İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

İdare Hukuku ve İdarî Yargı

Ceza Mahkûmiyeti Memuriyete Engel mi? Memuriyetten Çıkarılma, HAGB ve Göreve Dönüş Şartları

Ceza mahkûmiyetinin kamu görevine etkisini anlatan temsilî sahne: hukuk kitapları, HAGB ve göreve dönüş dosyaları ile kamu kurumuna yürüyen kişi.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 19 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Ceza alan her memur görevinden çıkarılmaz; ancak bazı mahkûmiyetler, cezanın infazından sonra bile devlet memurluğuna engel olmaya devam edebilir. Sonuç, suçun kasten mi taksirle mi işlendiğine, kesinleşmiş cezanın türü ve süresine, 657 sayılı Kanun’un 48/A-5. maddesindeki suçlardan olup olmadığına ve idarenin hangi hukuki sebebe dayanarak işlem yaptığına bağlıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), cezanın ertelenmesi, adli para cezası, disiplin cezası ve yasaklanmış hakların geri verilmesi birbirinden farklı sonuçlar doğurur. Özellikle yeniden atamada Danıştay içtihatlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Ceza mahkûmiyeti neden her durumda aynı memuriyet sonucunu doğurmaz?

Ceza yargılamasının sonucuyla kamu personelinin statüsü arasında doğrudan bir ilişki vardır; ancak bu ilişki tek bir kanun hükmüne indirgenemez. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu (DMK) m. 48/A-5, devlet memurluğuna alınmada aranan mahkûmiyet şartlarını; m. 98/b, bu şartların sonradan kaybedilmesiyle memurluğun sona ermesini; m. 125 ise disiplin yaptırımlarını düzenler. Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 53, mahkûmiyetin belirli hakları kullanmaya etkisini; 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 13/A, yasaklanmış hakların geri verilmesini; 7315 sayılı Kanun ise kamu görevine atanma sürecindeki arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasını ilgilendirir. [1][2][3][4][5]

Bu kurumların hukuki sebepleri ve uygulanma şartları farklıdır. Bir kişinin fiili nedeniyle disiplin soruşturması yapılması, idarenin ayrıca 98/b uyarınca işlem tesis etmesi, ceza mahkemesinin HAGB kararı vermesi veya geçmiş mahkûmiyetin adli sicilden arşive aktarılması birbirinin yerine geçen işlemler değildir. İdari uyuşmazlıkta öncelikle işlemin gerçek hukuki sebebi belirlenmelidir. Yanlış işlem türüne karşı yanlış hukuki iddia kurulması, lehe olabilecek delillerin yeterince değerlendirilmemesine yol açabilir.

Mahkûmiyet türüne göre hukuki sonuçların karşılaştırılması

Hukuki durumMemuriyet yönünden temel ayrımAyrıca incelenecek husus
Kasten işlenen katalog dışı suçtan en az bir yıl hapis657 m. 48/A-5'teki süre engeli gündeme gelir.Kesinleşme, cezanın çevrilmesi ve statü.
48/A-5'te adı sayılan suçtan mahkûmiyetCeza süresinden bağımsız engel incelenir.Suç vasfı ve varsa yasaklanmış hakların geri verilmesi.
Taksirli suçtan hapisSalt ceza süresi, genel kast engeli değildir.TCK m. 53/6, özel görev ve disiplin hükümleri.
HAGB kararıGenel olarak kesinleşmiş mahkûmiyet sayılmaz.Özel kanun, bağımsız disiplin soruşturması.
Ertelenen hapisMahkûmiyetin kendisi ortadan kalkmaz.657 m. 48/A-5 ile TCK m. 53/4 ayrı.
Yasaklanmış hakların geri verilmesiYeniden başvuru imkânı sağlayabilir.İdarenin atama takdiri ve diğer atanma şartları.
Görevden uzaklaştırmaGeçici tedbirdir; statüyü otomatik bitirmez.Gözden geçirme süresi, ücret ve iade şartları.

Memuriyete alınmama, memuriyetin sona ermesi ve disiplinle çıkarma farklıdır

Memuriyete ilk atamada 657 m. 48'deki genel ve özel koşullar değerlendirilir. Halihazırda memur olan kişinin atanma şartını sonradan kaybetmesi hâlinde m. 98/b gündeme gelir. Buna karşılık devlet memurluğundan çıkarma, m. 125/E kapsamında fiilin disiplin hukuku bakımından incelenmesi üzerine uygulanabilen ayrı bir yaptırımdır. Geçici görevden uzaklaştırma (açığa alma) ise memuriyeti sona erdiren bir disiplin cezası değil, 657 m. 137–145 kapsamında geçici bir tedbirdir. [1]

Kesinleşmiş hüküm, işlem tarihi ve personelin statüsü birlikte incelenir

Ceza mahkemesinin henüz kesinleşmemiş kararı, kesinleşmiş mahkûmiyetle aynı hukuki durumda değildir. Ayrıca idari işlemin tesis edildiği tarihte kişi memur mu, aday memur mu, sözleşmeli personel mi, yoksa daha önce kamu görevinden çıkarılmış biri mi soruları belirleyicidir. Özel personel kanunları veya görev niteliğine bağlı ek şartlar mevcutsa yalnız 657 sayılı Kanun üzerinden sonuç kurulamaz.

657 sayılı Kanun m. 48/A-5 uyarınca memuriyete engel suçlar ve cezalar

657 m. 48/A-5 iki ayrı engel öngörür: kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet ve maddede ayrıca sayılan suçlardan mahkûmiyet. Birinci grupta suçun kastla işlenmesi ve hapis cezasının süresi; ikinci grupta ise mahkûm olunan suçun kanuni niteliği ön plandadır. TCK m. 53'teki hak yoksunluğu süresinin geçmiş olması, 657 m. 48/A-5'teki koşulları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. [1][2]

Kasten işlenen suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezası

Katalogda yer almayan bir kasıtlı suçtan kesinleşmiş bir yıl hapis cezası alınması, kanuni eşik bakımından yeterlidir; hükümdeki “bir yıl veya daha fazla” ibaresi yalnız bir yılı aşan cezaları kapsamaz. Burada hükümle belirlenen nihai cezanın niteliği ve süresi esas alınmalıdır. Suçun işlendiği sırada memur olup olunmadığı kadar, cezanın kesinleşmesi ve o tarihte personelin hukuki durumunun ne olduğu da değerlendirilir. Ceza tamamen infaz edilmiş olsa bile 657 m. 48/A-5'teki engel ayrıca önemini koruyabilir.

Kanunda sayılan suçlardan mahkûmiyet ve ceza miktarı

657 m. 48/A-5'te adları açıkça geçen suçlar arasında devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye ve edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık suçları bulunur. Bu grupta kanun, genel bir “en az bir yıl hapis” koşulu öngörmemiştir. Sayılan suçlardan mahkûmiyet, yaptırım miktarı daha düşük olsa veya adli para cezası verilse dahi 48/A-5 bakımından incelenmelidir. [1]

Suçun adı yerine yalnız “yüz kızartıcı suç” nitelemesine dayanmak yeterli değildir. 48/A-5'teki kanuni suç listesiyle 125/E-g'deki disiplin fiili aynı kavram değildir. Bir fiilin hangi kategoriye girdiği, kesinleşen hükmün suç maddesi ve olayın hukuki nitelendirmesi üzerinden tespit edilir. Ayrıca polislik, özel güvenlik ve diğer özel kamu görevlerinde farklı yasaklar öngörülebilir; 657'de sayılmayan her suçun her kamu görevi için serbest olduğu ileri sürülemez.

Taksirli suçlardan mahkûmiyetin sınırları

Taksirli suçlar, salt hapis cezasının süresi nedeniyle 657 m. 48/A-5'teki kasten işlenen suçtan bir yıl hapis engeline girmez. Aynı şekilde TCK m. 53/1'in otomatik hak yoksunluğu, kasten işlenen suçtan hapis mahkûmiyetine bağlanmıştır. Örneğin taksirle yaralama veya taksirle ölüme neden olma suçunda 48/A-5'in genel kast şartı gerçekleşmiş sayılmaz. Bununla birlikte, mesleğin niteliği, başka kanunlardaki şartlar, TCK m. 53/6 uyarınca hükmedilebilen meslek icrası yasağı ve fiilin disiplin yönünden sonuçları ayrıca önem taşıyabilir. Dolayısıyla “taksirli suç hiçbir zaman memuriyeti etkilemez” genellemesi doğru değildir. [1][2]

TCK m. 53 nedeniyle kamu görevinden yoksun kalma ve infazın etkisi

TCK m. 53/1-a, kasten işlenen suç nedeniyle hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak kamu görevinin üstlenilmesi ve bu kapsamda istihdam edilme yönünden hak yoksunluğunu düzenler. Genel kural olarak m. 53/2 uyarınca söz konusu haklar hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanılamaz. Ancak m. 53'ün kendi içindeki istisnaları ve 657 sayılı Kanun'un ayrı statü koşulları birlikte incelenmelidir. [2]

Koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve infaz tarihi

Cezaevinden fiilen çıkış, infazın hukuki anlamda tamamlandığı tarih ile her zaman aynı değildir. Koşullu salıverilme, denetimli serbestlik tedbiri altında infaz ve müddetname kayıtları göz önüne alınır; infazın tümüyle tamamlanma tarihi ve varsa özel hak yoksunlukları ayrıca belirlenir. Cezaevinden çıkıldığı gün bütün kamu görevine giriş engellerinin kalktığı söylenemez. Yine de infazın tamamlanması, TCK m. 53/2'deki süreli hak yoksunluğuyla 657 m. 48/A-5'teki daha farklı engeli birbirinden ayırmak için kritik bir eşiktir.

Ertelenen kısa süreli hapis ve TCK m. 53/4 istisnası

TCK m. 53/4, kısa süreli hapis cezası ertelenmiş kişiler ile suçu işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında 53/1'in uygulanmayacağını belirtir. Bu istisna, 657 sayılı Kanun'un atanma şartının da otomatik olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez. Özellikle bir yıllık erteli kasıtlı hapis cezası, 657 m. 48/A-5'in bir yıl eşiğiyle ayrıca değerlendirilmelidir. “Ertelendiği için hem 53 hem 657 yönünden hiçbir sonuç yoktur” ifadesi hukuken yanlıştır. [2]

TCK m. 53/5–6 kapsamındaki özel yasaklar

TCK m. 53/5'te belirli hak veya yetkinin kötüye kullanılmasıyla işlenen suçlardan dolayı infazdan sonra da etkisi sürebilecek ek yasaklama; m. 53/6'da belirli meslek veya sanatın gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan taksirli suçlarda meslek icrasının yasaklanması veya sürücü belgesinin geri alınması öngörülmüştür. Bu özel sonuçlar yalnız genel 53/1 süresi anlatılarak dışlanamaz.

Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi memurluğa engeli kaldırır mı?

TCK m. 50 uyarınca kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırıma çevrilmişse, m. 50/5'teki uygulamada asıl mahkûmiyet çevrilen adli para cezasıdır ilkesi önem taşır. Katalog dışı kasıtlı suçta hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, salt “bir yıl veya daha fazla hapis” koşulunun değerlendirilmesinde önemli fark yaratır. Buna karşılık 657 m. 48/A-5'te sayılan bir suçtan mahkûmiyet bakımından, hapis cezasının çevrilmiş olması suçun katalog niteliğini kendiliğinden değiştirmez. [1][2]

Doğrudan verilen adli para cezası ile hapis cezasından çevrilen adli para cezası, infaz için adli para cezasının ödenmemesinden doğan hapis ve erteli hapis birbirinden ayrılmalıdır. Özellikle yalnızca sabıka belgesindeki ceza türüne bakılarak suçun katalogda olup olmadığı anlaşılamaz. Kesinleşmiş hüküm ve uygulanmış TCK m. 50 hükümleri birlikte okunmalıdır.

Hapis cezasının ertelenmesi devlet memurluğunu korur mu?

TCK m. 51'deki hapis cezasının ertelenmesi bir infaz rejimidir; mahkûmiyeti ortadan kaldıran HAGB kararı değildir. Denetim süresinin yükümlülüklere uygun tamamlanması, kanunun şartları altında cezanın infaz edilmiş sayılmasına yol açar; fakat geçmişteki kesinleşmiş mahkûmiyeti yok saydırmaz. Bu nedenle 657 m. 48/A-5 bakımından bir yıl veya daha fazla kasıtlı hapis ya da kanunda sayılan suçtan mahkûmiyet söz konusuysa, sırf cezanın ertelenmiş olması memuriyete engeli kaldırmaz. [1][2]

Bir yılın altındaki erteli hapis cezası

Katalogda bulunmayan kasıtlı suç nedeniyle bir yıldan az hapis cezasının ertelenmesi hâlinde 657 m. 48/A-5'teki bir yıl eşiği aşılmamıştır. Ancak idarenin disiplin soruşturması yürütmesi, hakkında geçici tedbir uygulanması veya mesleğe özgü ayrı bir yasal koşul bulunması ihtimali ortadan kalkmaz. Her erteli mahkûmiyet için doğrudan “denetim boyunca görevden uzaklaştırılır” şeklinde kesin kural kurulamaz.

Erteleme ile HAGB’nin farkı

Ertelemede kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunurken HAGB'de hükmün açıklanması geri bırakılır ve kanunun öngördüğü sonuçlar doğar. Bu ayrım ceza dosyasının idari makama sunulması, adli sicil ve arşiv araştırması ile 98/b kapsamında işlem yapılması bakımından doğrudan belirleyicidir. Kesinleşmiş ceza kararının yalnız başlığına değil, hüküm fıkrasına ve kararın sonradan değişip değişmediğine bakılmalıdır.

HAGB memuriyete engel midir? 2026 düzenlemesi ve disiplin hukukuyla ilişkisi

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 231'deki hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), kural olarak kurulan hükmün, müsadere hükümlerine ilişkin istisna saklı kalmak kaydıyla, sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder. Bu nedenle tek başına HAGB kararı, genel 657 m. 48/A-5 kapsamında kesinleşmiş mahkûmiyet gibi işlem görmemelidir. Bununla birlikte özel personel mevzuatında HAGB'nin ayrıca düzenlendiği meslekler vardır. [1][6]

31 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun neyi değiştirdi?

Anayasa Mahkemesinin 10.07.2025 tarihli, E. 2024/98, K. 2025/149 sayılı iptal kararı 31.12.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve yürürlüğe giriş dokuz ay ertelenmiştir. Daha sonra 7589 sayılı Kanun, 31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak CMK m. 231'in beşinci ila on dördüncü fıkralarını yeniden düzenlemiştir. Bu nedenle 2026 sonbaharında HAGB kurumunun artık hiç bulunmadığı şeklindeki açıklama doğru değildir; güncel CMK m. 231 ve zaman bakımından uygulanacak hükümler birlikte incelenmelidir. [6][7]

HAGB ve disiplin soruşturması ayrı incelemelerdir

HAGB kararı, idarenin somut fiili disiplin hukuku bakımından bağımsız biçimde araştırma ve değerlendirme yetkisini mutlak olarak ortadan kaldırmaz. İdare, dosyadaki hukuka uygun delillerle fiilin gerçekleştiğini ve 657 m. 125'teki uygun disiplin fiilini ortaya koymakla yükümlüdür. Ancak HAGB kararının kendisi kesinleşmiş suçluluk hükmü gibi kullanılarak disiplin yaptırımı tesis edilmesi, masumiyet karinesi ve gerekçe bakımından sorun doğurabilir. Disiplin isnadı, deliller, savunma alınması ve orantılılık somut olarak tartışılmalıdır. [1][8]

Özel mesleklerde HAGB ve arşiv araştırması

Örneğin özel güvenlik görevlileri için 5188 sayılı Kanun m. 10'daki özel şartlar genel 657 şartlarıyla özdeş değildir; bazı suçlar bakımından HAGB kararı ayrıca engel oluşturabilir. 7315 sayılı Kanun m. 4'te arşiv araştırması kapsamında CMK m. 231'e göre verilen kararlarla ilgili kayıtların ve belirli soruşturma/kovuşturma olgularının tespitine yer verilmiştir. Bununla birlikte araştırma kapsamında verinin görülebilmesi, o verinin otomatik olarak mahkûmiyet veya atamaya engel sayılması demek değildir. İdarenin somut görevle bağlantılı, ölçülü ve denetlenebilir değerlendirmesi gerekir. [5][9]

Görevden uzaklaştırma, memuriyetin sona ermesi ve disiplinle çıkarılma

Görevden uzaklaştırma ceza değildir

657 m. 137–145'te düzenlenen görevden uzaklaştırma, görevi başında kalmasında sakınca görülen kamu görevlisi için öngörülmüş geçici önlemdir. Ceza soruşturması veya kovuşturması mevcut diye her durumda otomatik uygulanmaz; yetki, gerekçe, tedbirin sürdürülme koşulları ve süre kuralları göz önüne alınır. 657 m. 140, ceza kovuşturması sırasında yetkili makamların uzaklaştırma tedbiri uygulayabilmesine ilişkindir; “bir yıldan az hapis alan herkesin uzaklaştırılması zorunludur” hükmünü içermez. [1]

Üç aylık sınır ve iki aylık yeniden değerlendirme aynı şey değildir

657 m. 145'e göre disiplin kovuşturması gereği uygulanan görevden uzaklaştırma en çok üç ay devam edebilir; bu süre sonunda karar verilmemişse memur göreve başlatılır. Ceza kovuşturması nedeniyle uzaklaştırmada ise yetkili amir ilgilinin durumunu her iki ayda bir yeniden inceleyerek görevine dönüp dönmeyeceği hakkında karar verir ve bunu yazıyla bildirir. Üç aylık azami süre her tür görevden uzaklaştırmaya genellenemez. [1]

Görevden uzaklaştırılan memurun maaşı ve iade

657 m. 141, görevden uzaklaştırılan memura aylığının üçte ikisinin ödenmesini ve bazı sosyal hakların devamını düzenler. m. 142–143'te öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde tedbirin kaldırılması, göreve başlatma ve kesilen aylıkların iadesi gibi sonuçlar gündeme gelebilir. Bu sonuçların, disiplin nedeniyle devlet memurluğundan kalıcı çıkarma veya 98/b sonucu statünün sona ermesiyle karıştırılmaması gerekir. [1]

Disiplin yoluyla Devlet memurluğundan çıkarma

657 m. 125/E-g, memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmayı disiplin yönünden devlet memurluğundan çıkarma nedenlerinden biri olarak düzenler. Ancak disiplin işlemi için fiilin gerçekleşmesi, hukuki nitelendirme, yetki, savunma hakkı, usule uyulması ve yaptırımın gerekçesi ayrıca değerlendirilmelidir. Ceza mahkemesinin sonuç kararı, idarenin delilsiz ve gerekçesiz çıkarma yaptırımı uygulamasını haklı kılmaz. 657 m. 131 ceza soruşturmasıyla disiplin soruşturmasının ayrılığı bakımından önemlidir. [1]

Memnu hakların iadesi memuriyete yeniden başvuru imkânı sağlar mı?

Evet, şartları gerçekleştiğinde sağlayabilir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 13/A, TCK dışındaki kanunların belli suç veya cezalara bağladığı hak yoksunluklarının giderilmesi amacıyla yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumunu düzenler. Kural olarak cezanın infazının tamamlanmasından itibaren üç yıl geçmiş olması, bu sürede yeni suç işlenmemesi ve mahkemede iyi hâl kanaati oluşması aranır. İnfazın genel af veya etkin pişmanlık dışında bir nedenle sona erdiği durumlar için ayrı süre hesabı vardır. Kararı, kanunda belirtilen yetkili mahkeme verir. [3]

Danıştay 12. Dairesi: 2021/918 sayılı karar

Danıştay 12. Dairesi 24.02.2021 tarihli, E. 2016/10771, K. 2021/918 sayılı kararında, dört yıl altı ay hapis mahkûmiyeti nedeniyle memuriyetle ilişiği kesilen ve daha sonra yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alan kişinin yeniden açıktan atanma talebini incelemiştir. Daire, 5352 m. 13/A'daki kararın mahkûmiyeti ortadan kaldırmadan, ona bağlı hak yoksunluğunu ileriye etkili biçimde giderebileceğini kabul etmiştir. İdarenin yalnızca mahkûmiyetin varlığına dayanarak başvuruyu reddetmesi hukuka uygun bulunmamış ve ret kararı bozulmuştur. Bununla birlikte Daire, bu kararın kendiliğinden atama hakkı doğurmadığını; idarenin yeni durumu kadro ve ihtiyaç yönünden değerlendireceğini de açıkça belirtmiştir. [10]

Danıştay 12. Dairesi: 2021/917 sayılı karar

Aynı Dairenin 24.02.2021 tarihli, E. 2017/1946, K. 2021/917 sayılı kararında, geçmiş mahkûmiyetin ardından memnu hakları iade edilmiş bir kişinin EKPSS yerleştirmesinden sonra sırf adli sicil arşiv kaydı ve geçmiş mahkûmiyet nedeniyle atanmasının reddi değerlendirilmiştir. Kararda, idarenin daha önce yerleştirme yönünde takdir kullandığı ve kadro ihtiyacının somutlaştığı olgular da dikkate alınarak ret işlemine ilişkin yargı kararı bozulmuştur. Yeniden başvuru hakkı ile doğrudan atama hakkının ayrılması, bu kararın uygulanmasında da önemini korur. [11]

Yasaklanmış hakların geri verilmesi neyi sağlamaz?

Karar geçmiş mahkûmiyeti, bütün disiplin yaptırımlarını veya özel personel kanunlarının her şartını yok etmez. Ayrıca daha önceki memuriyetin kaldığı yerden, otomatik maaş ve kıdem ödenerek başlatılması anlamına gelmez. Önceden verilmiş kesinleşmiş başka bir çıkarma işlemi, özel meslek yasağı, kadro şartı veya güncel güvenlik değerlendirmesi varsa ayrıca incelenir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması, atama talebinin gerekçeli ve hukuk kurallarına uygun incelenmesini istemek bakımından etkili bir hukuki dayanak olabilir.

Adli sicilin silinmesi ve arşiv kaydı memuriyete nasıl yansır?

Adli sicil kaydının arşive aktarılması, arşiv bilgisinin tamamen silinmesi, mahkûmiyetin hukuki sonuçları ve yasaklanmış hakların geri verilmesi farklı konulardır. 5352 sayılı Kanun m. 12 uyarınca arşiv bilgilerinin tamamen silinme süreleri mahkûmiyetin niteliğine göre ayrılır: belirli hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde, arşive alınma koşullarının oluşmasından itibaren yasaklanmış hakların geri verilmesi kararıyla on beş yıl, böyle bir karar aranmaksızın otuz yıl; diğer mahkûmiyetlerde kural olarak beş yıl öngörülmüştür. Bu sürelerin başlangıcı, suç tarihi veya hükmün kesinleşme tarihiyle otomatik olarak aynı kabul edilemez. [3]

Adli sicil kaydının “temiz” görünmesi, idari makamın ilgili hukuka uygun erişimle arşiv araştırması yapamayacağı veya daha önceki mahkûmiyetin bütün sonuçlarının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bunun tersine, arşivde veri bulunması da her durumda reddin yeterli gerekçesi değildir. 5352 m. 10–11'de erişim ve gizlilik sınırları; 7315'te araştırma kapsamı ve değerlendirme süreci düzenlenmektedir. Özellikle kayıtların güncelliği, silme koşulları, hukuka uygun temin edilmesi ve görevle ilişkisi önemlidir. [3][5]

Ceza dosyasındaki yeni karar memuriyet işlemini etkiler mi?

Mahkûmiyetin kanun yolunda bozulması, beraat, düşme veya başka bir yargısal kararla hukukî durumun değişmesi; idarenin dayandığı kesinleşmiş mahkûmiyet önermesini etkileyebilir. Ancak her yeni ceza kararı daha önce kesinleşmiş bütün idari işlemleri kendiliğinden kaldırmaz. İdari işlem tarihi, açılmış davanın aşaması, kesin hüküm ve yeniden başvuru imkânları birlikte değerlendirilmelidir. Memuriyetin sona erdirilmesine dayanak yapılan hükmün kesinleşme şerhi, sonradan verilen yeni ceza kararı ve infaz kaydı dosyada birlikte bulunmalıdır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2025/2330 sayılı kararı

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05.11.2025 tarihli, E. 2025/1874, K. 2025/2330 sayılı kararında, daha önce 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmış bir kişinin, sonradan kesinleşen ceza mahkûmiyeti nedeniyle 657 m. 48/A-5 ve 98/b uyarınca hakkında tesis edilen ayrı işlemi tartışılmıştır. Kurul, KHK'ye dayalı çıkarma ile mahkûmiyete bağlı 657 işleminin hukuki neden ve sonuçlarının farklı olduğunu belirterek işlemin esas yönünden incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bölge idare mahkemesinin ısrar kararını bozmuştur. Karar, kişiyi doğrudan göreve iade eden bir hüküm olarak okunmamalıdır. Karşıoyda ise işlem tarihinde memur statüsü bulunmamasının 98/b yönünden etkisi savunulmuştur. [12]

Bu içtihat, idari işlemlerin farklı hukuki sebeplerini birbirine karıştırmama gereğini somut biçimde gösterir. Daha önce görevden çıkarılmış kişi hakkında yeni bir hukuki dayanağa dayanılarak işlem tesis edilmesi hâlinde, işlemin türü, hukuki yararı, davanın konusu ve etkisi ayrıca ortaya konulmalıdır.

İdare mahkemesinde dava ve yürütmenin durdurulması

657 m. 98/b uyarınca ilişik kesme, disiplinle çıkarma, görevden uzaklaştırma veya memuriyete yeniden atanma talebinin reddi idari işlemlerinin hukuki niteliği farklı olmakla birlikte, şartları varsa idari yargı denetimine tabidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 7 uyarınca özel kanunda başka süre yoksa idare mahkemesinde iptal davası açma süresi altmış gündür. Başlangıç, usulüne uygun yazılı bildirime göre belirlenir. İYUK m. 11'deki idari başvurunun süreye etkisi ise başvurunun hangi tarihte yapıldığı ve niteliği incelenerek değerlendirilmelidir. [13]

Yürütmenin durdurulması otomatik değildir

Görev kaybının önemli kişisel ve mali sonuçlar doğurması tek başına yürütmenin durdurulması kararı verildiği anlamına gelmez. İYUK m. 27'deki açık hukuka aykırılık ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması koşulları, işlem ve dosyadaki delillerle somutlaştırılmalıdır. Özellikle kesinleşmemiş mahkûmiyetin kesinleşmiş gibi ele alınması, HAGB'nin doğrudan 98/b nedeni sayılması veya yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının göz ardı edilmesi somut itiraz başlıkları olabilir. [13]

İptal kararı sonrasında göreve başlama ve parasal haklar

İdari yargıda iptal kararı, gerekirse İYUK m. 28 kapsamında idare tarafından uygulanmalıdır. Ancak mahkemenin iptal gerekçesi, istemin türü, personelin işlem öncesindeki statüsü ve olası başka engeller göreve başlatma ile parasal hakların sonuçlarını etkileyebilir. Bu nedenle kararın yalnız iptal sözcüğüne bakılarak otomatik atama, maaş veya kıdem sonucu çıkarılamaz. Uygulama için ayrı yazılı başvuru ve icra/uygulama takibi gerekebilir. [13]

Uygulamada nasıl inceleme yapılmalı? Karar ve belge kontrolü

Bir ceza mahkûmiyetinin memuriyete etkisi hakkında karar verilmeden önce aşağıdaki bilgilerin aynı dosyada toplanması gerekir:

  1. Statü ve işlem: Personelin 657'ye tabi olup olmadığı, özel meslek kanunu, işlem tarihinde görevde bulunup bulunmadığı, atama veya çıkarma kararının tam metni ve tebliği.
  2. Ceza hükmü: Suç maddesi, kast/taksir ayrımı, nihai ceza türü ve süresi, çevrilme/erteleme/HAGB hükümleri, kesinleşme şerhi ve sonraki kanun yolu kararları.
  3. İnfaz ve hak yoksunluğu: Müddetname, infazın tamamlanması bilgisi, TCK m. 53/4–6 değerlendirmesi, koşullu salıverilme ve varsa özel meslek yasağı.
  4. Disiplin belgeleri: Soruşturma olur ve raporu, savunma istemi, deliller, yetkili kurul kararı, görevden uzaklaştırma ve gözden geçirme işlemleri.
  5. Rehabilitasyon ve kayıt: Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı ve kesinleşmesi, adli sicil ile arşiv kaydına ilişkin belgeler, 7315 değerlendirmesi.
  6. Yargısal süreç: İdari işlemin bildirim tarihi, İYUK dava ve başvuru süreleri, varsa yürütmenin durdurulması kararı, açılmış dava ve sonraki mahkeme kararları.

Bu bilgilerden biri bulunmadığında diğerlerinin sonucu otomatik olarak tamamladığı varsayılmamalıdır. Hukuki sonuç; ceza dosyasındaki hüküm + uygulanan personel rejimi + işlemin gerekçesi + zaman bakımından uygulanacak mevzuat birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Sonuç

Ceza mahkûmiyetinin memuriyete etkisi, yalnız cezanın süresinden veya sabıka kaydında bir satır bulunmasından ibaret değildir. Kasten işlenen suçtan bir yıl veya daha fazla hapis, 657 m. 48/A-5'te sayılan suçlar, TCK m. 53 hak yoksunlukları, HAGB, erteleme, disiplin tedbirleri ve yasaklanmış hakların geri verilmesi farklı hukuki sonuçlar doğurur. Bu sebeple memuriyetten çıkarma veya atama reddi işlemine karşı hukuki yol belirlenirken kesinleşen ceza hükmü ile idari işlemin kanuni dayanağı ve tarihi birlikte incelenmelidir. Özellikle Danıştayın 5352 m. 13/A'ya ilişkin kararları, geçmiş bir mahkûmiyetin kamu görevine yeniden başvuru olanağını tümüyle ortadan kaldırmadığını; ancak göreve kendiliğinden dönüş de sağlamadığını göstermektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Bir yıl hapis cezası alan memur görevden çıkarılır mı?

Kasten işlenen bir suçtan kesinleşmiş bir yıl hapis cezası, 657 m. 48/A-5'teki süre koşuluna girer. Ancak kararın ertelenme, çevrilme, HAGB veya sonradan bozma gibi özellikleri ve personelin statüsü ayrı incelenmelidir. [1]

Taksirle işlenen suçtan üç yıl hapis alan kişi memur olabilir mi?

Taksirli suç, yalnız cezanın süresi nedeniyle 48/A-5'in kast şartına girmez. Buna rağmen özel meslek kanunu, TCK m. 53/6 ve disiplin hükümleri farklı sonuç doğurabilir. [1][2]

Hapis cezası adli para cezasına çevrilirse engel kalkar mı?

Katalog dışı suçlarda TCK m. 50/5 nedeniyle önemli ölçüde farklı sonuç doğabilir; ancak katalog suçtan mahkûmiyet yalnız çevrilme gerekçesiyle engel dışına çıkmaz. Kesin hükmün suç maddesi belirleyicidir. [1][2]

Cezanın ertelenmesi mahkûmiyeti ortadan kaldırır mı?

Hayır. TCK m. 51 uyarınca erteleme bir infaz düzenidir; mahkûmiyetin varlığına ilişkin 657 m. 48/A-5 değerlendirmesi ayrı sürer. [2]

HAGB kararı devlet memurluğundan çıkarılmaya neden olur mu?

Tek başına HAGB, genel 657 m. 48/A-5 bakımından kesinleşmiş mahkûmiyet olarak değerlendirilmemelidir. Ancak fiilin disiplin soruşturmasında bağımsız ispatı ve özel personel kanunları önemlidir. [6][8]

HAGB 2026 yılında kaldırıldı mı?

31.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun, CMK m. 231'in HAGB'ye ilişkin hükümlerini yeniden düzenledi. Dolayısıyla 2026 sonbaharında HAGB kurumunun hiç bulunmadığı söylenemez. [6][7]

Cezaevinden tahliye olan memur otomatik göreve döner mi?

Hayır. Tahliye, TCK m. 53 süresi, infazın tamamlanması, 657 m. 48/A-5 ve daha önce tesis edilmiş ilişik kesme kararının sonuçları aynı şey değildir. [1][2]

Memnu hakların iadesiyle devlet memurluğuna atanılabilir mi?

5352 m. 13/A kapsamında yasaklanmış hakların geri verilmesi, Danıştay kararlarına göre yeniden başvuru hakkı sağlayabilir; ancak doğrudan ve koşulsuz atama kararı anlamına gelmez. [3][10][11]

Adli sicil silinmiş ancak arşiv kaydı varsa memuriyete engel midir?

Arşiv kaydı bulunması tek başına her görev için otomatik ret sonucu doğurmaz. Geçmiş mahkûmiyetin hukuki etkisi, 5352 m. 12–13/A, 7315 sayılı Kanun ve özel personel şartları birlikte incelenir. [3][5]

Görevden uzaklaştırılan memurun aylığının tamamı kesilir mi?

Hayır. 657 m. 141 kural olarak aylığın üçte ikisinin ödenmesini düzenler; tedbirin kaldırılması ve bazı hâllerde kesilen kısmın geri verilmesi diğer hükümler kapsamında değerlendirilir. [1]

Açığa alma kararı ne kadar sürebilir?

Disiplin kovuşturmasına dayalı tedbirde en çok üç ay sınırı vardır; ceza kovuşturmasına dayalı tedbirde ise durumun her iki ayda bir yeniden incelenmesi gerekir. [1]

Göreve son verme işlemine karşı dava süresi kaç gündür?

Özel bir süre yoksa idare mahkemesinde iptal davası süresi kural olarak yazılı bildirimi izleyen günden itibaren altmış gündür. İYUK m. 11 başvurusunun etkisi somut takvime göre hesaplanmalıdır. [13]

İdare mahkemesinde dava açmak göreve dönüş sağlar mı?

Davanın açılması işlemi kendiliğinden durdurmaz. Koşulları varsa yürütmenin durdurulması istenebilir; iptal kararı sonrasında uygulama ve parasal haklar ayrı değerlendirilir. [13]

Disiplin soruşturması olmadan 98/b uyarınca ilişik kesilebilir mi?

98/b işlemi disiplin cezasından farklı sebebe dayanır; memuriyete alınma şartının sonradan kaybedilip kaybedilmediği incelenir. Ancak işlem için gerekli hukuki ve olgusal koşulların ve gerekçenin bulunması zorunludur. [1]

Kaynakça

1 — 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, özellikle m. 48/A-5, 98/b, 125/E-g ve 137–145. Güncel konsolide mevzuat metni.

2 — 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 50, 51 ve 53. Güncel TCK m. 53.

3 — 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu, m. 10–13/A. Yasaklanmış hakların geri verilmesi m. 13/A ve adli sicil-arşiv silme m. 12.

4 — 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, m. 98/b; görevden ayrılmanın farklı kanuni sebepleri. Mevzuat.

5 — 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu, özellikle m. 3–6. Adalet Bakanlığı Mevzuat Portalı.

6 — 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 15; RG 31.07.2026, sayı 33326. TBMM kanun kaydı.

7 — Anayasa Mahkemesi, 10.07.2025, E. 2024/98, K. 2025/149, CMK m. 231'e ilişkin norm denetimi; RG 31.12.2025, sayı 33124. AYM resmî duyurusu.

8 — Celâl Işıklar, “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Memurların Disiplin Soruşturma ve Yaptırımlarına Etkisi”, 9. Uluslararası Hukuk Sempozyumu (ASOSCongress), 2023, s. 132 vd., KTO Karatay Üniversitesi Açık Erişim. Akademik çalışma.

9 — 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun, m. 10; 7315 sayılı Kanun ile özel personel şartlarının karşılaştırılması. 5188 sayılı Kanun m. 10 ve 7315 m. 4.

10 — Danıştay 12. Daire, 24.02.2021, E. 2016/10771, K. 2021/918; yasaklanmış hakların geri verilmesi ve yeniden atanma başvurusu. Karar tam metni.

11 — Danıştay 12. Daire, 24.02.2021, E. 2017/1946, K. 2021/917; memnu hakların iadesi ve EKPSS yerleştirmesine dayalı atama başvurusu. Karar tam metni.

12 — Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 05.11.2025, E. 2025/1874, K. 2025/2330; ayrı hukuki sebebe dayanan kamu görevinden çıkarma ve 98/b işleminin yargısal incelemesi. Danıştay resmî karar metni.

13 — 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 7, 11, 27 ve 28. İYUK m. 7.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları