İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Nafaka Davaları

Nafaka Borcundan Kaçmak İçin Mal Devri: Tasarrufun İptali, Muvazaa ve Tahsil Yolları

İki el arasında devredilen ev modeliyle nafaka borçlusunun mal devri
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 9 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Nafaka borçlusunun mal devrinde tasarrufun iptali, muvazaa, aciz belgesi, dava süreleri ve 2025 değişen karineler kararlarla açıklanıyor.

Nafaka borçlusunun taşınmazını, aracını veya başka bir değerini devretmesi, alacaklının her durumda çaresiz kaldığı anlamına gelmez. İşlemin niteliğine göre İcra ve İflas Kanunu m.277 ve devamındaki tasarrufun iptali veya Türk Borçlar Kanunu m.19’a dayalı muvazaa yolu değerlendirilebilir. İki yolun amacı tahsili korumak olsa da işlem, ispat ve dava koşulları farklıdır. [1, 2]

Doğru başlangıç sorusu “tapu nasıl geri alınır?” değil, nafaka alacağının hangi işlem nedeniyle tahsil edilemediği ve bu işleme hangi hukuki nedenle karşı çıkıldığıdır. Çoğu olayda hedef, malın mülkiyetini nafaka alacaklısına geçirmek değil, alacakla sınırlı haciz ve satış yetkisi elde etmektir. Bu rehber 14 Ekim 2026 tarihindeki mevzuat üzerinden iki yolu ayırır. [1, 3, 4]

Her mal devri nafakadan kaçırma sayılır mı?

Borçlunun malını satması tek başına işlemi geçersiz kılmaz. Gerçek bedelle yapılan, bedeli borçlunun malvarlığında kalan ve alacaklının tahsil imkânını ortadan kaldırmayan bir işlem ile görünürde satış farklıdır. Devir tarihi, bedelin fiilen ödenmesi, alıcının ekonomik gücü ve malın kullanımının kimde kaldığı birlikte incelenir. [1–4]

Örneğin tapuda satış yapılmasına rağmen kira gelirini eski malik almaya devam ediyorsa, bedel ödemesinin banka izi yoksa ve alıcı yakın kişi ise bunlar birlikte anlam taşıyabilir. Ancak yakınlık veya düşük tapu bedeli tek başına bütün hukuki koşulları karşılamaz. Gerçek değer, ödeme açıklaması ve tarafların ilişkisi somut dosyada araştırılmalıdır. [1, 3]

Tasarrufun iptali ile muvazaa arasındaki fark nedir?

İİK m.277 kapsamında tasarrufun iptali

Bu davada taraflar arasında geçerli olan bir işlem, kanundaki koşullar nedeniyle alacaklıya karşı etkisiz hâle getirilir. Alacaklı, iptale konu mal üzerinden cebri icra imkânını korumayı amaçlar. İcra takibi, alacağın gerçekliği, aciz durumu ve işlemin iptal sebeplerinden birine girmesi birlikte incelenir. İflasa ilişkin özel durumlar ayrıca değerlendirilir. [1]

TBK m.19 kapsamında muvazaa

Muvazaada görünürdeki işlem ile tarafların gerçek ve ortak iradesi arasında uyumsuzluk bulunur. Alacaklı, bu danışıklı işlemle tahsil hakkının zarar gördüğünü ileri sürer. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 16 Ekim 2018 tarihli E.2018/5102, K.2018/9156 sayılı kararında bu ayrım açıklanmış; muvazaaya dayalı davada icra takibi ve aciz belgesinin İİK iptal davasındaki gibi ön koşul olmadığı belirtilmiştir. [2, 4]

Bu durum, ortada alacak bulunmadan veya danışıklılık ortaya konulmadan dava kazanılabileceği anlamına gelmez. Hakkın zarar gördüğü ve tahsille bağlantı yine açıklanmalıdır. Dava dilekçesindeki olayları taraflar, hukuki nitelendirmeyi mahkeme belirler; ancak hâkimin hukuku uygulama görevi eksik vakıa ve belirsiz talep sonucunu kendiliğinden tamamlamaz. [4, 6]

KonuTasarrufun iptaliMuvazaa nedeniyle talep
DayanakİİK m.277–284TBK m.19
İşlemin niteliğiEsasen geçerli işlemGörünürdeki irade ile gerçek irade farklılığı
Takip ve acizİlgili dava koşulları incelenirAynı biçimde zorunlu ön koşul değildir
İspatın odağıKanuni iptal sebepleri ve koşullarıDanışıklı işlem ve alacağın zarar görmesi
Tipik sonuçAlacakla sınırlı cebri icra yetkisiTahsil amacı varsa İİK m.283’ün kıyasen uygulanması

Nafaka alacağının doğum tarihi neden önemlidir?

İİK’ye dayalı iptal incelemesinde alacağın tasarruftan önce doğmuş olması temel değerlendirme konularındandır. Nafaka dosyasında dava açma tarihi, ara karar tarihi, boşanmanın kesinleşmesi ve her taksidin vadesi farklı olaylardır. Borç ilişkisinin doğumu ile taksidin muaccel olması birbirine karıştırılmamalıdır. “Nafaka kararından önce yapılan bütün satışlar korunur” veya “evlilik içindeki bütün satışlar iptal edilir” şeklinde genel sonuç kurulamaz. [1, 3–5]

Boşanma davasıyla bağlantılı birden çok alacak bulunuyorsa nafaka, tazminat ve mal rejimi alacağı için dayanak ve tarihler ayrı yazılmalıdır. Bir alacak bakımından yapılan değerlendirme diğerine otomatik taşınmaz. Alacağın varlığı henüz ayrı davada inceleniyorsa o davanın sonucu ve gerektiğinde kesinleşmesi eldeki uyuşmazlıkta önem taşıyabilir. [3, 4]

Uygulamada hazırlanacak kronoloji; nafaka talebi, hükmün başlangıç tarihi, devir, takip, haciz ve aciz belgesi tarihlerini aynı çizelgede göstermelidir. Geçmişte doğan borç ile gelecekteki çocuk nafakasının korunması farklı ihtiyaçlardır; gelecekteki risk yönünden TMK m.334 güvencesi ayrıca değerlendirilebilir. [1, 7]

Yakına yapılan satışta 2025 değişikliği ne getirdi?

İİK m.278, 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir. Güncel metin; alışılmış hediyeler dışındaki bağışlama ve ivazsız tasarruflar için geçici veya kesin aciz belgesi, bu nitelikteki haciz tutanağı ya da iflasın açılması tarihinden önceki bir yıllık dönemi esas alır. Eski metindeki iki yıllık süre, güncel düzenleme diye tekrarlanmamalıdır. [1]

Yeni metinde altsoy, üstsoy, üçüncü derece dâhil kan ve kayın hısımları, evlat edinen ile evlatlık, ortak konutta yaşayanlar ve belirli şartla eski eş dâhil sayılan kişiler arasındaki tasarruflar bakımından karine düzenlenmiştir. İşlemin gerçek değerine uygun ivazlı olduğu ispatlanabilir. Bu nedenle “akrabaya her satış kesin olarak bağıştır” ifadesi güncel kuralı doğru anlatmaz. [1]

Pek düşük bedelli sözleşmeler ile ömür boyu gelir, intifa ve ölünceye kadar bakma sözleşmelerine ilişkin karineler de kendi koşullarıyla düzenlenmiştir. İşlem ve dava tarihinin geçmiş olması hâlinde yürürlük ve zaman bakımından uygulama ayrıca incelenmelidir; 2026 metni önceki bütün tasarruflara gerekçesiz biçimde uygulanmamalıdır. [1]

Zarar verme kastına dayalı iptal

İİK m.280’de borçlunun malvarlığının borçlarına yetmemesi, zarar verme kastı ve karşı tarafın bunu bilmesi veya bilmesini gerektiren açık emareler önemlidir. Aynı maddede işlemin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl içinde takipte bulunulmasına ilişkin koşul vardır. Bu hüküm, m.284’teki dava süresiyle aynı şey değildir. Bir sebebin koşullarının bulunmaması, başka sebebin araştırılmasını gereksiz kılmaz. [1]

İcra takibi ve aciz belgesi nasıl değerlendirilir?

Tasarrufun iptali davasında icra dosyasının yalnız numarası yeterli değildir. Takibin kesinleşmesi, tahsil edilemeyen tutar, haciz işlemleri ve mevcut malların borcu karşılayıp karşılamadığı incelenir. Aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağı ile sıradan bir sorgu ekranı aynı değildir. Borçluya kayıtlı mal bulunması da tek başına ödeme gücünü kanıtlamaz; malın değeri ve üzerindeki öncelikli yükler önemlidir. [1, 5]

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 6 Ekim 2020 tarihli E.2019/1787, K.2020/5094 sayılı kararında, nafaka ve diğer alacaklar için takip yapan kişinin davasında haciz tutanağı ile borçlu taşınmazları üzerindeki hacizler birlikte değerlendirilmiştir. Mahkemenin kabul kararı onanmıştır. Karar, aciz durumunun dosya kayıtlarıyla somutlaştırılmasına örnektir; bütün yakın devirlerinin otomatik iptal edileceği anlamına gelmez. [5]

Dava kime karşı ve nerede açılır?

İİK m.282 çerçevesinde borçlu ve işlemden yararlanan kişi başta olmak üzere taraf sıfatları belirlenir. Mal daha sonra başka kişiye devredilmişse sonraki alıcının durumu ve iyiniyet koruması incelenir. İlk devri alanın malı elden çıkarması, bazı koşullarda mal yerine değere yönelik talebi gündeme getirebilir. Üçüncü kişiden istenecek tutar, nafaka alacağından bağımsız sınırsız bir kazanç değildir. [1]

Salt nafaka alacağının korunması amacıyla açılan genel tasarrufun iptali veya TBK m.19 davasında kural olarak asliye hukuk mahkemesinin görevi değerlendirilir. Alacağın aile hukukundan doğması, bu davayı kendiliğinden aile mahkemesine veya icra hukuk mahkemesine götürmez. Aile konutu, mal rejimi veya başka özel hukuki nedene dayalı istem varsa görev değerlendirmesi buna göre değişebilir. Yetki de davanın ayni mi şahsi mi olduğu ve tarafların yerleşim yerleri üzerinden ayrıca belirlenir. [3, 4, 6]

Hangi süreler kaçırılmamalı?

İİK m.284 uyarınca iptal davası hakkı tasarruf tarihinden itibaren beş yıl geçmesiyle düşer. Borçlunun mal devrini geç öğrenmek, bu süreyi kendiliğinden öğrenme tarihinden yeniden başlatmaz. M.278’deki geriye doğru bir yıllık inceleme dönemi, m.280’deki takip koşulu ve m.284’teki hak düşürücü süre ayrı ayrı hesaplanmalıdır. [1]

Muvazaa iddiasında aynı beş yıllık sürenin otomatik uygulanacağı söylenemez. Ancak buradan “alacaklı sonsuza kadar her türlü tahsil talebini ileri sürebilir” sonucu çıkmaz. Korunan alacağın zamanaşımı, hukuki yarar ve talep türü ayrıca incelenir. [2, 4]

Tarih veya belgeNeden gerekli?Tipik hata
Alacağın dayanağı ve başlangıcıTasarrufla zaman ilişkisiKarar tarihi ile borç doğumunu özdeşleştirmek
Devir tarihi ve akit tablosuDava süresi ve işlem türüYalnız güncel tapu kaydıyla yetinmek
Aciz belgesi veya nitelikli haciz tutanağıİİK dava koşulları ve m.278 dönemiBütün haciz tutanaklarını aciz saymak
Takip ve kesinleşme kayıtlarıTahsil süreci ve m.280 koşuluDava ile takibin sürelerini karıştırmak
Bedelin ödeme izi ve gerçek değerKarine veya muvazaa incelemesiTapudaki rakamı tek başına yeterli görmek

Mal yeniden devredilmeden koruma istenebilir mi?

İİK m.281/2, iptale tabi tasarruf konusu mallar hakkında alacaklının istemiyle ihtiyati haciz imkânı düzenler. Teminatın gerekip gerekmediği ve miktarı mahkemece belirlenir. Elden çıkarılan mal yerine geçen değere ilişkin davada teminatsız ihtiyati haciz verilemeyeceği ayrıca düzenlenmiştir. [1]

TBK m.19 talebinde geçici korumanın türü ve dayanağı ayrıca gerekçelendirilmelidir. Bir hukuk yoluna ait şartlar diğerine açıklamasız taşınmamalıdır. Devir riski, belirli mal ve korunacak alacakla ilişkilendirilerek anlatılır; soyut “mal kaçırabilir” iddiası yerine mevcut işlem ve belgeler gösterilir. [1, 4, 6]

Davayı kazanmak tapuyu alacaklıya geçirir mi?

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 25 Ekim 2016 tarihli E.2014/18422, K.2016/9339 sayılı kararında, nafaka ve diğer aile hukuku alacaklarının tahsiline yönelik muvazaa iddiasında tapu iptali ve tescil yerine alacakla sınırlı haciz ve satış yetkisi verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Alacağın dayanağı olan dosyaların durumunun da araştırılması istenmiştir. [3]

Bu ayrım talep sonucunu doğrudan etkiler. Dava kabul edilse bile malın mülkiyeti otomatik olarak nafaka alacaklısına geçmez. Alacağın daha sonra ödenmesi, aynı alacağın yeniden tahsilini haklı kılmaz. Takip bakiyesi ile davada korunacak miktar sürekli uyumlu tutulmalıdır. [1, 3]

Sonuç

Nafakadan kaçmak amacıyla yapıldığı ileri sürülen devirlerde, işlem türü ve alacak kronolojisi belirlenmeden dava yolu seçilmemelidir. Güncel m.278 karineleri, takip ve aciz koşulları, TBK m.19’daki danışıklılık ve alacakla sınırlı talep sonucu birlikte değerlendirilmelidir. Başarılı hazırlığın temeli, olayları doğru belgelemek ve her hukuki yolun koşullarını ayrı ortaya koymaktır.

İlgili yazılar: Nafaka Kararına İstinaf ve Temyiz: Başvuru Süreleri, Kesinlik Sınırları ve İnceleme Kapsamı; Çocuk Nafakasının Güvence Altına Alınması: Teminat, Malvarlığının Korunması ve Geçici Önlemler; Soybağının Reddi ve Babalık Davalarında Nafaka: Geçici Ödeme, Kesinleşme ve Geçmiş Ödemeler; Nafaka İhlalinde Tazyik Hapsi: Şartlar, Tebligat, Şikâyet Süresi ve İtiraz.

Sıkça Sorulan Sorular

Eski eş malını kardeşine satarsa satış iptal edilir mi?

Yakınlık önemli olabilir; ancak dava koşulları ve ilgili kanuni karine birlikte incelenir. Güncel m.278’de gerçek değere uygun ivazın ispatı mümkündür. [1]

Nafaka kararı çıkmadan yapılan satışa dava açılamaz mı?

Kesin bir yasak yoktur. Alacağın doğumu, tasarruf tarihi ve seçilen hukuki yol ayrı değerlendirilir. [3, 4]

Tasarrufun iptali için muvazaa şart mı?

Hayır. İİK m.277 ve devamındaki dava, geçerli bazı tasarrufların alacaklıya karşı etkisizliğini sağlar. [1, 4]

Muvazaa davasında aciz belgesi gerekir mi?

TBK m.19’a dayalı talepte İİK iptal davasındaki gibi zorunlu ön koşul değildir. Alacak ve zarar bağlantısı yine gösterilmelidir. [4]

Beş yıllık süre mal devrini öğrenince mi başlar?

İİK m.284 bakımından başlangıç tasarruf tarihidir. Öğrenme tarihi kural olarak yeni süre başlatmaz. [1]

Bağışlamalarda inceleme dönemi iki yıl mı?

14 Ekim 2026’da yürürlükteki m.278 metni, maddede belirtilen aciz veya iflas tarihinden önceki bir yıllık dönemi düzenler. Geçmiş işlemler ayrıca değerlendirilir. [1]

Dava icra hukuk mahkemesinde mi açılır?

Genel tasarrufun iptali davası bir icra mahkemesi şikâyeti değildir. Kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevi değerlendirilir. [3–6]

Devredilen ev benim adıma tescil edilir mi?

Tahsil amaçlı davada tipik sonuç alacakla sınırlı haciz ve satış yetkisidir; alacaklı adına otomatik tescil değildir. [1, 3]

Mal ikinci kez satılırsa dava biter mi?

Sonraki alıcının durumu, iyiniyeti ve mal yerine değere yönelik talep koşulları incelenir. Sonuç yalnız ikinci satışa bakılarak belirlenmez. [1]

Gelecek çocuk nafakası için de koruma var mı?

TMK m.334 koşulları varsa gelecekteki nafaka için güvence veya başka önlemler değerlendirilebilir. Bu, geçmiş alacak için iptal davasından farklıdır. [7]

Kaynakça

  1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m.105, 143 ve 277–284; m.278’in 7571 sayılı Kanun ile değişen güncel metni.
  2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.19.
  3. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 25.10.2016, E.2014/18422, K.2016/9339.
  4. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 16.10.2018, E.2018/5102, K.2018/9156.
  5. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 06.10.2020, E.2019/1787, K.2020/5094.
  6. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.2, 6–7, 26, 33, 114, 165 ve 389.
  7. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.334.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları