Ameliyat hatası nedeniyle tazminat, cerrahi süreçteki hukuka aykırı uygulama ile hastanın uğradığı zarar arasında gerekli bağlantı bulunduğunda gündeme gelir. Ameliyat sonrasında ikinci operasyon gerekmesi, organ hasarı gelişmesi veya beklenen iyileşmenin sağlanamaması tek başına doktorun kusurunu kanıtlamaz. Buna karşılık sonucun “komplikasyon” olarak adlandırılması da incelemeyi bitirmez. Ameliyatın gerekliliği, uygulanışı, riskler hakkında bilgilendirme ve ameliyat sonrası takip birlikte değerlendirilmelidir. [1, 2]
Bu yazı; cerrahi hata iddialarında doktorun, ameliyat ekibinin ve hastanenin sorumluluğunu, ispat araçlarını, talep edilebilecek zararları ve dava yollarını açıklar. Dört gerçek Yargıtay kararı, birbirinden farklı sonuçlarıyla ele alınmıştır. Hukuki inceleme sürerken hastanın gerekli tedavisi ve kontrolleri aksatılmamalıdır.
Ameliyat hatası hangi aşamalarda ortaya çıkabilir
Cerrahi müdahale yalnız ameliyathanede yapılan işlemden ibaret değildir. Ameliyat kararının tıbbi gerekçesi, hastaya uygun yöntemin seçimi ve mevcut risklerin değerlendirilmesi hazırlık aşamasına aittir. Müdahalenin teknik uygulanışı ikinci aşamayı; komplikasyonların izlenmesi, taburculuk ve kontrol düzeni sonraki aşamayı oluşturur. Bir aşamanın doğru yürütülmesi diğerindeki eksikliği ortadan kaldırmaz.
Hasta Hakları Yönetmeliği m.11, tıbbi gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakım hakkını düzenler. Özel sağlık hizmetinde hekimin özeni değerlendirilirken TBK m.506 önem taşır. Ölçü, sonucun geriye dönük değerlendirilmesiyle bulunacak kusursuz yöntem değil; olay tarihinde benzer işi üstlenen basiretli bir hekimin göstermesi gereken davranıştır. Hastanın mevcut hastalıkları ve aciliyet koşulları da bu incelemeye dâhildir. [1, 2]
| Cerrahi aşama | İncelenecek iddia | Önemli kayıtlar |
|---|---|---|
| Ameliyat öncesi | Gereksiz müdahale, eksik değerlendirme, yanlış taraf veya hasta | Muayene, tetkik, ameliyat planı, kimlik ve taraf doğrulaması |
| Ameliyat sırasında | Teknik uygulama, organ veya sinir yaralanması, cihaz sorunu | Ameliyat notu, anestezi kaydı, ekip ve cihaz kayıtları |
| Ameliyatın sonlandırılması | İstenmeden içeride bırakılan cisim, eksik kontrol | Sayım tutanakları, kullanılan araçlar, çıkarma ve teslim kayıtları |
| Ameliyat sonrası | Gecikmiş müdahale, uygun olmayan taburculuk veya sevk | Hemşire gözlemi, konsültasyon, tekrar başvurular ve kontrol önerileri |
Yanlış hastaya veya yanlış tarafa müdahale iddiasında kimlik ve taraf doğrulaması araştırılır. Sinir, damar veya bağırsak yaralanmasında ise hasarın hangi koşullarda oluştuğu ve önlenebilirliği değerlendirilir. Bu olayların tümünü aynı kusur oranına bağlamak doğru değildir. Her organ yaralanması hata olmadığı gibi, riskin biliniyor olması da her yaralanmayı hukuken mazur göstermez.
Tedavi amaçlı cerrahi ile belirli bir estetik sonucun üstlenildiği müdahaleler aynı sözleşme değerlendirmesine tabi olmayabilir. Somut taahhüdün niteliğine göre eser sözleşmesi hükümleri gündeme gelebilir. Estetik amaç, cerrahi güvenlik ve aydınlatma yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz; fakat vaat edilen sonuç ve ayıp incelemesini ayrıca önemli hâle getirir. [1, m.470 ve devamı]
Komplikasyon ile cerrahi hata nasıl ayrılır
Bir riskin tıp literatüründe bulunması, somut olayda gerekli özenin gösterildiğini kendiliğinden ispatlamaz. İncelemede riskin hastaya özgü nedenleri, önleyici tedbirler, seçilen yöntem, bulguların ortaya çıkış zamanı ve müdahale imkânı açıklanmalıdır. Hekimin savunması bu kayıtlarla değerlendirildiği gibi, hastanın iddiası da yalnız kötü sonuca dayandırılmamalıdır.
Safra yolu yaralanması, ameliyat sonrası enfeksiyon veya kanama gibi olaylarda teknik uygulama ve takip farklı sorulardır. İlk gelişme uygun tıbbi uygulamaya rağmen ortaya çıkmış olabilir. Buna rağmen gerekli kontrollerin yapılmaması ya da belirgin bulgulara müdahalenin gecikmesi ayrı bir özen eksikliği oluşturabilir. Tazminat bakımından ayrıca bu eksikliğin hangi zararı doğurduğu veya artırdığı belirlenir.
Komplikasyon yönetiminde sorumluluğun kabul edildiği karar
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.10.2025 tarihli, E.2025/1414, K.2025/4552 sayılı kararı, kulak ameliyatı sonrasında yüz felci gelişen hastaya ilişkindir. Dosyadaki uzman raporları, bu sonucun bilinen bir komplikasyon olabileceğini ve hastaya ameliyat öncesinde bilgi verildiğini kabul etmiştir. Ancak ameliyatı yapan hekimin sonraki takipte gerekli tanıyı koyması, komplikasyonu açıklaması ve cerrahi tedavi önerisini belgelemesi ayrıca incelenmiştir. [10]
Yargıtay; komplikasyon hakkında bilgilendirme ve cerrahi tedavi önerisinin tıbbi belgelerle gösterilemediğini, ilgili tanının konulmadığını ve komplikasyon yönetiminde ihmal bulunduğunu dikkate alarak tazminata ilişkin kararı onamıştır. Hastanenin sorumluluğu da kabul edilmiştir. Kararın önemi, onamın varlığının sonraki takip yükümlülüğünü sona erdirmediğini göstermesidir. Bu dosyadan her ameliyat sonrası yüz felcinin hatalı cerrahi teknikten kaynaklandığı sonucu çıkarılamaz. [10, gerekçe B]
İkinci ameliyat yapılması neyi kanıtlar
İkinci müdahale, ilk ameliyatın sonucunun açıklanması için önemli bir delildir; fakat kendi başına kusur kararı değildir. Önceden planlanan aşamalı tedavi, özenli müdahaleye rağmen gelişen komplikasyon veya ilk işlemdeki hata farklı nedenlerdir. İkinci ameliyat raporunun ilk operasyon kayıtlarıyla karşılaştırılması, yeni müdahalenin neden gerektiğini aydınlatır.
Hastanın başka merkeze başvurması da ilk hekimin sorumluluğunu ne otomatik olarak kaldırır ne de kesinleştirir. Sevkin zamanlaması, önceki kayıtların aktarılması, yeni merkezin bulguları ve gecikmenin sonucu araştırılır. Sonraki hekimin sözlü değerlendirmesi önemsenebilir; ancak ayrıntılı tıbbi bulguların kayda geçirilmesi ispat bakımından daha elverişlidir.
Ameliyatta gazlı bez, spanç veya dren parçası unutulması
Ameliyat sonunda çıkarılması gereken bir cismin istenmeden vücutta kalması, sayım ve kontrol uygulamalarının incelenmesini gerektirir. Bilerek yerleştirilen protez, implant veya tedavi amacıyla geçici bırakılan dren bununla aynı değildir. Bir aracın kırılması hâlinde de kırılmanın nedeni, parçanın fark edilmesi, çıkarma riskleri, hastaya bilgi verilmesi ve izlem planı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.11.2025 tarihli, E.2025/2311, K.2025/5585 sayılı kararında, böbrek vericisi olarak ameliyat edilen hastanın karnında yaklaşık beş santimetrelik dren parçası kalması incelenmiştir. Hasta yakınmalarıyla tekrar başvurmuş, parça daha sonra başka merkezde saptanmış ve yeniden ameliyatla çıkarılmıştır. Alt derece mahkemeleri, komplikasyon değerlendirmesi içeren raporlarla davayı reddetmiştir. [11]
Yargıtay, bu olayda dren parçasının içeride kalmasını komplikasyon olarak nitelendiren yaklaşımı kabul etmemiştir. Tekrarlanan başvurular, parçanın tespiti ve çıkarılmaya ilişkin kayıtların bulunmaması üzerinde durmuştur. Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece hükmü bozulmuştur. Bu, belirli bir tazminat tutarının kesinleştiği anlamına gelmez; ret gerekçesinin somut olay yönünden yetersiz bulunduğunu gösterir. Kararın diğer kırılma veya implant olaylarına uygulanması için olguların gerçekten benzer olması gerekir. [11, gerekçe B ve hüküm]
Sayım yalnız hemşirenin sorumluluğunda mıdır
Görev paylaşımı, ekipteki bütün kişilerin her işlemden aynı ölçüde sorumlu tutulması anlamına gelmez. Sayımı yapan, kontrolü üstlenen, müdahaleyi yöneten ve kayıt düzenini kuran kişilerin görevleri belirlenmelidir. Sadece bir görev unvanından hareketle kusur yüklemek de bütün sorumluluğu tek çalışana bırakmak da eksik incelemeye yol açabilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.01.2025 tarihli, E.2024/791, K.2025/353 sayılı kararına konu dosyada, ortopedik ameliyatla bağlantılı alanda spanç unutulması değerlendirilmiştir. Dosyadaki Adli Tıp raporu, sayım ve kayıt yönünden ameliyathane hemşiresinin; kontrol yönünden cerrahın yükümlülüklerini birlikte ele almıştır. Önceki bozma yalnız manevi tazminatın miktarına ilişkin olduğundan 2025 tarihli inceleme de bu usulî çerçevede yapılmış ve yeni hüküm onanmıştır. Karar, bütün sorumluluk meselelerinin 2025 yılında ilk kez karara bağlandığı şeklinde okunmamalıdır. [12]
İlker Coşkun'un 2026 tarihli akademik çalışması da yabancı cisim unutulmasını görev paylaşımı, ekip içi iletişim, sayım kayıtları ve kurumun çalışma düzeniyle birlikte ele alır. Bu yaklaşım, dosya incelemesinin tek bir çalışanın unvanına indirgenmemesi bakımından yararlıdır. Akademik değerlendirme, somut ekip üyelerinin kusurunun ayrıca belirlenmesi gereğini ortadan kaldırmaz. [14, s.74–75]
Onam formu imzalamak tazminat hakkını kaldırır mı
Onam, hekime özensiz müdahale izni vermez. Hastaya işlemin niteliği, önemli riskleri, seçenekleri ve yapılmamasının sonuçları anlaşılır biçimde açıklanmalıdır. Hasta Hakları Yönetmeliği m.15, 18 ve 24 bu sürecin temelini oluşturur. Büyük cerrahi ameliyelerde yazılı rıza bakımından 1219 sayılı Kanun m.70 ayrıca önemlidir. Formun içeriği, hastaya ne zaman sunulduğu ve gerçek bilgilendirmenin nasıl yapıldığı birlikte değerlendirilir. [2, 8]
İmzanın bulunması ile aydınlatmanın yeterliliği aynı şey değildir. Ancak her standart formun sırf basılı olduğu için geçersiz olduğu da söylenemez. Uyuşmazlık, formun ve diğer kayıtların yapılan müdahaleye, hastanın durumuna ve gerçekleşen riske ilişkin yeterli bilgi gösterip göstermediğidir. Aydınlatma eksikliği, teknik uygulamadaki kusurdan ayrı bir hukuka uygunluk sorunu oluşturabilir; talep edilen zarar ve hukuki dayanak da ayrıca açıklanmalıdır.
TBK m.115/3, izinle yürütülen uzmanlık hizmetlerinde hafif kusurdan sorumsuzluğa ilişkin önceden yapılan anlaşmaların kesin hükümsüzlüğünü düzenler. “Bütün riskleri kabul ettim” ifadesi bu nedenle kusurlu uygulamadan doğan her talebi ortadan kaldıran genel bir feragat olarak görülemez. [1]
Ameliyat sırasında müdahalenin kapsamı değişirse
Rıza kural olarak sınırları belirli müdahaleye ilişkindir. Hasta Hakları Yönetmeliği m.31, sürecin devamı olan zorunlu rutin işlemleri ve tıbbi zaruret nedeniyle genişletmeyi ayrıca düzenler. Genişletilmeyen müdahalenin organ kaybına veya organın işlevini yerine getirememesine yol açacağı tıbbi zaruret hâli ile yalnız kolaylık veya tercih nedeniyle ek işlem yapılması aynı değildir. Gereklilik, alternatifler ve alınan karar ameliyat kayıtları üzerinden araştırılmalıdır. [2]
Doktora mı hastaneye mi dava açılır
Özel sağlık hizmetinde sözleşmenin kimle kurulduğu, cerrahın çalışma ilişkisi ve hastane işletmecisi belirlenir. Hastane, üstlendiği hizmetin yürütülmesinde yararlandığı kişilerden ve kendi organizasyon eksikliklerinden koşullarına göre sorumlu olabilir. TBK m.112 ve 116 ile haksız fiil hükümleri ayrı hukuki dayanaklardır. Aynı zarardan birden fazla kişinin sorumluluğu varsa TBK m.61 değerlendirilir; aynı zarar birden çok kez tahsil edilemez. [1]
Sterilizasyon, uygun ekipman, bakım ve kontrol düzeni, nöbet organizasyonu veya gerekli konsültasyona erişim kurumsal incelemeye konu olabilir. Cerrahın hastanede çalışması bütün aksaklıkları otomatik olarak ona yüklemeye yetmez. Anestezi uzmanı veya diğer ekip üyeleri yönünden de görev alanı, davranış ve zararla bağlantı gösterilmelidir.
Kamu görevlisinin sağlık hizmetini yürütürken yaptığı tıbbi işlemden doğan tazminat talebi kural olarak ilgili idareye yöneltilir. Anayasa m.125 ve 129/5 ile 657 sayılı Kanun m.13 bu ayrımın temelidir. Devlet üniversitesi, vakıf üniversitesi, özel işletme ve birlikte kullanım modelleri yalnız kurumun tabelasına göre sınıflandırılmamalıdır. Kuruluşun ve hizmet ilişkisinin hukuki statüsü görev ile davalıyı etkiler. [5, 6, 16]
Mesleki sorumluluk sigortası ayrıca araştırılabilir. TTK m.1478, zarar görene sigorta kapsamı ve limiti içinde doğrudan talep hakkı tanır. Poliçenin varlığı, olayın teminat kapsamında olduğunu veya tazminatın kesin ödeneceğini göstermez. Sigortacıya talebin görev, süre ve dava şartları diğer davalılara yöneltilen taleplerden ayrı incelenmelidir. [7, 8]
Ameliyat hatası nasıl ispatlanır
Hasta dosyası ve ikinci ameliyat kayıtları
Hasta Hakları Yönetmeliği m.16 uyarınca hasta kayıtlarını inceleyebilir ve örneklerini alabilir. Talep yalnız epikrizle sınırlı tutulmamalıdır. e-Nabız'da görünen belgelerin hastanedeki bütün ayrıntılı kayıtları içerdiği varsayılmamalıdır. Özellikle ameliyatın nasıl yürütüldüğü ve sonrasında hangi bulgulara nasıl yanıt verildiği ayrı belgelerle gösterilir. [2]
- Ameliyat öncesi muayene, tetkik ve anestezi değerlendirmesi.
- Bilgilendirme belgeleri, rıza formu ve işlemin planlanan kapsamı.
- Ameliyat notu, ekip listesi, anestezi takip çizelgesi ve sayım tutanakları.
- Hemşire gözlemleri, ilaç uygulamaları, laboratuvar sonuçları ve konsültasyonlar.
- Taburculuk önerileri, tekrar başvurular, sevk ve ikinci ameliyat kayıtları.
- Görüntülerin kendisi, raporları, gelir belgeleri ve ek giderlerin dayanakları.
Yazılı kayıt talebinin teslimi belgelenmeli, eksik belgeler tek tek belirtilmelidir. Elektronik kayıtların değişiklik geçmişi tartışmalıysa bunun korunması ve gerektiğinde mahkeme aracılığıyla sunulması istenebilir. Eksiklik otomatik kusur kabulü değildir; fakat neyin neden bulunmadığı ve incelemeye etkisi açıklanmalıdır. Sonradan hazırlanan hasta anlatımı, özgün kayda müdahale edilmeden ayrı tutulmalıdır.
İspat yükü, bilirkişi ve rapora itiraz
HMK m.190 genel ispat kuralını, TBK m.50 haksız fiilde zarar ve kusurun ispatını düzenler. Sözleşmeye aykırılıkta TBK m.112 uyarınca borçlunun kusursuzluğunu ispat etmesi önem taşır. Bu ayrım, hastanın zararını ve müdahaleyle bağlantısını açıklama gereğini ortadan kaldırmaz. Aydınlatmanın yapıldığına ilişkin kayıtlar da ayrıca değerlendirilir. [1, 3]
Bilirkişi heyeti, uyuşmazlığın gerektirdiği uzmanlıkları içermelidir. Rapor; ameliyatın gerekliliğini, tekniğini, gelişen sorunun önlenebilirliğini, fark edilme zamanını ve zamanında müdahalenin sonucu değiştirip değiştirmeyeceğini açıklamalıdır. “Komplikasyondur” veya “kusurludur” şeklindeki gerekçesiz sonuç cümlesi yeterli inceleme değildir. Anesteziye ilişkin iddia varsa yalnız cerrahi teknik değerlendirmesiyle yetinilmemelidir.
HMK m.282 uyarınca hâkim bilirkişi görüşünü diğer delillerle birlikte değerlendirir. Adli Tıp raporu da eleştirilemez bir karar değildir. Bununla birlikte mahkemenin raporla bağlı olmaması, teknik soruları bilimsel inceleme olmadan çözebileceği anlamına gelmez. Özel uzman görüşü HMK m.293 kapsamında sunulabilir; bu görüş de tek başına kesin sonuç yaratmaz. [3]
Hukuk yargılamasında rapora itiraz için HMK m.281'de tebliğden itibaren iki hafta öngörülür. Hazırlanması çok zor veya imkânsız olan itirazlarda, bu süre içinde başvurulması koşuluyla kanundaki şartlarla bir defaya mahsus en fazla iki haftalık ek süre verilebilir. İtiraz; incelenmeyen belgeyi, çelişkiyi veya yanıtlanmayan soruyu göstermelidir. Kaybolma tehlikesi bulunan deliller için HMK m.400 ve devamındaki delil tespiti; idari uyuşmazlıkta ise ilgili yargı yolu ve İYUK m.58 değerlendirilir. [3, 5]
Kusur saptanması neden her zaman tazminat için yeterli değildir
Tazminat incelemesinde özen eksikliği, zarar ve nedensellik ayrı unsurlardır. Hastanın önceden var olan hastalığının bütün sonuçları cerraha yüklenemez. Gecikme iddiasında zamanında müdahaleyle hangi ek kaybın önlenebileceği araştırılır. Aynı nedenle hastanın kontrol önerisine uymadığı savunması da açık bilgilendirme, davranış ve zarara katkı bakımından somutlaştırılmalıdır; TBK m.52 kapsamında indirim otomatik değildir. [1]
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.05.2026 tarihli, E.2025/6156, K.2026/2829 sayılı kararı, bu ayrım bakımından özellikle önemlidir. Jinekolojik laparoskopik ameliyat sonrasında bağırsak yaralanması gelişmiştir. Uzman raporları ameliyat tekniğini uygun, yaralanmayı komplikasyon olarak değerlendirmiş; buna karşılık karın ağrısı sürerken aynı gün taburculuğu uygun bulmamıştır. [13]
Ancak dosyadaki son değerlendirmede, komplikasyon zamanında saptansaydı da aynı tedavinin uygulanacağı belirtilmiştir. Sonraki kilo kaybıyla ameliyat arasında mevcut verilerle bağlantı kurulmamıştır. Yargıtay, zarar ve nedensellik koşulları gerçekleşmediğinden manevi tazminat talebinin de reddedilmesi gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur. Hastanın tazminat aldığı alt derece aşaması, kararın nihai temyiz sonucu gibi sunulmamalıdır. [13, gerekçe B ve hüküm]
Bu karar, erken taburculuğun her olayda sonuçsuz kalacağı anlamına gelmez. Önceki yüz felci kararında takip eksikliği ile zarar arasındaki değerlendirme farklıdır. İki karar birlikte okunduğunda, komplikasyon yönetimi iddiasının ilgili zarar kalemine kadar açıklanması gerektiği görülür. Bozma kararı da tek başına sonraki yargılamanın kesinleşmiş sonucu değildir.
Hangi maddi ve manevi zararlar istenebilir
Maddi zarar, kusurla bağlantılı ek kayıplar üzerinden hesaplanır. Ameliyatın istenen sonucu vermemesi, bütün sağlık giderlerinin koşulsuz iadesi anlamına gelmez. TBK m.53–56 kapsamında talebin türü ve kime ait olduğu ayrılmalıdır. Düzeltici ameliyatın gerekliliği, gelecekteki bakım ihtiyacı ve çalışma gücündeki kayıp uzman incelemesiyle desteklenmelidir. [1]
| Talep | Örnek kapsam | Değerlendirme sınırı |
|---|---|---|
| Tedavi ve bakım gideri | Ek ameliyat, rehabilitasyon, gerekli bakım ve ulaşım | Gereklilik, makul tutar ve hatayla bağlantı |
| Kazanç ve çalışma gücü kaybı | Çalışılamayan dönem, sürekli işlev kaybı | Gelir, meslek, süre ve uygulanacak hesap yöntemi |
| Ekonomik geleceğin sarsılması | Meslekte ilerlemenin veya iş imkânlarının etkilenmesi | Aynı kaybın başka kalemde tekrar edilmemesi |
| Manevi tazminat | Bedensel zararın doğurduğu acı ve yaşam etkisi | Sabit tarife yoktur; olayın özellikleri önemlidir |
| Ölüm nedeniyle talepler | Cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma | Destek ilişkisi ve her hak sahibinin ayrı zararı |
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde yakınlar TBK m.56/2 kapsamında manevi tazminat isteyebilir. Her ameliyat sorunu, eş veya diğer yakınlar için otomatik bir manevi tazminat hakkı doğurmaz. Destekten yoksun kalma da yalnız mirasçı sıfatına değil, destek ilişkisine dayanır. Sigorta ve başka ödemeler incelenerek aynı zararın iki kez tahsili önlenmeli; her sosyal güvenlik ödemesinin tazminattan indirileceği varsayılmamalıdır. [1]
Faiz ve mahsup bakımından olay tarihi önemlidir. 7589 sayılı Kanunla TBK m.55'e eklenen düzenleme, çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalmada kazancın bilindiği dönem tazminatına olay tarihinden, bilinemediği dönem tazminatına karar tarihinden kanuni faiz uygulanmasını öngörür. Aynı kapsamdaki ifa amaçlı, tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemeler için oransal mahsup düzenlenmiştir. Geçici m.1/9 gereği bu değişiklik, yürürlükten sonraki zarar doğuran olaylara uygulanır; geçmiş olaylara veya bütün tazminat kalemlerine ayrım yapılmadan taşınamaz. [1, 15]
Dava yolu, süreler ve güncel usul kuralları
Tüketici işlemi niteliğindeki özel sağlık hizmeti uyuşmazlıklarında tüketici mahkemesinin görevi ve TKHK m.73/A'daki dava şartı arabuluculuk değerlendirilir. Kanundaki istisnalar ve hakem heyetinin parasal görev sınırı ayrıca gözetilir. Yetki bakımından hastanın yerleşim yeri, davalının yerleşimi ve uygulanabilir özel kurallar önemlidir. Yalnız dilekçede “haksız fiil” yazılması, ilişkinin tüketici niteliğini kendiliğinden değiştirmez. [3, 4]
Kamu sağlık hizmetinden kaynaklanan idari eylem zararlarında İYUK m.13 uyarınca önce ilgili idareye başvuru gerekir. Zararın ve idari eylemle bağlantının ne zaman öğrenildiği, özellikle içeride kalan cismin sonradan saptandığı olaylarda ayrıca araştırılır. Tek bir ameliyat tarihi bütün süre rejimlerinin başlangıcı olarak kabul edilmemelidir. [5]
| Hukuki yol | Temel süre çerçevesi | Dikkat edilecek ayrım |
|---|---|---|
| Vekâlet ilişkisi | TBK m.147/5 uyarınca beş yıl | Başlangıç TBK m.149 ve somut ilişkiye göre incelenir |
| Haksız fiil | Öğrenmeden iki, fiilden on yıl | TBK m.72'deki daha uzun ceza zamanaşımı koşulu saklıdır |
| İdari eylem zararı | Öğrenmeden bir, eylemden beş yıl içinde ön başvuru | Geç öğrenilen zarar ve özel durumlar ayrıca değerlendirilir |
| İdareye başvurudan sonra | Ret tebliği veya otuz günlük cevapsızlık sonrası genel olarak altmış günlük dava süresi | Başvuru ve tebliğ tarihleri birlikte hesaplanır |
Tablo, eser sözleşmesi veya sigortacıya talep gibi her özel ilişkiyi kapsayan tek süre listesi değildir. Vücutta yabancı cisim bulunduğunun geç öğrenilmesi bütün süreleri kendiliğinden baştan başlatmaz. Öğrenme tarihi, uygulanacak hukuki sebep, üst süre ve ilgili içtihat dosya özelinde değerlendirilmelidir. Hasta hakları birimine başvuru, CİMER bildirimi veya suç duyurusunun tazminat sürelerini her durumda durdurduğu varsayılmamalıdır. Dava şartı arabuluculuğun süre etkisi ise 6325 sayılı Kanun m.18/A/16 kapsamında ayrıca düzenlenmiştir. [1, 5, 17]
Belirsiz alacak ve kısmi dava bakımından 2026 değişikliği
31.07.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, HMK m.107'yi yürürlükten kaldırmış; HMK m.109/4'te kısmi davada talebin aynı davada bir defaya mahsus, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan tahkikat sona erinceye kadar artırılmasını düzenlemiştir. Artırılan kısım yönünden de zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Geçici m.1/10, yürürlükten önce açılmış davalarda eski m.107'nin uygulanmasını sürdürür. [3, 15]
Bu nedenle yeni bir dava, eski “belirsiz alacak davası” şablonuyla hazırlanmamalıdır. Talep kalemlerinin bölünebilirliği, dava tarihi, artırım hakkının kullanımı ve harç birlikte değerlendirilir. Manevi tazminatın bölünmezliği sorunları nedeniyle maddi alacağa ilişkin artırım açıklaması manevi talebe otomatik uygulanmaz. İdari yargıdaki miktar artırımı ise İYUK m.16/4 çerçevesinde ayrıca incelenir. [3, 5]
Giderler, geçici koruma ve tahsil
Yargılama giderleri, bilirkişi ve tebligat avansları ile avukatlık ücretinin hukuki dayanağı ayrı kalemlerdir. Tüketici sıfatının sağladığı harç muafiyeti, bütün giderlerden muafiyet anlamına gelmez. Ekonomik koşulları uygun olmayan taraf yönünden adli yardım değerlendirilebilir. Haklılığın kapsamı, giderlerin ve karşı taraf vekâlet ücretinin dağılımını etkiler. [3, 4]
TBK m.76'daki koşullar varsa geçici ödeme istenebilir. Para alacağı için ihtiyati haciz ise İİK m.257 ve devamındaki şartlara ve teminat değerlendirmesine tabidir; dava açılması hastanenin mallarının kendiliğinden dondurulmasını sağlamaz. Karar sonrasında özel hukuk alacaklarında ilamlı icra, idari kararlarda İYUK m.28 ve ilgili uygulama kuralları önem taşır. Tazminat hükmüyle fiilî tahsil aynı aşama değildir. [1, 5, 18]
Ceza başvurusu, sağlık verileri ve yurt dışındaki hastalar
Ceza soruşturması ile tazminat davası farklı amaçlara ve koşullara sahiptir. Ceza başvurusunun yapılması tazminat talebini kendiliğinden sonuçlandırmaz. TBK m.74 uyarınca ceza yargılamasının kusur ve zarar değerlendirmeleri hukuk hâkimini her yönden bağlamaz. 3359 sayılı Kanun ek m.18'deki soruşturma izni düzeni ve kapsam dışındaki özel usuller ayrıca araştırılır; izin meselesi bütün tazminat taleplerinin ön şartı gibi sunulmamalıdır. [1, 9]
Sağlık kayıtları özel nitelikli kişisel veri içerir. Hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için gereken belgelerin yetkili mercilere sunulması ile sosyal medyada yayımlanması farklı işlemlerdir. KVKK m.4 ve 6 çerçevesinde gerekli kayıtlar amaçla sınırlı kullanılmalı, dosyayla ilgisiz üçüncü kişilerin bilgileri ayıklanmalıdır. [19]
Türkiye'de ameliyat olup başka ülkede yaşayan hastanın kayıtları, çeviri ihtiyacı, vekâlet ve muayene gerekliliği ayrıca planlanmalıdır. Yabancılık unsuru varsa uygulanacak hukuk, milletlerarası yetki ve olası teminat meseleleri MÖHUK kapsamında değerlendirilir. Yalnız hastanın ikamet ettiği ülkeden hareketle görevli mahkeme veya dava süresi kesinleştirilemez. [20]
Sonuç
Ameliyat hatası iddiasında belirleyici olan, kötü sonucun adı değil, cerrahi sürecin hangi aşamasında hangi yükümlülüğün ihlal edildiği ve bunun hastaya etkisidir. Onam formu, ikinci ameliyat veya tek başına bilirkişi sonuç cümlesi bütün soruları çözmez. Ameliyat ve takip kayıtları, sorumlu kişi veya kurum, ek zarar ve uygulanacak süre birlikte incelenmelidir.
Başvurunun temeli; özgün kayıtları korumak, olayları tarih sırasına koymak ve hukuki yolu kurumun statüsüne göre belirlemektir. Genel çerçeve için malpraktis davası rehberimiz de incelenebilir. Cerrahi uyuşmazlıkta güçlü bir talep, ameliyatın bütün aşamalarını ve her zarar kaleminin nedenini açıklayan dosyaya dayanır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ameliyattan sonra yeniden ameliyat olmam hata yapıldığını kanıtlar mı?
Tek başına kanıtlamaz. İkinci işlem planlı tedavinin parçası, komplikasyonun giderilmesi veya ilk müdahaledeki hata nedeniyle gerekli olmuş olabilir. İki operasyonun kayıtları birlikte incelenmelidir. İlgili açıklamaya dönün.
Onam formunu imzaladıysam dava açamaz mıyım?
Açabilirsiniz; imza, kusurlu uygulamaya izin veya bütün taleplerden feragat değildir. Bilgilendirmenin kapsamı ve müdahalenin özenle yapılıp yapılmadığı ayrı incelenir. Onamın hukuki etkisini okuyun.
İçeride kalan her parça ameliyat hatası mıdır?
Bilerek yerleştirilen implant ile çıkarılması gerekirken unutulan cisim aynı değildir. Kırılan parçada da neden, fark edilme, çıkarma ve bilgilendirme süreci araştırılır. Yabancı cisim bölümüne dönün.
Komplikasyon denildiğinde inceleme sona erer mi?
Hayır. Önleyici özen, zamanında tanı, müdahale ve takip ayrıca değerlendirilir. Eksikliğin hangi zarara yol açtığı da gösterilmelidir. Komplikasyon ayrımını okuyun.
Adli Tıp raporu kusur bulunmadığını söylüyorsa ne yapılabilir?
Eksik belge, uzmanlık yetersizliği, çelişki veya gerekçe sorunu varsa süresinde somut itiraz sunulabilir. Aleyhe rapor tek başına yeni rapor alınmasını zorunlu kılmaz. İspat ve itiraz bölümüne dönün.
Devlet hastanesinde yapılan ameliyat için doğrudan doktora mı başvurulur?
Kamu hizmeti içindeki tıbbi işlemden doğan tazminat kural olarak ilgili idareden istenir. Kurumun statüsü, ön başvuru ve dava süresi birlikte belirlenir. Davalının belirlenmesini okuyun.
Vücudumda cisim kaldığını yıllar sonra öğrendim; süre geçmiş midir?
Tek başına ameliyatın eski olmasıyla karar verilemez. Öğrenme tarihi, talebin hukuki sebebi ve uygulanacak üst süre incelenmelidir. Bütün sürelerin kendiliğinden yeniden başladığı da kabul edilemez. Süre tablosuna dönün.
Doktorun kusuru saptanırsa mutlaka manevi tazminat verilir mi?
Hayır. İlgili zarar ve nedensellik koşulları ayrıca araştırılır. Yazıdaki 06.05.2026 tarihli Yargıtay kararı, uygun olmayan taburculuk tespitine rağmen bu unsurlar yönünden bozma örneğidir. Kararın değerlendirmesini okuyun.
Kaynakça
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.49–56, 61, 72, 74, 76, 112, 115–116, 147, 149, 470 ve devamı, 502 ve 506.
- Hasta Hakları Yönetmeliği, m.11, 15–18, 24 ve 31.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.6, 10, 16, 107, 109, 190, 266, 279, 281–282, 293, 323 ve devamı, 334 ve devamı, 400–405; güncel konsolide metin.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m.3, 68, 73 ve 73/A.
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.2, 7, 13, 16/4, 28 ve 58.
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.17, 125 ve 129/5.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.1478.
- 1219 sayılı Kanun, m.70 ve ek m.12.
- 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, ek m.18.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 06.10.2025, E.2025/1414, K.2025/4552, gerekçe B ve hüküm; onama.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 24.11.2025, E.2025/2311, K.2025/5585, gerekçe B ve hüküm; ilk derece ret hükmünün bozulması.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 20.01.2025, E.2024/791, K.2025/353, yargılama süreci, gerekçe ve hüküm; önceki bozma sonrasında onama.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 06.05.2026, E.2025/6156, K.2026/2829, gerekçe B ve hüküm; manevi tazminat talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle bozma.
- İlker Coşkun, Türk Yargı Kararları Işığında Cerrahi Müdahalelerde Yabancı Cisim Unutulması ve Ameliyathane Hemşiresinin Hukuki Sorumluluğu, İzmir Bakırçay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2026, C.7, S.13, s.72–95; özellikle s.74–75. Kalıcı tanımlayıcı: JA55AU88XR.
- 7589 sayılı Kanun, m.18–20, 26 ve geçici m.1/9–10; RG 31.07.2026/33326.
- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, m.13.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m.18/A/16.
- 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu, ilamlı icra hükümleri ve m.257–259.
- 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m.4 ve 6.
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m.1, 24, 26, 34, 40 ve 48.