İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Anayasa Mahkemesi ve AİHM Başvuruları

AYM Bireysel Başvuru Süresi: 30 Günün Hesaplanması, UYAP’tan Öğrenme ve UETS Tebligatı

UYAP ve UETS ekranları ile 30 günlük başvuru süresini simgeleyen hukuk çalışma masası
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 20 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

UYAP’tan öğrenme, UETS’nin beşinci gün kuralı ve elektronik başvuru tarihleri nasıl ayrılır? Gerçek AYM kararları, beş takvim örneği ve belge kontrolü.

Kaynak araştırması: 11 Ekim 2026

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süresi, kural olarak 30 gündür. Ancak doğru hesabı yapabilmek için yalnızca tebliğ mazbatasındaki tarihe bakmak yeterli değildir. Nihai gerekçeli kararın UYAP üzerinden daha önce okunması veya UETS tebligatının kanunen tebliğ edilmiş sayıldığı günden önce açılması, bu süreyi daha erken başlatabilir. Başvurucunun avukatla temsil edilmesi de kendi öğrenme tarihini her durumda etkisiz kılmaz.

Bir başka güncel ayrım da başvuru kanalıdır: 1 Ekim 2025’ten itibaren avukatlar, UYAP Avukat Portalı üzerinden AYM’ye bireysel başvuru yapabilmektedir. Kararı sistemden öğrenmek süre hesabıyla; başvuruyu sistemden göndermek ise başvurunun yapılmasıyla ilgilidir. Bu iki işlemin tarihleri ve hukuki sonuçları ayrı izlenmelidir. [1–3]

Bu yazı, özellikle ceza dosyalarında hak kaybını önlemeye yardımcı olmak üzere hazırlanmıştır. Açıklamalar, hukuk ve idari yargı kararları bakımından da ilgili koşullar altında önem taşır. Örnek hesaplar varsayımsaldır; somut dosyada hangi başvuru yolunun tüketileceği, hangi kararın nihai olduğu ve ilk öğrenmenin ne zaman gerçekleştiği ayrıca belirlenmelidir.

Otuz günlük süre hangi karardan itibaren başlar?

6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin beşinci fıkrası, başvuru yolları tüketilmişse bu tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde başvuru yapılmasını öngörür. AYM, henüz bilinmeyen bir karara karşı başvuru hazırlanamayacağını dikkate alarak, yargılama sonunda verilen kararlar yönünden bu başlangıcı nihai kararın gerekçesinin öğrenilmesi üzerinden değerlendirir. Tebligat, öğrenmenin önemli bir yoludur; tek yolu değildir. [1, 2, 4]

Önce şu soru cevaplanmalıdır: İleri sürülecek ihlal iddiası için hukuk düzeninde mevcut, ulaşılabilir ve etkili olan başvuru yolları tamamlandı mı? Ceza mahkûmiyetinde istinaf ve koşulları varsa temyiz incelemesi bu değerlendirmeye girer. Ancak her ceza dosyasında mutlaka Yargıtay kararı bekleneceği söylenemez. Temyize kapalı bir karar, uygulanacak kanun yolu düzenine göre bölge adliye mahkemesinde kesinleşebilir. Başvuruya elverişli olağan yolun süresinde kullanılmaması da AYM’ye doğrudan geçiş hakkı yaratmaz.

Mahkeme kararının verildiği gün, kararın kesinleştiği gün, gerekçenin erişilebilir olduğu gün ve öğrenme günü aynı olmayabilir. Dosyadaki “kesinleşme şerhi” bu nedenle tek başına başlangıç hesabının yerine geçmez. Başvuru formunda nihai kararın tarihi yanında öğrenme biçimi ve bunu gösteren belge açıkça belirtilmelidir.

Aynı ceza dosyasında her şikâyet aynı tarihe mi bağlıdır?

Hayır. Mahkûmiyet yargılamasının adilliğine ilişkin şikâyet ile tutuklama, koruma tedbiri veya infaz işlemine ilişkin şikâyet farklı başvuru yollarına ve farklı nihai kararlara bağlı olabilir. Bir şikâyet için etkili yol tamamlanmışken esas ceza davasının bitmesini beklemek, o şikâyet yönünden süre sorununa neden olabilir. Buna karşılık henüz tüketilmesi gereken yol varken başvuru yapmak da kabul edilemezlik riski taşır.

Bu nedenle tek bir dosya takvimi yerine, her ihlal iddiasını ilgili işlem, başvuru yolu ve nihai kararla eşleştiren bir takvim kurulmalıdır. Tutukluluk gibi alanlarda güncel tazminat ve itiraz yollarının ayrıca incelenmesi gerekir; yalnızca bu makaledeki genel 30 gün hesabıyla hangi yolun tüketileceğine karar verilmemelidir.

UYAP’tan kararı okumak tebligattan önce süreyi başlatabilir mi?

AYM’nin yerleşen yaklaşımına göre başlatabilir. Buradaki belirleyici husus, nihai gerekçeli kararın başvurucu veya temsilcisi tarafından öğrenilmesidir. Dosyaya karar yüklenmesiyle kişinin o kararı açması aynı olay değildir. Aynı şekilde UYAP’a giriş yapılması veya dosya listesinin görülmesi, gerekçeli kararın öğrenildiğini gösteren işlemle özdeşleştirilmemelidir.

AYM, UYAP evrak işlem kütüğünü inceleyerek hangi belge üzerinde, kim tarafından, hangi tarihte ve ne tür işlem yapıldığını araştırabilmektedir. Dolayısıyla başvuru formundaki tebliğ tarihi doğru olsa bile daha erken bir okuma kaydı süre hesabını değiştirebilir. [5, 6]

Hüseyin Aşkan kararı: müdafiin öğrenmesi

Hüseyin Aşkan, B. No: 2017/15649, 21/7/2020 kararında başvurucu, Yargıtay ilamının 13 Ocak 2017’de tebliğ edildiğini belirterek 27 Ocak 2017’de başvurmuştur. AYM ise nihai kararın avukat tarafından UYAP üzerinden 21 Aralık 2016’da açılıp okunduğunu tespit etmiştir. Başvuru, bu öğrenmeden itibaren 30 gün geçirildiği için süre aşımından kabul edilemez bulunmuştur. [5, §§ 15, 26–31]

Başvuruda SEGBİS yoluyla savunma, gizli tanığın dinlenmemesi ve müdafisiz ifade alınması gibi önemli iddialar bulunması sonucu değiştirmemiştir. Kararın bu yazı bakımından önemi, söz konusu savunma iddialarının haklı veya haksız bulunması değildir: Süre koşulu sağlanmadığı için esas incelemesine geçilememiştir. Güçlü bir ihlal iddiası, süresinde başvuru zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

Ümran Özkan kararı: müvekkilin daha erken öğrenmesi

Ümran Özkan [GK], B. No: 2019/13338, 8/3/2023 kararında nihai karar başvurucu tarafından 27 Mart 2019’da UYAP’tan okunmuş; vekile 6 Nisan 2019’da tebliğ edilmiştir. Başvuru 30 Nisan 2019’da yapılmıştır. AYM çoğunluğu, 30 günlük sürenin son gününü 26 Nisan 2019 olarak belirleyerek başvuruyu süre aşımından kabul edilemez bulmuştur. [6, §§ 31, 39–46]

Bu kararın uygulamadaki sonucu açıktır: Avukatın dosyayı takip etmesi, başvurucunun kendi UYAP hesabından daha önce öğrendiği kararın süreye etkisini kaldırmaz. Müvekkil ile avukat, nihai karara eriştiklerinde bunu birbirlerine gecikmeden bildirmeli; yalnızca avukata yapılan sonraki tebligata göre takvim oluşturmamalıdır.

Zorunlu müdafi ve üçüncü kişinin erişimi

Birnur Doğan [GK], B. No: 2020/34420, 31/1/2024 kararında AYM, baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafiin nihai kararı öğrenmesini de süre bakımından değerlendirmiştir. Çoğunluk, müdafiin hukuki yardım sunduğu kişiyi bilgilendirme yükümlülüğünden hareketle süreyi müdafiin öğrenmesinden başlatmıştır. [7, §§ 48–51]

Aynı kararda, ceza infaz kurumundaki kişinin hesabından üçüncü kişilerce gerçekleştirilen okuma ayrıca incelenmiştir. AYM, somut olgulardan başvurucunun rızası ve onayıyla erişildiği sonucuna ulaşmıştır. Bu değerlendirme, “hesaba kim girerse girsin her durumda başvurucu öğrenmiş sayılır” biçiminde genelleştirilmemelidir. Yetkisiz erişim iddiası, erişim olanağı ve sonraki işlemler somut delillerle açıklanmalıdır. Yalnızca “Ben okumadım” demek, işlem kaydına yönelik bütün soruları cevaplamaz. [7, §§ 52–57]

2026 kararları yaklaşımın sürdüğünü gösteriyor

Mustafa Takıl, B. No: 2022/35091, 10/2/2026 kararında başvurucu 5 Mart 2022 tarihli tebligata dayanmış; AYM, 17 Şubat 2022 tarihli UYAP’tan öğrenmeyi esas almıştır. 23 Mart 2022’de yapılan başvuru süre aşımından kabul edilemez bulunmuştur. [8, §§ 6–10]

Ceza yargılamasına ilişkin Aydın Tekiner, B. No: 2022/104739, 4/3/2026 kararında da vekâletnameli müdafiin nihai Yargıtay kararını 17 Ekim 2022’de okuduğu tespit edilmiştir. AYM, son günü 16 Kasım 2022 olarak belirlemiş; 6 Aralık 2022’de yapılan başvuruyu süresinde görmemiştir. Bu karar, gerekçeli karar hakkına ilişkin bir şikâyetin de süre koşuluna takılabileceğini gösterir. [9, §§ 1–3]

UETS’de ulaşma, okuma ve tebliğ tarihleri nasıl ayrılır?

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesine göre elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Elektronik Tebligat Yönetmeliği, ulaşma, okuma ve usulen tebliğ edilmiş sayılma kayıtlarının ayrı oluşturulmasını öngörür. Bu nedenle UETS kaydında birden fazla tarih bulunması olağandır. [10]

KayıtGösterdiği olayAYM süresi bakımından önemi
Elektronik adrese ulaşmaTebligatın muhatabın hesabına teslimiKanuni beş günlük sürenin hesabında esas alınır; tek başına her olayda fiilî okuma demek değildir.
Açılma veya okunmaMuhatabın tebligatı açmasıGerekçeli nihai karar öğrenilmişse AYM’nin 30 günlük süresi daha erken başlayabilir.
Tebliğ edilmiş sayılmaUlaşmayı izleyen beşinci günün sonuDaha erken öğrenme bulunmadığında usulüne uygun tebligatın süre bakımından etkisi değerlendirilir.

Mehmet Özcan, B. No: 2019/6266, 15/1/2020 bu ayrımı açık biçimde ortaya koyar. Nihai kararın tebligatı avukatın hesabına 15 Ocak 2019’da ulaşmış ve aynı gün açılmıştır. Kanuni tebliğ tarihi 20 Ocak 2019 olmasına rağmen AYM, bireysel başvuru bakımından 15 Ocak’taki öğrenmeyi esas almıştır. 15 Şubat 2019 tarihli başvuru süre aşımından kabul edilemez bulunmuştur. [11, §§ 8–10, 26–28]

Buradan bütün dava ve kanun yolu süreleri için erken okumanın tebliğ tarihini değiştirdiği sonucu çıkarılamaz. AYM’nin dayandığı gerekçe, bireysel başvurunun öğrenmeye bağlı özel süre düzenidir. İstinaf, temyiz, itiraz veya dava açma süresi hesaplanırken ilgili usul kanununun başlangıç kuralı ayrıca uygulanmalıdır. Aynı tebligat için tutulan “kanuni tebliğ tarihi” ile “AYM yönünden öğrenme tarihi” ayrı alanlarda gösterilebilir.

SMS veya e-posta bilgilendirmesi de tebligatın kendisiyle karıştırılmamalıdır. Yönetmelik uyarınca bilgilendirme mesajının ulaşmaması tebligatı kendiliğinden geçersiz kılmaz. Buna karşılık yalnızca bildirim geldiğini gösteren bir mesajdan, gerekçeli kararın tüm içeriğinin o anda öğrenildiği otomatik olarak çıkarılmamalıdır. UETS’nin asıl tebligat ve delil kayıtları incelenmelidir. [10, m. 10]

Otuz gün nasıl hesaplanır?

Başlangıcı belirleyen öğrenme veya tebliğ günü hesaba katılmaz; ertesi gün birinci gündür. Otuz gün takvim günü olarak sayılır. Hafta sonları ve tatiller aradaki günlere dâhildir. Son gün resmî tatile rastlarsa süre, izleyen ilk çalışma gününe uzar. Bu hesapta 6216 sayılı Kanun’un 49/7 ve İçtüzük’ün 84. maddesindeki gönderme ile uygun usul hükümleri, özellikle HMK’nin 92 ve 93. maddeleri dikkate alınır. [1, 2, 12]

Otuz gün ile bir ay aynı süre değildir. Başlangıç tarihini takvimde bir ay ileri taşımak, ayların farklı uzunlukta olması nedeniyle yanlış sonuç verebilir. Elektronik kayıtlar saat de içerdiği için yerel bilgisayarın tarihinden ziyade ilgili sistemin resmî işlem tarihi kullanılmalıdır.

Varsayımsal tarih örnekleri

Aşağıdaki örneklerde geçerli bir nihai karar bulunduğu, başka ve daha erken bir öğrenme olmadığı, olağan dışı bir süre durması veya mazeret bulunmadığı kabul edilmiştir. Tarihler 2026 takvimine göredir.

OlaySayımın ilk günüNormal otuzuncu günBaşvuru için son gün
Nihai karar 1 Eylül’de öğreniliyor2 Eylül1 Ekim, Perşembe1 Ekim
Nihai karar 10 Eylül’de öğreniliyor11 Eylül10 Ekim, Cumartesi12 Ekim, Pazartesi
UETS’ye 1 Eylül’de ulaşan karar 2 Eylül’de okunuyor3 Eylül2 Ekim, Cuma2 Ekim; beşinci gün beklenmez.
UETS’ye 1 Eylül’de ulaşan karar daha önce öğrenilmiyor; tebliğ 6 Eylül sonunda gerçekleşiyor7 Eylül6 Ekim, Salı6 Ekim
Karar UYAP’tan 31 Ağustos’ta öğreniliyor; UETS’ye 1 Eylül’de ulaşıyor1 Eylül30 Eylül, Çarşamba30 Eylül; sonraki tebligat yeni süre başlatmaz.

Örneğin UETS’ye 1 Eylül’de ulaşan tebligatta beşinci gün 6 Eylül’dür. Bu günün pazar olması, tebliğ edilmiş sayılma tarihini kendiliğinden pazartesiye taşımaz. Tebliğin gerçekleştiği gün ile başvuru süresinin son gününe ilişkin tatil kuralı farklıdır. Başvuru için bulunan otuzuncu gün tatilse uzama ayrıca değerlendirilir.

Adli tatil süreyi uzatır mı?

AYM bireysel başvuru süresi bakımından adli tatil uzaması uygulanmaz. Temmuz veya ağustosta öğrenilen bir karar için, başka yargı kollarındaki adli tatil hükümlerine dayanılarak beklenmemelidir.

Çiğdem Güneş ve diğerleri, B. No: 2019/27740, 22/2/2022 kararında başvurucular öğrenme tarihini 25 Haziran 2019 olarak belirtmiş, 30 Temmuz 2019’da başvurmuştur. AYM, adli tatilin bireysel başvuru süresine etkisi bulunmadığını ve daha önceki öğrenmenin dikkate alınacağını belirterek süre aşımı kararı vermiştir. [13, §§ 17–22]

İdari izin açıklaması da kanuni resmî tatille otomatik olarak aynı kabul edilmemelidir. Bir afet, özel kanun veya başka düzenleme nedeniyle sürelerin durdurulduğu ileri sürülüyorsa düzenlemenin tarih aralığı, kişi ve yer bakımından kapsamı ile bireysel başvuruyu içerip içermediği ayrı incelenmelidir.

Tebligat gelmezse ne kadar beklenebilir?

Tebligat yapılmaması, sürenin belirsiz bir geleceğe kadar başlamayacağı anlamına gelmez. AYM, dosyanın durumunu takip etme ve erişilebilir gerekçeyi öğrenme bakımından özen yükümlülüğünü de dikkate alır. Başvurucunun mahkemeye verdiği bir dilekçe, dosyadan aldığı suret veya kesinleşme işlemi talebi, daha önceki öğrenmeye ilişkin veri olabilir.

Suat Bircan [GK], B. No: 2014/16800, 1/12/2016 kararında vekilin tebligat ve kesinleştirme istemleri değerlendirilmiştir. Karar daha sonra tebliğ edilmiş olsa da AYM, vekilin 9 Temmuz 2014 tarihli işleminden hareketle karar sonucunun öğrenildiği ve gerekçeye erişim olanağının bulunduğu sonucuna ulaşmıştır. 23 Ekim 2014’te yapılan başvuru süre aşımından kabul edilemez bulunmuştur. [14, §§ 23–29]

A. C. ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1827, 25/2/2016 kararındaki üç aylık değerlendirme de bu çerçevede okunmalıdır. AYM, tebliğ edilmeyen ceza kararının derece mahkemesine ulaşıp gerekçesinin erişilebilir olması sonrasında, özen yükümlülüğü kapsamında en geç üç ay içinde öğrenilmiş sayılması yaklaşımını açıklamıştır. Bu, herkese tanınan “üç ay artı otuz gün” biçiminde serbest bir başvuru süresi değildir. Daha erken fiilî öğrenme veya öğrenmeyi ortaya koyan işlem varsa o tarih önem kazanır. [4, §§ 25–32]

Gerekçeye erişilemiyorsa sorun kayda geçirilmelidir: Hangi belgenin açılamadığı, hangi tarihlerde suret istendiği ve talebe nasıl cevap verildiği gösterilmelidir. Sadece kararın sonucunu bilmekle yetinip gerekçeyi hiç araştırmamak, dosyanın özelliklerine göre başvurucu aleyhine değerlendirilebilir.

Olağanüstü kanun yoluna başvurmak süreyi durdurur mu?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin kullanılmasını istemek, kanun yararına bozma talebinde bulunmak veya yargılamanın yenilenmesini istemek, asıl nihai karara ilişkin AYM süresini kural olarak durdurmaz ve yeniden başlatmaz. Tüketilmesi gereken yolların belirlenmesi, başvurunun ikincil niteliği ve yolun somut olayda etkili olup olmadığı üzerinden yapılır.

Özellikle CMK’nin 308. maddesine göre itiraz edilmesi talebi, başvurucunun doğrudan kullanabildiği olağan temyiz yoluyla aynı değildir. Sadece böyle bir talep verildi diye başsavcılığın cevabını beklemek süre kaybına yol açabilir. Ancak burada da istisnaları silen mutlak bir ifade doğru olmaz.

Ali Önal [GK], B. No: 2015/11798, 25/5/2017 kararında AYM önce bu genel kuralı belirtmiş; ardından başsavcılık itirazının gerçekten kullanılmış olması ve sürecin geldiği aşama nedeniyle somut olayda farklı değerlendirme yapmıştır. Mahkeme, o dosyada itiraz yolunu etkili kabul ederek süre aşımı olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Dolayısıyla itiraz edilmesini istemek ile yetkili makamın itiraz yolunu işletmesi aynı hukuki durum değildir. [15, §§ 44–45]

Yenileme talebinin reddi veya yeniden başlayan yargılama nedeniyle yeni bir hak ihlali ileri sürülecekse bu yeni işlem ayrıca ele alınabilir. Fakat yeni başvuru, süresi geçmiş ilk yargılamaya ilişkin bütün şikâyetleri kendiliğinden canlandırmaz. Her şikâyetin konusu, nihai kararı ve öğrenme tarihi yeniden eşleştirilmelidir.

UYAP üzerinden AYM başvurusu nasıl güvence altına alınır?

AYM’nin 1 Ekim 2025 tarihli duyurusu, avukatların UYAP Avukat Portalı üzerinden elektronik başvuru yapabildiğini doğrulamaktadır. Bu gelişme, AYM’nin internet sitesindeki elektronik formu doldurmakla başvurunun kendiliğinden yapılacağı anlamına gelmez. Formun hazırlanması, başvurunun usulüne uygun biçimde teslimi ve sistemde başvuru kaydının oluşması ayrı aşamalardır. [3]

Vatandaşın UYAP’tan karar okuyabilmesi de aynı portal yetkileriyle AYM’ye başvuru gönderebildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Bu yazıda doğrulanan elektronik başvuru kanalı avukat portalıdır. Fizikî başvuru ve diğer yetkili teslim yolları için 6216 sayılı Kanun ile İçtüzük’ün 63. maddesi esas alınmalıdır. Başvurunun avukatla yapılması zorunlu değildir. [1–3]

Portalın düğme adları ve teknik sınırları değişebileceğinden işlem günündeki resmî kılavuz ve ekran açıklamaları izlenmelidir. Aşağıdaki liste, belirli bir ekranın kopyası değil, başvurunun tamamlandığını denetlemeye yönelik uygulama önerisidir:

  • Başvurucu, temsil ve nihai karar bilgileri ile öğrenme tarihi, ekli belgelerle tutarlı olmalıdır.
  • Başvuru formu ve ekler açılabilir, doğru sırada ve eksiksiz olmalıdır. Harç veya adli yardım işlemi ayrıca kontrol edilmelidir.
  • Elektronik imza ve gönderim aşaması tamamlanmalı; yalnızca taslak kaydı veya ödeme yapılmış olmasıyla yetinilmemelidir.
  • İşlemin tamamlandığını gösteren sistem kaydı, tarih ve saat bilgisi ile gönderilen formun son nüshası saklanmalıdır.
  • Dosya numarası veya işlem referansı, gönderilen evrak ve eklerle ilişkilendirilmelidir. Sonradan oluşan kayıtlarla ilk gönderim kaydı birbirine karıştırılmamalıdır.
  • Teknik hata varsa hata zamanı, ekran bilgisi ve destek kaydı tutulmalı; süre dolmadan kullanılabilecek diğer yetkili başvuru yolları değerlendirilmelidir.

Son gün mesai bitimi mi, gün sonu mu esas alınır?

Fizikî teslimde ilgili birimin çalışma saatleri önemlidir. Elektronik işlemlerde ise HMK’nin 445/4. maddesindeki gün sonu kuralı, bireysel başvurunun niteliğine uygun usul hükümleriyle birlikte değerlendirilir. Başvurunun yalnızca hazırlanmış değil, ilgili sistemde süresinde tamamlanmış ve kayda alınmış olması gerekir. Son dakikaya bırakılan imza, ödeme veya yükleme hatasının kendiliğinden süreyi uzatacağı kabul edilmemelidir. [1, 2, 12]

Binali Boran, B. No: 2016/1235, 24/10/2019 kararında başvurucu temyiz talebini UYAP üzerinden 11 Haziran 2015 saat 17.44’te göndermiş; mahkeme kalemi ertesi gün işlem yapmıştır. Temyiz isteminin sonraki gün verilmiş sayılarak reddedilmesi üzerine AYM, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. [16, §§ 47–53]

Bu karar, yeni AYM başvuru portalının teknik işleyişi hakkında verilmiş bir karar değildir. Olağan temyiz başvurusuna ilişkindir. Buradan çıkarılabilecek uygulama dersi, usulüne uygun elektronik gönderimin zamanı ile mahkeme personelinin sonraki işleminin ayrılması ve gönderim kaydının saklanmasıdır. Bir taslağın sisteme yüklenmesiyle usulüne uygun gönderimin tamamlanması da aynı şey değildir.

Süre kaçırılmışsa haklı mazeret nasıl ileri sürülür?

Haklı mazeret nedeniyle süresinde başvuramayan kişi, mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde, mazeretini gösteren delillerle birlikte başvurabilir. İçtüzük’ün 64. maddesi mücbir sebep ve ağır hastalığı örnek verir. Bu düzenleme, herkes için kullanılabilecek ek bir 15 gün veya otomatik olarak yenilenen 30 gün değildir. [1, 2]

Mazeret açıklamasında üç bağ kurulmalıdır: Engelin ne olduğu, hangi tarihler arasında sürdüğü ve başvuru yapmayı neden engellediği. Sağlık belgesi varsa yalnızca tanı adı değil, rahatsızlığın işlem yapma olanağı üzerindeki etkisi önemlidir. Bir avukat veya temsilci bulunduğunda başvurunun onun aracılığıyla neden gerçekleştirilemediği de somut olayın koşullarına göre açıklanmalıdır.

Yasin Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013 kararında başka şehirde çalışma nedeniyle işyerinden ayrılamama iddiası haklı mazeret kabul edilmemiştir. AYM, bu durumun bireysel başvuru yapılmasını engellemediğini değerlendirmiştir. Karar, mazeretin başvurucunun günlük yaşamını zorlaştırması ile başvuruyu fiilen engellemesi arasındaki farkı gösterir. [17, §§ 20–25]

Portal kesintisi iddiasında da yalnızca “sistem çalışmadı” açıklaması yeterli görülmeyebilir. Kesintinin zamanı, süresi, resmî duyurusu veya destek kaydı, başarısız işlemin niteliği ve başvuru için mevcut süre birlikte gösterilmelidir. Planlı bakım, kişisel bilgisayar sorunu ve başvuru sisteminin genel erişim sorunu birbirinden ayrılmalıdır. Bunların herhangi birinin kabul edilecek mazeret oluşturup oluşturmadığına AYM karar verir.

Mazeretin kabulü yalnızca gecikme sorununu çözebilir; başvuru yollarının tüketilmesi veya ihlalin gerekçelendirilmesi gibi diğer kabul edilebilirlik koşullarını ortadan kaldırmaz.

Öğrenme tarihi ve başvuru tarihi hangi belgelerle açıklanmalıdır?

Süre hesabı, başvuru formundaki tek bir tarih alanından ibaret bırakılmamalıdır. Nihai karar, öğrenme olayı ve başvuru kaydı arasında denetlenebilir bir ilişki kurulmalıdır. Aşağıdaki tablo hem başvuru hazırlığında hem de dosyanın son kontrolünde kullanılabilir.

İncelenecek konuDosyada tutulacak belge veya kayıtAçıklanacak husus
Nihai kararİlgili karar ve varsa olağan kanun yolu kararlarıHangi ihlal için hangi yolun tamamlandığı
TebligatMazbata, zarf veya UETS delil kayıtlarıUlaşma, açılma ve kanuni tebliğ tarihlerinin ayrımı
UYAP’tan öğrenmeErişilebilen işlem kayıtları; gerektiğinde kayıt istemiOkunan belgenin kimliği, işlem türü, kişi, tarih ve saat
Başka öğrenme biçimiSuret alma, dosya inceleme veya mahkemeye verilen dilekçeDaha erken öğrenme ihtimalinin değerlendirilmesi
MazeretTarihli sağlık, kesinti veya engel belgeleriEngelin başvuruyu nasıl önlediği ve ne zaman sona erdiği
Başvurunun yapılmasıYetkili merciin alındısı veya elektronik gönderim kaydıBaşvurunun tamamlandığı tarih ve gönderilen içerik

UYAP işlem kütüğünün bütün ayrıntılarının başvurucu ekranında görünmemesi mümkündür. Erişilemeyen bir kayda sahipmiş gibi tarih yazılmamalı; mevcut bilgi açıklanmalı ve gerektiğinde ilgili kaydın getirtilmesi istenmelidir. Ancak kayıt talebinin sonucunu beklemek, başvuru süresini kendiliğinden durdurmaz.

Tarih konusunda uyuşmazlık varsa hangi belgenin hangi iddiayı doğruladığı açıkça yazılmalıdır. Örneğin dosyada 2 Eylül tarihli bir okuma kaydı görünürken 6 Eylül tarihini bildirmek gerekiyorsa, aradaki fark sessizce geçiştirilemez. Okuma kaydının başka bir belgeye ait olduğu, gerekçenin o tarihte açılamadığı veya erişimin yetkisiz olduğu ileri sürülüyorsa bunun olgusal temeli gösterilmelidir. Gerçeğe aykırı öğrenme tarihi bildirilmesi, ayrıca başvuru hakkının kötüye kullanılması değerlendirmesine yol açabilir. [2, m. 83]

Başvuru formunda kullanılabilecek açıklama düzeni

Bir süre açıklaması; nihai kararın kimliği, başvurucu ve temsilcinin öğrenme biçimleri, diğer tebligat tarihleri, hesabın sonucu ve delil numaraları sırasıyla yazılabilir. Örneğin varsayımsal bir dosyada, nihai kararın 2 Eylül’de avukat tarafından UETS’den okunduğu; 6 Eylül sonunda tebliğ edilmiş sayıldığı; daha erken öğrenme bulunmadığı; 30 günlük hesabın 2 Ekim’de sona erdiği ve ilgili kayıtların hangi eklerde bulunduğu açıklanır.

Bu düzen bir hazır dilekçe yerine geçmez. Birden fazla nihai karar, birden fazla başvurucu veya farklı öğrenme tarihi varsa her biri ayrıca açıklanmalıdır. Hak ihlali kısmında da olay, anayasal hak, ihlal gerekçesi, belge ve talep birlikte kurulmalıdır. Süreye ayrılan açıklama, savunma veya gerekçeli karar hakkına ilişkin esas iddiaların yerine geçmez.

Süre aşımı kararı ve eksiklik tamamlama birbirinden nasıl ayrılır?

Başvurunun kayda alınması veya dosya numarası verilmesi, süresinde yapıldığının kesinleşmesi değildir. AYM süre koşulunu incelemenin sonraki aşamalarında da değerlendirebilir. Süre aşımı varsa güçlü bir hak ihlali iddiasına rağmen başvuru kabul edilemez bulunabilir. [1, m. 48; 5, § 20]

Şeklî eksikliği giderme süresi ise başka bir konudur. Kanun’un 47/6 ve İçtüzük’ün 66. maddelerine göre eksiklik için 15 günü geçmemek üzere kesin süre verilebilir. Bu usul, başvurucunun bütün ihlal iddialarını sonradan serbestçe ekleyebilmesi için verilmiş yeni bir bireysel başvuru süresi değildir. İlk başvuruda iddialar ve dayanakları anlaşılır biçimde ortaya konulmalıdır; sonradan sunulan bağımsız şikâyetler bakımından ayrıca süre sorunu doğabilir.

İçtüzük’ün 66. maddesindeki idari ret kararına karşı yedi günlük itiraz yolu ile Komisyon veya Bölümün verdiği kabul edilemezlik kararı da aynı değildir. Kanun’un 48/4. maddesi uyarınca kabul edilemezlik kararları kesindir. Bu nedenle “AYM süre aşımından reddederse her durumda yedi günde itiraz ederim” düşüncesi doğru değildir. Tebliğ edilen kararın hangi merci tarafından, hangi usulle verildiği incelenmelidir. [1, 2]

Öğrenme içtihadına yönelik eleştiriler uygulamayı değiştirir mi?

Ümran Özkan kararında çoğunluk yaklaşımına yedi üye katılmamıştır. Karşıoylarda özellikle vekille temsil edilen kişinin tebligatın avukata yapılacağına güvenmesi, hukuki öngörülebilirlik ve bireysel başvuru hakkına aşırı külfet yüklenmemesi üzerinde durulmuştur. Tartışma, öğrenmenin önemini bütünüyle reddetmekten çok, müvekkilin avukattan önce öğrenmesine aynı sonucun bağlanıp bağlanmaması üzerinde yoğunlaşmaktadır. [6, karşıoy gerekçeleri]

Ersan Şen ve Erkan Duymaz’ın konuya ilişkin çalışması da UYAP kayıtlarına erişim, vatandaş ile avukatın konumu ve öngörülebilirlik sorunlarına dikkat çeker. Abdulkadir Karaarslan’ın 2025 tarihli incelemesi, öğrenme ve mazeret kurallarını daha geniş bir kabul edilebilirlik çerçevesinde değerlendirir. Bu eleştiriler hukuki savunmayı geliştirebilir; ancak yürürlükteki 30 günlük süreyi uzatan bir düzenleme değildir. [18, 19]

Başvuruda kayıt hatası, erişim engeli veya öngörülemez bir uygulama ileri sürülecekse soyut eleştiriyle yetinilmemelidir. Hangi kuralın nasıl uygulandığı, kişinin neden daha erken başvuramadığı ve iddianın hangi belgeye dayandığı gösterilmelidir. Mevcut çoğunluk yaklaşımı ve 2026 kararları dikkate alınarak en erken hukuken ilgili öğrenme tarihi üzerinden hazırlık yapılması, eleştirel görüşlerin başvuruda açıklanmasına engel değildir.

Konunun ayrıntıları için usulsüz tebligat ve eski hâle getirme yazımıza bakabilirsiniz.

Sonuç

AYM’ye bireysel başvuruda 30 günlük süreyi korumak, doğru nihai kararı belirlemekle başlar. Ardından başvurucu ve temsilcinin öğrenme işlemleri, UYAP kayıtları ve UETS delil kayıtları birlikte değerlendirilmelidir. Kanuni tebliğ tarihi ile daha erken öğrenme tarihi arasındaki fark açıklanmadan yapılan hesap hak kaybına yol açabilir.

2025’te açılan UYAP Avukat Portalı başvuru imkânı işlemi kolaylaştırmıştır; süre, şekil ve gerekçelendirme koşullarını kaldırmamıştır. Başvurunun tamamlandığını gösteren kayıtların saklanması, mazeretin varsa somut delillerle ileri sürülmesi ve her ihlal iddiasının kendi başvuru yolu içinde değerlendirilmesi gerekir.

Büronun bu alandaki çalışma kapsamı, Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvuru süreçlerine ilişkin hizmet sayfasında ayrıca açıklanmaktadır.

Ceza dosyasında etkili bir anayasal savunma, esas hakkındaki güçlü açıklamalar kadar kabul edilebilirlik koşullarına da dayanır. Savunma hakkı veya gerekçeli karar hakkı iddiasının incelenebilmesi için önce bu usul zemininin sağlam kurulması gerekir.

İlgili yazılar: Açık Cezaevine Ayrılma; Cezaevi Nakil Talebi; Cezaevinde Disiplin Cezasına İtiraz ve Tahliyeye Etkisi.

Sıkça Sorulan Sorular

AYM bireysel başvuru süresi 30 gün mü, bir ay mı?

Süre 30 gündür. Başlangıç günü sayılmadan takvim günü hesabı yapılır; son gün tatilse ilgili uzama kuralı değerlendirilir. Bir ay ileri tarih seçmek her zaman aynı sonucu vermez. Ayrıntılı örnekler “Otuz gün nasıl hesaplanır?” bölümündedir.

Avukatıma tebligat gelmeden UYAP’tan kararı okursam süre başlar mı?

Nihai gerekçeli kararı öğrenmeniz hâlinde başlayabilir. Ümran Özkan kararında müvekkilin daha erken UYAP’tan öğrenmesi esas alınmıştır. Avukata yapılan sonraki tebligatın mutlaka yeni 30 gün vereceği varsayılmamalıdır.

Kararın yalnızca UYAP’a yüklenmesi yeterli midir?

Yükleme ile öğrenme aynı olay değildir. Kararın açılması, gerekçeye erişim ve işlem kayıtları önemlidir. Bununla birlikte tebligat gelmediği düşüncesiyle erişilebilir kararı süresiz takip etmemek, özen yükümlülüğü bakımından ayrıca sorun yaratabilir.

UETS tebligatını ilk gün açarsam beşinci günü bekleyebilir miyim?

AYM başvurusunun hesabında buna güvenilmemelidir. Gerekçeli nihai karar ilk gün öğrenilmişse 30 günlük süre o öğrenmeye göre hesaplanabilir. Beşinci günün sonu kanuni tebliğ tarihidir; AYM’ye özgü öğrenme değerlendirmesi ayrıca yapılır.

UETS tebligatını hiç açmazsam süre başlamaz mı?

Hayır. Usulüne uygun elektronik tebligat, adrese ulaşmayı izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Ayrıca karar başka bir yoldan daha önce öğrenilmişse o tarih de dikkate alınabilir. Tebligatı açmamak süresiz bekleme hakkı sağlamaz.

Başvuruyu artık UYAP’tan yapabilir miyiz?

Avukatlar 1 Ekim 2025’ten itibaren UYAP Avukat Portalı üzerinden başvuru yapabilmektedir. Kararı vatandaş portalından görmek veya elektronik formu bilgisayarda doldurmak, tek başına başvurunun yapıldığı anlamına gelmez. Gönderimin tamamlandığı kayıtla doğrulanmalıdır.

Son gün hafta sonuna veya adli tatile gelirse ne olur?

Son gün hafta sonu ya da resmî tatile rastlarsa izleyen ilk çalışma günü dikkate alınır. Adli tatil ise AYM bireysel başvuru süresini durdurmaz veya kendiliğinden uzatmaz. Bu iki durum aynı kurala bağlı değildir.

Başsavcılıktan itiraz istemem AYM süresini korur mu?

Sadece itiraz talebinde bulunmak kural olarak süreyi durdurmaz. Yetkili makamın itirazı gerçekten işletmesi ve sürecin geldiği aşama ise somut olayda ayrı değerlendirilebilir. Ali Önal kararındaki istisna bütün itiraz taleplerine genellenemez.

Hastalık raporu sununca gecikme otomatik olarak kabul edilir mi?

Hayır. Hastalığın başvuruyu nasıl engellediği, ne zaman sona erdiği ve mazeret kalktıktan sonraki 15 günlük sürede başvurulup başvurulmadığı değerlendirilir. Belge sunulması, mazeretin her durumda haklı bulunacağı anlamına gelmez.

Harcı yatırdım ama gönderimi tamamlamadım; süre korunur mu?

Yalnızca ödeme yapılmasına güvenilmemelidir. Başvurunun yetkili kanaldan usulüne uygun tamamlandığı ve kayda alındığı doğrulanmalıdır. Taslak, ödeme ve tamamlanmış başvuru farklı aşamalardır.

AYM süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik kararı verirse yedi günde itiraz edebilir miyim?

Kabul edilemezlik kararları kesindir. İçtüzük’teki yedi günlük itiraz, ilgili idari ret usulüne ilişkindir. Hangi kararın tebliğ edildiği belirlenmeden bu iki yol birbirine karıştırılmamalıdır.

Süresinde başvuru yapılması ihlal kararı için yeterli midir?

Hayır. Başvuru yollarının tüketilmesi, kişisel ve güncel etkilenme, ihlalin anayasal kapsamı ve iddianın gerekçelendirilmesi gibi diğer koşullar da incelenir. Süreyi korumak esas incelemesinin gerekli koşullarından biridir; olumlu sonuç garantisi değildir.

Kaynakça

Kaynaklar 11 Ekim 2026 tarihli araştırmada değerlendirilmiştir. Kararların başvuru numarası ve tarihi, AYM Kararlar Bilgi Bankasındaki tam metinlerle kontrol edilmiştir. Karar tarihi ile internet sitesinde yayımlanma tarihi farklı olabilir.

[1] 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, özellikle m. 45–49. AYM mevzuat sayfası.

[2] Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü, özellikle m. 59, 63–66, 81, 83–84. AYM İçtüzük sayfası.

[3] AYM, “Bireysel Başvurular UYAP Avukat Portalı Üzerinden Alınmaya Başlandı”, 1/10/2025. Resmî duyuru. Güncel form ve kılavuzlara ulaşmak için Bireysel Başvuru sayfası.

[4] AYM, A. C. ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1827, 25/2/2016, §§ 25–32. Karar.

[5] AYM, Hüseyin Aşkan, B. No: 2017/15649, 21/7/2020, §§ 20–31. Karar.

[6] AYM, Ümran Özkan [GK], B. No: 2019/13338, 8/3/2023, §§ 31–46 ve karşıoylar. Karar.

[7] AYM, Birnur Doğan [GK], B. No: 2020/34420, 31/1/2024, §§ 48–57. Karar.

[8] AYM, Mustafa Takıl, B. No: 2022/35091, 10/2/2026, §§ 6–10. Karar.

[9] AYM, Aydın Tekiner, B. No: 2022/104739, 4/3/2026, §§ 1–3. Karar.

[10] 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 7/a; Elektronik Tebligat Yönetmeliği, RG 6/12/2018, sayı 30617, özellikle m. 3, 9, 10, 20; elektronik tebligat teknik kriterleri. Adalet Bakanlığı UYAP E-Tebligat mevzuat ve teknik açıklamaları.

[11] AYM, Mehmet Özcan, B. No: 2019/6266, 15/1/2020, §§ 8–15, 20–28; RG 4/3/2020, sayı 31058. Karar.

[12] 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 92, 93 ve 445. Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı.

[13] AYM, Çiğdem Güneş ve diğerleri, B. No: 2019/27740, 22/2/2022, §§ 17–22. Karar.

[14] AYM, Suat Bircan [GK], B. No: 2014/16800, 1/12/2016, §§ 23–29. Karar.

[15] AYM, Ali Önal [GK], B. No: 2015/11798, 25/5/2017, §§ 44–45. Karar.

[16] AYM, Binali Boran, B. No: 2016/1235, 24/10/2019, §§ 47–60. Karar.

[17] AYM, Yasin Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013, §§ 20–25. Karar.

[18] Ersan Şen ve Erkan Duymaz, “Bireysel Başvuru Süresinin Hesaplanmasında ‘UYAP’tan Öğrenme’”, 22/5/2023. Yazarların yayımladığı metin.

[19] Abdulkadir Karaarslan, “Anayasa Mahkemesi Kararları Çerçevesinde Bireysel Başvuruda Süre Kuralı”, TBB Dergisi, 2025, sayı 181; özellikle s. 23–27. Derginin tam sayısı.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları