İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

İcra ve İflas Hukuku

Kesinleşmeden İcraya Konulabilen İlamlar ve İstisnaları

İcra emri, ilamlı icra takip talebi ve mahkeme ilamının aynı dosyada yer aldığı temsili çalışma masası.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 33 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Kesinleşmeden icra edilebilen ilamlar ve istisnaları; takip talebi, icra emri, nafaka, tahliye, menfi tespit, kira tespiti ve başvuru yolları. Kaynak tablolar, belge ve süre denetimi.

Araştırma ve hazırlık tarihi: 10 Ekim 2026

Bir mahkeme ilamının icraya konulması için kural olarak kesinleşmesi gerekmez. Para alacağına ilişkin birçok karar, istinaf veya temyiz incelemesi sürerken ilamlı icra takibine konu edilebilir. Ancak hükmün niteliği, özel kanun hükümleri ve varsa icranın geri bırakılması kararı birlikte incelenmelidir. Doğru soru yalnız “Karar kesinleşti mi?” değildir: “Bu hüküm, bu alacak kalemi ve bu takip yolu bakımından bugün icra edilebilir mi?” [M1, M2]

Bu rehber; hangi ilamların kesinleşme beklenmeden icraya konulabileceğini, ilamlı icra takip talebinin nasıl hazırlanacağını, icra emrinin ödeme emrinden farkını ve borçlunun başvuru yollarını açıklar. Nafaka, tahliye, işçilik alacakları, menfi tespit, kira tespiti, kamulaştırmasız el atma, tahkim ve arabuluculuk bakımından sonucu değiştiren ayrımlar ayrıca ele alınır.

Genel kural ve kesinleşme kavramı

Mahkeme kararı ile kesinleşmiş karar arasındaki fark

Mahkeme bir uyuşmazlık hakkında hüküm kurduğunda yargılama o derece bakımından sona erebilir; buna rağmen olağan kanun yolu açık olabilir. Şeklî kesinleşme, ilgili hüküm bakımından olağan kanun yolunun artık kullanılamadığı aşamayı ifade eder. Süresinde başvuru yapılmaması, usulüne uygun feragat veya kanun yolu incelemesinin tamamlanması farklı kesinleşme sebepleridir. Hangi yolun açık olduğu, kararın verildiği tarih ve uygulanacak geçiş hükümleriyle birlikte değerlendirilir.

Kesinleşme şerhi, kesinleşmenin ne zaman ve hangi kapsamda gerçekleştiğini gösterir. Şerhin varlığı, usulsüz tebligat gibi bir eksikliği kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Şerhin bulunmaması da her durumda kararın henüz kesinleşmediği anlamına gelmez. Özellikle birden çok talep içeren dosyalarda, hangi hüküm bölümünün kanun yoluna götürüldüğünün belirlenmesi gerekir.

HMK m. 350 ve 367, istinaf ve temyiz başvurusunun icrayı kendiliğinden durdurmamasını esas alır. Aynı maddeler kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal üzerindeki ayni haklara ilişkin kararları ayırır. Bu alanlarda kesinleşme beklenir; nafakanın özel durumu saklıdır. Kesinleşme aranan başka hâller ise özel düzenlemelerden veya yerleşik içtihattan doğabilir. [M1]

Kesinleşmeden takip her işlemin hemen yapılabileceği anlamına gelmez

Takibin açılabilmesi, haciz yapılabilmesi, satışa geçilebilmesi ve paranın alacaklıya ödenebilmesi ayrı aşamalardır. İcra emrinin tebliği, kanuni ifa süresi, satış için aranan koşullar ve durdurma kararları kendi aşamalarında incelenir. “İlam kesinleşmeden icra edilebilir” cümlesi, bu aşamaların atlanmasına izin vermez.

Örneğin bir ücret alacağı için ilamlı takip açılabilir. Fakat borçluya usulüne uygun icra emri tebliğ edilmeden ve ilgili süre dolmadan hacze geçilmesi başka bir hukuka aykırılık doğurabilir. Aynı şekilde kanun yolu başvurusu tek başına yeterli olmasa da sonradan alınan icranın geri bırakılması kararı takibin devamını etkiler. Dosya yönetimi, açılış anındaki uygunluğu sonraki aşamalardaki uygunlukla birlikte izlemeyi gerektirir.

İlamlı icra takip talebi ve icra emri

Takip talebi neyi başlatır

Alacaklı, mahkeme ilamına veya kanunun ilam niteliği tanıdığı belgeye dayanarak icra dairesinden hükmün yerine getirilmesini ister. Bu başvuru ilamlı icra takip talebidir. Yeni bir alacak davası açılmaz; eldeki hükmün icrası istenir. Bununla birlikte ilamın hüküm fıkrasında bulunmayan bir alacak, yeni bir zarar kalemi veya başka bir borçlu takip talebine eklenerek hükmün kapsamı genişletilemez.

Takip talebinde taraf bilgileri, dayanak mahkeme ve dosya bilgileri, istenen edim, asıl alacak, faiz ve giderler birbirinden ayrılmalıdır. Ödeme veya kısmi tahsilat yapılmışsa mahsup görünür olmalıdır. Talep, gerekçeli kararın hüküm bölümüne satır satır bağlanabilmelidir. Böylece hem icra dairesi hem borçlu neyin, hangi hükme dayanılarak istendiğini denetleyebilir.

İlamlı takipte genel yetki kuralı İİK m. 34’te düzenlenir. Ancak yabancı karar, özel takip usulü, iflas veya başka bir özel durum varsa ilgili düzenleme ayrıca ele alınmalıdır. “Her yerde açılabilir” ifadesini bütün icra türlerine yaymak yanlış olur. [M2]

İcra emri ile ödeme emri aynı belge değildir

Bu makalenin temel belgesi icra emridir. Para veya teminat verilmesine ilişkin ilamın icrası bakımından İİK m. 32 uygulanır. İcra dairesi, dayanak ilama uygun icra emrini borçluya tebliğ eder. Buradaki yedi günlük ödeme süresi, genel haciz yoluyla ilamsız takipteki itiraz sistemiyle karıştırılmamalıdır.

Ödeme emri, örneğin genel haciz yoluyla ilamsız takipte kullanılan belgedir. O yolda süresinde yapılan borca itirazın takibe etkisi ile ilamlı takipteki savunma yolları farklıdır. İlamlı takip borçlusunun yalnız icra dairesine “borca itiraz ediyorum” demesi, ilamsız takipteki gibi kendiliğinden durma sonucu doğurmaz. İlama aykırılık, ödeme, erteleme, zamanaşımı veya kesinleşme eksikliği hangi başvuru yoluna giriyorsa o yol ve onun koşulları kullanılmalıdır. [M2]

Süreçte üç ayrı belge bulunur: mahkeme ilamı icrası istenen hükmü gösterir; ilamlı icra takip talebi alacaklının başvurusudur; icra emri ise icra dairesinin borçluya gönderdiği belgedir. Bunların işlevlerinin ayrılması, hem başvurunun hem de borçlunun savunma yolunun doğru belirlenmesini sağlar.

Kısa karar ve tebligat konusunda iki ayrı kontrol

Gerekçeli kararın yazılması ile kararın karşı tarafa tebliği farklı işlemlerdir. Kesinleşme aranmayan bir hüküm bakımından tebliğin henüz yapılmamış olması, tek başına takibe engel kabul edilmez. Buna karşılık bu sonuç, yalnız duruşma tutanağındaki kısa kararın veya her ara kararın ilamlı takibe elverişli olduğu anlamına gelmez. Takip dayanağı, hukuken ilam veya ilam niteliğinde belge olmalıdır.

Özel başvuru ve bekleme şartları da korunur. İdareye hesap bildirimi gereken bir alacakta, gerekçeli kararın elde bulunması o şartı ortadan kaldırmaz. Dosya açılırken “karar yazıldı”, “karar tebliğ edildi”, “hüküm kesinleşti” ve “ön başvuru tamamlandı” kayıtlarının ayrı tutulması bu nedenle yararlıdır. [M1, A1, M3]

Para alacağı ve eda hükümlerinde kesinleşmeden icra

Kaynak tablosu ve uygulama alanı

Aşağıdaki tablo alacak türlerini bir arada gösterir. Özellikle istihkak, mal rejimi ve ecrimisil satırları, dava adıyla yetinilmeden hükmün içeriği incelenerek uygulanmalıdır.

Kaynak Tablo 1 · Para alacağına ilişkin ilamlar
Alacak ilamlarıSözleşmeden veya haksız fiilden doğan para alacakları genel kurala tabidir.
Maddi ve manevi tazminatÖlüm ve cismani zarardan doğan manevi tazminat ile basın yoluyla kişilik hakkına saldırı nedeniyle hükmedilen manevi tazminat da bu kapsamdadır.
İşçilik alacaklarıKıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve ücret farkı para alacağı niteliğinde olduğundan kesinleşme aranmaz.
İtirazın iptaliİlamda hükmedilen icra inkâr tazminatı da aynı rejime tabidir.
İstirdat davasıDoğrudan açılan istirdat davasında kesinleşme aranmaz. Menfi tespitten dönüşen istirdat bunun dışındadır (İİK m. 72).
İstihkak davasının reddiRet kararı kesinleşmeden icraya konulabilir; kabul kararı ise kesinleşmeyi gerektirir.
Katkı payı ve katılma alacağıMal rejiminden doğan bu alacakta ayın istenemeyeceğinden hüküm taşınmazın aynına ilişkin sayılmaz. Boşanmanın fer’isi değil, bağımsız eda davasıdır.
EcrimisilTaşınmazın aynı taraflar arasında çekişme konusu yapılmadığı sürece kesinleşme aranmaz.
FSEK tazminatıİlam hak ihlali nedeniyle tazminat ödenmesine ilişkinse takibe konulması için kesinleşme gerekmez.

Uygulama açıklaması: Para ödenmesine ilişkin hüküm bulunması güçlü bir başlangıç noktasıdır; fakat tek ölçüt değildir. Boşanmanın eklentisi olan bir tazminat ile bağımsız haksız fiil tazminatı aynı sonuca bağlanamaz. Tablodaki genel sınıflandırma, bu özel bağlantıların bulunmadığı para hükümleri için okunmalıdır.

Alacak tazminat ve işçilik alacakları

Sözleşmeden doğan bedel, haksız fiil nedeniyle hükmedilen maddi veya manevi tazminat ve kıdem, ihbar, ücret, fazla çalışma gibi işçilik alacakları bakımından genel kural kesinleşme beklenmemesidir. Manevi tazminatın kişilik hakkı ihlalinden kaynaklanması, verilen para hükmünü tek başına kişinin medeni durumunu değiştiren bir hükme dönüştürmez. Aynı ayrım FSEK uyarınca verilen para tazminatı için de önem taşır.

Takipten önce alacağın brüt veya net gösterilmesi, hükümdeki faiz başlangıcı ve türü, mahsup edilecek ödemeler ve her borçlunun sorumluluk kapsamı kontrol edilmelidir. Örneğin ilamda müşterek ve müteselsil sorumluluk kurulmamışsa takip talebiyle bu sorumluluk yaratılamaz. Birden fazla borçlu bulunan dosyada, her hüküm bendinin kime karşı uygulanacağı ayrıca yazılmalıdır.

Borçlunun “kararı istinaf ettim” savunması tek başına takibi durdurmaz. Buna karşılık takip hesabının ilamı aşması veya hükümden sonra yapılan ödemenin hesaba alınmaması ayrı başvuru sebepleridir. Alacaklı yönünden de kazanılan miktarla tahsil edilebilen miktar arasındaki fark, müvekkile düzenli olarak açıklanmalıdır.

İtirazın iptali ve mevcut takibin devamı

İtirazın iptali kararı, daha önce duran ilamsız takip bakımından devam imkânı sağlar. Hükmedilmiş icra inkâr tazminatı ile yargılama giderlerinin nasıl tahsil edileceği, mevcut dosya ve hüküm fıkrası birlikte değerlendirilerek belirlenir. Aynı asıl alacağı hem eski dosyada hem yeni dosyada mükerrer tahsil etmeye yönelen bir yapı kurulamaz.

Burada kararın kesinleşmesi meselesinden önce bir dosya eşleştirmesi gerekir: İtiraz hangi takibe yapılmıştır, mahkeme hangi tutar bakımından itirazı iptal etmiştir ve takipte hangi kalemler zaten bulunmaktadır? Kararın kapsamı dışında kalan tutar bakımından “itiraz iptal edildi” denilerek haciz istenmesi doğru olmaz. İİK m. 67 çerçevesindeki devam ile başka bir hükmün bağımsız icrası birbirinden ayrılmalıdır. [M2]

Doğrudan istirdat ile menfi tespitten dönüşen istirdat

İstirdat sözcüğü, iki farklı usulî geçmişi örtebilir. Borç olmadığı ileri sürülen para ödenmiş ve doğrudan geri alma davası açılmış olabilir. Ya da önce menfi tespit davası açılmış, ödeme yargılama sırasında gerçekleştiği için dava istirdata dönüşmüş olabilir. Bu ayrım kesinleşme ve iade yolu bakımından sonuç doğurur.

HGK’nin 09.03.2021 tarihli, E. 2017/8-1873, K. 2021/230 sayılı kararı, dönüşen istirdat bakımından kesinleşme arar; doğrudan açılan istirdat için genel para ilamı rejimini kabul eder. Karar, daha önce takipte tahsil edilen tutarın geri verilmesinde İİK m. 72/5 yolunu da vurgular. Bu nedenle her geri alma hükmü için otomatik olarak yeni takip açmak yerine, mevcut dosyada icranın eski hâle getirilmesi olanağı incelenmelidir. [K1]

Uygulamada gerekli belgeler dava dilekçesi, ödeme tarihi ve belgesi, mevcut icra dosyası ve gerekçeli karardır. Yalnız karar başlığında “istirdat” yazması yeterli değildir. Yanlış ayrım, gereksiz bir takip ve karşı taraf lehine gider doğmasına yol açabilir.

Mal rejimi alacağı ecrimisil ve istihkak

Mal rejiminin tasfiyesinden doğan para alacağı, boşanma hükmünün eklentisiyle aynı kavram değildir. Tasfiye davasının görülebilmesi için boşanmanın kesinleşmesi gerekliliği ile tasfiye sonunda verilen ayrı para ilamının icra edilebilirliği birbirinden ayrılmalıdır. Kaynak tablodaki “ayın istenemeyeceği” ifadesi, bütün mal rejimi ihtimallerini kapsayan mutlak bir önerme olarak alınmamalıdır. TMK m. 239’daki ödeme düzeni ve hükmün gerçekten para mı, ayni hak mı içerdiği önemlidir. [M8]

Ecrimisilde taşınmazın kullanılması nedeniyle para istenir. Ancak aynı dosyada mülkiyet veya başka bir ayni hak çekişmesi bulunması, hükmün bütünü bakımından inceleme gerektirir. Gerekçe ve hüküm birlikte okunmalı; salt talep adından veya son hükümde para miktarı bulunmasından sonuç çıkarılmamalıdır.

İstihkakın kabulü ile reddi ayrımı kaynak tabloda korunmuştur. Mülkiyetin tespitine dayanan kabul kararları ve bunların eklentileri için kesinleşme arayan içtihat çizgisi vardır. Bununla birlikte istihkakın hangi dava ve takip bağlamında ileri sürüldüğü belirlenmeli; İİK’daki istihkak prosedürü, genel mülkiyet davası ve tazminat hükmü tek başlık altında eritilmemelidir. Bu alandaki öğretisel tartışma, ilamların icraya elverişliliği ve tespit hükmünün etkisiyle bağlantılıdır. [A1]

Haksız rekabet ve marka hakkına tecavüzde talep ayrımı

Kaynak çalışma, haksız rekabetin önlenmesi ve marka hakkına tecavüz kararları bakımından görüş ayrılığı bulunduğunu vurgular. Bu tartışma korunmalıdır: ihlalin tespiti, davranışın durdurulması, bir sicil kaydının değiştirilmesi ve para tazminatı birbirinden farklı hüküm sonuçlarıdır. Aynı dosyadaki bütün kalemleri yalnız dava adına bakarak kesinleşme gerektiren veya gerektirmeyen karar saymak yeterli değildir. Para tazminatına ilişkin hüküm ile hakkın varlığını ya da sicildeki durumunu belirleyen hüküm ayrı incelenmelidir.

Uygulamada ilk yapılacak iş, hangi hüküm bendinin yerine getirilmek istendiğini belirlemektir. İkinci adım, o bendin başka bir hüküm bölümüne bağlı olup olmadığını değerlendirmektir. Üçüncü adım, ilgili özel kanun ve aynı talep türü hakkındaki güncel içtihadı karşılaştırmaktır. Kaynak metindeki tartışmalı nitelendirme, bütün marka veya haksız rekabet kararlarının kesinleşmesini zorunlu kılan tartışmasız bir kural olarak sunulamaz. Takip talebindeki gerekçe, hangi edimin neden icra edilebilir sayıldığını gösterecek açıklıkta olmalıdır. [M1, A1]

İki karar, ayrımın neden önemli olduğunu gösterir. Yargıtay 8. HD’nin 15.06.2017 tarihli, E. 2015/7812, K. 2017/9171 sayılı kararındaki ilam, tecavüzün önlenmesi yanında markanın iptali ve sicilden terkinini de içeriyordu; kesinleşme şikâyetinin süre aşımıyla reddi uygun bulunmadı. Aynı Dairenin 24.01.2013 tarihli, E. 2012/12775, K. 2013/715 sayılı kararında ise tecavüz ve haksız rekabet bölümü daha önce kesinleşmişti; bozma sonrasındaki tazminat ve vekâlet ücreti hükmü için ayrıca kesinleşme aranmadı. İkinci karar, ilk kısmın kesinleşmiş olması koşulu çıkarılarak genelleştirilemez. Her iki karar da tarihsel mevzuatıyla okunmalıdır. [K8, K9] Benzer bir durumla karşılaşan okuyucular için Türkiye’de Alacak Nasıl Tahsil Edilir? yazısı yol gösterebilir.

Nafaka kararlarında doğru takip yolunu belirlemek

Tedbir nafakası ara kararı

Boşanma yargılaması sürerken verilen tedbir nafakası, geçim ihtiyacının dava sonuna kadar karşılanmasını amaçlar. Bu korumanın uygulanması için boşanmanın kesinleşmesi beklenmez. Ancak ara kararın hemen uygulanabilir olması, onun ilamlı icra dayanağı olmasıyla aynı şey değildir. Nafaka alacağının tahsil yolları nafaka ödenmezse ne yapılır yazısında ele alınmıştır.

Yargıtay 12. HD’nin 13.03.2019 tarihli, E. 2018/6085, K. 2019/4240 sayılı kararında, ara karara dayanılarak ilamlı takip başlatılması ve icra emri gönderilmesi uygun görülmemiştir. Tedbir nafakası ara kararı için genel haciz yoluyla ilamsız takip ile nafakanın daha sonra ilama bağlandığı durum birbirinden ayrılır. Takip tarihi itibarıyla elde bulunan belgenin niteliği esas alınır. [K3]

Bu nedenle bir dosyada nafakanın hangi kararla bağlandığı, hangi tarihten itibaren işlediği, ara kararın değiştirilip değiştirilmediği ve daha önce yapılan tahsilatlar belirlenmelidir. Aynı aya ilişkin tutar hem ara karara hem nihai hükme dayanılarak iki kez istenemez. Aylık dönemler ve ödemeler çizelgeye bağlandığında bu hata kolayca önlenebilir.

Boşanmanın eklentisi olan nafaka

Boşanmadan sonraki dönem için hükmedilen yoksulluk ve iştirak nafakasının icrası değerlendirilirken boşanma hükmünün kesinleşmesi önem taşır. Boşanma kısmı kesinleşmiş, yalnız nafaka miktarı kanun yoluna götürülmüş olabilir. Böyle bir durumda bütün kararın tek parça hâlinde hâlâ kesinleşmediğini söylemek eksik kalır. Kesinleşmenin kapsamı, hangi döneme ilişkin nafaka istendiğiyle birlikte incelenmelidir. Nafaka türlerinin genel çerçevesi nafaka türleri ve şartları yazısında özetlenmiştir.

Bağımsız nafaka veya nafaka artırım ilamı ile henüz sonuç doğurmayan boşanma hükmüne bağlı nafaka aynı konumda değildir. Kaynak metindeki bütün nafakaları aynı şekilde sınıflandıran kısa anlatım, bu ayrımlar gözetilerek uygulanmalıdır. Nafakanın özel koruması kapsamında HMK m. 350 ve 367 ile İİK m. 36, icranın geri bırakılmasına izin vermez; ancak bu kural, yanlış takip yolunu veya yanlış dönem hesabını hukuka uygun hâle getirmez. Artırım davasının ayrıntıları nafaka artırım davası yazısında anlatılmıştır. [M1, M2]

Örnek: Kararda dava süresince tedbir nafakası, boşanma kesinleşince iştirak nafakası öngörülmüşse iki dönem ayrı hesaplanır. Başlangıç ve geçiş tarihleri hükümden alınır. Dava süresindeki nafaka borcunun takibi, “boşanma henüz kesinleşmedi” gerekçesiyle bütünüyle ertelenmez; takip dayanağı ve yolu doğru seçilir.

Tahliye ve taşınmazla ilgili kararlar

Kaynak tablosu ve ayni hak ayrımı

Taşınmazın dosyada yer alması, her durumda kesinleşme gerektirmez. Kira ilişkisinden kaynaklanan kişisel hak ile taşınmazın mülkiyetini veya sınırlı ayni hakkı konu alan hüküm farklıdır.

Kaynak Tablo 2 · Taşınmazın aynına ilişkin olmayan ilamlar
Tahliye ilamlarıKiralananın boşaltılmasına ilişkin dava taşınmazın aynına ve ayni haklara ilişkin olmadığından HMK m. 367 burada uygulanmaz.
Müdahalenin meniKira sözleşmesine, zilyetliğe veya şahsi hakka dayanan el atmanın önlenmesi kararları kesinleşme gerektirmez.
Sözleşmeye dayalı hükümlerEser ve inşaat sözleşmesi hükümleri tartışılarak kurulan, mülkiyet çekişmesi içermeyen ilamlar bu gruptadır.

Uygulama açıklaması: Tahliye satırındaki “HMK m. 367 burada uygulanmaz” ifadesi, maddenin tamamının değil, taşınmazın aynına ilişkin kararlar için getirilen kesinleşme istisnasının uygulanmaması şeklinde anlaşılmalıdır. İstinaf veya temyizin kural olarak icrayı durdurmaması ve icranın geri bırakılması hükümleri önemini korur.

Kira sözleşmesine dayanan tahliye

Kiralananın boşaltılmasına ilişkin hüküm, kural olarak mülkiyetin kime ait olduğunu karara bağlamaz. Bu nedenle kesinleşme beklenmeden uygulanabilir. Bununla birlikte tahliyenin hangi mahkeme ve usul sonunda verildiği, hangi icra işleminin istendiği ve durdurma kararı bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. İcra mahkemesinin tahliye kararına ilişkin özel bekleme süresi, bütün tahliye kararları için ortak süre gibi kullanılamaz. [M2, K6]

Tahliye ile kira alacağı aynı dosyada bulunuyorsa edimler ayrı kaydedilmelidir. Kiralananın teslimi, birikmiş kira borcunun ödendiği anlamına gelmediği gibi para borcunun ödenmesi de her tahliye hükmünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Takipten sonra yapılan teslim protokolü, anahtarın kim tarafından alındığı ve teslim tarihi ilerideki uyuşmazlıkları etkiler.

El atmanın önlenmesi yıkım ve sözleşmeden doğan talepler

Müdahalenin men’i kararında taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği araştırılır. Mülkiyet çekişmesi, kal hükmü veya ayni hakkın kurulması ya da kaldırılması söz konusuysa kesinleşme incelemesi daha farklıdır. Bir eser sözleşmesinden kaynaklanan salt bedel alacağı ile arsa payının veya bağımsız bölümün tescilini gerektiren hüküm aynı değildir.

Bu alanda bazı özet listelerin davanın adına bakarak kesin sonuç vermesi yanıltıcıdır. Gerekçe ve talep sonucu, hükmün neyi karara bağladığını anlamaya yardımcı olur; fakat icra edilecek bölüm hüküm fıkrasıdır. İcra müdürü mahkemenin yerine geçerek hükmü değiştiremez veya gerekçeden yeni bir edim çıkaramaz.

HGK’nin 24.06.2026 tarihli, E. 2025/704, K. 2026/407 sayılı kararı bu ayrımı somutlaştırır. Tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat istenen davada taşınmaz yargılama sırasında üçüncü kişiye ihale edilmiş; sonunda para tazminatına hükmedilmiştir. Özel Daire, ayni hakkın yargılama sırasında tartışılmış olmasını kesinleşme için yeterli görmüştür. HGK çoğunluğu ise ilamın icrasının tapu sicilini değiştirmeyeceğini, hükmün para alacağı niteliğini esas alarak kesinleşmeden takibi kabul etmiştir. Aksi görüş Kurulda da ileri sürülmüş, çoğunlukça benimsenmemiştir. [K10]

Bu nedenle kaynak çalışmadaki “gerekçede tartışılan ilişkiye bakılır” yaklaşımı, hükmün niteliğini ikinci plana atan mutlak bir ölçüte dönüştürülemez. Özellikle yalnız para ödenmesine ilişkin hükümde, dava başlangıcındaki tapu talebine dayanarak otomatik kesinleşme şartı koymak güncel kararın yaklaşımıyla bağdaşmaz. Somut ilamın sicile etkisi, hüküm kalemleri ve birbirlerine bağlılığı birlikte açıklanmalıdır.

Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atmada güncel durum

Kesinleşme engeli ile ödeme ön koşulu farklıdır

Kamulaştırmasız el atma nedeniyle hükmedilen bedel ve tazminat bakımından eski kesinleşme engelini içeren 2942 sayılı Kanun’un geçici 14. maddesi, AYM’nin 04.02.2021 tarihli, E. 2019/89, K. 2021/10 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu sebeple eski düzenlemeyi aktaran bir internet listesine dayanarak bütün bu alacakların kesinleşmesini beklemek doğru değildir. Bununla birlikte alacağın hukuki sebebi ve takip tarihindeki özel düzenleme belirlenmelidir. [K4]

2942 sayılı Kanun Ek m. 4’teki yazılı banka hesabı bildirimi ve otuz günlük ödeme süresi ayrı bir koşuldur. İdareye bildirimin ulaştığı tarih, bildirimi yapanın yetkisi ve istenen hüküm kalemleri belgelenmelidir. Süre içinde ödeme yapılmaması, genel hükümlere göre icraya geçilmesini mümkün kılar. Kesinleşmenin gerekmemesi, ön başvurunun da gerekmemesi demek değildir. [M3]

Bedel tespiti, tescil, bedel artırımı, fiilî el atma ve hukuki el atma dosyaları tek bir şablona bağlanmamalıdır. Özellikle mülkiyetin idareye geçmesinden sonra bedelin geri verilmesini konu alan farklı bir ilamda, ilk tazminat hükmü için geçerli sonuç otomatik olarak uygulanamaz. İade hükmünün ayni hakla ilişkisi ve dayandığı özel usul ayrıca incelenmelidir.

Ağustos 2026 değişikliği teminat muafiyetini etkiliyor

AYM’nin 13.05.2026 tarihli, E. 2026/24, K. 2026/106 sayılı kararı, 7 Ağustos 2026 tarihli ve 33333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Mahkeme, Ek m. 4’ün ikinci fıkrasındaki teminat muafiyetini kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları yönünden iptal etmiştir. Dolayısıyla bu kapsamda idarenin her durumda teminatsız icranın geri bırakılması isteyebileceğini söyleyen kaynak açıklaması güncel hâliyle kullanılamaz. [K5]

Kararın kapsamı dikkatle sınırlandırılmalıdır. İptal, Ek m. 4’ün bütün hükümlerinin ortadan kalkması demek değildir; yazılı hesap bildirimi ve otuz günlük ödeme düzeni bundan ayrı tutulur. Ayrıca İİK m. 36’da borçlunun Devlet olması veya adli yardımdan yararlanması için bulunan düzenleme, borçlu idarenin hukuki niteliği gözetilerek ayrıca değerlendirilir. Her kamu tüzel kişisinin sırf kamu kurumu olması nedeniyle bu kapsama girdiği varsayılamaz.

Kararın çoğunluk gerekçesinde, mülkiyetine hukuka aykırı biçimde müdahale edilen kişinin alacağına erişiminin daha da güçleştirilmesi eleştirilir. Karşıoy ise düzenlemeyi usulî teminat ve kamu kaynağı bakımından farklı değerlendirir. Uygulamadaki sonuç, “icra serbestçe her aşamada yürür” şeklinde genişletilmemeli; takip şartları, teminatın dayanağı ve geri bırakma kararı ayrı ayrı kontrol edilmelidir. [K5]

Diğer ilamlar tahkim ve arabuluculuk belgeleri

Kaynak tablosu

Bu tablo, mahkeme ilamları ile kanunun ilam niteliği tanıdığı belgelerin farklı dayanaklarını birlikte gösterir. Arabuluculuk satırındaki imza ve şerh açıklaması aşağıdaki güncel ayrımlarla tamamlanmalıdır.

Kaynak Tablo 3 · Diğer ilamlar ve ilam niteliğindeki belgeler
Menkul teslimiİİK m. 24 uyarınca kesinleşme aranmaz.
Bir işin yapılması veya yapılmamasıİİK m. 30 ve 31 kapsamındaki ilamlar; gemilere ilişkin olanlar hariçtir.
Hakem kararları (iç tahkim)Hakem kararına karşı iptal davası açılması icrayı durdurmaz; iptal davası hakkındaki karara karşı temyiz de aynı şekilde icrayı durdurmaz (HMK m. 439). Milletlerarası tahkimde durum terstir: 4686 sayılı Kanun’un 15/A maddesi uyarınca iptal davasının açılması kendiliğinden icrayı durdurur.
Arabuluculuk anlaşma belgesiTaraflar ve avukatlarınca birlikte imzalanmışsa icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğindedir (6325 s.K. m. 18).
İcra mahkemesi kararlarıİstinaf ve temyiz başvurusu satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz (İİK m. 363, 364).

Uygulama açıklaması: Bir işin yapılması veya yapılmaması esas olarak İİK m. 30 kapsamında düzenlenir. İİK m. 31 ise irtifak hakları bakımından ayrıca değerlendirilir; taşınmazın aynına ilişkin hükmün kesinleşme şartı bu madde gösterilerek bertaraf edilemez. Arabuluculuk belgesinde ise arabulucunun imzası ve kanunen zorunlu şerh hâlleri atlanamaz.

Taşınır teslimi ve bir işin yapılması

Bir taşınırın teslimine ilişkin ilamda istenen şeyin belirli olması, ilamla örtüşmesi ve teslim gerçekleşmezse uygulanacak usul önemlidir. Bir işin yapılması veya yapılmamasına ilişkin hükümde de edimin ne olduğu ve kimden beklendiği açık olmalıdır. İcra dairesi, kararda kurulmamış bir teknik yükümlülüğü kendisi belirleyerek hükmü tamamlayamaz.

Örneğin belirli bir makinenin teslimi ile o makinenin bedelinin ödenmesi aynı talep değildir. İlamın tanıdığı seçenek veya kanuni dönüştürme mekanizması bulunmadan edimler birbirinin yerine geçirilemez. İşin üçüncü kişiye yaptırılması, masrafın belirlenmesi veya ihlalin önlenmesi gibi işlemler ilgili icra hükmü çerçevesinde yürütülür. Kesinleşme sorusu bu uygulama şartlarının yerine geçmez.

İç tahkim milletlerarası tahkim ve yabancı hakem kararı

HMK kapsamındaki iç tahkimde iptal davasının açılması ve iptal davasına ilişkin kararın temyizi kendiliğinden icrayı durdurmaz. Kanundaki teminat ve durdurma imkânı ayrıca değerlendirilir. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 15/A ise iptal davasının açılmasının kendiliğinden icrayı durduracağını düzenler; m. 15/B’de icra edilebilirlik belgesi ayrıca ele alınır. Bu iki rejimin birbirine karıştırılması, uygulanabilir bir kararı gereksiz yere bekletmeye veya henüz icra koşulu oluşmayan kararla takip açmaya yol açar. [M1, M4]

Yabancı hakem kararının Türkiye’de icrası ise ayrıca tenfiz ve uygulanabilir milletlerarası sözleşme hükümleriyle bağlantılıdır. Hakem kararının dili, taraflardan birinin yabancı olması veya tahkim merkezinin adı tek başına bütün sorunu çözmez. Tahkim yeri, uygulanacak tahkim rejimi, kararın bağlayıcılığı ve gerekli mahkeme işlemleri belirlenmelidir. Tüketici hakem heyeti kararı da bu tahkim türleriyle özdeşleştirilmemelidir.

Arabuluculuk anlaşma belgesinde imza ve şerh

6325 sayılı Kanun m. 18/4 uyarınca, kanunen icra edilebilirlik şerhinin zorunlu olduğu hâller dışında taraflar, avukatları ve arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi şerh aranmadan ilam niteliğinde belge sayılır. Ticari uyuşmazlıklarda avukatlarla arabulucunun birlikte imzası için ayrıca özel düzenleme vardır. Kaynak tablodaki yalnız taraf ve avukat imzasını belirten cümle bu yüzden eksiktir. [M5]

Taşınmazın devri veya sınırlı ayni hak kurulması ile m. 18/B kapsamındaki uyuşmazlıklarda zorunlu şerh hükümleri ayrıca dikkate alınır. Taşınmaz bakımından şerh sonrası tescil ve ilgili kararın kesinleşmesiyle bağlantılı özel düzenlemeler de araştırılmalıdır. İmza tamamlığı, temsil yetkisi, anlaşmanın kapsamı ve icraya elverişli belirli bir edim içerip içermediği birlikte denetlenir.

Bir görüşme veya son tutanak, sırf arabuluculuk faaliyeti içinde düzenlendiği için kendiliğinden ilamlı icra dayanağı olmaz. Ödeme tarihi gelmemiş bir borç, belgenin ilam niteliğinde olması gerekçesiyle erkenden istenemez. Anlaşmanın taksiti, koşulu ve ifa sırası takip hesabında açıkça gösterilmelidir. Başvurunun konusu yeni dava açma gerekliliği değil, eldeki belgenin icra gücü ve kapsamıdır.

Kesinleşme aranan ilamlar ve özel durumlar

Kaynak tablosu

Aşağıdaki tablo, kaynak çalışmanın istisnalar listesidir. Tespit kararının etkisi, hükmün eklentileri, özel infaz yolu ve takip öncesi başvuru şartları açıklamalarda ayrı ele alınmıştır.

Kaynak Tablo 4 · Kesinleşme aranan ilamlar ve özel durumlar
Taşınmazın aynına ilişkin ilamlarTapu iptali ve tescil, önalım, intifa ve irtifak, cebri tescil, muhdesatın tespiti ile kal kararları (HMK m. 350/2, 367/2).
Aile hukukuBoşanma ve eklentileri, velayet, babalık, soybağı ve evlat edinme kararları.
Kişiler hukukuAd ve soyad tashihi, yaş düzeltme, nüfus kaydının düzeltilmesi, ergin kılınma.
GemilerBayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemilere ve bunlarla ilgili ayni haklara ilişkin kararlar (İİK m. 31/a).
Menfi tespit ilamıİlamın kendisi ancak kesinleştikten sonra icra edilebilir; tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri de aynı kurala tabidir (İİK m. 72/5).
Kira bedelinin tespitiİlam eda hükmü içermediğinden ancak kesinleştiğinde kira farkı muaccel ve belirli hâle gelir (YİBBGK 12.11.1979, 1979/1 E. – 1979/3 K.).
Yabancı mahkeme ilamının tenfiziTenfiz isteminin kabul veya reddine ilişkin kararın temyizi yerine getirmeyi durdurur (MÖHUK m. 57/2).
Yabancı hakem kararının tenfiziMÖHUK m. 61/2’nin yollaması nedeniyle m. 57/2 burada da uygulanır.
Sayıştay ilamlarıEda hükmü içerenler kesinleştikten sonra doksan gün içinde yerine getirilir (6085 s.K. m. 53).
Ceza ilamlarının mali sonuçlarıMahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz; eklentisi olan tazminat, yargılama gideri ve vekâlet ücreti de asıl hükme bağlı olduğundan ayrıca takibe konulamaz (5275 s.K. m. 4; CMK m. 324).
Hizmet tespitiKurum, yargılama sonucu verilecek kararı ancak kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür (7036 s.K. m. 4).
İşe iadeKarar kesinleşmedikçe uygulanmaz; bölge adliye mahkemesi kararı kesin olup temyiz yolu kapalıdır.

Uygulama açıklaması: Bu listede yer almak, kararın mutlaka icra dairesince klasik para takibiyle uygulanacağı anlamına gelmez. Tespit, sicil değişikliği, çocukla kişisel ilişki ve kurumca uygulanacak hüküm farklı sonuçlar doğurur. Kesinleşme, eda hükmü bulunmamasını gidermez. Aile hukuku satırı nafakanın özel durumuyla, ceza satırı ise hüküm türü ve tahsil usulüyle birlikte okunmalıdır.

Kişiler aile hukuku ve gemilere ilişkin hükümler

Ad, soyad, yaş, nüfus kaydı, ergin kılınma, soybağı ve evlat edinme gibi kişinin statüsünü etkileyen hükümler bakımından kesinleşme düzeni önemlidir. Hükmün nüfus veya başka bir sicilde uygulanması ile ona bağlı giderlerin tahsili farklı işlemler olsa da bağlılık ilişkisi gözden kaçırılmamalıdır. Boşanmanın para dışındaki statü sonucu da olağan bir para alacağı takibi değildir.

Gemiler yönünden kaynak tabloda belirtilen İİK m. 31/a hükmü, bayrak ve sicil kaydı ayrımına indirgenmemelidir. Buna karşılık gemiyle ekonomik bağlantısı bulunan her para alacağını “gemiye ilişkin ayni hak hükmü” saymak da doğru değildir. Navlun veya başka bir sözleşme alacağı ile geminin mülkiyeti, teslimi ya da ayni yüküne ilişkin hüküm kendi niteliklerine göre incelenir.

Çocuk tesliminde güncel uygulayıcı birim

Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının uygulanması, eski icra dairesi modeline göre anlatılmamalıdır. 5395 sayılı Kanun m. 41/A ve devamındaki sistemde görev, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerindedir; müdürlük bulunmayan yerlerde Bakanlıkça belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlükleri görevlidir. İİK m. 25, 25/a, 25/b ve 341 yürürlükten kaldırılmış; yeni uygulamaya ülke genelinde 8 Mayıs 2023 itibarıyla geçilmiştir. Çocuğun üstün yararı esas alınır. Tedbir kararları ile nihai kararın uygulanması aynı kesinleşme cümlesine sıkıştırılmamalıdır. [M6]

Kaynakta yer alan HGK E. 2013/8-2200, K. 2015/1223 sayılı kararın tarihi 17.04.2015’tir. Bu karar, kesinleşme şartına aykırılığın kamu düzeni ve mahkemenin denetimi bakımından önemini gösterir. Ancak eski çocuk teslimi icra usulünü bugün aynen uygulamak için dayanak yapılamaz. Bir kararın ilkesinden yararlanmak, karar tarihinden sonra değişen görev ve usul hükümlerini yok saymayı haklı kılmaz. [K7]

Menfi tespit kira tespiti ve hükmün eklentileri

Menfi tespit ilamının etkisi

Menfi tespit kararı, bir borcun bulunmadığını belirler. Bu tespit bölümünü bir para ödeme emri gibi icraya koymak doğru değildir. Devam eden takibe etkisi, icranın eski hâle getirilmesi ve hükmedilmiş tazminat veya giderlerin tahsili ayrı başlıklardır. İİK m. 72’nin kabul, ret ve iade düzeni birlikte okunmalıdır.

HGK’nin 18.05.2022 tarihli, E. 2019/8-239, K. 2022/675 sayılı kararında, menfi tespit ilamındaki yargılama gideri ve vekâlet ücretinin kesinleşme beklenmeden takibe konulması uygun görülmemiştir. Karar, bu konudaki şikâyetin süreye bağlı tutulmaması gerektiğini de tartışır. Karşı görüşte para alacağı niteliğine ağırlık verilmesi, çoğunluk tarafından yeterli bulunmamıştır. Dolayısıyla “vekâlet ücreti zaten para alacağıdır” gerekçesiyle asıl hükmün rejimi aşılmaz. [K2]

Kira tespitinde kesinleşme eda hükmü yaratmaz

Kira bedelini belirleyen karar ile belirli bir kira borcunun ödenmesine hükmeden karar farklıdır. Kira tespiti kararı kesinleştiğinde birikmiş farkın istenebilirliği yönünden önemli bir eşik aşılır. Fakat salt tespit hükmü, bu nedenle kendiliğinden kira farkı için ilamlı icra yapılabilecek bir eda hükmüne dönüşmez. Fark alacağının uygun takip veya dava yoluyla istenmesi gerekir. Genel haciz yoluyla ilamsız takip yapılması ve itiraz hâlinde kesinleşmiş kira tespit ilamının İİK m. 68 kapsamında belge olarak değerlendirilmesi, kaynak çalışmada da belirtilen yollardandır; itirazın kapsamı ve hesap ayrıca incelenir.

12.11.1979 tarihli, E. 1979/1, K. 1979/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kesinleşmeyle muacceliyet ilişkisini; 24.11.1995 tarihli, E. 1994/2, K. 1995/2 sayılı karar ise belirginleşen kira farkına ayrıca ihtar gerekmeksizin kesinleşmeden itibaren faiz yürütülmesini ele alır. Kararın hükmettiği vekâlet ücreti ve giderlerin icrası, kira farkının tahsil yoluyla karıştırılmamalıdır. [K6]

Örnek: Mahkeme yeni dönem aylık kirasını belirlemişse geçmiş aylar için fark hesabında dönem, ödenmiş kiralar ve kesinleşme tarihi ayrı gösterilir. Karar yalnız aylık bedeli tespit ediyorsa, takip talebine toplam fark yazılması o toplamı ilamda hükmedilmiş bir alacağa dönüştürmez. Faiz hesabının doğru olması, yanlış takip türünü düzeltmez.

Vekâlet ücreti yargılama gideri ve kısmi kesinleşme

Kesinleşmesi gereken asıl hükme bağlı vekâlet ücreti ve yargılama gideri için “bağımsız para alacağı” gerekçesiyle erken takip yapılmamalıdır. Bunun tersi de geçerlidir: Kesinleşme gerektirmeyen bir para ilamındaki giderlerin mutlaka kesinleşme bekleyeceğine dair genel bir kural kurulamaz. Asıl hükme bağlılık, doğru asıl hüküm belirlendikten sonra uygulanır.

Aynı karar içinde bağımsız talepler bulunabilir. Bu hâlde tüm ilamı tek etiketle değerlendirmek yerine, hangi hüküm bendinin hangi talebe bağlı olduğu incelenir. Boşanma kısmının kesinleşmesi, yalnız miktarı tartışılan eklentiler ve aynı dosyadaki bağımsız malvarlığı talepleri için ayrı değerlendirme gerektirebilir. Yargıtay duruşma vekâlet ücreti gibi farklı aşamada hükmedilen kalemlerde de ilgili hükmün kendi niteliği araştırılmalıdır. [K1, K2]

Yabancı kararlar Sayıştay ceza ve iş hukuku

Yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tenfizi

Yabancı mahkeme kararının geldiği ülkede uygulanabilir olması, Türkiye’de doğrudan aynı icra gücüne sahip olduğu anlamına gelmez. MÖHUK m. 50 ve devamındaki tenfiz şartları ile m. 57/2’nin kanun yoluna bağladığı durdurucu etki dikkate alınır. Yabancı hakem kararları bakımından m. 60–62, m. 61/2’nin yollaması ve uygulanabilir milletlerarası sözleşme ayrıca değerlendirilir. [M7] Konunun ayrıntıları için yabancı alacaklının Türkiye’de alacak tahsili yazımıza bakabilirsiniz.

Dosyada yabancı karar, kesinleşme veya bağlayıcılık belgesi, usulüne uygun çeviri, tebligat ve tenfiz hükmü birlikte bulunmalıdır. Tanıma ile tenfiz de aynı amaçta değildir; yalnız kesin hüküm etkisinin tanınması, her durumda cebrî tahsil yetkisi vermez. Konunun sınır ötesi tahsil yönü için yabancı kişinin Türkiye’de para alacağının tahsili incelemesine bakılabilir. Konunun ayrıntıları için Yabancı Mahkeme Alacak Kararlarının Türkiye’de İcrası yazısına bakılabilir.

Sayıştay ve idari yargı kararlarını ayırmak

6085 sayılı Kanun m. 53, Sayıştay ilamlarının kesinleştikten sonra doksan gün içinde yerine getirilmesini düzenler. Aynı maddede tazmin miktarının hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi olması ayrıca belirtilir. Bu örnek, kesinleşme şartı ile faiz başlangıcının her durumda aynı tarihe bağlanamayacağını gösterir. [M9]

Sayıştay ilamları, idare ve vergi mahkemelerinin bütün kararlarıyla aynı gruba konulamaz. İYUK m. 28’deki yerine getirme ve banka hesabı bildirme düzeni ile m. 52’deki kanun yolunun etkisi ayrı değerlendirilir. İdare aleyhine verilen her para hükmünün mutlaka kesinleşmesinin bekleneceği yönünde bir liste doğru değildir. Hangi yargı kolunun kararıyla ve hangi özel ödeme usulüyle karşı karşıya bulunulduğu önce belirlenmelidir. [M10]

Ceza kararlarının mali sonuçları ve HAGB

5275 sayılı Kanun m. 4’teki kesinleşme kuralı mahkûmiyet hükümlerinin infazına ilişkindir. Kaynak tablonun mahkûmiyet hükmünün eklentileri için yaptığı sınıflandırma bu bağlamda okunmalıdır. Devlete ait yargılama giderlerinin tahsil usulü ile karşı taraf lehine hükmedilen avukatlık ücretinin tahsil yolu aynı değildir; CMK m. 324’teki düzenleme ayrıca dikkate alınır. [M11]

Kaynakta anılan 8. HD’nin 03.10.2013 tarihli, E. 2013/7585, K. 2013/14130 sayılı kararı, HAGB’yi mahkûmiyet hükmünden ayıran eski uygulamaya ilişkindir. Bu karar, karar tarihinden sonraki CMK değişiklikleri ve geçiş hükümleri incelenmeden bütün HAGB dosyalarına otomatik takip izni veren bir kural şeklinde kullanılamaz. HAGB kararının tarihi, tabi olduğu kanun yolu ve takip edilmek istenen mali hüküm bölümü ayrı araştırılmalıdır.

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminatta da eski tarihli “kesinleşmeden icra edilir” anlatımlarıyla yetinilmemelidir. CMK m. 142/10, bu mahkeme kararları için kesinleşme ve idareye yazılı hesap bildirimi sonrasındaki otuz günlük ödeme düzenini içerir. Bu özel hüküm, yalnız mahkemenin adına veya alacağın para olmasına bakılarak aşılamaz. [M11]

İşçilik alacağı hizmet tespiti ve işe iade

İşçilik alacağına ilişkin ödeme hükmü ile hizmet tespiti kararı farklı sonuçlar doğurur. 7036 sayılı Kanun m. 4/2, ilgili hizmet tespiti yargılaması sonunda Kurumun kararı kesinleştikten sonra uygulamasını öngörür. Dolayısıyla ücret alacağı için kullanılan kesinleşmeden takip mantığı, sigortalılık süresinin Kurumca uygulanmasına aynen taşınamaz. [M12]

İşe iadede 4857 sayılı Kanun m. 20 ve 21 birlikte okunur. Bölge adliye mahkemesinin kesin kararı, işçinin kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak üzere başvurması ve işverenin başvuru üzerine bir ay içinde işe başlatma yükümlülüğü farklı aşamalardır. Boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatının tahsili değerlendirilirken başvurunun zamanında ve usulüne uygun yapıldığı, işe başlatma davranışı ve hükmün içeriği belgelenmelidir. [M12]

İcranın geri bırakılması ve şikâyet yolları

İstinaf veya temyiz tek başına yeterli değildir

Kesinleşme gerektirmeyen ilamda borçlu, kanun yoluna başvurmuş olsa bile icra baskısıyla karşılaşabilir. İİK m. 36 kapsamındaki icranın geri bırakılması, bu durum için ayrı koşulları bulunan bir korumadır. Kanun yolu başvurusunun yapılması, kabul edilebilir teminat veya kanuni muafiyetin bulunması ve gerekli kararın alınması birlikte değerlendirilir.

7343 sayılı Kanun değişikliğinden sonra kararı verecek merci takibin yapıldığı yer icra mahkemesidir. İcra müdürlüğünden alınan uygun süreyi gösteren mehil vesikası ile icranın geri bırakılması kararı aynı belge değildir. Teminat yatırıldığına ilişkin dekontun dosyada bulunması da tek başına bütün işlemlerin durduğu anlamına gelmez. Nafaka hükümleri için bu yolun kapalı olduğu ayrıca hatırlanmalıdır. [M2]

Başvuru dilekçesi, kanun yolu kaydı, güncel dosya hesabı, teminatın niteliği, mehilin bitişi ve mahkeme kararının icra dosyasına ulaşması birlikte izlenmelidir. Mehil için herkese uygulanacak sabit bir gün sayısı önerilemez. Verilen sürenin ve kararın kapsamının somut dosyada görülmesi gerekir. Bölge adliye mahkemesi kararı sonrasında temyiz yolu açıksa geri bırakmanın etkisinin devamına ilişkin özel düzenleme de gözden kaçırılmamalıdır.

Kesinleşme eksikliği için şikâyet

Kesinleşmesi gereken ilamın bu şart gerçekleşmeden takibe konulması, takip veya icra emrinin iptali istemiyle icra mahkemesine taşınabilir. HGK’nin 2015 ve 2022 tarihli kararlarında bu eksiklik kamu düzeni ve süresiz şikâyet bakımından ele alınmıştır. Bununla birlikte her icra hatası süresiz şikâyete tabi değildir. Faiz hesabı, tebligat, ödeme ve başka usul itirazlarının kendi kuralları vardır. [K2, K7]

Şikâyet dilekçesinde yalnız “karar kesin değil” denilmesi yeterli bir çalışma yöntemi değildir. Hangi hüküm bölümünün kesinleşmesi gerektiği, takip tarihinde neden kesinleşmediği ve buna rağmen hangi icra işleminin yapıldığı gösterilmelidir. Dayanak ilam, tebligatlar, kanun yolu kayıtları ve takip talebi eklenmelidir. İİK m. 22 gereğince şikâyet kendiliğinden icrayı durdurmadığından, gerekli geçici durdurma talebi ayrıca değerlendirilir. [M2]

İcra müdürünün bütün kesinleşme sorunlarını kendiliğinden çözeceğine güvenilmemelidir. Bu incelemenin icra mahkemesince yapılması gerektiğini kabul eden kararlar da vardır. Kaynak çalışmadaki “icra müdürü resen gözetir” anlatımı, mahkemenin kamu düzeni denetimiyle eş tutulmamalıdır. Akademik incelemede aktarılan kararlar bu ayrımı gösterir. [A1]

Sonradan kesinleşme ve hükmün bozulması

Takip açıldığı anda bulunması gereken kesinleşme koşulu sonradan gerçekleşmişse, ilk işlemin kendiliğinden her yönüyle hukuka uygun hâle geldiği varsayılmamalıdır. Şikâyet ve takibin iptali sorunu, ilgili tarihteki durumla değerlendirilir. İptal edilen takip, koşullar tamamlandığında hukuka uygun yeni başvuru yapılmasına engel değildir.

Diğer taraftan kesinleşmeden tahsil edilmiş bir hükmün sonradan kaldırılması veya bozulması, alacaklı için iade riski doğurur. İİK m. 40, icra işlemlerinin durması ile icranın eski hâle getirilmesini ayrı düzenler. İade için borçsuzluğun veya daha az borçlu olmanın kesin bir ilamla ortaya çıkması gibi şartlar incelenir. Her bozma kararının aynı gün otomatik para iadesi doğurduğu söylenemez. [M2]

Alacaklı vekili tahsilatı bildirirken kanun yolu riskini de açıklamalıdır. Borçlu vekili ise bozma veya kaldırma kararının icra dosyasına sunulmasını, hangi işlemlerin duracağını ve iade koşullarının oluşup oluşmadığını takip etmelidir. Mahkeme dosyasındaki gelişmenin icra dosyasına zamanında yansıtılması, kararın elde edilmesi kadar önemlidir.

Takip öncesi dosya hazırlığı ve süreler

Alacaklı için uygulanabilir çalışma sırası

İlk adım, ilamı hüküm kalemlerine ayırmaktır. Her kalemin karşısına borçlu, tutar veya edim, faiz başlangıcı, kesinleşme gerekliliği ve önceki ödeme yazılır. İkinci adım, takip dayanağının tam ve usulüne uygun nüshasını edinmektir. Üçüncü adım, özel ön başvurunun veya muacceliyet şartının bulunup bulunmadığını belirlemektir.

Ardından hesap ve takip türü eşleştirilir. İcra talebi sunulmadan önce, aynı alacağın başka dosyada talep edilip edilmediği ve mükerrer tahsil riski denetlenir. Başvuru sonrasında icra emri, tebligat ve süre kayıtları kontrol edilir. Kanun yolu veya geri bırakma gelişmeleri ayrıca takip edilir. Bu sıralama, tahsil hedefini hukuki sınırlar içinde tutar.

Belge ve denetim tablosu

Belge ve denetim tablosu
Belge veya kayıtHangi soruyu çözerDosyada tutulacak sonuç
Gerekçeli karar ve hüküm fıkrasıNe, kimden, kimin lehine istenebilirHer hüküm bendi için ayrı takip kalemi
Tebligat ve kanun yolu kayıtlarıKesinleşme var mı, kapsamı nedirTarih ve hüküm bölümü belirtilmiş değerlendirme
Kesinleşme şerhi veya ilgili mahkeme kaydıÖzel kesinleşme koşulu belgelenmiş miŞerhin kapsamı ve dayanak tebligat kontrolü
Ödeme ve mahsup belgeleriNe kadar borç kalmıştırTarih sıralı ve denetlenebilir hesap
Yazılı hesap bildirimi ve teslim kaydıÖzel ön başvuru ve bekleme tamam mıUlaşma tarihi ve süre sonu
Önceki icra dosyası ve tahsilatlarDevam, iade veya yeni takip mi gerekirMükerrer tahsili önleyen dosya eşleştirmesi
Teminat, mehil ve geri bırakma kararıTakibin hangi aşaması durmuşturBaşlangıç, bitiş ve kapsam kaydı

Birbirine karıştırılmaması gereken süreler

Birbirine karıştırılmaması gereken süreler
İşlemSüre veya ölçütBaşlangıç ve dikkat noktası
Para veya teminat ilamında icra emriİİK m. 32 kapsamında 7 günİcra emrinin usulüne uygun tebliği; ilamsız takibe özgü itiraz süresiyle aynı kurum değildir
İİK m. 33 kapsamındaki başlangıç savunmalarıKural olarak 7 günİcra emrinin tebliği; sonraki itfa, imhal ve zamanaşımı için özel düzenleme vardır
Olağan icra şikâyetiKural olarak 7 günİşlemi öğrenme; kanuni ve kamu düzenine ilişkin istisnalar ayrıca incelenir
Kesinleşme koşulunun ihlaliİçtihatta süresiz şikâyetBu nitelik diğer bütün itirazlara taşınmaz; gecikmeden başvurulması gerekir
2942 sayılı Kanun Ek m. 4 ödemesi30 günİdareye yazılı banka hesabı bildirimi
CMK m. 142/10 ödemesi30 günKesinleşmiş kararla ilgili yazılı banka hesabı bildirimi
Sayıştay ilamının yerine getirilmesi90 günKesinleşmeden sonra; faiz başlangıcı ayrıca düzenlenir
İşe iade başvurusu10 işgünüKesinleşen kararın tebliği; iş günü hesabı yapılır
İşverenin işe başlatması1 ayİşçinin başvurusu; başvurunun ve cevabın gerçekliği değerlendirilir
İİK m. 36 mehil süresiDosyada verilen uygun süreSabit bir süre varsayılmaz; verilen belge ve uzatma koşulları incelenir

Bu tablo bir otomatik süre hesaplayıcısı değildir. Elektronik tebligatın hukuken tebliğ edilmiş sayıldığı tarih, tatil günleri, iş günü kavramı ve özel geçiş hükümleri her dosyada ayrıca ele alınmalıdır. Eski kararlarda yazılı temyiz veya karar düzeltme süreleri, yeni bir karara aynen aktarılmamalıdır.

Müvekkili bilgilendirmek dosya yönetiminin parçasıdır

Müvekkile yalnız “icraya verdik” demek yetersizdir. Takibin hangi kalemler için açıldığı, karşı tarafa ne zaman tebliğ edildiği, sıradaki işlem, mevcut engel ve tahsil edilen tutar anlaşılır biçimde bildirilmelidir. Özellikle kesinleşme beklenen kalemlerin neden beklediği ile kesinleşmeden istenebilenlerin neden takip edildiği açıklanmalıdır.

Borçlu taraf için de “istinafa başvurduk” bilgisinin icrayı durdurmadığı açıkça anlatılmalıdır. Yapılan iş yazılı kayda geçirilmeli, takip edilecek süre sorumlusu belirlenmeli ve gerçekleşen işlem yeniden kaydedilmelidir. Düzenli bilgilendirme, müvekkilin kendi dosyasını anlamasını sağlar; teknik başarıyı güvenilir bir mesleki hizmete dönüştürür.

Sık sorulan sorular

Mahkeme kararı kesinleşmeden icraya konulabilir mi

Evet, kural olarak konulabilir. Ancak hükmün türü, özel kesinleşme şartları ve varsa durdurma kararı incelenir. Para hükmü bulunması tek başına bütün istisnaları ortadan kaldırmaz. Ayrıntı: genel kural.

İlamlı takipte ödeme emri mi icra emri mi gönderilir

İlamlı takipte ilgili icra usulüne uygun icra emri söz konusudur. Genel haciz yoluyla ilamsız takipteki ödeme emri ve itiraz sistemi farklıdır. Ayrıntı: takip talebi ve icra emri.

İstinafa başvurmak haczi kendiliğinden durdurur mu

Hayır. Genel kural başvurunun icrayı durdurmamasıdır. Kesinleşme gerekmeyen ilamda İİK m. 36 koşullarıyla icranın geri bırakılması değerlendirilir; nafaka için özel yasak vardır. Ayrıntı: geri bırakma ve şikâyet.

Kesinleşme şerhi her takipte zorunlu mu

Hayır. Kesinleşmesi gerekmeyen ilam için sırf şerh yokluğu takip engeli değildir. Kesinleşme aranan hükümde ise koşulun ve kapsamının belgelenmesi gerekir. Ayrıntı: kesinleşme kavramı.

Tedbir nafakası için boşanmanın kesinleşmesi beklenir mi

Hayır. Ancak ara karar ile ilam ayrımı yapılarak doğru takip yolu seçilmelidir. Boşanmadan sonraki iştirak ve yoksulluk nafakası için farklı kesinleşme değerlendirmesi yapılır. Ayrıntı: nafaka kararları.

Tahliye kararı kesinleşmeden uygulanabilir mi

Kira sözleşmesine dayanan tahliye hükmü kural olarak uygulanabilir. Ayni hakka ilişkin hüküm, özel bekleme süresi ve durdurma kararı ayrıca incelenir. Ayrıntı: tahliye ve taşınmaz kararları.

İşçilik alacaklarında kesinleşme gerekir mi

Kıdem, ihbar, ücret ve fazla çalışma gibi para alacakları için genel olarak gerekmez. Hizmet tespiti ve işe iade kendi özel koşullarıyla değerlendirilir. Ayrıntı: iş hukukundaki ayrımlar.

Kira tespit kararıyla fark için ilamlı takip yapılır mı

Salt kira tespiti hükmü, kesinleşmekle eda hükmüne dönüşmez. Farkın muacceliyeti, faiz başlangıcı ve uygun tahsil yolu ayrı ele alınır. Hükmedilen giderlerin icrası da ayrıca değerlendirilir. Ayrıntı: kira tespiti.

Arabuluculuk anlaşması doğrudan icraya konulabilir mi

Kanunun ilam niteliği için aradığı imzalar ve varsa zorunlu icra edilebilirlik şerhi tamamlanmışsa, belgenin kapsamındaki muaccel edim için uygun takip yapılabilir. Her son tutanak bu güce sahip değildir. Ayrıntı: arabuluculuk belgeleri.

Kamulaştırmasız el atmada otuz gün beklemek gerekir mi

Ek m. 4 kapsamındaki yazılı hesap bildirimi ve ödeme süresi, kesinleşme engelinden ayrı kontrol edilir. 2026 AYM kararı teminat muafiyetine ilişkindir; otuz günlük düzeni bütünüyle kaldırmış değildir. Ayrıntı: kamulaştırmada güncel durum.

Şikâyet açılınca icra durur mu

Kendiliğinden durmaz. İİK m. 22 uyarınca mahkeme kararı gerekir. Başvuru nedeni, süresi ve geçici durdurma ihtiyacı birlikte değerlendirilmelidir. Ayrıntı: şikâyet yolları.

Tahsilattan sonra karar bozulursa ne olur

İİK m. 40 çerçevesinde durma ve iade koşulları gündeme gelir. Her bozma aynı anda otomatik iade doğurmaz; yeni hüküm ve borçsuzluğun kesin olarak belirlenmesi incelenir. Ayrıntı: hükmün bozulması.

Temel kavramlar

İlam: Mahkeme hükmünün taraflara verilen usulüne uygun nüshasıdır. Her tutanak veya ara karar ilam değildir.

Eda hükmü: Bir kişinin para ödemesine, bir şeyi teslim etmesine veya belirli bir davranışta bulunmasına ilişkin yükümlülük kuran hükümdür.

Tespit hükmü: Bir hukuki ilişkinin varlığını veya yokluğunu belirler. Tek başına her zaman cebrî icraya uygun edim içermez.

Kesinleşme: İlgili hüküm bakımından olağan kanun yolu olanağının sona ermesidir. Hükmün kapsamı ve usul işlemleriyle birlikte belirlenir.

İcra emri: İlamlı icra kapsamında borçluya tebliğ edilen, hükmün yerine getirilmesine yönelik belgedir.

İcranın geri bırakılması: Kanunda belirtilen koşullarla icranın yürütülmesini durduran korumadır. İİK m. 33 ve m. 36 farklı sebepler ve usuller düzenler.

İcranın iadesi: Gerekli koşullar gerçekleştiğinde icra nedeniyle oluşmuş durumun kısmen veya tamamen eski hâline getirilmesidir.

Tenfiz: Yabancı kararın Türkiye’de cebrî icra gücü kazanmasına ilişkin yargısal süreçtir.

Kaynaklar ve inceleme notları

Bu metin genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Sonuç, somut ilamın hüküm fıkrası, takip tarihi, tebligat, kanun yolu ve özel mevzuat birlikte incelenerek belirlenir. Kaynak tablolarındaki tarihsel anlatımın yanında güncel açıklamalar verilmiştir. Araştırma tarihi, bağımsız hukukçu incelemesi veya canlı yayın tarihi anlamına gelmez.

M1 — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu; özellikle m. 294, 301, 350, 367 ve 439. Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı.

M2 — 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu; özellikle m. 16, 22, 24, 30–36, 38, 40, 67, 68, 72, 269/c, 363–364. Konsolide kanun metni. 31.07.2026 tarihinden itibaren yürürlükteki sürüm esas alınmıştır.

M3 — 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu Ek m. 4; 7421 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ve K5’teki iptal kararı birlikte değerlendirilmiştir. Kanunun 07.08.2026 tarihinden itibaren yürürlükteki sürümü. Henüz yürürlüğe girmemiş sonraki sürüm esas alınmamıştır.

M4 — 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 15/A; iç tahkim bakımından HMK m. 439. Milletlerarası Tahkim Kanunu.

M5 — 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17/B, 18 ve 18/B; 7445 ve 7531 sayılı kanunlarla yapılan değişiklikler. Adalet Bakanlığı güncel kaydı.

M6 — 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/A ve devamı; 7343 sayılı Kanun. Adalet Bakanlığının uygulama açıklaması; Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Sürecine İlişkin Rehber, 2023, s. 4 ve 18–20.

M7 — 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 50, 57 ve 60–62. Kanun metni.

M8 — 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 239 ve mal rejiminin tasfiyesine ilişkin hükümler. Kanun metni.

M9 — 6085 sayılı Sayıştay Kanunu m. 53. Sayıştayın yayımladığı kanun metni; güncel uygulama için Sayıştay Temyiz Kurulu kaydı.

M10 — 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 28 ve 52. Adalet Bakanlığı kaydı.

M11 — 5275 sayılı Kanun m. 4; 5271 sayılı CMK m. 142/10, 231, 324 ve ilgili geçiş hükümleri. CMK güncel kaydı, 5275 sayılı Kanun kaydı.

M12 — 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 4; 4857 sayılı İş Kanunu m. 20–21. 7036 sayılı Kanunun TBMM metni; işe iade başvuru kuralını aktaran güncel Yargıtay kaydı.

K1 — Yargıtay HGK, 09.03.2021, E. 2017/8-1873, K. 2021/230. Menfi tespitten dönüşen istirdat, doğrudan istirdat ve iade yolu. Tam karar metninin açık yayımı — Karamercan Hukuk.

K2 — Yargıtay HGK, 18.05.2022, E. 2019/8-239, K. 2022/675. Menfi tespit ilamının giderleri ve süresiz şikâyet. Tam karar metninin açık yayımı — Karamercan Hukuk.

K3 — Yargıtay 12. HD, 13.03.2019, E. 2018/6085, K. 2019/4240. Tedbir nafakası ara kararının ilamlı takibe elverişliliği. Karar metninin açık yayımı.

K4 — AYM, 04.02.2021, E. 2019/89, K. 2021/10; RG 07.05.2021, 31477. Resmî karar künyesi ve kaydı. İptalin kapsamı, kaynak çalışma ve resmî kayıttaki ilgili bölümler üzerinden kontrol edilmiştir.

K5 — AYM, 13.05.2026, E. 2026/24, K. 2026/106; RG 07.08.2026, 33333. Kararın tam metninin açık yayımı; Ankara 2 No’lu Barosunun karar duyurusu.

K6 — YİBK, 23.02.1938, E. 11, K. 7; 12.11.1979, E. 1979/1, K. 1979/3; 24.11.1995, E. 1994/2, K. 1995/2. Tahliye, kira farkının muacceliyeti ve faiz. Prof. Dr. İlhan Helvacı’nın yayımladığı ilgili karar bölümleri. Burada kullanılan metinler kararların ilgili sonuç bölümleridir.

K7 — Yargıtay HGK, 17.04.2015, E. 2013/8-2200, K. 2015/1223. Kesinleşme şartı, kamu düzeni ve mahkemenin denetimi. Tam karar metninin açık yayımı — Karamercan Hukuk. Çocuk tesliminin bugünkü uygulama usulü için M6 ayrıca esas alınmalıdır.

K8 — Yargıtay 8. HD, 15.06.2017, E. 2015/7812, K. 2017/9171. Marka hakkına tecavüz, iptal ve terkin içeren ilamda kesinleşme şikâyeti. Karar metninin açık yayımı.

K9 — Yargıtay 8. HD, 24.01.2013, E. 2012/12775, K. 2013/715. Asıl kısmı kesinleşmiş marka uyuşmazlığındaki tazminat ve vekâlet ücreti. Karar metninin açık yayımı.

K10 — Yargıtay HGK, 24.06.2026, E. 2025/704, K. 2026/407. Tapu talebinin konusuz kalması sonrasında para tazminatı hükmünün kesinleşmeden icrası. Yargıtay Karar Arama metninden derlenen açık PDF. Esas, karar, tarih ve çoğunluk sonucu ikinci açık karar kaydıyla da karşılaştırılmıştır; resmî sisteme doğrudan oturum açılmış değildir.

A1 — Mustafa Serdar Özbek, “Kesinleşmeden İcra Edilemeyecek İlâmların Kesinleşmeden Önce İcraya Konulması”, Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 1, Ocak 2016. Üniversitenin açık erişim metni. İcra edilebilirlik, şikâyet ve denetim tartışmaları için kullanılmış; sonraki mevzuat değişiklikleri bakımından tek başına güncel kaynak sayılmamıştır.

Kaynak tablo — Av. Şafak Uğurlu, “Kesinleşmeden İcraya Konulabilen İlamlar”, Eylül 2026, dört sayfalık çalışma. Dört tablo aynen korunmuştur. Kaynakta yer alan bütün mevzuat ve karar künyeleri, özgün PDF ve ayrı kapsam koruma kaydında muhafaza edilmiştir.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları