Limited Şirketin Haklı Sebeple Feshi Ne Anlama Gelir?
TTK m.636/3, haklı sebeplerin varlığında her ortağa şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshini isteme imkânı verir. Bu dava, bir ortağın yalnız kendi ortaklık ilişkisini sona erdirmeyi amaçladığı TTK m.638 kapsamındaki çıkma davasından farklıdır. Fesih kararı verilirse şirket tasfiye sürecine girer ve tüzel kişilik tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam eder.
Fesih davasının ağır sonucu nedeniyle, mahkeme önce şu iki soruyu cevaplamalıdır:
- Şirketin devamını davacı ortak bakımından çekilmez veya şirket amacı bakımından sürdürülemez kılan haklı sebepler gerçekten var mıdır?
- Bu sebepler, şirketi sona erdirmeden daha ölçülü ve uygulanabilir bir çözümle giderilebilir mi?
Organ Eksikliği Sebebiyle Fesih ile Haklı Sebeple Fesih Ayrılmalıdır
TTK m.636/2, kanunen gerekli organlardan birinin uzun süredir bulunmaması veya genel kurulun toplanamaması durumunda ilgililerin veya Ticaret Bakanlığının başvurusu üzerine mahkemenin şirkete süre vermesini; eksiklik giderilmezse feshe karar verilmesini düzenler. Burada esas mesele organ eksikliğidir ve kanun, eksikliğin giderilmesi için süre verilmesini açıkça öngörür.
TTK m.636/3'teki haklı sebeple fesihte ise uyuşmazlık; kötü yönetim, ortaklık haklarının sistematik ihlali, güven ilişkisinin ağır biçimde çökmesi veya şirket menfaatlerinin kötüye kullanılması gibi daha geniş olgulara dayanır. Organların şeklen mevcut olması, şirketin gerçekte sağlıklı yönetildiğini göstermez.
Fesih Davası ile Ortağın Çıkma Davası Aynı Değildir
Çıkma davasında hedef, davacı ortağın şirketten ayrılmasıdır. Fesih davasında ilk talep şirketin sona ermesidir. TTK m.636/3 mahkemeye, fesih yerine davacı ortağın gerçek değer karşılığında şirketten çıkarılması veya başka uygun çözüm üretme yetkisi verir. Bu nedenle fesih davası, doğrudan ve koşulsuz bir “şirketten çıkma” davasına dönüştürülemez; haklı sebep ve fesih koşulları öncelikle incelenir.
| Karşılaştırma | Haklı sebeple çıkma | Haklı sebeple fesih |
|---|---|---|
| Kanuni dayanak | TTK m.638/2 | TTK m.636/3 |
| Davacı | Her ortak | Her ortak |
| Asıl amaç | Davacı ortağın ayrılması | Şirketin sona erdirilmesi |
| Mahkemenin alternatifi | Çıkma veya talebin reddi; tedbirler | Fesih, davacı ortağın çıkarılması veya başka kabul edilebilir çözüm |
| Ekonomik sonuç | Ayrılma akçesi | Tasfiye payı veya alternatif çözüm kapsamında gerçek değer ödemesi |
Haklı Sebep Kavramı Nasıl Değerlendirilir?
Kanun haklı sebepleri sınırlı biçimde saymamıştır. Yargıtay kararlarında; şirketin kötü yönetilmesi, ortaklar arasında ciddi ve sürekli anlaşmazlık, şirket amacının gerçekleştirilemez hâle gelmesi, şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israfı, azınlık ortağa fiilî veya manevi baskı uygulanması, meşru taleplerin sürekli reddedilmesi ve ortağın şirkette hareket kabiliyetinin fiilen ortadan kaldırılması haklı sebep örnekleri arasında gösterilmektedir.
Bu örnekler otomatik sonuç doğuran bir kontrol listesi değildir. Mahkeme, olayın şirketin işleyişine ve davacı ortağın hukuki-ekonomik konumuna etkisini değerlendirir. Aynı olay, küçük ve kişi unsurunun baskın olduğu iki ortaklı bir limited şirkette haklı sebep oluştururken, çok ortaklı ve profesyonel yönetilen başka bir şirkette daha dar bir çözümle giderilebilir.
Sürekli Yönetim Kilitlenmesi
Ortakların eşit oy oranına sahip olduğu veya karar nisaplarının sürekli sağlanamadığı şirketlerde genel kurul ve müdürlük işlevsiz hâle gelebilir. Bütçe, yatırım, finansman, imza yetkisi, personel ve sözleşmeler hakkında karar alınamaması şirketi fiilen durdurabilir.
Tek Bir Karar Uyuşmazlığı Yeterli Değildir
Yönetim kilitlenmesinin feshe dayanak olabilmesi için geçici değil süreklilik taşıması; şirketin temel faaliyetini, kanuni yükümlülüklerini veya ekonomik varlığını ciddi biçimde etkilemesi gerekir. Ortaklar sözleşmesindeki uzlaşma, arabuluculuk, pay satın alma veya dönüşümlü yönetim mekanizmalarının işletilip işletilmediği de değerlendirilir.
Kilitlenmenin Kimin Davranışından Kaynaklandığı İncelenir
Davacı ortağın kararları sürekli engellemesi, toplantılara katılmaması veya şirketi baskı altına almak amacıyla veto kullanması hâlinde karşı taraf, haklı sebebin davacının kendi davranışından doğduğunu ileri sürebilir. Bununla birlikte kusur tek başına ve her durumda dava hakkını ortadan kaldırmaz; çözümün türü ve yargılama giderleri üzerinde etkili olabilir.
Bilgi Alma ve İnceleme Hakkının Sistematik İhlali
Ortağın şirket hesaplarından, sözleşmelerden, banka kayıtlarından ve yönetim kararlarından sürekli dışlanması; yazılı bilgi taleplerinin cevapsız bırakılması veya yanıltıcı cevap verilmesi, fesih değerlendirmesinde önemlidir. Ancak davacı, önce hakkını belirli ve usulüne uygun biçimde kullanmış olduğunu göstermelidir.
Daha Dar Başvuru Yollarının Kullanılması Beklenebilir
Bilgi alma hakkı için TTK m.614 kapsamında genel kurul ve mahkeme yolları mevcuttur. Somut ihlal bu yol ile etkili biçimde giderilebilecekse fesih ölçüsüz kalabilir. Buna karşılık mahkeme kararlarına rağmen bilgi verilmemesi veya ihlalin şirket yönetimindeki daha geniş kötüye kullanımın parçası olması fesih iddiasını güçlendirir.
Kâr Payının Uzun Süre ve Ayrımcı Biçimde Dağıtılmaması
Şirket kâr ettiği hâlde ortaklardan birine hiç ekonomik getiri sağlanmaması, buna karşılık yönetici ortaklara yüksek ücret, avans, kira, danışmanlık bedeli veya ilişkili taraf ödemesi yapılması ekonomik dışlama göstergesi olabilir.
Kârın Şirkette Bırakılmasının Nesnel Sebepleri Araştırılır
Yatırım, borç ödeme, çalışma sermayesi, kanuni yedek veya ekonomik kriz nedeniyle kâr dağıtılmaması tek başına fesih sebebi değildir. Fesih iddiası; kârın gerçekliği, nakit durumu, geçmiş kararlar, ortaklara yapılan diğer ödemeler ve çoğunluğun dürüstlük kuralına uygun davranıp davranmadığı üzerinden kurulmalıdır.
Şirket Malvarlığının Kötüye Kullanılması
Şirket varlıklarının ortak veya yakınlarına düşük bedelle devri, kayıt dışı satış, kişisel harcamaların şirket hesabından ödenmesi, şirket müşterilerinin bağlantılı işletmelere yönlendirilmesi ve şirket fırsatlarının yöneticilerce kullanılması haklı sebep oluşturabilir.
Yargıtay, şirket adına faturasız mal alım-satım yapılmasını ve kötü yönetimi haklı sebep sayan kararlar vermiştir. Bununla birlikte bu tür iddialar mali müşavir, sektör uzmanı ve gerektiğinde teknik bilirkişi incelemesiyle somutlaştırılmalıdır.
Şirketin Kuruluş Amacını Gerçekleştirememesi veya Sürekli Zarar Etmesi
Şirketin uzun süre faaliyetsiz kalması, faaliyet konusunu gerçekleştirememesi, sermayesini tüketmesi veya sürdürülebilir bir iş modelinin kalmaması fesih lehine değerlendirilir. Fakat geçici zarar, sektör daralması veya yeniden yapılandırma dönemleri otomatik haklı sebep değildir.
Ekonomik Olarak Yaşayan Şirketin Korunması Esastır
Şirket kâr ediyor, istihdam sağlıyor ve sözleşmelerini sürdürebiliyorsa, ortaklar arasındaki uyuşmazlığın şirketin tasfiyesiyle çözülmesi çoğu zaman son çare olmalıdır. Yargıtay, faaliyetine ve kârlılığına devam eden şirketlerde TTK m.636/3 alternatiflerinin ciddi biçimde değerlendirilmesini aramaktadır.
Ailevi veya Kişisel Çatışmaların Şirkete Somut Etkisi
Aile şirketlerinde boşanma, miras, kuşak çatışması veya kişisel husumet şirket yönetimine yansıyabilir. Ancak yalnız akrabalık ilişkisinin bozulması fesih için yeterli değildir. Çatışmanın genel kurul, müdürlük, bilgi hakkı, kâr dağıtımı, temsil veya şirket malvarlığı üzerinde somut sonuç doğurduğu gösterilmelidir.
Hangi Durumlar Tek Başına Fesih İçin Yeterli Olmayabilir?
Aşağıdaki olgular, başka ağır ve sürekli ihlallerle birleşmedikçe tek başına feshi haklı göstermeyebilir:
- Bir defaya özgü toplantı veya oy uyuşmazlığı.
- Şirketin geçici zarar etmesi.
- Ortaklar arasındaki sıradan kişisel anlaşmazlık.
- Kârın nesnel yatırım ihtiyacı nedeniyle bir dönem dağıtılmaması.
- Bilgi talebinin belirsiz veya ölçüsüz olması nedeniyle sınırlandırılması.
- Davacı ortağın kendi yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan çatışma.
- Başka bir dava veya icra takibinin sırf varlığı.
Mahkeme, davacının daha dar şirketler hukuku araçlarını kullanıp kullanmadığını da inceleyebilir. Genel kurul kararının iptali, bilgi alma davası, müdürün azli, sorumluluk davası, özel denetim, pay devri veya haklı sebeple çıkma; feshe göre daha hedefli sonuç verebilir.
Fesih Son Çaredir: Mahkeme Hangi Alternatif Çözümlere Karar Verebilir?
TTK m.636/3'ün temel yaklaşımı şirketi yaşatmak, haklı sebebi ortadan kaldırmak ve davacı ortağın korunmasını sağlamaktır. Yargıtay, haklı sebep bulunduğu hâlde mahkemenin fesih dışındaki çözümleri tartışmadan doğrudan tasfiyeye karar vermesini bozma sebebi saymaktadır.
Davacı Ortağın Gerçek Değerinin Ödenerek Şirketten Çıkarılması
Kanunun açıkça gösterdiği ilk alternatif, fesih talep eden ortağın payının gerçek değerinin ödenmesi ve kendisinin şirketten çıkarılmasıdır. Burada çıkarılan kişi, kural olarak davacı ortaktır. TTK m.636/3'ün açık metni, mahkemeye uyuşmazlığın karşı tarafı olan diğer ortağı bu hükme dayanarak doğrudan çıkarma yetkisi vermez.
Gerçek Değer Karar Tarihine En Yakın Verilerle Belirlenir
Şirketin taşınmazları, makineleri, stokları, marka ve müşteri çevresi, sözleşmeleri, borçları ve devam eden uyuşmazlıkları dikkate alınmalıdır. Defter değerinin gerçek piyasa değerini yansıtmaması hâlinde yalnız bilanço rakamlarına dayanılmaz.
Ödeme Mekanizması Sermayenin Korunmasıyla Uyumlu Olmalıdır
Gerçek değer ödemesi şirketin alacaklılarını ve sermayesini tehlikeye düşüremez. Kullanılabilir özkaynak, payların devri, sermaye azaltımı ve şirketin nakit durumu değerlendirilmelidir. Mahkeme, uygulanamayacak veya şirketi derhal ödeme güçsüzlüğüne sürükleyecek bir ödeme kurgusu oluşturmamalıdır.
Duruma Uygun ve Kabul Edilebilir Diğer Çözümler
Kanun diğer çözümleri saymamıştır. Mahkeme, somut uyuşmazlığın kaynağına göre uygulanabilir ve icra edilebilir bir çözüm belirleyebilir. Ancak bu yetki sınırsız değildir; şirket organlarının devredilemez görevlerini, üçüncü kişilerin iradesini, sermayenin korunmasını ve taleple bağlılık ilkelerini gözetmelidir.
Yönetim ve Temsil Düzeninin Yeniden Kurulması
Uyuşmazlık yönetimin tek elde toplanmasından veya temsil boşluğundan kaynaklanıyorsa, müdürün azli, yeni müdür atanması, birlikte temsil, belirli süreli temsil kayyımı veya genel kurulun toplantıya çağrılması gibi çözümler ayrı hukuki dayanakları varsa değerlendirilebilir.
Payların Diğer Ortak veya Üçüncü Kişiye Devri
Tarafların rızası ve şirket sözleşmesinin izin verdiği ölçüde, payın diğer ortağa veya üçüncü kişiye gerçek değer üzerinden devri şirketin devamını sağlayabilir. Mahkeme, iradesi bulunmayan üçüncü kişiyi pay almaya zorlayamaz; çözümün taraflarca uygulanabilir ve finansmanının belirli olması gerekir.
Belirli Kurumsal İhlallerin Giderilmesi
Genel kurulun yapılması, mali tabloların hazırlanması, bilgi ve inceleme imkânı sağlanması, hukuka aykırı işlemin durdurulması veya kâr dağıtımının kanuni organlarda yeniden değerlendirilmesi gibi hedefli çözümler, uyuşmazlığın gerçek kaynağını giderebiliyorsa feshe tercih edilebilir. Mahkeme, genel kurulun yerine geçerek serbestçe işletme kararı vermez; karar, kanuni organların yetkileri ve yargısal korumanın sınırları içinde kalmalıdır.
“Şirketin Değeri Belirlenemedi” Gerekçesi Doğrudan Feshe Yetmez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarihli kararında, şirketin gerçek değerinin belirlenememesi gerekçesiyle doğrudan feshe karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Mahkeme; kayıtların eksikliği, varlıkların bulunamaması veya değerleme güçlüğü varsa ek bilirkişi, keşif, kurum kayıtları ve alternatif hesap yöntemleriyle araştırmayı derinleştirmelidir.
Fesih Davası Nasıl Açılır?
Davacı ve Davalı Sıfatı
TTK m.636/3 uyarınca her ortak davacı olabilir. Dava şirket tüzel kişiliğine karşı açılır. Diğer ortak veya müdürün kişisel sorumluluğu ayrıca ileri sürülmüyorsa, fesih talebinin doğrudan muhatabı şirketin kendisidir.
Şirketi temsil eden müdür ile davacı arasında menfaat çatışması bulunması, şirketin temsil düzenini ayrıca gündeme getirir. Temsil kayyımı ihtiyacı, şirketin savunma hakkı ile davanın etkin yürütülmesi bakımından ayrı değerlendirilmelidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Şirket ortaklık ilişkisinden doğan dava, şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılır. Şirket merkezinin dava öncesinde veya dava sırasında değiştirilmesi, kesin yetki ve kötüye kullanım yönünden incelenebilir.
Arabuluculuk Dava Şartı
Yalnız şirketin feshi ve tasfiyesini hedefleyen dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak veya tazminat davası değildir. Bu nedenle saf fesih talebi bakımından ticari dava şartı arabuluculuk kural olarak uygulanmaz. Ancak davacı aynı davada belirli bir ayrılma akçesi, kâr payı veya tazminat da talep ediyorsa, bağlantılı talepler ve güncel Yargıtay kararlarındaki farklılıklar nedeniyle dava öncesi arabuluculuk güvenli usul planının parçası olarak değerlendirilmelidir.
İspat Yükü ve Deliller
Davacı, haklı sebebi oluşturan olayları ispatlar. Şirketin mali kayıtları ve yönetim belgeleri çoğu zaman davalı şirketin hâkimiyetindedir. Bu nedenle mahkemeden ticari defterlerin, banka kayıtlarının, vergi kayıtlarının, tapu ve araç kayıtlarının, ilişkili şirket kayıtlarının ve genel kurul belgelerinin celbi istenebilir.
Belge Grupları Birlikte Değerlendirilmelidir
- Ticaret sicili ve şirket sözleşmesi.
- Genel kurul ve müdürler kurulu kararları.
- Noter ihtarları ve bilgi talepleri.
- Finansal tablolar, banka hareketleri ve vergi kayıtları.
- İlişkili taraf sözleşmeleri ve piyasa değerleri.
- Kâr dağıtımı ve ortaklara yapılan diğer ödemeler.
- Şirket varlıklarının satış, rehin ve teminat kayıtları.
- Devam eden davalar, icra takipleri ve idari yaptırımlar.
- Yönetim kilitlenmesini gösteren toplantı ve yazışmalar.
Bilirkişi İncelemesi Hukuki Değerlendirmenin Yerine Geçmez
Mali müşavir, değerleme, gayrimenkul ve sektör bilirkişileri şirketin gerçek mali durumunu belirleyebilir. Ancak “haklı sebep vardır” veya “fesih gerekir” şeklindeki nihai hukuki değerlendirme mahkemeye aittir. Bilirkişi raporu; hangi belgeyi, hangi tarihli değerleri ve hangi yöntemleri kullandığını denetlenebilir biçimde açıklamalıdır.
İhtiyati Tedbir ve Kayyım Talepleri Nasıl Kurulmalıdır?
TTK m.636/4, dava açıldığında mahkemeye gerekli önlemleri alma yetkisi verir. Bunun yanında HMK m.389 ve devamındaki ihtiyati tedbir hükümleri uygulanır. Tedbirin amacı şirketi cezalandırmak değil, dava sonunda verilecek kararın etkisiz kalmasını önlemek ve şirket değerini korumaktır.
Bütün Malvarlığının Dondurulması Ölçüsüz Olabilir
Yargıtay, şirketin bütün malvarlığına tedbir konulmasının faaliyeti imkânsız hâle getirebileceğini ve davacı ortak dâhil bütün ilgililere zarar verebileceğini belirtmiştir. Tedbir talebi belirli varlık, işlem ve riskle sınırlandırılmalıdır.
Belirli Varlıkların Devri Önlenebilir
Dava sırasında satılma tehlikesi bulunan taşınmaz, araç veya makine için devir yasağı istenebilir. Talep, varlığın şirket içindeki önemi ve kaçırılma riskini gösteren somut delillere dayanmalıdır.
Şirket Kayıtlarının Korunması Sağlanabilir
Ticari defterlerin, elektronik kayıtların, e-postaların ve banka verilerinin muhafazası için delil tespiti veya tedbir istenebilir. Yetkisiz sistem erişimi yerine mahkeme ve bilirkişi aracılığıyla kayıtların güvence altına alınması tercih edilmelidir.
Kayyım Atanması İstisnai ve İşlev Odaklı Olmalıdır
Kayyım atanması şirketin yönetimini ve ortakların mülkiyet hakkını doğrudan etkiler. Yalnız taraflar arasında anlaşmazlık bulunması yeterli değildir. Mevcut yönetimin şirket varlıklarını ciddi biçimde tehlikeye düşürdüğü, temsil boşluğu bulunduğu veya belirli işlemlerin tarafsız biçimde yürütülemeyeceği yaklaşık olarak ispatlanmalıdır.
Temsil Kayyımı ile Yönetim Kayyımı Ayrılmalıdır
Dava veya belirli işlem bakımından şirketi temsil edecek kayyım ile şirketin günlük yönetimini üstlenecek yönetim kayyımı aynı değildir. İhtiyaç yalnız davada temsil çatışmasının giderilmesi ise bütün yönetimin kayyıma bırakılması ölçüsüz olabilir.
Dava Sırasında Şirket Nasıl Yönetilir?
Davanın açılması şirketin faaliyetlerini kendiliğinden durdurmaz. Müdürlerin görevleri, genel kurulun yetkileri, ortakların bilgi ve oy hakları devam eder. Bununla birlikte tarafların dava sürerken şirket değerini düşürecek, varlık kaçıracak veya delilleri yok edecek işlemlerden kaçınması gerekir.
Mahkeme; şirketin ticari faaliyetini sürdürebilmesi ile davacının haklarının korunması arasında denge kurmalıdır. Geçici finansman, zorunlu vergi ve ücret ödemeleri, devam eden sözleşmeler ve çalışanların durumu tedbir kararında açıkça gözetilmelidir.
Fesih Kararının Sonuçları Nelerdir?
Mahkeme şirketin feshine karar verirse şirket tasfiyeye girer. Tasfiye memurları belirlenir, alacaklılar çağrılır, şirket alacakları tahsil edilir, borçlar ödenir, varlıklar paraya çevrilir ve kalan değer ortaklara tasfiye payı olarak dağıtılır. Tasfiye tamamlanıp sicilden terkin edilince tüzel kişilik sona erer.
Fesih Kararı Ayrılma Akçesi Kararı Değildir
Fesihte ortak, şirketin bütün borçları ve tasfiye giderleri sonrasında kalan tasfiye payına hak kazanır. Fesih yerine davacı ortağın çıkarılmasına karar verilirse payın gerçek değeri üzerinden farklı bir hesap yapılır. Bu iki ekonomik sonuç aynı değildir.
Alternatif Çözüm Kararı Uygulanabilir Olmalıdır
Mahkeme davacı ortağın çıkarılmasına veya başka bir çözüme karar veriyorsa ödeme, payın akıbeti, sicil ve defter kayıtları, yönetim yetkisi ve kararın icrası açık olmalıdır. Belirsiz veya üçüncü kişilerin iradesine bağlı bir çözüm yeni uyuşmazlıklar doğurabilir.
Dava Öncesi Stratejik Kontrol Listesi
- Haklı sebep oluşturan olaylar kronolojik ve belgeli hâle getirilmelidir.
- Bilgi alma, genel kurul çağrısı, karar iptali, müdürün azli veya sorumluluk davası gibi daha dar yollar incelenmelidir.
- Şirketin devam eden ekonomik değeri, çalışanları, sözleşmeleri ve alacaklıları belirlenmelidir.
- Fesih ile davacı ortağın çıkması arasındaki ekonomik sonuç karşılaştırılmalıdır.
- Gerçek değer hesabı için güncel mali ve varlık kayıtları toplanmalıdır.
- Tedbir talebi belirli risk ve varlıklarla sınırlandırılmalıdır.
- Para talepleri varsa arabuluculuk ve harç stratejisi ayrıca planlanmalıdır.
- Temsil çatışması ve kayyım ihtiyacı somutlaştırılmalıdır.
- Karar sonrası tasfiye veya pay devri işlemleri için uygulanabilirlik planı hazırlanmalıdır.
Sonuç
Limited şirketin haklı sebeple feshi, ortaklar arasındaki her anlaşmazlıkta başvurulacak olağan bir yol değildir. Fesih; şirketin ekonomik ve hukuki varlığını sona erdirdiği için son çaredir. Davacı, haklı sebebi oluşturan olayların sürekliliğini, ağırlığını ve şirket işleyişine etkisini delilleriyle göstermelidir.
Mahkemenin temel görevi, yalnız “haklı sebep var mı?” sorusunu değil, “şirketi sona erdirmeden hak ihlalini giderecek uygulanabilir bir çözüm var mı?” sorusunu da cevaplamaktır. Davacı ortağın gerçek değer karşılığında şirketten çıkarılması, hedefli tedbirler ve kurumsal yönetim sorununu gideren başka çözümler değerlendirilmeden doğrudan feshe karar verilmesi Yargıtay denetiminde bozma sebebi olabilmektedir. Güçlü dava stratejisi, fesih talebini soyut çatışmadan ayırır; delil, değerleme, tedbir ve alternatif çözüm planını aynı dosya içinde kurar.
Sıkça Sorulan Sorular
Her ortak limited şirketin haklı sebeple feshini isteyebilir mi?
Evet. TTK m.636/3, pay oranına bakılmaksızın her ortağa haklı sebep varsa fesih davası açma hakkı tanır. Ancak haklı sebep somut olayda ispatlanmalıdır.
Ortaklar arasındaki geçimsizlik tek başına fesih sebebi midir?
Genellikle tek başına yeterli değildir. Geçimsizliğin şirket yönetimini kilitlemesi, ortaklık haklarını sürekli ihlal etmesi veya şirket amacını ciddi biçimde etkisiz hâle getirmesi gerekir.
Mahkeme haklı sebep bulursa mutlaka şirketi fesheder mi?
Hayır. Fesih son çaredir. Mahkeme davacı ortağın gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun başka kabul edilebilir çözüme karar verebilir.
Fesih yerine diğer ortağın çıkarılmasına karar verilebilir mi?
TTK m.636/3 açıkça davacı ortağın payının ödenip şirketten çıkarılmasını düzenler. Diğer ortağın çıkarılması, bu hükümden otomatik olarak çıkarılamaz; TTK m.640 ve somut davadaki taraf/talep düzeni ayrıca incelenmelidir.
Şirket kâr ediyorsa fesih davası açılamaz mı?
Açılabilir; fakat şirketin ekonomik olarak yaşayan bir yapı olması, fesih yerine alternatif çözüm arayışını güçlendirir. Kârlılık hak ihlallerini ortadan kaldırmaz, ancak ölçülülük değerlendirmesinde önemlidir.
Kâr dağıtılmaması haklı sebep midir?
Uzun süre, haklı ekonomik gerekçe olmaksızın ve çoğunluğun kendisine başka yollarla menfaat sağladığı bir yapı içinde kâr dağıtılmaması haklı sebep olabilir. Tek bir dönem kâr dağıtılmaması otomatik olarak yeterli değildir.
Dava açılınca şirkete otomatik kayyım atanır mı?
Hayır. Kayyım istisnai bir tedbirdir. Temsil boşluğu, ciddi malvarlığı tehlikesi veya mevcut yönetimin süreci tarafsız yürütememesi yaklaşık olarak ispatlanmalıdır.
Şirketin bütün mallarına tedbir konulabilir mi?
Somut risk gerektirir. Bütün malvarlığının dondurulması şirketi işlemez hâle getirebilir ve ölçüsüz bulunabilir. Belirli varlık veya işlemlere yönelik hedefli tedbir tercih edilmelidir.
Fesih davasından önce arabuluculuk zorunlu mudur?
Yalnız fesih talebi para alacağı değildir ve kural olarak zorunlu arabuluculuğa tabi değildir. Ancak ayrılma akçesi, kâr payı veya tazminat da talep ediliyorsa güncel içtihat farklılığı nedeniyle arabuluculuk ayrıca değerlendirilmelidir.
Fesih kararı verilirse şirket hemen sicilden silinir mi?
Hayır. Şirket önce tasfiyeye girer. Alacaklıların çağrılması, borçların ödenmesi, varlıkların paraya çevrilmesi ve kalan değerin dağıtılmasından sonra sicilden terkin edilir.
Kaynakça
Mevzuat ve Resmî Kaynaklar
1 — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, özellikle m.636 ve bağlantılı m.638-642: Resmî mevzuat metni
2 — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.14 ve m.389 vd.: Resmî mevzuat metni
Yargıtay Kararları
3 — Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2018/2912, K.2019/4493, T.17.06.2019: Karar metni
4 — Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2014/5860, K.2014/12950, T.07.07.2014: Karar metni
5 — Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2022/6013, K.2024/2408, T.25.03.2024: Karar metni
6 — Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2016/7735, K.2018/2606, T.11.04.2018: Karar metni
7 — Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2013/10389, K.2013/14124, T.03.07.2013: Karar metni
8 — Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2014/14049, K.2015/10415, T.13.10.2015: Karar metni
9 — Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2015/4297, K.2016/1539, T.16.02.2016: Karar metni
10 — Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2020/8247, K.2022/1130, T.15.02.2022: Karar metni
Akademik Kaynaklar
11 — Mineliler, Zeynep, “Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Limited Şirketlerin Haklı Sebeple Feshi”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XVI, S. 3, 2012: Akademik çalışma
12 — Cenkci, Esra, “Çıkan ya da Çıkarılan Limited Ortağına Ayrılma Akçesinin Ödenmesi (TTK m.642)”, Ankara Barosu Dergisi 76/4: Akademik çalışma