Mevzuat ve kaynak incelemesi: 10 Ekim 2026
Uluslararası koruma başvurusunda bulunan ve korumadan yararlanan yabancıların eğitim, sağlık, çalışma, aile hayatı ve hukuki başvuru hakları vardır. Ancak bu hakların şartları, kişinin başvuru sahibi, mülteci, şartlı mülteci, ikincil koruma sahibi veya geçici koruma kapsamında bulunmasına göre değişir. Kimlik belgesinin bulunması her hizmetin koşulsuz sağlanacağı anlamına gelmez; adres, bildirim ve izin yükümlülüklerinin ihlali de temel hakları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. [1][2]
Türkiye’de koruma altındaki bir ailenin karşılaştığı sorunlar çoğu zaman aynı anda ortaya çıkar: Çocuğun okul kaydı için adres bilgisi gerekir; çalışma izni başvurusu statüye bağlıdır; sağlık güvencesinin devamı ayrı koşullara tabidir. Bu nedenle hukuki değerlendirme, yalnız kimlik kartının adına bakılarak yapılamaz. Statü, işlem türü, işlem tarihi ve kişinin özel ihtiyaçları birlikte incelenmelidir.
Bu rehber, Neşe Baran Çelik’in aynı başlıklı akademik çalışmasının kurduğu hak ve yükümlülük çerçevesinden yararlanır; sonraki mevzuat değişikliklerini ve ilgili yargı kararlarını ayrıca değerlendirir. Özellikle kimlik belgeleri, çalışma izinleri, genel sağlık sigortası, geçici korumada 2026 sağlık düzenlemesi ve dava süreleri bakımından eski bilgiler güncel hükümlerle karıştırılmamalıdır. [3]
Uluslararası koruma statüsü hakların kapsamını nasıl değiştirir
Başvuru sahibi ile statü sahibi aynı hukuki konumda değildir
Uluslararası koruma başvuru sahibi, koruma talebi hakkında henüz son karar verilmemiş kişidir. Başvurunun kayda alınması, kişiye usule ilişkin güvenceler ve kanunun öngördüğü hizmetlere erişim sağlar; talebin kabul edildiği anlamına gelmez. Mülakat, menşe ülke bilgisi, kişisel tehlike ve sunulan belgeler değerlendirilerek koruma ihtiyacı hakkında karar verilir. Başvuru sahibinin haklarının tamamını statü kararına kadar ertelemek de başvuruyu kabul edilmiş saymak da yanlıştır. [1, m.3, 65–80]
YUKK m.61’deki mülteci statüsü, Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle maddede sayılan zulüm sebeplerine bağlı haklı korkuya dayanır. Mesele yalnız pasaportta yazan vatandaşlık değildir; zulmün nedeni, olayların coğrafi bağlantısı ve kişinin ülkesinin korumasından yararlanamaması veya yararlanmak istememesi birlikte değerlendirilir. Avrupa dışındaki olaylar bakımından aynı nitelikteki koruma ihtiyacı, m.62’deki şartlı mülteci statüsünün konusudur.
İkincil koruma, mülteci veya şartlı mülteci tanımına girmeyen kişinin geri gönderildiğinde ölüm cezası, işkence ya da insanlık dışı veya onur kırıcı muamele; yahut silahlı çatışmada ayrım gözetmeyen şiddet nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşması gibi m.63’teki durumlar için öngörülür. Genel ekonomik güçlük, bu koşullar gösterilmeden tek başına uluslararası koruma sebebi sayılamaz. Buna karşılık tehlikenin yalnız resmî bir mahkûmiyet belgesiyle kanıtlanabileceği de söylenemez: Tutarlı kişisel anlatım, tehditler, sağlık kayıtları ve güncel ülke bilgisi birlikte önem taşır.
Geçici koruma ayrı bir hukuki rejimdir
Geçici koruma, kitlesel akın koşullarına ilişkin YUKK m.91 ve Geçici Koruma Yönetmeliği çerçevesinde yürütülür. Bireysel uluslararası korumanın dördüncü statüsü değildir. Kapsama alınma kararı, kayıt, kimlik ve hizmet kuralları ayrıdır. Yönetmelik kapsamındaki kişilerden gelen bireysel uluslararası koruma başvurularının geçici koruma uygulaması süresince işleme konulmaması kuralı da bu ayrımın sonucudur. Bu kural, kişinin geri gönderilmeme güvencesinin bulunmadığı şeklinde yorumlanamaz. [2, m.7, 16, geçici m.1]
| Hukuki konum | Kalış ve kimlik bakımından temel ayrım | Çalışma bakımından temel ayrım |
|---|---|---|
| Uluslararası koruma başvuru sahibi | Başvuru sahibi kimlik belgesi, geçerliliği içinde ikamet izni yerine geçer. | Başvuru tarihinden altı ay sonra çalışma iznine başvurabilir. |
| Mülteci | Statü sahibi kimlik belgesi ikamet izni yerine geçer. | Kimlik belgesi çalışma izni yerine de geçer. |
| Şartlı mülteci | Statü sahibi kimlik belgesi ikamet izni yerine geçer; il ve bildirim yükümlülükleri getirilebilir. | Başvuru tarihinden altı ay sonra çalışma iznine başvurabilir. |
| İkincil koruma sahibi | Statü sahibi kimlik belgesi ikamet izni yerine geçer; il ve bildirim yükümlülükleri getirilebilir. | Kimlik belgesi çalışma izni yerine de geçer. |
| Geçici korunan | Geçici koruma kimliği Türkiye’de kalış sağlar; ikamet izni veya onun yerine geçen belge değildir. | Geçici koruma kaydından altı ay sonra izin başvurusu; özel muafiyet usulleri saklıdır. |
Tablodaki çalışma imkânları, yabancılara kapalı meslekleri ve ilgili izin koşullarını ortadan kaldırmaz. Dayanaklar: YUKK m.76, 82, 83, 89; Geçici Koruma Yönetmeliği m.22, 25, 29 ve çalışma mevzuatı. [1][2][4][5]
Karşılıklılık muafiyeti bütün hakları eşitlemez
YUKK m.88, uluslararası koruma statüsü sahiplerini karşılıklılık şartından muaf tutar. Bir yabancının hakkının kullanılmasının kendi devletinin Türk vatandaşlarına aynı imkânı tanımasına bağlandığı durumlarda bu hüküm önemlidir. Ancak bütün başvuru sahipleri ve geçici korunanlar, bu hükümde kendiliğinden aynı kapsamda sayılmaz. Ayrıca muafiyet, özel kanundaki bütün vatandaşlık, meslek veya taşınmaz edinme şartlarını kaldırmaz.
Hak ve imkânların Türk vatandaşlarına sağlanandan fazla olacak biçimde yorumlanamayacağı kuralı da yabancıların tüm haklardan vatandaşlarla aynı şartlarda yararlanacağı anlamına gelmez. Temel insan hakları, belirli statüye bağlanmış haklar ve ihtiyaca göre sağlanan yardımlar ayrı değerlendirilmelidir. Örneğin sağlık güvencesinin koşulları ile işkence yasağının mutlak niteliği aynı hukuki ölçüye tabi değildir. [1, m.88; 3, s.83–89]
Türkiye’ye giriş ve geri gönderilmeme güvencesi
Düzensiz giriş koruma talebinin incelenmesine tek başına engel değildir
Pasaport, vize ve giriş kuralları uluslararası koruma başvurusunu engelleyecek biçimde uygulanamaz. Başvuru kural olarak valiliğe şahsen yapılır; sınır kapısında veya kolluğa yöneltilen talep yetkili makama bildirilir. Kişi ülkesine dönmekten neden korktuğunu anlaşılır biçimde söylemeli; talebinin ve başvuru tarihinin kayda geçirilmesini istemelidir. [1, m.8, 65]
YUKK m.65/4, makul sürede kendiliğinden başvuran ve yasa dışı girişinin veya kalışının geçerli nedenlerini açıklayan kişiler yönünden bu eylemler nedeniyle cezai işlem yapılmamasını düzenler. Koruma istemek bütün suç ve yaptırımlar için genel bağışıklık oluşturmaz. İdare gecikmenin nedenini ve beyanın tutarlılığını sorgulayabilir; başvurucu da kaçış koşullarını, dil engelini, hastalığı veya başvuruya fiilen erişemediği dönemi somutlaştırmalıdır.
AİHM’in Jabari/Türkiye kararı, geçmişteki beş günlük başvuru süresinin mekanik uygulanarak ciddi kötü muamele riskinin incelenmemesinin sakıncasını gösterir. Mahkeme, İran’a gönderilmenin Sözleşme m.3’ü ihlal edeceğine ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Karardaki 1994 rejimi bugünkü başvuru usulü değildir; güncel önemi, usul kuralının yaşam ve kötü muamele riskini incelemeyi anlamsızlaştırmaması gerektiğidir. Bu sonuç, yürürlükteki dava sürelerinin önemsenmeyebileceği anlamına gelmez. [6, §§39–50]
Koruma statüsünün sona ermesi geri göndermeyi otomatik olarak hukuka uygun yapmaz
YUKK m.4, kişinin işkenceye, insanlık dışı veya onur kırıcı ceza ya da muameleye maruz kalacağı; yahut maddede belirtilen sebeplerle hayatı veya hürriyeti tehdit altında bulunacağı yere gönderilmesini yasaklar. M.55’te sınır dışı kararı alınamayacak kişiler için ayrıca güvenceler bulunur. AİHS m.3 kapsamındaki ciddi kötü muamele riski bakımından yasak, kişinin davranışları veya kamu güvenliği iddiasıyla dengelenerek kaldırılmaz. [1][6]
1951 Sözleşmesi m.33/2’deki istisnaları, işkence riski bulunan yere gönderme yetkisi gibi okumak bu nedenle hatalıdır. Güvenlik iddiası koruma statüsü, kalış veya idari tedbirler yönünden sonuç doğurabilir; gönderileceği ülkedeki yasak muamele riski ayrıca incelenir. Aynı şekilde üçüncü bir ülkeye gönderme, o ülkeden tehlikeli ülkeye aktarılma ihtimali göz ardı edilerek değerlendirilemez. [3, s.90–95; 6]
Başvurucu mümkün olduğunca kişisel tehlike ile genel ülke durumunu bağlayan delilleri sunmalıdır: Kendisine yönelen tehditler, siyasi veya toplumsal kimliğiyle ilgili olaylar, önceki gözaltılar, tedavi kayıtları ve ülkesindeki güncel gelişmeler. Belge bulunamamasının nedenleri açıklanmalı; sonradan ortaya çıkan olgular dosyaya eklenmelidir. İdarenin genel ve çelişkili anlatım savunmasına karşı, aynı olayın tarih, yer ve kişi bilgileri tutarlı bir kronolojiye bağlanmalıdır. Koruma talebinin doğruluğu, sahte belge üretilerek güçlendirilemez.
Kimlik belgesi ve yasal kalış hakkı
Eski kimlik süreleri güncel kanun hükmü olarak kullanılamaz
Kayıt işlemleri tamamlanan uluslararası koruma başvuru sahibine YUKK m.76 uyarınca kimlik belgesi verilir. Mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma sahiplerinin kimliği m.83’te düzenlenir. Bu belgeler harca tabi değildir ve ikamet izni yerine geçer. Güncel hükümlerde geçerlilik süresi ile uzatma usulünü belirleme yetkisi Bakanlığa bırakılmıştır. Eski yayınlardaki başvuru kimliği için altı ay, bazı statüler için bir veya üç yıl bilgileri, değişmeden yürürlükteymiş gibi aktarılamaz. [1, m.76, 83]
Belgenin geçerliliği, başvurunun veya statünün güncel durumu ve sistem kaydı birlikte kontrol edilmelidir. Kartın fiziksel olarak elde bulunması, iptal kararını etkisiz kılmaz. Buna karşılık kartın kaybolması veya maddi hatalı düzenlenmesi, koruma ihtiyacının kendiliğinden ortadan kalktığını göstermez. Kayıp, isim veya doğum tarihi hatası gecikmeden bildirilerek yazılı düzeltme ve belge talebi yapılmalıdır; başvuru numarası saklanmalıdır.
Geçici koruma kimliği ise Yönetmelik m.25 gereğince Türkiye’de kalış hakkı sağlar fakat ikamet izni veya onun yerine geçen belge sayılmaz. Bu belgeyi taşıyan kişinin bankacılık, noterlik, okul veya sağlık işlemlerinde karşılaşacağı kimlik doğrulama sorunları, geçici koruma kimliğinin hukuki niteliği korunarak çözülmelidir. Her işlem bakımından istenen belgenin dayanağı ayrı sorulmalı; bir kurumun kabul koşulu bütün kurumlara genellenmemelidir. [2, m.22, 25]
Koruma kimliği uzun dönem ikamet ve vatandaşlık hakkı doğurmaz
YUKK m.42/2; mülteci, şartlı mülteci, ikincil koruma sahibi, geçici korunan ve insani ikamet izni sahibine uzun dönem ikamet iznine geçiş hakkı tanımaz. Bu gruplarda uzun süre Türkiye’de bulunmak, söz konusu engeli kendiliğinden kaldırmaz. İnsani ikamet izni de koşulları YUKK m.46’da düzenlenen ayrı bir işlemdir; reddedilen her koruma başvurusuna otomatik çözüm değildir. [1]
Geçici koruma kimliği süreleri ikamet izni toplamında değerlendirilmez ve belge vatandaşlığa başvuru hakkı sağlamaz. Diğer koruma statülerinde de vatandaşlık, yalnız kimlik kartı taşımaya veya belirli bir yılı doldurmaya indirgenemez. İlgili vatandaşlık yolunun şartları, sayılabilecek kalış süreleri ve yetkili makamın değerlendirmesi ayrıca incelenir. Evlilik veya çocuk sahibi olma da tek başına otomatik vatandaşlık sonucu doğurmaz. [2, m.25; 3, s.96–102]
Yerleşim barınma ve seyahat
İkamet ili ve adres kaydı hizmetlere erişimi etkiler
Başvuru sahibine belirlenen yerde ikamet ve bildirim yükümlülüğü getirilebilir. Şartlı mülteci ve ikincil koruma sahibi yönünden YUKK m.82, kamu düzeni veya kamu güvenliği nedeniyle belirli ilde ikamet ve bildirim yükümlülüğüne imkân verir. Geçici korumada da Yönetmelik çerçevesinde il, yerleşim ve bildirim kuralları vardır. Her yabancının bütün iller bakımından aynı sınırlamaya tabi olduğu varsayılamaz; kişiye uygulanan karar ve statü görülmelidir. [1, m.71, 82; 2, m.24, 33]
Adres kaydı, sadece posta gönderilecek yer değildir. Okul, sağlık, yardım ve tebligat bağlantısı nedeniyle dosyanın temel bilgilerindendir. Fiilen yaşanmayan adresin bildirilmesi veya taşınıldığı hâlde kayıtların güncellenmemesi hizmet kaybı ve usul sorunları doğurabilir. İl değişikliği gerekiyorsa aile birliği, eğitim, sağlık veya iş ihtiyacını gösteren belgelerle izin ya da nakil talebi yapılmalı; sonuç alınmadan taşınmanın etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Barınma ihtiyacı ile idari gözetim birbirinden ayrılmalıdır
YUKK m.95’e göre başvuru sahibi ve statü sahibinin barınma ihtiyacını kendisinin karşılaması esastır. Kabul ve barınma merkezlerinden yararlandırılma imkânı, herkese sürekli ücretsiz konut sağlanacağı anlamına gelmez. Özel ihtiyaç sahiplerinin önceliği, ailenin ekonomik koşulları ve mevcut hizmetlerin niteliği değerlendirilir. Başvuruda evsizlik, engellilik, gebelik, küçük çocuk veya şiddet riski varsa bunlar ayrı ayrı belgelenmelidir. [1, m.67, 95]
Kabul ve barınma merkezi, geçici barınma merkezi ve geri gönderme merkezi aynı kurum değildir. Geri gönderme merkezindeki özgürlükten yoksun bırakma, barınma yardımı olarak nitelendirilemez; idari gözetimin kanuni şartları ve yargısal denetimi vardır. Kiralanan özel konut bakımından ise kira ilişkisi ve temel sözleşme kuralları ayrıca uygulanır. Koruma statüsü, her kira uyuşmazlığını göç idaresinin çözeceği anlamına gelmez.
Yurt içi yol izni ile uluslararası seyahat belgesi farklıdır
Yurt içindeki il değişikliği veya seyahat izni, Türkiye dışına çıkış ve yeniden giriş için yeterli belge değildir. Mülteciye 1951 Sözleşmesi’ndeki seyahat belgesi düzeni uygulanır; şartlı mülteci ve ikincil koruma sahibinin seyahat belgesi talebi YUKK m.84’teki atıf uyarınca Pasaport Kanunu çerçevesinde değerlendirilir. Belge verilmesi, gidilecek devletin vize veya kabul şartlarını ortadan kaldırmaz. [1, m.84]
Menşe ülkeye dönüş, o devletin korumasından yeniden yararlanma veya Türkiye’den ayrılma, olayın özelliğine göre korumanın sona ermesi incelemesini doğurabilir. YUKK m.85’teki sebepler ile geçici korumada bireysel sona erme, çıkış ve geri dönüş kuralları aynı değildir. Özellikle geçici koruma kapsamındaki kişinin üçüncü ülkeye çıkışı bakımından izin koşulları ayrıca kontrol edilmelidir. Seyahat satın almadan önce belgenin, çıkış izninin ve yeniden giriş imkânının birlikte değerlendirilmesi gerekir. [1, m.85; 2, m.12–13, 42–43]
Eğitim hakkı ve çocuğun okul kaydı
İlk ve ortaöğretime erişim korumanın temel parçalarındandır
YUKK m.89/1, başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişi ve aile üyelerinin ilköğretim ve ortaöğretimden yararlanmasını düzenler. Geçici korumadaki eğitim hizmetleri Yönetmelik m.28 uyarınca Millî Eğitim Bakanlığının kontrol ve sorumluluğundadır. Çocuğun koruma talebinin henüz sonuçlanmaması, eğitimin bütün inceleme süresi boyunca ertelenmesine gerekçe yapılamaz. [1][2]
Uygulamada okul veya il/ilçe millî eğitim müdürlüğü üzerinden işlem yürütülür. Kimlik belgesi, adres bilgisi ve varsa önceki öğrenimi gösteren karne, transkript ya da diploma hazırlanmalıdır. Belge yokluğu, çocuğun yaşına ve eğitim düzeyine uygun yerleştirme ihtiyacını ortadan kaldırmaz; değerlendirme ve denklik süreci yetkili eğitim makamıyla yürütülmelidir. Türkçe bilmeme, kayıt ve eğitime erişim bakımından çözülecek bir destek ihtiyacıdır. [7]
Okulun kontenjan, adres veya belge eksikliği yönündeki açıklaması somutlaştırılmalıdır. Aile, hangi belgenin neden istendiğini ve sorunun hangi makamca çözüleceğini yazılı olarak öğrenmeli; çocuğun kimlik numarası ile okul kaydındaki uyumsuzluklar birlikte düzeltilmelidir. Yalnız sözlü retle yetinilmesi sonraki başvuruyu güçleştirir. Kayıt sağlandıktan sonra devam, rehberlik ve ihtiyaç varsa özel eğitim desteği takip edilmelidir.
Yükseköğretim ve burslar için ayrı koşullar vardır
İlk ve ortaöğretim hakkından, her koruma sahibinin istediği üniversiteye sınavsız veya ücretsiz yerleşeceği sonucu çıkmaz. Yükseköğretimde kabul, önceki öğrenimin belgelendirilmesi, diploma denklik işlemleri, dil yeterliliği, ücret ve burs koşulları YÖK, ÖSYM ve ilgili üniversitenin uygulanabilir düzenlemeleriyle birlikte değerlendirilir. Program ve kişinin öğrenim geçmişine göre hangi kabul yolunun kullanılabileceği değişebilir. [2, m.28; 7]
Burs ve eğitim yardımları, eğitim hakkından farklı olarak belirli programların koşullarına bağlıdır. Geçmiş yılın burs tutarı veya başvuru takvimi güncelmiş gibi kullanılmamalıdır. Başvurucu okul kabulünü, koruma kaydını, ekonomik durumunu ve başarı belgelerini ayrı başlıklarda hazırlamalıdır. Bir burs başvurusunun reddi, üniversiteye kayıt hakkının da reddedildiği anlamına gelmez.
Sağlık hizmetlerine erişim ve 2026 düzenlemesi
Uluslararası korumada genel sağlık sigortasının süre ve istisnaları
YUKK m.89/3 uyarınca başka sağlık güvencesi bulunmayan ve ödeme gücü olmayan başvuru veya statü sahipleri, uluslararası koruma başvuru kaydından itibaren bir yıl için 5510 sayılı Kanun hükümlerine tabidir. Özel ihtiyaç sahipleri ile Bakanlıkça sigorta kaydının devamı uygun görülenlerde bir yıllık sınır aranmaz. Dolayısıyla “koruma kimliği olan herkesin sigortası süresiz devam eder” açıklaması güncel kurala uymaz. [1, m.89/3; 8]
Bir yılın başlangıcı hastaneye ilk başvuru veya statünün kabul tarihi değildir. Kayıt tarihi, sigortanın aktifliği, başka güvencenin varlığı ve özel ihtiyaç belgeleri kontrol edilmelidir. Kronik hastalık raporu, engellilik durumu veya ağır tedavi ihtiyacı, yalnız hastaneye sunulmakla kalmamalı; sigortanın devamı veya yeniden değerlendirilmesi talebine de eklenmelidir. Her hastalığın otomatik olarak istisna oluşturduğu söylenemez; sağlık durumu ve yasal ölçütler birlikte değerlendirilir.
Kanun, başvurusu hakkında idarece olumsuz karar verilen kişinin genel sağlık sigortası kapsamından çıkarılmasını da düzenler. Koruma kararına karşı dava açılmasıyla ülkede kalışa izin verilmesi, sağlık sigortasının her durumda kendiliğinden yeniden açıldığı anlamına gelmez. Sigorta kaydı veya sağlık hizmetine erişim hakkında ayrıca işlem ve gerekiyorsa geçici hukuki koruma talebi değerlendirilmelidir. Ödeme gücü veya başka güvence bulunduğunun sonradan belirlenmesi hâlinde giderlerin geri alınması da gündeme gelebilir. [1, m.89/3]
Geçici korumada katılım payı ve geri ödeme
Geçici koruma kapsamındaki sağlık hizmetleri için YUKK m.89’daki sigorta açıklamasını aynen tekrarlamak doğru değildir. 1 Ocak 2026’da yürürlüğe giren değişiklik, Geçici Koruma Yönetmeliği m.27’de katılım payı ve finansman düzenini değiştirmiştir. Geçici korunanlardan Sağlık Uygulama Tebliği hükümlerine göre katılım payı alınır. [2, m.27; 10658 sayılı değişiklik kararı]
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının Göç İdaresi Başkanlığıyla koordineli değerlendirmesi sonucunda ödeme gücü bulunmadığı tespit edilen kişilerin ödedikleri katılım payları, talepleri üzerine sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarınca geri ödenir. Ödeme gücü tespiti ile geri ödeme talebi ayrı unsurlardır. Makbuzun, eczane veya sağlık kuruluşu ödeme kaydının, kimlik ve hane durumunu gösteren belgelerin saklanması bu nedenle önemlidir.
Değişiklik, ödeme gücü bulunmadığı tespit edilenlerin sağlık hizmeti bedellerinin ilgili fon üzerinden karşılanmasını; bu kişilerin acil ve zorunlu durumlar dışında özel sağlık kuruluşlarına doğrudan başvurmamasını da düzenler. Aşılar dışındaki, SGK tarafından bedeli karşılanmayan hizmetler bakımından ayrıca sınırlama vardır. Bu hükümlerden bütün tedavilerin herkes için ücretsiz olduğu veya bütün bedelin her hastaya yüklendiği sonucu çıkarılamaz. Hizmetin kapsamı, sevk, ödeme gücü ve katılım payı ayrı incelenmelidir.
Yönetmelik; bulaşıcı hastalıklara karşı tarama ve aşı, üreme sağlığı bilgilendirmesi, çocukların aşıları ve ulusal taramalar gibi koruyucu hizmetleri de düzenler. Sınırı ilk geçişte ve acil durumda henüz kaydı tamamlanmamış kişiler için kimlik bilgilerine göre işlem yapılmasına ilişkin hüküm korunmuştur. Acil yardım ihtiyacı, sırf idari belge sorunu var diye ertelenecek bir başvuru gibi ele alınmamalıdır. [2, m.27]
Sağlık hakkının korunması bütün giderlerin karşılanmasıyla aynı değildir
YUKK m.90/2’de yükümlülük ihlaline bağlı sınırlamaların dışında eğitim ve temel sağlık hakları bırakılır. Geçici Koruma Yönetmeliği m.35 ise eğitim ve acil sağlık hizmetlerini esas alır. Bu ifadeler birbirinin yerine kullanılmamalı; sağlık sigortasının finansmanı ve kapsamına ilişkin özel hükümler ayrıca uygulanmalıdır. [1][2]
İdare kayıt uyuşmazlığı, başka güvence veya ödeme gücü bulunduğunu ileri sürebilir. Buna karşılık kişinin tedavinin kesilmesinden doğacak riskini, ekonomik durumunu ve özel ihtiyacını ortaya koyması gerekir. Sağlık sorununun varlığını gösteren rapor ile hizmete erişimin neden kesildiğini gösteren idari kayıt aynı dosyada bulunmalıdır. Çocuk, gebelik, engellilik, işkence veya ağır şiddet deneyimi söz konusuysa uygun psikososyal destek ve uzman değerlendirmesi de talep edilmelidir. [1, m.3, 67; 2, m.48]
Çalışma hakkı çalışma izni ve sosyal güvenlik
Hangi statüde ayrıca çalışma izni gerekir
Mülteci ve ikincil koruma statüsü sahibi, statü kazanmasından itibaren bağımlı veya bağımsız çalışabilir; kimliği çalışma izni yerine de geçer. Başvuru sahibi ve şartlı mülteci ise uluslararası koruma başvuru tarihinden altı ay sonra çalışma izni almak için başvurabilir. Altı ayın dolması izin verilmesi veya fiilen çalışmaya başlama hakkı değildir. İşveren ve çalışma biçimine göre uygulanacak başvuru tamamlanmalıdır. [1, m.89/4; 4]
Yabancılara kapalı iş ve mesleklere ilişkin sınırlamalar saklıdır. Mülteci ve ikincil koruma sahibinin iş piyasasına erişimi için ekonomik ve sektörel nedenlerle öngörülebilen sınırlamalar ile mesleğin vatandaşlığa özgülenmesi farklıdır. Türkiye’de üç yıl ikamet, Türk vatandaşıyla evlilik veya Türk vatandaşı çocuk bulunması, m.89/4-c’deki sınırlamalar bakımından önemlidir; bütün meslek yasaklarını ortadan kaldıran genel bir muafiyet değildir.
Geçici korunanlar bakımından altı ay, geçici koruma kayıt tarihinden hesaplanır. Çalışma izninde kayıt ili, işin niteliği ve istihdam koşulları değerlendirilir. Mevsimlik tarım ve hayvancılık gibi muafiyet düzenlenen işler için de ilgili bildirim ve muafiyet usulü izlenmelidir. “Bu işte izin aranmaz” ifadesi, hiçbir resmî işlem veya kayıt yapılmayacağı anlamına gelmez. [5]
Çalışma izni her koruma grubunda ikamet izni yerine geçmez
Başvuru sahibi, şartlı mülteci ve geçici korunan kişiye düzenlenen çalışma izni veya muafiyet belgesi, bu statüler bakımından ikamet izni yerine geçmez. Bu önemli istisna, çalışma izninin genel olarak kalışa etkisi anlatılırken gözden kaçabilir. Çalışma belgesi alınmış olması, koruma kimliğinin yenilenmesi, adres kaydı veya statüye ilişkin yükümlülükleri gereksiz kılmaz. [4][5]
Başvuru için kimlik ve statü kaydı, işveren bilgileri, iş sözleşmesi, görev ve ücret açıklaması, gerekiyorsa diploma veya mesleki yeterlik belgeleri hazırlanmalıdır. İdarenin ret gerekçesi sadece “yabancı çalışamaz” biçiminde özetlenmemeli; yasak meslek, il, işveren koşulu veya eksik belge ayrımı yapılmalıdır. İzin kararının hukuka aykırılığı iddiası, hangi koşulun yanlış değerlendirildiği gösterilerek ileri sürülür.
İzin ile ücret ve sigorta hakları ayrı ayrı korunur
Koruma statüsü işverenin ücret, çalışma süresi, iş sağlığı ve güvenliği ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Çalışma izni dosyasıyla SGK bildirimi aynı işlem değildir. Çalışan, sözleşmesini, ücret ödemelerini, işyeri yazışmalarını ve fiilî çalışmayı gösteren kayıtları saklamalıdır. İş kazası veya ücret ödenmemesi hâlinde göç statüsüne ilişkin sorunlarla iş hukukundaki talepler birlikte fakat ayrı hukuki dayanaklarla değerlendirilir.
İzinsiz çalışmanın yaptırımları bulunması, yapılan işin ve doğan zararın yok sayılması için yeterli bir açıklama değildir. Bununla birlikte her alacak türünün şartı ve görevli başvuru yolu ayrıca belirlenir; yabancının izin eksikliği göz ardı edilerek tüm sonuçların vatandaşla özdeş olduğu da söylenemez. İşçilik talebi için gerekli ön süreçler ile çalışma izninin reddine karşı idari yol birbirinin yerine geçmez. [4][5][3, s.119–128]
Sosyal yardım ve ekonomik yükümlülükler
YUKK m.89/2, ihtiyaç sahibi başvuru ve statü sahiplerinin sosyal yardım ve hizmetlere erişiminin sağlanabilmesine imkân verir. M.89/5’te muhtaç başvuru sahibine harçlık verilebilmesi ayrıca düzenlenmiştir; kabul edilemez başvuru ve hızlandırılmış değerlendirme kapsamındaki m.72 ve m.79 durumları bu hükmün dışındadır. Bu istisnayı bütün olumsuz kararların aynı sonucu doğurduğu biçiminde genişletmek doğru değildir. [1]
Geçici korumada sosyal yardım ve hizmetler, Yönetmelik m.30 ve ilgili programlar çerçevesinde yürütülür. Her kimlik sahibine aynı miktarda ve sürekli nakit ödeme yapılacağına ilişkin genel bir hak yoktur. Hane geliri, çalışma, kişi sayısı, engellilik ve program koşulları farklı sonuçlar doğurabilir. Bir yardım programına kabul, başka bir yardıma otomatik kabul anlamına gelmez. [2]
Başvuruda gelir ve hane bilgileri gerçeğe uygun bildirilmelidir. İşe başlama, taşınma veya hane değişikliği hem göç mevzuatındaki bildirimleri hem yardım programının koşullarını etkileyebilir. İdare ekonomik durumun değiştiğini ileri sürerse kişi güncel kayıtlarla karşılık vermelidir. Haksız yararlanılan bedellerin tamamen veya kısmen geri istenmesi mümkündür; geri alma işleminde dönem, tutar ve hangi bilginin yanlış sayıldığı açık olmalıdır. [1, m.90; 2, m.33]
Aile birliği çocuklar ve özel ihtiyaç sahipleri
Aile adına başvuruda yetişkinin rızası ve bireysel risk önemlidir
Yabancı, aynı gerekçeye dayanan ve kendisiyle gelen aile üyeleri adına başvurabilir; ergin aile üyesinin muvafakati aranır. Ailenin tek dosyada bulunması, herkesin tehlikesinin aynı olduğu anlamına gelmez. Eşin yaşadığı şiddet, çocuğun zorla silahlı faaliyete katılma riski veya aile içindeki farklı siyasi ve toplumsal konumlar ayrı ele alınmalıdır. Bir aile üyesinin koruma dışında tutulması da diğerlerini kendiliğinden kapsam dışına çıkarmaz. [1, m.64–65]
Aileyi temsil eden kişinin anlatımı, diğer yetişkinin serbest beyanını engellememelidir. Şiddet veya baskı kuşkusu varsa ayrı ve güvenli görüşme ihtiyacı açıklanmalı; tercüman seçimi ve görüşme koşulları bu hassasiyeti gözetmelidir. Çocukların yararı, ebeveynin idari durumuna indirgenmeden değerlendirilir.
Aile ikamet izni ve geçici korumada aile birleşimi farklı yollardır
YUKK m.34, mülteci ve ikincil koruma sahibi yönünden yabancı eş, ergin olmayan çocuk ve bağımlı yabancı çocuk için aile ikamet izni imkânını açıkça düzenler. İzin her defasında üç yılı aşmayacak şekilde verilebilir. M.35’te destekleyici için gelir, uygun barınma, sağlık sigortası, adli sicil, kalış ve adres kaydı şartları bulunur; Türkiye’deki mülteci ve ikincil koruma sahipleri bakımından bu şartlar aranmayabilir. Aranmayabilir ifadesi, koşulların her dosyada otomatik kaldırıldığı anlamına gelmez. [1, m.34–35]
Evlilik ve soybağı, çocuğun yaşı veya bağımlılığı, ailece yaşama niyeti ve gerekiyorsa yurt dışındaki ortak velayet sahibinin muvafakati belgelendirilmelidir. Birden çok eşle evlilikte eşlerden yalnız biri için aile ikamet izni verilebilir; diğer eşlerden çocukların durumu ayrıca düzenlenmiştir. İdare, yalnız izin almak amacıyla kurulduğunu düşündüğü evliliği araştırabilir. Gerçek aile ilişkisini gösteren belgeler önemlidir; fakat kişinin tehlike gördüğü ülke makamlarına başvurmasını gerektiren belge talepleri güvenlik ve korunma ihtiyacı gözetilerek değerlendirilmelidir. [1, m.34, 37]
Şartlı mülteci ve başvuru sahibinin m.34’te mülteciyle aynı özel kategoride sayılmaması, aile hayatına ilişkin hiçbir hakkı olmadığı anlamına gelmez. Başka bir izin temelinin bulunup bulunmadığı ve aile birliğini etkileyen işlemin ölçülülüğü ayrıca incelenir. Geçici korumada aile birleşimi ise Yönetmelik m.49’a dayanır; eş, ergin olmayan çocuk ve bağımlı ergin çocuk çerçevesi ile refakatsiz çocuklara ilişkin özel yaklaşım göz önünde tutulur. [2]
Çocuğun üstün yararı ve şiddet mağdurunun korunması
Refakatsiz çocuk hakkında çocuk koruma mevzuatı uygulanır; uygun bakım, temsil, güvenlik ve aile araştırması ihtiyacı birlikte ele alınır. Geçici korumada refakatsiz olduğu belirlenen çocuk için aile birleşimi işlemleri, çocuğun talebi beklenmeksizin derhâl başlatılır. Çocukla aynı yerde bulunan yetişkinin ebeveyn veya yasal temsilci olduğu varsayılmamalıdır. Yakınlık ve temsil belgelendirilirken çocuğun görüşü yaşına ve olgunluğuna uygun biçimde alınmalı; aileyi bulma çabası çocuğu veya ailesini tehlikeye atmamalıdır. [1, m.66; 2, m.48–49]
Özel ihtiyaç yalnız bedensel engellilikten ibaret değildir. Refakatsiz çocuk, yaşlı, hamile, yanında çocuk bulunan yalnız ebeveyn, işkence veya ciddi psikolojik, fiziksel ya da cinsel şiddet mağduru gibi durumlar farklı usul ve hizmet ihtiyaçları doğurur. Sağlık, barınma ve mülakat koşullarında bu ihtiyaçların görünür olması gerekir. Başvurucu özel durumunu mümkün olduğunca rapor ve diğer belgelerle bildirmeli; idare de somut ihtiyacı değerlendirmeden herkese aynı işlemi uygulamamalıdır. [1, m.3, 67]
Türkiye’de gerçekleşen doğumun kaydı, evlilik veya boşanma, velayet ve bakım ilişkileri ayrıca önem taşır. Doğum bildirimi ile Türk vatandaşlığı kazanılması aynı mesele değildir. Şiddet mağdurunun güvenliğinin sağlanması da aileyi her koşulda aynı yerde tutma düşüncesine feda edilemez. Aile birliği değerlendirmesi, aile içindeki her bireyin güvenliğini kapsamalıdır.
Bilgilendirilme tercüman avukat ve dosyaya erişim
Anlaşılmayan işlem etkili biçimde takip edilemez
YUKK m.70 uyarınca başvuru süreci, hak ve yükümlülükler ile bunlara uyulmamasının sonuçları hakkında bilgilendirme yapılır. Başvuru sahibinin Türkçe birkaç günlük cümle kurabilmesi, karmaşık mülakat veya tebligatı anlayabildiğini göstermez. Tercüman ihtiyacı açıkça bildirilmelidir. Başvuru, kayıt ve mülakattaki tercüme desteğinin kapsamı, ilgili kanun ve uygulama yönetmeliği hükümleriyle değerlendirilir. [1][9]
Tutanak imzalanmadan önce anlatımın doğru kaydedildiği kontrol edilmeli; çeviri veya kayıt hatası varsa düzeltilmesi istenmelidir. Yapılmamış bir açıklamanın tutanağa girmesi kadar önemli bir riskin hiç yazılmaması da sonraki değerlendirmeyi etkiler. Kişinin okuyamadığı belgenin içeriğini bilmeden onaylaması önlenmeli; imza, parmak izi, tercüman ve tebliğ kayıtları dosyada birlikte incelenmelidir.
AYM, Yusuf Ahmed Abdelazım Elsayad kararında sınır dışı sürecinde avukata erişim güçlüklerinin başvuru yollarının fiilen kullanılmasına etkisini değerlendirmiş; kötü muamele yasağıyla bağlantılı etkili başvuru hakkı yönünden ihlal sonucuna ulaşmıştır. Kararın uygulamadaki değeri, kanunda bir yolun yazılı bulunmasının tek başına yeterli olmamasıdır. Avukatla görüşme, kararın örneğine ulaşma ve süresinde başvurma imkânı birlikte sağlanmalıdır. [10]
Adli yardım ile yargılama giderlerinden muafiyet ayrıdır
Başvuru ve statü sahibi, ücretini karşılayarak avukatla temsil edilebilir. Avukatlık ücretini karşılayamayanlar bakımından YUKK m.81, bu kısım kapsamındaki yargısal başvurularda Avukatlık Kanunu’nun adli yardım hükümlerine göre avukatlık hizmeti sağlanmasını öngörür. Geçici korumada ve idari gözetimde de ilgili özel hükümler değerlendirilir. Başvuru, bulunulan yerdeki baronun adli yardım birimi üzerinden somut iş ve ekonomik durum açıklanarak yapılabilir. [1, m.57/7, 81; 2, m.53; 11]
Barodan avukat görevlendirilmesi ile mahkemenin harç ve yargılama giderleri bakımından adli yardım kararı vermesi aynı işlem değildir. Gerekiyorsa her ikisi istenmelidir. Yabancılık nedeniyle teminat veya karşılıklılık gündeme geldiğinde kişinin statüsü, uygulanabilir sözleşmeler ve ilgili usul kuralları ayrıca incelenir. “Koruma kimliği bulunan hiç masraf ödemez” biçiminde genel bir sonuç kurulamaz.
Adli yardım başvurusu yapıldığı için dava süresinin mutlaka durduğu varsayılmamalıdır. Tebliğ tarihi, son gün ve acil tedbir ihtiyacı başvuruda özellikle belirtilmelidir. Kimlik, gelir ve gider durumunu gösteren belgeler ile işlem örneği hazırlanmalı; bilgi eksikse tamamlanması istenirken sürenin geçmesi önlenmelidir.
Dosya incelemesi ve kişisel bilgilerin korunması
YUKK m.94, başvuru ve statü sahibine ait bilgilerin gizliliğini; kişinin, temsilcisinin veya avukatının dosyadaki belgeleri inceleyip örnek alabilmesini düzenler. Millî güvenlik, kamu düzeni ve suçun önlenmesine ilişkin sınırlamalar bulunduğunda, erişimi engellenen belgenin ne olduğu ve savunmaya etkisi somutlaştırılmalıdır. Her dosya bilgisinin sınırsız biçimde kamuya açıklanabileceği sonucu çıkarılamaz. [1]
Koruma gerekçesi, sağlık raporu, çocuk bilgisi veya siyasi faaliyete ilişkin kayıtlar açık internet yorumlarında paylaşılmamalıdır. Menşe ülke makamlarıyla belge temini için iletişim kurulması, kişinin veya yakınlarının güvenliği üzerindeki etkisi düşünülmeden önerilemez. Hukuki yardım için gerekli paylaşım da amaçla sınırlı ve güvenli yöntemle yapılmalıdır. Başvuru sahibinin bilgi verme yükümlülüğü ile idarenin bilgiyi koruma yükümlülüğü birlikte işler.
Kararlara itiraz dava ve özgürlüğün korunması
Süreyi kararın adı ve hukuki dayanağı belirler
Koruma talebinin reddi, kabul edilemez bulunması, başvurunun geri çekilmiş sayılması, statünün sona erdirilmesi, sınır dışı ve idari gözetim farklı işlemlerdir. Aynı kişiye aynı gün tebliğ edilmeleri, hepsine tek başvurunun yeterli olduğu anlamına gelmez. Önce her karar ayrı okunmalı, düzenleyen makam, gerekçe, tebliğ ve başvuru yolu belirlenmelidir.
| İşlem veya başvuru | Temel süre ve merci | Kritik ayrım |
|---|---|---|
| YUKK m.80 kapsamında komisyona itiraz | Tebliğden itibaren 10 gün; Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonu | M.68, 72 ve 79 kararlarında bu yol yoktur; yargı yolu uygulanır. |
| Kabul edilemez başvuru ve hızlandırılmış değerlendirme kararı | Tebliğden itibaren 15 gün; yetkili idare mahkemesi | M.72 ve 79 kapsamındaki yargısal karar kesindir. |
| M.80 kapsamında diğer uluslararası koruma kararları | Tebliğden itibaren 30 gün; yetkili idare mahkemesi | Özel işlem türü ve ayrı kanun yolu kontrol edilir. |
| Geçici koruma statüsünün veya kimliğinin açık işlemle iptali | Kural olarak tebliğden itibaren 30 gün; idare mahkemesi | Özel sürenin bildirilmesi ve tebligatın niteliği önemlidir. |
| Geçici koruma statüsü veya kimliği talebinin zımnen reddi | Zımni ret sonrası genel 60 günlük dava süresi | İYUK m.10’daki cevap ve bekleme aşaması ayrıca hesaplanır. |
| Sınır dışı etme kararı | Tebliğden itibaren 7 gün; idare mahkemesi | Koruma kararına karşı dava, bu ayrı kararın süresini ortadan kaldırmaz. |
| İdari gözetim kararı | Sulh ceza hâkimliğine başvuru | Kanundaki 5 gün hâkimin inceleme süresidir; başvuru için 5 günlük hak düşürücü süre değildir. |
Tablo genel çerçevedir; süre başlangıcı, usulsüz tebliğ, son gün ve uygulanabilir özel hükümler dosya üzerinden hesaplanır. Başlıca dayanaklar: YUKK m.53, 57, 68, 80; İYUK m.7–11; Danıştay İDDK’nin 14.05.2025 tarihli iki kararı. [1][12][13][14]
Danıştay İDDK, E.2025/13, K.2025/34 sayılı kararında geçici koruma statüsü veya kimliğinin iptaline ilişkin işlemler için otuz günlük özel dava süresini benimsemiştir. Kararda, başvuru yolu ve süresinin kişinin anlayacağı dilde bildirilmesi üzerinde de durulmuştur. Usulüne uygun bildirim bulunmadığında genel süreye ilişkin içtihat ayrıca önem kazanır; ancak sırf daha uzun süreye güvenerek beklemek uygun değildir. [13]
Danıştay İDDK, E.2025/12, K.2025/35 sayılı aynı tarihli kararında, geçici koruma statüsü veya kimliği verilmesi talebinin zımnen reddi bakımından genel altmış günlük dava süresini benimsemiştir. Karşıoy, özel otuz günlük sürenin zımni ret için de uygulanması gerektiğini savunur. Bu nedenle iki karar çelişkisiz okunmalıdır: Biri açık iptal işlemine, diğeri cevap verilmemesiyle oluşan ret işlemine ilişkindir. [14]
İYUK m.10 kapsamında kural olarak otuz gün cevap verilmemesi zımni ret oluşturur. Süresinde verilen cevap kesin değilse kesin cevabı bekleme olanağı vardır; bu bekleme başvuru tarihinden itibaren dört ayı aşamaz. Sonradan verilen cevap ve daha önce dava açılıp açılmadığı da süre hesabını etkileyebilir. Bu sebeple yalnız ilk dilekçenin tarihi değil, tüm cevap ve tebliğler birlikte tutulmalıdır. [12]
Sınır dışı kararında tebliğ ve süre sorunları için sınır dışı kararına itiraz ve yedi günlük dava süresi yazımıza bakılabilir.
Davanın durdurucu etkisi her işlem için aynı değildir
YUKK m.80 kapsamındaki itiraz veya yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgili kişinin ülkede kalışına izin verilir. Bu güvence, ret kararının bütün hizmet sonuçlarının otomatik olarak kaldırıldığı veya ayrı bir sınır dışı kararı için dava açmaya gerek kalmadığı anlamına gelmez. Sağlık, kimlik ve hizmet kaydındaki sonuçlar ayrıca ele alınmalıdır. [1, m.80, 89]
Sınır dışı kararında m.53 uyarınca, kişinin rızası saklı kalmak üzere dava açma süresi içinde ve süresinde dava açıldığında yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı işlemi uygulanmaz. Dava açıldığının kararı veren makama bildirilmesi gerekir. Kanundaki mahkemenin on beş günlük karar süresi, güncel düzenlemede dosyanın tekemmülü ve ilgili usul aşamalarının tamamlanmasıyla bağlantılıdır; bunu her durumda dava açıldığı günden başlayan bir süre gibi anlatmak doğru değildir.
Kendiliğinden durma sonucu bulunmayan idari işlemlerde, İYUK m.27 koşulları varsa yürütmenin durdurulması istenebilir. İşlemin açık hukuka aykırılığı ile uygulanması hâlinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zarar birlikte açıklanmalıdır. Çocuğun eğitimden uzaklaşması, ağır tedavinin kesilmesi veya aileye erişimin engellenmesi soyut ifadelerle bırakılmamalı; kayıt ve raporlarla gösterilmelidir. Tedbir talebi de tek başına kabul kararı yerine geçmez. [12]
İdari gözetim ve tazminat için doğru yol seçilmelidir
Kişi yalnız uluslararası korumaya başvurduğu için idari gözetim altına alınamaz. YUKK m.68’de başvuru sahibinin gözetimi istisnai ve kişisel değerlendirmeye bağlıdır; otuz günü geçemez. Sınır dışı sürecindeki m.57 gözetimi ise farklıdır: Kural olarak altı ayı aşamaz; kişinin iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ve belge vermemesi nedeniyle işlemler tamamlanamıyorsa en fazla altı ay daha uzatılabilir. Gözetimin devamındaki gereklilik her ay değerlendirilir; gerekirse otuz gün beklenmeden inceleme yapılır. [1]
M.57/A’daki belirli adreste kalma, bildirim veya diğer alternatifler de dikkate alınır; alternatif yükümlülüklerin toplam süresi yirmi dört ayı aşamaz. Sulh ceza hâkimliğine başvuru gözetimi kendiliğinden durdurmaz; şartların değişmesi hâlinde yeniden başvuru mümkündür. Avukata, yakınlara ve gerekli sağlık hizmetine erişim ile çocukların durumuna ilişkin güvenceler korunmalıdır. Gözetim kararının iptali ile sınır dışı kararının iptali yine farklı taleplerdir.
AYM Genel Kurulunun İbrahim Muhammed Ali kararı, devam eden idari gözetimde tutulma koşulları hakkında ihlali önleyebilecek etkili başvuru yolunu ele alır. Kötü muamele yasağıyla bağlantılı etkili başvuru hakkı yönünden ihlal sonucunu, karardaki bütün şikâyetlerin kabul edildiği biçiminde genişletmemek gerekir; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden ihlal bulunmamıştır. Karar, tutulmanın hukuki sebebiyle tutulma koşullarının ayrı değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. [15]
Uyuşmazlık Mahkemesinin 16.02.2026 tarihli E.2026/12, K.2026/85 kararı, hukuka aykırı idari gözetim iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat talebinin adli yargıda görülmesi gerektiğini belirlemiştir. Bu karar bütün göç işlemlerinin zararlarını adli yargıya taşıyan genel bir kural değildir; idari gözetim kararına dayanan talebin niteliğine ilişkindir. Devam eden gözetimin sona erdirilmesi, kötü koşulların giderilmesi ve geçmiş zararların tazmini aynı hukuki yol gibi ele alınmamalıdır. [16]
AYM bireysel başvurusu veya AİHM başvurusu olağan kanun yolunun yerine kullanılan ilk seçenek değildir. Etkili iç hukuk yolları, nihai karar, başvuru süresi ve gerekiyorsa acil tedbir koşulları ayrıca değerlendirilmelidir. Başvuru yapılması tek başına sınır dışını veya gözetimi otomatik durdurmaz; ilgili kanuni güvence veya yetkili merciin tedbir kararı aranır.
Sınır dışı işlemine odaklanan ek açıklamalar için Sınır Dışı Edilme ve Deport Kararı yazısı da incelenebilir. Bu rehberdeki statü, günlük haklar ve yükümlülükler, sınır dışı davasından bağımsız olarak izlenmelidir.
Gözetime itiraz için idari gözetim kararına itiraz, merkezdeki yakınlara ilişkin ilk başvurular için Geri Gönderme Merkezinde Yakınım Var yazımıza bakılabilir.
Bildirim yükümlülükleri ve ihlalin sonuçları
Hangi değişiklik ne zaman bildirilmelidir
Hakların kullanılabilmesi için idarenin kişiye ulaşabilmesi ve güncel bilgileri bilmesi gerekir. Ancak her bildirim aynı süreye tabi değildir. Otuz gün ile yirmi iş günü birbirinin yerine kullanılamaz. Statüye göre hangi bilginin istendiği ve bildirimin hangi makama yapılacağı belirlenmelidir. [1, m.90; 2, m.33]
| Değişiklik veya yükümlülük | Uluslararası koruma başvuru ve statü sahibi | Geçici korunan |
|---|---|---|
| Çalışma durumundaki güncel bilgi | 30 gün içinde bildirim | 30 gün içinde bildirim |
| Gelir ve malvarlığı | Gelir, taşınır ve taşınmazlar için 30 gün | Gelir ve taşınmazlar için 30 gün; ilgili programların ek bildirimleri saklı |
| Adres, kimlik ve medeni hâl | 20 iş günü içinde bildirim | 20 iş günü içinde bildirim; doğum ve ölüm gibi aile değişiklikleri de kapsamda |
| Belirlenen yerde kalma ve düzenli bildirim | Kişiye uygulanan karar ve usule göre | Kişiye uygulanan karar ve usule göre |
| Haksız hizmet veya yardımdan yararlanma | Tam veya kısmi geri ödeme gündeme gelebilir. | Haksız yararlanılan bedeller geri istenebilir. |
Bildirim sadece randevu almakla tamamlanmış sayılmayabilir. Yapılan işlemin teslim kaydı, tarihli dilekçe örneği veya resmî elektronik başvuru kaydı saklanmalıdır. Portal arızası veya randevuya erişememe yaşanıyorsa bunun tarihleri ve başvuru girişimleri belgelenmeli; yetkili birime gecikmeden bildirilmelidir. Bir kuruma bildirilen adresin bütün kurumlarda kendiliğinden güncellendiği varsayılmamalıdır.
İmza veya mülakat yükümlülüğünün ihlali
YUKK m.77’de, mazeretsiz olarak mülakata üç defa üst üste gelmeme veya bildirim yükümlülüğünü üç defa üst üste yerine getirmeme gibi hâller, başvurunun geri çekilmiş sayılmasına yol açabilir. Belirlenen ikamet yerini izinsiz terk etme ve ikamet yerine gitmeme gibi diğer sebepler ayrı düzenlenmiştir. Bu yüzden “her ihlalde önce üç kez beklenir” biçiminde bir güvence yoktur. [1]
Mazeretin bildirilmesi ve belgelendirilmesi belirleyicidir. Hastanede yatış, ciddi ulaşım engeli veya usulüne uygun yapılmayan bildirim, somut olayda değerlendirmeyi değiştirebilir. İdare kişinin çağrıdan haberdar olduğunu ve mazeretsiz davranışını ileri sürebilir; başvurucu ise tebligat, sağlık, ulaşım ve iletişim kayıtlarıyla durumunu açıklamalıdır. Mazeret bulunması, idarenin bunu kendiliğinden bileceği anlamına gelmez.
Başvurunun geri çekilmiş sayılması başvuru sahibine ilişkin bir işlemdir; statü sahibinin her yükümlülük ihlalinde aynı adla işlem yapılacağı düşünülemez. Statü iptali, sona erme, hakların sınırlandırılması veya idari yaptırımın her biri kendi koşullarına dayanmalıdır. YUKK m.90’daki hak sınırlaması bireysel değerlendirme ve yazılı tebliğ gerektirir; eğitim ve temel sağlık istisnası korunur. Geçici korumada m.35’in uyarı ve hizmet sınırlaması düzeni ayrıca uygulanır.
Bilgi verme yükümlülüğü sınırsız yetki anlamına gelmez
Kimliğin ve koruma ihtiyacının belirlenmesi için doğru bilgi verilmeli, eldeki belgeler sunulmalı ve açıklanamayan tutarsızlıklar giderilmelidir. İdare de talebinin yasal dayanağını ve sonuçlarını açıklamalıdır. YUKK m.97’de öngörülen davet üzerine bilgi alma usulünde, zorla getirilen kişinin tutulabileceği süre dört saatle sınırlıdır; bu usul ayrı bir idari gözetim kararının yerine geçirilemez. [1]
Her idari hata suç değildir; her yükümlülük ihlali de otomatik sınır dışı sonucu doğurmaz. Buna karşılık sahte belge, kimlik veya çalışma durumuyla ilgili hukuka aykırılıklar farklı idari ve cezai sonuçlara yol açabilir. İşlemin dayandığı hüküm ile kişinin somut davranışı eşleştirilmeli, savunma ve başvuru hakkı korunmalıdır.
Korumanın sona ermesi gönüllü dönüş ve üçüncü ülkeye yerleştirme
Uluslararası korumanın sona ermesi ile statünün iptali farklıdır. Sona erme, koruma ihtiyacının veya kanunda sayılan hukuki koşulların değişmesine; iptal ise statünün kazanılmasında belirleyici yanlış bilgi, aldatma veya kapsam dışında bırakılmayı gerektiren nedenler gibi durumlara dayanabilir. YUKK m.85–86’daki şartlar kişisel olarak değerlendirilmelidir. Ülke koşullarındaki herhangi bir değişiklik, bütün kişilerin aynı gün güvenle dönebileceğini kanıtlamaz. [1]
Geçici korumanın genel olarak sonlandırılması ile belirli kişinin kapsamdan çıkması da ayrıdır. Yönetmeliğin genel sona erme ve bireysel sona erme hükümleri farklı karar ve sonuçlar içerir. Kişinin kimlik kaydındaki durum öğrenilmeli; kararın gerekçesi, tebliği, hizmetlere etkisi ve geri gönderilmeme güvencesi birlikte değerlendirilmelidir. [2, m.11–13]
Gönüllü dönüş, bilgilendirilmiş ve serbest iradeye dayanmalıdır. İmzalanan belgenin içeriğinin anlaşılması, aile bireylerinin durumunun değerlendirilmesi ve dönüşün hukuki sonuçlarının bilinmesi önemlidir. Türkçe bilmeyen kişiye formun yalnız imzalatılması, serbest iradenin güvenilir biçimde ortaya konulması sorununu çözmez. Gözetim altında bulunma, sağlık durumu veya aileden ayrılma baskısı gibi olgular ayrıca incelenmelidir. [1, m.87; 2, m.42]
Üçüncü ülkeye yeniden yerleştirme ise her başvuru sahibinin talep ettiğinde elde edeceği bir hak veya belirli sürede sonuçlanacağı garanti edilen işlem değildir. Değerlendirme, koruma ihtiyaçları ve kabul edecek ülkenin kararlarıyla bağlantılıdır. UNHCR işlemleri için ödeme yaparak sıra veya sonuç satın alınabileceği iddiasına güvenilmemelidir. Türkiye’deki eğitim, sağlık ve bildirim işlemleri, gelecekte yerleştirme olabileceği düşüncesiyle ihmal edilmemelidir. [17]
Hak kaybını önlemek için belge ve işlem planı
Aynı dosyada birbirini destekleyen kayıtlar tutulmalıdır
Hukuki yardımın verimli olması, yalnız çok sayıda belge sunulmasına bağlı değildir. Belgelerin hangi iddiayı desteklediği ve hangi işleme ait olduğu açık olmalıdır. Aşağıdaki ayrım, eksikliği tespit etmeyi kolaylaştırır.
| İhtiyaç veya uyuşmazlık | Öncelikle hazırlanacak kayıtlar | Açıklanacak temel soru |
|---|---|---|
| Statü ve kimlik | Başvuru kaydı, kimlik, yenileme veya iptal işlemi | Hangi statü hangi tarihte yürürlükteydi? |
| Dava ve süre | Kararın tamamı, tebliğ belgesi, tercüman kaydı, önceki başvurular | Hangi karara hangi süre içinde başvurulacak? |
| Sağlık | Güncel rapor, sigorta sonucu, hizmet ret kaydı, ödeme belgeleri | Sorun tıbbi ihtiyaç mı, kayıt mı, finansman mı? |
| Eğitim | Kimlik, adres, önceki öğrenim belgesi, kayıt talebi ve cevap | Kayıt veya devam hangi gerekçeyle aksıyor? |
| Aile birliği | Evlilik, doğum, velayet, bağımlılık ve birlikte yaşam belgeleri | Kimin hangi aile bağı ve özel ihtiyacı var? |
| Çalışma | İş sözleşmesi, izin başvurusu veya kararı, ücret ve SGK kayıtları | İzin, kalış ve işçilik haklarından hangisi tartışılıyor? |
| Bildirim veya imza | Davet, imza çizelgesi, teslim kaydı ve mazeret belgesi | Bildirim zamanında ve usulüne uygun yapıldı mı? |
Orijinal belgeler korunmalı; güvenli kopyaları tarih ve belge türüne göre ayrılmalıdır. Çeviride isim, doğum tarihi, karar tarihi ve numaraların tutarlılığı kontrol edilmelidir. Belgenin bulunamaması hâlinde neden bulunamadığı ve alternatif doğrulama imkânı açıklanmalıdır. Gerçek olmayan belge veya anlatım oluşturulması, koruma dosyasının güvenilirliğini zedeler.
Birden çok sorun varsa öncelik acil hak kaybına göre belirlenir
Önce sınır dışı riski, özgürlükten yoksun bırakma, acil sağlık veya çocuğun güvenliği gibi geri döndürülemeyecek zarar ihtimalleri ele alınmalıdır. Ardından her kararın tebliğ tarihi ve süresi ayrı takvime yazılır. Kimlik, adres, okul ve sigorta kayıtlarının düzeltilmesi eş zamanlı yürütülebilir; bir kurumdan yanıt beklemek diğer karar için sürenin geçtiği gerçeğini ortadan kaldırmaz.
Varsayımsal örnek: Bir ailenin geçici koruma kimliği iptal edilmiş, çocuk okulda kayıt sorunu yaşamış ve babaya ayrıca sınır dışı kararı tebliğ edilmiş olsun. Kimlik işlemiyle ilgili başvuru, babanın sınır dışı kararına karşı yedi günlük dava süresini takip etme gereğini ortadan kaldırmaz. Okul sorununun çözümü için millî eğitim makamına yapılacak başvuru da dava yerine geçmez. Her aile bireyinin kararı, statüsü ve ihtiyacı ayrı kaydedilmelidir.
Olumlu karar sonrasında süreç bitmiş sayılmamalıdır. Mahkeme kararının ilgili idareye ulaşması, kimlik ve hizmet kayıtlarının buna uygun düzeltilmesi ve kişinin fiilen hizmete erişebilmesi izlenmelidir. İptal kararı her zaman mahkemenin doğrudan statü verdiği anlamına gelmez; idarenin kararın gerekçesine uygun yeni işlem yapması gerekebilir. İYUK m.28 çerçevesinde yargı kararının gereklerinin yerine getirilmesi ve varsa devam eden zarar ayrıca değerlendirilir. [12]
Uluslararası yaklaşım Türkiye’deki değerlendirmeye ne katar
Koruma, kişinin yalnız gönderilmemesiyle sınırlı değildir; gündelik yaşamını sürdürebilmesi, çocuğunun eğitime erişmesi ve hukuki süreci anlayabilmesi de önem taşır. Baran Çelik’in çalışmasındaki hak ve yükümlülük yaklaşımı, bu bütünlüğü Türk hukukunun sistematiği içinde tartışmaya açar. Bununla birlikte 2015 tarihli çerçeve, daha sonra değişen sigorta, çalışma ve usul hükümleriyle güncellenerek kullanılmalıdır. [3]
Avrupa Birliği’nin 2026’da uygulanmaya başlayan yeni kabul koşulları çerçevesinde de barınma, sağlık, eğitim, iş piyasasına erişim ve özel ihtiyaçların erken belirlenmesi birlikte ele alınır. Avrupa Komisyonunun güncel açıklaması; çocukların eğitimi, temel ihtiyaçlar, orantılı sınırlamalar ve gözetimin son çare olması üzerinde durur. Bu düzenlemeler Türkiye’de doğrudan uygulanacak Türk mevzuatı değildir. Karşılaştırmanın yararı, bir kimlik belgesinin verilmesi ile haklara fiilen ulaşılması arasındaki farkı görünür kılmasıdır. Türk hukukunda somut sonuç, uygulanabilir ulusal hükümler ve Türkiye’nin taraf olduğu insan hakları sözleşmeleri üzerinden kurulmalıdır. [18]
YUKK m.96’daki uyum yaklaşımı da kişinin hak ve yükümlülüklerini tanımasını ve toplumsal yaşamla karşılıklı ilişki kurmasını hedefler. Dil, eğitim ve danışmanlık faaliyetleri bu bakımdan değerlidir. Uyum programına katılım, kalıcı ikamet veya vatandaşlık taahhüdü olarak sunulmamalıdır. Hakların anlaşılması, yükümlülüklerin yerine getirilebilmesinin de koşuludur. [1]
Sonuç
Uluslararası koruma ve geçici koruma, birbirinden farklı statü ve usuller içinde insanın güvenliğini, onurunu ve gündelik yaşamını ilgilendirir. Hukuki korumanın etkili olabilmesi için yalnız kimlik belgesi düzenlenmesi yeterli değildir; belgenin hangi hakları sağladığı, hizmetlere erişimin hangi koşullara bağlı olduğu ve hangi yükümlülüklerin ne zaman yerine getirileceği anlaşılmalıdır.
Sağlıkta sigorta süresi ve 2026 katılım payı düzenlemesi, çalışmada statüye göre değişen izin koşulları, eğitimde çocuğun devamlılığı ve aile birliğinde bireysel ihtiyaçlar aynı ailenin yaşamında birbirine bağlanır. Bu bağlantı, her konuda tek bir hukuki yol bulunduğu anlamına gelmez. Koruma, sınır dışı ve idari gözetim kararlarının ayrı incelenmesi; sürelerin doğru hesaplanması ve belgelerin ilgili talebi desteklemesi gerekir.
Haklarını kullanmak isteyen kişi için en yararlı başlangıç, güncel statüsünü doğrulamak, karar ve tebliğlerini toplamak, özel ihtiyaçlarını belgelemek ve başvuru seçeneklerini gecikmeden değerlendirmektir. İdarenin görevi ise bireysel koşulları gözeten, anlaşılabilir ve denetlenebilir işlemler kurmaktır. Koruma, bir çocuğun okuluna devam edebilmesi, hastanın tedavisinin koşullarını öğrenebilmesi ve ailenin geleceği hakkında hukuken savunulabilir kararlar alabilmesi ölçüsünde gerçek anlamını bulur.
Bu metin genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir. Somut dosyada uygulanacak yol; statüye, kararın türüne, tebliğe, olay tarihine ve kişisel koşullara göre belirlenir.
İlgili yazılar: İnsan Ticareti Mağduru İkamet İzni ve Koruma; Vatansız Kişi Kimlik Belgesi ve Türkiye’de Haklar.
Sıkça Sorulan Sorular
Uluslararası koruma ve geçici koruma aynı mıdır
Hayır. Mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma bireysel uluslararası koruma statüleridir. Geçici koruma ayrı bir kitlesel koruma rejimidir. Kimlik, çalışma, sağlık ve başvuru sonuçları aynı değildir. Statü ayrımına bakınız.
Uluslararası koruma kimliği ikamet izni yerine geçer mi
Geçerli uluslararası koruma başvuru ve statü sahibi kimlikleri ikamet izni yerine geçer. Geçici koruma kimliği Türkiye’de kalış sağlar; ikamet izni veya onun yerine geçen belge sayılmaz. Kimlik ve kalış bölümüne bakınız.
Koruma kimliği olan herkes çalışma izni olmadan çalışabilir mi
Hayır. Mülteci ve ikincil koruma kimliği çalışma izni yerine de geçer. Başvuru sahibi, şartlı mülteci ve geçici korunan için ayrıca izin veya uygulanabilir muafiyet usulü vardır. Yabancılara kapalı meslekler saklıdır. Çalışma bölümüne bakınız.
Altı ay dolunca çalışmaya doğrudan başlanabilir mi
Hayır. İlgili gruplarda altı ayın dolması çalışma iznine başvurma koşuludur. Uluslararası korumada başvuru tarihi, geçici korumada kayıt tarihi esas alınır. İzin ya da muafiyet işlemi tamamlanmadan sürenin dolması tek başına yeterli değildir. İzin koşullarına bakınız.
Uluslararası korumada sağlık sigortası süresiz midir
Hayır. Başka güvencesi ve ödeme gücü olmayanlar için kural, başvuru kaydından itibaren bir yıldır. Özel ihtiyaç sahipleri ve Bakanlıkça devamı uygun görülenler bakımından istisna vardır. Olumsuz idari kararın etkisi ayrıca değerlendirilir. Sağlık bölümüne bakınız.
Geçici korumada ödenen sağlık katılım payı geri alınabilir mi
Ödeme gücü bulunmadığı yetkili değerlendirmeyle tespit edilenlerin ödediği katılım payları, talepleri üzerine sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfınca geri ödenebilir. Ödeme belgesi ve tespit işlemi önemlidir; bütün ödemeler kendiliğinden iade edilmez. 2026 düzenlemesine bakınız.
Koruma başvurusu sonuçlanmadan çocuk okula gidebilir mi
Evet. Başvuru aşaması ilk ve ortaöğretim hakkını ortadan kaldırmaz. Kimlik, adres ve varsa önceki öğrenim belgeleriyle okul veya il/ilçe millî eğitim müdürlüğüne başvurulur; kayıt uyuşmazlığı ayrıca çözülmelidir. Okul kaydına bakınız.
Başka bir ile taşınmak için yalnız adres değişikliği yeterli mi
Her zaman yeterli değildir. Kişiye uygulanan ikamet ili, bildirim ve izin koşulları kontrol edilmelidir. İl nakli veya seyahat izniyle adres bildirimi farklı işlemler olabilir. Aile, sağlık, eğitim veya iş gerekçeleri belgelenmelidir. Yerleşim bölümüne bakınız.
İmza yükümlülüğünün bir kez kaçırılması otomatik iptal sebebi midir
Her durumda otomatik iptal sonucu doğmaz. Başvuru sahiplerinde mazeretsiz üç ardışık bildirim ihlali ayrı bir geri çekilmiş sayılma sebebidir; izinsiz ikamet yerini terk etme gibi diğer sebepler farklıdır. Mazeret gecikmeden bildirilmelidir. İmza ve mülakat bölümüne bakınız.
Koruma kararı için açılan dava sınır dışı kararını da kapsar mı
Kendiliğinden kapsamaz. Ayrı sınır dışı kararına karşı tebliğden itibaren yedi günlük dava süresi ayrıca takip edilmelidir. Dava açıldığının kararı veren makama bildirilmesi gerekir. Başvuru yollarına bakınız.
Geçici koruma iptalinde dava süresi otuz gün mü altmış gün mü
Açık iptal işlemi için kural olarak otuz günlük özel süre uygulanır. Statü veya kimlik verilmesi talebinin zımnen reddinde, Danıştay İDDK’nin 2025 tarihli kararı genel altmış günlük süreyi esas alır. Tebligat ve zımni ret aşaması ayrıca hesaplanır. Süreler bölümüne bakınız.
Avukat tutacak gücü olmayan kişi ne yapabilir
İlgili baronun adli yardım birimine, işlem ve ekonomik durumunu açıklayarak başvurabilir. Mahkeme giderleri için adli yardım talebi ayrıca gerekebilir. Adli yardım başvurusunun dava süresini kendiliğinden durdurduğu varsayılmamalıdır. Adli yardıma bakınız.
İdari gözetime karşı başvuru süresi beş gün müdür
YUKK’taki beş gün, sulh ceza hâkiminin incelemeyi sonuçlandırması için öngörülmüştür; kişinin başvurusu için beş günlük hak düşürücü süre olarak okunmaz. Başvuru gözetimi kendiliğinden durdurmaz; değişen koşullarla yeniden başvuru mümkündür. İdari gözetime bakınız.
Koruma kimliği aile birleşimini veya vatandaşlığı garanti eder mi
Hayır. Aile ikamet izni ve geçici korumada aile birleşimi ayrı şartlara bağlıdır. Koruma belgesi otomatik vatandaşlık sağlamaz; geçici koruma kimliği vatandaşlığa başvuru hakkı da vermez. Aile birliği ve kalışın sonuçları bölümlerine bakınız.
Kaynakça
[1] 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, özellikle m.3–4, 8, 34–37, 42, 46, 53–59, 61–97. Güncel mevzuat metni.
[2] Geçici Koruma Yönetmeliği, 13.10.2014 tarihli ve 2014/6883 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı; RG 22.10.2014, sayı 29153. Özellikle m.7, 11–16, 22–35, 42–49, 53 ve geçici m.1. Sağlık hükümlerinde 10658 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılan değişiklik: RG 28.11.2025, sayı 33091; yürürlük 01.01.2026. Konsolide yönetmelik.
[3] Baran Çelik, Neşe. “Türk Hukukunda Uluslararası Koruma Başvurusunda Bulunan veya Uluslararası Korumadan Yararlanan Yabancıların Hak ve Yükümlülükleri.” İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 6(3), 2015, s.67–148. DOI: 10.21492/inuhfd.239917. Makale ve künye; açık erişimli tam metin.
[4] Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü. “Uluslararası Koruma Sağlanan Yabancılar”; “Çalışma İzni Sıkça Sorulan Sorular.” 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ve ilgili çalışma düzenlemelerine ilişkin kurumsal açıklamalar. Statüye göre çalışma; çalışma izni açıklamaları.
[5] Geçici Koruma Sağlanan Yabancıların Çalışma İzinlerine Dair Yönetmelik, 11.01.2016 tarihli ve 2016/8375 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı; RG 15.01.2016, sayı 29594. Ayrıca ÇSGB’nin geçici koruma ve çalışma izni açıklamaları. Resmî mevzuat dizini; ÇSGB çalışma izni bilgi sistemi.
[6] AİHM, Jabari/Türkiye, B. No.40035/98, 11.07.2000, kesinleşme 11.10.2000, özellikle §§39–50. Kararın tam metni.
[7] UNHCR Türkiye. “Education FAQs.” Eğitim hakkı, kayıt belgeleri ve yükseköğretime ilişkin rehber. Rehber.
[8] Göç İdaresi. “On General Health Insurance of the Foreigners Who Are the Beneficiaries of International Protection”, 11.02.2020. Kurumsal açıklama.
[9] Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik, RG 17.03.2016, sayı 29656; özellikle bilgilendirme ve tercümanlık hükümleri. Mevzuat metni.
[10] Anayasa Mahkemesi, Yusuf Ahmed Abdelazım Elsayad, B. No.2016/5604, 24.05.2018. Karar.
[11] UNHCR Türkiye. “Adli Yardım.” Başvuru rehberi.
[12] 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, özellikle m.7–13, 27–28. Güncel mevzuat metni.
[13] Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 14.05.2025, E.2025/13, K.2025/34. Geçici koruma statüsü veya kimliğinin iptalinde dava süresine ilişkin aykırılığın giderilmesi kararı. Kararın tam metni.
[14] Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 14.05.2025, E.2025/12, K.2025/35. Geçici koruma statüsü veya kimliği talebinin zımnen reddinde dava süresine ilişkin aykırılığın giderilmesi kararı. Kararın tam metni.
[15] Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, İbrahim Muhammed Ali, B. No.2025/10406, 08.07.2025. Karar.
[16] Uyuşmazlık Mahkemesi, 16.02.2026, E.2026/12, K.2026/85. İdari gözetim nedeniyle tazminat isteminde yargı yolu. Kararın tam metni.
[17] UNHCR Türkiye. “Üçüncü Ülkeye Yerleştirme.” Bilgilendirme.
[18] European Commission, Directorate-General for Migration and Home Affairs. “Reception Conditions”, 30.06.2026. AB kabul koşullarına ilişkin açıklama.
Mevzuat ve çevrim içi kaynaklar için inceleme tarihi: 10.10.2026.