Adi ortaklığın tasfiyesinde korunacak şey bazen bir makine veya taşınmaz, bazen işletme geliri, bazen de silinmek üzere olan muhasebe kaydıdır. Uyuşmazlık konusu mal veya hakkın korunması için ihtiyati tedbir; para alacağının tahsilini güvenceye almak için şartları varsa ihtiyati haciz; kaybolabilecek deliller için delil tespiti değerlendirilir. Bu yollar birbirinin yerine geçmez. Doğru başvuru, somut tehlikenin belgelenmesini, ölçülü talep kurulmasını ve karar sonrasındaki farklı sürelerin izlenmesini gerektirir.
Tasfiye davası açılması malvarlığını kendiliğinden korur mu?
Tasfiye talebi, banka hesaplarını otomatik olarak bloke etmez; ortakların işletme üzerindeki fiilî kontrolünü veya sicildeki tasarruf imkânını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Dava sürerken stokların azalması, tahsilatın başka hesaba yönlendirilmesi veya kayıtların kaybolması mümkündür. Buna karşılık her satış veya para transferi de mal kaçırma değildir. Olağan ticari faaliyetle tasfiyeyi tehlikeye düşüren işlemleri belge üzerinden ayırmak gerekir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 638. maddesindeki ortaklık malvarlığı düzeni ile 642–644. maddelerdeki tasfiye hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. Katılım payı olarak mülkiyeti ortaklığa getirilen bir eşya, ortaklık sona erdiğinde getirene doğrudan geri verilmez. Borçlar, avanslar, giderler ve katılım payları hesaba katılmadan ortağın belirli malları kendi payı sayarak alması tasfiye usulünü karşılamaz. Bu nedenle koruma talebi, hangi varlığın neden tasfiye hesabında yer alması gerektiğini açıklamalıdır. [K1] Bununla bağlantılı olarak Adi Ortaklıktan Ayrılma ve Ortağın Çıkarılması konusu da birlikte değerlendirilmelidir.
İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti nasıl ayrılır?
Uyuşmazlık konusu mal veya hak için ihtiyati tedbir
HMK 389–399 kapsamında ihtiyati tedbir, ileride verilecek kararın etkisiz kalmasını önlemeye yarar. Ortaklık hesabına alındığı ileri sürülen belirli makinenin devrinin önlenmesi veya uyuşmazlık konusu hakkın korunması buna örnektir. Talep edilen müdahale ile esas davanın konusu arasında somut bağ kurulmalıdır. Davalının tasfiye uyuşmazlığıyla ilgisiz bütün malvarlığına genel yasak istenmesi, bu bağın yerini tutmaz. [K2]
Para alacağının tahsili için ihtiyati haciz
İİK 257–268 kapsamında ihtiyati haciz, para alacağını güvenceye alır. Kural, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borcudur. Vadesi gelmeyen alacakta borçlunun belirli yerleşim yerinin bulunmaması veya maddede belirtilen kaçırma ve hileli işlem sebepleri ayrıca değerlendirilir. Vadesi gelmiş alacak için aynı özel kaçırma sebeplerinin her durumda aranacağını söylemek doğru değildir. [K4]
Tasfiye sonunda para alınacağı beklentisi, tek başına muaccel ve yaklaşık olarak ispatlanmış alacak demek değildir. Tasfiye hesabının aşaması, alacağın hukuki sebebi ve miktarı incelenir. Bankadaki paranın uyuşmazlık konusu ortaklık varlığı olduğu iddiasıyla korunması ile borçlunun başka hesabına tahsil güvencesi konulması farklı taleplerdir. Hesabın para içermesi, hukuki nitelendirmeyi tek başına belirlemez. Konunun ayrıntıları için Adi Ortaklıkta Sermayenin İadesi yazısına bakılabilir.
Kaybolma riski taşıyan bilgi için delil tespiti
HMK 400–405 kapsamındaki delil tespiti, vakıanın daha sonra ispatlanabilmesi için keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık dinlenmesi yapılmasını sağlar. Depodaki stokların mevcut miktarının kaydı, üretim hattının teknik durumunun incelenmesi ve silinebilecek işlem kayıtlarının tespiti bu çerçevede ele alınabilir. [K2]
Delil tespiti malın satışını kendiliğinden engellemez; ortaklık payını, mülkiyeti veya borcu kesin olarak karara bağlamaz. HMK 106 anlamındaki tespit davasıyla da aynı kurum değildir. Bir makinenin yerinde bulunup bulunmadığını belirlemek ile mülkiyetinin kime ait olduğuna hükmetmek ayrı işlerdir. Aynı olayda delil tespitiyle birlikte ihtiyati tedbir istenebilir; her talebin şartı ayrıca gösterilmelidir. İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz yazısı da bu konuyu farklı bir açıdan incelemektedir. Bu konuya ilişkin Delil Tespiti Nedir? yazımızda daha ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.
Yaklaşık ispat ve somut tehlike nasıl ortaya konur?
HMK 390/3, tedbir isteyenin esas yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispatlamasını ister. Bu aşamada davanın bütün tartışmaları çözülmez; fakat soyut kuşku yeterli değildir. Ortaklık sözleşmesi, katkı ödemeleri, fatura, banka hareketleri, envanter ve taraf yazışmaları birlikte sunularak ortaklık ilişkisi ve varlık bağlantısı açıklanmalıdır. [K2]
Tehlike ayrıca belgelenir. Yaklaşan depo boşaltımı, satış ilanı, POS tahsilat hesabının değiştirildiğini gösteren kayıt veya kısa süre içinde otomatik silinecek sunucu kayıtları somutlaştırılabilir. Başvuruda olayın tarihi, öğrenilme biçimi, beklemenin neden sorun yaratacağı ve daha hafif korumanın neden yeterli olmayacağı anlatılır. Karşı tarafın hesap hareketinin olağan borç ödemesi olduğu savunması da mevcut belgelerle değerlendirilmelidir.
Karşı taraf dinlenmeden tedbir verilmesi, hakların derhâl korunmasında zorunluluk bulunmasına bağlıdır. Ortaklar arasındaki gerilim tek başına bu zorunluluğu oluşturmaz. Haberdar edilmenin hangi delili veya varlığı neden tehlikeye düşüreceği açıklanmalıdır. Mahkemenin vereceği karar malı, hesabı, işlemi ve sınırı uygulamada tereddüt bırakmayacak şekilde göstermelidir. [K2]
Risk, uygun talep ve belge eşleştirmesi
Aşağıdaki örnekler otomatik kabul edilen talepler değildir. Ortaklıkla bağlantı, üçüncü kişilerin hakları ve işletmenin ihtiyaçları her dosyada ayrıca değerlendirilir.
| Somut risk | Değerlendirilebilecek talep | Başvuruyu destekleyen bilgi ve belgeler |
|---|---|---|
| Belirli makinenin elden çıkarılması | Uyuşmazlık bağlantısı gösterilerek devir yasağı veya uygun muhafaza tedbiri | Seri numarası, fatura, ödeme izi, satış ilanı, mevcut kullanım |
| Banka veya POS gelirlerinin yönlendirilmesi | Hesap ve tutar sınırı belirlenmiş tedbir; salt para alacağı güvencesinde ihtiyati haciz | Hesap sahibi, IBAN, POS sözleşmesi, hesap değişiklik kaydı, günlük tahsilat |
| Depodaki stokların hızla değişmesi | Bilirkişi ve keşifle delil tespiti; gerekiyorsa ayrıca muhafaza | Depo adresi, sayım kayıtları, sevk irsaliyeleri, ürün ve seri listeleri |
| Sunucu ve muhasebe verilerinin silinmesi | Belirli dönem ve veri kümeleri için bilirkişiyle tespit; gerekli koruma emri | Sistem tanımı, saklama süresi, erişim kayıtları, silme bildirimi |
| Kira ilişkisinin veya işletme kullanımının bozulması | Sözleşmedeki hakka uygun geçici koruma ve mevcut durumun tespiti | Kira sözleşmesi, taraflar, ihtarlar, ödeme kayıtları, kullanım belgeleri |
| Faaliyetin durması yüzünden değer kaybı | İşlem veya varlıkla sınırlı tedbir; zorunlu ödemelerin değerlendirilmesi | Ücret, kira, enerji ve tedarik takvimi, nakit akışı, bozulabilir stok |
Mahkeme, talep ve şartlar çerçevesinde muhafaza, yediemine teslim, bir işlemin yapılması veya yapılmaması yönünde karar verebilir; gerekli hâllerde HMK 406 uyarınca defter tutulması veya mühürleme de gündeme gelir. Ancak tüm hesapları kapatmak, maaşları ve kirayı ödenemez hâle getirerek korunmak istenen işletmenin değerini azaltabilir. Bu ekonomik etki, müdahalenin kapsamı belirlenirken açıklanmalıdır. [K2]
Kira sözleşmesi yalnız bir ortak adına düzenlenmişse, tasfiye davası diğer ortağı kendiliğinden kiracı yapmaz. Banka ve ödeme kuruluşu kayıtlarında da sözleşme tarafı, hesap sahibi ve temsil yetkisi ayrı incelenir. Üçüncü kişinin bağımsız hakkını etkileyen emir, yalnız ortaklar arasındaki anlaşmazlık gösterilerek kurulamaz.
Görev, yetki ve taraflar başvuruyu nasıl etkiler?
İhtiyati tedbir, dava öncesinde esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden; dava açıldıktan sonra asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenir. Adi ortaklığın tasfiyesi sırf “ortaklık” sözcüğü nedeniyle sulh hukuk mahkemesindeki ortaklığın giderilmesi davasıyla özdeşleştirilemez. Ticari dava veya başka bir özel görev sebebi yoksa genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Ticari dava şartları oluşuyorsa asliye ticaret mahkemesi gündeme gelir; her adi ortaklık uyuşmazlığı otomatik ticari dava değildir. [K2, K10]
Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından yalnız işletme adı davalı yazılmamalıdır. Ortakların kimlikleri, temsil yetkileri, tasfiye talebinin bütün ortaklara etkisi ve malın sicilde kimin adına bulunduğu değerlendirilir. Taraf ehliyetiyle maddi hukuka göre doğru kişiye talep yöneltilmesi, yani husumet, ayrı sorunlardır. İhtiyati haciz isteniyorsa hangi kişinin hangi borçtan sorumlu olduğu ayrıca açıklanır. [K1, K2]
Dava öncesi delil tespitinde HMK 401 farklı seçenek tanır: esas davaya bakacak mahkeme yanında, incelenecek şeyin bulunduğu veya tanığın oturduğu yer sulh hukuk mahkemesine başvurulabilir. Dava açıldıktan sonraki tespit taleplerinde ise davaya bakan mahkeme görevlidir. Bu özel seçenek, dava öncesi ihtiyati tedbir için de aynı mahkemelerin kendiliğinden görevli olduğu anlamına gelmez. [K2]
Süre matrisi: Kararı almakla iş bitmez
Süreler birbirine eklenerek tek bir takvim oluşturmaz. Her işlemin kendi başlangıcı, gerekli evrakı ve sonucu vardır. Tebligat, elektronik tebligat, tatil günleri ve varsa arabuluculuk etkisi dosya üzerinden hesaplanmalıdır.
| İşlem | Süre ve başlangıç | Kritik sonuç veya ayrım |
|---|---|---|
| Tedbirin uygulanmasını istemek, HMK 393/1 | Tedbir isteyen tarafa kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta | Süresinde istenmezse dava açılmış olsa da tedbir kendiliğinden kalkar |
| Dava öncesi tedbiri tamamlamak, HMK 397/1 | Kararın uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren iki hafta | Esas dava açılır; evrak uygulayan memura ibraz edilip dosyaya konulur ve belge alınır |
| Dinlenmeden verilen tedbire karşı tarafın itirazı, HMK 394/2 | Uygulamada hazırsa uygulamadan; değilse uygulama tutanağının tebliğinden itibaren bir hafta | Şartlar, yetki ve teminat yönünden itiraz edilebilir |
| Tedbirden etkilenen üçüncü kişinin itirazı, HMK 394/3 | Öğrenmeden itibaren bir hafta | Menfaatin açık ihlali, tedbir şartları ve teminat değerlendirilir |
| Acele delil tespiti kararına itiraz, HMK 403 | İlgili belgelerin tebliğinden itibaren bir hafta | Tespitten önce tebligat yapılmaması sonradan itiraz hakkını kaldırmaz |
| İhtiyati haczin infazını istemek, İİK 261 | Kararın verildiği tarihten itibaren on gün | Tedbirdeki tefhim veya tebliğ başlangıcıyla karıştırılmaz |
| Dava veya takip öncesi haczi tamamlamak, İİK 264/1 | Haczin uygulanmasından; alacaklının yokluğunda uygulanmışsa tutanağın kendisine tebliğinden itibaren yedi gün | Takip talebi veya dava gerekir; sonraki aşamalarda ayrıca süreler doğabilir |
HMK 393/1'in başlangıcı 7251 sayılı Kanun'un 41. maddesiyle değiştirilmiştir. Eski kaynaklardaki karar tarihini esas alan anlatım güncel tedbir kuralını yansıtmaz. İİK 261 bakımından ise Anayasa Mahkemesi, 11.12.2025 tarihli E.2025/142, K.2025/254 sayılı kararında karar tarihinden başlayan süreye ilişkin ibarenin iptali istemini reddetmiştir. İki kurumun süre başlangıçları ayrı izlenmelidir. [K3, K5]
Arabuluculuk hangi süreyi etkiler?
Uyuşmazlık dava şartı arabuluculuk kapsamındaysa 6325 sayılı Kanun'un 18/A/16. maddesi, HMK 397/1 ve İİK 264/1'deki dava açma süresinin arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar işlememesini düzenler. Bu hüküm, HMK 393'teki uygulama talebi veya İİK 261'deki infaz talebi süresini durdurmaz. Takip ve itiraz sürelerinin tamamına da genel olarak taşınamaz. [K6]
Adi ortaklığın tasfiyesi davasının arabuluculuğa tabi olup olmadığı, talebin içeriği ve ticari dava niteliğiyle birlikte belirlenmelidir. Son tutanaktan sonra her durumda sıfırdan yeni iki hafta veya yedi gün başladığı varsayılmamalı; başvurudan önce işleyen süre de hesaba katılmalıdır. Acil koruma ihtiyacı varsa arabuluculuk görüşmelerinin sonuçlanması beklenerek delil kaybına yol açılmamalıdır.
Dijital deliller ve ticari sırlar nasıl korunmalı?
Delil tespiti dilekçesi, tespiti istenen vakıayı, soruları ve kaybolma riskini belirtmelidir. “Bütün hesaplar incelensin” yerine belirli tarihlerdeki POS tahsilatının hangi hesaba aktarıldığı veya belirli stokların nerede bulunduğu gibi denetlenebilir sorular kurulmalıdır. Tespit giderleri avans olarak yatırılmadan sonraki işlemler yapılmaz. Normal usulde karşı tarafa bildirim; zorunlu acele hâlde ise tespit sonrasında kanundaki belgelerin tebliği gerekir. [K2, K3]
Bilirkişiden hukuki uyuşmazlığı çözmesi değil teknik olguyu belirlemesi istenir. Dijital incelemede veri kaynağı, inceleme tarihi, kopyalama yöntemi ve bütünlük kontrolü tutanakta açıklanmalıdır. Bu yöntem önerileri, her dosyada zorunlu tek bir teknik standardın bulunduğu anlamına gelmez; kullanılan sisteme göre uzmanlık gerekir.
Ortaklık sıfatı, başka bir kişinin şifresini kullanma, sunucuya izinsiz girme veya tüm müşteri verilerini kişisel hesaba aktarma yetkisi vermez. Mahkemece belirlenen kapsamda, ilgili dönem ve kayıtlarla sınırlı inceleme; erişimin sınırlandırılması ve ilgisiz kişisel verilerin ayrılması değerlendirilmelidir. Hakkın korunması amacı, KVKK'nın amaçla bağlantılılık ve ölçülülük ilkelerini ortadan kaldırmaz. Çalışan iletişim hesapları bakımından ayrıca özel denetim koşulları vardır. [K8, K9]
Tasfiye görevlisi atanması kayyım atanmasıyla aynı mı?
TBK 644 uyarınca tasfiye kural olarak bütün ortakların elbirliğiyle yürütülür. Ortaklar tasfiye görevlisinde anlaşamazsa her biri hâkimden atama isteyebilir. Bu görev, tasfiye işlerini yürütmeye yöneliktir; dava açılır açılmaz işletmenin bütün yönetiminin mahkemece devralınması anlamına gelmez. [K1]
Geçici yönetim müdahalesi veya kayyım talebinde hukuki dayanak, zorunluluk ve yetkinin sınırı ayrıca gösterilmelidir. Mevcut yöneticinin tüm yetkilerinin kaldırılması yerine hangi işlemin hangi nedenle sınırlandırılması gerektiği tartışılabilir. Tasfiye görevlisinin ücreti de gider hesabına katılır; TBK 644'teki koşullarla önce ortaklık malvarlığından, bunun mümkün olmaması hâlinde ortaklardan müteselsilen karşılanır.
Teminat, giderler ve haksız korumanın sonuçları
HMK 392'de teminat, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin muhtemel zararlarına güvence oluşturur. Resmî belge veya başka kesin delil bulunması yahut durum ve koşulların gerektirmesi hâlinde mahkeme gerekçesini açıklayarak teminat almayabilir. Adli yardımdan yararlanan kişinin teminat göstermesi gerekmez. Sadece haklı olduğunu söylemek muafiyet sağlamaz; kanunda bütün tedbirler için sabit bir yüzde yoktur. [K2]
İhtiyati hacizde İİK 259 uygulanır: ilama dayanan alacakta teminat aranmaz; ilam niteliğindeki belgede teminat gereğini mahkeme takdir eder. HMK 392'deki teminat istisnaları, ihtiyati hacze kendiliğinden uygulanmaz; bu talebin teminatı kendi kanuni dayanağına göre değerlendirilir. Harç, bilirkişi, keşif, muhafaza ve uygulama giderleri de teminattan ayrı kalemlerdir. [K4]
Haksız ihtiyati tedbir HMK 399; haksız ihtiyati haciz İİK 259 çerçevesinde zarar sorumluluğu doğurabilir. Zarar ve koruma işlemiyle bağlantısı somutlaştırılmalıdır. Tedbirdeki teminatın iadesine ilişkin bir aylık düzenleme, HMK 399'daki bir yıllık tazminat zamanaşımıyla aynı süre değildir. İşletmenin ölçüsüz biçimde durdurulması, bozulabilir ürün kaybı ve gereksiz muhafaza giderleri bu nedenle baştan değerlendirilmelidir. [K2, K4]
İtiraz, kanun yolu ve korumanın sona ermesi
Dinlenmeden verilen tedbirde HMK 394 itirazı; ret kararı ve yüzüne karşı aleyhine tedbir verilen taraf bakımından HMK 391/3 kanun yolu ayrımı gözetilir. İtiraz üzerine verilen karara da kanun yolu açıktır. İstinaf başvurusunda genel iki haftalık tebliğ süresi ile özel itiraz süreleri karıştırılmamalıdır. Tedbir hakkında istinaf incelemesi sonucunda verilen karar kesindir. [K2, K3]
İhtiyati hacizde ret ve yüze karşı verilen karar için İİK 258; dinlenmeden verilen karara itiraz için İİK 265 değerlendirilir. Delil tespiti kararına itiraz ise bu korumaların istinaf yolu ile özdeş değildir; tespit raporunun delil değeri esas yargılamada tartışılır. [K2–K4]
Teminat karşılığında veya koşulların değişmesi üzerine tedbir değiştirilebilir ya da kaldırılabilir. İtirazın veya kanun yolunun varlığı, uygulamanın her durumda durduğu anlamına gelmez. Kararı taraflar kendi güçleriyle uygulayamaz; zor kullanılması gerektiğinde yetkili kamu görevlileri kanuni usulle hareket eder. Tedbir emrine aykırılıkta HMK 398 ayrıca gündeme gelebilir; bu madde kapsamındaki karara itirazın güncel süresi tebliğden itibaren iki haftadır. [K2, K7]
Bu yazı genel bilgilendirme içindir. Büroya iletilen bilgi ve belgeler yalnız hukuki değerlendirme ve üstlenilen hizmet kapsamında, meslek sırrı ve kişisel verilerin korunması yükümlülükleri gözetilerek ele alınır. Hassas belgeler için güvenli iletişim kanalı bürodan öğrenilmelidir. İlk iletişim kurulması, işin kabul edildiği anlamına gelmez.
Kayıtlara erişim sorunu için hesap vermeyen ortağa karşı haklar, uzlaşma sonrasındaki güvence düzeni için tasfiye protokolü incelenebilir. Genel aşamalar için adi ortaklığın tasfiyesi ve hukuki süreçler ana rehberine de başvurulabilir.
İlgili yazılar: Adi Ortaklıkta Tasfiye Payı Nasıl Hesaplanır? Sermaye, Avans, Kâr ve Zarar; Adi Ortaklıkta Tasfiye Görevlisi ve Yetkileri.
Sonuç
Adi ortaklığın tasfiyesinde etkili koruma, varlığın ve tehlikenin doğru tanımlanmasına bağlıdır. Belirli mal veya hak, para alacağı ve kaybolabilecek delil için farklı başvuru yolları vardır. Talebin kapsamı işletmenin değerini ve üçüncü kişilerin haklarını gözetmeli; karar sonrasında uygulama, dava, bildirim ve itiraz süreleri ayrı izlenmelidir. Tasfiye hesabını korumak, işletmenin faaliyetini gereksiz yere durdurmadan mümkün olan en uygun müdahaleyi kurmayı gerektirir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ortak para çekiyorsa bütün banka hesapları bloke edilir mi?
Otomatik olarak edilmez. Hesabın uyuşmazlıkla ilişkisi, işlemin sebebi, tehlike ve istenen tutar açıklanmalıdır. Amaç yalnız para alacağının tahsil güvencesiyse ihtiyati haciz şartları değerlendirilir.
Delil tespiti yaptırmak tasfiye davasını kazandırır mı?
Hayır. Tespit mevcut vakıanın korunmasına yarar. Ortaklık ilişkisi, mülkiyet, borç ve tasfiye payı esas davada diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Tedbir için karar tarihinden itibaren bir hafta mı vardır?
HMK 393/1'deki güncel kural, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğden itibaren bir haftadır. İhtiyati haczin on günlük infaz talebi süresi ise kararın verildiği tarihten başlar.
Arabuluculuk sürerken tedbir uygulanmasını istemek gerekir mi?
Evet. Dava şartı arabuluculuğunun ilgili dava açma süresini durdurması, tedbirin uygulanmasını veya ihtiyati haczin infazını isteme sürelerini durdurmaz.
Diğer ortak haberdar edilmeden depoda tespit yapılabilir mi?
Hakların korunması bakımından zorunluluk varsa mahkeme HMK 403 uyarınca önceden tebligatsız tespit yapabilir. Sonrasında belgeler tebliğ edilir ve itiraz hakkı korunur. Bu düzenleme kişiye zorla giriş yetkisi vermez.
Kaynakça
- Türk Borçlar Kanunu, 6098: m. 620, 638, 642–645. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, resmî kanun nüshası.
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6100: m. 2, 6, 10, 50, 106, 341, 345, 362 ve 389–406. Adalet Bakanlığı, kanun kaydı; ilgili hükümler aşağıdaki değişiklik kanunlarıyla birlikte değerlendirilmiştir.
- 7251 sayılı Kanun: m. 40–44, 50; özellikle HMK 393'ün güncel süre başlangıcı. TBMM, kabul edilen kanun metni.
- İcra ve İflas Kanunu, 2004: m. 257–268. Adalet Bakanlığı, kanun kaydı.
- Anayasa Mahkemesi: E.2025/142, K.2025/254, 11.12.2025; RG 09.03.2026/33191. Resmî karar kaydı. İİK 261/1'deki süre başlangıcına ilişkin iptal isteminin reddi.
- Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 6325: m. 18/A/16. Adalet Bakanlığı, resmî metin.
- 7499 sayılı Kanun: m. 37/10-d, HMK 398/5 değişikliği. TBMM, kabul edilen kanun metni.
- Kişisel Verileri Koruma Kurumu: kişisel verilerin işlenme şartları; 6698 sayılı Kanun m. 5 kapsamındaki hak koruma sebebi.
- Kişisel Verileri Koruma Kurulu: 16.09.2026 tarihli 2026/2035 sayılı ilke kararı hakkında resmî duyuru; ölçülülük ve kademeli denetim.
- Türk Ticaret Kanunu, 6102: m. 4–5. Adalet Bakanlığı, resmî kanun kaydı.