Denizde kurtarma ücreti, tehlikedeki gemi veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan faaliyetin hukuki şartlarına göre belirlenir. Bir römorkörün gemiyi çekmesi, hizmetin mutlaka kurtarma olduğu anlamına gelmez. Olağan çekme, kurtarma, çevre zararını önlemeye yönelik özel tazminat ve verilen teminat ayrı değerlendirilmelidir. Yabancı armatör ve sigortacı için sözleşmenin türü, uygulanacak hukuk, ücret ölçütleri ve uyuşmazlığın görüleceği yer erken aşamada belirlenmelidir.
Kurtarma ile olağan çekme hizmeti nasıl ayrılır?
Türk Ticaret Kanunu’nun 1298. maddesi, seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış su aracının veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan faaliyetleri esas alır. Bu nedenle ilk soru hizmeti veren aracın römorkör olup olmadığı değil, yardım edilen geminin veya malın içinde bulunduğu durumdur. Makine arızası, sürüklenme, yangın, su alma ve karaya oturma somut tehlike değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Her arıza veya olumsuz hava, tek başına aynı sonucu doğurmaz.
Güvenli liman içindeki planlı yer değiştirme, önceden kararlaştırılmış bir sefer çekmesi veya rutin yanaşma yardımı çoğunlukla sözleşmedeki olağan hizmet çerçevesinde değerlendirilir. Buna karşılık hizmet sırasında gelişen tehlike ve üstlenilen yeni iş, mevcut sözleşmenin sınırlarını aşabilir. Bu durumda faaliyetin hangi andan itibaren ve hangi koşullarla değiştiği kayıtlardan belirlenmelidir. Faturaya sonradan “salvage” yazılması, tek başına kurtarma ücreti yaratmaz.
TTK 1298’in kapsam dışı bıraktığı faaliyetler ve önceden doğmuş yükümlülüklerin ifası özellikle önemlidir. Sözleşmeyle zaten üstlenilmiş olağan işin kurtarma ücreti olarak yeniden faturalandırılması tartışma yaratır. Öte yandan TTK 1299 uyarınca kanuni yardım yükümlülüğünün varlığı veya kurtaran ve kurtarılan gemilerin aynı malike ait olması, kurtarma hükümlerinin uygulanmasını her durumda engellemez. “Gönüllü yardım yoksa asla kurtarma olmaz” biçimindeki geniş genelleme bu ayrımları kaçırır.
| İşlem | Temel inceleme | Ücret veya ödeme bakımından sonuç |
|---|---|---|
| Olağan çekme | Sözleşmenin konusu, tarife ve hizmetin ifası | Kararlaştırılmış çekme bedeli ve ilgili sözleşme hükümleri |
| Tehlikedeki malın kurtarılması | Tehlike, faaliyet ve faydalı sonuç | Kurtarma hükümleri ve varsa geçerli sözleşme |
| Çevre tehlikesine karşı özel faaliyet | TTK 1312 veya uygulanabilir sözleşmesel düzenleme | Olağan kurtarma ücretinden farklı özel tazminat incelemesi |
| Tahsilat teminatı | Teminatın kapsamı, tutarı ve koşulları | Borcun ödendiği veya ücretin kabul edildiği anlamına gelmeyen güvence |
Kurtarma sözleşmesini kim imzalayabilir?
TTK 1300, kaptana gemi maliki adına kurtarma sözleşmesi yapma yetkisi verir; kaptan veya gemi maliki, gemideki eşyanın maliki adına da sözleşme yapabilir. Maddede bu yetkinin yetki ve tahkim anlaşmalarını da kapsadığı belirtilir. Bu nedenle acil durumda atılan imza, yalnız bir operasyon talimatı gibi ele alınmamalıdır. Formun tarafları, kurtarılacak değerler, emniyetli teslim yeri ve uyuşmazlık hükümleri kayda geçirilmelidir.
Operasyonun hayat ve çevre güvenliği bakımından geciktirilemeyeceği durumlarda da mümkün olan en kısa sürede malik, işletme, H&M sigortacısı ve ilgili P&I kulübü bilgilendirilmelidir. Birbirinden farklı sigorta menfaatleri bulunan gemi ve yük ilgililerinin tek bir ödeme borçlusu gibi gösterilmesi sorun doğurabilir. İmzayı atan kişinin hangi sıfatla hareket ettiği, hangi tarafları temsil ettiği ve sonradan verilen talimatlar dosyada açık olmalıdır.
Tehlike altında imzalanan her sözleşme kendiliğinden geçersiz değildir. TTK 1301, belirli koşullarda aldatma veya tehlikenin etkisiyle yapılan ve hakkaniyete aykırı şartlar taşıyan sözleşmenin iptalini ya da değiştirilmesini; kararlaştırılan bedelin hizmete göre aşırı yüksek veya düşük olması hâlinde müdahaleyi düzenler. Bu değerlendirme somut olgulara dayanır. Olay anındaki alternatiflerin, haberleşmenin ve pazarlık koşullarının korunması bu yüzden önemlidir.
Kurtarma ücreti nasıl belirlenir?
TTK 1304 uyarınca faydalı sonuç veren kurtarma işleri ücret hakkı doğurur. Faydalı sonuç bulunmaması hâlinde genel kuralın istisnaları, özellikle özel tazminat ve geçerli sözleşme hükümleri ayrıca incelenir. Kurtarma ücretinin üst sınırı, faiz ve giderler hariç olmak üzere kurtarılan gemi ile diğer eşyanın değeridir. Bu sınır, ücretin her olayda kurtarılan değerin tamamı olacağı anlamına gelmez.
Sabit bir kurtarma yüzdesi var mıdır?
Kanun, bütün olaylar için uygulanacak tek bir yüzde öngörmez. TTK 1305; kurtarılan değerin yanı sıra tehlikenin niteliği ve derecesi, başarı, çevre zararını önleme çabası, kurtaranın becerisi, harcanan zaman, giderler, maruz kalınan risk ve kullanılan araçların hazırlık durumunu dikkate alır. Sözleşmedeki geçerli bedel düzenlemesi ayrı olmak üzere “gemi değerinin yüzde onu ödenir” gibi otomatik hesaplar güvenilir değildir.
Örneğin iki gemi aynı piyasa değerine sahip olsa bile kurtarma şartları farklı olabilir. Birinin kısa sürede, elverişli havada güvene alınması ile diğerinin uzun süreli yangın, patlama ve çevre riski altında kurtarılması aynı ücret değerlendirmesini gerektirmez. Hesap yalnız gemi değerine değil, faaliyetin belgelenmiş özelliklerine dayanmalıdır. Kullanılmayan ekipmanın listelenmesi ile fiilen hazır tutulan ve operasyon bakımından gerekli ekipmanın açıklanması da aynı değildir.
Gemi ve yük ilgilileri nasıl sorumlu olur?
TTK 1306 kapsamında kurtarma ücretinin borçluları, faaliyet sona erdiğinde kurtarılan gemi ve diğer eşyanın malikleridir; ücret kurtarılan değerler oranında paylaşılır. Kanun bu borçlular arasında müteselsil sorumluluk öngörmez. Bununla birlikte sonradan verilen bağımsız garanti, teminat taahhüdü veya farklı sözleşme, kendi kapsamına göre ayrıca değerlendirilir. Bir tarafın teminat vermiş olması diğer bütün menfaatlerin ücret borcunu nihai olarak üstlendiği sonucunu otomatik doğurmamalıdır.
Kesintisiz bir kurtarma operasyonuna birden çok kuruluşun katılması hâlinde aynı sonuç için mükerrer talepler incelenmelidir. TTK 1308, birden fazla kurtaran arasındaki paylaşımı düzenler. Her katılımcının fiilî katkısı, görevlendirme ilişkisi ve varsa birbirleriyle yaptığı sözleşme belirlenir. Kurtaranın kendi kusuru veya kötü niyetli davranışı da TTK 1311 çerçevesinde ücret üzerinde etkili olabilir.
Özel tazminat, SCOPIC ve LOF arasındaki ilişki nedir?
Bu üç kavramın aynı anlamda kullanılması hem ödeme hesabını hem sigorta bildirimini bozabilir. TTK 1312’deki özel tazminat, çevre zararı tehlikesi taşıyan gemi veya eşya bakımından yürütülen kurtarma faaliyetine ilişkin kanuni düzenlemedir. LOF bir sözleşme formudur. SCOPIC ise uygun şekilde sözleşmeye dahil edilip işletilmesi gereken ayrı bir sözleşmesel mekanizmadır. Teminat mektubu bunların hiçbirinin yerine geçmez.
Çevre tehlikesinde özel tazminat
TTK 1312, olağan kurtarma ücretinin gerekli düzeye ulaşmadığı belirli durumlarda kurtaranın gemi malikinden makul giderlerine dayanan özel tazminat istemesini düzenler. Çevre zararını önleme veya azaltma başarısı, kanundaki koşullarla giderlere ilave tutar uygulanmasını etkileyebilir. Özel tazminat, olağan kurtarma ücretine hiçbir indirim yapılmadan eklenen ikinci bir tam ücret değildir; kanunun öngördüğü karşılaştırma ve mahsup ilişkisi uygulanır.
Bu nedenle çevre riski, alınan önlemler, kullanılan personel ve araçlar, süreler ve giderler ayrı belgelenmelidir. “Denizde her kurtarma çevreyi korur” düşüncesiyle özel tazminatın koşulları atlanamaz. Kurtaranın kusurunun çevre zararını önleme veya azaltma üzerindeki etkisi de değerlendirilebilir. Özel tazminat talebinin borçlusu ve hesap yöntemi, gemi ve yükün olağan kurtarma ücretine katılımından farklıdır.
LOF 2024 ve SCOPIC kaydı
Lloyd’s tarafından yayımlanan LOF 2024 formu, İngiliz hukuku ve Londra’da Lloyd’s tahkim düzenlemesini içerir. Bu, herhangi bir Londra deniz tahkimi şartıyla veya otomatik olarak LMAA usulüyle özdeşleştirilmemelidir. Somut olayda kullanılan formun sürümü ve uygulanacak Lloyd’s Salvage Arbitration Clauses ayrıca okunmalıdır. Türk sularında yürütülen bir operasyonun ücret uyuşmazlığının yabancı tahkime tabi olması mümkündür; Türkiye’deki geçici koruma ihtiyacı ayrı incelenir.
LOF 2024’te SCOPIC’in sözleşmeye dahil edilmesine ilişkin kutudaki düzenleme ile SCOPIC’in sonradan ihbarla işletilmesi farklı işlemlerdir. Formda ilgili seçeneğin bulunması, gerekli işletme bildiriminin gönderildiğini kanıtlamaz. Dahil etme, ihbar, geçerli tarife sürümü, güvence ve hesaplaşma koşulları ayrı dosyalanmalıdır. Makaledeki genel açıklama üzerinden standart bir SCOPIC tutarı hesaplanamaz.
Kurtarma teminatı, gemi haczi ve sigorta nasıl yönetilir?
TTK 1314, talep hâlinde kurtarma ücretinin ilgili payı ile faiz ve giderler için teminat verilmesini düzenler. TTK 1315 kapsamında gemi üzerindeki gemi alacaklısı hakkı ve diğer eşya üzerindeki hapis hakkı farklı hukuki güvencelerdir. Aynı maddede yeterli teminat veya kurtaranın rızası olmadan ilk güvenli yerden ayrılmaya ilişkin sınırlama da yer alır. Bu düzenlemeler, bütün malvarlığı üzerinde sınırsız ve usulsüz bir fiilî alıkoyma yetkisi vermez.
Kurtarma ve çekme alacakları, TTK 1352’deki deniz alacakları listesinde yer alır. Ancak bir alacağın listede bulunması, herhangi bir geminin hiçbir ek koşul olmadan haczedilebileceği anlamına gelmez. Talep edilen gemiyle borçlu arasındaki bağ, yetkili mahkeme, karşı teminat ve diğer ihtiyati haciz koşulları ayrıca değerlendirilir. Haciz, ücretin esasına ilişkin mahkeme veya tahkim incelemesinin yerine geçmez.
Teminat müzakeresinde yalnız rakam konuşulmamalıdır. Güvencenin hangi olay ve menfaatleri kapsadığı, faiz ve masrafları içerip içermediği, ödeme şartları, geçerlilik süresi, uygulanacak hukuk ve yetkili merci belirlenmelidir. Bir P&I kulübü mektubunun her alacaklı veya mahkeme tarafından koşulsuz kabul edileceği varsayılamaz. Müşterek avarya teminatı da kurtarma teminatıyla aynı değildir; LOF formunda bu ayrım ayrıca vurgulanır.
H&M sigortası, yük sigortası ve P&I teminatının hangi ödeme kalemine karşılık geldiği poliçelere göre belirlenir. Olağan kurtarma ücreti, çevreyle ilgili özel tazminat, SCOPIC ödemesi ve teminat sağlama masrafları aynı sigortacıya otomatik yüklenmemelidir. Sigortacıya zamanında bildirim yapılması ve önemli sözleşme veya sulh kararlarının ilgili koşullarla uyumlu yürütülmesi gerekir. Teminat veren kuruluşun esas borç konusunda bütün savunmalarından vazgeçtiği de varsayılmamalıdır.
Süreler ve operasyon dosyası nasıl takip edilmelidir?
Türk hukukundaki kurtarma alacağı bakımından TTK 1319, kurtarma işlerinin sona ermesinden başlayan iki yıllık zamanaşımı öngörür. Maddede belirtilen şekilde borçlunun süre devam ederken yapacağı beyanla uzatma mümkündür. Buna karşılık olağan çekme ücretine, yalnız hizmet denizde verildiği için aynı hüküm doğrudan uygulanamaz. Sözleşme, talep türü, uygulanacak hukuk ve tahkim koşulları ayrı süre incelemesi gerektirir.
İhbar göndermek, fatura düzenlemek veya teminat pazarlığını sürdürmek, esas talep süresini her durumda koruyan işlem değildir. Ücret uyuşmazlığının hangi mahkeme veya tahkim merciinde ve hangi işlemle ileri sürüleceği önceden belirlenmelidir. Süre uzatma belgesinde taraf, talep, bitiş tarihi ve kapsam açık yazılmalıdır. Belgenin borçlu yerine yetkisiz bir acente tarafından imzalanması ayrıca uyuşmazlık yaratabilir.
İyi bir operasyon dosyası şu belgeleri bir araya getirir:
- Olay öncesi çekme veya hizmet sözleşmesi ile sonradan kullanılan kurtarma formu.
- Tehlikenin başlangıcını ve niteliğini gösteren hava, seyir, arıza ve haberleşme kayıtları.
- Personel, araç, ekipman, süre ve gider dökümleri ile bunların dayanakları.
- Kurtarılan gemi ve diğer değerlerin operasyon sonundaki durumunu gösteren sörveyler.
- Teslim yeri ve zamanı, teminatlar, sigorta bildirimleri ve süre uzatma belgeleri.
Bir uyuşmazlıkta tartışma yalnız “ücret çok yüksek” şeklinde kurulursa etkili karşılaştırma yapılamaz. Hangi işin zaten sözleşme kapsamında olduğu, hangi ilave riskin üstlenildiği, hangi ekipmanın gerekli bulunduğu ve kurtarılan değerin nasıl saptandığı ayrı ayrı gösterilmelidir. Kurtaran bakımından da katkının ve makul giderlerin zamanında belgelenmesi, sonradan yaklaşık rakamlarla oluşturulan bir talepten daha sağlam dayanak sağlar.
Sonuç
Denizde kurtarma ve çekme uyuşmazlıklarında önce hizmetin hukuki niteliği, ardından ücret, borçlu ve teminat belirlenmelidir. Kurtarma için tek bir standart yüzde veya bütün masrafları karşılayan tek bir sigorta varsayımıyla hareket edilemez. TTK hükümleri, kullanılan LOF veya diğer sözleşmeler ve uygulanabilir uluslararası düzenlemeler birlikte değerlendirilmelidir. Yabancı armatör, yük ilgilisi ve sigortacının ortak bir kayıt ve süre planı kurması, hem operasyonun yürütülmesini hem sonraki hesaplaşmayı kolaylaştırır.
İlgili yazılar: Gemi kazalarında delillerin korunması; Müşterek avarya ve teminat; P&I sigortasında deniz kazası talepleri; Geminin ihtiyati haczi ve teminat karşılığı serbest bırakma.
Sıkça Sorulan Sorular
Römorkörle çekilen her gemi kurtarılmış sayılır mı?
Hayır. Geminin tehlikede olup olmadığı, yapılan işin kapsamı ve önceden üstlenilmiş sözleşmesel yükümlülükler belirlenir. Planlı bir liman çekmesi ile sürüklenen geminin tehlikeden çıkarılması farklı değerlendirmeler gerektirebilir. Hizmetin adı veya faturadaki ifade tek başına belirleyici değildir.
Kaptanın imzaladığı kurtarma sözleşmesi maliki bağlayabilir mi?
TTK 1300 kaptana gemi maliki adına sözleşme yapma yetkisi verir; düzenleme yük ilgilileri adına sözleşme ile yetki ve tahkim şartları bakımından da önemlidir. İmzalanan formun kapsamı bu nedenle gecikmeden incelenmelidir. Her acil imzanın sonradan kolayca geçersiz sayılacağı düşünülmemelidir.
Kurtarma ücreti geminin değerinin belirli bir yüzdesi midir?
Kanunda bütün olaylara uygulanacak tek bir yüzde yoktur. Geçerli sözleşme ve TTK 1305’teki tehlike, başarı, beceri, zaman, gider ve diğer ölçütler değerlendirilir. Kurtarılan değer hem ölçütlerden biridir hem kanuni üst sınır hesabında rol oynar; doğrudan standart fatura tutarı değildir.
SCOPIC’in forma eklenmesi uygulanması için yeterli midir?
Sözleşmeye dahil edilme ile mekanizmanın usulüne uygun işletilmesi ayrıdır. Kullanılan LOF sürümü, SCOPIC metni, gerekli bildirim, tarife ve güvence koşulları birlikte incelenmelidir. Kutunun işaretlenmesi veya standart formun bulunması tek başına bütün sonraki işlemlerin tamamlandığını göstermez.
Teminat verilmesi kurtarma ücretinin kabulü anlamına gelir mi?
Kural olarak teminat ile nihai borcun kabulü ayrı konulardır; ancak verilen metnin hükümleri belirleyicidir. Savunmaların saklı tutulması, kapsam, ödeme koşulları ve yetki düzenlemesi açık olmalıdır. Teminatın hangi gemi veya yük menfaatini güvenceye aldığı da ayrıca gösterilmelidir.
Kurtarma ücretinde dava süresi ne kadardır?
Türk hukukunda TTK 1319, kurtarma işlerinin sona ermesinden başlayan iki yıllık zamanaşımı öngörür. Uzatma, uygulanacak hukuk ve tahkim koşulları somut dosyada incelenmelidir. Bu süre bütün çekme faturalarına otomatik uygulanmaz; yalnız ihtar göndermenin süreyi koruyacağı varsayılmamalıdır.
Kaynakça
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — Ticaret Bakanlığı nüshası, özellikle m. 1298–1319, 1352 ve 1369.
- IMO — 1989 Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi açıklaması.
- IMO — Sözleşmelerin taraflık durumu, 30 Eylül 2026, 1989 Kurtarma Sözleşmesi ve Türkiye’nin çekinceleri. Sözleşmenin somut olaya uygulanabilirliği ayrıca değerlendirilir.
- Lloyd’s Open Form 2024 — resmî sözleşme formu, özellikle kutu 7, I–J hükümleri ve önemli notlar.
- Lloyd’s Salvage Arbitration Branch, LOF, tahkim ve SCOPIC kaynakları.
Kaynak erişim ve hazırlama tarihi: 14 Ekim 2026. Tarihli kanun nüshası için güncel konsolide metin; sözleşmeler için olayda kullanılan sürüm kontrol edilmelidir. Bu yazı genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir.