İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Şirketler Hukuku

Ortağın Şirkete Verdiği Borcun Geri Alınması: Ortaklar Cari Hesabı, İspat ve Tahsil

Muhasebe defteri, şirket dosyası ve ortağa geri ödemeyi simgeleyen iki tepsi arasında uzanan ok.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 16 dakika okuma

Hukuki inceleme ve kontrol: Av. Umut Güneş

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Ortağın şirkete verdiği borç nasıl geri alınır? Ortaklar cari hesabı, sermaye ayrımı, altı hafta, zamanaşımı, arabuluculuk ve tahsil yolları.

Ortağın şirkete geri ödenmek üzere verdiği para, sermaye taahhüdünden ayrı bir alacak oluşturabilir. Bu alacağın tahsili için önce ödemenin hukuki sebebi, şirketin borcu kabul edip etmediği, geri ödeme zamanı ve kalan tutar belirlenmelidir. “331 Ortaklara Borçlar” hesabında bakiye bulunması önemli olmakla birlikte, alacağın kaynağı ve muacceliyeti ayrıca incelenir. Özellikle vadesiz ödünçlerde altı haftalık bekleme süresinin, şirket–ortak uyuşmazlıklarında ticari dava ve arabuluculuk kurallarının, zamanaşımında ise beş ve on yıllık süre ayrımının gözden kaçırılması hak kaybına yol açabilir.

Bu inceleme, ağırlıklı olarak anonim ve limited şirketlere ortakları tarafından sağlanan geri ödemeli finansmanı ele almaktadır. Şirketin ortağa borç vermesi, kâr payı dağıtımı, ayrılma akçesi ve adi ortaklığın tasfiyesi farklı hukuki ilişkilerdir.

Ortağın Şirkete Aktardığı Her Para Geri İstenebilir mi?

Ödünç ile sermaye ödemesi farklı hukuki sonuç doğurur

Tüketim ödüncünde ortak parayı şirkete aktarır; şirket de kararlaştırılan miktarı geri vermeyi üstlenir. İlişkinin dayanağı TBK m. 386 ve devamıdır. Ortaklık sıfatı, kişinin şirketle ayrıca ödünç sözleşmesi kurmasına engel değildir. Buna karşılık sermaye taahhüdünün yerine getirilmesi, aynı tutarın istenildiği zaman geri alınabileceği anlamına gelmez. Anonim şirkette TTK m. 480/3, limited şirkette m. 601 sermayenin geri verilmesine ilişkin sınırlamaları düzenler. [1, 2]

Ortağın payını devretmesi de bağımsız ödünç alacağını kendiliğinden devretmez veya sona erdirmez. Ancak devir sözleşmesinde kişisel alacağın temliki, borcun takası, ibra veya hesapların kapatılması düzenlenmiş olabilir. “Şirketten hiçbir alacağım kalmamıştır” türündeki hükümlerin kapsamı, imza öncesinde ayrıca belirlenmelidir. Pay bedeli ile şirketten olan alacağın aynı rakamda eritilmesi, sonradan hangi tutarın talep edilebileceğini tartışmalı hâle getirir.

Ödemenin niteliğiİncelenecek temel belgeGeri alma bakımından sonuç
Şirkete ödünç paraŞirketin geri ödeme taahhüdü, banka hareketi, vadeMuaccel olan bakiye şirkete karşı istenebilir.
Taahhüt edilmiş sermayenin ödenmesiŞirket sözleşmesi, sermaye kararı, ödeme kaydıOlağan borç tahsili yoluyla sermaye iadesi istenemez.
Gelecekteki sermaye artırımı için avansAvans anlaşması, artırım kararı ve gerçekleşme durumuAmaç, şartlar ve işlemin akıbeti belirleyicidir.
Limited şirkette ek ödemeŞirket sözleşmesi, çağrı ve ek ödeme koşullarıİade, TTK m. 605'teki özel şartlara bağlıdır.
Şirket adına yapılan giderŞirkete ait fatura, ödeme talimatı, kişisel ödemeVekâlet, vekâletsiz iş görme veya başka bir ilişki değerlendirilebilir.
Başka ortağın sermaye borcunun ödenmesiTalimat, ortaklar arası anlaşma, virman kayıtlarıBorçlu şirket yerine diğer ortak olabilir.

Dekontta “sermaye” yazması incelemeyi bitirmez

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.01.2020 tarihli, E. 2019/2339, K. 2020/628 sayılı kararında, sermaye ödemesi açıklamasıyla gönderilen tutar bakımından gerçek sermaye borcunun belirlenmesi ve fazlalığın ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Kararda hesapta hangi tutarın sermaye borcuna ait olduğunun açıkça saptanmaması ve alacak hesabına hatalı kalem eklenmesi bozma sebebi olmuştur. Bu karar, sermayenin serbestçe geri alınabileceğini değil, sermaye borcu ile onu aşan ödemenin doğru ayrıştırılması gerektiğini gösterir. [7]

“Avans” açıklaması da tek başına kesin sonuç vermez. Sipariş avansı, işletme gideri avansı ve sermaye avansı aynı değildir. Ortak, yapılmayan bir sermaye artırımına dayanarak iade istediğinde, ödeme amacının gerçekleşip gerçekleşmediği ve bağlayıcı bir sermaye taahhüdünün bulunup bulunmadığı araştırılır. Her avans TBK m. 392'ye tabi bir ödünç sayılmaz.

Ortaklar Cari Hesabı Ne İfade Eder?

331 ve 431 hesapları şirketin ortağa borcunu izler

Tekdüzen Hesap Planında 331 hesabı, işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemler nedeniyle ortaklarına borçlu bulunduğu tutarların izlendiği hesaptır. Vadeleri bir yıldan uzun borçlar 431 hesabında izlenir; vade kısaldığında ilgili aktarma yapılır. Buna karşılık 131 ve 231 hesapları şirketin ortaklarından alacaklarını gösterir. Hesabın hangi taraf açısından tutulduğu anlaşılmadan “borç bakiyesi” veya “alacak bakiyesi” üzerinden sonuç çıkarılamaz. [6]

Muhasebede kısa vadeli sınıflandırma yapılması, tarafların belirli bir takvim günü üzerinde anlaşmış olduğunu kendiliğinden ispatlamaz. 431'den 331'e aktarım da tek başına yeni bir sözleşme veya şirketin borcunu yenileyen işlem değildir. Hesap hareketleri; ilk ödeme, sonraki ilaveler, kısmi iadeler, faiz, mahsup ve düzeltmeler itibarıyla ayrılmalıdır.

Muhasebe hesabı ile TTK'daki cari hesap sözleşmesi aynı değildir

TTK m. 89'daki cari hesap sözleşmesinde taraflar, kapsam içindeki alacaklarını ayrı ayrı istemekten vazgeçerek hesap kesilince ortaya çıkan bakiyeyi talep etmeyi kararlaştırır. Bu sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik şartıdır. Sadece muhasebe yazılımında “ortaklar cari hesabı” açılmış olması, bu hukuki sözleşmeyi meydana getirmez. [1]

Ayrımın sonucu önemlidir: Geçerli cari hesap sözleşmesi varsa hesap kesimi, bakiyenin kabulü ve TTK m. 101'deki özel zamanaşımı gündeme gelir. Böyle bir sözleşme yoksa hesaba işlenen her ödemenin hukuki sebebi, vadesi ve tabi olduğu süre ayrıca belirlenir. Muhasebe hesabının yıllarca açık tutulması, bütün eski borçları yeni tarihli tek bir alacağa dönüştürmez.

Şirketten Alacak Nasıl İspatlanır?

Para çıkışını ve geri ödeme anlaşmasını birlikte göstermek gerekir

Alacaklı ortak, kural olarak paranın şirkete verildiğini ve şirketin bunu geri ödemeyi üstlendiğini ispatlamalıdır. Banka transferi paranın hareketini gösterir; hareketin sermaye ödemesi mi, ödünç mü, önceki borcun ifası mı olduğu ayrıca tartışılabilir. Dekont açıklaması, tarihleri uyumlu sözleşme, şirket temsilcisinin yazışması ve şirket kayıtları bu nedenle birlikte değerlendirilir. [2, 3]

Gönderenin tek başına yazdığı açıklama, her uyuşmazlıkta karşı tarafın borç ikrarıyla aynı güçte değildir. Açıklamasız havale de bütün diğer delillerden bağımsız olarak değersiz sayılamaz. Şirketin aynı tutarı ödünç borcu olarak kaydetmesi, geri ödeme planı göndermesi veya kısmen ödeme yapması değerlendirmeyi değiştirebilir.

Şirket tedarikçisine doğrudan ödeme yapılmışsa şirketin o tedarikçiye borcu, ortağa verilen ödeme talimatı ve yapılan ödemenin hangi faturayı kapattığı gösterilmelidir. Ortağın şahsen banka kredisi çekmiş olması, kredi tutarının şirkete aktarıldığını veya banka faizinin tümünün şirketçe üstlenildiğini kendiliğinden kanıtlamaz.

Ticari defterin sahibi lehine ve aleyhine delil değeri ayrılır

HMK m. 222; defterlerin usulüne uygunluğu, gerekli onayları, kayıtların birbirini doğrulaması ve karşı kayıtlarla ilişkisi bakımından özel kurallar getirir. Şirketin kendi lehine oluşturduğu tek taraflı bir tablo ile şirket defterlerinde ortağa karşı borç kabul eden kayıt aynı şekilde değerlendirilemez. Usulsüz defterlerin sahibi aleyhine delil olabilmesi ile sahibi lehine delil olmasının şartları da farklıdır. [3]

Ortağın tacir olması yalnız pay sahipliğinden çıkmaz. Defter deliline dayanırken tarafların sıfatı ve HMK m. 222/5'teki özel imkân ayrıca değerlendirilmelidir. Ayrıca muhasebe kaydının gerçek para hareketine dayanmaması veya kaydı oluşturan kişinin kendi lehine işlem yapması ileri sürülmüşse, bilirkişi yalnız son bakiyeyi aktarmamalı; dayanak belgeleri, karşı kayıtları ve düzeltme fişlerini incelemelidir.

Belge veya kayıtNeyi açıklamalı?Tek başına gideremediği sorun
Ödünç sözleşmesiTutar, para birimi, vade, faiz ve taraf iradesiİmza yetkisi ve paranın gerçekten teslimi
Banka dekontuGönderen, alıcı, tarih, tutar ve açıklamaHer durumda geri ödeme yükümlülüğünün kaynağı
Yevmiye ve yardımcı hesapBorcun oluşumu, iadeler ve kalan bakiyeKaydın dayandığı işlemin gerçekliği
Şirketçe imzalanmış mutabakatKabul edilen borç ve hesap tarihiİmzalayanın yetkisi, çekinceler ve ibra kapsamı
E-posta veya mesajÖdeme talimatı, borcun kabulü, geri ödeme sözüGönderenin kimliği, yetkisi ve kaydın bütünlüğü
Fatura ve kişisel ödemeŞirket için yapılan gider ve fiilî ödemeHarcamanın kimin yararına ve hangi yetkiyle yapıldığı

HMK m. 200 kapsamındaki senetle ispat sınırı işlem tarihine göre kontrol edilir. Delil başlangıcı bulunduğunda tanık dinlenebilmesi HMK m. 202'deki koşullara bağlıdır; özellikle belgenin karşı taraf veya temsilcisinden gelmesi önemlidir. Sadece başka ortakların olaydan haberdar olması, yazılı ispat sorununu her durumda çözmez. Hukuka uygun elde edilmiş asıl elektronik kayıtlar ve ekleri korunmalı; ekran görüntüsünün bağlamı kesilmemelidir. [3]

Ortak Aynı Zamanda Yönetici İse Sözleşmeyi Nasıl Kurmalıdır?

Şirket adına borçlanmayı kabul eden kişinin temsil yetkisi incelenir. Müşterek imza şartı bulunan bir şirkette yalnız bir yetkilinin kabulü tartışma yaratabilir. Borç veren ortak aynı zamanda anonim şirket yönetim kurulu üyesiyse, TTK m. 395/1'deki şirketle işlem yapma yasağı ve genel kurul izni de değerlendirilir. Şirkete para kazandırılması, işlem yapma yasağı sorununu kendiliğinden kaldırmaz. [1]

Limited şirkette müdürün şirketle kendi adına işlem yapması bakımından temsil, menfaat çatışması, şirket sözleşmesi ve gerekli şirket kararları birlikte incelenir; anonim şirkete ait her hüküm doğrudan limited şirkete taşınamaz. Tek ortak ile şirket arasındaki sözleşmelerde TTK m. 371/6 ve m. 629/2'nin yazılı şekil düzenlemeleri ve istisnaları ayrıca dikkate alınır. Borç verenin hem kendi hem şirket adına imza attığı belgenin geçerliliği varsayılmamalıdır.

TTK m. 358 ise pay sahibinin şirkete borçlanması hakkındadır. Ortağın şirkete geri ödemeli kaynak sağlamasıyla yönü ters olan bu yasak, gerçek bir ortak alacağının ödenmesini baştan yasaklayan genel hüküm olarak kullanılamaz. Ödemenin gerçekte sermaye iadesi veya şirketten karşılıksız kaynak çekilmesi olması ayrı meseledir.

Vade Belirlenmemişse Altı Haftalık Süre Nasıl Uygulanır?

Geri ödeme için belirli gün, bildirim süresi veya ilk talepte muacceliyet kararlaştırılmışsa öncelikle bu düzen uygulanır. Bunların hiçbiri kararlaştırılmamışsa TBK m. 392 uyarınca şirket, ilk istemden itibaren altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Süreyi başlatacak bildirimin şirkete ulaştığının ispatı gerekir. [2]

İhtarda hangi sözleşme ve ödemelerden doğan hangi bakiyenin istendiği açıklanmalıdır. Sonradan verilen borçların daha eski bir ihtarın kapsamına kendiliğinden girdiği kabul edilmemelidir. “Üç gün içinde ödeyin” yazılması, taraflarca daha önce farklı bir muacceliyet düzeni kurulmamışsa kanuni altı haftayı kısaltmaz. Noter bildirimi, KEP veya olayın niteliğine uygun diğer yöntem seçilirken ulaşma ispatı ve tacirler arasındaki bildirim kuralları gözetilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 22.12.2025 tarihli, E. 2025/5316, K. 2025/6292 sayılı kararında altı haftanın muacceliyete ilişkin olduğu, muaccel olmayan alacak için dava ve takip başlatılamayacağı açıklanmıştır. Bununla birlikte başvuru hakkında, önceki ilke kararı ve başvurunun kapsamındaki eksiklikler nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Kararın açıklamaları ile hüküm sonucu birbirinden ayrılmalıdır. [8]

Pratik sonuç, ilk kez ödeme emriyle borcu isteyen ortağın takip tarihindeki muacceliyet sorununu üstlenmesidir. Bekleme süresinin sonradan geçmesi, başlangıçta erken yapılmış takibi her durumda geçerli hâle getirmez. Muacceliyet takvimi takipten önce kurulmalıdır.

Anapara Faizi ve Temerrüt Faizi Nasıl Ayrılır?

Anapara faizi paranın kullanılmasının karşılığıdır; temerrüt faizi ise geri ödeme borcunun gecikmesine ilişkindir. TBK m. 387, ticari olmayan ödünçte kararlaştırılmayan anapara faizinin istenemeyeceğini; ticari ödünçte kararlaştırılmamış olsa da faiz istenebileceğini düzenler. Şirketin ticari işletmesine sağlanan finansmanda TTK m. 19 da gözetilir. Bununla birlikte açıkça faizsiz ödünç kararlaştırılabilir. [1, 2]

Faizsiz kullanım anlaşması, temerrütten sonraki faizi de mutlaka kaldırmış sayılmaz; anlaşmanın kapsamı belirlenir. Belirli vadede TBK m. 117/2, diğer hâllerde ihtar ve muacceliyet koşulları incelenir. Altı haftanın sonu ile temerrüt başlangıcını açıklamadan aynı tarih kabul etmek yerine, ilk istemin içeriği, bildirilen ödeme zamanı ve gerekiyorsa ayrıca temerrüt ihtarı değerlendirilmelidir.

Faiz oranı ve hesap dönemi, 3095 sayılı Kanun ile ticari işlere ilişkin hükümler ışığında belirlenir. Kanunun 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni m. 1 düzenlemesi, sözleşmede oran belirlenmeyen kanuni faizi önceki yılın 31 Aralık günündeki TCMB reeskont oranının yüzde seksenine bağlamıştır; 30 Haziran kontrolündeki en az beş puan fark koşulu da gözetilir. Ticari temerrütte m. 2 ayrıca uygulanır. Değişen oranlar bütün borç süresine tek oran gibi uygulanmamalıdır. Döviz alacaklarında para birimi, aynen ödeme kaydı, kur tercihi ve 3095 sayılı Kanun m. 4/a ayrıca önem taşır. Yeni döviz borçlanması kurulurken kambiyo mevzuatındaki sınırlamalar da ayrıca kontrol edilmelidir. [2, 5]

“Ortaklar cari hesabı” adı, bileşik faize kendiliğinden izin vermez. TTK m. 8/2'deki istisna; sözleşmenin niteliği, iki tarafın tacirliği ve en az üç aylık dönem gibi şartlarıyla birlikte uygulanır. Gerçek kişi ortak yalnız ortak olduğu için tacir sayılamayacağından bu koşul özellikle önemlidir.

Zamanaşımı Beş Yıl mı, On Yıl mı?

Süre, alacağın kaynağına göre belirlenir

TBK m. 146 genel olarak on yıllık süre öngörür. TBK m. 147/4 ise ortaklık sözleşmesinden doğan ortak–ortaklık alacakları ile maddede sayılan yönetim ve temsil ilişkileri bakımından beş yıllık süre getirir. Geçerli cari hesap sözleşmesinden doğan TTK m. 101 kapsamındaki taleplerin süresi de beş yıldır. Anapara faizleri için TBK m. 147/1 ayrıca dikkate alınır. Bütün ortak alacaklarına, sadece hesap adına veya “ödünç” sözcüğüne bakılarak tek süre uygulanamaz. [1, 2]

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.02.2022 tarihli, E. 2020/2089, K. 2022/1157 sayılı kararı bu riski somutlaştırır. Kararda aktarılan bölge adliye mahkemesi gerekçesi ödünç ilişkisine dayanarak on yıl demesine rağmen, Yargıtay çoğunluğu kendi değerlendirmesinde TBK m. 147/4 uyarınca beş yıllık süreyi belirtmiş; kısmi ödemelerle zamanaşımının kesildiğini değerlendirerek sonucu onamıştır. Yalnız alt derece gerekçesini okumak, kararın yanlış aktarılmasına neden olur. [9]

Buna karşılık aynı Dairenin 16.04.2026 tarihli, E. 2025/5411, K. 2026/2070 sayılı kararında, bir ortağın diğer ortağın sermaye borcunun ödenmesini sağladığı olayda ödünç ve on yıllık süre değerlendirmesini içeren karar onanmıştır. Bu uyuşmazlık şirket ile ortak arasında değil, iki ortak arasındadır; şirketin borçlu olduğu bütün olaylar için tartışmanın sona erdiği sonucu çıkarılamaz. Dosyanın niteliği açıklaştırılırken daha kısa sürenin dolmasını beklemeyen koruyucu bir takvim kurulmalıdır. [10]

Bildirimi geciktirmek zamanaşımını sınırsız ertelemez

TBK m. 149/2, muacceliyet bildirime bağlıysa zamanaşımını bildirimin yapılabileceği güne bağlar. Bu nedenle “henüz ihtar göndermedim, süre hiç başlamadı” düşüncesi güvenli değildir. Vadesiz ödünçte en erken istem zamanı ve altı haftalık dönem, ilgili içtihatla birlikte değerlendirilmelidir. Fiilî ihtar tarihi, zamanaşımının başlangıcı için tek veri olarak alınmamalıdır. [2, 8]

Borç ikrarı, kısmi ödeme, dava ve icra takibi gibi işlemlerin zamanaşımını kesme etkisi TBK m. 154–156'ya göre incelenir. Sadece alacaklının ihtar göndermesi, kural olarak zamanaşımını kesmez. Şirketin yeni döneme aynı muhasebe bakiyesini aktarması da her durumda yeni bir borç ikrarı kabul edilmemelidir. Arabuluculuk süresinin zamanaşımı ve hak düşürücü süre üzerindeki etkisi ise 6325 sayılı Kanundaki koşullarıyla uygulanır. [2, 4]

Şirket Ödeme Yapmazsa Hangi Mahkemeye Başvurulur?

Ticari dava ve arabuluculuk değerlendirmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 28.12.2023 tarihli, E. 2022/3755, K. 2023/7763 sayılı kararında; kişinin ortak olduğu dönemde şirkete ödünç verdiği iddiasına dayanan itirazın iptali davasını ticari dava kabul eden ve dava şartı arabuluculuk yerine getirilmediği için usulden reddeden kararı onamıştır. “Kendi şahsi paramı verdim” denilmesi, bu ilişkinin asliye hukuk mahkemesinde arabuluculuksuz görüleceğini göstermez. [11]

Bu çerçevede asliye ticaret mahkemesi ve TTK m. 5/A uyarınca dava öncesi arabuluculuk değerlendirilir. İlamsız icra takibini başlatmak için arabuluculuk ön koşul değildir; itirazın iptali veya doğrudan alacak davası açılması aşaması ayrıdır. Ticari dava niteliği, salt ticari iş niteliğiyle de karıştırılmamalıdır. Ortak olmayan üçüncü kişinin bağımsız ödüncü veya hizmet ilişkisine dayanan istemi farklı görev sonucuna yol açabilir.

Yetkide şirket–ortak ilişkisinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin HMK m. 14/2'deki şirket merkezini esas alan kesin yetki kuralı incelenir. Uyuşmazlık bağımsız başka bir ilişkiye dayanıyorsa genel ve özel yetki kuralları ayrıca belirlenir. Sözleşmeye yazılan yetki şartı, kesin yetkiyi kaldıramaz; gerçek kişi ortağın tacir olmaması HMK m. 17 bakımından da önemlidir. [3]

İcra takibi, itiraz ve geçici koruma

Muaccel alacak için ilamsız takip yapılabilir. Şirketin itirazı üzerine, eldeki belgenin İİK m. 68 niteliğinde olup olmadığına göre altı aylık itirazın kaldırılması yolu veya itirazın tebliğinden başlayan bir yıllık itirazın iptali yolu değerlendirilir. Her muhasebe dökümü itirazın kaldırılmasına elverişli belge değildir. Bir yıllık sürenin kaçırılması, genel zamanaşımı içinde alacak davası imkânının mutlaka sona erdiği anlamına gelmez. [5]

Rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş para alacağı bakımından İİK m. 257 şartlarıyla ihtiyati haciz istenebilir. Vadesiz ödünçte altı hafta dolmadan bu yola başvurulacaksa, vadesi gelmemiş alacağa ilişkin istisna koşulları ayrıca gösterilmelidir. Şirketle anlaşmazlık yaşanması tek başına mal kaçırma ispatı değildir. Yaklaşık ispat, teminat, kararın icrası ve tamamlayıcı işlemlere ilişkin kısa süreler başvuru planının parçasıdır.

Harç, gider avansı, bilirkişi ücreti ve gerektiğinde teminat ihtiyacı alacağın tutarına ve seçilen yola göre hesaplanır. İcra inkâr tazminatı her itirazda otomatik doğmaz; talep ve koşulları ayrıca incelenir. İstinaf ve temyiz imkânı da kararın türü, tebliği ve ilgili tarihteki kesinlik sınırlarına göre belirlenir.

Tasfiye, İflas ve Konkordato Ortak Alacağını Nasıl Etkiler?

Tasfiye kararı, gerçek bir ödünç alacağını tasfiye payına dönüştürmez. Ortak, alacaklı sıfatıyla alacağını tasfiye memuruna bildirir; ortaklık payı nedeniyle kalan malvarlığına katılması bundan ayrıdır. Bilinen, çekişmeli ve henüz muaccel olmayan borçlar için TTK m. 541'deki koruma hükümleri dikkate alınır. Şirket borçları gözetilmeden ortaklara dağıtım yapılamaz. [1]

İflasta bireysel takip yerine iflas masası ve sıra cetveli düzeni öne çıkar. Ortaklık sıfatı tek başına ödünç alacağına imtiyaz sağlamaz. Rehin, kanuni imtiyaz veya geçerli sıra anlaşması yoksa gerçek ödünç alacağı, niteliğine uygun sırada değerlendirilir. İflasın açılmasının muacceliyet ve takipler üzerindeki etkisi İİK m. 193, 195 ve 206 uyarınca belirlenir. [5]

Borca batıklıkta TTK m. 376/3 kapsamında verilen diğer bütün alacaklılardan sonraki sırayı kabul beyanı, borcu silen ibra ile aynı değildir. Ancak böyle bir beyanın kapsamı, mahkeme ve bilirkişi denetimi incelenmeden ortak alacağının diğer alacaklılarla aynı anda ödenebileceği varsayılamaz. Şirketten erken tahsilat veya eski borç için sonradan teminat alınması da İİK m. 279–280 kapsamında diğer alacaklılar yönünden iptal riskini doğurabilir.

Konkordato mühletinde takip yasağı ve devam eden takiplerin durması, İİK m. 294 ve istisnaları çerçevesinde uygulanır. Ortak, komisere alacağını dayanaklarıyla bildirmeli; İİK m. 299 uyarınca ilandan başlayan on beş günlük bildirim süresini izlemelidir. Bilanço kaydı, çekişmeli alacağın kesinleştiği anlamına gelmez. Alacağın oylamada hesaba katılması ve tasdik edilen projenin ödeme düzenine etkisi ayrıca değerlendirilir. [5]

Borcu Sermayeye Eklemek veya Vergide Örtülü Sermaye Sayılmak Ne Değiştirir?

Ortak alacağının geçerli bir sermaye artırımı ve takas işlemiyle sermayeye dönüştürülmesi, ilgili miktarın ödünç alacağı olarak tahsil edilmesi yerine sermaye hukuku rejimine girmesine yol açar. Bunun için gerçek alacak, sermaye taahhüdü, takas edilebilirlik ve şirket işlemleri somut olarak gösterilmelidir. Salt muhasebe fişiyle borcun adının değiştirilmesi, bütün hukuki koşulların yerine getirildiğini göstermez. Ateşağaoğlu ve Armağan da şirketten olan alacağın sermaye borcuyla takasını, üçüncü kişiden olan alacağın sermaye olarak devrinden ayırmaktadır. [1, 12]

Vergi hukukundaki örtülü sermaye ise farklıdır. KVK m. 12, ortaklardan veya ilişkili kişilerden temin edilip işletmede kullanılan borçların, koşulları varsa dönem başı öz sermayenin üç katını aşan kısmına özel sonuçlar bağlar; kanuni istisnalar ayrıca incelenir. Bu vergisel nitelendirme, tek başına ticaret sicilinde sermaye artırımı yapıldığı veya ortağın özel hukuk alacağından vazgeçtiği anlamına gelmez. Faiz, kur farkı, stopaj ve gider yazma sonuçları; tarafların niteliği ve somut işlem üzerinden ayrıca hesaplanmalıdır. [13]

Sonuç

Ortağın şirkete verdiği paranın geri alınmasında belirleyici olan, ödemenin gerçek hukuki sebebinin ve geri ödeme yükümlülüğünün belgelerle ortaya konulmasıdır. Sermaye, avans ve gider kalemleri ayrılmalı; ortaklar cari hesabı banka hareketleriyle uzlaştırılmalı; muacceliyet, faiz ve zamanaşımı ayrı ayrı belirlenmelidir. Pay devri, ibra, sermayeye dönüştürme veya sıra gerilemesi anlaşmaları varsa tahsil stratejisi bunlarla birlikte kurulmalıdır. Eksiksiz hesap ve doğru takip zamanı, alacağın varlığı kadar önemlidir.

İlgili yazılar: Ödenmeyen Sermaye Borcu: Faiz, Temerrüt ve Iskat; Şirketten Kâr Payı Alacağı ve Ortağın Hakları; Tasfiye Hâlindeki Şirketten Alacak Tahsili: Dava, İcra ve Alacaklı Hakları; Sermaye Artırımı ve Rüçhan Hakkı: Ortağın Korunması.

Sıkça Sorulan Sorular

Şirkete verdiğim parayı almak için ortaklıktan çıkmam gerekir mi?

Gerçek ve muaccel bir ödünç alacağı için ortaklıktan çıkmak kural olarak gerekmez. Pay sahipliği ile alacaklılık ayrı sıfatlardır; sözleşmedeki özel koşullar ve şirketin mali durumu ayrıca incelenir.

331 hesabında alacaklı görünmem davayı kazanmaya yeter mi?

Tek başına kesin sonuç sağlamaz. Kaydın kime ait olduğu, dayanak belgeleri, iadeler, şirketin borcu kabulü ve defterlerin delil şartları birlikte değerlendirilir.

Borcu ister istemez altı hafta beklemek zorunda mıyım?

Hayır. Belirli geri ödeme günü, bildirim süresi veya ilk talepte muacceliyet anlaşması yoksa TBK m. 392'deki altı haftalık düzen uygulanır. Geçerli vade anlaşması varsa öncelikle o anlaşma esas alınır.

Ortak alacağının zamanaşımı kesin olarak on yıl mıdır?

Hayır. Ödünç, ortaklık sözleşmesi ve cari hesap sözleşmesi ayrımı ile içtihat dikkate alınmalıdır. Şirket–ortak ödüncünde beş yıllık süreyi esas alan Yargıtay kararı da bulunduğundan on yıla güvenilerek beklenmemelidir.

Şirket zarar ettiği için borcumu ödemeyi reddedebilir mi?

Zarar açıklaması tek başına muaccel ödünç borcunu ortadan kaldırmaz. Ancak borca batıklık, konkordato, iflas, sıra anlaşması veya gerçek işlemin sermaye olması ödeme ve takip sonucunu değiştirebilir.

Şirket borcunu doğrudan diğer ortaktan alabilir miyim?

Diğer ortağın ayrıca borç üstlenmesi, geçerli kişisel teminat vermesi veya bağımsız bir sorumluluk sebebi bulunmadıkça şirket borcu kendiliğinden onun şahsi borcu olmaz. Kimin borçlandığı ilk aşamada belirlenmelidir.

Borcumu sermayeye çevirdikten sonra aynı parayı tekrar isteyebilir miyim?

Geçerli biçimde sermayeye dönüştürülen tutar bakımından olağan ödünç alacağı gibi geri ödeme istenemez. İşlemin geçersizliği iddiası veya sermaye hukukunun özel iade yolları ayrı inceleme gerektirir.

Kaynakça

  1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu; özellikle m. 4, 5, 5/A, 8, 19, 89–101, 371, 376, 395, 480, 541, 601, 605 ve 629. Mevzuat Bilgi Sistemi.
  2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu; özellikle m. 89, 117, 120, 146–156, 183–184 ve 386–392. Mevzuat Bilgi Sistemi.
  3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu; m. 6, 10, 14, 17, 190, 199–202 ve 222. Mevzuat Bilgi Sistemi.
  4. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu; m. 16 ve 18/A. Mevzuat Bilgi Sistemi.
  5. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, özellikle m. 67–68, 193, 195, 206, 257–264, 279–280 ve 294–308/c; 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, m. 1–4/a. İİK · 3095 sayılı Kanun, güncel resmî metin.
  6. Gelir İdaresi Başkanlığı, 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği eki Tekdüzen Hesap Planı; 131, 231, 331 ve 431 hesapları. Resmî metin.
  7. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 21.01.2020, E. 2019/2339, K. 2020/628. Tam karar, De Jure hukuk veri tabanı.
  8. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 22.12.2025, E. 2025/5316, K. 2025/6292. Tam karar, De Jure hukuk veri tabanı.
  9. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16.02.2022, E. 2020/2089, K. 2022/1157. Tam karar, De Jure hukuk veri tabanı.
  10. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16.04.2026, E. 2025/5411, K. 2026/2070. Tam karar, De Jure hukuk veri tabanı. Karar iki ortak arasındaki uyuşmazlığa ilişkindir.
  11. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 28.12.2023, E. 2022/3755, K. 2023/7763. Tam karar, De Jure hukuk veri tabanı. Veri tabanı bağlantıları hesap erişimi gerektirebilir.
  12. Erdem Ateşağaoğlu ve Aylin Armağan, “Kurumlar Vergisi Matrahında İndirim Hakkı Veren Sermaye Artırımları Bakımından Ortak Alacağının Şirket Sermayesine Eklenmesi”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 10(1), 2019, s. 50–60; özellikle s. 53–55. DOI: 10.21492/inuhfd.520834. Eser, alacağın sermayeye dönüştürülmesindeki hukuki ayrım bakımından kullanılmıştır.
  13. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, m. 11–13; Gelir İdaresi Başkanlığı, “Madde 12 — Örtülü sermaye”. Resmî madde metni.

YAZAR

Av. Begüm Maltaş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları