Marinada bulunan yatın zarar görmesi, işletmenin her durumda sorumlu olduğu anlamına gelmez. Sorumluluk; marina sözleşmesinin kapsamı, güvenlik ve bakım yükümlülükleri, olayın nedeni ve zararla bağlantı üzerinden belirlenir. Öte yandan “tekne sahibinin riski” şeklindeki genel bir sözleşme kaydı da işletmenin kendi kusurundan doğan bütün sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Marina hangi hizmetleri üstlenmiştir?
Bir sözleşme yalnız bağlama yeri tahsisini içerebilir; başka bir sözleşme muhafaza, düzenli kontrol, elektrik, yangın tedbirleri, palamar veya çekek hizmetini de kapsayabilir. Bu nedenle sözleşmenin adı kadar sunulan hizmetler ve fiilî uygulama önemlidir. İşletmenin reklamlarında ve yazışmalarında taahhüt ettiği güvenlik hizmetleri de değerlendirmeye katılabilir. [1; 2]
Yat sahibinin anahtarı teslim etmesi, marinaya her türlü teknik bakım yetkisi verdiğini her zaman göstermez. Buna karşılık işletmenin tekneyi düzenli kontrol edeceğini yazılı olarak üstlenmesi, sadece yer tahsis eden işletmeden farklı bir özen ölçüsü doğurabilir. Personelin görev tanımları ve acil müdahale düzeni bu noktada önem taşır.
Tüketici amacıyla hizmet alan özel yat sahibi bakımından 6502 sayılı Kanun; ticari işletme ilişkilerinde ise ticaret ve borçlar hukuku hükümleri devreye girebilir. Teknenin pahalı olması, tek başına tüketici sıfatını ortadan kaldırmaz. [2]
Yangında sorumluluk nasıl araştırılır?
Yangının ilk çıktığı yer, yayılma nedeni ve müdahalenin yeterliliği ayrı sorulardır. Komşu tekneden çıkan yangında o teknenin sahibi veya işleteni sorumlu olabilir; ancak marina işletmesinin elektrik tesisatı, müdahale düzeni ya da riskli tekneleri yerleştirme biçimi de zararı artırmış olabilir.
İtfaiye ve kolluk tutanakları, elektrik bağlantıları, kamera kayıtları, bakım raporları ve personel çağrı saatleri birlikte incelenmelidir. “Yangın tekneden başladı” tespiti, marina açısından bütün sorumluluk incelemesini bitirmez. Tersine yangının marinanın içinde çıkması da işletmenin kusurunu kendiliğinden kanıtlamaz.
Olaydan sonra teknenin taşınması veya açıkta bırakılması ek hasar doğurmuşsa, ilk yangın ile sonraki muhafaza sürecindeki zararlar ayrılmalıdır. Farklı zararlara farklı kişiler veya sözleşmeler uygulanabilir. Tazminat hesabında hepsinin tek kalemde toplanması, gerçek sorumluluğu belirsizleştirir.
Fırtına her zaman mücbir sebep midir?
Şiddetli hava olayı, tek başına otomatik sorumsuzluk nedeni değildir. Mevsim, bölgenin bilinen özellikleri, önceden yapılan uyarılar, bağlama sisteminin kapasitesi, usturmaça ve halat düzeni ile işletmenin müdahale imkânı değerlendirilir.
Olağan fırtınalara uygun kurulması gereken bir sistemin bakım eksikliği nedeniyle kopması ile makul tedbirlerle önlenemeyen olağanüstü olay aynı değildir. İşletme, olayın dışsal ve kaçınılamaz niteliğini ileri sürebilir; yat sahibi ise önceden bildirilen riskleri, hasarlı bağlantıları ve ihmal edilen uyarıları gösterebilir. [1]
Yat sahibinin yetersiz halat kullanması, personele erişim imkânı bırakmaması veya açık uyarılara rağmen yelken ve donanımı toplamaması da zararın doğmasına katkı sağlayabilir. Tazminatta indirim için bu davranışların zararla ilişkisi açıklanmalıdır; soyut “tekne sahibi dikkat etmeliydi” savunması yeterli değildir.
Hırsızlıkta kamera ve erişim kayıtları
Marinanın güvenlik taahhüdü, giriş kontrolü ve tekneye erişim düzeni önemlidir. Hırsızlıkta çalınan eşyanın tekne üzerinde bulunduğu, değeri ve olay dönemi ispatlanmalıdır. Fatura, envanter, fotoğraf, servis kaydı ve seri numarası bu nedenle saklanmalıdır.
Kamera kayıtları kısa süre içinde silinebileceğinden yazılı koruma talebi geciktirilmemelidir. Kayıtlara erişim kişisel verilerin korunması ve yetkili makamların işlemleri çerçevesinde yürütülür. İşletmeden üçüncü kişilerin bütün kayıtlarını sınırsız biçimde vermesi beklenemez; gerektiğinde savcılık veya mahkeme yoluyla elde edilmesi sağlanır.
Anahtarın işletmeye, kaptana veya bakım şirketine teslim edildiği durumlarda teslim ve geri alma kayıtları araştırılmalıdır. Birden çok kişinin erişim imkânı bulunması, otomatik olarak hepsinin sorumlu olduğu anlamına gelmez.
Sözleşmedeki sorumsuzluk kaydı geçerli mi?
TBK m.115 uyarınca ağır kusurdan sorumlu olunmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin hükümsüzdür. Yardımcı kişilerin fiilleri, izinle yürütülen uzmanlık hizmetleri ve genel işlem koşulları bakımından ayrıca özel sınırlamalar vardır. Tüketici işleminde haksız şart denetimi de yapılır. [1; 2]
“İşletme hiçbir olaydan sorumlu değildir” cümlesi, somut incelemeyi gereksiz kılmaz. Bununla birlikte her risk dağılımı hükmü de peşinen geçersiz değildir. Hangi hizmetin üstlenilmediği, hangi sigortanın yaptırılacağı ve tekne sahibinin bakım yükümlülükleri açık biçimde düzenlenebilir. Hükmün sözleşmeye nasıl alındığı ve karşı tarafa açıklanıp açıklanmadığı önemlidir.
Hasar ortaya çıktığında izlenecek yol
Önce can ve çevre güvenliği sağlanmalı, ilgili makamlar ile sigortacı bilgilendirilmelidir. Ardından olay yeri ve teknenin durumu değişmeden belge toplanmalıdır. Onarım zorunluysa sökülen parçalar, fotoğraflar ve servis tespitleri korunmalıdır.
| Belge | Açıklığa kavuşturduğu konu |
|---|---|
| Sözleşme ve hizmet ekleri | İşletmenin üstlendiği yükümlülükler |
| Teslim tutanağı ve eski fotoğraflar | Olay öncesi tekne durumu |
| Kamera, giriş ve müdahale kayıtları | Olayın zamanı ve erişen kişiler |
| Hava ve bağlama sistemi kayıtları | Öngörülebilirlik ve alınan tedbirler |
| Teknik rapor ve onarım teklifleri | Hasarın nedeni ve makul gider |
Delillerin kaybolma veya sonradan elde edilmesinin zorlaşma ihtimali varsa HMK m.400 ve devamı uyarınca delil tespiti değerlendirilebilir. Delil tespiti, tazminat davasının kendisi değildir; inceleme konusu ve sorular somutlaştırılmalıdır. [3]
Hangi zararlar talep edilebilir?
Makul onarım, kurtarma, çekme ve zorunlu muhafaza giderleri; şartları varsa değer kaybı ve kullanım kaybı gündeme gelebilir. Ticari yatın iptal edilen rezervasyonları bakımından net gelir kaybı ve tasarruf edilen giderler birlikte hesaplanır. Özel yat sahibinin her kullanamadığı gün için varsayımsal charter bedeli istemesi otomatik kabul görmez.
Zarar görenin makul önlemler almaması veya zararı gereksiz artırması tazminatı etkileyebilir. Sigortacı ödeme yapmışsa halefiyet ve kalan zarar ayrılmalıdır. Aynı onarım bedeli hem sigortadan hem marinadan ikinci kez tahsil edilemez. [1; 4]
Görevli mahkeme ve dava şartı arabuluculuğu, ilişkinin tüketici, ticari veya kira niteliğine göre değerlendirilir. Zamanaşımında sözleşme, haksız fiil ve özel deniz hukuku hükümleri farklı sonuç doğurabilir. Sadece sigortacıyla yazışmak, marinaya karşı talebin süresini korumaya yetmeyebilir.
Sonuç
Marina hasarlarında doğru soru yalnız “olay nerede oldu?” değildir. Kimin hangi yükümlülüğü üstlendiği, hangi davranışın zarara neden olduğu ve hangi zararın ispatlandığı birlikte araştırılmalıdır. Erken teknik tespit ve kayıtların korunması, hem işletmenin hem yat sahibinin haklı savunmasını somutlaştırır.
Sıkça Sorulan Sorular
Marinada meydana gelen her zarardan işletme sorumlu mudur?
Hayır. Sözleşme, kusur veya diğer sorumluluk sebebi ve zarar bağlantısı incelenir.
Fırtına bütün sorumluluğu kaldırır mı?
Hayır. Öngörülebilirlik, hazırlık ve bakım eksiklikleri değerlendirilir.
Komşu teknedeki yangında yalnız komşu malik mi sorumludur?
Marinanın ayrı bir kusuru veya zararı artıran davranışı da bulunabilir.
Anahtar teslimi sınırsız muhafaza taahhüdü sayılır mı?
Her zaman değil. Teslimin amacı ve üstlenilen hizmetler belirleyicidir.
Kamera kayıtları hemen istenmeli mi?
Evet. Saklama süresi dolmadan korunması yazılı olarak talep edilmelidir.
Onarıma başlamadan mahkeme tespiti şart mı?
Her olayda şart değildir; önemli ve tartışmalı hasarda delil kaybını önlemek için değerlidir.
Sözleşmede sorumsuzluk yazıyorsa dava açılamaz mı?
Hayır. Hükmün geçerliliği ve kapsamı denetlenir.
Kira geliri kaybı istenebilir mi?
Gerçek rezervasyon, net kazanç ve olayla bağlantı ispatlanırsa değerlendirilebilir.
Sigorta ödeme yaptıysa yat sahibinin bütün hakları biter mi?
Ödenmeyen zararları sürebilir; aynı zarar için mükerrer tahsil yapılamaz.
Zamanaşımı her marina davasında aynı mıdır?
Hayır. Talebin hukuki dayanağı ve özel hükümler belirleyicidir.
Kaynakça
1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.20–25, 49–52, 72, 112–116 ve ilgili sözleşme hükümleri.
2. 6502 sayılı Kanun, haksız şart ve ayıplı hizmet hükümleri.
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.400–406.
4. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.1472 ve ilgili deniz ticareti hükümleri.