Mirasın reddi, mirasçının ölümle kendisine geçen mirası, kanundaki koşullar içinde kabul etmemesidir. Gerçek ret, kural olarak üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine yöneltilen kayıtsız ve şartsız beyanla gerçekleşir. Mirasbırakanın ölümünde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen belirlenmişse mirasın hükmen reddi gündeme gelir. Hükmen ret, gerçek reddin üç aylık süresine bağlı değildir; ancak mirası sahiplenme niteliğindeki davranışlar ve icra takibindeki başvuru süreleri ayrıca önem taşır. TMK m. 605–610.
Mirasbırakanın borçlarının sonradan öğrenilmesi, üç aylık süreyi kendiliğinden yeniden başlatmaz. Buna karşılık üç ayın geçmiş olması da her durumda borçların kesin olarak mirasçının üzerinde kalacağı anlamına gelmez. Doğru yol; öğrenme tarihine, ölüm günündeki malvarlığına, borcun doğumuna ve mirasçının yaptığı işlemlere göre belirlenir.
Mirasın reddi nedir, hangi borçlardan korur?
Tereke, kişisel sorumluluk ve gerçek ret
Tereke, mirasbırakanın ölümünde geride bıraktığı ve miras yoluyla geçebilen malvarlığı değerleri ile borçların bütünüdür. Miras, banka hesabını çekmek veya tapuda intikal yaptırmakla değil, ölümle kazanılır. Mirasçılar kural olarak tereke borçlarından kişisel malvarlıklarıyla ve birlikte sorumludur. Bu nedenle hiçbir işlem yapmamış olmak, tek başına miras borçlarından korunma sağlamaz. TMK m. 599 ve 641.
Gerçek ret için mirasın borca batık olması gerekmez. Mirasçı, ekonomik değeri yüksek bir mirası da süresinde reddedebilir; mahkemeye aile içi gerekçelerini veya mirasbırakanla ilişkisini açıklayarak haklı neden ispatlaması aranmaz. Bununla birlikte mirasçılık sıfatı, süre, temsil yetkisi ve beyanın geçerliliği incelenir. Süresinde geçerli ret, mirasın haklarını da borçlarını da etkiler. “Evi alıyorum, krediyi reddediyorum” biçiminde seçim yapılamaz.
Gerçek ret, hükmen ret ve mirastan feragat farkı
| Yol | Temel koşul | Zaman ve sonuç |
|---|---|---|
| Gerçek ret | Yetkili sulh hukuk mahkemesine geçerli ret beyanı | Kural olarak üç aylık süre; borca batıklığı ispat şartı yoktur. |
| Hükmen ret | Ölüm anında kanundaki anlamıyla ödemeden aciz ve mirasın kabul edilmemiş olması | TMK m. 605/2 koşulları araştırılır; üç aylık gerçek ret süresi uygulanmaz. |
| Mirastan feragat | Mirasbırakan hayattayken onunla yapılan, kanuni şekle uygun sözleşme | Ölümden önce kurulur; ret dilekçesinden ve sonuçlarından ayrılır. |
Hükmen ret, mahkemenin sonradan verdiği bir borç silme ayrıcalığı değildir. Mahkeme, ölüm tarihinde kanuni koşulların bulunup bulunmadığını tespit eder. Geçerli biçimde mirası kabul etmiş kişinin, daha sonra borç yükünü fark ederek hükmen ret istemesi farklı değerlendirilir. Feragat ise TMK m. 528 ve devamındaki sözleşme kurumudur; ölümden sonra noterde düzenlenen sıradan bir vazgeçme yazısı bu yolların yerine geçmez.
Reddi miras süresi ne zaman başlar?
Üç aylık süre: Ölüm tarihi ile öğrenme tarihi aynı şey değildir
TMK m. 606 uyarınca yasal mirasçı açısından başlangıç, kural olarak mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihtir. Mirasçı, mirasçılık sıfatını daha sonra öğrendiğini ispatlarsa bu sonraki tarih dikkate alınır. Vasiyetnameyle atanmış mirasçı bakımından ise tasarrufun kendisine resmen bildirildiği tarih esas alınır. Her dosyada sadece ölüm belgesine bakılarak süre hesabı yapılamaz.
Örneğin kişi babasının ölümünü aynı gün öğrenmiş, mirasçı olduğunu da biliyorsa banka borcunu iki ay sonra öğrenmesi başlangıcı değiştirmez. Buna karşılık önceki bir mirasçının reddi nedeniyle sonradan mirasçı hâline gelmiş kişinin durumu TMK m. 608 kapsamında ayrıca incelenir. İddia edilen öğrenme tarihi; tebligat, yazışma, resmî bildirim, önceki mahkeme başvurusu ve diğer tutarlı delillerle desteklenmelidir. Aynı kişinin daha önce mirasçı sıfatıyla yaptığı işlem, “sonradan öğrendim” iddiasını zayıflatabilir.
Üç ay, doksan gün olarak hesaplanmamalıdır. Ay olarak belirlenen sürelerde son ayın ilgili günü; o gün yoksa ayın son günü esas alınır. Son günün kanuni tatil gününe rastlaması ile adli tatil ayrı konulardır. Süre hesabında TMK m. 5 ile genel süre hükümleri birlikte değerlendirilir. Başvuru son güne bırakılmamalı; yetkili mahkemeye ulaşma ve kayıt tarihi belgelendirilmelidir. TMK m. 5, 606–608; TBK m. 92–93.
Tereke tespiti istemek veya adli tatil süreyi durdurur mu?
Koruma önlemi olarak terekenin yazımı yapılmışsa, TMK m. 607 uyarınca ret süresi yazımın sona erdiğinin sulh hâkimince mirasçıya bildirilmesinden başlar. Ancak her tereke tespiti dilekçesi, bu sonucu kendiliğinden doğurmaz. Sadece malvarlığının araştırılmasını istemek, koruma önlemi olarak terekenin yazımı ve TMK m. 619 kapsamındaki resmî defter tutulması birbirinden ayrılmalıdır.
Üç aylık gerçek ret süresi, maddi hukuka ilişkin hak düşürücü süredir. HMK m. 104’teki adli tatil uzaması bu süreye otomatik olarak eklenmez. Ayrıca çekişmesiz yargı işleri adli tatilde görülebilen işler arasındadır. Bu nedenle “mahkemeler tatilde, eylül ayını bekleyebilirim” varsayımıyla hareket edilmemelidir. HMK m. 103–104.
Süre kaçırılmışsa uzatma veya yeni süre istenebilir mi?
Önemli sebeplerin varlığında sulh hâkimi ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre verebilir. TMK m. 615 yalnız süre dolmadan yapılabilecek bir uzatma başvurusuyla sınırlı değildir. Ancak yeni süre verilmesi de talep üzerine otomatik gerçekleşmez. Ağır hastalık, temsil sorunu veya başvuruyu fiilen engelleyen başka bir durum; tarihleri ve ret işlemine etkisiyle açıklanmalıdır. Sadece yurt dışında bulunmak veya borcu geç öğrenmek her olayda yeterli sayılmaz.
Başvuruda engelin ne zaman doğduğu, ne zaman sona erdiği ve neden daha önce işlem yapılamadığı gösterilmelidir. Sağlık kayıtları, tebligat belgeleri ve temsil dosyası önem taşır. Alacaklı, başvurucunun ölümden haberdar olduğunu, işlem yapabilecek durumda bulunduğunu veya mirası zaten sahiplendiğini ileri sürebilir. Süre konusunda belirsizlik varsa hem TMK m. 615 koşulları hem de hükmen ret ihtimali ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Mirasın reddi başvurusu nereye ve nasıl yapılır?
Görevli ve yetkili mahkeme: Güncel kararın gösterdiği ayrım
Gerçek ret, çekişmesiz yargı işidir ve sulh hukuk mahkemesinin görevine girer. Yetki bakımından HMK m. 384, aksine düzenleme bulunmadıkça talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesini yetkili kılar. TMK m. 609/4’teki, ret beyanının mirasın açıldığı yerde özel kütüğe kaydedilmesi hükmü, başvurunun yalnız mirasbırakanın son yerleşim yerinde yapılabileceği anlamına gelmez.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 23.02.2026 tarihli kararı, iki sulh hukuk mahkemesi arasındaki yetki uyuşmazlığında bu ayrımı açıkça uyguladı. Daire, başvurucunun oturduğu yer mahkemesini yetkili kabul etti. Karar, mirasın reddinin esasına ilişkin kabul kararı değil, yargı yerinin belirlenmesidir. Başvuru dosyasında adres ve mahkemenin yetkisi bu çerçevede gösterilmelidir. E. 2025/13071, K. 2026/3118.
Beyanın içeriği, belgeler ve özel vekâletname
Ret beyanı mahkemeye sözlü veya yazılı yapılabilir; kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Dilekçede mirasbırakanın kimliği, ölüm tarihi, başvurucunun mirasçılık bağlantısı, süre başlangıcına ilişkin açıklama ve açık ret iradesi bulunmalıdır. Kimlik ve nüfus kayıtları, ölüm kaydı, varsa mirasçılık belgesi, sonradan öğrenme belgeleri ve temsil belgeleri dosyaya sunulur. Borç dökümü, gerçek reddin zorunlu ispat koşulu değildir.
Örnek bir talep ifadesi, somut dosyaya uyarlanmak üzere şöyle kurulabilir: “Mirasbırakan …’ın mirasını kayıtsız ve şartsız reddettiğime ilişkin beyanımın tespitine ve ilgili özel kütüğe kaydına karar verilmesini talep ederim.” Bu cümle, süre ve temsil açıklamaları eksik bir dilekçeyi kendiliğinden yeterli hâle getirmez. “Borç çıkarsa reddediyorum” veya “yalnız borçlar yönünden reddediyorum” şeklindeki ifadeler kullanılmamalıdır.
Avukat aracılığıyla başvuruda mirasın reddine ilişkin özel yetki önemlidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 17.03.2025 tarihli kararında, hükmen ret davasında da bu yetkinin eksikliğinin giderilmesi için süre verilmesi gerektiğini belirtti. Aynı dosyada ölüm tarihi yerine dava tarihindeki değerlerle hesap yapılmasını da bozma nedeni saydı. E. 2024/3583, K. 2025/1505. Notere sadece ret bildirimi vermek, sulh hukuk mahkemesine başvurunun yerine geçmez.
Duruşmaya katılmamak gerçek ret beyanını etkisizleştirir mi?
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 20.05.2025 tarihli kararında, gerçek ret dosyasının duruşmaya gelinmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ve ardından açılmamış sayılması hukuka aykırı bulundu. Ret beyanı sulh hukuk mahkemesine ulaşmakla sonuç doğurur; mahkemenin süre ve mirasçılık yönünden incelemesini yaparak kayıt işlemini gerçekleştirmesi gerekir. Mevcut kayıtlarla mirasçılık belirlenebiliyorsa ayrıca mirasçılık belgesi sunulmasının zorunlu tutulması da eleştirildi. E. 2024/4570, K. 2025/2692.
Bu karar kanun yararına bozma niteliğindedir. Dolayısıyla önceki kesin kararın hukuki sonuçlarını kendiliğinden ortadan kaldırdığı söylenemez. Ayrıca karar, her mahkeme çağrısının göz ardı edilebileceği anlamına gelmez; kimlik, temsil veya beyanın açıklığındaki eksikliklerin tamamlanması istenebilir. Gerçek ret ile alacaklıya karşı açılan çekişmeli hükmen ret davasının duruşma kuralları birbirine karıştırılmamalıdır.
Mirasın hükmen reddi nasıl ispatlanır?
Ölüm tarihindeki malvarlığı ve borçlar birlikte araştırılır
TMK m. 605/2, mirasbırakanın ölümünde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olmasını arar. Uygulamada belirleyici inceleme, ölüm tarihindeki terekenin borca batık olup olmadığıdır. Sadece bir icra dosyası göstermek veya “tapuda malı yoktu” demek yeterli değildir. Banka varlıkları, araçlar, taşınmaz payları, şirket payları ve alacaklar da hesaba katılmalıdır. Araştırma, mirasçıların kendi malvarlığı üzerinden değil, mirasbırakanın terekesi üzerinden yürütülür.
Mirasçı, bildiği borçları ve malvarlığı unsurlarını somutlaştırmalı; banka, tapu, trafik, vergi, SGK ve ticaret sicili kayıtlarının ölüm tarihi itibarıyla getirtilmesini istemelidir. Alacaklı ise bildirilmemiş bir taşınmazı, şirket alacağını, ölümden önce yapılmış bir ödemeyi veya kabul sayılan işlemi gösterebilir. Ölüm tarihinde var olan hakların dava tarihindeki piyasa değeriyle hesaplanması, sonucu değiştirebilir. Gerektiğinde uzman bilirkişi incelemesi yapılır.
Varsayımsal hesap: Ölüm gününde 400.000 TL değerinde araç, 200.000 TL banka varlığı ve 100.000 TL tahsil edilebilir alacak bulunduğunu; aynı tarihte hukuken mevcut borçların 1.200.000 TL olduğunu düşünelim. Aktif toplamı 700.000 TL, pasif toplamı 1.200.000 TL ve fark 500.000 TL’dir. Bu örnek borca batıklığı gösterir; fakat ayrıca bilinmeyen şirket payı, borcun gerçekten mevcut olup olmadığı ve mirasın kabul edilip edilmediği araştırılır. Hesap sadece belirtilen kalemleri içerir; ek gider veya başka bir hak bulunduğu varsayılmamıştır. İpotekli taşınmazda taşınmazın değeri ile teminat altındaki borç ayrı yazılır, aynı borç iki kez düşülmez.
İcra takibinin ölümden sonra başlaması, borcun sonradan doğduğunu göstermez
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 13.05.2026 tarihli kararında, mirasbırakanın ölümünden sonra başlatılan takibin dayanağını araştırdı. Senet ve borç ilişkisi ölümden önceye aitken, yalnız takip veya vade tarihine bakılarak borcun ölümden sonra doğduğunun kabul edilmesini hatalı buldu. Ret koşullarının oluştuğu yönündeki değerlendirmeyle ret hükmünü bozdu. Kabul yönündeki bu bozma, bozma sonrasında verilecek yeni kararın yerine geçen kesin bir kabul hükmü değildir. E. 2025/4592, K. 2026/2687.
Pratikte kredi sözleşmesinin kurulması, paranın kullandırılması, senedin düzenlenmesi, vade, takip ve tebliğ tarihleri ayrı bir çizelgeye yazılmalıdır. Ölümden önce doğmuş, henüz muaccel olmamış bir borç ile mirasçının ölümden sonra yaptığı yeni bir işlemden doğan borç aynı değildir. Alacaklının borcun kaynağına ilişkin sözleşme ve hesap hareketlerini sunması da bu ayrımı aydınlatır.
Şirket ortağının ölümü: Şirket borcu doğrudan tereke borcu mudur?
Şirketin malvarlığı, mirasbırakanın kişisel malvarlığıyla özdeş değildir. Önce ortaklık türü, payı, yöneticilik veya temsil sıfatı, borcun dönemi ve kişisel sorumluluğun hukuki dayanağı belirlenir. Limited şirket ortağının kamu borçlarına ilişkin sorumluluğunda 6183 sayılı Kanun m. 35; kanuni temsilcinin sorumluluğunda ise ilgili özel hükümler ve mükerrer m. 35 önemlidir. Şirketten tahsil koşulları incelenmeden bütün şirket borçlarının terekeye yazılması hatalı olabilir. Aynı şekilde şirket payının ve şirketteki alacakların değeri sıfır kabul edilemez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.11.2025 tarihli kararında, şirket kayıtlarının, mirasbırakanın bağlantısının ve ölüm tarihindeki aktif-pasif durumunun yeterince araştırılmaması bozma nedeni oldu. Daire, kamu borçları ile şirketten tahsil imkânının da açıklığa kavuşturulmasını istedi. E. 2025/964, K. 2025/4784. Buna karşılık 19.02.2026 tarihli başka bir kararda, ölüm tarihindeki borca batıklık ve şirket bağlantısı yönünden yapılan inceleme yeterli bulunarak hükmen ret kabulü onandı. E. 2025/3373, K. 2026/906. İki sonuç arasındaki fark, yalnız borç tutarı değil, incelemenin kapsamı ve somut delillerdir.
Hangi işlemler mirası kabul sayılır?
Tereke malını satmak, parayı sahiplenmek ve yeni borç doğurmak
TMK m. 610’a göre olağan yönetim sınırlarını aşan tereke işlemleri, malları gizleme veya kendine mal etme ret hakkını ortadan kaldırabilir. Mirasbırakanın parasını kişisel harcamada kullanmak, taşınmazını kendi adına intikal ettirip satmak veya işletmesini sahiplenerek faaliyetini sürdürmek bu yönden incelenir. İşlemin adı kadar amacı, kapsamı, kimin talimatıyla yapıldığı ve ekonomik sonucu önemlidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 02.05.2024 tarihli kararı, iki ayrı ret engelini birlikte gösterir. Dosyada tereke taşınmazlarının intikal ve satış işlemleri ile mirasın sahiplenilmesi tartışılmış; ayrıca mirasbırakanın ölümünden sonra bir mirasçının kullandığı motosikletle yaptığı kazadan doğan borç değerlendirilmiştir. Sonraki kazadan doğan yeni sorumluluğun, önce ölen kişinin ölüm tarihindeki tereke borcu olmadığı vurgulanmıştır. Daire, bazı davacılar yönünden verilen kabul kararını da bozarak davanın tüm davacılar bakımından reddi gerektiği sonucuna varmıştır. E. 2024/1506, K. 2024/2329.
Bu karar, mirasın reddinin mirasçının kendi fiilinden doğan sorumluluğu ortadan kaldırmadığını gösterir. Ayrıca ara mirasçının kabul ettiği miras, onun mirasçıları tarafından sanki ilk kabul hiç gerçekleşmemiş gibi ele alınamaz. Birden çok ölüm bulunan ailelerde her ölüm, kabul ve işlem tarihi ayrı incelenmelidir.
Borç ödemek her durumda kabul anlamına gelir mi?
Ödeme, tek başına ve bağlamından koparılarak değerlendirilmemelidir. Borcu serbest iradeyle üstlenmek veya tereke gelirini kişisel borca yöneltmek ile icra tehdidi altında yapılan ödeme farklı sonuçlar doğurabilir. Ödemenin kaynağı, miktarı, açıklaması, takip baskısı ve mirasçının önceki davranışları dosyada gösterilmelidir. “Borcun küçük bir kısmını ödedim” savunması, diğer sahiplenme işlemlerini etkisiz hâle getirmez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 15.01.2024 tarihli kararında, somut olayda icra tehdidi altında yapılan ödemeleri mirasın benimsenmesi olarak değerlendirmedi ve hükmen ret kabulünü onadı. Üçüncü kişinin gerçekleştirdiği intikal işlemi de davacıların kendi tasarrufu gibi kabul edilmedi. E. 2022/5903, K. 2024/169. Karar, bütün borç ödemelerinin ret hakkını koruduğu şeklinde genellenemez. İcra dosyası ve banka dekontları birlikte incelenmelidir.
Dul aylığı, vergi beyannamesi ve tereke tespiti
Mirasbırakanın banka hesabındaki parayı çekmek ile hak sahibine kendi sosyal güvenlik hakkı nedeniyle bağlanan dul aylığını almak farklıdır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 30.03.2026 tarihli kararında, dul aylığı alınması ve veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmesi somut olayda mirasın kabulü sayılmadı; hükmen ret kabulü onandı. E. 2026/903, K. 2026/1641. Ölüm aylığının bağlanması için ayrıca sosyal güvenlik mevzuatındaki hak sahipliği koşulları aranır.
Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2010 tarihli kararında ise terekenin tespitini istemek, tek başına örtülü kabul sayılmadı. Kurul, somut olayda borca batıklığı ve işlemin koruma amacını gözeterek direnme kararını bozdu. E. 2010/2-379, K. 2010/413. TMK m. 610 ayrıca zamanaşımı veya hak düşürücü süreyi önlemek için dava açılmasını ve cebrî icra takibini, ret yetkisini ortadan kaldırmayan işlemler arasında düzenler. Buna karşılık koruma işlemine eklenen satış veya kişisel kullanım ayrıca incelenir.
Miras reddedilince pay çocuklara mı geçer?
Bir mirasçının reddi ile bütün en yakın mirasçıların reddi
Yasal mirasçılardan biri reddederse payı, miras açıldığı anda kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer. Bu nedenle bazı aile yapılarında reddeden kişinin çocukları mirasçı olabilir. Ancak “her ret, borcu otomatik olarak çocuklara geçirir” genellemesi doğru değildir. Atanmış mirasçının reddinde, mirasbırakanın farklı iradesi bulunmadıkça pay en yakın yasal mirasçılara kalır. TMK m. 611.
En yakın yasal mirasçıların tamamı reddederse TMK m. 612 uyarınca sulh hukuk mahkemesi tarafından iflas hükümlerine göre tasfiye yolu uygulanır. Miras, sırayla bütün uzak akrabalara geçip her birinin ret dilekçesi vermesini gerektiren bir döngüye girmez. Tasfiye sonunda artık değer kalırsa, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. Altsoyun tamamının reddettiği ve sağ kalan eşin bulunduğu durumda ise TMK m. 613’teki özel düzenleme dikkate alınır; altsoyun payı sağ kalan eşe geçer.
Reddeden mirasçılar, tasfiye öncesinde sonra gelen mirasçılara kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını da isteyebilir. TMK m. 614’teki bu özel yolda bildirimden itibaren bir ay içinde kabul açıklamayan sonraki mirasçılar reddetmiş sayılır. Sonucu belirlemek için nüfus aile tablosu, ret kararları ve her bir mirasçının konumu birlikte değerlendirilmelidir.
Küçük çocuk, vasi ve menfaat çatışması
Çocuğun mirasçı olması, ret süresinin her durumda on sekiz yaşına kadar bekleyeceği anlamına gelmez. Yasal temsil, öğrenme ve varsa önceki mirasçının reddi tarihleri incelenir. Velayet altındaki çocuk bakımından TMK m. 342; temsilci ile çocuk arasında somut menfaat çatışması varsa TMK m. 426 uyarınca kayyım meselesi önem taşır. Aynı dilekçede ebeveyn ve çocuk için talepte bulunulması, temsil sorununun incelenmesini gereksiz kılmaz.
Vesayet altındaki kişi adına ret işleminde TMK m. 463/5 uyarınca vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izni gerekir. Buna karşılık velayet altındaki her çocuk için, somut durum incelenmeden aynı çift izin kuralı uygulanacağı söylenemez. Kayyımın yetkisi ve gerekli izinler de atama kararıyla birlikte değerlendirilir. Cömert Akbay, ret işleminin ehliyet ve temsil boyutunu; velayet, vesayet ve menfaat çatışmasını ayırarak inceler. 2022, s. 888–890.
Evli kişinin her ret başvurusunda eş izni aranmaz. Ancak mal ortaklığı rejiminde, ortaklık mallarına girecek mirasın reddinde TMK m. 265’teki diğer eşin rızası koşulu ayrıca dikkate alınmalıdır. Bu özel hüküm, tüm evliliklere otomatik olarak uygulanmamalıdır.
İcra takibi başladıysa mirasın reddi borcu ve haczi durdurur mu?
Üç aylık ret süresi ile ödeme emrine itiraz süresi farklıdır
Mirası reddetmiş olmak, tebliğ edilen ödeme emrini cevapsız bırakmayı güvenli hâle getirmez. Takibin türü, ret kararının tarihi, takibin kime yöneltildiği ve ödeme emrinin tebliği belirlenmelidir. Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borca itiraz kural olarak yedi gün içinde icra dairesine; kambiyo senetlerine özgü takipte borca itiraz ise kural olarak beş gün içinde icra mahkemesine yapılır. Bunlar bütün takip türlerine uygulanabilecek tek bir süre değildir. İİK m. 62 ve 168.
| İşlem veya durum | Temel süre / ölçüt | Dikkat edilmesi gereken nokta |
|---|---|---|
| Gerçek ret | Kural olarak üç ay | Başlangıç TMK m. 606–608’e göre belirlenir. |
| Hükmen ret koşullarının ileri sürülmesi | Gerçek reddin üç aylık süresine bağlı değildir | Takip içindeki usul sürelerini kaldırmaz. |
| Genel haciz yolunda borca itiraz | Tebliğden itibaren kural olarak yedi gün | Başvuru yeri icra dairesidir. |
| Kambiyo takibinde borca itiraz | Tebliğden itibaren kural olarak beş gün | Başvuru yeri icra mahkemesidir. |
| Resmî defter tutulması istemi | Ret süresinin başlangıcından itibaren bir ay | TMK m. 619’daki ayrı kurumdur. |
| Borçlu mirasçının reddine karşı iptal | Ret tarihinden itibaren altı ay | TMK m. 617 koşulları birlikte aranır. |
Ret süresi devam ederken takip yapılması ve özel şikâyet yolu
İİK m. 53, ölüm sonrası takibin ertelenmesine ilişkin özel koruma getirir. Üç günlük ertelemenin yanında, mirasçının kabul veya ret yönünde henüz hareket etmediği durumda kanuni ret süresi dolana kadar takip bekletilir. Bu hüküm, TMK’daki üç aylık süreye her olayda üç gün ekleneceği anlamına gelmez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 08.02.2024 tarihli kararında, ölümden kısa süre sonra ve ret süresi dolmadan mirasçılara yöneltilen takip incelendi. Daire, İİK m. 53’e aykırılığı kamu düzeniyle bağlantılı görerek şikâyetin süre nedeniyle reddini hatalı buldu ve kararı bozdu. E. 2023/4307, K. 2024/1104. Bu karar, her mirasın reddi savunmasının süresiz şikâyet konusu yapılabileceği anlamına gelmez. Kararın dayandığı takip zamanı ve hukuki sebep ayrıca bulunmalıdır.
Hükmen ret davası, geçici koruma ve kararın uygulanması
Hükmen ret davasının açılması bütün takipleri kendiliğinden durdurmaz. İtirazın kaldırılması aşamasında borca batıklık ileri sürülürse İİK m. 68/4 kapsamında bu konuda ilam getirilmesi için uygun süre verilmesi gündeme gelebilir. Talep, dosyanın aşamasına ve ileri sürülen savunmaya uygun kurulmalıdır.
Uyuşmazlık ayrıca menfi tespit talebi içeriyorsa İİK m. 72’nin özel sınırları gözetilir. Takipten önce açılan menfi tespit davasında en az yüzde on beş teminatla takibin durdurulmasına ilişkin tedbir mümkün olabilir. Takip başladıktan sonra aynı hükümle takibin bütünü durdurulamaz; koşulları varsa en az yüzde on beş teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi istenebilir. Her hükmen ret dosyasına otomatik olarak aynı tedbir uygulanmaz.
Karar alındığında ilgili icra dosyalarına sunulmalı, kesinleşme gereği ve somut talebe uygun kaldırma, iptal veya tahsil edilmiş paraya ilişkin yol ayrıca incelenmelidir. Hükmen ret kararının davada taraf olmayan her alacaklıyı kendiliğinden bağladığı varsayılmamalıdır. Türker, HMK m. 303 bakımından taraf sınırını ve kararın diğer alacaklılara etkisine ilişkin tartışmayı inceler; daha geniş etki için önerdiği bildirim modeli mevcut kanun hükmü değildir. 2025, s. 124–126.
Vergi borcu, SGK alacağı ve mirasçının kendi borcu
Vergi Usul Kanunu m. 12, mirası reddetmemiş mirasçıların vergi borçları bakımından miras hisseleri oranında sorumluluğunu düzenler. Bu özel kural, tereke borçlarında genel müteselsil sorumlulukla aynı şekilde anlatılmamalıdır. VUK m. 372’ye göre ölümle vergi cezası düşer; bundan vergi aslının da kendiliğinden silindiği sonucu çıkarılamaz. 213 sayılı Kanun.
Kamu alacaklarında 6183 sayılı Kanun m. 7 ve ilgili özel hükümler ayrıca uygulanır. İdarenin hangi sıfatla, hangi dönem ve borç için mirasçıya yöneldiği belirlenmelidir. Vergi ve SGK alacaklarının başvuru yolu ile görevli yargı yeri aynı kabul edilemez; ilgili özel kanun ve tebliğ edilen işlemin niteliği incelenir. İİK’daki beş veya yedi günlük süreler kamu ödeme emrine doğrudan taşınmamalıdır. 6183 sayılı Kanun m. 7, 35, mükerrer 35 ve 58.
Mirasçı aynı borçta kendi adına kefil, ortak borçlu veya sorumlu temsilciyse, mirası reddetmesi bağımsız hukuki sıfatından doğan borcunu ortadan kaldırmaz. Örneğin babasının şirket kredisine bizzat kefil olmuş bir kişinin mirası reddi, kefaletinin geçerliliği ve kapsamı incelemesinin yerini tutmaz. Önce borcun miras nedeniyle mi, kişinin kendi imzası veya fiili nedeniyle mi istendiği ayrılmalıdır.
Alacaklılar reddin iptalini isteyebilir mi, retten dönülebilir mi?
Reddeden mirasçının kendi alacaklıları: Altı aylık iptal süresi
TMK m. 617, borçlu mirasçının alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla mirası reddetmesine karşı özel koruma sağlar. Mirasçının kendi malvarlığının borçlarına yetmemesi, zarar verme amacı ve yeterli güvence verilmemesi birlikte değerlendirilir. Alacaklılar veya iflas idaresi, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptalini dava edebilir. Sadece mirasçının bir borcunun bulunması, her reddin iptal edileceğini göstermez.
Davacı alacaklı, kendi alacağını, mirasçının ekonomik durumunu ve zarar verme amacını destekleyen olguları ortaya koymalıdır. Mirasçı ise yeterli varlık, güvence veya somut olayda zarar verme amacının bulunmadığı savunmasını yapabilir. İptal hâlinde tereke resmen tasfiye edilir; reddedenin payından önce itiraz eden alacaklılar, sonra diğer alacaklılar yararlanır. Artan değer reddeden mirasçıya değil, ret geçerli olsaydı bundan yararlanacak mirasçılara verilir. Bu sonuç, mirasçının sıradan biçimde yeniden mirası kabul etmesinden farklıdır. Reddin alacaklılar tarafından dava konusu edilmesi mirasın reddinin iptali yazısında ele alınmıştır.
Mirasbırakanın alacaklıları: Ölümden önceki beş yıldaki kazandırmalar
TMK m. 618 başka bir grubu, ödemeden aciz mirasbırakanın alacaklılarını korur. Reddeden mirasçı, ölümden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan aldığı ve paylaşmada geri vermekle yükümlü olacağı değer ölçüsünde sorumlu olabilir. Olağan eğitim ve öğrenim giderleri ile âdet üzere verilen çeyiz bu kapsamın dışındadır; iyiniyetli mirasçının sorumluluğunda geri verme zamanındaki zenginleşme esas alınır.
Buradaki beş yıl bir dava açma süresi değil, geçmiş kazandırmaların incelendiği dönemdir. Alacaklının, kazandırmayı ve onun denkleştirmeye elverişli niteliğini somutlaştırması gerekir. Banka hareketleri, bağış veya devir belgeleri ve aile içi işlemin amacı önem taşır. Böylece mirasın reddinin, mirasbırakandan daha önce alınan her değeri koşulsuz biçimde koruduğu düşüncesi de önlenir.
Ret beyanından dönme, yanılma ve aldatma
Mahkemeye ulaşmış geçerli ret beyanı, sadece fikir değiştirilerek tek taraflı geri alınamaz. Ancak retten yararlanan bütün ilgililerin rızası veya irade bozukluğu gibi farklı hukuki nedenler incelenebilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19.12.2024 tarihli kararında, retten yararlanan mirasçıların tamamının kabulü bulunan olayda, geri dönme talebinin sırf TMK m. 617’deki alacaklı davasıyla sınırlandırılarak reddedilmesi hatalı bulundu ve karar bozuldu. E. 2024/856, K. 2024/5842.
Karar, sonradan ortaya çıkan her pişmanlığın yeterli olduğu veya üçüncü kişilerin haklarının yok sayılabileceği anlamına gelmez. Yanılma, aldatma veya korkutma ileri sürülüyorsa olay, delil ve süre ayrıca açıklanmalıdır. TBK m. 39’daki bir yıllık süre; yanılma veya aldatmanın öğrenilmesinden, korkutmanın etkisinin ortadan kalkmasından itibaren değerlendirilir. Mirasın borcunu beklenenden farklı bulmak ile hukuken geçerli bir irade bozukluğu aynı değildir. TBK m. 30–39.
Ret yerine resmî defter veya resmî tasfiye seçilebilir mi?
Terekenin durumu belirsizse TMK m. 619 uyarınca resmî defter tutulması istenebilir. Bu talep, ret süresinin işlemeye başladığı tarihten itibaren bir ay içinde yapılır. Bir mirasçının talebi diğerleri bakımından da etki doğurur. Defter sürecinde hak ve borçlar belirlenir, alacaklılar çağrılır; sonrasında mirasçıların kanundaki seçenekleri kullanması için ayrı süreç işler. Bir aylık başvuru süresi, gerçek reddin üç aylık süresiyle karıştırılmamalıdır.
Deftere göre kabul, “yalnız miras kalan mal kadar sorumluluk” biçiminde anlatılmamalıdır. TMK m. 628’e göre deftere yazılı borçlar bakımından mirasçı hem tereke malları hem kendi malvarlığıyla sorumludur. Deftere yazılmayan borçlarda ise TMK m. 629’daki istisnalar ve kamu alacaklarına ilişkin özel kurallar dikkate alınır. Bu nedenle defter tutturmak, bütün borçları otomatik olarak sınırlayan bir garanti değildir.
TMK m. 632 kapsamındaki resmî tasfiye ise ret veya deftere göre kabulden farklı bir seçenektir. Koşulları gerçekleştiğinde mirasçılar tereke borçlarından kişisel olarak sorumlu olmaz. Ancak mirasçılardan birinin mirası kabul etmiş bulunması bu istemin dikkate alınmasını engeller. Seçenek belirlenirken malvarlığı belirsizliği, bilinen borçlar, diğer mirasçıların davranışları ve süreler birlikte değerlendirilmelidir.
Dava tarafları, masraflar, kanun yolları ve yurt dışı bağlantısı
Hükmen ret davası kime karşı açılır?
Gerçek ret başvurusunda karşı tarafa yöneltilmiş bir alacak uyuşmazlığı bulunmaz. Hükmen reddin tespiti ise alacaklılara karşı açılan çekişmeli davadır. Mirasçı, hukuki yararını ve kendisine yöneltilen borç ilişkisini açıklamalı; bilinen ilgili tereke alacaklılarını ve taleplerini belirlemelidir. Davayı sadece diğer mirasçılara yöneltmek, alacaklılarla olan uyuşmazlığı çözmez. Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir; yetki kural olarak davalıların yerleşim yeri üzerinden HMK m. 6–7 çerçevesinde değerlendirilir. Gerçek ret için açıklanan HMK m. 384 doğrudan bu davaya taşınmaz.
Salt ret başvurusu, miras paylaşımı ve ortaklığın giderilmesi davasıyla aynı değildir. Bu nedenle paylaşma uyuşmazlıkları için öngörülen zorunlu arabuluculuk şartı, sırf mirasla ilgili olduğu gerekçesiyle ret talebine uygulanmaz. Başka bir ticari veya tüketici talebiyle birlikte dava açılıyorsa o talebin kendi dava şartları ayrıca incelenir. HMK m. 2, 6–7, 382–384; HUAK m. 18/B.
Harç, delil gideri ve kanun yolu
Masraf, başvurunun türüne ve yapılacak işlemlere göre değişir. Harç ve gider avansına; tebligat, kayıt araştırması, bilirkişi ve gerektiğinde keşif gideri eklenebilir. Hükmen ret davasında yargılama giderleri ile karşı vekâlet ücreti, tarafların haklılık durumu ve usul hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Ekonomik koşulları uygun olan kişiler HMK m. 334 ve devamına göre adli yardım isteyebilir. Sabit bir “reddi miras toplam ücreti” bütün dosyalara uygulanamaz.
Çekişmesiz yargı kararlarında hukuki yararı bulunan ilgililer için HMK m. 387’de, özel hüküm saklı kalmak üzere, öğrenmeden itibaren iki haftalık istinaf süresi düzenlenmiştir; bu işlerde bölge adliye mahkemesi kararları HMK m. 362/1-ç gereğince temyize kapalıdır. Hükmen ret davasında ise istinaf ve temyiz imkânı ilgili usul koşullarına göre değerlendirilir; genel istinaf süresi kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Karardaki kanun yolu açıklaması ile uygulanacak güncel hüküm birlikte kontrol edilmelidir. HMK m. 334, 345, 361–363 ve 387.
Mirasçı veya mirasbırakan yurt dışındaysa
Yurt dışında bulunmak, tek başına ret süresini durdurmaz. Ölümün veya mirasçılık sıfatının öğrenilmesi, bildirimlerin ulaşması ve temsil işlemleri belgelenmelidir. Vekâletname hazırlanırken özel ret yetkisi, düzenleme makamı, tercüme ve gerektiğinde tasdik koşulları önceden değerlendirilmelidir. Yabancı bir makama yapılan ret bildiriminin Türkiye’deki bütün mal ve borçlar bakımından aynı sonucu doğurduğu varsayılmamalıdır. Yurt dışında yaşayan mirasçıların ret süresini nasıl takip edeceği Türkiye’ye gelmeden miras işlemleri yazısında anlatılmıştır.
Yabancılık unsuru bulunan mirasta MÖHUK m. 20, kural olarak mirasbırakanın millî hukukunu; Türkiye’deki taşınmazlar için Türk hukukunu esas alır. Mirasın açılması, kazanılması ve paylaşılması yönünden aynı maddenin özel bağlama kuralı da dikkate alınır. Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinde m. 43 ayrıca önem taşır. Bu yüzden vatandaşlık, malın yeri ve talebin niteliği görülmeden tek bir ülkenin ret işleminin her yerde yeterli olduğu söylenemez. 5718 sayılı Kanun m. 20 ve 43.
Başvuru öncesinde hangi belgeler hazırlanmalı?
Dosyanın ilk incelemesinde ayrı bir tarih ve işlem çizelgesi hazırlanması, hem süreyi hem kabul iddiasını görünür hâle getirir. Aynı belge birden fazla meseleye ışık tutabilir; örneğin banka hareketi borcun kaynağını, ödeme tarihini ve tereke parasının kullanılıp kullanılmadığını gösterebilir.
| Belge grubu | İncelenecek temel mesele |
|---|---|
| Ölüm ve nüfus kayıtları, vasiyetname bildirimi, önceki ret kararları | Mirasçılık sıfatı, aile sıralaması ve sürenin başlangıcı |
| Tebligatlar, e-tebligat kayıtları, yazışmalar | Öğrenme iddiası ve takip başvurularının son günü |
| Kredi sözleşmesi, senet, banka dekontu ve icra dosyası | Borcun doğumu, vadesi, miktarı ve ölümle ilişkisi |
| Ölüm tarihli tapu, trafik, banka ve şirket kayıtları | Terekenin aktif-pasif durumu ve değerleme |
| Satış, intikal, para çekme ve ödeme belgeleri | Mirası sahiplenme veya zorunlu koruma işlemi ayrımı |
| Vekâletname, velayet, vesayet ve kayyım kararları | Özel yetki, temsil çatışması ve izinler |
Pratik işlem sırası; önce süreleri ve temsil yetkisini belirlemek, sonra gerçek ret veya hükmen ret yolunu seçmek, eş zamanlı olarak varsa icra başvurusunu yapmak ve en sonunda kararın ilgili dosyalara uygulanmasını izlemektir. Borç araştırmasının uzun sürmesi, devam eden ret ve takip sürelerinin gözden kaçırılmasına gerekçe yapılmamalıdır. Genel hizmet kapsamı için miras hukuku ve avukatlık hizmetleri sayfası da incelenebilir.
Sonuç
Mirasın reddinde doğru karar, yalnız borcun yüksekliğine bakılarak verilmez. Gerçek rette geçerli beyan ve süre; hükmen rette ölüm tarihindeki mali durum ve mirasın kabul edilmemiş olması belirleyicidir. Yetkili mahkeme, temsil, çocukların konumu ve devam eden icra dosyaları aynı incelemenin parçalarıdır.
2024–2026 tarihli kararlar özellikle dört noktayı somutlaştırmaktadır: Başvurucunun oturduğu yer sulh hukuk mahkemesinin yetkisi, ölümden önce doğan borçla sonraki takip tarihinin ayrılması, zorunlu işlem ile mirası sahiplenme arasındaki fark ve şirket kayıtlarının eksiksiz incelenmesi. Belgeler bu ayrımlara göre toplandığında, uygulanabilecek hukuki yol ve o yolun sınırları daha açık belirlenebilir.
Konunun ilgili yönleri için miras payına haciz ve mirastan yoksunluk yazılarımıza da bakabilirsiniz.
İlgili yazılar: Hayat Sigortası Vefat Tazminatı ve Kredi Borcu; Küçük ve Vesayet Altındaki Yabancı Mirasçı; Miras Kalan Vergi Borcu ve Mirasçıların Sorumluluğu; Yurt Dışında Mirasın Reddi Türkiye’de Geçerli mi?.
Sıkça Sorulan Sorular
Reddi miras için mirasın borca batık olması şart mı?
Gerçek ret için şart değildir. Mirasçı, süresinde ve geçerli beyanla borçsuz mirası da reddedebilir. Hükmen rette ise TMK m. 605/2’deki ölüm anına ilişkin koşullar araştırılır.
Üç ay geçince hiçbir şey yapılamaz mı?
Her durumda böyle değildir. Hükmen ret koşulları veya önemli sebeple yeni süre verilmesi değerlendirilebilir. Bununla birlikte borcu sonradan öğrenmek, gerçek ret süresini kendiliğinden yeniden başlatmaz.
Başvuru yalnız ölen kişinin yaşadığı yerde mi yapılır?
Gerçek ret bakımından HMK m. 384 uyarınca başvurucunun veya ilgililerden birinin oturduğu yer sulh hukuk mahkemesinin yetkisi de dikkate alınır. Yargıtayın 23.02.2026 tarihli kararı, özel kütüğe kayıt yeri ile başvuru yetkisini ayırmaktadır.
Notere “mirası istemiyorum” demek yeterli mi?
Hayır. Gerçek ret beyanı sulh hukuk mahkemesine yöneltilmelidir. Noterde vekâletname düzenlenmesi ile mahkemeye geçerli ret beyanı yapılması farklı işlemlerdir.
Mirasçılık belgesi almadan ret başvurusu yapılabilir mi?
Mirasçılık mevcut resmî kayıtlarla belirlenebiliyorsa ayrıca belge sunulması her durumda zorunlu değildir. Mahkemenin kimlik, mirasçılık ve süre yönünden inceleme yapabilmesi gerekir.
Babamın borcunu bir kez ödedim; ret hakkım kesin olarak biter mi?
Ödemenin amacı, kaynağı ve hangi koşullarda yapıldığı incelenir. İcra tehdidi altındaki ödeme ile mirası sahiplenerek borcu gönüllü üstlenmek aynı değerlendirmeye tabi değildir. Başka kabul işlemlerinin bulunması sonucu değiştirebilir.
Mirası reddedersem dul aylığım kesilir mi?
Dul aylığına hak kazanma, sosyal güvenlik mevzuatındaki ayrı koşullara bağlıdır. Aylığın alınması tek başına mirasın kabulü anlamına gelmez. Mirasbırakanın bankada birikmiş parasının çekilmesi ayrıca incelenir.
Ben reddedersem çocuğum da mutlaka reddetmeli mi?
Aile sıralamasına ve diğer mirasçıların durumuna bağlıdır. Bir mirasçının reddi, bütün en yakın mirasçıların reddi ve altsoyun tamamının reddi farklı hükümlere tabidir. Çocuk için işlem gerekiyorsa temsil ve menfaat çatışması da araştırılır.
Hükmen ret davası açınca haciz kendiliğinden kalkar mı?
Hayır. Takibin türüne uygun itiraz veya şikâyet yolu, geçici koruma koşulları ve kararın icra dosyasına etkisi ayrıca değerlendirilir. Davanın açılması ödeme emrine ilişkin süreleri kendiliğinden durdurmaz.
Sadece borçları reddedip evi alabilir miyim?
Gerçek ret kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Terekenin haklarını seçip borçlarını dışarıda bırakacak biçimde ret yapılamaz. Resmî defter ve tasfiye seçenekleri ise kendi koşulları içinde ayrıca incelenebilir.
Retten sonra miras değerli çıkarsa geri dönebilir miyim?
Tek taraflı pişmanlık yeterli değildir. Retten yararlanan bütün ilgililerin rızası veya ispatlanmış irade bozukluğu gibi hukuki nedenler ve ilgili süreler araştırılmalıdır.
Mirası reddetmek kendi kefalet borcumu da kaldırır mı?
Hayır. Kişinin kendi kefaleti, ortak borçluluğu veya fiilinden doğan sorumluluk mirasçılık sıfatından ayrıdır. Bu borçların geçerliliği ve kapsamı kendi hükümlerine göre incelenir.
Kaynakça
Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: Özellikle m. 5, 265, 342, 426, 463, 528, 599, 605–619, 628–629, 632 ve 641. Konsolide metin.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Özellikle m. 2, 6–7, 103–104, 303, 334, 345, 361–363 ve 382–387. Konsolide metin.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: Özellikle m. 16, 53, 62, 68, 72 ve 168. Konsolide metin.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m. 30–39 ve 92–93. Konsolide metin.
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu: m. 12 ve 372. Konsolide metin.
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun: m. 7, 35, mükerrer 35 ve 58. Konsolide metin.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: m. 18/B. Konsolide metin.
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun: m. 20 ve 43. Konsolide metin.
Yargıtay kararları
- Yargıtay 5. HD, 23.02.2026, E. 2025/13071, K. 2026/3118: Gerçek rette yetki ve özel kütük ayrımı. Karar.
- Yargıtay 7. HD, 20.05.2025, E. 2024/4570, K. 2025/2692: Gerçek ret beyanı, duruşma ve kanun yararına bozma. Karar.
- Yargıtay 7. HD, 17.03.2025, E. 2024/3583, K. 2025/1505: Özel yetki ve ölüm tarihine göre değerleme. Karar.
- Yargıtay 7. HD, 13.05.2026, E. 2025/4592, K. 2026/2687: Borcun doğumu, vade ve takip tarihi ayrımı. Karar.
- Yargıtay 7. HD, 17.11.2025, E. 2025/964, K. 2025/4784: Şirket kayıtları, kamu borçları ve eksik araştırma. Karar.
- Yargıtay 7. HD, 19.02.2026, E. 2025/3373, K. 2026/906: Hükmen ret kabulünün onanması. Karar.
- Yargıtay 7. HD, 02.05.2024, E. 2024/1506, K. 2024/2329: Mirası sahiplenme ve ölümden sonraki yeni olaydan doğan borç. Karar.
- Yargıtay 7. HD, 15.01.2024, E. 2022/5903, K. 2024/169: İcra tehdidi altında ödeme ve kabul ayrımı. Karar.
- Yargıtay 7. HD, 30.03.2026, E. 2026/903, K. 2026/1641: Dul aylığı, vergi beyannamesi ve mirasın kabulü. Karar.
- Yargıtay HGK, 22.09.2010, E. 2010/2-379, K. 2010/413: Tereke tespiti isteminin örtülü kabul sayılmaması. Karar.
- Yargıtay 12. HD, 08.02.2024, E. 2023/4307, K. 2024/1104: İİK m. 53’e aykırı takip ve şikâyet. Karar.
- Yargıtay 7. HD, 19.12.2024, E. 2024/856, K. 2024/5842: İlgililerin rızasıyla ret beyanından dönme. Karar.
Akademik çalışmalar
- Cömert Akbay, Büşra. “Mirasın İradi Reddi (Mirasın Gerçek Reddi).” Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, 2022/2, s. 873–926; özellikle s. 888–890 ve 898–899. Makale ve tam metin.
- Türker, Güray. “Terekenin Tespiti İstemi ve Mirasın Hükmen Reddinin Tespiti Davasının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun T. 22.09.2010 E. 2010/2-379 K. 2010/413 Sayılı Kararı Kapsamında Değerlendirilmesi.” Kırıkkale Hukuk Mecmuası, 5(1), 2025, s. 95–130; özellikle s. 124–126. DOI: 10.59909/khm.05.01.005. Makale ve tam metin.