Önce kararın türünü ve başvurunun hedefini belirleyin
Dosyada “velayet” yazması, bütün kararların aynı denetimden geçeceği anlamına gelmez. İlk soru, hangi hüküm bölümünün değiştirilmesinin istendiğidir: çocuğun kimin yanında kalacağı, görüşme düzeni, nafaka veya geçici bir ara karar mı? İkinci soru, bu kararın hangi yargılama içinde verildiğidir. Boşanma hükmünün velayet bölümü ile boşanmadan sonra açılan bağımsız velayet değişikliği işi özellikle ayrılmalıdır.[1][2][3]
| İncelenecek karar | Başlangıçta yapılacak ayrım |
|---|---|
| Boşanma hükmüyle verilen nihai velayet kararı | HMK m.341 kapsamında istinaf; BAM kararının niteliğine göre temyiz değerlendirmesi |
| Bağımsız velayet değişikliği kararı | HMK m.382/2-b-13 ve m.387 kapsamında istinaf; çekişmesiz yargıdaki BAM kararına m.362/1-ç nedeniyle temyiz kapalı |
| Kişisel ilişkinin düzenlenmesi kararı | Velayet değişikliğinden ayrı hüküm ve kanun yolu değerlendirmesi |
| Boşanma sürerken TMK m.169 uyarınca geçici velayet | Aynı mahkemeden yeniden değerlendirme; nihai karardan bağımsız kanun yolu ayrıca incelenir |
| Çocuk teslimi müdürlüğünün işlemi | 5395 sayılı Kanun m.41/E uyarınca özel şikâyet ve itiraz |
Bu ayrım, özellikle aynı kararda velayet, kişisel ilişki ve nafaka bulunduğunda önemlidir. Bir bölüm yönünden kanun yolu açık olması diğerlerini kendiliğinden açmaz. Başvuru dilekçesinde karşı çıkılan hüküm fıkralarını ve her biri için istenen sonucu ayrı yazmak, incelemenin sınırını görünür kılar.[1][3]
İstinaf ve temyiz süresi hangi tarihte başlar?
Tebliğ kuralı ile öğrenme kuralı
HMK m.345'e göre genel istinaf süresi, kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki haftadır. Temyize elverişli BAM kararlarında HMK m.361 de tebliğden itibaren iki hafta öngörür. Bu rejimde duruşmadaki karar tarihi, gerekçeli kararın yazıldığı tarih ve tebliğ tarihi aynı şey değildir. Her tarafın süresi kendi geçerli tebligatına göre hesaplanır.[1]
Bununla birlikte HMK m.387, çekişmesiz yargı işlerinde hukuki yararı bulunan ilgililer için kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftalık özel istinaf süresi düzenler. Bağımsız velayet değişikliği gibi m.382 kapsamındaki bir işte, hiçbir değerlendirme yapmadan “tebligat gelmeden süre başlamaz” demek güvenli değildir. Kararın hangi kapsamda, ne zaman öğrenildiği ve bunun dosyada nasıl belgelendiği incelenmelidir. Sadece duruşmada sonucun söylendiği tarih ile gerekçeli kararın öğrenilmesini de otomatik olarak eşitlememek gerekir.[1]
Avukatla takip edilen işte tebligat kural olarak avukata yapılır. Birden fazla vekile tebligat yapılmışsa ilk geçerli tebliğ önem taşır. Bu nedenle müvekkilin belgeyi gördüğü gün ile vekilin tebligat tarihi ayrı kontrol edilmelidir.[4]
Eski kararlar için geçiş hükümleri
Bugünkü süreler, yıllar önceki bütün kararlara aynen uygulanamaz. HMK geçici m.3 eski temyiz rejiminde kalan dosyaları korur. HMK m.361'deki iki haftalık temyiz süresine ilişkin 7035 sayılı Kanun değişikliği, 5 Ağustos 2017 ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanır. Ayrıca 7499 sayılı Kanun'un değiştirdiği sürelerde 1 Haziran 2024 karar tarihi ayrımı bulunur; örneğin HMK m.346'daki istinaf dilekçesinin reddine karşı süre bu kapsamdadır. Genel istinaf süresinin ilk kez 2024'te iki haftaya çıktığı söylenemez.[1][6]
UETS tebligatında beşinci gün ve iki hafta nasıl hesaplanır?
7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/a uyarınca elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı günü izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Mesajın erken açılması, genel tebliğ esaslı süre hesabında bu kanuni tarihi öne çekmez. SMS veya e-posta uyarısı da tebligatın kendisi değildir; UETS delil kaydı esas alınmalıdır.[4][5]
Aşağıdaki varsayımsal örnek, HMK m.345'in tebliğ esaslı genel istinaf kuralına tabi bir boşanma hükmünün velayet bölümü içindir; m.387 kapsamındaki öğrenme tartışmasına doğrudan uygulanmamalıdır:
| İşlem | Tarih ve sonuç |
|---|---|
| Gerekçeli kararın UETS adresine ulaşması | 6 Ekim 2026 Salı |
| Muhatabın mesajı açması | 7 Ekim 2026 Çarşamba; kanuni tebliğ tarihini değiştirmez |
| İzleyen beşinci günün sonu | 11 Ekim 2026 Pazar; tebliğ yapılmış sayılır |
| İki haftanın karşılık gelen son günü | 25 Ekim 2026 Pazar |
| Son günün tatil olması nedeniyle bitiş | 26 Ekim 2026 Pazartesi |
Beşinci günün pazara gelmesi, tebliğ tarihini pazartesiye taşımaz. Uzayan tarih, örnekte iki haftalık başvuru süresinin sonudur. Bu iki aşamayı birleştirmek, yanlış son gün hesabına yol açar. Fizikî başvuruda çalışma saatinin, elektronik işlemde ise HMK m.445 ve tamamlanmış gönderim kaydının ayrıca gözetilmesi gerekir.[1][4]
Adli tatil ve hafta sonu başvuru süresini durdurur mu?
HMK m.92–93 uyarınca süre içindeki tatil günleri sayılır; son gün resmî tatile rastlarsa bitiş ilk iş gününe taşınır. “İki hafta” hesabı yapılırken her hafta sonunu çıkarmak veya yalnız iş günlerini saymak yanlıştır.[1]
Velayete ilişkin dava ve işler, HMK m.103/1-b gereğince adli tatilde görülür. Çekişmesiz yargı işleri de ayrıca istisna kapsamındadır. Bu nedenle velayet işinde başvuru süresine, sırf yaz dönemine rastladığı için HMK m.104'teki bir haftalık uzama eklenemez. İstisna, BAM ve Yargıtay incelemesi bakımından da dikkate alınır.[1]
Boşanma, nafaka ve velayet taleplerinin aynı dosyada bulunduğu bir kararda ise dava ve hüküm bölümünün niteliği ayrıca incelenmelidir. Bütün aile mahkemesi dosyaları hakkında tek bir adli tatil kuralı kurmak yerine, hangi bölüm için hangi sürenin işlediği belirlenmelidir. Uygulamada en ihtiyatlı çalışma, uzama varsayımına dayanmadan hesaplanan erken tarihe göre hazırlığı tamamlamaktır.
İstinaf dilekçesi ve belge dosyası nasıl hazırlanır?
Gerekçeyi çocuk üzerindeki somut etkiye bağlayın
HMK m.342 uyarınca kararın mahkemesi, tarihi ve numarası, tebliğ bilgisi, başvuru sebepleri ve talep sonucu gösterilmelidir. “Karar haksızdır” ifadesi yerine, hangi tespitin hangi belgeyle çeliştiği açıklanmalıdır. Örneğin bakım düzeni hakkında araştırma yapılmamışsa eksik kalan okul, sağlık ve günlük bakım verileri belirtilmeli; sosyal inceleme raporuna itiraz ediliyorsa rapordaki gözlem ile sonuç arasındaki sorun somutlaştırılmalıdır.[1]
Önerilen yazım sırası; hüküm bölümü → hata → dosyadaki delil → çocuğa etkisi → istenen karar şeklindedir. Çocuğun görüşünün neden alınmadığı, uzman değerlendirmesinin güncelliği, kardeş ilişkileri ve kişisel ilişkinin uygulanabilirliği dosyanın özelliklerine göre ele alınabilir. Bu başlıklar tek başına bozma sebebi değildir; eksikliğin doğru sonuca ulaşmayı nasıl etkilediği gösterilmelidir.
Başvuru öncesi belge listesi
- Gerekçeli kararın tamamı ve özellikle hüküm fıkraları.
- Tebliğ mazbatası veya UETS delil kaydı; çekişmesiz yargıda öğrenmeyi gösteren kayıtlar.
- Duruşma tutanakları, geçici velayet ve kişisel ilişki ara kararları.
- Sosyal inceleme raporları, rapor itirazları ve bunların sunulma tarihleri.
- Hukuka uygun elde edilmiş, dosyadaki ilgili okul, sağlık ve bakım belgeleri.
- Daha önce istenip toplanmayan delillerin hangi dilekçede bildirildiğini gösteren kayıtlar.
- Yeni sunulan belgenin neden önce sunulamadığını veya güncel çocuk yararını nasıl etkilediğini açıklayan not.
- Vekâlet, harç ve gider belgeleri ile tamamlanmış başvuru alındısı.
Dilekçe kararı veren mahkemeye veya gönderilmek üzere başka bir mahkemeye verilebilir. HMK m.343 uyarınca alındı belgesi saklanmalıdır. Harç ve gider eksikliği için m.344'te öngörülen usulüne uygun bildirim üzerine verilen bir haftalık kesin süre, genel iki haftalık istinaf süresinden farklıdır. Süresinde tamamlanmaması, başvurunun yapılmamış sayılması sonucunu doğurabilir. Ödeme güçlüğü varsa adli yardımın koşulları ve gerekli belgeler gecikmeden değerlendirilmelidir.[1]
Bölge adliye mahkemesi neyi inceler, yeni delil sunulabilir mi?
İstinaf incelemesi, yalnız kararın şekline bakılan bir aşama değildir. BAM, usul ve esas yönünden inceleme yapar; şartlarına göre başvuruyu esastan reddedebilir, hükmü kaldırıp yeniden karar verebilir veya HMK m.353'teki belirli hâllerde dosyayı geri gönderebilir. Her eksiklik otomatik olarak ilk derece mahkemesinde yeniden yargılama anlamına gelmez.[1]
HMK m.355 incelemeyi istinaf sebepleriyle sınırlar; kamu düzenine aykırılıklar kendiliğinden gözetilir. Velayette çocuğun yararına ilişkin araştırma yükümlülüğü bu bakımdan önemlidir. Ancak kamu düzeni gerekçesi, süresiz başvuru veya gerekçesiz dilekçe hakkı yaratmaz. Eldeki somut yanlışlıkların açıkça gösterilmesi yine gereklidir.[1][9]
HMK m.357, ilk derecede ileri sürülmeyen iddia, savunma ve yeni deliller konusunda sınırlama getirir. Kendiliğinden gözetilecek hususlar; usulüne uygun sunulduğu hâlde incelenmeyen deliller ve mücbir sebeple sunulamayan deliller ayrıca değerlendirilir. Çocuğun güncel güvenliği veya yaşam koşulları hakkında sonradan ortaya çıkan bilgi sunuluyorsa olayın tarihi, kaynağı ve neden önemli olduğu açıklanmalıdır.[1]
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17 Ocak 2019 tarihli, 2017/2066 E., 2019/15 K. sayılı kararında, süreç içinde görüşünü açıklayabilecek olgunluğa erişen çocuk yönünden güncel değerlendirme gerektiği kabul edilmiştir. Bu karar, çocuğun durumunun yargılama boyunca değişebileceğini gösterir; bütün yeni iddiaların incelemesiz kabul edileceği sonucunu doğurmaz.[9]
Hangi velayet kararları temyiz edilebilir?
Bağımsız velayet değişikliğinde önemli sınırlama
HMK m.362/1-ç, çekişmesiz yargı işlerinde BAM tarafından verilen kararlara karşı temyizi kapatır. HMK m.382/2-b-13'te velayetin kaldırılması, bir eşten alınıp diğerine verilmesi ve kaldırılan velayetin geri verilmesi sayılmıştır. Bu nedenle bağımsız velayet değişikliği dosyasında BAM kararından sonra mutlaka Yargıtay incelemesi yapılacağını varsaymak yanlıştır. Tarafların sert biçimde anlaşmazlık yaşaması, kanunun yaptığı çekişmesiz yargı sınıflandırmasını tek başına değiştirmez.[1][3]
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23 Ekim 2025 tarihli, 2025/7089 E., 2025/9181 K. sayılı kararı bu ayrımı somutlaştırır. Velayetin değiştirilmesi, nafakanın kaldırılması ve kişisel ilişkinin düzenlenmesi taleplerinin bulunduğu dosyada, babanın velayetin değiştirilmesi talebinin reddine yönelik temyizi kesinlik nedeniyle reddedilmiştir. Buna karşılık annenin kişisel ilişkinin süresi, yatılı düzenlenmesi ve vekâlet ücreti yönünden temyizi incelenmiş; BAM kararı bu yönden onanmıştır.[3]
Karar, “velayet dosyasındaki hiçbir hüküm temyiz edilemez” sonucunu desteklemez. Asıl önemi, aynı dosyadaki farklı hükümlerin kanun yolu bakımından ayrılmasıdır. Kişisel ilişki hakkında temyize başvurulabilmesi, velayet değişikliği bölümünü de temyize açmaz.[3]
Temyiz açıksa dilekçenin amacı
Boşanma hükmü içindeki velayet düzenlemesinde ve diğer temyize elverişli hâllerde, BAM kararının türü ve HMK m.362'deki istisnalar ayrı kontrol edilir. Temyiz dilekçesinde HMK m.364'ün unsurları bulunmalı; BAM gerekçesinin hangi hukuk kuralını yanlış uyguladığı gösterilmelidir. HMK m.365 başvurunun verilebileceği mahkemeleri, m.366 ise istinafa ilişkin bazı kuralların temyizde de uygulanmasını düzenler.[1]
Yargıtayın hukuk denetimi, dosyanın bütün vakıalarıyla sınırsız biçimde yeniden görülmesi değildir. Aynı dosyadaki nafaka veya tazminat yönünden parasal temyiz koşulları ayrıca incelenir; 2026'da eklenen HMK m.362/3 de bu değerlendirmede dikkate alınmalıdır. Bu mali düzenleme, çekişmesiz velayet değişikliği kararlarına ilişkin temyiz yasağını ortadan kaldırmaz.[1]
Geçici velayet kararı için hangi yol izlenir?
TMK m.169, boşanma veya ayrılık davası sürerken çocuğun bakım ve korunması için gerekli geçici önlemleri alma görevini hâkime verir. Bu karar, davanın sonunda verilecek nihai velayet hükmünden farklıdır. Geçici düzenleme uygun değilse, kararı veren mahkemeden gerekçeli biçimde değiştirilmesi veya yeniden değerlendirilmesi istenebilir.[2]
Bu talepte, önceki kararın hangi varsayımının değiştiği veya hangi önemli bilginin değerlendirilmediği gösterilmelidir. Çocuğun okul düzeninin fiilen aksaması, somut güvenlik riski, bakım koşullarındaki esaslı değişiklik ya da görüşme düzeninin uygulanamaması; ancak belge ve olay bağlantısı kurulduğunda anlamlıdır. Acil risk varsa yalnız kanun yolu dosyasının sonuçlanmasını beklemek yerine, mevcut mahkemeden uygun koruyucu düzenleme istenmelidir.[2]
TMK m.169 kapsamındaki geçici velayete, sırf adında “tedbir” geçtiği için HMK m.389–394'ün bütün kanun yolu kuralları uygulanamaz. Çağrı'nın 2026 tarihli incelemesi, bu önlemlere karşı esas hükümle birlikte denetim yaklaşımını ve bağımsız temyiz sınırlamasını aktarır. TMK m.169 önleminde temel yaklaşım, aynı mahkemeden değişiklik istemek ve hukuka aykırılık itirazını nihai hükme karşı açık kanun yolunda ileri sürmektir. Doğrudan bağımsız istinafın mümkün olduğu, yalnız “tedbir” sözcüğünden çıkarılamaz.[1][2][7]
Gerçekten HMK m.389 kapsamında kurulmuş bir ihtiyati tedbir söz konusuysa, m.341 ve m.394'teki özel düzen geçerlidir: ret, karşı tarafın yüzüne karşı kabul ve yoklukta verilen karara itiraz üzerine karar birbirinden ayrılır. Dolayısıyla her geçici velayet kararına aynı “bir haftalık itiraz” veya “iki haftalık doğrudan istinaf” açıklaması yapılamaz. Talebin hukuki dayanağı, ara kararın içeriği ve ilgili kanun yolu düzenlemesi birlikte okunmalıdır.[1]
Kesinleşme, uygulama ve çocuk teslimine şikâyet nasıl ayrılır?
HMK m.350/2 ve m.367/2, aile hukukuna ilişkin kararların kesinleşmeden yerine getirilememesini düzenler. Nihai velayet hükmünde yalnız “istinaf kendiliğinden icrayı durdurmaz” genel kuralına dayanılması bu nedenle eksik olur. Kesinleşme incelemesinde kanun yolunun açık olup olmadığı, geçerli tebligatlar, başvuruların kapsamı ve ilgili hüküm bölümü kontrol edilir.[1]
Geçici velayet ve geçici kişisel ilişki düzenlemeleri ise yargılama sürerken koruma sağlamak için vardır. Nihai hükmün kesinleşmesi beklenirken mevcut ara kararın uygulanması ve gerekiyorsa değiştirilmesi ayrı değerlendirilmelidir. Nafaka bakımından da tedbir nafakası ile nihai hükme bağlı ödeme kalemleri birbirine karıştırılmamalıdır.[1][2]
Çocuk teslimi veya kişisel ilişki kararının uygulanmasında müdürlüğün yaptığı bir işlemden şikâyet ediliyorsa, 5395 sayılı Kanun m.41/E uygulanır. Müdürlük işlemi ve kararına karşı öğrenme veya tebliğden itibaren bir hafta içinde müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyet mümkündür. Şikâyet üzerine verilen mahkeme kararına karşı ise güncel düzenlemede tebliğden itibaren iki hafta içinde özel itiraz yolu vardır; itiraz merciinin kararı kesindir. İki haftalık değişikliğin 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar için uygulandığı da gözetilmelidir.[6][8]
Bu şikâyet, velayetin kime ait olacağını yeniden belirleyen istinaf başvurusu değildir. Aynı olayda hem teslim işleminin hukuka uygunluğu hem asıl hükmün doğruluğu tartışılıyorsa, her işlem için ayrı merci, süre ve talep belirlenir. Birine başvurmak diğerinin süresini korumuş sayılmaz.[1][8]
Süre kaçırılırsa veya dilekçe reddedilirse ne yapılabilir?
Ret kararı ve katılma yoluyla istinaf
HMK m.346 uyarınca süresinden sonra verilen veya kesin karara yönelen istinaf dilekçesi reddedilebilir. Güncel düzenlemede bu ret kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinafa başvurulabilir. Bu başvuruda ret gerekçesi hedeflenmeli; örneğin yanlış kabul edilen tebliğ tarihi, doğru kayıtla açıklanmalıdır.[1][6]
Karşı tarafın istinafı varsa HMK m.348'deki katılma yolu ayrıca değerlendirilebilir. Süresini geçiren taraf, kendisine tebliğ edilen istinafa cevap dilekçesiyle başvurabilir; cevap süresi m.347'ye göre iki haftadır. Ancak asıl başvurudan feragat edilir veya başvuru BAM tarafından esasa girilmeden reddedilirse katılma başvurusu da reddedilir. Bu bağımlılık nedeniyle katılma yolu, kendi süresinde bağımsız başvurmanın yerine planlanmamalıdır.[1]
Usulsüz tebligat ile eski hâle getirme
Tebligat usulsüzse Tebligat Kanunu m.32'deki öğrenme tarihi kuralı incelenir. Usulsüzlüğün ne olduğu, gerçek öğrenme tarihi ve bunu destekleyen kayıtlar somutlaştırılmalıdır. “Bana bildirilmedi” demek, dosyadaki geçerli vekil tebligatını kendiliğinden etkisiz kılmaz.[4]
Süre elde olmayan bir nedenle kaçmışsa HMK m.95–98 uyarınca eski hâle getirme koşulları araştırılır. Engel kalktıktan itibaren iki hafta içinde talep edilmeli ve kaçırılan işlem de bu sürede yapılmalıdır. İstinaf süresi için BAM, temyiz süresi için Yargıtay yetkilidir. Başka bir hukuki yolla aynı sonuca ulaşılabiliyorsa bu yol kullanılamaz; her gecikme de mazeret sayılmaz.[1]
Sonradan ortaya çıkan yeni olgular nedeniyle velayet değişikliği istenmesi ise farklıdır. TMK m.183 ve çekişmesiz kararların niteliğini düzenleyen HMK m.388 kapsamında yapılacak değerlendirme, kaçırılan kanun yolu süresini geçmişe dönük olarak canlandırmaz.[1][2]
Sonuç
Velayet kararına karşı etkili başvuru, önce doğru kararı ve doğru yolu seçmeye bağlıdır. Süre hesabında tebliğ, öğrenme ve UETS kayıtları ayrılmalı; geçici karar ile nihai hüküm birlikte fakat farklı hukuki işlevleri gözetilerek incelenmelidir. Dilekçenin ağırlık noktası, ebeveynler arasındaki uyuşmazlığın tekrarı yerine, kararın çocuğun bakımını, güvenliğini ve ilişkilerini etkileyen somut hataları olmalıdır. Bağımsız velayet değişikliğinde temyiz sınırlaması, kişisel ilişki hükmünün ayrı değerlendirilmesi ve teslim işlemine özgü şikâyet yolu baştan belirlenirse, başvuru yanlış merci veya yanlış süre üzerine kurulmamış olur.[1][2][3][8]
Sıkça Sorulan Sorular
Velayet kararına istinaf süresi kaç gündür?
Genel kural iki haftadır. HMK m.345 bakımından usulüne uygun tebliğ, çekişmesiz yargıda m.387 bakımından öğrenme başlangıcı dikkate alınır. İki hafta, iş günü hesabıyla yirmi veya on günlük süreye dönüştürülmez; son gün ve tatil etkisi ayrıca hesaplanır.[1]
Gerekçeli karar UYAP'ta görünür görünmez süre başlar mı?
Genel tebliğ esaslı rejimde belgenin sisteme yüklenmesi, usulüne uygun tebligatın yerine kendiliğinden geçmez. Ancak çekişmesiz yargının öğrenme kuralı bulunan işlerinde, kişinin kararı ne zaman ve hangi kapsamda öğrendiği ayrıca önem taşıyabilir. Dosyanın hukuki niteliği belirlenmeden tek cevap verilemez.[1][4]
UETS mesajını açmazsam süre başlamaz mı?
Hayır. Elektronik tebligat, adrese ulaştığı günü izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Mesajın açılmaması veya bilgilendirme mesajının görülmemesi, kanuni tebliğ tarihini kendiliğinden ertelemez. Hesap için UETS delil kaydı kontrol edilmelidir.[4][5]
Velayet değişikliği davası Yargıtaya gider mi?
Bağımsız velayet değişikliği, HMK m.382 kapsamında çekişmesiz yargı işidir. Bu işte verilen BAM kararı, m.362/1-ç nedeniyle temyize kapalıdır. Aynı dosyadaki kişisel ilişki gibi başka hükümlerin kanun yolu durumu ayrıca incelenir.[1][3]
İstinaf sırasında çocuğa ilişkin yeni rapor sunulabilir mi?
Belgenin yeni olması tek başına yeterli değildir. HMK m.357'deki sınırlamalar, istisnalar ve velayette kendiliğinden araştırılacak hususlar birlikte değerlendirilir. Raporun tarihi, neden önce sunulamadığı, güncel riski veya eksik incelemeyi nasıl gösterdiği açıklanmalıdır.[1]
Geçici velayet kararına itiraz için hep bir hafta mı vardır?
Hayır. TMK m.169'a dayanan geçici velayet ile HMK m.389 kapsamındaki ihtiyati tedbir aynı kabul edilemez. Aynı mahkemeden yeniden değerlendirme istemi, ihtiyati tedbire özgü itiraz ve nihai hükme karşı kanun yolu farklı işlemlerdir.[1][2][7]
İstinafa başvurunca çocuk teslimi kendiliğinden durur mu?
Hangi kararın uygulandığı belirlenmelidir. Nihai velayet hükmünün kesinleşmesi ile yürürlükteki geçici velayet veya kişisel ilişki kararının uygulanması farklı konulardır. Teslim işlemine karşı şikâyet gerekiyorsa m.41/E yolu ayrıca değerlendirilir; sadece istinaf dilekçesi verilmesine güvenilmemelidir.[1][8]
Yaz tatili nedeniyle velayet istinaf süresi uzar mı?
Velayete ilişkin dava ve işler HMK m.103'te adli tatil istisnasındadır. Bu nedenle bağımsız velayet işinde m.104'ün bir haftalık uzaması otomatik uygulanmaz. Boşanmayla birlikte verilen kararlarda ise ilgili dava ve hüküm bölümünün niteliği ayrıca incelenmelidir.[1]
Kesinleşen velayet kararı daha sonra değiştirilebilir mi?
Çocuğun yararını etkileyen yeni olgular, TMK m.183 kapsamında yeni değerlendirmeyi gerektirebilir. Bu yol, eski kararın kanun yolu süresini geri getirmez. Yeni istemde değişen koşulların ne olduğu ve çocuğa nasıl yansıdığı gösterilmelidir.[1][2]
Kaynakça
1 — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, güncel birleştirilmiş metin: özellikle m.92–104, 334–350, 353–357, 361–369, 382, 385, 387–389, 394, 445; geçici m.3 ve 7035 sayılı Kanun geçici m.1.
2 — 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, güncel birleştirilmiş metin: m.169, 182 ve 183.
3 — Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.10.2025, 2025/7089 E., 2025/9181 K., resmî karar metni: inceleme bentleri 1–2 ve hüküm.
4 — 7201 sayılı Tebligat Kanunu, güncel birleştirilmiş metin: m.7/a, 11, 32 ve 33.
5 — PTT, Elektronik Tebligat Sıkça Sorulan Sorular: beşinci gün ve elektronik tebligatın okunması.
6 — 7499 sayılı Kanun, TBMM kabul edilen kanun metni: m.37/9–10, geçici m.1 ve m.40.
7 — Gözde Zeytin Çağrı, “Boşanma Davası Sırasındaki Geçici Velayet (Tedbiren Velayet) Üzerine Bir İnceleme”, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 16/1, 2026, s.291–312: özellikle s.301–302; DOI: 10.54704/akdhfd.1650272.
8 — 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, güncel birleştirilmiş metin: m.41/A ve 41/E.
9 — Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.01.2019, 2017/2066 E., 2019/15 K., resmî karar metni: çocuğun güncel durumunun ve görüşünün değerlendirilmesine ilişkin gerekçe.