Malpraktis uyuşmazlığı dava açılmadan anlaşmayla çözülebilir; ancak her olayda aynı arabuluculuk kuralı uygulanmaz. Özel sağlık hizmetinden doğan tüketici uyuşmazlığı, sigortacıya yöneltilen talep ve kamu hastanesine ilişkin tam yargı talebi ayrı değerlendirilir. Anlaşmada yalnız ödenecek tutar değil; hangi zararın karşılandığı, gelecekteki zararların durumu, ödeme zamanı ve hangi hakların sona erdiği belirleyicidir. [1] [2] [3] [4]
Özellikle tedavi sürerken yapılan bir anlaşma, henüz bilinmeyen bakım veya yeniden ameliyat giderlerini kapsayabilir. İmza öncesinde tıbbi durum, alacak kalemleri ve tarafların temsil yetkisi belirlenmelidir.
Hangi malpraktis uyuşmazlıklarında arabuluculuk gerekir?
Özel hastane ve serbest hekimle ilgili tüketici uyuşmazlıkları
Hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçla alan hastanın özel sağlık hizmetine ilişkin uyuşmazlığı, somut ilişkiye göre tüketici işlemi kapsamında değerlendirilebilir. Tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Kanun m.73/A uyarınca dava şartı arabuluculuk kuralı ve istisnaları incelenir. Hangi mahkemenin görevli olduğu yalnız davalının “doktor” sıfatına bakılarak belirlenmez. [1]
Tüketici hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar, bu dava şartının istisnaları arasındadır. Ticaret Bakanlığının 2026 yılı duyurusuna göre değeri 186.000 TL’nin altında olan tüketici uyuşmazlıklarında hakem heyeti sınırı uygulanır. Sınırın tam üzerindeki veya altındaki rakam kadar; talebin niteliği, kapsamı ve hakem heyetinin görev alanına girip girmediği de önemlidir. Talebi yapay biçimde bölerek başvuru yolu oluşturulmamalıdır. Sonraki yılların sınırı ayrıca kontrol edilmelidir. [1] [5]
Dava şartı arabuluculuk, anlaşmaya zorlanmak değildir. Gerekli sürecin işletilmesi ile teklifi kabul etmek farklıdır. Anlaşma sağlanamazsa, son tutanak ve diğer dava şartlarıyla birlikte yargı yoluna başvurulabilir.
Kamu hastanesi ve sigorta şirketi yönünden ayrım
Kamu sağlık hizmetinden doğan hizmet kusuru iddiası kural olarak idareye başvuru ve idari yargıda tam yargı çerçevesinde ele alınır. 6325 sayılı Kanun’daki özel hukuk arabuluculuğu, idari yargıya ait uyuşmazlıklara kendiliğinden uygulanmaz. İYUK m.13 ve kapsamına göre idari sulh hükümleri ayrı değerlendirilir. [2] [3]
Mesleki sorumluluk sigortacısına doğrudan talepte bulunulması ise poliçe, sigorta hukuku ve görev tartışmasını gündeme getirir. Ticari dava niteliği taşıyan bir para talebinde TTK m.5/A da değerlendirilir. Hastane, hekim ve sigortacının aynı görüşmede bulunması, hepsinin aynı hukuki temelde ve sınırsız sorumlu olduğunu göstermez. Sigortacının poliçe limiti ve teminat savunmaları ayrıca incelenir. [4]
Sigorta şirketine başvuru için malpraktis sigortası, teminat ve tazminat başvurusu, kamu hastanesine karşı yol için devlet hastanesinde doktor hatası ve tam yargı davası yazılarına bakılabilir.
Arabuluculuğa hangi dosyayla hazırlanılmalıdır?
Anlaşma görüşmesinin sağlıklı yürüyebilmesi için tedavi süreci, iddia edilen ihlal ve zarar kalemleri mümkün olduğunca somut olmalıdır. Eksik dosyayla belirlenen bir bedel, sonraki tedavi ihtiyacını karşılamayabilir. Bununla birlikte bütün raporların tamamlanmasını beklemek de başvuru sürelerinin kaçırılmasına yol açmamalıdır.
Hazırlık dosyasında şu belgeler bulunmalıdır:
- Tedavi kronolojisi, hasta dosyası ve onam belgeleri.
- Mevcut durumu ve öngörülen ek tedaviyi gösteren sağlık kayıtları.
- Yapılan harcamalar, gelir kaybı ve bakım ihtiyacı belgeleri.
- Tarafların tam kimliği, kuruluş unvanı ve varsa poliçe bilgileri.
- Önceki teklifler, ödemeler ve imzalanmış belgeler.
- Bilinen süreler ve süre hesabını etkileyen başvurular.
Arabulucu tıbbi kusuru bağlayıcı biçimde karara bağlayan bir bilirkişi veya hâkim değildir. Taraflar, anlaşmanın dayanağını oluşturmak üzere ortak uzman değerlendirmesi veya bağımsız görüş alınmasını kararlaştırabilir. Bu görüşün kim tarafından, hangi sorulara cevap vermek için ve kimin gideriyle hazırlanacağı açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ödenecek tutar hangi kalemlerden oluşmalıdır?
Toplam bir rakamın yazılması her zaman yeterli açıklık sağlamaz. Geçmiş tedavi gideri, yeniden tedavi, geçici gelir kaybı, kalıcı çalışma gücü kaybı, bakım ihtiyacı ve manevi tazminat farklı kalemlerdir. Ücret iadesi de bunlardan ayrı olabilir. Aynı zarar için yapılan önceki ödeme hesaba katılmalı; hangi kaleme mahsup edildiği belirtilmelidir. [6]
| Anlaşma konusu | Açıklığa kavuşturulacak unsur | Belirsizliğin sonucu |
|---|---|---|
| Geçmiş giderler | Hangi tarihe kadarki faturalar? | Eksik veya çift hesap |
| Yeniden tedavi | İşlemin kapsamı ve bedel sınırı | Yeni ücret uyuşmazlığı |
| Gelecek bakım | Süre, yöntem ve güncelleme | Yetersiz ödeme riski |
| Manevi tazminat | Kimin hangi talebi? | Yakınların haklarıyla karışma |
| Önceki ödeme | Hangi kaleme mahsup? | İbra kapsamı tartışması |
Sigortacının ödeme yapması, hekimin veya hastanenin kapsam dışı kalan her borcunu otomatik sona erdirmez. Anlaşmada yalnız belirli bir tarafın mı, yoksa açıkça tanımlanmış diğer tarafların da mı ibra edildiği görülmelidir. Müteselsil sorumluluk ve rücu ilişkileri, metnin sonuçlarını değiştirebilir.
Tazminat kalemlerinin hesabı için malpraktis tazminatı nasıl hesaplanır yazımıza bakılabilir.
Gelecekte ortaya çıkabilecek zararlar nasıl düzenlenir?
Hastanın iyileşme süreci devam ediyorsa zarar henüz kesinleşmemiş olabilir. Yeni ameliyat ihtiyacı, protez değişimi, uzun süreli bakım veya çalışma kapasitesindeki değişim bu kapsamdadır. Bu belirsizlikleri yok sayan geniş bir ibra, tarafların sonradan uyuşmazlığa düşmesine neden olabilir.
Taraflar, örneğin yalnız belirli tarihe kadar gerçekleşen giderleri tasfiye etmeyi ve tanımlanan gelecekteki kalemleri anlaşma dışında bırakmayı değerlendirebilir. Böyle bir tercihte kapsam somut yazılmalıdır: “haklarım saklıdır” gibi belirsiz bir cümle ile başka bir maddede “tüm talepler sona ermiştir” yazması, birbiriyle çelişen hükümler oluşturur.
Tersine, tüm uyuşmazlığın nihai olarak çözülmesi isteniyorsa kabul edilen belirsizlik, hesaplamanın dayanağı ve kapsanan talepler açık olmalıdır. Sonradan beklenmeyen bir durum ortaya çıkması, her anlaşmayı kendiliğinden geçersiz yapmaz. İrade sakatlığı, aşırı yararlanma, emredici hükümlere aykırılık veya kapsam tartışması somut koşullarına göre değerlendirilir. [6]
Sulh, ibra ve davadan feragat aynı şey midir?
İbra, belirli bir borcun tamamen veya kısmen sona erdirilmesine yönelir. Sulh, mevcut bir uyuşmazlığın anlaşmayla çözülmesidir; mahkeme içi sulhun özel usul sonuçları vardır. Davadan feragat, davacının talep sonucundan vazgeçmesidir ve kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Bu kavramlar bir makbuzda birbirinin yerine gelişigüzel kullanılmamalıdır. [6] [7]
Önceden alınmış sorumsuzluk kaydı ile zarar sonrasında yapılan ibra da farklıdır. Tıbbi hizmette gelecekteki kusurdan sorumsuzluğa ilişkin TBK m.115 sınırları, her olay sonrası sulhun geçersiz olduğu anlamına gelmez. Buna karşılık bir ödemenin “yardım” veya “memnuniyet ödemesi” olarak adlandırılması, ekindeki kapsamlı vazgeçme hükümlerini önemsiz hale getirmez.
Avukatın sulh, ibra veya feragat için gerekli özel yetkisi bulunmalıdır. Hasta adına bir yakının görüşmeye katılması, onun kendiliğinden haklardan vazgeçebileceğini göstermez. Küçükler, kısıtlılar ve vesayet durumlarında temsil ve gerekiyorsa makam izni ayrıca incelenir. [K7, m.74]
İşlemden sonra imzalanan belgelerin değeri için onam formu doktoru sorumluluktan kurtarır mı yazımıza da bakılabilir.
Anlaşma belgesi nasıl uygulanabilir hale gelir?
6325 sayılı Kanun m.18, arabuluculuk sonunda düzenlenen anlaşma ve icra edilebilirlik bakımından özel hükümler içerir. İmza düzenine ve uyuşmazlığın türüne göre doğrudan ilam niteliğinde belge etkisi veya mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınması gündeme gelebilir. Her imzalı arabuluculuk kâğıdı, içeriği belirsiz olsa da kendiliğinden tahsil edilebilir sayılmaz. [2]
Ödeme borcunda tutar, para birimi, vade, hesap, taksitler ve temerrüt halinde sonuç açık olmalıdır. Yeniden tedavi taahhüdünde ise sağlayıcı, işlem, süre, ek giderler ve hastanın tıbbi uygunluğunun nasıl değerlendirileceği belirlenmelidir. “Gerekli tedavi ücretsiz yapılır” ifadesi, hangi işlemin gerekli olduğu tartışmasını çözmeyebilir.
Ödeme ile ibra arasındaki zaman ilişkisi de önemlidir. Borç ödenmeden derhal ve koşulsuz ibra verilmesi, hasta açısından tahsil riskini artırabilir. Buna karşılık ödemeyi başka bir tarafın keyfî onayına bağlamak, borçlu açısından öngörülemezlik yaratabilir. Tarafların seçtiği düzenleme, açık ve uygulanabilir olmalıdır.
Gizlilik ve deliller nasıl korunur?
Arabuluculuğun gizliliği ve görüşmelerdeki belirli beyanların delil olarak kullanılamaması 6325 sayılı Kanun m.4–5 çerçevesinde ele alınır. Önceden mevcut tıbbi kayıtlar veya faturalar, sırf arabuluculukta sunuldukları için otomatik olarak kullanılamaz delile dönüşmez. Anlaşma teklifi ile olayın bağımsız delili birbirinden ayrılmalıdır. [2]
Gizlilik maddesi; yetkili makamlara yapılması gereken bildirimleri, kanuni yükümlülükleri veya gerekli sağlık hizmeti için bilgi paylaşımını hukuka aykırı biçimde engellememelidir. Hastanın sosyal medyada paylaşım yapmamasına ilişkin şartlar da kişilik hakları, ifade özgürlüğü ve emredici hükümler bakımından somut değerlendirme gerektirir. Dosyadaki sağlık verilerinin korunması ayrıca sürer.
Konunun genel çerçevesi için tıbbi malpraktis ve hekim hatası davaları sayfamıza bakabilirsiniz.
Görüşmeler devam ederken süreler işler mi?
Hastane veya sigortacıyla sıradan görüşme yapılması, zamanaşımını kendiliğinden durdurmaz. Dava şartı arabuluculukta büroya başvuru ile son tutanak arasındaki sürenin hesaba katılmamasına ilişkin özel kural vardır. İhtiyari arabuluculukta sürecin başlangıcı ve süre etkisi kanundaki farklı koşullara göre belirlenir. Bu nedenle başlangıç ve bitiş tarihleri belgelenmelidir. [K2, m.16 ve 18/A]
Kamu hastanesine ilişkin idari süreler aynı kurala bağlanamaz. Yanlış kişiyle sürdürülen pazarlık veya cevapsız kalan ücret iadesi talebi, doğru idareye ve doğru usulle başvuru yerine geçmeyebilir. Anlaşma ihtimali bulunması, süre takibinin ertelenmesi için yeterli değildir.
Sürelerin genel çerçevesi için malpraktis davasında zamanaşımı ve başvuru süreleri yazımıza bakılabilir.
Sonuç
İyi bir malpraktis anlaşması, yalnız tutar üzerinde uzlaşma değildir. Uyuşmazlığın taraflarını, kapsanan zararları, gelecekteki belirsizlikleri ve ödemenin uygulanmasını açıklığa kavuşturur. Onam, ibra, sulh ve feragat ayrımları korunmalı; arabuluculuğun gerekip gerekmediği ve süreye etkisi somut hukuki ilişkiye göre belirlenmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Arabuluculuğa başvurmak hastanenin teklifini kabul etmek midir?
Hayır. Sürece katılım ile anlaşma ayrı konulardır. Teklif kabul edilmezse ilgili dava koşulları tamamlanarak yargı yoluna gidilebilir.
Kamu hastanesi için de zorunlu tüketici arabuluculuğu gerekir mi?
Hizmet kusuruna dayalı idari uyuşmazlık, tüketici arabuluculuğuna otomatik tabi değildir. İYUK kapsamındaki ön başvuru ve dava yolu değerlendirilir.
Sigortadan ödeme almak tüm haklarımı bitirir mi?
Ödemenin ve imzalanan metnin kapsamına bağlıdır. Hangi kalem ve kişiler yönünden ibra verildiği belirlenmelidir.
Arabuluculuk anlaşmasından sonra aynı konuda dava açılabilir mi?
Kanun, üzerinde anlaşılan hususlar bakımından yeniden dava açılmasına sınır getirir. Anlaşmanın geçerliliği ve kapsamına ilişkin özel uyuşmazlıklar ayrıca değerlendirilir.
Ödeme yapılmadan “hiçbir alacağım kalmadı” belgesini imzalamak önemli mi?
Evet. Bu ifade tahsil ve ibra bakımından sonuç doğurabilir. Ödeme vadesi ile hakların sona erme koşulu açıkça düzenlenmelidir.
Kaynakça
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m.68, 73, 73/A. Resmî mevzuat.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m.1, 4–5, 16, 18, 18/A. Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı.
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.13. Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.5/A, 1478. Resmî mevzuat.
- Ticaret Bakanlığı, 29.12.2025 tarihli 2026 yılı tüketici hakem heyeti sınırı duyurusu. Resmî duyuru.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.28, 30–39, 53–56, 115, 132. Resmî mevzuat.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.74, 307–315. Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı.