İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Şirketler Hukuku

Yazılı Sözleşme Olmadan Adi Ortaklık Nasıl İspatlanır?

Telefon yazışmaları, banka hareketi belgesi, ticari defter ve büyüteçten oluşan ispat temalı masa düzeni.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 10 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Adi ortaklık banka kaydı, mesaj ve tanıkla nasıl ispatlanır? Senetle ispat, delil başlangıcı, ticari defterler ve dava öncesi hazırlık.

Yazılı sözleşme bulunmaması, adi ortaklığın hiç kurulmadığı anlamına gelmez. Ancak mahkemede ortaklık ilişkisini ileri süren tarafın, ortak amaç ve katkı taahhüdünü usulüne uygun delillerle ortaya koyması gerekir. Banka hareketleri, mesajlar, ticari kayıtlar ve tanıklar aynı hukuki değere sahip değildir. Özellikle senetle ispat kuralı, delil başlangıcı ve tanık dinlenmesine ilişkin istisnalar birlikte değerlendirilmelidir.

İspat hazırlığının ilk sorusu “Elimde kaç belge var?” olmamalıdır. Önce hangi olayın kanıtlanacağı belirlenir: Ortaklık kurulması mı, belirli oranda pay sahibi olunması mı, katkının ödenmesi mi, yoksa tasfiye sonunda alacak doğması mı? Bu ayrım yapılmadan toplanan çok sayıda dekont, uyuşmazlığın temelindeki ortaklık iradesini göstermeyebilir.

Adi ortaklığın hangi unsurları kanıtlanmalıdır?

TBK m. 620–623 çerçevesinde tarafların ortak bir amaç için katkı üstlenmesi ve bu amacın gerçekleştirilmesine katılma iradesi önemlidir. Katkı para veya mal yanında emek de olabilir. İşin günlük yönetimini yalnız bir kişinin yapması, diğer kişinin mutlaka ortak olmadığı sonucunu doğurmaz. Bunun tersine, işyerinde sürekli bulunmak da tek başına ortaklık sıfatını kanıtlamaz.

Bir kişiye gönderilen para; ödünç, satış bedeli, avans, ücret veya katılım payı olabilir. Aynı şekilde işletmenin gelirinden yapılan ödeme, kâr payı olabileceği gibi komisyon veya borç iadesi de olabilir. Belgelerin açıklaması, zaman sırası, tarafların yazışmaları ve fiili davranışları birlikte incelenmelidir.

İspat yükü kimdedir?

HMK m. 190 uyarınca, kural olarak ileri sürdüğü olgudan kendi lehine hukuki sonuç çıkaran taraf o olguyu ispatlar. Ortaklığın varlığını ileri süren kişi, bu iddiasının dayandığı olayları somutlaştırmalıdır. Karşı taraf ortaklığı kabul edip ödemenin yapıldığını savunuyorsa, ödeme gibi sona erdirici olgular bakımından ayrı ispat sorunları doğar.

Hâkimin hukuki nitelendirme yetkisi, tarafların ileri sürmediği olayları kendiliğinden oluşturması anlamına gelmez. “Ortak çalıştık” şeklindeki genel ifade yerine ne zaman, hangi iş için, hangi katkı ve paylaşım üzerinde anlaşıldığı anlatılmalıdır. Somut olaylar ile deliller arasında bağlantı kurulması HMK m. 194 bakımından da önemlidir.

Sözleşme geçerli olduğu halde neden tanık yeterli olmayabilir?

Geçerlilik şekli ile ispat şekli farklıdır. Adi ortaklık genel olarak sözlü kurulabilse de, uyuşmazlıkta HMK m. 200'ün senetle ispat düzenlemesi uygulanabilir. Hukuki işlemin yapıldığı zamanki miktar veya değeri, o tarihte geçerli parasal sınırla karşılaştırılır. Dava tarihinde yürürlükte olan rakamı geçmiş bütün sözleşmelere uygulamak doğru değildir.

Parasal sınırlar HMK Ek m. 1 uyarınca değiştiği için eski bir internet yazısındaki tutar kalıcı ölçü olarak alınmamalıdır. Değerin belirlenmesi ve ortaklık ilişkisinde senetle ispatın kapsamı hakkında öğretide tartışmalar da vardır. Bu nedenle “Adi ortaklık her durumda yalnız tanıkla kanıtlanır” veya “İmza yoksa hiçbir koşulda kanıtlanamaz” şeklindeki iki kesin yaklaşım da yanıltıcıdır.

Senede bağlı bir işlemin hükmünü ortadan kaldıran veya azaltan iddialarda HMK m. 201 de ayrıca gündeme gelir. Ortaklık başlangıcında yazılı sözleşme varken sonradan sözlü olarak farklı pay oranı kararlaştırıldığı iddiası, hiç belge bulunmayan bir ilişkiden ayrı değerlendirilmelidir.

Delil başlangıcı nedir, hangi belge bu niteliği taşıyabilir?

HMK m. 202 uyarınca delil başlangıcı, iddia edilen hukuki işlemi tam olarak kanıtlamasa da onu muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişi veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş belgedir. Bu koşulları taşıyan belge, senetle ispat gereken hallerde tanık dinlenebilmesine imkân sağlayabilir.

Bir yazışmada “ortaklığımızdaki kâr payın” veya “işe koyacağın katkı” gibi açıklamalar bulunması önem taşıyabilir. Ancak sözün bağlamı, kimin tarafından gönderildiği, hangi ilişkiye ait olduğu ve sonradan değiştirilip değiştirilmediği değerlendirilir. Tek bir kelimenin ekran görüntüsünü bağlamından koparmak yeterli değildir.

Kişinin kendi hazırladığı liste delil başlangıcı sayılır mı?

Davacının tek başına hazırladığı hesap tablosu, karşı taraftan sadır olma şartını kendiliğinden karşılamaz. Aynı tablonun karşı tarafça imzalanması, açıkça onaylanması veya kendi mesajıyla gönderilmesi hukuki değerlendirmeyi değiştirebilir. Susmanın her durumda onay olduğu kabul edilemez.

Bir dekontun banka tarafından oluşturulması da açıklama bölümünün kimin beyanı olduğunu önemsiz hale getirmez. Parayı gönderenin kendi yazdığı “sermaye” açıklaması, alıcının ortaklık iradesini tek başına ortaya koymayabilir. Alıcının gönderdiği karşılık mesajı, ortak hesap dökümü veya imzalı mutabakat varsa bunlar birlikte incelenir.

Banka kayıtları, ticari belgeler ve mesajlar nasıl değerlendirilir?

Delillerin hem neyi gösterdiği hem neyi göstermediği belirlenmelidir. Para hareketi transferi gösterir; ortaklık sıfatı için ayrıca açıklama gerekebilir. Bir faturanın ödenmesi katkı veya işletme gideri bakımından önemlidir; ancak o faturanın kimin borcuna ilişkin olduğu da araştırılır.

KayıtDestekleyebileceği olguTek başına çözmeyebileceği konu
Banka dekontuParanın tarihi, tutarı ve yönüÖdemenin ortaklık katkısı olup olmadığı
Karşı tarafın mesajıKatkı, paylaşım veya ortaklık kabulüGönderenin kimliği ve bütün bağlam
Fatura ve teslim belgesiMal veya hizmetin işletmeyle ilişkisiOrtak sıfatı ve pay oranı
Yetki belgesiBelirli işlemleri yapma yetkisiYetkilendirilen kişinin ortak olup olmadığı
Ticari defterİşlemin muhasebeleştirilmesiHMK m. 222 koşulları ve karşı kayıtlar
Tanık anlatımıGörülen veya duyulan somut olayTanık dinlenmesinin hukuken mümkün olup olmadığı

WhatsApp ve e-posta kayıtları kullanılabilir mi?

HMK m. 199 elektronik ortamdaki verileri belge kapsamında değerlendirmeye elverişli bir düzenleme içerir. Bu, bütün ekran görüntülerinin otomatik olarak kesin delil olduğu anlamına gelmez. Gönderen, tarih, yazışma akışı ve içeriğin bütünlüğü tartışılabilir. Güvenli elektronik imzalı veriler bakımından HMK m. 205'te ayrıca düzenleme bulunur; sıradan mesaj bu statüyü kendiliğinden kazanmaz.

Mümkünse konuşmanın tamamı, ekleri ve orijinal cihazdaki kaydı korunmalıdır. Dosya kopyası alınması, tarih sırasının çıkarılması ve gerektiğinde teknik inceleme yapılması değerlidir. Noter tespiti veya bilirkişi incelemesi de kaydın hukuki anlamını kendiliğinden belirlemez; içeriğin neyi kanıtladığı mahkemece değerlendirilir.

Hukuka aykırı elde edilmiş deliller HMK m. 189/2 uyarınca dikkate alınamaz. Başkasının hesabına izinsiz girmek, şifreyi aşmak veya ilgisiz özel yazışmaları ele geçirmek çözüm değildir. Kişinin tarafı olduğu yazışmaların saklanmasıyla üçüncü kişinin hesabından veri alınması aynı işlem olarak ele alınmamalıdır.

Ticari defterler her uyuşmazlıkta ortaklığı kanıtlar mı?

HMK m. 222 kapsamında defterlerin delil olarak değerlendirilmesinde uyuşmazlığın niteliği, kanuni kayıt düzeni ve karşı tarafın kayıtları gibi koşullar önemlidir. Her elektronik tablo ticari defter değildir. Defterde kullanılan “ortak” açıklamasının kimin talimatıyla ve hangi belgeye dayanarak işlendiği de araştırılabilir.

İşletmenin yalnız bir ortak veya başka bir şirket adına kayıtlı olması, görünmeyen bir ortaklık ilişkisini tek başına kesin biçimde dışlamaz. Buna karşılık böyle bir iddia, dış görünüşten farklı hukuki ilişkiyi ortaya koyacak güçlü ve usule uygun bir delil örgüsü gerektirir. Muhasebecinin anlatımı da ancak tanık dinleme koşulları ve doğrudan bilgisi çerçevesinde değer taşır.

Tanık hangi durumlarda dinlenebilir?

Senetle ispat kuralının kapsamı dışında kalan veya kanuni istisna bulunan hallerde tanık delili değerlendirilebilir. HMK m. 200/2 kapsamında karşı tarafın açık muvafakati de önemlidir. Tanık listesi verilmiş olması, karşı tarafın açıkça rıza gösterdiği anlamına gelmez.

HMK m. 203; kanunda sayılan yakınlar arasındaki işlemler, işin niteliği ve tarafların durumuna göre senede bağlanmaması teamül halindeki işlemler, senet alınmasının olağanüstü güçlüğü, irade bozukluğu ve senedin öngörülmeyen olayla kaybı gibi farklı istisnalar içerir. Her istisnanın kendi koşulları ortaya konulmalıdır.

Akrabalık veya arkadaşlık tanık için yeterli mi?

Her akrabalık ilişkisi HMK m. 203'te sayılan kişiler arasına girmez. Yakın arkadaşlık da tek başına senet zorunluluğunu kaldıran genel bir istisna değildir. Aile içi güven, ilişkinin nasıl geliştiğini açıklayabilir; fakat kanuni istisnanın yerine geçirilemez.

Tanığın tarafları birlikte çalışırken görmesiyle kuruluş görüşmesine katılması farklıdır. Tanıktan duyuma dayalı “ortaktılar” sonucunu tekrar etmesi yerine; katkı taahhüdü, paylaşım konuşması veya birlikte alınan karar gibi doğrudan bildiği olayları açıklaması beklenir. Tanık anlatımlarının belge ve tarih akışıyla uyumu ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay'ın yaklaşımı hangi riski gösteriyor?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 08.11.2023 tarihli, E. 2023/4413, K. 2023/3160 sayılı kararında, bir işletmede ortaklık ilişkisi bulunduğu iddiası incelenmiştir. Taraflar arasındaki ödeme ve yetkilendirme ilişkilerine dayanılmış; buna rağmen mahkemenin ortaklık ilişkisinin ispatlanamadığı yönündeki değerlendirmesi korunmuştur. Kararda senetle ispat, delil başlangıcı, tanık konusunda muvafakat ve yemin deliline dayanılması ayrı değerlendirme konuları olmuştur.

Bu kararın pratik sonucu, genel vekâletname veya masraf ödemesinin tek başına ortaklık kabulü yerine geçirilmemesidir. Aynı zamanda karar bütün sözlü ortaklıkların ispat edilemeyeceğini söylemez. Başka bir dosyada karşı tarafın imzalı hesabı, açık ortaklık kabulü veya kanuni istisnayı gösteren olaylar bulunabilir. Sonuç, somut delil yapısına bağlıdır.

Melis Taşpolat Tuğsavul'un konuya ilişkin çalışması da adi ortaklığın ispatında maddi hukuk ile usul hukukunun birlikte ele alınması gerektiğini ve uygulamadaki yaklaşımın öğretide tartışıldığını gösterir. Bu nedenle yalnızca genel bir “şekle bağlı değildir” cümlesiyle dava stratejisi kurulması yeterli değildir.

Dava öncesinde delil dosyası nasıl hazırlanır?

Önce bir olay çizelgesi oluşturulmalıdır. Kuruluş görüşmeleri, katkı ödemeleri, faaliyetin başlaması, kazanç paylaşımları ve uyuşmazlık tarihi birbirinden ayrılır. Her satıra o olguyu destekleyen belge ve belgenin kimde olduğu yazılır. Aynı kayıt farklı iddiaları destekleyebilir; fakat eksik bir olgunun yerini belge sayısının fazlalığı doldurmaz.

İspatlanacak konuHazırlanacak açıklamaBelge talebinde dikkat
Ortaklık iradesiNe zaman, hangi amaçla anlaşma yapıldığıİlgili tarih ve yazışma tarafları
Katkının ifasıHangi tutar veya emeğin sunulduğuHesap, işlem ve teslim bağlantısı
Pay oranıOranın hangi anlaşmaya dayandığıİmzalı kabul veya ilgili mesaj dizisi
Hesap ve kazançGelir-gider ve yapılan ödemelerDönem, defter ve belge türü
Tasfiye alacağıBütün hesap sonrasında kalan net hakVarlık, borç, avans ve mahsuplar

Karşı tarafta bulunan belgelerin ibrazı HMK m. 219–220 çerçevesinde istenebilir. “Bütün belgeler getirilsin” yerine belgenin türü, dönemi, ilişkili işlem ve hangi iddia için gerektiği açıklanmalıdır. Banka veya başka kurum kayıtlarının getirtilmesi için de somut hesap ve tarih bilgileri hazırlığı kolaylaştırır.

Delilin kaybolması veya ileride ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması tehlikesi varsa HMK m. 400 ve devamındaki delil tespiti değerlendirilebilir. Delil tespiti, ortaklığın varlığını peşinen kabul eden bir karar değildir. Hesaba erişimin kısıtlanması veya işletmenin kapanması gibi somut riskler ve hukuki yarar ortaya konulmalıdır.

Deliller ne zaman sunulmalıdır?

Dava ve cevap dilekçelerinde vakıalar ve deliller düzenli gösterilmelidir. Mahkemenin verdiği kesin süreler ile HMK m. 145'teki sonradan delil gösterme koşulları dikkate alınır. “Belge bulunursa daha sonra sunarım” yaklaşımı, delilin değerlendirme dışında kalması riskini doğurabilir.

Yemin delili, ikrar ve bilirkişi incelemesi de birbirinden farklıdır. Mahkeme önündeki ikrarın HMK m. 188 kapsamındaki etkisi ile özel mesajdaki beyanın belge olarak değerlendirilmesi aynı değildir. Yemin kişisel bilgi ve iradeyle bağlantılı, ciddi usuli sonuçları olan bir delildir. Bilirkişi ise eksik ortaklık iradesini yaratamaz; teknik ve hesap konularında değerlendirme yapar.

Ortaklığın tespiti, kâr alacağı ve tasfiye talebi nasıl ayrılır?

HMK m. 106 kapsamında tespit davası için güncel hukuki yarar gerekir. Her uyuşmazlıkta önce bağımsız bir “ortaklığın tespiti” davası açılması zorunlu değildir. Eda veya tasfiye talebi içinde ortaklık ilişkisinin varlığı ön sorun olarak incelenebilir. Talebin seçimi, ilişkinin sürüp sürmediği ve istenen hukuki korumaya göre yapılır.

Ortaklık ispatlanınca bütün hesap iddiaları otomatik olarak doğrulanmaz. Yüzde elli ortaklık kabulü, belirli bir tutarın tahsil edilebilir alacak olduğu anlamına gelmeyebilir. Faaliyetin gelirleri, borçları, giderleri, avansları ve önceden yapılan ödemeler ayrıca araştırılır. Dilekçede ortaklığın varlığı ile parasal talebin hesabı ayrı açıklanmalıdır.

Görevli mahkeme ve dava şartı arabuluculuk, yalnız “adi ortaklık” sözcüğüne göre belirlenmez. Tarafların niteliği, ticari işletme bağlantısı ve talebin türü birlikte değerlendirilir. Bu inceleme deliller tamamlandıktan sonraya bırakılmamalıdır; yanlış usul yolu hem süre hem masraf kaybı yaratabilir.

İlgili yazılar: Adi Ortaklık Sözleşmesi: Sermaye ve Kâr-Zarar Paylaşımı; Adi Ortaklık Borçları: Sorumluluk, Dava ve İcra; Adi Ortaklıkta Yönetim, Temsil ve Yetkinin Kaldırılması; Adi Ortaklıkta Ortağın Ölümü ve Mirasçıların Hakları; Adi Ortaklıkta Sermaye İadesi ve Paranın Geri Alınması.

Sonuç

Yazılı sözleşme olmadan adi ortaklığın ispatı mümkündür; fakat kullanılabilecek deliller her dosyada aynı değildir. Sağlam bir hazırlık, ortaklık iradesini katkı ödemesinden; pay oranını net alacaktan ayırır. Banka kayıtları, mesajlar ve ticari belgeler kaynağı ve bağlamı korunarak toplanmalı, tanık delilinin kullanılabilirliği usul kuralları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Sadece banka dekontuyla ortaklık ispatlanır mı?

Dekont ödeme olgusunu gösterebilir. Ortaklık ilişkisi bakımından açıklama, karşı tarafın beyanı ve diğer deliller birlikte değerlendirilir. Her dekontun aynı ispat gücüne sahip olduğu söylenemez.

Yazışmada “ortağım” denmesi yeterli midir?

Bu ifade önemli olabilir; ancak konuşmanın bağlamı, gönderenin kimliği, ilgili iş ve diğer kayıtlarla uyumu incelenir. Delil başlangıcı koşullarının bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.

Yakın arkadaşlar arasında tanıkla ispat her zaman mümkün mü?

Hayır. Arkadaşlık tek başına genel bir istisna değildir. Parasal sınır, delil başlangıcı, açık muvafakat veya kanunda düzenlenen diğer istisnalar bakımından somut değerlendirme gerekir.

Genel vekâletname ortak olduğumu gösterir mi?

Vekâletname belirli yetkileri gösterebilir; ortaklık iradesi ve pay oranı için tek başına yeterli olmayabilir. Yetkilendirme ile ortaklık ilişkisi birbirinden ayrılmalıdır.

İşletme diğer kişinin adına kayıtlıysa dava açılamaz mı?

Kayıt önemli bir delildir, fakat farklı bir ortaklık ilişkisi iddiasını her durumda engellemez. Bu iddianın usule uygun delillerle desteklenmesi gerekir.

Ortaklık ispatlanırsa yatırdığım bütün parayı geri alır mıyım?

Hayır. Katkı, avans ve borç ödemesi ayrılmalı; kazanç-zarar ve gerekiyorsa tasfiye hesabı yapılmalıdır. Ortaklığın varlığı ile geri istenebilecek tutar farklı inceleme konularıdır.

Kaynakça

  1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 620–623 ve 642–644.
  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 33, 106, 145, 188–205, 219–222, 225 ve devamı, 400 ve devamı, Ek m. 1.
  3. Yargıtay 3. HD, 08.11.2023, E. 2023/4413, K. 2023/3160. Karar erişimi hesap gerektirebilir.
  4. Melis Taşpolat Tuğsavul, Adî Ortaklık Sözleşmesinin İspatı Meselesi, TBB Dergisi, 2023, Sayı 168, s. 227–273.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları