Tenkis davası, saklı paylı mirasçının kanunen korunan miras bölümünü elde edebilmesi için, mirasbırakanın tasarruf edebileceği sınırı aşan kazandırmaların azaltılmasını sağlar. Bir bağışın veya vasiyetnamenin bulunması tek başına davayı kazandırmaz. Önce uygulanacak hukuk, saklı paylı mirasçılık, terekenin hesap değeri, mirasçının fiilen elde ettiği değer ve dava süreleri belirlenir. Ardından hangi kazandırmanın ne ölçüde azaltılacağı incelenir.
“Mirasta bağışın iptali” veya “vasiyetname saklı pay ihlali” şeklinde ifade edilen her uyuşmazlık aynı davaya dayanmaz. Geçersiz işlem, mirasçılardan mal kaçırmak için yapılan görünürde satış ve geçerli olmakla birlikte saklı payı zedeleyen bağış farklı hukuki sorunlardır. Bu yazı, tenkisin koşullarını ve sonuçlarını gerçek Yargıtay kararları üzerinden açıklar; hesap örnekleri ise tamamen varsayımsaldır.
Tenkis davası neyi korur, neyi sağlamaz?
Türk Medeni Kanunu’nun 560. maddesi, saklı payının değerini elde edemeyen mirasçıya eksikliğin giderilmesini isteme hakkı tanır. Tenkisin hedefi her mirasçıya yasal miras payının tamamını kazandırmak değildir. Mirasbırakan, tasarruf edilebilir bölüm üzerinde mirasçılardan birini veya aile dışından bir kişiyi tercih edebilir.
Bu nedenle bir çocuğa diğerinden daha çok mal bırakılması, aile ilişkilerinin kötü olması veya mirasçının vasiyetnamede anılmaması tek başına yeterli değildir. Davacı, korunan payının eksik kaldığını ve dava konusu kazandırmanın tenkise tabi bulunduğunu ortaya koymalıdır. Davalı ise kalan terekeden veya önceki kazandırmalardan davacıya yeterli değer geçtiğini, işlemin gerçek bir karşılığı bulunduğunu ya da sürenin dolduğunu savunabilir. Her savunmanın somut hesap ve belgeyle değerlendirilmesi gerekir. TMK m. 505–506, 560–571
Tenkis, hukuken geçerli bir tasarrufun etkisini gerekli ölçüde azaltır. Vasiyetnamenin ehliyetsizlik veya şekil eksikliği nedeniyle iptali başka bir hukuki sebeptir. İptal sebebi bulunmayan bir vasiyetname tenkise tabi olabilir; saklı payı zedelemeyen bir vasiyetname de başka nedenle geçersiz olabilir.
Saklı paylı mirasçılar kimlerdir?
Yasal miras payı ile saklı pay arasındaki fark
Yasal miras payı, mirasın kanuni mirasçılık düzenine göre dağıtılması hâlindeki oranı gösterir. Saklı pay ise bu oranın mirasbırakanın tasarruflarına karşı korunan bölümüdür. Hesap iki aşamalıdır: önce mirasçının hangi zümrede, kimlerle birlikte mirasçı olduğu; sonra bu yasal payın hangi kısmının korunduğu belirlenir.
| Mirasçı | Saklı pay oranı | Uygulamadaki temel ayrım |
|---|---|---|
| Altsoy | Yasal miras payının yarısı | Çocuklar; koşulları varsa onların yerini alan torunlar ve diğer altsoy için kendi yasal payı esas alınır. |
| Ana ve babanın her biri | Kendi yasal miras payının dörtte biri | Altsoy nedeniyle mirasçılık sırası gelmeyen ana veya baba için saklı pay doğmaz. |
| Sağ kalan eş | Altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçıysa yasal payının tamamı; diğer hâllerde dörtte üçü | Ana-baba zümresinde kardeşlerle birlikte mirasçılık da eş yönünden bu ayrım içinde değerlendirilir. |
Kardeşlerin, yeğenlerin ve büyükanne-büyükbabanın güncel düzenlemede saklı payı yoktur. Kardeş yasal mirasçı olabilir; bu, saklı paylı olduğu anlamına gelmez. Kardeşlerin saklı payını kaldıran değişiklik 10 Mayıs 2007’de yürürlüğe girmiştir. Daha önce açılmış miraslarda ölüm tarihi ve geçiş hukuku ayrıca incelenir. TMK m. 495–506; 4722 sayılı Kanun m. 17
Eş ve iki çocuk birlikte mirasçıysa eşin yasal payı 1/4, çocukların her birinin yasal payı 3/8’dir. Eşin saklı payı 1/4; çocukların her birinin saklı payı 3/16 olur. Bütün terekeye tek bir “çocuk saklı payı” oranı uygulamak, eşin bulunduğu dosyada hesabı bozar.
Mirasçılık sıfatını etkileyen durumlar
Mirasın reddi, mirastan feragat, mirastan yoksunluk ve geçerli mirasçılıktan çıkarma davacının konumunu değiştirebilir. Vasiyetnamede bir mirasçının adının yazılmaması, kendiliğinden geçerli mirasçılıktan çıkarma değildir. Çıkarma sebebinin tasarrufta belirtilmesi ve uyuşmazlıkta ispatı gerekir; ispat yükü çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Sebep ispatlanamazsa, kanundaki özel yanılma istisnası saklı kalmak üzere, tasarruf saklı pay dışında etkisini sürdürür. TMK m. 510–512, 528
Hangi bağışlar ve vasiyetnameler tenkise tabidir?
Vasiyetnamede ayrıca mal kaçırma kastı aranır mı?
Ölüme bağlı tasarruflarda temel mesele, kazandırmanın tasarruf edilebilir sınırı aşıp aşmadığıdır. Saklı payı zedeleyen vasiyetnamenin tenkisi için ayrıca mirasçıyı zarara uğratma kastının ispatı gerekmez. Mirasbırakanın iyilik amacıyla hareket etmesi saklı pay hesabını ortadan kaldırmaz. Buna karşılık ölümden önce yapılan bağışlarda TMK 565’in hangi bendinin uygulanacağı belirlenmelidir.
Ölümden önceki bağışlarda dört ayrı grup
TMK 565 şu kazandırmaları tenkis kapsamına alır:
- Miras payına mahsuben ve belirli ailevi amaçlarla yapılan kazandırmalar: Mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapılanlar; geri verilmemek üzere altsoya malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla sağlananlar; alışılmışın dışındaki çeyiz ve kuruluş sermayesi bu bentte ayrı ayrı düzenlenir. Her aile içi ödeme aynı kalıba sokulamaz.
- Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi amacıyla yapılan kazandırmalar: İşlemin adı kadar, hangi miras hakkını tasfiye ettiği ve yapılan ödemenin gerçek amacı önemlidir.
- Serbestçe geri dönme hakkı saklı tutulan bağışlar ile son bir yıl içindeki bağışlar: Alışılmış hediyeler istisnadır. Geri dönme hakkı saklı tutulan bağışları yalnız son bir yılla sınırlamak doğru değildir.
- Saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacı açık olan kazandırmalar: Önceki bentlere girmeyen eski bağışlar bakımından bu amaç belirleyici olabilir. Malvarlığının dağılımı, taraf ilişkileri, işlem zamanı, devredilen değerin bütüne oranı ve diğer kazandırmalar birlikte incelenir.
Dolayısıyla “Bir yıldan eski bağışa dava açılamaz” da “Her eski bağışta mutlaka mal kaçırma kastı aranır” da doğru değildir. Önce kazandırmanın hukuki grubu seçilir; ispat konusu bundan sonra belirlenir. TMK m. 565
Bakım, minnet ve karşılıklı sözleşmeler
Gerçek bedelle yapılan satış veya gerçekten yerine getirilen bakım edimi, karşılıksız kazandırmadan ayrılır. Bununla birlikte sözleşmeye “bakım” yazılması incelemeyi bitirmez. Bakımın kapsamı, süresi, ekonomik değeri ve işlemin gerçekte bağış olup olmadığı araştırılır. TBK 615, ölünceye kadar bakma sözleşmesinde mirasçıların tenkis hakkını açıkça saklı tutar; bu hüküm her bakım devrinin mutlaka tenkis edileceği anlamına da gelmez.
Ret örneği: Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.03.2026 tarihli, E. 2025/4272, K. 2026/1519 sayılı kararında, babanın kızı adına alınan konuta yaptığı ödeme ve kızının uzun süreli bakımı değerlendirildi. Bölge adliye mahkemesinin tenkis talebini reddeden kararı onandı; somut olayda saklı payı etkisiz kılma amacı ispatlanamamıştı. Karar, bakım ilişkisinin delil değerini gösterir. Ancak TMK 565’in diğer bentlerine giren her kazandırmayı, “minnet vardı” denilerek kapsam dışında bırakmaya dayanak oluşturmaz. Kararın tam metni
Sigorta, intifa ve dönemsel gelirler
Mirasbırakanın üçüncü kişi lehine yaptığı hayat sigortasında kanunun öngördüğü ölüm tarihindeki satın alma değeri, hesap bakımından önemlidir; sigorta şirketinin ödediği toplam tutar gelişigüzel terekeye eklenmez. İntifa veya dönemsel gelir kazandırmalarında ise tahminî devam süresine göre sermayeye çevrilen değer değerlendirilir. TMK 568, koşulları varsa tenkis veya tasarruf edilebilir kısmın verilerek yükümlülüğün kaldırılması seçeneklerini düzenler. Bu dosyalarda poliçe, lehtar değişiklikleri ve uzman hesabı gerekir. TMK m. 509, 567–568 Vasiyetnamedeki koşul ve yüklemelerin tenkisle ilişkisi için vasiyetnamede koşul ve yükleme yazısına bakılabilir. hayat sigortası vefat tazminatı yazısında bu konu daha ayrıntılı incelenmiştir.
Vasiyetnamede mirasçı atama ile belirli mal bırakma neden ayrılmalıdır?
“Bütün malvarlığımı oğluma bırakıyorum” ifadesi ile “şu dairemi oğluma bırakıyorum” ifadesi aynı sonucu doğurmaz. Terekenin tamamı veya oranı üzerinde mirasçı atama ile belirli mal vasiyeti ayrımı, yalnız kullanılan kelimeye değil tasarrufun içeriğine göre yapılır. Bölünemeyen maldaki seçim hakkı her vasiyetnameye otomatik uygulanmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.01.2026 tarihli, E. 2025/44, K. 2026/16 sayılı kararında mirasbırakan bütün malvarlığını iki çocuğuna bırakmıştı. Saklı paylı diğer mirasçının 1/6 oranındaki hakkı yönünden tenkis kabul edilmiş; uyuşmazlık TMK 564’teki bölünmezlik ve seçim prosedürünün uygulanıp uygulanmayacağına odaklanmıştı. Genel Kurul, mirasçı atama niteliğindeki tasarrufta bu prosedürün uygulanmamasını uygun buldu ve direnme kararını yerinde gördü. Diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderildi; bu nedenle karar bütün uyuşmazlığın kesin olarak bittiği şeklinde okunmamalıdır. Kararın tam metni
Davacı vasiyetnamenin yalnız bir cümlesini değil tamamını sunmalı; davalı da tasarrufun hukuki niteliğine ilişkin savunmasını açık kurmalıdır. Akademik incelemede de ölüme bağlı tasarrufun türü ile tenkisin uygulanma biçimi ayrı ele alınır. Turan Başara, 2016, s. 365–408
Tenkis hesabında tereke nasıl belirlenir?
Aktifler, borçlar ve hesap tereke
Başlangıç noktası mirasbırakanın ölüm tarihindeki malvarlığıdır. Taşınmazlar yanında banka varlıkları, alacaklar, araçlar ve şirket payları araştırılır. Şirketin bütün malvarlığı doğrudan ortağın terekesine yazılmaz; mirasbırakana ait payın değeri belirlenir.
TMK 507 uyarınca borçlar, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri ile mirasbırakanla yaşayan ve onun tarafından bakılan kişilerin üç aylık geçim giderleri indirilir. Her aile ferdinin ileri sürdüğü ödeme tereke borcu sayılamaz; borcun hukuki sebebi, belgesi ve mükerrer yazılıp yazılmadığı incelenir. Sonra TMK 508 ve devamındaki kurallara göre hesaba eklenecek kazandırmalar belirlenir.
Eşler arasındaki mal rejimi tasfiyesi de miras paylaşımından ayrılmalıdır. Sağ kalan eşin katılma alacağı ile miras payı aynı hak değildir. Tasfiyeden doğan gerçek borç ve alacaklar tereke hesabına yansır. Mal rejimi sözleşmesi ve ortak olmayan altsoyun korunmasına ilişkin özel hükümler ayrıca değerlendirilir; “Eş her durumda önce bütün malların yarısını alır” biçimindeki kestirme hesap doğru değildir. TMK m. 225, 231, 236–237, 507–509
Davacının eline geçen değerler düşülmelidir
Hesaplanan saklı paydan, davacının kalan terekeden elde ettiği ve hukuken bu payına sayılması gereken değerler düşülür. Bir malın hem ölümde mevcut tereke içinde hem de dışarıdan eklenecek bağış gibi yazılması toplamı şişirir. Buna karşılık kalan terekenin gözden kaçırılması saklı pay açığını olduğundan büyük gösterir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 20.05.2026 tarihli, E. 2026/2401, K. 2026/2809 sayılı kararında, önceki aşamada mükerrer hesap sorunu ortaya çıkmış; son incelemede ise artık terekeden davacıya düşen bölümün saklı paydan düşülmemesi ve ifraz için gerekli encümen onayının alınmaması bozma nedeni yapılmıştır. Karar, aritmetik doğruluk ile hukuken uygulanabilir bölünmenin birlikte denetlenmesi gerektiğini gösterir. Kararın tam metni
7. Hukuk Dairesinin 14.05.2025 tarihli, E. 2024/4725, K. 2025/2611 sayılı kararında da terekenin tamamı ve değerler belirlenmeden, taşınmaz yüzölçümleri üzerinden saklı payın zedelenmediği sonucuna varılması yeterli görülmedi. Ret kararı bozuldu. Bu bozma, davanın kesin kazanıldığı anlamına gelmez; eksik inceleme giderildikten sonra yeniden hesap yapılmasını gerektirir. Kararın tam metni
Para bağışı ile taşınmaz bağışı aynı hesap değildir
Mirasbırakan kendi taşınmazını devretmişse kazandırmanın konusu taşınmazdır. Başkası adına satın alınan konutun parasını ödemişse para bağışı gündeme gelebilir. Para bağışını, daha sonra alınan konutun tüm piyasa değerine eşitlemek her dosyada doğru olmaz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 08.05.2025 tarihli, E. 2024/3533, K. 2025/2496 sayılı kararı, başkası adına konut edinilmesinde para bağışının ölüm tarihindeki alım gücünün belirlenmesini; kooperatif ve ödeme kayıtlarının toplanmasını vurgular. Birden fazla talebin gerekçeleri ayrılmadığı ve gerekli araştırma yapılmadığı için hüküm bozulmuştur. Davacı, hangi ödemeyi kimin yaptığını göstermeli; davalı kendi katkısını banka veya kooperatif kayıtlarıyla açıklayabilmelidir. Kararın tam metni
Konunun ayrıntıları için konut kooperatifinde tapu iptali ve tescil yazısına bakılabilir.
Sayısal örneklerle saklı pay ve tenkis hesabı
Örnek 1: Tek çocuk ve üçüncü kişiye taşınmaz bağışı
Bu varsayımsal örnekte eş yoktur; tek çocuk tek mirasçıdır. Bağışın TMK 565 kapsamında olduğu, bütün gider ve borçların önceden düşüldüğü, başka kazandırma bulunmadığı ve çocuk tarafından süresinde dava açıldığı kabul edilmiştir.
| Hesap kalemi | Ölüm tarihindeki değer | Açıklama |
|---|---|---|
| Kalan net tereke | 2.000.000 TL | Tamamı çocuğa geçmektedir. |
| Hesaba eklenecek taşınmaz bağışı | 6.000.000 TL | Üçüncü kişiye yapılmıştır. |
| Hesap tereke | 8.000.000 TL | 2.000.000 + 6.000.000 TL. |
| Çocuğun saklı payı | 4.000.000 TL | Yasal payı tam; saklı payı bunun yarısıdır. |
| Saklı pay eksikliği | 2.000.000 TL | 4.000.000 − 2.000.000 TL. |
| Sabit tenkis oranı | 1/3 | Eksiklik 2.000.000 / kazandırma 6.000.000. |
Taşınmaz sabit oranda değer kaybetmeden bölünemiyorsa ve TMK 564 uyarınca taşınmazı kendisinde tutma seçeneği kullanılıyorsa, karar günündeki değer 9.000.000 TL kabul edildiğinde oran hesabı 3.000.000 TL verir. Ölüm tarihindeki açık ile karar günündeki bedel aynı sayı olmak zorunda değildir. Faiz, yargılama gideri ve somut olaydaki diğer mahsuplar bu sadeleştirilmiş örneğe dahil edilmemiştir.
Örnek 2: Eş, iki çocuk ve üçüncü kişiye vasiyet
Net terekenin 10.000.000 TL olduğu; bunun içindeki 8.000.000 TL değerindeki malın üçüncü kişiye vasiyet edildiği, kalan 2.000.000 TL’nin eş ve iki çocuğa yasal paylarıyla geçtiği varsayılmıştır. Önceki bağış veya özel mahsup yoktur. Vasiyet edilen 8.000.000 TL, zaten toplam 10.000.000 TL’nin içindedir; yeniden eklenmez.
| Mirasçı | Saklı payın değeri | Kalan terekeden edinilen | Eksik kalan |
|---|---|---|---|
| Eş | 2.500.000 TL | 500.000 TL | 2.000.000 TL |
| Birinci çocuk | 1.875.000 TL | 750.000 TL | 1.125.000 TL |
| İkinci çocuk | 1.875.000 TL | 750.000 TL | 1.125.000 TL |
Üç mirasçının da haklarını ileri sürdüğü varsayımında toplam eksiklik 4.250.000 TL; vasiyet konusu 8.000.000 TL’ye göre oran %53,125’tir. Yalnız bir çocuğun dava açması, kendiliğinden diğerlerinin eksikliklerinin de o davada hükme bağlanmasını sağlamaz. Örnek, herkesin yasal payının tamamının korunmadığını da gösterir: toplam saklı pay 6.250.000 TL, tasarruf edilebilir bölüm 3.750.000 TL’dir.
Bölünemeyen taşınmazlarda seçim hakkı ve değerleme
Önce oran, sonra bölünebilirlik ve seçim
Taşınmazın yalnız tapuda paylara ayrılabilir olması, değer kaybı olmadan fiziksel ve hukuki bölünebilirlik bulunduğunu göstermez. Sabit tenkis oranı belirlendikten sonra ilgili teknik ve idari koşullar incelenir. İmar durumu, asgari parsel ölçüsü ve yetkili idarenin onayı önem taşıyabilir.
TMK 564 kapsamında bölünmesi değer kaybına yol açan belirli malda, kazandırmadan yararlanan kişi seçim hakkını kullanır: tenkis edilen bölümün değerini vererek malı kendisinde tutabilir veya tasarruf edilebilir bölümün değerini isteyerek malı bırakabilir. Birinci seçenek için kanun karar günündeki değeri esas alır. Hükme yakın alınan rapor, bu değeri güvenilir biçimde gösterecek güncellikte olmalıdır. Mahkemenin seçim yerine kendiliğinden paylı mülkiyet kurması aynı işlem değildir. TMK m. 564; 7. HD, 2025/2496
Eski ölüm tarihli kararlar güncel kurala taşınmamalıdır
7. Hukuk Dairesinin 19.01.2026 tarihli, E. 2025/4705, K. 2026/311 sayılı kararı, 1989’da gerçekleşen ölüme ilişkin olduğundan eski Medenî Kanun hükümleriyle verilmiştir. Kararda tercih tarihindeki değer yaklaşımı ve farklı tarihlerde yapılan ödemelerin değerlerinin belirlenmesi tartışılır. Ret hükmü eksik araştırma nedeniyle bozulmuştur. Kararın 2026 tarihli olması, bütün maddi hukuk kurallarının güncel olduğu anlamına gelmez. Bu dosyadaki tercih tarihi ölçütü, güncel TMK 564’ün karar günü ölçütü yerine kullanılamaz. Kararın tam metni
Kabul örneği ve bedel artışının usul sınırları
7. Hukuk Dairesinin 21.01.2026 tarihli, E. 2025/6016, K. 2026/371 sayılı kararında, tapu iptali talebinin reddine karşın terditli tenkis talebi kabul edilmiş; her davacı için 2.515.086,25 TL yönündeki hüküm onanmıştır. Önceki aşamadaki daha düşük hesap, somut dosyada henüz sabit oran, bölünmezlik ve seçim süreci tamamlanmadığından son bedeli sınırlayan kazanılmış hak olarak değerlendirilmemiştir. Karar, her davada önceki taleplerin veya kanun yolu sınırlarının aşılabileceği anlamına gelmez; bedel talebinin hangi aşamada doğduğu ve usulün nasıl ilerlediği belirleyicidir. Kararın tam metni
Tenkis hangi sırayla uygulanır?
TMK 570’e göre önce ölüme bağlı tasarruflar, bunlar yetmezse sağlararası kazandırmalar en yeni tarihliden eskiye doğru tenkis edilir. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan kazandırmalar kanundaki özel sıraya tabidir ve en son gelir. Davacı, kendi seçtiği eski bağıştan başlayıp önceki basamakları sebepsiz atlayamaz. Vasiyetle vakıf kurulmasında saklı payın sınırları vasiyetnameyle vakıf kurulması yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Ölüme bağlı tasarruflar arasında, mirasbırakanın farklı iradesi yoksa orantılı tenkis esastır. Kazandırmadan yararlanan kişi de saklı paylı mirasçıysa, TMK 561 uyarınca onun saklı payı dışındaki kısım dikkate alınır. Bu nedenle bütün lehtarların kimliği ve kazandırma tarihleri dosyaya konulmalıdır. Birden çok davalıya karşı istenen tutarların aynı eksikliği iki kez tahsil ettirmemesi gerekir. TMK m. 561, 563, 570
Davacı, davalı ve taşınmazın sonraki alıcısı
Dava hakkı kime aittir?
Kural olarak saklı payı zedelenen mirasçı kendi hakkı için dava açar. Bütün mirasçıların davacı olması zorunlu değildir; diğer mirasçıların sessiz kalması davacının saklı payını büyütmez. Miras açılmadan doğmuş bir tenkis hakkından söz edilemez.
TMK 562, mirasçının alacaklıları ve iflas idaresi için sınırlı bir imkân tanır. Alacaklılar bakımından mirasın açıldığı tarihte aciz belgesi, mirasçıya ihtar ve buna rağmen hareketsizlik gibi koşullar aranır; dava mirasçının süresi içinde ve gerekli borç ölçüsünde gündeme gelir. Her alacaklı sırf borcun ödenmediğini ileri sürerek tenkis davası açamaz. TMK m. 560, 562 Saklı payı zedelenen mirasçının alacaklılarının bu davayı açabilmesi mirasçının alacaklılarının tenkis davası yazısında incelenmiştir.
Davalı, tenkise tabi kazandırmadan yararlanan kişi veya uygun hâllerde onun hukuki halefidir. Tapu iptalinin de istendiği dosyada güncel malik ve talep sonucunun o malike yöneltilmesinin hukuki temeli ayrıca değerlendirilir. Dava sürerken yapılan devirde HMK 125’in taraf ve talep seçenekleri gündeme gelebilir.
Üçüncü kişiye devir tenkisi her zaman engeller mi?
Hayır; ancak her sonraki alıcıya otomatik dava açılamaz. 1. Hukuk Dairesinin 26.09.2018 tarihli, E. 2015/14106, K. 2018/12764 sayılı kararında, bağışlanan taşınmazların ilk kazandırmadan yararlanan kişinin eşine devri incelenmiştir. Üçüncü kişinin saklı payı etkisiz kılma amacını bildiği veya bilmesi gerektiği koşullarda davanın yöneltilebileceği belirtilerek, sırf davalı sıfatı bulunmadığı gerekçesine dayanan ret bozulmuştur. Karar, 13.01.1975 tarihli E. 1974/7, K. 1975/1 sayılı içtihadı birleştirme kararındaki yaklaşımı aktarır. Akrabalık tek başına her olayda kötü niyetin kesin kanıtı değildir. 2018 tarihli kararın tam metni
Öğretide üçüncü kişiye yöneltilecek talebin kişisel hak, haksız fiil ve muvazaa temelleri yönünden açıklanması tartışmalıdır. Bu nedenle ilk lehtara karşı geri verme talebi ile sonraki malike karşı ileri sürülen talep aynı gerekçeyle kurulamaz. Dalcı Özdoğan, 2017, özellikle s. 382–389
TMK 566’da iyi niyetli kazandırma lehtarının geri verme borcu, mirasın geçmesi anında elinde kalanla sınırlanır; kötü niyette farklı sorumluluk kuralları uygulanır. Taşınmazın artık elde bulunmaması, her durumda güncel piyasa değerinin herhangi bir kişiden alınabileceği anlamına gelmez. Devir zamanı, bedelin nereye gittiği, iyi niyet ve talebin hukuki sebebi birlikte açıklanmalıdır.
Tenkis davası süresi ve öğrenme tarihinin ispatı
Bir yıllık ve on yıllık hak düşürücü süreler
TMK 571’e göre dava hakkı, mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde kullanılmalıdır. Üst süre vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren on yıldır. Her iki sınır ayrı denetlenir. Vasiyetnamenin düzenlenmesi, açılması, tebliği ve mirasçının ihlali öğrenmesi aynı tarih olmak zorunda değildir.
| Süre veya imkân | Başlangıç | Uygulama notu |
|---|---|---|
| Bir yıllık dava süresi | Saklı pay ihlalinin öğrenilmesi | Öğrenmeyi gösteren olay ve belgeler somutlaştırılır. |
| Vasiyetnamede on yıllık üst süre | Vasiyetnamenin açılması | Mirasbırakanın ölümünden önceki düzenleme tarihi esas alınmaz. |
| Diğer tasarruflarda on yıllık üst süre | Mirasın açılması | Kural olarak ölüm tarihidir. |
| Önceki tasarrufun iptal sonucu yürürlüğe girmesi | İptal kararının kesinleşmesi | TMK 571/2’deki özel başlangıç incelenir. |
| Tenkis def’i | Kanun her zaman ileri sürülebileceğini belirtir | Davalı olarak savunma imkânı, süresiz geri alma davası demek değildir. |
Ölümden önce bağışı bilmek, henüz açılmamış miras yönünden süreyi kendiliğinden başlatmaz. Ölümden sonra ise resmî bir bilirkişi hesabı beklenmesi gerektiği varsayılmamalıdır. İhlalin bilindiğini gösteren tapu kayıtları, vasiyetname dosyası, önceki dava dilekçeleri, yazışmalar ve bildirimler önem taşır. Davacı öğrenme olayını açıklamalı; davalı daha erken öğrenme iddiasını dayanaklarıyla ortaya koymalıdır. Mahkeme hak düşürücü süreyi kendiliğinden değerlendirir. TMK m. 571
1. Hukuk Dairesinin 15.04.2015 tarihli, E. 2015/4865, K. 2015/5531 sayılı kararında tenkis kabulü, bir yıllık sürenin geçirilmiş olması nedeniyle bozulmuştur. Ancak kısa karar metni, öğrenmenin hangi somut delille belirlendiğini ayrıntılandırmaz. Bu karardan “bir yıl her dosyada ölümle başlar” sonucu çıkarılamaz. Kararın tam metni
İhtar, başka dava ve eski hukuk
Noter ihtarı göndermek veya aile içinde görüşmek tek başına tenkis süresini korumaz. Yalnız muris muvazaası davası açılmış olması da ayrı tenkis talebinin süresinde ileri sürüldüğünü kendiliğinden göstermez. Talep sonucu ve dava tarihi kontrol edilmelidir. Kanuna uygun biçimde başlayan arabuluculuk sürecinin süreye etkisi ise HUAK 16/2 kapsamında ayrıca hesaplanır; yalnız görüşme niyeti yeterli değildir.
1 Ocak 2002’den önce açılan miraslarda eski hukuk ve 4722 sayılı Kanun’un geçiş hükümleri önemlidir. Eski kararlardaki zamanaşımı nitelemesi ve başlangıçlar, güncel hak düşürücü süre düzenine doğrudan taşınmamalıdır. 4722 sayılı Kanun m. 17, 20
Muris muvazaası, vasiyetnamenin iptali ve denkleştirme ile farklar
| Hukuki yol | Temel sorun | Hak ve sonuç |
|---|---|---|
| Tenkis | Geçerli kazandırmanın saklı payı zedelemesi | Saklı pay eksikliğinin giderilmesi; özel süre ve hesap gerekir. |
| Muris muvazaası | Gerçek bağışın görünürde başka işlemle gizlenmesi | Koşulları varsa tapu iptali ve tescil; dava hakkı yalnız saklı paylılarla sınırlı değildir. |
| Vasiyetnamenin iptali | Ehliyet, şekil, irade sakatlığı veya diğer kanuni iptal sebepleri | Tasarrufun geçerliliği incelenir; saklı pay hesabından farklıdır. |
| Mirasta denkleştirme | Yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapılan kazandırmanın paylaşımda hesaba katılması | Mirasçılar arasındaki paylaşım dengesi incelenir; tenkisle aynı koşullara bağlı değildir. |
Denkleştirmede özellikle altsoya yapılan malvarlığı devri, kuruluş sermayesi veya borçtan kurtarma gibi kazandırmalar bakımından TMK 669’daki kural ve mirasbırakanın aksi iradesi araştırılır. Denkleştirme dışında bırakılmış bir kazandırma, saklı payı zedeliyorsa uygun koşullarda yine tenkise tabi olabilir. TMK m. 557, 560, 669–675
Talepler terditli kurulabilir mi?
HMK 111’in koşulları varsa öncelikle tapu iptali veya vasiyetnamenin iptali, bunlar kabul edilmezse tenkis istenebilir. Her talebin olayları, tarafları, süresi ve sonucu ayrı gösterilmelidir. Hâkimin hukuku kendiliğinden uygulaması, talep edilmeyen her sonuca hükmedebileceği anlamına gelmez.
Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2020 tarihli, E. 2017/3101, K. 2020/392 sayılı kararında, vasiyetname düzenlenirken baskı bulunduğunun yeterince ispatlanmadığı değerlendirilmiş; iptal kabulüne ilişkin direnme kararı bozulmuştur. Alternatif tenkis isteminin incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, iptal iddiasının başarısızlığının saklı pay talebini kendiliğinden ortadan kaldırmadığını gösterir; tenkisin kabul edildiği karar olarak sunulamaz. Kararın tam metni
Bir başka dava, terekeye hangi malın gireceğini belirleyecekse bekletici sorun veya ayırma ihtiyacı doğabilir. Para bağışıyla ilgili 2025/2496 sayılı kararda da bağlantılı muris muvazaası talebinin sonucunun hesap bakımından önemi vurgulanmıştır. Bu, bütün terditli davaların mutlaka ayrılacağı şeklinde genellenemez.
Görevli mahkeme, deliller, tedbir ve bedel talebinin kurulması
Görev, yetki ve arabuluculuk
Tenkis davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. TMK 576 ve HMK 11 uyarınca mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Dava konusu taşınmazın başka şehirde olması tek başına tenkis davasını o şehre taşımaz. Muvazaa gibi ayrı hukuki sebeplerle kurulan taşınmaz taleplerinde yetki ayrıca incelenmelidir.
Tenkis, sırf miras veya taşınmazla ilgili olduğu için HUAK 18/B kapsamında zorunlu arabuluculuğa tabi sayılmaz. Ortaklığın giderilmesi ve paylaştırma uyuşmazlıklarının dava şartı düzeni farklıdır. Elverişli uyuşmazlıkta ihtiyari arabuluculuk mümkündür; anlaşmanın tarafları, kapsamı ve taşınmaz yönünden uygulanabilirliği denetlenmelidir. HMK m. 2, 11–12; HUAK m. 16, 17/B, 18/B
Yabancılık unsuru varsa MÖHUK 20 ve 43 de uygulanır. Türkiye’deki taşınmazlar için Türk hukukunun uygulanması, yabancı mirasbırakanın bütün dünya malvarlığına aynı kuralın uygulanacağı anlamına gelmez. Yabancı vasiyetnamenin şekli ve tasarruf ehliyeti de ayrı bağlama kurallarına tabidir. 5718 sayılı Kanun
Delil planı nasıl kurulmalıdır?
| İspatlanacak mesele | Başlıca kayıtlar | İncelenecek karşı açıklama |
|---|---|---|
| Mirasçılık ve uygulanacak hukuk | Nüfus, ölüm kaydı, mirasçılık belgesi; varsa feragat veya çıkarma belgesi | Mirasçılık sıfatı veya pay oranına itiraz. |
| Tereke ve borçlar | Ölüm tarihli banka kayıtları, tapu hareketleri, şirket payları, borç belgeleri | Eksik mal, mükerrer kayıt, kişisel borcun terekeye yazılması. |
| Kazandırmanın konusu ve tarihi | Resmî senet, vasiyetname, ödeme ve kooperatif kayıtları | Gerçek satış, karşı edim, davalının kendi katkısı. |
| Saklı payı etkisiz kılma amacı | Devir zinciri, diğer kazandırmalar, olgusal tanık anlatımları | Makul bakım ilişkisi, başka mirasçılara sağlanan değerler. |
| Öğrenme tarihi ve sonraki alıcı | Tebliğler, eski dava dosyaları, yazışmalar, ödeme ve devir ilişkileri | Daha erken öğrenme veya üçüncü kişinin iyi niyeti. |
Bilirkişi raporu yalnız bir sonuç rakamı içermemelidir. Aktif, pasif, eklenecek değer, davacıya mahsup, saklı pay, sabit oran ve değerleme tarihleri ayrı gösterilmelidir. İtiraz da “hesap yanlış” ifadesiyle sınırlı kalmamalı; hatalı kalem, tarih veya yöntem somutlaştırılmalıdır. Hukuka aykırı elde edilmiş kayıtlar delil planına dahil edilmemelidir. HMK m. 189–194, 266, 281
2026 usul değişikliği: Eski belirsiz alacak açıklamalarına dikkat
31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren değişiklikle HMK 107 yürürlükten kaldırılmış; HMK 109’a dördüncü fıkra eklenmiştir. Güncel metin, alacağın bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusunun aynı davada bir defaya mahsus, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erene kadar artırılmasını düzenler. Artırılan kısım için zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılması da hükümde yer alır. Bu nedenle eski yayınlardaki “HMK 107’ye göre belirsiz alacak davası açılır” önerisi güncel hüküm olarak tekrarlanmamalıdır. HMK m. 107, 109 ve yürürlük çizelgesi
Tenkis hakkının kullanılması ile doğacak para alacağının miktarı aynı mesele değildir. Yeni hükümdeki zamanaşımı etkisi, TMK 571’deki hak düşürücü süreyi kendiliğinden uzatmaz. Dilekçede hangi kazandırmanın hangi saklı pay eksikliği için tenkis edildiği ve aynen iade mümkün olmazsa istenen sonuç açık kurulmalıdır. Devam eden eski davalarda tamamlanmış usul işlemleri ve geçiş kuralları ayrıca değerlendirilir; her tenkis davasının aynı talep artırımı yoluna tabi olduğu varsayılamaz.
İhtiyati tedbir, giderler ve hükmün uygulanması
Dava açılması tapuda devri kendiliğinden durdurmaz. Dava konusu hak bakımından ciddi güçlük veya zarar tehlikesi varsa, yaklaşık ispat ve ölçülülük çerçevesinde ihtiyati tedbir istenebilir. Teminat ve kararın tapuya uygulanması ayrıca ele alınır. Tedbir kararının uygulanması, talep eden bakımından tefhim veya tebliğden itibaren bir hafta içinde istenmelidir. Dava öncesi tedbirde ise uygulamanın talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas davanın açılması ve gerekli belgenin ilgili dosyaya sunulması gerekir. HMK m. 389–393, 397
Yalnız para alacağını güvenceye alma ihtiyacında, koşulları varsa ihtiyati haciz ayrıca değerlendirilir; taşınmaza tedbir ile para alacağına haciz aynı kurum değildir. Harç, keşif, bilirkişi, tebligat ve olası karşı vekâlet ücreti dava değerine, işleme ve sonuca göre hesaplanır. Bütün tenkis davaları için tek bir sabit toplam masraf verilemez. İİK m. 257; Harçlar Kanunu m. 16, 30
Hüküm, tapu değişikliği mi yoksa belirli bir bedelin tahsili mi içerdiğine göre uygulanır. Taşınmazın aynına ilişkin hükümde kesinleşme koşulu; para hükmünde ise ilamlı icra ve varsa icranın geri bırakılması ayrıca incelenir. İstinaf ve temyiz yolu; kararın niteliği, dava değeri, tebliğ ve geçiş hükümleri üzerinden belirlenmelidir. Güncel HMK Ek Madde 1, ilgili parasal sınırlar için davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alır; yalnız karar yılının sınırına bakılması doğru değildir. Faiz türü ve başlangıcı da seçilen talebe göre açıklanmalı; her dosyada otomatik olarak ölüm tarihinden faiz istenebileceği varsayılmamalıdır.
Konunun ayrıntıları için muvazaalı taşınmaz devri ve tapu iptali ve vasiyetnameye dayalı tapu tescili ve tenfiz yazılarımıza bakabilirsiniz.
Sonuç
Tenkis davasının merkezinde, bir bağışın haksız bulunması değil saklı pay eksikliğinin hukuken ve sayısal olarak gösterilmesi vardır. Doğru inceleme; ölüm tarihine göre uygulanacak hukukla başlar, terekenin tamamı ve kazandırmalarla devam eder, davacının elde ettiği değerler düşüldükten sonra uygun talep ve davalıya ulaşır.
Vasiyetnamede mirasçı atama ile belirli mal bırakma; para bağışı ile taşınmaz bağışı; ölüm tarihindeki oran hesabı ile karar günündeki bedel birbirine karıştırılmamalıdır. Süre hesabı ilk aşamada yapılmalı, tenkis talebi başka bir davanın sonucunun belirsiz biçimde beklenmesine bırakılmamalıdır. Etkili bir dosya, mirasçılık belgesini, bütün tereke kayıtlarını, kazandırma zincirini ve öğrenme tarihini aynı hesap içinde bir araya getirir.
Konunun ilgili yönleri için yedek mirasçı ve artmirasçı atama ve altsoyun denkleştirme alacağı yazılarımıza da bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Tenkis davası için saklı paylı mirasçı olmak gerekir mi?
Kural olarak evet. Saklı payı zedelenen mirasçı kendi hakkı için dava açar. TMK 562’deki koşullarla mirasçının alacaklıları ve iflas idaresine tanınan sınırlı imkân ayrıca değerlendirilir. İlgili açıklama.
Kardeşin saklı payı var mı?
Güncel hukukta yoktur. Kardeş yasal mirasçı olabilir; ancak sırf bu sıfatla saklı pay talep edemez. 10 Mayıs 2007’den önce açılan miraslarda eski düzenleme ve geçiş hükümleri incelenir. İlgili açıklama.
Baba bütün malını bir çocuğuna bırakabilir mi?
Böyle bir tasarruf yapılabilir; fakat diğer saklı paylı mirasçıların korunan bölümünü ihlal ederse tenkis gündeme gelir. Her eşitsizlik ihlal değildir. Hesap, diğer mirasçıların terekeden ve ilgili kazandırmalardan elde ettiği değerlerle yapılır. İlgili açıklama.
Bir yıldan eski bağış tenkis edilebilir mi?
Evet. TMK 565’in birinci, ikinci veya dördüncü bentleri ya da serbestçe geri dönme hakkı saklı tutulan bağışa ilişkin düzenleme uygulanabilir. Son bir yıl kuralı, bütün bağışlar için genel dava sınırı değildir. İlgili açıklama.
Vasiyetname geçerliyse saklı pay istenemez mi?
İstenebilir. Tenkis zaten geçerli tasarrufun saklı payı aşan etkisini azaltır. Vasiyetnamenin iptali için aranan ehliyet, şekil veya irade sakatlığı sebeplerinin bulunması tenkisin zorunlu koşulu değildir. İlgili açıklama.
Vasiyetnameyle mirasçı atamada mutlaka taşınmazın bedeli mi ödenir?
Hayır. Terekenin tamamı veya oranı üzerinde mirasçı atama ile belirli mal vasiyeti ayrılmalıdır. HGK’nin 2026/16 sayılı kararında mirasçı atama için TMK 564’teki bölünmezlik ve seçim prosedürü uygulanmamıştır. İlgili açıklama.
Tenkis davasında hangi tarihteki değer kullanılır?
Tereke ve saklı pay hesabında ölüm tarihi esas alınır. Güncel TMK 564 kapsamındaki bölünemeyen malın lehtarda kalması seçeneğinde karar günündeki değer önemlidir. Eski ölüm tarihli uyuşmazlıklarda uygulanacak hukuk farklı olabilir. İlgili açıklama.
Tenkis davası taşınmazın bulunduğu yerde mi açılır?
Kural, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesidir. Taşınmazın başka yerde olması tek başına bu kesin yetkiyi değiştirmez. Yabancılık unsuru ve farklı hukuki sebebe dayanan talepler ayrıca incelenir. İlgili açıklama.
Bağışlanan evin satılması davayı engeller mi?
Her durumda engellemez. İlk lehtarın geri verme sorumluluğu ve sonraki alıcıya talep yöneltme koşulları ayrı değerlendirilir. Üçüncü kişinin bilgisi, devir ilişkisi ve talebin hukuki sebebi önemlidir. İlgili açıklama.
Noter ihtarı bir yıllık süreyi korur mu?
Tek başına korumaz. Tenkis davası veya uygun usulî talep süresinde ileri sürülmelidir. Kanuna uygun başlayan arabuluculuk sürecinin süre hesabına etkisi ise ayrı bir düzenlemeye dayanır. İlgili açıklama.
Muris muvazaası davası reddedilirse tenkis de reddedilir mi?
Zorunlu olarak reddedilmez. Süresinde ve uygun biçimde ileri sürülmüş tenkis talebi kendi koşullarıyla incelenir. Ancak tapu iptali istemi tek başına her zaman ayrıca tenkis istemi içermez. İlgili açıklama.
Bütün mirasçıların birlikte dava açması gerekir mi?
Hayır. Her saklı paylı mirasçı kendi eksikliği için dava açabilir. Hareketsiz kalan mirasçının payı diğer davacılara eklenmez; davadaki kabul de kendiliğinden bütün mirasçılara aynı sonucu sağlamaz. İlgili açıklama.
Kaynakça
Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m. 225, 231, 236–237, 495–512, 528, 557, 560–571, 576, 669–675.
- 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, m. 17, 20.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m. 19, 611–617.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m. 2, 11–12, 26, 33, 107, 109, 111, 125, 189–194, 266, 281, 323, 326, 341 ve devamı, 367, 389–397, 448; değişikliklerin yürürlük çizelgesi.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 16, 17/B, 18/B.
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m. 20, 43.
- 492 sayılı Harçlar Kanunu, m. 16, 30; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 257.
Yargıtay kararları
- Hukuk Genel Kurulu, 21.01.2026, E. 2025/44, K. 2026/16.
- 7. Hukuk Dairesi, 20.05.2026, E. 2026/2401, K. 2026/2809.
- 7. Hukuk Dairesi, 14.05.2025, E. 2024/4725, K. 2025/2611.
- Hukuk Genel Kurulu, 10.06.2020, E. 2017/3101, K. 2020/392.
- 1. Hukuk Dairesi, 15.04.2015, E. 2015/4865, K. 2015/5531.
- 7. Hukuk Dairesi, 19.01.2026, E. 2025/4705, K. 2026/311.
- 1. Hukuk Dairesi, 26.09.2018, E. 2015/14106, K. 2018/12764. 1975 tarihli içtihadı birleştirme yaklaşımı, bu kararın gerekçesindeki aktarım üzerinden kullanılmıştır.
- 7. Hukuk Dairesi, 08.05.2025, E. 2024/3533, K. 2025/2496.
- 7. Hukuk Dairesi, 24.03.2026, E. 2025/4272, K. 2026/1519.
- 7. Hukuk Dairesi, 21.01.2026, E. 2025/6016, K. 2026/371.
Akademik çalışmalar
- Turan Başara, Gamze, “Ölüme Bağlı Tasarrufların Tenkisi ve Tenkis Davası”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2016, sayı 27, s. 365–408. Tam metin.
- Dalcı Özdoğan, Nurcihan, “Sağlararası Kazandırma Konusu Taşınmazların Tenkisi”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2017, cilt 8, sayı 2, s. 363–392, DOI: 10.21492/inuhfd.331482. Tam metin.