İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

1999’DAN BU YANA · ANTALYA MERKEZLİ · TÜRKİYE GENELİNDE

Mahkemeler, Duruşma ve Yargılama: Sorular ve Cevaplar

Ceza mahkemelerinin görevi, duruşma, tanıklar ve yargılama usulü hakkında temel sorular ve açıklamalar.

Hazırlayan: Av. Umut GüneşHukuki kontrol: Av. Umut GüneşSon hukuki kontrol: İlk yayın: Güncelleme:

Aşağıdaki sorular ceza mahkemelerinin görevi, duruşma, tanıklar ve yargılama usulü konularında genel bir çerçeve sunar. Somut olayda süreler, belgeler ve yürürlükteki düzenlemeler ayrıca değerlendirilir.

14 sorudan 1–14 gösteriliyor

Ceza mahkemelerindeki 1. ve 7. gibi numaralar dava türünü veya yetkiyi değiştirir mi?

Hayır. Mahkeme numarası çoğunlukla aynı yer ve mahkeme türündeki ayrı yargı birimlerini gösterir; tek başına suçun ağırlığını belirlemez.

Görev ve yetki, dosyanın hangi ağır veya asliye ceza mahkemesinde görülmesinden önce belirlenir. Aynı adliyedeki farklı numaralı ağır ceza mahkemeleri aynı mahkeme türüne ait olabilir. Tensip, tevzi kaydı, iddianamenin kabulü ve mahkemenin görev kuralları birlikte kontrol edilir. Numara değişikliği veya dosyanın başka heyete tevzi edilmesi, delillerin ya da savunmanın baştan geçersiz olduğu anlamına gelmez.

Ağır ceza mahkemesinin görevli olup olmadığı yalnız hapis cezasının süresinden anlaşılır mı?

Hayır. İsnat edilen suç, kanundaki görev kuralları, cezaya ilişkin ölçütler ve özel görev hükümleri birlikte değerlendirilir.

5235 sayılı Kanunun görev sistemi ile suçun nitelikli hâlinin oluşturduğu yaptırım değerlendirilmelidir. İddianamede yer alan hukuki nitelendirme tek başına nihai değildir; mahkeme görev incelemesi yapabilir. Bir dosyada birden fazla suç, bağlantı veya kanunun özel görev kuralı varsa yalnızca cezanın üst sınırına bakmak hatalı sonuç doğurur. Görev itirazı öncesinde suç tarihi ve uygulanan kanun metni karşılaştırılmalıdır.

Sulh ceza hâkimliği ceza davasında mahkûmiyet kararı verir mi?

Kural olarak hayır. Sulh ceza hâkimliği soruşturma evresindeki birçok koruma tedbiri ve kanunun verdiği diğer işlerde karar verir.

Tutuklama, arama, elkoyma ve kimi itirazlarda sulh ceza hâkimliğinin görevleri bulunabilir. Ancak iddianame kabul edilip kamu davası açıldığında suç isnadının esasını yargılayan merci, görevli ceza mahkemesidir. Hâkimliğin bir tedbir kararı vermesi kişinin suçlu bulunduğu anlamına gelmez. Kararın niteliği, hangi itiraz yolunun kullanılacağını ve hangi mahkemenin kararına başvurulacağını belirler.

Ceza dosyası görevsizlikle başka mahkemeye gönderilirse önceki işlemler iptal olur mu?

Görevsizlik tek başına önceki tüm işlemlerin geçersiz olduğu anlamına gelmez; işlemin niteliği ve kanundaki istisnalar incelenir.

Mahkeme, dosyanın kendi görevine girmediğini saptarsa görevsizlik kararı verebilir. Sonraki mahkemenin işlemleri tekrar edip etmeyeceği, daha önceki delillerin nasıl toplandığı ve CMK m.7’deki kural kapsamında değerlendirilir. Bir işlemin görevli olmayan mahkemece yapılmış olması ile hukuka aykırı delil olması aynı kavram değildir. İtiraz, görev ve usulî zarar somutlaştırılarak kurulmalıdır.

İddianame savcılığa iade edilince soruşturma otomatik sona erer mi?

Hayır. İade kararı, iddianamenin kanunî eksikliklerinin giderilmesi için soruşturma makamına gönderilmesini ifade eder.

Mahkeme CMK m.174 kapsamında iddianamede sayılan eksiklikleri inceler; iade ile beraat ya da takipsizlik kararı verilmiş olmaz. Savcılık eksiklikleri giderip yeniden iddianame düzenleyebilir veya dosyanın durumuna göre başka bir soruşturma işlemi yapabilir. İade gerekçesinin delil eksikliği, açıklık sorunu veya uzlaştırma gibi ön koşullara ilişkin olup olmadığı sonraki savunma planını etkiler.

Müşteki duruşmaya katılmazsa şikâyet kendiliğinden geri alınmış sayılır mı?

Hayır. Duruşmaya gelmemek tek başına şikâyetten vazgeçme anlamına gelmez.

Şikâyete bağlı suçlarda açık bir vazgeçme iradesi ile duruşmaya katılmama birbirinden ayrılmalıdır. Mağdurun veya şikâyetçinin çağrılmasına, mazeretine ve dinlenmesinin zorunlu olup olmadığına mahkeme karar verir. Kamu davasının devamı suçun şikâyete bağlı olup olmamasına ve diğer usulî koşullara bağlıdır. Taraf sıfatı, vekille temsil ve katılma talebi ayrıca incelenmelidir.

Ceza tanığı geçerli bir mazereti olmadan duruşmaya gelmezse hangi işlem yapılabilir?

Usulüne uygun çağrılan tanık bakımından kanundaki zorla getirme ve giderlere ilişkin hükümler gündeme gelebilir.

Öncelikle çağrının geçerliliği, tanığın mazereti ve beyanının maddi olaya katkısı araştırılır. Tanığın yurt dışında olması, hastalığı veya başka nedenle dinlenememesi için farklı usuller bulunabilir. Savunma, tanığın doğrudan dinlenmesini ve sorular yöneltilmesini isteyebilir; önceki ifadeyle yetinilmesi koşulları somut olayda incelenmelidir. Tanığın gelmemesi, iddiayı kendiliğinden doğru ya da yanlış yapmaz.

Suçtan zarar gören kişi ceza davasına hangi aşamada katılabilir?

Kanunun tanıdığı kişiler kovuşturma evresinde, koşulları varsa, katılma talebinde bulunabilir; talebin karara bağlanması gerekir.

Müşteki olmak ile davaya katılan sıfatı aynı değildir. Suçtan doğrudan zarar görme, katılma ehliyeti ve CMK m.237-238’deki usul değerlendirilir. Katılma kararı, delil talebi ve kanun yolu hakları bakımından önem taşır. İlk derece hükmünden sonra katılma yasağı ve kanundaki istisnalar ayrıca dikkate alınmalıdır. Talep dilekçesinde zarar ve davayla bağlantı somutlaştırılmalıdır.

Mahkeme suçun hukuki niteliğini değiştirmek isterse sanığa yeniden savunma hakkı tanınır mı?

CMK m.226 kapsamındaki koşullar oluştuğunda ek savunma hakkı tanınması gerekir.

İddianamedeki maddi olay korunurken hukuki nitelendirmenin değişmesi veya cezanın artırılmasını gerektiren bir durum ortaya çıkması savunma stratejisini etkileyebilir. Ek savunma, yeni vasıf ve yaptırım riski anlaşılmadan şeklen alınmamalıdır. Müdafiin hazırlık süresi talebi, yeni delil ve bilirkişi incelemesi ihtiyacı duruşma tutanağına geçirilmelidir. Her nitelendirme değişikliğinin kapsamı somut olaya göre kontrol edilir.

Hükümden önce sanığa son söz verilmemesinin hukuki sonucu nedir?

Hazır bulunan sanığa son söz tanınması CMK m.216/3’te düzenlenmiştir; ihlal, hükmün kanun yolu denetiminde önem taşır.

Tutanağın sanığın hazır olup olmadığını ve son sözünün sorulup sorulmadığını göstermesi gerekir. Savcının mütalaası, müdafi savunması ve sanığın son sözü birbirinden farklı usul güvenceleridir. Hükümden sonra eksikliği genel bir iddiayla değil, duruşma zabtının ilgili kısmı ve savunma hakkının etkilenmesi üzerinden ortaya koymak gerekir. Uygulanacak kanun yolu ve süre ayrıca belirlenmelidir.

Nitelikli dolandırıcılık dosyasında görevli mahkeme nasıl belirlenir?

Nitelikli hâlin TCK m.158 kapsamındaki somut unsurları ile güncel görev mevzuatı ve geçiş kuralları birlikte incelenir.

İsnatta banka, bilişim sistemi, kamu kurumu veya meslekî sıfat gibi nitelikli unsurların gerçekten bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. 2026 değişiklikleri dâhil yürürlükteki görev hükümleri ve derdest dosyalara ilişkin geçici hükümler önemlidir. İddianamenin suç adı ile mahkemenin görevli olması aynı mesele değildir. Dosyanın suç tarihi, dava açılış tarihi, yargılama aşaması ve varsa görevsizlik kararı ayrı ayrı kontrol edilir.

Basit yargılama kararı verildiğinde hangi kanun yoluna ve süreye bakılır?

Basit yargılama usulü sonunda verilen hüküm bakımından CMK m.252’deki özel itiraz rejimi uygulanabilir.

İtiraz, ilgili süre içinde yapılır ve kural olarak duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılama yolunu gündeme getirir. Usul, sıradan istinaf başvurusuyla karıştırılmamalıdır; kararda gösterilen kanun yolu ve CMK m.251-252 hükümleri birlikte kontrol edilmelidir. Kimlerin itiraz ettiği ve usulün sonuçları da önemlidir. Kararın tebliği, gerekçesi ve dosyaya sunulmamış deliller başvurudan önce değerlendirilmelidir.

Asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinin görev ayrımı olayın niteliğine göre nasıl belirlenir?

Asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri arasındaki görev ayrımı, cezanın somut dosyada beklenen miktarından çok kanunda belirlenen suç ve yaptırım ölçütlerine bağlıdır.

5235 sayılı Kanun'un görev hükümleri ile suçun kanunî üst sınırı ve özel düzenlemeler birlikte incelenir. Suç vasfının değişmesi veya iddianamedeki birden fazla suç, görev incelemesini etkileyebilir. Görevsizlik kararının geçmiş usul işlemlerine etkisi ve itiraz/kanun yolu ayrıca değerlendirilir.

İlk ceza duruşmasına çağrılan sanığın hazırlanması gereken belgeler nelerdir?

İlk ceza duruşması öncesinde iddianame, tensip, önceki ifadeler, tebligatlar ve lehe deliller sistemli biçimde hazırlanmalıdır.

Sanık ve müdafi; isnat edilen fiilin tarihini, uygulanan kanun maddelerini, dosyadaki dijital ve fizikî delilleri, tanıkları ve koruma tedbirlerini incelemelidir. Duruşmada beyan, delil sunma, ek süre ve tanık dinletme talepleri usulüne uygun ileri sürülür. Mahkemeye getirilecek belgelerle kişisel veri ve dosya gizliliği yönünden paylaşılmaması gereken kayıtlar ayrılmalıdır.

Kaynaklar ve hukuki dayanaklar

  1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
  2. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun
  3. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
  4. 7589 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 31.07.2026)
İçerikle ilgili bildirim iletin

İlgili hukukî hizmetler

Ceza Hukuku ve Ağır Ceza Davaları