İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Arabuluculuk ve Alternatif Çözüm

Hukuk Davasında Sulh: Anlaşmak mı, Davaya Devam Etmek mi?

Sulh taslağındaki hükümleri dava dosyasıyla birlikte değerlendiren avukat ve müvekkilin elleri.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 21 dakika okuma

Hukuki inceleme ve kontrol: Av. Umut Güneş

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Sulh teklifini kabul etmeden önce feragat, ibra, taksitli ödeme, teminat, arabuluculuk ve dava masraflarını Yargıtay kararlarıyla değerlendirin.

Bir hukuk davasında sulh teklifinin uygunluğu; teklif edilen tutar, dosyanın ispat durumu, tahsil imkânı, ödeme zamanı ve vazgeçilecek haklar birlikte incelenerek belirlenir. Yüksek bir ödeme sözü, belirsiz bir vadeye ve güvencesiz bir borçluya bağlıysa beklenen yararı sağlamayabilir. Daha düşük bir teklif ise yalnızca hızlı olduğu için kabul edilmemelidir. Karar, anlaşmanın tamamı okunarak verilmelidir.

Sulh, hak arama sürecinin önemli bir seçeneğidir. İyi hazırlanmış bir anlaşma, belirsizliği azaltabilir ve uyuşmazlığın tarafların ihtiyaçlarına uygun biçimde sona ermesini sağlayabilir. Eksik hazırlanmış bir metin ise ödeme, feragat, ibra veya icra aşamasında yeni bir uyuşmazlık doğurabilir.

Bu rehber, Türk hukukunda tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği özel hukuk uyuşmazlıklarına odaklanır. Mahkemede sulh, mahkeme dışında yapılan protokol ve arabuluculuk anlaşması arasındaki farkları; güncel kanun hükümleri, ilgili Yargıtay kararları ve akademik çalışmalarla açıklar. Ceza yargılamasındaki uzlaştırma ve vergi hukukundaki uzlaşma, farklı kurallara bağlıdır.

Sulh teklifini kabul etmeden önce ne değerlendirilmelidir?

Davanın güçlü ve zayıf yönleri birlikte görülmelidir

Sulh görüşmesine hazırlanırken önce talebin hukuki dayanağı ve eldeki deliller belirlenmelidir. Sözleşmenin, ödeme kayıtlarının, yazışmaların, bilirkişi raporunun ve karşı tarafın savunmasının dosyaya etkisi ayrı ayrı incelenir. Talep edilen tutarın tamamının hangi hesapla istendiği ve hangi kısmının tartışmalı olduğu anlaşılmadan sağlıklı bir pazarlık aralığı oluşturulamaz.

Bu inceleme yalnızca alacaklı için gerekli değildir. Davalı da talebin hangi bölümünün savunulabilir olduğunu, hangi belgelerin aleyhine sonuç doğurabileceğini ve yargılama sonunda üstlenebileceği yükü bilmelidir. Sırf dava açıldığı için her talep haklı sayılmaz; sırf itiraz edildiği için de borç ortadan kalkmaz.

Dosyanın aşaması değerlendirmeyi değiştirebilir. Henüz toplanmamış bir delil, itiraza açık bir bilirkişi hesabı veya kanun yolunda incelenecek bir karar varsa sonuç belirsizliğinin kaynağı açıkça gösterilmelidir. Belgeye dayanmayan kesin başarı yüzdeleri, sulh kararının güvenilir temeli değildir.

Teklifin net değeri ve tahsil ihtimali hesaplanmalıdır

Sulh bedeli, ele geçecek net tutarla aynı olmayabilir. Faiz, vergi ve kesintiler, yargılama giderleri, avukatlık ücretleri ve icra masrafları ayrıca ele alınır. Borçlunun ödeme gücü, teklifin kabulünden sonra da önemini korur. İlam niteliğinde bir belge edinmek, borçlunun ödeme yapabilecek malvarlığı bulunduğu anlamına gelmez.

Örneğin yalnızca karşılaştırma amacıyla, bugün ödenebilecek 800.000 TL ile on taksitte ödenecek toplam 1.000.000 TL düşünülebilir. İkinci teklifin nominal tutarı yüksektir; fakat vadeler, ödeme güvencesi, gecikme ihtimali, paranın zaman içindeki değeri ve giderler bilinmeden hangisinin daha uygun olduğu söylenemez. Bu örnek, belirli bir indirim oranı önermez.

İnceleme konusuSulh teklifinde sorulacak soruDavaya devam seçeneğinde sorulacak soru
Hak ve ispatHangi talepler hangi bedelle sona eriyor?Hangi talep hangi delille ispatlanabiliyor?
ZamanKesin ödeme veya teslim tarihi nedir?Sonuç ve tahsil için hangi aşamalar kaldı?
TahsilÖdeme gücü ve geçerli teminat var mı?Karar alınsa bile tahsil riski bulunuyor mu?
Net maliyetÜcret, harç ve kesintileri kim üstleniyor?Devam eden süreçte hangi giderler doğabilir?
KapsamBaşka dosya veya haklar da kapanıyor mu?Davada hangi talepler hakkında karar verilecek?

Müvekkilin amacı yalnızca dava tutarından ibaret olmayabilir

Bir iş ilişkisinin devamı, ticari sırların korunması, taşınmazın belirli tarihte teslimi veya uzun süren belirsizliğin sona ermesi müvekkil için ayrıca değer taşıyabilir. Bu amaçların hukuk düzeninin izin verdiği ölçüde anlaşmaya nasıl yansıtılacağı konuşulmalıdır. Yorgunluk veya ödeme ihtiyacı küçümsenmemeli; bunlar, koşulları açıklanmamış bir metni imzalatmanın aracı da yapılmamalıdır.

Andrew Goodman, Arabuluculuğa Hazırlanmak adlı eserinde hazırlığın hukuki iddiayla sınırlı tutulmamasını; kişinin ihtiyaçlarının, önceliklerinin ve anlaşma olmazsa önündeki seçeneklerin değerlendirilmesini önerir. Bu yaklaşım, sulh teklifini yalnızca rakam üzerinden okumamak bakımından yararlıdır. Eserin yabancı hukuk uygulamasına ilişkin usul örnekleri ise Türkiye’de doğrudan uygulanacak kurallar değildir. [15]

Sulh, feragat, ibra ve davanın geri alınması aynı şey midir?

Bu işlemlerin hepsi dosyada önemli sonuçlar doğurabilir; ancak kurulma biçimleri ve etkileri farklıdır. Protokolde aynı paragraf içinde kullanılmış olmaları, birbirlerinin yerine geçtikleri anlamına gelmez.

İşlemTemel özellikİmza veya beyan öncesinde bilinmesi gereken
Mahkeme içi sulhTaraflar mahkeme huzurunda uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirir.Şarta bağlanabilir; ilgili davada kesin hüküm gibi sonuç doğurur.
Davadan feragatDavacı talep sonucundan tek taraflı olarak vazgeçer.Kayıtsız ve şartsız olmalıdır; karşı tarafın kabulü gerekmez.
İbraAlacaklı ve borçlu, borcu tamamen veya kısmen sona erdiren bir sözleşme yapar.Ödeme yapılmış olmasıyla aynı şey değildir; kapsam ve özel geçerlilik kuralları incelenir.
Davanın geri alınmasıDavacı, davalının açık rızasıyla açtığı davayı geri alır.Davanın açılmamış sayılması sonucunu doğurur; feragatle aynı değildir.

Bu ayrımların başlıca dayanakları HMK m. 123, 307–315 ve TBK m. 132’dir. Davanın geri alınmasından sonra yeniden dava açma düşünülüyorsa zamanaşımı, hak düşürücü süre ve diğer usul şartları ayrıca değerlendirilmelidir. İlk dava açılmış olduğu için bütün hakların süresiz korunduğu varsayılamaz. [1] [2]

Mahkeme dışında imzalanan protokol davayı kendiliğinden bitirmez

Mahkeme dışı sulh, kural olarak tarafları bağlayan bir maddi hukuk sözleşmesidir. Özel şekil şartlarına tabi işlemler ayrıca incelenmek üzere, sıradan bir protokol mahkeme içi sulhun bütün sonuçlarını kendiliğinden kazanmaz. Görülmekte olan dosyanın hangi usul işlemiyle sona erdirileceği ayrıca belirlenmelidir.

Mahkeme içi sulhta anlaşmanın usulüne uygun biçimde mahkemeye yansıtılması, tutanağa geçirilmesi, beyanların okunması ve imzalanması önem taşır. HMK m. 154 ve 315 uyarınca taraflar sulha göre karar verilmesini isterse mahkeme sözleşmeye göre karar verir; böyle bir talep yoksa karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Bu sonuçlar, bir e-postaya eklenen taslağın mahkemeye sunulmasından ibaret değildir. [1]

Yargıtay belgenin başlığından önce gerçek iradeye bakar

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 30.05.2024 tarihli, E. 2024/2432, K. 2024/4015 sayılı kararı, sulh ile feragat ayrımını gösterir. Uyuşmazlıkta önceki feragat açıklaması, taşınmazın kullanım ve gelirinden yararlanma düzenlemesiyle bağlantılıydı. Dosyanın önceki bozma aşamasında bu karşılıklı düzenlemenin sulh çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş; bozma sonrasında kurulan hüküm 2024 tarihli kararla onanmıştır. [8]

Bu karar, her feragat açıklamasının sulh sayılacağı anlamına gelmez. Gösterdiği nokta, metnin başlığı ile tarafların gerçek ortak iradesinin ayrılabileceğidir. İmzadan önce hukuki işlem doğru kurulmalı; hatalı bir açıklamanın sonradan mahkemece düzeltilmesine güvenilmemelidir.

Ödeme yapılmadan davadan feragat etmek neden risklidir?

Şartlı sulh ile şartsız feragat arasındaki sınır

HMK m. 313/4 açıkça “Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir.” der. Aynı Kanunun m. 309/4 hükmü ise “Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.” düzenlemesini içerir. Bu iki tam kanun cümlesi, ödeme ile dosyanın sona erdirilmesi arasındaki düzenin neden dikkatle kurulması gerektiğini gösterir. [1]

Mahkemeye geçerli, kayıtsız ve şartsız feragat beyanı verildikten sonra karşı tarafın beklenen ödemeyi yapmaması, feragati kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Protokolden doğan talep hakları ayrıca bulunabilir; fakat eski davanın otomatik olarak kaldığı yerden süreceği düşünülmemelidir. Feragat, HMK m. 311 gereğince kesin hüküm gibi sonuç doğurur; irade bozukluğu nedeniyle iptal ayrı bir meseledir.

Protokolde ileride feragat edileceğinin yazılması ile mahkemeye feragat beyanında bulunulması da farklıdır. Hangi işlem için ne zaman talimat verileceği, ödemenin nasıl doğrulanacağı ve tarafların yükümlülüklerinin hangi sırayla yerine getirileceği açık olmalıdır.

Ödeme ve dosya işlemleri birlikte planlanmalıdır

Dosyaya göre değişmekle birlikte değerlendirme sırası şu şekilde kurulabilir:

  1. Kapsanan talepler, tutar, ödeme tarihi ve geçerli güvenceler belirlenir.
  2. Ödemenin hangi belge ve hesap hareketiyle doğrulanacağı kararlaştırılır.
  3. Sulh, ibra, feragat veya başka bir dosya işleminin hangi aşamada yapılacağı açıklanır.
  4. İcra dosyası, haciz, rehin, ipotek ve senetlerle ilgili işlemler ayrı ayrı düzenlenir.
  5. Tamamlanan işlemler ve kalan yükümlülükler belgelenir.

Bu sıralama, her dosyada önce tam ödeme yapılmasının tek mümkün yöntem olduğu anlamına gelmez. Taksitli veya karşılıklı edimli anlaşmalar da kurulabilir. Ancak alacaklının güvence ihtiyacı kadar, ödeme yapan borçlunun tekrar aynı taleple karşılaşmama ve teminatlarını geri alma ihtiyacı da düzenlenmelidir.

Cenk Akil’in mahkeme içi sulha ilişkin çalışması, sulhun şarta bağlanabilmesi ile mahkemenin şarta bağlı hüküm vermesini ayrı sorunlar olarak inceler. Öğretideki tartışmanın pratik sonucu şudur: Bir şartın sözleşmeye yazılabilmesi, o şartın her durumda doğrudan icra yoluyla uygulanabileceğini göstermez. Hükmün açıklığı ve icraya elverişlilik ayrıca ele alınmalıdır. [12]

Sulh protokolünde hangi hükümler açıkça yazılmalıdır?

Taraflar, dosyalar ve sona erecek talepler

Tarafların kimliği, şirketlerin unvanı ve temsil yetkisi doğru belirlenmelidir. Birden fazla borçlu, kefil, sigortacı veya bağlantılı şirket varsa, anlaşmanın hangilerini hangi kapsamda bağladığı gösterilir. Davada taraf olmayan bir kişinin borç üstlendiği ya da teminat verdiği ileri sürülüyorsa bu işlemin kendi geçerlilik koşulları incelenir.

Kapsanan her dava ve icra dosyası numarasıyla tanımlanmalı; anapara, işlemiş faiz, tazminat veya başka alacak kalemleri anlaşılabilir şekilde ayrılmalıdır. Yalnızca belirli bir dönemin alacağı için görüşülürken belirsiz bir ifadeyle bütün geçmiş ve gelecekteki haklardan vazgeçilmesi önemli sonuçlar doğurabilir.

Kısmi sulhta, anlaşmaya dahil olan ve yargılaması devam edecek talepler açıkça ayrılır. Dava dışındaki hususların da sulha dahil edilmesi HMK m. 313/3 kapsamında mümkündür; bu imkân, müvekkilin bilmediği başka hakların kendiliğinden sona erdirilmesini haklı kılmaz. [1]

Ödeme, teslim ve uygulanabilirlik

Tutar, para birimi, vade, hesap bilgisi, taksitler, varsa kesintiler ve ödemelerin hangi borca mahsup edileceği belirlenmelidir. Dövizli bir borçta ödeme para birimi ile dönüşüm yapılacaksa kullanılacak kur ve tarih, ilgili mevzuat sınırlamaları da gözetilerek açıklanır. İşçilik alacaklarında brüt ve net tutar ayrımı ile yasal kesintilerin kim tarafından yapılacağı belirsiz bırakılmamalıdır.

Bir belgenin veya malın teslimi, bir işin yapılması ya da taşınmazla ilgili işlem kararlaştırılıyorsa yükümlü kişi, konu, tarih ve tamamlanmanın nasıl belgeleneceği gösterilir. “Gerekli kolaylık sağlanacaktır” gibi ifadeler, neyin talep edilebileceğini açıklamaya yetmeyebilir.

Anlaşmanın diğer temel başlıkları; gecikmenin sonuçları, güvence, ücret ve gider paylaşımı, gizlilik sınırları, bildirim yöntemi ve dosya kapatma işlemleridir. Ekler ile ana metin çelişmemelidir. Boş bırakılmış bir alan veya sonradan eklenecek ödeme planı varsa imzalanan metnin kapsamı tartışmalı hâle gelebilir.

Genel bir şablon neden tek başına yeterli değildir?

Bir ticari alacak, işçilik alacağı, tüketici işlemi veya taşınmaz uyuşmazlığı aynı hukuki kurallara tabi değildir. Özellikle TBK m. 420’de işçi alacaklarına ilişkin ibra sözleşmeleri için yazılılık, süre, alacağın açıklığı ve banka aracılığıyla ödeme yönünden özel hükümler bulunur. Bu hükümler ile usulüne uygun arabuluculuk sonunda kurulan gerçek bir anlaşmanın değerlendirilmesi birbirine karıştırılmamalıdır. Belgeye “arabuluculuk” başlığı konulması, sürecin gerçekten yürütüldüğünü ispatlamaz. [2] [10]

Bu nedenle hazır bir “sulh ve ibra protokolü örneği”, dosyadaki hakları ve özel şekil şartlarını incelemenin yerini tutmaz. En kısa metin her zaman en açık metin değildir; gereksiz tekrarlarla uzatılmış bir metin de güvenli sayılmaz. Konunun ayrıntıları için Adi Ortaklık Tasfiye Protokolü Nasıl Hazırlanır? yazısına bakılabilir.

Taksitli sulhta ödeme yapılmazsa ne olur?

Vade, temerrüt ve muacceliyet ayrı ayrı düzenlenir

Vade, ödemenin ne zaman istenebileceğini; temerrüt, gecikmenin hukuki sonuçlarının ne zaman başlayacağını; muacceliyet kaydı ise henüz vadesi gelmemiş taksitlerin hangi koşulla talep edilebileceğini ilgilendirir. Bir taksitin ödenmemesi, her durumda bütün taksitleri kendiliğinden muaccel yapmaz.

TBK m. 117’deki ihtar kuralı ve istisnaları göz önünde tutulmalıdır. Tarafların birlikte belirlediği kesin ödeme günü gibi durumlarla, tarihin belirsiz bırakıldığı düzenlemeler aynı değildir. Varsa ek süre, bildirim yöntemi, faiz türü ve başlangıcı açık yazılmalıdır. Her uyuşmazlık için tek bir faiz oranı veya aynı muacceliyet hükmü uygun kabul edilemez. [2]

Ceza koşulu da tahsilatın garantisi değildir. Asıl borçla birlikte istenip istenemeyeceği, ihlalin türü, TBK m. 179 ve 182 ile özel hükümler çerçevesinde değerlendirilir. Özellikle tüketici ve ticari işlemlerin farklı kuralları olabilir. Anlaşma, aynı alacağın birden fazla yoldan mükerrer tahsilini sağlayacak şekilde uygulanamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2025 tarihli kararı ne söylüyor?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2025 tarihli, E. 2024/499, K. 2025/329 sayılı kararında, işçilik alacakları için indirim yapılarak dört taksitli bir arabuluculuk anlaşması kurulmuştu. Metin, zamanında ve eksiksiz ödeme yapılmaması durumunda alacaklıya belirli seçenekler tanıyordu; bunlar arasında yapılan ödemeler düşülerek indirimli bedelle sınırlı olmadan alacakların istenmesi de vardı. Son taksit süresinde ödenmemişti. [9]

Genel Kurul çoğunluğu, anlaşmanın bu açık düzenlemesi karşısında, “arabuluculukta anlaşma yapıldı, artık dava açılamaz” gerekçesiyle verilen usulden ret kararını isabetli bulmadı. Son taksitin dava açıldıktan sonra ödenmesi de bu gerekçeyi geçerli kılmadı. Direnme kararı bozuldu.

Karar, geciken her taksitin eski alacağı otomatik olarak canlandırdığı anlamına gelmez. Anlaşmanın şartları, ödeme kayıtları ve dava tarihindeki durum belirleyicidir. Karar ayrıca ileri sürülen bütün alacakların hak edildiğine ve miktarlarının kesinleştiğine ilişkin bir hüküm değildir.

Çiğdem Yorulmaz’ın 2026 tarihli karar incelemesi, şarta bağlı arabuluculuk anlaşmalarında dava açma yasağının kapsamını taraf iradesi ve koşulun gerçekleşmesiyle birlikte ele alır. Çalışma, bu kararın sözleşme metnine bağlı okunması bakımından yararlıdır; bütün anlaşmalar için sınırsız bir yeniden dava hakkı şeklinde yorumlanmamalıdır. [14]

Teminatın adı kadar geçerliliği de önemlidir

Kefalet, ipotek, rehin veya banka teminat mektubu düşünülebilir; her birinin kapsamı, süresi ve geçerlilik koşulları farklıdır. Kefalette azami tutar, tarih, el yazısı ve kanuni istisnalarıyla eş rızası gibi TBK m. 583–584 hükümleri ayrıca incelenir. “Kefil” başlığı altında alınan her imza geçerli bir güvence oluşturmaz. [2]

Yeni bir senet verilmesi, eski borcun kendiliğinden yenilendiği ve bütün eski güvencelerin korunduğu anlamına da gelmez. TBK m. 131–133 çerçevesinde borcun sona ermesi, yan haklar ve yenileme iradesi ayrı ayrı değerlendirilir. Ödeme tamamlandığında hangi senedin iade edileceği ve hangi güvencenin kaldırılacağı yazılmalıdır.

Arabuluculuk anlaşması ne zaman doğrudan icraya konulabilir?

Arabuluculuğa başvurmak, anlaşmayı imzalamak zorunda olmak değildir

Bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Ancak taraflar belirli bir bedeli veya anlaşma metnini kabul etmek zorunda değildir. Toplantıya katılmaya ve süreci usulüne uygun yürütmeye ilişkin kuralların bulunması, sulh yapma zorunluluğu doğurmaz. Geçerli mazeret olmaksızın ilk toplantıya katılmamanın kanundaki gider sonuçları ise ayrıca dikkate alınmalıdır. [3]

Arabulucu tarafsızdır; tarafın kendi avukatıyla aynı görevi üstlenmez. Müvekkilin avukatı teklifin haklarına etkisini değerlendirirken arabulucu tarafların iletişim kurmasına ve çözüm üretmesine yardımcı olur. Okunmamış veya anlaşılamamış bir belgenin sırf toplantı sona ersin diye imzalanması uygun bir karar yöntemi değildir.

Son tutanak ile anlaşmanın içeriği birbirinden ayrılmalıdır

Son tutanak, arabuluculuk faaliyetinin nasıl sona erdiğini gösterir. Anlaşmanın hangi talepleri, miktarları ve yükümlülükleri kapsadığı ise anlaşma belgesinden veya gerekli kapsamı içeren tutanaktan açıkça anlaşılabilmelidir. Arabulucunun sürecin sonucunu tek başına belgelemesi, tarafların imzalamadığı bir ödeme yükümlülüğünü onlar adına kabul ettiği anlamına gelmez.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 29.02.2024 tarihli, E. 2024/2065, K. 2024/3897 sayılı kararında, tarafların aydınlatılması ve belgelerdeki çelişkiler önem taşımıştır. Daire, somut dosyada usulüne uygun yürütülmemiş görüşmelere rağmen geçerli anlaşma bulunduğu kabul edilerek davanın usulden reddedilmesini hatalı bulmuş; işin esasının incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. [10]

Emel Badur’un çalışması da arabuluculuk anlaşma belgesini, usul alanında sonuç doğurabilen bir borçlar hukuku sözleşmesi olarak ele alır. Bu nitelendirme, belgenin ilam niteliği kazanmasıyla ehliyet, hukuka uygunluk ve sağlıklı irade gibi geçerlilik sorunlarının ortadan kalkmadığını anlamaya yardımcı olur. [13]

İmza düzeni ve zorunlu şerh istisnaları kontrol edilmelidir

HUAK m. 18 uyarınca bazı anlaşma belgeleri, imza düzeni nedeniyle ayrıca icra edilebilirlik şerhi alınmadan ilam niteliğinde sayılır. Bununla birlikte kanunun şerhi zorunlu tuttuğu hâller öncelikle ayrılmalıdır. [3]

Belge veya uyuşmazlıkTemel kontrol
Genel kural kapsamındaki anlaşmaTaraflar, avukatları ve arabulucu birlikte imzalamışsa, zorunlu şerh istisnaları dışında ayrıca şerh aranmaz.
Ticari uyuşmazlıktaki anlaşmaAvukatlar ve arabulucunun birlikte imzası, zorunlu şerh hâlleri dışında yeterli olabilir; temsil yetkisi de incelenir.
Bu imza düzenini taşımayan anlaşmaİlam niteliği için kural olarak icra edilebilirlik şerhi yolu değerlendirilir.
HUAK m. 18/B kapsamındaki anlaşmaKira, paylaşma ve ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında şerh zorunludur.
HUAK m. 17/B kapsamındaki taşınmaz işlemiTaşınmaz devri veya sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşmada şerh zorunludur.

Genel şerh kuralında, dava öncesi arabuluculukta arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesi; görülmekte olan dava sırasında ise davaya bakan mahkeme söz konusudur. Taşınmaz ve m. 18/B kapsamındaki anlaşmalarda özel görev ve yetki hükümleri uygulanır. Singapur Sözleşmesi kapsamındaki milletlerarası sulh anlaşmaları için m. 17/A’daki asliye ticaret mahkemesi yolu ayrıca düzenlenmiştir. Yurt dışındaki her anlaşma bu kapsama girmez.

Şerh incelemesi, anlaşmanın arabuluculuğa ve cebri icraya elverişliliği üzerinde durur; ilgili özel hükümlerdeki ek denetimler saklıdır. Şerh, her sözleşme cümlesinin her koşulda icra edilebileceği yönünde sınırsız bir güvence değildir. Belirli bir ödeme, teslim veya davranışın kimden istenebileceği yeterince açık olmalıdır.

Noter onayı ve avukatların imzası tek başına aynı sonucu doğurmaz

İİK m. 38’de mahkeme huzurundaki sulhlerin yanında, para borcu ikrarını içeren ve noterlikçe re’sen düzenlenen senetler de sayılır. Bu nedenle yalnızca imzaları noterce onaylanmış her protokolün ilam niteliğinde olduğu söylenemez. Belgenin düzenlenme biçimi ve içeriği incelenmelidir. [4]

Avukatlık Kanunu m. 35/A ise dava açılmadan önce veya dava açılmış olsa bile duruşma başlamadan önce, kanundaki kapsam ve tutanak şartlarıyla ayrı bir uzlaşma yolu düzenler. Avukatlar ile müvekkillerin birlikte imzaladığı, bu hükme uygun tutanak ilam niteliğindedir. Avukatların hazırladığı her özel protokol kendiliğinden m. 35/A tutanağı sayılmaz. [5]

Sulh olunca avukatlık ücreti ve mahkeme masrafları ne olur?

Harç ile avukatlık ücretinin ölçütleri farklıdır

Sulh, bütün masrafların silinmesi anlamına gelmez. Harçlar Kanunu m. 22, sulhun ilk celsede gerçekleşmesi hâlinde karar ve ilam harcının üçte birinin, daha sonra gerçekleşmesi hâlinde üçte ikisinin alınmasını düzenler. Bu, dosyadaki her ödeme kaleminin aynı oranda iade edileceği anlamına gelmez. Kullanılmayan gider avansının iadesi ise HMK m. 333 kapsamında ayrı bir işlemdir. [6] [1]

2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 6’da, ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilen uyuşmazlıkta tarife ücretinin yarısına, sonrasında tamamına hükmedilmesi öngörülür. Aynı hükümde akdi avukatlık ücreti sözleşmelerine ilişkin ayrım da bulunur. Harç yönünden “ilk celse” ile tarife yönünden “ön inceleme tutanağı” aynı ölçüt değildir. Somut dosyada uygulanacak tarife ve tarih ayrıca kontrol edilmelidir. [7]

Müvekkilin kendi avukatıyla ücret sözleşmesi ayrıca değerlendirilir

Avukat ile müvekkil arasındaki sözleşmeden doğan ücret ile yargılama sonucunda karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti birbirinden ayrılmalıdır. Tarafların kendi aralarında “kimse kimseden masraf istemeyecek” demesi, avukatın bütün ücret haklarını kendiliğinden sona erdirmez. Avukatlık Kanunu m. 164–165 bu nedenle anlaşma hazırlanırken incelenmelidir. [5]

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 05.10.2018 tarihli, E. 2017/6, K. 2018/9 sayılı kararı, m. 165’teki müteselsil sorumluluğun kapsamına, karşı tarafın avukatı ile kendi müvekkili arasındaki ücret sözleşmesinden doğan akdi ücretin dahil olmadığını belirlemiştir. Bu sınır, sulh nedeniyle hiçbir avukatlık ücreti doğmayacağı anlamına gelmez. [11]

Protokolde yargılama giderleri, tarafların kendi avukatlık ücretleri, karşı vekâlet ücreti, arabuluculuk ücreti ve icra masrafları ayrı ayrı düzenlenmelidir. Taraflar arasındaki gider paylaşımı, kamu alacağı niteliğindeki harçları ortadan kaldırmaz. Ödemenin dosya dışından yapılması da icra dosyasındaki hesap ve bildirim işlemlerini gereksiz kılmaz.

Sulh görüşmeleri dava sürelerini ve hacizleri durdurur mu?

Görüşme yapılması tek başına süreleri durdurmaz

Telefon görüşmesi, teklif yazışması veya taslak alışverişi; cevap, delil sunma, bilirkişi raporuna itiraz ya da kanun yoluna başvurma sürelerini kendiliğinden durdurmaz. Sulh teklifine yanıt beklenirken dosyadaki tebligatlar ve yaklaşan son tarihler izlenmelidir.

HUAK m. 16 ve 18/A’da arabuluculuğun zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere etkisi özel olarak düzenlenmiştir. İhtiyari arabuluculuk ile dava şartı arabuluculukta başlangıç anları aynı değildir. Bu koruma, bütün yargısal işlem sürelerinin topluca durması şeklinde okunamaz. Devam eden davada arabuluculuk nedeniyle duruşmanın ertelenmesi için de m. 15/5’teki koşullar gözetilir. [3]

Haciz ve teminatların kaldırılması ayrıca düzenlenmelidir

Sulh protokolünün imzalanmasıyla banka blokesi, maaş haczi veya taşınmaz üzerindeki kayıtların kendiliğinden silindiği varsayılmamalıdır. Hangi işlem için kimin, ne zaman, hangi dosyada başvuru yapacağı belirtilmelidir. Mevcut güvencelerin ödeme tamamlanmadan kaldırılması alacaklı için; ödeme sonrasında kaldırılmaması ise borçlu için ayrı risk yaratır.

Mahkemeden koruma istenmesi gerekiyorsa ihtiyati tedbir ve ihtiyati haczin farklı şartları bulunduğu unutulmamalıdır. Örneğin para alacağı bakımından İİK m. 257’deki ihtiyati haciz koşulları ayrıca değerlendirilir. Sulh görüşmelerinin sürmesi tek başına böyle bir kararı haklı kılmaz; anlaşma görüşülmesi de gerekli bir koruma başvurusunu otomatik olarak gereksiz hâle getirmez. [4]

Müzakerede söylenenler daha sonra delil olur mu?

HMK m. 188/3, sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrarların tarafları bağlamayacağını düzenler. Ancak bu hüküm, görüşmelerde adı geçen her sözleşmenin, dekontun veya önceden mevcut yazışmanın delil olmaktan çıktığı anlamına gelmez. [1]

Arabuluculukta HUAK m. 4–5 daha özel bir gizlilik ve delil düzeni kurar. Anlaşma teklifleri, sürece özgü kabul açıklamaları ve yalnızca arabuluculuk için hazırlanan belgeler bakımından koruma vardır. Buna karşılık başka yollardan kullanılabilir bir delil, arabuluculukta sunulduğu için tek başına kullanılamaz hâle gelmez. Kanunun gerektirdiği veya anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli açıklamalar yönünden de istisnalar bulunur. [3]

Bu ayrımlar nedeniyle “gizlidir” ibaresi her belgeye aynı sonucu sağlamaz. Anlaşma dışındaki üçüncü kişilerin verileri, ticari sırlar ve paylaşılacak dosya örneklerinin kapsamı da görüşme öncesinde belirlenmelidir.

Avukat müvekkilinin bilgisi dışında sulh yapabilir mi?

HMK m. 74 uyarınca avukatın sulh, feragat, kabul ve ibra gibi işlemleri yapabilmesi için açık özel yetki gerekir. Şirket veya başka tüzel kişi adına hareket eden temsilcinin yetkisi de denetlenmelidir. Bir kimsenin görüşmeye katılmış olması, bütün haklardan vazgeçme yetkisine sahip olduğunu göstermez. [1]

Özel yetkinin bulunması ile müvekkilin somut teklif hakkında bilgilendirilmesi aynı konular değildir. Mesleki özen yükümlülüğü çerçevesinde teklifin yararı, belirsizlikleri, haklardan vazgeçmenin kapsamı ve alternatif yol açıklanmalıdır. Müvekkilin kararının ve talimatının anlaşılır biçimde kaydedilmesi, daha sonra doğabilecek uyuşmazlıkları azaltır. [5]

Avukatın görevi, müvekkili yalnızca sulha yönlendirmek veya her durumda yargılamayı sürdürmek değildir. Dosyaya dayanan seçenekleri açıklamak, hakların hangi araçlarla korunabileceğini göstermek ve hukuka uygun talimat doğrultusunda hareket etmektir. Karşı tarafın avukatı da kişinin kendi bağımsız danışmanı olarak görülmemelidir.

İmzalanan sulh anlaşması sonradan iptal edilebilir mi?

Pişmanlık ile hukuki geçersizlik sebebi ayrılmalıdır

Sonradan daha iyi bir teklif alınabileceğini düşünmek veya anlaşma bedelini düşük bulmak, tek başına iptal sebebi oluşturmaz. Mahkeme içi sulhta HMK m. 315/2 irade bozukluğu ve aşırı yararlanma nedeniyle iptal olanağı tanır. Mahkeme dışı sulh ve arabuluculuk anlaşmalarında da sözleşmenin niteliğine uygun geçerlilik denetimi yapılır. Emredici kurallara aykırılık, ehliyet ve temsil sorunları ayrıca incelenebilir. [1] [2]

Yanılma, aldatma veya korkutma iddiasında; imza öncesindeki açıklamalar, yazışmalar, toplantı koşulları ve öğrenme tarihi önemlidir. TBK m. 39’daki bir yıllık süre, yanılma veya aldatmanın öğrenilmesi ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalkmasıyla bağlantılıdır. Anlaşmadaki bütün geçersizlik sebepleri için tek ve aynı başlangıç tarihi yoktur.

Aşırı yararlanma yalnızca bedel farkından ibaret değildir

TBK m. 28 kapsamında edimler arasındaki açık oransızlığın yanında, kişinin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılması da değerlendirilir. Kanundaki bir yıllık sürenin başlangıcı ilgili duruma göre belirlenir; her hâlde sözleşmenin kurulmasından itibaren beş yıllık sınır vardır. Sadece yüksek oranda indirim yapılmış olması, bütün koşulların gerçekleştiğini kanıtlamaz. [2]

Başvurunun türü, görevli mahkeme, mevcut dava veya icra dosyasıyla ilişkisi ve olası geçici koruma ihtiyacı, belgenin hukuki niteliğine göre belirlenmelidir. Geçersizlik iddiası ileri sürülmesi de icrayı her durumda kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle metin ve dosya birlikte incelenmeden herkese uygulanacak bir “iptal dilekçesi” yolu önerilemez.

Ne zaman anlaşma, ne zaman davaya devam değerlendirilmelidir?

Kapsamı belirli, ekonomik olarak uygulanabilir, ödeme veya teslim güvencesi düşünülmüş bir teklif ciddi biçimde değerlendirmeye değerdir. Tarafların yalnızca bazı kalemlerde anlaşabildiği dosyalarda kısmi sulh da uyuşmazlığı daraltabilir. Böyle bir anlaşmada kalan talepler açıkça korunmalıdır.

Öte yandan teklif, incelenmemiş başka hakların kaybını istiyorsa; ödeme yetkisiz bir kişinin sözüne dayanıyorsa; güvence talepleri yanıtsız kalıyorsa veya müvekkile metni anlama olanağı tanınmıyorsa, davaya devam seçeneği de bütün sonuçlarıyla ele alınmalıdır. İmzayı ertelemek ise yaklaşan hukuki süreleri ihmal etmek anlamına gelmemelidir.

Anlaşmanın niteliği, yalnızca dosyanın kapanıp kapanmadığıyla değil, üstlenilen yükümlülüklerin yerine getirilebilirliğiyle değerlendirilir. Bir taraf için tahsil edilemeyen alacak, diğer taraf için sona erdiği sanılan fakat devam eden yükümlülük, sulhun amacını zayıflatır.

İmza öncesi son kontrol

  • Taslak bütün ekleriyle okundu mu; tarafların elindeki sürüm aynı mı?
  • Kapanacak dosyalar, sona erecek alacaklar ve korunacak talepler belirli mi?
  • Ödeme veya teslim tarihi, tutarı ve ispat yöntemi açık mı?
  • Gecikmede ne olacağı ve hangi tutarın istenebileceği anlaşılabiliyor mu?
  • Güvenceler geçerli mi; ne zaman kaldırılacakları belirlenmiş mi?
  • Feragat veya ibra işleminin zamanı ve kapsamı açık mı?
  • İlam niteliği, gerekli imzalar ve varsa zorunlu şerh kontrol edildi mi?
  • Harç, avukatlık ücreti, arabuluculuk ve icra masrafları ayrıldı mı?
  • Yaklaşan dava ve kanun yolu süreleri için gerekli işlemler yapıldı mı?
  • Ödeme sonrası dosya kapatma ve belge tesliminden kimin sorumlu olduğu belli mi?

Güneş & Güneş Hukuk Bürosundan değerlendirme talebi

Güneş & Güneş Hukuk Bürosuna sulh teklifinin veya anlaşma taslağının incelenmesi için başvurulabilir. Değerlendirme; teklifin dosyanın mevcut aşamasına etkisi, vazgeçilecek haklar, ödeme düzeni, teminat ve gider başlıkları üzerinden planlanabilir. Devam eden bir davada bağımsız hukuki görüş istenmesi hâlinde incelemenin kapsamı ve gerekli belgeler baştan belirlenir.

İlk görüşme için taslağın bütün sürümleri ve ekleri, ilgili dava veya icra dosyası belgeleri, ödeme kayıtları, tebligatlar ve varsa ücret sözleşmeleri hazırlanabilir. Görüşme ve randevu talebi ile başvuru yapılabilir; belgeler güvenli bilgi ve belge paylaşımı açıklamaları doğrultusunda iletilmelidir. Hesap şifreleri ve tek kullanımlık doğrulama kodları paylaşılmamalıdır. Başvuru gönderilmesi, işin üstlenildiği anlamına gelmez ve hukuki süreleri durdurmaz.

Sonuç

Bir hukuk davasında sulh kararı, tarafın hakkını, dosyanın gerçek durumunu ve anlaşmanın uygulanma imkânını birlikte gören bir değerlendirmeye dayanmalıdır. İspatı güçlü bir talepte dahi tahsil güçlüğü bulunabilir; hızlı ödeme teklifinde ise gereğinden geniş bir ibra veya erken feragat hükmü yer alabilir. Bu nedenle kararın yalnızca teklif edilen rakamla verilmesi yeterli değildir.

Sağlıklı bir sulh metni, bugün ne üzerinde anlaşıldığını ve yarın yükümlülük yerine getirilmezse ne yapılabileceğini açıklar. Ödeme ile haklardan vazgeçmenin sırası, dava ve icra işlemleri, teminatlar ve giderler birbiriyle uyumlu kurulmalıdır. Müvekkil, imzasının hangi hakları sona erdirdiğini anlayabilmelidir.

İyi bir sulh, imza atıldığı anda belirsizlikleri gizleyen değil, uygulandığında tarafların önünü görmesini sağlayan anlaşmadır. Davaya devam etmek de sulh olmak da bilinçli bir tercih olabilir. Belirleyici olan, bu tercihin eksiksiz bilgiyle, serbest iradeyle ve hukuken uygulanabilir koşullarla yapılmasıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Sulh olmak davayı kaybetmek anlamına gelir mi?

Hayır. Sulh, tarafların uyuşmazlığı anlaşmayla sona erdirmesidir. Uygunluğu; ispat durumu, teklifin kapsamı, maliyet ve uygulanabilirlik birlikte değerlendirilerek belirlenir. Ancak hangi haklardan vazgeçildiği mutlaka anlaşılmalıdır.

Dava açıldıktan veya karar verildikten sonra sulh yapılabilir mi?

HMK m. 314 uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar sulh mümkündür. Hüküm sonrasında dosyanın bulunduğu aşamaya göre özel usul uygulanır. Kesinleşmiş karardan sonra ödeme veya borcun tasfiyesi konusunda anlaşılması ise devam eden davayı sona erdiren sulhtan ayrı değerlendirilir.

Sulh protokolü imzalamak davadan feragat etmek midir?

Her zaman değildir. Sulh sözleşmesi, feragat taahhüdü ve mahkemeye yöneltilmiş feragat beyanı farklı işlemlerdir. Metnin bütünü ve yapılan usul işlemi incelenmelidir. Mahkeme dışı protokol davayı kendiliğinden sona erdirmez.

Sulh şarta bağlanabilir mi?

HMK m. 313/4 uyarınca bağlanabilir. Feragat ise kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Sözleşmeye şart konulabilmesi, koşulun icra aşamasında nasıl ispatlanacağı ve uygulanacağı sorununu ortadan kaldırmaz.

Arabuluculuk anlaşması imzalandıktan sonra yeniden dava açılabilir mi?

Kural olarak üzerinde anlaşılan hususlar hakkında yeniden dava açılamaz. Geçersizlik iddiası, anlaşmanın kapsamı veya açıkça kararlaştırılmış ödeme koşulunun gerçekleşmemesi gibi durumlar ayrıca incelenir. Her ödeme gecikmesinin eski alacak için yeniden dava hakkı verdiği söylenemez.

Taksit ödenmezse borcun tamamı hemen istenebilir mi?

Anlaşmadaki muacceliyet düzenlemesi ve uygulanacak özel hükümler belirleyicidir. Geçerli bir düzenleme bulunmadan, yalnızca bir taksitin gecikmesi bütün gelecek taksitleri her durumda talep edilebilir hâle getirmez.

Her arabuluculuk anlaşması için icra edilebilirlik şerhi gerekir mi?

Hayır. HUAK m. 18’de belirli imza düzenleriyle şerhsiz ilam niteliği öngörülür. Bununla birlikte m. 17/A, 17/B ve 18/B kapsamındaki zorunlu şerh hâlleri ayrıca uygulanır. Uyuşmazlığın türü ve imzalar birlikte kontrol edilmelidir.

Noterde imza onayı yapılan protokol doğrudan ilamlı icraya konulabilir mi?

İmza onayı tek başına yeterli değildir. İİK m. 38’deki noterlikçe re’sen düzenlenen para borcu ikrarını içeren senet ile sıradan imza onaylı protokol birbirinden ayrılmalıdır. Başka bir kanuni ilam niteliği sebebi varsa o da incelenir.

Sulh olunca avukatlık ücreti ve hacizler ortadan kalkar mı?

Kendiliğinden ortadan kalkmaz. Ücretin türü ve sözleşme koşulları ayrıca değerlendirilir; hacizlerin kaldırılması ve dosyanın kapatılması için gerekli işlemler yapılır. Sulh metninde bunların sorumlusu ve zamanı gösterilmelidir.

Sulh görüşmesi sürerken istinaf veya itiraz süresi bekletilebilir mi?

Sırf görüşme yapılıyor olması süreyi durdurmaz. Arabuluculuğun belirli sürelere etkisi özel kanun hükümlerine bağlıdır. Dosyadaki her son tarih ayrı izlenmelidir.

Kaynakça

[1] 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m. 74, 123, 154, 188, 307–315 ve 333. Mevzuat Bilgi Sistemi — kanun metni.

[2] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m. 19, 26–28, 39, 117, 131–133, 179, 182, 420 ve 583–584. Mevzuat Bilgi Sistemi — kanun metni.

[3] 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, özellikle m. 1, 3–5, 15–18, 17/A, 17/B, 18/A ve 18/B. Mevzuat Bilgi Sistemi — kanun metni.

[4] 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, özellikle m. 38 ve 257. Mevzuat Bilgi Sistemi — kanun metni.

[5] 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, özellikle m. 34, 35/A, 164 ve 165. Türkiye Barolar Birliği — kanun metni.

[6] 492 sayılı Harçlar Kanunu, m. 22–23. Mevzuat Bilgi Sistemi — kanun metni.

[7] Türkiye Barolar Birliği, 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, m. 6; Resmî Gazete, 04.11.2025. Tarife metni.

[8] Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 30.05.2024, E. 2024/2432, K. 2024/4015. Karar metni — SonKarar.

[9] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 21.05.2025, E. 2024/499, K. 2025/329. Karar metni — Hukuki Haber.

[10] Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 29.02.2024, E. 2024/2065, K. 2024/3897. Karar metni — Hukuki Haber.

[11] Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 05.10.2018, E. 2017/6, K. 2018/9; Resmî Gazete, 20.03.2019, sayı 30720. Resmî Gazete karar nüshası.

[12] Akil, Cenk. “Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Sulh ve Sulh Yoluyla Şarta Bağlı Hüküm Verilip Verilemeyeceği Meselesi.” Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 16(4), 2012, ss. 1–18; özellikle ss. 11–15. Makale.

[13] Badur, Emel. “Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin Borçlar Hukuku Açısından Değerlendirilmesi.” Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, sayı 18, 2021, ss. 49–87; özellikle ss. 59–60 ve 66–67. Makale.

[14] Yorulmaz, Çiğdem. “Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin Şarta Bağlı Olması ve Etkileri: Bir İş Uyuşmazlığına İlişkin Hukuk Genel Kurulu Kararının Düşündürdükleri.” Medeni Hukuk Dergisi, 3(2), 2026, ss. 258–282; özellikle s. 279. DOI: 10.59909/mhd.1924399. Makale.

[15] Goodman, Andrew. Arabuluculuğa Hazırlanmak: Arabuluculuktan Yararlanacaklar İçin Rehber, Türkçe erişim nüshası, özellikle ss. 93–97 ve 143. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı — kitap.

YAZAR

Av. Merve Kabalcı

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları