İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Alacak Davaları

Türkiye’de Alacak Nasıl Tahsil Edilir? İcra Takibi ve Alacak Davası Rehberi

Alacak tahsilatının üç yolu: icra takibi, alacak davası ve ilamlı icra
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 21 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Yabancı kişi ve şirketler için Türkiye’de alacak tahsili: icra takibi, itiraz, alacak davası, teminat, döviz, haciz ve tahsilat aşamaları.

Türkiye’de alacağını alamayan bir kişi veya şirket, elindeki belgelere ve borcun niteliğine göre icra takibi başlatabilir, alacak davası açabilir veya mevcut mahkeme kararını icraya koyabilir. Yabancı gerçek kişiler ve yabancı şirketler de bu yollardan yararlanabilir. Türkiye’de şirket kurmak, şube açmak veya her işlem için Türkiye’ye gelmek genel bir başvuru şartı değildir. Bununla birlikte temsil belgeleri, yabancı belgelerin kullanılabilirliği, teminat muafiyeti ve uygulanacak hukuk başlangıçta incelenmelidir.

Tahsilatın doğru başlangıç sorusu yalnızca “Dava mı açmalıyım?” değildir. Borçlunun kimliği, alacağın ispatı, zamanaşımı, sözleşmedeki yetki veya tahkim şartı ve borçlunun Türkiye’de ulaşılabilir malvarlığı birlikte değerlendirilir. Yurt dışında alınmış bir alacak kararı varsa, bu kararın Türkiye’de ilamlı icrada kullanılabilmesi için kural olarak önce tenfiz gerekir. [1] [2]

Türkiye’de alacak tahsilatı hangi yollardan yapılır?

İcra takibi, devletin icra organları aracılığıyla borcun yerine getirilmesini sağlamaya yönelik işlemlerdir. Alacak davası ise uyuşmazlığın mahkemece incelenerek borcun varlığının, miktarının ve ödenmesi yükümlülüğünün hükme bağlanmasıdır. Bir dosyada önce takip, itiraz üzerine dava ve ardından yeniden icra aşaması bulunabilir. Başka bir dosyada doğrudan dava açılması daha uygun olabilir.

Eldeki dayanakDeğerlendirilecek yolTemel ayrım
Sözleşme, fatura, ödünç veya hizmet ilişkisiGenel haciz yoluyla ilamsız takip ya da alacak davasıSüresinde itiraz genel haciz takibini durdurur.
Geçerli çek, bono veya poliçeKambiyo senetlerine özgü takipİtiraz mercii ve süreleri genel takipten farklıdır.
Türk mahkemesi ilamı veya kanunen ilam niteliğinde belgeİlamlı icraBelgenin icra kabiliyeti ve varsa kesinleşme şartı incelenir.
Yabancı mahkemenin para alacağı ilamıTenfiz ve ardından ilamlı icraYabancı karar tek başına Türk icra ilamı değildir.
Rehin veya ipotekle güvence altına alınmış alacakKural olarak rehnin paraya çevrilmesiÖnce rehne başvurma kuralı ve istisnaları kontrol edilir.
Kira veya belirli abonelik alacağıİlgili özel takip usulüGenel takipteki kurallar aynen uygulanmaz.

Tablo bir yol seçme rehberidir. Örneğin her imzalı kâğıt kambiyo senedi, her noter belgesi de ilam niteliğinde belge değildir. İİK m.38 ve özel kanunlarda sayılan şartlar aranır. İhtiyari görüşmede imzalanan sıradan bir ödeme protokolü kendiliğinden ilamlı icra hakkı vermez. Arabuluculuk anlaşmalarında 6325 sayılı Kanun m.18’deki imza ve gerektiğinde icra edilebilirlik şerhi koşulları ayrıca incelenir. [1] [6]

İlk adım: Borçlu ve alacak dosyası nasıl hazırlanır?

Doğru borçluyu belirleyin

Sözleşmedeki şirketin ticaret unvanı ile kullanılan marka aynı olmayabilir. Bir şirketler grubunda faturayı alan şirket, işi görüşen şirket ve taşınmazı bulunan şirket de farklı olabilir. Sırf aynı gruba ait olmak, başka bir şirketin borcundan sorumluluk doğurmaz. Şirket borcu nedeniyle ortağın veya yöneticinin kişisel malvarlığına başvurulabilmesi için ayrıca geçerli bir hukuki sebep gerekir.

Ticaret sicili kaydı, vergi veya sicil numarası, güncel adres, temsil yetkisi ve taraf değişikliği belgeleri karşılaştırılmalıdır. Gerçek kişi borçluda ad, soyad, bilinen kimlik bilgileri ve tebligata elverişli adres önemlidir. Alacak devredilmişse devrin geçerliliği ve yeni alacaklının sıfatı da gösterilmelidir.

Faturayı, teslimi ve ödemeleri birlikte değerlendirin

Fatura önemli bir belgedir; fakat tek başına her durumda malın teslim edildiğini, hizmetin tamamlandığını veya bakiye borcun mevcut olduğunu kanıtlamaz. Sipariş, sözleşme, sevk ve teslim belgeleri, gümrük kayıtları, kabul tutanağı, yazışmalar, banka hareketleri ve kısmi ödemeler birlikte incelenir. Ticari defterlerin delil değeri de kanundaki şartlara bağlıdır. [3] [5]

Yabancı alacaklı ilk inceleme için şu dosyayı hazırlayabilir:

  • Tarafların kimliği ve güncel adresleri; şirketlerde sicil ve temsil belgeleri.
  • Sözleşme, ekleri, siparişler, teslim veya hizmet kayıtları.
  • Faturalar, ödeme dökümü, iade veya mahsup belgeleri ve güncel bakiye hesabı.
  • Borçlunun borcu kabul ettiği veya itiraz ettiği yazışmalar.
  • Vade, ihtar, tebligat ve varsa önceki dava veya takip kayıtları.
  • Rehin, ipotek, kefalet, banka teminatı, çek veya bono gibi güvenceler.
  • Bilinen malvarlığı ve devam eden konkordato veya iflas bilgileri.

Elektronik belgelerde yalnız ekran görüntüsünü saklamakla yetinilmemelidir. E-posta asılları, ekler, tarih ve gönderici bilgileri korunmalıdır. Bir belgenin elektronik ortamda bulunması onu değersiz kılmaz; ancak belgenin aidiyeti, bütünlüğü ve neyi ispatladığı ayrıca değerlendirilir.

Vade, temerrüt ve zamanaşımını ayırın

Vade, borcun ödenmesi gereken zamanı; temerrüt, borçlunun ödeme yükümlülüğünü geciktirmesinin hukuki sonuçlarını ifade eder. Her alacakta faiz ilk fatura tarihinden başlamaz. Türk hukukunun uygulandığı dosyada TBK m.117 ve ticari ilişkilerde ilgili özel hükümler uyarınca ihtar gerekip gerekmediği incelenir. Tarafların görüşmesi veya ödeme sözü, tek başına her süreyi durdurmaz. [4] [5]

Zamanaşımı da her alacak için on yıl değildir. Borcun türü, kambiyo senedinin niteliği ve uygulanacak hukuk farklı süreler doğurabilir. Yabancılık unsuru taşıyan ilişkilerde MÖHUK m.8 gereğince zamanaşımı, esas ilişkiye uygulanan hukuka tabidir. Takip veya dava açmanın süreye etkisi buna göre hesaplanmalıdır. [2]

Yabancı kişi ve şirketler Türkiye’den nasıl temsil edilir?

Vekâletname ve şirket yetkisi

Yabancı gerçek kişi, kimlik veya pasaport bilgileriyle; yabancı şirket ise kuruluş ve temsil yetkisini gösteren belgelerle işlem hazırlığı yapar. Şirket adına vekâlet veren kişinin yetkili olması gerekir. Şirketin başka ülkede kurulduğunu gösteren tek bir belge, imzalayan kişinin yetkisini her zaman ispatlamaz.

Türkiye’de baroya kayıtlı avukat aracılığıyla takip ve dava yürütülebilir. Vekâletname Türk konsolosluğunda düzenlenebilir veya belgenin düzenlendiği ülkeye göre uygun tasdik ve tercüme işlemleriyle Türkiye’de kullanılabilir. Konsolosluk işleminin şartları ilgili temsilcilikten teyit edilmelidir. Apostil, gerektiği yerde belgenin resmî niteliğini doğrulayan işlemdir; borcun doğruluğunun veya şirket temsil yetkisinin bütün kapsamının yerine geçmez.

Sulh, ibra, feragat ve tahkim gibi işlemler bakımından özel yetki gerekebilir. Tahsil edilen paranın hangi hesaba aktarılacağı, hesap bildirimleri ve masraf avansı yazılı şekilde belirlenmelidir. Vekil bulunması, mahkemenin istisnai olarak kişisel katılım istediği işlemleri tamamen ortadan kaldırmaz. Vekâlet düzeni için vekâletname hazırlama açıklamaları da incelenebilir.

Yabancı alacaklı teminat yatırmak zorunda mıdır?

MÖHUK m.48, Türkiye’de dava açan, davaya katılan veya icra takibi yapan yabancı gerçek ve tüzel kişiler için yargılama ve takip giderleri ile karşı tarafın zararlarını karşılamaya yönelik teminat öngörür. Bununla birlikte karşılıklılık esasına dayanan muafiyet vardır. Anlaşma, yabancı hukuk veya fiilî uygulama üzerinden muafiyet incelenebilir. Bütün yabancılar için geçerli otomatik bir yüzde bulunmaz. [2] [7]

1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi m.17 gibi düzenlemelerde vatandaşlık ve ikamet koşulları önem taşır. İkili sözleşmeler farklı kapsam getirebilir. “Bu ülke sözleşmeye taraf; her şirket kesinlikle muaftır” demek yerine uygulanacak hüküm, kişi veya şirketin durumu ve ilgili ülke bakımından yürürlük kontrol edilmelidir. Türkiye dışında yaşayan Türk vatandaşlarına ilişkin HMK m.84 düzenlemesi de yabancılara ilişkin MÖHUK m.48 ile karıştırılmamalıdır. [3] [8]

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.09.2023 tarihli, E.2021/14584, K.2023/9796 sayılı kararında, yabancı şirketin teminat muafiyetinin araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Kararın bu dosyalar için önemi, yabancılık görüldüğünde sabit bir teminat rakamı uygulamak yerine muafiyet incelemesinin yapılmasıdır. Karar, bütün yabancı şirketlerin teminattan muaf olduğunu söylemez. [9]

Genel haciz yoluyla ilamsız icra adım adım nasıl işler?

Takip talebi ve yetkili icra dairesi

Para veya teminat alacağı için, mahkeme kararı olmadan genel haciz yoluyla takip başlatılabilir. Yazılı belge bulunmaması başvuruyu her durumda engellemez; ancak borçlu itiraz ederse alacağın ispatlanması gerekir. Rehinli alacaklar, özel takip rejimleri ve kanuni istisnalar ayrıca değerlendirilir.

Takip talebinde taraflar, borcun sebebi, asıl alacak, faiz türü ve başlangıç tarihi, para birimi ve seçilen takip yolu açıkça gösterilir. Genel yetki çoğunlukla borçlunun yerleşim yerine bağlanır; sözleşmeye ve özel yetki kurallarına göre başka yetkili yer bulunabilir. İİK m.50, sözleşmenin yapıldığı yer bakımından da hüküm içerir. Sözleşmedeki her yetki kaydı geçerli kabul edilmez; HMK m.17–18 ve yabancı mahkeme seçimi varsa MÖHUK m.47 değerlendirilir. [1] [2] [3]

Ödeme emri ve yedi günlük itiraz süresi

İcra dairesi ödeme emrini borçluya tebliğ eder. Genel haciz yolunda borçlu, kural olarak tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. Borca kısmen itiraz ediliyorsa itiraz edilen miktar açıkça belirtilmelidir. Dayanılan senetteki imza reddediliyorsa bu ayrıca ve açıkça bildirilmelidir. [1 m.62]

Süresinde itiraz, itiraz edilen kısım bakımından takibi durdurur. Süresinde itiraz edilmezse takip kesinleşerek şartları gerçekleştiğinde haciz aşamasına ilerleyebilir. Takip talebinin sisteme girildiği gün ile ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edildiği gün aynı değildir. Usulsüz tebligat veya gecikmiş itiraz gibi özel başvurular somut koşullarıyla ayrıca değerlendirilir.

İtiraz gelirse kaldırma mı, iptal davası mı gerekir?

İtirazın kaldırılması, İİK m.68 ve devamında aranan nitelikte belge bulunan dosyalarda icra mahkemesinden istenebilen dar kapsamlı bir yoldur. Genel olarak itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren altı aylık süre önem taşır. İmzanın inkâr edildiği hâllerde geçici kaldırmanın özel şartları bulunur. Her fatura veya sıradan sözleşme, bu yolun belge şartını sağlamaz.

İtirazın iptali davası ise alacağın esasının incelendiği davadır. İİK m.67 uyarınca itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılır. Bu süreyi kaçırmak, alacağın her durumda sona erdiği anlamına gelmez; zamanaşımı içinde genel alacak davası imkânı ayrıca incelenir. Ancak iptal davasının takibe bağlı sonuçları kendiliğinden korunmaz. Ticari para uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk da bu takvimle birlikte yönetilmelidir. [1] [5] [6]

İcra inkâr tazminatı otomatik bir ek ödeme değildir. İtirazın iptalinde talep, haksız itiraz ve alacağın belirli veya belirlenebilir olması gibi koşullar değerlendirilir. Kanunun öngördüğü alt sınır yüzde yirmidir. Alacaklının haksız ve kötü niyetli takibi de karşı talep üzerine tazminat sonucu doğurabilir. İtirazın kaldırılması ve kambiyo takibindeki yaptırımların şartları birbirinden farklıdır.

Türkiye’de alacak davası nasıl açılır?

Görev, yetki ve uygulanacak hukuk belirlenir

Her alacak davası ticaret mahkemesinde açılmaz. Ticari uyuşmazlık, tüketici işlemi, iş ilişkisi, kira veya genel borç ilişkisi farklı görev kuralları doğurabilir. Türk mahkemesinde dava görülmesi, borcun esasına her zaman Türk hukukunun uygulanacağı anlamına da gelmez. Geçerli hukuk seçimi, yabancılık unsuru ve emredici hükümler incelenir.

Tahkim şartı veya yabancı mahkeme yetki anlaşması başlangıçta değerlendirilmelidir. Borçlunun Türkiye’de malvarlığı bulunması, esas davanın Türkiye’de her koşulda görülebileceği anlamına gelmez. Buna karşılık malvarlığının korunmasına ilişkin geçici hukuki koruma talepleri ayrıca ele alınabilir.

Gerekli dosyada önce arabuluculuğa başvurulur

TTK m.5/A kapsamında ticari nitelikteki para alacağı, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvuru dava şartıdır. İş, tüketici ve kira uyuşmazlıklarının kendi düzenlemeleri vardır. Genel icra takibi başlatmak ile dava açmak aynı işlem değildir; sırf icra takibi yapılacağı için her dosyada zorunlu arabuluculuk aranmaz.

Anlaşma sağlanamazsa son tutanak dava dosyasına eklenir. Arabuluculuğa hiç başvurmamakla, başvurulmuş olmasına rağmen tutanağın eklenmemesi farklı sonuçlar doğurur. Kanunun sürelerin durmasına ilişkin hükümleri uygulanırken başvuru ve son tutanak tarihleri kaydedilir. [5] [6]

Dilekçe, tebligat ve savunma aşaması yürütülür

Dilekçede hangi hukuki ilişki nedeniyle ne kadar para istendiği, olayların sırası, deliller, faiz ve sonuç talebi açıkça belirtilir. HMK m.119’daki zorunlu unsurlar ve dava şartları gözetilir; harç ve gider avansı yatırılır. Talebin tamamı veya bir kısmının dava edilmesi seçimi, güncel usul hükümlerine göre yapılır.

31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren değişiklikle HMK m.107’deki belirsiz alacak davası düzenlemesi kaldırılmıştır. HMK m.109/4 uyarınca kısmi davada talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan tahkikat sona erene kadar artırılabilir. Artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Bu nedenle yeni bir dosyayı eski belirsiz alacak davası anlatımına göre hazırlamak doğru değildir; daha önce açılmış dosyalarda tamamlanmış işlemler ve zaman bakımından uygulama ayrıca incelenmelidir. [3 m.107, 109, 448]

Dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilir. Davalı yetki, tahkim, ödeme, zamanaşımı, ayıp, eksik ifa veya takas gibi savunmalar ileri sürebilir. Yargılama usulüne göre dilekçe aşamasından sonra ön inceleme ve tahkikata geçilir. Bir belgenin yabancı dilde olması, tercüme ve gerektiğinde tasdik işlemlerini gündeme getirir; yabancı hukuk uygulanacaksa içeriğinin tespiti de gerekebilir.

Deliller incelenir, hüküm verilir ve icra kabiliyeti değerlendirilir

Mahkeme uyuşmazlığın kapsamına göre sözleşmeleri, ticari defterleri, teslim kayıtlarını, yazışmaları ve uzmanlık gerektiren konularda bilirkişi raporlarını değerlendirir. Her dosyada tanık dinlenmesi veya bilirkişi görevlendirilmesi zorunlu değildir. Delillerin zamanında sunulması ve raporlara somut itiraz edilmesi önemlidir.

Karar sonrasında kanun yolunun açık olup olmadığı, başvuru süresi ve kararın icrası ayrı ayrı değerlendirilir. Dava kazanılması paranın kendiliğinden hesaba yatması demek değildir. Borçlu ödemezse icra dosyasının ilerletilmesi ve haczedilebilir değerlerin tahsile dönüştürülmesi gerekir. [3]

Çek, bono, kira, rehin ve abonelik alacaklarında ne değişir?

Kambiyo senetlerinde itiraz ve ispat

Kambiyo senetlerine özgü takipte, senedin şekil şartları, vade, ibraz, alacaklının sıfatı ve zamanaşımı incelenir. Ödeme süresi on gün; borca ve imzaya itiraz ile senedin kambiyo niteliğine ilişkin şikâyette temel süre beş gündür. Başvuru genel takipteki gibi icra dairesine değil, ilgili konuda icra mahkemesine yapılır. Borca itiraz, satış dışındaki takip işlemlerini kendiliğinden durdurmaz; mahkemenin durdurma kararları ve diğer özel hükümler saklıdır. [1 m.167–170/b]

Bu yol çek, bono ve poliçe içindir; başka bir kıymetli evrakın veya sıradan borç ikrarının aynı usule uygun olduğu varsayılamaz. Borca itirazda İİK m.169/a uyarınca taraflar en geç otuz gün içinde duruşmaya çağrılır. Borcun bulunmadığı, ödendiği veya ertelendiği savunmasında resmî yahut imzası ikrar edilmiş belgeye dayanan özel ispat düzeni uygulanır. Bu dar inceleme, genel mahkemede görülen alacak davasının bütün delil imkânlarıyla aynı değildir. Yetki itirazı da süresinde ve yetkili yer gösterilerek hazırlanmalıdır.

İmzaya itiraz açıkça yapılır; mahkeme m.170’teki usulle imzayı inceler. Ciddi görülen itiraz üzerine geçici durdurma kararı verilebilir. Kanunun çağrı ve imza incelemesi hükümleri gereğince kişisel katılım istenen duruşmalar takip edilmelidir. Borca veya imzaya itirazın kabulü takibi durdurur; genel hükümlere göre dava açılabilmesi ayrıca saklıdır. Kabul kararının her durumda aynı anda bütün alacağı ortadan kaldırdığı söylenemez.

Yaptırımlar da ayrıdır. Borca itirazın esastan kabulünde alacaklının kötü niyeti veya ağır kusuru; ret hâlinde ise takibin geçici durdurulmuş olması ve karşı tarafın talebi gibi şartlarla en az yüzde yirmi tazminat gündeme gelebilir. İmzaya itirazda m.170’in koşulları varsa en az yüzde yirmi tazminata ek yüzde on para cezası söz konusu olabilir. İmzayı inkâr eden her borçluya veya itirazı kabul edilen her dosyadaki alacaklıya otomatik ceza verilmez. Menfi tespit, istirdat veya genel alacak davasının yaptırımların tahsiline etkisi ilgili fıkraya göre incelenir. [1 m.169/a, 170]

İcra mahkemesi kararına karşı her durumda doğrudan temyize gidilmez. Kararın türü, güncel parasal sınırlar ve geçiş hükümleri dikkate alınarak önce istinaf, koşulları varsa temyiz değerlendirilir. İİK m.363–364 kapsamındaki temel süre tebliğden itibaren iki haftadır; özel hükümler ve kanun yolunun icraya etkisi ayrıca kontrol edilir. Borca itirazın reddine ilişkin m.169/a’nın özel durdurma ve teminat düzeni özellikle gözetilir.

Kira alacağı ile tahliye talebini ayırın

Kira alacağının tahsili ile kiralananın tahliyesi aynı talep değildir. Kira bedelinin ödenmemesine dayalı tahliye ile sürenin bitmesi veya yazılı tahliye taahhüdüne dayalı yolun belgeleri ve süreleri farklıdır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında TBK m.315’teki en az otuz günlük ödeme süresi ile icra takibine itiraz süresi birbirine karıştırılmamalıdır. Eski Borçlar Kanunu atıflarından hareketle bütün kısa süreli kiralara otomatik üç günlük itiraz süresi uygulanmamalıdır. [1 m.269–275] [4]

Kira bedelinin ödenmemesinde tahliye de isteniyorsa takip ve ödeme emri buna uygun hazırlanmalıdır. İİK m.269’daki temel itiraz süresi yedi gündür. Kiracı kira ilişkisini veya sözleşmedeki imzayı açıkça inkâr etmişse sözleşmenin ve imzanın niteliği, itirazın kaldırılması bakımından belirleyicidir. Yazılı sözleşme olmadan başlanabilen her takipte, itiraz sonrasında aynı kolaylıkla tahliye kararı alınacağı düşünülmemelidir.

Kiracı itiraz etmez ve ihtar süresinde ödeme yapmazsa, m.269/a uyarınca ihtar süresinin bitimini izleyen altı ay içinde icra mahkemesinden tahliye istenir. İtiraz varsa kaldırma başvurusunda altı aylık sürenin başlangıcı itirazın alacaklıya tebliğidir. Bunlar farklı başlangıçlardır. Kira süresinin bitmesine dayalı m.272 yolu ise kapsamı içindeki kiralarda ayrıca incelenir; konut ve çatılı işyerinde sürenin bitmesi tek başına kiraya verene serbest tahliye hakkı vermez. Maddi hukuktaki uzama ve tahliye koşulları birlikte uygulanır. [1] [4 m.347, 352]

Rehin, abonelik ve eşyanın aynen teslimi

Rehin veya ipotek varsa İİK m.45 uyarınca önce rehne başvurma kuralı ve istisnaları değerlendirilir. Teminatın borcu karşılamaması, belgenin niteliği veya kambiyo senedi bulunması yol seçimini etkileyebilir. Abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan belirli para alacaklarında ise 7155 sayılı Kanun kapsamındaki Merkezi Takip Sistemi uygulanır. MTS, bir ilamlı icra türü değildir; kanunun kapsamındaki ilamsız takiplerin başlangıcına ilişkin özel usuldür. [10]

MTS’de kanun kapsamındaki abonelik ilişkisi, tüketiciye sunulan mal veya hizmetin faturaya yansıyan para bedeli ve avukat aracılığıyla takip koşulları değerlendirilir. Başlangıç ve haciz aşamasına kadarki işlemler elektronik sistem üzerinden yürütülür. Tüketicinin sağlayıcıdan olan her alacağı aynı özel yönteme sokulmaz; para dışındaki talepler de otomatik olarak bu kapsama girmez.

Altın veya belirli bir eşyanın aynen teslimi talebi de sırf ekonomik değeri bulunduğu için doğrudan genel para takibiyle eşitlenmez. Talep aynen teslim mi, geçerli bir para karşılığı mı; önce bu ayrım kurulmalıdır.

Mahkeme kararı varsa ilamlı icra nasıl yapılır?

İİK m.38 uyarınca mahkeme huzurundaki sulh ve kabuller, para borcu ikrarını içeren düzenleme biçimindeki noter senetleri, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler ilamların icrası hükümlerine tabidir. Yalnız imza tasdiki yapılmış her noter belgesi bu kapsama girmez. Özel kanunların ilam niteliği tanıdığı belgelerde de kendi koşulları aranır. İlamların icrası, m.34’teki genel kurala göre her icra dairesinden istenebilir; özel düzenlemeler ayrıca kontrol edilir.

İlamlı icrada takip dayanağı karar ve hüküm fıkrası incelenir. Para borcuna ilişkin icra emrinde İİK m.32’deki yedi günlük süre esas alınır. Borçlu genel haciz yolundaki gibi basit bir borca itirazla takibi durduramaz; ancak ödeme, erteleme ve zamanaşımı gibi İİK m.33 kapsamındaki sebepler, ilama aykırılık veya usul hatalarına karşı kanuni başvurular mümkündür. “İlamlı icrada hiçbir başvuru hakkı yoktur” ifadesi doğru değildir.

Türk mahkemelerinin para alacağı ilamları kural olarak kesinleşmeden icra edilebilir. Kişiler ve aile hukukuna, taşınmazın aynına ilişkin hükümler ve özel kanuni istisnalar ayrıca değerlendirilir. Her tazminat ilamı için genel bir kesinleşme şartı yoktur. Yabancı kararların tenfizi ise kendi kesinleşme ve kanun yolu rejimine tabidir. [1] [2] [3]

İstinaf veya temyiz başvurusu, sıradan bir para ilamının icrasını kendiliğinden durdurmaz. İİK m.36 şartları varsa icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınır. İlama dayalı takipte m.39’daki, son işlemden itibaren on yıllık zamanaşımı hükmü de alacağın niteliğiyle birlikte değerlendirilir. Çocuk teslimine ilişkin güncel adli destek sistemi, para tahsilatı için anlatılan klasik icra prosedürüyle karıştırılmamalıdır.

Yabancı bir mahkeme kararınız bulunuyorsa ayrıntılı yol haritası yabancı mahkeme alacak kararlarının Türkiye’de icrası makalesinde açıklanmaktadır.

Malvarlığı kaçırılmadan önce ihtiyati haciz alınabilir mi?

İhtiyati haciz, para alacağının ileride tahsilini güvenceye almak için kullanılan geçici korumadır. İİK m.257’deki temel hâl, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para alacağıdır. Vadesi gelmemiş borçlarda kanunun öngördüğü özel sebepler aranır. Alacak ve gerektiğinde haciz sebebi yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulmalıdır; yalnız “borçlu ödeme yapmıyor” demek her dosya için yeterli değildir.

Mahkeme kural olarak haksız hacizden doğabilecek zarar için teminat ister; ilam ve ilam niteliğindeki belgeler bakımından m.259’daki ayrım gözetilir. Bu teminat, yabancılık nedeniyle istenen MÖHUK m.48 teminatıyla aynı hukuki başlık değildir. Karar alınması da yeterli değildir: karar tarihinden itibaren on gün içinde infaz istenmeli; m.264’teki dava ve takip işlemleri kendi sürelerinde tamamlanmalıdır. Dava şartı arabuluculuğun ilgili süreye etkisi ayrıca hesaplanır. [1] [6]

Yabancı ilamın tenfizi devam ederken ihtiyati haciz talebi değerlendirilebilir; ancak yabancı ilamın etkisi, teminat ve haczi tamamlayan işlemler ayrı hukuki sorunlardır. Bu aşama otomatik ve koşulsuz hesap blokesi olarak sunulmamalıdır.

Hacizden sonra para alacaklıya nasıl ulaşır?

Kesinleşen takipte alacaklı, haciz işlemlerini talep eder ve gereken masrafları karşılar. Banka hesapları, araçlar, taşınmazlar ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar dosyanın şartlarına göre hedeflenebilir. İİK m.89 kapsamındaki haciz ihbarnameleri, borçlunun üçüncü kişideki alacaklarına ulaşmanın özel bir yoludur. Malvarlığı araştırması yetkili usullerle yürütülür; bütün hesapların her an eksiksiz görüleceği veya her malın haczedilebileceği varsayılmaz.

Haczedilmezlik, üçüncü kişinin mülkiyet iddiası, rehin, önceki hacizler, ücret ve emekli aylığına ilişkin özel kurallar tahsil tutarını etkiler. Haciz, tek başına mülkiyeti alacaklıya geçirmez. Gerekirse kıymet takdiri, elektronik satış ve bedelin paylaştırılması aşamalarına geçilir. Haciz ve satış isteme süreleri takip edilmelidir; dosyanın açık olması bütün süreleri süresiz korumaz.

Borçlunun yeterli malvarlığı bulunmazsa şartlarına göre aciz belgesi söz konusu olabilir. Bu belge tahsil edilen para değildir. Mal kaçırma iddiasında tasarrufun iptali gibi davalar düşünülebilir; her devir veya akrabaya yapılan her satış kendiliğinden geçersiz sayılmaz. Borçlu konkordatodaysa mühletin takip ve hacze etkisi; iflas hâlindeyse alacağın masaya kaydı ve sıra durumu ayrıca incelenir.

Yabancı alacaklıya ödeme aşamasında ana para, faiz, giderler, kesintiler ve kısmi tahsilatlar ayrı gösterilmelidir. Bankanın istediği işlem dayanağı ve kimlik belgeleri hazırlanır; aktarılacak hesabın sahibi ve vekilin yetkisi doğrulanır. Paranın yurt dışına aktarımı, icra dosyasındaki tahsilatın muhasebesinden ayrı olarak bankacılık ve gerekiyorsa vergisel yönden değerlendirilir.

Döviz alacağı, faiz, masraf ve süreler nasıl planlanır?

Yabancı para alacağı Türk lirasına çevrilmek zorunda mıdır?

Türk hukukunun uygulandığı dosyada TBK m.99, yabancı para borcunun ödenmesi ve temerrüt hâlindeki seçimler bakımından önemlidir. Sözleşmede aynen yabancı para ödeme şartı bulunup bulunmadığı değerlendirilir. İİK m.58’de takip talebi için aranan Türk lirası tutarı ve kur tarihi bilgisi, maddi hukuktaki yabancı para talebinden vazgeçildiği şeklinde otomatik yorumlanmamalıdır.

Faiz türü, oranı, başlangıcı ve hesaplama dönemi ayrı yazılmalıdır. Döviz alacağına doğrudan Türk lirası yasal faiz oranını uygulamak veya her ticari dosyada en yüksek oranı istemek doğru değildir. Sözleşme, uygulanacak hukuk ve ilgili faiz mevzuatı birlikte değerlendirilerek hesap hazırlanır.

31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren yeni 3095 sayılı Kanun m.1 uyarınca, sözleşmede faiz miktarı belirlenmemişse genel kanuni faiz, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenine bağlanmıştır. 30 Haziran oranı önceki yıl sonundakinden en az beş puan farklıysa ikinci yarıyıl için kanundaki yeniden belirleme kuralı uygulanır. Eski dönemlere aynı oran geriye doğru topluca uygulanmamalı; dönemler ayrılmalıdır. [12]

Ticari temerrüt faizinde m.2; yabancı para borcunda, daha yüksek sözleşmesel oran bulunmaması hâlinde ilgili dövizle açılmış bir yıl vadeli mevduata devlet bankalarınca ödenen en yüksek faiz bakımından m.4/a ayrıca değerlendirilir. Güncel banka verileri, talep edilen dönem ve yabancı ilamın hükmettiği faiz birbirine karıştırılmamalıdır.

Masraf bütçesi hangi kalemlerden oluşur?

Başvuru ve takip harçları, nispi harçlar, tebligat, tercüme, tasdik, bilirkişi, haciz, muhafaza ve satış giderleri ayrı bütçelenir. Avukatlık sözleşmesi ücreti, mahkemenin karşı tarafa yükleyeceği tarifeye bağlı vekâlet ücretiyle aynı değildir. Davayı kazanmak, ödenen bütün masrafların eksiksiz ve hemen geri alınacağını garanti etmez.

Teminat, her durumda kalıcı bir gider değildir; fakat süreç boyunca nakit veya banka garantisi ihtiyacı doğurabilir. İadesi için ilgili şartların oluşması ve karar veya işlem gerekmesi mümkündür. Bütçe, takip itirazsız ilerlerse ve dava gerekirse ayrı senaryolarla kurulmalıdır. [7] [11]

Takvimde hangi başlangıç tarihleri izlenmelidir?

İşlemTemel süreSüreyi başlatan olay
Genel hacizde borca itiraz7 günÖdeme emrinin tebliği
İtirazın kesin kaldırılmasını isteme6 ayİtirazın alacaklıya tebliği
İtirazın iptali davası1 yılİtirazın alacaklıya tebliği
Kambiyo takibinde temel itirazlar5 günÖdeme emrinin tebliği
Kambiyo takibinde ödeme10 günÖdeme emrinin tebliği
İhtiyati haczin infazını isteme10 günİhtiyati haciz kararının verilmesi

Bu tablo bütün istisnaları ve tamamlayıcı işlemleri içermez. Tatil günleri, tebligatın geçerliliği, arabuluculuk ve özel başvurular somut dosyada hesaplanır. Kanuni itiraz süresi, dosyanın tahsil süresi değildir. Tebligat, itiraz, kanun yolu, malvarlığı ve satış durumu görülmeden kesin tahsil tarihi verilemez.

Yabancı alacaklı için örnek bir tahsilat senaryosu

Yurt dışındaki bir şirketin Türkiye’deki alıcıya teslim ettiği mallar için 80.000 avro bakiye alacağı bulunduğunu düşünelim. Bu tutar yalnız açıklama örneğidir. Önce sözleşmedeki taraf, teslim belgeleri, kısmi ödeme, vade, hukuk seçimi ve tahkim kaydı incelenir. Borçlunun Türkiye’de faal olması tek başına tahsil güvencesi sayılmaz.

İlamsız takibe uygunluk varsa yetkili dairede takip hazırlanır; yabancı şirketin temsil belgeleri ve teminat muafiyeti dosyaya konur. Borçlu süresinde itiraz etmezse haciz aşaması değerlendirilebilir. İtiraz ederse belgenin niteliğine göre kaldırma veya dava yolu seçilir; ticari itirazın iptali davasında arabuluculuk ve bir yıllık süre birlikte izlenir. Malvarlığının korunması gerekiyorsa ihtiyati haciz ayrıca değerlendirilir.

Aynı şirketin elinde zaten yabancı mahkeme kararı bulunması hâlinde ise strateji değişir. Kararın kesinleşmesi, Türkiye’de tenfiz şartları ve sonrasındaki ilamlı icra planlanır. Karar ile henüz hükme bağlanmamış fatura alacağı, aynı belgelerle aynı usulde takip edilemez.

Sonuç

Türkiye’de alacak tahsilatı, doğru takip türünü seçmek kadar alacağı ispatlamayı, süreleri korumayı ve ulaşılabilir malvarlığını belirlemeyi gerektirir. Yabancı kişiler ve şirketlerde temsil, belge tasdiki, uygulanacak hukuk ve teminat muafiyeti başlangıç dosyasının parçasıdır. İcra dosyası, dava ve tahsilat birbirini tamamlayan fakat farklı aşamalardır.

Somut dosyanın ilk değerlendirmesinde sözleşme, alacak dökümü, teslim belgeleri, borçlunun itirazları ve bilinen malvarlığı birlikte sunulmalıdır. Güneş & Güneş Hukuk Bürosu ile iletişim kurulurken ilk mesajda uyuşmazlığın kısa özeti paylaşılabilir; kimlik, banka ve ticari sır içeren belgeler için uygun güvenli paylaşım yöntemi ayrıca belirlenmelidir. Bu rehber genel bilgilendirme içindir; süre ve yol seçimi somut dosyaya göre yapılır.

İlgili yazılar: İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz; itirazın iptali davası ve itirazın kaldırılması; kesinleşmeden icraya konulabilen ilamlar; zamanaşımı ve hak düşürücü süreler; yabancıların Türkiye’de alacak tahsili; yabancı mahkeme alacak kararlarının tenfizi; Ölenin Alacakları ve Devam Eden Davaları.

Sıkça Sorulan Sorular

Alacak davasını kimler açabilir?

Kural olarak hak sahibi alacaklı dava açabilir. Alacağın devri veya miras yoluyla geçişinde, yeni hak sahibinin sıfatı ve varsa birlikte hareket etme kuralları incelenir. Şirket alacağında dava, temsil yetkisi bulunan organ veya usulüne uygun vekil aracılığıyla şirket adına yürütülür.

Yabancı bir şirket Türkiye’de şirket kurmadan alacağını takip edebilir mi?

Evet. Türkiye’de şirket veya şube kurmak genel şart değildir. Şirketin hukuki varlığı, temsil yetkisi, vekâletname ve gerekiyorsa teminat veya muafiyet belgeleri hazırlanmalıdır.

Türkiye’ye gelmeden icra takibi veya alacak davası yürütülebilir mi?

Genellikle usulüne uygun yetkilendirilmiş avukat aracılığıyla yürütülebilir. Mahkemenin kişisel katılım gerektiren özel bir işlem istemesi veya belge düzenleme koşulları ayrıca değerlendirilir.

Elimde yalnız fatura varsa icra takibi başlatabilir miyim?

Uygun bir para alacağında ilamsız takip değerlendirilebilir. Ancak itiraz üzerine faturanın yanında sözleşme, teslim, kabul ve ödeme kayıtlarıyla alacağın ispatı gerekebilir. Takibe başlayabilmek ile davayı kazanmak aynı değildir.

Borçlu yedi gün içinde itiraz etmezse takip durur mu?

Hayır. Genel haciz yolunda süresinde itiraz takibi durdurur. İtiraz edilmezse takip kesinleşerek kanuni şartlarla haciz aşamasına ilerleyebilir.

İtirazın iptali ile alacak davası aynı şey midir?

İtirazın iptali, mevcut takibe yapılan itirazı etkisiz kılmaya yönelik ve bir yıllık özel süreye bağlı davadır. Genel alacak davası ise kendi şartları ve zamanaşımı içinde değerlendirilir. Talep ve sonuçları aynı kabul edilmemelidir.

Her yabancı alacaklı yüzde yirmi teminat yatırır mı?

Hayır. MÖHUK m.48’de bütün yabancılar için sabit bir yüzde yoktur. Teminatın gerekip gerekmediği, muafiyet ve tutar somut dosyada belirlenir. Yüzde yirmilik icra inkâr tazminatı bu teminatla farklı bir konudur.

Borcu ödemeyen kişi otomatik olarak hapse girer mi?

Hayır. Sırf sözleşme borcunu ödeyememek otomatik hapis sonucu doğurmaz. Mal beyanı yükümlülüğü veya belirli icra taahhütleri gibi özel düzenlemelerin şartları ayrıca değerlendirilir; ceza tehdidi hukuki tahsilatın yerine geçirilemez.

Mal beyanında bulunulmamasının sonucu nedir?

İİK m.76’daki şartlar gerçekleşirse, alacaklının talebi üzerine yetkili merci tarafından mal beyanında bulunmaya zorlamak için hapisle tazyik kararı verilebilir. Süre üç ayı aşamaz ve yükümlülüğün yerine getirilmesi bu zorlamanın sona ermesi bakımından önemlidir. Bu sonuç borcun ödenmemesine bağlı otomatik bir ceza olarak anlatılmamalıdır.

Davayı kazanırsam bütün paramı kesin alır mıyım?

Hayır. Karar hukuki dayanak sağlar; fiilî tahsilat haczedilebilir malvarlığına, öncelikli haklara ve takip işlemlerinin sonucuna bağlıdır.

Kaynakça

  1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, özellikle m.16, 32–39, 45, 50, 58–68/a, 76, 78, 82–89, 106, 143, 167–170/b, 257–275 ve 294.
  2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, özellikle m.1–2, 8–9, 24, 40, 47–59.
  3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.6, 10, 17–18, 74, 84–89, mülga m.107, güncel m.109, 114–119, 190, 199, 222, 223–224, 350, 367 ve 448.
  4. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m.99, 117, 146–147, 315, 347 ve 352.
  5. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, özellikle m.4–5/A, 21 ve 1530.
  6. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, özellikle m.18, 18/A ve 18/B.
  7. Adalet Bakanlığı, Yabancıların Teminat Yatırma Yükümlülüğü. Ülke listeleri yerine uygulanacak anlaşmanın güncel metni esas alınmalıdır.
  8. HCCH, 1954 Hukuk Usulüne Dair Sözleşme, m.17 ve güncel taraflık tablosu.
  9. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 26.09.2023, E.2021/14584, K.2023/9796, resmî tam metin.
  10. 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun.
  11. 492 sayılı Harçlar Kanunu. Somut tutarlar başvuru tarihindeki tarife ve işlem aşamasına göre hesaplanır.
  12. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, m.1–4/a; 7589 sayılı Kanun ile değişen m.1’in yürürlük tarihi 31.07.2026.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları