İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Ticari Defter ve Cari Hesap Uyuşmazlıkları

Fatura Alacağı Nasıl İspat Edilir? Teslim Belgeleri, İtirazlar ve Ticari Defterler

Bir avukat ile şirket temsilcisinin fatura, teslim ve ödeme başlıklı üç belgeyi yan yana karşılaştırdığı temsilî sahne.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 17 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Fatura alacağının ispatı; sözleşme ve siparişin, teslim veya hizmet kayıtlarının, itirazların, iadelerin ve ödemelerin birlikte incelenmesini gerektirir; faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi, temel ilişkinin ve teslimin her durumda ispatlandığı anlamına gelmez. Ticari defterlerin delil değeri, usulüne uygunluk yanında karşı kayıtların ve ibraz işlemlerinin durumuna bağlıdır. E-fatura akışı ile borcun hukuken varlığı da ayrı değerlendirilmelidir. Alacaklı ve borçlu bakımından sağlıklı hazırlık, her iddiayı somut belgeyle eşleştirmeyi, bakiye hesabını açıklamayı ve uygulanacak takip veya dava yolunu dosyanın özelliklerine göre belirlemeyi içerir.

Fatura Alacağı İncelemesi Hangi Sorularla Başlar?

Ödenmemiş bir fatura, alacağın araştırılmasında başlangıç belgesidir. Dosyanın sonucu ise faturayı doğuran ilişkiye, kararlaştırılan edime, teslim veya hizmetin gerçekleştirilmesine ve sonraki işlemlere bağlıdır. Bu nedenle ilk soru yalnızca “Fatura kesilmiş mi?” değildir. Kim, kiminle, hangi iş için anlaşmış; hangi bedel kararlaştırılmış; işin ne kadarı yapılmış ve geriye hangi tutar kalmıştır? Bu sorular ayrı ayrı cevaplanmalıdır.

Önce tarafların kimliği belirlenir. Siparişi veren işletme, faturanın düzenlendiği şirket, teslim adresini kullanan kişi ve ödemeyi yapan şirket farklı olabilir. Aynı gruptaki şirketlerin unvanlarının birbirine benzemesi, her birinin diğerinin borcundan sorumlu olduğunu göstermez. Talep yöneltilecek kişinin, sözleşmenin tarafı veya başka bir hukuki sebeple sorumlu kişi olduğu ortaya konulmalıdır. Yazışmadaki ticari ad ile sicildeki unvanın eşleştirilmesi, bu incelemenin pratik adımlarındandır.

İspat yükü de dosyanın başında değerlendirilir. Genel kural, ileri sürdüğü olaydan kendi lehine hukuki sonuç çıkaran tarafın o olayı ispatlamasıdır. Alacaklı, alacağını doğuran olayları; borcun doğduğunu kabul edip ödediğini söyleyen borçlu ise ödeme savunmasını dayanaklarıyla açıklamalıdır. Bununla birlikte kanuni karineler, tarafların kabul ettiği olaylar ve ileri sürülen savunmanın niteliği, somut dosyadaki ispat yükünü etkileyebilir.[2]

Sözleşme, Sipariş, Fatura ve Teslim Belgesi Ne İşe Yarar?

Ticari belgeler çoğu zaman aynı işlem için düzenlenir; fakat aynı olguyu göstermez. Bir teklif fiyatı açıklayabilir, sipariş belirli miktarda ürün talebini gösterebilir, sevk kaydı taşıma sürecini belgeleyebilir. Faturanın düzenlenmesi ise tek başına bütün bu aşamaların tamamlandığını kanıtlamaz. İnceleme, belgelerin birbirine nasıl bağlandığı üzerinde yoğunlaşmalıdır.[1][2]

İncelenen konuBaşlıca kayıtAçıklığa kavuşturulacak noktaSık görülen eksiklik
Sözleşme ve siparişSözleşme, teklif kabulü, sipariş yazışmasıÜrün veya hizmet, miktar, fiyat ve taraflarTeklifin kabul edildiğine ilişkin kayıt bulunmaması
FaturalandırmaFatura ve ilgili elektronik kayıtlarHangi işin, hangi bedelle belgelendiğiFaturanın siparişle eşleştirilememesi
Teslim veya ifaİrsaliye, teslim tutanağı, hizmet kayıtlarıNe zaman, kime, ne kadar teslim veya hizmet yapıldığıSevkin teslim olarak değerlendirilmesi
İade ve ödemeİade teslim belgesi, banka kaydı, makbuzHangi işlemden ne kadar düşüleceğiAynı ödemenin iki kez düşülmesi veya hiç düşülmemesi

Yazılı bir sözleşmenin bulunmaması, her durumda sözleşmenin kurulmadığı anlamına gelmez. Kanunun özel bir şekil öngörmediği ilişkilerde iradelerin uyuşması farklı yollarla gerçekleşebilir. Buna karşılık bir sözleşmenin geçerli kurulması ile mahkemede hangi delillerle ispatlanacağı ayrı konulardır. HMK’nın senetle ispat hükümleri, işlem değeri ve uygulanacak istisnalar ayrıca değerlendirilmelidir.[2][3]

Fatura ile tahsilat belgesi de ayrılmalıdır. Bir faturanın düzenlenmesi, bedelin ödendiğini kendiliğinden göstermez. Ödeme açıklaması içeren bir belge veya ticari uygulama söz konusuysa, belgenin içeriği, imza ve kayıt düzeni ile diğer deliller birlikte incelenir. “Faturası var” ile “borcu var”, “faturası kapatılmış görünüyor” ile “ödeme gerçekleşti” arasında dosyada açıklanması gereken bağlantılar bulunabilir.[1][3]

Sekiz Günlük Faturaya İtiraz Süresi Nasıl Değerlendirilir?

Sürenin başlangıcı ve kabulün kapsamı

TTK m.21/2 uyarınca faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriğine itiraz etmezse içeriğini kabul etmiş sayılır. Burada faturanın düzenleme tarihiyle alınma tarihinin aynı olduğu varsayılmamalıdır. Faturanın muhataba hangi tarihte ulaştığı; gönderim kaydı, elektronik sistem verisi veya başka uygun delillerle belirlenmelidir.[1]

Bu kuralın etkisi, faturanın olağan içeriği ve dayandığı ilişki içinde değerlendirilir. İtiraz edilmemesi, hiç kurulmamış bir sözleşmeyi her durumda kurmaz; teslim edilmemiş malı kendiliğinden teslim edilmiş hâle getirmez. Fiyat, miktar, ifa, ödeme ve sonradan eklenen sözleşme koşulları aynı hukuki soruna indirgenemez. Özellikle temel ilişki veya teslim inkâr ediliyorsa, alacaklının bu konudaki delilleri ayrıca önem taşır.[1][6]

Süresi içinde itiraz eden kişi de yalnızca “borcum yoktur” demekle yetinmemelidir. İtirazın hangi faturaya, hangi kaleme ve hangi sebeple yöneltildiği açıklanmalı; doğru olduğu kabul edilen kısımla uyuşmazlık konusu kısım ayrılmalıdır. Örneğin yanlış birim fiyat, eksik teslim, hiç verilmeyen hizmet ve daha önce yapılan ödeme farklı açıklamalar gerektirir. İtirazın içeriği kadar muhatabına ulaştırıldığını gösteren kayıt da korunmalıdır.

Teslimin ispatlanamadığı bir karar ne gösteriyor?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.06.2025 tarihli, E.2024/6090, K.2025/3953 sayılı kararında, iki faturaya dayanan takipte sözleşme ilişkisi ve malların teslimi tartışılmıştır. Faturalar alacaklı tarafından düzenlenmiş; ancak teslim sürecini doğrulayan yeterli belge ortaya konulamamıştır. Karşı tarafın kayıtları ve dosyaya getirilen vergi kayıtları da ileri sürülen satışı doğrulamamıştır. Alacağın ispatlanamadığı gerekçesiyle verilen ret kararı onanmıştır.[6]

Bu karar, her fatura uyuşmazlığının aynı şekilde sonuçlanacağını göstermez. Çıkarılabilecek pratik sonuç, faturanın karşı tarafa ulaşması ile faturaya konu edimin yerine getirilmesinin dosyada ayrı ayrı açıklanması gerektiğidir. Sekiz günün geçirilmesi de bütün savunmaların her koşulda ortadan kalktığı şeklinde yorumlanmamalıdır.

E-Faturada Sistem Kaydı, Ret ve İtiraz Bildirimi Nasıl Ayrılır?

Elektronik akış ile hukuki uyuşmazlık aynı inceleme değildir

E-faturanın alıcı sistemine ulaşması, faturanın vergi ve belge düzeni bakımından işlenmesi, ticari senaryoda uygulama yanıtı verilmesi ve faturaya konu malın teslim alınması farklı olaylardır. Dosyada “kabul edildi” denildiğinde, hangi işlemden söz edildiği açıklanmalıdır. Teknik iletim kaydı, içeriğe yönelik irade açıklaması ve fiilî teslim birbirinin yerine kullanılmamalıdır.[1][4]

GİB’in e-Fatura İptal, İhtar/İtiraz Bildirim Kılavuzu, ticari fatura senaryosunda ret uygulama yanıtı ile harici itiraz yollarını; diğer senaryolarda ise ilgili iptal ve bildirim süreçlerini ayrı düzenler. Bu nedenle kullanılabilecek işlem, faturanın senaryosuna ve gerçekleşen aşamaya göre belirlenmelidir. Özellikle portal üzerinden yapılan itiraz bildirimi, kılavuzda daha önce haricen yapılmış itirazın sisteme bildirilmesi olarak ele alınır. Asıl itiraz ile bu bildirim tek işlem sanılmamalıdır.[4]

Hangi kayıtlar birlikte saklanmalı?

İncelemede faturanın tekil belge numarası, özgün elektronik dosyası, gönderim ve teslim bilgileri, varsa uygulama yanıtı, iptal talebi, itiraz belgesi ve muhataba ulaşma kaydı birlikte ele alınmalıdır. Sistemdeki bir işlem veya karşı tarafın yanıtı, diğer delillerden koparılarak borcun varlığını ya da yokluğunu kesin biçimde belirleyen sonuç olarak sunulmamalıdır.[2][4]

Ekrandan alınmış bir görüntü, kaydın anlaşılmasını kolaylaştırabilir. Bununla birlikte özgün elektronik dosyanın, ilgili mali mühür veya imza verilerinin ve bağlantılı kayıtların korunması, belgenin sonradan doğrulanabilmesi açısından önemlidir. Yalnızca yazdırılmış bir fatura görüntüsüne dayanılması, elektronik sürecin araştırılmasını güçleştirebilir.[5]

Malın Teslimi ve Hizmetin Yapıldığı Nasıl İspatlanır?

Teslim zincirinde kişi, yer ve miktar

Bir sevk irsaliyesi incelenirken yalnızca imza bulunup bulunmadığına bakılmaz. Belgedeki ürün, miktar, tarih, teslim adresi ve teslim alan kişi siparişle ilişkilendirilir. Taşıyıcıya teslim ile alıcıya teslimin sözleşmedeki anlamı da belirlenmelidir. Teslimin nerede gerçekleşeceğine ilişkin düzenleme, taşıma kaydı ve fiilî uygulama farklı sonuçlar doğurabilir.[2][3]

Teslim alan kişinin şirket çalışanı, depo görevlisi, taşeron veya başka bir işletmenin personeli olması hâlinde, işlemle bağlantısı araştırılır. Her teslim belgesinde mutlaka şirketin sicildeki temsilcisinin imzasının bulunması gerektiği söylenemeyeceği gibi, herhangi bir kişinin attığı imza da araştırılmadan şirkete yüklenemez. Önceki teslimlerde kullanılan yöntem, görevlendirme yazısı, depo giriş kaydı ve tarafların yazışmaları bu bağlantıyı açıklayabilir.

İmza inkârı ile teslim miktarına itiraz da farklıdır. Borçlu, belge üzerindeki imzanın kendisine veya ilgili kişiye ait olmadığını ileri sürüyorsa buna uygun inceleme gerekir. İmza kabul edilip miktar tartışılıyorsa paketleme, tartım, sayım, eksik teslim tutanağı ve sonraki bildirimler önem kazanır. İtirazların hangi olaya yöneldiğinin açıklanması, gereksiz incelemeleri azaltır.[2]

Hizmetlerde ifa göstergeleri

Hizmet alacaklarında fiziksel teslim belgesi bulunmayabilir. İşin niteliğine göre çalışma raporu, bakım formu, kurulum tutanağı, erişim kaydı, onaylanan çıktı veya tamamlanan aşamaya ilişkin yazışma kullanılabilir. Bu kayıtlar, sözleşmede üstlenilen işin hangi bölümünün yapıldığını göstermelidir. Yalnızca personelin çalışmış olması ile sözleşmede vaat edilen sonucun gerçekleşmesi her sözleşmede aynı anlama gelmez.

Hiç ifa edilmeme, eksik ifa ve ayıplı ifa savunmaları da ayrı değerlendirilir. Ayıp bildirimi ve inceleme yükümlülükleri, sözleşmenin türüne ve tarafların durumuna göre değişebilir. Faturaya itiraz için öngörülen sekiz günlük süre, bütün teslim ve ayıp uyuşmazlıklarına uygulanabilecek tek süre olarak kullanılmamalıdır.[1][3]

Ticari Defterler Hangi Şartlarda Delil Olur?

Muhasebe çıktısı ile ticari defter ayrımı

HMK m.222, ticari davalarda ticari defterlerin delil niteliğini özel koşullara bağlar. Kanuna uygun ve eksiksiz tutulma, gerekli onayların yapılması ve kayıtların birbirini doğrulaması bu incelemenin parçalarıdır. Elektronik defterlerde, ilgili elektronik kayıt ve onay düzeni dikkate alınır. Muhasebe programından alınmış bir cari hesap dökümü, sırf başlığında “hesap ekstresi” yazdığı için bütün bu koşulları yerine getirmiş ticari defter sayılmaz.[2]

Defterin usulüne uygun olması, içindeki her kaydın tek başına kesin doğru kabul edilmesi anlamına da gelmez. Karşı tarafın defterleri, kayıtların dayanağı ve aksi yöndeki deliller incelenir. Ayrıca kişinin lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılması konusunda kanunun sınırlamaları vardır. Alacak kaydını ileri sürerken aynı defterdeki ödeme veya iade kaydının göz ardı edilmesi sağlıklı bir değerlendirme oluşturmaz.[2]

Defterin sunulmaması ile defterde kayıt bulunmaması

HMK m.222/3’ün 7251 sayılı Kanunla değişen düzenlemesinde bu iki durum özellikle ayrılır. Diğer tarafın usulüne uygun ticari defterlerinde ilgili konuda hiçbir kayıt yoksa, defter sahibinin kendi kayıtları bu hüküm kapsamında onun lehine kullanılamaz. Bu durum alacağın hiçbir delille ispatlanamayacağı veya kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez; diğer delillerin değeri ayrıca incelenir.[2]

Karşı tarafın defterlerini ibraz etmemesi ise farklıdır. Uygun ibraz talebi, mahkemenin ara kararı, tebligat ve ihtarın içeriği ile kanundaki diğer koşullar birlikte değerlendirilir. “Karşı taraf defter getirmedi, bu yüzden her iddiam ispatlandı” biçimindeki genel sonuç doğru değildir. HMK m.219–222’deki ibraz hükümleri ile özellikle karşı tarafın defterlerine dayanılan durumun koşulları birbirine karıştırılmamalıdır.[2]

Faturayı destekleyen kayıtların bulunduğu bir karar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.05.2026 tarihli, E.2025/6050, K.2026/2842 sayılı kararında, un satışından doğan fatura alacağı incelenmiştir. Alacaklının usulüne uygun defterleri, karşı tarafın usulüne uygun ihtara rağmen defterlerini sunmaması ve işlem dönemine ait vergi bildirimlerinin faturaları doğrulaması birlikte değerlendirilmiştir. Alacak kabul edilmiş; istinafta faiz yönünden düzeltilerek kurulan hüküm Yargıtay tarafından onanmıştır.[7]

Bu dosyayla teslimin ispatlanamadığı önceki karar arasındaki fark, belgelerin oluşturduğu bütünlüktedir. Ayrıca karardaki Ba/Bs kayıtları geçmiş işlem dönemlerine ilişkindir. GİB, 565 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında Eylül 2024 ve sonraki dönemler için Ba/Bs bildirimi yükümlülüğünün kaldırıldığını açıklamıştır. Eski kararlarda kullanılan bir kayıt, günümüzde her işletmeden istenecek zorunlu bildirim gibi gösterilmemelidir.[7][8]

E-Posta, Mesaj ve Diğer Dijital Kayıtlar Nasıl Değerlendirilir?

HMK m.199, elektronik ortamdaki verileri belge kapsamında kabul eder. Bununla birlikte “belge” sayılmak, her kayıt türünün her işlem için tek başına yeterli delil olduğu anlamına gelmez. Senetle ispat kuralı, delil başlangıcı ve kanuni istisnalar dikkate alınmalıdır. Özellikle bir mesajın karşı taraftan veya temsilcisinden geldiğinin ve ileri sürülen işlemi olası gösterdiğinin ortaya konulması, HMK m.202 yönünden önem taşıyabilir.[2]

Yazışmanın yalnızca lehe görünen cümlesi alınmamalıdır. Mesajın öncesi ve sonrası, ekleri, gönderici bilgisi, tarih ve saat, ilgili sipariş numarası ve sonradan değişen şartlar birlikte korunmalıdır. “Tamamdır” ifadesi fiyatın kabulüne mi, teslim adresine mi, yoksa toplantı saatine mi ilişkindir? Metnin bağlamı görülmeden sağlıklı sonuç çıkarılamaz.

Kayıtların kaynağı ve bütünlüğü tartışıldığında, özgün dosya, e-posta başlıkları, sistem kayıtları ve gerekli teknik inceleme gündeme gelebilir. Başka bir kişinin hesabına yetkisiz erişilerek elde edilen içerik ile işletmenin hukuken erişebildiği kendi işlem kayıtları aynı durumda değildir. Hukuka aykırı elde edilen delillerin kullanılmasına ilişkin HMK m.189/2 sınırı gözetilmelidir.[2]

Üçüncü kişideki veya karşı taraftaki bir kayda ihtiyaç varsa, belge ve istenme sebebi somutlaştırılarak uygun usul izlenmelidir. Kaybolma ya da sonradan incelenememe riski bulunan deliller bakımından delil tespiti ayrıca değerlendirilebilir. Her kayıt talebi için bütün şirket verilerine sınırsız erişim istemek yerine, uyuşmazlıkla bağlantısı kurulmuş belgelerin belirlenmesi gerekir.[2]

Ödeme, İade ve Bakiye Nasıl Birlikte Hesaplanır?

Ödeme hangi faturaya ilişkindir?

Birden fazla faturanın bulunduğu ilişkilerde toplam banka hareketine bakılması yeterli olmayabilir. Ödemenin tarihi, göndereni, alıcısı, açıklaması ve hangi borca ilişkin olduğu incelenir. TBK m.100–102; kısmi ödemenin faiz ve giderlerle ilişkisini, birden fazla borçta yapılan açıklamayı ve açıklama bulunmadığında uygulanacak kuralları düzenler. Dolayısıyla her ödeme, muhasebe programının otomatik seçtiği faturadan düşülemez.[3]

Ödeme talimatı verilmiş olması ile paranın ilgili hesaba geçmesi ayrılmalıdır. İptal edilen veya gerçekleşmeyen bir havale talimatı, tamamlanmış ödeme gibi işlenmemelidir. Başka bir şirket veya üçüncü kişi tarafından yapılan ödemenin borçla bağlantısı da açıklama, yazışma ve tarafların kayıtlarıyla kurulmalıdır. Aynı ödeme, hem fatura bazında hem toplam hesapta ikinci kez düşülmemelidir.

Kısmi ödeme, dosyada anlamlı bir olgu olabilir; ancak mutlaka bütün fatura bedelinin ve her koşulun kabulü olarak değerlendirilmez. Hangi borca ve hangi açıklamayla yapıldığı önemlidir. Borçlu belirli kaleme itiraz ederek başka kalemi ödemiş olabilir. Alacaklının hazırladığı bakiye hesabında bu ayrım görünür olmalıdır.

İade, mahsup ve takas

İade faturası düzenlenmesi, malların fiilen geri verildiğini veya diğer tarafın iadeyi kabul ettiğini her durumda tek başına göstermez. İade edilen ürün, miktar, tarih, teslim alan kişi ve iadenin sözleşmedeki dayanağı araştırılır. Bedel indirimi, iptal ve fiziksel iade ayrı işlemler olduğundan kayıtlar buna göre eşleştirilmelidir.[1][2]

Mahsup, örneğin yapılmış ödemenin veya kabul edilen indirimin aynı alacak hesabından düşülmesini ifade edebilir. Takas ise karşılıklı alacakların kanuni şartlarla sona erdirilmesine yönelik ayrı bir hukuki işlemdir; TBK m.139 ve devamındaki koşullar ile takas açıklaması incelenir. Borçlunun ileri sürdüğü zarar iddiası, kendiliğinden faturadan düşülmüş sayılmamalıdır.[3]

“Cari hesap” adı da dikkatle kullanılmalıdır. Muhasebede işlemlerin bir müşteri hesabında izlenmesi, tek başına TTK m.89 anlamında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunduğunu göstermez. Dava konusu talebin tek tek faturalara mı, yoksa hukuken kurulmuş cari hesabın bakiyesine mi dayandığı açıklanmalıdır. Bu ayrım, alacağın talep edilebilirliğinin değerlendirilmesini etkileyebilir.[1]

Varsayımsal Bir Dosyada Belgeler Nasıl Eşleştirilir?

Aşağıdaki örnek, herhangi bir gerçek dosyayı anlatmaz. Bir işletmenin yüz birim ürün sipariş ettiğini, satıcının tamamı için fatura düzenlediğini, alıcının seksen birim teslim aldığını ve bunlardan onunu iade ettiğini ileri sürdüğünü düşünelim. Ayrıca açıklamasında yalnızca “ödeme” yazan bir banka transferi bulunsun. Bu durumda tek bir toplam rakam üzerinden değerlendirme yapmak, uyuşmazlığın farklı parçalarını görünmez hâle getirir.

İddiaİlgili belgeMuhtemel karşı itirazEksik bilgi
Yüz birim ürün sipariş edildiSipariş ve teklif kabulüSonradan miktar azaltıldıDeğişiklik yazışması ve kabulü
Yüz birimin tamamı teslim edildiİrsaliye ve depo giriş kayıtlarıYalnız seksen birim teslim alındıKalan yirmi birimin teslim kaydı
On birim ürün iade edildiİade faturası ve taşıma kaydıÜrünler geri alınmadıİadenin alıcıya ulaşması ve hukuki dayanağı
Ödeme bakiye borcu azalttıBanka hareketiTransfer önceki başka faturaya aittiÖdeme açıklaması ve borca tahsis bilgisi

İnceleme sonunda bütün kalemlerin aynı ölçüde tartışmalı olmadığı görülebilir. Sipariş kabul edilmişken yalnız teslim miktarı ihtilaflı olabilir. Ödeme konusunda anlaşma varken iadenin geçerliliği tartışılabilir. Her kalemin ayrı gösterilmesi, hem dava dilekçesinin hem savunmanın somutlaştırılmasını ve görüşmelerde gerçek uyuşmazlık alanının belirlenmesini sağlar.[2]

Fatura Üzerindeki Vade, Faiz ve Diğer Şartlar Nasıl İncelenir?

Faturanın altına tek taraflı olarak eklenen vade farkı, cezai şart veya yeni bir ödeme koşulu, sırf faturaya itiraz edilmediği için her durumda sözleşme hükmü hâline gelmez. Böyle bir talebin sözleşme, tarafların sonraki anlaşması veya uygulanabilir başka bir hukuki dayanağı olup olmadığı araştırılmalıdır. Fatura içeriğine ilişkin kabul kuralı, sözleşmenin bütün şartlarını tek taraflı değiştirme yetkisi olarak değerlendirilmemelidir.[1][3]

Faturadaki tarih ile borcun muaccel olduğu tarih de aynı olmayabilir. Ödeme, teslimden sonra belirli bir tarihe veya bir kabul işlemine bağlanmış olabilir. Temerrüt bakımından TBK m.117’deki genel düzenleme ve varsa özel hükümler uygulanır. Her fatura için ayrıca ihtar gerektiği veya her faturanın düzenlendiği gün kendiliğinden temerrüt doğurduğu şeklinde tek sonuç kurulamaz.[3]

Faiz hesabında hukuki dayanak, başlangıç tarihi, dönemler ve yapılan ödemeler açıkça gösterilmelidir. Eski bir kararın uyguladığı oranı yeni dosyaya taşımak uygun değildir. Nitekim 11.05.2026 tarihli kararda alacağın varlığı kabul edildiği hâlde, takip dönemindeki faiz oranının yanlış uygulanması ayrıca düzeltilmiştir. Alacağın ispatı ile ek taleplerin doğru hesaplanması bağımsız inceleme gerektirir.[7]

Bilirkişi İncelemesinde Hangi Sorular Cevaplanmalı?

Bilirkişi incelemesinin yararı, dosyadaki teknik ve hesapla ilgili soruların doğru belirlenmesine bağlıdır. Yalnızca “Alacak var mı?” şeklindeki genel soru, taraflar arasındaki uyuşmazlıkları yeterince ayırmayabilir. Hangi faturanın hangi sipariş ve teslim kaydına bağlandığı, defterler arasındaki farkın hangi işlemden kaynaklandığı, hangi ödemenin ne sebeple düşüldüğü ve iade hesabının nasıl yapıldığı gösterilmelidir.

HMK m.266 çerçevesinde bilirkişi, özel veya teknik bilgi gerektiren konularda inceleme yapar; hukuki değerlendirme mahkemeye aittir. Muhasebe kayıtlarında alacak görünmesi ile hukuken talep edilebilir alacağın varlığı aynı değerlendirme değildir. Raporda hesap yapılarak bulunan tutarın hangi belge ve kabullere dayandığı anlaşılmalıdır.[2]

Raporu inceleyen taraf, itirazını da somutlaştırmalıdır. Atlanmış bir ödeme, yanlış eşleştirilen fatura, okunamayan teslim belgesi veya açıklanmamış defter farkı ayrı başlıklar altında belirtilmelidir. Yalnızca sonucun lehe olmamasından hareketle bütün rapora itiraz etmek yerine, hatanın hesaba etkisini gösteren açıklama daha yararlıdır. Süreler ve delil sunma kuralları gözetilerek eksik incelemenin hangi işlemle giderileceği talep edilmelidir.[2]

Takip veya Dava Öncesinde Hangi Hazırlıklar Yapılmalı?

Uygulanacak yol ve süreler

Faturaya dayanan her uyuşmazlık sırf fatura bulunduğu için ticari dava sayılmaz. Tarafların sıfatı, işin niteliği ve kanundaki özel düzenlemeler incelenerek görevli mahkeme belirlenir. Ticari dava niteliğindeki para alacağı ve ilgili taleplerde TTK m.5/A kapsamındaki dava şartı arabuluculuk değerlendirilir. Bu hükümde alacak ve tazminat yanında itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da yer almaktadır.[1]

İcra takibi, doğrudan alacak davası ve takibe itiraz sonrasında başvurulabilecek yolların belge koşulları ve süreleri aynı değildir. Özellikle itirazın iptali ile itirazın kaldırılması arasındaki fark, eldeki belgelerle birlikte değerlendirilmelidir. Fatura için her durumda geçerli tek bir zamanaşımı süresi de kabul edilmemelidir; süre, temel ilişki ve talebin niteliğine göre belirlenir.[3]

Alacaklı açısından alacağın icra ve dava yoluyla tahsili, borçlu açısından ise menfi tespit ve istirdat farklı hukuki ihtiyaçlara cevap verir. Dava dilekçesi tebliğ edilmişse, cevap süresi ve delillerin hazırlanması ayrıca ele alınmalıdır. Ticari görüşmelerin devam etmesi, usul sürelerinin kendiliğinden durduğu varsayımına yol açmamalıdır.

Dosyanın karar vermeye elverişli hâle getirilmesi

Başvuru öncesinde bir belge listesi hazırlanması yararlıdır. Her faturanın karşısına sipariş, teslim veya hizmet kaydı, itiraz, iade ve ödeme bağlantısı yazılır. Eksik belge, yalnızca adı belirtilerek bırakılmaz; kimden alınabileceği, hangi olay için gerekli olduğu ve mevcut deliller üzerindeki etkisi açıklanır. Lehe görünen belgeler kadar talebi zayıflatan kayıtlar da incelenmelidir.

Bu listeye kısa bir olay çizelgesi eklenebilir. Sipariş tarihi, değişiklik tarihi, sevk ve teslim tarihi, faturanın alınması, itiraz, iade ve ödeme tarihleri ayrı sütunlarda izlenir. Böylece faturadan önce yapılan bir avansın sonradan düzenlenen belgeyle bağlantısı veya teslimden sonra ortaya çıkan bir miktar farkı görülebilir. Aynı gün içinde çok sayıda işlem varsa, belge numarası ve ürün kodu tarih kadar önem taşır. Dosyada aynı belgeye farklı adlarla atıf yapılması önlenmeli; iptal edilen veya düzeltilen belgenin ilk hâli ile sonraki sürümü arasındaki ilişki korunmalıdır.

Borçlu bakımından da hazırlık yalnızca alacaklının dosyasındaki eksikleri göstermeye dayanmaz. Ödeme yapıldığı, ürünün geri verildiği veya fiyatın sonradan değiştirildiği ileri sürülüyorsa, bu açıklamaların dayanakları zamanında belirlenmelidir. İlgili kişinin şirketten ayrılmış olması, eski e-posta adresinin kapanması veya depo sisteminin yenilenmesi, belgeye ulaşmayı güçleştirebilir. Bu sebeple mevcut kayıtların hukuka uygun biçimde korunması ve işlemi bilen kişilerin hangi bilgiyi açıklayabileceğinin belirlenmesi yararlıdır. Alacaklı ve borçlu, aynı olay çizelgesini kendi kayıtlarıyla ayrı ayrı oluşturduğunda uyuşmazlığın kaynağı daha kolay görülebilir.

Son değerlendirmede uyuşmazlığın tutarı, ispat güçlükleri, beklenen giderler, borçlunun ödeme durumu ve anlaşma olasılığı birlikte ele alınır. Sulh yoluyla çözüm, tarafların hangi kalemlerde anlaşabildiği ve ödeme planının nasıl uygulanacağı belirlenerek değerlendirilebilir. Mahkeme kararına ulaşılması ile bedelin fiilen tahsil edilmesi ayrı aşamalardır; hazırlık her ikisini de dikkate almalıdır.

Sonuç

Fatura alacağının değerlendirilmesi, sözleşmeden kalan bakiyeye kadar bütün işlemlerin birbirine bağlanmasını gerektirir. Faturaya itiraz süresi, teslimin ispatı, ticari defterlerin değeri ve elektronik kayıtların güvenilirliği ayrı sorulardır. Bu sorular tek bir belgenin varlığına indirgenmeden incelendiğinde, talebin ve savunmanın güçlü ya da eksik yönleri daha açık görülür.

Özenli çalışma; her iddiayı ilgili belgeyle eşleştirmeyi, karşı itirazı değerlendirmeyi, hesap farklarını açıklamayı ve uygun usul yolunu belirlemeyi içerir. Böyle hazırlanmış bir dosya, şirketin hangi tutarı hangi gerekçeyle talep edebileceğini veya hangi borca neden itiraz ettiğini anlaşılır hâle getirir. Uyuşmazlığın sonucu, somut olayın özellikleri ve birlikte değerlendirilen deliller doğrultusunda belirlenir.

Sıkça Sorulan Sorular

Fatura tek başına alacağı ispatlar mı?

Her dosya için böyle bir sonuç söylenemez. Faturanın dayandığı sözleşme, teslim veya hizmet, tarafların kabul ve itirazları ile diğer kayıtlar incelenir. Özellikle temel ilişki veya teslim inkâr ediliyorsa faturayı destekleyen deliller önem kazanır.[1][2][6]

Faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmezse bütün haklar kaybolur mu?

Hayır. TTK m.21/2’deki içerik kabulünün kapsamı ile sözleşmenin varlığı, ifa, ödeme ve sonradan eklenen şartlar ayrı değerlendirilir. Sürenin geçirilmesi önemsiz değildir; ancak bütün savunmaların her durumda ortadan kalktığı anlamına da gelmez.[1][6]

E-faturanın PDF çıktısını saklamak yeterli midir?

PDF görüntüsü incelemeyi kolaylaştırabilir; fakat özgün elektronik dosya, doğrulama bilgileri ve ilgili sistem kayıtlarının korunması önemlidir. Belgenin kaynağı veya bütünlüğü tartışıldığında yalnızca görüntü dosyası üzerinden açıklanamayan noktalar bulunabilir.[2][5]

Karşı tarafın defterinde fatura kaydı yoksa alacak sona erer mi?

Hayır. Usulüne uygun karşı defterde ilgili kayıt bulunmaması, HMK m.222/3 bakımından alacaklının kendi defterlerini lehine kullanmasını etkiler. Bu durum, diğer delillerle ispat imkânının veya alacağın kendiliğinden ortadan kalkmasıyla aynı değildir.[2]

İade faturası düzenlemek borcu otomatik olarak azaltır mı?

Tek başına her durumda azaltmaz. İadenin hukuki dayanağı, ürünlerin geri verilmesi, karşı tarafın açıklaması ve kayıtların bütünlüğü incelenir. Fiilî iade ile bedel indirimi veya işlemin iptali birbirinden ayrılmalıdır.[1][2]

Kısmi ödeme, faturanın tamamının kabul edildiğini gösterir mi?

Her zaman göstermez. Ödemenin hangi borca ilişkin yapıldığı, açıklaması ve varsa çekinceler incelenir. Birden fazla borç bulunuyorsa ödemenin hangi borca sayılacağı TBK m.100–102 ve somut kayıtlar çerçevesinde belirlenir.[3]

Alacaklının defterleri usulüne uygunsa dava kesin kazanılır mı?

Hayır. Defterlerin usulü yanında karşı kayıtların durumu, ibraz işlemleri ve aksi yöndeki deliller de değerlendirilir. Ayrıca görev, dava şartları, süreler ve talebin hukuki dayanağı incelenir. Bir belgenin uygunluğu tek başına dava veya tahsil sonucu garantisi oluşturmaz.[1][2]

Kaynakça

  1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu. m.4–5, 5/A, 18/3, 21, 23, 89
  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu. m.189–190, 194, 199–203, 219–222, 266, 279–282, 400 ve devamı
  3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu. m.1, 12, 100–103, 117, 139–145, 146–147
  4. Gelir İdaresi Başkanlığı — e-Fatura Uygulaması İptal, İhtar/İtiraz Bildirim Kılavuzu, Sürüm 1.2. Ocak 2025; özellikle s.4–6 ve senaryoya göre iptal/itiraz açıklamaları
  5. Gelir İdaresi Başkanlığı — e-Fatura Uygulaması Saklama Kılavuzu, Sürüm 1.1. Eylül 2013; bölüm3, s.7, özgün format ve elektronik doğrulama unsurları
  6. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 03.06.2025, E.2024/6090, K.2025/3953. Faturaya dayanan itirazın iptali davasında temel ilişki ve teslimin ispatlanamaması; ret kararının onanması
  7. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 11.05.2026, E.2025/6050, K.2026/2842. Fatura alacağı, usulüne uygun defterler, usulüne uygun ihtara rağmen defter ibraz edilmemesi, eski döneme ait karşılıklı vergi bildirimleri ve faiz hesabı
  8. Gelir İdaresi Başkanlığı — 565 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği duyurusu. 25.09.2024; Eylül 2024 ve sonraki dönemler için Ba/Bs bildirim yükümlülüğünün kaldırılması

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları