İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Dernekler, Vakıflar ve Kooperatifler

Kooperatif Borçlarından Üyeler Sorumlu mu? Şahsi Sorumluluk, Haciz ve İpotek Sorunları

Bir masada apartman maketi ile kalın belge dosyasının arasında duran asma kilit.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 9 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Kooperatifin borçlu olması, her ortağın aynı borcun kişisel borçlusu olduğu anlamına gelmez. Temel kural, kooperatifin kendi malvarlığıyla sorumluluğudur; ancak anasözleşmedeki sorumluluk hükümleri, ortağın kooperatife olan borcu ve taşınmaz üzerindeki ipotek ayrı ayrı incelenmelidir. Özellikle tapusu hâlâ kooperatifte bulunan konut ile üyeye devredilmiş konut aynı durumda değildir. Üyenin kooperatife ödemesi gereken aidatın haczi de kooperatif borcunun bütünüyle üyeye yüklenmesinden farklıdır. Bu nedenle gelen belgenin ödeme emri mi, haciz ihbarnamesi mi olduğu; tapudaki kayıtların tarihi ve kişisel bir teminat verilip verilmediği, başvurulacak yolu belirler. [1][2][3]

Kooperatifin borcu ile üyenin borcu nasıl ayrılır?

Bir yapı kooperatifi yükleniciye, bankaya, malzeme satıcısına veya başka bir alacaklıya borçlanabilir. Ortak ise kooperatife sermaye, gider taksiti, aidat veya geçerli bir kararın dayandığı başka bir ödeme borcu taşıyabilir. Bu iki borç ilişkisini tek kalem gibi görmek, hem gereksiz ödeme yapılmasına hem de gerçekten cevap verilmesi gereken icra işleminin gözden kaçmasına yol açar.

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 28. maddesindeki başlangıç kuralı, anasözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça kooperatifin alacaklılarına karşı yalnız kendi malvarlığıyla sorumlu olmasıdır. Ortak ile tüzel kişinin malvarlıkları ayrıdır. Bununla birlikte, ortaklık ilişkisinin bulunması her türlü hacze karşı koruma sağlamaz. Kooperatifin ortağından olan alacağı, koşulları varsa takip alacaklısınca haczettirilebilir. [1][2]

Karşılaşılan durumÖncelikle incelenecek mesele
Yüklenici, kooperatif borcunu doğrudan üyeden istiyorÜyeyi dış borçtan sorumlu tutan geçerli hukuki dayanak var mı?
Üyeye aidat borcu için haciz ihbarnamesi geliyorÜyenin kooperatife gerçekten borcu var mı; miktarı ve ödeme tarihi nedir?
Konut üzerinde kooperatifin borcundan ipotek bulunuyorİpoteğin kapsamı, sırası ve taşınmaz devrinden önceki durumu nedir?
Kooperatif mülkiyetindeki arsa haczediliyorÜyenin hakkı yalnız tahsis veya kişisel talep düzeyinde mi; tapu ve şerh durumu nedir?

Anasözleşmedeki sorumluluk hükmü neden belirleyicidir?

Sınırlı sorumlu unvanı tek başına yeterli açıklama değildir

Kooperatifin unvanında “sınırlı sorumlu” yazması önemli olmakla birlikte, inceleme bu sözcükle bitmez. Tescilli anasözleşmede hangi borç için, kime karşı, ne miktarda ve hangi koşullarda sorumluluk üstlenildiği okunmalıdır. Ortaklık payının bedeli, bütün inşaat maliyetinin veya ortağın kooperatife yapacağı toplam ödemenin üst sınırı değildir. Sermaye taahhüdü ile inşaat giderlerine katılma yükümlülüğü farklı hukuki kalemlerdir. [1]

Kanunun 30. maddesi, anasözleşmede ortağın kendi payından fazla, belirli bir miktara kadar ve kooperatiften sonra sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunmasına imkân tanır. Dolayısıyla “Sermaye payımı yatırdım; hiçbir koşulda başka yükümlülüğüm kalmadı” sonucu yalnız pay ödemesinden çıkarılamaz. Buna karşılık, kooperatifin her borcunun kişi sayısına bölünmesi de kendiliğinden geçerli bir şahsi borç oluşturmaz.

Sınırsız sorumluluğun da kanuni koşulları vardır

Kanunun 29. maddesindeki sınırsız sorumluluk, anasözleşmede böyle bir düzenleme bulunmasına ve maddede açıklanan koşulların oluşmasına bağlıdır. Kooperatifin iflası veya başka nedenle dağılması hâlinde alacakların kooperatif varlığından tamamen elde edilememesi, bu rejimin değerlendirilmesinde belirleyicidir. Anasözleşmede sınırsız sorumluluk öngörülmesi, alacaklının bütün usul ve koşulları atlayarak istediği ortağın malvarlığına başvurabileceği anlamına gelmez. [1]

Şahsi sorumluluk ve ek ödeme hükümlerinin değiştirilmesi de sıradan bir yönetim kurulu yazısıyla yapılmaz. Kanunun 34. maddesi anasözleşme değişikliğini arar; sorumluluğun azaltılması, tescilden önce doğmuş borçları ortadan kaldırmaz. Bu nedenle yalnız son anasözleşme değil, uyuşmazlığın doğduğu dönemde geçerli metin ve değişikliklerin tescil tarihleri de incelenmelidir.

Ek ödeme ile inşaat gideri aynı şey midir?

Kanunun 31. maddesindeki teknik anlamıyla ek ödeme yükümlülüğü, anasözleşmeye dayanır ve bilanço açıklarının kapatılmasına özgülenmiştir. Kooperatifin üyeye gönderdiği her “ek ödeme” başlıklı yazı, bu hüküm kapsamında değildir. Devam eden inşaat için alınan yeni gider taksiti, genel kurulun belirlediği bütçe katkısı veya şerefiye farkı başka bir hukuki sebebe dayanabilir. [1]

Hukuki değerlendirmede belgenin başlığından önce şu sorular cevaplanır: Para ne için istenmektedir? Yetkili organ hangi kararı almıştır? Anasözleşme ne öngörmektedir? Hesaplamanın dayanağı ve ortaklara dağılımı açıklanmış mıdır? İstenen tutar dış alacaklıya karşı şahsi sorumluluk mudur, yoksa kooperatifin ortağından olan iç alacağı mıdır?

Bu ayrım itiraz yolunu da değiştirir. Sorun genel kurul kararının geçerliliğiyse Kanunun 53. maddesindeki iptal rejimi; sorun belirli bir borcun doğup doğmadığı veya hesaplanmasıysa alacak ve borç ilişkisinin denetimi gündeme gelebilir. Her parasal uyuşmazlığa aynı dava veya aynı süre uygulanmaz. Genel kurul iptali konusunda serinin ikinci makalesindeki süre ve muhalefet açıklamaları ayrıca dikkate alınmalıdır.

Kooperatif alacaklısı üyeye haciz ihbarnamesi gönderebilir mi?

Kooperatifin ortağında bir alacağı bulunuyorsa, bu alacak İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi kapsamında haczin konusu olabilir. Burada üye, takip borçlusu kooperatife göre üçüncü kişi sıfatıyla muhataptır. Haczin konusu, kooperatifin üyeden olan alacağıdır. Bu işlem, kooperatifin bütün borçlarının üyeye dağıtılması anlamına gelmez. [2][4]

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21.04.2022 tarihli, E.2021/10573, K.2022/4970 sayılı kararı bu ayrım bakımından önemlidir. Daire, kooperatif borcu nedeniyle ortaklara gönderilen haciz ihbarnamelerini değerlendirirken önceki yaklaşımındaki değişikliği açıkça belirtmiş; ortağın tüzel kişiden ayrı kişi olması ve kooperatifin ondaki alacağının haczedilebilmesi üzerinde durmuştur. Karar, borç bulunmuyorsa bunu bildirme yükünün ihbarname muhatabına ait olduğuna da işaret eder. Eski bir kararın “üyeye ihbarname gönderilemez” cümlesi, bu sonraki yaklaşım görülmeden genel kural olarak kullanılamaz. [4]

Varsayımsal bir örnekte kooperatifin yükleniciye borcu 2 milyon TL, ortağın kooperatife henüz ödemediği geçerli aidat borcu 100 bin TL olsun. Aidat alacağının haczi ile ortağın 2 milyon TL’nin tamamından şahsen sorumlu tutulması farklıdır. Ancak üyenin ihbarnameye hiç cevap vermemesi, İİK m.89’un aşamalı sonuçları nedeniyle ayrıca ciddi bir risk doğurur. “Asıl borçlu ben değilim” düşüncesi, tebligatı cevapsız bırakma gerekçesi değildir.

Haciz ihbarnamesinde hangi süreler önemlidir?

İlk haciz ihbarnamesine, tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edilmesi mümkündür. Süresinde itiraz edilmemesi üzerine gönderilen ikinci ihbarnamede de yedi günlük itiraz süresi bulunur. Sonraki bildirimde ise on beş gün içinde ödeme, teslim veya menfi tespit davası seçenekleri; dava açıldığını gösteren belgenin bildirimden itibaren yirmi gün içinde icra dairesine verilmesine ilişkin özel düzenleme gündeme gelir. Bunlar birbirinin yerine kullanılacak tek bir süre değildir. [2]

Hangi aşamada bulunulduğu, tebliğin usulü, bildirimin içeriği ve gerçek borç durumu birlikte değerlendirilmelidir. Borcu bulunmayan kişi bunu zamanında ve doğru muhataba bildirmeli; kısmen borçlu olan kişi de hesabı belgelemelidir. Gerçeğe aykırı itirazın ayrıca sonuçları bulunduğundan, sırf zaman kazanmak için dayanaksız cevap verilmesi uygun değildir.

Tapu kooperatifteyse konut haczedilebilir mi?

Üyenin parasını ödemesi, kurada belirli bir konutun çıkması veya anahtar teslimi alması, taşınmaz mülkiyetinin her durumda üyeye geçtiği anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nun 705. maddesinde mülkiyetin kazanılmasının temel yolu tescildir. Taşınmaz kooperatif adına kayıtlıysa, kooperatifin malvarlığı içinde bulunduğu gerçeği göz ardı edilemez. [3]

Bu nedenle “Bu daire bana tahsis edildi, kooperatifin alacaklısı dokunamaz” şeklinde mutlak bir güvence kurulamaz. Üyenin kişisel talebinin niteliği, tapuya işlenmiş bir şerhin bulunup bulunmadığı, haciz veya ipoteğin tarihi, tescil talebinin koşulları ve üçüncü kişinin hukuki durumu birlikte incelenir. Tahsis belgesi değerli bir ispat aracıdır; tek başına bütün tapu yüklerini ortadan kaldıran belge değildir.

Tapu daha önce geçerli biçimde üyeye devredilmişse, artık kooperatif mülkiyetinde bulunmayan taşınmaza sırf kooperatifin sonradan doğan borcu gerekçesiyle başvurulması aynı biçimde değerlendirilemez. Bununla birlikte, devirden önceki ipotekler, hacizler ve somut olayda ileri sürülebilecek tasarrufun iptali gibi bağımsız hukuki sebepler ayrıca ele alınır. Tapu devri tarihi ile yüklerin tarihi karşılaştırılmadan kesin sonuca varılmaz. [2][3]

İpotekli kooperatif konutunda kişisel borç ile taşınmaz riski nasıl ayrılır?

Türk Medeni Kanunu’nun 881. maddesine göre ipoteğe konu taşınmazın borçlunun mülkiyetinde bulunması zorunlu değildir. Bir kişi borcun şahsi borçlusu olmadığı hâlde, onun taşınmazı bu borcun güvencesi olabilir. 888. madde de ipotekli taşınmazın devrinin, aksi kararlaştırılmadıkça borçlunun sorumluluğunu ve güvenceyi değiştirmediğini düzenler. [3]

Örneğin kooperatifin banka borcu için ipotek edilmiş bağımsız bölüm sonradan üyeye devredilmiş olabilir. Üyenin borcu kişisel olarak üstlenip üstlenmediği ayrı; taşınmaz üzerindeki ipoteğin devamı ayrıdır. “Bankaya kişisel borcum yok” açıklaması, ipoteğin yok sayılması sonucunu doğurmaz.

İncelemede ipoteğin alacaklısı, teminat tutarı, derecesi, hangi borcu güvence altına aldığı ve terkin koşulları görülmelidir. Kooperatifin “borcu kapattık” açıklaması ile sicilde ipoteğin kaldırılmış olması aynı olgu değildir. Alacak sona erdiğinde terkin istemi, borçtan şahsen sorumlu olmayan malikin ödeme ve alacağa halef olma imkânı, TMK m.883–884 kapsamında ayrıca değerlendirilir. Üyenin ödeme yaparak taşınmazını kurtarması düşünülüyorsa, rücu ve alacaklıya geçecek tutarın kapsamı da baştan belirlenmelidir.

Yeni ortak ve ayrılan ortak bakımından geçmiş borçlar

“Ben borç doğduktan sonra üye oldum” veya “Artık kooperatiften ayrıldım” sözleri, tek başına bütün sorumluluk sorununu çözmez. Kanunun 35. maddesi, şahsi sorumluluk veya ek ödeme yükümlülüğü bulunan kooperatife bu durumu bilerek giren kişinin önceki borçlar bakımından konumunu düzenler. Üyeler arasındaki anlaşmanın üçüncü kişilere etkisi de ayrıca sınırlıdır. [1]

Ayrılma sonrasındaki sorumluluğa ilişkin 36. madde ise belirli koşullarda kooperatifin iflasıyla bağlantılı bir düzenlemedir. Maddede geçen bir yıl, bütün eski üyeler için her borcun kendiliğinden sona erdiği genel bir süre değildir; anasözleşmede daha uzun süre bulunması da mümkündür. Ayrılmadan önce doğmuş iç aidat borcu, şahsi sorumluluk ve ek ödeme yükümü aynı başlık altında eritilmemelidir.

Devreden ile devralanın “eski borçlar satıcıya aittir” anlaşması, kendi aralarındaki rücu ilişkisini düzenleyebilir. Bu hükmün kooperatif veya dış alacaklı karşısında hangi sonucu doğurduğu, devredilen hakkın ve borcun niteliğine göre ayrıca incelenir. Bu nedenle alım öncesi güncel hesap ve borç belgeleri alınmalıdır.

Hangi belgelerle, hangi hukuki yola başvurulmalıdır?

İlk incelemede şu belgeler birlikte toplanmalıdır:

  • Güncel ve uyuşmazlık dönemine ait tescilli anasözleşme ile değişiklikler.
  • Üyelik kabulü, devir veya ayrılma kayıtları ve ilgili genel kurul kararları.
  • Ortak cari hesabı, ödeme belgeleri ve borç hesap dökümü.
  • Güncel tapu kaydı, takyidatlar ve yüklerin kuruluş tarihleri.
  • İcra dosyasındaki ödeme emri veya haciz ihbarnamesi ile tebliğ bilgileri.
  • Varsa kişisel borç üstlenimi, teminat ve banka belgeleri.

İcra işleminin türüne göre itiraz, şikâyet veya menfi tespit; taşınmaz yönünden ipoteğin terkini, tescil veya başka bir ayni hak talebi gündeme gelebilir. Kooperatifle ortaklık ilişkisinden doğan davalar için 1163 sayılı Kanun’un 99. maddesi önemlidir. Ancak üçüncü kişiyle yürütülen her uyuşmazlığın görevi, yetkisi ve arabuluculuk şartı yalnız bu maddeyle çözülemez. İcra hukukundaki özel yol, genel mahkemede açılan para davası ve ayni hak davası ayrı değerlendirilir. [1][2][5]

Kooperatifin vergi veya diğer kamu borçları, yöneticilik sıfatından doğan sorumluluk ve kişinin ayrıca üstlendiği teminatlar farklı hükümlere tabi olabilir. Bu yazıdaki ortaklık temelli genel açıklamalar, bunlar için otomatik muafiyet oluşturmaz. Aynı kişinin hem üye hem yönetici olması durumunda hangi sıfatıyla muhatap alındığı açıkça belirlenmelidir.

Sonuç

Kooperatif borcuna ilişkin doğru başlangıç sorusu, yalnız “Üye sorumlu mu?” değildir. Kimin borcu, hangi hukuki sebeple, hangi malvarlığından ve hangi işlemle isteniyor? Bu dört unsur ayrıldığında şahsi sorumluluk, aidat alacağının haczi ve ipotekli taşınmaz riski birbirine karışmaz.

Anasözleşme incelenmeden sınırsız sorumluluk varsayılamaz; tapu yükleri görülmeden tam güvence verilemez; haciz ihbarnamesi de asıl borçlunun kooperatif olduğu düşüncesiyle cevapsız bırakılamaz. Korunması gereken hak, somut belgeye ve doğru usule bağlandığında etkili biçimde ileri sürülebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kooperatifin borcu için kişisel banka hesabıma doğrudan haciz konulabilir mi?

Sırf üyelik, kooperatifin her borcu için kişisel hesabınıza başvurulmasının yeterli sebebi değildir. Anasözleşmeden veya ayrı bir taahhütten doğan sorumluluk, geçerli takip ve ilgili usul incelenir. Bununla birlikte haciz ihbarnamesinin cevapsız bırakılması gibi işlemler ayrıca sonuç doğurabileceğinden, gelen belgenin niteliği ve aşaması önemlidir. [1][2]

Kooperatife hiçbir aidat borcum yoksa haciz ihbarnamesini yok sayabilir miyim?

Hayır. Gerçek borcunuzun bulunmaması, süresinde beyanda bulunma ihtiyacını ortadan kaldırmaz. İİK m.89 aşamalarında cevap verilmemesi, borcun zimmette sayılmasına kadar giden sonuçlar yaratabilir. Ödeme kayıtlarıyla birlikte süresinde doğru icra dairesine başvurulmalıdır. [2]

Aidatı kooperatife ödemeye devam edersem haciz ihbarnamesi bakımından sorun olur mu?

İhbarname kapsamındaki alacak haczedilmişse, bildirim sonrasında takip borçlusu kooperatife yapılan ödeme alacaklıya karşı geçerli kabul edilmeyebilir. Hangi borcun ve hangi dönemin kapsandığı görülmeden eski ödeme düzenini sürdürmek uygun değildir. İİK m.89, bildirimin ödeme muhatabı üzerindeki etkisini açıkça düzenler. [2]

Tapuyu aldığımda kooperatifin bankaya koydurduğu ipotek kalkar mı?

Tapunun devredilmesi ipoteği kendiliğinden kaldırmaz. İpoteğin devamı, güvence altındaki alacağın durumu ve sicilde terkin işlemi ayrı incelenir. Taşınmazın maliki olmakla borcun şahsi borçlusu olmak farklı sıfatlardır; ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesi riski bu nedenle ayrıca değerlendirilir. [3]

Kooperatiften ayrılırsam önceki borçlardan tamamen kurtulur muyum?

Bu sonuç kendiliğinden doğmaz. Doğmuş aidat borcu, şahsi sorumluluk ve ek ödeme yükümü ayrı incelenir. Kanunun 36. maddesindeki süre ve iflas koşulları, her borcu sona erdiren genel bir ayrılma kuralı değildir. Ayrılmanın kesinleştiği tarih ile anasözleşme hükümleri önem taşır. [1]

Konutun bana tahsis edilmiş olması haczi önler mi?

Tahsis, belirli bir konuta ilişkin kişisel hakkı ve tescil talebini değerlendirmede önemlidir; tek başına mülkiyet tescilinin yerine geçmez. Tapudaki malik, haciz ve ipotek tarihleri, varsa şerhler ve hakkın niteliği birlikte incelenir. Bu kayıtlar görülmeden haczin mutlaka kalkacağı söylenemez. [2][3]

Kaynakça

[1] 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, özellikle m.19, 28–37, 42, 53 ve 99. Güncel resmî metin.

[2] 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, özellikle m.89, 91 ve ilgili takip hükümleri. Güncel resmî metin.

[3] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m.705, 881, 883–884, 888 ve 1009–1011. Güncel resmî metin.

[4] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 21.04.2022, E.2021/10573, K.2022/4970. Kooperatif ortağına haciz ihbarnamesi gönderilmesi ve başvuru sıfatı. Karar metni, De Jure.

[5] 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, özellikle m.5 ve 5/A. Güncel resmî metin.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları