Uzayan bir soruşturma veya dava için tazminat istenebilir; ancak yalnızca kaç yıl geçtiğini belirtmek yeterli değildir. Gecikmenin nedenleri, başvurucunun süreçteki davranışları, uyuşmazlığın önemi ve başvurunun süresinde yapılması birlikte değerlendirilir. Güncel genel yol, 6384 sayılı Kanun’un 5/A maddesi uyarınca Tazminat Komisyonuna müracaattır. Başvuru, yargılama devam ederken veya sürecin kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren en geç bir ay içinde yapılır. Bu yolda istenen giderim manevi tazminattır. [3, m. 2/3-a ve 5/A]
Komisyon kararına karşı, tebliğinden itibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. Bu yolun ardından, koşulları varsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve sonrasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru gündeme gelir. Ayrıca 12 Haziran 2026’dan itibaren vatandaşların bireysel Komisyon müracaatları UYAP Vatandaş Portal üzerinden de yapılabilmektedir. Başvurunun muhatabı, kullanılan portal ve başvuru türü birbirine uygun olmalıdır. [3, m. 7/4; 5, m. 45–47; 7]
Makul sürede yargılanma hakkı neyi korur?
Anayasal güvence ve etkili başvuru hakkı
Makul sürede yargılanma hakkı, kişinin bir uyuşmazlığın veya suç isnadının sonuçlanmasını belirsiz bir süre beklememesini sağlar. Anayasa’nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkı, 141. maddesindeki davaların süratle sonuçlandırılması göreviyle birlikte yorumlanır. Anayasa’nın 40. maddesi ise ihlal iddiasının incelenmesini ve uygun giderim sağlanmasını mümkün kılan etkili bir başvuru yolunu gerektirir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve 13. maddeleri de bu güvencelerin uluslararası dayanaklarıdır. [1; 2; 13, §§ 43–59]
Bu hak, mahkemeden her koşulda en kısa zamanda karar vermesini istemek değildir. Savunmanın hazırlanması, tanıkların dinlenmesi ve gerekli delillerin toplanması için zaman gerekebilir. Esas sorun, kullanılan zamanın uyuşmazlığın ihtiyaçlarıyla açıklanıp açıklanamadığıdır. Yargılamayı hızlandırmak amacıyla savunma imkânlarını azaltmak, adil yargılanmanın başka güvencelerini ihlal edebilir. Devletin görevi, usul güvencelerini koruyan ve gereksiz beklemeleri önleyen bir yargı düzeni kurmaktır. [11, §§ 40–46; 16, §§ 90–96]
Davayı kazanmak veya beraat etmek şart mıdır?
Makul süre şikâyeti, davanın esasındaki haklılık iddiasından ayrıdır. Davası reddedilen kişi de kendi yargılamasının gereksiz yere uzadığını ileri sürebilir. Sanığın mahkûm olması, yargılamanın her uzunluğunu haklı kılmaz; beraat ise tek başına makul süre ihlali bulunduğunu göstermez. Sonuçla birlikte bütün süreç değerlendirilir. [11; 12]
AYM’nin B.E. kararında ceza davasının zamanaşımı nedeniyle düşmüş olması, geçmişteki gecikmeyi gidermemiştir. İlk ifade ile iddianame arasındaki yaklaşık altı buçuk yıllık bekleme, toplam süre ve dosyanın özellikleri incelenmiş; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Karar, soruşturma aşamasının da incelemenin parçası olduğunu gösterir. Buna karşılık bu 2014 kararındaki doğrudan AYM başvuru düzeni, bugünkü Komisyon yolunun yerine uygulanamaz. [12, §§ 34–44]
Hangi yargılamalar ve kişiler için başvuru yapılabilir?
Ceza, hukuk ve idari yargı dosyaları
6384 sayılı Kanun’un doğrudan müracaat düzeni; ceza soruşturma ve kovuşturmaları ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaları içerir. İşçilik alacağı, tapu, miras, aile veya ticari uyuşmazlık gibi dosyalarda yargılama süresi incelenebilir. İdari yargıdaki bir dava ile kurumun kendi içindeki disiplin soruşturması aynı değildir: idari nitelikteki soruşturmalar Kanun’un 2/4. maddesiyle kapsam dışında bırakılmıştır. [3, m. 2 ve 5/A]
Başvurucunun ilgili dosyada hangi sıfatla bulunduğu açıkça belirtilmelidir. Davacı, davalı, şüpheli veya sanık sıfatı; kişinin hangi hak ve menfaatinin etkilendiğini anlamak için önemlidir. Ceza dosyasında yalnız başka bir kişinin cezalandırılmasını isteyen şikâyetçi olmak, her durumda kişinin kendi adil yargılanma hakkını ileri sürmesine yetmez. Kişinin medeni hakkıyla bağlantı ve varsa yaşam hakkı gibi ayrı bir hakkın etkili soruşturma güvenceleri ayrıca değerlendirilir. AYM aşamasında Anayasa ile Sözleşme’nin ortak koruma alanı koşulu da aranır. [2, m. 6; 5, m. 45–46]
Türk vatandaşı olmayan kişiler bakımından da sırf vatandaşlık nedeniyle genel bir dışlama öngörülmemiştir. Başvurunun Türkiye’nin sorumluluğundaki bir sürece ilişkin olması ve kişinin kendi hakkındaki etkilenmeyi göstermesi gerekir. Özel hukuk tüzel kişileri de niteliklerine uygun haklar bakımından başvurabilir; şirket adına müracaatta temsil yetkisi belgelenir. AYM’nin Star İnşaat kararı, bir şirketin Komisyon kararına karşı yürüttüğü sürece ilişkindir. Bununla birlikte tüzel kişilere veya kamu tüzel kişilerine ilişkin her aşamanın başvuru ehliyeti aynı değildir; özellikle 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesi ayrıca dikkate alınmalıdır. [5; 8; 19]
Mirasçılık ve çok taraflı davalarda kişisel durum
Birden çok kişinin aynı davada yer alması, herkes için tek ve otomatik bir tazminat hesabı yapılacağı anlamına gelmez. Dosyaya katılma zamanı, taraf sıfatı, temsil ve ileri sürülen zarar kişi bazında gösterilmelidir. Mirasçının önceki tarafın yerine yargılamaya katılıp katılmadığı da belirleyici olabilir.
Abdurrahman Görken ve diğerleri kararında AYM, bazı başvurucular yönünden başvuru süresinin hatalı değerlendirilmesi nedeniyle ihlal bulurken, bazı başvurucuların miras bırakanlarının ilgili yargılamaya taraf olmadığını belirlemiş ve onlar yönünden kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. Aynı başvuru dosyasında farklı sonuçlar çıkabilmesi, başvurucu listesinin yalnız nüfus veya mirasçılık belgesinden hareketle oluşturulmaması gerektiğini gösterir. [17, §§ 20–26]
Uzun yargılama ile tutuklama tazminatı aynı başvuru değildir
Uzun süren bir ceza yargılamasında hem makul süre sorunu hem koruma tedbirlerinden doğan zarar bulunabilir. Ancak 6384 sayılı Kanun’un 5/A ve 5/B maddeleri farklı başvuru türlerini düzenler. Genel makul süre müracaatı manevi tazminata ilişkindir. CMK’nin 141/1-e, f ve l bentlerine bağlanan ve 142/2 uyarınca Komisyona bırakılan koruma tedbiri taleplerinde ise maddi ve manevi zarar gündeme gelebilir. Bütün yakalama veya tutuklama şikâyetleri Komisyonun görevine geçirilmiş değildir. [3; 4, m. 141–144]
Örneğin CMK’nin 141/1-d bendindeki, kanuna uygun tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmama veya bu süre içinde hakkında hüküm verilmemesi iddiası, genel dava süresi şikâyetinden ayrı incelenmelidir. Talebin bu özel hükme dayanması hâlinde ağır ceza mahkemesinin görev alanı gözden kaçırılmamalıdır. Her bir talebin konusu, görevli mercii ve süresi ayrı gösterilmeli; aynı zararın iki kez giderilmesi istenmemelidir. [4, m. 141/1-d ve 142]
Bir dava ne zaman makul süreyi aşmış sayılır?
Her dosyaya uygulanan sabit bir yıl sınırı yoktur
“Üç yılı geçen her dava ihlaldir” veya “beş yıl dolmadan başvurulamaz” biçiminde genel bir kural bulunmaz. Sürenin makullüğü; uyuşmazlığın karmaşıklığı, başvurucunun davranışları, yargısal ve diğer yetkili makamların tutumu ve uyuşmazlığın kişi için önemi birlikte değerlendirilerek belirlenir. Bir dosyada uzun görünen süre, başka bir dosyada gerekli işlemlerle açıklanabilir. Bunun tersi de mümkündür. [11, §§ 40–46; 13, §§ 44–51]
Yargıda hedef süreler veya özel kanunlardaki hızlandırıcı hükümler yararlı göstergelerdir; ancak tek başına otomatik tazminat tarifesi veya anayasal ihlal eşiği oluşturmaz. Nevriye Kuruç kararında AYM, iş davalarının süratle görülmesi gereğini vurgulamış; düzenleyici sürenin her aşılmasını kendiliğinden ihlal saymamıştır. Somut olayda ise yedi yılı aşan ve devam eden işçilik alacağı yargılamasını, dosyanın karmaşık olmaması ve başvurucuya önemli gecikme yüklenememesiyle birlikte değerlendirerek ihlal bulmuştur. [13, §§ 44–52]
| Değerlendirme ölçütü | Başvuruda açıklanacak olgu | İncelenecek belge ve karşı ihtimal |
|---|---|---|
| Dosyanın karmaşıklığı | Taraf, olay ve delil sayısı; uzmanlık ihtiyacı | Bilirkişi görevlendirmeleri ve raporlar; gerçekten gerekli inceleme ile tekrarlanan işlemi ayırma |
| Başvurucunun davranışı | Süresinde işlem yapılıp yapılmadığı; mazeretlerin nedeni | Dilekçe ve duruşma kayıtları; kişinin kendi ertelemesinin etkisini açıklama |
| Yetkili makamların tutumu | İşlemsiz bekleme, tebligat, rapor ve dosya sevk gecikmesi | Ara karar, müzekkere ve safahat kayıtları; bekleme için somut gerekçe bulunup bulunmadığı |
| Uyuşmazlığın kişi için önemi | Geçim, aile ilişkileri, özgürlük veya ekonomik faaliyet üzerindeki etki | İlgili kayıtlar; soyut sıkıntı anlatımından farklı olarak kişisel önemi gösterme |
Başvurucunun neden olduğu gecikmeler nasıl ele alınır?
Başvurucunun usul işlemlerini sürekli geciktirmesi veya gerekli belgeleri açıklanabilir bir neden olmadan sunmaması değerlendirmede aleyhine etkili olabilir. Fakat kanun yoluna başvurması, gerekçeli bilirkişi itirazı yapması veya savunma için gerekli süreyi istemesi tek başına kötüye kullanım değildir. Hangi davranışın hangi zaman kaybına yol açtığı somutlaştırılmalıdır. [11, §§ 42–46 ve 56–64]
Başvurucunun bir dönem gecikmeye katkısı bulunduğu için bütün yargılamadaki kamu kaynaklı beklemelerin önemsiz hâle geldiği de söylenemez. Doğru yöntem, dönemleri ayırmak ve her dönemin nedenini göstermek olur. Örneğin başvurucunun iki aylık erteleme talebi ile mahkemenin daha sonra bir yıl boyunca aynı müzekkere cevabını beklemesi aynı gerekçeyle açıklanamaz. Bu örnek varsayımsaldır; değerlendirme gerçek dosya kayıtları üzerinden yapılır.
İş yükü ve bilirkişi gecikmesi yeterli açıklama mıdır?
Dosyanın çok taraflı olması ve uzman incelemesi gerektirmesi dikkate alınır; buna rağmen mahkemenin süreci yönetme yükümlülüğü devam eder. Kronik iş yükü ve organizasyon sorunları, devletin makul sürede yargılama sağlama görevini ortadan kaldırmaz. [11; 16, § 93]
Güher Ergun ve diğerleri kararında çok taraflı bir tapu davasının özellikleri incelenmiş; tebligatlar, bilirkişi işlemleri ve dosyanın aktarılması sırasında oluşan gecikmeler birlikte değerlendirilmiştir. AYM, karmaşıklığı kabul etmekle birlikte bütün beklemeleri bununla açıklamamış ve ihlal sonucuna ulaşmıştır. Başvuruda yalnız duruşma sayısını vermek yerine, birbirini izleyen ara kararların neden sonuç üretmediğini göstermek bu nedenle daha yararlıdır. [11, §§ 56–64]
Sürenin başlangıcı ve bitişi nasıl belirlenir?
Ceza soruşturması ve kovuşturmasında başlangıç
Ceza yargılamasında makul süre her zaman iddianamenin kabulüyle başlamaz. Kişinin suç isnadından resmen haberdar edilmesi veya arama, yakalama, ifade alma gibi işlemlerle durumunun isnattan esaslı biçimde etkilenmesi başlangıç bakımından önem taşır. Somut dosyada hangi olayın başlangıç olduğu, işlem ve tebliğ belgeleriyle açıklanmalıdır. [12, §§ 34–36]
İncelemede soruşturma, ilk derece ve ilgili kanun yolu aşamaları bir bütün oluşturabilir. Görevsizlik, bozma veya yeniden görülen dava nedeniyle yeni esas numarası verilmesi, önceki yılları kendiliğinden hesap dışına çıkarmaz. Bununla birlikte birbirinden bağımsız soruşturmalar veya farklı kişilerin dosyaları tek bir yargılama gibi birleştirilmemelidir. [11; 12]
Hukuk ve idari davalarda toplam süreç
Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda genel başlangıç davanın açıldığı tarihtir. Zorunlu ön süreçler ile icra aşamasının hesaba etkisi, uyuşmazlığın niteliği ve uygulanabilir içtihat üzerinden ayrıca incelenir. Yargılama sürüyorsa incelemenin yapıldığı zamana kadar geçen süre önemlidir. İstinaf, temyiz ve bozma sonrasındaki yargılama, bağlantısı içinde ele alınmalıdır. [11, §§ 50–52; 13, § 46]
Abdurrahman Görken ve diğerleri kararında, başvurucuların ilk derece kararına kendilerinin kanun yoluna başvurmaması nedeniyle sürecin onlar için sona erdiği kabul edilmişti. AYM, diğer tarafların başvuruları üzerine yargılamanın sürdüğünü dikkate alarak bu değerlendirmeyi hak ihlaline yol açan bir yaklaşım olarak gördü. Karardan çıkarılacak sonuç, her dosyada bütün taraflar için tek bitiş tarihi bulunduğu değildir; kesinleşmenin hangi karar ve hangi taraf yönünden gerçekleştiği dosya üzerinden belirlenmelidir. [17, §§ 20–23]
Kararın icra edilmemesiyle dava süresini ayırmak
Mahkeme kararının uygulanması, adil yargılanma güvenceleri bakımından yargılama süreciyle bağlantılıdır. Ancak “davam geç bitti” ve “kazandığım karar uygulanmıyor” şikâyetleri her başvuru yolunda aynı kapsamda değildir. 6384 sayılı Kanun’un eski AİHM başvuruları ve belirli geçiş dosyaları için öngördüğü icra şikâyetleri, 2/3-a maddesindeki her doğrudan müracaat için sınırsız bir yetki oluşturmaz. [3, m. 2 ve geçici hükümler; 20, §§ 196–198]
Bu nedenle kararın uygulanmasını beklemek, kesinleşen yargılamaya ilişkin bir aylık müracaat süresini kendiliğinden koruyan bir yöntem sayılmamalıdır. Yargılama gecikmesi için süre ayrı izlenmeli; icra veya uygulamama sorunu yönünden görevli merci ve uygun başvuru ayrıca belirlenmelidir. Resmî bir formda icraya ilişkin ibare bulunması da kanunun görev sınırını genişletmez. [3; 8]
Tazminat Komisyonuna nereye ve nasıl başvurulur?
Doğrudan müracaatın kapsamı ve Komisyonun görevi
12 Mart 2024’te yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun değişikliğiyle makul süre şikâyetleri için kalıcı ve doğrudan Komisyon müracaatı düzenlenmiştir. Yeni bir 5/A müracaatında önce AYM’den veya AİHM’den ret kararı almak gerekmez. Başvuru, yargılamayı yürüten hâkim aleyhine açılan kişisel bir tazminat davası da değildir; kanundaki idari giderim yolunun kullanılmasıdır. [3; 10; 16, §§ 88–97]
Komisyonun işi, davanın esasını yeniden çözmek veya sanığın suçlu olup olmadığını belirlemek değildir. AYM, E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararında bu mekanizmanın idari niteliğini, erişilebilirliğini, tazminat sağlama kapasitesini ve yargısal denetimini değerlendirmiş; 6384 sayılı Kanun’un 2/3-a bendinin iptali istemini reddetmiştir. Bu sonuç, her bireysel Komisyon kararının yeterli veya hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. [16, §§ 94–97]
Fiziksel başvuru ve Cumhuriyet başsavcılığı aracılığı
Komisyon Başkanlığına hitaben imzalı dilekçe ve eklerle doğrudan müracaat yapılabilir. Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla yapılan müracaatta ise başsavcılığa başvuru tarihi esas alınır. Evrakın hangi tarihte teslim edildiğini gösteren alındı veya kayıt belgesi saklanmalıdır. Posta kullanılıyorsa yalnız postaya verme tarihinin her durumda başvuru tarihi sayılacağı varsayılmamalı; teslim ve kayıt durumu izlenmelidir. [3, m. 5/4 ve 5/A]
Başkanlığın resmî sitesindeki iletişim adresi, araştırma tarihinde Milli Müdafaa Cad. No:8 Kat:5, Bakanlıklar, Kızılay/Ankara olarak gösterilmektedir. Gönderimden önce güncel adres ve kurum duyurusu kontrol edilmelidir. Resmî form, başvuruyu düzenlemek için kullanılabilir; fakat somut olayın açıklanması ve gerekli ekler bakımından yalnız formdaki boşlukların doldurulmasıyla yetinilmemelidir. [8; 10]
UYAP Vatandaş Portal üzerinden elektronik başvuru
Adalet Bakanlığının 15 Haziran 2026 tarihli duyurusuna göre vatandaşların bireysel Tazminat Komisyonu müracaatları 12 Haziran 2026’dan itibaren UYAP Vatandaş Portal üzerinden yapılabilir. Duyuru, e-Devlet kimlik doğrulamasıyla giriş, başvuru oluşturma, belgeleri yükleme ve süreci çevrim içi izleme imkânını açıklamaktadır. [7]
Elektronik işlemde dosyanın yalnız taslak olarak kaydedilmesi yeterli görülmemelidir. Gönderimin tamamlandığı, doğru başvuru türünün seçildiği ve eklerin okunabilir biçimde yüklendiği kontrol edilmeli; sistemin ürettiği tarihli işlem ve kayıt bilgisi saklanmalıdır. Teknik sorun yaşanırsa ekran kaydı tek başına süresinde müracaat yerine geçmez; süre elveriyorsa kanunen geçerli diğer kanallardan başvuru tamamlanmalıdır.
Vatandaş Portal duyurusu ile Avukat Portal üzerinden yapılabilen işlemler ayrı değerlendirilmelidir. Komisyonun Şubat 2025 duyurusu, avukat ve vatandaşların dosya görüntülemesine ilişkindir; Haziran 2026 duyurusu ise vatandaş müracaatını açıkça başlatmaktadır. Dosya görüntüleme imkânı, her temsil veya başvuru türünün aynı modülden gönderilebildiğini tek başına göstermez. Avukat, kullanacağı güncel modülün temsil yetkisini ve başvuru tamamlama imkânını kontrol etmelidir. AYM bireysel başvuru modülüyle Tazminat Komisyonu müracaatı da farklı işlemlerdir. [7; 27]
Yanlış mercie başvuru ve masraflar
CİMER’e şikâyet, kuruma sıradan e-posta gönderme veya davayı gören mahkemeye yalnız hızlandırma dilekçesi verme, usulüne uygun Komisyon müracaatının yerini kendiliğinden tutmaz. Başvurunun doğru makama yönelmesi ve kanundaki şekil şartlarını taşıması gerekir. Yanlış gönderilen her dilekçenin aktarılacağına ve ilk gönderim tarihinin korunacağına ilişkin genel bir güvence yoktur. CMK’nin 142/2. maddesindeki belirli koruma tedbiri taleplerinin Komisyona gönderilmesi kuralı, bütün yanlış makul süre başvurularına genişletilemez. [3; 4]
Avukatla temsil zorunlu değildir. Komisyona müracaat damga vergisi ve harçtan muaftır; ancak bu, temsil ve belge giderlerinin tamamının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Komisyonun resmî duyurusunda vekâletname aslı için baro pulu, avukatın onayladığı suret için baro pulu ve vekâlet suret harcı aranacağı açıklanmıştır. Avukatlık sözleşmesinden doğan ücret ile merciin hükmedebileceği yargılama giderleri ayrı konulardır; tazminat kazanıldığında bütün masrafların otomatik ödeneceği vaat edilmemelidir. [3, m. 5/6; 9]
Başvuru süreleri: Bir ay, on beş gün ve otuz gün ayrımı
Devam eden ve kesinleşen dosyada süre
Devam eden soruşturma veya yargılamada 5/A müracaatı için davanın bitmesi beklenmez. Bu imkân, yeni açılmış her dosyanın hemen tazminat doğuracağı anlamına gelmez; makul sürenin aşıldığı iddiasını destekleyen olgular yine gerekir. Süreç kesin bir kararla sonuçlanmışsa öğrenmeden itibaren bir aylık son müracaat süresi uygulanır. [3, m. 5/A]
Kanun “bir ay” demektedir; bunu her olayda “otuz gün” olarak yazmak doğru değildir. Başlangıç olayının saptanması ile ay hesabının yapılması iki ayrı iştir. Takvim ayı, son günün niteliği ve varsa somut olaya uygulanabilir süreyi etkileyen özel düzenlemeler birlikte kontrol edilmeli; adli tatilin bu idari müracaat süresini kendiliğinden uzattığı varsayılmamalıdır. En güvenli uygulama, öğrenme belgesini elde eder etmez süreyi kayda almak ve son günü beklememektir.
| İşlem | Süre veya başvuru zamanı | Başlangıç ve sınır |
|---|---|---|
| Doğrudan makul süre müracaatı | Süreç devam ederken; bitmişse en geç bir ay | Kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesi; 6384 m. 5/A |
| Haklı mazeretle geciken müracaat | Mazeretin kalkmasından itibaren on beş gün | Mazereti doğrulayan belgelerle birlikte; otomatik ek süre değildir |
| 5/A müracaatındaki eksiklik | Bildirilen bir aylık tamamlama süresi | Eksiklik yazısının içeriği ve bildirimi; süresinde tamamlanmazsa ret |
| Eski AYM/AİHM dosyalarına ilişkin geçiş yolu | İlgili hükümde üç ay | Geçici 2 veya 3. maddedeki dosya, tarih ve karar şartları ayrıca aranır |
| Komisyon kararına itiraz | Tebliğden itibaren on beş gün | Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesi; m. 7/4 |
| AYM bireysel başvurusu | Kural olarak otuz gün | Etkili yollar tüketildikten sonra nihai kararın gerekçesinin öğrenilmesi |
| AİHM başvurusu | Kural olarak dört ay | Etkili iç hukuk yollarındaki nihai karar ve uygulanabilir öğrenme kuralları; usulüne uygun tam başvuru gerekir |
Bu tablo tek bir başvuruya art arda eklenebilen süreler listesi değildir. Özellikle 5/B kapsamındaki koruma tedbiri taleplerinin karar veya hükmün tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşmesini izleyen bir yıllık süre düzeni, genel makul süre müracaatının bir aylık süresinin yerine geçirilemez. [3, m. 5/B; 5; 25]
UYAP’tan öğrenme ve UETS tebliği
5/A maddesi sürenin başlangıcını tebliğe değil öğrenmeye bağlar. Bu nedenle nihai kararın gerekçesi veya sürecin kesin biçimde sona erdiği, dosya incelemesi ya da UYAP işlemiyle daha önce öğrenilmişse yalnız daha sonraki tebligatı esas almak risklidir. Hangi kaydın neyi gösterdiği açıklanmalıdır; bir belgenin sisteme yüklenmesi ile kişinin o belgeyi açması aynı olgu değildir. [3, m. 5/A]
AYM’ye bireysel başvuru bakımından Hüseyin Aşkan kararı, UYAP üzerinden gerekçeli nihai kararın açılarak okunmasına ilişkin kayıtların öğrenme tarihinin belirlenmesinde kullanılabileceğini gösterir. Karar, AYM’nin otuz günlük süresine ilişkindir; Komisyonun bir aylık süresini otuz güne dönüştürmez. [26, §§ 20–31]
Komisyon kararına itirazda ise 6384 sayılı Kanun’un 7/4. maddesi tebliğ tarihini esas alır. Elektronik tebligat, 7201 sayılı Kanun’un 7/a maddesi uyarınca elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. AYM’nin Star İnşaat kararında elektronik adrese 25 Kasım 2020’de ulaşan bildirim 30 Kasım’da tebliğ edilmiş sayılmalıydı. Buna rağmen sürenin ilk tarihten hesaplanarak 11 Aralık’taki itirazın reddedilmesi, mahkemeye erişim hakkını ihlal etmiştir. [3; 6; 19, §§ 13–21]
Bu kararın sağladığı güvence, öğrenme esaslı AYM başvurusunda da her durumda beş gün bekleneceği şeklinde yorumlanamaz. Dosyada UETS ulaşma, kanuni tebliğ, UYAP açılma ve gerekçeyi fiilen öğrenme kayıtları ayrı tutulmalıdır. Hangi sürenin hesaplandığı belirlenmeden tarih seçilmemelidir. [19; 26]
Mazeret, eksiklik ve eski dosyalardaki üç aylık süre
Haklı mazeret nedeniyle 5/A süresinde müracaat edilememişse, mazeretin kalkmasından itibaren on beş gün içinde başvuru yapılabilir. Mazeretin varlığı kadar, başvuruyu hangi tarihler arasında neden engellediği de belgelenmelidir. Salt unutma veya dosya takibindeki her aksama otomatik olarak haklı mazeret sayılmaz. Komisyonun eksik evrak için verdiği bir aylık süre ise ilk müracaat süresiyle karıştırılmamalıdır. [3, m. 5/A/1–3]
Geçici 2. madde, 9 Mart 2023 itibarıyla AYM’de derdest belirli dosyaları; geçici 3. madde ise 12 Mart 2024 itibarıyla AYM’deki belirli dosyaları, düşme kararlarını ve hükümde tanımlanan bazı AİHM başvurularını düzenler. Bu gruplardaki üç aylık müracaatın başlangıcı, ilgili geçiş hükmüne ve kararın tebliğine göre belirlenir. Geçmişteki bir ret kararındaki üç aylık süre, bugün ilk kez yapılacak her Komisyon müracaatına uygulanmaz. [3, geçici m. 2–3]
Etkili başvuru dosyası nasıl hazırlanır?
Olay, gecikme, belge ve talep arasındaki bağ
İyi hazırlanmış bir dilekçe, davanın esasını baştan sona tekrar etmek yerine makul süre incelemesi için gerekli olayları seçer. Açık kimlik ve adres, temsil bilgileri, başvuruya konu süreç, ileri sürülen zararın niteliği ve miktarı ile belgeler gösterilir. Dilekçe imzalanır. Başlangıçtan itibaren bütün eski ve yeni esas numaraları belirtilerek dosyanın sürekliliği görünür kılınır. [3, m. 5/A/2; 8]
Her önemli gecikme dönemi için “hangi işlem bekleniyordu, ne kadar beklendi, neden sonuç alınamadı, başvurucunun buna etkisi neydi?” soruları cevaplanmalıdır. İlgili belgeye ek numarasıyla ulaşılabilmelidir. Komisyonun bilgi ve belge isteme yetkisi bulunması, başvurucunun kendi iddiasını açıklama ve elindeki belgeleri sunma yükünü ortadan kaldırmaz. [3, m. 4/5–6 ve 5/A]
| Dosya unsuru | Ne için gerekli? | Uygulama notu |
|---|---|---|
| Kimlik ve taraf sıfatı | Başvurucuyu ve kişisel etkilenmeyi belirleme | Tüzel kişide temsil; mirasçıda ilgili tarafın yerine katılma belgeleri |
| Başlangıç ve bitiş belgeleri | Toplam sürenin ve müracaat zamanının denetimi | İfade, dava açılışı, nihai karar, kesinleşme ve öğrenme kayıtlarını ayırma |
| Safahat ve gecikme kronolojisi | İşlemsiz veya tekrarlı dönemleri gösterme | Tarih, işlem, beklenen süre, neden, belge ve sorumluluk açıklaması |
| Duruşma ve ara kararlar | Ertelemenin kimden ve neden kaynaklandığını inceleme | Mazeretler ve başvurucunun kendi gecikmeleri de sunulmalı |
| Kişisel etkinin belgeleri | Uyuşmazlığın önemini ve manevi zararı açıklama | Gerekli ve ilgili kayıtlar; gereksiz üçüncü kişi verilerinden kaçınma |
| Önceki giderim kayıtları | Daha önce incelenen dönem ve ödemeyi belirleme | Önceki Komisyon, AYM veya AİHM dosyasını gizlememe |
Talep sonucu nasıl kurulmalı?
Talep, 5/A kapsamına uygun olarak belirli bir manevi tazminat istemiyle açıklaştırılmalıdır. Davanın süresi, gecikme dönemleri ve kişi üzerindeki etkisi tutarla ilişkilendirilir. Başvuru devam eden bir dosyaya ilişkinse, yargılamanın hâlen sürdüğü ve güncel aşaması yazılır; 6384 sayılı Kanun’un 8. maddesindeki bildirim ve ivedilik düzeni bakımından dosya bilgileri doğru verilir. [3, m. 5/A ve 8]
Yalnız “bütün haklarım ihlal edildi” veya “uygun tazminat istiyorum” gibi genel ifadelerle yetinmek yerine, ihlal iddiası ve istenen giderim somutlaştırılmalıdır. Aynı süreçte savunma hakkı, gerekçeli karar, tutuklama veya mülkiyet hakkı sorunu varsa bunlar ayrıca ayrıştırılmalıdır. Makul süre müracaatı, diğer ihlal iddiaları için gereken olağan başvuruların ve sürelerin yerine geçmez. [5, m. 45–48]
Temsil edilen her kişi için yetki belgesi ve ayrı etkilenme açıklaması kontrol edilir. İletişim bilgileri güncel tutulur; eksiklik ve karar bildirimlerinin ulaştığı adres izlenir. Dilekçenin internette paylaşılacak örneğinde kimlik, sağlık, çocuk ve üçüncü kişi bilgileri anonimleştirilir; kuruma sunulan dosyada ise inceleme için gerekli bilgiler eksiltilmez.
Ne kadar tazminat alınır ve hangi zarar istenebilir?
Sabit yıllık tarife veya otomatik hesap yoktur
6384 sayılı Kanun, her geciken yıl için sabit bir tutar belirlemez. Komisyon, AYM ve AİHM içtihatlarını gözeterek gerekçeli karar verir. Sürenin uzunluğu, uyuşmazlığın önemi, başvurucuya yüklenebilen gecikmeler ve kişisel etkiler birlikte değerlendirilir. Eski bir karardaki tutarı bugüne aynen taşımak veya yalnız enflasyonla artırıp kesin sonuç gibi sunmak güvenilir bir hesap yöntemi değildir. [3, m. 7/2; 18]
AİHM’in Scordino/İtalya (No. 1) kararına göre aşırı uzun yargılamanın manevi zarar doğurduğu yönünde güçlü fakat aksi gösterilebilir bir karine vardır. Bu yaklaşım, her dosyada sağlık raporu sunulmasını değişmez ön şart hâline getirmez. Bununla birlikte başvurucunun özel etkilenmeyi açıklaması değerlendirmeyi güçlendirir. Ulusal tazminatın AİHM tutarından düşük olması tek başına yetersizlik değildir; yolun hızı, gerekçesi ve ödemenin etkinliği de önem taşır. [20, §§ 189–206]
Maddi zarar ve alacağın değer kaybı
Genel makul süre müracaatı manevi tazminatla sınırlıdır. Davanın uzaması yüzünden alacağın değer kaybetmesi, kazanç kaybı veya başka ekonomik zarar ileri sürülüyorsa bunlar otomatik olarak 5/A kapsamında ödenmez. Ekonomik kaybın asıl borç ilişkisindeki faiz, ayrı zarar iddiası, koruma tedbiri veya başka özel sorumluluk rejimiyle bağlantısı ayrıca kurulmalıdır. Bu makale bütün ekonomik zararlar için tek bir görevli mahkeme veya ortak süre önermez. [3; 4]
Güher Ergun ve B.E. kararlarında da maddi tazminat taleplerinin kabul edilmesi için ihlal ile ileri sürülen kayıp arasında gerekli bağın ortaya konulması aranmış ve ilgili talepler reddedilmiştir. Manevi ihlal tespiti, talep edilen her maddi tutarın ispatlandığı anlamına gelmez. [11, § 68; 12, § 48]
Mustafa Mahmut Soylu, öğretide maddi zararın giderimi konusundaki boşluğu eleştirmekte ve Komisyonun yetkisinin bu yönden genişletilmesini önermektedir. Bu bir hukuk politikası önerisidir; yürürlükteki 5/A maddesinin maddi tazminata zaten izin verdiği biçiminde okunamaz. Başvuruda yürürlükteki kural ile değişiklik önerisi ayrı tutulmalıdır. [22, s. 17–18]
Yetersiz tazminata karşı itiraz
Komisyonun bir ödeme belirlemesi, ihlalin bütün sonuçlarının yeterince giderildiğini her durumda göstermez. M.G. ve diğerleri kararında AYM, Komisyon ve itiraz sürecindeki tazminatları kendi ve AİHM içtihadındaki ölçütlerle değerlendirmiş; giderimin yetersizliği nedeniyle makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Giderim olarak yeniden yargılama öngörmüş; kendisinden istenen tazminatı ayrıca kabul etmemiştir. [18, §§ 17–27]
Bu karar, “düşük bulduğum her tutar artırılır” sonucunu doğurmaz. İtirazda emsalin tarihi, yargılama süresi, dosya türü, kişisel durum ve gecikmenin nedeni açıklanmalıdır. Eski bir tutarın yalnız nominal büyüklüğünü göstermek yerine, neden somut olayda yetersiz giderim bulunduğu ortaya konulmalıdır.
Komisyon kararı, ödeme ve devam eden davanın durumu
Komisyon bütün başvuruları dokuz ayda bitirmek zorunda mıdır?
Hayır; dokuz aylık süre her Komisyon müracaatına uygulanmaz. 6384 sayılı Kanun’un 7/1. maddesindeki dokuz aylık karar süresi, açıkça 2. maddenin birinci ve ikinci fıkraları kapsamındaki müracaatlara ilişkindir. Geçici 2. maddede belirli AYM dosyaları için on altı aylık özel süre bulunur. 2/3-a ve 5/A kapsamındaki yeni doğrudan makul süre müracaatlarına bu sürelerden biri, kapsam ayrımı yapılmadan genel bitiş tarihi olarak yazılamaz. [3, m. 7/1 ve geçici m. 2/4]
Özel bir sabit sürenin bulunmaması, başvurunun sınırsız bekletilebileceği anlamına da gelmez. Tazminat yolunun kendisi erişilebilir ve etkili olmalı; inceleme ve ödeme süreci yeni bir aşırı gecikmeye dönüşmemelidir. AİHM’in Scordino kararındaki etkililik değerlendirmesi, yalnız tazminat tutarıyla sınırlı değildir. [20, §§ 195–206]
Tazminat ne zaman ödenir?
6384 sayılı Kanun’un 7/5. maddesi, kararlaştırılan tazminatın kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Adalet Bakanlığı tarafından ödenmesini öngörür. Tebliğ, itiraz ve kesinleşme tarihleri bu nedenle ödeme takibinde de önemlidir. Güncel iletişim ve ödeme için istenen bilgilerin doğru verilmesi, karar ve teslim kayıtlarının saklanması gerekir. Kanuni ödeme süresi, her başvurunun üç ayda sonuçlanacağı anlamına gelmez. [3]
Ödeme yapılmazsa kararın kesinleştiği ve ödeme süresinin dolduğu belgelenerek uygulanmama sorunu ayrıca değerlendirilmelidir. Burada Komisyon kararındaki ödeme rejimiyle AYM’nin kendi hükmettiği tazminata ilişkin hüküm fıkrası birbirine karıştırılmamalıdır. Faiz ve cebri icra gibi ek talepler, ilgili karar ve uygulanacak usul üzerinden belirlenir; her dosya için tek bir otomatik faiz başlangıcı varsayılmaz.
Başvuru, davayı hızlandırır veya sonucu değiştirir mi?
Kanun’un 8. maddesine göre kesinleşen Komisyon veya Ankara Bölge İdare Mahkemesi kararının örneği ilgili adli ya da idari mercie gönderilir; başvuruya konu süreç sonuçlanmamışsa ilgili merci tarafından ivedilikle sonuçlandırılır. Bu hüküm, devam eden yargılamanın takibinde dayanak gösterilebilir. Bununla birlikte müracaatın yapılması davayı kendiliğinden bitirmez, mahkûmiyeti kaldırmaz ve otomatik tahliye sağlamaz. [3, m. 8]
Başvurucu esas davadaki duruşmaları, delil işlemlerini ve kanun yolu sürelerini izlemeyi sürdürmelidir. Aynı şekilde daha önce bir dönem için giderim sağlanmış olması, daha sonraki her beklemenin otomatik olarak ayrıca ödeneceği anlamına gelmez. Yeni gecikme iddiasında önceki inceleme dönemi ve ödeme açıklanmalı; aynı dönemin mükerrer giderimi ile sonradan oluşan sorun ayrılmalıdır.
Komisyon sonrasında itiraz, AYM ve AİHM yolları
Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz
Komisyonun ret kararına veya tazminatın yetersizliğine karşı tebliğden itibaren on beş gün içinde, Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine başvurulur. İtiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme Komisyon kararını yerinde görmezse işin esası hakkında karar verir; itiraz üzerine verilen karar olağan kanun yolu bakımından kesindir. [3, m. 7/4]
İtiraz dilekçesi, ilk müracaatın tekrarından ibaret olmamalıdır. Hangi ret gerekçesinin neden yanlış olduğu, sürenin hangi belgeden hesaplanacağı, değerlendirilmemiş gecikme veya kişisel etki ve tazminatın hangi nedenle yetersiz kaldığı açıklanmalıdır. Komisyon kararı ve tebliğ belgesi eklenir. Star İnşaat kararındaki gibi yanlış tebliğ hesabı varsa ilgili elektronik teslim ve tebliğ kayıtları doğrudan gösterilmelidir. [19]
AYM’ye hangi koşullarda gidilir?
AYM bireysel başvurusu, Komisyon müracaatı ve etkili itiraz yolu tüketildikten sonra gündeme gelir. Nihai kararın gerekçesinin öğrenilmesinden itibaren kural olarak otuz günlük süre izlenir. Başvuruda yalnız “dava uzun sürdü” demek yerine, Komisyon ve mahkemenin neden yeterli giderim sağlamadığı veya başvuruya erişimi hangi değerlendirmeyle engellediği açıklanır. İddia daha önce ilgili mercilere özü itibarıyla sunulmuş ve belgelenmiş olmalıdır. [5, m. 45–48; 17; 18; 26]
Başvuru süresi, kişisel ve güncel etkilenme, ortak koruma alanı, başvuru yollarının usulüne uygun tüketilmesi ve iddiaların temellendirilmesi ayrı kabul edilebilirlik koşullarıdır. AYM olağan bir temyiz mercii değildir. Talep, anayasal ihlal ve buna uygun giderim üzerinden kurulmalıdır. İhlal tespiti her zaman doğrudan ek tazminatla sonuçlanmaz; yeniden yargılama yeterli giderim görülebilir. [5, m. 45–50; 18, §§ 25–27]
Eski kararlar neden bugünkü yolla birlikte okunmalı?
Ümmühan Kaplan/Türkiye pilot kararı, uzun yargılamalar ve etkili giderim eksikliği bakımından yapısal sorunu tespit etmiştir. Nevriye Kuruç kararında AYM de sürekli bir etkili başvuru yoluna ihtiyaç bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu kararların bugünkü önemi, yalnız geçmişte tazminat verilmiş olması değil, giderim sisteminin kurulmasına ilişkin gerekçeleridir. [21, §§ 51–75; 13]
Veysi Ado kararında, 9 Mart 2023 itibarıyla AYM’de bulunan dosyalar için açılan Komisyon yolu tüketilmediği için kabul edilemezlik kararı verilmiştir. Bu sonuç, yargılamanın makul olduğunun esastan kabulü değildir. Başvurucu doğru giderim yolunu önce kullanmalıdır. [14, §§ 35–51]
Keser Altıntaş kararında ise o tarihteki kalıcı yol eksikliği ve sistemin işleyişi değerlendirilerek başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan neden bulunmadığı gerekçesiyle düşme kararı verilmiştir. M. Emin Kuz’un karşıoyunda, etkili yol oluşturulmamasının başvuruların incelenmemesini haklı kılamayacağı savunulmuştur. Çoğunluk da yeni bir başvuru yolu kurulursa yeniden değerlendirme yapılacağını belirtmiştir. Bu 2023 kararını, 2024’te kurulan kalıcı yol ve 2025–2026 kararları dikkate alınmaksızın “AYM artık hiçbir makul süre meselesini incelemez” şeklinde sunmak doğru değildir. [15, §§ 79–86 ve karşıoy; 16; 17; 18]
AİHM başvurusu ne zaman gündeme gelir?
Etkili iç hukuk yolları usulüne uygun tüketildikten sonra, ihlal veya yetersiz giderim iddiası sürüyorsa AİHM başvurusu değerlendirilebilir. Genel başvuru süresi dört aydır; başlangıç, nihai iç hukuk kararı ve somut öğrenme koşullarına göre belirlenir. AİHM’e gönderilecek başvuru formunun ve belgelerin Mahkeme İçtüzüğü’nün 47. maddesine uygun olması gerekir. Eksik veya gayriresmî bir başvurunun süreyi koruyacağı varsayılmamalıdır. [2, m. 35; 25]
Yeterli giderim sağlanmışsa mağdur sıfatı sorunu ortaya çıkabilir. Sadece istenenden daha az para verilmiş olması başvurunun kabul edileceğini göstermez. Tazminatın yeterliliği, ulusal süreçte ihlalin tanınması, kararın uygulanması ve yolun bütün olarak etkisi incelenir. Scordino kararındaki bu değerlendirme, iç hukukta etkili bir yolun tüketilmesi kuralıyla birlikte okunmalıdır. [20, §§ 178–206]
Avukatların ve başvurucuların sık yaptığı hatalar
Başvuru hatalarının önemli bir bölümü, farklı giderim yollarının tek bir süre ve dilekçe altında toplanmasından kaynaklanır. Özellikle şu kontroller yapılmalıdır:
- Yanlış görev ve başvuru türü: Genel makul süre müracaatı, koruma tedbiri tazminatı ve kararın icra edilmemesi iddiası ayrı sınıflandırılmalıdır.
- Yanlış başlangıç tarihi: Gerekçeli karar, kesinleşme, öğrenme ve tebliğ kayıtları ayrılmalıdır. UETS’in beş günlük kuralı, öğrenmeye bağlı her süreye taşınmamalıdır.
- Eski geçiş süresini genelleştirme: Üç aylık AYM yönlendirme süresi ile yeni doğrudan müracaatın bir aylık süresi karıştırılmamalıdır.
- Başvurucu sıfatını varsayma: Çok taraflı dosyada ve mirasçılıkta kişinin ilgili yargılamayla bağlantısı ayrı gösterilmelidir.
- Sadece toplam yılı yazma: İşlemsiz dönemler, tekrarlanan işlemler ve başvurucuya yüklenebilen gecikmeler birlikte açıklanmalıdır.
- Temsil veya ek eksikliği: Vekâletname, gerekli pul ve suret harcı, okunabilir kararlar ve bildirim kayıtları denetlenmelidir.
- Taslağı gönderilmiş başvuru sanma: Elektronik sistemde işlem tamamlanmalı, kayıt bilgisi ve yüklenen ekler saklanmalıdır.
- Kesin tutar veya süre vaadi: Her yıla sabit tazminat, her başvuruya dokuz aylık sonuç ve bütün giderlerin ödenmesi vaat edilmemelidir.
- İtirazı veya diğer hakları ihmal etme: Komisyon kararındaki gerekçe ve on beş günlük itiraz süresi izlenirken, esas davanın ve diğer ihlal iddialarının süreleri de korunmalıdır.
Bu kontroller, sırf şekli bir düzen oluşturmak için yapılmaz. Başvurunun reddedilmesi, gecikmenin gerçekten haklı olduğu için değil; yanlış süre, sıfat, belge veya yol nedeniyle de gerçekleşebilir. Dosya hazırlığında amaç, uyuşmazlığın esasını gereksizce tekrarlamadan incelemeye elverişli bir ihlal iddiası kurmaktır. [3; 8; 9; 14; 17; 19; 26]
Tazminat, uzun yargılama sorununu tek başına çözer mi?
Tazminat, geçmişteki beklemenin zararını gidermeye yönelir; yargılama düzenindeki bütün gecikme nedenlerini ortadan kaldırmaz. Kanun’un 8. maddesindeki ivedilik düzeni ve esas yargılamanın etkin takibi bu nedenle önemlidir. AİHM de gecikmeyi önleyen yollarla gerçekleşmiş ihlali gideren yolların farklı işlevlerini açıklamaktadır. Bununla birlikte yalnız tazminat sağlayan bir yol, sırf bu özelliği nedeniyle otomatik olarak etkisiz sayılmaz. [3; 20, §§ 181–189]
İsmet Mazlum, Komisyonun yapısını medeni usul hukuku açısından tartışmakta ve hukuki niteliğine ilişkin eleştiriler geliştirmektedir. Bu akademik tartışma, AYM’nin 2025 norm denetimi kararında Komisyon sürecini idari nitelikte kabul etmiş olmasından ayrı aktarılmalıdır. Sevimnur Üçüncü Kasımoğlu ise tazminat yolunun, yargılamayı uzatan yapısal nedenlere yönelik önleyici tedbirlerle desteklenmesi gerektiğini vurgular. [23, s. 1973–1974; 16, § 96; 24, s. 35–37]
Başvurucu açısından bu ayrımın pratik sonucu şudur: Tazminat talebi hazırlanırken devam eden dosyadaki gerekli işlemler de takip edilir. Sistem hakkındaki eleştiri, mevcut ve etkili kabul edilen başvuru yolunu kullanmama gerekçesine kendiliğinden dönüşmez. Somut yetersizlikler önce uygun mercie sunulur ve gerektiğinde anayasal denetime taşınır. [14; 18]
Konunun ayrıntıları için haksız tutuklama ve gözaltı tazminatı yazımıza bakabilirsiniz.
Sonuç
Uzayan yargılamada etkili hak arama, yalnız geçen yılların sayılmasına dayanmaz. Önce geciken sürecin kapsamı ve kişinin taraf sıfatı belirlenmeli; ardından başlangıç, kesinleşme ve öğrenme belgeleriyle doğru başvuru yolu seçilmelidir. Güncel genel müracaat yolu Tazminat Komisyonudur; yargılama devam ederken kullanılabilir ve kesin sonuç öğrenildikten sonra bir aylık süreyle sınırlıdır.
İncelemeye elverişli bir dosya, her önemli beklemeyi belgeye bağlar, talebi manevi zararla ilişkilendirir ve gerektiğinde Komisyon kararındaki hatayı somut bir itirazla ortaya koyar. Tazminat yolunun kullanılması, esas davanın veya diğer hak ihlallerinin takibini sona erdirmez. Sürenin doğru belirlenmesi ve ihlal iddiasının belgelenmesi, hak aramanın birbirinden ayrılmaz iki parçasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Dava bitmeden Tazminat Komisyonuna başvurabilir miyim?
Evet. 6384 sayılı Kanun’un 5/A maddesi devam eden süreçte müracaata izin verir. Ancak sırf dosyanın açık olması yeterli değildir; makul sürenin aşıldığını gösteren olgular açıklanmalıdır. Ayrıntılar başvuru süreleri bölümündedir. İlgili açıklama.
Dava bittikten sonra başvuru süresi ne kadardır?
Sürecin kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren en geç bir aydır. Bu süre, her durumda otuz gün olarak hesaplanmamalı ve yalnız resmî tebligat beklenmemelidir. İlgili açıklama.
Beş yıl süren her dava için tazminat verilir mi?
Hayır. Sabit bir beş yıl eşiği yoktur. Dosyanın karmaşıklığı, tarafların ve makamların davranışları ile uyuşmazlığın kişi için önemi birlikte incelenir. İlgili açıklama.
Uzayan ceza soruşturması da kapsama girer mi?
Evet. Ceza soruşturması da kapsamdadır. Başlangıç, her dosyada iddianame tarihi değildir; kişinin isnattan haberdar edildiği veya esaslı biçimde etkilendiği işlemler önem taşıyabilir. İlgili açıklama.
UYAP üzerinden Komisyona başvuru yapılabilir mi?
Evet. Vatandaşların bireysel müracaatları 12 Haziran 2026’dan itibaren UYAP Vatandaş Portal üzerinden yapılabilir. Doğru modülde gönderim tamamlanmalı ve tarihli işlem kaydı saklanmalıdır. Avukat işlemleri bakımından güncel portal yetkileri ayrıca kontrol edilir. İlgili açıklama.
Başvuru için avukat zorunlu mudur?
Hayır. Kişi kendisi müracaat edebilir. Avukatla temsil varsa yetki ve vekâletname belgeleriyle ilgili şartlar yerine getirilmelidir. İlgili açıklama.
Başvuru tamamen ücretsiz midir?
Komisyon müracaatı harç ve damga vergisinden muaftır. Avukatlık ücreti, vekâletname ve ilgili belge giderleri ayrı değerlendirilir; muafiyet bütün maliyetleri kaldırmaz. İlgili açıklama.
Her geciken yıl için ne kadar tazminat alınır?
Kanunda herkese uygulanan sabit yıllık tarife yoktur. Tutar somut dosya ve içtihat ölçütleriyle değerlendirilir; önceki bir karardaki tutar kesin ödeme vaadi oluşturmaz. İlgili açıklama.
Alacağımın değer kaybını bu başvuruyla isteyebilir miyim?
Genel 5/A müracaatı manevi tazminata ilişkindir. Alacağın değer kaybı veya başka maddi zarar için ayrı hukuki dayanak, görev ve süre değerlendirmesi gerekir. İlgili açıklama.
Komisyon dokuz ay içinde karar vermek zorunda mıdır?
Dokuz aylık süre, Kanun’un 7/1. maddesinde belirtilen başvuru grupları içindir. Yeni doğrudan makul süre müracaatlarının tamamına uygulanabilecek genel sonuçlanma süresi olarak gösterilemez. İlgili açıklama.
Komisyon kararına nereye itiraz edilir?
Kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde, Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilir. Ret gerekçesi veya tazminatın yetersizliği somut nedenlerle açıklanmalıdır. İlgili açıklama.
UETS’e ulaşan karar için süre hemen başlar mı?
Komisyon kararına tebliğ esaslı itirazda, elektronik adrese ulaşmayı izleyen beşinci günün sonunda tebliğ gerçekleşir. Ancak AYM başvurusu gibi öğrenmeye bağlı sürelerde fiilî öğrenme ayrıca önemlidir; bu iki kural aynı değildir. İlgili açıklama.
Komisyona gitmeden AYM’ye başvurabilir miyim?
Güncel genel makul süre şikâyetinde önce etkili Komisyon ve itiraz yolu kullanılmalıdır. Diğer hak ihlallerinin kendilerine özgü yolları ve süreleri ayrı izlenir. Eski doğrudan AYM kararları bugünkü yolu ortadan kaldırmaz. İlgili açıklama.
Tazminat kazanırsam dava veya ceza ortadan kalkar mı?
Hayır. Makul süre nedeniyle giderim, esas hükmü kendiliğinden kaldırmaz ve otomatik tahliye sağlamaz. Devam eden yargılamanın ivedilikle sonuçlandırılmasına ilişkin kanuni düzen ise takip edilebilir. İlgili açıklama.
Kararlaştırılan tazminat ne zaman ödenir?
6384 sayılı Kanun’a göre kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde ödenir. Bu, ilk başvurunun üç ayda sonuçlanacağı anlamına gelmez. İlgili açıklama.
Tazminat az verilirse AYM artırır mı?
Artış otomatik değildir. Önce itiraz yolu kullanılmalı; sonrasında koşulları varsa AYM’ye yetersiz giderim iddiasıyla başvurulmalıdır. AYM ihlal bulsa bile doğrudan ek para yerine yeniden yargılamayı yeterli görebilir. İlgili açıklama.
Kaynakça
[1] Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 36, 40, 141 ve 148.
[2] Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 6, 13, 34 ve 35.
[3] 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun, özellikle m. 2, 4, 5, 5/A, 5/B, 6–8 ve geçici m. 2–3; 7499 sayılı Kanun değişiklikleri işlenmiş metin.
[4] 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 141–144.
[5] 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, m. 45–50.
[6] 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 7/a.
[7] UYAP, Vatandaş Portal’da Tazminat Komisyonu’na Başvurular Artık Online, 15.06.2026; uygulama başlangıcı 12.06.2026.
[8] Tazminat Komisyonu Başkanlığı, Formlar, doğrudan başvurular için dilekçe ve ekleri.
[9] Tazminat Komisyonu Başkanlığı, Baro Pulu ve Vekâlet Suret Harcı Zorunluluğu, 12.03.2024 tarihli görüşe ilişkin duyuru.
[10] Tazminat Komisyonu Başkanlığı, Görevlerimiz ve resmî iletişim bilgileri.
[11] AYM, Birinci Bölüm, Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 02.07.2013, özellikle §§ 40–69.
[12] AYM, İkinci Bölüm, B.E., B. No: 2012/625, 09.01.2014, özellikle §§ 28–49.
[13] AYM Genel Kurul, Nevriye Kuruç, B. No: 2021/58970, 05.07.2022, §§ 43–59, 82–115.
[14] AYM Genel Kurul, Veysi Ado, B. No: 2022/100837, 27.04.2023, §§ 35–51.
[15] AYM Genel Kurul, Keser Altıntaş, B. No: 2023/18536, 25.07.2023, §§ 79–86 ve M. Emin Kuz’un karşıoyu.
[16] AYM, E.2024/98, K.2025/149, 10.07.2025, §§ 80–98; Resmî Gazete 31.12.2025, sayı 33124.
[17] AYM, Birinci Bölüm, Abdurrahman Görken ve diğerleri, B. No: 2020/39937, 27.05.2025, §§ 20–30.
[18] AYM, Birinci Bölüm, M.G. ve diğerleri, B. No: 2020/24097, 06.01.2026, §§ 17–27.
[19] AYM, Birinci Bölüm, Star İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2021/18493, 07.01.2025, §§ 13–21.
[20] AİHM Büyük Daire, Scordino/İtalya (No. 1), B. No: 36813/97, 29.03.2006, özellikle §§ 178–213.
[21] AİHM, İkinci Daire, Ümmühan Kaplan/Türkiye, B. No: 24240/07, 20.03.2012, §§ 51–75; kesinleşme 20.06.2012.
[22] Mustafa Mahmut Soylu, Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalinden Doğan Maddi Zararın Tazmini Sorunu ve Tazminat Komisyonunun Bu Soruna Etkisi, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 33(1), 2025, s. 1–21; özellikle s. 17–18; DOI: 10.15337/suhfd.1522809.
[23] İsmet Mazlum, Tazminat Komisyonunun Yapısı ve Makul Süre Bakımından Yapacağı İncelemenin Medeni Usul Hukuku Açısından Değerlendirilmesi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 73(3), 2024, s. 1933–1978; özellikle s. 1973–1974.
[24] Sevimnur Üçüncü Kasımoğlu, Makul Sürede Yargılanma Hakkının Sağlanması Bakımından Tazminat Komisyonu Gerçek Bir Çözüm Mü?, Trabzon Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 4(1), 2026, s. 1–43; özellikle s. 35–37.
[25] Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Apply to the Court, başvuru formu, kabul edilebilirlik ve İçtüzük m. 47 açıklamaları.
[26] AYM, İkinci Bölüm, Hüseyin Aşkan, B. No: 2017/15649, 21.07.2020, §§ 20–31.
[27] Tazminat Komisyonu Başkanlığı, UYAP Avukat Portal ve UYAP Vatandaş Portal kullanıma açılmıştır, Şubat 2025 tarihli dosya görüntüleme duyurusu; elektronik vatandaş müracaatı için ayrıca 15.06.2026 tarihli duyuru dikkate alınmıştır.