Yabancı gerçek kişiler ve yabancı şirketler, Türkiye’deki borçlulardan olan para alacaklarını Türk hukukunun öngördüğü icra takibi ve dava yollarıyla talep edebilir. Uygun yol; alacağın dayanağına, vadesine, borçlunun yerleşim yerine, sözleşmedeki yetki ve hukuk seçimine, mevcut mahkeme kararına ve Türkiye’de haczedilebilir malvarlığı bulunmasına göre belirlenir. Yabancı alacaklılar bakımından ayrıca teminat ve karşılıklılık hükümleri incelenir.
Türkiye’de ödenmeyen bir faturası, geri verilmeyen borç parası, kira alacağı veya sözleşmeden kaynaklanan iade talebi bulunan kişinin yabancı olması, tek başına tahsil yollarını kapatmaz. Bununla birlikte alacağın hukuken ispatlanması ile fiilen tahsil edilebilmesi farklı aşamalardır. Mahkeme kararının alınması, borçlunun ödeme gücü ve malvarlığı değerlendirmesinin yerini tutmaz.
Bu rehber, yabancı alacaklıların yanında yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’deki alacaklarını da ele alır. İcra takibi ve dava, yetkili Türk mercileri önünde yürütülür; alacaklının başka bir ülkede yaşaması ise temsil, belge hazırlığı, tebligat ve teminat bakımından ayrıca değerlendirilir. Temel düzenlemeler 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK), 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’dur (HMK).
Yabancılar Türkiye’de Hangi Alacaklarını Tahsil Edebilir?
Yabancı kişiler ve yabancı şirketlerin alacakları
Satış ve hizmet bedelleri, ticari faturalar, ödünç verilen paralar, kira bedelleri, sözleşmeden doğan tazminat ve iade alacakları, çek veya bonoya bağlı borçlar uygun hukuki yolla talep edilebilir. Hangi yolun kullanılacağı yalnızca alacaklının vatandaşlığına göre belirlenmez. Alacağın niteliği, ispat araçları, muacceliyet ve varsa özel usul hükümleri birlikte değerlendirilir.
Yabancı bir şirketin Türkiye’de alacak takibi yapabilmesi için sırf bu amaçla Türk şirketi kurması genel bir ön koşul değildir. Ancak şirketin hukuki varlığını, temsilcisini ve vekâlet veren kişinin yetkisini gösteren belgeler gerekir. Sözleşmedeki şirket unvanı ile takipte gösterilen alacaklı ve borçlu kimliklerinin örtüşmesi özellikle önemlidir.
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının durumu
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı, yalnızca başka ülkede yaşadığı için yabancı alacaklı sayılmaz. Buna karşılık Türkiye’de mutad meskeni bulunmayan Türk vatandaşının dava veya takip başlatmasında HMK m.84 kapsamında teminat gündeme gelebilir. Bu değerlendirme, yabancılar için MÖHUK m.48’de düzenlenen teminattan ayrıdır. HMK m.85’teki istisnalar ve uygulanabilir milletlerarası sözleşmeler de incelenir.
Örneğin HMK m.85, yeterli nitelikte Türkiye’de taşınmaz veya ayni teminatla güvence altına alınmış alacak bulunması ve ilama bağlı alacak için ilamlı takip yapılması gibi durumlarda teminat istenemeyeceğini düzenler. Bu istisnalar, yabancıların MÖHUK kapsamındaki durumuna değerlendirme yapılmadan aynen taşınmamalıdır. Çifte vatandaşlık ve şirketin tabiiyeti de kendi kuralları içinde belirlenir.
Alacak Tahsiline Başlamadan Önce Neler İncelenir?
Doğru borçlu, alacağın dayanağı ve ödeme tarihi
İlk incelemede borçlunun tam kimliği veya ticaret unvanı, adresi, borcun sebebi, para birimi, vadesi, kısmi ödemeleri ve teminatları belirlenir. Şirketten olan alacak, kanuni veya sözleşmesel bir dayanak bulunmadan şirket ortağının ya da müdürünün şahsi borcu gibi takip edilemez.
Sözleşme, fatura, teslim tutanağı, banka dekontu, hesap mutabakatı ve yazışmalar birlikte değerlendirilmelidir. Banka dekontu para transferini gösterebilir; paranın ödünç verildiğini veya geri ödenmesi gerektiğini her durumda tek başına ispatlamaz. Faturanın düzenlenmiş olması da bütün uyuşmazlıklarda malın teslim edildiğini veya borcun kabul edildiğini kendiliğinden göstermez.
Yetkili merci ve uygulanacak hukuk
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi kural olarak iç hukuktaki yer itibarıyla yetki kurallarına göre belirlenir (MÖHUK m.40). Borçlunun yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, geçerli yetki sözleşmesi ve uyuşmazlığa özgü kurallar önem taşır. İcra dairesinin yetkisi bakımından İİK m.50 de değerlendirilir.
Her alacak davası ticaret mahkemesinde açılmaz. İşlemine göre asliye hukuk, asliye ticaret, tüketici, iş veya sulh hukuk mahkemesi görevli olabilir. Tüketici hakem heyetinin görev alanı da ayrıca kontrol edilir. Yabancı mahkeme seçimi veya tahkim şartı bulunan sözleşmelerde MÖHUK m.47 ve ilgili tahkim düzenlemeleri incelenmeden Türkiye’de dava açılması doğru değildir.
Türkiye’de takip yapılması, sözleşmenin esasına mutlaka Türk hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez. MÖHUK m.24 ve ilgili özel hükümler uyarınca hukuk seçimi ve sözleşmenin bağlantıları araştırılır. Tüketici ve iş sözleşmelerinin koruyucu kuralları ayrıca dikkate alınır.
İhtarname ve ödeme görüşmeleri
İhtarname; borcu, ödeme talebini ve temerrüt tarihini açıklığa kavuşturabilir. Türk hukukunun uygulandığı durumda, TBK m.117 uyarınca temerrüt için ihtar gerekebilir; belirli vadenin dolması gibi istisnalar vardır. Her icra takibinden önce noter ihtarı zorunlu değildir. Sözleşmedeki ön bildirim şartları ve özel hükümler saklıdır.
Ödeme görüşmelerinde taksit, faiz, teminat, masraflar ve gecikme halinde izlenecek yol açıkça yazılmalıdır. Görüşme yürütülmesi, tek başına zamanaşımını veya bütün usul sürelerini durdurmaz.
Hangi İcra Takibi veya Dava Yolu Seçilmelidir?
| Eldeki durum | Değerlendirilecek yol | Belirleyici nokta |
|---|---|---|
| Mahkeme kararı bulunmayan para alacağı | Genel haciz yoluyla ilamsız takip veya alacak davası | Borçlunun itirazı, ispat ve görev kuralları |
| Türk mahkemesi ilamı veya ilam niteliğinde belge | İlamlı icra | Belgenin kapsamı ve kesinleşme gerekip gerekmediği |
| Geçerli çek, bono veya poliçe | Kambiyo senetlerine özgü takip | Senedin şekli, vade, ibraz ve takip hakkı |
| Rehin veya ipotekle güvence altına alınmış alacak | Rehnin paraya çevrilmesi | Önce rehne başvuru kuralı ve istisnaları |
| Ödenmeyen kira ile birlikte tahliye talebi | Şartları varsa ilamsız tahliye takibi | Ödeme ihtarı, tahliye talebi ve süreler |
| Yabancı mahkeme kararı | Tenfiz ve ardından ilamlı icra | Kararın kesinleşmesi ve tenfiz şartları |
Bu tablo başlangıç değerlendirmesidir. Aynı borç için birden fazla belge bulunması, mükerrer tahsil hakkı vermez. Genel takip sistemine ilişkin açıklamalar için Türkiye’de bir alacağın icraya konulması hakkındaki yazımız da incelenebilir.
Genel Haciz Yoluyla İlamsız İcra Takibi Nasıl Yapılır?
Mahkeme kararı olmadan takip
Para ve teminat alacakları için, kanuni şartları bulunuyorsa, önceden mahkeme kararı alınmadan ilamsız takip yapılabilir. Takip talebinde taraf bilgileri, alacağın sebebi, tutarı, faiz başlangıcı ve seçilen takip yolu gösterilir. Alacağın belgeye dayanması halinde belgeler dosyaya sunulur (İİK m.58).
Rehinle güvence altına alınmış alacaklarda önce rehne başvuru kuralı ve istisnaları gözetilir. Ayrıca belirli miktarda altının veya başka bir eşyanın aynen teslimi, doğrudan para alacağıyla aynı değildir. Aynen teslim, bedel talebi ve gerekli yargılama birbirinden ayrılmalıdır.
Ödeme emri, yedi günlük süre ve itiraz
Genel haciz yolunda borçluya ödeme emri tebliğ edilir. Borçlu, kural olarak tebliğden itibaren yedi gün içinde borcu ve masrafları ödeyebilir veya icra dairesine itiraz edebilir. İmzaya itiraz ayrıca ve açıkça bildirilmelidir. Süresinde yapılan itiraz, itiraz edilen bölüm yönünden takibi durdurur (İİK m.60, 62 ve 66).
İtiraz edilmezse, ödeme süresi ve diğer şartlar gözetilerek haciz aşamasına geçilebilir. Yedi günlük sürenin dolması, paranın yedi günde tahsil edileceği anlamına gelmez. Usulsüz tebligat iddiası, gecikmiş itiraz ve somut dosyaya özgü diğer başvuru yolları ayrıca değerlendirilir.
İtirazın iptali ve itirazın kaldırılması
İtirazın iptali davası, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde, görevli mahkemede açılabilir (İİK m.67). Alacağın niteliğine göre dava şartı arabuluculuk gerekebilir. Bir yıllık sürenin geçirilmesi, maddi hukuk zamanaşımı içinde genel alacak davası açılması ihtimalinden ayrı değerlendirilir.
İtirazın kaldırılması talebi ise İİK m.68 ve devamında belirtilen nitelikte belge bulunmasına bağlıdır ve kural olarak itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesine yöneltilir. Bu yol, her faturaya veya her yazışmaya dayanılarak kullanılabilecek genel bir alacak davası değildir.
İcra inkâr tazminatı da otomatik sonuç değildir. İtirazın iptali davasında talep, haksız itiraz ve alacağın belirlenebilirliği gibi şartlar değerlendirilir; şartlar gerçekleşirse kanundaki alt sınır yüzde yirmidir. Haksız ve kötü niyetli takipte alacaklı aleyhine tazminat ihtimali de vardır. Daha geniş çerçeve için Türkiye’de Alacak Nasıl Tahsil Edilir? yazısı okunabilir.
İlamlı İcra Takibi Hangi Belgelerle Yapılır?
İlam ve ilam niteliğindeki belgeler
Türk mahkemelerinin para alacağına ilişkin ilamları ilamlı icranın temel dayanağıdır. İİK m.38’de mahkeme huzurundaki sulh ve kabuller, para borcu ikrarı içeren düzenleme biçimindeki noter senetleri, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler de düzenlenmiştir. Her noter onaylı sözleşme ilam niteliğinde değildir.
Özel kanunlardaki şartları taşıyan tüketici hakem heyeti kararları, Avukatlık Kanunu m.35/A uyarınca düzenlenen uzlaşma tutanakları ve 1581 sayılı Kanun m.12 kapsamındaki usulüne uygun tasdikli tarım kredi kooperatifi belgeleri de ilgili hükümler çerçevesinde değerlendirilir.
Arabuluculuk anlaşmalarında ise belgenin yalnızca arabulucu tarafından hazırlanmış olması yeterli değildir. İcra edilebilirlik şerhi, imza düzeni ve uyuşmazlık türü önemlidir. 6325 sayılı Kanun m.18/4’teki şartları taşıyan belgelerde şerh aranmayabilir; m.18/B kapsamındaki anlaşmalarda şerhin zorunlu olduğu ayrıca gözetilir.
Kesinleşme ve icranın geri bırakılması
Para alacağına ilişkin kararların icrası için kural olarak kesinleşme beklenmez. Bununla birlikte kişiler ve aile hukuku ile taşınmazın aynına ilişkin kararlar gibi istisnalar bulunur (HMK m.350 ve 367). Gemilerle ilgili İİK m.31/a, menfi tespit sonrasındaki iade için İİK m.72 ve yabancı kararların tenfizi için MÖHUK hükümleri ayrıca dikkate alınır. İstirdat kararını veya bir kararın bütün parasal sonuçlarını, dayanağını incelemeden aynı kesinleşme kuralına bağlamak doğru değildir. Sayıştay ilamlarının infazı da kendi özel düzenlemesine tabidir.
Para alacağına ilişkin ilamlı takipte borçluya icra emri gönderilir; bu, ilamsız takipteki ödeme emrinden farklıdır. İİK m.32’de yedi günlük ödeme süresi düzenlenir. Borçlunun icra dairesine basit bir borca itirazı takibi durdurmaz. İİK m.33 kapsamındaki itfa, imhal ve zamanaşımı iddiaları ile şikâyet yollarının kendi süre ve koşulları vardır; hepsi süresiz değildir.
İstinaf veya temyiz başvurusu da tek başına icrayı durdurmaz. İİK m.36 şartları çerçevesinde, gerekli güvence ve usul işlemleri yerine getirilerek takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden icranın geri bırakılması istenebilir. Kesinleşmesi gerekmeyen kararın icrası, sırf kanun yolu incelemesi sürüyor diye kendiliğinden ertelenmez.
Çek, Bono ve Poliçeye Dayanan Alacaklar Nasıl Tahsil Edilir?
Kambiyo senedinin şartları ve aslının sunulması
Kambiyo senetlerine özgü takip; çek, bono ve poliçe için, senedin kanuni unsurları ve alacaklının takip hakkı mevcutsa kullanılabilir. Herhangi bir borç senedinin başlığına “senet” yazılması bu yolu açmaz. Vade, ibraz, ciro zinciri, protesto gerekliliği ve özel zamanaşımı süreleri belgeye göre incelenir.
İİK m.167 uyarınca kural, kambiyo senedinin aslının ve borçlu sayısı kadar tasdikli örneğinin sunulmasıdır. Çeklerde, 5941 sayılı Kanun m.3/6’daki bankanın kısmi ödemesi üzerine verilen onaylı ön ve arka yüz fotokopisi gibi kanuni istisnalar vardır. Bu istisna, sıradan bir çek fotokopisinin her durumda yeterli olduğu anlamına gelmez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 6 Haziran 2013 tarihli, E.2013/11654, K.2013/21313 sayılı kararının yayımlanan metninde de bankanın sorumlu olduğu tutarı ödeyip aslı alıkoyduğu çek bakımından bu istisna değerlendirilmiştir. Karar, genel aslını sunma kuralını ortadan kaldırmaz; özel durumun şartlarının kontrol edilmesi gerektiğini gösterir.
Beş günlük itiraz ve on günlük ödeme süresi
Kambiyo takibinde borca ve imzaya itiraz ile senedin kambiyo niteliğine ilişkin şikâyet için kural olarak beş günlük süre söz konusudur; başvuru icra mahkemesine yapılır. Ödeme süresi ise on gündür (İİK m.168). Süreler ödeme emrinin tebliği esas alınarak hesaplanır.
Borca veya imzaya itiraz, genel haciz yolundaki gibi takibin tamamını kendiliğinden durdurmaz; satış dışındaki işlemler bakımından İİK m.169–170 ve mahkemenin durdurma kararı değerlendirilir. Aynı alacak rehinle güvence altına alınmış olsa bile, İİK m.45 ve 167’deki istisna çerçevesinde kambiyo yolunun kullanılabilmesi mümkündür.
Kira Alacakları ve Rehinli Alacaklarda Özel Kurallar Nelerdir?
Kira borcu ile birlikte tahliye istenmesi
Yabancı veya yurt dışında yaşayan malikin Türkiye’deki kiracısından kira alacağını talep etmesinde, alacak takibi ile tahliye şartları ayrı incelenir. İİK m.269 ve devamına göre tahliye de isteniyorsa takip talebinde bu istek yer almalı, ödeme emri gerekli ihtarı içermelidir.
TBK m.315 kapsamında ödeme için verilecek süre en az on gün; konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gündür. Ürün kirasında TBK m.362 uyarınca en az altmış gün gerekir. Güncel TBK rejiminde kira ödeme emrine itiraz için genel süre yedi gündür. Eski Borçlar Kanunu’na atıf yapan üç günlük hüküm, sırf kira süresi altı aydan kısa diye güncel sözleşmelere uygulanmamalıdır; 6101 sayılı Kanun’un yollama ve geçiş hükümleri dikkate alınır.
Borçlu itiraz etmez ve verilen ödeme süresinde kira borcunu ödemezse, ödeme süresinin bitimini izleyen altı ay içinde icra mahkemesinden tahliye istenebilir (İİK m.269/a). Borcun süresinde ödenmesi, bu temerrüde dayalı tahliyeyi engelleyebilir; takip giderleri ve diğer bakiye kalemler ayrıca kontrol edilir.
Konut ve çatılı işyeri kirasında yalnızca sözleşme süresinin bitmesi, kiraya verene otomatik tahliye hakkı vermez. Kiralananın tesliminden sonra verilmiş geçerli yazılı tahliye taahhüdünde ise taahhüt tarihinden başlayan bir aylık başvuru süresi önemlidir (TBK m.347 ve 352). İİK m.272’deki tahliye emrinde on beş günlük tahliye ve yedi günlük itiraz süreleri, uygulanabildiği hallerde ayrıca gözetilir.
Taşınır rehni ve ipoteğin paraya çevrilmesi
Rehinli alacaklarda kural, önce rehnin paraya çevrilmesidir; kanuni istisnalar saklıdır. Rehin bedeli borcu karşılamazsa kalan alacağın tahsili ilgili koşullara göre değerlendirilir (İİK m.45).
Taşınır rehninin ilamsız yoldan paraya çevrilmesinde ödeme süresi on beş, itiraz süresi yedi gündür. Yalnız rehin hakkına itiraz edilmesi halinde alacaklı, İİK m.147 şartlarıyla haciz yoluna devam edilmesini isteyebilir. İpoteğin ilamsız paraya çevrilmesinde ise ödeme süresi otuz, itiraz süresi yedi gündür; ipotek hakkının kendisi ödeme emrine itiraz yoluyla tartışılamaz (İİK m.149/b–150).
İpotek akit tablosunun kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içermesi gibi hallerde icra emri gönderilmesini sağlayan farklı hükümler vardır. Dolayısıyla her ipotek dosyasına aynı ilamsız takip ve itiraz yöntemi uygulanmaz.
Alacak Davasından Önce Arabuluculuk Zorunlu mudur?
Her icra takibinden önce arabuluculuk zorunlu değildir. Dava açılması gerekiyorsa uyuşmazlığın niteliğine göre dava şartı arabuluculuk kontrol edilir. Özellikle:
- Ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları TTK m.5/A kapsamındadır.
- İşçi veya işveren alacağı ve tazminatı gibi konular 7036 sayılı Kanun m.3 çerçevesinde değerlendirilir.
- Tüketici mahkemesindeki uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Kanun m.73/A uygulanır; tüketici hakem heyetinin görev alanı gibi istisnalar vardır.
- Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda 6325 sayılı Kanun m.18/B uygulanır; İİK uyarınca ilamsız icrayla tahliyeye ilişkin hükümler istisnadır.
Arabuluculuk anlaşmasının tutarı, ödeme takvimi, faiz, teminat ve icra edilebilirlik şartları açık olmalıdır. Zamanaşımı, hak düşürücü süreler ve ihtiyati haczi tamamlayan işlemler bakımından arabuluculuğun etkisi ilgili hükme göre hesaplanır; bütün sürelerin aynı şekilde durduğu varsayılmaz.
Yabancı Alacaklılardan Teminat İstenir mi?
MÖHUK m.48, Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibi yapan yabancı gerçek ve tüzel kişiler için yargılama ve takip giderleri ile karşı tarafın zararlarını karşılayacak teminat öngörür. Karşılıklılık varsa teminattan muafiyet uygulanır. Adalet Bakanlığının açıklamalarında karşılıklılığın anlaşma, kanun veya fiilî uygulama yoluyla gerçekleşebileceği belirtilmektedir.
Muafiyet yalnızca kişinin “yabancı yatırımcı” olduğunu söylemesiyle belirlenmez. Vatandaşlık veya şirket tabiiyeti, ilgili ülke, sözleşmenin kapsamı, varsa ikamet şartı ve çekinceler araştırılır. 1954 tarihli Lahey Hukuk Usulüne Dair Sözleşme ve ikili adli yardımlaşma anlaşmaları bu incelemede önem taşıyabilir. Gerçek kişilerle şirketlerin her anlaşmada aynı kapsamda olduğu kabul edilmemelidir.
Teminat için bütün yabancılara uygulanan sabit bir yüzde bulunduğu söylenemez. Ayrıca yabancılık teminatı ile ihtiyati haciz teminatı farklı hukuki dayanaklara sahiptir. Birinden muaf olmak, diğerinden kendiliğinden muafiyet sağlamaz.
Borçlunun Malvarlığı İhtiyati Hacizle Korunabilir mi?
İhtiyati haciz, para alacağının ileride tahsilini güvenceye almaya yönelik geçici hukuki korumadır. İİK m.257 uyarınca kural olarak rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş para alacağı için istenebilir. Vadesi gelmemiş alacaklarda ise kanunda belirtilen özel koşullar aranır. Alacağın ve haciz sebeplerinin mahkemeyi ikna edecek biçimde gösterilmesi gerekir.
Sırf borçlunun ödeme yapmaması, her talepte ihtiyati haciz kararı verileceği anlamına gelmez. İİK m.259 uyarınca teminat ve haksız hacizden doğabilecek sorumluluk değerlendirilir; ilama ve ilam niteliğindeki belgeye dayanan taleplerin teminat rejimleri de farklıdır.
Kararın verilmesinden itibaren on gün içinde infaz istenmelidir (İİK m.261). Dava veya takipten önce uygulanan hacizde, haczin uygulanmasından; alacaklının yokluğunda uygulanmışsa tutanağın kendisine tebliğinden itibaren yedi günlük tamamlayıcı takip veya dava süresi gündeme gelir. Takibe itiraz edilmesi halinde de İİK m.264’ün özel devam süreleri vardır. Genel itirazın iptali süresinin bir yıl olması, ihtiyati haczi korumak için bu özel sürelerin göz ardı edilebileceği anlamına gelmez.
Yabancı Mahkeme ve Hakem Kararları Türkiye’de Nasıl İcra Edilir?
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yabancı mahkemeden alınan para alacağı kararı, yalnızca tercüme veya apostil yaptırılarak Türk ilamı gibi doğrudan icraya konulamaz. MÖHUK m.50 ve devamı uyarınca tenfiz gerekir. Kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmesi; onaylı karar, kesinleşme belgesi ve tercümelerin hazırlanması temel inceleme konularındandır.
Tenfizde karşılıklılık, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi, kamu düzeni ve savunma hakkıyla ilgili kanuni şartlar değerlendirilir. Gerçek bağlantısı bulunmayan yabancı mahkemenin yetkisi ve usulüne uygun çağrı veya temsil sorunlarında itirazın etkisi de MÖHUK m.54’e göre incelenir. Görev ve yer itibarıyla yetki, MÖHUK m.51 ve uyuşmazlığa ilişkin hükümler esas alınarak belirlenir.
Tanıma, yabancı hükmün kesin hüküm veya kesin delil etkisi bakımından önem taşır; para alacağının cebren tahsili için yalnızca tanıma yeterli değildir. Tenfiz kararının icra edilebilir hale gelmesi ve kanun yollarının etkisi ayrıca gözetilir. MÖHUK m.57’de temyizin yerine getirmeyi durduracağı düzenlenmiştir. Yabancı Mahkeme Alacak Kararlarının Türkiye’de İcrası yazısı da bu konuyu farklı bir açıdan incelemektedir.
Yabancı hakem kararları
Yabancı hakem kararlarında uygulanabilir milletlerarası sözleşmeler, özellikle 1958 New York Sözleşmesi ile MÖHUK m.60–63 değerlendirilir. Hakem kararı ile yabancı mahkeme kararının tenfiz şartları tamamen aynı değildir. Tahkim anlaşması, kararın bağlayıcılığı, tarafların usulüne uygun bilgilendirilmesi ve diğer ret sebepleri ayrı incelenmelidir.
Alacaklı İçin Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?
- Gerçek kişi için kimlik ve vatandaşlık bilgileri; şirket için güncel sicil veya kuruluş kayıtları ve temsil yetkisi belgeleri.
- Sözleşmeler, siparişler, faturalar, teslim veya hizmetin ifasını gösteren kayıtlar ve hesap mutabakatları.
- Banka dekontları, kısmi ödeme listesi, borç ikrarları, e-posta ve diğer hukuka uygun yazışmalar.
- Borçlunun doğru unvanı, bilinen adresleri ve hukuka uygun elde edilmiş malvarlığı bilgileri.
- Vekâletname; işlemin niteliğine göre sulh, arabuluculuk veya diğer özel yetkiler.
- Varsa çek, bono ve poliçe asılları; rehin veya ipotek belgeleri; mahkeme ya da hakem kararı ve gerekli kesinleşme kayıtları.
Vekâletname, apostil ve tercüme
Türkiye’deki avukat, uygun vekâletname ile takip ve davayı Türk mercileri önünde yürütebilir. Alacaklının her işlem için Türkiye’ye gelmesi kural olarak gerekmez; kişisel katılım gerektiren işlemler somut dosyada ayrıca belirlenir. Konsoloslukta veya yabancı ülkedeki yetkili makamda düzenlenen vekâletnamenin şekli, kullanılacağı işleme göre önceden kontrol edilmelidir. Konsolosluk işleminin kendisi bir Türk icra takibi başlatılması anlamına gelmez.
Yabancı resmi belgelerde HMK m.224, uygulanabilir tasdik muafiyetleri ve apostil kuralları dikkate alınır. Her belge için aynı tasdik zinciri zorunlu değildir. Apostil, belgedeki imza, sıfat ve mühür bakımından doğrulama işlevi görür; alacağın haklılığını veya sözleşmenin içeriğini onaylamaz. Tercüme ve gerektiğinde noter onayı ayrıca değerlendirilir. Hazırlık için vekâletname düzenlenmesi hakkındaki bilgilendirmemiz kullanılabilir.
Döviz Alacağı, Faiz ve Zamanaşımı Nasıl Değerlendirilir?
Avro veya dolar alacağının talep edilmesi
Yabancı para alacağı tahsile konu olabilir. Ancak takip talebinde Türk parası karşılığı, talep edilen kur tarihi, faiz türü ve başlangıcı açıkça gösterilmelidir (İİK m.58). Türk hukukunun uygulandığı durumda TBK m.99’daki aynen ödeme kaydı ve alacaklının seçimlik hakları birlikte değerlendirilir. Vade veya fiilî ödeme kuru seçimi ile harca esas değer hesabı birbirine karıştırılmamalıdır.
3095 sayılı Kanun m.4/a, uygulanma koşulları içinde, sözleşmede daha yüksek faiz kararlaştırılmayan yabancı para borçlarında devlet bankalarının ilgili yabancı para için bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranını esas alır. Para birimi ve dönem kontrol edilmeden Türk lirası faizi döviz borcuna doğrudan uygulanmamalıdır. Sözleşmenin tabi olduğu hukuk ve emredici sınırlar ayrıca gözetilir.
Zamanaşımı ve sürelerin korunması
Türk hukukunda genel zamanaşımı süresi TBK m.146 uyarınca on yıldır; kira bedelleri gibi dönemsel edimlerde beş yıl ve başka alacaklarda özel süreler bulunur. Çek, bono ve poliçeye ilişkin süreler ayrıca hesaplanır. Bu nedenle bütün alacaklar için tek bir süre vermek doğru değildir.
MÖHUK m.8 uyarınca zamanaşımı, ilişkinin esasına uygulanan hukuka tabidir. Türk hukukunun uygulandığı dosyalarda TBK m.154 kapsamındaki borç ikrarı, dava veya takip gibi kesilme sebepleri değerlendirilir. Sadece ihtarname gönderilmesine güvenilerek zamanaşımı incelemesi ertelenmemelidir.
Haciz, Tahsil Süresi ve Masraflar Nasıl Planlanır?
Haczedilebilir malvarlığı ve tahsil kabiliyeti
Şartları oluştuğunda banka hesapları, üçüncü kişilerdeki alacaklar, araçlar, taşınmazlar ve diğer haczedilebilir haklar üzerinde işlem yapılabilir. Malvarlığı araştırması ve haciz talepleri yetkili merciler aracılığıyla yürütülür. Önceki hacizler, ipotekler, istihkak iddiaları ve satış giderleri fiilen elde edilecek tutarı etkileyebilir.
Maaş ve ücretler için “her durumda dörtte biri haczedilir” biçiminde tek bir kural kurulamaz. İİK m.83, İş Kanunu m.35 ve ilgili özel hükümler farklı sınırlar içerir. 5510 sayılı Kanun m.93 kapsamındaki gelir ve aylıklarda ise özel haciz yasağı, kanuni istisnalar ve borçlunun muvafakati değerlendirilir.
Borçlu şirketin konkordato veya iflas sürecine girmesi, mevcut ve yeni takiplerin seyrini değiştirebilir. Mal kaçırma iddiasında da hacizden farklı dava yollarının şartları ve süreleri incelenir. Alacağın büyüklüğü kadar borçlunun hukuken ulaşılabilir malvarlığı da takip stratejisinin parçasıdır.
Süre, gider ve tahsil edilen paranın aktarılması
Tebligatın yapılması, itiraz, bilirkişi incelemesi, kanun yolları, haciz ve satış işlemleri dosyanın süresini belirler. Sabit bir tahsil tarihi veya sonuç garantisi verilemez. İtirazsız bir takip ile yabancı kararın tenfizini gerektiren ihtilaflı dosya aynı takvimle planlanmaz.
Harç, tebligat, tercüme, noter, bilirkişi, satış ve avukatlık giderleri ayrı kalemlerdir. Güncel tarife, alacak miktarı ve seçilen yola göre dosyaya özgü bütçe hazırlanmalıdır. Başlangıçta yatırılan giderlerin tamamının her koşulda borçludan tahsil edileceği varsayılmaz. Tahsil edilen tutarın alacaklıya aktarımında vekâlet kapsamı, hesap bilgileri, kesintiler ve banka belge talepleri kontrol edilir.
Güneş & Güneş Hukuk Bürosunun Alacak Tahsiline Yaklaşımı
Güneş & Güneş Hukuk Bürosu, 1999’dan bu yana yürüttüğü avukatlık faaliyetleri kapsamında, yabancı kişiler ve şirketler ile yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’deki alacak uyuşmazlıklarında hukuki değerlendirme ve temsil hizmeti sunar. Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânlarıyla belge incelemesi, takip yolunun belirlenmesi, teminat, arabuluculuk, dava, tenfiz ve icra aşamaları dosyanın ihtiyaçlarına göre ele alınır.
Çalışmanın başlangıcında borcun dayanağı, deliller, süreler ve tahsil kabiliyeti değerlendirilir; maliyet ve hukuki seçenekler açıklanır. Hizmet kapsamına ilişkin bilgi için icra ve iflas hukuku hizmetleri sayfamız ve iletişim sayfamız kullanılabilir. Belgeler, uyuşmazlık değerlendirmesi için gerekli kapsamda ve uygun iletişim kanalı üzerinden paylaşılmalıdır.
Konunun ayrıntıları için kesinleşmeden icraya konulabilen ilamlar yazımıza bakabilirsiniz.
Konunun ayrıntıları için yurt dışındaki boşanmanın Türkiye’de tanınması ve tenfizi, nafaka alacağının yurt dışından tahsili ve yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi yazılarımıza bakabilirsiniz.
Sonuç
Yabancıların Türkiye’de alacak tahsilinde ilk adım, eldeki belgenin hangi takip veya dava yolunu açtığını belirlemektir. Doğru borçlu, görev ve yetki, alacağın ispatı, teminat muafiyeti, itiraz süreleri, arabuluculuk ve haczedilebilir malvarlığı birlikte ele alınmalıdır. Yabancı mahkeme kararı varsa tenfiz; çek veya bono varsa özel takip koşulları ayrıca önem kazanır.
Yurt dışında yaşayan kişinin alacaklı olması, işlemlerin hangi ülkede yürütüleceğini tek başına değiştirmez. Türkiye’deki icra ve dava işlemleri Türk mercileri önünde, gerektiğinde yetkilendirilmiş avukat aracılığıyla takip edilir. Bu yazı genel bilgilendirme niteliğindedir; somut işlem öncesinde belgelerin ve güncel hukuki durumun dosya özelinde değerlendirilmesi gerekir.
İlgili yazılar: Şirket Payı Haczi: Limited ve Anonim Şirkette Takip.
Sıkça Sorulan Sorular
Yabancı uyruklu kişi Türkiye’de icra takibi yapabilir mi?
Evet. Yabancı gerçek kişiler Türk hukukunun öngördüğü takip yollarını kullanabilir. Alacağın niteliği, yetki, temsil ve MÖHUK m.48 kapsamındaki teminat veya muafiyet durumu ayrıca incelenir.
Yabancı şirketin Türkiye’de şirket kurması gerekir mi?
Sırf alacağını takip etmek için Türkiye’de yeni şirket kurması genel bir zorunluluk değildir. Şirketin varlığını ve temsil yetkisini gösteren geçerli belgeler ile gerekiyorsa usulüne uygun vekâletname hazırlanır.
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı yabancı alacaklı sayılır mı?
Yalnızca yurt dışında yaşaması nedeniyle sayılmaz. Ancak Türkiye’de mutad meskeni yoksa HMK m.84 çerçevesindeki teminat ve m.85’teki istisnalar ayrıca değerlendirilir.
Türkiye’ye gelmeden alacak dosyası takip edilebilir mi?
Uygun vekâletnameyle Türkiye’deki avukat tarafından Türk mercileri önünde takip edilebilir. Alacaklının şahsen katılması gereken bir işlem bulunup bulunmadığı dosya özelinde belirlenir; her durumda hiç gelmeyeceği garanti edilemez.
İcra takibi için mutlaka mahkeme kararı gerekir mi?
Hayır. Şartları bulunan para alacaklarında genel haciz yoluyla ilamsız takip yapılabilir. Borçlunun süresinde itirazı halinde itirazın giderilmesi veya alacak davası gündeme gelebilir.
Borçlu itiraz ederse alacak kaybedilir mi?
İtiraz, alacağı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Takip türüne ve belgelere göre itirazın iptali, itirazın kaldırılması veya başka uygun dava yolu değerlendirilir. Bu yolların süreleri farklıdır.
Ödeme ve itiraz süresi bütün takiplerde aynı mıdır?
Hayır. Genel hacizde kural olarak yedi günlük ödeme ve itiraz süresi bulunur. Kambiyo takibinde ödeme on gün, ilgili itiraz ve şikâyetler beş gündür. Kira, rehin ve ilamlı takipte kendi kuralları uygulanır.
Çek fotokopisiyle icra takibi yapılabilir mi?
Kural, çek aslının sunulmasıdır. Çek Kanunu m.3/6’daki kısmi ödeme üzerine verilen banka onaylı ön ve arka yüz fotokopisi özel bir istisnadır. Her fotokopi bu kapsamda değildir.
Bütün yabancı alacaklılar teminat yatırmak zorunda mıdır?
MÖHUK m.48’de teminat kuralı vardır; karşılıklılık esasına göre muafiyet uygulanır. İlgili anlaşma, ülke uygulaması ve kişinin veya şirketin kapsamı incelenmeden kesin cevap verilmemelidir.
Almanya’da veya başka bir ülkede alınan karar doğrudan icra edilebilir mi?
Yabancı mahkemeden alınan para alacağı kararının Türkiye’de cebren icrası için kural olarak Türk mahkemesinden tenfiz gerekir. Apostil ve tercüme, tek başına tenfizin yerine geçmez.
Avro veya dolar alacağı istenebilir mi?
Evet. Para birimi, kur tarihi, Türk parası karşılığı ve faiz talebi usulüne uygun kurulmalıdır. Sözleşme ile uygulanacak hukuk ve TBK m.99’daki seçenekler birlikte değerlendirilir.
Dava açmadan önce her durumda arabulucuya gidilir mi?
Hayır. Zorunluluk uyuşmazlığın türüne göre belirlenir. Ticari, tüketici, iş ve kira uyuşmazlıklarında kapsam ve istisnalar kontrol edilir. Takip başlatılması ile dava açılması aynı işlem değildir.
İhtiyati haciz alacağın hemen ödenmesini sağlar mı?
İhtiyati haciz geçici koruma sağlar; tek başına nihai tahsil anlamına gelmez. Kararın infazı ve devamı için İİK m.261 ve 264’teki süreler ile diğer koşullar yerine getirilmelidir.
Borçlunun malı yoksa davayı kazanmak yeterli olur mu?
Mahkeme kararı alacağı hukuken belirlese de fiilî tahsil, haczedilebilir malvarlığına ve diğer koşullara bağlıdır. Bu nedenle dosyanın başında tahsil kabiliyeti ve giderler birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynakça
Mevzuat ve kaynak kontrol tarihi: 13 Ekim 2026. Aşağıdaki mevzuat bağlantıları, Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki birleştirilmiş metinlere yönelir. Başvuru tarihinde yürürlük, geçiş hükümleri ve ilgili özel düzenlemeler yeniden kontrol edilmelidir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: m.31/a–38, 45, 50, 58–72, 82–83, 146–150/a, 167–170, 257–264 ve 269–272.
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun: m.4, 8, 24, 40, 47–48 ve 50–63.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.6, 10, 17, 74, 84–89, 224, 350 ve 367.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.99, 117, 146–147, 154, 315, 347, 352 ve 362. 6101 sayılı Uygulama Kanunu: özellikle m.1 ve 8.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: m.18, 18/A ve 18/B. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: m.5/A ve kambiyo senetlerine ilişkin hükümler.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun: m.68–70 ve 73/A. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu: m.3.
- 5941 sayılı Çek Kanunu: m.3/6. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun: m.4/a.
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu: m.35/A. 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu: m.12.
- 4857 sayılı İş Kanunu: m.35. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu: m.93.
- Adalet Bakanlığı: Yabancıların teminat yatırma yükümlülüğü. HCCH: 1954 Hukuk Usulüne Dair Sözleşme, özellikle m.17.
- HCCH: Apostil Sözleşmesi bilgi bölümü. Dışişleri Bakanlığı: Konsolosluk noterlik işlemleri.
- UNCITRAL: 1958 New York Sözleşmesi.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 06.06.2013, E.2013/11654, K.2013/21313. Hukuki Haber’de yayımlanan karar metni. Karar, çek aslının bankaca alıkonulduğu özel duruma ilişkindir.