İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Milletlerarası Özel Hukuk, Tanıma ve Tenfiz

Yabancı Mahkeme Alacak Kararları Türkiye’de Nasıl İcra Edilir? Tenfiz ve Tahsilat Rehberi

Yabancı karardan fiilî tahsilata dört aşama: yabancı karar, tenfiz incelemesi, ilamlı icra ve fiilî tahsilat
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 15 dakika okuma

Hukuki inceleme ve kontrol: Av. Umut Güneş

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Yabancı mahkeme alacak kararları Türkiye’de nasıl tahsil edilir? Tenfiz şartları, belgeler, görev ve yetki, teminat, ihtiyati haciz ve icra süreci.

Yabancı bir mahkemeden alınan para alacağı kararı, kural olarak doğrudan Türkiye’de ilamlı icraya konulamaz. Önce yetkili Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir. Tenfiz, yabancı hükme Türkiye’de cebri icra gücü kazandırır; paranın fiilen tahsili ise daha sonra icra dairesindeki işlemler, borçlunun ödeme yapması veya haciz ve satış yoluyla gerçekleşir. [1 m.50–57]

Bu yol yalnız yabancı vatandaşlar için değildir. Bir Türk kişinin yurt dışında aldığı alacak kararı da aynı sorunu doğurabilir. Belirleyici olan, kararın yabancı bir devlet mahkemesince verilmesi ve Türkiye’de yerine getirilmek istenmesidir. Bu rehber özellikle şirketlerin sözleşme, satış, hizmet, kredi ve ticari tazminat alacaklarına ilişkin mahkeme kararları ile gerçek kişilerin özel hukuk kaynaklı para alacağı ilamlarına odaklanmaktadır.

Elinizdeki belge gerçekten tenfize elverişli bir mahkeme kararı mı?

Dosyaya başlamadan önce belgenin başlığına değil, verildiği ülkedeki hukuki niteliğine bakılır. Kararın hangi makam tarafından verildiği, tarafları, hüküm sonucu, kesinleşmesi ve ödeme yükümlülüğü belirlenir. Karar; yalnız bir tespit, ödeme emri, geçici tedbir, noter belgesi, arabuluculuk anlaşması veya hakem kararı da olabilir. Bunların hepsi aynı tenfiz rejimine tabi değildir.

Bir yabancı ödeme emrinin karara dönüşüp dönüşmediği, itiraz üzerine nasıl bir usul izlendiği ve o ülke hukukunda mahkeme ilamı niteliği taşıyıp taşımadığı araştırılmalıdır. Yabancı belgede “enforceable” yazması, Türk hukuku bakımından gerekli bütün şartların gerçekleştiğini tek başına göstermez. Özellikle geçici icra edilebilirlik ile kararın kesinleşmesi birbirinden ayrılır.

Yabancı hakem kararları, uygulanabildiği ölçüde milletlerarası sözleşmeler ve MÖHUK m.60 ve devamındaki ayrı düzenlemeler çerçevesinde incelenir. Yabancı idarenin vergi veya idari para cezası kararı da sıradan bir özel hukuk alacağı ilamıyla eşitlenmez. Buna karşılık yabancı ceza ilamındaki kişisel haklara ilişkin hükümler için MÖHUK m.50/2 değerlendirme imkânı verir. [1]

Tanıma ile tenfiz arasındaki fark nedir?

Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisinin kabul edilmesine yöneliktir. Tenfiz ise kararın Türk icra organları aracılığıyla yerine getirilebilmesini sağlar. Borçlunun banka hesabına haciz konulmasını veya taşınmazının satılarak para alacağının ödenmesini isteyen alacaklı bakımından esas ihtiyaç çoğunlukla tenfizdir.

İşlemSağladığı temel sonuçPara alacaklısı açısından anlamı
TanımaKesin hüküm veya kesin delil etkisiTek başına cebri tahsil yetkisi sağlamaz.
TenfizYabancı hükme Türkiye’de icra kabiliyetiSonraki ilamlı icra işleminin dayanağını oluşturur.
İcra takibiBorcun yerine getirilmesi için devlet işlemleriÖdeme, haciz, satış ve paylaştırma aşamaları yürütülür.

Sırf tahsilat için her dosyada önce ayrı tanıma, sonra ayrı tenfiz davası açılması gerektiği düşünülmemelidir. İstenen hukuki sonuç ve hükmün kapsamı esas alınır. MÖHUK m.58 uyarınca tanımada karşılıklılık koşulunun aranmaması da tanıma kararının para tahsilinde tenfizin yerine geçeceği anlamına gelmez. [1] Benzer bir durumla karşılaşan okuyucular için Yurt Dışında Boşanmanın Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi yazısı yol gösterebilir.

İlk aşama: Yabancı karar dosyası ve Türkiye’deki malvarlığı birlikte incelenir

Alacaklı, kararın eksiksiz örneğiyle birlikte hangi borçludan ne kadar alacağı kaldığını göstermelidir. Şirketin ad değiştirmesi, birleşmesi veya alacağın devredilmesi varsa karar ile güncel taraf kimlikleri arasındaki bağlantı kurulmalıdır. Kararda borçlu yazan şirketin bağlı olduğu holdingin Türkiye’de malı bulunması, holdingi kendiliğinden icra borçlusu yapmaz.

Türkiye’deki malvarlığına ilişkin bilinen bilgiler başlangıçta toplanır: banka ilişkileri, sicilli taşınmaz veya araçlar, ticari faaliyetten doğan alacaklar ve mevcut teminatlar. Bunlar hukuka uygun araştırma ve icra işlemlerine yön verir. Bir varlığın borçluyla ilişkili görünmesi, onun hukuken borçluya ait ve haczedilebilir olduğu sonucunu tek başına doğurmaz.

Bu ilk değerlendirme iki soruyu cevaplamalıdır: “Karar Türkiye’de tenfiz edilebilir mi?” ve “Tenfizden sonra tahsil edilebilecek bir değer var mı?” Birinci sorunun olumlu cevabı ikinciyi garanti etmez. Hakkın korunması için zamanaşımı ve geçici koruma ihtiyacı, belge hazırlığı sürerken de ele alınmalıdır.

İkinci aşama: Tenfizin hukuki koşulları kontrol edilir

Karar verildiği ülkede kesinleşmiş olmalıdır

MÖHUK m.50, yabancı ilamın verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmesini arar. Kararın tarihi, taraflara bildirimi, başvuru yolları ve bu yolların kullanılıp kullanılmadığı değerlendirilir. Kesinleşme belgesi o ülke sisteminde farklı ad taşıyabilir. Belgenin adı kadar gösterdiği hukuki durum önemlidir.

Kararın bir kısmı kesinleşmiş, başka kısmı hâlen uyuşmazlık konusu olabilir. Ayrılabilir bölüm bakımından kısmi tenfiz değerlendirilirken kesinleşme kapsamı açıkça belgelenmelidir. Sadece ilk derece kararının elde bulunması veya kararın yabancı ülkede teminata karşı icra edilebilmesi yeterli kabul edilmemelidir.

Kararı veren devlet bakımından karşılıklılık bulunmalıdır

MÖHUK m.54/1-a uyarınca Türkiye ile kararın verildiği devlet arasında anlaşma bulunması tek ihtimal değildir. O devlette Türk mahkemesi ilamlarının tenfizini mümkün kılan kanuni düzenleme veya fiilî uygulama da karşılıklılığı sağlayabilir. Dolayısıyla “İkili anlaşma yok; tenfiz imkânsız” sonucu otomatik olarak çıkarılamaz.

Bu inceleme alacaklının pasaportuna göre değil, yabancı hükmün verildiği devlet bakımından yapılır. Federal devletlerde ilgili yargı çevresinin düzeni ve uygulaması araştırmanın kapsamını etkileyebilir. Eski bir ülke listesinden kesin sonuç çıkarmak yerine güncel mevzuat, uygulama ve gerektiğinde Adalet Bakanlığından alınacak bilgi değerlendirilmelidir.

Münhasır yetki ve aşırı yetki sorunları bulunmamalıdır

Hüküm Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmiş olmamalıdır. Ayrıca davalının itirazı üzerine, dava veya taraflarla gerçek ilişkisi bulunmadığı hâlde yetki kabul eden yabancı mahkeme bakımından m.54/1-b incelenir. Sırf borçlu Türkiye’de yaşıyor veya malvarlığı burada bulunuyor diye her yabancı para alacağı kararının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ihlal ettiği söylenemez.

Türkiye’deki bir taşınmaz üzerinde ayni hak kurulmasını isteyen yabancı karar ile bir sözleşme nedeniyle para ödenmesine hükmeden kararın ayrımı bu nedenle önemlidir. Kararın hüküm fıkrası ve uyuşmazlığın gerçek konusu birlikte okunmalıdır.

Kamu düzeni denetimi yeniden alacak yargılaması değildir

Türk mahkemesi, tenfiz davasında borç ilişkisinin bütün delillerini baştan değerlendirerek yabancı mahkemenin yerine yeni bir hüküm kurmaz. Bununla birlikte kararın Türkiye’de doğuracağı sonuçlar açıkça kamu düzenine aykırı olmamalıdır. Yabancı mahkemenin Türk hukukundan farklı bir usul veya maddi hukuk uygulaması tek başına ret sebebi değildir.

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.02.2012 tarihli, E.2010/1, K.2012/1 sayılı kararında, yabancı kararın yalnızca gerekçe içermemesinin tek başına tenfize engel ve kamu düzenine açık aykırılık oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Bu sonuç, savunma hakkı ihlalinin önemini ortadan kaldırmaz. Gerekçesizlik ile tarafın davadan haberdar edilmemesi farklı sorunlardır. [5]

Borçlunun savunma hakkına ilişkin belgeler hazır olmalıdır

MÖHUK m.54/1-ç, davalının yabancı yargılamaya usulüne uygun çağrılmaması, temsil edilmemesi veya ilgili hukuka aykırı biçimde yokluğunda hüküm verilmesiyle ilgili itirazları düzenler. Gıyabi karar, kendiliğinden tenfiz edilemez karar demek değildir. Tebligat ve savunma imkânının somut kaydı belirleyicidir.

Dava açılırken yabancı dosyadaki tebligat belgeleri, teslim veya bildirim kanıtları, temsil kayıtları ve varsa davalının sunduğu dilekçeler hazırlanmalıdır. Sınır ötesi tebligatta uygulanacak milletlerarası sözleşmeler de dikkate alınır. Borçlunun yalnız sosyal medyadan veya sıradan bir e-postadan haberdar olması, gerekli resmî bildirimin yerine her durumda geçmez.

Üçüncü aşama: Dava için hangi belgeler hazırlanır?

MÖHUK m.53 kapsamında yabancı mahkeme ilamının usulüne uygun onanmış aslı veya kararı veren yargı organınca onanmış örneği ile onanmış tercümesi gerekir. Kararın kesinleştiğini gösteren usulüne uygun belge ve tercümesi de dosyaya eklenir. Basit bir ekran çıktısı ya da avukatın hazırladığı özet, kanunun istediği karar örneğinin yerine geçirilmemelidir.

BelgeNeyi göstermelidir?Sık karşılaşılan eksiklik
Kararın tam ve onaylı örneğiTaraflar, hüküm, ana para ve ferilerYalnız sonuç sayfasının sunulması
Kesinleşme belgesiHangi bölümün ne zaman kesinleştiğiGeçici icra kabiliyetinin kesinleşme sanılması
Onanmış Türkçe tercümelerKarar ve eklerin anlamının eksiksiz aktarılmasıFaiz, para birimi veya taraf adında hata
Tebligat ve temsil kayıtlarıSavunma hakkına ilişkin itirazlara cevapYalnız karar tebliğinin bulunması
Kimlik, şirket ve temsil belgeleriAlacaklının ve imzalayanın sıfatıGüncel temsil yetkisinin gösterilmemesi
VekâletnameTürkiye’deki vekilin yetkisiGerekli özel yetkilerin bulunmaması
Bakiye ve ödeme dökümüÖnceki tahsilatlar sonrası kalan alacakAynı bedelin iki ülkede tekrar istenmesi

Apostil her durumda zorunlu mudur?

Tasdik yolu, belgeyi düzenleyen ülke ile Türkiye arasında uygulanan milletlerarası düzenlemelere bağlıdır. 1961 Apostil Sözleşmesi kapsamındaki uygun belgelerde apostil, konsolosluk tasdiki yerine kullanılabilir. İkili anlaşmalar daha kolay bir yol veya tasdik muafiyeti getirebilir. Uygun sözleşme ilişkisi yoksa ilgili tasdik zinciri ayrıca belirlenir. [6] [7]

Apostil belgenin altında bulunan imza, imzalayanın sıfatı ve mühür veya damga bakımından doğrulama sağlar. Kararın hukuken doğru olduğunu, kesinleştiğini veya Türkiye’de tenfiz edileceğini onaylamaz. Kesinleşme belgesi, karar örneği ve tercümenin hangi usulle hazırlanacağı ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Konunun ayrıntıları için Mirasta Yabancı Belgeler: Apostil, Tercüme ve İsim Farklılıkları yazısına bakılabilir.

Dördüncü aşama: Tenfiz davası hangi mahkemede açılır?

MÖHUK m.51 görevli mahkemeyi asliye mahkemesi olarak düzenler. Somut uyuşmazlığın niteliğine ve özel görev kurallarına göre asliye hukuk veya ticari nitelikteki dosyada asliye ticaret mahkemesi değerlendirilir. Aile veya diğer özel alanlara ilişkin görev hükümleri de ayrıca gözetilir. Bütün alacak ilamlarını tek mahkeme türüne yönlendiren bir kabul doğru değildir.

Yer bakımından m.51/2’deki sıra şöyledir: kendisine karşı tenfiz istenenin Türkiye’deki yerleşim yeri; yoksa sakin olduğu yer; Türkiye’de bunlardan hiçbiri yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri. Bu son ihtimalde sadece malın Antalya’da bulunması, genel kural uyarınca Antalya’yı tenfiz için yetkili kılmaz. Özel kanun veya milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır.

Tenfizden önce arabuluculuk gerekir mi?

Salt tenfiz talebi, yabancı hükümde karara bağlanan alacağın yeniden esastan görülmesine yönelik bir alacak davası değildir. Bu nedenle hükmün para ödenmesine ilişkin olması, ticari alacak davası için öngörülen arabuluculuk kuralının otomatik uygulanması için yeterli kabul edilmemelidir. Tenfiz yanında bağımsız bir alacak veya başka talep ileri sürülüyorsa o talebin dava şartı ayrıca incelenmelidir. Talebin niteliği, güncel uygulama ve TTK m.5/A birlikte değerlendirilir. [1 m.55] [4]

Beşinci aşama: Teminat, tebligat ve tenfiz incelemesi yürütülür

Yabancı alacaklının teminatı ile karşılıklılık nasıl ayrılır?

Yabancı kişi veya şirketin MÖHUK m.48 uyarınca teminat yükümlülüğü ve muafiyeti ayrı bir incelemedir. Burada alacaklının vatandaşlığı veya şirketin statüsü ve ilgili anlaşmalar önemlidir. Tenfizdeki m.54 karşılıklılığı ise kararı veren devletle ilgilidir. Aynı dosyada bu iki sorunun ayrı cevapları olabilir.

Örneğin A devletinde kurulmuş bir şirket, B devleti mahkemesinden aldığı kararı Türkiye’de tenfiz ettirmek istiyorsa teminat muafiyeti ile kararın tenfizindeki karşılıklılık aynı ülke üzerinden varsayılamaz. Mahkemenin istediği teminat için verilen süre izlenmeli; muafiyet ileri sürülüyorsa dayanağı sunulmalıdır. Teminatın tamamının her durumda otomatik iade edileceği veya sabit yüzdeyle hesaplanacağı söylenmemelidir. [1] [8]

Borçlu hangi itirazları ileri sürebilir?

Dilekçe ve duruşma günü karşı tarafa tebliğ edilir; istem basit yargılama usulüyle incelenir. Borçlu tenfiz şartlarının eksikliğini, yabancı ilamın tamamen veya kısmen yerine getirildiğini yahut yerine getirmeye engel bir sebep doğduğunu ileri sürebilir. [1 m.55]

“Borçlu sözleşmeyi yanlış yorumladı” türündeki her savunma, yabancı davayı baştan açma imkânı sağlamaz. Buna karşılık kararın kesinleşmemesi, yanlış kişiye yöneltilmesi, savunma hakkı itirazı veya belgelenmiş ödeme dosyanın sonucunu etkileyebilir. Alacaklı, itirazın hangi tenfiz şartına ilişkin olduğunu ayırarak cevap vermelidir.

Mahkeme hükmün tamamının veya ayrılabilir bir kısmının tenfizine karar verebilir. Yabancı kararın ana para, faiz ve yargılama giderlerinin kapsamı bu nedenle baştan açık yazılmalıdır. Bir kalemin kabul edilememesi, kalan kısmın her dosyada zorunlu olarak reddi anlamına gelmez; kısmi tenfizin şartları değerlendirilir.

Tenfiz devam ederken ihtiyati haciz istenebilir mi?

Borçlunun Türkiye’deki malvarlığının korunması gerekiyorsa tenfiz yargılaması sırasında ihtiyati haciz değerlendirilebilir. Ancak yabancı kararın bulunması otomatik haciz hakkı vermez. İİK m.257–259’daki alacak, vade, rehin, ispat ve teminat koşulları incelenir. Tenfiz edilmemiş ilamın hangi ölçüde dayanak olabileceği ve ihtiyati haczin sonradan nasıl sürdürüleceği ayrıca ele alınmalıdır. [2]

Zeynep Derya Tarman’ın bu konuya özgü çalışması; tenfiz öncesi alacağın muacceliyet bakımından değerlendirilmesi, kanun yolunun icrayı durdurması ile haczi tamamlayan sürelerin ilişkisi ve iki ayrı teminat türü çevresindeki tartışmaları ortaya koymaktadır. Uygulamadaki çıkarım, yalnız haciz kararı almayı değil, infaz ve tamamlayıcı işlemleri de birlikte planlamaktır. [9]

İİK m.261’de karar tarihinden itibaren on günlük infaz isteme süresi; m.264’te ise dosyanın aşamasına göre takip veya dava işlemleri bulunur. Tenfiz kararına başvuru yapılması nedeniyle esas icra ilerleyemediğinde ihtiyati haczin korunmasının nasıl sağlanacağı somut kararlara göre izlenmelidir. İhtiyati haciz kararı ile hesabın fiilen bloke edilmesi ve bloke bedelin alacaklıya ödenmesi birbirinden farklı aşamalardır.

Altıncı aşama: Tenfiz kararının kanun yolu ve kesinleşmesi izlenir

Yabancı ilamın kendi ülkesinde kesinleşmesi ile Türk tenfiz kararının kesinleşmesi ayrı olaylardır. MÖHUK m.57, tenfiz kararına karşı kanun yolunu genel hükümlere bağlar ve temyizin yerine getirmeyi durduracağını düzenler. İstinaf sistemiyle ilişkisi de gözetilerek icra bakımından kararın kesinleşme durumu kontrol edilmelidir.

Bu sebeple ilk derece tenfiz kararı alındığı anda, sıradan bir Türk para ilamıymış gibi doğrudan tahsilata geçileceği varsayılmamalıdır. Tebligat, kanun yolu süresi, başvuru ve sonucuna ilişkin kayıtlar izlenir; icraya uygun aşamaya gelindiğinde gerekli kesinleşme kaydı alınır. Süreler kararın verildiği tarihle değil, ilgili kanun yoluna ilişkin tebliğ ve usul kurallarıyla hesaplanır. [1] [3] Daha geniş çerçeve için Hukuk Davasında İstinaf yazısı okunabilir.

Yedinci aşama: Türkiye’de ilamlı icra ve tahsilat başlatılır

Tenfizine karar verilen yabancı ilam, gerekli icra koşulları tamamlandığında Türk mahkemesi ilamı gibi icra olunur. İcra talebine yabancı karar, Türk tenfiz kararı ve gereken kesinleşme kayıtlarıyla birlikte doğru bakiye hesabı sunulur. İcra dairesi borçluya icra emri gönderir. Para borcuna ilişkin temel ödeme süresi İİK m.32 kapsamında yedi gündür.

Borçlu, genel haciz yolundaki gibi basit bir borca itirazla ilamlı takibi durduramaz. Ancak kanunda öngörülen ödeme, erteleme, zamanaşımı veya ilama aykırılık gibi sebeplere dayalı başvurular yapabilir. Tenfiz dosyasında tahsil edilmiş bir bedelin icrada tekrar talep edilmesi, hesabın düzeltilmesini ve başka hukuki sonuçları gündeme getirebilir.

Ödeme yapılmazsa haczedilebilir banka alacağı, taşınır, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki haklar için uygun işlemler talep edilir. Gerektiğinde kıymet takdiri, elektronik satış ve sıra cetveli aşamalarına geçilir. Önceki rehin ve hacizler, istihkak iddiaları, haczedilmezlik ve borçlunun iflas veya konkordato durumu fiilî tahsili etkiler. Genel sürecin ayrıntıları Türkiye’de icra takibi ve alacak davası rehberinde açıklanmıştır. [2] İcranın Geri Bırakılması (Tehiri İcra) yazısı da bu konuyu farklı bir açıdan incelemektedir.

Ana para, faiz, döviz ve önceki tahsilatlar nasıl hesaplanır?

Tenfiz talebinde yabancı kararın hangi kalemlerinin Türkiye’de yerine getirilmesinin istendiği açık olmalıdır. Ana para, karar öncesi faiz, karar sonrası faiz ve yargılama giderleri birbirinden ayrılır. Tenfiz mahkemesi yabancı kararı değiştirerek yeni bir alacak hükmü kurmaz. Hükümdeki faiz türü veya hesap yöntemi belirsizse kararın ilgili ekleri ve açıklayıcı belgeleri incelenir.

İcra talebinde yabancı para alacağının tutarı, gerekli Türk lirası karşılığı, kur tarihi ve faiz hesabı İİK m.58 ile ilamın kapsamına uygun hazırlanır. Bir yabancı mahkemenin döviz üzerinden verdiği karara, sırf Türkiye’de takip yapılacağı için başka bir faiz oranı otomatik olarak eklenmemelidir. Tenfiz kapsamı dışındaki yeni bir alacak iddiası ayrıca değerlendirilir.

Borçludan başka ülkede, teminattan veya sulh yoluyla alınan her ödeme ortak bakiye hesabına işlenir. Birden fazla ülkede aynı anda işlem yürütülmesi çift tahsil hakkı vermez. Tahsil sonrası rapor; alınan tutarı, tarihini, mahsup yöntemini, kesilen masrafı ve kalan bakiyeyi göstermelidir. Yurt dışına havalede bankanın isteyeceği karar ve işlem belgeleri de saklanır.

Süre, harç ve zamanaşımı bakımından ne beklenmelidir?

Tenfiz davasının açılması için gereken hazırlık süresi ile davanın ve icranın süresi ayrıdır. Onaylı kararın temini, kesinleşme belgesi, tercüme, yurt dışına tebligat, karşılıklılığın araştırılması, itirazlar ve kanun yolları takvimi etkiler. Dosyanın tamamı görülmeden bütün ülkeler için geçerli kesin bir ay veya tahsil tarihi vermek güvenilir değildir.

Harçlar Kanunu m.4, yabancı mahkeme ilamlarının tenfizi için ilamda hükmolunan şeyin değeri, türü ve mahiyetine göre harç alınmasını düzenler. Para alacağı tenfizinde dosya değerine bağlı harçlar gündeme gelebilir. Tercüme, tasdik, tebligat, avukatlık, teminat ve sonraki icra giderleri ayrıca hesaplanmalıdır. Harç ile iade koşullarına bağlı teminat aynı maliyet kalemi değildir. [10]

“Tenfizin hiçbir zaman süresi yoktur” veya “Tenfizle bütün alacaklar için yeni bir on yıl başlar” şeklindeki genellemelerden kaçınılmalıdır. Zamanaşımı MÖHUK m.8 uyarınca esas ilişkiye uygulanan hukukla bağlantılıdır; ilama dayalı Türkiye icrasında İİK m.39 ve somut zamanaşımı itirazının niteliği ayrıca değerlendirilir. Kararın tarihi, kesinleşmesi, önceki icra işlemleri ve kesilme veya durma sebepleri birlikte incelenmelidir. Bu konuya ilişkin Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler yazımızda daha ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.

Yabancı alacaklı için baştan sona örnek dosya

Yurt dışında kurulu bir tedarikçi şirketin, Türkiye’deki alıcı aleyhine yabancı mahkemeden 120.000 avro ve faiz ödenmesine ilişkin karar aldığını düşünelim. Bu örnek belirli bir ülke için otomatik tenfiz sonucu vaat etmez. İlk olarak kararın tamamı, kesinleşmesi, tebligatları, davadaki taraflar ve Türkiye’deki borçlu kayıtları eşleştirilir.

Sonra kararı veren devlet bakımından karşılıklılık; alacaklı şirket bakımından teminat muafiyeti ayrı incelenir. Onaylı belgeler ve tercümeler hazırlanır. Borçlunun Türkiye’deki yerleşim yeri ve uyuşmazlığın ticari niteliği üzerinden görev ve yetki belirlenir. Gerekliyse tenfizle birlikte malvarlığını koruma talebi değerlendirilir.

Tenfiz davasında karara bağlanan satış bedeli baştan yargılanmaz; kanuni tenfiz koşulları ve ileri sürülen uygun itirazlar incelenir. İcra koşulları tamamlandıktan sonra ana para, faiz, masraf ve önceki ödemeler üzerinden bakiye hesaplanarak ilamlı takip yapılır. Banka alacağı veya başka malvarlığı bulunursa uygun haciz ve tahsil işlemleri yürütülür. Malvarlığı yoksa yalnız kararın elde edilmesi tahsilatı sağlamaz.

Sonuç

Yabancı mahkemenin para alacağı kararı, Türkiye’de tahsilatın güçlü bir başlangıç belgesi olabilir; ancak tenfiz ve icra aşamalarının yerini tutmaz. Başarılı dosya hazırlığı, kararın hukuki niteliğini, kesinleşmesini, savunma hakkını, karşılıklılığı, temsil ve teminat durumunu açık belgelerle ortaya koyar. Sonraki aşama, bu hukuki dayanağı borçlunun ulaşılabilir malvarlığı üzerinden fiilî tahsilata dönüştürmektir.

İlk değerlendirmede kararın bütün sayfaları, kesinleşme belgesi, tebligat kayıtları, ödeme dökümü ve bilinen Türkiye bağlantıları birlikte hazırlanmalıdır. Güneş & Güneş Hukuk Bürosu ile ilk iletişimde kararın verildiği ülke, alacak türü ve kısa uyuşmazlık özeti paylaşılabilir; hassas belgeler için güvenli iletim yöntemi ayrıca belirlenmelidir. Bu rehber genel bilgilendirme içindir; somut karar için ülke ve dosya bazında inceleme gerekir.

İlgili yazılar: Türkiye’de alacak tahsili: icra takibi ve alacak davası; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz; kesinleşmeden icraya konulabilen ilamlar; yabancıların Türkiye’de alacak tahsili; Ölenin Alacakları ve Devam Eden Davaları; Yabancı Nafaka Kararının Tanınması ve Tenfizi.

Sıkça Sorulan Sorular

Yabancı mahkeme kararını tercüme ettirip doğrudan icraya verebilir miyim?

Kural olarak hayır. Tercüme ve tasdik, belgenin sunulmasına ilişkindir. İlamlı icra için gerekli tenfiz kararının yerine geçmez. Uygulanabilir özel milletlerarası düzenlemeler ayrıca kontrol edilir.

Alacaklı da borçlu da yabancıysa Türkiye’de tenfiz mümkün mü?

Evet, yalnız vatandaşlık nedeniyle engel bulunmaz. Hukuki yarar, yetki, tenfiz koşulları ve Türkiye’deki icra bağlantısı değerlendirilir. Borçlunun malvarlığının burada bulunması tahsilat bakımından önemlidir.

Türkiye ile kararın verildiği ülke arasında anlaşma yoksa ne olur?

Bu durum tek başına ret sebebi değildir. MÖHUK m.54/1-a kapsamında kanuni veya fiilî karşılıklılık da araştırılır. Ülke ve ilgili yargı çevresine göre belge gerekir.

Borçlu yabancı davaya katılmadıysa karar tenfiz edilemez mi?

Otomatik olarak böyle bir sonuç çıkmaz. Davalının ilgili usule göre çağrılıp çağrılmadığı, temsil ve savunma imkânı ile ileri sürdüğü itiraz incelenir.

Yalnız ana para için kısmi tenfiz isteyebilir miyim?

MÖHUK m.52 ve 56 kapsamında hangi kısım için tenfiz istendiği açıkça belirtilerek kısmi tenfiz değerlendirilebilir. Hükmün ayrılabilirliği ve ilgili bölümün şartları incelenir.

Tenfiz kararı çıkınca ödeme kesin midir?

Hayır. İcra koşullarının tamamlanması ve tahsil edilebilir malvarlığı gerekir. Öncelikli alacaklar, haczedilmezlik, konkordato veya iflas gibi durumlar sonucu etkileyebilir.

Yabancı mahkeme kararı ile yabancı hakem kararı aynı şekilde mi uygulanır?

Hayır. Hakem kararlarında farklı sözleşme ve kanun hükümleri, belge şartları ve ret sebepleri söz konusudur. Bir mahkeme kararı rehberi hakem kararına doğrudan uygulanmamalıdır.

Tenfiz reddedilirse Türkiye’de yeniden alacak davası açılabilir mi?

Bu, ret sebebine ve dosyanın durumuna bağlıdır. Türk mahkemelerinin yetkisi, kesin hüküm etkisi, tahkim veya yetki anlaşması, zamanaşımı ve deliller değerlendirilir. Ret kararı otomatik yeni dava hakkı veya alacağın otomatik sona ermesi anlamına gelmez.

Kaynakça

  1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, özellikle m.1–2, 8, 48 ve 50–63.
  2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, özellikle m.32–39, 58, 82–89 ve 257–265.
  3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle belge, basit yargılama ve kanun yolu hükümleri.
  4. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.4–5/A.
  5. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012, E.2010/1, K.2012/1, resmî tam metin; gerekçesizlik ve kamu düzeni ayrımı.
  6. HCCH, 1961 Apostil Sözleşmesi tam metni, özellikle m.2–5 ve güncel taraflık tablosu.
  7. Adalet Bakanlığı, İkili Adli Yardımlaşma Sözleşmeleri. Somut ülkeye ait yürürlükteki hüküm ve kapsam esas alınır.
  8. Adalet Bakanlığı, Yabancıların Teminat Yatırma Yükümlülüğü.
  9. Zeynep Derya Tarman, Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfizi Sırasında Alınan İhtiyati Haciz Kararının İcra Edilememesi Sorunu, Public and Private International Law Bulletin, 2024, 44(1), s.99–120, DOI: 10.26650/ppil.2023.44.1.1345399.
  10. 492 sayılı Harçlar Kanunu, özellikle m.4 ve ilgili tarife.

YAZAR

Av. Merve Kabalcı

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları