İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

İcra ve İflas Hukuku

İcra Takibinden Sonra Açılan Menfi Tespit Davasının Haciz ve Satış İşlemlerine Etkisi

Menfi tespit davası ve haciz işlemlerini simgeleyen hukuk terazisi, kilit ve belge
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 23 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

İcra takibinden sonra menfi tespit davasının haciz, satış ve veznedeki paraya etkisi; yüzde 15 teminat, tam güvence ve güncel kararlarla incelendi.

Kısa cevap: İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası, kural olarak ödeme emrini, haczi veya satışı kendiliğinden durdurmaz. İİK m.72/3 uyarınca en az yüzde on beş oranındaki teminat, tek başına yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbirin güvencesidir. Haciz ve satış bakımından ek koruma isteniyorsa, güncel dosya borcunun tamamının ayrıca güvenceye alınması, hacizlerin aşkın hâle geldiği gerekçesiyle icra müdürlüğüne başvurulması ve gerekirse icra mahkemesinde şikâyet yoluna gidilmesi gerekir. Arabuluculuk başvurusundan sonra başlatılan icra takibi ile İİK m.89/3’e dayanan üçüncü kişi davası ise özel kurallara tabidir.

Kategori: İcra ve İflas Hukuku / Menfi Tespit Davası

Hukukî bilgilendirme: Bu çalışma genel nitelikte hukukî bilgi sunar. İcra dosyasının türü, takip dayanağı, tebligatlar, satış aşaması, teminat metni ve temel borç ilişkisi görülmeden somut dosya hakkında sonuç çıkarılamaz. Süreye bağlı işlemlerde dosyaya özgü hukukî inceleme gerekir.

İcra Takibinden Sonra Açılan Menfi Tespit Davası Nedir?

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası, hakkında cebrî icra süreci başlatılmış kişinin, takip alacaklısına karşı borcun hiç doğmadığının, geçersiz olduğunun, sona erdiğinin veya takipte istenen miktarda bulunmadığının tespitini istediği genel mahkeme davasıdır. Kanunî dayanağı İİK m.72’dir.

Bu dava, icra takibindeki şeklî kesinleşme ile maddi hukuktaki gerçek borç durumunu birbirinden ayırır. Ödeme emrine süresinde itiraz edilmemesi veya itirazın kaldırılması, icra takibinin devamına imkân verebilir; fakat bu durum her zaman maddi hukuk anlamında borcun gerçekten var olduğunu kesin hükümle tespit etmez. Hukukî yarar bulunduğu sürece borçlu, borçlu olmadığını genel mahkemede ileri sürebilir.

Menfi tespit davası şu başvurularla karıştırılmamalıdır:

  • Ödeme emrine itiraz: Takibi, kanundaki kısa süre içinde ve takip hukuku bakımından durdurmayı hedefler.
  • İcra mahkemesinde şikâyet: İcra müdürlüğünün kanuna veya olaya uygun olmayan işlemini denetletir; borcun maddi hukuk bakımından bulunup bulunmadığını kural olarak çözmez.
  • Borca veya imzaya itiraz: Özellikle kambiyo senetlerine özgü takipte İİK’daki özel süre ve delil düzenine tabidir.
  • İstirdat davası: Cebrî icra tehdidi altında ödenmiş, gerçekte borçlu olunmayan paranın geri alınmasını amaçlar.
  • İhalenin feshi: Hacizli malın ihalesindeki kanuna aykırılıkların İİK m.134 çerçevesinde denetlenmesini sağlar. Menfi tespit davası, ihalenin feshi yolunun yerine geçmez.

Temel Kural: Dava Haczi ve Satışı Kendiliğinden Durdurmaz

İİK m.72/3’ün genel kuralına göre, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin bütünüyle durdurulmasına karar verilemez. Bu nedenle yalnızca dava açılması veya dava dilekçesinin icra dosyasına sunulması:

  • ödeme emrini geçersiz kılmaz;
  • kesinleşmiş takibi durdurmaz;
  • haciz isteme ve haciz uygulama yetkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz;
  • kıymet takdirini, satış talebini veya elektronik artırmayı kendiliğinden durdurmaz;
  • tamamlanmış bir ihaleyi kendiliğinden hükümsüz hâle getirmez.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 26.03.2025 tarihli E.2025/444, K.2025/363 sayılı kararında bu ayrımı güncel bir uyuşmazlıkta uygulamıştır. Daire, icra takibinden sonra HMK m.389’a dayanılarak verilen satışın durdurulması kararını kaldırmış; talebin içerdiği daha dar korumayı gözeterek, İİK m.72/3 uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine karar vermiştir. Bu karar ülke çapında bağlayıcı bir içtihat değildir; ancak özel hüküm–genel hüküm ilişkisini somutlaştıran güncel bir uygulama örneğidir.

İcra Takibinin Aşamalarına Göre Menfi Tespit Davasının Etkisi

İcra aşamasıYalnız dava açılmasının etkisiİİK m.72/3 tedbirinin etkisiEk işlem ihtiyacı
Ödeme emri ve kesinleşmeKendiliğinden durdurmazDoğrudan etkili değildirSüresindeki takip hukuku itiraz ve şikâyetleri ayrıca kullanılmalıdır
HacizKendiliğinden engellemezTek başına haczi kaldırmazTam güvence sonrası aşkın haciz gerekçesiyle müdürlük başvurusu ve gerekirse şikâyet
Kıymet takdiri ve satış hazırlığıKendiliğinden durdurmazTek başına durdurmazSatış aşaması görülerek acil müdürlük/şikâyet işlemi gerekir
Satış bedelinin icra veznesine girmesiPara dosyada kalmaz; normal akışta dağıtıma gidebilirŞartları ve teminatı tamamlanan tedbir, paranın alacaklıya ödenmesini engellerTedbir kararının süresinde infazı ve icra dosyasına işlenmesi gerekir
Paranın alacaklıya ödenmesiMenfi tespit talebi konusuz sayılmazGeç veya uygulanmamış tedbir ödemeyi önlemeyebilirDava, İİK m.72/6 gereğince istirdat istemi olarak sürdürülür

İİK m.72/3 Tedbiri Tam Olarak Neyi Korur?

İcra takibinden sonra kanunun izin verdiği özel geçici hukukî koruma, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesidir. Borçlu, gecikmeden doğabilecek zararları güvenceye almak ve takip konusu alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.

Bu koruma, cebrî icranın her aşamasını değil, tahsil edilen paranın alacaklıya aktarılması aşamasını hedefler. Hacizli mal satılabilir; satış bedeli icra dosyasına girebilir; fakat usulüne uygun biçimde verilmiş ve infaz edilmiş tedbir varsa para dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmez.

Yüzde on beş sabit oran mıdır?

Hayır. Yüzde on beş kanunî alt sınırdır. Mahkeme, somut olayda muhtemel gecikme zararını ve geçici korumanın etkisini değerlendirerek daha yüksek teminat belirleyebilir. İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin E.2025/444, K.2025/363 sayılı kararında takip çıkış değerinin yüzde yirmisi oranında teminat belirlenmesi bunun güncel bir örneğidir.

Teminat gösterilince tedbir verilmesi zorunlu mudur?

Hayır. Teminat, tedbirin tek şartı değildir. HMK m.389 ve m.390 çerçevesinde korunmaya değer riskin ve davanın esası bakımından yaklaşık ispatın değerlendirilmesi gerekir. İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi, 10.04.2025 tarihli E.2025/510, K.2025/452 sayılı kararında HUAK m.18/A-16 istisnasının uygulanabileceğini kabul etmiş; ancak yeni delil sunulmadığı ve yaklaşık ispat sağlanmadığı gerekçesiyle tedbir talebinin reddini yerinde bulmuştur.

Tedbirin infazı neden ayrıca önemlidir?

Mahkeme kararının verilmesi tek başına uygulama sonucunu güvence altına almaz. HMK m.393 uyarınca ihtiyati tedbir kararının uygulanması, kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir; aksi hâlde kanunî sonuç doğar. Teminatın yatırılması, kararın icra dosyasına gönderilmesi, icra müdürlüğünce dosyaya işlenmesi ve ödeme yasağının fiilen uygulanması ayrı ayrı izlenmelidir.

Yüzde 15 Teminat ile Güncel Dosya Borcunun Tam Güvencesi Aynı Şey Değildir

Uygulamada “yüzde 115 teminat” şeklinde kullanılan ifade, iki ayrı işlemi pratik bir toplam oran gibi göstermektedir. Bu kısaltma çoğu dosyada yanıltıcıdır. Çünkü tutarlar, yatırılacak merciler ve hukukî sonuçlar farklıdır.

ÖlçütİİK m.72/3 gecikme teminatıGüncel dosya borcunun tam güvencesi
AmaçAlacaklının paraya geç ulaşmasından doğabilecek zararını güvenceye almakAna para, faiz, harç, vekâlet ücreti ve takip giderleri dâhil güncel dosya alacağını güvenceye almak
TutarAlacağın yüzde 15’inden az olamaz; mahkeme daha yüksek belirleyebilirSabit “yüzde 100” değil, talep anındaki güncel kapak hesabının tamamıdır; faiz ve gider değiştikçe güncellenir
MerciMenfi tespit davasına bakan mahkemenin belirlediği yer/hesapİcra dosyası bakımından kabul edilecek nakit veya nitelikli teminat
Doğrudan sonuçVeznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi tedbirine dayanak olurSomut emsal çizgisinde diğer hacizlerin aşkın hâle geldiği iddiasına dayanak olur
Hacze etkisiTek başına haczi kaldırmazOtomatik fek yaratmaz; müdürlük kararı ve gerekirse şikâyet gerekir
Borcun sona ermesine etkisiBorcu sona erdirmezTeminat sunulması ödeme, ikrar veya borcun maddi hukuk bakımından sona ermesiyle aynı değildir

Bu nedenle dava dilekçesi, tedbir talebi, teminat kararı, güncel kapak hesabı ve icra müdürlüğü başvurusu birbirine karıştırılmamalıdır.

Tam Dosya Güvencesi Hacizleri Nasıl Etkiler?

İİK m.85’e göre borçlunun mal ve haklarından, alacaklının ana para, faiz ve masraflar dâhil bütün alacağına yetecek miktar haczedilebilir. Haczin amacı alacağı güvence altına almaktır; alacağı açıkça aşan ve cebrî icra için gerekli olmayan hacizlerin sürdürülmesi ölçülülük sorununa yol açar.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin E.2016/31340, K.2018/4251; E.2018/1429, K.2018/5995 ve E.2017/6835, K.2018/801 sayılı kararlarında ortak çizgi şudur: Mahkemenin belirlediği m.72/3 teminatından ayrı olarak, talep tarihindeki dosya borcunun tamamını ferileriyle kapsayan ve her an paraya çevrilebilir kesin banka teminat mektubu icra dosyasına sunulmuşsa, diğer mal ve haklardaki hacizler aşkın hâle gelir; bunların devamında alacaklının korunmaya değer hukukî yararı kalmaz.

Bu kararlar dikkatle okunmalıdır. Ortaya çıkan sonuç “menfi tespit davası haczi kaldırır” değildir. Sonuç, aynı anda mevcut olan şu unsurlardan doğmaktadır:

  • icra takibinden sonra açılmış bir menfi tespit davası;
  • İİK m.72/3 kapsamında verilmiş ve infaz edilmiş ödeme yasağı tedbiri;
  • mahkemenin gecikme zararı için belirlediği teminatın gösterilmesi;
  • bundan ayrı olarak, güncel dosya borcunun tamamının icra dosyasında güvenceye alınması;
  • m.85 uyarınca diğer hacizlerin artık alacağı güvenceye almak için gerekli olmadığının ileri sürülmesi.

Nakit depo ile banka teminat mektubu aynı sonucu doğurabilir mi?

Emsal karar çizgisinde her iki yöntem de kabul edilmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26.02.2015 tarihli E.2014/32823, K.2015/4058 sayılı kararı nakit depoyu; 2018 tarihli kararları ise nitelikli banka teminat mektubunu değerlendirmiştir.

Banka teminat mektubunun en az şu özellikleri somut dosyada denetlenmelidir:

  • muhatabın ve icra dosyasının doğru gösterilmesi;
  • güncel kapak hesabındaki ana para ve bütün ferileri kapsaması;
  • kesin ve ilk talepte tahsil edilebilir nitelikte olması;
  • şarta, temel ilişki itirazına veya tahsili geciktiren kayda bağlanmaması;
  • süre yönünden takip ve dava boyunca tahsil riskine yol açmaması;
  • bankanın teyidi ve mektubun geçerliliğinin doğrulanması.

“Kesin ve süresiz” ibaresi uygulamada tercih edilse de yalnızca başlığa bakmak yeterli değildir; metnin tamamı, tutarı, süre uzatım mekanizması ve paraya çevirme şartı incelenmelidir.

Tam güvence borcun ödendiği anlamına gelir mi?

Hayır. İhtirazi kayıt ve tedbir sistemi içinde yapılan nakit depo veya teminat sunumu, her durumda maddi hukuk bakımından ifa, borcun ikrarı ya da davadan feragat anlamına gelmez. Ancak paranın alacaklıya fiilen ödenmesi hâlinde İİK m.72/6’daki istirdada dönüşüm gündeme gelir. Dekont, teminat mektubu, ihtirazi kayıt, kapak hesabı ve müdürlük tutanağındaki ifadeler bu nedenle önemlidir.

Hacizlerin Kaldırılması İçin İzlenecek Uygulama Yolu

Güncel icra dosyasını ve satış aşamasını tespit edin

İlk işlem yalnızca UYAP ekran görüntüsü almak değildir. İcra müdürlüğünden belirli tarihli güncel kapak hesabı; mevcut hacizlerin listesi; kıymet takdiri, satış talebi, ilan ve artırma tarihleri; dosyaya girmiş paralar; sıra cetveli veya paylaştırma durumu birlikte belirlenmelidir.

Kapak hesabında özellikle şu kalemler kontrol edilmelidir:

  • takip asıl alacağı;
  • takip öncesi ve takip sonrası faiz;
  • faiz türü ve başlangıç tarihi;
  • icra vekâlet ücreti;
  • başvuru, tahsil ve cezaevi harcı gibi harç kalemleri;
  • tebligat, haciz, kıymet takdiri, satış ve muhafaza giderleri;
  • dosyaya girmiş kısmi tahsilatlar ve mahsuplar.

Esas mahkemesinden doğru kapsamda tedbir isteyin

Talep, genel kural bakımından “icra takibinin veya satışın durdurulması” olarak değil; İİK m.72/3 uyarınca icra veznesine girmiş ve girecek paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde kurulmalıdır. Dava dilekçesinde takip dosyası, borç itirazının maddi temeli, yaklaşık ispat delilleri, gecikme riski ve istenen tedbir açıkça gösterilmelidir.

HUAK m.18/A-16 şartları varsa özel olarak belirtilmeli; arabuluculuk başvuru tarihi, takip tarihi, son tutanak tarihi ve davanın iki haftalık süre içinde açıldığı belgelenmelidir.

Mahkeme teminatını süresinde gösterin ve kararı infaz ettirin

Mahkemenin belirlediği teminat yatırılmalı; tedbirin uygulanması bir haftalık HMK m.393 süresi içinde istenmeli; kararın icra dosyasına ulaştığı ve ödeme yasağının işlendiği takip edilmelidir. “Mahkeme tedbir verdi” bilgisiyle yetinmek, arada paranın alacaklıya ödenmesi riskini ortadan kaldırmaz.

Güncel dosya borcunun tamamını ayrıca güvenceye alın

Mahkeme teminatından ayrı olarak icra müdürlüğünden alınmış güncel kapak hesabındaki toplam tutar, kabul edilen yöntemle güvenceye alınmalıdır. Faiz ve giderlerin işlemeye devam ettiği dosyalarda, teminat marjı ve güncelleme ihtiyacı bankayla ve icra müdürlüğüyle birlikte değerlendirilmelidir.

İcra müdürlüğünden gerekçeli haciz fekki talep edin

Başvuruda yalnız “borç depo edildi” denilmemeli; İİK m.85’teki ölçülülük ilkesi, m.72/3 tedbirinin infazı, tam güvence belgesi ve ilgili Yargıtay kararları birlikte sunulmalıdır. Hangi taşınır, taşınmaz, banka hesabı, ücret veya üçüncü kişi alacağı üzerindeki hangi haczin kaldırılması istendiği tek tek belirtilmelidir.

Ret veya sürünceme hâlinde icra mahkemesine şikâyet edin

İcra müdürlüğünün açık ret kararı kural olarak işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde, takibin yapıldığı yer icra mahkemesinde şikâyet edilmelidir. Bir hakkın yerine getirilmemesi, sürünceme veya kamu düzeni tartışmalarında süresiz şikâyet ihtimali bulunsa da bu istisnaya güvenerek beklenmemelidir. Talep, ret kararı öğrenilir öğrenilmez yapılmalıdır.

Şikâyet kendiliğinden icrayı durdurmaz. Satış tarihi yakınsa, icra mahkemesinden şikâyet sonuçlanıncaya kadar icranın geri bırakılması yönünde açık ve gerekçeli geçici koruma talebi ayrıca değerlendirilmelidir.

Haciz fekki kararlarının bütün kurumlarda işlendiğini kontrol edin

Tapu müdürlüğü, banka, işveren, araç sicili ve diğer üçüncü kişiler nezdindeki hacizlerin kaldırılması ayrı yazışma ve kayıt gerektirebilir. İcra dosyasındaki kararın dış sicillere işlenip işlenmediği kontrol edilmeden süreç tamamlanmış sayılmamalıdır.

Satış İşlemlerine Etki: Aşamaya Göre Ayrı Sonuç

Satış henüz talep edilmemişse

Tam güvence ve m.72/3 tedbiri sağlandıktan sonra mevcut hacizlerin kaldırılması talebi gecikmeden yapılmalıdır. Hacizler kaldırılırsa bunlara dayanılarak yeni bir satış süreci yürütülmesinin dayanağı kalmaz.

Satış talep edilmiş, kıymet takdiri veya ilan yapılmışsa

Yalnız dava ve yüzde on beş teminat satışı durdurmaz. Tam güvence sonrası hacizlerin kaldırılması talebi ile satışın sürdürülmemesi istemi aynı anda icra müdürlüğüne sunulmalıdır. Ret hâlinde satış tarihinden önce şikâyet ve geçici koruma talebi yürütülmelidir. Sürecin yakınlığı, tebligat ve satış ilanı tarihleri kritik önemdedir.

Elektronik artırma başlamış veya ihale yapılmışsa

Menfi tespit davası veya sonradan sunulan güvence, yapılmış ihaleyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İhalenin feshi şartları, taraf sıfatı, öğrenme ve ilan usulü, satış bedeli ve kanundaki süreler ayrı incelenmelidir. Menfi tespit dosyasındaki borç itirazı, tek başına İİK m.134 anlamında ihale feshi sebebi değildir.

Satış bedeli icra veznesine girmiş, fakat alacaklıya ödenmemişse

İİK m.72/3 tedbirinin en doğrudan etkili olduğu aşama budur. Tedbir usulüne uygun verilmiş ve icra dosyasına işlenmişse satış bedeli alacaklıya ödenmemelidir. Başka alacaklılar, rehin, kamu haczi veya sıra cetveli varsa paranın tutulması ile kime ve ne zaman dağıtılacağı farklı meselelerdir; her dosya kendi paylaştırma yapısıyla incelenmelidir.

Para alacaklıya ödenmişse

Menfi tespit davası sırf ödeme nedeniyle sona ermez. İİK m.72/6 uyarınca davaya istirdat davası olarak devam edilir. Yargıtay HGK’nın 25.01.2022 tarihli E.2019/(13)3-536, K.2022/43 sayılı kararına göre dava tarihinden sonra maaş kesintisi gibi yollarla yapılan ödemeler de değerlendirmeye alınmalıdır.

Arabuluculuk Başvurusundan Sonra Başlatılan İcra Takibi: Önemli İstisna

01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren HUAK m.18/A-16, “icra takibinden sonra dava açıldıysa yalnız m.72/3 uygulanır” kuralına önemli bir istisna getirmiştir.

Şu şartlar birlikte varsa İİK m.72/2 uygulanabilir ve icra takibinin durdurulması talep edilebilir:

  • uyuşmazlık için önce arabuluculuk bürosuna başvurulmuş olmalıdır;
  • karşı taraf, arabuluculuk başvurusundan sonra aynı uyuşmazlık hakkında icra takibi başlatmış olmalıdır;
  • arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde İİK m.72 uyarınca menfi tespit davası açılmalıdır;
  • dava dilekçesinde m.72/2 korumasının uygulanması açıkça talep edilmelidir;
  • mahkemenin aradığı yaklaşık ispat ve teminat şartları sağlanmalıdır.

Bu düzenleme, dava teknik olarak icra takibinden sonra açılmış olsa da arabuluculuğa önce başvuran tarafı, tedbir yönünden icra takibinden önce dava açmış gibi korumayı amaçlar. İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesinin 10.04.2025 tarihli kararı, hükmün uygulanabilirliğini kabul etmekle birlikte tedbirin otomatik olmadığını; yaklaşık ispatın ayrıca gerektiğini göstermektedir.

İİK m.89/3 Uyarınca Üçüncü Kişinin Menfi Tespit Davası Farklıdır

Haciz ihbarnamesi muhatabı üçüncü kişinin, süresinde itiraz etmemesi nedeniyle zimmetinde sayılan borca karşı açtığı İİK m.89/3 davası ile takip borçlusunun İİK m.72 davası aynı değildir.

İİK m.89/3’e göre, ikinci haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmeyen üçüncü kişiye gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesinde; bildirimin tebliğinden itibaren on beş gün içinde parayı ödeme, malı teslim etme veya menfi tespit davası açma seçenekleri bildirilir. Üçüncü kişi süresinde dava açtığına ilişkin belgeyi, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ederse, üçüncü kişi hakkında yürütülen cebrî icra işlemleri kararın kesinleşmesine kadar durur ve bu sürede İİK m.106’daki süreler işlemez. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin E.2020/5588, K.2021/1514 sayılı kararı bu özel sonucu teyit etmektedir.

Bu istisna, İİK m.72 davasındaki genel kurala taşınamaz. Süre, taraf sıfatı ve dava konusu doğru nitelendirilmelidir.

Senette Sahtelik İddiası veya Ceza Soruşturması Takibi Durdurur mu?

Kural olarak hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2021 tarihli E.2017/12-364, K.2021/384 sayılı kararına göre takip dayanağı senette yazı veya içerik sahteliği ileri sürülmesi, HMK m.209 nedeniyle kesinleşmiş icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Cumhuriyet savcılığına şikâyet veya ceza davası da tek başına takip üzerinde otomatik durma sonucu yaratmaz.

Kambiyo senetlerine özgü takipte imza itirazı ve borca itiraz, İİK’nın özel hükümlerine göre ve kısa sürelerde ileri sürülmelidir. Menfi tespit davasında imza incelemesi HMK’nın delil hükümlerine göre yapılabilir; fakat bu, icra takibinin otomatik durduğu anlamına gelmez.

Ceza soruşturması veya davasında yetkili merci tarafından ayrıca geçici koruma kararı verilmişse, kararın kapsamı ve infazı ayrıca değerlendirilir.

Hangi Takip Türlerinde Bu Rehber Uygulanır?

Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi

Borçlu ödeme emrine itiraz süresini kaçırmış veya itirazı kaldırılmış olsa da hukukî yararı varsa m.72 davası açabilir. İcra takibinin etkisi bakımından bu makaledeki m.72/3 ayrımı uygulanır.

Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi

Bono, çek veya poliçeye dayalı takipte icra mahkemesindeki imza/borç itirazları ile genel mahkemedeki menfi tespit davası farklıdır. Kambiyo senedinin soyutluğu, ciro zinciri, mutlak ve kişisel defiler ile ispat yükü ayrıca değerlendirilir. Yargıtay’ın tam güvenceye ilişkin 2018 kararlarının bir kısmı kambiyo takibinden doğmuştur.

Rehnin veya ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip

Takip dayanağı kredi, rehin veya ipotek ilişkisinin niteliğine göre menfi tespit davası gündeme gelebilir. Ancak satışın durdurulması, hesap kat ihtarı, ipotek limiti, rehnin kapsamı ve İİK’nın özel takip hükümleri ayrıca incelenmelidir. Genel haciz takibindeki sonuçlar otomatik aktarılmamalıdır.

İlamlı icra takibi

Kesin hükme bağlanmış borcun varlığı, aynı taraflar arasında yeni bir menfi tespit davasıyla kural olarak yeniden tartışılamaz. İlamdan sonraki itfa, imhal veya zamanaşımı gibi sebepler İİK m.33 ve ilgili şikâyet hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. İlamın içeriğine karşı kanun yolu yerine menfi tespit davası kullanılamaz.

6183 sayılı Kanun kapsamındaki kamu alacakları

Vergi ve diğer kamu alacaklarının cebren tahsili, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve ilgili vergi/idare yargısı yollarına tabidir. İİK m.72 rejimi kamu alacaklarına kendiliğinden uygulanmaz. Konunun ayrıntıları için vergi borcu nedeniyle e-haczin kaldırılması bölümüne bakılabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?

Menfi tespit davası İİK’da düzenlenmiş olsa da borcun maddi hukuk bakımından varlığını konu alır. Görevli mahkeme, takip yolundan çok temel hukukî ilişkinin niteliğine göre belirlenir:

  • her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ticari uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesi;
  • tüketici işlemi niteliğindeki uyuşmazlıkta tüketici mahkemesi;
  • işçi veya işveren alacağına ilişkin uyuşmazlıkta iş mahkemesi;
  • özel görev kuralı bulunmayan genel özel hukuk uyuşmazlığında asliye hukuk mahkemesi.

İİK m.72’nin özel yetki kuralına göre dava, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde veya davalı alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Bu kuralın kesin yetki niteliğinde olmadığı; HMK’daki yetki itirazı ve geçerli yetki sözleşmesi hükümlerinin somut olayda ayrıca incelenmesi gerektiği gözetilmelidir.

İİK m.89/3’e dayanan üçüncü kişi menfi tespit davasında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2023/5228, K.2023/6468 sayılı 06.11.2023 tarihli uyuşmazlık giderme kararıyla görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu; tarafların tacir olmasının, temel ilişkinin ticari niteliğinin veya borcun kambiyo senedinden doğmasının bu sonucu değiştirmeyeceğini kabul etmiştir. Bu özel sonuç, takip borçlusunun temel ilişkiye dayalı m.72 davasına genellenmemelidir.

Dava Şartı Arabuluculuk Ne Zaman Gerekir?

01.09.2023 ve sonrasında açılan davalar bakımından:

  • TTK m.5/A kapsamındaki ticari menfi tespit ve istirdat davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvuru dava şartıdır;
  • İş Mahkemeleri Kanunu m.3 kapsamındaki işçi veya işveren alacağı ve tazminatıyla ilgili menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuk dava şartıdır;
  • tüketici, kira ve diğer özel ilişki türlerinde ilgili özel dava şartı düzenlemesi ve istisnalar ayrıca kontrol edilmelidir;
  • kanunda özel olarak arabuluculuk dışında bırakılmış uyuşmazlıklar ile tahkim veya başka zorunlu çözüm yolu bulunan hâller ayrı değerlendirilir.

Arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmemesi veya hiç başvuru yapılmaması, tamamlanabilirlik ve usulden ret riskini doğurabilir. Ayrıca arabuluculuk başvurusundan sonra icra takibi başlamışsa HUAK m.18/A-16’daki iki haftalık özel süre gözden kaçırılmamalıdır.

Hukukî Yarar, Dava Değeri, Harç ve Teminat

Hukukî yarar

İcra takibi borçlu üzerinde güncel bir ödeme, haciz veya satış tehdidi oluşturuyorsa hukukî yarar kural olarak vardır. Ancak borç tamamen ödenmiş ve yalnız paranın geri alınması isteniyorsa, dava türü istirdat olarak kurulmalıdır. Aynı borç hakkında kesin hüküm bulunması veya mevcut başka yolun daha özel ve etkili olması hâlinde hukukî yarar ayrıca incelenir.

Dava değeri ve harç

Menfi tespit davası, para ile ölçülebilen takip borcu bakımından nispi harca tabidir. Dava değeri, borçlu olunmadığı ileri sürülen miktardır; kısmi menfi tespitte yalnız çekişmeli bölüm esas alınır. Harç, gider avansı, bilirkişi gideri ve karşı vekâlet ücreti riski dava açılmadan önce hesaplanmalıdır. Yıllık tarifeler değiştiğinden sabit TL tutarları yerine, yayın günündeki resmî tarife ve UYAP hesaplaması kullanılmalıdır.

Harç ile teminat aynı değildir

Dava harcı yargı hizmetinin mali yükümlülüğüdür. İİK m.72/3 teminatı alacaklının gecikme zararını; tam dosya güvencesi ise takip alacağını güvenceye alır. Biri diğerinin yerine geçmez.

İspat Yükü Nasıl Dağılır?

“Menfi tespit davasında ispat yükü daima alacaklıdadır” veya “daima borçludadır” önermelerinin ikisi de eksiktir.

Genel çerçeve şöyledir:

  • Davacı, davalının ileri sürdüğü borç ilişkisinin hiç doğmadığını yalnızca inkâr ediyorsa, borcun varlığını ileri süren alacaklı temel olguları ispatlamalıdır.
  • Davacı borcun doğduğunu kabul ediyor; ödeme, ibra, takas, yenileme, zamanaşımı veya başka sona erme sebebine dayanıyorsa bu olguyu kural olarak davacı ispatlamalıdır.
  • Kambiyo senedinde bedelsizlik, teminat senedi, yetkisiz temsil veya kişisel defi ileri sürülüyorsa senedin tarafları, ciro zinciri ve TTK’daki ispat/defi sistemi ayrıca uygulanır.
  • Senede karşı senetle ispat ve tanık dinletme yasağı ile HMK m.200–203 istisnaları değerlendirilmelidir.

Yargıtay HGK’nın 08.11.2023 tarihli E.2023/(19)11-795, K.2023/1062 sayılı kararı, senet kaydının talil edilmesi ve karşı tarafın bu açıklamayı kabul etmesi hâlinde ispat yükünün nasıl değişebileceğini göstermektedir. Kararın sonucu her menfi tespit davasına soyut biçimde uygulanmamalı; tarafların ikrar ve savunmaları birlikte okunmalıdır.

Hazırlanması ve Korunması Gereken Belgeler

İcra dosyası belgeleri

  • takip talebi, ödeme veya icra emri ve tebligat mazbatası;
  • takip dayanağı sözleşme, fatura, hesap özeti, bono, çek, poliçe veya ipotek belgesi;
  • itiraz, şikâyet, itirazın kaldırılması ve önceki mahkeme kararları;
  • güncel kapak hesabı ve bütün tahsilat/mahsup kayıtları;
  • haciz tutanakları, banka cevapları, tapu ve araç takyidatları;
  • kıymet takdiri, satış talebi, satış ilanı, elektronik artırma ve ihale belgeleri;
  • dosyaya gelen paralar, sıra cetveli ve ödeme belgeleri.

Borç ilişkisi belgeleri

  • banka dekontları ve ödeme açıklamaları;
  • makbuz, ibra, sulh, protokol ve hesap mutabakatları;
  • teslim, ayıp, fesih, dönme veya temerrüt ihtarları;
  • ticari defter ve elektronik kayıtlar;
  • e-posta, KEP, UETS ve doğrulanabilir mesajlaşma kayıtları;
  • imza sirküleri, yetki kararları ve temsil belgeleri;
  • senedin teminat amacıyla verildiğini gösteren yazılı bağlantı belgeleri.

Tedbir ve tam güvence belgeleri

  • mahkemenin ara kararı;
  • teminat yatırma makbuzu veya mahkemece kabul edilmiş teminat belgesi;
  • tedbirin süresinde uygulanmasının istendiğini gösteren kayıt;
  • icra müdürlüğüne hitaben düzenlenmiş nitelikli banka teminat mektubu ve banka teyidi;
  • haciz fekki talebi, müdürlük kararı ve öğrenme tarihini gösteren belge.

Dava Sonuçlanınca İcra Takibine Ne Olur?

Dava borçlu lehine kabul edilirse

İİK m.72/5 uyarınca menfi tespit davasının borçlu lehine hükme bağlanmasıyla icra takibi derhal durur; bunun için kabul hükmünün kesinleşmesi beklenmez. Ancak icranın hükmün içeriğine göre tamamen veya kısmen eski hâle iadesi, ilamın kesinleşmesi üzerine gerçekleşir.

Kısmi kabulde yalnız borçlu olunmadığı tespit edilen bölüm yönünden sonuç doğar. Hangi haczin kaldırılacağı, dosyadaki paranın kime verileceği ve daha önce yapılmış satışın sonucu hükmün kapsamı ile icra aşamasına göre belirlenir.

Dava alacaklı lehine reddedilirse

İİK m.72/4 uyarınca ihtiyati tedbir kalkar. Ret hükmünün kesinleşmesiyle alacaklı, tedbir nedeniyle alacağına geç ulaşmaktan doğan ve aynı davada hükme bağlanan zararını teminattan alabilir. Kanundaki zarar alt sınırı yüzde yirmidir. Tazminat sonucunun doğması için tedbirin alacağı geciktirmiş olması ve hükümde gerekli değerlendirmenin yapılması önemlidir.

Dava sırasında para alacaklıya ödenirse

Dava İİK m.72/6 gereğince kendiliğinden istirdat davası niteliğinde sürer. Mahkeme, ödeme/kesinti tutarlarını ve tarihlerini belirleyerek iade hakkında hüküm kurmalıdır. Yargıtay HGK E.2017/8-1873, K.2021/230 sayılı karara göre menfi tespitten dönüşen istirdat ilamının icrası için hükmün kesinleşmesi gerekir.

Dava açılmadan önce borç tamamen ödenmişse

Takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olması nedeniyle gerçekte borçlu olmadığı parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişi, İİK m.72/7 uyarınca ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde istirdat davası açmalıdır. Bu süre hak düşürücü nitelikte değerlendirilir; olayın ödeme ve cebrî icra tehdidi koşulları gecikmeden incelenmelidir.

Kötü Niyet Tazminatı ve Haksız Haciz Zararları

Menfi tespit davasının kabulü tek başına alacaklının kötü niyetli olduğunu göstermez. Borçlu lehine İİK m.72/5 tazminatına hükmedilebilmesi için:

  • borçluyu dava açmaya zorlayan bir icra takibi bulunmalı;
  • takip haksız olmalı;
  • alacaklı kötü niyetli olmalı;
  • borçlu açıkça tazminat talep etmeli;
  • koşullar somut delillerle ortaya konulmalıdır.

Kanunî tazminat, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olamaz. Ancak alacaklının başlangıçta haklı olduğu bir takipte borcun sonradan ödenmesine rağmen icraya devam etmesi, her durumda m.72/5 tazminatı doğurmayabilir. Yargıtay HGK’nın E.2018/19-374, K.2018/943 sayılı kararında çoğunluk, m.72/5 bakımından takip tarihindeki haklılığı esas almıştır.

Aynı karar, borç tamamen ödendikten sonra evde tekrarlanan haksız haciz ve muhafaza işlemlerinin somut olayda kişilik haklarını ihlal ederek genel hükümlere göre manevi tazminat doğurabileceğini de kabul etmiştir. Dolayısıyla İİK m.72/5 tazminatı ile TBK m.49 ve m.58’e dayalı haksız haciz zararları farklı şartlara sahiptir.

Borçlu ve Alacaklı Açısından Stratejik Riskler

Borçlu açısından

  • yalnız dava açmanın satışı durdurduğunu varsaymak;
  • yüzde on beş teminatı tam dosya güvencesi sanmak;
  • teminat kararını bir haftalık süre içinde infaz ettirmemek;
  • eski kapak hesabına göre eksik teminat sunmak;
  • banka teminat mektubunun süre veya tahsil şartlarını incelememek;
  • icra müdürlüğü ret kararına karşı şikâyet süresini kaçırmak;
  • satış/ihale sürecinde yalnız menfi tespit dosyasına güvenmek;
  • zorunlu arabuluculuk veya HUAK m.18/A-16 iki haftalık süresini kaçırmak;
  • ödeme sırasında istirdat talebini ve ödeme kalemlerini güncellememek.

Alacaklı açısından

  • m.72/3 tedbirinin kapsamını aşan bir durma sonucu varmış gibi dosyayı tamamen hareketsiz bırakmak;
  • tam güvenceye rağmen gereksiz hacizleri sürdürerek aşkın haciz ve haksız fiil sorumluluğu riski yaratmak;
  • haricen alınan ödemeyi icra dosyasına bildirmemek;
  • tedbir nedeniyle oluşan gecikme zararını ve tazminat talebini belgelememek;
  • dava reddedildiğinde teminattan tahsil için hükmün kesinleşmesi ve karar içeriğini izlememek;
  • kabul hükmünden sonra derhal duran takipte yeni icra işlemi yapmak.

Karar Matrisi: Hangi Durumda Ne Olur?

DurumHacizSatışParaAcil işlem
Yalnız menfi tespit davası açıldıDevam edebilirDevam edebilirÖdenebilirUygun tedbir ve takip hukuku yolları değerlendirilmeli
m.72/3 tedbiri verildi, teminat yatırıldı ve infaz edildiTek başına kalkmazTek başına durmazAlacaklıya ödenmezSatış riski varsa tam güvence ve müdürlük/şikâyet işlemi
m.72/3 tedbiri + güncel dosya borcu tam güvenceye alındıEmsal çizgisinde diğer hacizler aşkın hâle gelebilirHacizler kaldırılırsa dayanak ortadan kalkarTedbir nedeniyle tutulurHaciz fekki talebi; ret hâlinde şikâyet
Arabuluculuk başvurusundan sonra icra takibi başladı; iki haftalık şart sağlandım.72/2 tedbiriyle takip durabilirTakibin durmasına bağlı olarak ilerlemezTakip dururHUAK m.18/A-16 açıkça ileri sürülmeli; yaklaşık ispat gerekir
İİK m.89/3 üçüncü kişi davası süresinde açıldı ve bildirildiÜçüncü kişi yönünden özel durmaÜçüncü kişi malvarlığına yönelik işlemler dururSonuca kadar korunurÖzel süre ve bildirim ispatlanmalı
İhale yapıldıKendiliğinden geri alınmazTamamlanmış ihale otomatik geçersiz olmazBedel veznede olabilirİİK m.134 koşulları ve ödeme yasağı ayrı incelenmeli
Para alacaklıya ödendiHaciz sonucu tahsil gerçekleşmiş olabilirSatış tamamlanmış olabilirİade talebi gerekirMenfi tespit davası istirdat olarak sürdürülmeli
Menfi tespit davası kabul edildiTakip derhal dururYeni işlem yapılamazKesinleşme ve hüküm kapsamına göre işlemKabul hükmü icra dosyasına sunulmalı; kesinleşme sonrası eski hâle iade
Menfi tespit davası reddedildiTakip sürerSatış sürdürülebilirTedbir kalkınca ödeme gündeme gelirGecikme zararı, kanun yolu ve teminat sonucu değerlendirilir

Sık Sorulan Kritik Sorular

Menfi tespit davasını bugün açarsam yarınki haciz durur mu?

Hayır. Dava açılması tek başına haczi durdurmaz. Ödeme emrine itiraz, kambiyo takibindeki özel itiraz, m.72/3 tedbiri ve satış aşamasına uygun şikâyet yolları ayrı değerlendirilmelidir.

Yüzde 15 teminatı yatırınca hacizli taşınmaz satılamaz mı?

Hayır. Yüzde on beşten az olamayan teminat, kural olarak yalnız paranın alacaklıya geç ödenmesinden doğabilecek zararı güvenceye alır. Satışı tek başına durdurmaz.

“Yüzde 115 yatırılırsa takip durur” ifadesi doğru mu?

Teknik olarak eksiktir. Mahkeme teminatı ile güncel dosya borcunun güvenceye alınması farklı işlemlerdir; tutarlar sabit olmayabilir. Emsal kararlar, şartlar sağlandığında diğer hacizlerin aşkın hâle gelmesi ve kaldırılması üzerine kuruludur.

Dosya borcunun tamamını yatırırsam borcu kabul etmiş olur muyum?

Her durumda hayır. Tedbir altında ve ihtirazi kayıtla yapılan depo, borcun maddi hukuk bakımından kabulüyle aynı değildir. Ancak belgelerde kullanılan ifadeler ve paranın alacaklıya ödenmesi sonucu etkileyebilir.

Banka teminat mektubu nakit yerine geçer mi?

Yargıtay’ın belirtilen emsal kararlarında, güncel dosya borcunu ferileriyle kapsayan, her an tahsil edilebilir, muteber ve kesin banka teminat mektubu kabul edilmiştir. Mektubun metni ve icra müdürlüğünce kabulü somut dosyada denetlenmelidir.

İcra müdürlüğü haczi kaldırmazsa ne yapılır?

Gerekçeli ret işlemi, kural olarak öğrenmeden itibaren yedi gün içinde takibin yapıldığı yer icra mahkemesine şikâyet edilmelidir. Satış yakınsa geçici koruma talebi de ayrıca kurulmalıdır.

Mahkeme HMK m.389’a göre satışı durdurabilir mi?

İcra takibinden sonra açılan olağan m.72 davasında özel hüküm olan m.72/3 sınırı aşılamaz. İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararı da doğrudan satış durdurma tedbirini bu nedenle kaldırmıştır. HUAK m.18/A-16 istisnası ayrıca değerlendirilmelidir.

Arabuluculuk sırasında icra takibi başlatılırsa ne olur?

Arabuluculuk başvurusundan sonra aynı uyuşmazlık hakkında takip başlatılmışsa, son tutanaktan itibaren iki hafta içinde dava açıp açıkça talep eden taraf m.72/2 korumasından yararlanabilir. Yaklaşık ispat ve teminat şartları yine aranır.

Senedin sahte olduğunu söylemem takibi durdurur mu?

Hayır. Sahtelik iddiası veya ceza soruşturması tek başına otomatik durma yaratmaz. Kambiyo takibindeki özel itiraz süreleri ile uygun geçici koruma kararları ayrıca değerlendirilmelidir.

Satış yapıldıktan sonra menfi tespit davasını kazanırsam ihale iptal olur mu?

Otomatik olarak olmaz. İhalenin feshi ayrı bir takip hukuku yoludur. Menfi tespit hükmünün icranın eski hâle iadesine etkisi, ihalenin kesinleşmesi ve satış bedelinin nereye ödendiği birlikte incelenir.

Dava sürerken maaşımdan kesinti yapılırsa yeni dava mı açmalıyım?

Kural olarak hayır. Mevcut menfi tespit davası, ödeme nedeniyle İİK m.72/6 uyarınca istirdat niteliğinde sürer; kesinti tutarları ve tarihler mahkemeye bildirilmelidir.

Menfi tespit davasını kazanırsam mutlaka yüzde 20 tazminat alır mıyım?

Hayır. Borçlu lehine tazminat için icra takibinin hem haksız hem kötü niyetli olması, davacının talebi ve diğer kanunî şartların bulunması gerekir. Kabul kararı tek başına kötü niyeti kanıtlamaz.

Sonuç

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında en önemli ayrım, davanın esasındaki borçsuzluk iddiası ile icra dosyasındaki geçici koruma araçlarını birbirine karıştırmamaktır. İİK m.72/3 teminatı, kural olarak icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesini engeller; haczi ve satışı tek başına durdurmaz. Güncel dosya borcunun ayrıca ve eksiksiz güvenceye alınması ise Yargıtay’ın emsal karar çizgisinde diğer hacizleri aşkın hâle getirebilir. Bu sonuç otomatik değildir; icra müdürlüğü başvurusu, gerektiğinde süresinde şikâyet ve satış aşamasına göre ayrı koruma işlemleri gerekir.

Dosya stratejisi kurulurken dava tarihi, arabuluculuk başvuru tarihi, takip türü, güncel kapak hesabı, teminat mektubunun metni, hacizlerin kapsamı, satış takvimi ve paranın alacaklıya ödenip ödenmediği birlikte incelenmelidir.

İlgili mevzuat ve kararlar


Kaynakça

  1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu – Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat: m.16, 72, 85, 89 ve ilgili takip hükümleri.
  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Mevzuat Bilgi Sistemi PDF: m.87, 389, 390, 393 ve geçici hukukî koruma hükümleri.
  3. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu – Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat: m.18/A-16.
  4. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu – Mevzuat Bilgi Sistemi PDF: m.4 ve m.5/A.
  5. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu – Mevzuat Bilgi Sistemi PDF: m.3.
  6. 7445 sayılı Kanun – 05.04.2023 tarihli Resmî Gazete: arabuluculuk ve menfi tespit değişiklikleri; ilgili hükümler 01.09.2023’te yürürlüğe girmiştir.
  7. 492 sayılı Harçlar Kanunu – Mevzuat Bilgi Sistemi PDF: nispi harç sistemi ve ekli tarifeler.
  8. Türkiye Barolar Birliği – 01.09.2023’te yürürlüğe giren düzenlemeler
  9. Türkiye Barolar Birliği – 09.08.2024 Reklam Yasağı Yönetmeliği değişiklikleri
  10. Türkiye Barolar Birliği – Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi çalışma esasları, 14.07.2026
  11. Türkiye Barolar Birliği – Yönetmelikler
  12. Google Search Central – Desteklenen yapılandırılmış veri özellikleri
  13. Google Search Central – Article yapılandırılmış verisi
  14. Google Search Central – Yapılandırılmış veri genel kuralları
  15. web.dev – Core Web Vitals
  16. Google Search Central – Çok dilli sayfalar ve hreflang

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları