Bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz; ancak hâkim, özel veya teknik bilgi gerektiren bir sorunu kendi kanaatiyle çözerek rapor denetiminin yerine geçemez. Raporun hükme esas alınabilmesi; görev sınırına uygun, dayanakları izlenebilir, yöntemi açıklanmış ve esaslı itirazlar bakımından değerlendirilmiş olmasına bağlıdır. Hukuk yargılamasında rapora itiraz süresi, tebliğden itibaren iki haftadır. Şartları varsa, bu süre içinde istenmek kaydıyla, bir defaya mahsus ve en fazla iki hafta ek süre verilebilir. 1–3
Bir uyuşmazlığın sonucu bazen tek bir teknik kabule dayanır: Binanın alanı, çalışma süresi, bir kaydın tarihi, mali tablodaki sınıflandırma veya zararın hesaplandığı dönem. Bu kabul görünür biçimde tartışılmadığında, hukuki kararın dayanağı da görünmez hâle gelir. Sorun yalnız raporun yanlış çıkması değildir; doğru olduğu ileri sürülen sonuca hangi yoldan ulaşıldığının gösterilememesidir.
Bu nedenle bilirkişilikte asıl güvence, uzmanın unvanından önce incelemenin denetlenebilirliğidir. Mahkeme teknik bilgiden yararlanmalı; taraflar bu bilginin dayanaklarını tartışabilmeli; nihai hukuki değerlendirmeyi ise mahkeme gerekçesiyle üstlenmelidir. Bu üç işlevden biri eksildiğinde, raporun varlığı adil bir inceleme yapıldığını tek başına göstermez.
Bu makale öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamındaki hukuk yargılamasını ele alır. Ceza ve idari yargıdaki farklılıklar ayrıca açıklanmıştır. Verilen uygulama örnekleri temsilidir; belirli bir dosyaya veya büro deneyimine ilişkin olay aktarımı değildir.
Bilirkişinin görevi nerede başlar, nerede biter?
Teknik sorunun çözümü ile hukuki sonucun belirlenmesi
HMK m. 266, bilirkişiye başvuruyu çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren konularla sınırlar. Genel bilgi, tecrübe veya hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek meselelerde bilirkişiye başvurulamaz. HMK m. 279/4 ile 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m. 3, bilirkişinin hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapmasını da yasaklar. Hukuk öğrenimi görmüş kişinin görevlendirilmesi için hukuk alanı dışındaki ayrı uzmanlığını belgelendirmesi gerekir. 1, 3
Bu sınır, raporda kanun maddesi bulunup bulunmadığına bakılarak çizilemez. Bir hesap tablosu da hukuki tercihi gizleyebilir. Bilirkişi hangi çalışma dönemini dışladığını, hangi ödemenin borcu sona erdirdiğini veya hangi sözleşme hükmünün geçersiz olduğunu kendisi belirlemişse, sayısal sonucun içine hukuki bir kabul yerleştirmiş olur.
Örneğin bir yapının taşıyıcı sistemindeki teknik eksiklik, mühendislik incelemesinin konusudur. Bu eksikliğin hangi kişiye, hangi hukuki sebeple ve hangi kapsamda sorumluluk yükleyeceği ise mahkemenin değerlendirmesini gerektirir. Bilirkişinin teknik standarttan sapmaları ve bunların olayın meydana gelişine etkisini açıklaması mümkündür. Buna karşılık bütün hukuki sorumluluk şartlarını tek bir kusur yüzdesine indirgemek yeterli değildir.
| Uyuşmazlık | Bilirkişinin inceleyebileceği teknik mesele | Mahkemenin belirleyeceği hukuki mesele |
|---|---|---|
| İşçilik alacağı | Belirlenen ücret ve dönemlere göre seçenekli hesap | İspat değerlendirmesi, zamanaşımı savunmasının hukuki sonucu |
| Eser sözleşmesi | İmalat miktarı, teknik ayıp, giderim yöntemi ve maliyeti | Sözleşmenin yorumu, seçimlik hakkın koşulları, sorumluluğun kapsamı |
| Tıbbi müdahale | Uygulamanın mesleki standardı, kayıtların tıbbi anlamı, nedensel etki | Hukuki yükümlülüklerin ihlali ve tazminat koşulları |
| Dijital kayıt | Dosyanın teknik özellikleri, zaman bilgisi ve değişiklik bulguları | Delilin hukuka uygunluğu ve diğer delillerle birlikte ispat değeri |
Denetim, görevlendirme kararında başlamalıdır
HMK m. 273 uyarınca incelemenin kapsamı, cevaplanacak sorular ve rapor süresi belirlenmelidir. Dosyanın yalnızca “incelenip rapor düzenlenmesi” için gönderilmesi, teknik sorunun tarifini bilirkişiye bırakabilir. Böylece hem gereksiz inceleme yapılır hem de belirleyici mesele cevapsız kalabilir.
Sağlıklı görevlendirme; tartışmalı vakıayı, mevcut veriyi ve ihtiyaç duyulan uzmanlığı birbirinden ayırır. Mahkeme henüz tartışmalı bir hukuki kabul hakkında karar vermemişse, bilirkişiden açıkça belirtilmiş alternatiflere göre hesap istenebilir. Böyle bir rapor hüküm kurmaz; mahkemenin farklı kabullerinin teknik sonuçlarını görünür kılar.
Denetime elverişli bilirkişi raporu ne demektir?
Denetime elverişlilik, raporun uzunluğuna veya çok sayıda belge sıralamasına indirgenemez. Okuyucu, sonuç ile dayanak arasındaki bağlantıyı takip edebilmelidir. HMK m. 279 raporun maddi vakıaları, gerekçeyi ve sonucu içermesini; Bilirkişilik Yönetmeliği m. 55 ise inceleme yönteminin, bilimsel ve teknik dayanakların ve gerekçeli sonucun açıklanmasını öngörür. 1, 4
Beş soruyla raporun gerekçesini sınamak
Aşağıdaki sorular, kanunda ayrıca adlandırılmış bir test değildir. Mevzuattaki gerekçe ve denetim yükümlülüklerini somut bir dosyada uygulamaya yardımcı olan bir inceleme çerçevesidir:
• Hangi veri kullanıldı? Belgenin tarihi, kaynağı ve ilgili bölümü belirli mi; inceleme bütün gerekli kayıtları kapsıyor mu?
• Hangi yöntem seçildi? Kullanılan ölçüm, karşılaştırma veya hesap yöntemi açıklanmış mı; uyuşmazlığın özelliğine uygunluğu gösterilmiş mi?
• Veriden sonuca nasıl geçildi? Ara işlemler, kabuller, katsayılar ve dışlanan kalemler izlenebiliyor mu?
• Belirsizlikler nasıl ele alındı? Eksik kayıt, ölçüm sınırı, farklı veri veya alternatif açıklama sonuca nasıl etki ediyor?
• İtiraz sonucu değiştirebilir mi? İleri sürülen hata tali bir yazım sorunu mu, yoksa hesabın veya teknik değerlendirmenin dayanağını mı etkiliyor?
Bir değerleme raporunda emsal taşınmazların listelenmesi başlangıçtır. Emsallerin neden karşılaştırılabilir olduğu, farklılıklar için hangi düzeltmelerin yapıldığı ve değerleme tarihinin neden seçildiği de açıklanmalıdır. Aynı şekilde bir hesap raporunda nihai toplamı vermek, hesabı denetime açmak anlamına gelmez.
Denetlenebilirlik her zaman herkesin aynı bilimsel sonucu üretmesi demek değildir. Bazı uzmanlık alanlarında birden fazla savunulabilir yöntem bulunabilir. Beklenen; yöntemin seçilme nedeninin, sınırlarının ve sonuca etkisinin açıklanmasıdır. Bilimsel görüş ayrılığı ile gerekçesiz kanaat bu noktada ayrılır.
Dijital incelemede yazılım çıktısı gerekçenin yerini tutmaz
Bir programın ürettiği puan, eşleşme veya sınıflandırma, yalnızca araç çıktısıdır. İncelemeye esas dosyanın hangi sürümü olduğu, verinin nasıl işlendiği, kullanılan aracın sonuca etkili ayarları ve bilinen sınırlılıkları açıklanabildiği ölçüde sonuç tartışılabilir hâle gelir.
Bu alandaki temel hukuk ilkeleri de değişmez: Bilirkişi görevini bizzat yerine getirmeli, sır saklama yükümlülüğüne uymalı ve sunduğu görüşün sorumluluğunu taşımalıdır. Yapay zekâ veya başka bir yazılımdan yararlanılması, bu yükümlülükleri araca devretmez. Açıklanmış özel bir yasal zorunluluk varmış gibi bütün dosyalara aynı teknik kontrol listesini dayatmak yerine, kullanılan yöntemin somut sonuca etkisi incelenmelidir. 3
Bilirkişi incelemesi ispat yükünü ve eksik delili değiştirebilir mi?
Taraflarca getirilme ilkesinin uygulandığı hukuk davalarında bilirkişi, tarafların ileri sürmesi ve ispatlaması gereken vakıaları kendiliğinden oluşturamaz. HMK m. 25, 190 ve 194 birlikte değerlendirildiğinde, teknik inceleme ile vakıanın ileri sürülmesi ve ispatı farklı işlevlerdir. Bilirkişiye başvurulması, ispat yükünü karşı tarafa geçirmez. 1
Önemli ayrım şudur: İncelenmesi gereken kaydın bulunmaması, o kaydın kanıtlayabileceği olayın gerçekleşmediğinin teknik olarak saptanması değildir. Eksik kayıt bir ispat sorununa yol açabilir; fakat bu sorunun hukuki sonucu mahkemece belirlenir. Bilirkişi, eksikliği ve görüşüne etkisini açıkça bildirmelidir.
HMK m. 275, gerekli kayıt ve belgelerin getirtilmesine ilişkin ihtiyacın mahkemeye bildirilmesini düzenler. Tarafın da “rapor eksiktir” demekle yetinmeyip hangi belgenin hangi tespiti etkilediğini açıklaması gerekir. Öte yandan rapora itiraz, delil sunma sürelerini kendiliğinden yeniden başlatmaz. Sonradan gösterilen delil, HMK m. 145 ve uygulanabilir diğer usul hükümleri yönünden ayrıca değerlendirilir.
Karşı tarafın güçlü savunması, istenen belgenin uyuşmazlıkla ilgisiz veya sonucu değiştirmeye elverişsiz olduğu olabilir. Etkili itiraz bu savunmayı da dikkate alır: Belgenin yalnız mevcut olduğunu değil, raporun hangi kabulünü neden etkileyebileceğini gösterir.
Hukuki yorum içeren raporun tamamı kullanılamaz mı?
Bilirkişinin hukuki değerlendirme yasağı açıktır. Bununla birlikte rapordaki her hukuki ifade, bütün teknik tespitlerin otomatik olarak yok sayılmasını gerektiren tek biçimli bir sonuca bağlanamaz. İncelenmesi gereken, görev sınırını aşan değerlendirmenin teknik bulgulardan ayrılabilir olup olmadığıdır.
Örneğin bilirkişi ölçümleri ve hesabı açıklamış, ardından davanın kabul edilmesi gerektiğini yazmış olabilir. Mahkeme bu hukuki sonucu kendi değerlendirmesinin yerine koyamaz. Ancak güvenilirliği ayrıca denetlenen ölçümlerin değerlendirilmesi farklı bir meseledir. Buna karşılık sözleşmenin geçersizliği kabul edilerek bütün hesap yöntemi değiştirilmişse, yalnız sonuç cümlesini çıkarmak sorunu gidermeyebilir. Hukuki kabulün hesabın içine nasıl yerleştiği araştırılmalıdır.
Doktrinde tartışma da tek sesli değildir. Murat Atalı, raporun bağlayıcı olmamasından hareketle, hukuki değerlendirme içermesinin her durumda yargı yetkisinin devri sayılmasını eleştirir; hukuki yardım ihtiyacını olması gereken hukuk bakımından tartışır. Bu görüş, yürürlükteki açık yasağı ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte “hukuki ifade var, dolayısıyla yargı yetkisi mutlaka devredilmiştir” biçimindeki otomatik sonucun neden ayrıca sorgulanması gerektiğini gösterir. [11, s. 3277–3281]
Burada savunulan yaklaşım şudur: Görev ihlali tespit edilmeli; ardından ihlalin gerekçeye, hesaba ve hükme etkisi ortaya konulmalıdır. İtirazın gücü, yasağı tekrar etmek kadar bu etkiyi gösterebilmesine bağlıdır.
Hâkimin serbest takdiri hangi sınırlar içinde kullanılabilir?
HMK m. 282, bilirkişi görüşünün diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilmesini öngörür. Hâkim raporu aynen benimsemek zorunda değildir. Ancak kabul ve ret gerekçelerinin dosyadaki maddi verilere, uygulanacak hukuka ve teknik incelemenin niteliğine dayanması gerekir. 1
Bir rapordaki toplama hatası ile uzmanlık gerektiren yöntem hatası aynı değildir. Hâkim açık bir hesap yanlışını fark edebilir. Buna karşılık farklı tıbbi, mühendislik veya muhasebe açıklamaları arasında seçim yapabilmek için gereken teknik inceleme eksikse, bu boşluk kişisel bilgiyle kapatılamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.07.2023 tarihli, E. 2023/487, K. 2023/708 sayılı kararı, bu sınırı konkordato uyuşmazlığında tartışır. Kararda raporun uzmanlık, açıklık ve gerekçe yönünden denetimi ile hâkimin kendisini bilirkişi yerine koyması ayrılmıştır. Borca batıklık ve projenin uygulanabilirliğiyle ilgili değerlendirmelerde, teknik inceleme gerektiren noktalar ve raporlar arasındaki farklılıklar açıklığa kavuşturulmadan sonuca gidilmesi ele alınmıştır. [9, §§ 25–30, 35–41]
Karardan çıkarılabilecek ilke, her rapora uyulması veya her itirazda yeni heyet atanması değildir. Teknik desteğe ihtiyaç devam ediyorsa, raporun reddi bu ihtiyacı ortadan kaldırmaz. Mahkeme hangi eksikliğin hangi yöntemle giderileceğini belirlemelidir.
Çelişkili raporlar arasında nasıl seçim yapılmalıdır?
Rapor sayısı arttıkça doğruluk kendiliğinden artmaz. Son tarihli raporun öncekilere, üç kişilik heyetin tek bilirkişiye veya bir kurum raporunun başka bir uzman görüşüne sırf bu özellikleri nedeniyle mutlak üstünlüğü olduğu söylenemez. Özel kanun hükümleri saklı kalmak üzere belirleyici olan; uzmanlık, veri, yöntem ve gerekçedir.
İlk soru, raporların gerçekten aynı şeyi karşılaştırıp karşılaştırmadığıdır. Farklı tarihteki değer, farklı hasar kapsamı veya farklı kayıt kümesi üzerinden hazırlanmış iki raporun sonuçlarının değişmesi her zaman gerçek bir çelişki göstermez. Buna karşılık aynı veri ve aynı soru bakımından birbirini dışlayan sonuçlar, açıklanması gereken esaslı bir uyuşmazlık oluşturabilir.
Çelişki şu düzeylerde ayrıştırılmalıdır: Kullanılan belge farklı mı; maddi kabul farklı mı; yöntem farklı mı; aynı yöntem yanlış mı uygulanmış; yoksa hukuki varsayım mı değişmiştir? Yeni inceleme talebi bu ayrımla somutlaştırılmalıdır.
Ek raporda sonucun değişmesi de tek başına güvenilmezlik kanıtı değildir. Yeni belge veya haklı bir yöntem eleştirisi, değişikliği gerekli kılabilir. Ancak bilirkişi önceki görüşünden neden ayrıldığını açıklamalıdır. Yeni dayanak ortaya konulmadan rakamın değişmesi veya itirazlara rağmen aynı sonucun tekrarlanması, denetim sorununu sürdürür.
Uzmanlık ve tarafsızlık nasıl denetlenir?
Bilirkişinin listede yer alması, her teknik meselede yeterli olduğu anlamına gelmez. İnceleme konusu ile temel ve alt uzmanlık alanı arasındaki ilişki kurulmalıdır. Çok disiplinli bir uyuşmazlıkta gereken uzmanlığın tamamının karşılanıp karşılanmadığı ayrıca değerlendirilir. HMK m. 275, bilirkişinin uzmanlık yetersizliğini veya başka uzmanla iş birliği ihtiyacını bildirmesini öngörür. 1
Tarafsızlık itirazı ise raporun aleyhe olmasına dayandırılamaz. Tarafla ilişki, menfaat bağlantısı veya tarafsızlığı şüpheye düşüren somut olgular açıklanmalı ve mümkünse belgelenmelidir. HMK m. 272 uyarınca ret sebepleri için öğrenmeden itibaren en geç bir haftalık süre söz konusudur. Yasaklılık sebepleri ve mahkemenin bunlara ilişkin yetkisi ayrıca düzenlenmiştir. Bu süre, rapora itiraz için öngörülen iki haftalık süreyle karıştırılmamalıdır. 1
Bir bilirkişiden ek rapor istenmesi, tek başına tarafsızlık sorunu yaratmaz; kanunun açıkça öngördüğü bir yoldur. Buna karşılık taraflardan biri için danışmanlık yapılması gibi bir ilişkinin niteliği ayrıca incelenir. Rapor eleştirisi ile bilirkişinin reddi farklı gerekçeler ve farklı taleplerle kurulmalıdır.
Bilirkişi raporuna itiraz süresi nasıl hesaplanır?
Hukuk davalarında iki hafta ve ek süre
HMK m. 281/1 uyarınca süre, raporun tarafa tebliğinden itibaren iki haftadır. Bu süre “on beş gün” değildir. Haftayla belirlenen sürelerin hesabında HMK m. 92; son günün resmî tatile rastlamasında m. 93 uygulanır. Adli tatilin süreye etkisi ise davanın ve işlemin adli tatile tabi olup olmadığına göre ayrıca belirlenir. 1
7251 sayılı Kanun ile eklenen hükme göre, itirazın hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel veya teknik çalışma gerektirmesi hâlinde ek süre verilebilir. Talep ilk iki hafta içinde yapılmalı; ek süre bir defaya mahsus olmalı ve iki haftayı aşmamalıdır. Verilecek ek süre, ilk sürenin bitiminden başlar. Talepte bulunmak, ek sürenin kendiliğinden verildiği anlamına gelmez. Dosyanın hacmi, incelenecek kayıtlar ve gereken teknik çalışma somut olarak açıklanmalıdır. 2
Elektronik tebligatta hesabın açıldığı gün ile kanuni tebliğ tarihi farklı olabilir. 7201 sayılı Kanun m. 7/a uyarınca elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Süre hesabında UETS kayıtları ve usulüne uygun tebliğ tarihi esas alınmalıdır. 7
Ceza ve idari yargıda aynı süre ezbere uygulanamaz
| Yargılama veya işlem | Temel düzenleme | Dikkat edilmesi gereken |
|---|---|---|
| Hukuk davasında rapora itiraz | HMK m. 281 | Tebliğden itibaren iki hafta; şartları varsa süresinde istenen ek süre |
| Hukuk davasında bilirkişinin reddi | HMK m. 272 | Ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta |
| Ceza yargılamasında rapora itiraz | CMK m. 67/5 | İtiraz ve yeni inceleme talepleri için ilgili merciin verdiği süre; HMK'daki iki hafta doğrudan aktarılmaz |
| İdari yargıda bilirkişi incelemesi | İYUK m. 31 | Bilirkişilik Kanunu ve HMK'nın ilgili hükümleri, idari yargının usul çerçevesi içinde uygulanır |
CMK m. 67/5, yeni bilirkişi incelemesi veya itirazların bildirilmesi için süre verilmesini; talepler reddedildiğinde üç gün içinde gerekçeli karar verilmesini düzenler. CMK m. 68 ise bilirkişinin duruşmada dinlenmesine ilişkin imkânı içerir. Ceza dosyasında tebliğ yazısı ve ara karar bu nedenle ayrıca okunmalıdır. 5
İdari yargıda İYUK m. 31'deki açık atıf nedeniyle HMK'nın bilirkişiliğe ilişkin hükümleri önem taşır. Bununla birlikte hukuk yargılamasının bütün kurallarının idari yargıya değişmeden taşındığı varsayılamaz. Tebliğ, ara karar ve uygulanabilir özel usul hükümleri birlikte incelenmelidir. 6
Süre geçirilirse rapor kesin delile dönüşür mü?
Sürenin geçirilmesi ciddi usul riski yaratır. İtiraz edilmeyen hususlar ve usulî kazanılmış hak tartışmaları, dosyanın gelişimine ve ilgili içtihada göre değerlendirilir. Buna karşılık rapor, sırf itiraz edilmediği için kesin delil niteliği kazanmaz; HMK m. 281/2–3 ve m. 282 kapsamındaki mahkeme yetkileri ortadan kalkmaz.
Bu yetkiler, tarafın süreyi önemsiz görmesini haklı kılmaz. Güvenli yaklaşım, hataları süresinde somutlaştırmaktır. Süre geçirilmişse artık “nasıl olsa hâkim bağlı değildir” düşüncesiyle hareket etmek yerine, geçerli bir usul imkânının bulunup bulunmadığı dosya özelinde değerlendirilmelidir.
Etkili bilirkişi raporu itirazı nasıl hazırlanır?
İtirazın amacı, aleyhe sonucu tekrar tekrar reddetmekten önce mahkemenin denetlemesi gereken sorunu belirlemektir. Bunun için dört unsur birlikte gösterilmelidir: Rapordaki tespit, karşılaştırılacak dayanak, hatanın sonuca etkisi ve istenen giderim.
“Rapor bilimsel değildir” ifadesi tek başına bu unsurları içermez. Buna karşılık hangi yöntemin hangi nedenle uygunsuz olduğu ve uygun yöntemin sonucu hangi yönden etkileyebileceği açıklanırsa, mahkemenin cevaplaması gereken belirli bir itiraz ortaya çıkar.
| Sorun | Gösterilecek dayanak | Açıklanacak etki | Uygun talep örneği |
|---|---|---|---|
| Eksik belge | Dosyadaki belge ve raporda incelenenler listesi | Hesaba girmeyen dönem veya işlem | Belgenin değerlendirilmesi ve ek rapor |
| Yanlış alan veya miktar | Proje, ölçüm, keşif bulgusu | Zarar ya da bedel hesabındaki değişiklik | Ölçümün kaynağının açıklanması; gerekirse yeniden inceleme |
| Açıklanmayan yöntem | Raporun ilgili bölümü | Sonucun yeniden izlenememesi | Yöntem ve ara işlemlerin gösterilmesi |
| Hukuki varsayım | Sözleşme, ara karar, taraf beyanları | Hesabın yanlış kabul üzerine kurulması | Mahkemenin belirleyeceği kabullere göre seçenekli hesap |
| Esaslı çelişki | Her iki raporun aynı meseleye ilişkin bölümleri | Birbirini dışlayan teknik sonuç | Çelişkiyi giderecek sorular; gerektiğinde yeni bilirkişi |
| Uzmanlık eksikliği | Görevlendirme konusu ve uzmanlık alanı | İncelenemeyen teknik mesele | Uygun uzmanlıkla tamamlayıcı veya yeni inceleme |
İtiraz dilekçesi hazırlanırken izlenebilecek sıra şöyledir:
- Tebliğ ve süre kaydını doğrulayın; gerekiyorsa ek süre talebini zamanında sunun.
- Görevlendirme kararındaki her sorunun raporda cevaplanıp cevaplanmadığını belirleyin.
- Her itirazı raporun sayfa veya bölümüne ve ilgili belgeye bağlayın.
- Teknik hata, hukuki sınır ihlali, usul eksikliği ve tarafsızlık iddiasını birbirinden ayırın.
- Hatanın sonucu nasıl etkileyebileceğini açıklayın; gerekiyorsa alternatif hesap sunun.
- Ek rapor, sözlü açıklama veya yeni bilirkişi talebini eksikliğin niteliğine göre gerekçelendirin.
- Sonucu değiştirebilecek itirazların kararda değerlendirilmesini açıkça isteyin.
Temsili bir talep şöyle kurulabilir: “Raporun hesap bölümünde alanın hangi ölçüme dayanılarak belirlendiği açıklanmamıştır. Dosyadaki proje ile rapor arasındaki fark, birim fiyatla çarpılan miktarı doğrudan etkilemektedir. Kullanılan ölçümün kaynağının gösterilmesi, proje verisinin değerlendirilmesi ve farklılığın hesabın sonucuna etkisinin açıklanması için ek rapor alınmasını talep ederiz.”
Bu örnek her dosyaya yapıştırılacak hazır dilekçe değildir. Değeri, olguyu ve istenen işlemi birbirine bağlamasındadır. Açıklanmamış bir miktar farkını “bilirkişi taraflıdır” iddiasına dönüştürmek ise hem eleştirinin hedefini değiştirir hem de ispatlanması gereken yeni bir iddia yaratır.
Ek rapor, sözlü açıklama veya yeni bilirkişi: Hangisi gerekir?
HMK m. 281 mahkemeye farklı araçlar verir. Ek rapor, mevcut uzmanlığın yeterli olduğu fakat belirli bir belge, hesap veya sorunun eksik kaldığı hâllerde uygun olabilir. Sözlü açıklama, belirsiz yöntemin ve rapor içindeki bağlantıların somut sorularla açığa çıkarılmasına hizmet edebilir. Yeni bilirkişi incelemesi, uzmanlık yetersizliği, giderilemeyen çelişki veya incelemenin güvenilirliğini temelden etkileyen sorunlarda gündeme gelebilir. 1
Her itiraz yeni heyet atanmasını zorunlu kılmaz. Aksi yaklaşım, istenen sonuç elde edilene kadar rapor alınmasına dönüşebilir. Öte yandan aynı bilirkişiye sürekli ek rapor yazdırılması da yapısal eksikliği gidermiyorsa usul ekonomisine hizmet etmez. 6754 sayılı Kanun m. 3/7'deki aynı konuda bir kez rapor alınması esası ile HMK m. 281/3'teki gerekli yeni inceleme imkânı birlikte değerlendirilmelidir. 1, 3
Yeni inceleme talebinde yalnız “başka bilirkişi” denmemeli; hangi uzmanlık alanına neden ihtiyaç bulunduğu ve önceki incelemenin hangi soruyu çözemediği belirtilmelidir. Böylece talebin sonucu beğenmemekten değil, giderilmemiş inceleme ihtiyacından doğduğu anlaşılır.
Bilirkişi incelemesinin ücret ve giderleri de ayrıca ele alınır. HMK m. 283 yıllık tarifeyi esas alır; delil avansı bakımından HMK m. 324 önem taşır. Talep edilen incelemenin gerekli görülmesi, avansın tamamlanması ve giderin nihai olarak kime yükletileceği birbirinden farklı konulardır. Dosya türü ve verilen ara karar bilinmeden tek bir ücret veya değişmez ödeme yükümlüsü gösterilemez. 1
Tarafın aldığı uzman görüşünün değeri nedir?
HMK m. 293, tarafların dava konusu olayla ilgili uzmanından bilimsel mütalaa alabilmesine imkân verir. Mahkemece görevlendirilen bilirkişi raporu ile tarafın sunduğu uzman görüşü, elde ediliş biçimleri bakımından farklıdır. Bununla birlikte görüşün tarafça alınmış olması, içindeki somut teknik eleştirilerin hiç incelenmemesini haklı kılmaz. 1
Nitelikli uzman görüşü, rapordaki belirli bir hatayı açıklar; kullanılan veriyi, yöntemi ve alternatif sonucu gösterir. Sadece tarafın hukuki taleplerini teknik terimlerle tekrar eden metnin katkısı sınırlı kalır. Aynı denetim ölçütleri uzman görüşüne de uygulanmalıdır.
Mahkeme, görüşü hazırlayan uzmanı dinleyebilir; gerekli soruların sorulmasına imkân tanıyabilir. HMK m. 293/3'e göre, çağrılan uzman geçerli özrü olmaksızın gelmezse hazırladığı rapor değerlendirmeye tabi tutulmaz. Ayrıca yalnız uzman görüşü alınacağı gerekçesiyle ek süre istenemez. HMK m. 281'deki süre uzatımı için o hükmün kendi şartlarının somut olarak gösterilmesi gerekir.
Rapora yönelik esaslı itirazlar gerekçeli kararda nasıl ele alınmalıdır?
HMK m. 27'deki hukuki dinlenilme hakkı, açıklama ve ispat imkânının yanında mahkemenin açıklamaları dikkate almasını ve kararını somut biçimde gerekçelendirmesini de içerir. Mahkemenin her cümleye ayrı cevap vermesi beklenmez. Fakat hükmün sonucunu değiştirebilecek bir itirazın neden etkisiz görüldüğü anlaşılmalıdır. 1
Osman Sunan kararı ne gösteriyor?
Anayasa Mahkemesinin Osman Sunan kararı, bilirkişi itirazının anayasal boyutunu somutlaştırır. Deprem nedeniyle zarar gören taşınmaza ilişkin uyuşmazlıkta başvurucu; yapının özellikleri, alanı ve kusur oranları bakımından başka dosyalardaki değerlendirmelerle farklılıklara işaret etmiştir. Başvurunun odağı, yalnız tazminatın azlığı değil, sonucu etkileyebilecek bu itirazların değerlendirilmemesidir. 10
AYM, 25.06.2025 tarihli, B. No: 2021/56343 sayılı kararında, esaslı iddiaların ilgili ve yeterli gerekçeyle ele alınmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama öngörülmüştür. Mahkeme, yeniden yargılamada mutlaka başvurucu lehine belirli bir sonuca ulaşılması gerektiğini söylememiştir. [10, §§ 10–15, 20–22]
Uygulamadaki sonuç şudur: İtiraz, mahkemenin neden cevap vermesi gerektiğini gösterecek ölçüde somutlaştırılmalıdır. Bir ölçüm farkının veya ihmal edilen kaydın hükme etkisi açıklanırsa, gerekçe denetimi de belirli bir mesele üzerinden yapılabilir. Her reddedilen rapor itirazı ise kendiliğinden anayasal ihlal oluşturmaz.
Kanun yolunda yalnız itiraz dilekçesini tekrarlamak yeterli değildir
İstinaf veya temyiz dilekçesinde; rapordaki sorun, bu soruna zamanında yöneltilen itiraz, mahkemenin verdiği cevap ve eksikliğin hükme etkisi birlikte gösterilmelidir. Raporun tamamını yeniden tartışmak yerine, kararın hangi gerekçesinin yetersiz kaldığı açıklanmalıdır.
Rapora itirazın reddi, kural olarak esas hükümden bağımsız bir kanun yolu incelemesi doğurmaz; ilgili ara karar ve eksiklik nihai karara karşı başvuruda ileri sürülür. Başvuru yolunun açık olup olmadığı, süre, parasal sınır ve özel düzenlemeler somut karar bakımından ayrıca incelenir. Bireysel başvuru da teknik raporları yeniden hesaplatan olağan bir üst inceleme yolu değildir.
Farklı uyuşmazlıklarda hangi noktalar özellikle önemlidir?
İnşaat ve eser sözleşmeleri
İnceleme, önce uyuşmazlığın hangi imalata ve hangi sözleşmesel kabule ilişkin olduğunu ayırmalıdır. Yapılmış işin miktarı, ayıp giderim bedeli, eksik iş maliyeti ve sözleşme dışı imalat aynı hesap kalemi değildir. Kullanılan fiyatın tarihi, miktarın kaynağı, vergi ve diğer unsurların hesaba nasıl alındığı açıklanmalıdır.
Sözleşmenin götürü veya birim fiyatlı olmasının hukuki etkisi mahkemece belirlenmeden bilirkişinin kendiliğinden yöntem seçmesi yanlış sonuca yol açabilir. Ancak belirli bir kararda uygulanan hesap yöntemini bütün eser sözleşmelerine genellemek de aynı ölçüde sakıncalıdır. Önce somut sözleşme ve talep, sonra bu kabule uygun teknik hesap incelenmelidir.
İşçilik alacakları
Ücret, çalışma dönemi, çalışma düzeni ve ödemeler bakımından raporun hangi delili esas aldığı gösterilmelidir. Tanığın bütün dönemi bilip bilmediği, banka ödemesinin hangi alacağa ilişkin olduğu ve farklı dönemlere aynı kabulün uygulanıp uygulanmadığı denetlenmelidir.
Bilirkişi hesabı, tanık güvenilirliği veya zamanaşımı savunmasının hukuki sonucu hakkında mahkemenin değerlendirmesinin yerini alamaz. Tartışmalı kabuller için seçenekli hesap, mahkemenin kararını açıkça kurmasını kolaylaştırır. Buna karşılık seçeneklerin neden oluşturulduğu belirsizse, çok sayıda hesap yapılması tek başına yarar sağlamaz.
Tıbbi sorumluluk ve trafik zararları
Tıbbi uyuşmazlıklarda inceleme, müdahalenin yapıldığı dönemin koşulları ve ilgili uzmanlık alanıyla ilişkilendirilmelidir. Olumsuz sonucun varlığı ile mesleki standarttan sapma aynı mesele değildir. Standarttan sapma, nedensellik ve zararın kapsamı ayrı sorularla değerlendirilmelidir. Bu bağlam, tıbbi uygulama hatalarına ilişkin açıklamalarla birlikte okunabilir.
Trafik uyuşmazlığında ise olayın oluş şekli, teknik kusur değerlendirmesi, yaralanma veya maluliyet tespiti ve zarar hesabı farklı uzmanlıklar gerektirebilir. Bir alandaki raporun yeterliliği, diğer alanlardaki inceleme ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Sigorta kapsamı ve hukuki sorumluluk ayrıca değerlendirilir; trafik kazaları ve sigorta ilişkisine dair açıklamalar bu ayrımın diğer yönünü ele alır.
Hatalı rapor için şikâyet ve tazminat yolları aynı mıdır?
Rapora itiraz, bilirkişinin reddi, bölge kuruluna başvuru, tazminat davası ve suç duyurusu farklı amaçlara hizmet eder. Birine başvurulması diğerinin süresini veya şartlarını kendiliğinden değiştirmez.
Bilirkişilik bölge kurulu, bilirkişinin tutum ve davranışları ile raporun mevzuata uygunluğunu denetler. Ancak 6754 sayılı Kanun m. 14/3–4 gereğince raporu özel veya teknik bilginin doğruluğu yönünden inceleyemez; bu içerikteki başvurular incelenmeksizin reddedilir. Dolayısıyla yalnız hesap sonucunu değiştirmek için bölge kuruluna başvurmak, yargılamadaki itirazın yerine geçmez. 3
Hukuki sorumluluk bakımından HMK m. 285; kasten veya ağır ihmalle düzenlenen gerçeğe aykırı raporun hükme esas alınması nedeniyle zarar doğmasını arar ve Devlete karşı tazminat davasını düzenler. Aleyhe rapor veya olağan bir görüş ayrılığı, bu şartların gerçekleştiğini tek başına göstermez. Görevli yargı mercii HMK m. 286'daki özel düzenlemeye göre belirlenir. HMK m. 287'deki bir yıllık süre ise Devletin bilirkişiye rücuuna ilişkindir; zarar gören herkes için genel dava açma süresi gibi sunulamaz. 1
Ceza sorumluluğu yönünden TCK m. 276'daki gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu ayrı şartlara tabidir. Teknik eleştiri ile kasıtlı gerçeğe aykırılık iddiası karıştırılmamalıdır. Suç duyurusu, raporu baskıyla değiştirme yöntemi olarak değil, suç oluşturduğu düşünülen somut fiil ve deliller çerçevesinde değerlendirilmelidir. 8
Sonuç
Bilirkişilik, mahkemenin teknik bilgi ihtiyacını giderirken yargılama sorumluluğunu görünmez hâle getirmemelidir. Bunun için yalnız bilirkişinin sınırını çizmek yetmez; görevlendirme sorularını doğru kurmak, kullanılan veriyi tartışmaya açmak ve raporun hükme nasıl taşındığını açıklamak gerekir.
Denetlenebilir rapor, yalnız bir sonuç bildirmez; o sonucun hangi kabullere bağlı olduğunu da gösterir. Etkili itiraz, yalnız karşı çıkmaz; hatayı, dayanağını, sonuca etkisini ve uygun giderim yolunu ortaya koyar. Gerekçeli karar ise yalnız rapora atıf yapmaz; neden o teknik değerlendirmeye dayanıldığını ve esaslı itirazların neden sonucu değiştirmediğini açıklar.
Teknik bilginin yargılamadaki değeri, unvanın ağırlığından önce gerekçenin açıklığında ortaya çıkar. Hâkimin takdir yetkisi de bu gerekçeyi denetleme ve hukuki sonucu bizzat üstlenme sorumluluğuyla anlam kazanır.
Sıkça Sorulan Sorular
Bilirkişi raporu hâkimi bağlar mı?
Hayır. HMK m. 282 uyarınca hâkim, raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bununla birlikte özel veya teknik bilgi ihtiyacı devam ederken raporu reddedip uzmanlık gerektiren meseleyi kişisel kanaatiyle çözemez. Eksik incelemenin uygun usul aracıyla giderilmesi gerekir.
Bilirkişi raporuna itiraz süresi on beş gün müdür?
Hukuk davalarında kanuni süre, tebliğden itibaren iki haftadır. “On beş gün” ifadesi doğru değildir. Tebliğin geçerliliği, elektronik tebliğ tarihi, son günün resmî tatile rastlaması ve uygulanabilir adli tatil hükümleri süre hesabında ayrıca dikkate alınır.
İtiraz için ek süre alınabilir mi?
HMK m. 281/1'deki şartlar varsa, ilk iki hafta içinde başvurularak bir defaya mahsus ve en fazla iki hafta ek süre istenebilir. Ek süre kendiliğinden doğmaz. Hazırlığın neden çok zor, imkânsız veya özel teknik çalışmaya bağlı olduğu somutlaştırılmalıdır.
Her itirazdan sonra yeni bilirkişi atanır mı?
Hayır. Mahkeme, sorunun niteliğine göre ek rapor, sözlü açıklama veya yeni bilirkişi incelemesi yoluna gidebilir. Talepte, mevcut incelemenin hangi eksikliği gideremediği açıklanmalıdır. Aleyhe sonuç, tek başına yeni heyet atanması için yeterli bir gerekçe değildir.
Birbiriyle çelişen raporlardan sonuncusu mu esas alınır?
Son tarihli olması bir rapora otomatik üstünlük sağlamaz. Öncelikle raporların aynı veri, dönem ve soruya ilişkin olup olmadığı belirlenir. Gerçek ve sonucu etkileyen farklılıklar açıklığa kavuşturulmalı; tercih edilen raporun neden daha elverişli bulunduğu gerekçelendirilmelidir.
Raporda hukuki değerlendirme bulunması bütün raporu geçersiz kılar mı?
Hukuki nitelendirme ve değerlendirme bilirkişinin görev sınırını aşar. Bunun teknik tespitlerden ayrılabilir olup olmadığı ve hesabın tamamını etkileyip etkilemediği ayrıca incelenir. Hukuki sonucu çıkarmak, o kabule göre kurulmuş hatalı bir hesabı her durumda düzeltmez.
Bilirkişinin reddi ile rapora itiraz aynı işlem midir?
Hayır. Ret, bilirkişinin şahsına ilişkin yasaklılık veya tarafsızlık sorunlarıyla; rapora itiraz ise incelemenin eksikliği ve değerlendirmelerle ilgilidir. HMK m. 272'deki ret sebepleri için öğrenmeden itibaren en geç bir haftalık süre, rapora itirazdaki iki haftalık süreden ayrıdır.
İtiraz edilmezse rapor kesinleşir mi?
Rapor, mahkeme kararı gibi kesinleşmez ve kesin delile dönüşmez. Buna rağmen süresinde itiraz etmemek, tarafın usulî konumunu ciddi biçimde etkileyebilir. Mahkemenin resen inceleme yetkisine güvenilerek itiraz süresi geçirilmemelidir.
Bilirkişilik bölge kurulu rapordaki hesabı düzeltebilir mi?
Bölge kurulu, raporun özel veya teknik bilgi yönünden doğruluğunu denetleyen bir üst bilirkişi mercii değildir. Hesaba ilişkin teknik itiraz, yargılamayı yürüten mercie yöneltilmelidir. Etik veya mevzuata aykırılık iddiasının bölge kuruluna taşınması ayrı bir başvuru yoludur.
Esaslı itirazın değerlendirilmemesi her zaman hak ihlali midir?
Her reddedilen itiraz hak ihlali oluşturmaz. İtirazın uyuşmazlıkla ilgisi, sonucu etkileyebilme gücü ve mahkemenin gerekçesi birlikte değerlendirilir. Osman Sunan kararı, sonuca etkili teknik itirazların cevapsız bırakılmasının gerekçeli karar hakkını ihlal edebileceğini göstermektedir.
Kaynakça
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Özellikle m. 25, 27, 92–94, 145, 190, 194, 266–287, 293 ve 324. Konsolide metnin kamu üniversitesindeki nüshası; Adalet Bakanlığı bilirkişilik hükümleri derlemesi. Bakanlık derlemesi, m. 281'e sonradan eklenen süre hükmü için 2 ile birlikte okunmuştur.
2. 7251 sayılı Kanun, m. 24: HMK m. 281/1'e eklenen ek süre düzenlemesi. TBMM kabul metni.
3. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu: Özellikle m. 3 ve 14. Adalet Bakanlığı metni.
4. Bilirkişilik Yönetmeliği: Özellikle m. 5, 7–9, 51, 53–56 ve 59–62. 2025 değişikliklerini içeren Bakanlık nüshası.
5. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu: m. 63, 67 ve 68. Adalet Bakanlığı ilgili hükümler derlemesi.
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu: m. 31. Adalet Bakanlığı ilgili hüküm derlemesi.
7. 7201 sayılı Tebligat Kanunu: m. 7/a. PTT elektronik tebligat açıklamaları; PTT mevzuat bağlantıları.
8. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu: m. 276. Adalet Bakanlığı ilgili hükümler derlemesi.
9. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 05.07.2023, E. 2023/487, K. 2023/708; özellikle §§ 25–30, 35–41. Kararın tam metni, Hukuki Haber aktarımı.
10. Anayasa Mahkemesi, Osman Sunan, B. No: 2021/56343, 25.06.2025; özellikle §§ 10–15, 20–22. Kararın tam metni, Hukuki Haber aktarımı. Karar kimliği AYM karar bankası diziniyle karşılaştırılmıştır; gerekçe incelemesi erişilebilir tam metin üzerinden yapılmıştır.
11. Murat Atalı, “6754 Sayılı Bilirkişilik Kanunu ve Hukuki Konularda Bilirkişilik”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65(4), 2016, s. 3271–3282. Yayın kaydı; tam metin.
12. Özer Alişan Ekren, “Bilirkişilikte Hukuki Sınır, Denetime Elverişlilik ve Hâkimin Takdir Yetkisi” yazı dizisi: I, II, III, Hukuki Haber, 2025. Kullanıcının önerdiği konu kaynaklarıdır; bu makalenin kurgusu ve uygulama çerçevesi bağımsız hazırlanmış, hukuki önermeler ayrıca incelenmiştir.