İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

İcra ve İflas Hukuku

İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz: Dava Sonucunu Beklemeden Haklarınızı Nasıl Korursunuz?

Hukuk bürosundaki masada ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz dosyaları, Güneş & Güneş logolu bordo ajanda ve belgeleri inceleyen iki kişinin elleri.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 28 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Hak veya malın korunması ile para alacağının güvenceye alınması arasındaki fark; başvuru, yaklaşık ispat, teminat, uygulama, itiraz ve haksız koruma sorumluluğu.

İhtiyati tedbir, uyuşmazlık konusu hak veya malı yargılama sırasında korur; ihtiyati haciz ise şartları gerçekleşen para alacağının ileride tahsil edilebilmesi için borçlunun malvarlığı üzerinde geçici güvence sağlar. Bir taşınmazın devrini önlemek ile bir para alacağı için borçlunun malına haciz koydurmak aynı işlem değildir. Başvuru şartları, teminat, uygulama süreleri ve itiraz yolları ayrı değerlendirilmelidir. [1, 2]

Bir davada haklı çıkmak kadar, yargılama tamamlandığında o hakkın kullanılabilir durumda olması da önemlidir. Dava konusu mal el değiştirebilir, korunması gereken bir durum bozulabilir veya borçlunun haczedilebilir malvarlığı azalabilir. Buna karşılık, yalnız dava açılmış olması karşı tarafın bütün mallarının sınırlandırılmasını haklı kılmaz. Geçici koruma, gerekliliği ve kapsamı belgelerle açıklanması gereken bir yargısal müdahaledir.

Bu rehber, Türkiye’de özel hukuk uyuşmazlıklarındaki genel ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz düzenini ele alır. Vergi alacaklarındaki ihtiyati haciz, ceza muhakemesindeki el koyma ve idari yargıdaki yürütmenin durdurulması farklı kurallara bağlıdır. Aile, fikrî mülkiyet, tahkim ve iflas hukukundaki özel düzenlemeler de somut olayda ayrıca değerlendirilir.

İhtiyati tedbir ile ihtiyati haciz arasındaki fark nedir?

Önce korunacak hakkı belirleyin

Tapu iptali ve tescil talep eden kişi, dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesini isteyebilir. Burada korunmak istenen şey doğrudan uyuşmazlığın konusudur; genel çerçeveyi HMK m.389 ve devamındaki ihtiyati tedbir hükümleri oluşturur. Buna karşılık, ödenmeyen satış bedelini isteyen alacaklının amacı borçlunun herhangi bir taşınmazını kendi adına tescil ettirmek değildir. Amaç para alacağını güvenceye almaktır; kural olarak İİK m.257 ve devamındaki ihtiyati haciz değerlendirilir. [1, 2]

Bu ayrım, para unsurunun bulunduğu her dosyada tedbirin yasak olduğu anlamına gelmez. Menfi tespit davasında icranın durdurulması gibi özel tedbirler vardır. Ancak salt para alacağının tahsilini güvenceye almak için ihtiyati haczin şartlarını aşan genel bir malvarlığı tedbiri kurulamaz. İstenen korumanın hukuki dayanağı, dosyadaki talep sonucuyla birlikte açıklanmalıdır.

Tablo 1 — İki geçici korumanın temel farkları

Karşılaştırılan konuİhtiyati tedbirİhtiyati haciz
Genel dayanakHMK m.389–399İİK m.257–268
Koruma amacıUyuşmazlık konusu hak veya durumun korunmasıPara alacağının gelecekteki tahsilinin güvenceye alınması
Başlıca koşulHaklılığın yaklaşık ispatı ve gecikmeye bağlı somut koruma ihtiyacıKural olarak rehinle güvenceye alınmamış, muaccel para alacağı; yaklaşık ispat
Uygulama talebiİsteyene tefhim veya tebliğden itibaren bir haftaKarar tarihinden itibaren on gün
Dava öncesi devam işlemiUygulama talebinden itibaren iki haftada esas dava ve uygulayan memura belgelemeHacizden; alacaklı yoksa tutanağın alacaklıya tebliğinden itibaren yedi günde dava veya takip
Teminatın işleviHaksız tedbirin muhtemel zararlarını güvenceye almakHaksız haczin borçluya ve üçüncü kişiye verebileceği zararları güvenceye almak
Mülkiyet ve tahsilNihai hak sahipliğini kendiliğinden belirlemezMülkiyeti alacaklıya geçirmez; tek başına tahsilat sağlamaz
Değerlendirilecek özel durumUyuşmazlığın niteliği ve özel kanun tedbirleriVadesi gelmemiş alacak, rehin, ilam ve özel haciz hükümleri

Tablodaki sürelerin başlangıçları birbirinin yerine kullanılamaz. Arabuluculuğun belirli dava açma sürelerine etkisi ve takip başladıktan sonraki ek süreler aşağıda ayrıca açıklanmıştır. [1, 2, 3]

Dilekçedeki adlandırma mı, talebin içeriği mi önemlidir?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.05.2021 tarihli, E.2017/1796, K.2021/607 sayılı kararında, işçilik alacağını güvenceye almak için ileri sürülen talebin hukuki niteliği tartışılmıştır. Kurul, iki kurumun farklı şartlarını açıklamış; hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğunu ve talebin içeriğinin dikkate alınacağını belirtmiştir. Bu yaklaşım, dilekçede kullanılan tek bir sözcüğün her durumda sonucu belirlemediğini gösterir. [5: §§25–54]

Karar, ihtiyati haciz şartlarının eksik bırakılabileceği anlamına gelmez. Üstelik kararın hüküm sonucu, o dosyanın kanun yolu rejimine ilişkin usulî bozmadır; doğrudan bütün alacaklılar lehine haciz kararı verilmiş gibi okunamaz. Sağlam başvuru, mahkemenin düzeltmesine güvenmek yerine vakıaları, hukuki koruma türünü, miktarı ve istenen işlemi baştan açıkça kurar.

İhtiyati tedbir hangi şartlarda verilir?

Haklılık ve gecikme tehlikesi birlikte açıklanmalıdır

HMK m.389 bakımından mevcut durumdaki bir değişme, hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştırabilecek veya imkânsızlaştırabilecek olmalıdır. Gecikmenin sakınca yahut ciddi zarar doğurması da koruma sebebi olabilir. Başvurucu, esas davada neden haklı göründüğünü ve neden olağan yargılama sonucunu bekleyemediğini ayrı ayrı ortaya koymalıdır. Güçlü bir sözleşme, her zaman acil müdahale ihtiyacını göstermez; aciliyet de dayanaksız bir hak iddiasını yeterli hâle getirmez. [1: m.389–390]

Varsayımsal olarak, mülkiyeti çekişmeli bir makinenin sökülerek başka yere götürüleceğini ileri süren taraf; hangi makineyi, hangi sözleşmeye dayanarak istediğini, söküm hazırlığını ve taşımanın doğuracağı güçlüğü göstermelidir. Makinenin zaten güvenli biçimde muhafaza edildiğini gösteren karşı belge, korumanın gerekliliğini veya kapsamını değiştirebilir. Bu nedenle yalnız “telafisi imkânsız zarar doğacaktır” yazılması yeterli bir açıklama değildir.

Tedbir açık, uygulanabilir ve ölçülü olmalıdır

Mahkeme, malın muhafazasına, yediemine bırakılmasına, bir işlemin yapılmasına veya yapılmamasına karar verebilir. Ancak hangi mal, hak, kayıt veya davranışın etkileneceği tereddütsüz anlaşılmalıdır. Taşınmazda ada, parsel ve ilgili pay; araçta ayırt edici kayıt; ticari faaliyette durdurulması istenen somut işlem gösterilmelidir. Belirsiz bir “her türlü tasarrufun önlenmesi” talebi uygulamada yeni uyuşmazlıklar doğurabilir. [1: m.391]

İstenen önlem ile önlenecek zarar arasında denge bulunmalıdır. Bir devir yasağı yeterliyse, taşınmazın her türlü kullanımını engellemek ayrıca gerekçe gerektirir. İşletmenin faaliyeti tümüyle duracaksa çalışanlara, müşterilere ve üçüncü kişilere etkiler de dikkate alınmalıdır. Karşı taraf, daha sınırlı bir işlemle aynı korumanın sağlanabileceğini somut alternatifle gösterebilir.

Tedbir incelemesi, esas davanın bütün delilleriyle kesin biçimde sonuçlandırılması değildir. Bununla birlikte, geçici düzenleme veya ifa etkisi doğuran her önlemi mutlak olarak yasak saymak da doğru olmaz. İstenen sonucun geçiciliği, geri alınabilirliği, özel kanuni dayanağı ve taraflara yüklediği sonuç birlikte değerlendirilir. Tedbir, yargılamanın yerine geçecek gerekçesiz bir nihai tatmin aracına dönüştürülmemelidir. Benzer bir durumla karşılaşan okuyucular için Adi Ortaklığın Tasfiyesinde Malvarlığının Korunması yazısı yol gösterebilir.

İhtiyati haciz için hangi koşullar aranır?

Muaccel para alacağında ayrıca mal kaçırma ispatı gerekir mi?

Vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş para alacağında, İİK m.257/1 uyarınca ayrıca mal kaçırma tehlikesinin ispatı genel bir şart değildir. Alacağın varlığı, tutarı, muacceliyeti ve rehin durumu incelenir. Borçlunun düzenli bir işi veya bilinen adresinin bulunması tek başına talebi engellemez. Bunun karşılığı, her faturanın otomatik olarak haciz kararı doğurması da değildir: Alacak yaklaşık olarak ispatlanmalıdır. [2: m.257–258; 5: §§17–24]

Muacceliyet, alacağın istenebilir hâle gelmesidir. Taksitli sözleşmede yalnız süresi gelen taksitler muaccel olabilir; kalan borcun tamamının istenmesi için sözleşmedeki ve kanundaki şartların gerçekleşmesi gerekir. Talep edilen tutara daha önce yapılan ödemeler, iadeler ve geçerli mahsuplar yansıtılmalıdır. Borçlunun “teslim yapılmadı”, “vade uzatıldı” veya “borç ödendi” savunması bu nedenle doğrudan sonucu etkileyebilir.

Rehin, kefalet ve açıkta kalan alacak aynı değildir

Alacağın rehinle güvenceye alınmış olması genel ihtiyati haciz şartları bakımından önemlidir. Rehnin alacağı tümüyle karşıladığı bölüm için aynı güvence ihtiyacı varmış gibi davranılamaz. Rehin değerinin borcu karşılamadığı somut biçimde ortaya konuluyorsa, açıkta kalan kısım ayrıca değerlendirilebilir. Rehin limiti, güncel değer, önceki sıralar ve borç bakiyesi belgelenmelidir. Kefalet ise şahsi güvencedir; rehinle aynı hukuki sonucu kendiliğinden doğurmaz. [2: m.257; 5: §§17–24]

Vadesi gelmemiş alacakta istisna nasıl ispatlanır?

İİK m.257/2, henüz vadesi gelmemiş borçta iki istisnai durum öngörür: Borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya yükümlülüklerinden kurtulmak amacıyla mal gizleme, kaçırma, kaçmaya hazırlanma, kaçma yahut alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemler yapması. Bu grupta özel sebebin somut olgularla açıklanması gerekir. Her ekonomik güçlük, her satış hazırlığı veya yalnız adres değişikliği aynı sonucu doğurmaz. [2]

Örneğin ilişkisiz kişilere yapılan olağan satış ile yakın kişilere görünürde devir yapılarak malların borçlunun kullanımında bırakılması aynı biçimde değerlendirilemez. Tarih, bedel, taraf ilişkisi ve işlemin amacı birlikte incelenir. Bu hüküm uyarınca ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu yönünden muaccel olur; bu sonuç kefillere ve diğer sorumlulara otomatik olarak yayılmaz.

Mahkeme ilamına dayanan alacakta kesinleşme aranır mı?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22.12.2025 tarihli, E.2025/8129, K.2025/8357 sayılı kararı, para alacağı içeren ilamlar bakımından bölge adliye mahkemeleri arasındaki yaklaşım farklılığını ele almıştır. Daire, incelenen uyuşmazlık kapsamında para alacağına ilişkin ilamın ihtiyati haciz için yeterli olduğunu; ilamın kesinleşmesinin ve ayrıca mal kaçırma tehlikesinin aranmayacağını kabul etmiştir. İlâma dayanan alacakta İİK m.259’daki teminat istisnası da önem taşır. [6]

Bu karar, bütün hükümlerin ve bütün hüküm fıkralarının kesinleşmeden aynı biçimde uygulanabileceği anlamına gelmez. İlamın niteliği, talep edilen alacak kalemi ve özel kesinleşme kuralları ayrıca kontrol edilmelidir. İhtiyati haciz, ilamlı icra takibi ve icranın geri bırakılması birbirinden farklı işlemlerdir. Dosyada hangisinin gerekli olduğu, koruma ihtiyacı ile mevcut takip aşamasına göre belirlenir.

Konunun ayrıntıları için geminin ve yatın ihtiyati haczi bölümüne bakılabilir.

Yaklaşık ispat nasıl sağlanır, hangi belgeler hazırlanmalıdır?

Yaklaşık ispat, belgesiz iddia demek değildir

Geçici korumada mahkeme, esas davadaki tam ispat incelemesini baştan tamamlamaz. Buna karşılık başvurucunun anlatımını da kendiliğinden doğru kabul etmez. HMK m.390/3 ve İİK m.258 kapsamında, somut belgelerle yeterli kanaat oluşturulması gerekir. Yaklaşık ispatı “yüzde 51 olasılık” gibi otomatik bir sayısal eşiğe indirgemek yanıltıcıdır. Delillerin güvenilirliği, birbirini desteklemesi ve karşı ihtimaller değerlendirilir. Başözen’in yaklaşık ispat incelemesi de kavramın delilsiz bir ihtimal ileri sürmeye indirgenmemesi bakımından yararlıdır. [1, 2, 10]

Başvuru dosyasında önce kısa bir olay kronolojisi, ardından her olayın karşısında ilgili belge bulunmalıdır. Yüzlerce sayfanın açıklamasız eklenmesi yerine, sözleşmenin ilgili maddesi, teslim kaydı, vade bildirimi ve ödeme hareketi arasındaki bağ kurulmalıdır. Bir faturanın düzenlenmiş olması ile karşı tarafa teslim veya hizmetin gereği gibi ifa edilmiş olması ayrı meselelerdir.

Tablo 2 — İddia, belge ve karşı savunma eşleştirmesi

İncelenecek meseleYararlı belge veya kayıtKarşı iddia ve kontrol
Hak veya alacağın kaynağıSözleşme, tapu kaydı, senet, ilamTaraf sıfatı, imza, temsil ve sözleşmenin geçerliliği
Edimin yerine getirilmesiTeslim tutanağı, kabul kaydı, sevk belgesi, yazışmaEksik ifa, ayıp, teslimin başka kişiye yapılması
MuacceliyetVade maddesi, ihtar, tebliğ ve muacceliyet bildirimiSürenin uzatılması, bildirimin ulaşmaması, şartın gerçekleşmemesi
Net alacak tutarıHesap özeti, banka hareketi, ödeme ve iade kayıtlarıKısmi ödeme, mahsup, mükerrer talep, hatalı faiz hesabı
Tedbir ihtiyacı veya vadesiz haciz sebebiDevir hazırlığına ilişkin kayıt, ilan, somut yazışma, ilgili sicil verisiOlağan ticari işlem, güncelliğini yitirmiş tehlike, daha hafif önlem
Korumanın sınırıMalın değeri, pay oranı, rehin ve önceki haciz kayıtlarıAşırı kapsam, üçüncü kişi mülkiyeti, haczedilmezlik

Dijital kayıtların bütünlüğü ve kişisel veriler korunmalıdır

E-posta veya mesajlaşma kayıtlarında yalnız seçilmiş bir ekran görüntüsü yerine, görüşmenin bağlamı, tarih, taraf ve mümkünse özgün kayıt korunmalıdır. Belgenin nasıl elde edildiği açıklanabilir olmalı; hukuka aykırı delil oluşturacak yöntemlere başvurulmamalıdır. Mahkemeye sunulan kişisel ve ticari bilgiler uyuşmazlıkla sınırlı tutulmalıdır. HMK m.189/2 hukuka aykırı elde edilen delillerin değerlendirilmesini yasaklar. [1]

Karşı taraf lehine olan ödeme veya teslim belgesini dosyadan çıkarmak, talebin güvenilirliğini zedeler. Eksiklerin baştan açıklanması; yaklaşık ispatın hangi bölümde güçlü, hangi bölümde tartışmalı olduğunun görülmesini sağlar. Teminat yatırılması, eksik delilin veya hukuki dayanağın yerine geçmez.

Hangi mahkemeye, ne zaman başvurulur?

Görev, yetki ve temsil ayrı kontrol edilmelidir

İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce esas uyuşmazlık bakımından görevli ve yetkili mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenir. İhtiyati hacizde İİK m.258 ve m.50 çerçevesindeki yetki bağlantısı ile alacağın dayandığı ilişkinin görev kuralları birlikte değerlendirilir. Devam eden bir davaya ilişkin haciz talebi o dosyanın bulunduğu mahkeme üzerinden ele alınmalıdır. [1: m.390; 2: m.50, 258]

Her alacak için “asliye hukuk mahkemesi” denilemez. Ticari dava, tüketici işlemi, iş ilişkisi veya özel görev kuralı sonucu değiştirebilir. Yetki sözleşmesi de her taraf ve her uyuşmazlık bakımından aynı etkiye sahip değildir. Başvuru dilekçesinde doğru gerçek veya tüzel kişi, temsil yetkisi, adres ve uyuşmazlıkla bağlantı gösterilmelidir. Şirketin borcu için ortağın mallarına, yalnız ortaklık ilişkisine dayanılarak haciz istenmesi yeterli değildir.

Karşı taraf dinlenmeden karar verilmesi ne anlama gelir?

HMK m.390/2 uyarınca derhâl koruma zorunluysa, karşı taraf dinlenmeden tedbir verilebilir. İhtiyati hacizde mahkeme tarafları dinleyip dinlememekte serbesttir. Başvurucu, özellikle önceden haber verilmesinin korumayı etkisiz bırakacağı iddiasını somutlaştırmalıdır. Karşı tarafın dinlenmemesi, iddiaların kesin olarak kabul edildiği veya savunma hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmez; sonradan itiraz ve kanun yolu güvenceleri devreye girer. [1, 2]

Başvurunun aynı gün karara bağlanacağına ilişkin genel bir garanti yoktur. Dosyanın açıklığı, mahkemenin incelemesi ve gerekiyorsa ek belge ya da teminat işlemi süreyi etkiler. Bu nedenle hazırlık, yalnız dilekçenin gönderilmesini değil kararın öğrenilmesi ve uygulanması için takip düzeni kurulmasını da kapsamalıdır.

Arabuluculuk devam ederken tedbir veya haciz istenebilir mi?

Acil koruma ile esas davanın ön şartı farklıdır

Dava şartı arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlıkta, arabuluculuk sürecinin tamamlanması beklenmeden geçici hukuki koruma istenebilir. Bununla birlikte esas davanın açılmasında ilgili arabuluculuk şartı gözetilmelidir. Arabuluculuk başvurusu, kendiliğinden bir tedbir veya haciz kararı doğurmaz; mahkemeden ayrıca talep gerekir. [3: m.18/A]

6325 sayılı Kanun m.18/A/16, dava öncesi tedbirde HMK m.397/1 ve dava öncesi hacizde İİK m.264/1 kapsamındaki dava açma sürelerinin, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar işlemeyeceğini düzenler. Duran süre ile yeniden baştan başlayan süre aynı değildir. Başvurudan önce geçen zaman, son tutanak tarihi ve kalan süre ayrı kaydedilmelidir.

Bu hüküm bütün süreleri durdurmaz. Tedbirin uygulanmasını istemeye ilişkin bir hafta, ihtiyati haczin infazını istemeye ilişkin on gün ve itiraz süreleri bu düzenleme nedeniyle otomatik olarak askıya alınmış sayılamaz. İİK m.264’teki her sonraki işlem süresini de aynı hükme dâhil etmek doğru değildir. Dava şartı arabuluculuğa ilişkin bu özel sonuç, her ihtiyari görüşmeye kendiliğinden taşınmamalıdır.

Görüşme gizliliği ile önceden var olan delil ayrılmalıdır

Arabuluculuk sırasında yalnız sulh amacıyla yapılan açıklamalar ve öneriler ile uyuşmazlıktan önce mevcut sözleşme, ödeme veya teslim kayıtları aynı nitelikte değildir. Arabuluculuk gizliliği ve delil sınırlamaları gözetilmelidir. Önceden mevcut bir belge, arabuluculukta kullanıldığı için tek başına delil niteliğini kaybetmez; buna karşılık sırf anlaşma görüşmesinde sunulan kabul veya teklifin mahkemeye taşınması ayrıca değerlendirilir. [3: m.4–5]

Teminat, harç ve giderler nasıl değerlendirilir?

Her dosyada yüzde 15 teminat zorunlu mudur?

Genel ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz hükümlerinde bütün dosyalar için değişmez yüzde 15 teminat kuralı yoktur. Teminat; karşı tarafın veya üçüncü kişinin haksız koruma nedeniyle uğrayabileceği zararları karşılamaya yöneliktir. İstenen önlemin kapsamı, muhtemel zarar ve dosyanın özellikleri önemlidir. Belirli bir dosyada uygulanan oran, kanuni genel oran gibi sunulmamalıdır. Menfi tespit davasındaki özel yüzde 15 alt sınırı ise ayrı düzenlemedir. [1: m.392; 2: m.72, 259]

Başvurucu yalnız “teminatsız karar” istemekle yetinmemeli; buna dayanak olan hükmü ve belgeyi açıklamalıdır. Karşı taraf da teminatın yetersiz olduğunu ileri sürüyorsa muhtemel zarar kalemlerini, işleyiş üzerindeki etkiyi ve talep ettiği düzeltmenin gerekçesini göstermelidir. Teminatın tutarı ile uyuşmazlığın asıl alacak miktarı farklı işlevlere sahiptir.

Teminatsız kararın şartları iki kurumda aynı değildir

HMK m.392’ye göre talep resmî belgeye veya başka kesin delile dayanıyorsa yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme açık gerekçeyle teminat alınmamasına karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kişinin tedbir için teminat göstermesi gerekmez. Bu sonucun hangi karara ve hangi kapsamda dayandığı dosyadan anlaşılmalıdır. [1]

İİK m.259’da ise alacak bir ilama dayanıyorsa teminat aranmaz. İlam niteliğindeki belgeye dayanıyorsa teminat gerekip gerekmediğini mahkeme takdir eder. Sıradan bir sözleşme, fatura veya güçlü yazışma sırf ikna edici olduğu için kendiliğinden ilam niteliğindeki belgeye dönüşmez. Tedbirdeki teminat istisnasını hacze aynen taşımak hatalı sonuç verebilir. [2]

Gider bütçesi tek kalemden oluşmaz

Başvuru harcı, tebligat, icra uygulaması, muhafaza ve gerektiğinde uzman incelemesi giderleri ile avukatlık ücreti birbirinden ayrılmalıdır. Teminat da bunlardan farklı olarak bağlı kalan bir güvence tutarıdır. Her dosyada bütün kalemler doğmaz; başvurunun kapsamı ve uygulama biçimi belirleyicidir. Güncel tarife ve dosya bilgileri görülmeden tek bir toplam bedel vermek sağlıklı değildir.

Müvekkile başlangıçta hangi ödemenin gider, hangisinin teminat olduğu; ek giderin hangi aşamada doğabileceği ve iadenin hangi şartlara bağlı bulunduğu açıklanmalıdır. “Teminat yatırıldı, artık karar kesin” veya “dava kazanılırsa bütün ekonomik kayıplar aynen geri alınır” şeklinde beklenti oluşturulmamalıdır.

İhtiyati tedbir kararı nasıl uygulanır ve korunur?

Bir haftalık süre uygulamanın talep edilmesi içindir

HMK m.393/1 uyarınca uygulama, kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir. Süre yalnız kararın verildiği günden başlatılmaz. Bu başlangıç 7251 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir; eski metne dayanan açıklamalar güncel kural gibi kullanılmamalıdır. Süresinde uygulama istenmezse, esas dava açılmış olsa bile tedbir kendiliğinden kalkar. [1, 11]

Burada kanunun aradığı işlem, uygulamanın süresinde talep edilmesidir; uygulamanın bütün kurum işlemleriyle mutlaka bir hafta içinde bitirilmesi aynı şey değildir. Konuralp’in incelemesi de başvuru ile fiilî uygulamanın ayrılması ve uygulama merciinin belirlenmesi üzerinde durur. Yine de talebin yapılmasıyla yetinilmemeli, kararın gerçekten yerine getirilip getirilmediği izlenmelidir. [9: s.1310–1312]

Uygulama, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yerdeki icra dairesinden istenir. Mahkeme kararında yazı işleri müdürünü görevlendirebilir. İlgili sicile yazı gönderilmesi gereken dosyada yalnız kararın UYAP’ta görünmesiyle koruma tamamlanmış sayılmaz; uygulama talebi, yazının çıkışı ve kayda işlenmesi belgelenmelidir. [1: m.393]

Dava öncesi tedbirde iki hafta ve belgeleme yükümlülüğü

Dava açılmadan tedbir alındıysa, uygulamanın talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas dava açılmalı; dava açıldığına ilişkin belge kararı uygulayan memura verilerek dosyaya konulmalı ve karşılığında belge alınmalıdır. Sadece davayı açmakla yetinmek, kanunun öngördüğü tamamlayıcı işlemi eksik bırakır. Başlangıç, tedbirin fiilen uygulandığı gün veya kararın tebliği değildir. Arabuluculukla ilgili özel durma kuralı ayrıca hesaba katılır. [1: m.397; 3: m.18/A/16]

Tablo 3 — İhtiyati tedbirde temel süreler

İşlemSüre ve başlangıçYapılacak işlem ve sonuç
Uygulamanın talebiİsteyene tefhim veya tebliğden itibaren bir haftaYetkili uygulama merciine talep; kaçırılırsa tedbir kendiliğinden kalkar. HMK m.393
Dava öncesi tedbirin tamamlanmasıUygulama talebinden itibaren iki haftaEsas davayı açma, belgeyi uygulayan memura sunma ve belge alma. Özel arabuluculuk hükmü saklıdır. HMK m.397
Dinlenmeden verilen tedbire karşı tarafın itirazıUygulamada hazırsa uygulamadan; değilse uygulama tutanağının tebliğinden itibaren bir haftaŞartlar, yetki ve teminat yönünden itiraz. HMK m.394/2
Üçüncü kişinin itirazıTedbiri öğrenmeden itibaren bir haftaMenfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişinin şartlar ve teminat yönünden itirazı. HMK m.394/3

Süre hesabında usulüne uygun tebligat, temsil durumu ve tatil günlerine ilişkin hükümler birlikte kontrol edilmelidir. Adli tatilin bu acil işleri ve bunlara ilişkin bütün süreleri kendiliğinden durdurduğu varsayılmamalıdır. HMK m.103, geçici hukuki koruma işlerini adli tatilde görülebilecek işler arasında sayar. [1]

İhtiyati haciz kararı nasıl uygulanır ve hangi işlemlerle tamamlanır?

On günlük infaz talebi ile yedi günlük tamamlama süresi ayrıdır

İİK m.261 uyarınca alacaklı, karar tarihinden itibaren on gün içinde, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden infaz istemelidir. Burada başlangıç, tedbirden farklı olarak kararın tarihidir. Kararın tebliğini beklemek süre kaybına yol açabilir. Süresinde infaz istenmezse ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. [2]

Dava veya takipten önce uygulanan hacizde İİK m.264/1 devreye girer. Alacaklı, haczin uygulanmasından; haciz kendi yokluğunda yapılmışsa tutanağın kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde dava açmalı veya takip talebinde bulunmalıdır. Buradaki hazır bulunma ve tebliğ ölçütü alacaklıya ilişkindir; borçlunun itiraz süresindeki başlangıçla karıştırılmamalıdır.

İhtiyati haczin uygulanması, her durumda önceden kesinleşmiş bir icra takibi gerektirmez. Ancak uygulanan geçici haczin korunması için kanundaki takip veya dava adımı süresinde tamamlanmalıdır. İhtiyati haczin infazı, takip talebi ve ödeme ya da icra emrinin gönderilmesi farklı işlemlerdir. Takip türüne göre kullanılacak belge değişir; ilamlı takipte icra emri ile ilamsız takipteki ödeme emri aynı adla anlatılmamalıdır.

Takibe itiraz edilirse yeni süreleri kaçırmayın

Alacaklı takip yolunu seçmiş ve borçlu ödeme emrine itiraz etmişse, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazın kaldırılması istenmeli veya dava açılmalıdır. İtirazın kaldırılması talebi reddedilirse, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde dava açılması gerekir. Bu kısa süreler, ihtiyati haczin korunması bakımından önemlidir. İtirazın iptali için başka bir hükümde yer alan genel süreye güvenilerek İİK m.264’teki özel yedi gün ihmal edilmemelidir. [2]

Haciz dava sırasında konulmuşsa veya m.264/1 gereğince dava açılmışsa, esas hakkında verilen hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde takip talebinde bulunulmalıdır. Bu hüküm, kanunun aradığı tamamlama işlemini belirler; özel kesinleşme kurallarını ortadan kaldıran genel bir izin değildir. Davanın veya takibin mevcut durumu ve hükmün niteliği birlikte değerlendirilir.

Tablo 4 — İhtiyati hacizde işlem ve süre zinciri

İşlemSüre ve başlangıçTamamlanması gereken adım
Kararın infazını istemeKarar tarihinden itibaren on günKararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesine başvuru. İİK m.261
Dava veya takipten önceki haczi tamamlamaHacizden; alacaklı yoksa tutanağın alacaklıya tebliğinden itibaren yedi günDava açma veya takip talebi; m.18/A/16’daki dava açma süresi istisnası ayrıca değerlendirilir. İİK m.264/1
Ödeme emrine itiraz sonrasıİtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren yedi günİtirazın kaldırılması istemi veya dava. İİK m.264/2
İtirazın kaldırılması talebinin reddiRet kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi günEsas hakkında dava. İİK m.264/2
Dava sırasında haciz veya m.264/1 uyarınca davaHükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ayTakip talebi. İİK m.264/3
Borçlunun dinlenmeden verilen hacze itirazıHacizde hazırsa uygulamadan; değilse tutanağın kendisine tebliğinden itibaren yedi günHaciz sebepleri, yetki ve teminat yönünden itiraz. İİK m.265

Kanundaki tamamlama süreleri geçirilirse ihtiyati haciz hükümsüz kalabilir. Dava veya takipten vazgeçme, takibin düşmesi, davanın işlemden kaldırılmasından sonra bir ay içinde yenilenmemesi ve davada haksız çıkılması da m.264 kapsamında ayrıca değerlendirilir. Genel yenileme süresi ile geçici haczi ayakta tutmak için öngörülen özel süre aynı değildir. Takibin kesinleşmesi veya itirazın giderilmesi sonrasında haczin kesin hacze dönüşmesinin şartları ayrıca kontrol edilir. [2]

Karşı taraf tedbir veya hacze nasıl karşı koyabilir?

İtiraz, istinaf ve icra şikâyeti farklı yollardır

Karşı taraf dinlenmeden verilen tedbire HMK m.394; dinlenmeden verilen ihtiyati hacze İİK m.265 çerçevesinde itiraz edilir. Tedbirde bir hafta, hacizde yedi gün olarak düzenlenen sürelerin uygulama veya tutanak tebliğiyle ilişkisi yukarıdaki tablolarda gösterilmiştir. Dilekçede hangi şartın gerçekleşmediği, yetki itirazının dayanağı ve teminata ilişkin sorun belgeleriyle açıklanmalıdır. “Borcu kabul etmiyorum” şeklindeki genel ifade, bütün itiraz sebeplerinin yerini tutmaz. [1, 2]

Talebin reddi, karşı tarafın yüzüne karşı verilen karar ve yokluğunda verilen karara yapılan itiraz üzerine alınan karar bakımından kanun yolu düzeni ayrıca incelenir. HMK m.341 ve m.345 ile ilgili özel hükümler çerçevesinde istinaf süresi kural olarak usulüne uygun tebliğden itibaren iki haftadır. İlgili geçici koruma hükümlerinde bölge adliye mahkemesinin incelemesi öncelikli ve kararı kesindir. Her ara kararın ve her kaldırma talebinin aynı kanun yoluna tabi olduğu varsayılmamalıdır. [1: m.341, 345, 391, 394; 2: m.258, 265]

İhtiyati haczin uygulamasında icra dairesinin hukuka aykırı işlemi söz konusuysa, infazı yapan dairenin bağlı olduğu icra mahkemesine şikâyet gündeme gelir. Bu yol, mahkemenin haciz kararına itirazdan farklıdır. Süre ve başvuru sebebi ayrı incelenmelidir. Tedbire itiraz, aksi kararlaştırılmadıkça uygulamayı durdurmaz; kanun yoluna başvuru da kendiliğinden korumayı ortadan kaldırmaz. [1: m.394; 2: m.261, 265]

Üçüncü kişinin malı ve haczedilmezlik nasıl korunur?

Tedbir nedeniyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişi, öğrenmeden itibaren bir hafta içinde tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilir. İhtiyati hacizde menfaati ihlal edilen üçüncü kişi için öğrenmeden itibaren yedi günlük itiraz düzenlenmiştir. Bunlar, malın kendisine ait olduğunu ileri süren kişinin istihkak yolunu veya icra işlemlerine ilişkin diğer başvuruları gereksiz hâle getirmez. Uygun yol, ileri sürülen hakkın niteliğine göre seçilir. [1: m.394/3; 2: m.265]

Borçluya ait olmayan bir mal, sırf aynı adreste bulunduğu için tartışmasız borçlu malı sayılamaz. Fatura, sicil, sözleşme ve zilyetlik kayıtları birlikte değerlendirilir. Haczedilemeyen veya sınırlı haczedilebilen mal ve gelirler ile borcu aşan uygulama da ayrı denetime tabidir. İhtiyati haciz kararı, bu korumaları ortadan kaldıran sınırsız bir el koyma yetkisi vermez. [2: m.79–99, 261]

Teminatla kaldırma ve değişen koşullar

HMK m.395 kapsamında karşı teminatla tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması; m.396 kapsamında ise durum ve koşulların değişmesine dayanılması mümkündür. Örneğin devir riskinin ortadan kalkması, korunan malın durumunun değişmesi veya daha sınırlı önlemin yeterli hâle gelmesi gerekçelendirilebilir. Bunlar, süresinde yapılmayan ilk itirazı hiçbir koşul aranmaksızın tekrar etme yolu değildir. [1]

İİK m.266 uyarınca borçlu, kanunun kabul ettiği güvenceyi göstererek ihtiyati haczin kaldırılmasını isteyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu konuda görevli merci icra mahkemesidir; icra dairesiyle karıştırılmamalıdır. Malın güvence karşılığında borçluda bırakılması ile haczin kaldırılması da farklı sonuçlardır. Özellikle özel kanuna dayanan korumalarda, genel kaldırma yolunun aynen uygulanacağı varsayılmamalıdır. [2: m.263, 266]

Geçici koruma ne kadar sürer ve tahsil güvencesi sağlar mı?

Uzayan tedbirin gerekliliği yeniden değerlendirilmelidir

HMK m.397/2’ye göre aksi belirtilmedikçe tedbir, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. Bu kural, başlangıçta uygun olan her tedbirin yıllarca aynı kapsamda ve gerekçesiz sürdürülebileceği anlamına gelmez. Dosyanın aşaması, koruma ihtiyacının devamı, malın değeri ve karşı tarafa yüklenen külfet yeniden değerlendirilmelidir. [1]

Anayasa Mahkemesinin Makbule Duran ve diğerleri, B. No:2020/34381, 02.10.2025 tarihli kararında, banka hesapları ve taşınmazlar üzerindeki tedbirin on sekiz yılı aşan devamı mülkiyet hakkı yönünden incelenmiştir. Mahkeme, tedbirin kapsamı ve süresi bakımından ölçülülük sorunu saptayarak ihlal sonucuna ulaşmıştır. Bu karar “on sekiz yıla kadar tedbir serbesttir” şeklinde okunamaz; süre ve kapsamın somut gereklilikle açıklanmasının önemini gösterir. [8: §§6–10]

Haciz, bütün alacaklılardan önce tahsil edileceğiniz anlamına gelmez

İhtiyati haciz, borçlunun malını alacaklıya devretmez ve doğrudan ödeme sağlamaz. Malın gerçekten borçluya ait olup olmadığı, ekonomik değeri, önceki rehin ve hacizler, hacze iştirak şartları ve satış sonucu tahsilatı etkiler. İİK m.268’deki iştirak düzeni, m.100’deki şartlardan bağımsız koşulsuz bir öncelik değildir. [2]

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 29.12.2022 tarihli, E.2021/5414, K.2022/6165 sayılı kararı, tasarrufun iptali ve sıra cetveli bağlamında bir tedbir kaydının haciz kaydı gibi değerlendirilmesinin sorununu ortaya koyar. Karardaki usul ve iştirak değerlendirmesi dosyanın özelliklerine bağlıdır; buradan çıkarılacak temel ders, tedbir şerhinin kendiliğinden haciz sırası yaratmadığıdır. [7]

Bu nedenle müvekkile yalnız “haciz konuldu” denilmemeli; hangi mal veya hak üzerinde uygulandığı, önceki yükler, tahmini karşılanma durumu ve sıradaki işlem de bildirilmelidir. Bir banka hesabına yazı gönderilmesi ile hesapta tahsile elverişli para bulunması aynı sonuç değildir.

Özel durumlarda genel kuralların sınırı nedir?

Menfi tespit davasında takibin durdurulması

İİK m.72, borçlu olmadığını ileri süren kişi bakımından özel tedbir düzeni içerir. Takipten önce açılan menfi tespit davasında, talep üzerine alacağın yüzde 15’inden az olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verilebilir. Takipten sonra açılan davada ise aynı hükmün genel kuralı uyarınca tedbirle takip durdurulamaz; en az yüzde 15 teminatla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi istenebilir. Teminatın varlığı tek başına otomatik karar doğurmaz. [2]

Bunun önemli bir özel istisnası 6325 sayılı Kanun m.18/A/16’dadır: Arabuluculuk bürosuna başvurudan sonra başvuran taraf aleyhine aynı uyuşmazlıkla ilgili icra takibi yapılırsa, son tutanaktan itibaren iki hafta içinde menfi tespit davası açılıp talep edilmesi hâlinde İİK m.72/2 uygulanır. Dolayısıyla “takip başladıktan sonra hiçbir durumda durdurma istenemez” genellemesi bu istisnayı gözden kaçırır. Başvuru, takip ve son tutanak tarihleri birlikte incelenmelidir. [3]

Delil tespiti ve tasarrufun iptali aynı koruma değildir

Delil tespiti, kaybolabilecek veya sonradan elde edilmesi güçleşebilecek delilin korunmasına yöneliktir. Hasarlı bir yapının incelenmesi, borçlunun malvarlığına haciz konulması anlamına gelmez. Delil tespitiyle tedbir veya haciz aynı uyuşmazlıkta gerekli olabilir; ancak her talebin şartları, sonucu ve işlem düzeni ayrı kurulmalıdır. [1: m.400 ve devamı]

Tasarrufun iptali davasında İİK m.281/2, iptale konu mallar hakkında özel ihtiyati haciz düzenlemesi içerir. Bu davanın taraf yapısı, teminatı ve malın elden çıkarılmış olması gibi durumlar genel alacak haczinden ayrılabilir. Genel m.257 açıklamaları bu özel düzenlemenin bütün ayrıntılarının yerine geçmez. Konkordato veya iflas süreci varsa da uygulanabilir koruma ve takip sınırlamaları dosya aşamasına göre ayrıca incelenmelidir. [2]

Yabancılık unsuru ve tahkim ayrıca incelenmelidir

Borçlunun, malın veya delilin yabancı ülkede olması hâlinde Türk mahkemesinden alınan kararın orada doğrudan uygulanacağı varsayılmamalıdır. Milletlerarası yetki, yabancı kararın etkisi, teminat ve uygulama ülkesinin kuralları ayrı inceleme gerektirir. Tahkim şartı bulunan sözleşmede de mahkeme ile hakemlerin geçici koruma yetkileri ve kararın uygulanması kendi düzenlemelerine göre ele alınmalıdır. Bu rehberdeki iç hukuk işlem sırası, sınır ötesi dosyaya kontrolsüz biçimde kopyalanmamalıdır. Konunun ayrıntıları için yabancı alacaklının Türkiye’de alacak tahsili yazımıza bakabilirsiniz. Daha geniş çerçeve için Yabancı Mahkeme Alacak Kararlarının Türkiye’de İcrası yazısı okunabilir.

Haksız tedbir veya haciz nedeniyle tazminat istenebilir mi?

Zarar ve nedensellik ayrıca gösterilmelidir

HMK m.399, tedbir isteyenin talep tarihinde haksız olduğunun anlaşılması, kararın kendiliğinden kalkması veya itiraz üzerine kaldırılması gibi hâllerde haksız tedbir nedeniyle doğan zararların tazminini düzenler. İİK m.259 ise haksız ihtiyati haciz nedeniyle borçlu ve üçüncü kişinin uğradığı zararları konu alır. Bu düzenlemelerde başvurucunun sorumluluk riski, yatırdığı teminat tutarıyla sınırlı bir maliyet gibi görülmemelidir. [1, 2]

Kararın kaldırılması her olayda kendiliğinden belirli bir tazminat tutarı doğurmaz. İleri sürülen zararın gerçekleştiği ve koruma işlemiyle bağlantısı gösterilmelidir. Finansman gideri, malın değer kaybı veya faaliyet kaybı iddiası; banka kayıtları, sözleşmeler, muhasebe belgeleri ve gerektiğinde teknik incelemeyle somutlaştırılır. Zaten ortaya çıkacak zarar ile tedbir veya hacizden kaynaklanan ek zarar ayrılmalıdır.

Başvurucunun tüm borç ödendiği hâlde işlemi sürdürmesi veya gerekli sınırın çok üzerinde koruma istemesi, uyuşmazlığı ağırlaştırabilir. Karşı taraf da zararın artmasını önleyebilecek makul adımları değerlendirmelidir. Geçici koruma, pazarlıkta baskı kurmak için ölçüsüz kullanılabilecek bir araç değildir.

Bir aylık teminat iadesi ile tazminat zamanaşımını karıştırmayın

HMK m.392/2, esas hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davası açılmazsa teminatın iadesini düzenler. HMK m.399/3 ise tazminat davası bakımından, hükmün kesinleşmesi veya tedbirin kalkmasından itibaren bir yıllık zamanaşımı öngörür. Bir ay, tazminat hakkının bütün hâllerde sona erdiği süre değildir; teminatın dosyada tutulması bakımından ayrı önem taşır. [1]

Haksız ihtiyati hacizde HMK m.399’daki bir yıllık süre doğrudan kopyalanmamalıdır. Genel tazminat zamanaşımı bakımından TBK m.72’deki, zarar ile sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıl düzeni; devam eden işlemin niteliği, öğrenme tarihi ve uygulanabilecek özel hükümlerle birlikte değerlendirilir. Cezayı gerektiren fiile ilişkin daha uzun süre istisnası da saklıdır. Başlangıç tarihi otomatik olarak haciz kararının verildiği gün kabul edilmemelidir. [2: m.259; 4: m.72]

Başvuru dosyası ve müvekkil iletişimi nasıl düzenlenmelidir?

Dilekçeden önce tamamlanacak kontrol

Başvuru, aşağıdaki soruların cevapları aynı dosyada görülebildiğinde denetlenebilir hâle gelir:

  1. İstenen sonuç: Hangi hak veya alacak korunacak; tedbir mi, haciz mi, özel bir koruma mı isteniyor?
  2. Taraf ve temsil: Doğru kişiye mi yöneliniyor; temsil belgesi ve başvuru yetkisi tamam mı?
  3. Mahkeme: Esas ilişkiye göre görev, yer bakımından yetki ve devam eden dava kontrol edildi mi?
  4. Belge zinciri: Hak, tutar, vade, rehin ve gerekiyorsa özel tehlike hangi belgeyle açıklanıyor?
  5. Karşı savunma: Ödeme, ayıp, mahsup, üçüncü kişi hakkı veya daha hafif önlem ihtimali değerlendirildi mi?
  6. İstenen kapsam: Mal, pay, tutar ve yasaklanan işlem açık mı; ölçülülük gerekçesi var mı?
  7. Mali hazırlık: Teminat, harç ve uygulama giderleri ayrı gösterildi mi?
  8. Süre takvimi: Karar, tefhim, tebliğ, uygulama talebi, uygulama ve son tutanak tarihleri ayrı kaydedildi mi?
  9. Uygulama kanıtı: İcra veya sicil işleminin gerçekleştiği nasıl doğrulanacak?
  10. Devam ve çıkış: Esas dava veya takip, itiraz, kaldırma ve teminat iadesini kim izleyecek?

Bu liste, bütün dosyalar için aynı dilekçenin kullanılmasını önermez. Örneğin muaccel alacakta gerekmeyen mal kaçırma ispatını zorunluymuş gibi eklemek de, vadesiz alacakta özel sebebi açıklamamak da hatalıdır. Dosyanın hukuki niteliği, kontrolün hangi bölümünün belirleyici olduğunu gösterir.

Kararı değil, gerçekleşen işlemi ve kalan riski anlatın

Malının el değiştireceğinden veya alacağının tahsil edilemeyeceğinden endişe eden kişi için hukuki terimler tek başına yeterli değildir. Ne istendiği, mahkemenin neye karar verdiği, kararın hangi kısmının uygulandığı ve henüz neyin gerçekleşmediği açıkça anlatılmalıdır. Bu yaklaşım, karşı tarafın hesaplarına veya mallarına koruma uygulandığında da geçerlidir; itiraz imkânı ve günlük hayata etkiler anlaşılır biçimde açıklanmalıdır.

Dosya kaydında işlem, tarih, belge, sonraki adım ve sorumlu kişi birlikte tutulmalıdır. “Yaptığını yaz, yazdığını yap, tekrar yaptığını kaydet” ilkesi, burada somut bir süre yönetimine dönüşür. Başvuru yapıldıysa alındısı; haciz uygulandıysa tutanağı; sicile yazı gönderildiyse sonucu; dava açıldıysa tamamlayıcı dosyaya sunulduğuna ilişkin kayıt saklanmalıdır.

Müvekkile geri dönüşü yalnız olumlu gelişmelere bağlamayın. Karar çıkmadığında, uygulama tamamlanmadığında veya hesapta para bulunmadığında da durum ve sıradaki işlem bildirilmelidir. Kaygıyı azaltan şey temelsiz güvence değil, neyin bilindiğini ve neyin beklendiğini açıklayan düzenli iletişimdir. Çalışmanın ve kayıt düzeninin yerini hiçbir sonuç vaadi tutmaz.

Sonuç

İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz, yargılama sürerken hakkın korunmasına hizmet eder; ancak aynı şartlara ve aynı süre düzenine bağlı değildir. Uyuşmazlık konusu hakkın korunması ile para alacağının güvenceye alınması arasındaki ayrım, başvurunun başlangıç noktasıdır. Doğru nitelendirme; yeterli belge, ölçülü talep ve karşı tarafın savunma imkânlarıyla birlikte anlam kazanır.

Koruma kararı alındıktan sonra iş bitmez. Uygulama talebi, fiilî uygulamanın doğrulanması, esas dava veya takip ve gerektiğinde itiraz ayrı ayrı izlenmelidir. Tedbirdeki bir haftanın tefhim veya tebliğden; hacizdeki on günün karar tarihinden başlaması bile tek bir genel takvimin neden yeterli olmadığını gösterir.

Amaç, karşı tarafın bütün ekonomik hayatını durdurmak veya tahsilat sözü vermek değildir. Amaç, hukuken savunulabilir bir korumayı zamanında kurmak, gereği kadar sürdürmek ve şartları ortadan kalktığında kaldırmaktır. Hakkı koruyan, kararın varlığı kadar o kararın doğru kapsamda ve süresinde uygulanmasıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Dava açmadan ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz isteyebilir miyim?

Evet; kanuni şartlar varsa dava öncesinde başvurulabilir. Ancak kararın uygulanması ve ardından esas dava veya takip için özel süreler vardır. Tedbirde esas davanın açıldığının uygulayan memura belgelenmesi de gerekir. Tedbirin uygulanması ve haczin tamamlanması bölümlerine bakınız.

Para alacağı için borçlunun taşınmazına tedbir koydurabilir miyim?

Salt para alacağının tahsilini güvenceye almak için kural olarak ihtiyati haciz değerlendirilir. Taşınmazın mülkiyeti doğrudan uyuşmazlığın konusuysa ihtiyati tedbir gündeme gelebilir. Özel kanun düzenlemeleri saklıdır. İki kurumun farkı belirleyicidir.

Borçlu mal kaçırmıyorsa ihtiyati haciz alınamaz mı?

Vadesi gelmiş, rehinle güvenceye alınmamış para alacağında ayrıca mal kaçırma ispatı genel şart değildir. Alacak ve diğer koşullar yaklaşık olarak ispatlanmalıdır. Vadesi gelmemiş alacakta ise kanundaki özel sebepler aranır. Haciz koşulları bölümünde ayrım açıklanmıştır.

Fatura tek başına ihtiyati haciz için yeterli midir?

Her dosyada yeterli olduğu söylenemez. Faturanın dayandığı ilişki, teslim veya hizmet, vade, ödeme ve karşı itirazlar birlikte incelenir. Sözleşme ve teslim belgeleriyle kurulan bağlantı önemlidir. Yaklaşık ispat bölümü belge hazırlığını açıklar.

Teminat bütün dosyalarda yüzde 15 midir?

Hayır. Genel tedbir ve hacizde sabit yüzde 15 kuralı yoktur. Menfi tespit davasındaki özel alt sınır ayrı değerlendirilir. İlâma dayanan haciz ile tedbirdeki teminatsızlık koşulları da farklıdır. Teminat ve giderler bölümüne bakınız.

Mahkemenin karar vermesi banka veya tapu işlemini tamamlar mı?

Hayır. Uygulama talebi, ilgili icra veya sicil işlemi ve işlemin gerçekleştiğine ilişkin kayıt takip edilmelidir. Dosyada karar bulunması, hesaba haciz veya sicile tedbir işlendiğini tek başına göstermez. Başvuru dosyası ve iletişim bölümündeki kayıt düzeni bu ayrımı izlemeyi sağlar.

Arabuluculuğa başvurunca bütün süreler durur mu?

Hayır. 6325 sayılı Kanun m.18/A/16’daki durma, belirtilen dava açma süreleri içindir. Tedbirin uygulanmasını isteme, haczin infazını isteme ve itiraz süreleri kendiliğinden durmaz. Arabuluculuk ve geçici koruma bölümüne bakınız.

Tedbire veya hacze itiraz edince uygulama hemen durur mu?

Kendiliğinden durduğu varsayılmamalıdır. Tedbirde aksi yönde karar alınmadıkça itiraz uygulamayı durdurmaz; kanun yoluna başvuru da tek başına kaldırma sonucu doğurmaz. Başvuru yolu, kararın verilme biçimine ve ileri sürülen sebebe göre seçilir. İtiraz ve kanun yolları bölümünde açıklanmıştır.

Tedbir veya haciz için verilen teminat sonradan artırılabilir ya da değiştirilebilir mi?

Somut şartlara göre teminata itiraz, korumanın değiştirilmesi veya karşı teminatla kaldırılması istenebilir. Hangi merciin karar vereceği ve uygulanacak yol aynı değildir. Takip başladıktan sonra İİK m.266 kapsamındaki kaldırma talebi icra mahkemesine yönelir. Karşı koyma yolları bölümüne bakınız.

İhtiyati haciz alacağın mutlaka tahsil edileceğini gösterir mi?

Hayır. Malın değeri, önceki rehin ve hacizler, üçüncü kişi hakları, kesin hacze geçiş ve satış sonucu önemlidir. Haciz mülkiyeti alacaklıya geçirmez ve her alacaklıdan önce ödeme hakkı sağlamaz. Süre ve tahsil güvencesi bölümüne bakınız.

İcra takibi başladıktan sonra menfi tespit davasıyla takip durdurulabilir mi?

İİK m.72’deki genel kural, takipten sonra açılan davada tedbirle takibin durdurulmamasıdır; para ödenmesinin engellenmesi ayrı imkândır. Bununla birlikte 6325 sayılı Kanun m.18/A/16’daki özel arabuluculuk sonrası durum ayrıca değerlendirilmelidir. Menfi tespit ayrımı tarihlerin neden önemli olduğunu açıklar.

Tedbir kalktıktan bir ay sonra tazminat hakkı tamamen kaybolur mu?

Hayır. HMK m.392’deki bir ay, teminatın iadesiyle ilgilidir. HMK m.399’daki tazminat zamanaşımı ayrı olarak bir yıl düzenlenmiştir. Haksız ihtiyati haczin süre rejimi de bunlarla özdeş değildir. Tazminat ve süreler bölümüne bakınız.

Tedbir veya haciz kararı verilmesi davayı kazandığım anlamına gelir mi?

Hayır. Geçici koruma yaklaşık ispatla değerlendirilir; esas uyuşmazlığın bütün delillerle karara bağlanmasının yerini tutmaz. Karşı deliller, itiraz ve yargılamanın sonucu korumayı değiştirebilir. Yaklaşık ispatın anlamı bu farkı gösterir.

Delil tespiti yaptırmam malın satışını veya devrini engeller mi?

Tek başına engellemez. Delil tespiti kanıtı korur; satışın veya devrin önlenmesi için şartları oluşan ayrı bir geçici koruma talebi gerekir. Özel durumlar ve delil tespiti bölümüne bakınız.

Kaynakça

  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.33, 93, 103, 189, 341, 345, 389–406. Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı; kanun metninin erişilebilir aktarımı.
  2. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu, özellikle m.50, 72, 79–100, 257–268 ve 281/2. Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı; m.257–268 metni; m.72 metni.
  3. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m.4–5, 18/A, özellikle f.15–16. Adalet Bakanlığı, kanun metni.
  4. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.72. Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı.
  5. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.05.2021, E.2017/1796, K.2021/607; özellikle §§17–24 ve 25–54. Karar metni.
  6. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 22.12.2025, E.2025/8129, K.2025/8357; para alacağına ilişkin ilamda ihtiyati haciz konusunda bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi. Karar metni.
  7. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 29.12.2022, E.2021/5414, K.2022/6165; tedbir, ihtiyati haciz ve hacze iştirak ayrımı. Karar metni.
  8. Anayasa Mahkemesi, Makbule Duran ve diğerleri, B. No:2020/34381, 02.10.2025; özellikle §§6–10. Karar metni.
  9. Konuralp, Cengiz Serhat, “İhtiyati Tedbir Kararının Uygulanması”, Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 8(3), 2025, s.1303–1326; özellikle s.1310–1312. Makale kaydı; tam metin.
  10. Başözen, Ahmet, “Güncel Yargıtay Kararları Işığında İhtiyati Tedbirlerde ‘Yaklaşık İspat’ ve ‘İhtimal’ Kavramı”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 16, Özel Sayı, 2014, s.653–694, basım 2015. Makale kaydı; tam metin.
  11. 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 22.07.2020, özellikle m.40–42 ve 50. TBMM, kanun metni.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları