaya yapılan bildirim, mağdurla iletişim ve savcılığa başvuru zaman çizelgesine yerleştirilmelidir. Bu davranışlar tek başına beraat garantisi sağlamaz; fakat kişinin olayı ne zaman öğrendiğini anlamaya yardım edebilir. Buna karşılık olaydan haberdar olduktan sonra delil silmek veya gerçeğe aykırı belge oluşturmak savunmayı zedeler ve ayrıca hukuki sonuç doğurabilir.

Savunma, gerçekten mevcut kayıtların korunmasına ve hukuka uygun toplanmasına dayanmalıdır. İfade ve sorgu sürecindeki haklar ile dosyaya erişim ve kısıtlılık, hangi delilin hangi aşamada görülebileceği bakımından önemlidir.

AYM Halil Akkaya kararı: Lehe delillerin araştırılması

Kararın konusu ve ihlal nedeni

Anayasa Mahkemesinin Halil Akkaya başvurusunda, banka hesabının kullanıldığı dolandırıcılık yargılamasında savunmanın delil toplama talepleri ele alınmıştır. AYM, 7 Haziran 2023 tarihli, B. No: 2021/2754 sayılı kararında; telefon numaralarının araştırılması, para çekme anına ilişkin görüntüler ve hesabı kapatmak için banka müşteri hizmetleriyle yapılan görüşmenin kaydı gibi taleplerin önemini değerlendirmiştir. [3]

Başvurucunun kendi imkânlarıyla elde edemeyeceği ve devlet yardımı gerektiren deliller için makul usuli olanakların sağlanmaması, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden ihlal sonucuna yol açmıştır. Benzer olayla ilgili başka dosyanın getirtilmesine rağmen gerekçeli kararda değerlendirilmemesi de incelemede dikkate alınmıştır.

Karardan çıkarılabilecek ve çıkarılamayacak sonuç

Karar, her banka hesabı sahibinin beraat etmesi gerektiğini söylemez. Verdiği temel ölçüt, suçun ispatı bakımından önemli savunma taleplerinin somut gerekçelerle değerlendirilmesidir. Talep edilen kaydın neyi göstereceği, neden başvurucunun kendisi tarafından alınamadığı ve hükme nasıl etki edebileceği açıklanmalıdır.

Bir dosyada eksik araştırma bulunduğunu ileri sürmek ile kişinin kesin biçimde suçsuz olduğunun yargısal olarak saptandığını söylemek farklıdır. AYM'nin ihlal kararı, delillerin yeniden ve adil usulle değerlendirilmesini gerektirir. Ceza davasında AYM bireysel başvurusu açısından da şikâyetin bu anayasal güvenceyle bağlantısı kurulmalıdır.

Yargıtayın 2026 tarihli ret kararı neden önemlidir?

Bozma istemi ile Dairenin sonucu farklı olabilir

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19 Ocak 2026 tarihli, E.2025/4380, K.2026/647 sayılı kararında, hesabını başka kişinin kullandığını savunan hükümlünün yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkin süreç incelenmiştir. Bakanlık ve Başsavcılık, gösterilen olguların yeni delil kapsamında değerlendirilmesini istemiştir. Ancak Daire, bunların büyük ölçüde önceki yargılamada bilinen ve değerlendirilen hususlar olduğunu belirterek kanun yararına bozma istemini reddetmiştir. [4]

Kararın istem bölümündeki lehe açıklamaları alıp “hesabını kullandıran kişi beraat etti” şeklinde sunmak hatalıdır. Karar bir beraat kararı değildir. Ayrıca Temmuz 2026'da eklenen TCK 158/4'ten önce verilmiştir; yeni fıkranın uygulandığı bir karar olarak kullanılamaz.

Savunmanın ilk yargılamada kurulmasının önemi

Bu örnek, lehe görülen olay ve belgelerin ilk yargılamada somutlaştırılmasının önemini gösterir. Sonradan aynı savunmayı daha uzun bir dilekçeyle tekrarlamak, her zaman yenileme nedeni oluşturmaz. Gerçekten yeni delil varsa önceki hükümde değerlendirilenden farkı ve sonuç üzerindeki etkisi gösterilmelidir.

Mahkûmiyette belirleyici olan gerekçenin banka kaydı mı, çelişkili beyan mı, teknik bağlantı mı olduğu belirlenmeden yalnızca genel emsal listesi sunmak da yetersiz kalabilir. Delil yetersizliği nedeniyle beraat ve temyizde etkili savunma bu nedenle dosyanın kendi delil yapısıyla birlikte ele alınmalıdır.

Hesabın askıya alınması ve paraya elkonulması

CMK 128/A kapsamındaki geçici işlem

CMK 128/A, maddede sayılan bilişim bağlantılı suçların işlendiği konusunda makul şüphe bulunması hâlinde ilgili mali kuruluşun hesabı kırk sekiz saate kadar askıya alabilmesini düzenler. Nitelikli dolandırıcılığın TCK 158/1-f ve l bentleri bu kapsamda yer alır. İşlem ve hesap hareketleri derhâl Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir; hesap sahibine de bildirim yapılır. [2]

Hesap sahibi askıya almanın kaldırılması için Cumhuriyet başsavcılığına başvurabilir. Savcının bu başvuru hakkında yirmi dört saat içinde karar vermesi öngörülmüştür. Bu işlem ile uzun süreli adli elkoyma aynı hukuki tedbir değildir. Tedbirin dayanağı ve hangi makam tarafından uygulandığı dosyadan belirlenmelidir.

Elkoyma ve mağdura iade

Askıya alma süresi içinde hâkim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının yazılı emriyle suça konu menfaate elkonulabilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan işlem yirmi dört saat içinde onaya sunulur; hâkim kararını elkoymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklamazsa elkoyma kendiliğinden kalkar. Maddenin özel koşulları diğer elkoyma yollarıyla karıştırılmamalıdır.

Suça konu menfaatin mağdura ait olduğu anlaşılırsa soruşturma veya kovuşturma sırasında iade gündeme gelir. Bununla birlikte tedbir uygulanması, hesap sahibinin dolandırıcılığa katıldığının kesinleşmiş tespiti değildir. Hesaptaki hangi tutarın hangi olayla bağlantılı olduğu ve ilgisiz malvarlığına etkisi ayrıca incelenmelidir. Arama ve elkoymaya itiraz hakkı bu ayrımla birlikte değerlendirilir. Konunun ayrıntıları için şikâyet hakkı ve iftira suçu yazısına bakılabilir.

Zararın giderilmesi ve hukuki sonuçlar

Etkin pişmanlık ile suçsuzluk savunması

TCK 168'deki etkin pişmanlık koşulları, dolandırıcılık dosyalarında zamanlama, gönüllü giderim ve diğer şartlar yönünden araştırılabilir. Zararın ödenmesi her durumda suçun işlendiğinin kabulü veya otomatik beraat anlamına gelmez. Ödemenin kim tarafından, hangi amaçla ve hangi aşamada yapıldığı belgelendirilmelidir.

Kastın bulunmadığı yönündeki asli savunma ile mahkûmiyet ihtimalinde uygulanabilecek lehe hükümlere ilişkin alternatif istemler açıkça ayrılabilir. Böylece bir indirim talebinin delil yetersizliği iddiasının yerine geçtiği izlenimi önlenir. Kısmi ödeme ve mağdur rızası gibi özel koşullar da somut olaya göre değerlendirilmelidir.

Ceza sorumluluğu ve diğer uyuşmazlıklar

Ceza davasındaki değerlendirme, banka işlemleri veya özel hukuk sorumluluğuna ilişkin bütün sorunları kendiliğinden çözmez. Bir suçtan beraat, her tür sözleşmesel ya da malvarlığı uyuşmazlığını otomatik olarak ortadan kaldırmayabilir. Buna karşılık para transferinin varlığı da tek başına dolandırıcılık mahkûmiyetine yeterli görülmemelidir.

Savunmanın merkezinde kişiye yüklenen fiil, bu fiilin suçla ilişkisi ve manevi unsur bulunmalıdır. Hesabın kullanım biçiminin açıklanması, lehe kayıtların zamanında istenmesi ve yeni kanun hükümlerinin doğru uygulanması, dosyanın sağlıklı değerlendirilmesini sağlar.

Sonuç

Banka hesabının dolandırıcılıkta kullanılması, kişiye özgü kast ve iştirak incelemesini gerektirir. Hesap aidiyeti, işlem yetkisi, iletişim kayıtları ve para akışı birlikte değerlendirilmelidir. TCK 158/4'teki yeni indirim hükmü de ancak kendi koşulları içinde uygulanabilir. Etkili savunma, genel bir “hesabımı kullandırdım” açıklamasını somut delillerle destekler; aleyhe olguları ve gerçek kararların sınırlarını açıkça ele alır.

Ceza yargılaması ve infaz süreçlerinde hukukî destek için ceza avukatlık hizmetlerimize göz atabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Hesabıma para gelmesi suçlu sayılmam için yeterli mi?

Tek başına hesap aidiyeti dolandırıcılığa kasten iştirak edildiğini göstermez. Suçun unsurları ve kişiye ait katkı diğer delillerle birlikte ispatlanmalıdır.

Arkadaşıma IBAN vermem her durumda suç mudur?

Hayır. Bilgi verme davranışının amacı, hesabın nasıl kullanıldığı ve kişinin suçla bağlantılı bilgi ve iradesi araştırılır. Arkadaşlık ilişkisi de tek başına sorumsuzluk garantisi değildir.

Hiç komisyon almadım; yine sorumlu tutulabilir miyim?

Menfaat almamak önemli bir olgu olabilir, fakat tek başına sonucu belirlemez. Başkasına menfaat sağlamak amacıyla bilinçli katılım da değerlendirilir.

TCK 158/4 bütün hesap sahiplerinin cezasını yarıya indirir mi?

Hayır. Önce suç ve iştirak ispatlanmalı; ardından katkının maddede belirtilen bilgi veya araç verme fiiliyle sınırlı olması ve diğer koşullar incelenmelidir.

Yeni düzenleme eski mahkûmiyetlere uygulanabilir mi?

Lehe kanun değerlendirmesi yapılabilir. Eski ve yeni hükümlerin somut sonuca etkisi karşılaştırılmalı; kesinleşmiş dosyada uygun uyarlama yolu kullanılmalıdır.

ATM görüntülerini kendim alamıyorsam ne yapabilirim?

İlgili yer, zaman aralığı ve kaydın savunmaya etkisi belirtilerek soruşturma veya yargılama merciinden talep edilebilir. AYM Halil Akkaya kararı, devlet yardımı gerektiren lehe delillerin önemini gösterir.

Hesabın askıya alınması mahkûmiyet anlamına gelir mi?

Hayır. CMK 128/A kapsamındaki geçici tedbir ile suçun yargılama sonunda ispatı farklıdır. Tedbirin kaldırılması ve elkoymaya ilişkin başvuru yolları ayrıca değerlendirilir.

Kaynakça

1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.7, 20–21, 37–40, 157–158 ve 168; 7589 sayılı Kanun m.13 ile eklenen TCK 158/4. Güncel metin kontrolü: 12 Ekim 2026.

2. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m.128/A, 160, 206–217, 223 ve 230. Güncel metin kontrolü: 12 Ekim 2026.

3. AYM, Halil Akkaya, B. No: 2021/2754, 07.06.2023, özellikle §§ 25–29 ve hüküm bölümü.

4. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 19.01.2026, E.2025/4380, K.2026/647 — erişilebilir tam metin aktarımı, B/6 ve hüküm bölümü. Aktarım, istem ile ret sonucu ayrılarak kullanılmıştır.

5. Nurullah Kantarcı, Banka Hesabının Kullandırılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçuna İştirak, Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 8(2), 2025, s.497–539, özellikle s.504–505 ve 532–534; DOI: 10.51120/NEUHFD.2025.159. Çalışma 2026 değişikliğinden önceki tartışma için kullanılmıştır.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları