Doktor hatası nedeniyle ölüm veya kalıcı sakatlık ortaya çıktığında, tazminatın kapsamı her hak sahibi ve her zarar kalemi için ayrı belirlenir. Hayatta kalan hasta tedavi, bakım, kazanç ve çalışma gücü kayıplarını; ölüm hâlinde destekten yoksun kalan kişiler kaybettikleri desteği talep edebilir. Hastanın ve yakınlarının manevi tazminat talepleri de kendi koşulları içinde değerlendirilir. Tazminat için yalnız ağır bir sonucun varlığı yeterli değildir; hukuki sorumluluğun dayanağı ve zararla bağlantısı ortaya konulmalıdır. [1]
Bu makale, Türkiye’de tıbbi uygulama hatasına bağlanan ölüm ve ağır bedensel zararların tazminini inceler. 11 Ekim 2026 itibarıyla güncel mevzuat esas alınmıştır. Özellikle 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren faiz, mahsup ve dava türü değişiklikleri, olay ve dava tarihine göre ayrılmıştır. Kamu hastanesiyle özel sağlık kuruluşunun başvuru yolları aynı olmadığından, zarar hesabından önce doğru davalı ve yargı yolu belirlenmelidir. [1–5]
Ölüm veya kalıcı sakatlık hangi şartlarda tazminat hakkı doğurur?
Tıbbi müdahale sonrasında ölüm, felç, organ kaybı veya sürekli bakım ihtiyacı oluşması, tek başına hekimin kusurlu olduğunu göstermez. Teşhis, tedavi, takip, sevk ve organizasyonun olay tarihindeki tıbbi standartlara uygunluğu araştırılır. Hastanın temel hastalığı, kaçınılamayan komplikasyon ve sağlık hizmetindeki eksiklik birbirinden ayrılır. Komplikasyon savunmasında da riskin zamanında fark edilmesi, gerekli müdahalenin yapılması ve hastanın yeterli biçimde bilgilendirilmesi incelenir. [1, 7–8]
Özel hukuk bakımından sözleşmeye aykırılık ile haksız fiil, ispat ve zamanaşımı açısından farklı sonuçlar doğurabilir. Haksız fiilde TBK m.50 çerçevesinde zarar ve kusurun ispatı gündeme gelirken, sözleşmeye aykırılıkta TBK m.112 borçlunun kusursuzluğunu ispatına ilişkin özel düzenleme içerir. Bununla birlikte hasta; hangi yükümlülüğün ihlal edildiğini, zararını ve uygun nedensellik bağını somutlaştırmalıdır. Kamu hizmetinde ise hizmetin kuruluşu ve işleyişindeki kusur da araştırılır. [1, 3]
Birden fazla sağlık kuruluşunun sürece katılması, ölümden önceki tüm hastane giderlerinin son başvurulan kuruma yüklenmesini gerektirmez. Her müdahale ile zarar arasındaki bağ ayrı incelenir. Hastanın talimatlara uymadığı veya tedaviyi reddettiği savunması da soyut biçimde tazminatı ortadan kaldırmaz; bilgilendirmenin içeriği, davranışın zarara etkisi ve somut koşullar değerlendirilir. [1, 8–9]
Doktor hatası nedeniyle ölüm hâlinde hangi zararlar istenebilir?
Cenaze giderleri ve ölümden önce doğan zararlar
TBK m.53, cenaze giderlerini; ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıpları ölüm zararları arasında sayar. Tedavinin uzadığı bir olayda yoğun bakım, zorunlu ulaşım, bakım ve işten uzak kalınan döneme ilişkin belgeler bu nedenle saklanmalıdır. Giderin olayla bağlantısı, gerekliliği ve kim tarafından üstlenildiği açıklanır. [1]
Hastanın sağlığında doğan malvarlığı alacaklarının miras yoluyla intikali ile yakınlarının kendi destek zararları farklı hukuki temellere dayanır. Cenaze giderini fiilen üstlenen kişi, miras yoluyla hak ileri süren kişi ve destekten yoksun kalan kişi aynı olmayabilir. Dilekçede yalnız “ailenin tüm zararları” denilmesi yerine, her talebin hak sahibi ve dayanağı gösterilmelidir.
Destekten yoksun kalma tazminatı ve mirasçılık ayrımı
Destekten yoksun kalma tazminatı, miras payının karşılığı değildir. Ölenin sağladığı veya yaşamın olağan akışına göre sağlayacağı düzenli desteğin kaybına dayanır. Mirasçılık sıfatı tek başına bütün mirasçılara aynı tutarda destek tazminatı sağlamaz. Mirasçı olmayan bir kişi de gerçek destek ilişkisini ortaya koyarak hak ileri sürebilir. Destek; düzenli para aktarımı yanında ev işleri, bakım ve benzeri ekonomik değeri bulunan hizmet biçiminde olabilir. [1, 11]
Eş, çocuk, anne ve baba açısından ilişkinin niteliği, birlikte veya ayrı yaşama koşulları, eğitim, çalışma ve ihtiyaç durumu değerlendirilir. Çocuğun ölümü bakımından ileride oluşabilecek destek de gündeme gelebilir; fakat hesap, her çocuk için aynı varsayımlarla kurulamaz. Henüz mevcut olmayan meslek ve yüksek gelir, somut dayanak bulunmadan kesin kazanç gibi kabul edilmemelidir. Destek süresi ve payları, her talep sahibi için gerekçelendirilir. [11]
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.05.2025 tarihli, E.2024/3997, K.2025/2899 sayılı kararı, doğum sonrasındaki kanama ve sevk gecikmesine bağlı ölüm uyuşmazlığına ilişkindir. Daire, anne ve babaya çocuklarının destek olduğuna ilişkin karineyi kabul etmiş; raporlarda ortaya konulan özen yükümlülüğü ihlali ve diğer gerekçelerle bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Karar, ücretli çalışması bulunmayan bir kişinin ölümü üzerinden ileri sürülen destek taleplerinin de incelendiği gerçek bir malpraktis örneğidir. Bu sonuç, her akrabanın her olayda koşulsuz tazminat alacağı anlamına gelmez. [7]
Ölüm tazminatı hesabında hangi belgeler önemlidir?
Desteğin ücret bordroları, banka kayıtları, vergi ve meslek belgeleri; hak sahiplerinin nüfus, eğitim ve çalışma kayıtları birlikte değerlendirilir. Düzenli yardımın para transferleriyle yapılmadığı durumlarda ortak yaşam düzeni ve hizmet desteği uygun delillerle açıklanabilir. Erkan Yılmaz’ın çalışmasında da destek hesabının sağlıklı kurulabilmesi için gerçek veya somut verilerle öngörülebilen net gelirin belirlenmesi vurgulanır. [11]
Ölenin gelirinin tamamı doğrudan aileye dağıtılmaz. Kendi yaşam giderleri, destek payları ve destek ilişkisinin süresi hesaba katılır. Davalının “destek ilişkisi yoktu”, “gelir olduğundan yüksek gösterildi” veya “destek süresi sona erdi” savunmalarına, dosyaya özgü belgelerle cevap verilmelidir. Tazminat, ailedeki kişi sayısının sabit bir bedelle çarpılmasıyla bulunmaz.
Kalıcı sakatlık hâlinde hastanın maddi tazminat hakları
Tedavi giderleri ve gelecekte yapılması gereken tedaviler
TBK m.54 uyarınca tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi ve ekonomik geleceğin sarsılması ayrı zarar başlıklarıdır. Hatalı müdahalenin etkisini gidermeye yönelik ameliyat, fizik tedavi, rehabilitasyon, ilaç ve tıbbi cihaz giderleri olayla bağlantıları ölçüsünde değerlendirilebilir. İlk işlemin ücretinin iadesi ise her olumsuz sonuçta kendiliğinden doğmaz; sözleşmenin niteliği, hizmetin ifası ve ilgili talebin koşulları ayrıca incelenir. [1]
Gelecekteki giderler için yalnız mevcut faturalar yeterli olmayabilir. Hangi tedavinin gerekli olduğu, ne sıklıkla uygulanacağı, cihazın yenilenme süresi ve bakım maliyeti tıbbi raporla açıklanmalıdır. Örneğin protezin bir kez satın alınması ile yaşam boyunca belirli aralıklarla yenilenmesi aynı hesap değildir. Uygulanması belirsiz veya yalnız ihtimal düzeyindeki her işlem, kesin gelecek gideri gibi yazılamaz. Zarar miktarının tam ispatlanamadığı hâllerde TBK m.50/2 kapsamında hâkimin değerlendirme yetkisi bulunur. [1]
Geçici kazanç kaybı ve sürekli çalışma gücü kaybı
İyileşme döneminde elde edilemeyen kazanç ile kalıcı çalışma gücü kaybı farklıdır. Geçici kayıpta çalışılamayan süre ve bu dönemdeki gerçek ekonomik etki; sürekli kayıpta ise kalıcı işlev kaybının çalışma yaşamına ve ekonomik geleceğe etkisi araştırılır. Aynı dönem ve aynı zarar iki ayrı başlık altında mükerrer hesaplanmamalıdır. [1]
Engellilik oranı, tek başına tazminat tutarını belirlemez. Hastanın yaşı, mesleği, geliri, işlev kaybı, geçici iş göremezlik dönemi ve raporun hukuki amacı önemlidir. Ücretli işi bulunmayan çocuğun, ev içinde çalışan kişinin veya emeklinin talebi de yalnız bordro bulunmadığı gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakılamaz; somut ekonomik etki açıklanmalıdır. Bir mesleği yapmayı güçleştiren işlev kaybı ile genel engellilik oranının aynı sonucu verdiği varsayılmamalıdır. [1, 8–9]
Danıştay 10. Dairesinin 14.01.2025 tarihli, E.2024/3260, K.2025/141 sayılı kararında, hastanede yüksekten düşerek zarar gören hastaya ilişkin raporda yanlış maluliyet düzenlemesinin esas alındığı belirlenmiştir. Daire, olay tarihi ve sigortalılık durumu bakımından uygulanması gereken düzenlemeye işaret ederek kararı bozmuştur. Kararda hastanın davranışının zarara katkısı da değerlendirilmiştir. Bu karar, her maluliyet raporunun her tazminat davasına doğrudan taşınamayacağını gösterir; bozma kararı kesinleşmiş tazminat tahsili olarak okunmamalıdır. [9]
Bakıcı giderleri ve aile tarafından sağlanan bakım
Bakım ihtiyacı geçici, kısmi veya sürekli olabilir. Hastanın günlük yaşamda hangi işleri yapamadığı, günde ne kadar yardıma ihtiyaç duyduğu ve bu ihtiyacın tıbbi uygulamaya bağlanıp bağlanamayacağı raporda belirtilmelidir. Bakım ihtiyacının maluliyet oranından otomatik olarak çıkarılması, özellikle yaşam boyu gider hesabında hatalı sonuç verebilir. Önceden mevcut bakım ihtiyacı ile olayın doğurduğu ek ihtiyaç da ayrıştırılır. [1, 8]
Yakınların fiilen bakım sağlaması, bakımın ekonomik değerinin hiç bulunmadığını göstermez. Buna karşılık yalnız aile bireyinin “hastaya bakıyorum” beyanıyla yaşam boyu tam zamanlı bakım hesabı kurulamaz. Tıbbi gereklilik, süre, bakımın yoğunluğu ve hesabın dayanağı açıklanmalıdır. Yakının kendi ücret kaybı ayrıca isteniyorsa bunun hukuki temeli ve hastanın bakım gideriyle çakışıp çakışmadığı incelenir; iki talep otomatik olarak toplanmaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.06.2025 tarihli, E.2024/2538, K.2025/3513 sayılı kararı, yenidoğan sarılığı sonrasındaki takip süreci ve kalıcı zarar iddiasına ilişkindir. Bakıcı gideri ile maluliyet tazminatının ayrı hesaplandığı, daha önce yapılan geçici ödemenin değerlendirildiği uyuşmazlıkta Daire, denetime elverişli raporları ve dava tarihindeki usul rejimini dikkate alarak kararı onamıştır. Karardaki tutarlar bugünkü dosyalar için tarife oluşturmaz. Belirsiz alacak davasına ilişkin açıklamalar da aşağıda belirtilen 2026 değişikliğiyle birlikte okunmalıdır. [8]
Hasta ve yakınları manevi tazminat isteyebilir mi?
Bedensel bütünlüğü zarar gören hasta, olayın özelliklerine göre TBK m.56/1 uyarınca manevi tazminat isteyebilir. Sürekli ağrı, günlük yaşam üzerindeki etkiler, uzun tedavi süreci ve kişinin yaşadığı manevi sarsıntı somut olay içinde değerlendirilir. Manevi tazminat, maddi zarar hesabına belirli bir yüzde eklenerek hesaplanmaz. [1]
Ölüm veya ağır bedensel zarar hâlinde yakınların da kendi manevi tazminat hakkı doğabilir. TBK m.56/2 bakımından yalnız akrabalık derecesiyle yetinilmez; fiilî yakınlık, duygusal bağ ve olayın kişi üzerindeki etkisi önem taşır. Hayatta kalan hastanın her geçici rahatsızlığı, bütün yakınlarına otomatik talep hakkı vermez. Ağır bedensel zararın niteliği ve yakın üzerindeki sonuçlar açıklanmalıdır. [1]
Hastanın alacağı, eşin alacağı ve çocuğun alacağı farklı taleplerdir. Aynı dilekçede ileri sürülseler bile her biri için tutar ve gerekçe ayrı gösterilir. Destek tazminatına hak kazanılamaması, manevi tazminatın da mutlaka reddedileceği anlamına gelmez; bu taleplerin koşulları farklıdır.
Malpraktis tazminatı nasıl hesaplanır?
Tıbbi rapor ile hesap raporunun görevleri
Tıbbi bilirkişi; müdahalenin uygunluğu, nedensellik, kalıcı kayıp, iyileşme ve bakım ihtiyacı gibi uzmanlık meselelerini inceler. Hesap bilirkişisi bu veriler ile gelir, yaş ve destek ilişkisini kullanarak parasal hesabı kurar. Hukuki sorumluluğu ve talebin kabulünü mahkeme belirler. Yüksek bir hesap sonucu bulunması, kusur ve nedensellik şartlarının gerçekleştiğini tek başına ispatlamaz. [1–2]
| Talep | Hesabın temel verileri | Kontrol edilmesi gereken husus |
|---|---|---|
| Destekten yoksun kalma | Net gelir, destek payları ve süreleri | Her hak sahibinin destek ilişkisi |
| Sürekli çalışma gücü kaybı | Yaş, meslek, gelir ve uygun rapor | Olayla bağlantı ve doğru düzenleme |
| Bakım ve gelecek tedavi | İhtiyacın süresi, sıklığı ve maliyeti | Tıbbi gereklilik ve mükerrer gider |
| Manevi tazminat | Olayın ağırlığı ve kişisel etkileri | Her kişinin kendi talep ve gerekçesi |
Aktüeryal raporda kullanılan yaşam tablosu, kazanç dönemi, artırım ve iskonto yöntemi açıkça gösterilmelidir. TRH 2010 veya başka bir tabloya yalnız isim olarak yer verilmesi, hesap denetiminin yapıldığı anlamına gelmez. Trafik sigortasına özgü varsayımlar, malpraktis uyuşmazlığına gerekçesiz taşınmamalıdır. Somut gelir verilerinin bulunduğu dönem ile geleceğe ilişkin tahminler ayrılmalı; hangi verinin neden kullanıldığı izlenebilmelidir. [11]
Sosyal güvenlik ve sigorta ödemeleri nasıl değerlendirilir?
TBK m.55, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleriyle ifa amacı taşımayan ödemelerin destek ve bedensel zarar hesabından indirilmemesini öngörür. Bu nedenle “SGK ödeme yaptı, dava hakkı bitti” biçiminde genel bir sonuç kurulamaz. Ödemenin türü, hangi zarar için yapıldığı ve rücu niteliği araştırılır. Buna karşılık aynı zararın iki kez tahsiline izin verilmez. [1]
Hekimin sorumluluk sigortası varsa poliçe kapsamı, dönem ve limit ayrıca incelenir. Hastanın hesaplanan zararı ile sigortacının sözleşmesel ödeme sınırı aynı değildir. Sigortacının limit sorumluluğu, diğer sorumluların bütün borcunu aynı limitle sınırlamaz. Yargıtayın E.2024/3997, K.2025/2899 sayılı kararında da sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olduğu ayrıca belirtilmiştir. [7]
2026 değişikliği sonrası faiz ve önceki ödemenin mahsubu
31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, TBK m.55’e iki önemli düzenleme eklemiştir. Çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma zararlarında, kazancın bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tutara olay tarihinden; kazancın bilinemediği döneme ilişkin tutara karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Bu özel kural bütün tedavi giderlerine ve manevi tazminata aynı biçimde uygulanacak genel bir faiz kuralı değildir. [1, 5]
Aynı zararlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedelin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal mahsubu düzenlenmiştir. Dolayısıyla erken ödeme yalnız nihai tutardan nominal olarak çıkarılacak sıradan bir rakam gibi ele alınmamalı; ödeme tarihi ve o tarihteki zarar hesabı belirlenmelidir. [1]
Geçiş hükmü belirleyicidir: 7589 sayılı Kanun’un geçici m.1/9 hükmüne göre TBK m.55 değişikliği, yürürlüğünden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylara uygulanır. Önceki olaylar için eski hükümler sürer. Yeni dava açılması, eski tarihli olayı kendiliğinden yeni faiz rejimine sokmaz. Ayrıca 3095 sayılı Kanun m.1’de kanuni faiz oranının belirlenme yöntemi de değiştiğinden, eski bir sabit yüzdeyi bütün dönemlere uygulamak doğru değildir; ilgili dönem oranı ayrıca belirlenir. [5–6]
Tazminat dosyasında deliller nasıl hazırlanmalıdır?
Dosyada tıbbi kayıtlarla ekonomik kayıtlar birlikte bulunmalıdır. Yalnız epikriz özetine dayanılması, müdahalenin zamanlamasını veya bakım ihtiyacının kapsamını göstermeye yetmeyebilir. Kayıt talebi ve kayıtların verilmesine ilişkin yanıtlar saklanmalı; erişilemeyen belgeler dava sırasında ilgili kurumlardan istenmelidir. [2–3, 10]
| Belge grubu | Başlıca örnekler | Açıklayacağı mesele |
|---|---|---|
| Tıbbi süreç | Muayene, ameliyat, anestezi, takip, tetkik ve sevk kayıtları | Uygulama, zamanlama ve nedensellik |
| İşlev ve bakım | Sağlık kurulu, rehabilitasyon ve bakım değerlendirmesi | Kalıcılık, süre ve yardım ihtiyacı |
| Ekonomik durum | Bordro, vergi, banka, meslek ve eğitim kayıtları | Gerçek gelir ve destek ilişkisi |
| Gider ve ödeme | Fatura, cihaz teklifi, poliçe, ödeme ve sulh belgesi | Zararın kapsamı ve olası mahsup |
AYM’nin Nihari Kaya ve diğerleri başvurusunda verdiği 17.02.2026 tarihli karar (B. No: 2022/2450), ölüm iddiasına ilişkin davada kayıt eksikliklerini ve on iki yılı aşan yargılamayı ele almıştır. AYM yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiş; maddi boyuta ilişkin iddiayı ise olağan başvuru yolları tüketilmediği için kabul edilemez bulmuştur. Başvuruculara müştereken verilen 330.000 TL manevi tazminat, usul ihlaline ilişkindir; malpraktis nedeniyle destek zararının kesin tutarı değildir. [10, §§30–44]
Bu kararın dosya hazırlığı açısından önemi, kayıtların zamanında toplanmasının ve her davacının talebinin açık yazılmasının sürece etkisini göstermesidir. Kayıt yokluğunun sonucu somut olayda değerlendirilir; her eksik evrak otomatik olarak kusur veya belirli bir tazminat tutarı yaratmaz.
Dava kime karşı ve hangi usulle açılır?
Kamu hastanesi ve özel sağlık kuruluşu ayrımı
Kamu sağlık hizmetinden doğan zarar için, hizmetin bağlı olduğu idareye ön başvuru ve ardından idari yargıda tam yargı davası gündeme gelir. Sağlık Bakanlığı hastanesi ile kamu üniversitesi hastanesinin davalısı aynı olmayabilir. Hastanenin tabelasındaki “üniversite” veya “şehir hastanesi” ifadesiyle yetinilmemeli; hizmeti sunan tüzel kişi ve ilgili faaliyet belirlenmelidir. [3]
Özel hastane ve hekim yönünden adli yargı söz konusudur; tüketici işlemi niteliğindeki uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesi ve 6502 sayılı Kanun m.73/A’daki istisnalar saklı kalmak üzere dava şartı arabuluculuk değerlendirilir. Yakınların kendi talepleri veya sigortacıya yönelen doğrudan talepler bakımından taraflar ve hukuki ilişki ayrıca incelenir. Her malpraktis dosyasını tek bir mahkeme türüne yönlendirmek doğru değildir. [2, 4, 7]
Ceza şikâyeti ve tazminat davası farklı amaçlara hizmet eder. Tazminat için mutlaka mahkûmiyet beklenmesi gerektiği düşünülmemelidir; TBK m.74 çerçevesinde hukuk hâkiminin değerlendirmesi ayrıca yapılır. Ceza sürecini beklemek, tazminat başvuru ve dava sürelerini kendiliğinden korumaz. [1, 3]
Zarar henüz kesin değilse ve hesap sonradan yükselirse
Yeni açılacak davalarda eski HMK m.107’ye otomatik olarak dayanılmamalıdır. 7589 sayılı Kanun ile belirsiz alacak davasını düzenleyen bu madde yürürlükten kaldırılmıştır. HMK m.109/4, bölünebilir alacağın bir kısmının dava edildiği hâllerde talebin aynı davada bir defa, tahkikat sona erinceye kadar, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılmasını düzenler. Bu kapsamda artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır. [2, 5]
Geçici m.1/10 uyarınca, yürürlükten kaldırılmadan önce açılmış davalarda eski m.107 uygulanmaya devam eder. Bu nedenle 2025 tarihli Yargıtay kararındaki belirsiz alacak açıklaması güncel her davanın usulü olarak aktarılamaz. Artırım yapılmadan önce dava tarihi, dava türü, tamamlanan usul işlemleri, talep kalemleri ve harç birlikte kontrol edilmelidir. Manevi tazminatın bölünmezliğine ilişkin sorunlar nedeniyle maddi alacağa ait bu düzenlemenin manevi talebe otomatik uygulanacağı da varsayılmamalıdır. [2, 5, 8]
İdari yargıda ise İYUK m.16/4’ün, nihai karara kadar bir defalık miktar artırımı düzenlemesi ayrıca geçerlidir. Artırım, yeni bir hak sahibinin veya başlangıçta ileri sürülmeyen farklı bir talebin kendiliğinden davaya eklenmesi anlamına gelmez. Bakım ve tedavi giderlerinin acil olduğu özel hukuk dosyalarında TBK m.76’daki inandırıcı kanıt ve ekonomik gereklilik koşullarıyla geçici ödeme istenmesi de değerlendirilebilir; bu ödeme otomatik verilmez. [1, 3]
Zamanaşımı ve başvuru sürelerinde nelere dikkat edilmelidir?
Özel hukukta haksız fiil talepleri için TBK m.72’de, zarar ile tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıl öngörülür; daha uzun ceza zamanaşımı uygulanmasını gerektiren hâller saklıdır. Vekâlet sözleşmesine dayanan taleplerde TBK m.147/5’teki beş yıllık süre gündeme gelir. Hastane sözleşmesinin niteliği, farklı sorumluluk sebepleri ve alacağın muacceliyet anı ayrıca değerlendirilir; tüm dosyalar için tek süre ilan edilemez. [1]
İdari eylemden kaynaklanan zararlar için İYUK m.13 çerçevesinde, eylemin ve zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvuru esastır. Talebin reddinin tebliğinden veya otuz gün cevap verilmemesiyle oluşan zımni retten sonra genel dava açma süresi altmış gündür. Öğrenmenin ne zaman gerçekleştiği ve zararın sonradan belirginleşmesi dosyaya özgü inceleme gerektirir. [3]
Maluliyet raporunun beklenmesi, CİMER’e yazılması veya hastanenin iç incelemesinin sürmesi sürelerin kendiliğinden durduğu anlamına gelmez. Olay, zarar, öğrenme, başvuru ve tebliğ tarihleri ayrı kaydedilmelidir. Yargılama giderlerini ödeme güçlüğünde adli yardım koşulları değerlendirilir; dava açmanın harç, bilirkişi ve karşı vekâlet ücreti yönünden sonuçları da başlangıçta açıklığa kavuşturulur. [2–3]
Sonuç
Ölüm veya kalıcı sakatlıkla sonuçlanan malpraktis iddiasında etkili bir tazminat talebi, önce sorumluluğun ve nedenselliğin ortaya konulmasına, ardından her hak sahibi için zararların ayrı hesaplanmasına dayanır. Destek ilişkisi, kalıcı işlev kaybı, bakım ihtiyacı ve gelecekteki tedavi giderleri somut belgelerle açıklanmalıdır. Manevi tazminat talepleri de hastanın ve yakınlarının kendi durumları üzerinden kurulmalıdır.
Dosya hazırlanırken olay ve dava tarihleri birlikte incelenmelidir. 2026’da değişen faiz, mahsup ve dava usulü kurallarının geçiş hükümleri, eski kararların güncel olaya nasıl uygulanacağını doğrudan etkiler. Doğru rapor, açık talep sonucu ve süresinde başvuru, hesaplanan zararın yargı önünde incelenebilmesinin temelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Doktor hatası sonucu ölümde yalnız mirasçılar mı dava açabilir?
Hayır. Destekten yoksun kalma talebi, mirasçılıktan bağımsız destek ilişkisine dayanır. Mirasçı olmayan kişi de gerekli koşulları ispatlayabilir. Her mirasçıya kendiliğinden aynı tutarda destek tazminatı verilmez.
Hasta çalışmıyorsa maddi tazminat isteyemez mi?
Ücretli iş bulunmaması bütün maddi zararları ortadan kaldırmaz. Tedavi ve bakım ihtiyacı ile çalışma gücüne ve ekonomik geleceğe ilişkin somut kayıplar ayrıca incelenir. Gelir ve zarar varsayımları gerekçeli olmalıdır.
Hastaya ailesi bakıyorsa bakıcı gideri talep edilebilir mi?
Aile bakımının ekonomik değeri değerlendirilebilir. Tıbbi bakım ihtiyacı, süresi ve kapsamı raporla açıklanmalı; aynı giderin iki kez istenmesinden kaçınılmalıdır. Talep sırf aile bakıyor diye otomatik olarak sıfırlanmaz.
Hastanın yakınları hangi durumda manevi tazminat isteyebilir?
TBK m.56/2 uyarınca ölüm veya ağır bedensel zarar hâlinde, yakınlık ilişkisi ve olayın kişi üzerindeki etkisine göre talep ileri sürülebilir. Her yakının gerekçesi ve istediği miktar ayrı belirtilmelidir.
Maluliyet raporundaki oran kesin tazminat tutarını gösterir mi?
Hayır. Oran; uygun mevzuat, olayla bağlantı, yaş, meslek, gelir ve diğer zarar kalemleriyle birlikte değerlendirilir. Tıbbi rapor ile parasal hesap raporunun işlevleri farklıdır.
Eski olaylara 2026’daki yeni faiz kuralı uygulanır mı?
TBK m.55’e eklenen faiz ve mahsup kurallarında olay tarihi esaslı geçiş hükmü vardır. Yeni dava açılmış olması yeterli değildir. Ayrıca kanuni faizin dönemsel oranı ile faiz başlangıcı ayrı meselelerdir.
Tazminat miktarı bilinmiyorsa hâlâ belirsiz alacak davası mı açılır?
HMK m.107, 31 Temmuz 2026’da kaldırılmıştır; önceki davalar için geçiş hükmü bulunur. Yeni dosyada bölünebilir maddi alacak için HMK m.109 ve miktar artırımı koşulları incelenir. Kamu hastanesi tam yargı davasında İYUK m.16/4 ayrıca uygulanır.
Yargı kararındaki tazminat tutarı benim dosyamda da geçerli olur mu?
Hayır. Karar; olay, sorumluluk, gelir, yaş, bakım ihtiyacı ve usul koşullarıyla birlikte okunur. AYM’nin uzun yargılama nedeniyle verdiği manevi tazminat da malpraktis zararının tarifesi değildir.
Kaynakça
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m.49–56, 72, 74, 76, 112, 115, 146–149 ve 506. Güncel konsolide metin.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.26, mülga 107, 109, 266, 281, 334 ve 448.
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, özellikle m.2, 7, 13, 16, 20 ve 31.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m.3, 73 ve 73/A.
- 7589 sayılı Kanun, özellikle m.18–20, geçici m.1/9–10 ve m.26; RG 31.07.2026, sayı 33326.
- 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, özellikle m.1–2; Adalet Bakanlığı güncel metni.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 20.05.2025, E.2024/3997, K.2025/2899. Resmî UYAP tam metni; özellikle V/B ve karar sonucu.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 24.06.2025, E.2024/2538, K.2025/3513. Resmî UYAP tam metni; özellikle III–V/B ve VI.
- Danıştay 10. Dairesi, 14.01.2025, E.2024/3260, K.2025/141. Resmî tam metin; hukuki değerlendirme ve karar sonucu.
- AYM, Nihari Kaya ve diğerleri, B. No: 2022/2450, 17.02.2026, özellikle §§30–44 ve hüküm; RG 30.04.2026, sayı 33239.
- Erkan Yılmaz, Destekten Yoksun Kalma Tazminatına Esas Alınacak Gelirin Tespitinde İzlenen Yöntemler ile Gözetilen İlkeler, Danıştay Dergisi, 2022, sayı 154, s.43–85; özellikle s.43–46 ve 70. Akademik açıklamalar, güncel mevzuatın yerine kullanılmamıştır.