İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Alacak Davaları

Delil Tespiti Nedir? Dava Açmadan Önce Delillerinizi Nasıl Korursunuz?

Bir uzman, daire duvarındaki su izi ve çatlağı ölçerken masada plan, hasar fotoğrafları ve delil tespiti dosyası bulunuyor.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 24 dakika okuma

Hukuki inceleme ve kontrol: Av. Umut Güneş

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Değişebilecek veya kaybolabilecek delillerin korunması için mahkeme başvurusu, teknik inceleme, tebligat, itiraz ve esas davaya geçiş rehberi.

Bir evdeki su sızıntısı onarıldığında, ayıplı makinenin parçası değiştirildiğinde veya kiralanan işyeri yeniden düzenlendiğinde sorun ortadan kalkabilir; fakat sorunun ne olduğunu gösteren delil de kaybolabilir. Sonradan açılan davada yalnızca haklı olduğunuzu söylemeniz yetmez. Hasarın varlığını, kapsamını, nedenini ve karşı tarafla bağlantısını ortaya koymanız gerekir.

Delil tespiti, açılacak veya görülmekte olan bir davada kullanılacak delillerin, kanundaki şartlarla inceleme sırası gelmeden mahkeme eliyle toplanıp korunmasını sağlayan geçici hukuki korumadır. Keşif, bilirkişi incelemesi ve tanık dinlenmesi bu amaçla kullanılabilir. Temel düzenleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400–405. maddeleridir. Delil tespiti, tek başına tazminat ödenmesine karar verilmesi veya davanın kazanılması anlamına gelmez. [1]

Başlangıçta üç ayrım önemlidir: Delili korumak, asıl talebi ileri sürmek ve süreleri korumak ayrı işlerdir. Tespit başvurusu tek başına alacağın zamanaşımını kesmez. Tespit kararına ilişkin bir haftalık itiraz ile bilirkişi raporuna ilişkin iki haftalık itiraz da birbirine karıştırılmamalıdır. Bu rehber, Türkiye’de hukuk mahkemeleri bakımından genel HMK sistemini ele alır; ceza soruşturması, idari yargı ve tahkimdeki özel usuller ayrıca değerlendirilmelidir.

Delil tespiti hangi ihtiyacı karşılar?

Bir uyuşmazlıkta iki farklı soru vardır: Gerçekte ne oldu ve bunun hukuki sonucu nedir? Delil tespiti, ilk sorunun ileride cevaplanabilmesini güvence altına alır. Örneğin duvardaki nemin yayılımı, makinenin arızalı parçası veya teslim edilmeyen imalatın seviyesi kayıt altına alınır. Sözleşmenin ihlal edilip edilmediği, hangi kişinin sorumlu olduğu ve ne kadar tazminat ödeneceği ise asıl uyuşmazlıkta değerlendirilir.

Mahkemenin tespit talebini kabul etmesi, başvuranın esas davada haklı bulunduğunu göstermez. Aynı şekilde tespit isteminin reddi de kişinin maddi hukuk bakımından bütün haklarını kaybettiği anlamına gelmez. Ret, örneğin delilin kaybolma tehlikesinin açıklanmamasına veya istenen işlemin tespitin kapsamını aşmasına dayanabilir.

Delil tespiti ile tespit davası aynı şey midir?

Hayır. HMK m.106’daki tespit davası, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesini amaçlar. Maddi vakıalar tek başına tespit davasının konusu yapılamaz. Delil tespitinde ise ileride değerlendirilecek bir vakıanın delili korunur. Günlük dilde kullanılan “delil tespiti davası” ifadesi, bu iki kurumun aynı olduğu izlenimini vermemelidir. [1]

“Dairede hangi hasarlar bulunuyor?” sorusu tespit kapsamında araştırılabilir. “Yüklenicinin bütün borçlarından sorumlu olduğuna ve para ödemesine karar verilsin” talebi ise esas hakkında hüküm gerektirir. Başvuruyu doğru isimlendirmek kadar, mahkemeden istenen sonucu doğru kurmak da önemlidir.

Delil tespiti için hangi şartlar gerekir?

Gelecekteki veya mevcut uyuşmazlıkla bağlantı kurulmalıdır

HMK m.400 uyarınca tespiti istenen vakıanın, görülmekte olan veya ileride açılacak davayla ilişkisi bulunmalıdır. Henüz inceleme sırası gelmemiş bir delilin önceden toplanması istenir. Herhangi bir hukuki uyuşmazlık gösterilmeden karşı tarafın bütün faaliyetlerinin araştırılması, tespit kurumunun amacı değildir. [1]

Bu nedenle dilekçede yalnızca “zararım tespit edilsin” denilmesiyle yetinilmemelidir. Hangi sözleşmenin, teslimin, olayın veya davranışın tartışmalı olduğu; hangi talebin gündeme gelebileceği ve istenen teknik incelemenin o talep bakımından neyi aydınlatacağı açıklanmalıdır. Nihai zarar miktarı henüz bilinmiyor olabilir. Bununla birlikte incelemenin konusu belirlenebilir olmalıdır.

Hukuki yarar somut olay üzerinden açıklanmalıdır

Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delil hemen tespit edilmezse kaybolacak veya ileri sürülmesi önemli ölçüde zorlaşacaksa hukuki yarar var sayılır. Henüz dava açılmamış olması tek başına hukuki yarar oluşturmaz. Genel bir endişe yerine, gecikmenin hangi delili nasıl etkileyeceği gösterilmelidir. [1]

Ertesi gün başlayacak zorunlu tesisat onarımı, sökülmesi gereken arızalı parça, bozulmakta olan ürün veya dinlenmesi ileride güçleşebilecek tanık bu değerlendirmeye örnek olabilir. Onarım randevusu, servis bildirimi, tarihli görüntüler, ürünün saklama koşulları veya tanığın durumunu açıklayan belgeler talebi somutlaştırır. Mahkeme, anlatılan riskle istenen incelemenin kapsamını birlikte değerlendirir.

Karşı taraf ise değişme tehlikesinin bulunmadığını, aynı delilin zaten güvenli biçimde saklandığını veya talebin gereksiz geniş tutulduğunu ileri sürebilir. Bu savunmalar başvurunun mutlaka reddedileceği anlamına gelmez; başvuranın neden şimdi yargısal korumaya ihtiyaç duyduğunu açıklamasını gerektirir.

Tespit, hukuka aykırı delil elde etmenin yolu değildir

Bir delilin kaybolabileceği düşüncesi, başkasının hesabına izinsiz girmeyi, özel yazışmaları ele geçirmeyi veya hukuka aykırı kayıt oluşturmayı meşrulaştırmaz. HMK m.189/2 uyarınca hukuka aykırı elde edilmiş deliller bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Tespit talebi, eldeki malzemenin hukuka aykırılığını kendiliğinden gidermez. [1]

Hangi olaylarda delil tespiti önem kazanır?

Aşağıdaki örnekler varsayımsaldır. Her birinde belirleyici olan, yalnızca uyuşmazlığın türü değil, delilin değişme ihtimali ve yapılacak incelemenin gerçekten gerekli olmasıdır. Bu konuya ilişkin Adi Ortaklığın Tasfiyesinde Malvarlığının Korunması yazımızda daha ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.

İnşaatta eksik iş ve ayıplı imalat

Yalıtım yapılacak, kaplama sökülecek veya işi yeni bir yüklenici tamamlayacaksa mevcut durum değişir. Hangi imalatın eksik bırakıldığı, hangi bölümün sözleşmeye aykırı olduğu ve sonradan yapılan işlerin kapsamı birbirine karışabilir. Sözleşme, proje, teknik şartname, teslim belgeleri ve mevcut görüntüler birlikte hazırlanmalıdır.

Bilirkişiden yalnızca toplam bir onarım bedeli istenmesi yeterli olmayabilir. Her kusurun konumu, miktarı, teknik niteliği, olası nedeni ve giderim yöntemi ayrı gösterilmelidir. Başvuranın sonradan yaptırdığı iyileştirmelerle başlangıçtaki ayıbın giderimi ayrılmalıdır. Karşı tarafın “bu zarar sonraki kullanım veya başka bir müdahale nedeniyle oluştu” savunması ancak böyle denetlenebilir.

Kiralananın geri verilmesinde hasar ve olağan yıpranma

Kiralanan yer yeniden boyandığında veya yeni kiracı taşındığında önceki durumun araştırılması zorlaşabilir. Giriş ve çıkış tutanakları, anahtar teslimi, demirbaş listesi, eski görüntüler ve yapılan bildirimler önem taşır. Her eskime kiracının sorumluluğunda zarar değildir; TBK m.334, sözleşmeye uygun kullanımın doğurduğu eskime ve bozulmayı ayrıca düzenler. [2]

Kiraya verenin geri verme sırasında inceleme ve sorumlu tutacağı eksiklikleri kiracıya bildirme yükümlülüğü de TBK m.335 bakımından ayrıca ele alınmalıdır. Belirlenen eksiklikler ve ayıplar hemen yazılı olarak bildirilmelidir. Olağan incelemeyle belirlenemeyecek eksikliklerde ise bunlar öğrenildiğinde yine hemen yazılı bildirim yapılması gerekir. Delil tespiti başvurusu, gerekli ayıp veya hasar bildirimlerinin yerine kendiliğinden geçmez. Bir dilekçenin ya da raporun bildirim işlevi görüp görmediği; içeriği, muhataba ulaşması ve zamanlamasıyla değerlendirilir. [2]

Su baskını ve komşuluk kaynaklı zarar

Su sızıntısında hasarın görünümü ile kaynağı aynı mesele değildir. Duvardaki iz, üst daire tesisatından, ortak hattan, dış cepheden veya başka bir etkenden kaynaklanabilir. İnceleme, mümkün olduğu ölçüde alternatif nedenleri de araştırmalıdır. Zarar gören eşyalar, temizlik ve zorunlu onarım giderleri ayrı belgelenmelidir.

Elektrik, taşıyıcı sistem veya sağlık bakımından acil tehlike varsa güvenli müdahale geciktirilmemelidir. Müdahalenin neden bekleyemediği; öncesi, sırası ve sonrasına ait görüntüler, servis tutanağı ve değiştirilen parçalarla kayıt altına alınabilir. Delili koruma çabası, zararın büyümesine izin verme gerekçesi değildir.

Araç, makine ve ürün arızaları

Parça değişimi veya kapsamlı onarım, arızanın kaynağını sonradan incelemeyi zorlaştırabilir. Seri numarası, araç kilometresi, servis geçmişi, hata kayıtları, kullanım koşulları ve arızanın ortaya çıktığı zaman birlikte değerlendirilmelidir. Çıkan parçanın mümkünse kimliği belirlenerek saklanması ve hangi işlem sırasında çıkarıldığının belgelenmesi yararlıdır.

Satıcı, üretici, servis ve kullanıcı arasındaki sorumluluk dağılımı peşinen kurulamaz. Bilirkişiye, hukuki sorumluyu ilan etmesi yerine teknik nedenleri ve olasılıkları ayıran sorular yöneltilmelidir. Satışın tüketici işlemi veya ticari işlem olması, uygulanacak ayıp hükümlerini ve sonraki başvuru yolunu değiştirebilir.

Tablo 1. Olay ile korunacak delil arasındaki ilişki

OlayKaybolabilecek bilgiHazırlanacak temel kayıt
İnşaatın başka yükleniciye devriÖnceki işin seviyesi ve eksiklerSözleşme, proje, tarihli saha görüntüleri
Kiralananın yeniden düzenlenmesiGeri verme anındaki hasarGiriş–çıkış tutanakları, demirbaş listesi
Su sızıntısının onarılmasıSızıntının kaynağı ve yayılımıMüdahale öncesi görüntü, servis kaydı
Araç veya makinede parça değişimiArızalı parçanın niteliği ve nedenSeri numarası, servis geçmişi, çıkarılan parça
Silinebilecek dijital içerikİçeriğin o andaki görünümü ve bağlamıTam adres, tarih, özgün dosya ve teknik kayıt

Delil tespiti hangi mahkemeden istenir?

Dava açılmadan önce iki başvuru seçeneği vardır

HMK m.401/1’e göre dava açılmadan önce delil tespiti, esas davaya bakacak mahkemeden veya üzerinde keşif ya da bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu yahut tanığın oturduğu yer sulh hukuk mahkemesinden istenebilir. Bu nedenle bütün olaylarda yalnız asliye hukuk mahkemesine veya yalnız sulh hukuk mahkemesine gidileceği söylenemez. [1]

Esas davaya bakacak mahkeme belirlenirken uyuşmazlığın tüketici, ticaret, kira, iş veya başka bir özel hukuk ilişkisi olup olmadığı incelenir. Örneğin kira ilişkisinin esas davası ile tüketici satışından kaynaklanan esas davanın görev kuralları aynı değildir. Başvurunun hangi seçenek üzerinden yapıldığı dilekçede açıklanmalıdır.

Dava açılmışsa talep o davayı gören mahkemeye yöneltilir

HMK m.401/4, dava açıldıktan sonraki delil tespiti talepleri bakımından davanın görülmekte olduğu mahkemeyi görevli ve yetkili kılar. Delilin başka yerde bulunması hâlinde gerekli işlemler ilgili mahkeme aracılığıyla yaptırılabilir. Derdest dava varken, dava öncesindeki alternatiflere dayanılarak ayrı bir tespit dosyası açılabileceği varsayılmamalıdır. [1, 9]

HMK m.401/3 uyarınca asıl davada, delil tespitini yapan mahkemenin görevsiz veya yetkisiz olduğu ileri sürülemez. Bunun anlamı, tespit yapan mahkemenin asıl davayı da her durumda görebileceği değildir. Tespit dosyasının kullanılmasına ilişkin kural ile esas davanın görev ve yetki şartları ayrı değerlendirilir.

Kanun yolu aşamasında veya tahkim sözleşmesi bulunan bir ilişkide başvuru mercii ayrıca incelenmelidir. Tahkim bakımından HMK m.414’te özel hükümler vardır. İlk derece yargılamasına ilişkin genel açıklamalar, tahkime veya kanun yolu aşamasına olduğu gibi taşınamaz. [1, 9]

Delil tespiti dilekçesi nasıl hazırlanır?

Olayı, riski ve istenen işlemi birlikte anlatın

HMK m.402/1’e göre dilekçe; tespiti istenen vakıayı, tanık veya bilirkişiye yöneltilecek soruları, delilin kaybolması veya gösterilmesinin güçleşmesi endişesini doğuran sebepleri ve aleyhine tespit istenen kişinin adını, soyadını ve adresini içermelidir. Koşullar karşı tarafın gösterilmesine imkân vermiyorsa talebin geçerli sayılabilmesine ilişkin istisna vardır. Bilinen kişinin sırf sürece katılmaması için gizlenmesi bu istisnayla açıklanamaz. [1]

Dilekçede tespit edilecek yer veya eşya karışıklığa izin vermeyecek biçimde tanımlanmalıdır. Apartmanda bağımsız bölüm, makinede seri numarası, araçta ayırt edici bilgiler, dijital içerikte tam adres ve ilgili zaman aralığı kullanılabilir. Başvuranın hukuki ilişkisi ve temsil yetkisi de anlaşılır olmalıdır. Kural olarak dava ehliyeti bulunan kişi kendisi başvurabilir; avukatla temsil genel bir zorunluluk değildir. Kanuni temsil ve tüzel kişilerin temsiline ilişkin özel kurallar ayrıca gözetilir. [1: m.51–52, 71]

İyi bir başvuru, mahkemenin şu üç soruya cevap bulmasını sağlar: Ne incelenecek, neden şimdi incelenmeli ve hangi uzmanlıkla hangi sorular cevaplandırılmalı? Delilin bulunduğu yere ulaşım, inceleme için gerekli anahtar veya erişim koşulları ve acil müdahale takvimi de uygulanabilir bir karar verilmesini kolaylaştırır.

Bilirkişiye hukuki hüküm değil, teknik soru yöneltin

Bilirkişi, özel veya teknik bilgi gerektiren konularda görüş bildirir. Hâkimin yapacağı hukuki nitelendirme bilirkişiye bırakılamaz. “Davalı kusurludur, sorumlu olduğunu tespit edin” şeklindeki sonuç odaklı bir ifade yerine, teknik bulguların ortaya çıkarılmasına elverişli sorular kurulmalıdır. [1: m.266, 279/4]

Varsayımsal bir su sızıntısı olayında şu sorular yararlı olabilir:

  • Nem, çatlak ve yüzey bozulmaları hangi bölümlerde, hangi ölçülerde bulunmaktadır?
  • İncelenen tesisat ve yapı elemanları bakımından sızıntının olası teknik nedenleri nelerdir?
  • Bulguların alternatif nedenlerle açıklanması mümkün müdür; hangi incelemeler yapılamamıştır?
  • Zorunlu giderim yöntemi nedir; hangi iş kalemleri ve miktarlar gereklidir?
  • Önceden mevcut yıpranma ile olay nedeniyle oluşan zarar teknik olarak ayrılabilir mi?
  • Bedel hesabı yapılıyorsa hangi tarih, birim fiyat, miktar ve vergi varsayımı kullanılmıştır?

Sorular dosyaya uyarlanmalıdır. Her olayda uzun bir soru listesi hazırlamak incelemeyi iyileştirmez. İncelenemeyen bölüm veya eksik veri açıkça gösterilmeli; bilirkişinin varsayımı gözlem yapılmış gibi sunulmamalıdır.

Karşı tarafa haber verilmeden delil tespiti yapılabilir mi?

Olağan usulde karşı tarafın katılımı sağlanır

Tespit talebi kabul edildiğinde karar ve dilekçe karşı tarafa tebliğ edilir. Kararda, tespitin nasıl ve ne zaman yapılacağı, karşı tarafın hazır bulunabileceği ve varsa itirazlarıyla ek sorularını bir hafta içinde bildirmesi gerektiği belirtilir. Tespit sonrasında tutanak ve varsa bilirkişi raporu da mahkemece karşı tarafa resen tebliğ edilir. Bu son yükümlülük HMK m.402/4’te düzenlenmiştir. [1]

Karşı tarafın katılımı yalnızca biçimsel bir işlem değildir. Hangi bölümün incelendiğini göstermek, alternatif nedeni açıklamak, eksik ölçümü belirtmek ve ek soru yöneltmek bakımından önem taşır. Usulüne uygun davet edilen tarafın gelmemesi ile hiç haberdar edilmemesi aynı durum değildir.

Acele tespitte bildirimin önceden yapılmaması gerekçelendirilir

HMK m.403, talep sahibinin haklarını korumak bakımından zorunluluk varsa önceden tebligat yapılmadan tespiti mümkün kılar. Bunun için “acildir” sözcüğünü yazmak yeterli değildir. Bildirimin beklenmesi hâlinde hangi delilin kaybolacağı veya hangi nedenle incelemenin etkisizleşeceği açıklanmalıdır. [1]

Tespit tamamlandıktan sonra dilekçe, karar, tutanak ve varsa rapor mahkeme tarafından kendiliğinden diğer tarafa tebliğ edilir. Karşı tarafın, tebliğden itibaren bir hafta içinde tespit kararına itiraz hakkı vardır. Önceden haber verilmemesi, karşı tarafın daha sonra bilgilendirilme ve itiraz haklarının kaldırılması anlamına gelmez.

Fotoğraf, dijital kayıt ve onarım belgeleri nasıl korunur?

Görüntünün bağlamı en az kendisi kadar önemlidir

Bir fotoğraf hasarın görünümünü gösterebilir; ancak her zaman hasarın tarihini, sebebini veya kimin sorumlu olduğunu ispatlamaz. Yakın plan görüntünün yanında, yerin hangi bölümünü gösterdiğini anlaşılır kılan genel görüntüler de saklanmalıdır. Özgün dosyalar korunmalı; yalnızca mesajlaşma uygulamasından geçirilmiş düşük çözünürlüklü kopyalarla yetinilmemelidir.

Pratik olarak olay tarihi, fark edilme zamanı, görüntüyü oluşturan kişi, cihaz ve sonraki müdahaleler kısa bir kronolojiye yazılabilir. Bu kayıt tek başına doğruluğu garanti etmez; belgelerin birbirleriyle karşılaştırılmasını kolaylaştırır. Orijinal dosyayı değiştirmeden çalışma kopyası oluşturmak, sonradan hangi işlemin yapıldığını açıklayabilmek bakımından yararlıdır.

Ekran görüntüsü bütün dijital incelemenin yerini tutmaz

HMK m.199, elektronik verileri de belge kapsamına alır. Bununla birlikte ekran görüntüsünün gerçekten hangi hesaba, tarihe veya içeriğe ait olduğu tartışılabilir. İnternet adresi, ilgili sayfanın bütünü, bağlantılı içerik ve mümkünse özgün teknik kayıtlar birlikte değerlendirilmelidir. Dijital delilin bütünlüğü veya kaynağı teknik inceleme gerektiriyorsa bu ihtiyaç talepte açıkça belirtilmelidir. [1]

Noter tespiti belirli bir anda görülen içeriğin belgelenmesine yardımcı olabilir; fakat içeriği kimin ürettiğini veya bütün teknik kayıtların doğruluğunu her durumda kesinleştirmez. Parola, özel yazışma, sağlık veya üçüncü kişilere ait veriler gereksiz yere çoğaltılmamalıdır. Uyuşmazlıkla ilgisiz kişisel veriler yerine, incelenmesi gereken veri ve erişim sınırı belirlenmelidir.

Onarım gerekiyorsa delil ve zarar yönetimini birlikte planlayın

Onarımdan önce mahkeme tespiti yapılması, sonradan çıkabilecek ispat sorunlarını azaltabilir. Bununla birlikte acil müdahalenin ertelenemediği olaylarda güvenlik ve zararın sınırlandırılması öncelik taşır. Müdahaleyi yapan kişinin açıklaması, işlem sırası, çıkan parçalar, faturalar ve öncesi–sonrası görüntüleri birlikte saklanmalıdır.

Karşı tarafa uygun biçimde inceleme imkânı verilmesi, koşullar elveriyorsa sonraki tartışmaları azaltabilir. Fakat olayın aciliyeti, güvenlik riski veya delilin yok edilme ihtimali göz ardı edilerek her dosya için aynı bildirim yöntemi önerilemez. Yapılan işlem ve gerekçesi yazılı kayda bağlanmalıdır.

Mahkeme tespiti, noter tespiti ve uzman görüşü nasıl ayrılır?

Noterlik Kanunu m.61’de düzenlenen tespit işlemleri ile HMK m.293 uyarınca tarafın aldığı uzman görüşü, mahkemece yaptırılan delil tespitiyle aynı usul değildir. Hangi aracın kullanılacağı, korunacak bilginin niteliğine ve sonraki uyuşmazlığın ihtiyaçlarına göre seçilir. HMK m.401/2, noterlerin vakıa tespitine ilişkin hükümleri saklı tutar. [1, 4]

Tablo 2. Koruma ve inceleme araçlarının işlevi

AraçBaşlıca işlevKendiliğinden sağlamadığı sonuç
Mahkemeden delil tespitiDelili yargısal usulle önceden toplamakEsas davada sorumluluk ve tazminat hükmü
Noter tespitiYetki kapsamındaki vakıayı belgelemekHer teknik nedenin ve kusurun çözülmesi
Tarafın uzman görüşüBilimsel veya teknik değerlendirme sunmakMahkeme bilirkişisi raporuyla aynı usul güvenceleri
İhtiyati tedbirUyuşmazlık konusu hak için geçici korumaBütün delillerin otomatik toplanması
Eda davasıİfa veya ödeme gibi bir sonuca hükmedilmesiKararın her durumda fiilen tahsil edilebilmesi

Örneğin teknik bir özel rapor, mahkemeye yöneltilecek soruları geliştirebilir. Ancak karşı tarafa katılım imkânı tanınması gereken yargısal tespit işleminin yerine geçmiş sayılmaz. Tersinden, mahkeme raporunun bulunması da tarafın gerekçeli uzman görüşü sunmasını anlamsız kılmaz. Bu görüşün nasıl değerlendirileceği, içeriği ve yargılamadaki usulüne bağlıdır.

İncelenecek şeyin korunması, sökülmesinin engellenmesi veya başka bir geçici önlem gerekiyorsa yalnız tespit talebi yeterli olmayabilir. İhtiyati tedbir veya uygulanabilecek özel koruma, kendi şartlarıyla ayrıca istenmelidir. Delil tespiti kararı, örneğin kendiliğinden satış yasağı veya ödeme emri oluşturmaz.

Delil tespitinde itiraz süreleri nasıl hesaplanır?

Tespit kararına itiraz ile rapora itiraz ayrıdır

Tespit şartlarının bulunmadığı, kapsamın aşırı geniş olduğu veya önceden bildirim yapılmadan işlem için zorunluluk bulunmadığı yönündeki itirazlar, tespit kararına ilişkindir. Raporda hatalı ölçüm, eksik inceleme veya gerekçesiz bedel hesabı bulunduğu yönündeki itiraz ise bilirkişi değerlendirmesini hedefler. Aynı dosyada her ikisine de ihtiyaç duyulabilir.

HMK m.402/3 ve m.403 kapsamındaki bir haftalık süre, bilirkişi raporuna karşı HMK m.281’deki iki haftalık süreyle aynı değildir. HMK m.404 gereğince, seçilen delilin toplanmasına ilişkin hükümler uygulanır. Bu yüzden tespit sırasında alınan bilirkişi raporu bakımından da rapora ilişkin itiraz ve açıklatma sistemi değerlendirilir. Bir itiraz türü için yapılan başvuru, diğerinin süresini kendiliğinden uzatmaz. [1, 10]

Tablo 3. Sürelerin konusu ve başlangıcı

İşlemSüre ve başlangıçDikkat edilecek ayrım
Olağan tespitte itiraz ve ek sorularHMK m.402/3 uyarınca kararın tebliğiyle ilgili bir haftalık süreKeşfin yapılmasını bekleyerek süre geçirilmemeli
Acele tespit kararına itirazHMK m.403 kapsamında belgelerin tebliğinden itibaren bir haftaKarara itirazdır; rapor incelemesi ayrıca yapılır
Bilirkişi raporuna itirazRaporun tebliğinden itibaren iki haftaHMK m.281 ve m.404 birlikte değerlendirilir
Rapor için ek süre talebiİlk iki haftalık süre içinde başvuruŞartları varsa bir defa, en çok iki hafta ek süre verilebilir
Tespit sonrası esas talepUyuşmazlığa özgü zamanaşımı veya hak düşürücü süreTespitten başlayan genel bir dava açma süresi yoktur
Adli tatilDelil tespiti ve buna ilişkin itirazlar tatilde de görülürOtomatik tatil uzamasına güvenilmemeli

Ek süre otomatik değildir

Rapora karşı görüşün hazırlanması çok zor veya imkânsızsa yahut özel veya teknik çalışma gerektiriyorsa, ilk iki haftalık süre içinde mahkemeye başvurularak ek süre istenebilir. HMK m.281/1’e göre mahkeme, ilk sürenin bitiminden başlayacak şekilde, bir defaya mahsus ve iki haftayı aşmayan ek süre verebilir. Talep edilmiş olmasıyla kabul edilmiş olması farklıdır. Bu düzenleme, tespit kararına ilişkin bir haftalık süre için genel bir uzatma imkânı olarak kullanılamaz. [1]

Tebligatın türü ve kapsamı kontrol edilmelidir

Karar tarihi, raporun dosyaya konulduğu tarih ve usulüne uygun tebliğ tarihi birbirinden ayrılmalıdır. Elektronik tebligatta, 7201 sayılı Kanun m.7/a uyarınca tebligatın elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonu dikkate alınır. Haftayla belirlenen sürelerin hesabı ve son günün resmî tatile rastlaması HMK m.92–93 çerçevesinde değerlendirilir. [1, 5]

HMK m.103/1-a, delil tespiti ve buna ilişkin itirazları adli tatilde görülen işler arasında sayar. Tebligatta eksiklik veya farklı bir süre bildirimi bulunması hâlinde, dosyadaki işlem ve hukuki niteliği incelenmelidir. Eski bir karardaki genel ifadeden hareketle bütün itirazların süresiz olduğu sonucuna varmak güvenli değildir.

Tespit raporu davada nasıl değerlendirilir?

Rapor tek başına kesin sonuç oluşturmaz

HMK m.405’e göre tespit dosyası asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir. Tarafların her biri tutanak ve raporlara dayanabilir. Başvuran, yalnızca lehine çıkan kısımların kullanılacağını varsayamaz. Tespit, başvuranın iddiasını destekleyebileceği gibi zayıflatabilir de. [1]

Tespitte alınan bilirkişi raporu bakımından HMK m.282 uygulanır; hâkim görüşü diğer delillerle birlikte değerlendirir. Raporun gerekçesi, kullanılan belgeler, ölçümler ve karşı itirazlara cevap verip vermediği önemlidir. Rapora süresinde itiraz edilmemesinin usulî etkileri de vardır; fakat bu durum rapordaki her hukuki değerlendirmenin hâkimi bağlayan kesin hükme dönüşmesi demek değildir.

Tebliğ edilmeyen ve itiraza uğrayan rapor konusunda içtihat

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 21.11.2016 tarihli, E.2016/3681, K.2016/4768 sayılı kararında, klima montajından kaynaklanan uyuşmazlıkta karşı tarafın yokluğunda alınan ve itiraza uğrayan tespit raporuyla yetinilmesi uygun bulunmamıştır. Mahkemenin tarafların iddia ve itirazlarını değerlendiren bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Kararın pratik önemi, tespit raporunun çekişmeli incelemenin yerine konulamamasıdır. [6]

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11.12.2017 tarihli, E.2017/2611, K.2017/17356 sayılı kararında da kiralanana verilen zarar için alınan raporun karşı tarafa tebliğ edilmemesi ve yargılamada kabul edilmemesi değerlendirilmiştir. Yeni bir uzman incelemesiyle itirazların karşılanması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca tespit raporundaki zarar miktarının başvuran lehine kendiliğinden kazanılmış hak oluşturmadığı açıklanmıştır. [7]

Bu kararlar, her itirazın raporu otomatik olarak yok ettiği şeklinde okunmamalıdır. Tebligat, katılım, somut itirazların karşılanması ve mahkemenin kendi değerlendirmesi birlikte önem taşır. HMK m.402/4’teki sonradan resen tebliğ yükümlülüğü de bu usul güvenceleriyle bağlantılıdır.

İnceleme konusu artık değişmişse ne yapılabilir?

Onarım veya yıkım nedeniyle yeniden aynı incelemenin yapılması mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda önceki fotoğraflar, ölçümler, tutanaklar ve teknik kayıtların yeni değerlendirmede kullanılıp kullanılamayacağı önem kazanır. Raporun sonucu ile raporun dayandığı ham veriler aynı şey değildir.

Barış Küçük’ün 2025 tarihli çalışması, acele tespitlerde hukuki dinlenilme hakkı ihlalini ve itiraza uğrayan raporlardaki bulguların sonraki incelemeye etkisini tartışır. Çalışmanın işaret ettiği sorun, eksik tebligatın sonuçları değerlendirilirken geri getirilemeyecek delil verilerinin durumunun da açıklığa kavuşturulmasıdır. Bu tartışma, mahkemeyi bağlayan genel bir otomatik kabul kuralı değildir. Uygulamada amaç; karşı tarafın itirazlarını gerçekten inceleyen, denetlenebilir bir değerlendirme yapılmasını sağlamaktır. [10]

Delil tespitinden sonra dava ne zaman açılmalıdır?

Genel bir iki hafta veya iki yıl kuralı yoktur

HMK m.400–405, sırf delil tespiti yapılmış olması nedeniyle başlayan genel bir esas dava açma süresi düzenlemez. İhtiyati tedbir için HMK m.397’deki dava açma süresi, delil tespitine otomatik olarak uygulanmaz. Dosyada ayrıca tedbir veya başka bir koruma varsa onun süreleri ayrı izlenmelidir. [1]

Bu durum süresiz beklenebileceği anlamına gelmez. Alacağın tabi olduğu zamanaşımı, hak düşürücü süre, ayıp bildirimi veya özel başvuru koşulu işlemeye devam edebilir. Sürenin hangi tarihte başladığı; sözleşmenin ve talebin niteliği, teslim, öğrenme, zarar ve ilgili özel hükümlere göre değişebilir.

Tespit başvurusu tek başına zamanaşımını kesmez

TBK m.154’teki zamanaşımını kesen sebepler ile delil tespiti aynı hukuki işlemler değildir. Tespit dosyasının açılmış olması, asıl alacak davası açılmış gibi değerlendirilmemelidir. Borcun ikrarı, dava veya icra takibi gibi başka bir kesilme sebebi bulunuyorsa bunun etkisi ayrıca incelenir. [2]

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 24.10.2024 tarihli, E.2024/2916, K.2024/3723 sayılı kararında, 2017’de delil tespiti istenmiş olmasına rağmen 2020’de açılan davada teslimden itibaren uygulanan beş yıllık sürenin dolduğu kabul edilerek zamanaşımı nedeniyle ret sonucu onanmıştır. Bu karar, her inşaat veya tüketici uyuşmazlığının süresinin beş yıl olduğu anlamına gelmez. Gösterdiği pratik risk, tespit yapılmış olmasına güvenilerek esas talebin geciktirilmesidir. [8]

Arabuluculukla tespit birlikte planlanabilir

Asıl dava için arabuluculuk dava şartı bulunması, acil delilin korunması için arabuluculuğun sonunu beklemek gerektiği anlamına gelmez. Delil tespiti esas davanın kendisi değildir. Ancak sonradan açılacak davanın arabuluculuk ve diğer dava şartları ayrıca yerine getirilmelidir.

6325 sayılı Kanun m.18/A/15 uyarınca dava şartı arabuluculukta büroya başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. İhtiyari arabuluculukta ise sürecin başlangıcı ve süre hesabı m.16 çerçevesinde değerlendirilir. Bu etki delil tespiti başvurusundan değil, ilgili arabuluculuk hükümlerinden doğar. Basit görüşme, pazarlık veya “uzlaşacağız” beyanı aynı sonucu kendiliğinden yaratmaz. [3]

Tespit raporundaki tutar dava türünü tek başına belirlemez

Bir raporda bedel yazması, her olayda alacağın tam ve kesin biçimde belirlenebilir hâle geldiğini göstermez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2022 tarihli, E.2022/397, K.2022/701 sayılı kararında; birbiriyle çelişen raporlar ve ancak yargılamada netleşebilecek zarar kalemleri birlikte değerlendirilmiştir. Önceden tespit yaptırılmış olması, o olayda belirsiz alacak davasına engel kabul edilmemiştir. [11]

Karardaki karşı görüş, başvuranın kayıtları ve itiraz etmediği rapor nedeniyle miktarı belirleyebilecek durumda olduğunu savunmuştur. Dolayısıyla çıkarılacak sonuç, her tespit dosyasının belirsiz alacak davasına uygun olduğu değildir. Davanın açıldığı anda miktarın belirlenebilirliği, eldeki belgeler ve HMK m.107 koşulları somut olarak incelenmelidir. [1, 11]

Delil tespiti masrafları ve avukatlık ücreti nasıl değerlendirilir?

HMK m.402/2 uyarınca mahkemenin belirlediği tespit giderleri avans olarak ödenmeden sonraki işlemler yapılmaz. Harç veya muafiyet durumu, bilirkişi sayısı, uzmanlık alanı, keşif yeri, ulaşım, numune ve laboratuvar incelemesi toplam gideri etkiler. Bu nedenle bütün dosyalara uygulanacak tek bir “delil tespiti fiyatı” vermek yanıltıcıdır. [1]

Tablo 4. Masraf kalemlerinin ayrılması

KalemNeye göre değişir?Dosyada tutulacak kayıt
Harç ve başvuru gideriİşlem türü ve uygulanabilir muafiyetTahakkuk ve ödeme belgesi
Bilirkişi ücretiUzmanlık, incelemenin kapsamı ve tarifeMahkemenin avans veya ücret kararı
Keşif ve ulaşımYer, mesafe ve inceleme koşullarıKeşif gider dökümü
Teknik incelemeNumune, ölçüm veya laboratuvar gereksinimiİşlem kapsamı ve gider belgesi
Tebligat ve diğer giderlerTaraf ve işlem sayısıÖdeme ve tebligat kayıtları
Avukatlık ücretiÜstlenilen iş ve ücret sözleşmesiTespit ve esas dava kapsamının ayrımı

Gerekli tespit giderleri, asıl davayla bağlantısı ve yargılama gideri kuralları çerçevesinde değerlendirilir. Başlangıçta gideri yatırmak ile sonunda kimin üzerinde kalacağı farklı konulardır. Her ödemenin mutlaka karşı taraftan alınacağı söylenemez. Gereksiz veya uyuşmazlıkla ilgisiz giderler de aynı şekilde değerlendirilmeyebilir. [1: m.323, 326]

Avukatlık ücret sözleşmesinde yalnız tespit başvurusunun mu, keşfe katılım ve rapora itirazın da mı, yoksa esas davanın da mı üstlenildiği açık olmalıdır. Mahkemenin hükmedebileceği karşı vekâlet ücreti ile kişinin kendi avukatıyla kararlaştırdığı ücret aynı kalem değildir.

Yargılama giderlerini karşılayamayan kişiler, koşulları varsa HMK m.334 ve devamındaki adli yardımdan geçici hukuki koruma talepleri için de yararlanabilir. Mali durum belgeleri ve talebin dayanakları sunulur. Mahkemeden giderler için adli yardım istemek ile baronun avukat yardımına başvurmak ayrı süreçlerdir; birindeki kabul diğer bütün giderleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. [1]

Tespit reddedilirse veya inceleme engellenirse ne yapılır?

Delil tespitine ilişkin kararlar bakımından HMK m.341’de ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz için tanınan istinaf imkânı doğrudan genellenemez. Genel HMK sisteminde delil tespiti kararına karşı bağımsız istinaf veya temyiz yolu bulunduğu varsayılmamalıdır. Tespit kararına kanunda düzenlenen itiraz ile esas hükme karşı kanun yolu birbirinden ayrılır. [1]

Ret gerekçesi incelenmelidir. Eksik açıklamanın tamamlanması, yeni durumun belgelenmesi veya şartları bulunan yeni bir istem değerlendirilmesi mümkün olabilir. Bununla birlikte aynı dayanaksız talebi farklı mahkemelerde tekrar etmek çözüm değildir. Asıl davanın süresi yaklaşmışsa tespit sonucunu beklemenin yaratacağı risk ayrıca ele alınmalıdır.

İnceleme sırasında yere girilmesi engellenir, eşya gösterilmez veya ilgili belge sunulmazsa durum mahkemeye bildirilir ve tutanağa geçirilmesi istenir. Keşfe katlanma yükümlülüğü ve uyulmamasının sonuçları HMK m.291’de düzenlenmiştir; belge ibrazında ise m.219 ve devamı gündeme gelebilir. Başvuranın kendiliğinden zor kullanması, kilit açması veya eşya alması için tespit kararı genel bir yetki belgesi değildir. [1] Şirket defter ve belgelerine erişim için ortağın bilgi alma ve inceleme hakkı ise Limited ve Anonim Şirkette Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı yazısında anlatılmaktadır.

Başvurudan esas davaya kadar dosya nasıl takip edilmelidir?

Delil tespiti yalnız dilekçe verip rapor beklemekten ibaret görülmemelidir. Tespit edilecek vakıa, uzmanlık alanı, keşif kapsamı, tebligat ve süreler birlikte izlenmelidir. Her dosya için geçerli sabit bir tamamlanma süresi yoktur; aciliyet, inceleme yeri, bilirkişi ve teknik işlemlerin niteliği takvimi etkiler. Başvuru öncesinde yapılan hazırlık kadar, elde edilen raporun sonraki davaya doğru aktarılması da önemlidir.

  1. Olayı kaydedin. Tarihleri, kişileri, sözleşmeyi, değişme tehlikesini ve eldeki belgeleri ayırın.
  2. Acil işlemi belirleyin. Güvenlik müdahalesiyle korunması gereken delili birlikte değerlendirin.
  3. Doğru talebi kurun. Mahkemeyi, karşı tarafı, incelenecek şeyi ve teknik soruları somutlaştırın.
  4. Kararı takip edin. Avans, bilirkişi uzmanlığı, keşif tarihi ve karşı tarafın bilgilendirilmesini kontrol edin.
  5. Tespitin kapsamını izleyin. İncelenemeyen alanları ve taraf açıklamalarını kayda geçirtin; gerekli ek incelemeyi gerekçelendirin.
  6. Raporu ve tebligatı inceleyin. Karara ve rapora ilişkin süreleri ayrı hesaplayın; teknik itirazları belgeyle açıklayın.
  7. Esas talebi geciktirmeyin. İhbar, arabuluculuk, zamanaşımı ve dava koşullarını ayrıca izleyin; tespit dosyasını esas dosyayla ilişkilendirin.

Avukatla yürütülen işlerde müvekkile yalnız “dosya açıldı” bilgisi verilmesi yeterli bir iletişim değildir. Hangi işlemin yapıldığı, hangi sonucun beklendiği, ek gider gerekip gerekmediği ve yaklaşan tarihlerin ne olduğu anlaşılır biçimde paylaşılmalıdır. Yapılan işlemin yazılı kaydı, hem dosya yönetimini hem müvekkilin süreci anlamasını güçlendirir. Bu çalışma düzeni, raporun olumlu çıkacağı veya davanın kazanılacağı vaadi değildir.

Sonuç

Delil tespitinin değeri, bugünkü durumu yarın tartışılabilir ve denetlenebilir biçimde korumasındadır. Bunun için doğru mahkemeye başvurmak, kaybolma riskini somutlaştırmak, teknik soruları iyi kurmak ve karşı tarafın usul haklarını gözetmek gerekir. Eksik tebligat veya denetlenemeyen bir rapor, korunduğu düşünülen delilin etkisini zayıflatabilir.

Tespit yapılmış olması, gerekli bildirimin yapıldığı, zamanaşımının kesildiği, asıl davanın açıldığı veya zararın tahsil edileceği anlamına gelmez. Delil dosyasıyla birlikte esas talebin takvimi de yönetilmelidir. Korunması gereken yalnız hasarın fotoğrafı değil; o hasarın ne zaman, nerede, hangi koşullarda ve nasıl ortaya çıktığını açıklayabilecek ispat bütünlüğüdür.

Sıkça Sorulan Sorular

Delil tespiti dava açmadan istenebilir mi?

Evet. İleride açılacak davayla bağlantı ve hukuki yarar bulunmalıdır. Delilin kaybolma veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde güçleşme ihtimali somutlaştırılır. Başvuru mercii dava öncesi HMK m.401/1’e göre belirlenir. Ayrıntı: Başvuru şartları.

Delil tespiti için mutlaka avukat gerekir mi?

Kural olarak dava ehliyeti olan kişi kendisi başvurabilir. Temsil, tüzel kişi ve özel usul kuralları ayrıca değerlendirilir. Teknik sorular, görev, tebligat ve sürelerde yapılacak hatalar nedeniyle başvurunun hukuki hazırlanması önemlidir. Ayrıntı: Dilekçe ve temsil.

Karşı taraf bilinmiyorsa başvuru yapılamaz mı?

Koşullar karşı tarafın gösterilmesine imkân vermiyorsa HMK m.402/1 talebin geçerli sayılabilmesine imkân tanır. Neden belirlenemediği açıklanmalıdır. Bilinen kişiyi bildirmemek aynı istisna değildir. Ayrıntı: Karşı tarafın belirtilmesi.

Delil tespiti ne kadar sürede tamamlanır?

Her dosya için geçerli sabit bir tamamlanma süresi yoktur. Aciliyet, mahkemenin işleyişi, inceleme yeri, bilirkişi ve teknik işlemler etkili olur. Delilin değişeceği tarih varsa başvuruda belgeleriyle gösterilmelidir. Ayrıntı: Dosyanın takibi.

Tespit için arabuluculuğun bitmesini beklemeli miyim?

Esas dava bakımından arabuluculuk şartı bulunması, delil tespiti için sürecin sonunu beklemeyi gerektirmez. Ancak tespit, esas dava için zorunlu arabuluculuğun yerine geçmez. Süreler iki işlem bakımından ayrı izlenir. Ayrıntı: Arabuluculuk ve süreler.

Karşı tarafa haber verilmeden tespit yapılması hukuka aykırı mıdır?

Her durumda değildir. HMK m.403’teki zorunluluk varsa acele tespit yapılabilir. Sonrasında ilgili belgelerin karşı tarafa tebliği ve itiraz hakkının korunması gerekir. Ayrıntı: Acele tespit usulü.

Tespit kararına ve rapora itiraz süresi aynı mıdır?

Hayır. HMK m.402/3 ve m.403’teki karara ilişkin bir haftalık sistemle, bilirkişi raporuna HMK m.281 kapsamında iki haftalık itiraz ayrıdır. Tebligatın içeriği ve hangi işleme karşı çıkıldığı birlikte incelenir. Ayrıntı: İtiraz süreleri tablosu.

Delil tespitinden sonra iki hafta içinde dava açmak zorunlu mu?

Sırf delil tespiti nedeniyle böyle genel bir zorunluluk yoktur. İhtiyati tedbir ve diğer geçici korumaların süreleri ayrıdır. Alacağın kendi zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri korunmalıdır. Ayrıntı: Esas davanın zamanı.

Tespit raporu varsa başka bilirkişi incelemesi yapılamaz mı?

Yapılabilir. Eksik, çelişkili veya denetlenemeyen rapor için açıklama, ek rapor ya da yeni inceleme gündeme gelebilir. Tespit raporu hâkimi her yönüyle bağlayan kesin hüküm değildir. Ayrıntı: Raporun değerlendirilmesi.

Fotoğraf ve servis raporu yeterli olur mu?

Bazı olgular için yararlı olabilir; her uyuşmazlıkta yeterli olduğu söylenemez. Tarih, yer, teknik neden, bütünlük ve karşı tarafın itirazları önemlidir. Mahkeme tespiti gereksinimi bu eksikler ve delilin değişme riskiyle değerlendirilir. Ayrıntı: Görsellerin ve kayıtların korunması.

Evimi veya aracımı tespitten önce onarabilir miyim?

Onarımın delili değiştirme riski değerlendirilmelidir. Güvenlik veya zararın büyümesini önleme nedeniyle beklenemiyorsa müdahale gerekçesi ve öncesi–sonrası durum ayrıntılı belgelenmelidir. Mümkün olan hâllerde tespitin önce yapılması ispatı kolaylaştırabilir. Ayrıntı: Onarım öncesi hazırlık.

Delil tespiti masrafını karşı taraf öder mi?

Başlangıçta gerekli avans kural olarak talep edenden alınır. Son gider yükü, asıl davayla ilişki ve yargılama gideri hükümlerine göre belirlenir. Her giderin karşı taraftan geri alınacağı garanti edilemez. Ayrıntı: Giderlerin ayrılması.

Delil tespiti adli tatilde yapılabilir mi?

Evet. HMK m.103/1-a uyarınca delil tespiti ve buna ilişkin itirazlar adli tatilde de görülebilen işlerdendir. Bu nedenle otomatik süre uzamasına güvenilmemelidir. Ayrıntı: Tebligat ve tatil.

Tespit yaptıran kişi raporu kullanmak zorunda mıdır?

Başvuranın lehine ve aleyhine bulgular çıkabilir. HMK m.405 gereğince asıl davanın iki tarafı da tutanak ve raporlara dayanabilir. Raporun yalnız başvuranın seçtiği kısımlarının etkili olacağı varsayılamaz. Ayrıntı: Raporun iki tarafça kullanılması.

Kaynakça

  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu. Özellikle m.27, 51–52, 71, 92–93, 103, 106–107, 189, 199, 219–221, 266, 279–283, 291, 293, 316, 323, 326, 334–340, 341, 389–397 ve 400–405, 414. Mevzuat Bilgi Sistemi · UYAP mevzuat kaydı.
  2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu. Özellikle m.154, 334–335 ve sözleşme türüne göre ilgili ayıp hükümleri. Mevzuat Bilgi Sistemi.
  3. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu. Özellikle m.16 ve m.18/A. Adalet Bakanlığı mevzuat sayfası.
  4. 1512 sayılı Noterlik Kanunu. m.61. Mevzuat Bilgi Sistemi.
  5. 7201 sayılı Tebligat Kanunu. m.7/a. Mevzuat Bilgi Sistemi.
  6. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 21.11.2016, E.2016/3681, K.2016/4768. Karar metni.
  7. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 11.12.2017, E.2017/2611, K.2017/17356. Karar metni.
  8. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 24.10.2024, E.2024/2916, K.2024/3723. Karar metni.
  9. Tahiroğlu, Fatih. “Medenî Usûl Hukukunda Delil Tespitinde Görevli ve Yetkili Mahkeme.” Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 12(2), 2022, s.1241–1260. Makale.
  10. Küçük, Barış. “Acele Hallerde Delil Tespiti Yoluyla Elde Edilen Bilirkişi Raporlarına İtirazın Hukuki Sonuçları.” Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 33(3), 2025, s.1989–2013. DOI: 10.15337/suhfd.1676305. Makale.
  11. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.05.2022, E.2022/397, K.2022/701, özellikle par.36–45. Karar metni.

Karar bağlantıları DeJure hukuk veri tabanındaki tam metinlere yönelir; erişim için abonelik gerekebilir.

YAZAR

Av. Begüm Maltaş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları