Bu makalenin kapsamı
Öncelikle iş sözleşmesine tabi çalışanlar; 657 sayılı Kanun’a tabi personel için görevli yargı ve süre rejimi farklıdır.
Şua izni hakkı ile şua izin ücreti alacağı aynı şey midir?
Hayır. Dosyanın doğru kurulabilmesi için iki hukukî varlık ayrılmalıdır:
| Kavram | İş ilişkisi sürerken | İş ilişkisi sona erdiğinde |
|---|---|---|
| Şua/sağlık izni hakkı | Çalışanın fiilen dinlendirilmesini amaçlar; para ödenerek ortadan kaldırılamaz | Aynen kullandırılması artık mümkün olmaz |
| Şua izin ücreti alacağı | Kullanılmayan iznin parasal karşılığı kural olarak henüz muaccel değildir | Eski rejim içtihadında kullanılmayan bakiye paraya dönüşür |
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E.2020/5049, K.2021/5141 sayılı kararında şua izninin çalışırken ücrete dönüşemeyeceği ve iş ilişkisi sürerken muaccel olmayacağı açıkça kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, yıllık ücretli izin hakkına ilişkin koruyucu mantığın şua iznine uygulanmasına dayanır.
Bu ayrım üç sonucu değiştirir:
- Çalışırken doğru talep kural olarak “geçmiş izinlerin parasını ödeyin” değil, sağlık iznini kullandırma ve çalışma saatlerini kaydetme talebidir.
- Kullanılmayan izne ilişkin ücret alacağı fesih oluşmadan istenirse erken dava/muacceliyet itirazıyla karşılaşabilir.
- Zamanaşımı, iş ilişkisi sürerken her yıl ayrı ayrı işlemez.
Kullanılan izin dönemindeki normal ücret ödenmezse ne olur?
Bu durum, kullanılmayan izinlerin fesihte paraya dönüşmesinden farklıdır. Çalışan sağlık iznini fiilen kullanmış fakat o aya ait normal ücreti eksik ödenmişse uyuşmazlık, izin bakiyesinin fesihteki karşılığından ziyade ödenmeyen ücret niteliği taşıyabilir. Muacceliyet, zamanaşımı ve faiz o ücretin ödeme gününe göre ayrıca değerlendirilir. Aynı dosyada bu iki alacak türü birbirine karıştırılmamalıdır.
Dört kavram neden ayrı ayrı belirlenmelidir?
Şua izni dosyalarında en sık hata, hak kazanma, muacceliyet, zamanaşımı ve temerrüdün tek tarih sayılmasıdır.
| Hukukî aşama | Sorduğu soru | Tipik sonuç |
|---|---|---|
| Hak kazanma | Çalışan ilgili dönemde hangi izin günlerine hak kazandı? | Eski rejimde dönem koşulları; güncel rejimde kontrollü alandaki fiilî saat/EK-2 incelenir |
| Muacceliyet | Parasal talep ne zaman istenebilir hâle geldi? | Eski rejim içtihadında gerçek fesih |
| Zamanaşımı başlangıcı | Beş yıllık talep süresi ne zaman işlemeye başladı? | Muacceliyete bağlı olarak gerçek fesih |
| Temerrüt | İşveren ne zaman gecikmeye düştü ve faiz ne zaman başladı? | Uygun ihtar; yoksa belirli koşullarda arabuluculuk son tutanağı veya dava |
Fesih, muacceliyet ve zamanaşımı başlangıcı bakımından merkezîdir; fakat faiz bakımından her zaman yeterli değildir. Kanunda şua izin ücretinin fesih gününde ödenmesini zorunlu kılan kesin bir ödeme günü düzenlenmediğinden, temerrüt ayrıca kurulmalıdır.
Çalışırken şua izni alacağı muaccel olur mu?
Kullanılmamış şua izninin fesihte talep edilen parasal karşılığı, iş ilişkisi sürerken kural olarak muaccel değildir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2020/5049, K.2021/5141 sayılı kararında iş ilişkisi devam ederken muacceliyet ve zamanaşımının söz konusu olmayacağını belirtmiştir.
Bu kural, işverenin sağlık iznini kullandırmama serbestisine sahip olduğu anlamına gelmez. Çalışan iş ilişkisi sürerken:
- sağlık izninin planlanmasını ve fiilen kullandırılmasını,
- kontrollü alan çalışma saatlerinin yazılı olarak açıklanmasını,
- izinli gösterildiği günlerde çalıştırılmamasını,
- iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin uygulanmasını,
- uyuşmazlık varsa delillerin korunmasını
isteyebilir. Koşulları varsa iş sağlığı ve güvenliği, iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirilmesi veya idarî denetim yolları ayrıca değerlendirilir. Ancak bu yolların hiçbiri, somut belgeler incelenmeden otomatik sonuç doğurmaz.
Şua izin ücreti ne zaman paraya dönüşür?
Eski Nizamname dönemine ilişkin yerleşik Yargıtay yaklaşımında kullanılmayan şua izinleri, iş sözleşmesinin sona ermesiyle aynen kullandırılamaz hâle gelir ve ücret alacağına dönüşür. Feshin işçi veya işveren tarafından yapılması, istifa, haklı neden veya bildirimli fesih kural olarak bu dönüşümün varlığını tek başına ortadan kaldırmaz.
Ancak “fesih” sözcüğü yalnız SGK işten ayrılış tarihi okunarak belirlenemez. Şu hâller ayrıca araştırılmalıdır:
- işe iade davası ve işe başlatmama,
- işyeri devri veya alt işveren değişikliği,
- kesintili çalışmalar ve önceki dönemin gerçekten tasfiye edilip edilmediği,
- ölüm ve mirasçılara geçen talep,
- ikale veya yeni sözleşme ile kesintisiz devam,
- askı hâli ve fiilî çalışmanın yeniden başlaması.
İşyeri devri, alt işveren değişikliği veya SGK çıkış–girişi gerçek fesih midir?
Her işveren veya SGK sicil değişikliği, şua izin ücretini muaccel kılan gerçek fesih değildir. 4857 sayılı İş Kanunu m.6 uyarınca işyerinin veya bir bölümünün devrinde, devir tarihinde mevcut iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçer. Çalışan aynı hastanede ve aynı organizasyon içinde kesintisiz çalışmayı sürdürmüşse salt şirket unvanının, alt işverenin veya SGK dosyasının değişmesi zamanaşımını kendiliğinden başlatmaz.
| Görünürdeki işlem | Araştırılması gereken gerçek durum | Zamanaşımı bakımından olası sonuç |
|---|---|---|
| Hastanenin veya görüntüleme biriminin devri | İş organizasyonu ve çalışma kesintisiz devam etmiş mi? | İşyeri devri varsa sözleşme sona ermez; zamanaşımı başlamaz |
| Alt işveren şirketin değişmesi | İşçi aynı işyerinde ara vermeden yeni alt işveren yanında sürdürülmüş mü? | Koşulları varsa işyeri devri ve kesintisiz hizmet kabul edilebilir |
| SGK çıkış–ertesi gün giriş | Gerçek bir fesih iradesi, hesap tasfiyesi ve fiilî kesinti var mı? | Salt bildirge kaydı kesin fesih kanıtı değildir |
| Emeklilik nedeniyle çıkış ve yeniden giriş | İlk dönem gerçekten sona ermiş ve izin alacağı tasfiye edilmiş mi? | İlk dönem için ayrı muacceliyet doğabilir; kesintisizliğin niteliği ayrıca belirlenir |
| Grup şirketine geçiş | İşveren değişikliği gerçek mi, yoksa birlikte istihdam veya muvazaalı aktarım mı? | Gerçek işverenler ve çalışma bütünlüğü araştırılır |
Asıl işveren–alt işveren ilişkisinde yalnız son bordro işverenine yönelmek yeterli olmayabilir. İş Kanunu m.2, m.6 ve somut devir ilişkisi uyarınca asıl işveren, son alt işveren, önceki alt işveren veya devralan işverenin hangi dönem ve borçlardan sorumlu olduğu ayrı ayrı kurulmalıdır. Arabuluculuk başvurusunda sorumlu olabilecek işverenlerden birinin hiç gösterilmemesi, o taraf yönünden dava şartı ve zamanaşımı tartışması yaratabilir.
Uygulama sonucu: “Gerçek fesih” tespit edilmeden zamanaşımı başlangıcı, son ücret ve doğru davalı belirlenemez. SGK işten ayrılış bildirgesi güçlü bir veri olmakla birlikte tek başına kesin hukukî sonuç doğurmaz.
Pratik uygulama: Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde taşeron radyoloji çalışanları
“Sağlık Bakanlığı şua izni alacağı” ve “taşeron radyoloji çalışanı şua izni” uyuşmazlıklarında ilk iş, bordroda yazılı şirket ile kamu idaresini otomatik biçimde tek bir işveren saymak değil, geçerli asıl işveren–alt işveren ilişkisini belgelemektir. Sağlık Bakanlığına bağlı bir devlet hastanesinde radyoloji veya tıbbi görüntüleme hizmeti alt işveren işçileriyle yürütülmüşse; hizmet alım sözleşmesi ve teknik şartname, işin hastanenin organizasyonu içindeki yeri, emir ve denetim ilişkisi, ihale dönemleri, işçinin fiilen çalıştığı birim ve bordro işverenleri birlikte incelenir.
İş Kanunu m.2 anlamında asıl işveren–alt işveren ilişkisi kurulabiliyorsa, asıl işveren kendi işyerinde çalışan alt işveren işçilerine karşı Kanundan, iş sözleşmesinden veya uygulanabilir toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olabilir. Bununla birlikte her kamu hastanesi dosyasında davalının doğrudan “Sağlık Bakanlığı” olduğu varsayılamaz. Üniversite hastanesi, bağlı/ilgili kuruluş, şehir hastanesi işletme modeli veya ayrı kamu tüzel kişiliği bulunan yapılarda doğru kamu işvereni ve sözleşme zinciri ayrıca belirlenmelidir.
Birbirini izleyen taşeron şirketler değiştiği hâlde çalışan aynı hastanede, aynı görüntüleme biriminde ve kesintisiz biçimde çalışmışsa salt şirket değişikliği gerçek fesih sayılmaz. Şirketler arasındaki işyeri devri, hizmetin sürekliliği, önceki dönemin gerçekten tasfiye edilip edilmediği ve her işverenin sorumluluk zamanı araştırılır. Gerçek fesih oluştuğunda alacağın tamamı için kime ve hangi hukukî sebebe dayanılarak başvurulacağı; kamu idaresinin, son alt işverenin ve önceki alt işverenlerin sorumluluk kapsamlarına göre kurulmalıdır.
Arabuluculuk ve husumet kontrolü: Davada taraf yapılması düşünülen kamu idaresi ile alt işveren şirketlerin unvanları arabuluculuk başvurusunda ayrı ayrı, doğru tüzel kişilikleriyle gösterilmeli; şua/sağlık izni ücreti, çalışma dönemleri ve birlikte sorumluluk iddiası açıkça yazılmalıdır. Bir tarafın başvuruda hiç yer almaması o taraf yönünden dava şartı itirazı ve zamanaşımı riski doğurabilir. İşe iade uyuşmazlıklarındaki özel birlikte katılım kuralı ile para alacağına ilişkin arabuluculuk birbirine karıştırılmamalıdır.
2023 sonrası sağlık izni bakımından önemli hukukî sınır
13 Nisan 2023 tarihli Yönetmelik, sağlık iznini kontrollü alanda fiilî çalışma saatine bağlar; iznin yıl geçişlerinde üst üste kullanılamayacağını ve diğer yıla aktarılamayacağını düzenler. Danıştay 12. Dairesi E.2023/3008, K.2025/2739 sayılı kararıyla bu düzenlemeyi çoğunlukla hukuka uygun bulmuştur.
Fakat bu Danıştay kararı, özel sektör işçisinin işveren tarafından kullandırılmayan güncel rejim izninin iş sözleşmesi sona erdiğinde ücret alacağına dönüşüp dönüşmeyeceğini doğrudan karara bağlamaz. Eski Yargıtay kararları da büyük ölçüde mülga Nizamname dönemine ilişkindir.
Bu nedenle güncel rejim dosyasında doğru sıra şöyledir:
- Hangi takvim yılında kaç gün sağlık izni doğduğu belirlenir.
- İznin mevzuata uygun biçimde kullandırılıp kullandırılmadığı incelenir.
- Devir yasağı, işverenin kullandırmama kusuru ve koruyucu hakkın niteliği birlikte değerlendirilerek parasal talebin doğup doğmadığı tartışılır.
- Parasal alacak kabul edilirse muacceliyet, zamanaşımı ve faiz analizi yapılır.
Yeni dönem alacağı hakkında eski içtihadın kesin ve otomatik sonucu varmış gibi garanti verilmemelidir.
İbraname, ikale ve arabuluculuk anlaşması hakkı sona erdirir mi?
İşten ayrılırken imzalanan “bütün şua izinlerimi kullandım” veya “şua izin ücretimi aldım” içerikli belge her durumda hakkı sona erdirmez. TBK m.420 uyarınca işçi alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin geçerliliği için şu koşulların birlikte bulunması gerekir:
- yazılı olarak düzenlenmesi,
- iş sözleşmesinin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş olması,
- ibra konusu şua/sağlık izni alacağının türünün ve miktarının açıkça gösterilmesi,
- ödemenin hak edilen tutara göre eksiksiz ve banka aracılığıyla yapılması.
Bu koşullardan birini taşımayan ibra kesin hükümsüzdür. Banka aracılığıyla yapılan fakat gerçek alacağı tam karşılamayan ödeme ise yalnız ödenen miktar bakımından makbuz etkisi doğurabilir; bakiye hakkı kendiliğinden sona erdirmez. İmzalı izin formu da çalışanın o tarihlerde PACS, RIS, HBYS, turnike veya vardiya kayıtlarında fiilen çalıştığı belirleniyorsa tek başına kesin delil değildir.
İkale sözleşmesi bakımından gerçek ve makul yarar, irade sakatlığı, sona erme tarihi, ödeme kalemleri ve ibra hükümleri birlikte incelenmelidir. Arabuluculuk sonunda taraflarca imzalanan anlaşma belgesi ise sıradan ibranameden farklı sonuç doğurabilir; üzerinde anlaşılan konuların kapsamı, taraflar ve tutarın açık olup olmadığı ayrıca denetlenmelidir. “Şua izni” hiç gösterilmeden kullanılan genel ifadelerin bu alacağı kapsayıp kapsamadığı somut belge üzerinden belirlenmelidir.
Arabuluculukta kısmi anlaşma ve “genel ibra” kaydı
Taraflar arabuluculukta yalnız kıdem veya ihbar tazminatı üzerinde anlaşmak isterken belgeye “işçinin başkaca hiçbir işçilik alacağı kalmamıştır” veya “işveren bütün geçmiş alacaklardan gayrikabili rücu ibra edilmiştir” biçiminde soyut bir cümle eklenmesi ciddi hak kaybı riski yaratır. Y9HD E.2022/436, K.2022/1380, 07.02.2022 tarihli kararına göre usulüne uygun arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen geçerli anlaşma belgesi sıradan bir ibra sözleşmesi değildir; TBK m.420’deki ibra koşulları uygulanarak geçersiz sayılamaz ve kanun uyarınca üzerinde anlaşılan hususlar hakkında dava açılamaz.
Bu ilke, belirsiz ve sınırsız her genel ibra cümlesinin listelenmeyen bütün alacakları otomatik olarak sona erdirdiği anlamına gelmez. Şua izin ücretinin anlaşmanın konusu yapılıp yapılmadığı; alacak türünün, döneminin, miktarının ve ödeme planının nasıl yazıldığı; taraflar arasında gerçek bir uyuşmazlık bulunup bulunmadığı; arabuluculuk faaliyetinin kanuna uygun yürütülüp yürütülmediği ve iradenin sakatlanıp sakatlanmadığı somut belge üzerinden incelenir. Nitekim Y9HD E.2024/15165, K.2025/2237, 03.03.2025 tarihli kararında, iş sözleşmesi ve gerçek uyuşmazlık devam ederken feshe bağlı kıdem, ihbar ve yıllık izin gibi alacakları önceden paraya çeviren ihtiyari arabuluculuk belgesi geçerli kabul edilmemiştir.
Kısmi anlaşma yapılacaksa belgenin “anlaşılan hususlar” bölümünde yalnız uzlaşılan alacaklar, brüt/net tutarlar, dönemler ve ödeme tarihleri tek tek yazılmalıdır. Şua alacağı çözülmüyorsa aşağıdaki anlamı açıkça taşıyan bir kapsam dışı bırakma kaydı eklenmelidir:
Örnek saklı tutma kaydı: “Kullanılmamış şua/sağlık izni ücreti ile bu alacağa bağlı faiz ve koşulları varsa aşkın zarar taleplerim bu anlaşmanın konusu ve kapsamı dışındadır; bu taleplere ilişkin başvuru ve dava haklarım saklıdır.”
Bu örnek tek başına her belgeyi güvenli hâle getirmez. Anlaşma belgesinin tamamı, son tutanak, ödeme dekontu ve arabuluculuk süreci birlikte incelenmeden imza atılmamalıdır.
Şua izni alacağında zamanaşımı ne zaman başlar?
Güncel Yargıtay yaklaşımına göre, kullanılmayan eski rejim şua izinlerinin ücret alacağında zamanaşımı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte başlar.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin iki temel kararı aynı sonucu farklı yönlerden kurmuştur:
Y9HD E.2020/5953, K.2021/3837, 15.02.2021
Kararda şua izin ücretinin yıllık izin ücreti gibi değerlendirilmesi gerektiği; parasal alacağın fesihle doğduğu ve zamanaşımının fesihle işlemeye başladığı belirtilmiştir. Kararın önemi, eski “fazla çalışma benzeri alacak” yaklaşımını açıkça terk etmesidir.
Y9HD E.2020/5049, K.2021/5141, 25.02.2021
Bu kararda bilirkişi, dava tarihinden geriye doğru yalnız son beş yıl için şua izni hesabı yapmıştır. Yargıtay, izin iş ilişkisi sürerken ücrete dönüşmediği ve muaccel olmadığı için bu yöntemi hatalı bulmuş; şua izninin tüm çalışma süresi yönünden hesaplanmasını istemiştir.
Temel ayrım: Beş yıl, kural olarak fesih sonrası hakkın ileri sürülebileceği zamanaşımı süresidir; dava tarihinden önceki çalışma yıllarını otomatik biçimde budayan bir “son beş hizmet yılı” kuralı değildir.
Eski Yargıtay yaklaşımı neydi ve neden artık tek başına kullanılamaz?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E.2009/36989, K.2012/5590, 23.02.2012 tarihli kararında şua izin alacağı fazla çalışma benzeri kabul edilmiş, zamanaşımının izne hak kazanılan tarihten başlaması gerektiği belirtilmişti. Bu karar hâlen çok sayıda internet sayfasında güncel kural gibi dolaşmaktadır.
2021 tarihli E.2020/5953 ve E.2020/5049 kararları ise hukukî niteliği yeniden kurmuştur: şua izni çalışırken para alacağı değildir; fesihte paraya dönüşür ve zamanaşımı o tarihte başlar. 2025 tarihli akademik çalışma da eski ve yeni karar dizisini bu görüş değişikliği olarak sınıflandırmaktadır.
| Dönem | Şua alacağının niteliği | Zamanaşımı başlangıcı | Bugünkü ağırlık |
|---|---|---|---|
| 2012 eski karar | Fazla çalışma benzeri | Her izin/hak kazanma dönemi | Terk edilmiş eski yaklaşım |
| 2021 güncel kararlar | Yıllık izin benzeri; fesihte parasal alacak | Gerçek fesih | Güncel 9. Hukuk Dairesi yaklaşımı |
Bir karar “yürürlükten kaldırılmaz”; sonraki kararlarla içtihat değişebilir. Bu nedenle 2012 kararı tarihsel kaynak olarak anılmalı, güncel strateji 2021 ve sonraki kararlarla kurulmalıdır.
Zamanaşımı süresi kaç yıldır?
Güncel uygulamada şua izin ücreti talebi için esas süre beş yıldır. Şua kararları, alacağı yıllık izin ücreti benzetmesiyle ele alır; İş Kanunu m.32, İş Kanunu ek m.3 ve TBK m.147 beş yıllık rejimin hukukî dayanakları arasında değerlendirilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yıllık izin ücretine ilişkin E.2024/13393, K.2025/797, 22.01.2025 tarihli kararı, 01.07.2012–24.10.2017 aralığında sona eren sözleşmeler için geçmişte uygulanan on yıllık yaklaşımı yeniden değerlendirerek beş yıllık süreyi kabul etmiştir. Bu karar doğrudan şua izni kararı değildir; ancak 2021 şua kararlarının kurduğu yıllık izin benzetmesi bakımından güçlü güncel destek sağlar.
Beş yıl nasıl hesaplanır?
Basit bir örnekte iş sözleşmesi 15 Eylül 2026’da sona ermişse, zamanaşımı kural olarak 15 Eylül 2026’da işlemeye başlar ve durma/kesilme sebebi yoksa beş yıllık takvim sonunda dolar. Ancak son günün tatil olması, arabuluculukta geçen süre, borcun ikrarı, dava, icra takibi, ölüm veya başka özel sebepler hesabı değiştirebilir.
Bu nedenle “fesih tarihi + beş yıl” yalnız ilk kontroldür. Kesin süre hesabında:
- feshin gerçek tarihi,
- arabuluculuk başvuru ve son tutanak tarihleri,
- önceki dava veya takip,
- işverenin yazılı borç ikrarı veya kısmi ödemesi,
- işe iade süreci,
- taraf ve alacak kaleminin doğru gösterilip gösterilmediği
birlikte incelenmelidir.
COVID-19 ve diğer kanunî durma dönemleri süre hesabını değiştirir mi?
Evet. 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi uyarınca zamanaşımı süreleri, COVID-19 nedeniyle 13 Mart 2020–15 Haziran 2020 tarihleri arasında durmuştur. Süreler 16 Haziran 2020’den itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmiştir. Durmanın başladığı gün itibarıyla bitimine on beş gün veya daha az kalmış süreler için kanundaki özel on beş günlük koruma da ayrıca değerlendirilir.
Bu tarih aralığı her şua dosyasına otomatik olarak eklenmez. COVID-19 durmasının etkili olabilmesi için şua izin ücreti zamanaşımının 13 Mart 2020’den önce başlamış ve bu tarihte henüz dolmamış olması gerekir. İş sözleşmesi 15 Haziran 2020’den sonra sona ermişse, alacağın zamanaşımı durma döneminde henüz başlamadığından bu düzenleme kural olarak ek süre sağlamaz.
Arabuluculuk, kanunî durma, borcun ikrarı ve dava gibi birden fazla olay aynı dosyada bulunuyorsa aynı takvim günü iki kez eklenmemelidir. Olağanüstü hâl veya bölgesel afet nedeniyle çıkarılmış özel süre düzenlemeleri de kişinin, işverenin, mahkemenin ve işlemin kapsamına göre ayrıca araştırılmalıdır.
Son gün nasıl kontrol edilmelidir?
“Fesih + beş yıl” yalnız başlangıç kontrolüdür. Başlangıç gününün hesaba katılması, sürenin karşılık gelen günün sonunda dolması, son günün resmî tatile rastlaması, elektronik başvuru saati ve özel durma/kesilme hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. İnternet hesaplayıcısı veya takvim uygulaması, dava süresi konusunda tek başına güvenli kabul edilmemelidir.
Zamanaşımı mahkemece kendiliğinden uygulanır mı?
Zamanaşımı, borcu kendiliğinden ortadan kaldıran bir hak düşürücü süre değildir; kural olarak borçlu tarafından ileri sürülen bir def’idir. İşveren bu savunmayı usulüne uygun ve süresinde ileri sürmezse mahkeme zamanaşımını kendiliğinden uygulamaz.
Fakat bu durum, sürenin güvenle beklenebileceği anlamına gelmez. Savunmanın hangi aşamada ileri sürülebileceği, cevap dilekçesi, ıslah/talep artırımına karşı savunma ve usulî kazanılmış hak meseleleri dosyanın tarihine göre değişebilir. En güvenli yaklaşım, zamanaşımı tartışması doğmadan arabuluculuk ve dava işlemlerini tamamlamaktır.
Arabuluculuk zamanaşımını nasıl etkiler?
İşçi–işveren alacaklarında dava açmadan önce arabulucuya başvuru dava şartıdır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur; bu aralık süre hesabına katılmaz.
“Durma” ne demektir?
Durma, geçmiş sürenin silinmesi veya beş yılın baştan başlaması değildir. Başvuru gününe kadar geçen süre korunur; son tutanak düzenlenince kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.
Örnek:
- Fesih: 1 Eylül 2021
- Arabuluculuk başvurusu: 1 Ağustos 2026
- Son tutanak: 21 Ağustos 2026
Bu örnekte 1–21 Ağustos arasındaki arabuluculuk dönemi zamanaşımı hesabına katılmaz. Ancak başvurudan önce geçmiş yaklaşık dört yıl on bir aylık süre sıfırlanmaz. Son tutanaktan sonra yalnız kalan süre işler. Gün hesabı, başlangıç/son gün ve tatil kurallarıyla somut dosyada yapılmalıdır.
Sık hata: İşçilik alacağı arabuluculuğunda son tutanaktan sonra genel olarak “iki haftalık dava süresi” yoktur. İki haftalık özel süre işe iade davasına ilişkindir. Şua izin ücreti alacağında kalan zamanaşımı süresi esas alınır.
Arabuluculuk formunda alacak nasıl yazılmalıdır?
Şua izni kalemi açıkça gösterilmelidir. Yalnız “işçilik alacaklarım” veya “sair haklarım” gibi belirsiz ifadeler, dava şartının kapsamı ve temerrüt tarihi konusunda uyuşmazlık yaratabilir.
Kullanılabilecek açıklama örneği:
“İyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarının kullanıldığı kontrollü alandaki fiilî çalışmalar karşılığında hak kazanılan ve kullandırılmayan sağlık/şua izinlerine ilişkin ücret alacağı ile kanunî faizinin tahsili.”
Bu örnek somut talep, dönem, işverenler ve ücret sistemi belirtilerek uyarlanmalıdır. Asıl işveren–alt işveren ilişkisi varsa bütün sorumlular ve çalışma dönemleri ayrıca gösterilmelidir.
Arabuluculuk faiz başlangıcını nasıl etkiler?
Zamanaşımı ve faiz bakımından arabuluculuğun etkisi aynı değildir:
- Zamanaşımı: Büroya başvuru ile son tutanak arasındaki süre hesaba katılmaz.
- Temerrüt/faiz: Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında, önceden temerrüt yoksa ve alacak kalemi arabuluculukta açıkça talep edilmişse, son tutanak tarihi temerrüt tarihi sayılır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E.2022/3222, K.2022/3813 sayılı uyuşmazlık giderme kararı, kıdem tazminatı dışındaki alacaklarda bu sonucu kabul etmiştir. E.2023/8073, K.2023/10333 sayılı karar da aynı yaklaşımın istikrarlı biçimde sürdüğünü göstermektedir.
Sonuç, işveren arabuluculuk toplantısına katılmasa da değişmez; ancak usulüne uygun davet ve talebin son tutanak kapsamı ispatlanmalıdır.
İhtarname faiz başlangıcını öne çeker mi?
Evet, iş sözleşmesi sona erdikten ve alacak muaccel olduktan sonra gönderilen açık bir ödeme ihtarı işvereni daha erken temerrüde düşürebilir. İhtarda:
- “şua/sağlık izni ücreti” kalemi açıkça yazılmalı,
- çalışma ve fesih dönemi mümkün olduğunca belirtilmeli,
- ödeme açık biçimde talep edilmeli,
- gerekiyorsa makul ve belirli bir ödeme süresi verilmeli,
- tebliğ tarihi güvenilir biçimde belgelenmelidir.
Yargıtay uygulamasında alacak türlerinin tek tek belirtilmesi aranırken kesin miktarın her zaman yazılması zorunlu görülmez. Çünkü gerçek kayıtların işverende bulunması mümkündür. Bununla birlikte yalnız “tüm yasal haklarımı talep ederim” şeklindeki soyut bir metin faiz başlangıcı yönünden risklidir.
Örnek talep paragrafı:
“İş sözleşmemin sona erdiği tarihte muaccel olan, kontrollü alandaki çalışmalarım nedeniyle hak kazandığım fakat kullandırılmayan sağlık/şua izinlerine ait ücretin, işyeri izin ve çalışma kayıtları esas alınarak hesaplanıp işbu bildirimin tebliğinden itibaren yedi gün içinde tarafıma ödenmesini talep ederim.”
İhtarın ayrıca arabuluculuk dava şartının yerine geçmediği unutulmamalıdır.
İhtar gerekmeyen belirli ödeme günü veya özel faiz hükmü bulunabilir mi?
Bulunabilir. TBK m.117/2 uyarınca borcun ifa günü tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmişse, bu günün geçmesiyle ayrıca ihtar aranmadan temerrüt oluşabilir. İş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi, ikale, işyeri düzenlemesi veya arabuluculuk anlaşma belgesinde şua izin ücretinin ödeneceği belirli gün açıkça kararlaştırılmışsa önce bu düzenleme incelenmelidir.
Örneğin “feshi izleyen yedinci gün” gibi objektif olarak belirlenebilen bir vade ile yalnız “en kısa sürede ödenir” şeklindeki belirsiz ifade aynı sonucu doğurmaz. İşverenin borcu veya ödemeyi açık ve kesin biçimde reddetmesi de temerrüt değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
3095 sayılı Kanun’daki kanunî faiz, sözleşmede veya uygulanabilir toplu iş sözleşmesinde geçerli farklı bir faiz kararlaştırılmamışsa uygulanır. Bu nedenle “şua alacağına her durumda yalnız kanunî faiz uygulanır” şeklinde mutlak bir ifade yerine şu sıra izlenmelidir:
- Uygulanabilir sözleşme veya toplu iş sözleşmesinde özel ödeme günü ve faiz hükmü var mı?
- Hüküm şua/sağlık izni ücretini gerçekten kapsıyor mu?
- Kararlaştırılan oran TBK m.120, emredici hükümler ve talep sonucu bakımından geçerli mi?
- Özel hüküm yoksa güncel Yargıtay yaklaşımına göre kanunî faiz mi uygulanacak?
Şua izin ücretini İş Kanunu m.34 kapsamındaki ödenmemiş ücretle aynı sayarak kendiliğinden en yüksek mevduat faizine geçilemez. Fakat somut sözleşmedeki geçerli ve açık özel faiz düzenlemesi de incelenmeden yok sayılamaz.
Dava açılması zamanaşımını nasıl etkiler?
TBK m.154 uyarınca alacaklının mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibi yapması ya da iflas masasına başvurması zamanaşımını kesen sebeplerdendir. Kesilme, durmadan farklıdır: yeni süre işlemeye başlar. Dava boyunca tarafların yargılama işlemleri veya hâkimin kararları sonrasında süre yeniden işlemeye başlar; kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit alacakta yeni süre on yıldır.
Ancak dava yanlış taraf veya yalnız kısmi tutar üzerinden kurulmuşsa korumanın kapsamı değişebilir. Dava şartı arabuluculuk yapılmadan açılan, görevsizlik veya erken açılma nedeniyle reddedilen davalarda TBK m.158’deki altmış günlük ek süre koşulları ayrıca incelenmelidir. Bu ek süre otomatik ve her ret sebebine uygulanmaz.
Kesin hükümden sonra zamanaşımı ve faiz nasıl işler?
Alacak mahkeme veya hakem kararıyla kesin olarak hüküm altına alınmışsa TBK m.156 uyarınca yeni zamanaşımı süresi kural olarak on yıldır. Bu süre, işçilik alacağının ilk beş yıllık zamanaşımından farklıdır ve ilamın icrası bakımından ayrıca hesaplanır.
Kararda temerrüt faizi hüküm altına alınmışsa faiz, kararda belirtilen başlangıçtan ödeme veya hukuken sona ereceği tarihe kadar işler. İşlemiş faizin ana paraya eklenip yeniden faiz yürütülmesi kural değildir; bileşik faiz ancak kanunun izin verdiği istisnaî hâllerde söz konusu olabilir. İlamın kesinleşmesinin takip şartı olup olmadığı, kararın eda hükmü, brüt/net niteliği ve icrada yapılacak kesintiler ayrıca incelenmelidir.
31 Temmuz 2026’dan sonra belirsiz alacak ve kısmi dava sistemi nasıl değişti?
Bu makalenin en önemli güncel usul notu şudur: 7589 sayılı Kanun m.19 ile HMK m.107, 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten sonra yeni bir “belirsiz alacak davası” açılamaz.
Aynı Kanunun m.20 hükmüyle HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkra, kısmi davayı güçlendirmiştir. Alacağın yalnız bir kısmı dava edilmişse talep, tahkikat sona erene kadar bir defa iddianın genişletilmesi yasağına takılmadan artırılabilir; artırılan kısım yönünden zamanaşımı da dava tarihinde kesilmiş sayılır.
| Dava tarihi | Uygulanacak temel sistem | Zamanaşımı sonucu |
|---|---|---|
| 31.07.2026’dan önce açılan belirsiz alacak davası | Eski HMK m.107, 7589 geçici m.1/10 gereği uygulanmaya devam eder | Koşulları varsa tüm alacak eski belirsiz alacak ilkeleriyle korunur |
| 31.07.2026 ve sonrasında açılacak dava | Yeni belirsiz alacak davası yoktur; kısmi veya tam eda davası | HMK m.109/4 koşullarında bir defalık artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır |
| 31.07.2026’da derdest eski kısmi dava | Özel geçiş hükmü yoktur | Derhâl uygulama, tamamlanmış usul işlemleri ve kazanılmış usulî durumlar dosya bazında değerlendirilir |
YHGK E.2015/22-3406 kararı artık ne anlama gelir?
Hukuk Genel Kurulu bu kararda, ücret ve izin kayıtları gerçeği yansıtmıyor ve belirleyici belgeler işverende bulunuyorsa şua alacağının eski HMK m.107 kapsamında belirsiz olabileceğini kabul etmişti. Karar, 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış ve eski m.107’nin uygulanmaya devam ettiği davalar için önemini korur. Fakat yeni dava açacak kişiye artık HMK m.107 yolunu açmaz.
Google’da ve eski dava rehberlerinde “şua iznini belirsiz alacak davası açın” şeklindeki öneriler, dava tarihi belirtilmeden kullanılamaz.
Islah ve talep artırımı zamanaşımını nasıl etkiler?
Bu sorunun cevabı dava tarihine ve seçilen usule göre değişir.
31 Temmuz 2026’dan önceki eski kısmi davalar
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E.2020/4230, K.2021/1802 sayılı kararında dava kısmi dava olarak nitelendirilmiş; ıslahla artırılan kısma karşı süresinde ileri sürülen zamanaşımı def’inin dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Eski sistemde kural olarak ilk dava yalnız talep edilen miktar için zamanaşımını keser; artırılan kısım ıslah/talep tarihi itibarıyla ayrıca denetlenirdi.
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davaları
Eski HMK m.107 koşullarını taşıyan tahsil amaçlı belirsiz alacak davasında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E.2015/9-3157, K.2018/365 sayılı kararına göre tüm alacak yönünden dava tarihinin zamanaşımı ve —önceki temerrüt yoksa— faiz etkisi doğurması kabul edilmiştir. Bu sonuç yalnız geçiş hükmüyle eski m.107’ye tabi davalarda uygulanabilir.
31 Temmuz 2026 sonrası kısmi davalar
Yeni HMK m.109/4, tahkikat bitene kadar yapılacak bir defalık artırılan kısım için zamanaşımını açıkça dava tarihine taşır. Bu, eski kısmi dava riskini önemli ölçüde azaltır.
Fakat hüküm faiz başlangıcını düzenlemez. Bu nedenle:
- işveren bütün alacak için dava öncesinde temerrüde düşürülmüşse, faiz kural olarak temerrüt tarihinden istenebilir;
- önceki temerrüt yoksa ilk talep edilen tutar için dava tarihi, artırılan kısım için ise artırma tarihi yönündeki eski ayrımın yeni m.109/4 karşısındaki geleceği henüz yerleşik Yargıtay kararıyla kesinleşmemiştir;
- dava ve artırma dilekçesinde faiz türü, başlangıcı ve alternatif talep açık kurulmalıdır.
2026 usul uyarısı: HMK m.109/4 yalnız zamanaşımını geriye götürdüğünü açıkça söyler. Aynı sonucu faize otomatik taşımak, kanunda bulunmayan bir hüküm eklemek olur.
31 Temmuz 2026 sonrası talep sonucu nasıl kurulabilir?
Yeni sistemde davanın tam eda davası mı yoksa kısmi dava mı olduğu açıkça belirtilmeli; şua izin ücreti ana para talebi, faiz türü ve faiz başlangıcı birbirinden ayrılmalıdır. Dava öncesinde bütün alacağı kapsayan geçerli temerrüt varsa bunun belge ve tarihi gösterilmeli; aksi ihtimal için alternatif faiz başlangıcı kurulmalıdır.
Somut dosyaya uyarlanabilecek örnek talep mantığı şöyledir:
“Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve HMK m.109/4 uyarınca tahkikat sona erinceye kadar bir defa artırılmak üzere, şimdilik [tutar] TL brüt şua/sağlık izni ücreti alacağının; öncelikle [ihtar süresinin sonu / arabuluculuk son tutanak tarihi] tarihinden, Mahkemece bu tarihte temerrüt oluşmadığı değerlendirilirse dava tarihinden itibaren işleyecek kanunî faiziyle birlikte davalılardan sorumluluk dönem ve kapsamlarına göre tahsiline…”
Bu örnek hazır dava talebi değildir. Tam veya kısmi dava seçimi, brüt/net talep, müteselsil sorumluluk, 2023 sonrası iznin parasal niteliği, temerrüt belgesi ve faiz oranı dosyanın özelliklerine göre düzenlenmelidir. Sadece “fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır” cümlesi doğru taraf, doğru alacak ve doğru arabuluculuk kapsamındaki eksikliği gidermez.
Şua izni alacağında faiz hangi tarihten başlar?
Faiz başlangıcı için önce muacceliyet, sonra temerrüt aranır. Tipik sıra şöyledir:
| Durum | Olası faiz başlangıcı | Hukukî not |
|---|---|---|
| Fesihten sonra açık ihtar ve ödeme süresi | Verilen sürenin sonunu izleyen gün | Tebliğ ve talep kapsamı ispatlanmalı |
| Fesihten sonra süresiz, açık ödeme ihtarı | Tebliğ tarihi veya somut ihtar içeriğine göre | TBK m.117 ve içtihatla değerlendirilir |
| Ön ihtar yok; alacak arabuluculukta açıkça talep edildi | Arabuluculuk son tutanak tarihi | Y9HD E.2022/3222 ve E.2023/8073 yaklaşımı |
| İhtar ve arabuluculukta alacak kalemi yok | Dava edilen miktar için dava tarihi; artırılan kısım ayrıca | Dava türü ve tarihine göre değişir |
| Alacak henüz muaccel değil | Faiz başlamaz | Örneğin gerçek fesih oluşmadan açılan izin alacağı |
Temerrüt tarihinden önce faiz istenemez. Öte yandan talep sonucu hâkimin verebileceği faiz türü ve başlangıç sınırını etkiler; dava dilekçesinde eksik veya yanlış faiz talebi hak kaybı yaratabilir.
Şua izni alacağına yasal faiz mi, en yüksek mevduat faizi mi uygulanır?
Güncel Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uygulamasında şua izni alacağına kanunî faiz uygulanır.
Y9HD E.2016/2547, K.2019/12571, 29.05.2019 kararında şua alacağının İş Kanunu m.34 anlamında geniş ücret olmadığı ve bu nedenle en yüksek mevduat faizine hükmedilemeyeceği belirtilmiştir. Y9HD E.2020/4230, K.2021/1802, 21.01.2021 kararı aynı ilkeyi tekrarlamıştır.
Karşı görüş var mı?
Evet. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin E.2015/5369, K.2016/7663, 30.03.2016 tarihli eski kararında ve bazı akademik çalışmalarda şua izin ücretinin sosyal ücret niteliği nedeniyle İş Kanunu m.34 kapsamındaki en yüksek mevduat faizine tabi olması gerektiği savunulmaktadır.
Bu görüş akademik ve içtihadi tartışma olarak önemlidir; ancak uygulama stratejisinde daha sonraki ve doğrudan 9. Hukuk Dairesi kararlarının kanunî faiz yönündeki açık yaklaşımı esas alınmalıdır. Bir BAM kararında en yüksek mevduat faizine hükmedilmiş ve Yargıtay başka nedenle bozmuş olsa bile bu, Yargıtay’ın faiz türünü bağımsız olarak onadığı anlamına gelmez.
2026’da kanunî faiz oranı kaçtır?
31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, 3095 sayılı Kanun m.1’i değiştirdi. Artık oran, sözleşmede farklı bir oran yoksa TCMB’nin önceki yıl 31 Aralık günündeki kısa vadeli reeskont oranının yüzde seksenidir. 30 Haziran oranı önceki 31 Aralık oranından en az beş puan farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran verisi kullanılır.
TCMB’nin resmî tablosunda 20 Aralık 2025’ten itibaren kısa vadeli reeskont oranı %38,75’tir. 30 Haziran 2026’da en az beş puanlık farklı yeni oran bulunmadığından:
2026 ikinci yarı referans oranı = %38,75
Kanunî faiz = %38,75 × %80 = yıllık %31Kanun 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdiği için %31 oranı o tarihten itibaren uygulanır.
| Faiz dönemi | Yıllık kanunî faiz | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2006–31.05.2024 | %9 | 2005/9831 sayılı karar |
| 01.06.2024–30.07.2026 | %24 | 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı |
| 31.07.2026–31.12.2026 | %31 | 7589 sayılı Kanun m.10 + TCMB %38,75 reeskont oranının %80’i |
Güncellik uyarısı: 2027 ve sonraki dönemler için oran 31 Aralık ve gerekiyorsa 30 Haziran TCMB verilerine göre yeniden hesaplanacaktır. Bu nedenle sayfada sabit “%31 her zaman geçerlidir” ifadesi kullanılmamalıdır.
Faiz tek oranla mı hesaplanır?
Hayır. Temerrüt 2023’te gerçekleşmiş ve ödeme 2026’da yapılmışsa bütün döneme son oran uygulanmaz. Her tarih aralığı kendi kanunî faiz oranıyla basit faiz esasına göre ayrı hesaplanır; sonra dönem sonuçları toplanır.
Örnek olarak 100.000 TL ana para için temerrüt 1 Ocak 2024, hesap tarihi 31 Ağustos 2026 ise:
- 01.01.2024–31.05.2024 aralığı %9,
- 01.06.2024–30.07.2026 aralığı %24,
- 31.07.2026–31.08.2026 aralığı %31
oranıyla ayrı gün hesabına tabi tutulur. Artık yıl, gün sayısı, ödeme/mahsup ve dava talebinin kapsamı bilirkişi hesabında ayrıca kontrol edilmelidir.
Kanunî faiz gerçek zararı karşılamazsa aşkın zarar istenebilir mi?
Kanunî veya kararlaştırılmış temerrüt faizi, geç ödeme nedeniyle doğan bütün zararı her zaman karşılamayabilir. TBK m.122, alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğraması hâlinde, borçlu kusursuz olduğunu ispat etmedikçe bu farkın giderilmesini istemesine imkân verir. Öğretide ve uygulamada bu kalem “aşkın zarar” veya eski adıyla “munzam zarar” olarak anılır.
Aşkın zarar, kanunî faiz oranı ile enflasyon, döviz, altın veya başka bir ekonomik gösterge arasındaki farkın otomatik olarak hüküm altına alınması değildir. Şu unsurlar ayrı ayrı tartışılmalıdır:
- asıl para borcunun muaccel ve borçlunun temerrütte olması,
- temerrüt faizini aşan gerçek bir zararın bulunması,
- zarar ile geç ödeme arasındaki uygun nedensellik,
- borçlunun kusursuzluğunu ispat edip edemediği,
- talebin arabuluculuk ve dava kapsamında açıkça ileri sürülmesi,
- asıl alacak, faiz ve aşkın zarar arasında mükerrer tahsil yaratılmaması.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Caner Şafak, B. No: 2024/41763, 08.07.2025 tarihli pilot kararında, özel hukuk kişilerinden olan para alacağının uzun sürede enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybetmesi ve mevcut aşkın zarar yolunun katı ispat yaklaşımı nedeniyle etkisiz kalması bağlamında mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Yapısal sorunun çözümü için karar TBMM’ye bildirilmiştir.
31 Temmuz 2026’da kanunî faizin TCMB reeskont oranına bağlanması gelecekteki değer kaybını azaltmayı amaçlayan önemli bir değişikliktir; fakat TBK m.122’yi yürürlükten kaldırmamıştır. Buna karşılık yeni oran sistemi ve sonraki içtihat, aşkın zararın varlığı ve miktarı değerlendirilirken dikkate alınacaktır.
Dava stratejisi: Yüksek tutarlı ve uzun süre ödenmeyen şua izin alacaklarında yalnız kanunî faiz hesabıyla yetinilmemeli; somut ekonomik kayıp bulunuyorsa aşkın zarar talebi, ispat araçları, dava şartı arabuluculuk ve zamanaşımı yönlerinden ayrıca incelenmelidir. Bu talep sonuç garantisi verilebilecek otomatik bir enflasyon farkı değildir.
İşe iade davası zamanaşımı ve faizi nasıl etkiler?
İşe iade kararı sonrası işçi süresinde başvurmuş ve ilk fesih geçersiz hâle gelmişse, yıllık izin ve şua izin ücretinin ilk fesih tarihinde muaccel olduğu kabul edilemez. İşçi işe başlatılırsa iş ilişkisi devam eder; izin bakiyesi kural olarak parasal alacağa dönüşmez.
İşçi başvurusuna rağmen işe başlatılmazsa gerçek fesih tarihi:
- işverenin işe başlatmayacağını açıkça bildirdiği tarih,
- böyle bir bildirim yoksa yasal işe başlatma süresinin sonu,
- somut ödeme ve eylemli ret olguları
birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Y9HD E.2025/4838, K.2025/8455, 04.11.2025 sayılı kararda, işe iade süreciyle ilk fesih ortadan kalktığı için şua ve yıllık izin taleplerinin gerçek fesih oluşmadan açılması erken bulunmuştur.
İşe iade sonrası muacceliyet için somut tarih örneği
Aşağıdaki örnekte kesinleşmiş işe iade kararının aynı gün usulüne uygun tebliğ edildiği, işçinin süresinde başvurduğu ve işverenin daha önce açık ret bildiriminde bulunmadığı varsayılmıştır:
| Olay | Tarih | Hukukî etkisi |
|---|---|---|
| İlk, geçersiz sayılan fesih | 1 Şubat 2024 | İşe iade süreci ilk feshi ortadan kaldırırsa şua izin ücreti bu tarihte kesin olarak muaccel olmaz |
| Kesinleşmiş kararın işçiye tebliği | 10 Eylül 2025 | İş Kanunu m.21’deki on iş günlük işe başvuru süresinin başlangıcı bu tebliğe göre kontrol edilir |
| İşçinin işe başlatılma başvurusu | 15 Eylül 2025 | Başvurunun süresinde, samimi ve işverene ulaşmış olup olmadığı belgelenir |
| Bir aylık işe başlatma süresinin sonu | 15 Ekim 2025 | Önceden açık ret yoksa ve bir aylık sürenin bu tarihte sona erdiği kabul edilirse gerçek fesih bu tarihte oluşabilir |
Bu varsayımda şua izin ücreti için beş yıllık zamanaşımı 1 Şubat 2024’te değil, 15 Ekim 2025’te işlemeye başlar. İşveren 1 Ekim 2025’te işe başlatmayacağını açık ve kesin biçimde bildirmiş olsaydı gerçek fesih tarihi 15 Ekim değil, koşulları varsa 1 Ekim olabilirdi. Bu nedenle hesap, otomatik olarak “başvurudan bir ay sonrası” seçilerek yapılmamalıdır.
Şua izin ücretinin ücret tabanı da 2024’teki eski bordro tutarı mekanik biçimde alınarak belirlenemez. Gerçek fesih tarihi, geçersiz feshi izleyen kanunî sürenin hizmete etkisi, emsal çalışan ücretleri, ücret artışları ve uygulanabilir değişken ücret verileri birlikte incelenmelidir. “Emsal ücret” adı altında varsayımsal ve belgesiz bir tutar kurulamaz.
Muacceliyet ile temerrüt yine ayrıdır. Şua izin ücreti gerçek fesihle talep edilebilir hâle gelse bile faiz aynı gün kendiliğinden başlamaz. Önceden geçerli ve muaccel alacağı kapsayan bir temerrüt işlemi yoksa, gerçek fesihten sonra gönderilen uygun ihtar; yoksa alacağın açıkça gösterildiği arabuluculuk son tutanağı veya dava tarihi faiz başlangıcı bakımından değerlendirilir.
Bu durum şunları değiştirir:
- muacceliyet tarihi,
- beş yıllık zamanaşımının başlangıcı,
- son ücret ve varsa değişken ücret referansı,
- temerrüt kurulabilecek en erken tarih,
- dava şartı arabuluculuğun doğru zamanda yapılıp yapılmadığı.
İşe iade davası bulunan dosyada şua izin alacağı ayrı dava takvimine bağlanmadan önce gerçek fesih mutlaka belirlenmelidir.
Fesih türlerine göre başlangıç tarihi nasıl belirlenir?
| Sona erme hâli | Muacceliyet/zamanaşımı için temel tarih | Özel kontrol |
|---|---|---|
| İşçinin istifası | İstifanın hukukî sonuç doğurduğu sona erme tarihi | Bildirim öneli ve fiilî son çalışma günü |
| İşçinin haklı feshi | Haklı fesih bildiriminin sonuç doğurduğu tarih | Tebliğ ve devam eden çalışma |
| İşverenin bildirimsiz feshi | Feshin bildirildiği/fiilen uygulandığı tarih | SGK kaydı tek başına kesin olmayabilir |
| Bildirimli fesih | Sözleşmenin bildirim sonunda sona erdiği tarih | Peşin ödeme ve işverenin derhâl fesih iradesi |
| İşe iade sonrası işe başlatmama | Gerçek işe başlatmama tarihi | Y9HD E.2025/4838 yaklaşımı |
| Ölüm | İş ilişkisinin ölümle sona erdiği tarih | Mirasçılık belgesi ve tereke |
| İşyeri devri/alt işveren değişimi | Her değişiklik fesih değildir | Kesintisiz ilişkinin devam edip etmediği |
| İkale | Sözleşmede kararlaştırılan sona erme tarihi | İrade sakatlığı ve ibra/ödeme geçerliliği |
Zamanaşımını kesen başka işlemler var mıdır?
TBK m.154 uyarınca işverenin borcu ikrar etmesi, özellikle kısmi ödeme veya faiz ödemesi yapması zamanaşımını kesebilir. Fakat her bordro satırı, muhasebe kaydı veya uzlaşma görüşmesi borcun açık ikrarı değildir.
Şu belgeler ayrıca değerlendirilmelidir:
- “kullanılmayan şua izni bakiyesi” yazılı personel dökümü,
- fesih hesabında yapılan kısmi şua izin ödemesi,
- işverenin borcu kabul eden e-postası veya tutanağı,
- imzalı arabuluculuk anlaşma belgesi,
- icra takibine yapılan kısmi ödeme.
Kesilme kabul edilirse aynı nitelikte yeni süre işlemeye başlar; borç kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit olduğunda yeni süre kural olarak on yıldır.
Kısmi ödeme ana para ve faize nasıl mahsup edilir?
İşverenin yaptığı kısmi ödeme üç ayrı mesele doğurur: borcun ikrarı, zamanaşımının kesilmesi ve ödemenin hangi kalemden düşüleceği. Açıklamasız her ödeme şua izni borcunun ikrarı sayılamaz. Buna karşılık banka açıklaması, bordro veya yazılı mutabakat ödemeyi açıkça “şua/sağlık izni ücreti”ne bağlıyorsa ikrar ve kesilme sonucu daha güçlü biçimde gündeme gelir.
TBK m.100 uyarınca borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmişse kısmi ödemeyi dilediği gibi yalnız ana paradan düşemez. Ödeme açıklaması, alacaklının makbuzu, işlemiş faiz ve giderler birlikte incelenerek TBK m.100–102’deki mahsup kuralları uygulanmalıdır. Yanlış biçimde bütün kısmi ödemenin ana paradan düşülmesi, sonraki faiz hesabını eksik çıkarabilir.
Kısmi ödeme belgesinde “bakiye hakkımdan vazgeçtim” veya ibra ifadesi bulunması hâlinde ayrıca TBK m.420 denetimi yapılır. Ödenen tutarın makbuz etkisi ile kalan alacağın sona erdiği iddiası birbirine karıştırılmamalıdır.
Brüt–net ana para ve faiz matrahı nasıl ayrılmalıdır?
Dava talebinin brüt mü net mi olduğu açıkça yazılmalıdır. Mahkeme brüt alacağa hükmetmişse kanunî kesintiler ödeme veya infaz aşamasında uygulanır; faiz de hüküm altına alınan ana para ve kararın kapsamına göre hesaplanır. Bilirkişinin brüt ana paraya faiz yürütüp sonuçta tekrar brütleştirme yapması veya net ana parayı yeniden kesintiye tabi tutması mükerrer azaltma doğurabilir.
Şua izin ücretinin ana para hesabında hangi ücret unsurlarının dikkate alınacağı, “Şua İzni Alacağı Nasıl Hesaplanır? Son Ücret, Prim ve Gerçek Ücret Esası” başlıklı ayrı rehberin konusudur. Bu sayfada brüt/net ayrımı yalnız zamanaşımı, faiz ve infaz hesabını etkilediği ölçüde ele alınmaktadır.
Örnek zamanaşımı ve faiz senaryoları
Örnek 1 — Süresinde başvuru, tüm eski çalışma dönemi
Çalışan 1 Ocak 2010–1 Eylül 2026 arasında çalışmış ve eski dönem şua izinlerini hiç kullanmamış olsun. Zamanaşımı her hizmet yılının sonunda başlamaz; 1 Eylül 2026’daki gerçek fesihle başlar. Beş yıllık süre içinde dava açılırsa yalnız 2021–2026 dönemi değil, eski rejim bakımından hak kazanılan ve kullanılmayan bütün ilgili çalışma dönemi incelenir.
Bu örnek, gün sayısının otomatik kabul edileceği anlamına gelmez. Hak sahipliği, mevzuat dönemleri, izin belgeleri ve 2023 sonrası rejim ayrıca ispatlanır.
Örnek 2 — Arabuluculuk süresi durdurur, sıfırlamaz
Fesih 1 Eylül 2021, arabuluculuk başvurusu 1 Ağustos 2026 ve son tutanak 21 Ağustos 2026 ise aradaki dönem zamanaşımı hesabına katılmaz. Son tutanaktan sonra, başvuru günü itibarıyla kalan süre işlemeye devam eder. “Yeni beş yıl başladı” denilemez.
Örnek 3 — İhtar faizi öne çeker
Fesih 1 Mart 2026; şua izin ücretini açıkça isteyen ihtar 10 Mart’ta tebliğ edilmiş ve yedi günlük süre verilmişse, koşulları varsa temerrüt 18 Mart’ta başlayabilir. Arabuluculuk 1 Mayıs’ta bitmiş olsa bile faiz için daha erken geçerli temerrüt tarihi korunabilir.
Örnek 4 — Ön ihtar yoksa son tutanak
Fesih 1 Mart 2026; ihtar yok; arabuluculuk son tutanağında şua izin ücreti açıkça 1 Mayıs 2026’da gösterilmişse, Yargıtay’ın genel işçilik alacağı yaklaşımında faiz 1 Mayıs’tan başlayabilir. Başvuru günü değil son tutanak günü esas alınır.
Örnek 5 — Dönemsel faiz
100.000 TL alacak için temerrüt 1 Ocak 2024’te başlamış ve ödeme 31 Ağustos 2026’da yapılmışsa sırasıyla %9, %24 ve %31’lik tarih dilimleri ayrı hesaplanır. Son %31 oranı geçmiş yılların tamamına uygulanmaz.
Örnek 6 — İşe iade sonrası erken dava
İlk fesih 1 Haziran 2024; işe iade kararı sonrası işçi süresinde başvurmuş; işveren 1 Kasım 2025’te işe başlatmayacağını bildirmişse, ilk fesih ortadan kalkmış olabilir. Şua alacağının muacceliyeti ve zamanaşımı 1 Haziran 2024 yerine gerçek fesih/işe başlatmama tarihi üzerinden değerlendirilir.
Bu örneğin ayrıntılı gün hesabı yukarıdaki “İşe iade sonrası muacceliyet için somut tarih örneği” bölümündedir. Kararın kesinleşme tarihi ile tebliğ tarihi, başvuru ve açık ret/bir aylık sürenin sonu ayrı kaydedilmelidir.
Dava öncesinde hangi belgeler hazırlanmalıdır?
- [ ] İş sözleşmesi, görev tanımı ve ek protokoller
- [ ] Uygulanabilir toplu iş sözleşmesi, işyeri yönetmeliği ve özel ödeme/faiz hükümleri
- [ ] SGK hizmet dökümü ve işten ayrılış bildirgesi
- [ ] İşyeri/işveren devri, alt işveren değişikliği ve kesintisiz çalışmayı gösteren kayıtlar
- [ ] Fesih bildirimi, istifa veya haklı fesih ihtarnamesi
- [ ] İşe iade dava ve kararları; işe başvuru ve işe başlatmama belgeleri
- [ ] Ücret bordroları, banka kayıtları ve değişken ücret dökümleri
- [ ] Şua/sağlık izni formları ve izin bakiyesi kayıtları
- [ ] Kontrollü alan, vardiya, nöbet, turnike, PACS/RIS/HBYS ve dozimetre kayıtları
- [ ] İşverene gönderilen izin ve ödeme talepleri ile tebliğ belgeleri
- [ ] Arabuluculuk başvuru formu, davet ve son tutanak
- [ ] Önceki dava, icra takibi, borç ikrarı veya kısmi ödeme belgeleri
- [ ] İbraname, ikale, sulh veya arabuluculuk anlaşma belgesi ve banka ödemeleri
- [ ] Asıl işveren–alt işveren sözleşmeleri ve dönemleri
- [ ] Miras söz konusuysa ölüm ve mirasçılık belgeleri
Bilirkişi raporunda hangi faiz ve zamanaşımı hataları aranmalıdır?
- Zamanaşımını her izin yılının sonunda başlatmak.
- Fesihte başlayan beş yıllık süreyi “dava tarihinden önceki son beş çalışma yılı” gibi uygulamak.
- İlk fesih işe iade ile ortadan kalktığı hâlde gerçek feshi araştırmamak.
- Arabuluculukta geçen süreyi zamanaşımına eklemek.
- Arabuluculuğun süreyi sıfırladığını varsaymak.
- Zamanaşımı def’i ileri sürülmemişken re’sen indirim yapmak.
- Eski kısmi dava ile yeni HMK m.109/4 sistemini karıştırmak.
- Artırılan kısım için dava tarihi etkisini 31.07.2026 öncesine otomatik taşımak.
- Yeni HMK m.109/4’ün faiz başlangıcını da dava tarihine taşıdığını varsaymak.
- Fesih gününü temerrüt/faiz günü saymak.
- İhtarın alacak türünü ve tebliğ tarihini incelememek.
- Arabuluculuk başvuru gününü son tutanak yerine temerrüt saymak.
- Son tutanakta şua alacağı bulunup bulunmadığını denetlememek.
- Şua alacağına en yüksek mevduat faizi uygulamak.
- Kanunî faiz oranını tüm dönem için sabit %24 veya %31 almak.
- 31 Temmuz 2026 oran değişikliğinde gün bazlı dönem kırılımı yapmamak.
- Kısmi ödeme ve mahsupları ödeme tarihindeki işlemiş faizle birlikte değerlendirmemek.
- Ana para, işlemiş faiz ve dava sonrası faizi ayrı göstermemek.
- Brüt/net ana para ile faiz matrahını karıştırmak.
- 2023 sonrası rejimde parasal alacağın doğup doğmadığını hiç tartışmadan yalnız faiz hesabı yapmak.
- İşyeri veya alt işveren değişikliğini gerçek fesih sayarak zamanaşımını erken başlatmak.
- Sözleşme veya toplu iş sözleşmesindeki kesin ödeme günü ve geçerli özel faiz hükmünü incelememek.
- Koşulları bulunan eski dosyalarda 13.03.2020–15.06.2020 kanunî süre durmasını hesaba katmamak.
- Kısmi ödemeyi TBK m.100–102’ye aykırı olarak doğrudan ana paradan düşmek.
- İbranamenin TBK m.420 koşullarını ve banka ödemesini denetlememek.
- Brüt ana para, yasal kesinti ve net ödeme aşamalarını birbirine karıştırmak.
- Aşkın zarar talebini kanunî faiz–enflasyon farkının otomatik matematik sonucu gibi hesaplamak.
Güneş & Güneş Hukuk Bürosunun hukukî değerlendirmesi
Yüklenen hukukî mütalaa ve karar setinin birlikte değerlendirilmesiyle ulaşılan yöntem şudur: Şua izni uyuşmazlığında önce hangi izin günlerinin hukukî olarak var olduğu, sonra bu günlerin hangi gerçek fesihle parasal alacağa dönüştüğü, en son da zamanaşımı ve temerrüt takviminin nasıl oluştuğu belirlenmelidir.
Dosyayı yalnız “beş yıl var” veya “yasal faiz uygulanır” cümleleriyle çözmek yeterli değildir. Aynı dosyada beş farklı tarih bulunabilir:
- sağlık iznine hak kazanılan dönem,
- gerçek fesih ve muacceliyet tarihi,
- zamanaşımını durduran arabuluculuk başvurusu,
- işvereni temerrüde düşüren ihtar veya son tutanak,
- dava ve talep artırım tarihi.
Bu tarihler tek bir kronoloji tablosuna yerleştirilmeden hazırlanacak hesap raporu hukukî olarak denetlenebilir değildir. Özellikle 31 Temmuz 2026 sonrası dosyalarda, mülga belirsiz alacak anlatımına dayanılması veya yeni kanunî faiz oranının geçmiş dönemin tamamına uygulanması önemli hata kaynağıdır.
Adım adım uyuşmazlık yol haritası
- Statüyü belirleyin: 4857’ye tabi işçi, kamu işçisi, 657 m.4/A veya 4/B aynı usule tabi değildir.
- Gerçek feshi belirleyin: İşe iade, işyeri devri ve kesintili çalışma varsa SGK koduyla yetinmeyin.
- İzin günlerini dönemlere ayırın: Eski Nizamname, geçiş aralığı, 2022 ve 2023 sonrası rejimleri ayrı hesaplayın.
- Kullanılmayan günleri ispatlayın: İzin formları ile dijital çalışma kayıtlarını çapraz kontrol edin.
- Zamanaşımı takvimini çıkarın: Fesih, arabuluculuk, dava, ikrar ve kısmi ödeme tarihlerini tek tabloda gösterin.
- Temerrüdü kurun: Şua alacağını açıkça isteyen ihtar; yoksa arabuluculuk son tutanağı kapsamını denetleyin.
- Özel vade ve faizi araştırın: İş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi, ikale ve işyeri düzenlemesindeki hükümleri inceleyin.
- Arabuluculuğa doğru taraflarla başvurun: Asıl–alt işveren, devreden–devralan işveren dönemlerini ve şua izin ücreti kalemini açık yazın.
- Dava tarihine göre usulü seçin: 31.07.2026 sonrası HMK m.107 yoktur; HMK m.109/4 veya tam eda davasını değerlendirin.
- Faizi dönemlere bölün: Temerrüt tarihinden itibaren geçerli kanunî faiz oranlarını gün bazında uygulayın.
- Aşkın zararı ayrı değerlendirin: Uzun gecikmede kanunî faizi aşan somut ekonomik kayıp ve TBK m.122 koşullarını araştırın.
- İbra ve ödemeleri denetleyin: TBK m.420 geçerliliği ile kısmi ödemenin ikrar ve mahsup etkisini ayırın.
- Bilirkişi raporunu hukukî tarihlerle denetleyin: Salt matematik kontrolü yeterli değildir.
Kamu görevlileri için görevli yargı ve süre uyarısı
Bu makaledeki zorunlu arabuluculuk, iş mahkemesi, HMK m.109 ve işçi alacağı zamanaşımı açıklamaları öncelikle iş sözleşmesine tabi çalışanlar içindir.
Devlet hastanesi veya üniversite hastanesinde 657 sayılı Kanun’un 4/A ya da 4/B statüsünde çalışan personelin sağlık izni ve parasal istemleri idarî işlem/eylem niteliğine göre kurum başvurusu, İYUK süreleri, iptal veya tam yargı davası kapsamında incelenir. İdarî yargıdaki 60 günlük dava süresi, işlem–eylem ayrımı ve başvurunun süreye etkisi bu makaledeki beş yıllık işçi zamanaşımının yerine geçirilemez.
Kamu hastanesinde “sürekli işçi” statüsünde çalışan kişi ise kamu kurumunda çalışsa da iş hukuku ve iş mahkemesi rejimine tabi olabilir. Kurum adı değil, personelin hukukî statüsü belirleyicidir.
Sık yapılan hatalar
- “2012 Yargıtay kararı var; her izin yılı beş yılda düşer” demek.
- “Fesih oldu; faiz aynı gün başladı” varsaymak.
- “Arabuluculuğa başvurdum; yeni beş yıl kazandım” sanmak.
- Şua alacağını arabuluculuk formunda hiç belirtmemek.
- Son tutanak tarihi yerine başvuru tarihinden faiz istemek.
- Kanunî faizi hâlen sabit %24 kabul etmek.
- %31 oranını 2024–2026 döneminin tamamına uygulamak.
- Şua alacağına en yüksek mevduat faizi istemek ve alternatif talep kurmamak.
- 31 Temmuz 2026’dan sonra belirsiz alacak davası açmak.
- Yeni HMK m.109/4’ün artırılan kısım faizini de geriye götürdüğünü kesin saymak.
- İşe iade sonrası ilk feshi muacceliyet tarihi kabul etmek.
- Her SGK çıkışı, alt işveren değişikliği veya işyeri devrini gerçek fesih saymak.
- TBK m.420 koşullarını taşımayan ibranameyi kesin hak kaybı olarak kabul etmek.
- Toplu iş sözleşmesindeki kesin vade veya geçerli özel faiz hükmünü araştırmamak.
- Eski dosyada COVID-19 süre durmasını hiç kontrol etmemek.
- Kısmi ödemeyi işlemiş faiz ve giderleri incelemeden doğrudan ana paradan düşmek.
- Aşkın zararı yalnız enflasyon ile kanunî faiz arasındaki otomatik fark olarak istemek.
- Kamu görevlisini iş mahkemesi ve arabuluculuğa yönlendirmek.
- 2023 sonrası günlerin fesihte kesin biçimde paraya dönüştüğünü varsaymak.
Sık sorulan sorular
Şua izni alacağında zamanaşımı her çalışma yılının sonunda mı başlar?
Hayır. Güncel Yargıtay 9. Hukuk Dairesi yaklaşımında, kullanılmayan eski rejim şua izinleri iş ilişkisi sürerken para alacağına dönüşmez; zamanaşımı gerçek fesihle başlar.
Fesihten önceki yalnız son beş yıl mı istenebilir?
Hayır. Beş yıl, fesih sonrası talebi ileri sürme süresidir. Bu süre içinde usulüne uygun başvuru varsa eski rejim bakımından tüm ilgili çalışma dönemindeki kullanılmayan izinler araştırılır.
Zamanaşımı süresi kesin olarak beş yıl mı?
Güncel uygulama beş yıldır. Çok eski fesihler, geçiş hükümleri ve kesilme/durma sebepleri somut tarihlerle ayrıca incelenmelidir.
Zamanaşımı dolmuşsa arabuluculuğa başvurulabilir mi?
Başvuru teknik olarak yapılabilir; ancak zamanaşımı daha önce dolmuşsa arabuluculuk geçmişte tamamlanan süreyi canlandırmaz. İşveren def’i ileri sürebilir.
Arabuluculuk beş yıllık süreyi yeniden başlatır mı?
Hayır. Başvurudan son tutanağa kadar geçen süre hesaba katılmaz; önce geçen süre silinmez.
Arabuluculuk son tutanağından sonra iki hafta içinde dava zorunlu mu?
Şua izin ücreti için genel olarak hayır. İki haftalık özel süre işe iade davasına ilişkindir. Şua alacağında kalan zamanaşımı süresi dikkate alınır.
Faiz fesih tarihinden otomatik başlar mı?
Kural olarak hayır. Fesih alacağı muaccel kılar; faiz için açık ihtar, arabuluculuk son tutanağı veya dava yoluyla temerrüt ayrıca belirlenir.
Arabuluculuk başvuru tarihi mi, son tutanak tarihi mi faiz başlangıcıdır?
Önceden geçerli temerrüt yoksa Yargıtay, son tutanakta açıkça gösterilen kıdem dışı alacaklar için son tutanak tarihini esas almaktadır.
İhtarnamede kesin tutar yazmak zorunlu mu?
Yargıtay uygulamasında muaccel alacak türlerinin tek tek belirtilmesi önemlidir; kesin miktar her durumda zorunlu değildir. Yine de talep, dönem ve ödeme iradesi açık yazılmalıdır.
Şua izni alacağına hangi faiz uygulanır?
Güncel Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararlarına göre kanunî faiz uygulanır; bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanmaz.
2026 kanunî faiz oranı yüzde 24 mü?
30 Temmuz 2026’ya kadar ilgili dönem için %24’tür. 31 Temmuz 2026’dan itibaren yeni TCMB bağlantılı sistem gereği 2026 sonuna kadar yıllık %31 uygulanır.
2027’de de yüzde 31 mi uygulanacak?
Kesin değildir. Yeni sistem her yıl 31 Aralık ve koşulları varsa 30 Haziran reeskont oranına bakar; yayın ve hesap tarihinde güncel TCMB verisi yeniden doğrulanmalıdır.
Kısmi davada artırılan kısım zamanaşımına uğrar mı?
31 Temmuz 2026 sonrası yeni HMK m.109/4 koşullarında bir defalık artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır. Daha eski davalarda seçilen dava türü ve ıslah tarihi ayrıca incelenir.
Yeni HMK m.109/4 artırılan kısım için faizi de dava tarihinden başlatır mı?
Kanun bunu açıkça söylemez; yalnız zamanaşımını düzenler. Önceden tüm alacağı kapsayan temerrüt yoksa faiz başlangıcı bakımından yeni içtihat beklenmelidir.
Belirsiz alacak davası artık açılamaz mı?
31 Temmuz 2026’dan sonra yeni belirsiz alacak davası açılamaz. Bu tarihten önce açılan davalarda eski HMK m.107 geçiş hükmü gereği uygulanmaya devam eder.
İşe iade davam varsa şua alacağı ne zaman muaccel olur?
İlk fesih işe iade süreciyle ortadan kalkmışsa gerçek işe başlatmama tarihinden önce şua alacağı muaccel olmayabilir. Y9HD E.2025/4838, K.2025/8455 kararı bu erken dava riskini göstermektedir.
İşyeri veya alt işveren değişirse zamanaşımı başlar mı?
Otomatik olarak başlamaz. Çalışma aynı hastanede kesintisiz sürüyorsa değişiklik işyeri devri niteliğinde olabilir ve iş sözleşmesi sona ermez. Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde de kamu işvereni, hizmet alım zinciri, asıl–alt işveren ilişkisi ve şirketlerin sorumluluk dönemleri somut belgelerle belirlenmelidir.
Sağlık Bakanlığı ve taşeron şirket şua izni alacağından birlikte sorumlu mudur?
İş Kanunu m.2 anlamında geçerli asıl işveren–alt işveren ilişkisi varsa ilgili kamu işvereni ile alt işveren, kanunî kapsam içinde birlikte sorumlu olabilir. Ancak her kamu hastanesinde davalının doğrudan Sağlık Bakanlığı olduğu varsayılamaz; üniversite, bağlı kuruluş ve şehir hastanesi modellerinde doğru tüzel kişi ayrıca araştırılmalıdır. Davada taraf yapılacak kurum ve şirketler arabuluculuk başvurusunda doğru unvanlarıyla ayrı ayrı gösterilmelidir.
İşten ayrılırken ibraname imzaladıysam hakkım sona erer mi?
Her ibraname geçerli değildir. TBK m.420’deki bir aylık süre, yazılı şekil, alacak türü ve miktarının açıklığı ile eksiksiz banka ödemesi koşulları birlikte bulunmalıdır. Kısmi ödeme yalnız ödendiği miktar bakımından makbuz etkisi doğurabilir.
Arabuluculukta yalnız kıdem tazminatında anlaşırken şua alacağı nasıl korunur?
Şua/sağlık izni ücretinin anlaşma dışında kaldığı; buna bağlı faiz ve koşulları varsa aşkın zarar taleplerinin saklı tutulduğu açıkça yazılmalıdır. Geçerli arabuluculuk anlaşması üzerinde anlaşılan hususlarda dava engeli doğurabileceğinden, soyut “başkaca alacağım yoktur” kaydı imzalanmamalı; uzlaşılan alacak, dönem, tutar ve ödeme planı tek tek gösterilmelidir.
Toplu iş sözleşmesinde özel ödeme günü veya faiz varsa ne olur?
Önce bu hükmün şua izin ücretini kapsayıp kapsamadığı ve geçerliliği incelenir. Kesin ödeme günü varsa ayrıca ihtar gerekmeksizin temerrüt oluşabilir; geçerli özel faiz yoksa kanunî faiz uygulanır.
COVID-19 dönemindeki süre durması her dosyaya eklenir mi?
Hayır. Zamanaşımının 13 Mart 2020’de başlamış ve henüz dolmamış olması gerekir. İş sözleşmesi 15 Haziran 2020’den sonra sona ermişse şua izin ücreti zamanaşımı bu dönemde henüz başlamadığından COVID-19 durması kural olarak ek süre yaratmaz.
Kısmi ödeme yapılırsa zamanaşımı yeniden başlar mı?
Ödemenin şua izin ücreti borcunu açıkça kabul ettiğini gösterdiği hâllerde borcun ikrarı ve zamanaşımının kesilmesi gündeme gelebilir. Açıklamasız her ödeme aynı sonucu doğurmaz; ödemenin faiz, gider ve ana paraya mahsubu da ayrıca incelenir.
Kanunî faiz enflasyon zararını karşılamazsa ayrıca talepte bulunulabilir mi?
Koşulları varsa TBK m.122 kapsamında aşkın zarar talep edilebilir. Ancak enflasyon ile kanunî faiz arasındaki fark otomatik alacak değildir; temerrüt faizini aşan zarar, nedensellik ve borçlunun sorumluluğu somut olayda değerlendirilir.
2023 sonrası kullanmadığım sağlık izni kesin olarak paraya dönüşür mü?
Bu konuda eski Nizamname dönemi kadar yerleşik ve doğrudan bir Yargıtay dizisi henüz yoktur. Devir yasağı, işverenin kullandırmama tutumu ve koruyucu hakkın niteliği dosya özelinde değerlendirilmelidir.
Güneş & Güneş Hukuk Bürosu bu dosyalarda hangi çalışmaları yürütür?
Dosyanın koşullarına göre yürütülebilecek hukukî çalışmalar şunlardır:
- çalışma ve mevzuat dönemlerinin ayrılması,
- gerçek fesih ve işe iade takviminin kurulması,
- izin bakiyesi, kontrollü alan ve otomasyon kayıtlarının incelenmesi,
- zamanaşımı durma/kesilme tablosunun hazırlanması,
- temerrüt ihtarı ve arabuluculuk talebinin alacak kalemleriyle kurulması,
- asıl işveren–alt işveren ve işyeri devri sorumluluğunun belirlenmesi,
- ibraname, ikale, arabuluculuk anlaşması ve kısmi ödemelerin geçerlilik denetimi,
- sözleşme/toplu iş sözleşmesindeki özel vade ve faiz hükümlerinin incelenmesi,
- 31 Temmuz 2026 öncesi/sonrası uygun dava türünün seçilmesi,
- ana para ile dönemsel kanunî faiz hesabının denetlenmesi,
- koşulları varsa TBK m.122 kapsamındaki aşkın zarar ve ispat planının değerlendirilmesi,
- bilirkişi raporuna hukukî ve matematiksel itiraz hazırlanması,
- kamu personeli dosyasında idarî başvuru ve görevli yargının ayrıca değerlendirilmesi.
Her dosyada sonuç; çalışma statüsü, mevzuat dönemi, deliller, gerçek fesih, zamanaşımı işlemleri ve güncel içtihada bağlıdır. Sonuç garantisi verilemez.
Sonuç
Şua izni alacağında doğru cevap yalnız “zamanaşımı beş yıl, faiz yasal faiz” değildir. Önce hakkın hangi rejimde doğduğu, kullanılmayan günlerin parasal alacağa dönüşüp dönüşmediği ve gerçek fesih belirlenmelidir.
Eski rejime ilişkin güncel Yargıtay yaklaşımında:
- izin iş ilişkisi sürerken paraya dönüşmez,
- parasal alacak gerçek fesihle muaccel olur,
- zamanaşımı fesihle başlar,
- güncel süre beş yıldır,
- beş yıl yalnız son beş çalışma yılını sınırlamaz,
- faiz için ayrıca temerrüt gerekir,
- faiz türü kanunî faizdir,
- önceki ihtar yoksa arabuluculuk son tutanağı temerrüt tarihi olabilir,
- işyeri veya alt işveren değişikliği her durumda gerçek fesih değildir,
- geçerli özel vade/faiz hükmü ile TBK m.420’ye uygun ibra ayrıca incelenir,
- kanunî faizi aşan somut zarar varsa TBK m.122 kapsamında ayrı talep gündeme gelebilir.
31 Temmuz 2026’dan itibaren iki yeni kural özellikle önemlidir: belirsiz alacak davası kaldırılmış ve kısmi dava güçlendirilmiştir; kanunî faiz de sabit oran olmaktan çıkarak TCMB reeskont oranına bağlanmıştır. 2026 sonuna kadarki güncel oran %31’dir, fakat geçmiş faiz dönemleri kendi oranlarıyla hesaplanır. Bu değişiklik TBK m.122’deki aşkın zarar kurumunu kaldırmamıştır.
Nihai hukukî ilke: Şua izni dosyasında hak kazanma, muacceliyet, zamanaşımı, temerrüt, dava ve faiz tarihleri tek bir takvimde ayrı ayrı gösterilmeden güvenilir sonuç kurulamaz.
Gizlilik ve hukukî bilgilendirme
Güneş & Güneş Hukuk Bürosuyla paylaşılan bilgi ve belgeler, avukatlık meslek sırrı, gizlilik yükümlülüğü ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat kapsamında değerlendirilir. Hasta verisi içeren PACS, RIS veya HBYS kayıtları güvenli olmayan kanallardan gönderilmemeli; hukukî delil amacıyla gereken alanlar dışındaki hasta kimlik bilgileri maskelenmelidir.
Bu rehber genel hukukî bilgilendirme amacı taşır. Somut olayın belgeleri, çalışma statüsü, mevzuat dönemi, gerçek fesih, arabuluculuk, önceki dava/takip, izin kayıtları ve güncel faiz oranı incelenmeden hukukî görüş veya sonuç garantisi oluşturmaz.
Resmî, yargısal ve akademik kaynaklar
Mevzuat ve resmî veriler
- 4857 sayılı İş Kanunu — UYAP Mevzuat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — UYAP Mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — UYAP Mevzuat
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu — UYAP Mevzuat
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu — UYAP Mevzuat
- 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun — UYAP Mevzuat
- 7589 sayılı Kanun — TBMM kabul edilen metin
- 7226 sayılı Kanun — TBMM kabul edilen metin
- Adalet Bakanlığı — 2480 sayılı Kararla sürelerin 15 Haziran 2020’ye uzatılması
- TCMB — Reeskont ve Avans Faiz Oranları
- 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı hakkında TBB duyurusu
- 13.04.2023 tarihli İyonlaştırıcı Radyasyon Yönetmeliği — Resmî Gazete
Yargı kararları
- Y9HD, E.2020/5049, K.2021/5141, 25.02.2021 — UYAP
- Y9HD, E.2020/5953, K.2021/3837, 15.02.2021 — yüklenen özgün karar metni
- Y9HD, E.2016/2547, K.2019/12571, 29.05.2019
- Y9HD, E.2020/4230, K.2021/1802, 21.01.2021
- YHGK, E.2015/22-3406, K.2019/1117, 14.05.2019
- YHGK, E.2015/9-3157, K.2018/365, 28.02.2018
- Y9HD, E.2022/3222, K.2022/3813, 21.03.2022
- Y9HD, E.2023/8073, K.2023/10333, 04.07.2023
- Y9HD, E.2022/436, K.2022/1380, 07.02.2022
- Y9HD, E.2024/15165, K.2025/2237, 03.03.2025
- Y9HD, E.2024/13393, K.2025/797, 22.01.2025
- Y9HD, E.2025/4838, K.2025/8455, 04.11.2025
- Danıştay 12. Daire, E.2023/3008, K.2025/2739, 27.05.2025
- AYM Genel Kurulu, Caner Şafak, B. No: 2024/41763, 08.07.2025 — pilot karar
Akademik kaynaklar
- Miraç Şamil Pekşen, “İş Hukuku Boyutuyla Şua İzni”, Çalışma ve Toplum, 2025/4, S.87, s.1913–1942; özellikle s.1936–1937.
- Samet Can Olgaç, “İş Hukukunda Şua İzin Alacağı Üzerine Yargıtay Kararları Işığında Genel Bir Değerlendirme”, TBB Dergisi, 2015/117, s.333–358.
- İrem Yayvak Namlı, “Radyasyonla Çalışan İşçilerin Şua (Sağlık) İzni”, Sicil İş Hukuku Dergisi, 2024/51, s.121–140.
- Yalçın Bostancı, Sevde Bulun Tokkaş ve Ecenur Sarıkaya, “Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2022/436 E., 2022/1380 K. Sayılı ve 07.02.2022 Tarihli İbra Hükmü İçeren Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin Geçerliliğine İlişkin Verilen Kararın Değerlendirilmesi”, Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.7, S.1, 2024, s.91–108.