Adi ortaklığa sermaye olarak konulan para, ortak istediği anda diğer ortaktan aynen geri alınabilecek bir borç değildir. İade için önce ödemenin sermaye mi, ödünç mü, avans mı olduğu belirlenir. Sermaye söz konusuysa kural olarak ortaklığın sona ermesi ve tasfiye hesabı gerekir; borçlar ve zararlar nedeniyle geri alınacak tutar başlangıçtaki katkıdan düşük olabilir. Ortaklık ilişkisi, yapılan ödeme ve talep edilen bakiyenin dayanağı birlikte ispatlanmalıdır.
Ortaklığa Verilen Her Para Sermaye Sayılır mı?
Bir banka havalesinin hukuki niteliği yalnız dekont başlığından anlaşılamaz. Ortakların anlaşması, paranın kullanım amacı, muhasebe kaydı ve sonradan yaptıkları açıklamalar birlikte değerlendirilir. Aynı kişi farklı tarihlerde hem sermaye koymuş hem işletmenin geçici nakit ihtiyacını karşılamış olabilir. Bu kalemleri tek toplam altında istemek; vade, faiz, zarar paylaşımı ve tasfiye sırası bakımından hatalı sonuç doğurur.
| Ödemenin niteliği | Belirleyici özellik | Geri istemede temel mesele |
|---|---|---|
| Katılım payı, günlük dilde sermaye | Ortak amaca katılma yükümlülüğünün yerine getirilmesi | Tasfiye veya ayrılma hesabında kalan hak |
| Ödünç | Kararlaştırılan koşullarda geri verme borcu doğuran ayrı finansman ilişkisi | Borçlunun kimliği, vade ve geri ödeme anlaşması |
| Ortaklığa avans | Katılım payından ayrı, ortaklık için geçici para sağlanması | Avansın varlığı, hesabı ve TBK m.627 kapsamında faiz |
| Ortaklık gideri | Ortaklık işi için kişisel kaynaktan yapılan harcama | Giderin ortaklıkla bağlantısı, gerekli yetki ve ödeme |
TBK m.620–621 ortak amaca katılmayı, m.627 ise gider ve avans ilişkisini düzenler. Ödünç bakımından m.386 ve devamındaki ayrı sözleşme rejimi uygulanır.[1] Bu ayrım, tarafın seçtiği etikete göre değiştirilemez. Başlangıçta riske katılarak sermaye veren kişinin işler kötüleşince ödemeyi “borç” olarak adlandırması, tek başına geri ödeme hakkı yaratmaz.
Karşı taraf “Bu para taahhüt ettiğin sermayeydi” diyorsa, geri ödeme tarihini ve sermayeden ayrı tutulduğunu gösteren yazışmalar önem kazanır. Buna karşılık “sermaye” açıklamasıyla gönderilen para gerçekte kurulması planlanan ancak hiç kurulmayan bir ilişki için verilmişse, ortaklığın kurulup kurulmadığı ayrıca araştırılır. Sebepsiz zenginleşme veya başka bir iade sebebi, ancak kendi şartları ve süreleriyle değerlendirilebilir; ortaklık ispatlanamadı diye otomatik olarak kabul edilmez.
Yazılı Sözleşme Olmadan Ortaklık ve Sermaye Nasıl İspatlanır?
Geçerlilik şekli ile senetle ispat şartı farklıdır
Adi ortaklık sözleşmesi kural olarak sözlü kurulabilir. Ancak sözlü anlaşmanın geçerli olması, uyuşmazlıkta her zaman yalnız tanıkla ispatlanabileceği anlamına gelmez. HMK m.190 ve 200 uyarınca ortaklık iddiasını ileri süren tarafın ispat yükü ve hukuki işlemin yapıldığı tarihe göre uygulanacak senetle ispat sınırı değerlendirilir. Taşınmaz mülkiyetinin katkı olarak devri gibi işlemler ayrıca kendi geçerlilik şekline tabidir.[1][2]
İmzalı sözleşme, pay oranını kabul eden protokol, karşı tarafın gönderdiği hesap çizelgesi ve güvenli elektronik imzalı belge güçlü bir başlangıç oluşturur. Sıradan mesajlaşma kayıtları ise senetle aynı nitelikte kabul edilmez. İçeriği, göndereni ve bütünlüğü doğrulanan bir mesaj HMK m.199 kapsamında belge; karşı taraf veya temsilcisinden gelmesi ve işlemi muhtemel göstermesi hâlinde m.202 kapsamında delil başlangıcı olabilir. Bu son durumda tanık dinlenmesi gündeme gelir.[2]
HMK m.203'teki yakın hısımlar arasındaki işlemler gibi istisnalar ve karşı tarafın açık muvafakati ayrıca incelenmelidir. Her arkadaşlık veya güven ilişkisi, senetle ispat kuralını ortadan kaldırmaz. Elden ödeme iddiasında da yalnız paranın nereden çekildiğini göstermek yeterli olmayabilir: teslimin kime, ne zaman, hangi sıfatla yapıldığı açıklanmalıdır.
Ortaklığı ispat etmek, yatırılan miktarı ispat etmek değildir
Birlikte iş yapmak, işyerinde bulunmak veya gelir elde etmek tek başına ortaklık sonucunu zorunlu kılmaz. İşçilik, hizmet, vekâlet ve ödünç ilişkileri de benzer görünüm yaratabilir. Ortak amaç için katkı üstlenildiğini gösteren anlaşma ve fiilî uygulama ortaya konulmalıdır. Ortaklık kabul edilse bile hangi miktarın katılım payı olduğu, hangisinin geri ödendiği veya şahsi harcamaya mahsup edildiği ayrı inceleme konusudur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.01.2020 tarihli, E.2017/3-1019, K.2020/25 sayılı kararında taraflar kardeşti. Kurul, tanıkla ispat istisnasını ve dosyadaki diğer delilleri değerlendirerek ortaklık ilişkisini kabul etmiş; ortaklık payına karşılık verilen çek üzerinden ileri sürülen tahsil talebinin fesih ve tasfiyeyi kapsadığını belirtmiştir. Direnme kararı, tüm hesaplar incelenmeden sonuca gidilmesi nedeniyle bozulmuştur. Karar, her sözlü ortaklığın tanıkla ispatlanabileceğini veya çek tutarının mutlaka ödeneceğini söylemez.[3]
Sermaye İadesi İçin Ortaklığın Feshi Gerekir mi?
Faaliyet devam ederken bir ortağın kendi kararıyla sermayesini çekmesi, diğer ortakların işletmeye bağladığı kaynakları ve üçüncü kişilere karşı üstlenilen yükümlülükleri etkiler. Bu nedenle istenen işlem açıkça belirlenmelidir: bütün ortaklığın sona erdirilmesi, sözleşmedeki devam düzenine göre bir ortağın ayrılması veya zaten muaccel olmuş bağımsız bir para alacağının ödenmesi farklı taleplerdir.
TBK m.639 kapsamındaki sona erme sebebi; sürenin bitmesi, ortak amacın gerçekleşmesi veya imkânsızlaşması, ortakların anlaşması yahut haklı sebep gibi somut olgulara bağlanmalıdır. Belirsiz süreli ortaklıkta m.640'taki altı aylık bildirim, hesap yılı sonu ve dürüstlük kuralı birlikte dikkate alınır. Haklı sebeple mahkemeden fesih istenmesi ise ayrı bir yoldur.[1] “Aramız bozuldu” açıklaması yerine hesap vermeme, faaliyetin durması veya ortak amacın sürdürülememesi gibi olaylar tarih ve belgeleriyle anlatılmalıdır.
Sermaye iadesi talebinin içtihatta tasfiyeyi de kapsayabilmesi, dilekçenin yalnız bir havale tutarına dayandırılmasını güvenli hâle getirmez. Ortaklık ilişkisi, sona erme sebebi, bilinen malvarlığı, ortak hesapları ve tasfiye sonunda istenen ödeme açıkça kurulmalıdır. Fesih kararı alınması ile tasfiye bakiyesinin tahsil edilmesi aynı aşama değildir.
Ortaklık diğer ortaklarla devam edecekse, TBK m.633–636 kapsamındaki ayrılma şartları ve pay hesabı gündeme gelebilir. Burada ölçü başlangıçta yatırılan paranın otomatik iadesi değil, ortak sıfatının sona erdiği tarihte tasfiye yapılsaydı çıkacak paydır. Devam hükmü ve ayrılma koşulları incelenmeden, her ortağa sınırsız tek taraflı çıkış hakkı bulunduğu söylenemez.[1]
Tasfiyede Yatırılan Paranın Tamamı Geri Alınır mı?
Önce hesap, sonra dağıtım yapılır
Tasfiye hesabı yalnız kasadaki nakitten ibaret değildir. Tahsil edilmemiş müşteri alacakları, stok ve demirbaşlar, ortakların yaptığı çekişler, vergi ve çalışan borçları, banka kredileri, avanslar ve giderler aynı tabloda değerlendirilmelidir. Bir faturanın kayıtlarda görünmesi, ödendiğini veya ortaklıkla ilgili olduğunu her durumda ispatlamaz; dayanak belgelerle eşleştirme gerekir.
TBK m.642–644 kapsamında borçlar, avanslar ve giderler dikkate alınır; katılım paylarının iadesi ve kalan kazanç veya zararın paylaşımı buna göre hesaplanır. Mülkiyeti katkı olarak devredilen eşya bakımından kanuni esas, eşyanın aynen geri alınması değil belirlenen katkı değerinin hesaba katılmasıdır.[1] Ortaklar arasındaki geçerli düzenlemeler, eşyanın sadece kullanımının bırakılmış olması ve üçüncü kişi hakları ayrıca incelenir.
HGK'nin anılan kararı, malvarlığı ve borçların belirlenmesi, gerekli paraya çevirme işlemleri ve son dağıtım hesabından oluşan üç aşamalı incelemeyi vurgular. Tasfiye görevlisinin bilançosu tarafların itirazına açılmalı; hâkim hak ve yükümlülükleri belirleyerek hüküm kurmalıdır.[3] Bu nedenle sadece “ne kadar para yatırıldı?” sorusunu cevaplayan bilirkişi incelemesi yeterli olmayabilir. Konunun ayrıntıları için Adi Ortaklık Tasfiye Protokolü Nasıl Hazırlanır? yazısına bakılabilir.
Ticari zarar ile ortağın kusurlu işlemi ayrılır
Sermayenin bütünü korunmuş bir mevduat gibi garanti altında değildir. Varsayımsal olarak iki ortağın 300.000'er TL koyduğu, eşit zarar paylaşımının geçerli olduğu ve bütün öncelikli kalemlerden sonra 400.000 TL kaldığı durumda, başka hesap kalemi yoksa her biri 200.000 TL alabilir. Hesap daha olumsuzsa ek zarar yükümlülüğü de doğabilir. Bu örnek, her somut dosyadaki pay oranının eşit olduğu anlamına gelmez.
Öte yandan yönetici ortağın kişisel harcamalarını işletme gideri olarak göstermesi veya tahsil ettiği gelirleri saklaması “ortaklık zarar etti” savunmasıyla açıklanamaz. TBK m.628 kapsamındaki kusurlu zarar ile olağan faaliyet zararı ayrılmalı; zarar veren işlem, kusur, tutar ve bağlantı somutlaştırılmalıdır.[1] Davalı da harcamanın ortakların bilgisiyle yapıldığını, giderin işletmeyle ilgili olduğunu veya iddia edilen paranın zaten ödendiğini belgeleriyle savunabilir.
Dava Kime Karşı, Hangi Mahkemede Açılır?
Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından yalnız işletme adı veya vergi numarasını davalı göstermek yeterli değildir. Fesih ve tasfiye bütün ortakların hukuki durumunu etkiler; davacı dışındaki ortakların davada yer alması sağlanmalıdır. Sadece belirli bir ortağın bağımsız ödünç borcu veya kişisel kusuru ileri sürülüyorsa muhatap, o talebin maddi dayanağına göre belirlenir. Hesabına havale yapılan kişi her zaman nihai borçlu veya ortak değildir.[1][2][3]
Görev bakımından genel mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Uyuşmazlık TTK m.4 uyarınca ticari dava niteliğindeyse asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Özellikle tarafların tacir sıfatı ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgisi incelenmelidir; işin para kazanma amacı taşıması tek başına yeterli değildir.[2][4] Adi ortaklığın tasfiyesi ile belirli bir taşınmazdaki paydaşlığın giderilmesi davası da birbirine karıştırılmamalıdır.
Yetkide başlangıç noktası davalının yerleşim yeridir; sözleşmenin ifa yeri, birden fazla davalı ve geçerli yetki anlaşması gibi kurallar ayrıca değerlendirilir. Ortaklığın işyeri bulunan mahkemenin her durumda tek yetkili olduğu varsayılamaz.[2]
Ticari nitelikte ve konusu para olan alacak talebinde TTK m.5/A kapsamında dava şartı arabuluculuk gündeme gelir.[5] Salt fesih ve tasfiye istemi ile buna eklenen ödeme talebinin birlikte bulunması ayrıca değerlendirilmelidir. Dilekçeye “tasfiye” yazılması para talebi yönünden bu kontrolü gereksiz kılmaz; her adi ortaklık uyuşmazlığı da kendiliğinden zorunlu arabuluculuğa girmez.
Alacak Henüz Hesaplanamıyorsa Hangi Dava Yolu Kullanılır?
31 Temmuz 2026 itibarıyla önemli bir usul değişikliği vardır: 7589 sayılı Kanun, HMK m.107'yi kaldırmış; m.109/4 ile kısmi davada, aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erinceye kadar talebi artırma olanağı getirmiştir. Bu artırımda zamanaşımı, artırılan kısım için de dava tarihinde kesilmiş sayılır.[6]
Bu tarihten önce HMK m.107 kapsamında açılmış davalarda, geçiş hükmü gereğince eski düzenleme uygulanmaya devam eder. Bu dosyalarda belirsiz alacak davasının şartı, dava açılırken miktarın tam ve kesin belirlenmesinin davacıdan beklenememesi veya imkânsız olmasıdır. Sadece karşı tarafın borcu inkâr etmesi yahut bilirkişi incelemesi yapılacak olması yeterli değildir. Gerekli hesapların davalının elinde bulunması gibi somut belirsizlik sebepleri gösterilmelidir.[2][6]
Yeni açılacak davada para talebinin bölünebilirliği, başlangıç miktarı, fesih ve tasfiye istemiyle ilişkisi ve artırım zamanı birlikte planlanır. HMK m.109/4 yalnız talebin miktarına ilişkin kolaylık sağlar; henüz doğmamış bir alacağı doğurmaz, eksik taraf teşkilini gidermez ve ortaklığın varlığını ispat yükünü kaldırmaz. Artırım harcı ve talep sonucu da usulüne uygun tamamlanmalıdır. Daha geniş çerçeve için Adi Ortaklığın Tasfiyesinde Malvarlığının Korunması yazısı okunabilir.
Zamanaşımı ve Faiz Hangi Tarihte Başlar?
Beş yıllık süreyi para yatırma tarihinden otomatik başlatmayın
TBK m.147/4 kapsamındaki ortaklık sözleşmesinden doğan alacaklar için süre beş yıldır. Başlangıç ise m.149 uyarınca muacceliyete, yani alacağın istenebilir hâle gelmesine bağlıdır.[1] Sermaye yatırma tarihi, ortaklığın sona ermesi, tasfiye hesabının sonuçlanması ve ödeme vadesi farklı tarihler olabilir.
Burada tasfiyenin yapılmasını istemek ile belirlenmiş tasfiye bakiyesini tahsil etmek ayrılmalıdır. Tasfiye yapılmadığı savunularak bütün taleplerin süresiz korunacağı da, ortaklığın sona erdiği gün her para alacağının zamanaşımının mutlaka başlayacağı da söylenemez. Talebin niteliği, sona erme şekli, varsa tasfiye anlaşması ve ödeme vadesi somut olarak belirlenmelidir. Muacceliyet bir bildirime bağlıysa m.149/2'nin bildirimin yapılabileceği tarihe bağladığı kural ayrıca önem taşır.
İhtar göndermek, tek başına zamanaşımını kesen dava veya takip işleminin yerine geçmez. Borcun ikrarı, kısmi ödeme ve yargısal başvurular gibi kesilme sebepleri ayrıca incelenmelidir. Görüşmeler sürerken süre hesabı bırakılmamalı; “hesap henüz çıkmadı” gerekçesine dayanılarak son güne kadar beklenmemelidir.
Avans faizi ile temerrüt faizini karıştırmayın
TBK m.627, ortaklığa avans veren ortağa verdiği günden itibaren faiz isteme imkânı tanır. Bu özel düzenleme, her sermaye katkısına aynı tarihten faiz yürütüleceği anlamına gelmez. Sermaye veya tasfiye bakiyesi yönünden faiz değerlendirmesinde alacağın muacceliyeti, geçerli sözleşme hükmü ve TBK m.117 kapsamındaki temerrüt koşulları araştırılır.[1]
İhtarda hangi alacağın, hangi hesaba göre ve ne zaman ödenmesinin istendiği anlaşılmalıdır. Henüz muaccel olmayan bir tutara ödeme çağrısı yapılması kendiliğinden temerrüt yaratmaz. Buna karşılık sırf alacak yargılamada hesaplanacak diye her dosyada faizin ancak karar tarihinden başlayacağı da varsayılamaz. Faiz türü, başlangıcı ve dayanağı talep sonucunda açık olmalıdır. 7589 sayılı Kanunla değişen kanuni faiz sistemi nedeniyle dönemlere göre yürürlükteki düzenleme ayrıca uygulanır.[6]
Talep Öncesinde Hangi Belgeler Kontrol Edilmeli?
TBK m.631 ortağa defter ve kayıtları inceleme ve örnek alma hakkı tanır.[1] Talep hazırlanırken bütün banka hareketlerini dosyaya yığmak yerine her belge ilgili vakıayla eşleştirilmelidir:
- Ortaklık sözleşmesi ve değişiklikleri; katılım, kâr ve zarar payları ile devam veya ayrılma hükümleri.
- Ödeme dekontları ve makbuzlar; gönderen, alan, açıklama, tarih ve sözleşmeyle bağlantı.
- Defterler, stok ve demirbaş listeleri; vergi, çalışan, tedarikçi ve kredi borçları.
- Ortaklara yapılan geri ödemeler, kâr dağıtımları ve kişisel çekişler; mükerrer talebi önleyen mahsup kayıtları.
- Fesih ve hesap istemleri; bildirimin içeriği, karşı tarafa ulaşması ve verilen yanıtlar.
- Hukuka uygun elde edilmiş mesajların tam dizisi; yalnız seçilmiş ekran görüntüleri yerine bağlam ve asıl kayıtlar.
Belge kaybı tehlikesinde delil tespiti; uyuşmazlık konusu hakka yönelik ciddi tehlikede şartları varsa geçici hukuki koruma değerlendirilebilir. Bu yollar ödeme garantisi sağlamaz. Ayrıca harç, bilirkişi ve tasfiye görevlisi giderleri, yargılama gideri riski ve karşı tarafın tahsil kabiliyeti birlikte hesaba katılmalıdır.
Güneş & Güneş Hukuk Bürosuna iletilen bilgi ve belgeler, yalnız hukuki değerlendirme ve üstlenilen hizmet amacıyla, meslek sırrı ve kişisel verilerin korunması kuralları çerçevesinde ele alınır. Güvenli belge iletim kanalı bürodan alınmalıdır. İlk iletişim kurulması, işin kabul edildiği anlamına gelmez.[7][8]
Hesabın ayrıntıları için tasfiye payı hesabı, ortaklık devam edecekse ayrılma ve çıkarılma koşulları birlikte incelenebilir. Genel aşamalar için adi ortaklığın tasfiyesi ve hukuki süreçler ana rehberine de başvurulabilir.
İlgili yazılar: Adi Ortaklıkta Hesap Vermeyen Ortak: Bilgi Alma, Kayıtları İnceleme ve Kâr Payı Talepleri; Adi Ortaklık Sözleşmesi; Yazılı Sözleşme Olmadan Adi Ortaklığın İspatı.
Sonuç
Adi ortaklıkta sermayenin geri alınması, dekonttaki tutarın doğrudan diğer ortaktan istenmesine indirgenemez. Önce ödemenin niteliği ve ortaklık ilişkisi ispatlanmalı; ardından sona erme veya ayrılma yolu, bütün ortakların hesapları ve paylaşılacak bakiye belirlenmelidir. Doğru muhatap, görevli mahkeme, gerekiyorsa arabuluculuk, zamanaşımı ve faiz kontrolü bu hesabın tahsil edilebilir bir talebe dönüşmesini sağlar. Başlangıçtaki sermaye ile sonunda alınabilecek tutar aynı olmayabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Dekontta “sermaye” yazması paramı geri almama yeter mi?
Hayır. Ödemeyi ve amacını destekler; ortaklığın şartları, tasfiye hesabı ve geri ödeme yükümlüsünün kimliği ayrıca belirlenmelidir. Açıklamanın yalnız gönderen tarafından yazılmış olması da delilin değerlendirilmesinde dikkate alınır.
Sözleşme yoksa ortaklık iddiasıyla dava açılamaz mı?
Açılabilir. Ancak ortaklığı ileri süren taraf, uygulanabilir ispat kurallarına uygun delil sunmalıdır. Sözlü kuruluşun mümkün olması, her dosyada tanıkla ispat serbestisi bulunduğunu göstermez.
Ortaklık zarar etmişse diğer ortak sermayemin tamamını ödemek zorunda mı?
Kural olarak böyle bir garanti yoktur. Olağan zarar, geçerli paylaşım düzenine göre hesaba katılır. Diğer ortağın kusurlu işlemi veya ayrıca üstlendiği geçerli bir ödeme borcu varsa bunun şartları ayrıca değerlendirilir.
2026'da yeni bir belirsiz alacak davası açabilir miyim?
31 Temmuz 2026'da HMK m.107 kaldırılmıştır. Bu tarihten önce m.107 kapsamında açılmış davalar geçiş hükmüne tabidir. Yeni para taleplerinde bölünebilirlik ve diğer koşullar dikkate alınarak kısmi dava ile HMK m.109/4'teki artırım olanağı değerlendirilir.
Sermayeyi verdiğim günden itibaren faiz isteyebilir miyim?
Sermaye katkısında otomatik olarak istenemez. Avans için TBK m.627'de özel kural vardır. Tasfiye alacağında muacceliyet, sözleşme ve temerrüt koşulları ayrı incelenir.
Kaynakça
- Türkiye Büyük Millet Meclisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, kabul: 11.01.2011; RG 04.02.2011, sayı 27836; özellikle m.12, 117, 147–154, 386 ve devamı, 620–645. TBMM kabul metni; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı mevzuat nüshası. Sonraki usul ve faiz değişiklikleri için ayrıca [6].
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, kabul: 12.01.2011; RG 04.02.2011, sayı 27836; özellikle m.2, 6–10, 17, 50, 59–60, 109, 189–203, 389 ve 400. Adalet Bakanlığı mevzuat nüshası. Bu tarihsel nüsha, m.107 ve 109 bakımından [6]'daki değişiklik ve geçiş hükümleriyle birlikte okunmalıdır.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.01.2020, E.2017/3-1019, K.2020/25; özellikle gerekçe paragrafları 22–25, 28–38. Kazancı tarafından yayımlanan karar tam metni.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, kabul: 13.01.2011; RG 14.02.2011, sayı 27846; m.4/1 ve 5. Ticaret Bakanlığı mevzuat nüshası.
- 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, kabul: 28.03.2023; RG 05.04.2023, sayı 32154; TTK m.5/A değişikliği için m.31 ve yürürlük için m.43. TBMM kanun metni.
- 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, kabul: 16.07.2026; RG 31.07.2026, sayı 33326; m.10, 19–20, geçici m.1/10 ve m.26. Resmî Gazete tam metni; TBMM kanun metni.
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, m.36. Türkiye Barolar Birliği mevzuat nüshası.
- Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Kişisel Verilerin İşlenmesine İlişkin Temel İlkeler, 6698 sayılı Kanun m.4 açıklamaları. Kurum yayını.