Gemi kazalarında delillerin korunması, kazanın nasıl gerçekleştiğini sonradan yeniden kurabilmek için elektronik kayıtların, fiziksel bulguların ve tanık anlatımlarının zamanında güvenceye alınmasını gerektirir. AIS görüntüsü, VDR kaydı veya bir ekspertiz raporu tek başına kesin kusur tespiti sağlamaz. Donatan, sigortacı ve yabancı hukuk bürosu açısından doğru başlangıç; kayıtların kaybolmasını önlemek, elde edilme koşullarını belgelemek ve gerekiyorsa Türk mahkemesinden delil tespiti istemektir.
Gemi kazasında hangi deliller öncelikle korunmalıdır?
Öncelik, delilin kolayca elde edilmesine göre değil, kaybolma veya değişme riskine göre belirlenir. Otomatik üzerine yazılan elektronik kayıtlar, onarımla ortadan kalkabilecek kırık yüzeyleri, değişen yük istifi ve limandan ayrılacak tanıklar aynı zaman baskısını yaratır. Can güvenliği, çevrenin korunması ve gerekli acil müdahale sürdürülürken bir kişinin kayıtların korunmasını koordine etmesi, farklı ekiplerin birbirinden habersiz işlem yapmasını azaltır.
İlk kayıt listesinde yalnız geminin köprüüstü sistemleri bulunmamalıdır. Karşı gemi, römorkör, kılavuzluk kuruluşu, terminal, gemi trafik hizmetleri ve teknik servis de bağımsız bilgi tutabilir. Hangi kuruluşun hangi veriye sahip olduğu belirlenerek erişim yetkisi ve saklama koşulları sorulmalıdır. Muhataba gönderilen koruma talebi yararlıdır; ancak tek başına mahkeme emri değildir ve üçüncü kişinin kayıtlarını zorla teslim alma yetkisi vermez.
| Kayıt veya bulgu | Aydınlatabileceği konu | Koruma sırasında dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|
| AIS, radar ve ECDIS verileri | Konum, rota, hız ve karşılaşma düzeni | Ham veri, saat kaynağı ve gösterim yöntemi birlikte saklanmalı |
| VDR ve köprüüstü sesleri | Komutlar, alarmlar ve seyir verilerinin zaman ilişkisi | Cihaz standardı, kayıt kapasitesi ve yetkili dışa aktarma yöntemi belirlenmeli |
| Gemi ve makine jurnalleri | Vardiya, arıza, manevra ve müdahaleler | Asıl kayıt korunmalı; sonradan yapılan açıklamalar ayrı tarihlenmeli |
| Hasarlı parça ve yük | Temas yeri, kırılma, su girişi ve hasar kapsamı | Onarım öncesi ölçekli fotoğraf, yer bilgisi ve muhafaza kaydı tutulmalı |
| VTS, terminal ve römorkör kayıtları | Gemiden bağımsız olay doğrulaması | Yetkili başvuru ve olası silinme zamanı takip edilmeli |
Fotoğrafın yalnız yakın çekim olması hasarın gemideki yerini belirsiz bırakabilir. Genel görünüm, orta mesafe ve ayrıntı fotoğraflarının birlikte alınması; görüntünün hangi bordaya, bölmeye veya parçaya ait olduğunun kaydedilmesi gerekir. Onarım zorunluysa müdahalenin sebebi, önceki durum, sökülen parça ve son durum aynı dosyada izlenebilmelidir. Delil koruma, gerekli emniyet tedbirlerini geciktirme gerekçesine dönüştürülmemelidir.
AIS kayıtları kusuru kesin olarak gösterir mi?
AIS, gemilerin kimlik ve hareket bilgilerinin değerlendirilmesinde güçlü bir yardımcıdır. Bununla birlikte internetteki bir gemi takip ekranı, olay anında geminin bütün sistemlerinden alınmış eksiksiz ham kayıt anlamına gelmez. Alım aralıkları, kapsama boşlukları, platformun veriyi birleştirme biçimi ve elle girilen bilgiler sonucu etkileyebilir. IMO’nun A.1106(29) sayılı rehberi de AIS bilgilerinin diğer seyir araçlarıyla birlikte değerlendirilmesine ve veri kalitesinin sınırlarına dikkat çeker.
Ekranda görünen bir rota çizgisi, aradaki bütün konumların doğrudan ölçüldüğünü göstermeyebilir. Gerçek mesajlar ile gösterim yazılımının noktalar arasında çizdiği bağlantı ayrılmalıdır. Geminin baş yönü ile yer üzerindeki hareket doğrultusu da aynı kavram değildir; akıntı, rüzgâr veya düşük hız bunları farklılaştırabilir. Kusur değerlendirmesi, yalnız çizgilerin kesişmesine dayanılarak yapılamaz.
Kayıt alınırken platformun adı, veri aralığı, saat dilimi, geminin IMO ve MMSI bilgileri, indirilen dosyanın biçimi ve varsa veri sağlayıcısının açıklaması korunmalıdır. AIS kesintisi, tek başına kaptanın sistemi bilerek kapattığını kanıtlamaz. Cihaz ve anten arızası, alıcı kapsaması, veri hizmetindeki boşluklar ve gemide tutulan kayıtlar araştırılmalıdır. Kapatma veya veri değişikliği iddiası varsa bunun teknik dayanağı ayrıca gösterilmelidir.
VDR kayıtları neden gecikmeden güvenceye alınmalıdır?
VDR, belirli seyir verilerini ve sesleri zaman ilişkisi içinde kaydeden sistemdir. Ne kaydettiği ve kaydı ne kadar süre tuttuğu, kurulum tarihi, tabi olduğu performans standardı, bağlantıları ve cihazın gerçek durumu üzerinden belirlenir. Her ticari gemide aynı cihazın ve aynı kayıt süresinin bulunduğu varsayımı doğru değildir. Basitleştirilmiş S-VDR sistemleri de ayrıca değerlendirilmelidir.
Kayıt kapasitesi ile hukuki saklama süresi farklıdır
IMO MSC.333(90) standardının 5.4.3 paragrafı, standardın kapsamındaki VDR’ler için uzun süreli kayıt ortamında en az 30 gün, sabit ve serbest yüzen kayıt ortamlarında en az 48 saat kapasite öngörür. MSC.494(104) değişikliği de kurulum tarihine göre dikkate alınmalıdır. Bu süreler, bütün cihazlara uygulanacak genel bir dava süresi veya kaydı korumak için beklenebilecek güvenli süre değildir. Döngüsel kayıt sırasında eski verinin üzerine yazılabileceği için derhâl koruma ihtiyacı vardır.
Kaptan, işletme ve yetkili teknik personel cihazın koruma ve dışa aktarma prosedürünü belirlemelidir. Rastgele güç kesme, yeniden başlatma veya dosya dönüştürme işlemleri hem geminin işleyişini hem delili etkileyebilir. Dışa aktarılan kayıtla birlikte dosyayı açmak için gereken yazılım, sürüm bilgisi, kanal listesi ve cihaz yapılandırması da korunmalıdır. Açılmayan veya yalnız bir ekran videosuna dönüştürülmüş kayıt, sonradan yapılacak incelemeyi gereksiz yere sınırlar.
Bütün kayıtlar aynı saate göre okunmalıdır
VDR, AIS, terminal kamerası ve makine sistemi farklı saat kaynakları kullanabilir. İncelemede önce kayıtların UTC veya yerel saatle tutulduğu, saat sapması ve olay sırasında yapılan düzeltmeler belirlenir. Saatler sonradan sessizce değiştirilmez; orijinal değer ile analizde kullanılan düzeltilmiş değer ayrı sütunlarda gösterilir. Bir komutun temastan önce mi sonra mı verildiği konusunda birkaç dakikalık sapma bile önemli sonuç doğurabilir.
Elektronik ve fiziksel delilin bütünlüğü nasıl belgelenir?
Elektronik veri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199. maddesindeki belge kavramı içinde değerlendirilebilir. Bununla birlikte mahkemeye bir dosya sunulması, dosyanın kaynağı ve güvenilirliği hakkındaki soruları kendiliğinden çözmez. Kaydı kimin, hangi cihazdan, ne zaman, hangi yetkiyle ve hangi yöntemle aldığı açıklanabilmelidir. Asıl veri korunurken inceleme için ayrı çalışma kopyaları oluşturulması bu ayrımı kolaylaştırır.
Özgün dosyanın kriptografik özetinin, örneğin SHA-256 değerinin kaydedilmesi, sonraki kopyaların aynı bayt dizisini içerip içermediğini karşılaştırmaya yarar. Böyle bir değer olayın gerçekten dosyada anlatıldığı gibi gerçekleştiğini veya ilk kaydın hiç hatalı olmadığını kanıtlamaz. Teknik bütünlük kontrolü ile içeriğin maddi doğruluğu birbirine karıştırılmamalıdır. Kopyalama ve teslim işlemlerinin kayıt altına alınması, özet değerini anlamlı kılan bağlamı oluşturur.
Uygulanabilir bir muhafaza çizelgesinde şu bilgiler bulunur:
- Delilin benzersiz kayıt numarası, açıklaması ve kaynağı.
- Kaydın kapsadığı zaman aralığı, saat dilimi ve bilinen saat sapması.
- Alan ve teslim eden kişinin adı, görevi, yetkisi ve işlem zamanı.
- Asıl dosyanın konumu, çalışma kopyaları, dosya biçimi ve bütünlük değeri.
- Fiziksel parçalarda ambalaj, mühür, muhafaza yeri ve her yer değişikliği.
Tanık görüşmelerinde kişinin bizzat gördüğü hususlar, sonradan başkasından öğrendikleri ve yaptığı yorumlar ayrılmalıdır. Aynı metnin bütün personele imzalatılması, farklı gözlem noktalarını görünmez kılabilir. Görüşmenin dili, tercümanın kimliği ve açıklamanın tarihi kaydedilmelidir. HMK 189/2 uyarınca hukuka aykırı elde edilen delillerin dikkate alınamayacağı da gözetilmeli; kayıt toplama yetkisiz sistem erişimine veya sınırsız kişisel veri paylaşımına dönüştürülmemelidir.
Türkiye’de mahkemeden delil tespiti nasıl istenir?
HMK 400 ve devamındaki delil tespiti, ileride kaybolabilecek veya elde edilmesi önemli ölçüde güçleşebilecek delilin güvenceye alınmasını sağlayabilir. Başvuru, bütün uyuşmazlığın önceden karara bağlanmasını amaçlamaz. Hangi vakıanın, hangi delille ve neden gecikmeden tespit edilmesi gerektiği somutlaştırılmalıdır. Geminin limandan ayrılacak olması, onarımın başlayacak olması veya kaydın üzerine yazılma riski hukuki yarar değerlendirmesinde önem taşır.
Çatma için özel görev ve yetki kuralı vardır
TTK 1292, dava öncesindeki çatma delil tespitinde çatmanın meydana geldiği yerde deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesini; bu mahkeme yoksa maddede belirtilen sırayla diğer mahkemeleri yetkili kılar. Bu nedenle her olayda yalnız geminin o an bulunduğu limandaki mahkemeye başvurulacağı söylenemez. Çatma dışındaki delil tespitlerinde HMK 401’in genel düzenlemesi, dava açıldıktan sonra ise davayı gören mahkemenin yetkisi ayrıca değerlendirilir.
Çatmaya karışan gemilerin kaptanlarına veya temsilcilerine tespit yapılacağı bildirilir. TTK 1292’nin önemli sınırı, dava öncesi tespit raporunda gemilerin kusur oranlarının belirtilmemesidir. Fiziksel temas izlerinin, cihaz verilerinin ve hasarın kayda alınması ile nihai kusur yüzdesinin belirlenmesi aynı işlem değildir. Tespit talebindeki bilirkişi soruları da bu ayrımı korumalıdır.
HMK 403, hakların korunmasının zorunlu kıldığı acele durumlarda karşı tarafa önceden tebligat yapılmadan tespit yapılabilmesine imkân tanır; sonrasında belgelerin tebliği ve itiraz imkânı öngörür. Ancak çatmaya özgü bildirim hükmü ile genel acele tespit düzenlemesinin somut başvuruda birlikte değerlendirilmesi gerekir. “Gemi hareket edecek” ifadesiyle gerekçe kurulması yerine kalkış bilgisi ve delilin kaybolma riski belgelenmelidir.
Bilirkişi, özel sörveyör ve deniz raporu nasıl ayrılır?
Sigortacının görevlendirdiği sörveyör, tarafın aldığı uzman görüşü ve mahkemenin atadığı bilirkişi aynı sıfatı taşımaz. HMK 266 teknik veya özel bilgi gerektiren konulardaki bilirkişiliği, 293 ise tarafların uzman görüşü almasını düzenler. Mahkeme HMK 282 uyarınca bilirkişi değerlendirmesini diğer delillerle birlikte tartar. Sigorta eksperinin raporu önemli olabilir; fakat karşı tarafı ve mahkemeyi kendiliğinden bağlayan bir kusur kararı değildir.
İyi bir teknik rapor yalnız sonucu söylemez. Kullanılan kayıtları, eksik kanalları, saat düzeltmelerini, hesap varsayımlarını ve alternatif açıklamaları açıklar. Örneğin bir radar hedefinin hangi gemiye ait olduğu belirsizse bu belirsizlik rapora yansıtılmalıdır. Delille doğrulanmayan varsayımın grafik üzerinde kesin bir rota gibi gösterilmesi, görselin ikna gücünü artırırken güvenilirliğini azaltabilir.
TTK 1098 ve devamındaki deniz raporu da kazanın gerçekleşmesi ve seyirle ilgili olgular bakımından ayrı bir usuldür. Deniz raporu alınmış olması bütün kayıtların korunduğu veya tazminat sorumluluğunun kesinleştiği anlamına gelmez. Resmî kaza araştırması, ceza soruşturması, sigorta incelemesi ve hukuk davasının amaçları ile delile erişim koşulları ayrıca ele alınmalıdır.
Yabancı armatör ve sigortacı dosyası nasıl koordine edilmelidir?
Yabancı hukuk bürosunun ihtiyaç duyduğu belge seti ile Türk mahkemesine sunulacak dosya aynı biçimde olmayabilir. Ortak bir olay çizelgesi ve belge indeksi oluşturulmalı; İngilizce çalışma özeti ile özgün kayıt açıkça ayrılmalıdır. Tercüme edilmiş metin, imzalı asıl belgenin yerine geçirilmemelidir. Yabancı resmî belgelerin tasdik koşulları belgenin niteliğine göre incelenir; her teknik dosyaya otomatik olarak apostil gerektiği varsayılmaz.
Örneğin liman yaklaşmasındaki bir temastan sonra karşı geminin altı saat içinde ayrılması, kamera kaydının kısa süre sonra silinmesi ve hasarlı parçanın acilen değiştirilmesi planlanıyor olabilir. Bu durumda önce değişken bulgular fotoğraflanır, ilgili kayıt sahiplerine somut zaman aralıklı koruma talepleri gönderilir ve teknik kopyalama koordine edilir. Aynı anda gerekli yargısal tespit değerlendirilir. Sigorta yazışmalarının tamamlanmasını bekleyerek bütün koruma işlerini ertelemek dosyanın temel dayanaklarını zayıflatabilir.
Delil tespiti yapılması, esas dava veya tahkim süresinin korunduğu varsayımını doğurmamalıdır. Delili muhafaza etme, zararı bildirme, teminat isteme ve talebi süresinde doğru merci önüne taşıma ayrı iş kalemleridir. Her birinin sorumlusu ve son tarihi dosya yönetiminde ayrı gösterilmelidir.
Sonuç
Gemi kazasında güçlü bir delil dosyası, tek bir etkileyici görüntüden değil, kaynağı ve zaman ilişkisi açıklanabilen kayıtların birlikte değerlendirilmesinden oluşur. AIS ve VDR verileri, gemi jurnalleri, fiziksel bulgular ve bağımsız kayıtlar mümkün olduğunca erken korunmalıdır. Mahkeme tespiti, özel sörvey ve sigorta incelemesi birbirini tamamlayabilir; hiçbirinin sınırları gözden kaçırılmamalıdır. Yabancı taraflı dosyalarda Türkiye’deki usul ile uluslararası teknik inceleme aynı plan içinde yürütülmelidir.
İlgili yazılar: Türkiye’de gemi kazası sonrası ilk adımlar; Denizde kurtarma ve çekme ücretleri; Yabancı deniz sigortacılarının rücu davaları; Gemi çatmalarında kusur ve tazminat.
Sıkça Sorulan Sorular
İnternetten alınan AIS ekran görüntüsü yeterli delil midir?
Dosyaya katkı sağlayabilir; ancak ham mesajlar, zaman bilgisi, veri sağlayıcısının açıklaması ve diğer seyir kayıtları olmadan kusuru tek başına kesinleştirmez. Görüntünün alındığı tarih ile gösterdiği olay zamanı ayrıca kaydedilmelidir. Hangi gemiye ait olduğu IMO ve MMSI bilgileriyle doğrulanmalıdır.
VDR kayıtları bütün gemilerde 30 gün saklanır mı?
Hayır. Otuz günlük kapasite, MSC.333(90) kapsamındaki uzun süreli kayıt ortamına ilişkin asgari standarttır. Cihazın kurulum tarihi, tabi olduğu standart ve fiilî durumu belirlenmelidir. Sabit ve serbest yüzen ortamlar için aynı standartta farklı kapasite öngörülür. Hiçbiri koruma işlemini bekletme gerekçesi değildir.
Hasarlı parçalar onarım sırasında atılabilir mi?
Uyuşmazlık bakımından önemli parça ve yüzeyler mümkünse incelemeye elverişli şekilde korunmalıdır. Zorunlu bertaraf veya acil onarım varsa gerekçe, fotoğraflar, ölçümler ve işlemi yapan kişiler belgelenmelidir. Emniyet ve çevre yükümlülükleri korunurken delilin neden elde tutulamadığı açıklanabilmelidir.
Çatma delil tespitinde bilirkişi kusur yüzdesi belirler mi?
TTK 1292, dava öncesi tespit raporunda çatmaya karışan gemilerin kusur oranlarının belirtilmemesini öngörür. Tespit, olayın ve teknik bulguların korunmasına hizmet eder. Esas uyuşmazlıktaki kusur değerlendirmesi, uygulanacak kurallar ve bütün deliller üzerinden ayrıca yapılır.
Sigortacının sörvey raporu mahkemeyi bağlar mı?
Kendiliğinden bağlamaz. Raporun kim tarafından, hangi görevle ve hangi veriler üzerinden hazırlandığı değerlendirilir. Mahkeme bilirkişisi, taraf uzmanı ve sigorta sörveyörü farklı rollerdedir. Teknik görüşün gerekçesi ve dayandığı özgün kayıtlar, raporun başlığından daha önemlidir.
Delil tespiti yaptırmak dava süresini korur mu?
Delil tespiti ile esas talebin dava veya tahkim yoluyla ileri sürülmesi farklı işlemlerdir. Tespit başvurusu yapıldığı için talebe ilişkin zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin korunduğu varsayılmamalıdır. Talebin türüne ve uygulanacak hukuka göre ayrıca süre hesabı yapılmalıdır.
Kaynakça
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — Ticaret Bakanlığı nüshası, özellikle m. 1098–1101 ve 1292.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — Adalet Bakanlığı nüshası, özellikle m. 189, 199, 266, 282, 293 ve 400–405.
- IMO A.1106(29) — AIS kullanım rehberi, özellikle par. 37–44.
- IMO MSC.333(90) — VDR performans standardı.pdf), özellikle par. 5.4.3 ve 5.5.1.
- IMO MSC.494(104) — VDR standardı değişikliği.pdf).
Kaynak erişim ve hazırlama tarihi: 14 Ekim 2026. Kanunların bağlantılı kurum nüshaları tarihli metinlerdir; somut işlemde güncel konsolide hükümler ve olay tarihinde geçerli cihaz standardı kontrol edilmelidir. Bu yazı genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir.