Konut kiralarında uyuşmazlıklar çoğu zaman kira artışı, depozitonun geri verilmemesi, ayıplı veya bakımsız konut, tahliye baskısı, haksız gider talepleri ve ev sahibinin kiralanana keyfî müdahaleleri etrafında yoğunlaşır. Oysa Türk Borçlar Kanunu, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıyı koruyan çok sayıda emredici düzenleme içerir. Bu nedenle kiracının haklarını bilmesi; yalnızca güncel bedelin ne kadar artabileceğini değil, hangi talebin geçerli, hangi baskının hukuka aykırı olduğunu da belirler.
Bu rehberde kiracının ev sahibine karşı başlıca hakları; teslim, ayıp, onarım, giderler, kira artışı, depozito, tahliye, arabuluculuk ve dava yolları bakımından güncel hukukî çerçeve içinde açıklanmaktadır.
Kira ilişkisinin hukukî çerçevesi
Kira sözleşmesi nedir?
Türk Borçlar Kanunu'na göre kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanılmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı; kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Konut kiralarında yazılı sözleşme çok önemli olmakla birlikte, kira sözleşmesi yalnız yazılı şekilde kurulmaz; tarafların irade açıklamaları ve fiilî kullanım ilişkisi de kira sözleşmesini ispatlayabilir.
Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıyı koruyan yapı
Konut ve çatılı işyeri kiralarında birçok hüküm kiracı aleyhine değiştirilemez. Bu nedenle sözleşmeye “depozito altı aylık kiradır”, “kiracı tüm büyük onarımlardan sorumludur”, “her altı ayda bir serbestçe zam yapılır” veya “kira geç ödenirse ayrıca cezai şart uygulanır” gibi kayıtlar yazılmış olsa bile, bunların kanuna aykırı olan kısmı geçerli olmaz.
Kiracının temel hakları
Kiralananın sözleşmeye uygun teslimini isteme hakkı
Ev sahibi, kiralananı sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli biçimde teslim etmek ve kira süresince bu durumda bulundurmak zorundadır. Konut ciddi rutubet, akıntı, elektrik tesisatı sorunu, kırık doğrama, çalışmayan kombi, kullanılamaz mutfak veya güvenlik zafiyeti gibi önemli eksiklerle teslim edilmişse kiracı teslim anındaki ayıplara dayanabilir.
Teslim anındaki önemli ayıplar
Kiralanan konut, kararlaştırılan kullanım amacına ciddi biçimde aykırı durumda teslim edilmişse kiracı; somut olaya göre temerrüt hükümlerine veya ayıp hükümlerine başvurabilir. Örneğin “oturulabilir daire” vaadiyle kiralanan taşınmazda ciddi su sızıntısı, kullanılamayan banyo veya temel tesisat arızası varsa kiracının yalnız “katlanması” beklenmez.
Konutun sözleşme süresince kullanıma elverişli tutulmasını isteme hakkı
Kiraya verenin borcu teslim ile bitmez. Kira ilişkisi devam ederken ortaya çıkan önemli ayıpların giderilmesi de kural olarak kiraya verene aittir. Çatının akması, dış cepheden gelen su, tesisatın çökmesi, ana yapıdan kaynaklanan elektrik arızaları, merkezi sistem arızaları, asansör, hidrofor veya ortak tesis sorunları gibi yapısal problemler kiraya verenin sorumluluk alanına girebilir.
Ayıp ortaya çıktığında yapılabilecekler
Kiracı, sonradan ortaya çıkan ayıplarda kiraya verenden ayıbın giderilmesini, kira bedelinden ayıpla orantılı indirim yapılmasını veya zararının giderilmesini isteyebilir. Ayıp önemli ise sözleşmeyi fesih hakkı da gündeme gelebilir.
Ayıbın giderilmesini isteme
Kiracı, ayıbı yazılı olarak ev sahibine bildirmeli ve uygun bir süre vermelidir. Bu süre içinde ayıp giderilmezse kiracı, şartları oluştuğunda ayıbı kiraya veren hesabına gidertebilir ve yaptığı gerekli masrafları kira bedelinden mahsup edebilir. Bu adım, ileride uyuşmazlık çıkması ihtimaline karşı mümkün olduğunca noter ihtarı, yazılı mesaj, e-posta veya başka ispatlı yollarla yürütülmelidir.
Kira bedelinden indirim isteme
Ayıp konutun kullanımını azaltıyor fakat tamamen ortadan kaldırmıyorsa, kiracı ayıbın kiraya veren tarafından öğrenildiği tarihten ayıbın giderildiği tarihe kadar kira bedelinden ayıpla orantılı indirim talep edebilir. Örneğin bir odanın sürekli su alması, ısınma sisteminin yetersiz çalışması veya yaşam kalitesini ciddi etkileyen yapısal sorunlar, bedel indirimi istemine dayanak olabilir.
Zararın giderilmesini isteme
Kiracı; ayıp nedeniyle eşyalarının zarar görmesi, geçici taşınma gideri, ek ısınma masrafı veya benzeri maddi zararları varsa bunların tazminini de isteyebilir. Kiraya veren, kusuru olmadığını ispat etmedikçe ayıptan doğan zararlardan sorumludur.
Fesih hakkı
Ayıp, konutun öngörülen kullanıma elverişliliğini ortadan kaldırıyor veya önemli ölçüde engelliyorsa ve verilen sürede giderilmiyorsa kiracı sözleşmeyi feshedebilir. Özellikle yaşanamaz derecede nem, ağır tesisat arızası, tehlikeli elektrik sistemi veya barınmayı fiilen imkânsız kılan hâller bu kapsamda değerlendirilebilir.
Gerekli büyük onarımların kiraya verene ait olması
Kiracı olağan kullanımın gerektirdiği küçük bakım ve temizlik yükümlülüklerine katlanır; ancak yapısal ve esaslı onarımlar kural olarak kiraya verene aittir. Boya, badana, küçük sarf malzemeleri veya kiracının kullanımından doğan sınırlı bakım ihtiyaçlarıyla; ana tesisat, çatı, kolon, dış cephe, kalıcı tesisat, kombi ana gövdesi veya yapının taşıyıcı unsurlarına ilişkin ağır onarımları birbirine karıştırmamak gerekir.
Vergi, sigorta ve esas yan giderlerin kiracıya yüklenememesi
Kiralananla ilgili zorunlu sigorta, vergi ve benzeri yükümlülüklere, aksi kararlaştırılmamış veya kanunda özel düzenleme bulunmadıkça kiraya veren katlanır. Ayrıca kiralananın kullanımıyla ilgili olup kiraya veren veya üçüncü kişi tarafından yapılan belirli yan giderler de kural olarak kiraya verene aittir. Uygulamada emlak vergisi, DASK priminin asıl borçluluğu veya ana yapısal giderler kiracıya olduğu gibi yansıtılamaz.
Haksız gider ve masraf taleplerine itiraz hakkı
Aidatın tamamı otomatik olarak kiracıya ait değildir. Kullanım kaynaklı olağan işletme giderleri ile demirbaş, yenileme, değer artırıcı yatırım ve ana yapı giderleri ayrıştırılmalıdır. Asansörün komple yenilenmesi, dış cephe ısı yalıtımı, binanın ana su deposunun yenilenmesi veya çatı izolasyonu gibi değer artırıcı büyük giderlerin kiracıya aynen yüklenmesi her zaman hukuka uygun değildir.
Konutta huzurlu kullanım ve mahremiyet hakkı
Kiraya veren, mülkiyet hakkına dayanarak kiralanana dilediği zaman giremez. Kiralananın zilyetliği ve kullanım hakkı kira süresince kiracıdadır. Ev sahibi; anahtarı olsa bile kiracının rızası olmaksızın eve girme, eşyaları karıştırma, kilit değiştirme, suyu veya elektriği kestirme, baskı kurma ya da “evi göstereceğim” diyerek sınırsız ziyaret yapma yetkisine sahip değildir. Gerektiğinde makul zaman ve makul bildirimle, dürüstlük kuralına uygun sınırlı inceleme veya gösterim yapılabilir; ancak bu hak kiracının özel hayatını ihlal edecek ölçüde kullanılamaz.
Hukuka aykırı tahliye baskısına karşı korunma hakkı
Ev sahibi kiracıyı yalnız kanunda öngörülen yollardan tahliye ettirebilir. Mahkeme kararı, tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi veya kanuni tahliye sebepleri dışında; “bir hafta içinde çık”, “aksi hâlde kapıyı değiştiririm”, “abonelikleri kapatırım” şeklindeki baskılar hukuka uygun bir tahliye yöntemi değildir. Kiracı bu tür fiillere karşı delil toplayabilir, kolluk başvurusu yapabilir, maddi ve manevi zarar doğmuşsa ayrıca tazminat imkânlarını değerlendirebilir.
Depozito ve güvence bedeli
Depozito en fazla üç aylık kira olabilir
Konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence bedeli, üç aylık kira bedelini aşamaz. Bu sınır kiracı aleyhine genişletilemez. “Altı aylık depozito”, “ayrıca anahtar bedeli”, “ayrıca güvence katkı payı” gibi adlarla aynı sonuca varan dolaylı talepler de hukuka aykırılık doğurabilir.
Para olarak verilen depozitonun bankada korunması
Güvence para veya kıymetli evrak olarak verilmişse, kiracı bunun bir bankaya yatırılmasını ve çekilmesinin iki tarafın rızasına veya kesinleşmiş icra/mahkeme kararına bağlanmasını isteyebilir. Amaç, depozitonun kiraya verenin serbest kullanımına bırakılmaması ve uyuşmazlık sonunda objektif biçimde çözülmesidir.
Depozitonun geri verilmesi
Kiracı taşınmazı sözleşmeye uygun biçimde ve olağan yıpranma dışında zarar vermeden geri teslim etmişse depozito iade edilmelidir. Kiraya veren, gerçekten mevcut ve ispatlanabilir zararlarını, ödenmemiş kira veya sözleşmeden doğan açık alacaklarını somut biçimde ortaya koymalıdır. Olağan eskime, boya solması, kullanım kaynaklı makul yıpranma gibi durumlar tek başına depozitonun tutulmasına dayanak yapılamaz.
Çıkışta teslim tespiti yapmanın önemi
Kiracının anahtar teslimi sırasında sayaçlar, fotoğraflar, video kaydı, taraflarca imzalı teslim tutanağı ve mümkünse karşılıklı borç-alacak durumunu gösteren yazılı bir kayıt düzenlemesi son derece önemlidir. Sonradan doğan tartışmaların önemli bölümü bu aşamadaki belirsizlikten kaynaklanır.
Kira artışı konusunda kiracının hakları
Genel kural: On iki aylık ortalama TÜFE sınırı
Konut kiralarında yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak artış, kural olarak bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçemez. Sözleşmede daha yüksek bir artış oranı yazılmış olsa bile, konut kiraları bakımından kanuni sınırı aşan bölüm geçerli olmaz.
Güncel oran nasıl belirlenir?
Her yenileme döneminde, zam tarihinden önce açıklanan son TÜFE bülteni esas alınır. Eylül 2026 itibarıyla TÜFE'de on iki aylık ortalamalara göre artış oranı yüzde 31,49 olarak açıklanmıştır. Ancak bu oran her ay değişebileceğinden, fiilî artış hesabında kira yenileme ayına en yakın güncel TÜFE verisi esas alınmalıdır.
Geçici yüzde 25 sınırı artık yürürlükte değildir
Konut kiralarında bir dönem uygulanan geçici yüzde 25 artış sınırı sona ermiştir. Bugün bakımından esas alınacak kural, Türk Borçlar Kanunu'ndaki on iki aylık ortalama TÜFE sınırıdır.
Ev sahibi daha fazla artış isterse ne olur?
Kiracı kanuni sınırı aşan artışı kabul etmek zorunda değildir. Uygulamada kiracılar çoğu kez, artışı kanuni orana göre hesaplayıp bedeli açıklama kısmında “Ekim 2026 kira bedeli” gibi ibarelerle banka üzerinden ödeyerek delil oluştururlar. Buna rağmen her somut olayın, ödeme düzeni ve taraf yazışmalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Beş yıldan sonra durum farklı olabilir
Aynı kira ilişkisi beş yılı doldurduğunda veya beş yıldan uzun süreli sözleşmelerde beş yıldan sonra, kira bedelinin hâkim tarafından emsal, hakkaniyet ve endeks verileri birlikte değerlendirilerek belirlenmesi gündeme gelebilir. Bu aşamada artık yalnız mekanik TÜFE hesabı değil, kira tespit davası rejimi önem kazanır.
Kiracı aleyhine yazılamayacak veya yazılsa da geçersiz olabilecek kayıtlar
Kiracı aleyhine değişiklik yasağı
Konut ve çatılı işyeri kiralarında, kanunun kiracıyı koruyan hükümleri kiracı aleyhine değiştirilemez. Bu nedenle şu tür kayıtlar sıklıkla tartışmalıdır:
- Her ay veya her altı ayda sınırsız artış yapılacağı,
- Depozitonun üç aylık kirayı aşacağı,
- Geciken kira için fahiş cezai şart uygulanacağı,
- Muacceliyet kaydıyla gelecek aylara ait tüm kiraların tek seferde isteneceği,
- Tüm ana yapısal onarımların kiracıya ait olduğu,
- Kiraya verenin dilediği an eve girebileceği,
- Kiracının kanuni başvuru ve savunma haklarından peşinen vazgeçtiği.
Kira bedelinin geç ödenmesi hâlinde cezai şart ve muacceliyet yasağı
Konut ve çatılı işyeri kiralarında, kira bedelinin zamanında ödenmemesi sebebiyle cezai koşul öngörülemez; muacceliyet kaydıyla henüz vadesi gelmemiş kira bedellerinin tamamının istenmesi de geçerli değildir. Bu koruma, kiracının ekonomik baskı altına alınmasını engellemeye yöneliktir.
Tahliye baskısı ve tahliye sebepleri bakımından kiracının hakları
Ev sahibi keyfî tahliye yapamaz
Belirli süreli konut kira sözleşmelerinde sözleşme süresi doldu diye kiracı otomatik olarak çıkmak zorunda değildir. Kiracı, sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla bir yıl daha uzar. Kiraya veren ise yalnız kanunda sayılan tahliye sebeplerine dayanarak ve öngörülen usulü izleyerek tahliye talep edebilir.
Sık görülen tahliye sebepleri
Kiraya verenin ileri sürebileceği başlıca tahliye sebepleri arasında şunlar bulunur:
- Kiraya verenin, eşinin, altsoyunun, üstsoyunun veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerin gerçek ve samimi konut ihtiyacı,
- Esaslı onarım, genişletme veya yeniden inşa gereksinimi,
- Kiracının kira bedelini ödemede temerrüdü,
- Aynı kira yılı içinde iki haklı ihtar koşullarının oluşması,
- Geçerli yazılı tahliye taahhüdü,
- On yıllık uzama süresinin dolması.
Kiracı açısından önemli olan, tahliye talebinin gerçekten bu sebeplerden birine dayanıp dayanmadığını ve gerekli şekil-süre şartlarının yerine getirilip getirilmediğini denetlemektir.
Tahliye taahhüdü her zaman geçerli değildir
Tahliye taahhüdünün geçerli olabilmesi için kiralananın tesliminden sonra ve yazılı biçimde verilmiş olması önemlidir. Boş tarihli, baskı altında alınmış veya teslimden önce imzalatılmış belgeler sık uyuşmazlık doğurur. Her somut olay, belgenin düzenlenme zamanı ve ispat durumuyla birlikte değerlendirilmelidir.
İki haklı ihtar ve ödeme düzeni
Ev sahibi, aynı kira yılı içinde kira bedelinin zamanında ödenmemesi sebebiyle iki haklı ihtar koşullarını ileri sürebilir. Bu noktada kiracı açısından düzenli banka ödemesi, açıklamalı havale ve ihtar tarihleri önemlidir. Kiranın elden ve belgesiz ödenmesi, sonradan ispat sorununa yol açabilir.
Kiracının ödeme ve ispat bakımından dikkat etmesi gerekenler
Kira bedelini banka yoluyla ödeme
En güvenli yöntem, kira bedelini banka üzerinden ve açıklama kısmına ay/yıl bilgisi yazarak ödemektir. Bu sayede “kira eksik ödendi”, “hangi aya ait olduğu belli değil” veya “ödeme başka borca mahsup edildi” türü tartışmalar azalır.
Yazışmaları saklama
WhatsApp mesajları, e-postalar, ihtarlar, sayaç fotoğrafları, arıza kayıtları, servis fişleri ve apartman yönetimi yazışmaları sonraki uyuşmazlıkta belirleyici olabilir. Özellikle ayıp ve onarım taleplerinde tarihsel kayıt çok önemlidir.
Teslim tutanağı ve fotoğraflı kayıt
Taşınma girişinde ve çıkışında duvarlar, zemin, mutfak, banyo, demirbaşlar, sayaç değerleri ve anahtar teslimi belgelenmelidir. Birçok uyuşmazlık, kiralananın başlangıçtaki durumu ispatlanamadığı için büyür.
Arabuluculuk ve dava yolları
Kira uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk
1 Eylül 2023'ten itibaren, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler hariç olmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu nedenle kira alacağı, kira tespiti, uyarlama, tahliye veya depozito iadesi gibi pek çok uyuşmazlıkta dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk aşaması değerlendirilmelidir.
Hangi davalar gündeme gelebilir?
Kiracının durumuna göre şu dava ve talepler gündeme gelebilir:
- Depozito iadesi talebi,
- Ayıp nedeniyle kira bedelinden indirim,
- Ayıp nedeniyle tazminat,
- Kira tespit davası,
- Haksız tahliye baskısına karşı menfi tespit veya savunma imkânları,
- Kiraya verenin açtığı tahliye davasına karşı savunmalar,
- Uygun hâllerde sözleşmenin feshi ve zarar talepleri.
Görevli mahkeme
Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Ancak olayın niteliğine göre icra hukuku, tazminat veya ceza boyutu da ayrıca gündeme gelebilir.
Uygulamada sık sorulan sorular
Ev sahibi her zaman evi satılığa çıkarıp gösterebilir mi?
Hayır. Ev sahibi, satış amacıyla evi göstermek isteyebilir; ancak bu hak kiracının mahremiyetini ortadan kaldırmaz. Görüşme günü ve saati makul biçimde belirlenmeli, kiracının özel hayatı ve kullanım hakkı gözetilmelidir.
Ev sahibi kira artışını tek taraflı mesajla belirleyebilir mi?
Ev sahibinin mesajla artış talep etmesi mümkündür; fakat bu talep kanuni sınırı aşarsa aşan bölüm bağlayıcı olmaz. Tartışma hâlinde taraf iradeleri ve yapılan ödemeler önem kazanır.
Kiracı evdeki arızayı kendi yaptırıp kiradan düşebilir mi?
Ayıbın niteliğine ve izlenen usule göre evet. Kural olarak önce ev sahibine bildirim yapılmalı, uygun süre verilmeli ve ayıp giderilmezse gerekli giderler ispatlı biçimde yaptırılmalıdır. Keyfî ve belgesiz mahsup, yeni uyuşmazlıklar yaratabilir.
Depozito çıkarken otomatik kesilir mi?
Hayır. Depozitonun iadesinden kaçınmak için somut ve ispatlanabilir bir zarar veya alacak bulunmalıdır. Olağan yıpranma tek başına kesinti sebebi değildir.
Sözleşmede “boya badana kiracıya aittir” yazıyorsa ne olur?
Bu kayıt tek başına bütün koşullarda geçerli veya geçersiz denemez. Boya badananın olağan kullanım, teslim durumu, sözleşme hükmünün kapsamı ve kiralananın somut özellikleri birlikte değerlendirilir. Ancak kiracıdan yapısal onarım veya olağan yıpranmanın ötesinde belirsiz ve sınırsız bir yenileme borcu çıkarılamaz.
Kiracı çıkmak isterse ne olur?
Sözleşme süresi dolmadan çıkış, Türk Borçlar Kanunu'nun erken iade ve yeniden kiraya verme dengesine göre ayrı değerlendirilir. Kiracının anahtarı teslim ettiği tarih, makul yeniden kiraya verme süresi ve yeni kiracı bulunması önem taşır. Her somut olay farklıdır.
Kiracı için pratik kontrol listesi
Sorun çıktığında ilk 10 adım
- Kira sözleşmesini ve ek protokolleri bulun.
- Tüm ödemeleri banka dekontlarıyla sıralayın.
- Ayıp veya sorun varsa fotoğraf ve video alın.
- Ev sahibine yazılı bildirim yapın.
- Uygun süre verin ve yazışmaları saklayın.
- Aidat, vergi ve gider kalemlerini ayırın.
- Kira artışını güncel TÜFE verisine göre hesaplayın.
- Depozito ve teslim durumuna ilişkin kayıt tutun.
- Tahliye baskısı varsa sözlü değil yazılı delil toplayın.
- Dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk gerekip gerekmediğini kontrol edin.
Sonuç
Kiracının ev sahibine karşı hakları yalnız kira artışıyla sınırlı değildir. Teslim, ayıp, onarım, mahremiyet, giderler, depozito, hukuka aykırı tahliye baskısı ve dava yolları birlikte değerlendirilmelidir. Uygulamada en büyük hatalar; kanuni sınırı aşan kira artışını tartışmasız kabul etmek, depozito konusunda yazılı kayıt tutmamak, ayıp bildirimini sözlü bırakmak, ödemeleri belgesiz yapmak ve tahliye baskısı karşısında hukuki yol izlemek yerine fiilî anlaşmazlığı büyütmektir.
Somut olayın ayrıntıları, sözleşme hükümleri, kira başlangıç tarihi, ödeme düzeni ve delil durumu sonucu doğrudan etkiler. Bu nedenle özellikle tahliye, yüksek kira artışı, depozito iadesi, ayıplı konut ve tazminat taleplerinde somut dosya üzerinden değerlendirme yapılması gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Kiracı kira artışını kabul etmezse ne olur?
Kiracı kanuni sınırı aşan artışı kabul etmek zorunda değildir. Ancak uyuşmazlığın doğru yönetilmesi için artış hesabının güncel TÜFE verisine göre yapılması ve ödemenin açıklamalı banka transferiyle gerçekleştirilmesi önemlidir.
Ev sahibi kiracıyı sözleşme sonunda otomatik çıkarabilir mi?
Hayır. Belirli süreli konut kirasında süre bitimi tek başına kiraya verene otomatik tahliye yetkisi vermez. Kanuni tahliye sebepleri ve usul şartları aranır.
Depozito ne zaman geri alınır?
Kiralanan, anahtar teslimi ve borç-alacak hesabı netleştikten sonra; ev sahibinin ispatlı bir alacağı veya zararı yoksa depozito iade edilmelidir. Bankaya yatırılan güvence bakımından ayrıca kanuni prosedür geçerlidir.
Ev sahibi suyu veya elektriği kestirirse ne yapılabilir?
Bu tür fiiller kendi başına tahliye yöntemi değildir. Somut olayın niteliğine göre delil toplanmalı, gerekiyorsa kolluk başvurusu, ihtar, arabuluculuk ve dava yolları değerlendirilmelidir.
Kiracı rutubetli veya ayıplı evde oturmak zorunda mıdır?
Hayır. Ayıbın niteliğine göre giderim, bedel indirimi, tazminat ve fesih hakları gündeme gelebilir. Usulüne uygun bildirim ve delil toplama çok önemlidir.
Kaynakça ve resmî dayanaklar
1 — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m. 299, 301-308, 313-315, 334, 342-346, 347, 350-352.
2 — 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B.
3 — 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.
4 — Türkiye İstatistik Kurumu, Tüketici Fiyat Endeksi, Eylül 2026 bülteni.