İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

İcra ve İflas Hukuku

İcranın Geri Bırakılması (Tehiri İcra): İstinaf ve Temyiz Sürecinde Haklarınız

İcra emrini ve gerekçeli kararı ofiste birlikte inceleyen avukat ile müvekkil.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 20 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

İcranın geri bırakılmasında başvuru ve teminat şartları, mehil vesikası, hacizlere etkisi ve istinaftan temyize geçiş; güncel mevzuat ve beş yargı kararıyla açıklanıyor.

İcranın geri bırakılması, uygulamadaki adıyla tehiri icra, kanun yoluna başvurulan bir kararın icrasına karşı geçici hukuki koruma sağlar. Hukuk davasında istinafa veya temyize başvurmak, kural olarak icra takibini kendiliğinden durdurmaz. İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 36. maddesindeki şartlar sağlanarak ayrıca karar alınması gerekir. Güncel düzenlemeye göre bu kararı takibin yapıldığı yer icra mahkemesi verir. [1–2]

Bu nedenle “kararı istinaf ettim”, “teminatı yatırdım” ve “icranın geri bırakılması kararı aldım” ifadeleri aynı hukuki sonucu anlatmaz. Başvurunun hazırlanması, icra müdürlüğünce süre verilmesi ve mahkeme kararının icra dosyasında uygulanması ayrı aşamalardır. Haciz veya tahliye tehlikesi bulunan bir dosyada bu ayrım, başvurunun ne zaman ve nasıl yapılacağını belirler.

Bu rehber, Türkiye’de hukuk yargılamasıyla bağlantılı icra takiplerini ele alır. Ceza infazının ertelenmesi ve idari yargıda yürütmenin durdurulması farklı kurumlardır. Mevzuat ve kaynak incelemesinin tarihi 11 Ekim 2026’dır; somut dosyada kararın türü, tebligat, takip aşaması ve özel kanun hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

İcranın geri bırakılması hangi ihtiyaca cevap verir?

Bir mahkeme para ödenmesine karar verdiğinde, borçlu kararın hatalı olduğunu düşünerek kanun yoluna başvurabilir. Ancak alacaklı da kural olarak kesinleşmeyi beklemeden ilamın icrasını isteyebilir. İİK m. 36, bir yandan kanun yolu incelemesi sürerken borçluyu cebri icranın sonuçlarından korumayı, diğer yandan alacaklının tahsil olanağını teminatla güvenceye almayı amaçlar.

Örneğin bir şirket aleyhindeki alacak kararı istinafa taşınmışken banka hesaplarına haciz uygulanabilir. Başvuru dilekçesinin dosyada bulunması, bankanın haciz işlemini tek başına durdurmaz. Borçlunun kanun yolu başvurusunu belgelemesi, gerekli güvenceyi sağlaması veya istisnasını göstermesi ve icranın geri bırakılması sürecini tamamlaması gerekir. Bu koruma, borcun bulunmadığına dair nihai bir karar değildir.

İİK m. 33, m. 36 ve m. 40 birbirinden nasıl ayrılır?

“İcranın geri bırakılması” ifadesi birden fazla hukuki düzenlemede kullanılır. Doğru yol, yalnız takip dosyasının adına göre değil, ileri sürülen sebebe göre seçilir. [1]

Hukuki yolTemel meseleBaşlıca sonuç
İİK m. 36İlam kanun yolunda incelenirken icraya karşı koruma istenmesiKanuni şartlarla geçici durma; hükmün doğruluğu kanun yolu merciinde incelenir.
İİK m. 33 ve m. 33/aİtfa, imhal veya zamanaşımı gibi kanunda düzenlenen sebeplerSebebe, zamana ve ispat şartlarına göre icranın geri bırakılması değerlendirilir.
İİK m. 40İlamın kaldırılması veya bozulması; ardından borçsuzluğun kesinleşmesiÖnce icra işlemlerinin olduğu yerde durması, ayrıca şartları oluşursa icranın iadesi.

İtfa, borcun sona ermesini; imhal, alacaklı tarafından ödeme için süre verilmesini ifade eder. İİK m. 33 kapsamında icra emrinden önceki ve sonraki olaylar bakımından süre ve belge şartları farklıdır. İcra emrinin tebliğinden önceki ilgili sebepler için maddede yedi günlük başvuru süresi düzenlenmiştir; tebliğden sonraki sebepler ise kanundaki şartlarla her zaman ileri sürülebilir. Bu yol, hükme bağlanmış uyuşmazlığı baştan yargılatma aracı değildir.

Dolayısıyla “borcu hükümden sonra ödedim” iddiasında ödeme belgesinin tarihi ve niteliği incelenirken, “mahkeme delilleri yanlış değerlendirdi” iddiası kanun yolu incelemesinin konusudur. İkinci durumda İİK m. 36 koruması ayrıca gündeme gelir. Bu iki talebin dayanaklarını karıştırmak, gerekli belgenin veya sürenin gözden kaçmasına yol açabilir.

Hangi kararlarda tehiri icra gündeme gelir?

İstinaf ve temyiz neden tek başına yeterli değildir?

HMK m. 350 ve m. 367 uyarınca istinaf ve temyiz, kural olarak kararın icrasını durdurmaz; İİK m. 36 saklıdır. Kanun yolu başvurusunun yapılmış olmasıyla kararın kesinleşmemiş olması aynı dosyada birlikte bulunabilir; buna rağmen karar icra edilebilir. Kesinleşmemiş karar, mutlaka icra edilemez karar demek değildir. [2]

Önce kararın kanun yoluna açık olup olmadığı, başvurunun süresi ve hangi hüküm bölümünün başvuruya konu edildiği belirlenmelidir. Olağan kanun yolu kapalı olan bir karar için yalnız “tehiri icra istiyorum” denilmesi yeni bir istinaf veya temyiz hakkı oluşturmaz. Kısmi başvurularda ise itiraz edilen tutarla icranın geri bırakılması istenen kapsamın bağlantısı açıkça gösterilmelidir.

Kesinleşmeden icra edilemeyen kararlar farklıdır

HMK, kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal üzerindeki ayni haklarla ilgili kararlarda kesinleşme şartı öngörür. Ancak kararın konusu ve hüküm bölümleri ayrı ayrı incelenmelidir. Örneğin mülkiyet hakkını etkileyen bir kararla kira ilişkisine dayanan tahliye kararı aynı grupta değerlendirilmez. Nafaka için ayrıca özel kural vardır. [2]

Kesinleşmesi gereken bir hüküm henüz kesinleşmeden takibe konulmuşsa, başlangıç sorusu teminat yatırıp yatırmamak değil, takibin o aşamada hukuken yürütülüp yürütülemeyeceğidir. İcra işleminin şikâyeti ve gerekli durdurma talebi buna göre değerlendirilir. Şikâyetin kendiliğinden durdurucu olmadığı da unutulmamalıdır. Konunun genel çerçevesi için Kesinleşmeden İcraya Konulabilen İlamlar ve İstisnaları başlıklı incelemeye bakılabilir.

Her icra dosyası İİK m. 36 kapsamına girer mi?

Hayır. Düzenlemenin merkezinde, kanun yoluna taşınmış bir ilam vardır. İlam niteliğinde bir belgeyle takip yapılabilmesi, o belgeye karşı istinaf veya temyiz yolunun bulunduğu anlamına gelmez. Örneğin her noter senedi bakımından otomatik olarak İİK m. 36 prosedürü kurulamaz. İİK m. 38 kapsamı ile m. 36 şartları ayrı değerlendirilir. [1]

Buna karşılık mesele, yalnız dosyanın ilk açılışında “ilamlı” veya “ilamsız” olarak adlandırılmasıyla da çözülemez. İtirazın iptali kararı sonrasında devam eden takipte kanun yoluna başvurulan ilam nedeniyle m. 36 gündeme gelebilir. Yargıtayın farklı teminatların işlevini incelediği 3 Kasım 2022 tarihli karar da böyle bir süreçle ilgilidir. [7] Kira tahliyesinde ise İİK m. 269/c özel olarak m. 36’ya başvuru olanağı tanır.

Tehiri icra kararını hangi mahkeme verir?

Yetkili merci, takibin yapıldığı yer icra mahkemesidir. 7343 sayılı Kanun’la 2021’de yapılan değişiklikten önceki düzenlemeye dayanılarak kararın doğrudan BAM’dan veya Yargıtaydan alınacağını söyleyen açıklamalar, güncel başvuruyu yanlış yere yönlendirebilir. Kanun yolu incelemesini yapan merci ile icranın geri bırakılmasına karar veren merci ayrılmıştır. [1]

İcra müdürlüğü ise gerekli şartların varlığında mahkemeden karar alınması için uygun süre verir ve kararı takip dosyasında uygular. Müdürlük, “borçlu yakında karar getirecek” düşüncesiyle kanunda bulunmayan belirsiz süreli bir durdurma uygulaması oluşturamaz.

Anayasa Mahkemesi ve öğretideki tartışma

Anayasa Mahkemesi, 3 Haziran 2025 tarihli, E. 2025/92, K. 2025/127 sayılı kararında, karar merciini takibin yapıldığı yer icra mahkemesi olarak belirleyen ibareyi Anayasa’ya aykırı bulmamıştır. Çoğunluk, kanun koyucunun usulü düzenleme yetkisini ve kanuni şartların belirli oluşunu değerlendirmiştir. Karşıoyda ise mülkiyet hakkı ve yargısal koruma açısından farklı itirazlar açıklanmıştır. [4]

Bu kararın kapsamı doğru okunmalıdır: m. 36’nın üçüncü fıkrasındaki bildirimle ilgili ibareye yönelen başvuru, ilk incelemede usul yönünden reddedilmiştir. Her iki ibarenin de esas bakımından incelenip uygun bulunduğu söylenemez.

Öğretide Muhammet Özekes, karar yetkisinin kanun yolu merciinden icra mahkemesine aktarılmasını, geçici korumanın asıl uyuşmazlığı inceleyen merciyle ilişkisi açısından eleştirir. Bu görüş, yürürlükteki yetki kuralını değiştirmez; düzenlemenin neden tartışıldığını açıklar. Uygulamada başvuru yine mevcut kanuna göre yapılmalıdır. [9]

İcranın geri bırakılması başvurusu nasıl yapılır?

Önce dosyanın hukuki ve mali durumu belirlenir

Gerekçeli karar, tebliğ belgeleri, istinaf veya temyiz başvurusu ve icra dosyasının güncel işlemleri birlikte incelenir. Haciz konulmuş mu, para icra veznesine gelmiş mi, satış veya tahliye günü belirlenmiş mi? Aynı talep, takip henüz başlamışken ve para alacaklıya ödenmek üzereyken farklı aciliyet taşır.

Başvurunun dayanağı olan kanun yolu işlemi gerçek ve belgelenebilir olmalıdır. Uygulamada “derkenar” denilen kayıt, ilgili kararın kanun yoluna taşındığını gösterir. İstinaf dilekçesinin başlığına “tehiri icra taleplidir” yazmak, tek başına koruma sağlamaz. İİK m. 36’da bu sözlerin kullanılmasını bağımsız bir şart sayan hüküm yoktur. Esas olan başvurunun ve diğer şartların varlığıdır. Öğretide de bu biçimsel zorunluluk anlayışı eleştirilmektedir. [1, 9]

Teminat, süre ve mahkeme talebi birlikte planlanır

Uygulamadaki olağan işleyiş, aşağıdaki işlemlerin dosyanın koşullarına göre koordine edilmesidir. Her aşamanın tamamlandığı belgeyle kontrol edilmelidir.

AşamaYapılacak işlemKontrol edilecek sonuç
Kanun yoluBaşvurunun yapılması ve kaydının alınmasıKarar, tarih, kapsam ve başvuru bilgilerinin uyumu
Dosya hesabıGüncel borç ve güvence ihtiyacının belirlenmesiAna para, faiz, giderler, ödemeler ve mevcut hacizler
TeminatUygun güvencenin sunulması veya istisnanın belgelenmesiTür, tutar, geçerlilik ve gerektiğinde kabul kararı
Mehilİcra müdürlüğünden karar getirmek için süre alınmasıBaşlangıç, bitiş ve zorunlu uzatma ihtiyacı
MahkemeYetkili icra mahkemesine m. 36 talebiKararın hangi ilamı, aşamayı ve tutarı kapsadığı
UygulamaKararın icra dosyasına ulaştığının izlenmesiDurmanın kayda geçmesi ve aykırı işlemlerin önlenmesi

Bu tablo, her dosyada mutlaka birbirinden ayrı altı başvuru yapılacağı anlamına gelmez. Teminatın kabulü ve geri bırakma talebi, gereken şartlar açıklanarak birlikte ele alınabilir. Mehil vesikası da mahkeme kararına ulaşıncaya kadarki korumayı sağlayan bir araçtır; öğretide bunun mahkemeye başvurunun zorunlu ön şartı olarak görülmemesi gerektiği vurgulanır. [9]

Başvuru dilekçesinde hangi bilgiler bulunmalıdır?

Dilekçede borçlu ve alacaklı bilgileri, takip dosyası, dayanak kararın mahkemesi ile esas ve karar numaraları, kanun yolu başvurusunun tarihi ve kapsamı açıklanmalıdır. Teminatın türü ve tutarı ya da teminattan muafiyet sebebi somutlaştırılmalıdır. Varsa mehil vesikası ve acil işlem bilgileri eklenmeli; hangi aşama için, hangi kapsamda icranın geri bırakılması istendiği açıkça belirtilmelidir.

Ekler arasında gerekçeli karar, başvuru kaydı, tebligat belgeleri, güncel hesap, teminat dekontu veya banka mektubu, ilgili kabul kararı ve mevcut hacizleri gösteren kayıtlar bulunabilir. Dosyadaki ihtiyaca göre liste değişir. Hazır bir dilekçenin boşluklarını doldurmak, kararın icra edilebilirliğini veya teminatın yeterliliğini kendiliğinden çözmez.

Mehil vesikası nedir, tehiri icra süresi kaç gündür?

Mehil vesikası, icra müdürlüğünün icranın geri bırakılması kararı alınması için verdiği süreyi gösterir. İİK m. 36 uygun süre verilmesini öngörür; bütün dosyalar için değişmez bir 60 veya 90 günlük süre belirlemez. Uzatma da kendiliğinden doğan bir hak değildir; kanun, uzatmayı zorunluluk bulunmasına bağlar. [1]

Usulüne uygun süre verilmesi, bu aralıkta takibin olduğu yerde durmasını sağlar. Fakat henüz mehil kararı verilmeden yalnız süre talebinde bulunmak aynı sonucu doğurmaz. Sürenin sonunda gerekli kararın dosyaya sunulmaması ise takibin devamı riskini doğurur. Bu yüzden bitiş günü, mahkeme başvurusu ve kararın iletilmesi birlikte izlenmelidir. [8]

Farklı süreleri tek bir takvim gibi değerlendirmeyin

İşlemTemel süre veya başlangıçÖnemli ayrım
HMK kapsamında istinaf ve temyizGenel kural, usulüne uygun tebliğden itibaren iki haftaÖzel hükümler ve kararın kanun yoluna açıklığı ayrıca incelenir.
Para ilamına ilişkin icra emriİİK m. 32’de yedi günlük ödeme süresiBu süre, m. 36 talebinin her durumda yedi günde tüketileceği anlamına gelmez.
İİK m. 36 mehil süresiİcra müdürünün somut dosyada verdiği uygun süreOtomatik 90 gün veya otomatik uzatma yoktur.
İcra müdürlüğü işlemine şikâyetİİK m. 16’da kural olarak öğrenmeden itibaren yedi günBir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz geciktirme için özel kural vardır.
İİK m. 269/c kapsamında tahliyeTefhim veya tebliğden itibaren on gün geçmesiBu özel infaz bekleme süresi, bütün tahliye kararlarına genellenmez.

İcra emrindeki sürenin geçirilmesi, takibin cebri icra aşamasına ilerlemesine yol açabilir. Buna karşılık şartları hâlâ mevcut bir m. 36 başvurusunu yalnız bu nedenle her durumda olanaksız saymak doğru değildir. Gecikme sırasında yapılmış işlemler ise sonradan alınan kararla otomatik olarak yok olmaz. [1–2, 8]

Mahkemenin kararı ne kadar sürede vereceği için bütün dosyalara uygulanacak bir teslim garantisi bulunmaz. İİK m. 18’de icra mahkemesine sunulan işlerin ivediliği ve yargılama usulü düzenlenmiştir. Buna rağmen “başvuru yaptım, o zamana kadar işlem yapılamaz” varsayımıyla hareket edilmemelidir.

Tehiri icra teminatı nasıl belirlenir?

Nakit, banka teminat mektubu ve diğer güvenceler

İİK m. 36; hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edilmesini, kanunda sayılan ve icra mahkemesince kabul edilecek rehin ve mali güvenceleri, muteber banka kefaletini veya borcu güvenceye almaya yeterli hacizli mal bulunmasını düzenler. Nakit dışında banka teminat mektubu ve taşınmaz rehni uygulamada öne çıkar. [1]

Banka mektubunun yalnız tutarı değil, hangi borç için verildiği, kapsamı, süre ve ödeme şartları da önem taşır. Taşınmazda değerleme, öncelikli haklar ve mevcut takyidatlar değerlendirilmelidir. Tapu değeriyle satış sonunda elde edilecek net tutarın aynı olduğu varsayılamaz. Borçlunun yeterli malı zaten hacizliyse kanunun bu seçeneği ayrıca incelenmeden mutlaka ikinci bir nakit güvence istenmesi doğru bir başlangıç değildir.

Kapak hesabı ve üç aylık faiz uygulaması

“Kapak hesabı”, takip dosyasının belirli bir tarih itibarıyla mali durumunu ortaya koyan hesap için kullanılan uygulama terimidir. Asıl alacak, işlemiş faiz, ilgili giderler, dosyaya yapılmış ödemeler ve teminatın amacı birlikte değerlendirilir. Faiz türü, başlangıç günü ve ödemelerin hangi kalemden indirildiği denetlenmeden toplam rakama güvenilmemelidir.

Uygulamada gelecekte işleyecek faiz için üç aylık ek hesapla karşılaşılabilir. Ancak İİK m. 36’da her dosya için aynı üç aylık faiz formülü yazılı değildir. Bu uygulama, teminat türü ve dosya hesabı incelenmeden evrensel kanun kuralı gibi sunulmamalıdır. Miktarın neden gerekli olduğu ve mevcut güvencelerin değeri somutlaştırılmalıdır.

Teminat tutarıyla hizmet bedeli de farklıdır. Mahkeme ve takip giderleri, varsa bankanın komisyonu ve sözleşmeye göre avukatlık ücreti ayrı mali kalemlerdir. Bankaya ödenen komisyon, borcu azaltan ödeme veya icra dosyasındaki teminatın bir parçası sayılmaz.

Kimler teminat göstermek zorunda değildir?

Kanun, borçlunun Devlet veya adli yardımdan yararlanan kişi olması durumunda teminat zorunluluğunu kaldırır. Adli yardım bakımından yalnız gelir yetersizliği ileri sürülmesiyle yetinilmez; yararlanma durumu ve kapsamı belgelendirilmelidir. Her kamu tüzel kişisinin “Devlet” kavramı içinde kendiliğinden muaf olduğu da varsayılamaz; kuruma ilişkin özel düzenleme incelenir. [1]

Teminattan muafiyet, başvuruya gerek bulunmadığı anlamına gelmez. Kanun yolu ve icranın geri bırakılması talebi yönünden diğer şartlar yine değerlendirilir. Aynı şekilde mevcut hacizli malın yeterliliği, ayrı bir teminat sunulmasına ihtiyaç bırakmayabilir; fakat koruma için gereken işlemleri kendiliğinden tamamlamaz.

Tehiri icra faizleri ve mevcut hacizleri nasıl etkiler?

Teminat yatırmak borcu ödemek midir?

Hayır. Güvence amacıyla yatırılan para veya sunulan banka teminatı, tek başına alacaklıya yapılmış ödeme değildir. İcranın geri bırakılması da hükmedilmiş faiz alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Borç devam ediyorsa, somut hüküm ve uygulanacak hukuk çerçevesinde faiz işlemeye devam edebilir. Bu nedenle takibin durmasıyla mali yükün sabitlendiği düşünülmemelidir. [1, 5]

Borcu ödeme, borcu kabul anlamına gelebilecek beyanlar ve teminat gösterme farklı hukuki işlemlerdir. Yapılan transferin açıklaması, dosyaya sunulan talep ve paranın hangi amaçla kayda alındığı önem taşır. Ödeme belgesi ile teminat dekontunun birbirinin yerine kullanılması, ileride hesap ve iade uyuşmazlığı doğurabilir.

Nakit veya banka teminatı varsa haciz kaldırılabilir mi?

Tehiri icra kararı önceki hacizleri otomatik olarak kaldırmaz. Bununla birlikte “hiçbir koşulda kaldırılamaz” demek de doğru değildir. İİK m. 85, alacak ve ilgili kalemler için gerekli miktarı aşan haczi yasaklar; tarafların menfaatlerinin dengelenmesini gerektirir. [1]

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 13 Şubat 2019 tarihli, E. 2018/5463, K. 2019/2032 sayılı kararında, nakit veya banka teminatının sunulduğu tarih itibarıyla dosya borcunun bütün ferilerine yeterli olup olmadığının araştırılmasını istemiştir. Bu yeterlilik varsa mevcut hacizler aşkın hâle gelebilir. Daire, somut olayda bu inceleme yapılmadan talebin reddedilmesini uygun bulmayarak kararı bozmuştur. [5]

Sonuç, her teminat mektubunun bütün hacizleri kendiliğinden sileceği değildir. Güncel borç, teminatın tutarı ve geçerliliği ortaya konularak ilgili hacizler için talep yapılmalı; ret işlemi varsa uygun hukuki yol ve süresi değerlendirilmelidir. Teminatın kısmi olması veya dosyadaki bütün kalemlere yetmemesi sonucu değiştirebilir.

Taşınmaz teminatında neden farklı değerlendirme yapılır?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23 Mart 2023 tarihli, E. 2022/9066, K. 2023/1984 sayılı kararında, teminat gösterilen taşınmaz satıldığında elde edilecek bedelin borcun ferilerine de yeterli olup olmayacağının belirsizliği vurgulanmıştır. Daire, taşınmaz teminatını mevcut hacizlerin kaldırılması için yeterli saymayan sonucu onamıştır. [6]

Bu karar, nakit güvenceyle taşınmazın nominal değerini aynı kabul etmenin sakıncasını gösterir. Satış kabiliyeti, önceki ipotekler ve tahsil olanağı önemlidir. Ayrıca dosyada eski hüküm için alınmış bir karar varsa, bozma sonrası kurulan yeni hüküm bakımından korumanın kapsamı yeniden incelenmelidir. Eski kararın her yeni hükmü süresiz kapsadığı kabul edilemez.

İhtiyati haciz teminatı ile m. 36 teminatı aynı mıdır?

İİK m. 266 kapsamında ihtiyati haczin kaldırılması için verilen güvence ile m. 36 kapsamında icranın geri bırakılması için verilen güvence farklı amaçlara hizmet eder. Birinin sunulması, diğerinin iadesini otomatik olarak gerektirmez.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 3 Kasım 2022 tarihli, E. 2022/4099, K. 2022/11439 sayılı kararında, bu ayrımı bir gemi üzerindeki ihtiyati haciz ve sonrasındaki takip sürecinde incelemiştir. Sonradan m. 36 teminatı verilmesine dayanılarak önceki güvencenin iadesini uygun bulan sonuca müdahale etmiş; BAM kararını kaldırıp ilk derece kararını bozmuştur. [7] Teminatın iadesi istenirken yalnız toplam tutar değil, her güvencenin hukuki sebebi belirlenmelidir.

Nafaka, tahliye ve yabancı kararlar için özel kurallar

Nafaka için tehiri icra kararı alınabilir mi?

İİK m. 36 nafaka hükümlerinde bu sürenin verilemeyeceğini; HMK m. 350 ve m. 367 ise nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemeyeceğini düzenler. Bu nedenle “yeterince teminat yatırılırsa nafaka da durur” yaklaşımı yanlıştır. Ödenmeyen nafakada izlenecek yollar nafaka ödenmezse ne yapılır yazısında ayrıca anlatılmıştır. [1–2]

Bir kararda nafaka ile başka hüküm kalemlerinin birlikte bulunması, hepsinin aynı kurala tabi olduğu anlamına gelmez. Her bölüm ayrı değerlendirilmelidir. Nafakanın ödendiği veya takip hesabının hatalı olduğu iddiası da başka bir meseledir; nafakaya özgü tehiri icra yasağı, hukuka aykırı icra işlemlerine karşı bütün başvuru yollarını kaldırmaz. Gelir kaybı nedeniyle azaltma talebi nafakanın azaltılması ve kaldırılması yazısında incelenmiştir.

Tahliye kararına istinaf başvurusu tahliyeyi durdurur mu?

Kira ilişkisine dayanan tahliye kararında kanun yoluna başvurulması, tek başına taşınmazda kalma güvencesi oluşturmaz. Kararın verildiği yargılama ve takip türüne göre İİK m. 36 koşulları incelenmelidir. İcra mahkemesinin İİK m. 269/c kapsamındaki tahliye kararlarında, tefhim veya tebliğden itibaren on gün geçmesi gerektiği ve borçlunun m. 36’dan yararlanabileceği açıkça düzenlenmiştir. [1]

Bu on gün, bütün tahliye davaları için ortak bir istinaf süresi değildir. Sulh hukuk mahkemesinin tahliye ilamıyla icra mahkemesinin özel takip içindeki tahliye kararı birbirine karıştırılmamalıdır. Tahliye işlemini durdurmaya yönelik teminat da kira ödeme yükümlülüğünü kendiliğinden sona erdirmez. Ayrıca tahliye ile birlikte para alacağı takip ediliyorsa her talep bakımından güvence ve karar kapsamı netleştirilmelidir.

Yabancı mahkeme kararının tenfizinde aynı yol mu izlenir?

Yabancı bir kararın Türkiye’de icrası, tenfiz kurallarını da gündeme getirir. MÖHUK m. 57/2, tenfiz isteminin kabul veya reddine ilişkin kararın temyizinin yerine getirmeyi durduracağını özel olarak düzenler. Bu nedenle yabancı ilamla ilgili her dosyaya, iç hukukta para ilamları için anlatılan teminat prosedürü otomatik biçimde uygulanamaz. Kararın tenfiz aşaması ve başvurulan kanun yolu belirlenmelidir. [3]

Kararın başka bir ülkede icrası söz konusuysa o ülkenin usul ve icra hukuku ayrıca incelenir. Türk hukukunda verilen bir geri bırakma kararının yabancı ülkedeki takibi de kendiliğinden durdurduğu varsayılmamalıdır. Bu aşamanın ayrıntıları Yabancı Mahkeme Alacak Kararlarının Türkiye’de İcrası başlıklı yazıda ayrıca ele alınmıştır.

Alacaklı hangi haklara sahiptir, hatalı işleme nasıl başvurulur?

İcranın geri bırakılması, borçluya sınırsız bir erteleme hakkı vermez. Alacaklı, teminatın yeterliliğini, verilen sürenin bitip bitmediğini ve kararın kapsamını takip edebilir. Kanunda öngörülmeyen bir bekletme işlemine karşı şikâyet yoluna başvurulması da gündeme gelebilir.

“Tehiri icra süreci başladı” gerekçesi paranın ödenmesini engeller mi?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22 Ekim 2025 tarihli, E. 2025/4604, K. 2025/6611 sayılı kararı, bu konuda belirgin bir ayrım yapar. İncelenen olayda icra müdürlüğü, henüz mehil veya geri bırakma kararı bulunmadığı hâlde prosedürün başladığı gerekçesiyle veznedeki parayı alacaklıya ödememiştir. Sonradan mehil ve mahkeme kararı alınmıştır. [8]

Daire, işlemin yapıldığı tarihte yasal durdurma dayanağının bulunmadığını değerlendirmiştir. Paranın hâlen veznede olması nedeniyle sonradan alınan kararların önceki ödeme şikâyetini konusuz bırakmadığını belirtmiş; BAM kararını kaldırarak ilk derece kararını bozmuştur. Bu sonuç, geçerli mehil veya geri bırakma kararı varken ödeme yapılabileceği şeklinde genellenemez. Belirleyici nokta, işlem tarihindeki hukuki durumdur.

Mahkeme kararı ile icra müdürlüğü işleminin başvuru yolu ayrıdır

İİK m. 363, m. 36 uyarınca verilen icranın geri bırakılması kararlarını olağan istinafa açık kararlar dışında bırakır. Dolayısıyla “tehiri icra talebi reddedilirse her zaman istinafa gidilir” biçimindeki öneri doğru değildir. Kararın niteliği, varsa eksik belgenin tamamlanması veya değişen şartlara dayalı yeni talebin mümkün olup olmadığı somut dosyada incelenmelidir. [1]

İcra müdürlüğünün hesap, süre, haciz veya ödeme işlemi ise başka bir değerlendirmeye tabidir. İİK m. 16’daki şikâyet, kural olarak öğrenmeden itibaren yedi gün içinde yapılır; hakkın yerine getirilmemesi ve sebepsiz geciktirme için farklı kural vardır. İİK m. 22 gereği şikâyet başvurusu tek başına icrayı durdurmaz. Gerekiyorsa bu yönde ayrıca karar istenmelidir.

İstinaf veya temyiz sonuçlanınca teminat ve takip ne olur?

İstinaftan temyize geçişte koruma kendiliğinden sürer mi?

BAM’ın başvuruyu esastan reddeden kararına karşı temyiz yolu açıksa, İİK m. 36 mevcut geri bırakma kararının etkisini temyiz başvuru süresinin sonuna kadar devam ettirir. Bu sınırlı geçiş koruması, bütün temyiz incelemesi boyunca otomatik durma anlamına gelmez. Temyiz aşaması için gerekli talep ve karar zamanında tamamlanmalıdır. [1]

Temyiz başvurusunun yapılması, mevcut teminatın yeterliliğinin değerlendirilmesi ve yeni aşamayı kapsayan kararın icra dosyasına ulaşması birlikte izlenir. Aynı teminatın kullanılabilir olup olmadığı dosyadan belirlenir; her geçişte mutlaka aynı tutarda ikinci bir teminat yatırılacağı da peşinen söylenemez.

Başvuru haklı bulunursa teminat ne zaman iade edilir?

İİK m. 36’ya göre BAM başvuruyu haklı bulduğunda teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verir. Yargıtayın bozması hâlinde ise borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın niteliğine göre bozma sonrası esası inceleyecek mahkeme teminatın iadesini kesin olarak karara bağlar. Bu nedenle her lehe kararın ardından teminatın kendiliğinden çözüleceği düşünülmemelidir. [1]

BAM’ın başvuruyu kesin olarak esastan reddetmesi veya Yargıtayın hükmü onaması hâlinde kanun, alacaklının istemi üzerine teminattaki paranın ödenmesini; mal ve hakların niteliğine uygun biçimde paraya çevrilmesini düzenler. İlam alacaklısının teminat üzerinde rüçhan, yani öncelik hakkı vardır. İade, ödeme veya paraya çevirme işleminin dayanağı dosyadaki son kararla birlikte belirlenmelidir.

Kararın bozulması, ödenen parayı hemen geri getirir mi?

Hayır. İcranın durması, teminatın iadesi ve icranın iadesi ayrı sonuçlardır. İİK m. 40 uyarınca ilamın BAM tarafından kaldırılması veya Yargıtay tarafından bozulması icra işlemlerini olduğu yerde durdurur. Ancak daha önce alacaklıya ödenmiş tutarın geri alınması için m. 40’ın icranın iadesine ilişkin şartları ayrıca aranır. [1]

Takibe uğrayan kişinin hiç veya o kadar borçlu olmadığının kesin bir ilamla belirlenmesi durumunda, ayrıca yeni bir hükme gerek olmadan icranın eski hâline getirilmesi gündeme gelir. İyi niyetli üçüncü kişilerin hakları da korunur. Yalnız bozma kararını gösterip ödenen bütün tutarın aynı gün iade edileceğini varsaymak bu ayrımı gözden kaçırır.

Dosya değerlendirmesinde son kontrol: Hangi belgeler birlikte incelenmeli?

Etkili bir başvuru, hüküm dosyasıyla icra dosyasının birlikte okunmasını gerektirir. Özellikle şu kayıtlar yan yana getirilmelidir:

  • Gerekçeli karar, hüküm bölümleri ve usulüne uygun tebliğ belgeleri.
  • İstinaf veya temyiz dilekçesi, başvuru tarihi ve ilgili dosya kayıtları.
  • İcra emri, tebligat, güncel hesap, ödemeler ve takip işlem dökümü.
  • Teminatın kaynağı, türü, tutarı, şartları ve varsa kabul kararı.
  • Mevcut hacizler, değerleme kayıtları, satış veya tahliye bilgileri.
  • Mehil vesikası, süre uzatma işlemi ve geri bırakma kararının kapsamı.
  • BAM veya Yargıtay kararı ile teminatın iadesi ya da takibin devamına ilişkin sonraki işlemler.

Bu belgelerden hareketle yapılacak değerlendirme, yalnız borçlu için değil alacaklı için de önemlidir. Borçlu hangi işlemin gerçekten koruma sağladığını; alacaklı hangi güvencenin hangi aşamaya kadar devam ettiğini bilmelidir. Belge tarihi, karar kapsamı ve takip hesabının birbiriyle uyumu, genel nitelikteki bir “icrayı durdurma” talebinden daha açıklayıcıdır.

Sonuç

İcranın geri bırakılması, kanun yolu incelemesi sürerken borçlunun korunması ile alacaklının tahsil hakkının güvence altında tutulması arasında denge kurar. Bu dengenin sağlanması için doğru başvuru, yeterli güvence, uygun süre ve uygulanabilir karar birlikte bulunmalıdır. İstinaf dilekçesi vermek, teminat yatırmak veya dosyada bir başvurunun beklediğini söylemek, her durumda aynı korumayı sağlamaz.

İlk yapılması gereken; kararın kesinleşmeden icra edilip edilemeyeceğini, başvurulacak hukuki yolu ve icra dosyasının mevcut aşamasını belirlemektir. Ardından teminatın niteliği, hacizlere etkisi, sürelerin bitişi ve kanun yolu aşamaları arasındaki geçiş izlenmelidir. Lehe karar alınması hâlinde de teminatın iadesi ile önceden gerçekleşmiş icranın iadesi birbirinden ayrılmalıdır.

Hukuki koruma, başvurunun adından değil; dayanağının, zamanının ve dosyadaki etkisinin doğru kurulmasından doğar.

Sıkça Sorulan Sorular

İstinafa başvurunca icra takibi durur mu?

Kural olarak durmaz. HMK m. 350, İİK m. 36’daki korumayı saklı tutar. Kesinleşmeden icra edilemeyen kararlar ve özel düzenlemeler ayrıca incelenmelidir. İlgili açıklama.

Tehiri icra kararı nereden alınır?

Güncel İİK m. 36 uyarınca takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden alınır. Kanun yolu incelemesini yapan BAM veya Yargıtay ile bu kararın mercii aynı değildir. Yetkili merci.

Mehil vesikası mutlaka 90 gün mü verilir?

Hayır. Kanun uygun süre verilmesini ve yalnız zorunluluk hâlinde uzatılmasını öngörür. Somut dosyada düzenlenen belgenin başlangıç ve bitiş tarihleri esas alınır. Süreler.

Teminatı yatırdığım gün bütün işlemler durur mu?

Teminat yatırılması tek başına bütün süreci tamamlamaz. Usulüne uygun mehil veya geri bırakma kararının varlığı ve kapsamı kontrol edilmelidir. Henüz süre verilmeden yalnız talepte bulunmak da yeterli değildir. Başvuru aşamaları.

Tehiri icra teminatı her zaman nakit olmak zorunda mı?

Hayır. Kanunda banka kefaleti ve uygun rehinler gibi başka güvenceler de vardır. Yeterli hacizli mal bulunması ayrıca değerlendirilir. Güvencenin türü, tutarı ve kabul şartları dosyaya uygun olmalıdır. Teminat seçenekleri.

Adli yardım alan kişi teminat yatırır mı?

İİK m. 36, adli yardımdan yararlanan kişiyi teminat zorunluluğundan muaf tutar. Yararlanma durumu belgelendirilmelidir; yalnız maddi güçlük beyanı aynı sonuç doğurmaz. Diğer başvuru şartları devam eder. Muafiyet.

Tehiri icra alınca banka hesabındaki haciz kalkar mı?

Kendiliğinden kalkmaz. Ancak nakit veya banka teminatı bütün dosya borcuna yeterliyse aşkın haciz yönünden kaldırma talebi değerlendirilebilir. Taşınmaz teminatında satış bedelinin belirsizliği farklı sonuç doğurabilir. Hacizlere etkisi.

İcranın geri bırakılması sırasında faiz işler mi?

Geri bırakma kararı faizi kendiliğinden durdurmaz. Teminatın ödeme sayılmaması ve borcun devam etmesi nedeniyle, hüküm ve ilgili hukuk çerçevesinde faiz işlemeye devam edebilir. Ödeme ve teminat ayrımı.

Nafaka için teminat göstererek tehiri icra alınabilir mi?

Hayır. Nafaka hükümleri için İİK m. 36 ile HMK m. 350 ve m. 367’de özel engel vardır. Ödeme veya yanlış hesap iddiası ise farklı hukuki yollar bakımından değerlendirilir. Nafaka kuralı.

Tahliye kararını istinaf etmek evde kalmayı sağlar mı?

Tek başına sağlamaz. Kararın ve takibin türüne göre gerekli koruma alınmalıdır. İİK m. 269/c’deki on günlük infaz bekleme kuralı bütün tahliye kararlarının ortak başvuru süresi değildir. Tahliye açıklaması.

İstinaftaki tehiri icra kararı temyizde de devam eder mi?

BAM’ın esastan ret kararı temyize açıksa kanun, korumayı temyiz başvuru süresinin sonuna kadar sürdürür. Bütün temyiz incelemesi için otomatik devam kabul edilmez; yeni aşamaya ilişkin işlemler tamamlanmalıdır. Temyize geçiş.

Yargıtay kararı bozarsa ödediğim para hemen geri verilir mi?

Yalnız bozma, yapılmış ödemenin otomatik iadesi anlamına gelmez. İİK m. 40’ta icranın iadesi için borçsuzluğun veya daha az borçlu olunduğunun kesin ilamla belirlenmesi gibi şartlar vardır. Teminatın iadesi ise ayrıca m. 36’ya göre ele alınır. İade ayrımı.

Kaynakça

[1] 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, özellikle m. 16, 18, 22, 32, 33, 33/a, 36, 38, 40, 85, 266, 269/c ve 363. Güncel kanun metni — Mevzuat Bilgi Sistemi.

[2] 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m. 345, 350, 361 ve 367. Güncel kanun metni — Mevzuat Bilgi Sistemi.

[3] 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m. 57. Güncel kanun metni — Mevzuat Bilgi Sistemi.

[4] Anayasa Mahkemesi, 03.06.2025, E. 2025/92, K. 2025/127; Resmî Gazete, 08.08.2025, sayı 32980. Karar — Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası.

[5] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 13.02.2019, E. 2018/5463, K. 2019/2032. Karar — Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi.

[6] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 23.03.2023, E. 2022/9066, K. 2023/1984. Karar — Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi.

[7] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 03.11.2022, E. 2022/4099, K. 2022/11439. Karar — Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi.

[8] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 22.10.2025, E. 2025/4604, K. 2025/6611. Karar — Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi.

[9] Özekes, Muhammet, “İcranın Geri Bırakılması Hakkında (İİK m. 36) 7343 S.K. ile Yapılan Değişiklikler ve Ortaya Çıkardığı Sorunlar”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, 2022, sayı 2, s. 57–78. Makale kaydı ve tam metin — DergiPark.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları