Kimler haklı sebeple fesih davası açabilir?
Sermaye eşiği, payların birleştirilmesi ve ispat
Türk Ticaret Kanunu’nun 531. maddesi, halka açık olmayan anonim şirketlerde sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahiplerine dava hakkı tanır. Ölçüt kişi sayısı veya genel kuruldaki oy gücü değil, sermayeye katılım oranıdır. Halka açıklık hukuki statüsü ayrıca belirlenmelidir; yalnızca borsada işlem görüp görmemeye bakılması yeterli değildir.
Pay sahipleri gerekli orana birlikte ulaşabilir. Varsayımsal olarak halka açık olmayan bir şirkette yüzde dört ve yüzde altı payı bulunan iki kişinin toplamı yüzde ondur. Birlikte dava açabilmeleri için pay sahipliği ve toplam sermaye içindeki oranları belgelendirilmelidir. Esas sözleşme, güncel sermaye kayıtları, pay defteri, pay senetleri, devir belgeleri ve gerektiğinde Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtları birlikte değerlendirilir. Belgeler arasında uyuşmazlık varsa salt kişinin kendisini ortak olarak tanıtması yeterli olmaz.
Dava sırasında pay devri ve esas sözleşmedeki düşük eşik
Öğretide, pay sahipliği ile asgari sermaye oranının yargılama boyunca korunması gerektiği görüşü bulunmaktadır. Eşiğin sonradan kaybının hangi usul sonucu doğuracağı ise ayrıca tartışılır. Bu nedenle pay devri, davacılardan birinin ayrılması veya sermaye artışı, dava açıldıktan sonra da önem taşır. Pay değişikliğinin dosyayı etkilemeyeceği varsayımıyla işlem yapılmamalıdır.
Esas sözleşmeyle yüzde on veya yüzde beş eşiğinin düşürülmesi konusunda da görüş birliği yoktur. Bir görüş azınlığın korunmasını ve TTK m.411’deki yaklaşımı öne çıkarır; diğer görüş TTK m.340’ın emredici hükümler sistemi karşısında m.531’de açık izin bulunmasını arar. Düşük eşik içeren sözleşme hükmünün her durumda geçerli olduğu söylenemez. Bu tartışmalar, Karatepe Kaya’nın çalışmasında karşıt görüşleriyle açıklanmaktadır.
Pratikte dava dosyası için ayrı bir pay çizelgesi hazırlanabilir: her davacının payı, edinme belgesi, sermaye değişiklikleri ve son durum aynı çizelgede izlenir. Böylece hakkın kötüye kullanılması iddiasıyla sermaye artırımına karşı ileri sürülecek itiraz ile fesih davasındaki eşik hesabı birbirine karıştırılmaz.
Hangi olaylar haklı sebep oluşturabilir?
Tek bir anlaşmazlıktan çok, şirket ilişkisinin bütünü önemlidir
TTK m.531 kapalı bir haklı sebep listesi içermez. Değerlendirme; olayın ağırlığı, sürekliliği, pay sahipliği haklarına etkisi, şirketin yapısı ve sürdürülebilirliği üzerinden yapılır. Sürekli bilgi vermeme, azınlığın şirket işleyişinden dışlanması, çoğunluğa ayrıcalıklı ekonomik imkânlar sağlanması ve şirket kaynaklarının çoğunluk yararına kullanılması birlikte önem kazanabilir. Her iddianın kimin hangi işlemiyle gerçekleştiği ve davacıya nasıl yansıdığı gösterilmelidir.
Şirketin zarar etmesi kendiliğinden haklı sebeple fesih anlamına gelmez. Piyasa daralması, geçici likidite sorunu veya sonuç vermeyen bir yatırım ticari hayatın içinde değerlendirilebilir. Zararın örtülü menfaat aktarımından, sürekli kötü yönetimden veya şirket amacını işlevsiz kılan bir durumdan kaynaklandığı ileri sürülüyorsa, bunun mali kayıtlarla bağlantısı kurulmalıdır. Sermaye kaybı ve borca batıklık ise TTK m.376 kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken yükümlülükler doğurabilir.
Kâr payı dağıtılmaması bakımından da belirli sayıda yılın geçmesi otomatik fesih sebebi değildir. Dağıtılabilir kâr, yasal yedekler, finansman ihtiyacı, yatırım kararları ve şirketin ortaklara başka yollarla sağladığı menfaatler birlikte incelenir. Kârın şirket bünyesinde tutulması için somut ekonomik gerekçe bulunmasıyla, azınlığa hiç gelir sağlanmazken çoğunluğa aşırı ödemeler yapılması aynı durum değildir.
Aile şirketlerinde kişisel çatışmanın ticari etkisi
Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2025 tarihli, E.2025/11-121, K.2025/364 sayılı kararı bu ayrımı somutlaştırır. Kapalı aile şirketindeki uyuşmazlıkta kardeşler arasındaki çok sayıda dava ve kişisel çatışmanın yanında bilgi alma hakkının engellenmesi, şirket imkânlarından eşit yararlanamama ve işleyişten dışlanma değerlendirilmiştir. Kurul, kişisel ilişkilerdeki bozulmanın şirket faaliyetlerini sürekli biçimde olumsuz etkilemesini önemsemiştir.
Karar, her aile anlaşmazlığının anonim şirketin sona ermesini gerektirdiği şeklinde okunamaz. Kişisel kırgınlık ile pay sahipliği ilişkisinin objektif olarak katlanılamaz hâle gelmesi arasında somut bağ aranır. Ayrıca mahkemenin şirketi sona erdirmesiyle davacının pay bedelini alarak ayrılmasını sağlaması farklı ağırlıkta sonuçlardır. HGK, şirket davacılar olmadan devam edebilecekse alternatif çözüm bakımından davacı açısından katlanılmazlığın değerlendirilmesini; bütün şirketi ortadan kaldırmayı gerektiren ağırlığın her durumda aranmamasını açıklamaktadır.
Kararın usul sonucu da önemlidir: HGK direnme kararını uygun bulmuş, incelenmeyen diğer temyiz itirazları için dosyayı ilgili daireye göndermiştir. Dolayısıyla karar, bütün parasal hesapların kesinleştiği veya şirketin kesin olarak feshedildiği bir karar gibi sunulamaz.
Önce bütün azınlık haklarını ve davaları tüketmek gerekir mi?
Bilgi alma, inceleme, özel denetim isteme ve genel kurul kararlarına karşı başvuru gibi haklar uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilir. Ancak bunların tamamını kullanmak, bütün davaları kazanmak ve her kanun yolunu tüketmek TTK m.531 davasının mutlak ön koşulu değildir. HGK’nin anılan kararının 46. paragrafı, haklı sebeplerin ispatını önceki davalarda lehe hüküm elde edilmesine bağlamayı açıkça reddeder.
Feshin son çare olması, zorunlu bir dava sıralaması kurmaktan farklıdır. Mahkeme, somut sorunu daha dar bir müdahaleyle çözmenin mümkün olup olmadığını değerlendirir. Örneğin belirli bir bilgi talebinin karşılanması uyuşmazlığı giderebilecekken bütün şirketin sona erdirilmesi ölçüsüz kalabilir. Buna karşılık yıllara yayılan dışlanmayı yalnızca yeni bir bilgi talebine yönlendirmek de etkili koruma sağlamayabilir.
Bu nedenle dilekçede yalnızca hangi başvuruların yapıldığı değil, bu başvuruların neden çözüm üretmediği açıklanmalıdır. Bağımsız hakların kendi süreleri ayrıca takip edilir. Fesih davası açılması, örneğin genel kurul kararına karşı kullanılacak ayrı bir dava hakkının süresini kendiliğinden korumaz.
Hak ihlali, belge ve çözüm nasıl eşleştirilir?
Aşağıdaki tablo kesin sonuç listesi değildir. İddianın delille desteklenmesini ve şirketin karşı açıklamasının aynı dosyada değerlendirilmesini sağlayan bir hazırlık aracıdır.
| İleri sürülen sorun | İncelenecek belge veya kayıt | Karşı açıklama ve uygun çözüm yönü |
|---|---|---|
| Sürekli bilgi verilmemesi | Yazılı sorular, genel kurul tutanağı, cevaplar, önceki mahkeme kararları | Talebin kapsamı ve ticari sır gerekçesi incelenir; TTK m.437 koruması ve ihlalin diğer olaylarla birlikte ağırlığı değerlendirilir. |
| Kâr dağıtılmazken çoğunluğa ekonomik avantaj sağlanması | Finansal tablolar, kâr dağıtım kararları, yönetici ödemeleri, ilişkili taraf işlemleri | Gerçek yatırım ihtiyacı ile ayrımcı kaynak aktarımı ayrılır; ihlalin giderilmesi veya pay bedeliyle ayrılma değerlendirilir. |
| Şirket malvarlığının azaltılması | Satış sözleşmeleri, ödeme kayıtları, ekspertiz, ilişkili kişi bağlantısı | Olağan ticari işlem savunması sınanır; somut işlem için tedbir ve koşulları varsa ayrı sorumluluk talebi gündeme gelir. |
| Aile çatışmasının işletmeyi aksatması | Toplantı tutanakları, sözleşme kayıpları, yazışmalar, bağlantılı dava belgeleri | Kişisel kırgınlığın işletmeye etkisi aranır; şirketin devamıyla bağdaşan ayrılma çözümü araştırılır. |
| Organların çalışamaması | Sicil, yönetim kurulu ve genel kurul kayıtları, başarısız toplantı girişimleri | Geçici uyuşmazlık ile organ yokluğu ayrılır; TTK m.530 ve şartları varsa kayyımlık ayrıca incelenir. |
| Pay bedelinin gerçeği yansıtmaması | Güncel değerleme, tüm varlık ve borç listesi, taşınmaz ve marka kayıtları, mali projeksiyonlar | Nominal değer ile gerçek değer ayrılır; karara yakın tarihli, denetlenebilir bilirkişi hesabı istenir. |
Belgenin mevcut olmaması, iddianın soyut bırakılmasını gerektirmez. Hangi kayıtların kimde bulunduğu ve hangi olayın ispatına yaradığı açıklanarak mahkemeden ibrazı veya getirtilmesi istenebilir. Ancak pay sahipliği, şirketin bütün elektronik sistemlerine sınırsız erişim yetkisi vermez. Ticari sırlar, çalışan ve müşteri verileri ile uyuşmazlık dışındaki bilgiler için kapsam ve erişim sınırları gözetilmelidir.
Mahkeme fesih yerine hangi çözümlere karar verebilir?
Davacının pay bedelini alarak ayrılması
TTK m.531, mahkemeye davacı pay sahiplerinin paylarının karara en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenmesine ve davacıların şirketten çıkarılmasına karar verme imkânı tanır. Buradaki çıkarma, davacının kusurlu davranışının yaptırımı değildir; şirketi ayakta tutarken ortaklık uyuşmazlığını çözebilen bir alternatiftir. HGK, koşulları varsa mahkemenin bu alternatifi ayrıca istenmemiş olsa da değerlendirebileceğini belirtmektedir.
Anonim şirket ortağına, limited şirketlerde TTK m.638’de düzenlenen haklı sebeple çıkmaya benzer genel bir bireysel çıkma hakkı tanınmış değildir. Bu nedenle m.531’deki alternatif, sermaye eşiği ve haklı sebep koşulları aşılmadan kullanılabilen bağımsız bir çıkış kapısı gibi sunulamaz. Bir pay sahibinin yalnızca yatırımını nakde çevirmek istemesi yeterli değildir.
Pay bedelinin kim tarafından, hangi hukuki mekanizmayla ve ne zaman ödeneceği de açıklığa kavuşturulmalıdır. Kanundaki alternatif, diğer ortakların tamamını kendiliğinden şahsen borçlu yapmaz. Şirketin kendi paylarını edinmesi, sermayenin korunması, ödeme gücü ve varsa gönüllü devralma düzenlemesi birlikte değerlendirilir. Uygulanamayacak bir ödeme kurgusu, kâğıt üzerinde çözüm üretir.
Uygun ve kabul edilebilir başka çözümün sınırları
Mahkemenin alternatif çözüm yetkisi sınırsız bir şirket yönetme yetkisi değildir. Emredici hükümler, tarafların dinlenilmesi, kararın uygulanabilirliği, alacaklıların ve üçüncü kişilerin hakları korunmalıdır. Öğretide Bilge, kabul edilebilirliğin bütün tarafların mutlaka onay vermesi anlamına gelmediğini; çözümün menfaatleri dengelemesi gerektiğini tartışmaktadır. Davacı dışındaki pay sahiplerinin rızaları ve taraf sıfatları göz ardı edilerek onların çıkarılmasını da mümkün gören sınırsız bir yetki sonucu çıkarılamaz.
Örneğin belirli bir hak ihlalini sona erdirecek düzenleme önerildiğinde, sorunun gerçekten giderilip giderilmeyeceği ve kararın hukuken uygulanıp uygulanamayacağı araştırılır. Yalnızca “yönetime ortak alınsın” demek, yönetim kurulu seçimine ve şirket yapısına ilişkin kuralların yerini tutmaz. Davacının istediği sonuç, şirketin devam imkânı ve hak ihlalinin tekrarlanma riski birlikte tartışılmalıdır.
Payların gerçek değeri nasıl belirlenir?
Gerçek değer, pay senedinde yazılı nominal bedelle veya yalnızca muhasebe kayıtlarındaki özkaynak tutarıyla özdeş değildir. TTK m.531’in zaman ölçütü, karar tarihine en yakın tarihtir. Bu yüzden dava açılırken hazırlanan eski bir bilanço, yargılama sonunda aynı tutarın ödenmesini tek başına haklı kılmaz.
Bilirkişi incelemesi şirketin niteliğine uygun olmalıdır. Taşınmaz ve işletme varlıkları, borçlar, tahsil edilebilir alacaklar, dava riskleri, gelir üretme kapasitesi ve süreklilik varsayımı değerlendirmeye yansıtılabilir. Birden fazla yöntemin kullanıldığı raporda, aynı ekonomik değerin iki kez hesaba katılmaması ve tercih edilen yöntemin gerekçesi önemlidir. Taraflar yalnızca sonuç tutarına değil, kullanılan verilerin tarihine ve varsayımlara da itiraz edebilmelidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.05.2025 tarihli, E.2024/6495, K.2025/3310 sayılı kararında, TTK m.531’e dayanılarak dava tarihi yerine karar tarihine en yakın gerçek değerin belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu dosyanın çıkış noktası payların devri ve kaydıyla ilgili farklı bir uyuşmazlıktır; karar burada yalnızca değerleme tarihi yönünden örnek verilmektedir. Karardan her fesih davasının kabul edileceği sonucu çıkarılamaz.
Davanın tarafı, görevli mahkeme ve arabuluculuk
Fesih davası şirkete karşı açılır. Çoğunluk pay sahipleri veya yöneticiler, yalnızca bu sıfatları nedeniyle fesih talebinin davalısı olmaz. Onlara yöneltilecek kişisel sorumluluk veya tazminat talepleri ayrı hukuki dayanak ve taraf değerlendirmesi gerektirir. Görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir; TTK m.531 ile HMK m.14/2 uyarınca şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Şirketin doğru ticaret unvanı, sicili ve merkezi güncel kayıttan belirlenmelidir.
Salt şirketin feshi istemi, konusu para ödenmesi olan bir alacak veya tazminat talebi değildir. Bu nedenle TTK m.5/A’daki dava şartı arabuluculuk kapsamına sırf ticari dava olduğu için girmez. Mahkemenin fesih yerine pay bedeline hükmedebilmesi de tek başına her fesih davasını başlangıçtan itibaren para alacağı davasına dönüştürmez. Buna karşılık ayrıca ileri sürülen kâr payı, tazminat veya başka parasal talepler kendi niteliklerine göre incelenmelidir.
Pay devri ve uyuşmazlığın çözümüne ilişkin müzakere mümkün olmakla birlikte arabulucu, mahkemenin yerine geçerek m.531 kapsamında fesih hükmü kuramaz. Yapılacak anlaşmanın tarafları, şirket organlarının yetkisi, pay devri kuralları ve üçüncü kişi hakları ayrıca dikkate alınır. Dava dosyası hazırlanırken harç, bilirkişi gideri, gider avansı ve karşı vekâlet ücreti riski de değerlendirilmeli; pay değerlemesinin uzmanlık gerektiren maliyeti hesaba katılmalıdır.
Yargılama sırasında şirket nasıl korunabilir?
Dava açılması şirketi kendiliğinden durdurmaz ve yönetimi azınlığa geçirmez. HMK m.389–390 kapsamında ihtiyati tedbir için korunacak hak, somut tehlike ve gecikmenin doğuracağı zarar yaklaşık olarak ispatlanmalıdır. Bütün banka hesaplarının süresiz kapatılmasını istemek yerine, uyuşmazlıkla bağlantılı belirli bir mal devri veya olağan dışı işlem bakımından ölçülü koruma değerlendirilmelidir. Maaş, vergi ve tedarik ödemelerini engelleyen tedbir şirket değerini de azaltabilir.
Kayyım atanması otomatik sonuç değildir. TMK m.427/4’teki organ yokluğu ve yönetimin başka yoldan sağlanamaması gibi koşullar, sıradan ortak anlaşmazlığıyla aynı tutulamaz. Talep edilen müdahalenin hukuki dayanağı ve daha dar önlemle yetinilememesinin sebebi açıklanmalıdır. Yok olma riski taşıyan kayıtların korunması için delil tespiti ayrıca değerlendirilebilir; delil tespiti haklı sebebin varlığını veya pay bedelini kesin olarak karara bağlamaz.
Tedbirde kural olarak teminat gerekir; HMK m.392’deki istisnalar gerekçelendirilmelidir. HMK m.393 uyarınca uygulama, kararın isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir. Dava öncesi tedbirde m.397’deki iki haftalık esas davayı açma süresi ise uygulamanın talep edildiği tarihten başlar; dava belgesinin uygulama dosyasına sunulması yükümlülüğü de vardır. Dava şartı arabuluculuğun uygulanacağı bir talep varsa HUAK m.18/A/16’nın süreye etkisi ayrıca hesaplanır. Haksız tedbir zarar sorumluluğu doğurabileceğinden tedbir, baskı kurma aracı olarak kurgulanmamalıdır.
Karardan sonra şirket ve pay sahipleri bakımından ne olur?
Talep reddedilirse pay sahipliği ilişkisi sürer. Fesih yerine pay bedeliyle ayrılmaya karar verilirse ödeme, payların hukuki durumu ve gerekli sicil işlemleri hükmün içeriğine göre ele alınır; şirket faaliyetlerine devam edebilir. Kararın kanun yolu ve icra etkisi, verilen hükmün niteliğine göre incelenmelidir. HMK m.345 uyarınca genel istinaf süresi usulüne uygun tebliğden itibaren iki haftadır; temyiz imkânı için ayrıca ilgili kurallar ve varsa parasal sınırlar değerlendirilir.
Fesih kararı ise şirket malvarlığının doğrudan davacılara dağıtılması anlamına gelmez. Tasfiyeye giren şirketin tüzel kişiliği tasfiye amacıyla devam eder. Mahkemece fesihte tasfiye memuru atanması, envanter ve bilanço, alacaklıların çağrılması, alacakların tahsili ve borçların ödenmesi aşamaları bulunur. Ancak bundan sonra, kanuni şartlarla kalan değer pay sahiplerine dağıtılabilir; tasfiye tamamlanınca sicilden silinme gündeme gelir. Pay bedeliyle ayrılma ve tasfiye payı bu nedenle farklı hukuki ve ekonomik sonuçlardır (TTK m.533, 536, 540–545).
İletilen bilgi ve belgeler, hukuki değerlendirme ve üstlenilen hizmet kapsamında meslek sırrı ile kişisel verilerin korunması kuralları dikkate alınarak ele alınır. Hassas şirket belgeleri için güvenli gönderim kanalı bürodan öğrenilmelidir. İlk iletişim kurulması, işin veya vekâletin kabul edildiği anlamına gelmez.
Bu konuyla bağlantılı olarak limited şirkette haklı sebeple fesih ile limited şirkette ayrılma akçesiyle karşılaştırma yazıları da incelenebilir.
Sonuç
Anonim şirketin haklı sebeple feshi, azınlığın korunmasını şirketin devamındaki menfaatle birlikte değerlendiren bir yoldur. Sağlam hazırlık; dava hakkını gösteren pay kayıtlarını, hak ihlallerinin kronolojisini, mali verileri ve uygulanabilir çözüm önerisini bir araya getirir. Fesih, pay bedeliyle ayrılma ve daha sınırlı müdahale seçeneklerinin aynı dosyada tartışılması, hem talebin ölçüsünü hem de doğabilecek ekonomik sonucu görünür kılar.
Sıkça Sorulan Sorular
Halka açık olmayan şirkette yüzde beş payla dava açılabilir mi?
Kanuni eşik yüzde ondur. Diğer pay sahipleriyle birlikte bu orana ulaşılabilir. Esas sözleşmedeki daha düşük eşiğin geçerliliği tartışmalı olduğundan yalnızca o hükme dayanılarak kesin sonuç varsayılmamalıdır.
Her anonim şirket ortağı haklı sebeple çıkabilir mi?
Limited şirketteki TTK m.638’e benzer genel bir hak yoktur. TTK m.531’de pay bedeliyle ayrılma, gerekli sermaye oranı ve haklı sebep çerçevesinde mahkemenin değerlendirebileceği alternatif çözümdür.
Uzun süre kâr dağıtılmaması davayı kazandırır mı?
Tek başına süre yeterli değildir. Dağıtılabilir kâr, yatırım ve finansman ihtiyacı, çoğunluğa sağlanan menfaatler ve diğer hak ihlalleri birlikte değerlendirilir.
Fesih davasından önce diğer davaların kesinleşmesi gerekir mi?
Mutlak olarak gerekmez. HGK’nin 28.05.2025 tarihli kararı, önce lehe karar alma ve kanun yollarını tüketme zorunluluğunu reddeder. Bununla birlikte daha dar çözümlerin yeterliliği incelenir.
Pay bedeli dava tarihindeki bilançoya göre mi hesaplanır?
TTK m.531 karara en yakın tarihteki gerçek değeri esas alır. Güncel varlık ve borçlar ile şirketin ekonomik özellikleri dikkate alınmalı; nominal sermaye tutarı otomatik ödeme bedeli sayılmamalıdır.
Dava açılınca şirkete kayyım atanır mı?
Hayır. Dava şirket yönetimini kendiliğinden değiştirmez. Tedbir veya kayyım için ilgili hukuki koşullar, somut tehlike ve müdahalenin ölçülülüğü ayrıca gösterilmelidir.
Kaynakça
1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, özellikle m.5, 5/A, 340, 376, 411, 437, 530–531, 533, 536, 540–545 ve 638. Ticaret Bakanlığı kurum metni; Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı.
2. Sermaye Piyasası Kurulu. “Halka Arz”, halka açık ortaklık tanımı. Kurum açıklaması.
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.14/2, 345, 389–400; 7251 sayılı Kanun’un m.40–42 ile yaptığı değişiklikler. HMK kurum metni; 7251 sayılı Kanun, TBMM.
4. 7589 sayılı Kanun, m.19–20 ve 25. TBMM metni.
5. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m.1, 15/4 ve 18/A. Adalet Bakanlığı metni.
6. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu, m.427/4. TBMM metni.
7. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.05.2025, E.2025/11-121, K.2025/364. Karamercan Hukuk, tam karar yeniden yayımı.
8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 13.05.2025, E.2024/6495, K.2025/3310. Karamercan Hukuk, tam karar yeniden yayımı.
9. Karatepe Kaya, Meltem. “İngiliz Hukukunda Azınlık Pay Sahiplerinin Korunması ve Türk Hukuku ile Karşılaştırılması.” İstanbul Hukuk Mecmuası, 79(1), 2021, s.79–133, özellikle s.117–118. Tam metin.
10. Bilge, Mehmet Emin. “Anonim Şirketin Sona Ermesi ve Tasfiyesi.” Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, XVI(3–4), 2012, s.261–294, özellikle s.274–279. Tam metin.
11. Kişisel Verileri Koruma Kurumu. Kişisel veriler ve işleme şartları hakkında açıklamalar. Kurum sayfası.