Türkiye’de meydana gelen bir gemi kazasında ilk hukuki öncelik, can ve çevre güvenliği sağlanırken bildirimlerin yapılması, kaybolabilecek delillerin korunması ve doğru taraflarla iletişim kurulmasıdır. Yabancı bayrak veya yabancı sigortacı bulunması Türk makamlarının yetkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte tazminat, sigorta, tahkim ve teminat işlemleri aynı kurallara tabi değildir; her talep kendi hukuki dayanağıyla değerlendirilmelidir.
Bu rehber, Türkiye’de çatma, karaya oturma, yangın veya liman tesisi hasarı yaşayan ticari gemilerin donatanları, işletme şirketleri, sigortacıları ve yabancı hukuk büroları için hazırlanmıştır. Yolcu taşımacılığındaki özel rejimler, yük hasarı ve çevre yaptırımları olayın özelliğine göre ayrıca incelenir. Aşağıdaki ilk müdahale sıralaması, kaptanın emniyet kararlarının yerine geçmez; hukuki hakların operasyonla birlikte korunmasını amaçlar.
İlk müdahale ve bildirimler nasıl yürütülür?
Kurtarma, tıbbi yardım ve kirliliğin önlenmesi ertelenmeden yürütülmelidir. Delil toplamak için tehlikeli bölgeye personel gönderilmesi veya zorunlu müdahalenin sigortacı onayına bağlanması doğru değildir. Buna karşılık güvenle yapılabilen fotoğraf, kayıt ve numune işlemleri müdahaleyle eş zamanlı planlanabilir. Yetkili makamların talimatları, bunların verildiği saat ve yerine getirilen işlemler kayda alınmalıdır.
Limanlar Yönetmeliği’nin 24. maddesi, kapsamına giren deniz kazalarının VHF veya diğer uygun iletişim araçlarıyla derhâl liman başkanlığına bildirilmesini ve en geç yirmi dört saat içinde yazılı rapor verilmesini düzenler. Yazılı rapor için tanınan süre, ilk bildirimi bekletme yetkisi değildir. Olayın liman sahasıyla ilişkisi, geminin bulunduğu yer ve uygulanabilecek diğer bildirim yükümlülükleri birlikte kontrol edilmelidir.
Deniz Kaza ve Olaylarını İnceleme Yönetmeliği’nin 7. maddesindeki bildirim kanalı da ayrıca dikkate alınır. Düzenleme kapsamındaki kazalarda kaptan, onun bildirim yapamadığı durumda yerine vekâlet eden zabit, donatan, işleten veya acente bakımından en kısa sürede bildirim yükümlülüğü öngörülür. Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezine yapılan bildirim sonrasında ilgili formun Ulaşım Emniyeti İnceleme Merkezi Başkanlığına iletilmesi gerekir. Bakanlığın 30 Mart 2022 tarihli açıklaması, bu kanalların birlikte işletilmesini vurgular.
Armatörün H&M sigortacısına, P&I kulübüne ve gerekiyorsa yük ilgililerine yaptığı bildirimler, resmî bildirimin yerini almaz. Resmî bildirim de sigorta sözleşmesindeki ihbar yükümlülüğünü otomatik olarak yerine getirmez. Bildirimde doğrulanmış olaylar, henüz araştırılan hususlar ve tahminler ayrılmalı; eksik bilginin daha sonra tamamlanacağı belirtilmelidir. Gerçeğe aykırı veya sorumluluğu gizlemeye yönelik kayıt tutulamaz.
Hangi kayıtlar hemen korunmalıdır?
Gemi kazalarında önemli deliller kısa sürede değişebilir veya üzerine yeni veri yazılması nedeniyle kaybolabilir. VDR kaydı, ECDIS rota verileri, AIS ve radar kayıtları, köprüüstü sesleri, makine alarm geçmişi ve liman kameraları için koruma talimatı gecikmeden verilmelidir. Gemide bu sistemlerin bulunması, verinin eksiksiz kaydedildiği anlamına gelmez; cihazın kapasitesi, zaman ayarı, kayıt aralığı ve erişim yetkisi belirlenmelidir.
| Delil grubu | Korunacak içerik | Neden önemlidir? |
|---|---|---|
| Seyir verileri | VDR, ECDIS, AIS, radar, rota ve hız bilgileri | Gemilerin hareketini ve olay sırasını karşılaştırır. |
| İnsan ve iletişim | Vardiya listesi, kaptan ve personel anlatımları, VHF kayıtları | Kimin neyi gördüğünü ve hangi talimatın verildiğini gösterir. |
| Teknik durum | Klas belgeleri, bakım kayıtları, alarm ve arıza geçmişi | Önceden var olan kusur ile kaza hasarını ayırmaya yardımcı olur. |
| Fiziksel zarar | Fotoğraf, video, ölçüm, hasarlı parçalar, onarım keşfi | Hasarın niteliği, nedeni ve tutarı için dayanak oluşturur. |
| Ticari ilişki | Çarter, konişmento, sigorta, işletme ve acentelik belgeleri | Doğru muhatabı, hukuk ve uyuşmazlık çözüm şartlarını belirler. |
Dosyaların yalnızca ekran görüntülerini almak çoğu zaman yeterli değildir. Mümkünse özgün dosya, dışa aktarım yöntemi, cihaz bilgisi, teslim eden kişi ve teslim saati de saklanmalıdır. UTC ile yerel saat arasındaki fark açıkça belirtilmeli; farklı sistemlerin saatleri aynı kabul edilmemelidir. Teknik uzman tarafından alınan kopyanın bütünlüğünü gösteren kayıtlar, sonradan yapılacak itirazları değerlendirmeyi kolaylaştırır.
Karşı gemiye, terminale veya hizmet sağlayıcıya gönderilecek delil koruma talebi; istenen kaydı, ilgili zaman aralığını ve olayla bağlantıyı açıklamalıdır. Böyle bir yazı tek başına cebri erişim sağlamaz. Kayıtların verilmemesi veya silinme tehlikesi bulunması hâlinde mahkeme yoluyla delil tespiti değerlendirilir. Kişisel veriler ve erişimi sınırlı kayıtlar hukuka uygun yollarla alınmalıdır.
Onarımın acilen başlaması gerekiyorsa sökülecek parçaların fotoğraflanması, ölçülmesi, mümkün olanların saklanması ve ilgililerin incelemeye davet edilmesi planlanmalıdır. Armatörün hazırladığı tek taraflı rapor yararlıdır; fakat karşı tarafın inceleme imkânının tamamen ortadan kaldırılması, hasarın nedeni ve kapsamı konusunda ispat güçlüğü yaratabilir.
Deniz raporu, ekspertiz ve mahkeme tespiti aynı işlem midir?
Türk Ticaret Kanunu’nun 1098–1101. maddelerindeki deniz raporu, kaptanın şirketine gönderdiği olay e-postasıyla aynı değildir. Kanuni koşullarda mahkeme önünde olayların ve zararı önlemek veya azaltmak için alınan tedbirlerin saptanmasına hizmet eden özel bir usuldür. Yurt dışında Türk gemileri bakımından konsolosluk boyutu da bulunabilir. Türkiye’de başvurulacak yer ve başvurunun zamanı olayın ve seferin durumuna göre belirlenir.
Deniz raporunun alınması, sigortacının mutlaka ödeme yapacağı veya karşı geminin kusurunun kesinleştiği anlamına gelmez. Gemi jurnali, kaptan ve personel açıklamaları ile mevcut belgeler birlikte değerlendirilir. İlgililerin kanundaki katılma imkânları gözetilmelidir. İşlemi yalnızca bir şekil şartı gibi ele almak, zamanında korunması gereken teknik delillerin ihmal edilmesine neden olabilir.
Sigorta eksperi veya kulüp sürveyörü ise görevlendirmesinin kapsamına göre hasarı, nedenini, onarım ihtiyacını veya üçüncü kişi talebini inceler. Raporun kim adına hazırlandığı ve hangi soruları cevapladığı önemlidir. Eksperin hasar miktarına ilişkin görüşü, tek başına mahkemenin kusur veya sigorta teminatı değerlendirmesini bağlamaz.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400–403. maddeleri, delilin kaybolması veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması tehlikesi gibi durumlarda delil tespitine imkân verir. Dava öncesi gemi çatması tespitlerinde TTK 1292’deki özel yetki ve bildirim kuralları ayrıca uygulanır. Özellikle bu madde kapsamında hazırlanan tespit raporunda kusur oranı gösterilemez. Talep, teknik durumun korunmasına yöneltilmeli; delil tespiti esas davanın yerine geçirilmemelidir.
Emniyet incelemesi de farklı bir amaç taşır. Ulaşım Emniyeti İnceleme Merkezi tarafından yürütülen inceleme, gelecekteki kazaları önlemeye yönelik neden ve tavsiyeleri araştırır. Ceza soruşturması, idari yaptırım süreci ve özel hukuk tazminat davasının işlevleri bununla özdeş değildir. Bir raporun başlığındaki “kaza incelemesi” ifadesinden hareketle bütün hukuki sorunların çözüldüğü sonucu çıkarılamaz.
Yabancı armatör adına dosyayı kim yönetmelidir?
Sicildeki malik, fiilî işletmeci, teknik yönetici, kiracı, taşıyan ve sigortalı aynı şirket olmayabilir. “Armatör” sözcüğünün yazışmalarda kullanılması, tek başına doğru davalının belirlendiğini göstermez. TTK 1061’deki donatan ve donatan sayılan kişi ayrımı; mülkiyet, geminin kimin adına işletildiği ve sözleşmeler birlikte incelenerek yapılır. Grup şirketleri arasında ortak yönetici bulunması da borçların kendiliğinden diğer şirketlere taşınmasını sağlamaz.
Yabancı hukuk bürosu veya sigortacı Türkiye’deki çalışmayı koordine edecekse önce kimin temsil edildiği açıklığa kavuşturulmalıdır. Donatan ile kaptanın, yük sigortacısı ile taşıyanın veya iki farklı sigortacının çıkarları her aşamada örtüşmeyebilir. Ortak ekspertiz pratik bir çözüm olsa da hukuki temsil ve bilgi paylaşımının sınırları ayrıca belirlenir.
Görevlendirme dosyasında şirketin tam unvanı, kuruluş ülkesi, sicil bilgisi, imza yetkilisi, geminin IMO numarası ve sigorta irtibatları bulunmalıdır. Vekâletnamenin kapsamı, yabancı belgenin tasdik veya apostil ihtiyacı ve Türkçe çevirisi kullanılacağı işleme göre kontrol edilir. Acil koruma talebi varsa bu hazırlık, delil kaybına yol açmayacak şekilde yürütülmelidir; eksik temsil belgesinin her işlemde sonradan tamamlanabileceği varsayılmamalıdır.
Tek bir olay zaman çizelgesi ve belge indeksi oluşturulması özellikle sınır ötesi ekiplerde yararlıdır. Dosyada olay, kaynak, saat dilimi, teyit durumu ve sorumlu kişi ayrı alanlarda gösterilebilir. İddia veya hukuki yorum ile doğrulanmış veri birbirine karıştırılmamalıdır. Yabancı ülkedeki yazışma gizliliği kurallarının Türkiye’de aynı kapsamda işleyeceği de peşinen kabul edilmemelidir.
Teminat ve tazminat yolları nasıl birlikte planlanır?
Geminin limandan ayrılma ihtimali, delil tespiti yanında alacağın güvenceye alınması ihtiyacını doğurabilir. TTK 1352’de sayılan deniz alacakları için, 1353 ve devamındaki koşullarla geminin ihtiyati haczi gündeme gelebilir. Ancak kazadan doğan bir alacağın bulunması, istenen herhangi bir geminin haczedilebileceği anlamına gelmez. Borçlu, gemi mülkiyeti, talebin türü ve TTK 1369’daki bağlantılar incelenmelidir.
P&I kulübünün verebileceği teminat mektubu, uygulamada geminin işletmeye dönmesini kolaylaştırabilir. Buna rağmen her kulüp mektubu mahkemece kabul edilen nakit veya banka teminatının kendiliğinden eşdeğeri değildir. Teminatın lehtarı, kapsadığı talep, azami tutarı, faiz ve masrafları, sona erme şartı, yetkili mahkeme ve uygulanacak hukuk açıkça değerlendirilir. TTK 1372’nin tarafların teminat türü ve miktarı üzerinde anlaşmasına tanıdığı alan, somut haciz dosyasındaki işlemlerle birlikte ele alınmalıdır.
Asıl tazminat talebinde ise zarar kalemleri ayrıştırılır. Gemi onarımı, yük hasarı, liman tesisi zararı, yaralanma, kirlilik ve kurtarma gideri farklı alacaklılara ve hukuki rejimlere bağlı olabilir. Sigortanın ödeme yapması da hangi hakların sigortacıya geçtiği ve hangi zararların gemi ilgilisinde kaldığı sorularını doğurur. Aynı zarar iki kez tahsil edilemez.
Görüşmelerin sürmesi, sürelerin korunduğu anlamına gelmez. Çatmadan doğan tazminat taleplerinde TTK 1297’deki iki yıllık süre ile belirli donatanlar arası rücu taleplerindeki ödeme tarihinden başlayan bir yıllık süre birbirinden ayrılmalıdır. Yük, sigorta ve diğer taleplerin süreleri ayrıca hesaplanır. Arabuluculuk, dava, tahkim ve varsa süre uzatma anlaşmasının etkisi ilgili talep yönünden incelenir; yalnızca ihbar veya müzakereye güvenilmez.
Yabancı hukuk ve tahkim şartı neyi değiştirir?
Kazanın Türkiye’de meydana gelmesi, her sözleşmeye mutlaka Türk hukuku uygulanacağı anlamına gelmez. Sigorta ve çarter sözleşmelerinde hukuk seçimi bulunabilir; haksız fiile uygulanacak hukuk ise MÖHUK 34 çerçevesinde ayrıca belirlenir. Yabancı hukuk seçimi, Türkiye’de yapılacak resmî bildirimleri veya Türk mahkemesinden istenen korumanın usulünü aynı şekilde belirlemez.
MÖHUK 24 sözleşmelere uygulanacak hukuku, 40 ve ilgili özel hükümler milletlerarası yetkiyi düzenler. Bir mahkeme seçimi şartıyla tahkim şartı da aynı değildir. Tahkimde esas uyuşmazlığın görülmesi, gerekli koşullarda Türkiye’de geçici koruma istenmesi ihtiyacını ortadan kaldırmayabilir. Ancak başvurunun dayanağı, süreleri ve esas uyuşmazlığın nerede başlatılacağı birlikte planlanmalıdır.
Örneğin yabancı bayraklı bir yük gemisinin Türkiye’de rıhtıma temas ederek hem gövdeye hem terminale zarar verdiği varsayılsın. Gövde hasarı H&M poliçesinde, terminal talebi P&I teminatında, rıhtım kullanım sözleşmesindeki yükümlülükler ise ayrı bir ilişkide değerlendirilebilir. Liman bildirimi ortak olay kaydına dayanır; ödeme ve yargılama yolları ise aynı olmayabilir. Bu örnekte rıhtıma temasın, iki gemi arasındaki çatma hükümlerine doğrudan tabi olduğu da varsayılamaz.
Sonuç
Gemi kazası dosyasının ilk aşamasında amaç, yalnızca bir olay raporu hazırlamak değildir. Güvenli müdahale, doğru bildirim, kullanılabilir delil, doğru temsil ve uygun teminat birlikte sağlanmalıdır. Yabancı armatörler ve sigortacılar açısından Türkiye’deki işlemler ile sözleşmenin seçtiği hukuk veya tahkim sistemi arasında erken koordinasyon kurulması, hak kaybını önlemeye yardımcı olur. Somut başvuru yolu, gemi ve şirket belgeleriyle olayın zaman çizelgesi incelenerek belirlenmelidir.
İlgili yazılar: Gemi çatmalarında kusur ve tazminat; Tekne ve makine sigortasında hasar talebi; P&I sigortasında talepler ve Türkiye’de başvuru; Gemi ve yatın ihtiyati haczi; Deniz kirliliği cezasına itiraz; Gemi Kazalarında Deliller.
Sıkça Sorulan Sorular
Yabancı bayraklı geminin Türkiye’deki kazasına Türk makamları müdahale edebilir mi?
Evet. Yabancı bayrak, Türkiye’nin ilgili yetki alanındaki emniyet, bildirim, soruşturma ve yargılama yetkilerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Hangi makamın hangi işlem için yetkili olduğu olayın yeri ve niteliğine göre belirlenir.
Sigortacıya haber vermek liman başkanlığına bildirim yerine geçer mi?
Hayır. Resmî bildirim ile sözleşmesel sigorta ihbarı ayrı yükümlülüklerdir. Her birinin muhatabı, içeriği ve zamanı ayrıca takip edilmelidir.
Onarım başlamadan mahkeme tespiti yaptırmak zorunlu mudur?
Her olayda zorunlu değildir. Delilin kaybolma tehlikesi, uyuşmazlığın niteliği ve karşı tarafın inceleme imkânı değerlendirilir. Acil emniyet müdahalesi geciktirilmeden uygun belgeleme yöntemi seçilir.
Deniz raporu kusuru kesin olarak belirler mi?
Hayır. Deniz raporu olayın saptanmasına hizmet eder. Kusur, illiyet, zarar ve sigorta teminatı ilgili uyuşmazlığın delilleri ve uygulanacak hukuk çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
Türkiye’de avukat görevlendirmek yabancı hukuk bürosunun görevini sona erdirir mi?
Hayır. Dosyanın ihtiyaçlarına göre yerel işlemler, yabancı hukuk ve tahkim çalışmaları koordine edilebilir. Temsil edilen taraf, yetki sınırları ve bilgi paylaşımı baştan açıklığa kavuşturulmalıdır.
Teminat verilmesi sorumluluğun kabulü anlamına gelir mi?
Her zaman gelmez. Teminatın metni ve verildiği usul önemlidir. Hakların saklı tutulması, kapsanan alacak, ödeme koşulları ve yetki hükümleri incelenmeden böyle bir sonuç çıkarılamaz.
Kaynakça
1 — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, özellikle m. 1061–1062, 1098–1101, 1292, 1297, 1352–1353, 1369–1372. Ticaret Bakanlığı metni.
2 — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 400–403. Adalet Bakanlığı metni.
3 — 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, özellikle m. 24, 34 ve 40. Adalet Bakanlığı metni.
4 — Limanlar Yönetmeliği, m. 24. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı metni.
5 — Deniz Kaza ve Olaylarını İnceleme Yönetmeliği, Resmî Gazete 27.11.2019, sayı 30961, m. 7; Ulaşım Emniyeti İnceleme Merkezi Başkanlığı, 30.03.2022 tarih ve E-94665312-402.01-179929 sayılı yazı. İMEAK Deniz Ticaret Odası, 31.03.2022, 271 sayılı sirküler ve Bakanlık yazısı.
6 — International Maritime Organization, Casualties: marine safety investigation.